2. sure

Bakara Suresi البقرة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 44 konu
  1. Kitabın niteliği ve sakınanların vasıfları 1–5 karşılaştır — Kitabın niteliği ve sakınanların vasıfları
  2. İnkâra saplananlar 6–7 karşılaştır — İnkâra saplananlar
  3. Münafıklar ve iki benzetme 8–20 karşılaştır — Münafıklar ve iki benzetme
  4. Kulluk çağrısı ve Kur'an'a meydan okuma 21–29 karşılaştır — Kulluk çağrısı ve Kur'an'a meydan okuma
  5. Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş 30–39 karşılaştır — Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş
  6. İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun 40–46 karşılaştır — İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun
  7. Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap 47–53 karşılaştır — Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap
  8. Tövbe, Allah'ı görme isteği, gölge ve kudret helvası 54–59 karşılaştır — Tövbe, Allah'ı görme isteği, gölge ve kudret helvası
  9. Sudan ve yemekten şikâyet 60–61 karşılaştır — Sudan ve yemekten şikâyet
  10. İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler 62 karşılaştır — İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler
  11. Tûr'un kaldırılması ve Cumartesi yasağı 63–66 karşılaştır — Tûr'un kaldırılması ve Cumartesi yasağı
  12. Sığır kıssası ve katılaşan kalpler 67–74 karşılaştır — Sığır kıssası ve katılaşan kalpler
  13. Kitabı tahrif edenler ve "sayılı günler" iddiası 75–82 karşılaştır — Kitabı tahrif edenler ve "sayılı günler" iddiası
  14. Misak: ana babaya iyilik, kan dökmemek 83–86 karşılaştır — Misak: ana babaya iyilik, kan dökmemek
  15. Peygamberlerin yalanlanması 87–96 karşılaştır — Peygamberlerin yalanlanması
  16. Cebrâil'e düşmanlık, Süleyman ve sihir 97–103 karşılaştır — Cebrâil'e düşmanlık, Süleyman ve sihir
  17. "Râinâ" demeyin; nesih; Kitap ehlinin kıskançlığı 104–110 karşılaştır — "Râinâ" demeyin; nesih; Kitap ehlinin kıskançlığı
  18. Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı 111–121 karşılaştır — Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı
  19. İbrâhim'in imtihanı ve Kâbe'nin yükseltilmesi 122–129 karşılaştır — İbrâhim'in imtihanı ve Kâbe'nin yükseltilmesi
  20. İbrâhim'in dini ve Ya'kūb'un vasiyeti 130–141 karşılaştır — İbrâhim'in dini ve Ya'kūb'un vasiyeti
  21. Kıble'nin değiştirilmesi 142–152 karşılaştır — Kıble'nin değiştirilmesi
  22. Sabır, namaz ve imtihan 153–157 karşılaştır — Sabır, namaz ve imtihan
  23. Safâ ile Merve; hakkı gizleyenler; tek ilah 158–163 karşılaştır — Safâ ile Merve; hakkı gizleyenler; tek ilah
  24. Yaratılıştaki deliller ve ortak koşanlar 164–167 karşılaştır — Yaratılıştaki deliller ve ortak koşanlar
  25. Helal ve haram yiyecekler; atalara uyma 168–176 karşılaştır — Helal ve haram yiyecekler; atalara uyma
  26. İyilik (birr) nedir 177 karşılaştır — İyilik (birr) nedir
  27. Kısas ve vasiyet 178–182 karşılaştır — Kısas ve vasiyet
  28. Oruç 183–187 karşılaştır — Oruç
  29. Haksız kazanç ve hilaller 188–189 karşılaştır — Haksız kazanç ve hilaller
  30. Savaş hükümleri 190–195 karşılaştır — Savaş hükümleri
  31. Hac ve umre 196–203 karşılaştır — Hac ve umre
  32. İki insan tipi ve barışa çağrı 204–210 karşılaştır — İki insan tipi ve barışa çağrı
  33. İsrâiloğullarına sorulan ve ümmetin imtihanı 211–214 karşılaştır — İsrâiloğullarına sorulan ve ümmetin imtihanı
  34. Sorular: infak, savaş, içki ve kumar, yetimler, evlilik 215–221 karşılaştır — Sorular: infak, savaş, içki ve kumar, yetimler, evlilik
  35. Ay hali, yeminler ve îlâ 222–228 karşılaştır — Ay hali, yeminler ve îlâ
  36. Boşanma, emzirme, vefat iddeti ve mehir 229–237 karşılaştır — Boşanma, emzirme, vefat iddeti ve mehir
  37. Namaz, korku namazı ve dul eşler 238–242 karşılaştır — Namaz, korku namazı ve dul eşler
  38. Yurtlarını terk edenler; Tâlût ve Câlût 243–252 karşılaştır — Yurtlarını terk edenler; Tâlût ve Câlût
  39. Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok 253–257 karşılaştır — Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok
  40. Üç diriliş sahnesi 258–260 karşılaştır — Üç diriliş sahnesi
  41. İnfakın örnekleri ve âdâbı 261–274 karşılaştır — İnfakın örnekleri ve âdâbı
  42. Faiz 275–281 karşılaştır — Faiz
  43. Borcun yazılması 282–283 karşılaştır — Borcun yazılması
  44. Kapanış: peygamberin ve mü'minlerin imanı, son dua 284–286 karşılaştır — Kapanış: peygamberin ve mü'minlerin imanı, son dua

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitabın niteliği ve sakınanların vasıfları 1–5

  1. Bakara suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 1. ayet. الٓمٓ

    elif-lâm-mîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    ELİF! LÂM! MÎM! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere  "huruf-i mukattaa" yani tek tek okunan harfler denir. Birlikte okunsa "Elif, Lam, Mim" yerine "elem" şeklinde okunurlar. Bu gibi harfler bazı surelerin başında bulunur. Nebi'mize bu konuda bir soru sorulmamış olması, anlamının bilindiğini gösterir. Bilinmeseydi müşrikler bunu dillerine dolarlardı. Anlamları ile ilgili sahih bir rivayetin olmaması da gösteriyor ki asıl neden, bu harflerin arkasından okunacak ayetlere dikkat çekmektir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 1. ayet

  2. Bakara suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 2. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ

    ẕâlike-lkitâbü lâ raybe fîh. hüdel lilmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte o Kitap dipnot 1 budur; içinde şüpheye yer yoktur. Müttakiler için rehberdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adem aleyhisselamdan beri her nebiye verilen Kitap budur (En'am 6/83-90) . Ufak tefek farklılıklar dışında önceki kitapların aynısıdır. (Bakara 2/106) ve Arapça Kur'an haline getirilmiştir. Aslı, Allah katındaki Ana Kitap'tadır. (Zuhruf 43/3-4)
    2. metne dön, dipnot 2
      Müttaki, kendi doğal yapısını koruyan kişidir. Müttekinin zıddı tağut yani sınırları aşan kişidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 2. ayet

  3. Bakara suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

    elleẕîne yü'minûne bilgaybi veyüḳîmûne-ṣṣalâte vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a içten dipnot 1 inanan, dipnot 2 namazı düzgün ve sürekli kılan dipnot 3 ve verdiğimiz rızıkları yerli yerince harcayanlar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İçten" diye anlam verdiğimiz kelime (الغيب) El-ğayb'dır. Ondaki el (ال) takısı, muzafun ileyhten ıvazdır; بغيبهم /biğaybihim = gayblarıyla demektir. Kişinin içindeki, başkası için gayb olduğundan ayete "içten inanırlar" meali verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnanma, güvenmedir. Allah'ı herkes bilir, ama O'na herkes yeterince güvenip teslim olmaz. İnsanı kafir yapan budur. Bu yüzden iman yerine bazen "inanma", bazen "güvenme", bazen de "inanıp güvenme" kelimeleri kullanılacaktır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetin metninde geçen es-salat = الصلاة 'ın kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan'ul-Arab) Her müminin sürekli yapması gereken ve hiç bir şart altında terk edemeyeceği tek ibadet, namaz olduğu için Kur'an'da ona salat denmiştir. Allah Teala şu ayetlerde, namazın bu özelliğine dikkatimizi çeker:  "Namazları ve orta namazı özenle sürekli kılın; Allah'ın huzurunda saygıyla durun. Eğer korkarsanız, yürüyerek yahut binek üstünde kılın. Güvene kavuşunca, bilmediklerinizi öğreten Allah'ı, size öğrettiği gibi zikredin. (Namazı, Allah'ın ayetlerini kafanıza yerleştirmek için sürekli kılın) (Bakara 2/238-239). (Umduklarına kavuşacak olan müminler) namazlarını özenle sürekli kılanlardır. (Müminun 23/9) Onlar namazlarını özenle sürekli kılanlardır. (Mearic 70/34)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 3. ayet

  4. Bakara suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    velleẕîne yü'minûne bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min ḳablik. vebil'âḫirati hüm yûḳinûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana indirilene de senden önce indirilenlere dipnot 1 de inanıp güvenenler ve ahiret konusunda kesin bir kanaate varanlar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, önceki kitapları onaylar ve ana metinlerini korur. Bu sebeple onların ana metinlerine inanmak gerekir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 4. ayet

  5. Bakara suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 5. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    ülâike `alâ hüdem mir rabbihim veülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahiplerinin (Rablerinin) dipnot 1 doğru yolunda olanlar onlardır. Umduklarını bulacak olanlar da onlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rab kelimesinin en uygun karşılığı "sahip"tir. Evin sahibine rabb'ud- dar (Müfredat), sermaye sahibine de rabb'ül-mal denir. Yusuf aleyhisselam, kralın gönderdiği köleye şöyle demişti: "Rabbine dön de sor bakalım, ellerini kesen kadınların derdi neymiş? Benim Rabbim onların oyunlannı bilir. " (Yusuf 12/50) Bu ayette rab kelimesinin hem Allah hem de kölenin sahibi olan kral için kullanılması tercihimizin doğru olduğunu gösterir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 5. ayet

İnkâra saplananlar 6–7

  1. Bakara suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 6. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    inne-lleẕîne keferû sevâün `aleyhim eenẕertehüm em lem tünẕirhüm lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kafirleri (ayetleri görmezlikten gelenleri) dipnot 1 uyarsan da uyarmasan da fark etmez; onlar inanıp güvenmezler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Küfür, örtme; kafir, örten demektir (Müfredat). Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğunu anlayan bir kişi, ondaki ayetlerden birini bile görmek veya duymak istemeyince onun üstünü örtmüş ve kafir olmuş olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 6. ayet

  2. Bakara suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 7. ayet. خَتَمَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَعَلَىٰ سَمْعِهِمْ وَعَلَىٰٓ أَبْصَٰرِهِمْ غِشَٰوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    ḫateme-llâhü `alâ ḳulûbihim ve`alâ sem`ihim. ve`alâ ebṣârihim gişâveh. velehüm `aẕâbün `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sanki kalplerini ve kulaklarını Allah mühürlemiş, gözleri de perdelidir dipnot 1 . Onların hak ettiği büyük bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette kafirlerin önyargıları, istiare-i temsiliyye (alegori) denen mecazi anlatımla canlandırmıştır, istiarede benzetme edatı gizlenir ama bu mecaz, gerçek sanıldığı için burada benzetme, tarafımızdan "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 7. ayet

Münafıklar ve iki benzetme 8–20

  1. Bakara suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 8. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَمَا هُم بِمُؤْمِنِينَ

    vemine-nnâsi mey yeḳûlü âmennâ billâhi vebilyevmi-l'âḫiri vemâ hüm bimü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimi insanlar da ‘Allah'a ve ahiret gününe inanırız." derler ama inanıp güvenmezler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 8. ayet

  2. Bakara suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 9. ayet. يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

    yüḫâdi`ûne-llâhe velleẕîne âmenû. vemâ yaḫde`ûne illâ enfüsehüm vemâ yeş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a ve müminlere karşı oyun kurarlar, dipnot 1 fakat farkında olmadan oyunu kendilerine karşı kurarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen hıda' (الخداع); planlı bir şekilde yanıltma ve aldatma demektir (Müfredat).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 9. ayet

  3. Bakara suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 10. ayet. فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَهُمُ ٱللَّهُ مَرَضًا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ

    fî ḳulûbihim meraḍun fezâdehümü-llâhü meraḍâ. velehüm `aẕâbün elîmüm bimâ kânû yekẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunların kalplerinde hastalık vardır; Allah bir hastalık daha vermiştir. Yalan söylemelerine karşılık hak ettikleri acıklı bir azaptır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a tam güvenememe hastalığına ekledikleri yalancılık hastalığı ikinci bir azaba sebep olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 10. ayet

  4. Bakara suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 11. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ

    veiẕâ ḳîle lehüm lâ tüfsidû fi-l'arḍi ḳâlû innemâ naḥnü muṣliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    11. Onlara: "Tabii düzeni bozmayın!" dipnot 1 denince, "Biz sadece düzeni sağlayan kimseleriz." derler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her varlık Allah'ın ayetidir. Şu ayette yer alan din tanımı, yaratılan ayetlere göredir: "Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah 'ın fıtratına çeıir. 0, insanları ona göre yaratmıştır. Allah'ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. İşte sağlam din bu dindir. Ama insanların çoğu bunu bilmezler. " (Rum 30/30). Fıtrat, tabiatta geçerli kanun ve kurallar bütünüdür.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 11. ayet

  5. Bakara suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 12. ayet. أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْمُفْسِدُونَ وَلَٰكِن لَّا يَشْعُرُونَ

    elâ innehüm hümü-lmüfsidûne velâkil lâ yeş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dikkat edin, düzeni bozanlar onlardır ama farkında olmazlar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 12. ayet

  6. Bakara suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 13. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَٰكِن لَّا يَعْلَمُونَ

    veiẕâ ḳîle lehüm âminû kemâ âmene-nnâsü ḳâlû enü'minü kemâ âmene-ssüfehâ'. elâ innehüm hümü-ssüfehâü velâkil lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara: ‘Allah'a, diğer insanların güvendiği gibi güvenin." denince: "O akılsızların güvendiği gibi mi güveneceğiz?" derler. Dikkat edin, asıl akılsızlar onlardır ama bilmezler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 13. ayet

  7. Bakara suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 14. ayet. وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ إِلَىٰ شَيَٰطِينِهِمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِءُونَ

    veiẕâ leḳu-lleẕîne âmenû ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalev ilâ şeyâṭînihim ḳâlû innâ me`aküm innemâ naḥnü müstehziûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a inanıp güvenenlerle yüz yüze gelince, "Biz O'na inanıp güveniriz." derler. Şeytanlarıyla dipnot 1 baş başa kalınca, "inanın biz sizin yanınızdayız, onlara sadece göz yumuyoruz!" derler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytan, doğru yoldan uzaklaşan insan ve cinlere denir. (Bkz. En'am 6/112)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 14. ayet

  8. Bakara suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 15. ayet. ٱللَّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    allâhü yestehziü bihim veyemüddühüm fî ṭugyânihim ya`mehûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara fırsat vererek göz yuman Allah'tır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iki ayette geçen istihza yani alay tarzını en iyi ifade eden söz, bize göre "idare etme ve göz yumma"dır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 15. ayet

  9. Bakara suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 16. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ فَمَا رَبِحَت تِّجَٰرَتُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ

    ülâike-lleẕîne-şteravu-ḍḍalâlete bilhüdâ. femâ rabiḥat ticâratühüm vemâ kânû mühtedîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, doğruyu(hidayeti) verip yanlışı(dalaleti) alanlardır. Doğru yolda olmadan, dipnot 1 yaptıkları ticaret kazanç getirmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hidayet; doğru yola girme, rehberlik etme ve o yola kabul etme anlamlarına gelir. Dalalet ise kasıtlı veya kasıtsız yoldan çıkma, hedeften sapma, kaybolma, bir şeyi kaybetme vs. anlamlarına gelir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 16. ayet

  10. Bakara suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 17. ayet. مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ ٱلَّذِى ٱسْتَوْقَدَ نَارًا فَلَمَّآ أَضَآءَتْ مَا حَوْلَهُۥ ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَٰتٍ لَّا يُبْصِرُونَ

    meŝelühüm kemeŝeli-lleẕi-stevḳade nârâ. felemmâ eḍâet mâ ḥavlehû ẕehebe-llâhü binûrihim veterakehüm fî żulümâtil lâ yübṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tıpkı bir meşale yakmak isteyen kişiye benzerler. Meşale çevresini aydınlatınca sanki Allah, gözlerini kör etmiş ve onlan karanlıklar içinde bırakmış da bir şey göremez hale gelmişlerdir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette münafıkların durumları, istiare-i temsiliyye (alegori) denen mecazi anlatımla canlandırılmıştır. Onlar, bir meşale ile yani Allah'ın dini ile aydınlanmak ve doğru yolda yürümek istemişler ama önleri aydınlanınca kör numarası yapmaya başlamışlardır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 17. ayet

  11. Bakara suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 18. ayet. صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

    ṣummüm bükmün `umyün fehüm lâ yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sağır, dilsiz ve kör kesilirler; artık geri dönmezler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafık, başlangıçta Müslümanca yaşamak ister. Dünyayı ikinci sıraya atamayınca da kendine engel gördüğü ayetlere karşı kör, sağır ve dilsiz kesilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 18. ayet

  12. Bakara suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 19. ayet. أَوْ كَصَيِّبٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فِيهِ ظُلُمَٰتٌ وَرَعْدٌ وَبَرْقٌ يَجْعَلُونَ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِم مِّنَ ٱلصَّوَٰعِقِ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ وَٱللَّهُ مُحِيطٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

    ev keṣayyibim mine-ssemâi fîhi żulümâtüv vera`düv veberḳ. yec`alûne eṣâbi`ahüm fî âẕânihim mine-ṣṣavâ`iḳi ḥaẕera-lmevt. vellâhü müḥîṭum bilkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Karanlıkların her yanı kapladığı, göğün gürlediği ve şimşeklerin çaktığı bir yerde, bardaktan boşanırcasına yağmura tutulmuş bir kimseye de benzerler; şiddetli gürültüden ölecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. O kafirleri dipnot 1 çevreleyen her şeyi bilen dipnot 2 Allah'tır

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetleri görmezlikten gelenleri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah, yaptığı şeyin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu kişinin içine ilham eder (Şems 91/8)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 19. ayet

  13. Bakara suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 20. ayet. يَكَادُ ٱلْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَٰرَهُمْ كُلَّمَآ أَضَآءَ لَهُم مَّشَوْا۟ فِيهِ وَإِذَآ أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا۟ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    yekâdü-lberḳu yaḫṭafü ebṣârahüm. küllemâ eḍâe lehüm meşev fîhi veiẕâ ażleme `aleyhim ḳâmû. velev şâe-llâhü leẕehebe bisem`ihim veebṣârihim. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O şimşek (Kur'an nuru), gözlerini söküp çıkaracak gibi olur. Ne zaman önlerini aydınlatsa yürürler, gözlerini kamaştırınca da kalakalırlar dipnot 1 . Allah cezalandırmayı tercih etseydi dipnot 2 onları tümüyle kör ve sağır ederdi dipnot 3 . Ama her şeye bir ölçü koyan Allah'tır dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesaplarına gelen ayetlerden yararlanır, gelmeyenlerin parlaklığı karşısında susarlar. Ayetteki azleme (اًذعلم) fiilinin,"karanlığın bastırması" yanında "parıldama" anlamı da vardır. (El- ayn). "şimşek, gözlerini söküp çıkaracak gibi olur" sözü, münafıkların, Kur'an'ın parlaklığı karşısında sustuklarım gösterdiğinden buraya uygun olan ‘parıldama' anlamıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Şae = شاء" fiili, bir şeyi var etti, demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Gözlerini ve kulaklarını doğrulara kapadıkları için bu, işledikleri suça denk ceza olurdu. "Allah, yaptıkları yanlışlardan dolayı insanları yakalasaydı yeryüzünde kıpırdayan kimseyi bırakmazdı. Ama Allah, onları belli bir süreye kadar erteler." (Nahl 16/61)
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayetteki kadir = قدير kelimesi, "ölçü koyan" anlamındadır ama gelenekte "gücü yeter" anlamı verilir, ölçüyü en büyük güce sahip olan koyar, ama ayete "gücü yeter" anlamı verilince kelimenin ölçü ile ilişkisi kesilmiş olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 20. ayet

Kulluk çağrısı ve Kur'an'a meydan okuma 21–29

  1. Bakara suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 21. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱعْبُدُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    yâ eyyühe-nnâsu-`büdû rabbekümü-lleẕî ḫaleḳaküm velleẕîne min ḳabliküm le`alleküm tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Sahibinize (Rabbinize) kul olun ki kendinizi koruyasınız.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 21. ayet

  2. Bakara suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 22. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ فِرَٰشًا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءً وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًا لَّكُمْ فَلَا تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًا وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    elleẕî ce`ale lekümü-l'arḍa firâşev vessemâe binaâ. veenzele mine-ssemâi mâen feaḫrace bihî mine-ŝŝemerâti rizḳal leküm. felâ tec`alû lillâhi endâdev veentüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzünü sizin için dayalı döşeli hale getiren, göğü de bir bina gibi yapılandıran O'dur. Gökten su indirir de onunla oluşan ürünlerden size yiyecek çıkarır. Öyleyse bile bile, Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurmayın dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki endad (tekili nid), özde Allah'a benzeyen varlık demektir. Bunu akıl kabul etmeyeceği için iddia sahipleri, hedeflerinin Allah'a ulaşmak olduğunu, endad'ın buna aracılık yaptığını söyleyerek kendilerini aldatırlar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 22. ayet

  3. Bakara suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 23. ayet. وَإِن كُنتُمْ فِى رَيْبٍ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍ مِّن مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    vein küntüm fî raybim mimmâ nezzelnâ `alâ `abdinâ fe'tû bisûratim mim miŝlih. ved`û şühedâeküm min dûni-llâhi in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kulumuza (Muhammed'e) parça parça indirdiğimiz şeyden şüpheniz varsa Allah ile aranıza koyduğunuz dipnot 1 ulu kişilerinize dipnot 2 yalvarın da ondakine denk bir sure getirin. İddianızda haklı iseniz yaparsınız!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "mindunillah = مِن دُونِ اللّهِ" daki dun = دُون, sözü üstün zıddı, en üstten aşağıca, yakın, önce anlamlarına gelir. Müşrik, Allah'a ulaşmayı bir Kral'a ulaşmak gibi sanarak ona yakın gördüğü şeyi aracı koyar. Hristiyanların İsa'ya Allah'ın oğlu, Mekkeli müşriklerin tanrılarına Allah'ın kızları, büyüklerini aracı koyanların onları Allah'ın dostları saymaları bundandır. Böylece kendilerine şah damarından daha yakın olan Allah ile ilişkiyi keser, önce bu aracılara kulluk eder ve müşrik olurlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ulu kişiler diye tercüme ettiğimiz kelime şuheda'nın tekili olan şehid; hazır olan, bilen ve bilgilendiren anlamlarına gelir. Müşrik, Allah ile arasına koyduğu şeyin her yerde hazır olduğuna, kendini gördüğüne ve Allah'ın yanında kendine vekil olacağına inanarak ona şehid kelimesinin bütün anlamını yükler:

    Ayet detayı — Bakara suresi, 23. ayet

  4. Bakara suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 24. ayet. فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ وَلَن تَفْعَلُوا۟ فَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ

    feil lem tef`alû velen tef`alû fetteḳu-nnâra-lletî veḳûdühe-nnâsü velḥicârah. ü`iddet lilkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu yapmazsanız ki asla yapamayacaksınız; o zaman tutuşturucusu insanlar ve taşlar olan o ateşe karşı kendinizi koruyun. Orası kafirler dipnot 1 için hazırlanmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetleri görmezlikten gelenler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 24. ayet

  5. Bakara suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 25. ayet. وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ كُلَّمَا رُزِقُوا۟ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقًا قَالُوا۟ هَٰذَا ٱلَّذِى رُزِقْنَا مِن قَبْلُ وَأُتُوا۟ بِهِۦ مُتَشَٰبِهًا وَلَهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    vebeşşiri-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti enne lehüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâr. küllemâ ruziḳû minhâ min ŝemeratir rizḳan ḳâlû hâẕe-lleẕî ruziḳnâ min ḳablü veütû bihî müteşâbihâ. velehüm fîhâ ezvâcüm müṭahherâtüv vehüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanan ve iyi işleri yapanlara da müjde ver: İçinden ırmaklar akan bahçeler onlar içindir. Kendilerine hangi üründen sunulsa: "Bu bize daha önce de sunulmuştu." derler; ama onlara onun bir benzeri verilir. Orada kusursuz hale getirilmiş dipnot 1 eşleri de olur ve ölümsüz olarak kalırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Eş" diye tercüme ettiğimiz "zevc" kelimesi Kur'an'da hem kadın hem de erkek için kullanılır. Cennete giden eşler, eksiklerden arındırılacağı İçin, biri diğerinde bir kusur bulamayacaktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 25. ayet

  6. Bakara suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 26. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسْتَحْىِۦٓ أَن يَضْرِبَ مَثَلًا مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرًا وَيَهْدِى بِهِۦ كَثِيرًا وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلْفَٰسِقِينَ

    inne-llâhe lâ yestaḥyî ey yaḍribe meŝelem mâ be`ûḍaten femâ fevḳahâ. feemme-lleẕîne âmenû feya`lemûne ennehü-lḥaḳḳu mir rabbihim. veemme-lleẕîne keferû feyeḳûlûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. yüḍillü bihî keŝîrav veyehdî bihî keŝîrâ. vemâ yüḍillü bihî ille-lfâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah hiçbir şeyi örnek vermekten çekinmez, bir sivrisinek de daha üstü de olabilir. Allah'a güvenenler bilirler ki o, Sahipleri (Rableri) tarafından verilmiş doğru örnektir. Kafirler dipnot 1 ise şöyle derler: "Ne yani, Allah böyle bir örnekle neyi amaçlamış olabilir!" Bu yolla Allah, birçoğunun sapıttığına, birçoğunun da yola geldiğine karar verir. Sapıttığına karar verdikleri sadece (fasıklar) yoldan çıkmış olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetleri görmezden gelenler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 26. ayet

  7. Bakara suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 27. ayet. ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    elleẕîne yenḳuḍûne `ahde-llâhi mim ba`di mîŝâḳih. veyaḳṭa`ûne mâ emera-llâhü bihî ey yûṣale veyüfsidûne fi-l'arḍ. ülâike hümü-lḫâsirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Fasıklar, Allah'a verdikleri sözün kesinleşmesinden sonra Allah'ın birleştirilmesini emrettiğini ayırarak dipnot 1 ve tabii düzeni bozarak sözlerinden cayanlardır. dipnot 2 Zarar edenler işte onlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, Allah'ı ikinci sıraya koyarak onunla doğrudan ilişkiyi kesendir. Yoksa Allah, her kişinin en yakınıdır. Bir ayet şöyledir: "İnsanı biz yarattık, içinden neler geçtiğini biliriz. Biz ona şah damarından da yakınız." (Kaf 50/16) Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğunu kavrayanlar da Bakara 2/285. ayetteki gibi Allah'a içten söz verirler. Onlarla ilgili ayet şudur: "Allah'ın size olan nimetini ve sizinle sözleştiği zaman O'na verdiğiniz sözü aklınızdan çıkarmayın; hani "İşittik ve itaat ettik" demiştiniz. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun, çünkü Allah içinizde olanı bilir." (Maide 5/7)
    2. metne dön, dipnot 2
      Her insan, Allah'ın varlığını ve birliğini, kendi sahibi olduğunu gözlemiyle kavrar ve içten ona bağlılığını bildirir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 27. ayet

  8. Bakara suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 28. ayet. كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَٰتًا فَأَحْيَٰكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    keyfe tekfürûne billâhi veküntüm emvâten feaḥyâküm. ŝümme yümîtüküm ŝümme yuḥyîküm ŝümme ileyhi türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a karşı nasıl iyilik bilmez olursunuz! Cansız haldeydiniz, size canı O verdi! Sonra sizi cansız hale getirecek ve yeniden can verecektir. dipnot 1 Sonra O'nun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bizler yokken, bizi oluşturan maddeler vardı; biz onlarla hayat bulduk. (bkz. İnsan 76/1) Yine o maddelere dönüşüp toprak olacak ve bir kez daha hayat bulacağız. (bkz. Mümin 40/11- Kaf 50/2-4) Ayet, bu durumu anlatmaktadır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 28. ayet

  9. Bakara suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 29. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    hüve-lleẕî ḫaleḳa leküm mâ fi-l'arḍi cemî`an ŝümme-stevâ ile-ssemâi fesevvâhünne seb`a semâvât. vehüve bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yerin içinde olan her şeyi sizin için yaratan O'dur. Sonra göğe yönelmiş ve onları yedi gök olarak düzenlemiştir. dipnot 1 Her şeyi bilen O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünya, iki günde yaratıldı; gıda ölçülerinin tamamlanması için süre dört güne çıkarıldı. Son iki günde de gökler yaratıldı (Bkz. Fussilet 41/9-12). Tabiata canlılık veren Güneş ışınları (duha) ortaya çıkıp gece ile gündüz oluşunca da yeryüzü bitkilerle donatıldı. (Naziat 79/27-33)Kur'an'a göre gün, bize göre bin yıl (Secde 32/5), elli bin yıl (Mearic 70/4) olabileceği için buradaki gün, evre anlamındadır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 29. ayet

Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş 30–39

  1. Bakara suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 30. ayet. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى جَاعِلٌ فِى ٱلْأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوٓا۟ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    veiẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî câ`ilün fi-l'arḍi ḫalîfeh. ḳâlû etec`alü fîhâ mey yüfsidü fîhâ veyesfikü-ddimâ'. venaḥnü nüsebbiḥu biḥamdike venüḳaddisü lek. ḳâle innî a`lemü mâ lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahibin (Rabbin) bir gün meleklere, "Yeryüzünde bir muhalif varlık dipnot 1 yaratıyorum." dedi. Melekler, "Orada tabii düzeni bozacak ve kan dökecek bir varlık mı oluşturuyorsun? Ama sen yaptığını güzel yaparsın, sana içten boyun eğmemiz bundandır. Senden dolayı onu değerli sayarız." dipnot 2 dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhalif varlık halife'nin sözlük anlamıdır. Halif (خَلِيفَة) kelimesine mübalağa (abartı) için ta(ة)'nın eklenmesiyle oluşmuştur. (Lisan'ul-Arab) İsm-i fail olarak (الخالف), birinin yerine geçen muhalif olan veya arkada kalan anlamlarına gelir. İsm-i mef'ul (المخلوف)  da yerine başkası geçen, muhalefet edilen ve arkasında birini bırakan demektir. Allah Teala şöyle demiştir: "Rabbin farklı tercihte bulunsaydı insanları tek bir toplum yapardı, Sahibinin (Rabbinin) ikramda bulundukları dışında kalanlar birbirlerine muhalif olmayı sürdüreceklerdir. O, onları bunun için yaratmıştır..." (Hud 11/118-119)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki takdis (تقديس),  arındırma demektir (Mekayis). Burada düzen bozuculuktan ve kan dökücülükten arındırma kastedildiği için "değerli sayma" anlamı uygun düşmektedir. "Nukaddisu lek" sözü, "nukaddisuhu lek" takdirindedir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 30. ayet

  2. Bakara suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 31. ayet. وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلْأَسْمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِى بِأَسْمَآءِ هَٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    ve`alleme âdeme-l'esmâe küllehâ ŝümme `araḍahüm `ale-lmelâiketi feḳâle embiûnî biesmâi hâülâi in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Âdem'e her varlığın ismini (neye yaradığını) öğretti, dipnot 1 sonra onları meleklere gösterdi: "İddianızda haklıysanız bana şunların isimlerini söyleyin!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      El - esma = الاسماء'daki  el (ال) takısı muzafun ileyhten ıvazdır; esma'ul-mevcudat = varlıkların isimleri anlamındadır. Allah Adem'e varlıkların isimlerini, neye yaradıklarını ve onlardaki gizli bilgiyi öğretmişti.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 31. ayet

  3. Bakara suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 32. ayet. قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ لَا عِلْمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    ḳâlû sübḥâneke lâ `ilme lenâ illâ mâ `allemtenâ. inneke ente-l`alîmü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Melekler, "Biz sana içten boyun eğeriz, bizde senin öğrettiğin dışında bilgi olmaz. Her şeyi bilen ve kararları doğru olan Sensin." dediler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 32. ayet

  4. Bakara suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 33. ayet. قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ

    ḳâle yâ âdemü embi'hüm biesmâihim. felemmâ embeehüm biesmâihim ḳâle elem eḳul leküm innî a`lemü gaybe-ssemâvâti vel'arḍi vea`lemü mâ tübdûne vemâ küntüm tektümûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Allah, "Âdem! Meleklere şunların isimlerini (neye yaradıklarını) söyle!" dedi. Âdem onlara o isimleri söyleyince, "Size dememiş miydim, ben göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 (gizlisini, saklısını) bilirim. Neyi açığa vurduğunuzu, içinizde neyi sakladığınızı dipnot 2 da bilirim." dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O bilgi, melekler için gayb yani bilinemezdir. Adem'e öğretildiği için onun açısından gayb olmaktan çıkmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu söz, meleklerin Adem'i kıskandıklarını gösterir. Adem'e secde emri, onlar için zor bir imtihan olmuştu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 33. ayet

  5. Bakara suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 34. ayet. وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ وَٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. ebâ vestekbera vekâne mine-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Meleklere "Âdem'e secde edin!" dediğimizde hemen secdeye kapandılar ama İblis öyle yapmadı, büyüklenerek direndi ve kafirlerden dipnot 1 oldu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kafirlerden oldu" sözü, İblis'ten önce de bazı meleklerin kafir olduklarını gösterir. Melek, elçi anlamındadır (Müfredat). Onlar      Allah'ın, birçok konuda elçi olarak görevlendirdiği cinlerdir. Allah  Teala şöyle demiştir: "Cinleri ve insanları, sadece bana kulluk etsinler      diye yarattım." (Zariyat 51/56) Şu ayet bunu açıkça anlatmaktadır: "Bir gün meleklere, ‘Adem'e secde edin!' dedik. İblis'in dışındakiler      hemen secdeye kapandılar. O da o cinlerdendi ama Sahibinin (Rabbinin) emrinden çıktı." (Kehf 18/50) Bu ayeti doğru anlamak için: "Rabbinin emrinden çıkmayan cinler hangileriydi?" diye sormak gerekir. Bunun tek cevabı "melekler" olur. O zaman, meleklerin cinlerden olmadığı, sorumsuz varlıklar olduğu ve günah işleyemeyeceği şeklindeki algı yönetiminin önü kesilir. Burada emirden çıkan meleğin adı İblis'tir. İblis, meleklerden olmasaydı secdeden sorumlu tutulamazdı. Ayete göre secde etmemesinin tek sebebi kendini büyük görüp direnmesidir. Bu suçu hangi melek işlese aynı cezaya çarptırılır. İlgili ayetler şöyledir: "Mesih, Allah'a kul olmaktan geri durmaz. Mukarreb (Allah'a akın) melekler de öyledir. Kim O'na kulluktan geri durur da büyüklük taslarsa (bilmeli ki) Allah, onların hepsini huzuruna toplayacaktır. İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara hem ücretlerini tastamam verecek hem de ikramda bulunacaktır. Kul olmayı kendine yakıştıramayıp büyüklük taslayanları da acıklı bir azaba çarptıracaktır. Onlar, kendileri için Allah ile aralarına girecek ne bir dost (veli) ne de yardımcı bulacaklardır." (Nisa 4/172-173)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 34. ayet

  6. Bakara suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 35. ayet. وَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veḳulnâ yâ âdemü-skün ente vezevcüke-lcennete vekülâ minhâ ragaden ḥayŝü şi'tümâ. velâ taḳrabâ hâẕihi-şşecerate fetekûnâ mine-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedik ki: "Âdem! Sen eşinle birlikte şu bahçeye dipnot 1 yerleş; beğendiğiniz yerden çekinmeden dipnot 2 yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapmış dipnot 3 olursunuz".

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Orası dünyadaki bir bahçedir. Arapçada cennet, üstünde bitki örtüsü bulunan yer anlamındadır.  (Bakara 2/30). ayete göre Adem, dünyada yaratıldı ve kendine dünyadaki varlıkların bilgisi öğretildi. (Araf 7/25). ayete göre de o ve onun soyundan gelenler, burada yaşayacak, burada ölecek ve kıyamet günü yeniden yaratılışları burada olacaktır. Adem ve Havva'nın dünyanın dışında bir yere götürüldüklerine dair tek bir delil yoktur. Onların yerleştirildikleri yer Ahirette müminlerin gideceği cennet olamaz. O Cennet, imtihan yeri değil, imtihanı kazananlara ödül olarak verilecek yerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen rağad =رغد  güzellik ve bolluk anlamına gelir(Müfredat). Ona "hiç çekinmeden" anlamı vermemiz bundandır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Zulüm, yanlış yapmaktır (Müfredat). Bu kökten kelimelere "yanlış yapma" anlamı vermemiz bundandır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 35. ayet

  7. Bakara suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 36. ayet. فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

    feezellehüme-şşeyṭânü `anhâ feaḫracehümâ mimmâ kânâ fîh. veḳulne-hbiṭû ba`ḍuküm liba`ḍin `adüvv. veleküm fi-l'arḍi müsteḳarruv vemetâ`un ilâ ḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra Şeytan, o ağaç yüzünden ayaklarını kaydırdı da onları bulundukları yerden çıkardı. Onlara şöyle dedik: "İnin oradan! Biriniz diğerinin hakkına göz dikecek. dipnot 1 Sizin için bu topraklarda yerleşecek yer ve bir süreye kadar geçineceğiniz şeyler bulunacaktır".

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimenin kökü olan adv =عدو, sınırı aşmak ve uyumsuzluk demektir (Müfredat). Şeytan insana muhaliftir. Muhalefet karı-koca arasında da olduğu için Allah Teala bunun normal karşılanmasını istemiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 36. ayet

  8. Bakara suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 37. ayet. فَتَلَقَّىٰٓ ءَادَمُ مِن رَّبِّهِۦ كَلِمَٰتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    feteleḳḳâ âdemü mir rabbihî kelimâtin fetâbe `aleyh. innehû hüve-ttevvâbü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Âdem Sahibinden (Rabbinden) uyarılar aldı dipnot 1 (ve tevbe etti). Sahibi (Rabbi) de tevbesini kabul etti. Dönüş yapanı (tevbe edeni) kabul eden, ikramı bol olan O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahipleri (Rableri) seslendi: "Size bu ağacı yasak etmedim mi? Demedim mi ki: Şeytan sizin açık düşmanınızdır?" Dediler ki: "Rabbimiz! Ne ettikse kendimize ettik. Bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, kaybedenlere karışır gideriz."  (Araf 7/22-23)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 37. ayet

  9. Bakara suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 38. ayet. قُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ مِنْهَا جَمِيعًا فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًى فَمَن تَبِعَ هُدَاىَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    ḳulne-hbiṭû minhâ cemî`â. feimmâ ye'tiyenneküm minnî hüden femen tebi`a hüdâye felâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şöyle dedik: "Oradan hep birlikte inin! dipnot 1 Tarafımdan size bir rehber gelirse, dipnot 2 rehberime uyanlarda ne korku olur ne de üzüntü çekerler."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnin "ihbitu اهْبِطُواْ" emri çoğuldur. Arapçada çoğul, en az üçü gösterdiğinden inenler; Adem, Havva ve İblis'tir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete göre Adem o zaman Nebi değildi. Allah daha sonra onu, ailesi içinden seçip Nebi yapınca (Al-i İmran 3/33) kendisine bir rehber vermişti. Rehber anlamı verdiğimiz  huda =هُدًى kelimesi, bu surenin ikinci ayetinde Allah'ın kitabının tek özelliği sayıldığından buradaki rehber, Adem'e verilecek kitaptır. .

    Ayet detayı — Bakara suresi, 38. ayet

  10. Bakara suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yalan söyleyerek dipnot 1 ayetlerimizi görmezlikten gelenler ise cehennem ahalisidir. Onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kezzebe = كذّب  fiili "yalanlama" veya "çokça yalan söyleme" anlamına gelen tekzib kökündendir. Kelimenin geçtiği ayetlere, yerine göre "yalanlama" veya "yalan yanlış şeyler söyleme" anlamı verilmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 39. ayet

İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun 40–46

  1. Bakara suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 40. ayet. يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِىٓ أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّٰىَ فَٱرْهَبُونِ

    yâ benî isrâîle-ẕkürû ni`metiye-lletî en`amtü `aleyküm veevfû bi`ahdî ûfi bi`ahdiküm veiyyâye ferhebûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey İsrailoğulları! Size ettiğim iyilikleri aklınızdan çıkarmayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. dipnot 1 Yalnız benden korkun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinimiz İslam, bütün dinlere hakim olacaktır   (Bkz. Tevbe 9/33, Fetih 48/28, Saff 61/9).  Yahudilerin, bu hakimiyetten yararlanmaları, Müslüman olmalarına bağlıdır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 40. ayet

  2. Bakara suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 41. ayet. وَءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلْتُ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُوٓا۟ أَوَّلَ كَافِرٍۭ بِهِۦ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا وَإِيَّٰىَ فَٱتَّقُونِ

    veâminû bimâ enzeltü müṣaddiḳal limâ me`aküm velâ tekûnû evvele kâfirim bih. velâ teşterû biâyâtî ŝemenen ḳalîlâ. veiyyâye fetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin yanınızda olanı (Tevrat'ı) onaylayıcı olarak indirdiğime (Kur'an'a) inanın. Onu görmezlikten gelenlerin ilki olmayın! Âyetlerimi geçici dipnot 1 bir bedele karşılık satmayın! Yalnız benden çekinerek kendinizi koruyun!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalil = قليل, bir şeyin az olduğu veya kalıcı olmadığı anlamına gelir (Mekayis).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 41. ayet

  3. Bakara suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 42. ayet. وَلَا تَلْبِسُوا۟ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُوا۟ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    velâ telbisü-lḥaḳḳa bilbâṭili vetektümü-lḥaḳḳa veentüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hakkı, batıl kılığına sokmayın; dipnot 1 hakkı bile bile gizlemeyin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakk, tümüyle gerçek; batıl, gerçek dışı demektir. Hak olan Kur'an'ı, gerçek dışı sözlerle örtüp gizlemeyin.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 42. ayet

  4. Bakara suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 43. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرْكَعُوا۟ مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ

    veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte verke`û me`a-rrâki`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin! dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, ehl-i kitabın tıpkı bizim gibi namaz ve zekat ibadetleriyle yükümlü olduğunu gösterir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 43. ayet

  5. Bakara suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 44. ayet. أَتَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    ete'mürûne-nnâse bilbirri vetensevne enfüseküm veentüm tetlûne-lkitâb. efelâ ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanlara iyi olmayı emredip kendinizi unutuyorsunuz, öyle mi? Bir de Kitab'ı okuyorsunuz. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

    Ayet detayı — Bakara suresi, 44. ayet

  6. Bakara suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 45. ayet. وَٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى ٱلْخَٰشِعِينَ

    veste`înû biṣṣabri veṣṣalâh. veinnehâ lekebîratün illâ `ale-lḫâşi`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sabırlı dipnot 1 davranarak ve namaz kılarak yardım isteyin. Bu, Allah'a saygısı olanlardan başkasına ağır gelir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabır: Katlanmak, göğüs germek, direnmek, dirençli olmak anlamlarına gelir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 45. ayet

  7. Bakara suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 46. ayet. ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

    elleẕîne yeżunnûne ennehüm mülâḳû rabbihim veennehüm ileyhi râci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Saygılı olanlar, Sahipleriyle (Rableriyle) yüzleşeceklerini ve O'nun huzuruna çıkarılacaklarını anlayanlardır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ehl-i kitap içinde doğru inanca sahip insanlar vardır. (Bkz. Al-i İmran 3/199)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 46. ayet

Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap 47–53

  1. Bakara suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 47. ayet. يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    yâ benî isrâîle-ẕkürû ni`metiye-lletî en`amtü `aleyküm veennî feḍḍaltüküm `ale-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey İsrailoğulları! Size ettiğim iyilikleri ve vaktiyle sizi çağdaşlarınıza tercih ettiğimi aklınızdan çıkarmayın. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her nebinin ümmeti, döneminin en üstün toplumudur. "İnanıp güveniyorsanız en üstün sizsiniz." (Al-i İmran 3/139)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 47. ayet

  2. Bakara suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 48. ayet. وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    vetteḳû yevmel lâ teczî nefsün `an nefsin şey'ev velâ yuḳbelü minhâ şefâ`atüv velâ yü'ḫaẕü minhâ `adlüv velâ hüm yünṣarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat dipnot 1 kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredat). Ayet, mahşer günü kimseye şefaat edilmeyeceğini açıkça bildirmektedir. Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4/85) Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. "Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. Rahman'dan söz almış olanlar dışında kimse şefaate (birinden destek alma hakkına) sahip olamayacaktır." (Meryem 19/86-87) İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 48. ayet

  3. Bakara suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 49. ayet. وَإِذْ نَجَّيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ

    veiẕ necceynâküm min âli fir`avne yesûmûneküm sûe-l`aẕâbi yüẕebbiḥûne ebnâeküm veyestaḥyûne nisâeküm. vefî ẕâliküm belâüm mir rabbiküm `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. Size en ağır cezayı vermeye çalışıyor, oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı ise sağ bırakmak istiyorlardı. İşin içinde, Sahibiniz (Rabbiniz) olarak yaptığım dipnot 1 büyük bir imtihan vardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap edebiyatında iltifat sanatı vardır, anlatımı canlı tutmak ve konunun önemini vurgulamak için sözün akışı beklenmedik bir şekilde değiştirilerek üçüncü şahıstan birinci şahsa, ikinci şahıstan birinci veya üçüncü şahsa, birinci şahıstan ikinci veya üçüncü şahsa vs. geçilir. Geçmiş zamandan şimdiki veya gelecek zamana; gelecek zamandan geçmiş zamana ya da geçmiş zamandan emir kipine geçiş yapılabilir. Türkçede bu sanat olmadığından bu gibi ifadeler bir Türk'ü şaşırtır. Burada olduğu gibi birçok ayete, bu sanat yok sayılarak meal verilmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 49. ayet

  4. Bakara suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 50. ayet. وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ ٱلْبَحْرَ فَأَنجَيْنَٰكُمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

    veiẕ feraḳnâ bikümü-lbaḥra feenceynâküm veagraḳnâ âle fir`avne veentüm tenżurûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün denizi ikiye ayırıp sizi kurtardık, Firavun hanedanını da gözünüzün önünde boğduk.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 50. ayet

  5. Bakara suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 51. ayet. وَإِذْ وَٰعَدْنَا مُوسَىٰٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ

    veiẕ vâ`adnâ mûsâ erbe`îne leyleten ŝümme-tteḫaẕtümü-l`icle mim ba`dihî veentüm żâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa ile kırk geceliğine sözleştiğimizde onun arkasından buzağıyı ilah edinmiştiniz; dipnot 1 yanlışlar içindeydiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İttehaze  fiili iki mef'ul alır. Ayet doğru anlaşılsın diye ikinci mef'ul olan ilah, açıkça zikredilmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 51. ayet

  6. Bakara suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 52. ayet. ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    ŝümme `afevnâ `anküm mim ba`di ẕâlike le`alleküm teşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ondan sonra da görevinizi yerine getirmeniz için sizi bağışlamıştık. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şükür, yapılan iyiliğin değerini bilmek, yapanı övmek ve hak ettiği karşılığı vermektir (Müfredat).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 52. ayet

  7. Bakara suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 53. ayet. وَإِذْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    veiẕ âteynâ mûse-lkitâbe velfürḳâne le`alleküm tehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Belki doğru yola gelirsiniz diye Musa'ya o kitabı, o furkanı dipnot 1 vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Furkan, doğruyu yanlıştan ayırmak yani hikmete ulaşmaktır. Furkan ve Hikmet, ilahi kitapların özelliğidir. (Al-i İmran 3/4 ve Nisa 4/113) Gereğini yapan insanlara da böyle bir yetenek verilir. (bkz. Bakara 2/269 ve Enfal 8/29)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 53. ayet

Tövbe, Allah'ı görme isteği, gölge ve kudret helvası 54–59

  1. Bakara suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 54. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلْعِجْلَ فَتُوبُوٓا۟ إِلَىٰ بَارِئِكُمْ فَٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî yâ ḳavmi inneküm żalemtüm enfüseküm bittiḫâẕikümü-l`icle fetûbû ilâ bâriiküm faḳtülû enfüseküm. ẕâliküm ḫayrul leküm `inde bâriiküm. fetâbe `aleyküm. innehû hüve-ttevvâbü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa halkına şöyle seslenmişti: "Ey halkım! Buzağıyı ilah edinmekle kendinizi kötü duruma düşürdünüz, derhal sizi farklı farklı yaratana dipnot 1 yönelin (tevbe edin) de içinizdekini öldürün. dipnot 2 Sizi farklı özelliklerde yaratanın katında iyi olan budur." Sonra Allah tevbenizi kabul etmişti. Tevbeleri kabul eden, iyiliği bol olan O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      بَارِئ = Bari' farklı yaratan demektir. Allah, her şeyi farklı yarattığı için el-Bari' onun isimlerindendir.
    2. metne dön, dipnot 2
      52. ayette, görevlerini yerine getirebilmeleri için bağışlandıkları ifade edildiğinden burada istenen, içlerindeki buzağı aşkını öldürüp Kitab'a uymalarıdır. Tevrat'a göre o gün onlardan üç bine yakın adam öldürüldü. (Tevrat 32/26-29)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 54. ayet

  2. Bakara suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 55. ayet. وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْكُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

    veiẕ ḳultüm yâ mûsâ len nü'mine leke ḥattâ nera-llâhe cehraten feeḫaẕetkümu-ṣṣâ`iḳatü veentüm tenżurûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün: "Bak Musa! Allah'ı apaçık görene kadar sana güvenmeyeceğiz!" demiştiniz. Bunun üzerine, o şiddetli gürültü sizi sarsmıştı da bakakalmıştınız.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 55. ayet

  3. Bakara suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 56. ayet. ثُمَّ بَعَثْنَٰكُم مِّنۢ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    ŝümme be`aŝnâküm mim ba`di mevtiküm le`alleküm teşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bayılmanızın dipnot 1 ardından yine de sizi kaldırmıştık ki görevinizi yerine getiresiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki mevt, gücün tükenmesi anlamındadır (Mekayis)."Her yanını ölüm sarar ama o ölmüş olmaz". (İbrahim 14/17) ayetindeki gibi bunların da her yanını ölüm sarmış ama ölmemişlerdir. Çünkü ölen tekrar dünyaya dönemez. (Müminun 23/99-100 ve Münafikun 63/10-11) Bir mucizeden de söz edilmediğine göre en uygun anlam bayılmadır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 56. ayet

  4. Bakara suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 57. ayet. وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    veżallelnâ `aleykümü-lgamâme veenzelnâ `aleykümü-lmenne vesselvâ. külû min ṭayyibâti mâ razaḳnâküm. vemâ żalemûnâ velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de bulutları üzerinize gölgelik yapmış, kudret helvası ve bıldırcın indirmiş, "Verdiğimiz rızıkların temiz ve lezzetli olanlarından yiyin." demiştik. Onlar bize yanlış yapmadılar; yanlışı kendilerine yapıyorlardı.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 57. ayet

  5. Bakara suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 58. ayet. وَإِذْ قُلْنَا ٱدْخُلُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ فَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا۟ حِطَّةٌ نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطَٰيَٰكُمْ وَسَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ

    veiẕ ḳulne-dḫulû hâẕihi-lḳaryete fekülû minhâ ḥayŝü şi'tüm ragadev vedḫulü-lbâbe süccedev veḳûlû ḥiṭṭatün nagfir leküm ḫaṭâyâküm. vesenezîdü-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün şöyle demiştik: "Şu şehre girin de beğendiğiniz yerden, çekinmeden dipnot 1 yiyin. Secde edip kapıdan girin ve ‘hıtta!' (günah yükümüzü kaldır!) deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara ikramımız olacaktır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen rağad رغد, güzellik ve bolluk demektir (Müfredat). Çekinmeden, sözü her iki anlamı da ifade eder.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 58. ayet

  6. Bakara suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 59. ayet. فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

    febeddele-lleẕîne żalemû ḳavlen gayra-lleẕî ḳîle lehüm feenzelnâ `ale-lleẕîne żalemû riczem mine-ssemâi bimâ kânû yefsüḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanlış yapanlar, sözü kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de yanlış yapanlara, yoldan çıkmalarına karşılık, gökten bir azap indirdik.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 59. ayet

Sudan ve yemekten şikâyet 60–61

  1. Bakara suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 60. ayet. وَإِذِ ٱسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ فَقُلْنَا ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ فَٱنفَجَرَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ مِن رِّزْقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    veiẕi-stesḳâ mûsâ liḳavmihî feḳulne-ḍrib bi`aṣâke-lḥacer. fenfecerat minhü-ŝnetâ `aşrate `aynâ. ḳad `alime küllü ünâsim meşrabehüm. külû veşrabû mir rizḳi-llâhi velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Musa, halkı için su istedi. "Değneğini şu taşa vur!" dedik, oradan on iki pınar kaynadı. Her bölük, su içeceği yeri öğrendi. (Onlara:) "Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ama ortalığı birbirine katıp tabii düzeni bozmayın." (dendi.)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 60. ayet

  2. Bakara suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 61. ayet. وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نَّصْبِرَ عَلَىٰ طَعَامٍ وَٰحِدٍ فَٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ مِنۢ بَقْلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ ٱلَّذِى هُوَ أَدْنَىٰ بِٱلَّذِى هُوَ خَيْرٌ ٱهْبِطُوا۟ مِصْرًا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ وَٱلْمَسْكَنَةُ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ

    veiẕ ḳultüm yâ mûsâ len naṣbira `alâ ṭa`âmiv vâḥidin fed`u lenâ rabbeke yuḫric lenâ mimmâ tümbitü-l'arḍu mim baḳlihâ veḳiŝŝâihâ vefûmihâ ve`adesihâ vebeṣalihâ. ḳâle etestebdilûne-lleẕî hüve ednâ billeẕî hüve ḫayr. ihbiṭû miṣran feinne leküm mâ seeltüm. veḍuribet `aleyhimü-ẕẕilletü velmeskenetü vebâû bigaḍabim mine-llâh. ẕâlike biennehüm kânû yekfürûne biâyâti-llâhi veyaḳtülûne-nnebiyyîne bigayri-lḥaḳḳ. ẕâlike bimâ `aṣav vekânû ya`tedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir ara şöyle demiştiniz: "Musa! Tek çeşit yemeğe katlanamayacağız; Sahibine (Rabbine)yalvar da bize toprak ürünlerinden sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan bitirsin!" O da: "Üstün olanı alt seviyede olanla değişmek mi istiyorsunuz? dipnot 1 İnin bir şehre, istediğiniz şeyler orada var!" dedi. Başlarına sefillik ve çaresizlik çökmüş, Allah'ın öfkesiyle yıkılmışlardı. Öyle olmuştu; çünkü Allah'ın ayetlerini görmezlikten geliyor ve nebilerini dipnot 2 haksız yere öldürüyorlardı. Öyle olmuştu; çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Alt seviyede olanı" sözü o yiyeceklerle ilgili değildi. Öyle olsaydı Musa aleyhisselam: "İnin bir şehre, istediğiniz şeyler orada var!" demezdi. Onlar tarım toplumu olmak istiyorlardı; oysa o toplum, dış dünyaya kapalı, sömürüye açıktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nebi, kendine Kitap ve hikmet verilen kişidir. (En'am 6/83-90). Resul ise birinin sözünü diğerine ulaştırmakla görevli kişidir. Nebi, Allah'ın ayetlerini insanlara ulaştırmakla görevli olduğu için aynı zamanda resuldür. Bir ayet şöyledir: "Bu kitapta İsmail'i de an, o sözünde durmuştu; nebi olan resul idi." (Meryem 19/54)  Geleneksel bilgi bunun tam tersidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 61. ayet

İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîler 62

  1. Bakara suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 62. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    inne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâdû venneṣârâ veṣṣâbi'îne men âmene billâhi velyevmi-l'âḫiri ve`amile ṣâliḥan felehüm ecruhüm `inde rabbihim. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Muhammed'e) inananlar ile Yahudi, Hıristiyan ve Sabiiler'den dipnot 1 Allah'a ve Ahiret gününe inanan ve iyi işler yapanların dipnot 2 ödülleri Sahipleri (Rableri) katındadır. Onların üzerinde korku olmaz, üzüntü de çekmezler dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sabiiler, Yahya aleyhisselama inen (Meryem 19/12; En'am 6/84-89) ve Ginza adı verilen kitaba inanırlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an ile yüzleşmemişlerse kendi kitaplarına uymaları yeterli olur  (Araf 7/157, Al-i İmran 3/81).
    3. metne dön, dipnot 3
      Kendine bir elçinin tebliği ulaşmayan kimse, sadece şirkten ve bildiği doğrulardan sorumlu olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 62. ayet

Tûr'un kaldırılması ve Cumartesi yasağı 63–66

  1. Bakara suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 63. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm verafa`nâ fevḳakümu-ṭṭûr. ḫuẕû mâ âteynâküm biḳuvvetiv veẕkürû mâ fîhi le`alleküm tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün üstünüze Tur'u dipnot 1 kaldırarak kesin söz almıştık: "Size verdiğimize sıkı sarılın, onda olanı aklınızdan çıkarmayın ki kendinizi koruyabilesiniz!" demiştik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tur, Sina yarımadasında bir dağdır. Musa ve Harun aleyhisselama elçilik görevi orada verilmiştir.  (Meryem 19/51-53)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 63. ayet

  2. Bakara suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 64. ayet. ثُمَّ تَوَلَّيْتُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَكُنتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    ŝümme tevelleytüm mim ba`di ẕâlik. felevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû leküntüm mine-lḫâsirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra bunun ardından yüz çevirmiştiniz. Eğer üzerinizde Allah'ın ikramı ve iyiliği olmasaydı, kaybedenlere karışır giderdiniz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 64. ayet

  3. Bakara suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 65. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلَّذِينَ ٱعْتَدَوْا۟ مِنكُمْ فِى ٱلسَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ

    veleḳad `alimtümü-lleẕîne-`tedev minküm fi-ssebti feḳulnâ lehüm kûnû ḳiradeten ḫâsiîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçinizden cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Onlara "Aşağılık maymunlar gibi olun!" demiştik. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eyle Yahudileri, Cumartesi yasağını sürekli çiğnedikleri için aşağılık maymunlar gibi olmuşlardı.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 65. ayet

  4. Bakara suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 66. ayet. فَجَعَلْنَٰهَا نَكَٰلًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ

    fece`alnâhâ nekâlel limâ beyne yedeyhâ vemâ ḫalfehâ vemev`iżatel lilmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu, o gün yaşayanlara ve arkadan gelenlere ders ve müttakilere dipnot 1 öğüt olsun diye yapmıştık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müttaki, kendi yapısını bozmayan kişidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 66. ayet

Sığır kıssası ve katılaşan kalpler 67–74

  1. Bakara suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 67. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تَذْبَحُوا۟ بَقَرَةً قَالُوٓا۟ أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا قَالَ أَعُوذُ بِٱللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

    veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî inne-llâhe ye'müruküm en teẕbeḥû beḳarah. ḳâlû etetteḫiẕünâ hüzüvâ. ḳâle e`ûẕü billâhi en ekûne mine-lcâhilîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Musa halkına, "Allah bir sığır kesmenizi emrediyor!" dedi. dipnot 1 "Sen bizimle eğleniyor musun!" dediler. O da "Kendini bilmez biri olmaktan, Allah'a sığınırım!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eski Mısır'da Apis denen boğaya ve Hator (Hathor) denen ineğe tapılırdı. Apis daha değerliydi (
      Yeremya 46/14 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 46:14

      “Mısırda bildirin, 2 Migdolda duyurun, 2 Nofta, Tahpanheste duyurun: 2 ‹Yerini al, hazırlan, 2 Çünkü çevrendekileri yiyip bitiriyor kılıç!›

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      .)Musa aleyhisselam: "Allah bir sığır kesmenizi emrediyor" dediği zaman bir inek kesebilirlerdi. Ama o inanç içlerine öylesine işlemişti ki (Bakara 2/93) ineği kesmek istemediler ve sonunda emre uyup Apis özelliğinde bir boğa kestiler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 67. ayet

  2. Bakara suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 68. ayet. قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌۢ بَيْنَ ذَٰلِكَ فَٱفْعَلُوا۟ مَا تُؤْمَرُونَ

    ḳâlü-d`u lenâ rabbeke yübeyyil lenâ mâ hî. ḳâle innehû yeḳûlü innehâ beḳaratül lâ fâriḍuv velâ bikr. `avânüm beyne ẕâlik. fef`alû mâ tü'merûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bizim için Sahibine (Rabbine) sor, o nasıl bir şeydir, bize açıklasın!" dediler. Dedi ki O, şöyle diyor: ‘Ne yaşlı ne körpe, ikisinin ortası bir sığır.' Haydi, emri yerine getirin!"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 68. ayet

  3. Bakara suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 69. ayet. قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَآءُ فَاقِعٌ لَّوْنُهَا تَسُرُّ ٱلنَّٰظِرِينَ

    ḳâlü-d`u lenâ rabbeke yübeyyil lenâ mâ levnühâ. ḳâle innehû yeḳûlü innehâ beḳaratün ṣafrâü fâḳi`ul levnühâ tesürru-nnâżirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bizim için Sahibine (Rabbine) sor, bize ne renk olduğunu da açıklasın!" dediler. Musa dedi ki Rabbim şöyle diyor: "O sarı bir sığırdır, sapsarı renkte, görenlere zevk verir."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 69. ayet

  4. Bakara suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 70. ayet. قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ إِنَّ ٱلْبَقَرَ تَشَٰبَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّآ إِن شَآءَ ٱللَّهُ لَمُهْتَدُونَ

    ḳâlü-d`u lenâ rabbeke yübeyyil lenâ mâ hiye inne-lbeḳara teşâbehe `aleynâ. veinnâ in şâe-llâhü lemühtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bizim için Sahibine (Rabbine) bir daha sor, onun nasıl bir şey olduğunu iyice açıklasın! Bize göre o özellikler birçok sığırda var. Allah bulmamızı tercih ederse biz onu buluruz!" dediler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 70. ayet

  5. Bakara suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 71. ayet. قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا ذَلُولٌ تُثِيرُ ٱلْأَرْضَ وَلَا تَسْقِى ٱلْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لَّا شِيَةَ فِيهَا قَالُوا۟ ٱلْـَٰٔنَ جِئْتَ بِٱلْحَقِّ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا۟ يَفْعَلُونَ

    ḳâle innehû yeḳûlü innehâ beḳaratül lâ ẕelûlün tüŝîru-l'arḍa velâ tesḳi-lḥarŝ. müsellemetül lâ şiyete fîhâ. ḳâlü-l'âne ci'te bilḥaḳḳ. feẕebeḥûhâ vemâ kâdû yef`alûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedi ki Sahibim şöyle diyor: "O bir boğadır; dipnot 1 ne koşulup toprağı sürmüş ne de ekin sulamıştır. Salmadır; dipnot 2 alacası da yoktur." "Şimdi tüm bilgiyi getirdin!" dediler ve boğayı kestiler. Neredeyse emri yerine getirmeyeceklerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara بَقَرَةٌ, bakar = بَقَر'ın tekilidir, sığır demektir.  Ayetteki (تُثِيرُ الأَرْضَ= tusiru'l-arda = yeri sürer) sözü, onun erkek olduğunu gösterir. Ayetlerdeki fiillerin müennes olması بَقَرَةٌ nın müennes-i lafzi olmasından dolayıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ortaya salınmış, bir işte kullanılmamışsa, boğadan başkası olamaz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 71. ayet

  6. Bakara suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 72. ayet. وَإِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًا فَٱدَّٰرَْٰٔتُمْ فِيهَا وَٱللَّهُ مُخْرِجٌ مَّا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ

    veiẕ ḳateltüm nefsen feddâra'tüm fîhâ. vellâhü muḫricüm mâ küntüm tektümûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün bir kişiyi öldürüp suçu birbirinize atmıştınız. Allah bütün gizlediklerinizi ortaya çıkaracaktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 72. ayet

  7. Bakara suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 73. ayet. فَقُلْنَا ٱضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَا كَذَٰلِكَ يُحْىِ ٱللَّهُ ٱلْمَوْتَىٰ وَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    feḳulne-ḍribûhü biba`ḍihâ. keẕâlike yuḥyi-llâhü-lmevtâ veyürîküm âyâtihî le`alleküm ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ölenin vücudunun parçasını yerine koyun!" demiştik. Allah ölülere, bu şekilde (parçaları birleştirerek) can verir. dipnot 1 Size ayetlerini gösterir ki aklınızı kullanasınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüden ayrılan parçanın onunla birleştirilmesi emredilmektedir. Yeniden dirilme, tekrar yaratılan kemiklerin birleştirilip et giydirilmesi şeklinde olacaktır. (Bkz. Bakara 2/259)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 73. ayet

  8. Bakara suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 74. ayet. ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَهِىَ كَٱلْحِجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةً وَإِنَّ مِنَ ٱلْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ ٱلْأَنْهَٰرُ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ ٱلْمَآءُ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    ŝümme ḳaset ḳulûbüküm mim ba`di ẕâlike fehiye kelḥicârati ev eşeddü ḳasveh. veinne mine-lḥicârati lemâ yetefecceru minhü-l'enhâr. veinne minhâ lemâ yeşşeḳḳaḳu feyaḫrucü minhü-lmâ'. veinne minhâ lemâ yehbiṭu min ḫaşyeti-llâh. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün bunların ardından yine de kalpleriniz katılaştı; artık onlar taş gibi, hatta daha da katıdır. Çünkü içinden ırmaklar fışkıran taşlar vardır. Çatlayıp içinden su çıkan hatta Allah korkusundan aşağı yuvarlanan taşlar da vardır. Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 74. ayet

Kitabı tahrif edenler ve "sayılı günler" iddiası 75–82

  1. Bakara suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 75. ayet. أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُوا۟ لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُۥ مِنۢ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    efetaṭme`ûne ey yü'minû leküm veḳad kâne ferîḳum minhüm yesme`ûne kelâme-llâhi ŝümme yüḥarrifûnehû mim ba`di mâ `aḳalûhü vehüm ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şimdi bunların size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? İçlerinden birtakımı, Allah'ın sözünü dinler, akıllarına da yatar, sonra onu başka tarafa çekerler. Bunu, bile bile yaparlar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 75. ayet

  2. Bakara suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 76. ayet. وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ قَالُوٓا۟ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا فَتَحَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِۦ عِندَ رَبِّكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    veiẕâ leḳu-lleẕîne âmenû ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalâ ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍin ḳâlû etüḥaddiŝûnehüm bimâ feteḥa-llâhü `aleyküm liyüḥâccûküm bihî `inde rabbiküm. efelâ ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın Kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca "Biz ona güveniriz!" derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: "Allah'ın size gösterdiği şeyi (o Kitabın doğruluğunu) ne diye onlara söylüyorsunuz? Sahibinizin (Rabbinizin) katında size karşı delil getirsinler diye mi? Hiç aklınızı çalıştırmaz mısınız?" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar Muhammed aleyhisselamın son Nebi olduğunu biliyorlar ama başka bir kimsenin bilmesini istemiyorlardı.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 76. ayet

  3. Bakara suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 77. ayet. أَوَلَا يَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

    evelâ ya`lemûne enne-llâhe ya`lemü mâ yüsirrûne vemâ yü`linûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilmezler mi? Allah onların gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da!

    Ayet detayı — Bakara suresi, 77. ayet

  4. Bakara suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 78. ayet. وَمِنْهُمْ أُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّآ أَمَانِىَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ

    veminhüm ümmiyyûne lâ ya`lemûne-lkitâbe illâ emâniyye vein hüm illâ yeżunnûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların bir kısmı ümmidir; dipnot 1 o kitabı değil, onunla ilgili kurguları dipnot 2 bilir ve sadece tahmin yürütürler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ümmi, anasından doğduğu gibi kalmış, bir şey öğrenememiş kişidir (Lisan). Bu ayette Allah'ın kitabının içeriğini bilmeyenler anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Kurgular" diye meal verdiğimiz emani, ümniyye'nin çoğuludur. Mücahid'e göre "yalan" anlamındadır. Diğerlerine göre de kitabı anlamadan okumaktır. Çünkü bu okuyuş kişiyi, varsayıma dayalı beklentilere sokar. (Müfredat)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 78. ayet

  5. Bakara suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 79. ayet. فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ يَكْتُبُونَ ٱلْكِتَٰبَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَٰذَا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ لِيَشْتَرُوا۟ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا يَكْسِبُونَ

    feveylül lilleẕîne yektübûne-lkitâbe bieydîhim ŝümme yeḳûlûne hâẕâ min `indi-llâhi liyeşterû bihî ŝemenen ḳalîlâ. feveylül lehüm mimmâ ketebet eydîhim veveylül lehüm mimmâ yeksibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Fakat elleriyle kitap yazan, sonra geçici dipnot 1 bir çıkar için "Bu Allah katındandır!" diyenlerin çekeceği var. Hem yazdıklarından dolayı çekecekleri var hem de kazandıklarından dolayı çekecekleri var dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalil = قليل, bir şeyin az olduğu veya geçici olduğu anlamına gelir (Mekayis).
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanları Allah ile aldatmanın en çok kullanılan yolu, yazdığı kitabın Allah tarafından yazdırıldığını söylemek veya ortaya koyduğu görüşlerin Allah'ın kitabından alındığı izlenimini vermektir. (Bkz. Hud 11/1-2, Al-i İmran 3/78)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 79. ayet

  6. Bakara suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 80. ayet. وَقَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَةً قُلْ أَتَّخَذْتُمْ عِندَ ٱللَّهِ عَهْدًا فَلَن يُخْلِفَ ٱللَّهُ عَهْدَهُۥٓ أَمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    veḳâlû len temessene-nnâru illâ eyyâmem ma`dûdeh. ḳul etteḫaẕtüm `inde-llâhi `ahden feley yuḫlife-llâhü `ahdehû em teḳûlûne `ale-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ateş bize, sayılı birkaç gün dışında dokunmaz!" derler. De ki "Allah katından söz mü aldınız? Eğer öyleyse Allah sözünden dönmez. Yoksa Allah'ın adını kullanarak bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 80. ayet

  7. Bakara suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 81. ayet. بَلَىٰ مَن كَسَبَ سَيِّئَةً وَأَحَٰطَتْ بِهِۦ خَطِيٓـَٔتُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    belâ men kesebe seyyietev veeḥâṭat bihî ḫaṭîetühû feülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır! Kötülük yapan ve kötülüğe iyice batanlar Cehennem ahalisidirler, dipnot 1 orada ölümsüz olarak kalırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüğe iyice batmak, tevbe etmeden yani hatasından tam dönmeden ölmektir. Yoksa tevbe kapısı, ölünceye kadar açıktır (Zümer 39/53).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 81. ayet

  8. Bakara suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 82. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti ülâike aṣḥâbü-lcenneh. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a inanıp güvenen ve iyi işler yapanlar da Cennet ahalisidir. Onlar da orada ölümsüz olarak kalırlar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 82. ayet

Misak: ana babaya iyilik, kan dökmemek 83–86

  1. Bakara suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 83. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَانًا وَذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَقُولُوا۟ لِلنَّاسِ حُسْنًا وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ

    veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳa benî isrâîle lâ ta`büdûne ille-llâhe vebilvâlideyni iḥsânev veẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni veḳûlû linnâsi ḥusnev veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. ŝümme tevelleytüm illâ ḳalîlem minküm veentüm mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün İsrailoğulları'ndan "Allah'tan başkasına kul olmayacaksınız; ananıza babanıza, yakınlarınıza, yetimlere ve çaresizlere dipnot 1 iyi davranacaksınız. İnsanlarla güzel konuşacak, namazı düzgün ve süreklı kılacak ve zekatı vereceksiniz." diye söz almıştık. Sonra pek azı dışında hepsi yan çizerek sözlerinden dönmüşlerdi. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Çaresiz" diye meal verdiğimiz kelime miskindir; kök anlamı hareketin ardından durağanlaşmadır. Nebimiz şöyle demiştir: "Miskin bir parça, iki parça yiyecek ile yetinen kişi değildir. İhtiyacını karşılayamadığı halde utanan veya ısrarla kimseden bir şey isteyemeyen kişidir." (Buhari, Zekat 53) Gemileri delinen kişilerle ilgili şöyle bir ayet vardır: "O gemi denizde çalışan miskinlere aitti, önlerinde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı; bu sebeple onu hasarlı hale getirmek istedim."(Kehf, 18/79) Çünkü gemi ellerinden alınınca işsiz kalacaklardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. Bkz. (Bakara 2/49)'un dipnotu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 83. ayet

  2. Bakara suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 84. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَآءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ أَنفُسَكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ ثُمَّ أَقْرَرْتُمْ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ

    veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm lâ tesfikûne dimâeküm velâ tuḫricûne enfüseküm min diyâriküm ŝümme aḳrartüm veentüm teşhedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün sizden yine "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, kendinizden olanları yurdunuzdan çıkarmayacaksınız!" diye söz aldık. Bunu kabul etmiştiniz; siz de buna şahitsiniz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 84. ayet

  3. Bakara suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 85. ayet. ثُمَّ أَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًا مِّنكُم مِّن دِيَٰرِهِمْ تَظَٰهَرُونَ عَلَيْهِم بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَإِن يَأْتُوكُمْ أُسَٰرَىٰ تُفَٰدُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ ٱلْكِتَٰبِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَآءُ مَن يَفْعَلُ ذَٰلِكَ مِنكُمْ إِلَّا خِزْىٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُرَدُّونَ إِلَىٰٓ أَشَدِّ ٱلْعَذَابِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    ŝümme entüm hâülâi taḳtülûne enfüseküm vetuḫricûne ferîḳam minküm min diyârihim. teżâherûne `aleyhim bil'iŝmi vel`udvân. veiy ye'tûküm üsârâ tüfâdûhüm vehüve müḥarramün `aleyküm iḫrâcühüm. efetü'minûne biba`ḍi-lkitâbi vetekfürûne biba`ḍ. femâ cezâü mey yef`alü ẕâlike minküm illâ ḫizyün fi-lḥayâti-ddünyâ. veyevme-lḳiyâmeti yüraddûne ilâ eşeddi-l`aẕâb. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık siz öyle bir haldesiniz ki birbirinizi öldürüyor, içinizden birtakımını yurtlarından çıkarıyor, onlara yapılan kötülük ve düşmanlığa destek veriyorsunuz. Esir düştükleri haberi gelince de fidye verip kurtarıyorsunuz. Onları sürgün etmek size zaten haramdır. Şimdi siz, Kitabın bir bölümüne inanıyor, bir bölümünü görmezlikten mi geliyorsunuz? İçinizden bunu yapanın hak ettiği nedir? Şu hayatta perişanlıktan başkası mı? Böylelerine Kıyamet dipnot 1 gününde en şiddetli azap verilir. Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet, ayağa kalkmak demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalkacakları günün adıdır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 85. ayet

  4. Bakara suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 86. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْـَٔاخِرَةِ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    ülâike-lleẕîne-şteravu-lḥayâte-ddünyâ bil'âḫirati. felâ yüḫaffefü `anhümü-l`aẕâbü velâ hüm yünṣarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte ahireti verip dünyayı alanlar o kimselerdir. Onların azapları hafifletilmez, yardım da görmezler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 86. ayet

Peygamberlerin yalanlanması 87–96

  1. Bakara suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 87. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَقَفَّيْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ بِٱلرُّسُلِ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًا تَقْتُلُونَ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe veḳaffeynâ mim ba`dihî birrusüli veâteynâ `îse-bne meryeme-lbeyyinâti veeyyednâhü birûḥi-lḳudüs. efeküllemâ câeküm rasûlüm bimâ lâ tehvâ enfüsükümü-stekbertüm. feferîḳan keẕẕebtüm veferîḳan taḳtülûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'ya o kitabı vermiş, ardından da onun izinden giden elçiler göndermiştik. Meryem oğlu İsa'ya da açık belgeler (mucizeler) vermiş, onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile güçlendirmiştik. Hoşunuza gitmeyen bir şeyle gelen her elçiye kafa mı tutmalıydınız? Kimini yalancı sayıp, kimini de öldürmeli miydiniz?

    Ayet detayı — Bakara suresi, 87. ayet

  2. Bakara suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 88. ayet. وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ بَل لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلًا مَّا يُؤْمِنُونَ

    veḳâlû ḳulûbünâ gulf. bel le`anehümü-llâhü biküfrihim feḳalîlem mâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bizim kalbimiz kapalı!" dediler. Hayır, ayetleri görmezlikten gelmeleri sebebiyle Allah onları dışladı. dipnot 1 Artık pek azı inanır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lanet, kızıp kovma ve uzaklaştırma demektir. Bize göre bunu en iyi ifade eden kelime "dışlama"dır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 88. ayet

  3. Bakara suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 89. ayet. وَلَمَّا جَآءَهُمْ كِتَٰبٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا۟ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُوا۟ كَفَرُوا۟ بِهِۦ فَلَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    velemmâ câehüm kitâbüm min `indi-llâhi müṣaddiḳul limâ me`ahüm vekânû min ḳablü yesteftiḥûne `ale-lleẕîne keferû. felemmâ câehüm mâ `arafû keferû bih. fela`netü-llâhi `ale-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nihayet Allah katından, yanlarında olanı onaylayan kitap geldi. Önceleri kafirlere karşı önlerinin bu Kitapla açılmasını bekliyorlardı. Ama tanıdıkları dipnot 1 Kitap gelince onu görmezlikten geldiler. Allah'ın laneti (dışlaması) böylesi kafirleredir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geleceğini bildikleri.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 89. ayet

  4. Bakara suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 90. ayet. بِئْسَمَا ٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ أَن يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بَغْيًا أَن يُنَزِّلَ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٍ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    bi'seme-şterav bihî enfüsehüm ey yekfürû bimâ enzele-llâhü bagyen ey yünezzile-llâhü min faḍlihî `alâ mey yeşâü min `ibâdih. febâû bigaḍabin `alâ gaḍab. velilkâfirîne `aẕâbüm mühîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerini ne kötü sattılar! Allah, seçtiği dipnot 1 bir kuluna iyilik edip Kitap indirdi diye, kıskançlıktan Allah'ın indirdiği her şeye kendilerini kapadılar. Başlarına gazap üstüne gazap geldi. O kafirlerin hak ettikleri, alçaltıcı bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Şae="يشاء"  fiili, bir şeyi var etti, demektir. (Müfredat) Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir..

    Ayet detayı — Bakara suresi, 90. ayet

  5. Bakara suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 91. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ نُؤْمِنُ بِمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَآءَهُۥ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَهُمْ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ أَنۢبِيَآءَ ٱللَّهِ مِن قَبْلُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    veiẕâ ḳîle lehüm âminû bimâ enzele-llâhü ḳâlû nü'minü bimâ ünzile `aleynâ veyekfürûne bimâ verâehû vehüve-lḥaḳḳu müṣaddiḳal limâ me`ahüm. ḳul felime taḳtülûne embiyâe-llâhi min ḳablü in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine inanıp güvenin!" denince, "Biz bize indirilene güveniriz!" der, gerisini görmezlikten gelirler. Halbuki o, tümüyle gerçektir ve yanlarındakini onaylayıcı özelliktedir. De ki "Kitabınıza inanıyordunuz da şimdiye kadar Allah'ın nebilerini ne diye öldürüyordunuz?"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 91. ayet

  6. Bakara suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 92. ayet. وَلَقَدْ جَآءَكُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ

    veleḳad câeküm mûsâ bilbeyyinâti ŝümme-tteḫaẕtümü-l`icle mim ba`dihî veentüm żâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa size, apaçık belgelerle (mucizelerle) gelmişti. Yanınızdan ayrılmasının ardından buzağıyı ilah edinmiştiniz, yanlışlar içindeydiniz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 92. ayet

  7. Bakara suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 93. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱسْمَعُوا۟ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm verafa`nâ fevḳakümu-ṭṭûr. ḫuẕû mâ âteynâküm biḳuvvetiv vesme`û. ḳâlû semi`nâ ve`aṣaynâ veüşribû fî ḳulûbihimü-l`icle biküfrihim. ḳul bi'semâ ye'müruküm bihî îmânüküm in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Tur'u tepenize kaldırarak dipnot 1 sizden kesin söz almış, "Size verdiğimize sıkı sarılın ve dinleyin!" demiştik. Siz de "Dinledik ve sıkı sarıldık" dipnot 2 demiştiniz. Oysa ayetleri görmezlikten gelmeniz sebebiyle buzağı tutkusu içinize işlemişti dipnot 3 . De ki "Kendinizi mümin sayıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!" dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bir gün o dağı adeta bir gölgelik gibi üzerlerine kaldırdık; başlarına düşeceğini sandılar. Size verdiğimizi (Tevrat'ı) sıkı tutun. İçindekilerini düşünün ki kendinizi koruyabilesiniz" dedik." (Araf 7/171)
    2. metne dön, dipnot 2
      Gelenekte buraya "dinledik ve isyan ettik" anlamı verilir ama onu söyleyen, söz vermiş olmaz. Asa'nın "değneği tutar gibi tutma" (Lisan) anlamı da olduğundan "semi'na ve asayna"ya: "dinledik ve sıkı sarıldık" mealini vermek gerekir (Nisa 4/46'nın dipnotuna bkz.). Tevrat'ın ilgili bölümü şöyledir: "(Musa) antlaşma kitabını alıp halka okudu. Halk, «Şama'nu ve asinu = Rabb'in her söylediğini yapacağız, O'nu dinleyeceğiz» dedi." (Tevrat, Çıkış 24/3-7)
    3. metne dön, dipnot 3
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu).
    4. metne dön, dipnot 4
      Bir taraftan inandık ve sıkı sarıldık diyorsunuz, diğer taraftan buzağı tutkusundan vazgeçmiyorsunuz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 93. ayet

  8. Bakara suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 94. ayet. قُلْ إِن كَانَتْ لَكُمُ ٱلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ عِندَ ٱللَّهِ خَالِصَةً مِّن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُا۟ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    ḳul in kânet lekümü-ddâru-l'âḫiratü `inde-llâhi ḫâliṣatem min dûni-nnâsi fetemennevu-lmevte in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "O son yurt (Cennet) Allah katında başka kimselere değil de yalnız size tahsis edilmişse ölümünüzü isteyin, iddianızda haklıysanız istersiniz!"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 94. ayet

  9. Bakara suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 95. ayet. وَلَن يَتَمَنَّوْهُ أَبَدًۢا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    veley yetemennevhü ebedem bimâ ḳaddemet eydîhim. vellâhü `alîmüm biżżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elleriyle yaptıklarından ötürü ölümü asla isteyemezler. O zalimleri bilen Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 95. ayet

  10. Bakara suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 96. ayet. وَلَتَجِدَنَّهُمْ أَحْرَصَ ٱلنَّاسِ عَلَىٰ حَيَوٰةٍ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ يَوَدُّ أَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ أَلْفَ سَنَةٍ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهِۦ مِنَ ٱلْعَذَابِ أَن يُعَمَّرَ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

    veletecidennehüm aḥraṣa-nnâsi `alâ ḥayâh. vemine-lleẕîne eşrakû yeveddü eḥadühüm lev yü`ammeru elfe seneh. vemâ hüve bimüzaḥziḥihî mine-l`aẕâbi ey yü`ammer. vellâhü beṣîrum bimâ ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kesin olarak göreceksin ki insanların içinde, yaşamaya en düşkün olanlar onlardır; müşriklerden bile! İsterler ki ömürleri bin sene olsun! O kadar ömür verilse bile bu, onları azaptan uzaklaştıracak değildir. Yaptıkları her şeyi gören Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 96. ayet

Cebrâil'e düşmanlık, Süleyman ve sihir 97–103

  1. Bakara suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 97. ayet. قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُۥ نَزَّلَهُۥ عَلَىٰ قَلْبِكَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

    ḳul men kâne `adüvvel licibrîle feinnehû nezzelehû `alâ ḳalbike biiẕni-llâhi müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi vehüdev vebüşrâ lilmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Cebrail'e kim düşmanlık ederse bilsin ki öncekileri onaylayıcı bir rehber olan ve inanıp güvenenlere müjde veren bu kitabı o, senin kalbine Allah'ın izni ile indirmiştir."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 97. ayet

  2. Bakara suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 98. ayet. مَن كَانَ عَدُوًّا لِّلَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَىٰلَ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَدُوٌّ لِّلْكَٰفِرِينَ

    men kâne `adüvvel lillâhi vemelâiketihî verusülihî vecibrîle vemîkâle feinne-llâhe `adüvvül lilkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim Allah'a, meleklerine, elçilerine, Cebrail'e ve Mikail'e düşman olursa, Allah da o kafirlere düşman olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 98. ayet

  3. Bakara suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 99. ayet. وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ وَمَا يَكْفُرُ بِهَآ إِلَّا ٱلْفَٰسِقُونَ

    veleḳad enzelnâ ileyke âyâtim beyyinât. vemâ yekfüru bihâ ille-lfâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana, birbirini açıklayan ayetler dipnot 1 indirdik. Yoldan çıkmışlar dışında hiç kimse onları görmezlik edemez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an ayetleri, birbirini açıklar. Allah Teala şöyle demiştir: "Elif, Lam, Ra. Bu, ayetleri muhkem kılınmış ve hakim olan, her şeyin iç yüzünü bilen Allah tarafından açıklanmış bir kitaptır." (Hud 11/1) Muhkem, bir konuda özet hüküm bildiren ayettir. Muhkem, kendisiyle benzeşen yani müteşabih olan ayetlerle açıklanmıştır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 99. ayet

  4. Bakara suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 100. ayet. أَوَكُلَّمَا عَٰهَدُوا۟ عَهْدًا نَّبَذَهُۥ فَرِيقٌ مِّنْهُم بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    eveküllemâ `âhedû `ahden nebeẕehû ferîḳum minhüm. bel ekŝeruhüm lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar ne zaman bir anlaşma yapsalar, içlerinden birtakımı yükümlülüklerini üstünden atar; değil mi? Aslında bunların çoğu güveni kötüye kullanır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada if'al babının hemzesine izale anlamı verilmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 100. ayet

  5. Bakara suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 101. ayet. وَلَمَّا جَآءَهُمْ رَسُولٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَرِيقٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ كَأَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    velemmâ câehüm rasûlüm min `indi-llâhi müṣaddiḳul limâ me`ahüm nebeẕe ferîḳum mine-lleẕîne ûtü-lkitâb. kitâbe-llâhi verâe żuhûrihim keennehüm lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah katından, yanlarındakini (Tevrat'ı) onaylayan bir Kitap dipnot 1 gelince, Kitap verilenlerden bir kısmı Allah'ın bu Kitabını, sanki hiç bilmiyorlarmış gibi kulak ardı ettiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen Resul (رسول), hem bilgi hem de bilgiyi ileten elçi anlamındadır (Müfredat). Bilgi, elçiden önemli olduğundan Allah Teala şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Elçimiz Muhammed'in, Allah'tan getirdiği bilgiler Kur'an'da toplandığından artık bizim için Resul, Kur'an'dır. Bu yüzden resul kelimesine, yerine göre Allah'ın Kitab'ı anlamını vereceğiz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 101. ayet

  6. Bakara suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 102. ayet. وَٱتَّبَعُوا۟ مَا تَتْلُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلْكِ سُلَيْمَٰنَ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُوا۟ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحْرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ فَلَا تَكْفُرْ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَزَوْجِهِۦ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ وَلَقَدْ عَلِمُوا۟ لَمَنِ ٱشْتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    vettebe`û mâ tetlü-şşeyâṭînü `alâ mülki süleymân. vemâ kefera süleymânü velâkinne-şşeyâṭîne keferû yü`allimûne-nnâse-ssiḥr. vemâ ünzile `ale-lmelekeyni bibâbile hârûte vemârût. vemâ yü`allimâni min eḥadin ḥattâ yeḳûlâ innemâ naḥnü fitnetün felâ tekfür. feyete`allemûne minhümâ mâ yüferriḳûne bihî beyne-lmer'i vezevcih. vemâ hüm biḍârrîne bihî min eḥadin illâ biiẕni-llâh. veyete`allemûne mâ yeḍurruhüm velâ yenfe`uhüm. veleḳad `alimû lemeni-şterâhü mâ lehû fi-l'âḫirati min ḫalâḳ. velebi'se mâ şerav bihî enfüsehüm. lev kânû ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra tuttular, Süleyman'ın iktidarı aleyhine şeytanların takip ettikleri yola girdiler. Süleyman kafir olmamıştı ama insanlara o büyülü (etkili) sözleri öğreten şeytanlar kafir olmuşlardı dipnot 1 . dipnot 2 Harut ile Marut'un başına gelenlerin dipnot 3 Halbuki onlar: "Biz yandık dipnot 4 , sakın bunu göz ardı etme (kimseyi yakma)!" demeden birine bir şey öğretmezlerdi. Bu ikisinden, kişi ile eşinin arasını ayıracak şeyler öğrenirlerdi, ama Allah'ın onayı olmadan kimseye zarar veremezlerdi. Bunlar (bu Yahudiler) de işlerine yaramayan, sadece zararı olan şeyi öğreniyorlar. İyi biliyorlar ki kendini o söze kaptıranın dipnot 5 ahirette eline bir şey geçmez. Kendilerini ne kötü satıyorlar! Keşke bunu bilseler!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Süleyman aleyhisselamın vefatından sonra Tevrat'a, onun kafir olduğunu gösteren şu sözler konmuştur: "Ve Yeroboama dedi: Kendine on parça al, çünkü İsrail'in Allah'ı Rab şöyle diyor: İşte, ben Süleyman'ın elinden krallığı çekip alacağım ve on sıptı sana vereceğim… çünkü beni bıraktılar ve Saydalıların ilahesi Astartiye, Moab ilahı Kemoşa ve Ammon oğullarının ilahı Milkom'a tapındılar..." (1 Krallar 11.31-33) Bu iftiraların sebebi, Süleyman'dan sonra tahta geçen oğlu Rehavam'ın elinden krallığı almaktı. (1 Krallar 11. 43) Kimi Yahudiler, bunları okuyarak Süleyman'a "O ne güzel kuldu! Çok saygılıydı."  (Sad 38/30)  diyen Kur'an'ın, Tevrat'ı tasdik etmediğini göstermek istediler. Tevrat'a yerleştirilmiş olan bu sözlerin, Yahudiler için nasıl bir tuzak olduğu ortadadır. Müslümanların, hadis kitaplarında olan uydurma rivayetlere bile değer verdikleri düşünülürse, Yahudiler için kurulan tuzağın büyüklüğü daha iyi anlaşılır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Elimizdeki mushaflarda Harut ile Marut'u anlatan kelime melekeyn=iki melek şeklinde okunur. Allah, "Melekleri sadece gerçek bir iş için indiririz." (Hicr 15/8) dediğinden onlar sihir öğretmezler. Kelime, "el-melikeyn = iki melik" şeklinde okunmuştur (Kurtubi). Yönetimde olana melik dendiği gibi yönetime gelme gücü olana da melik denir (Müfredat). Bize göre Harut ile Marut, algı yönetimiyle iktidardan uzaklaştırılan şehzadelerdir. Kendilerine oynanan oyunları, kötüye kullanmaması şartıyla insanlara öğretmişlerdi. Bakara 2/104'te o oyunlarla ilgili ipucu vardır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Nüzul: Bir şeyin inmesi ve meydana gelmesidir (Mekayis). İnsanın başına gelen sıkıntıya nazile denir (Lisan).
    4. metne dön, dipnot 4
      Fitne, bir şeyi ateşe sokmaktır (Lisan). İnsanlar için kullanıldığında, bir madenin gerçek durumunu anlamak gibi ise imtihan (Araf 7/155), madeni altınla kaplamak gibi ise aldatma (Araf 7/27), toplumu ateşe atmak gibi ise savaş (Bakara 2/191), ateşle cezalandırmak için ise cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) anlamlarında kullanılmıştır.
    5. metne dön, dipnot 5
      "Kendini  o söze kaptıran", "kendini satan" anlamında kullanılmıştır. Bu anlam ayeti̇n devamında açıkça i̇fade edi̇lmektedir. "o söz" de insanı etkileyen sihirli sözdür.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 102. ayet

  7. Bakara suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 103. ayet. وَلَوْ أَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَمَثُوبَةٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ خَيْرٌ لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    velev ennehüm âmenû vetteḳav lemeŝûbetüm min `indi-llâhi ḫayr. lev kânû ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Bu Yahudiler Kur'an'a) İnanıp güvenir ve korunurlarsa, Allah katından alacakları karşılık elbette iyi olur. Keşke bilseler!

    Ayet detayı — Bakara suresi, 103. ayet

"Râinâ" demeyin; nesih; Kitap ehlinin kıskançlığı 104–110

  1. Bakara suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 104. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقُولُوا۟ رَٰعِنَا وَقُولُوا۟ ٱنظُرْنَا وَٱسْمَعُوا۟ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ teḳûlû râ`inâ veḳûlü-nẕürnâ vesme`û. velilkâfirîne `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! "Bizi güt!" demeyin, "Bizi gözet!" dipnot 1 deyin ve dinleyin. Kafirlere acıklı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki raina, "bizi güt" veya "bizi gözet" demektir. "Bizi güt" diyen kişi, hayvan yerine konabilir. Ama "unzurna/ bizi gözet" sözü başka anlama çekilemez. Müslümanlar, ayete aykırı olarak halka, raiyye (çoğulu reaya) derler. Nebimize de şöyle bir söz mal edilerek yöneticiler tanrı, insanlar da sürü yerine konmuştur: "Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmiş olur. Emire (yetkiliye) itaat eden bana itaat etmiş olur. Emire isyan eden bana isyan etmiş olur. İmam (Devlet başkanı) kalkandır; arkasında savaşılır ve onunla korunma sağlanır. Allah'tan çekinmeyi emreder ve adil olursa sevap kazanır. Farklı emir verirse günahı kendinedir." (Buhari Cihad, 109)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 104. ayet

  2. Bakara suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 105. ayet. مَّا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَلَا ٱلْمُشْرِكِينَ أَن يُنَزَّلَ عَلَيْكُم مِّنْ خَيْرٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَٱللَّهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    mâ yeveddü-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi vele-lmüşrikîne ey yünezzele `aleyküm min ḫayrim mir rabbiküm. vellâhü yaḫteṣṣu biraḥmetihî mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ehl-i Kitap'tan dipnot 1 kafir olanlar, Sahibinizden (Rabbinizden) size hayırlı bir şey gelmesini istemezler. Müşrikler de öyledir. Allah, ikramını tercih ettiği kişilere yapar. Büyük ikram sahibi olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ehl-i Kitap ifadesi, kendilerine verilen ilahi kitabın içeriğini bilenleri gösterir. Bunların, Kur'an'ı görmezlikten gelen kesimi kafir olarak nitelenir. Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Ehl-i Kitab'ın bir kesimi, "Bunları bir saptırabilsek!" diye fırsat kollarlar. Sadece kendilerini saptırırlar ama farkına varmazlar. Ey Ehl-i Kitap! Siz doğru olduğuna şahit olduğunuz halde Allah'ın ayetlerini ne diye örtüyorsunuz? Ey Ehl-i Kitap! Gerçeği neden gerçek dışı gibi gösteriyor, bile bile gerçeği gizliyorsunuz?" (Al-i İmran 3/69-71)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 105. ayet

  3. Bakara suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 106. ayet. مَا نَنسَخْ مِنْ ءَايَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِّنْهَآ أَوْ مِثْلِهَآ أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    mâ nensaḫ min âyetin ev nünsihâ ne'ti biḫayrim minhâ ev miŝlihâ. elem ta`lem enne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz bir ayeti nesh eder veya unutturursak, yerine ya daha hayırlısını ya da aynısını getiririz. dipnot 1 Bilmez misin, her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nesih sözlükte, iki belgeyi yan yana getirip birindeki yazıyı diğerine aktarmak veya bir şeyi kaldırıp yerine başkasını koymaktır. Nesih ya aynısıyla ya da daha iyisiyle olur. Allah, önceki kitapların hükümleri son kitabında aynen korumuş ve şöyle demiştir: "Allah, Nuh'a buyurduğunu sizin için bu dinin şeriatı yapmıştır. Sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğimiz şudur: Bu dini ayakta tutun, o konuda ayrılığa düşmeyin..."  (Şura 42/13) Allah, kitapların bazı hükümlerini Kur'an'a almamış ve şöyle demiştir: "Ey Ehl-i Kitap, Kitap'tan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklayan birçoğuna da dokunmayan Elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve açık bir kitap geldi." (Maide 5/15) Önceki kitapların bazı hükümleri de daha iyisi ile değiştirilmiştir. Mesela Müslümanlara orucu, önceki ümmetler gibi tutarken (bkz. Bakara 2/183) daha sonra bazı hafifletmeler yapılmıştır (bkz. Bakara 2/187).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 106. ayet

  4. Bakara suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 107. ayet. أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    elem ta`lem enne-llâhe lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilmez misin, göklerin ve yerin yönetimi Allah'ın elindedir. Allah ile aranıza girecek bir veliniz (yakınınız) dipnot 1 ve yardımcınız da yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Veli (çoğulu evliya), iki veya daha çok şeyin, araya başka bir şey girmeyecek şekilde yakın olmasıdır. Bir işi üstlenene de veli denir. (Müfredat) Şah damarımızdan da yakın olan Allah  (Kaf 50/16) bizim velimiz ve en yakınımızdır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 107. ayet

  5. Bakara suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 108. ayet. أَمْ تُرِيدُونَ أَن تَسْـَٔلُوا۟ رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسَىٰ مِن قَبْلُ وَمَن يَتَبَدَّلِ ٱلْكُفْرَ بِٱلْإِيمَٰنِ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

    em türîdûne en tes'elû rasûleküm kemâ süile mûsâ min ḳabl. vemey yetebeddeli-lküfra bil'îmâni feḳad ḍalle sevâe-ssebîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa size gelen Elçiye, daha önce Musa'dan istenene benzer bir istekle mi gitmek istiyorsunuz? dipnot 1 Kim kafir olmayı mümin olmaya tercih ederse düz yoldan çıkmış olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kitap ehli ister ki onlara gökten bir kitap indiresin. Musa'dan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göstersene" demişlerdi de zalimliklerinden ötürü onları yıldırımlar çarpmıştı." (Nisa 4/153)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 108. ayet

  6. Bakara suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 109. ayet. وَدَّ كَثِيرٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعْدِ إِيمَٰنِكُمْ كُفَّارًا حَسَدًا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْحَقُّ فَٱعْفُوا۟ وَٱصْفَحُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    vedde keŝîrum min ehli-lkitâbi lev yeruddûneküm mim ba`di îmâniküm küffârâ. ḥasedem min `indi enfüsihim mim ba`di mâ tebeyyene lehümü-lḥaḳḳ. fa`fû vaṣfeḥû ḥattâ ye'tiye-llâhü biemrih. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ehl-i kitaptan dipnot 1 birçoğu, inanıp güvenmenizden sonra sizi, Kitab'ı görmeyecek hale getirmek isterler. Bunu, gerçekleri bütün açıklığı ile gördükten sonra, içlerinde oluşan kıskançlıktan dolayı yaparlar. Onlara ilişmeyin, Allah'ın emri gelinceye kadar kendi hallerine bırakın. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Ayet detayı — Bakara suresi, 109. ayet

  7. Bakara suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 110. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. vemâ tüḳaddimû lienfüsiküm min ḫayrin tecidûhü `inde-llâh. inne-llâhe bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı verin. Kendiniz için önceden yaptığınız her iyiliğin karşılığını Allah'ın katında bulursunuz. Yaptığınız her şeyi gören Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 110. ayet

Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı 111–121

  1. Bakara suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 111. ayet. وَقَالُوا۟ لَن يَدْخُلَ ٱلْجَنَّةَ إِلَّا مَن كَانَ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veḳâlû ley yedḫule-lcennete illâ men kâne hûden ev neṣârâ. tilke emâniyyühüm. ḳul hâtû bürhâneküm in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Yahudiler) ‘Yahudi olandan başkası' veya (Hristiyanlar) ‘Hristiyan olandan başkası Cennet'e giremez' dediler. Bu onların kuruntusudur. De ki "Eğer doğru söylüyorsanız delilinizi getirin!"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 111. ayet

  2. Bakara suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 112. ayet. بَلَىٰ مَنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَلَهُۥٓ أَجْرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    belâ men esleme vechehû lillâhi vehüve muḥsinün felehû ecruhû `inde rabbih. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır! Güzel davranarak kendini Allah rızasına kilitleyenin ödülü, Sahibinin (Rabbinin) katındadır. Onların üzerinde bir korku olmaz, üzülmezler de.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 112. ayet

  3. Bakara suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 113. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ لَيْسَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ عَلَىٰ شَىْءٍ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ لَيْسَتِ ٱلْيَهُودُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُمْ يَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    veḳâleti-lyehûdü leyseti-nneṣârâ `alâ şey'. veḳâleti-nneṣârâ leyseti-lyehûdü `alâ şey'iv vehüm yetlûne-lkitâb. keẕâlike ḳâle-lleẕîne lâ ya`lemûne miŝle ḳavlihim. fellâhü yaḥkümü beynehüm yevme-lḳiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kitab'ı (Tevrat'ı) okudukları halde, Yahudiler, "Hristiyanların bir temeli yoktur"; Hristiyanlar da "Yahudilerin bir temeli yoktur" derler. Bilmeyenler de böyle söylerler. Allah, anlaşamadıkları konuda Kıyamet dipnot 1 günü aralarında kararını verecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet, ayağa kalkma ve kalkış demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalkacağı gündür.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 113. ayet

  4. Bakara suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 114. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا ٱسْمُهُۥ وَسَعَىٰ فِى خَرَابِهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَن يَدْخُلُوهَآ إِلَّا خَآئِفِينَ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    vemen ażlemü mimmem mene`a mesâcide-llâhi ey yüẕkera fîhe-smühû vese`â fî ḫarâbihâ. ülâike mâ kâne lehüm ey yedḫulûhâ illâ ḫâifîn. lehüm fi-ddünyâ ḫizyüv velehüm fi-l'âḫirati `aẕâbün `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a secde edilen yerlerde, Allah'ın adının anılmasını engelleyen ve orayı harabeye çevirmeye çalışan kişinin yaptığından daha büyük yanlışı, kim yapabilir? Onlar korkuya kapılmadan oralara giremezler. Onların hakkı, bu dünyada aşağılanma, ahirette ise büyük bir azaptır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 114. ayet

  5. Bakara suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 115. ayet. وَلِلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا۟ فَثَمَّ وَجْهُ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    velillâhi-lmeşriḳu velmagribü feeynemâ tüvellû feŝemme vechü-llâh. inne-llâhe vâsi`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğu da batı da Allah'ındır. Ne tarafa dönseniz, Allah ile yüz yüze gelirsiniz. İmkanları geniş olan ve her şeyi bilen Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 115. ayet

  6. Bakara suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 116. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَل لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ كُلٌّ لَّهُۥ قَٰنِتُونَ

    veḳâlü-tteḫaẕe-llâhü veleden sübḥâneh. bel lehû mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. küllül lehû ḳânitûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah çocuk edindi!" dediler. O'nun çocuğa ne ihtiyacı olur! dipnot 1 Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur, hepsi O'na boyun eğer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çocuk, insanın ihtiyacıdır. Hem ona yardımcı olur, hem de soyunu devam ettirir. Allah'ın ona ihtiyacı yoktur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 116. ayet

  7. Bakara suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 117. ayet. بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    bedî`u-ssemâvâti vel'arḍ. veiẕâ ḳaḍâ emran feinnemâ yeḳûlü lehû kün feyekûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri, örneksiz yaratan O'dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi onun için sadece "Ol!" der, o şey oluşur. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete, "ol der, hemen olur" şeklinde meal verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) o emirle, sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir (İnsan 76/1-2) ve çocuk oluşmaya başlar. Ayete yukarıdaki meali vermemizin sebebi budur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 117. ayet

  8. Bakara suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 118. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا ٱللَّهُ أَوْ تَأْتِينَآ ءَايَةٌ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّثْلَ قَوْلِهِمْ تَشَٰبَهَتْ قُلُوبُهُمْ قَدْ بَيَّنَّا ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

    veḳâle-lleẕîne lâ ya`lemûne levlâ yükellimüne-llâhü ev te'tînâ âyeh. keẕâlike ḳâle-lleẕîne min ḳablihim miŝle ḳavlihim. teşâbehet ḳulûbühüm. ḳad beyyenne-l'âyâti liḳavmiy yûḳinûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendini bilmezler; "Allah bizimle konuşsa yahut bize bir ayet (mucize) dipnot 1 gelse ya!" derler. Öncekiler de öyle derlerdi, kalpleri birbirine benzedi. İkna olmak isteyen bir topluluk için ayetleri açık açık gösterdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimize, Kur'an dışında bir mucize verilmemiştir.  (Bkz. İsra 17/59)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 118. ayet

  9. Bakara suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 119. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ أَصْحَٰبِ ٱلْجَحِيمِ

    innâ erselnâke bilḥaḳḳi beşîrav veneẕîrav velâ tüs'elü `an aṣḥâbi-lceḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz seni, doğru bilgiyle müjdeleyesin ve onunla uyarasın diye elçi olarak gönderdik. Cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 119. ayet

  10. Bakara suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 120. ayet. وَلَن تَرْضَىٰ عَنكَ ٱلْيَهُودُ وَلَا ٱلنَّصَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ ٱلَّذِى جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    velen terḍâ `anke-lyehûdü vele-nneṣârâ ḥattâ tettebi`a milletehüm. ḳul inne hüde-llâhi hüve-lhüdâ. veleini-tteba`te ehvâehüm ba`de-lleẕî câeke mine-l`ilmi mâ leke mine-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dinlerine uyana kadar Yahudisi de Hristiyanı da senden asla hoşlanmaz. De ki: "Doğru yol Allah'ın gösterdiği yoldur." Sana bu bilgi geldikten sonra tutar da onların isteklerine uyarsan, Allah'ın ne veliliğini (dostluğunu) ne de yardımını görürsün.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 120. ayet

  11. Bakara suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 121. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَتْلُونَهُۥ حَقَّ تِلَاوَتِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yetlûnehû ḥaḳḳa tilâvetih. ülâike yü'minûne bih. vemey yekfür bihî feülâike hümü-lḫâsirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine verdiğimiz Kitaba hakkıyla uyanlar dipnot 1 bu Kitaba inanırlar. Kaybedenler, bunu görmezlikten gelenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle önceki cümlenin bedel-i ba'zı sayılmıştır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 121. ayet

İbrâhim'in imtihanı ve Kâbe'nin yükseltilmesi 122–129

  1. Bakara suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 122. ayet. يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    yâ benî isrâîle-ẕkürû ni`metiye-lletî en`amtü `aleyküm veennî feḍḍaltüküm `ale-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey İsrailoğulları! Ettiğim onca iyiliği ve sizi çağdaşlarınıza üstün kıldığımı dipnot 1 aklınızdan çıkarmayın!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her nebinin ümmeti, yaşadığı dönemin en üstün toplumu olur. Allah Teala Müslümanlar için şöyle demiştir: "Eğer inanıyorsanız en üstün sizlersiniz." (Al-i İmran 3/139)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 122. ayet

  2. Bakara suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 123. ayet. وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنفَعُهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    vetteḳû yevmel lâ teczî nefsün `an nefsin şey'ev velâ yuḳbelü minhâ `adlüv velâ tenfe`uhâ şefâ`atüv velâ hüm yünṣarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden fidye kabul edilmeyecek, şefaatin kimseye faydası olmayacak dipnot 1 ve kimseye yardım edilmeyecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır (el-Ayn, Müfredat).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 123. ayet

  3. Bakara suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 124. ayet. وَإِذِ ٱبْتَلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ رَبُّهُۥ بِكَلِمَٰتٍ فَأَتَمَّهُنَّ قَالَ إِنِّى جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًا قَالَ وَمِن ذُرِّيَّتِى قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    veiẕi-btelâ ibrâhîme rabbühû bikelimâtin feetemmehünn. ḳâle innî câ`ilüke linnâsi imâmâ. ḳâle vemin ẕürriyyetî. ḳâle lâ yenâlü `ahdi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir zamanlar Sahibi (Rabbi), İbrahim'i bir takım sözlerle (emirlerle) imtihan etmiş, o da tam başarı göstermişti. dipnot 1 Sahibi (Rabbi) ona: "Ben seni insanlara imam (önder) yapacağım!" dedi. O "Soyumdan da olsun!" deyince, "(Olur, ama) yanlış yapanlar, sözümün kapsamına girmez." dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sizin için İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda güzel bir örnek vardır. Onlar toplumlarına şöyle demişlerdi: "Biz hem sizden hem de Allah ile aranıza koyarak kulluk ettiklerinizden uzağız. Sizi tanımıyoruz. Bir tek Allah'a inanıp güvenmenize kadar bizimle sizin aranızda ebedi düşmanlık ve kin başgöstermiştir." (Mümtahine 60/4)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 124. ayet

  4. Bakara suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 125. ayet. وَإِذْ جَعَلْنَا ٱلْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْنًا وَٱتَّخِذُوا۟ مِن مَّقَامِ إِبْرَٰهِـۧمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِىَ لِلطَّآئِفِينَ وَٱلْعَٰكِفِينَ وَٱلرُّكَّعِ ٱلسُّجُودِ

    veiẕ ce`alne-lbeyte meŝâbetel linnâsi veemnâ. vetteḫiẕû mim meḳâmi ibrâhîme müṣallâ. ve`ahidnâ ilâ ibrâhîme veismâ`île en ṭahhirâ beytiye liṭṭâifîne vel`âkifîne verrukke`i-ssücûd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kabe'yi insanların toplanacakları ve güven içinde olacakları bir yer yaptık. Siz makam-ı İbrahim'i (İbrahim'in dua için durduğu yerleri), dua yerleri yapın. dipnot 1 İbrahim ile İsmail'e görev verdik: "Evimi (Kabe'yi); tavaf edenler, itikafta dipnot 2 bulunanlar, rüku ve secde edenler için tertemiz tutun!" dedik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      مقام  = makam kelimesine, yerine göre tekil yerine göre çoğul anlam verilir. İbrahim aleyhisselam: "(Rabbimiz) Bize menasikimizi (hac ibadetinin yerlerini) göster" (Bakara 2/128) diye dua etmiş, kendine gösterilen yerlerde hac ibadetini yapmıştı. Öyleyse ‘Makam-ı İbrahim, hac ibadetinin yapıldığı Arafat, Müzdelife, Cemerat, Safa, Merve, Kabe'dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İtikaf, ibadet niyetiyle vaktini mescitte geçirmektir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 125. ayet

  5. Bakara suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 126. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا بَلَدًا ءَامِنًا وَٱرْزُقْ أَهْلَهُۥ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ مَنْ ءَامَنَ مِنْهُم بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ قَالَ وَمَن كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُۥ قَلِيلًا ثُمَّ أَضْطَرُّهُۥٓ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلنَّارِ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    veiẕ ḳâle ibrâhîmü rabbi-c`al hâẕâ beleden âminev verzuḳ ehlehû mine-ŝŝemerâti men âmene minhüm billâhi velyevmi-l'âḫir. ḳâle vemen kefera feümetti`uhû ḳalîlen ŝümme aḍṭarruhû ilâ `aẕâbi-nnâr. vebi'se-lmeṣîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün İbrahim şöyle yalvardı: "Sahibim (Rabbim), burayı güvenli bir şehir yap! Buranın halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları her üründen yararlandır!" Allah da şöyle dedi: "Âyetleri görmezlikten gelene de bir süre iyilik yapar, sonra onu ateş azabına mahkum ederim. Ne kötü hale düşmektir o!"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 126. ayet

  6. Bakara suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 127. ayet. وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَٰهِـۧمُ ٱلْقَوَاعِدَ مِنَ ٱلْبَيْتِ وَإِسْمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    veiẕ yerfe`u ibrâhîmü-lḳavâ`ide mine-lbeyti veismâ`îl. rabbenâ teḳabbel minnâ. inneke ente-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim, İsmail ile beraber Kabe'nin temellerini yükselttiği sırada şöyle yalvardı: "Rabbimiz, bunu bizden kabul et, dinleyen de bilen de Sen'sin!"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 127. ayet

  7. Bakara suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 128. ayet. رَبَّنَا وَٱجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَآ أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    rabbenâ vec`alnâ müslimeyni leke vemin ẕürriyyetinâ ümmetem müslimetel lek. veerinâ menâsikenâ vetüb `aleynâ. inneke ente-ttevvâbü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rabbimiz! İkimizi sana teslim olmuş kişiler yap, soyumuzdan gelenlerden de sana teslim olmuş bir toplum oluştur! Bize menasikimizi (hac ve umre ibadetlerini yapacağımız yerleri) göster dipnot 1 ve yönelişimizi (tevbemizi) kabul et! Sana yönelenleri (tevbe edenleri) kabul eden, iyiliği bol olan Sen'sin!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbrahim aleyhisselam, "Bize göster" dediği için hac ve umre ibadeti yapılan yerlerin daha önce bilindiği ama kaybolduğu anlaşılır. Kaybolma Nuh tufanında olmalıdır. (Bkz. Taberi, Ali-i İmran 3/96)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 128. ayet

  8. Bakara suresi, 129. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 129. ayet. رَبَّنَا وَٱبْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    rabbenâ veb`aŝ fîhim rasûlem minhüm yetlû `aleyhim âyâtike veyü`allimühümü-lkitâbe velḥikmete veyüzekkîhim. inneke ente-l`azîzü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Rabbimiz! Bunların içinden bir elçi çıkar da onlara senin ayetlerini okusun! Kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları geliştirsin! dipnot 1 Üstün olan, doğru karar veren Sen'sin!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Bakara 2/151)'de  bu özelliklere sahip olan kişinin Muhammed aleyhisselam olduğu belirtilmektedir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 129. ayet

İbrâhim'in dini ve Ya'kūb'un vasiyeti 130–141

  1. Bakara suresi, 130. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 130. ayet. وَمَن يَرْغَبُ عَن مِّلَّةِ إِبْرَٰهِـۧمَ إِلَّا مَن سَفِهَ نَفْسَهُۥ وَلَقَدِ ٱصْطَفَيْنَٰهُ فِى ٱلدُّنْيَا وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    vemey yergabü `am milleti ibrâhîme illâ men sefihe nefseh. veleḳadi-ṣṭafeynâhü fi-ddünyâ. veinnehû fi-l'âḫirati lemine-ṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendini zavallı duruma sokandan başka, kim İbrahim'in dininden yüz çevirir? Biz onu dünyada seçkin kıldık, ahirette de iyiler arasında olacaktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 130. ayet

  2. Bakara suresi, 131. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 131. ayet. إِذْ قَالَ لَهُۥ رَبُّهُۥٓ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    iẕ ḳâle lehû rabbühû eslim ḳâle eslemtü lirabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahibi (Rabbi) ona "Teslim ol!" dediğinde o, "Varlıkların Sahibine (Rabbine) teslim oldum!" demişti.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 131. ayet

  3. Bakara suresi, 132. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 132. ayet. وَوَصَّىٰ بِهَآ إِبْرَٰهِـۧمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَٰبَنِىَّ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰ لَكُمُ ٱلدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

    veveṣṣâ bihâ ibrâhîmü benîhi veya`ḳûb. yâ benîye inne-llâhe-ṣṭafâ lekümü-ddîne felâ temûtünne illâ veentüm müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İbrahim, bu dine uymayı oğullarına vasiyet etmişti. Yakup da öyle yaptı. Dedi ki: "Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti, son nefesinize kadar Allah'a teslim olmuş kişiler olarak yaşayın."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 132. ayet

  4. Bakara suresi, 133. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 133. ayet. أَمْ كُنتُمْ شُهَدَآءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ ٱلْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنۢ بَعْدِى قَالُوا۟ نَعْبُدُ إِلَٰهَكَ وَإِلَٰهَ ءَابَآئِكَ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ إِلَٰهًا وَٰحِدًا وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    em küntüm şühedâe iẕ ḥaḍara ya`ḳûbe-lmevtü iẕ ḳâle libenîhi mâ ta`büdûne mim ba`dî. ḳâlû na`büdü ilâheke veilâhe âbâike ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa ilâhev vâḥidâ. venaḥnü lehû müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yakub'un ölmek üzere iken ne yaptığını biliyor musunuz? Oğullarına, "Benden sonra neye kul olacaksınız?" diye sordu. Onlar, "Senin İlahına; ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahına, o bir tek İlaha kul olacağız. Biz, zaten, O'na teslim olmuş kimseleriz!" dediler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 133. ayet

  5. Bakara suresi, 134. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 134. ayet. تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    tilke ümmetün ḳad ḫalet. lehâ mâ kesebet veleküm mâ kesebtüm. velâ tüs'elûne `ammâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar ömürlerini tamamlamış bir toplumdur. Onların kazandığı onlara, sizin kazandığınız size! Onların yaptıkları size sorulmayacaktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 134. ayet

  6. Bakara suresi, 135. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 135. ayet. وَقَالُوا۟ كُونُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تَهْتَدُوا۟ قُلْ بَلْ مِلَّةَ إِبْرَٰهِـۧمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    veḳâlû kûnû hûden ev neṣârâ tehtedû. ḳul bel millete ibrâhîme ḥanîfâ. vemâ kâne mine-lmüşrikîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Bir taraf) "Doğru yola gelmek için Yahudi olmalısınız", (diğeri) "Hristiyan olmalısınız!" dedi. De ki: "Hayır, İbrahim'in dosdoğru şeriatına uymalısınız! O, müşriklerden değildi."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 135. ayet

  7. Bakara suresi, 136. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 136. ayet. قُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَمَآ أُوتِىَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    ḳûlû âmennâ billâhi vemâ ünzile ileynâ vemâ ünzile ilâ ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa veya`ḳûbe vel'esbâṭi vemâ ûtiye mûsâ ve`îsâ vemâ ûtiye-nnebiyyûne mir rabbihim. lâ nüferriḳu beyne eḥadim minhüm. venaḥnü lehû müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz şöyle söyleyin: "Biz Allah'a inanıp güvendik; bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene, Sahipleri (Rableri) tarafından Nebilere ne verilmişse hepsine inandık. Hiçbirini diğerinden ayırmayız. Biz Allah'a teslim olmuş kimseleriz."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 136. ayet

  8. Bakara suresi, 137. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 137. ayet. فَإِنْ ءَامَنُوا۟ بِمِثْلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا هُمْ فِى شِقَاقٍ فَسَيَكْفِيكَهُمُ ٱللَّهُ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    fein âmenû bimiŝli mâ âmentüm bihî feḳadi-htedev. vein tevellev feinnemâ hüm fî şiḳâḳ. feseyekfîkehümü-llâh. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar da sizin inandığınız gibi inansalar, yola gelmiş olurlar. Yüz çevirirlerse, tam bir parçalanma içine girerler. Onlara karşı Allah sana yetecektir. Dinleyen ve bilen O'dur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 137. ayet

  9. Bakara suresi, 138. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 138. ayet. صِبْغَةَ ٱللَّهِ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ ٱللَّهِ صِبْغَةً وَنَحْنُ لَهُۥ عَٰبِدُونَ

    ṣibgate-llâh. vemen aḥsenü mine-llâhi ṣibgah. venaḥnü lehû `âbidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Onlara şöyle deyin:) "Biz Allah'ın boyasını bozmayız. dipnot 1 Kimin boyası Allah'ın boyasından güzel olabilir ki? Biz yalnız O'na kulluk eden kimseleriz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Var olanı korur, Allah'ın yarattığını değiştirmeye kalkmayız.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 138. ayet

  10. Bakara suresi, 139. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 139. ayet. قُلْ أَتُحَآجُّونَنَا فِى ٱللَّهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ وَلَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُخْلِصُونَ

    ḳul etüḥâccûnenâ fi-llâhi vehüve rabbünâ verabbüküm. velenâ a`mâlünâ veleküm a`mâlüküm. venaḥnü lehû muḫliṣûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Bizimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz? O bizim Sahibimiz olduğu gibi sizin de Sahibinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da sizedir. Biz ona gönülden bağlı kimseleriz."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 139. ayet

  11. Bakara suresi, 140. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 140. ayet. أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطَ كَانُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ قُلْ ءَأَنتُمْ أَعْلَمُ أَمِ ٱللَّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَٰدَةً عِندَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    em teḳûlûne inne ibrâhîme veismâ`île veisḥâḳa veya`ḳûbe vel'esbâṭa kânû hûden ev neṣârâ. ḳul eentüm a`lemü emi-llâh. vemen ażlemü mimmen keteme şehâdeten `indehû mine-llâh. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarının Yahudi veya Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: "Siz mi iyi bilirsiniz, Allah mı?" Allah'ın, kendisine gösterdiği bir gerçeği gizleyenden daha kötü kim olabilir? Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 140. ayet

  12. Bakara suresi, 141. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 141. ayet. تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    tilke ümmetün ḳad ḫalet. lehâ mâ kesebet veleküm mâ kesebtüm. velâ tüs'elûne `ammâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar ömürlerini tamamlamış bir toplumdur. Onların kazandığı onlara, sizin kazandığınız size. Onların yaptıkları size sorulmayacaktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 141. ayet

Kıble'nin değiştirilmesi 142–152

  1. Buradan itibaren cüz 2

    Bakara suresi, 142. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 142. ayet. سَيَقُولُ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَ ٱلنَّاسِ مَا وَلَّىٰهُمْ عَن قِبْلَتِهِمُ ٱلَّتِى كَانُوا۟ عَلَيْهَا قُل لِّلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    seyeḳûlü-ssüfehâü mine-nnâsi mâ vellâhüm `an ḳibletihimü-lletî kânû `aleyhâ. ḳul lillâhi-lmeşriḳu velmagrib. yehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanlardan kimi akılsızlar şöyle diyecekler: "Bunları, yöneldikleri kıbleden çeviren nedir ki!" dipnot 1 De ki: "Doğu da Allah'ındır, batı da! O, doğru tercihte bulunanı doğru bir yola yöneltir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanlar önceleri, Yahudiler gibi Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e yönelerek namaz kılarlardı. Ayete göre kimi Yahudiler de onlarla birlikte namaz kılıyorlardı. Çünkü kıblenin değişmesi onlardan başkasını rahatsız etmezdi.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 142. ayet

  2. Bakara suresi, 143. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 143. ayet. وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَٰكُمْ أُمَّةً وَسَطًا لِّتَكُونُوا۟ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِ وَيَكُونَ ٱلرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًا وَمَا جَعَلْنَا ٱلْقِبْلَةَ ٱلَّتِى كُنتَ عَلَيْهَآ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ ٱلرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَٰنَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    vekeẕâlike ce`alnâküm ümmetev veseṭal litekûnû şühedâe `ale-nnâsi veyekûne-rrasûlü `aleyküm şehîdâ. vemâ ce`alne-lḳiblete-lletî künte `aleyhâ illâ lina`leme mey yettebi`u-rrasûle mimmey yenḳalibü `alâ `aḳibeyh. vein kânet lekebîraten illâ `ale-lleẕîne hede-llâh. vemâ kâne-llâhü liyüḍî`a îmâneküm. inne-llâhe binnâsi leraûfür raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte böyle! Sizi merkez toplum dipnot 1 yaptık ki insanlara örnek olasınız, Kitabımız dipnot 2 da yanınızda olsun. dipnot 3 Yönelmekte olduğun kıbleyi (Beyt-i Makdis'i), sırf elçimize uyanla ona sırt çevireni bilelim diye, yaptık. dipnot 4 Onun değişmesi, Allah'ın doğru yolda olduğunu onayladıklarından başkasına ağır gelir. Allah,(Kabe'nin tekrar kıble olacağına dair) inancınızı boşa çıkaracak değildir. İnsanlara pek şefkatli ve iyiliği bol olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her insanın inanması gereken din, bu din olduğu için, insanlara örnek olmamız gerekir. (Ali İmran 3/110)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen Resul (رسول), hem bilgi hem de bilgiyi ileten elçi anlamındadır (Müfredat). Bilgi, elçiden önemli olduğu için Allah Teala şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Elçimiz Muhammed'in, Allah'tan getirdiği bilgiler Kur'an'da toplandığından artık bizim için Resul, Kur'an'dır. Bu yüzden resul kelimesine, yerine göre Allah'ın Kitab'ı anlamını vereceğiz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetteki şehid kelimesine, ism-i mef'ul anlamı verilmiştir.
    4. metne dön, dipnot 4
      İlk kıble Kabe'dir. Beyt-i Makdis'e, Davut aleyhisselam zamanında çevrilmiştir. (
      II. Samuel, 24/16-25 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 24:16

      Davut söylediklerini bitirince, Saul, “Davut oğlum, bu senin sesin mi?” diye sordu ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )

    Ayet detayı — Bakara suresi, 143. ayet

  3. Bakara suresi, 144. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 144. ayet. قَدْ نَرَىٰ تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِى ٱلسَّمَآءِ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةً تَرْضَىٰهَا فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

    ḳad nerâ teḳallübe vechike fi-ssemâ'. felenüvelliyenneke ḳibleten terḍâhâ. fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veḥayŝü mâ küntüm fevellû vucûheküm şaṭrah. veinne-lleẕîne ûtü-lkitâbe leya`lemûne ennehü-lḥaḳḳu mir rabbihim. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ey Nebi,) Yüzünün sık sık göğe döndüğünü görüyoruz. Seni istediğin kıbleye elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! (Müminler! Siz de) Nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü onun tarafına çevirin! Kendilerine kitap verilenler iyi bilirler ki bu, Sahiplerinin (Rablerinin) gerçek hükmüdür. Yaptıkları hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 144. ayet

  4. Bakara suresi, 145. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 145. ayet. وَلَئِنْ أَتَيْتَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ بِكُلِّ ءَايَةٍ مَّا تَبِعُوا۟ قِبْلَتَكَ وَمَآ أَنتَ بِتَابِعٍ قِبْلَتَهُمْ وَمَا بَعْضُهُم بِتَابِعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ إِنَّكَ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    velein eteyte-lleẕîne ûtü-lkitâbe bikülli âyetim mâ tebi`û ḳibletek. vemâ ente bitâbi`in ḳibletehüm. vemâ ba`ḍuhüm bitâbi`in ḳiblete ba`ḍ. veleini-tteba`te ehvâehüm mim ba`di mâ câeke mine-l`ilmi inneke iẕel lemine-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine Kitap verilenlere bütün ayetleri (delilleri) getirsen senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlardan hiçbiri diğerinin kıblesine de uymaz. dipnot 1 Sana gelen bu bilgiden sonra onların isteklerine uyarsan, yanlış yapanlara karışır gidersin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudiler Kudüs'teki Süleyman Mabedi'ne, yani Beyt-i Makdis'e, Hıristiyanlar da doğuya dönerler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 145. ayet

  5. Bakara suresi, 146. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 146. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْرِفُونَهُۥ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَآءَهُمْ وَإِنَّ فَرِيقًا مِّنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ ٱلْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe ya`rifûnehû kemâ ya`rifûne ebnâehüm. veinne ferîḳam minhüm leyektümûne-lḥaḳḳa vehüm ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine Kitap verdiklerimiz bunu (Kabe'nin tekrar kıble olacağını), kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Ama onların birtakımı bu gerçeği bile bile gizlerler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 146. ayet

  6. Bakara suresi, 147. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 147. ayet. ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

    elḥaḳḳu mir rabbike felâ tekûnenne mine-lmümterîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gerçek, senin Rabbinden gelendir. Sakın şüpheye düşenlerden olma!

    Ayet detayı — Bakara suresi, 147. ayet

  7. Bakara suresi, 148. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 148. ayet. وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ أَيْنَ مَا تَكُونُوا۟ يَأْتِ بِكُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًا إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    velikülliv vichetün hüve müvellîhâ festebiḳu-lḫayrât. eyne mâ tekûnû ye'ti bikümü-llâhü cemî`â. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Herkesin bir hedefi olur ve ona yönelir. Siz, hayırda (iyiliklerde) yarışın. Nerede olursanız olun, Allah sizi bir araya getirecektir. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 148. ayet

  8. Bakara suresi, 149. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 149. ayet. وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَإِنَّهُۥ لَلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    vemin ḥayŝü ḫaracte fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veinnehû lelḥaḳḳu mir rabbik. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Namaza) kalktığın dipnot 1 her yerde yüzünü Mescid-i Haram tarafına dipnot 2 çevir. Rabbinin doğru saydığı budur. Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Kaf suresi 50/11). ayetteki anlama uygun olarak huruc'a kıyam = kalkma anlamı verilmiştir. Namaz kılan, kıyama durur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Namazda Mescid-i Haram'ın kendisine dönmek gerekmez. Onun bulunduğu ana yöne dönmek yeterlidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 149. ayet

  9. Bakara suresi, 150. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 150. ayet. وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَٱخْشَوْنِى وَلِأُتِمَّ نِعْمَتِى عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    vemin ḥayŝü ḫaracte fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veḥayŝü mâ küntüm fevellû vucûheküm şaṭrahû liellâ yekûne linnâsi `aleyküm ḥucceh. ille-lleẕîne żalemû minhüm felâ taḫşevhüm vaḫşevnî veliütimme ni`metî `aleyküm vele`alleküm tehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nerede (Namaza) kalkarsan, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü onun tarafına çevirin ki insanların size karşı bir delili olmasın. dipnot 1 İleri geri konuşan konuşur, onlardan korkmayın, benden korkun. Bu, size olan iyiliklerimi tamamlamam ve sizin de hedefinize ulaşmanız içindir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudi ve Hristiyanlar Kabe'nin tekrar kıble olacağını bildikleri için, kıble değişmeseydi bunu bize karşı kullanırlardı.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 150. ayet

  10. Bakara suresi, 151. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 151. ayet. كَمَآ أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِّنكُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ

    kemâ erselnâ fîküm rasûlem minküm yetlû `aleyküm âyâtinâ veyüzekkîküm veyü`allimükümü-lkitâbe velḥikmete veyü`allimüküm mâ lem tekûnû ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nitekim (iyiliklerimi tamamlayayım diye) içinizden size bir elçi gönderdim. O size ayetlerimizi okur, sizi geliştirir, size Kitab'ı ve hikmeti öğretir, size bilmediğinizi öğretir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet, İbrahim aleyhisselamın Mekke'de yaptığı duanın kabul edildiğini gösterir.  (bkz. Bakara 2/129)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 151. ayet

  11. Bakara suresi, 152. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 152. ayet. فَٱذْكُرُونِىٓ أَذْكُرْكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِى وَلَا تَكْفُرُونِ

    feẕkürûnî eẕkürküm veşkürû lî velâ tekfürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Beni aklınızdan çıkarmayın dipnot 1 ki ben de sizi çıkarmayayım! Bana karşı görevinizi yerine getirin, iyilik bilmez olmayın!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen bir bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla getirmek veya söylemektir. (Müfredat) Tabiat, Allah'ın yarattığı ayetlerden, Kur'an da indirdiği ayetlerden oluşur. Her ikisinden elde edilen doğru bilgi zikirdir. İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 152. ayet

Sabır, namaz ve imtihan 153–157

  1. Bakara suresi, 153. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 153. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ste`înû biṣṣabri veṣṣalâh. inne-llâhe me`a-ṣṣâbirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! Sabırlı davranarak ve namaz kılarak yardım isteyin! Allah sabredenlerin yanındadır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 153. ayet

  2. Bakara suresi, 154. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 154. ayet. وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَن يُقْتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتٌۢ بَلْ أَحْيَآءٌ وَلَٰكِن لَّا تَشْعُرُونَ

    velâ teḳûlû limey yuḳtelü fî sebîli-llâhi emvâh. bel aḥyâüv velâkil lâ teş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin! Onlar diridirler, ama siz fark edemezsiniz. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah yolunda öldürülenlerin diriliği, bizim anlayabileceğimiz bir dirilik değildir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 154. ayet

  3. Bakara suresi, 155. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 155. ayet. وَلَنَبْلُوَنَّكُم بِشَىْءٍ مِّنَ ٱلْخَوْفِ وَٱلْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ

    veleneblüvenneküm bişey'im mine-lḫavfi velcû`i venaḳṣim mine-l'emvâli vel'enfüsi veŝŝemerât. vebeşşiri-ṣṣâbirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünlerinizden eksilterek, sizi biraz korku ve biraz açlıkla yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz, bundan kaçış olmaz. Sen sabırlı davrananlara müjde ver.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 155. ayet

  4. Bakara suresi, 156. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 156. ayet. ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُوٓا۟ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

    elleẕîne iẕâ eṣâbethüm müṣîbetün ḳâlû innâ lillâhi veinnâ ileyhi râci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, başlarına bir şey gelince şöyle derler: "Biz, Allah'a aitiz, biz O'nun huzuruna çıkarılacağız".

    Ayet detayı — Bakara suresi, 156. ayet

  5. Bakara suresi, 157. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 157. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَٰتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُهْتَدُونَ

    ülâike `aleyhim ṣalevâtüm mir rabbihim veraḥmetüv veülâike hümü-lmühtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahiplerinin (Rablerinin) sürekli desteği dipnot 1 ve iyiliği onlaradır. Doğru yolda olanlar onlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin metninde geçen salavat = صَلَوَاتٌ , salat = صلاة  kelimesinin çoğuludur. Kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan'ul-Arab) Allah Teala, yapılan iyi davranışları, daha iyisiyle ödüllendirir. Bir ayet şöyledir: "Erkek olsun, kadın olsun, kim inanıp güvenerek iyi iş yaparsa ona güzel bir hayat yaşatırız. Ödüllerini de yaptıklarının en güzeline göre veririz." (Nahl 16/97) Allah'ın yaptığı imtihanları, büyük bir sabırla kazanmaya odaklanan kişi, onun sürekli desteğini ve yardımını hak etmiş olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 157. ayet

Safâ ile Merve; hakkı gizleyenler; tek ilah 158–163

  1. Bakara suresi, 158. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 158. ayet. إِنَّ ٱلصَّفَا وَٱلْمَرْوَةَ مِن شَعَآئِرِ ٱللَّهِ فَمَنْ حَجَّ ٱلْبَيْتَ أَوِ ٱعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَن يَطَّوَّفَ بِهِمَا وَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ ٱللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ

    inne-ṣṣafâ velmervete min şe`âiri-llâh. femen ḥacce-lbeyte evi-`temera felâ cünâḥa `aleyhi ey yeṭṭavvefe bihimâ. vemen teṭavve`a ḫayran feinne-llâhe şâkirun `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Safa ile Merve Allah'a kulluğun simgelerindendir. Kim hac veya umre niyetiyle Kabe'yi tavaf ederse, o ikisini sa'y etmesinde bir günah yoktur. dipnot 1 Kim bir iyiliği içinden gelerek yaparsa bilsin ki, her şeyi bilen ve yapılan iyiliğin tam karşılığını veren Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cahiliye Arapları Safa ile Merve tepelerine İsaf ve Naile adında iki put koymuştu. Müslümanlar bu yüzden sa'y'i terk ettiler. Bu ayet sa'yin o putlardan dolayı yapılmadığını bildirmektedir. "Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın"  (Bakara 2/196) emri de say'i terk etmenin, bu iki ibadet için eksiklik olduğunu, mutlaka yapılması gerektiğini bildirmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 158. ayet

  2. Bakara suresi, 159. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 159. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلْنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلْهُدَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا بَيَّنَّٰهُ لِلنَّاسِ فِى ٱلْكِتَٰبِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ ٱللَّهُ وَيَلْعَنُهُمُ ٱللَّٰعِنُونَ

    inne-lleẕîne yektümûne mâ enzelnâ mine-lbeyyinâti velhüdâ mim ba`di mâ beyyennâhü linnâsi fi-lkitâbi ülâike yel`anühümü-llâhü veyel`anühümü-llâ`inûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu kitapta açıkça ortaya koyduğumuz halde indirdiğimiz açıklayıcı ayetleri ve ana ayetleri dipnot 1 gizleyenleri Allah dışlar; dipnot 2 dışlayacak durumda olan kimseler de dışlarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir konuyu özet olarak anlatan ana ayete muhkem, ona benzeyen ve açıklayan ayete de müteşabih denir. Bunları açıklayan iki müteşabih ayette daha olur ve birçok konu çok sayıda ikili ayet ile (mesani) açıklanır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. Bkz. (Bakara 2/49)'un dipnotu.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 159. ayet

  3. Bakara suresi, 160. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 160. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَبَيَّنُوا۟ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَأَنَا ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    ille-lleẕîne tâbû veaṣleḥû vebeyyenû feülâike etûbü `aleyhim. veene-ttevvâbü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tevbe eden (hatasından tam olarak dönen), kendini düzelten ve gizlediklerini açıklayanlar başka; onların tevbesini kabul ederim. Tevbeleri kabul eden ve iyiliği bol olan Benim.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 160. ayet

  4. Bakara suresi, 161. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 161. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

    inne-lleẕîne keferû vemâtû vehüm küffârun ülâike `aleyhim la`netü-llâhi velmelâiketi vennâsi ecme`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Âyetleri gizleyen ve gizlemişken ölenleri; Allah, melekleri ve bütün insanlar dışlayacaktır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ateşe giren her toplum, kendi yoldaşını dışlayacaktır." (Araf 7/38)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 161. ayet

  5. Bakara suresi, 162. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 162. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    ḫâlidîne fîhâ. lâ yüḫaffefü `anhümü-l`aẕâbü velâ hüm yünżarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar sürekli dışlanmış olarak kalacaklardır. Ne azapları hafifletilecek ne de göz açtırılacaktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 162. ayet

  6. Bakara suresi, 163. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 163. ayet. وَإِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ

    veilâhüküm ilâhüv vâḥid. lâ ilâhe illâ hüve-rraḥmânü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin ilahınız, bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. İyiliği sonsuz, ikramı bol olan O'dur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 163. ayet

Yaratılıştaki deliller ve ortak koşanlar 164–167

  1. Bakara suresi, 164. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 164. ayet. إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    inne fî ḫalḳi-ssemâvâti vel'arḍi vaḫtilâfi-lleyli vennehâri velfülki-lletî tecrî fi-lbaḥri bimâ yenfe`u-nnâse vemâ enzele-llâhü mine-ssemâi mim mâin feaḥyâ bihi-l'arḍa ba`de mevtihâ vebeŝŝe fîhâ min külli dâbbeh. vetaṣrîfi-rriyâḥi vesseḥâbi-lmüseḫḫari beyne-ssemâi vel'arḍi leâyâtil liḳavmiy ya`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyleri denizde taşıyıp götüren gemilerde, Allah'ın gökten indirdiği suda, o su ile ölü toprağı diriltmesinde, kıpırdayan her canlıyı yeryüzüne yaymasında, rüzgarların farklı yönlere esmesinde, gök ile yer arasında görevli bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için göstergeler vardır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 164. ayet

  2. Bakara suresi, 165. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 165. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَندَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَشَدُّ حُبًّا لِّلَّهِ وَلَوْ يَرَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِذْ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ أَنَّ ٱلْقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا وَأَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعَذَابِ

    vemine-nnâsi mey yetteḫiẕü min dûni-llâhi endâdey yüḥibbûnehüm keḥubbi-llâh. velleẕîne âmenû eşeddü ḥubbel lillâh. velev yera-lleẕîne żalemû iẕ yeravne-l`aẕâbe enne-lḳuvvete lillâhi cemî`av veenne-llâhe şedîdü-l`aẕâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimi insanlar, Allah'tan önce, Allah'a benzer nitelikler vererek, O'nunla aralarına koyduklarını ilah edinir ve dipnot 1 onları, Allah'ı sever gibi dipnot 2 severler. İnanıp güvenenlerin Allah sevgisi çok güçlüdür dipnot 3 . Bu yanlışı yapanlar, bütün gücün Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının, (işledikleri suçla) bağlantısını dipnot 4 , o azabı gördüklerinde anlayacakları gibi keşke şimdiden anlasalar!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İttehaze  fiili iki mef'ul alır. Ayet doğru anlaşılsın diye ikinci mef'ul olan ilah, açıkça yazılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müşrik Allah'ı sever ama O'nu uzakta gördüğü için önceliği kendini Allah'a ulaştıracağına inandığı aracılara verir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Arap dilinde şedd = الشد, güçlü bağ (= العقد القوي) anlamındadır. (Müfredat) Mümin, araya bir aracı koyamayacağı için Allah ile bağı çok gülüdür. Müşrikin inancıyla kıyaslanamayacağı için buradaki eşeddu =أَشَدُّ'ye sıfat-ı müşebbehe, yani değişmez özellik belirten sıfat anlamı verilmiştir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayette geçen şedid, sıkı bağ kuran veya sıkıca bağlı demektir. Allah Teala, verdiği ödül veya ceza ile kulun fiilleri arasında sıkı bir bağ kurmuş ve şöyle demiştir: "Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz." (En'am 6/160) Bu gibi ayetler çok olduğu için bize göre kelimeye verilecek doğru anlam "sıkı bağ kuran" veya "sıkıca bağlı"dır

    Ayet detayı — Bakara suresi, 165. ayet

  3. Bakara suresi, 166. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 166. ayet. إِذْ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ وَرَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ ٱلْأَسْبَابُ

    iẕ teberrae-lleẕîne-ttübi`û mine-lleẕîne-ttebe`û veraevü-l`aẕâbe veteḳaṭṭa`at bihimü-l'esbâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arkasından gidilen kişiler o gün, kendilerine uyanları terk ederler. Artık azabı görmüşler ve aralarındaki bütün bağlar kopmuştur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 166. ayet

  4. Bakara suresi, 167. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 167. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّءُوا۟ مِنَّا كَذَٰلِكَ يُرِيهِمُ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ حَسَرَٰتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنَ ٱلنَّارِ

    veḳâle-lleẕîne-ttebe`û lev enne lenâ kerraten feneteberrae minhüm kemâ teberraû minnâ. keẕâlike yürîhimü-llâhü a`mâlehüm ḥaserâtin `aleyhim. vemâ hüm biḫâricîne mine-nnâr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara uyanlar şöyle derler: "Keşke elimize bir fırsat geçse de onların burada bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak durabilseydik!" Allah yaptıklarını, içlerini yakacak şekilde gösterecektir. Artık o ateşten çıkacak değillerdir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 167. ayet

Helal ve haram yiyecekler; atalara uyma 168–176

  1. Bakara suresi, 168. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 168. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُوا۟ مِمَّا فِى ٱلْأَرْضِ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    yâ eyyühe-nnâsü külû mimmâ fi-l'arḍi ḥalâlen ṭayyibâ. velâ tettebi`û ḫuṭuvâti-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Yeryüzündeki her şeyin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytan'ın izinden gitmeyin! O sizin açık düşmanınızdır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 168. ayet

  2. Bakara suresi, 169. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 169. ayet. إِنَّمَا يَأْمُرُكُم بِٱلسُّوٓءِ وَٱلْفَحْشَآءِ وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    innemâ ye'müruküm bissûi velfaḥşâi veen teḳûlû `ale-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, sizden kötülükler ve çirkinlikler yapmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi ister.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 169. ayet

  3. Bakara suresi, 170. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 170. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَآ أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ

    veiẕâ ḳîle lehümü-ttebi`û mâ enzele-llâhü ḳâlû bel nettebi`u mâ elfeynâ `aleyhi âbâenâ. evelev kâne âbâühüm lâ ya`ḳilûne şey'ev velâ yehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara "Allah'ın indirdiğine uyun!" dense, "Hayır! Biz atalarımızı hangi yolda bulmuşsak, ona uyarız!" derler. Peki, ataları akıllarını bir şeye çalıştırmamış ve doğru yola da girmemişlerse, yine uyacaklar mı?

    Ayet detayı — Bakara suresi, 170. ayet

  4. Bakara suresi, 171. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 171. ayet. وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ كَمَثَلِ ٱلَّذِى يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ إِلَّا دُعَآءً وَنِدَآءً صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

    vemeŝelü-lleẕîne keferû kemeŝeli-lleẕî yen`iḳu bimâ lâ yesme`u illâ dü`âev venidââ. ṣummüm bükmün `umyün fehüm lâ ya`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerini ayetlere kapatanların dipnot 1 durumu, çağırma ve bağırma dışında bir anlama veremediği sese karşı öten karganın dipnot 2 durumu gibidir. Sağır, dilsiz ve kör kesilirler. Onlar akıllarını kullanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki na'q , karganın ötmesi anlamına geldiği için (Lisan) meal bu şekilde verilmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 171. ayet

  5. Bakara suresi, 172. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 172. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِلَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû külû min ṭayyibâti mâ razaḳnâküm veşkürû lillâhi in küntüm iyyâhü ta`büdûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Allah'a inanıp güvenenler! Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerin temiz olanlarından yiyin! Yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na karşı görevinizi yerine getirin!

    Ayet detayı — Bakara suresi, 172. ayet

  6. Bakara suresi, 173. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 173. ayet. إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ بِهِۦ لِغَيْرِ ٱللَّهِ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    innemâ ḥarrame `aleykümü-lmeytete veddeme velaḥme-lḫinzîri vemâ ühille bihî ligayri-llâh. femeni-ḍṭurra gayra bâgiv velâ `âdin felâ iŝme `aleyh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, size sadece meyteyi (kesilmeden ölmüş hayvanı), akmış kanı, dipnot 1 domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olanı haram kılmıştır. dipnot 2 Kim darda kalır da birinin hakkına saldırmadan ve ihtiyaç sınırını da aşmadan bunlardan yerse, doğal yapısından uzaklaşmaz dipnot 3 . Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sadece akmış kan haramdır, damarlarda kalan kan haram değildir  (Bkz. En'am 6/145)
    2. metne dön, dipnot 2
      Allahtan başkası adına kesilmediği müddetçe, Müslüman olmayanların kestiği veya besmelesiz kesilen hayvanın eti haram değildir. Aksini gösteren ne bir ayet ne de hadis vardır. (Bkz. Maide 5/3) (Bkz. En'am 6/145)
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetteki  إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredat).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 173. ayet

  7. Bakara suresi, 174. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 174. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَشْتَرُونَ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ إِلَّا ٱلنَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    inne-lleẕîne yektümûne mâ enzele-llâhü mine-lkitâbi veyeşterûne bihî ŝemenen ḳalîlen ülâike mâ ye'külûne fî büṭûnihim ille-nnâra velâ yükellimühümü-llâhü yevme-lḳiyâmeti velâ yüzekkîhim. velehüm `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyen ve karşılığında, tükenip gidecek dipnot 1 bir bedel alanlar, karınlarına sadece ateş doldururlar. Allah Kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları aklamaz. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalil = قليل, bir şeyin az olduğu veya geçici olduğu anlamına gelir (Mekayis).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 174. ayet

  8. Bakara suresi, 175. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 175. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ وَٱلْعَذَابَ بِٱلْمَغْفِرَةِ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى ٱلنَّارِ

    ülâike-lleẕîne-şteravu-ḍḍalâlete bilhüdâ vel`aẕâbe bilmagfirah. femâ aṣberahüm `ale-nnâr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar yoldan çıkmayı, rehbere uymaya; azabı, bağışlanmaya tercih edenlerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklılarmış!

    Ayet detayı — Bakara suresi, 175. ayet

  9. Bakara suresi, 176. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 176. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَفِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍ

    ẕâlike bienne-llâhe nezzele-lkitâbe bilḥaḳḳ. veinne-lleẕîne-ḫtelefû fi-lkitâbi lefî şiḳâḳum be`îd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Olacağı budur; gerçekleri içeren bu Kitabı Allah indirmiştir. Kitab'a ters düşenler ise derin bir ikilem içindedirler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 176. ayet

İyilik (birr) nedir 177

  1. Bakara suresi, 177. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 177. ayet. لَّيْسَ ٱلْبِرَّ أَن تُوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلْكِتَٰبِ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ وَءَاتَى ٱلْمَالَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ ذَوِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَٱلسَّآئِلِينَ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَٰهَدُوا۟ وَٱلصَّٰبِرِينَ فِى ٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَحِينَ ٱلْبَأْسِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ

    leyse-lbirra en tüvellû vucûheküm ḳibele-lmeşriḳi velmagribi velâkinne-lbirra men âmene billâhi velyevmi-l'âḫiri velmelâiketi velkitâbi vennebiyyîn. veâte-lmâle `alâ ḥubbihî ẕevi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîne vebne-ssebîli vessâilîne vefi-rriḳâb. veeḳâme-ṣṣalâte veâte-zzekâh. velmûfûne bi`ahdihim iẕâ `âhedû. veṣṣâbirîne fi-lbe'sâi veḍḍarrâi veḥîne-lbe's. ülâike-lleẕîne ṣadeḳû. veülâike hümü-lmütteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyilik, yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. İyilik; Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebilere inanıp güvenen kişinin yaptığıdır. dipnot 1 Böyle bir kişi, sevmesine rağmen malını, kendine yakınlığı olanlara, yetimlere, çaresizlere, yolda kalanlara, isteyenlere ve boyunduruk altındakilere verir. dipnot 1 Namazı düzgün ve sürekli kılar ve zekatı verir. Bunlar anlaşma yaptıkları zaman da yükümlülüklerini yerine getirirler. Baskılara, zorluklara, bir de baskın anında olacaklara karşı dirençli olurlar. Özü sözü doğru olanlar bunlardır. Allah'tan çekinerek korunanlar da bunlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada imanın beş şartı sayılmış, altıncısı olarak bilinen "kadere iman" sayılmamıştır. Çünkü Kur'an'da, kadere iman sözü yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki الرِّقَاب= er-rikab, esirler için kullanılan رقبة =rakebe'nin çoğuludur.  Türkçede buna "boyunduruk altında olanlar" denir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 177. ayet

Kısas ve vasiyet 178–182

  1. Bakara suresi, 178. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 178. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِصَاصُ فِى ٱلْقَتْلَى ٱلْحُرُّ بِٱلْحُرِّ وَٱلْعَبْدُ بِٱلْعَبْدِ وَٱلْأُنثَىٰ بِٱلْأُنثَىٰ فَمَنْ عُفِىَ لَهُۥ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌ فَٱتِّبَاعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ وَأَدَآءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَٰنٍ ذَٰلِكَ تَخْفِيفٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kütibe `aleykümü-lḳiṣâṣu fi-lḳatlâ. elḥurru bilḥurri vel`abdü bil`abdi vel'ünŝâ bil'ünŝâ. femen `ufiye lehû min eḫîhi şey'ün fettibâ`um bilma`rûfi veedâün ileyhi biiḥsân. ẕâlike taḫfîfüm mir rabbiküm veraḥmetün. femeni-`tedâ ba`de ẕâlike felehû `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! Öldürülen insanlar konusunda size kısas dipnot 1 farz kılındı. Bir hüre karşı bir hür, bir esire karşı bir esir, bir kadına karşı bir kadın (öldürülür, daha fazlası olmaz). dipnot 2 Kim, öldürülenin kardeşi (mirasçısı) tarafından bir bedel karşılığı bağışlanırsa, marufa dipnot 3 uysun ve bedeli güzelce ödesin. Böyle olması, Sahibiniz (Rabbiniz) tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir. Kim bundan sonra da düşmanlığı sürdürürse, ona acı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kısas, işlenen suç ile verilen ceza arasında denkliği ifade eder.
    2. metne dön, dipnot 2
      Başkasını kendine denk görmeyenler çoktur. Bu ayet, bunun yanlışlığını göstermektedir. İlgili diğer ayetler  (Bkz. Maide 5/32, Kehf 18/74, İsra 17/33) , öldürenin veya öldürülenin kimliğine bakılmaksızın kısas cezasını emreder.
    3. metne dön, dipnot 3
      Maruf;  bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'an'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir. Zıttı ‘münker'dir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 178. ayet

  2. Bakara suresi, 179. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 179. ayet. وَلَكُمْ فِى ٱلْقِصَاصِ حَيَوٰةٌ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    veleküm fi-lḳiṣâṣi ḥayâtüy yâ ûli-l'elbâbi le`alleküm tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey sağlam duruşlu kişiler dipnot 1 kısasta sizin için hayat vardır, belki kendinizi korursunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Akıl ile kalbin birleşmesine lübb (el-Ayn),  böyle kişilere ulü'l-elbab yani sağlam duruşlu kişiler denir. "Sözü dinleyip en güzeline uyanlar, Allah'ın doğru yolda saydığı kişilerdir. İşte ulü'l-elbab onlardır."  (Zümer 39/18)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 179. ayet

  3. Bakara suresi, 180. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 180. ayet. كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا ٱلْوَصِيَّةُ لِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ

    kütibe `aleyküm iẕâ ḥaḍara eḥadekümü-lmevtü in terake ḫayran. elveṣiyyetü lilvâlideyni vel'aḳrabîne bilma`rûf. ḥaḳḳan `ale-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Birinize ölüm gelir de geriye mal bırakmış olursa, onu, anası, babası ve en yakınları arasında belirlenmiş paylara göre bölüştürmek, dipnot 1 içinizden Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar üzerine farz kılınmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Paylara göre bölüştürme görevi" diye tercüme ettiğimiz kelime "الْوَصِيَّةُ = el-vasiyyeh/o vasiyet"tir. Vasiyet birine bir görev yüklemektir. (Lisan). el-vasiyyeh'deki "el" takısı muzafun ileyhten ıvazdır; vassiyet'üt-taksim = paylaştırma görevi, anlamındadır. Bu görev, ilgili ayetlerdeki ölçülere göre mirası paylaştırma görevidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 180. ayet

  4. Bakara suresi, 181. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 181. ayet. فَمَنۢ بَدَّلَهُۥ بَعْدَ مَا سَمِعَهُۥ فَإِنَّمَآ إِثْمُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يُبَدِّلُونَهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    femem beddelehû ba`de mâ semi`ahû feinnemâ iŝmühû `ale-lleẕîne yübeddilûneh. inne-llâhe semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu duyduktan sonra payları kim değiştirirse, günahı değiştirenlerin boynunadır. Dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 181. ayet

  5. Bakara suresi, 182. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 182. ayet. فَمَنْ خَافَ مِن مُّوصٍ جَنَفًا أَوْ إِثْمًا فَأَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    femen ḫâfe mim mûṣin cenefen ev iŝmen feaṣleḥa beynehüm felâ iŝme `aleyh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mirası paylaştıran kişi, dipnot 1 bir tarafa meyletmekten veya günaha girmekten korkar da mirasçıları uzlaştırırsa, yanlış yapmış dipnot 2 olmaz. Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Mirası paylaştıran" diye tercüme ettiğimiz "musin= موص " kelimesinin asıl anlamı bir şeyi diğerine ulaştırandır. (Mekayis)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki  إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğallıktan uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredat).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 182. ayet

Oruç 183–187

  1. Bakara suresi, 183. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 183. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kütibe `aleykümu-ṣṣiyâmü kemâ kütibe `ale-lleẕîne min ḳabliküm le`alleküm tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Oruç, sizden öncekilere yazıldığı şekliyle size de yazıldı ki kendinizi koruyasınız.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 183. ayet

  2. Bakara suresi, 184. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 184. ayet. أَيَّامًا مَّعْدُودَٰتٍ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى ٱلَّذِينَ يُطِيقُونَهُۥ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُۥ وَأَن تَصُومُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    eyyâmem ma`dûdât. femen kâne minküm merîḍan ev `alâ seferin fe`iddetüm min eyyâmin üḫar. ve`ale-lleẕîne yüṭîḳûnehû fidyetün ṭa`âmü miskîn. femen teṭavve`a ḫayran fehüve ḫayrul leh. veen teṣûmû ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Size yazılan oruç) sayılı günlerde tutulur. Sizden kim, hasta veya yolculuk halinde olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun. Orucu tutabilecek olanların dipnot 1 bir çaresizi doyuracak kadar fidye (fitre) vermesi de gerekir. Kim bir iyiliğin fazlasını yaparsa onun için iyi olur. Oruç tutmanızın ne kadar iyi olduğunu bilseniz, (hasta ve yolcu olmanıza rağmen) tutarsınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayete göre oruç tutabilecek olan herkesin, bir çaresizi doyurması yani fitre vermesi gerekir. Abdullah b. Ömer demiş ki; "Allah'ın Elçisi, fıtır veya Ramazan sadakasını, erkeğe, kadına, hüre ve köleye, hurmadan bir sa'(3920 gr) veya arpadan bir sa' olarak farz kıldı. İnsanlar bunu yarım sa' buğdayla denkleştirdi." (Buhari, Zekat 77)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 184. ayet

  3. Bakara suresi, 185. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 185. ayet. شَهْرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ فِيهِ ٱلْقُرْءَانُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَٰتٍ مِّنَ ٱلْهُدَىٰ وَٱلْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ ٱلشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُوا۟ ٱلْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا۟ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    şehru rameḍane-lleẕî ünzile fîhi-lḳur'ânü hüdel linnâsi vebeyyinâtim mine-lhüdâ velfürḳân. femen şehide minkümü-şşehra felyeṣumh. vemen kâne merîḍan ev `alâ seferin fe`iddetüm min eyyâmin üḫar. yürîdü-llâhü bikümü-lyüsra velâ yürîdü bikümü-l`usr. velitükmilü-l`iddete velitükebbirü-llâhe `alâ mâ hedâküm vele`alleküm teşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Sayılı günler) dipnot 1 Ramazan ayıdır. İnsanlara rehber olan dipnot 2 ve rehberin açıklayıcı ayetlerinden oluşan Kur'an'ın dipnot 3 , o Furkan'ın dipnot 4 indirildiği aydır. Sizden kim o ayı yaşarsa, oruçlu geçirsin. Kim de hasta yahut yolculuk halinde olursa, o günlerin sayısı kadar diğer günlerde oruç tutsun. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bunlar, sayıyı tamamlamanız, (orucun bittiği gün) sizi buna yöneltmesine karşılık (Bayram namazında) Allah'ın yüceliğini seslendirmeniz dipnot 5 ve ona karşı görevinizi yerine getirmeniz içindir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada, önceki ayetteki "sayılı günler"i gösteren gizli mübteda vardır. هو شهر رمجان takdirindedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetler; ana hükümleri gösteren muhkem ve onları açıklayan müteşabih ayetler diye ikiye ayrılırlar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kur'an, ayetler kümesi demektir. Ramazan için "Kur'an'ın indirildiği ay" ifadesinin kullanılması, ilk inen ayetlerin bir ayetler kümesi halinde olduğunu gösterir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Buradaki  Furkan, Furkan suresi 1. ayetten dolayı v'el-furkanu şeklinde naib-i fail sayılarak meal verilmiştir. (Furkan ile ilgili olarak Bkz. Bakara 2/53)
    5. metne dön, dipnot 5
      Bunlar bayram tekbirleridir. Nebimiz, Ramazan ve Kurban Bayramlarında, eşlerini ve kızlarını namaz kılınan yere çıkarır, bütün kadınların gelmelerini de emrederdi.(Buhari, lydeyn 15, 20, Hayz 23, Salat 2, Hacc 81; Müslim, Iydeyn 10-890) Bayram namazları, bu tekbirler için kılınır. (Ayrıca Bkz. Hac 22/37)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 185. ayet

  4. Bakara suresi, 186. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 186. ayet. وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِى عَنِّى فَإِنِّى قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لِى وَلْيُؤْمِنُوا۟ بِى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

    veiẕâ seeleke `ibâdî `annî feinnî ḳarîb. ücîbü da`vete-ddâ`i iẕâ de`âni felyestecîbû lî velyü'minû bî le`allehüm yerşüdûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kullarım sana beni sorarlarsa, ben onlara yakınım. Beni yardıma çağıranın çağrısına cevap veririm. Onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana güvensinler ki olgunlaşabilsinler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 186. ayet

  5. Bakara suresi, 187. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 187. ayet. أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ ٱلصِّيَامِ ٱلرَّفَثُ إِلَىٰ نِسَآئِكُمْ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌ لَّهُنَّ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتَانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ فَٱلْـَٰٔنَ بَٰشِرُوهُنَّ وَٱبْتَغُوا۟ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكُمُ ٱلْخَيْطُ ٱلْأَبْيَضُ مِنَ ٱلْخَيْطِ ٱلْأَسْوَدِ مِنَ ٱلْفَجْرِ ثُمَّ أَتِمُّوا۟ ٱلصِّيَامَ إِلَى ٱلَّيْلِ وَلَا تُبَٰشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَٰكِفُونَ فِى ٱلْمَسَٰجِدِ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

    üḥille leküm leylete-ṣṣiyâmi-rrafeŝü ilâ nisâiküm. hünne libâsül leküm veentüm libâsül lehünn. `alime-llâhü enneküm küntüm taḫtânûne enfüseküm fetâbe `aleyküm ve`afâ `anküm. fel'âne bâşirûhünne vebtegû mâ ketebe-llâhü leküm. vekülû veşrabû ḥattâ yetebeyyene lekümü-lḫayṭu-l'ebyeḍu mine-lḫayṭi-l'esvedi mine-lfecr. ŝümme etimmu-ṣṣiyâme ile-lleyl. velâ tübâşirûhünne veentüm `âkifûne fi-lmesâcid. tilke ḥudûdü-llâhi felâ taḳrabûhâ. keẕâlike yübeyyinü-llâhü âyâtihî linnâsi le`allehüm yetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oruç gecelerinde kadınlarınızla cinsel içerikli konuşmalar yapmak size helal kılındı. dipnot 1 Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz. Allah kendinize ihanet ettiğinizi bildi de yüzünüze baktı ve sizi affetti. Artık onlarla birleşebilirsiniz. Allah'ın sizin için yazacağını dipnot 2 (çocuk sahibi olmayı) isteyin. Fecrin olduğu tarafta, dipnot 3 ak çizgi kara çizgiden size göre tam seçilinceye kadar yiyin, için; sonra orucu geceye dipnot 4 kadar tamamlayın. Mescitlerde itikaf dipnot 5 halinde iken kadınlarınızla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır, onlara yaklaşmayın. Allah ayetlerini insanlara böyle açıklar ki kendilerini korusunlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/183'üncü ayette, orucu önceki ümmetler gibi tutmamız emredilmişti. Burada "sizin için helal kılındı" sözü ile bazı hafifletmeler yapılarak önceki ayetin hükmü daha hayırlısı ile nesh edilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah çocuğu önceden yazsaydı kesin olurdu. Buradaki emirden dolayı ayete "yazacağını" mealini verdik.
    3. metne dön, dipnot 3
      Fecr, gecenin sonuna doğru güneşten ufka ulaşan hafif kızıllıktır (Lisan). Bu kızıllığın başladığı, doğu ufkunda sönük yıldızların kaybolmasıyla anlaşılır. Bu vakitte tabiat uyanır, vücut ısımız artar, seher ve sahur vakti başlar. Buna astronomik tan (Astronomical Twilight) da denir. Teheccüd namazı bu vakitte veya bundan önce kılınır.  Allah Teala şöyle demiştir: "Sahibinin kararını sabırla bekle; sen gözümüzün önündesin. (Yatağından) Kalktığın vakit, her şeyi güzel yaptığından dolayı Sahibine yönel. Gecenin bir bölümünde ve yıldızlar kaybolurken O'na ibadet et." (Tur 52/48-49) Karanlığa karışan kızıl ve beyaz ışıklar arttıkça, üstten aşağıya doğru bir kubbe görüntüsü oluşturur ve ufku boydan boya sarar. Güneş ufka -10 derece yaklaştığında ufuk çizgisi net olarak gözükmeye başlar. Denizciler yollarını daha çok bu saatte belirledikleri için ona rasat tanı (observation twilight) derler.  Aydınlığın yayıldığını görenler, sabah namazı vaktinin girdiğini sandıkları için bu vakte fecr-i kazib = yalancı fecr de denir.  Sonra ışıklar ayrışmaya başlar ve altta siyah kuşak, ortada kızıl kuşak, üstte de beyaz kuşak oluşur. Kızıl kuşak her yerde görülemeyeceği için, Bakara 187. ayette sadece siyah ve beyaz çizgilerden bahsedilmiştir. Bunlar, bu kuşakları ayıran ve çıplak gözle, net olarak gözüken iki ince çizgidir. Bu çizgilerin gözükmesiyle birlikte fecr-i sadık ve imsak vakti başlar. Bu sırada Güneş ufka 8,5 derece yaklaşmış olur."
    4. metne dön, dipnot 4
      "Geceye kadar" yerine "Güneş batıncaya kadar" denseydi, kutup bölgesinde güneşsiz gündüzlerin veya beyaz gecelerin olduğu günlerde oruç tutmak imkansız hale gelirdi.
    5. metne dön, dipnot 5
      İtikaf, ibadet niyetiyle vaktini mescitte geçirmektir. Nebimiz Ramazan'ın son on gününü itikafla geçirirdi.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 187. ayet

Haksız kazanç ve hilaller 188–189

  1. Bakara suresi, 188. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 188. ayet. وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ وَتُدْلُوا۟ بِهَآ إِلَى ٱلْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا۟ فَرِيقًا مِّنْ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ بِٱلْإِثْمِ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    velâ te'külû emvâleküm beyneküm bilbâṭili vetüdlû bihâ ile-lḥukkâmi lite'külû ferîḳam min emvâli-nnâsi bil'iŝmi veentüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Bile bile günaha girip insanların mallarını yemek için malınızı (rüşvet olarak) yetkililere vermeyin. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet rüşveti yasaklamaktadır. Rüşvet, başkasının malını bile bile haksız yere yemek için yetkililere mal vermektir. Kişi, kendi hakkını almak için yetkililere mal vermek zorunda kalırsa verene değil, alana haram olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 188. ayet

  2. Bakara suresi, 189. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 189. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْأَهِلَّةِ قُلْ هِىَ مَوَٰقِيتُ لِلنَّاسِ وَٱلْحَجِّ وَلَيْسَ ٱلْبِرُّ بِأَن تَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنِ ٱتَّقَىٰ وَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَٰبِهَا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    yes'elûneke `ani-l'ehilleh. ḳul hiye mevâḳîtü linnâsi velḥacc. veleyse-lbirru bien te'tü-lbüyûte min żuhûrihâ velâkinne-lbirra meni-tteḳâ. ve'tü-lbüyûte min ebvâbihâ. vetteḳu-llâhe le`alleküm tüfliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana hilalleri dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Onlar insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. İyilik Allah'tan çekinerek kendinizi korumanızdır. dipnot 2 Evlere kapılarından girin. dipnot 3 Allah'tan çekinip korunun ki umduğunuza kavuşasınız."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yeni ay, güneşten sonra batan hilal ile başlar. "Güneş ile Ay, bir hesaba göredir." (Rahman 55/5) Nebimizin yanında bu hesabı yapacak kimse olmadığı için şöyle demişti: "Biz ümmi bir toplumuz; yazı yazmaz, hesap yapmayız." "Hilali görünce oruç tutun, tekrar görünce orucu bırakın, hava bulutluysa ayı otuza tamamlayın." (Müslim, Sıyam)
    2. metne dön, dipnot 2
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu)
    3. metne dön, dipnot 3
      Nebimize hilal hesapları sorulmuş olmalıdır. Ona, uzmanı olmadığı bir soruyu sormak, eve tersten girmek olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 189. ayet

Savaş hükümleri 190–195

  1. Bakara suresi, 190. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 190. ayet. وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ

    veḳâtilû fî sebîli-llâhi-lleẕîne yüḳâtilûneküm velâ ta`tedû. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lmü`tedîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah yolunda, sizinle savaşanlarla savaşın ve haksız saldırı yapmayın. dipnot 1 Allah, haksız saldırı yapanları sevmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bizimle savaşmayanlarla iyi ilişkiler içinde olmak gerekir.  (Bkz. Mümtahine 60/8-9)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 190. ayet

  2. Bakara suresi, 191. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 191. ayet. وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُم مِّنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ وَٱلْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ ٱلْقَتْلِ وَلَا تُقَٰتِلُوهُمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ حَتَّىٰ يُقَٰتِلُوكُمْ فِيهِ فَإِن قَٰتَلُوكُمْ فَٱقْتُلُوهُمْ كَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ

    vaḳtülûhüm ḥayŝü ŝeḳiftümûhüm veaḫricûhüm min ḥayŝü aḫracûküm velfitnetü eşeddü mine-lḳatl. velâ tüḳâtilûhüm `inde-lmescidi-lḥarâmi ḥattâ yüḳâtilûküm fîh. fein ḳâtelûküm faḳtülûhüm. keẕâlike cezâü-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Savaşta onları) yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden, siz de onları çıkarın. Bu fitne (savaş ateşi) dipnot 1 adam öldürmekten ağır bir suçtur. Mescid-i Haram dipnot 2 yanında onlarla savaşmayın, kendileri savaş açarlarsa başka. Eğer savaşırlarsa, onları öldürün. O kafirlerin dipnot 3 cezası işte böyledir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne için Bkz. (Bakara 2/102)'nin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mescid-i haram, Mekke'de Kabe'nin bulunduğu yerin adıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetleri görmezlikten gelenlerin.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 191. ayet

  3. Bakara suresi, 192. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 192. ayet. فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    feini-ntehev feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Savaşa son verirlerse Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 192. ayet

  4. Bakara suresi, 193. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 193. ayet. وَقَٰتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ لِلَّهِ فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَلَا عُدْوَٰنَ إِلَّا عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ

    veḳâtilûhüm ḥattâ lâ tekûne fitnetüv veyekûne-ddînü lillâh. feini-ntehev felâ `udvâne illâ `ale-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlarla savaşın ki fitne (savaş ateşi) yok olsun ve Allah'ın koyduğu düzen dipnot 1 hakim olsun. Savaşa son verirlerse, yanlış yapanlardan dipnot 2 başkasına düşmanlık edilmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinde zorlama olamayacağı için istenen, herkesin Müslüman olması değil, Allah'ın düzeninin hakim olmasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zalim, yapmaması gerekeni yapana denir. Savaş bitince, yeni bir suç işleyenden başkasına düşmanlık edilmez.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 193. ayet

  5. Bakara suresi, 194. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 194. ayet. ٱلشَّهْرُ ٱلْحَرَامُ بِٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ وَٱلْحُرُمَٰتُ قِصَاصٌ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱعْتَدُوا۟ عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

    eşşehru-lḥarâmü bişşehri-lḥarâmi velḥurumâtü ḳiṣâṣ. femeni-`tedâ `aleyküm fa`tedû `aleyhi bimiŝli me-`tedâ `aleyküm. vetteḳu-llâhe va`lemû enne-llâhe me`a-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Haram dipnot 1 aya saygı, haram aya saygı duyanlara karşıdır; yasaklar karşılıklıdır dipnot 2 . Size kim saldırırsa, o saldırıya denk bir saldırı yapın. Allah'tan çekinip korunun. Bilin ki Allah, kendisinden çekinip korunanlarla beraberdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haram aylar, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Haram ayda savaş yasağı, o yasağa saygı gösterenlere uygulanır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 194. ayet

  6. Bakara suresi, 195. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 195. ayet. وَأَنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا تُلْقُوا۟ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى ٱلتَّهْلُكَةِ وَأَحْسِنُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    veenfiḳû fî sebîli-llâhi velâ tülḳû bieydîküm ile-ttehlükeh. veaḥsinû. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah yolunda harcama yapın da kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. dipnot 1 Güzel davranın. Allah güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah yolunda harcama, en zayıf kesime olacağı için güven ve tatmin ortamının doğmasına yol açar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 195. ayet

Hac ve umre 196–203

  1. Bakara suresi, 196. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 196. ayet. وَأَتِمُّوا۟ ٱلْحَجَّ وَٱلْعُمْرَةَ لِلَّهِ فَإِنْ أُحْصِرْتُمْ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ وَلَا تَحْلِقُوا۟ رُءُوسَكُمْ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْهَدْىُ مَحِلَّهُۥ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ بِهِۦٓ أَذًى مِّن رَّأْسِهِۦ فَفِدْيَةٌ مِّن صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَمَن تَمَتَّعَ بِٱلْعُمْرَةِ إِلَى ٱلْحَجِّ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٍ فِى ٱلْحَجِّ وَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعْتُمْ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌ ذَٰلِكَ لِمَن لَّمْ يَكُنْ أَهْلُهُۥ حَاضِرِى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    veetimmü-lḥacce vel`umrate lillâh. fein uḥṣirtüm feme-steysera mine-lhedy. velâ taḥliḳû ruûseküm ḥattâ yeblüga-lhedyü meḥilleh. femen kâne minküm merîḍan ev bihî eẕem mir ra'sihî fefidyetüm min ṣiyâmin ev ṣadeḳatin ev nüsük. feiẕâ emintüm. femen temette`a bil`umrati ile-lḥacci feme-steysera mine-lhedy. femel lem yecid feṣiyâmü ŝelâŝeti eyyâmin fi-lḥacci veseb`atin iẕâ raca`tüm. tilke `aşeratün kâmileh. ẕâlike limel lem yekün ehlühû ḥâḍiri-lmescidi-lḥarâm. vetteḳu-llâhe va`lemû enne-llâhe şedîdü-l`iḳâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. dipnot 1 Eğer engellenecek olursanız, kolayınızda olan bir hedy kesin. Hedy, mahilline dipnot 2 varıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden biri hasta olur yahut başında bir rahatsızlığı bulunur da tıraş olursa, fidye olarak ya oruç ya sadaka ya da kurban gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden yararlanan kişi, kolayında olan bir hedy keser. Bulamayan, üç gün hacda, yedi gün de geri döndüğünde oruç tutar. Toplamı on gün eder. Bu, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun. Bilin ki Allah, vereceği sevap ile yapılan iş arasında sıkı bir bağ kurar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanlar başlangıçta say yapmıyorlardı. Bu ayet onu emretmiştir. (Bakara 2/158)'in dipnotuna bkz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hedy, hacının yanında getirdiği kurbanlık hayvandır. Mahill, kesim vakti veya kesim yeri demektir. Hedyin kesim yeri harem bölgesi, kesim vakti de kurban bayramı günleridir (Hac 22/28).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 196. ayet

  2. Bakara suresi, 197. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 197. ayet. ٱلْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَٰتٌ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ ٱلْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِى ٱلْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ وَتَزَوَّدُوا۟ فَإِنَّ خَيْرَ ٱلزَّادِ ٱلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُونِ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    elḥaccü eşhürum ma`lûmâh. femen feraḍa fîhinne-lḥacce felâ rafeŝe velâ füsûḳa velâ cidâle fi-lḥacc. vemâ tef`alû min ḫayriy ya`lemhü-llâh. vetezevvedû feinne ḫayra-zzâdi-ttaḳvâ. vetteḳûni yâ ûli-l'elbâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hac ayları bilinen aylardır. dipnot 1 Kim o aylarda hacca başlarsa (ihrama girerse), cinsel içerikli sözler söyleyemez, dipnot 2 günaha giremez ve kavga edemez. İyilik olarak ne yapsanız, Allah onu bilir. Siz azık biriktirin, kendini (günahlardan) korumak en iyi azıktır. Ey sağlam duruşlu dipnot 3 olanlar, yalnız benden çekinerek korunun!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      eşhur = aylar çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçtür. "İçinde haccı barındıran" anlamına gelen Zilhicce, haccın yapıldığı ay olduğundan Zilhicce'den sonra hacca başlanamaz. Bu ibadete Şevval, Zilkade ve Zilhicce'de başlanabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cinsel içerikli söz yasaksa, cinsel ilişki öncelikle yasak olur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Aklı ile kalbini birleştiren kişilere ulü'l-elbab denir. (Bkz. Bakara 2/179'un dipnotu.)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 197. ayet

  3. Bakara suresi, 198. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 198. ayet. لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَبْتَغُوا۟ فَضْلًا مِّن رَّبِّكُمْ فَإِذَآ أَفَضْتُم مِّنْ عَرَفَٰتٍ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ عِندَ ٱلْمَشْعَرِ ٱلْحَرَامِ وَٱذْكُرُوهُ كَمَا هَدَىٰكُمْ وَإِن كُنتُم مِّن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلضَّآلِّينَ

    leyse `aleyküm cünâḥun en tebtegû faḍlem mir rabbiküm. feiẕâ efaḍtüm min `arafâtin feẕkürü-llâhe `inde-lmeş`ari-lḥarâm. veẕkürûhü kemâ hedâküm. vein küntüm min ḳablihî lemine-ḍḍâllîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Hac aylarında) Sahibinizin (Rabbinizin) iyiliğini aramanın size bir günahı olmaz. dipnot 1 Arafat'tan sel gibi aktığınız zaman Meş'ar-i Haram yanında (Müzdelife'de) Allah'ı anın (namaz kılın). O size nasıl gösterdiyse, öyle anın (namaz kılın). Doğrusu, bundan önce yanlışlar içindeydiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eskiden hac aylarında panayırlar kurulurdu. Ayete göre hacı, kazanç amacıyla panayırlara katılabilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 198. ayet

  4. Bakara suresi, 199. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 199. ayet. ثُمَّ أَفِيضُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ ٱلنَّاسُ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ŝümme efîḍû min ḥayŝü efâḍa-nnâsü vestagfirü-llâh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra insanların (daha önce) aktıkları gibi siz de akın. Allah'tan bağışlanma isteyin. Allah bağışlar, iyiliği boldur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 199. ayet

  5. Bakara suresi, 200. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 200. ayet. فَإِذَا قَضَيْتُم مَّنَٰسِكَكُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَذِكْرِكُمْ ءَابَآءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًا فَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا وَمَا لَهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍ

    feiẕâ ḳaḍaytüm menâsikeküm feẕkürü-llâhe keẕikriküm âbâeküm ev eşedde ẕikrâ. femine-nnâsi mey yeḳûlü rabbenâ âtinâ fi-ddünyâ vemâ lehû fi-l'âḫirati min ḫalâḳ.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hac ibadetinizi yaparken Allah'ı, babalarınızdan aklınızda kaldığı gibi, dipnot 1 hatta daha güçlü anın. İnsanlardan kimi der ki: "Rabbimiz! Bize ne vereceksen, bu dünyada ver!" Onun ahirette alacağı bir şey olmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bize göre ayetin tefsiri şöyledir: يذكرون الله آباءكم ذكرتم  كما =  Allah'ı babalarınızdan öğrendiğiniz gibi anın.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 200. ayet

  6. Bakara suresi, 201. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 201. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

    veminhüm mey yeḳûlü rabbenâ âtinâ fi-ddünyâ ḥasenetev vefi-l'âḫirati ḥasenetev veḳinâ `aẕâbe-nnâr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimileri de şöyle der: "Rabbimiz! Bize bu dünyada güzellik ver, ahirette de güzellik ver. Bizi o ateşin azabından koru!"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 201. ayet

  7. Bakara suresi, 202. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 202. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّمَّا كَسَبُوا۟ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    ülâike lehüm neṣîbüm mimmâ kesebû. vellâhü serî`u-lḥisâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlardan her birine kazandıklarından bir pay vardır. dipnot 1 Allah hesabı çabuk görür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İstediğini elde etmek için dua yetmez, çalışmak da gerekir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 202. ayet

  8. Bakara suresi, 203. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 203. ayet. وَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ فِىٓ أَيَّامٍ مَّعْدُودَٰتٍ فَمَن تَعَجَّلَ فِى يَوْمَيْنِ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ وَمَن تَأَخَّرَ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ لِمَنِ ٱتَّقَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    veẕkürü-llâhe fî eyyâmim ma`dûdât. femen te`accele fî yevmeyni felâ iŝme `aleyh. vemen teeḫḫara felâ iŝme `aleyhi limeni-tteḳâ. vetteḳu-llâhe va`lemû enneküm ileyhi tuḥşerûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ı sayılı günlerde de (babalarınızdan öğrendiğiniz gibi) anın. Kim acele eder, (Mina'dan) iki günde dönerse, sevabında bir eksilme olmaz. dipnot 1 Geciken kişinin de sevabında bir eksilme olmaz. Bu, çekinenler için böyledir. Allah'tan çekinip korunun ve bilin ki huzurunda toplanacağınız zat O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki  إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredat)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 203. ayet

İki insan tipi ve barışa çağrı 204–210

  1. Bakara suresi, 204. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 204. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُعْجِبُكَ قَوْلُهُۥ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيُشْهِدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا فِى قَلْبِهِۦ وَهُوَ أَلَدُّ ٱلْخِصَامِ

    vemine-nnâsi mey yü`cibüke ḳavlühû fi-lḥayâti-ddünyâ veyüşhidü-llâhe `alâ mâ fî ḳalbihî vehüve eleddü-lḫiṣâm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanlardan öylesi var ki dünya hayatıyla ilgili sözleri seni hayran bırakır. İçinde olana da Allah'ı şahit tutar ama aslında o, yaman bir düşmandır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 204. ayet

  2. Bakara suresi, 205. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 205. ayet. وَإِذَا تَوَلَّىٰ سَعَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَ ٱلْحَرْثَ وَٱلنَّسْلَ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْفَسَادَ

    veiẕâ tevellâ se`â fi-l'arḍi liyüfside fîhâ veyühlike-lḥarŝe vennesl. vellâhü lâ yüḥibbü-lfesâd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eline fırsat geçince tabiatı bozmaya, kaynakları ve nesilleri etkisizleştirmeye dipnot 1 çalışır. Allah tabii düzenin (tabiatın) bozulmasını istemez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen helak = هلاك, kendinde olanı kaybetmektir. Yerine göre çürüme, bozulma ve ölüm anlamı verilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 205. ayet

  3. Bakara suresi, 206. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 206. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُ ٱتَّقِ ٱللَّهَ أَخَذَتْهُ ٱلْعِزَّةُ بِٱلْإِثْمِ فَحَسْبُهُۥ جَهَنَّمُ وَلَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    veiẕâ ḳîle lehü-tteḳi-llâhe eḫaẕethü-l`izzetü bil'iŝmi feḥasbühû cehennem. velebi'se-lmihâd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona: "Allah'tan çekin!" denince günahıyla övünmeye başlar dipnot 1 . Onun hakkından cehennem gelir. Ne kötü yataktır o!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptığı eğrilikleri, doğruymuş gibi gösterir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 206. ayet

  4. Bakara suresi, 207. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 207. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْرِى نَفْسَهُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    vemine-nnâsi mey yeşrî nefsehü-btigâe merḍâti-llâh. vellâhü raûfüm bil`ibâd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanlardan öylesi de var ki Allah'ın rızasını kazanmak için canını verir. Allah böyle kullarına karşı çok şefkatlidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 207. ayet

  5. Bakara suresi, 208. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 208. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱدْخُلُوا۟ فِى ٱلسِّلْمِ كَآفَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-dḫulû fi-ssilmi kâffeten. velâ tettebi`û ḫuṭuvâti-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey iman edenler, tam bir teslimiyet içine girin! Şeytanın izinden gitmeyin! O sizin için açık düşmandır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 208. ayet

  6. Bakara suresi, 209. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 209. ayet. فَإِن زَلَلْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْكُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    fein zeleltüm mim ba`di mâ câetkümü-lbeyyinâtü fa`lemû enne-llâhe `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her şeyi açıkça ortaya koyan ayetler geldikten sonra yan çizerseniz, bilin ki üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 209. ayet

  7. Bakara suresi, 210. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 210. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن يَأْتِيَهُمُ ٱللَّهُ فِى ظُلَلٍ مِّنَ ٱلْغَمَامِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    hel yenżurûne illâ ey ye'tiyehümü-llâhü fî żulelim mine-lgamâmi velmelâiketü veḳuḍiye-l'emr. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın bulut gölgeleri içinde gelmesini, meleklerin de birlikte gelip işin bitirilmesini dipnot 1 mi bekliyorlar? Zaten bütün işlerin arz edileceği zat Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şah damarımızdan da yakın olan Allah'ı, kafirler uzakta sayarlar. Halbuki bir şeyin olması için O'nun emri yeterlidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 210. ayet

İsrâiloğullarına sorulan ve ümmetin imtihanı 211–214

  1. Bakara suresi, 211. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 211. ayet. سَلْ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ كَمْ ءَاتَيْنَٰهُم مِّنْ ءَايَةٍۭ بَيِّنَةٍ وَمَن يُبَدِّلْ نِعْمَةَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    sel benî isrâîle kem âteynâhüm min âyetim beyyineh. vemey yübeddil ni`mete-llâhi mim ba`di mâ câethü feinne-llâhe şedîdü-l`iḳâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsrailoğullarına bir sor, onlara açık ayetlerden (mucizelerden) ne kadar çok vermişizdir! Kim Allah'ın nimetini, kendisine geldikten sonra başka bir şeyle değiştirirse bilsin ki Allah, vereceği ceza ile suç arasında sıkı bir bağ kurar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 211. ayet

  2. Bakara suresi, 212. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 212. ayet. زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ فَوْقَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَٱللَّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    züyyine lilleẕîne keferü-lḥayâtü-ddünyâ veyesḫarûne mine-lleẕîne âmenû. velleẕîne-tteḳav fevḳahüm yevme-lḳiyâmeh. vellâhü yerzüḳu mey yeşâü bigayri ḥisâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaşadıkları hayat, kafirlere dipnot 1 süslü gösterilir, inananları hafife alırlar. Ama müttakiler dipnot 2 Kıyamet dipnot 3 günü o kafirlerden üstün durumda olurlar. Allah, tercih ettiği kişiye dipnot 4 hesapsız rızık verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetleri görmezlikten gelenlere.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müttaki, kendi yapısını bozmayan kişidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kıyamet ayağa kalkma ve kalkış demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalktığı gündür.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Şae = شاء", bir şeyi var etti, demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 212. ayet

  3. Bakara suresi, 213. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 213. ayet. كَانَ ٱلنَّاسُ أُمَّةً وَٰحِدَةً فَبَعَثَ ٱللَّهُ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ ٱلنَّاسِ فِيمَا ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ وَمَا ٱخْتَلَفَ فِيهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ أُوتُوهُ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ فَهَدَى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِمَا ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلْحَقِّ بِإِذْنِهِۦ وَٱللَّهُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    kâne-nnâsü ümmetev vâḥideten febe`aŝe-llâhü-nnebiyyîne mübeşşirîne vemünẕirîn. veenzele me`ahümü-lkitâbe bilḥaḳḳi liyaḥküme beyne-nnâsi fîme-ḫtelefû fîh. veme-ḫtelefe fîhi ille-lleẕîne ûtûhü mim ba`di mâ câethümü-lbeyyinâtü bagyem beynehüm. fehede-llâhü-lleẕîne âmenû lime-ḫtelefû fîhi mine-lḥaḳḳi biiẕnih. vellâhü yehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanlar tek bir toplumdu. Allah, onlara müjde veren ve uyarılarda bulunan nebiler gönderdi; onlarla birlikte, gerçekleri içeren kitap da indirdi dipnot 1 ki ayrılığa düştükleri konularda insanlar arasında o kitap hükmetsin. Kendilerine kitap verilenlerden başkası ayrılığa düşmedi. dipnot 2 Açık belgeler geldikten sonra birbirlerine hakimiyet kurmak istedikleri için böyle oldu. Sonra anlaşamadıkları konuda, Allah, müminleri, kendi onayıyla doğruya ulaştırdı. Allah, doğruları tercih edeni doğru yola yöneltir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayete göre Adem aleyhisselamdan beri her nebiye kitap verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kitabı okuyanlardan kimi kendini düzeltir, kimi de bile bile yanlışlara sarılır. Bu da ayrılıklara sebep olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 213. ayet

  4. Bakara suresi, 214. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 214. ayet. أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُم مَّسَّتْهُمُ ٱلْبَأْسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلْزِلُوا۟ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصْرُ ٱللَّهِ أَلَآ إِنَّ نَصْرَ ٱللَّهِ قَرِيبٌ

    em ḥasibtüm en tedḫulü-lcennete velemmâ ye'tiküm meŝelü-lleẕîne ḫalev min ḳabliküm. messethümü-lbe'sâü veḍḍarrâü vezülzilû ḥattâ yeḳûle-rrasûlü velleẕîne âmenû me`ahû metâ naṣru-llâh. elâ inne naṣra-llâhi ḳarîb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öncekilerin başlarına gelenlerin bir benzeri sizin başınıza da gelmeden, Cennet'e girebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Baskılar ve zorluklar onları öyle sarmış, öylesine sarsılmışlardı ki Allah'ın elçisi ve beraberindeki müminler "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek hale gelmişlerdi. Bilin ki Allah'ın yardımı yakındır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İmtihan tamamlanmadan yardım gelmez. (Bkz Ankebut 29/2-3)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 214. ayet

Sorular: infak, savaş, içki ve kumar, yetimler, evlilik 215–221

  1. Bakara suresi, 215. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 215. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلْ مَآ أَنفَقْتُم مِّنْ خَيْرٍ فَلِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ

    yes'elûneke mâẕâ yünfiḳûn. ḳul mâ enfaḳtüm min ḫayrin felilvâlideyni vel'aḳrabîne velyetâmâ velmesâkîni vebni-ssebîl. vemâ tef`alû min ḫayrin feinne-llâhe bihî `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Kime) neyi harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Yapacağınız harcama; ana-baba, en yakınlarınız, yetimler, çaresizler ve yolda kalmışlar için olsun." dipnot 1 Hayır için yaptığınız her şeyi bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Neyi harcayacaklarının cevabı (Bakara 2/219) ayettedir. Burada ise Allah nerelere harcayacaklarını açıklıyor.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 215. ayet

  2. Bakara suresi, 216. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 216. ayet. كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    kütibe `aleykümü-lḳitâlü vehüve kürhül leküm. ve`asâ en tekrahû şey'ev vehüve ḫayrul leküm. ve`asâ en tüḥibbû şey'ev vehüve şerrul leküm. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde size, görev olarak yazıldı. Hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin iyiliğinize olabilir. Hoşunuza giden bir şey de sizin için kötü olabilir. Bunları bilen Allah'tır, siz bilmezsiniz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 216. ayet

  3. Bakara suresi, 217. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 217. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ وَصَدٌّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَكُفْرٌۢ بِهِۦ وَٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِۦ مِنْهُ أَكْبَرُ عِندَ ٱللَّهِ وَٱلْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ ٱلْقَتْلِ وَلَا يَزَالُونَ يُقَٰتِلُونَكُمْ حَتَّىٰ يَرُدُّوكُمْ عَن دِينِكُمْ إِنِ ٱسْتَطَٰعُوا۟ وَمَن يَرْتَدِدْ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    yes'elûneke `ani-şşehri-lḥarâmi ḳitâlin fîh. ḳul ḳitâlün fîhi kebîr. veṣaddün `an sebîli-llâhi veküfrum bihî velmescidi-lḥarâmi veiḫrâcü ehlihî minhü ekberu `inde-llâh. velfitnetü ekberu mine-lḳatl. velâ yezâlûne yüḳâtilûneküm ḥattâ yeruddûküm `an dîniküm ini-steṭâ`û. vemey yertedid minküm `an dînihî feyemüt vehüve kâfirun feülâike ḥabiṭat a`mâlühüm fi-ddünyâ vel'âḫirah. veülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana haram ayını, dipnot 1 o ayda yapılan savaşı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük suçtur. Ama Allah'ın yolundan engellemek, o yolu ve Mescid-i Haram'ın kutsallığını görmezlikten gelmek ve halkını oradan (Mekke'den) çıkarmak, Allah katında daha büyük suçtur. O fitne (savaş ateşi) dipnot 2 adam öldürmekten beterdir. Güçleri yetse, dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşırlar. Sizden, kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, yaptıkları şeyler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar; Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada fitne, savaş anlamındadır. (Bakara 2/102 ayetin dipnotuna bkz.)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 217. ayet

  4. Bakara suresi, 218. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 218. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    inne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâcerû vecâhedû fî sebîli-llâhi ülâike yercûne raḥmete-llâh. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihada (mücadeleye) dipnot 1 girenler, Allah'tan iyilik bekleyebilirler. Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad: Düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen güçlü mücadeledir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 218. ayet

  5. Bakara suresi, 219. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 219. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَآ إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ ٱلْعَفْوَ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

    yes'elûneke `ani-lḫamri velmeysir. ḳul fîhimâ iŝmün kebîruv vemenâfi`u linnâs. veiŝmühümâ ekberu min nef`ihimâ. veyes'elûneke mâẕâ yünfiḳûn. ḳuli-l`afv. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-l'âyâti le`alleküm tetefekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana hamrı (sarhoşluk veren maddeleri) dipnot 1 ve kumarı soruyorlar. De ki her ikisinde büyük bir ism dipnot 2 (zararlar) ve insanlar için yararlar vardır dipnot 3 . Ama bunlardaki ism yararlarından büyüktür. (Hayra) neyi harcayacaklarını da soruyorlar. De ki: Artanı! dipnot 4 . Allah, ayetlerini size böyle açıklar ki düşünesiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimiz şöyle demiştir: "Sarhoşluk veren her şey hamrdır." (Müslim, Eşribe, 73; Ebu Davud, Eşribe, 5.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki İsm (إِثْم) , kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Hamr ve kumar kişiyi Kur'an'dan, namazdan  (Maide 5/91) ve doğal yapısından büyük ölçüde uzaklaştırır.
    3. metne dön, dipnot 3
      İçkiden ve kumardan kazanç elde edilebilir, ama bunların zararı, faydasından büyüktür.
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayetteki "afv"العفو, sözü hem zekat verecek kişinin durumunu hem zekat malının özelliğini ifade eder.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 219. ayet

  6. Bakara suresi, 220. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 220. ayet. فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْيَتَٰمَىٰ قُلْ إِصْلَاحٌ لَّهُمْ خَيْرٌ وَإِن تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ ٱلْمُفْسِدَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعْنَتَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    fi-ddünyâ vel'âḫirah. veyes'elûneke `ani-lyetâmâ. ḳul iṣlâḥul lehüm ḫayr. vein tüḫâliṭûhüm feiḫvânüküm. vellâhü ya`lemü-lmüfside mine-lmuṣliḥ. velev şâe-llâhü lea`neteküm. inne-llâhe `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Âyetler hem dünya hem ahiret ile ilgilidir. Sana yetimleri de soruyorlar. De ki: "En iyisi onlar için faydalı olanı yapmaktır." Eğer aranıza alırsanız, zaten kardeşlerinizdir. Allah kötü niyetle yaklaşanı, iyilik yapandan ayırmasını bilir. Allah sizi sıkıntıya düşürmeyi tercih etseydi düşürürdü. dipnot 1 Üstün olan, doğru kararlar veren Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, "Yetimlerin mallarına dokunmayın" deseydi sıkıntı olurdu ama öyle demedi. (Bkz. Nisa 4/6)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 220. ayet

  7. Bakara suresi, 221. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 221. ayet. وَلَا تَنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤْمِنَّ وَلَأَمَةٌ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ وَلَا تُنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤْمِنُوا۟ وَلَعَبْدٌ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكٍ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلْجَنَّةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِۦ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    velâ tenkiḥü-lmüşrikâti ḥattâ yü'minn. veleemetüm mü'minetün ḫayrum mim müşriketiv velev a`cebetküm. velâ tünkiḥü-lmüşrikîne ḥattâ yü'minû. vele`abdüm mü'minün ḫayrum mim müşrikiv velev a`cebeküm. ülâike yed`ûne ile-nnâr. vellâhü yed`û ile-lcenneti velmagfirati biiẕnih. veyübeyyinü âyâtihî linnâsi le`allehüm yeteẕekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İman edene kadar, müşrik kadınlarla evlenmeyin. İman etmiş esir kadın, dipnot 1 müşrik kadından elbette iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. İman edene kadar, müşrik erkeklere kız vermeyin. İman etmiş esir erkek, müşrikten elbette daha iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. dipnot 2 Onlar sizi ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle Cennet'e ve günahlardan arınmaya çağırır. Allah ayetlerini insanlara açıklar ki akıllarını başlarına toplasınlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hür olmayan kadına eme (الأمة), erkeğe abd(عبد)denir (es-Sıhah). Bunların Türkçe karşılığı esirdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Din farkının evlenmeye etkisi yoktur ama ayetteki "daha iyi" ifadeleri, tavsiye edilmediğini gösterir. Müşrik sayılan ehl-i kitapla (Tevbe 9/31) evlenmenin helal olması (Maide 5/5), Nuh ve Lut aleyhisselamın kafir eşleri ile Firavun'un mümin olan eşinin bize örnek verilmesi (Tahrim 66/10-11), Nebimiz'in Cüveyriye ile evlenmek için müslüman olmasını şart koşmaması, kızı Zeyneb'le evli olan Ebü'l-As b. er-Rebi, hicretin 6. yılına kadar müslüman olmadığı halde nikahının devam etmesi ve Nebimizin, din farkından dolayı kimseyi eşinden ayırmamış olması, bunu ortaya koyar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 221. ayet

Ay hali, yeminler ve îlâ 222–228

  1. Bakara suresi, 222. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 222. ayet. وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَٱعْتَزِلُوا۟ ٱلنِّسَآءَ فِى ٱلْمَحِيضِ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ

    veyes'elûneke `ani-lmeḥîḍ. ḳul hüve eẕen fa`tezilü-nnisâe fi-lmeḥîḍi velâ taḳrabûhünne ḥattâ yaṭhürn. feiẕâ teṭahherne fe'tûhünne min ḥayŝü emerakümü-llâh. inne-llâhe yüḥibbü-ttevvâbîne veyüḥibbü-lmüteṭahhirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana kadınlardaki adet ve lohusalık kanamalarını dipnot 1 soruyorlar. De ki: "O bir sıkıntıdır." Kanama devam ederken onları rahat bırakın dipnot 2 , temizleninceye kadar da yaklaşmayın. (Adet kanı kesilip) Tertemiz olduklarında onlara Allah'ın size buyurduğu yerden varın. dipnot 3 Allah tevbe edenleri (hatasından tam olarak dönenleri) sever, temizlenenleri de sever.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayet metninde geçen el-mahid (المحيض) , hem adet hem loğusalık anlamına gelir. Mucemu makayis'l-luğa'da şu ifadeler geçer:    يقال حاضَتْ السَّمُرَةُ إذا خرج منها ماءٌ أحمر. ولذلك سمِّيت النُّفَساء حائضاً، تشبيهاً لدمها بذلك الماء."Muz ağacından kırmızı su çıkınca حاضَتْ السَّمُرَةُ muz ağacı hayız oldu, denir. Kanının o suya benzemesi sebebiyle nifas olan kadına da haiz denir." Burada nifas ve hayız kelimeleri aynı anlamda kullanılmıştır. Ümmü Seleme, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte ince bir örtünün altında yattığından söz ederek şöyle dedi: Birden hayız olduğumu fark ettim. Hemen sıyrılıp hayız elbisemi aldım ve giyindim. " أنَفِسْتِ؟ Nifas mı oldun?" dedi. "Evet!" dedim. Beni çağırdı. Örtünün altında beraber yattık."(Buhari Hayz, 4) Hayız ve nifas yani adet ve loğusalık kelimelerinden biri diğerinin yerine kullanıldığı için ayete yukarıdaki anlam verilmiştir. Her ikisinde de kan rahimden gelir, her ikisi de kadınlara mahsus hallerdendir ve her ikisi de kadınlar için bir eziyettir. Kadınların adet ve lohusalık kanamaları Yahudi ve Arap tolumunda çok önemsenen bir husustu. Yahudilerde; adetli olan kadına dokunmama, oturduğu yere oturmama, kocasıyla aynı yatakta yatırmama, onunla aynı yere oturan kimseyi de kirli sayma şeklinde ağır hükümler yeralmaktaydı. Mekke toplumu da Yahudilerden etkilenerek aynı şeyleri uygulamaktaydı. Nebimize sormaları yeni gelecek olan hükümlerin neler olduğunu öğrenmek içindi. Ayette adet ve lohusa halinin eziyet olduğu tanımı yapılmaktadır. Eziyet bir hastalık değildir. Zira eziyet ve hastalık kavramları birbirinden farklı olup, "…Yağmurdan dolayı eziyet görür veya hasta olursanız, silahlarınızı bir yere koymanızda bir günah yoktur, ama tedbiri elden bırakmayın…"(Nisa 4/102)  ayette de ayrı ayrı ifadeler şeklinde kullanılmıştır. Dolayısıyla adetli olmak Kuran-ı Kerim'e göre bir hastalık değil bir sıkıntı ve eziyet halidir. Kadınları kendilerinden uzaklaştıran bir topluma Kuran-ı Kerim ile erkeklerin kadınlardan uzak durması emredilmiştir. Erkeklerin uzaklaşması durumu ise tamamen uzak durmak değil ayetin devamındaki Adet ve lohusalık kanamalarının sona erdiğinde "artık Allah'ın size buyurduğu yerden varın" ifadesinden anlaşıldığı üzere sadece cinsel ilişki yasağını göstermektedir. Cenab-ı Hakkın buyurduğu yerden ifadesi ise; cinsel ilişkinin oruç gecelerinde helal kılınması ile ilgili ayette geçen "onlarla birleşin ve Allah'ın sizin için yazdığını arayın"(Bakara 2/187) ifadesinden anlaşılmaktadır. Nitekim Allah'ın sizin için yazdığı ifadesinden çocuk sahibi olması arzusu ile ilişkiye girmekten bahsedildiği anlaşılmaktadır.  Bakara 222. Ayetin son kısmında "Allah tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever" demesi ise bu yasakları çiğneyen kimseleri tevbe edip bir daha yapmamaya davet ediyor. Nebimiz adetli ya da lohusa durumunda yasağı çiğneyerek eşiyle ilişkiye giren bazı kimselere bir ya da yarım dinar sadaka verme cezası vermiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kadınlardan cinsel olarak uzak durma bir sonraki "temizleninceye kadar yaklaşmayın" ifadesiyle zaten emredilmektedir. Burada söz konusu olan, onları ruhsal olarak sıkıntıya sokacak davranışlardan uzak durmaktır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Dölyatağından yaklaşın,  "Allah'ın sizin için yazacağını (çocuk sahibi olmayı) isteyin."(Bakara 2/187)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 222. ayet

  2. Bakara suresi, 223. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 223. ayet. نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌ لَّكُمْ فَأْتُوا۟ حَرْثَكُمْ أَنَّىٰ شِئْتُمْ وَقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُم مُّلَٰقُوهُ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    nisâüküm ḥarŝül leküm. fe'tû ḥarŝeküm ennâ şi'tüm. veḳaddimû lienfüsiküm. vetteḳu-llâhe va`lemû enneküm mülâḳûh. vebeşşiri-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kadınlarınız sizin için ekim yeridir. Ekim yerinize hoşunuza giden şekilde varın, dipnot 1 kendiniz için ön hazırlık yapın. Allah'tan çekinerek korunun ve bilin ki O'nun huzuruna çıkarılacaksınız. Bunu (bu iyileştirmeyi), inananlara müjdele. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ekim yeri, ürün alınan yerdir. Dölyatağından olmak şartıyla hoşa giden şekilde ilişkiye girilebilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevrat'a göre adetli ve lohusa kadın kirlidir, kanaması bitip üzerinden yedi gün geçmedikçe dokunduğu ve üstüne oturduğu her şey kirlenir. Ona veya onun dokunduğu şeylere dokunan da akşama kadar kirli kalır. O kadınla cinsel ilişki haramdır (Levililer 15/1933, 18/19). Bu ayetler, bu konuda sorulan sorulara cevap olarak inince Nebimiz: "Onlarla aynı evde bulunun, ilişki dışında her şeyi yapın (Tahavi, Ahkam'ul-Kur'an)." dedi. Ayete göre bu sadece bir sıkıntıdır. Sıkıntı da namaza engel değildir. "Müminler! Sarhoşsanız, ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın."   (Nisa 4/43) buyurulması namazla ilgili tek yasağın sarhoşluk olduğunu gösterir. Orucu bozan yeme içme ve cinsel ilişkinin de adet görme ile bir ilgisi yoktur. Bu yüzden Adetli kadın, namazını kılmalı ve orucunu tutmalıdır. Bu konuda yasak koyan mezhepler, önceki durumdan etkilenmiş olabilirler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 223. ayet

  3. Bakara suresi, 224. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 224. ayet. وَلَا تَجْعَلُوا۟ ٱللَّهَ عُرْضَةً لِّأَيْمَٰنِكُمْ أَن تَبَرُّوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَتُصْلِحُوا۟ بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    velâ tec`alü-llâhe `urḍatel lieymâniküm en teberrû vetetteḳû vetuṣliḥû beyne-nnâs. vellâhü semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptığınız yeminlerde, Allah'ı, iyilik yapmanıza, takvanıza (kendinizi korumanıza) ve insanların arasını düzeltmenize engel yapmayın. dipnot 1 Her şeyi dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah Teala, Nebimizin yaptığı böyle bir yemini bozmasını emretmiştir. "Ey Nebi! Allah'ın özel olarak sana helal kıldığını, neden kendine haram kılıyorsun? Eşlerinin gönlünü etmeye çalışıyorsun. Neyse ki Allah bağışlar, ikramı boldur.Allah, bu tür yeminlerinizi bozmayı size farz kılmıştır. Allah, sizin en yakınınızdır. Her şeyi bilen ve bütün kararları doğru olan O'dur." (Tahrim 66/1-2) Nebimiz şöyle demiştir:"Günaha yemin edenin yemini, yemin değildir. Akraba ile ilişkiyi kesmeye yemin edenin yemini de yemin değildir." (Ebu Davud, Talak 7, Hadis No 2191) "Bir konuda yemin eder, sonra başkasını hayırlı görürsen, yeminini boz, kefaretini ver ve hayırlı gördüğüne yönel." (Buhari, Eyman, 1)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 224. ayet

  4. Bakara suresi, 225. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 225. ayet. لَّا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا كَسَبَتْ قُلُوبُكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ

    lâ yüâḫiẕükümü-llâhü billagvi fî eymâniküm velâkiy yüâḫiẕüküm bimâ kesebet ḳulûbüküm. vellâhü gafûrun ḥalîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, boş bulunarak yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ama bilinçli olarak yaptıklarınızdan sorumlu tutar. Çokça bağışlayan ve yumuşak davranan Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 225. ayet

  5. Bakara suresi, 226. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 226. ayet. لِّلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ فَإِن فَآءُو فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    lilleẕîne yü'lûne min nisâihim terabbüṣu erbe`ati eşhür. fein fâû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eşiyle ilişkide bulunmamaya yemin edenler (ila yapanlar dipnot 1 ), onlardan en fazla dört ay uzak kalabilirler. Eğer yeminlerinden dönerlerse, Allah bağışlar ve ikram eder.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İla, bir erkeğin karısı ile cinsel ilişkiye girmemeye yemin etmesidir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 226. ayet

  6. Bakara suresi, 227. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 227. ayet. وَإِنْ عَزَمُوا۟ ٱلطَّلَٰقَ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    vein `azemu-ṭṭalâḳa feinne-llâhe semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları boşamaya karar vermişlerse, Allah dinler ve bilir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu işi dört aydan fazla uzatmak caiz değildir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 227. ayet

  7. Bakara suresi, 228. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 228. ayet. وَٱلْمُطَلَّقَٰتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلَٰثَةَ قُرُوٓءٍ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ أَن يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِىٓ أَرْحَامِهِنَّ إِن كُنَّ يُؤْمِنَّ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِى ذَٰلِكَ إِنْ أَرَادُوٓا۟ إِصْلَٰحًا وَلَهُنَّ مِثْلُ ٱلَّذِى عَلَيْهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    velmüṭalleḳâtü yeterabbaṣne bienfüsihinne ŝelâŝete ḳurû'. velâ yeḥillü lehünne ey yektümne mâ ḫaleḳa-llâhü fî erḥâmihinne in künne yü'minne billâhi velyevmi-l'âḫir. vebü`ûletühünne eḥaḳḳu biraddihinne fî ẕâlike in erâdû iṣlâḥâ. velehünne miŝlü-lleẕî `aleyhinne bilma`rûf. velirricâli `aleyhinne deraceh. vellâhü `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Boşanmış kadınlar, kendi başlarına üç kur' (temizlik dönemi) dipnot 1 beklerler. Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, Allah'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri dipnot 2 helal değildir. Kocaları arayı düzeltmek isterse, bu süre içinde onlara dönme hakları vardır. dipnot 3 Kur'an ölçülerine (marufa) göre kadınların erkekler üzerindeki hakkı, erkeklerin kadınlar üzerindeki hakkı ile aynıdır. Erkeklerin (boşanma konusunda) onlara karşı bir basamak farkları vardır. dipnot 4 Üstün olan ve kararları doğru olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki iddet, boşanan kadının, kocasının evinde geçireceği süredir (Talak 65/1).Adetli iken ilişki yasak olduğu için onun tek başına olduğu dönem ilişkinin caiz olduğu temizlik dönemidir. Bu sebeple üç kur', üç temizlik dönemidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İddeti hesaplama görevi erkeğe verildiğinden(Talak 65/1) kadın doğru bilgi vermezse günaha girer.
    3. metne dön, dipnot 3
      Erkek iyi niyetli olmak şartıyla, iddet bitmeden eşine dönebilir.  Buradaki ehakk = أحق kelimesi sıfat-ı müşebbehedir
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayet boşanma ile ilgili olduğu için buradaki fark, eşlerin boşanma yetki ve sorumlulukları ile ilgili farktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 228. ayet

Boşanma, emzirme, vefat iddeti ve mehir 229–237

  1. Bakara suresi, 229. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 229. ayet. ٱلطَّلَٰقُ مَرَّتَانِ فَإِمْسَاكٌۢ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌۢ بِإِحْسَٰنٍ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَأْخُذُوا۟ مِمَّآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـًٔا إِلَّآ أَن يَخَافَآ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا ٱفْتَدَتْ بِهِۦ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَعْتَدُوهَا وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    eṭṭalâḳu merratân. feimsâküm bima`rûfin ev tesrîḥum biiḥsân. velâ yeḥillü leküm en te'ḫuẕû mimmâ âteytümûhünne şey'en illâ ey yeḫâfâ ellâ yüḳîmâ ḥudûde-llâh. fein ḫiftüm ellâ yüḳîmâ ḥudûde-llâhi felâ cünâḥa `aleyhimâ fîme-ftedet bih. tilke ḥudûdü-llâhi felâ ta`tedûhâ. vemey yete`adde ḥudûde-llâhi feülâike hümu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O talak dipnot 1 iki defa olur. Her birinden sonra kadını ya iyilikle tutmak ya da güzellikle ayırmak gerekir. Allah'ın koyduğu sınırlarda duramayacağınızdan korkmanız hariç, dipnot 2 onlara verdiklerinizden bir şey almanız size helal olmaz. dipnot 3 (Ey müminler!)Eşlerin, Allah'ın koyduğu sınırlarda duramayacaklarından siz de korkarsanız, kadının fidye verip kendini kurtarması her ikisi için de günah olmaz. dipnot 4 Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır; onları aşmayın. Allah'ın koyduğu sınırları aşanlar, yanlış yapan kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Talak Suresi'nde anlatılan şekildeki boşama iki kere olur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu)
    3. metne dön, dipnot 3
      Eşini boşayan bir koca, karısına verdiği mehir ve hediyeleri geri isteyemez.
    4. metne dön, dipnot 4
      Kadın ayrılmak isterse, biri kadının ailesinden diğeri de erkeğin ailesinden olmak üzere iki hakem görevlendirilir (Nisa 4/35).  Hakemler kadının gerçekten birlikte yaşamak istemediği kanaatine varırlarsa, kadına yetki verirler. Hakemlerin kararına göre kadın eşinden aldığı mehir ve hediyelerin ya tamamını ya da bir kısmını vererek ayrılır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 229. ayet

  2. Bakara suresi, 230. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 230. ayet. فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُۥ مِنۢ بَعْدُ حَتَّىٰ تَنكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُۥ فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَآ أَن يَتَرَاجَعَآ إِن ظَنَّآ أَن يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    fein ṭalleḳahâ felâ teḥillü lehû mim ba`dü ḥattâ tenkiḥa zevcen gayrah. fein ṭalleḳahâ felâ cünâḥa `aleyhimâ ey yeterâce`â in żannâ ey yüḳîmâ ḥudûde-llâh. vetilke ḥudûdü-llâhi yübeyyinühâ liḳavmiy ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Erkek üçüncü defa boşarsa, artık ona helal olmaz dipnot 1 . Kadın başka bir eşle evlenir, o da boşarsa o zaman bakarlar, eğer Allah'ın koyduğu sınırlarda duracakları kanaatine varırlarsa, tekrar birbirlerine dönmeleri günah olmaz. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Allah bunları, bilen bir topluluk için açıklamaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Erkek üçüncü ve son hakkını da kullanmış olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 230. ayet

  3. Bakara suresi, 231. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 231. ayet. وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِّتَعْتَدُوا۟ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوًا وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمَآ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِۦ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    veiẕâ ṭallaḳtümü-nnisâe febelagne ecelehünne feemsikûhünne bima`rûfin ev serriḥûhünne bima`rûf. velâ tümsikûhünne ḍirâral lita`tedû. vemey yef`al ẕâlike feḳad żaleme nefseh. velâ tetteḫiẕû âyâti-llâhi hüzüvâ. veẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm vemâ enzele `aleyküm mine-lkitâbi velḥikmeti ye`iżuküm bih. vetteḳu-llâhe va`lemû enne-llâhe bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kadınları boşadığınızda bekleme sürelerinin sonuna varırlarsa, ya maruf dipnot 1 (Kur'an ölçüleri) ile tutun ya da maruf ile ayırın. Onları, haklarına girip zarara uğratmak için tutmayın. dipnot 2 Bunu yapan, kendini kötü duruma sokar. Allah'ın ayetlerini hafife almayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini aklınızdan çıkarmayın. O, indirdiği kitap ve hikmet ile size öğüt vermektedir. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun. Bilin ki her şeyi bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Maruf, bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'an'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir. Zıttı ‘münker'dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Evliliği sürdürmeye niyetli olmadığınız halde, sırf serbest kalmalarını engellemek için onları tutmayın.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 231. ayet

  4. Bakara suresi, 232. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 232. ayet. وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحْنَ أَزْوَٰجَهُنَّ إِذَا تَرَٰضَوْا۟ بَيْنَهُم بِٱلْمَعْرُوفِ ذَٰلِكَ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ذَٰلِكُمْ أَزْكَىٰ لَكُمْ وَأَطْهَرُ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    veiẕâ ṭallaḳtümü-nnisâe febelagne ecelehünne felâ ta`ḍulûhünne ey yenkiḥne ezvâcehünne iẕâ terâḍav beynehüm bilma`rûf. ẕâlike yû`ażu bihî men kâne minküm yü'minü billâhi velyevmi-l'âḫir. ẕâliküm ezkâ leküm veaṭher. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kadınları boşadığınızda bekleme sürelerinin sonuna varırlarsa, koca adaylarıyla dipnot 1 marufa uygun olarak anlaştıkları taktirde evlenmelerine engel olmayın dipnot 2 . Bu, içinizden Allah'a ve Ahiret gününe inananlara verilen öğüttür. Sizin için iyi ve temiz dipnot 3 olan budur. Bunları bilen Allah'tır siz bilemezsiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadın kocasıyla zaten evli olacağı için ayetteki eşleri ifade mecazdır, koca adayı anlamında kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kadın eşini kendi seçer. Yaptığı seçim sadece marufa uygunluk açısından denetlenir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Buradaki kelimelere ism-i tafdil anlamı uygun olmadığı için sıfat-ı müşebbehe anlamı verilmiştir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 232. ayet

  5. Bakara suresi, 233. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 233. ayet. وَٱلْوَٰلِدَٰتُ يُرْضِعْنَ أَوْلَٰدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ ٱلرَّضَاعَةَ وَعَلَى ٱلْمَوْلُودِ لَهُۥ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ إِلَّا وُسْعَهَا لَا تُضَآرَّ وَٰلِدَةٌۢ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَّهُۥ بِوَلَدِهِۦ وَعَلَى ٱلْوَارِثِ مِثْلُ ذَٰلِكَ فَإِنْ أَرَادَا فِصَالًا عَن تَرَاضٍ مِّنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا وَإِنْ أَرَدتُّمْ أَن تَسْتَرْضِعُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِذَا سَلَّمْتُم مَّآ ءَاتَيْتُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    velvâlidâtü yürḍi`ne evlâdehünne ḥavleyni kâmileyni limen erâde ey yütimme-rraḍâ`ah. ve`ale-lmevlûdi lehû rizḳuhünne vekisvetühünne bilma`rûf. lâ tükellefü nefsün illâ vus`ahâ. lâ tüḍârra vâlidetüm biveledihâ velâ mevlûdül lehû biveledihî ve`ale-lvâriŝi miŝlü ẕâlik. fein erâdâ fiṣâlen `an terâḍim minhümâ veteşâvurin felâ cünâḥa `aleyhimâ. vein erattüm en testerḍi`û evlâdeküm felâ cünâḥa `aleyküm iẕâ sellemtüm mâ âteytüm bilma`rûf. vetteḳu-llâhe va`lemû enne-llâhe bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Analar çocuklarını iki tam yıl emzirsinler. dipnot 1 Bu, emzirmeyi tamamlamak isteyen içindir. Anaların marufa uygun yiyeceği ve giyeceği, çocuğun babasına aittir. Kimseye gücünün üstünde yük yüklenmez. Çocuğu yüzünden ne ana zarara sokulur ne de baba. Mirasçının dipnot 2 sorumluluğu da aynıdır. Anne ve baba, karşılıklı anlaşma ve danışma ile çocuğu sütten kesmek isterlerse, ikisi için de günah olmaz. dipnot 3 Çocuklarınıza sütanne tutmak isterseniz, ücretini marufa dipnot 4 uygun olarak ödedikten sonra, size bir günahı olmaz. Allah'tan çekinerek korunun. Bilin ki her şeyi gören Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çocuğu emzirme, onu doğuran annenin görevidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Baba vefat etmişse emziren annenin barınma ve geçinmesi için gereken masrafı babanın mirasçısı karşılar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Eşlerin karşılıklı anlaşma ve danışmalarıyla iki yıl dolmadan, çocuk sütten kesilebilir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Maruf, bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'an'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 233. ayet

  6. Bakara suresi, 234. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 234. ayet. وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    velleẕîne yüteveffevne minküm veyeẕerûne ezvâcey yeterabbaṣne bienfüsihinne erbe`ate eşhüriv ve`aşrâ. feiẕâ belagne ecelehünne felâ cünâḥa `aleyküm fîmâ fe`alne fî enfüsihinne bilma`rûf. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden ölen erkeklerin geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına dört ay on gün beklerler. Sürelerinin sonuna vardıklarında, (kadınların) kendileri için marufa uygun olarak yaptıkları şeyin size bir günahı olmaz. dipnot 1 Yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kocası ölen kadın, iddeti bitince istediği kişiyle evlenebilir. Evliliği sadece marufa uygunluk açısından denetlenir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 234. ayet

  7. Bakara suresi, 235. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 235. ayet. وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا عَرَّضْتُم بِهِۦ مِنْ خِطْبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوْ أَكْنَنتُمْ فِىٓ أَنفُسِكُمْ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُوا۟ قَوْلًا مَّعْرُوفًا وَلَا تَعْزِمُوا۟ عُقْدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْكِتَٰبُ أَجَلَهُۥ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ فَٱحْذَرُوهُ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ

    velâ cünâḥa `aleyküm fîmâ `arraḍtüm bihî min ḫiṭbeti-nnisâi ev eknentüm fî enfüsiküm. `alime-llâhü enneküm seteẕkürûnehünne velâkil lâ tüvâ`idûhünne sirran illâ en teḳûlû ḳavlem ma`rûfâ. velâ ta`zimû `uḳdete-nnikâḥi ḥattâ yeblüga-lkitâbü eceleh. va`lemû enne-llâhe ya`lemü mâ fî enfüsiküm faḥẕerûh. va`lemû enne-llâhe gafûrun ḥalîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (İddet bekleyen) kadınlara üstü kapalı evlenme teklifi yapmanız veya niyetinizi içinizde saklamanız günah değildir. Allah bilir ki siz bunu ileride onlara anlatacaksınız. Ama birbirinize gizlice söz vermeyin, marufa uygun bir söz söylerseniz başka. Bu Kitap'ta belirlenmiş olan süre sona erinceye kadar, dipnot 1 aranızda evlilik bağı kurma kararı almayın. Bilin ki Allah içinizde olanı bilir. Öyleyse, ondan çekinin. Bilin ki Allah çok bağışlar, acele etmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bekleme süresi, iddeti bitinceye kadardır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 235. ayet

  8. Bakara suresi, 236. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 236. ayet. لَّا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ أَوْ تَفْرِضُوا۟ لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى ٱلْمُوسِعِ قَدَرُهُۥ وَعَلَى ٱلْمُقْتِرِ قَدَرُهُۥ مَتَٰعًۢا بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ

    lâ cünâḥa `aleyküm in ṭallaḳtümü-nnisâe mâ lem temessûhünne ev tefriḍû lehünne ferîḍah. vemetti`ûhünn. `ale-lmûsi`i ḳaderuhû ve`ale-lmuḳtiri ḳaderuhü. metâ`am bilma`rûf. ḥaḳḳan `ale-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kadınları, mehirlerini dipnot 1 kesinleştirmeden ve ilişkiye girmeden boşamanızın size günahı olmaz. Onlara yararlanacakları şeyler verin. dipnot 2 İmkanı olan gücü ölçüsünde, darlık içinde olan da gücü ölçüsünde, marufa uygun olarak versin. Bu, güzel davrananlar üzerine bir borçtur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mehir, evlenen erkeğin, eşine vermek zorunda olduğu maldır. Miktarını eşler, karşılıklı anlaşma ile belirlerler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bakara 237'de kesinleşmiş mehrin yarısının verilmesi emredildiğine göre, "marufa uygun" yararlandırma, erkeğin imkanları dikkate alınarak belirlenen emsal mehrin yarısı olur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 236. ayet

  9. Bakara suresi, 237. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 237. ayet. وَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إِلَّآ أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَا۟ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ عُقْدَةُ ٱلنِّكَاحِ وَأَن تَعْفُوٓا۟ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ وَلَا تَنسَوُا۟ ٱلْفَضْلَ بَيْنَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    vein ṭallaḳtümûhünne min ḳabli en temessûhünne veḳad feraḍtüm lehünne ferîḍaten feniṣfü mâ feraḍtüm illâ ey ya`fûne ev ya`füve-lleẕî biyedihî `uḳdetü-nnikâḥ. veen ta`fû aḳrabü littaḳvâ. velâ tensevu-lfaḍle beyneküm. inne-llâhe bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mehirlerini kesinleştirdiğiniz kadınları ilişkiye girmeden boşarsanız, kesinleşen mehrin yarısını vermelisiniz. Kadınlar veya nikah düğümü elinde olan eş, dipnot 1 hakkından vazgeçerse başka. (Ey erkekler!) Sizin vazgeçmeniz, takva (konumunuzu koruma) açısından daha uygundur. Aranızdaki farkı unutmayın. Yaptığınız her şeyi gören Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Erkeğin boşamasına talak denir. Talak sözlükte düğümü çözmektir. Bu yüzden nikah düğümü erkeğin elindedir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 237. ayet

Namaz, korku namazı ve dul eşler 238–242

  1. Bakara suresi, 238. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 238. ayet. حَٰفِظُوا۟ عَلَى ٱلصَّلَوَٰتِ وَٱلصَّلَوٰةِ ٱلْوُسْطَىٰ وَقُومُوا۟ لِلَّهِ قَٰنِتِينَ

    ḥâfiżû `ale-ṣṣalâvâti veṣṣalâti-lvusṭâ veḳûmû lillâhi ḳânitîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namazlara ve orta namazı özenle sürekli kılın dipnot 1 ; Allah'ın huzurunda saygıyla durun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada çoğul en az üçü gösterdiğinden salavat (namazlar) en az üç olur; orta namaz da katılınca sayı beşe çıkar. Çünkü üçten sonra ortası olan ilk sayı beştir. Dolayısı ile en az beş vakit namaz kılmak gerekir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 238. ayet

  2. Bakara suresi, 239. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 239. ayet. فَإِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَمَا عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ

    fein ḫiftüm fericâlen ev rukbânâ. feiẕâ emintüm feẕkürü-llâhe kemâ `allemeküm mâ lem tekûnû ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer korkarsanız dipnot 1 (namazı), yürüyerek yahut binek üstünde kılın. Güvene kavuşunca, bilmediklerinizi size öğreten Allah'ı, size öğrettiği gibi zikredin. (Allah'ın ayetlerini kafanıza yerleştirmek için namaz kılın) dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namazı vaktinde kılamamaktan korkarsanız.
    2. metne dön, dipnot 2
      "... benim zikrim için (ayetlerimi kafana yerleştirmen için) namazı düzgün ve sürekli kıl." (Taha 20/14)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 239. ayet

  3. Bakara suresi, 240. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 240. ayet. وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًا وَصِيَّةً لِّأَزْوَٰجِهِم مَّتَٰعًا إِلَى ٱلْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِى مَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ مِن مَّعْرُوفٍ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    velleẕîne yüteveffevne minküm veyeẕerûne ezvâcâ. veṣiyyetel liezvâcihim metâ`an ile-lḥavli gayra iḫrâc. fein ḫaracne felâ cünâḥa `aleyküm fî mâ fe`alne fî enfüsihinne mim ma`rûf. vellâhü `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Vefat ettiğinde geride eş bırakacak olan erkekleriniz, eşlerinin, evden çıkarılmadan, bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Kendileri çıkarlarsa, marufa uygun olarak yaptıkları şeyden dolayı size bir günah olmaz. dipnot 1 Üstün olan ve kararları doğru olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadın, bir yılı beklemeden evi terk edebileceği gibi dört ay on günlük iddetini bitirince de evlenip evden ayrılabilir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 240. ayet

  4. Bakara suresi, 241. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 241. ayet. وَلِلْمُطَلَّقَٰتِ مَتَٰعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ

    velilmüṭalleḳâti metâ`um bilma`rûf. ḥaḳḳan `ale-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kocaları tarafından boşanmış kadınların da marufa dipnot 1 uygun menfaatleri (geçindirilme hakları) vardır. Bu, Allah'tan çekinenlerin üzerine borçtur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Talak 65/6) ayette açıklandığı gibi.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 241. ayet

  5. Bakara suresi, 242. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 242. ayet. كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    keẕâlike yübeyyinü-llâhü leküm âyâtihî le`alleküm ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah size ayetlerini böyle açıklar; belki aklınızı kullanırsınız.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 242. ayet

Yurtlarını terk edenler; Tâlût ve Câlût 243–252

  1. Bakara suresi, 243. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 243. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ خَرَجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَهُمْ أُلُوفٌ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ ٱللَّهُ مُوتُوا۟ ثُمَّ أَحْيَٰهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

    elem tera ile-lleẕîne ḫaracû min diyârihim vehüm ülûfün ḥaẕera-lmevt. feḳâle lehümü-llâhü mûtû ŝümme aḥyâhüm. inne-llâhe leẕû faḍlin `ale-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yeşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölüm korkusuyla yurtlarından çıkmış binlerce kişiyi gözünde canlandırmadın mı? Allah onlara: "Ölün!" demiş sonra tekrar diriltmişti. İnsanlara ikramda bulunan Allah'tır. Ama insanların çoğu O'na karşı görevini yerine getirmez.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 243. ayet

  2. Bakara suresi, 244. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 244. ayet. وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    veḳâtilû fî sebîli-llâhi va`lemû enne-llâhe semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz Allah yolunda savaşın. Bilin ki sizi dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 244. ayet

  3. Bakara suresi, 245. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 245. ayet. مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥٓ أَضْعَافًا كَثِيرَةً وَٱللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُۜطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    men ẕe-lleẕî yuḳriḍu-llâhe ḳarḍan ḥasenen feyüḍâ`ifehû lehû aḍ`âfen keŝîrah. vellâhü yaḳbiḍu veyebsüṭ. veileyhi türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim Allah'a güzel bir ödünç verirse, Allah ona kat kat fazlasını verir. Daraltan da Allah'tır, genişleten de. Zaten O'nun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 245. ayet

  4. Bakara suresi, 246. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 246. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلْمَلَإِ مِنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰٓ إِذْ قَالُوا۟ لِنَبِىٍّ لَّهُمُ ٱبْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُّقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِن كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ أَلَّا تُقَٰتِلُوا۟ قَالُوا۟ وَمَا لَنَآ أَلَّا نُقَٰتِلَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِن دِيَٰرِنَا وَأَبْنَآئِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ تَوَلَّوْا۟ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    elem tera ile-lmelei mim benî isrâîle mim ba`di mûsâ. iẕ ḳâlû linebiyyil lehümü-b`aŝ lenâ meliken nüḳâtil fî sebîli-llâh. ḳâle hel `aseytüm in kütibe `aleykümü-lḳitâlü ellâ tüḳâtilû. ḳâlû vemâ lenâ ellâ nüḳâtile fî sebîli-llâhi veḳad uḫricnâ min diyârinâ veebnâinâ. felemmâ kütibe `aleyhimü-lḳitâlü tevellev illâ ḳalîlem minhüm. vellâhü `alîmüm biżżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'dan sonra, İsrailoğullarının ileri gelenlerini gözünde canlandırmadın mı? Onlar Nebilerine "İçimizden bir başkomutan dipnot 1 çıkar da Allah yolunda savaşalım!" demişlerdi. "Ya savaş emredilir de savaşmazsanız?" dedi. "Kaybedecek neyimiz kaldı ki Allah yolunda savaşmayalım! Hem yurtlarımızdan çıkarılmışız hem çocuklarımızdan ayrı düşürülmüşüz." dediler. Savaş üzerlerine yazılınca, pek azı dışında hepsi kaçıverdi. O zalimleri bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yönetim ve yetki elinde olana melik denir. Buradaki melik, savaşı yönetecek kişi olduğu için başkomutan demektir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 246. ayet

  5. Bakara suresi, 247. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 247. ayet. وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكًا قَالُوٓا۟ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُ ٱلْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ أَحَقُّ بِٱلْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِّنَ ٱلْمَالِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُۥ بَسْطَةً فِى ٱلْعِلْمِ وَٱلْجِسْمِ وَٱللَّهُ يُؤْتِى مُلْكَهُۥ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    veḳâle lehüm nebiyyühüm inne-llâhe ḳad be`aŝe leküm ṭâlûte melikâ. ḳâlû ennâ yekûnü lehü-lmülkü `aleynâ venaḥnü eḥaḳḳu bilmülki minhü velem yü'te se`atem mine-lmâl. ḳâle inne-llâhe-ṣṭafâhü `aleyküm vezâdehû besṭaten fi-l`ilmi velcism. vellâhü yü'tî mülkehû mey yeşâ'. vellâhü vâsi`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nebileri onlara "Size başkomutan olarak Allah, Talut'u çıkardı." dedi. "O bize nasıl komutan olabilir? Başkomutanlık ondan çok bizim hakkımızdır. Onun fazla bir malı da yok!" dediler. Nebi, "Onu, sizin üzerinize Allah seçti. Ona, bilgi ve vücut bakımından üstünlük verdi. Allah yetkiyi, tercih ettiğine verir." dedi. İmkanları geniş olan ve her şeyi bilen Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 247. ayet

  6. Bakara suresi, 248. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 248. ayet. وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ءَايَةَ مُلْكِهِۦٓ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحْمِلُهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    veḳâle lehüm nebiyyühüm inne âyete mülkihî ey ye'tiyekümü-ttâbûtü fîhi sekînetüm mir rabbiküm vebeḳiyyetüm mimmâ terake âlü mûsâ veâlü hârûne taḥmilühü-lmelâikeh. inne fî ẕâlike leâyetel leküm in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nebileri onlara dedi ki: "Ona komutanlık verildiğinin işareti, size Sandık'ın dipnot 1 gelmesidir. İçinde Sahibinizden (Rabbinizden) sizi rahatlatacak bir şey, Musa ve Harun ailelerinin bıraktığı hatıralar olacak ve onu melekler taşıyacaktır. Eğer inanıyorsanız bunda sizin için gerçek bir gösterge vardır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      On emrin yazılı olduğu levhaların muhafaza edildiği sandık. (Abdurrahman KÜÇÜK, Ahid Sandığı, DİA)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 248. ayet

  7. Bakara suresi, 249. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 249. ayet. فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِٱلْجُنُودِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ مُبْتَلِيكُم بِنَهَرٍ فَمَن شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنِّى وَمَن لَّمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُۥ مِنِّىٓ إِلَّا مَنِ ٱغْتَرَفَ غُرْفَةًۢ بِيَدِهِۦ فَشَرِبُوا۟ مِنْهُ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَلَمَّا جَاوَزَهُۥ هُوَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ قَالُوا۟ لَا طَاقَةَ لَنَا ٱلْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالَ ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ ٱللَّهِ كَم مِّن فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةًۢ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    felemmâ feṣale ṭâlûtü bilcünûdi ḳâle inne-llâhe mübtelîküm bineher. femen şeribe minhü feleyse minnî. vemel lem yaṭ`amhü feinnehû minnî illâ meni-gterafe gurfetem biyedih. feşeribû minhü illâ ḳalîlem minhüm. felemmâ câvezehû hüve velleẕîne âmenû me`ahû ḳâlû lâ ṭâḳate lene-lyevme bicâlûte vecünûdih. ḳâle-lleẕîne yeżunnûne ennehüm mülâḳu-llâhi kem min fietin ḳalîletin galebet fieten keŝîratem biiẕni-llâh. vellâhü me`a-ṣṣâbirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Talut askerleriyle birlikte ayrılınca dedi ki "Allah bir ırmakla sizi ağır imtihandan geçirecektir. Kim ondan içerse benden değildir, eliyle bir avuç alan alabilir. Kim de yiyeceğine bile katmazsa bendendir." Sonra pek azı dışında hepsi ondan içtiler. O ve beraberindeki müminler ırmağı geçince şöyle dediler: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı koymayı göze alacak durumda değiliz" Allah'ın huzuruna çıkacakları inancında olanlar ise şöyle dediler: "Nice küçük birlikler, Allah'ın izniyle, büyük birlikleri alt etmiştir. Sabredenlerin yanında olan Allah'tır."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 249. ayet

  8. Bakara suresi, 250. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 250. ayet. وَلَمَّا بَرَزُوا۟ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    velemmâ berazû licâlûte vecünûdihî ḳâlû rabbenâ efrig `aleynâ ṣabrav veŝebbit aḳdâmenâ venṣurnâ `ale-lḳavmi-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında şöyle dua ettiler: "Ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Bize direnme gücü ver! Ayaklarımızı kaydırma! Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!"

    Ayet detayı — Bakara suresi, 250. ayet

  9. Bakara suresi, 251. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 251. ayet. فَهَزَمُوهُم بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَقَتَلَ دَاوُۥدُ جَالُوتَ وَءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُۥ مِمَّا يَشَآءُ وَلَوْلَا دَفْعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لَّفَسَدَتِ ٱلْأَرْضُ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    fehezemûhüm biiẕni-llâhi veḳatele dâvûdü câlûte veâtâhü-llâhü-lmülke velḥikmete ve`allemehû mimmâ yeşâ'. velevlâ def`u-llâhi-nnâse ba`ḍahüm biba`ḍil lefesedeti-l'arḍu velâkinne-llâhe ẕû faḍlin `ale-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davut, Calut'u öldürdü. Allah da ona hükümdarlık ve hikmet dipnot 1 verdi, ona uygun gördüğü her şeyi öğretti. Allah insanların bir kısmıyla diğerlerini engellemezse, tabii düzen bozulur. İkramı herkesi kapsayan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru karar alma kabiliyeti.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 251. ayet

  10. Bakara suresi, 252. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 252. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    tilke âyâtü-llâhi netlûhâ `aleyke bilḥaḳḳ. veinneke lemine-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar Allah'ın ayetleridir. O, bunları sana doğru bir biçimde aktarıyor. dipnot 1 Sen de O'nun elçilerindensin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 252. ayet

Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok 253–257

  1. Buradan itibaren cüz 3

    Bakara suresi, 253. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 253. ayet. تِلْكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ مِّنْهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَٰتٍ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخْتَلَفُوا۟ فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ وَمِنْهُم مَّن كَفَرَ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلُوا۟ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ

    tilke-rrusülü feḍḍalnâ ba`ḍahüm `alâ ba`ḍ. minhüm men kelleme-llâhü verafe`a ba`ḍahüm deracât. veâteynâ `îse-bne meryeme-lbeyyinâti veeyyednâhü birûḥi-lḳudüs. velev şâe-llâhü me-ḳtetele-lleẕîne mim ba`dihim mim ba`di mâ câethümü-lbeyyinâtü velâkini-ḫtelefû feminhüm men âmene veminhüm men kefer. velev şâe-llâhü me-ḳtetelû velâkinne-llâhe yef`alü mâ yürîd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, bu elçilerden kimini kimine üstün kıldı. Kimiyle konuştu, kimini birkaç basamak yükseltti. Meryem oğlu İsa'ya da açık belgeler verdi ve onu Kutsal Ruh ile destekledi. dipnot 1 Allah, tercihi (insanlara bırakmayıp) kendi yapsaydı, sonrakiler o açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşamazlardı. Ama ayrılığa düştüler; kimi inanıp güvendi, kimi ayetleri görmezlikten geldi (kafir oldu). Tercihi Allah yapsaydı, birbirleriyle savaşamazlardı. Ama Allah dilediğini yapar. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu)
    2. metne dön, dipnot 2
      Onun istediği, kullarını imtihandan geçirmektir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 253. ayet

  2. Bakara suresi, 254. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 254. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَٰعَةٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû enfiḳû mimmâ razaḳnâküm min ḳabli ey ye'tiye yevmül lâ bey`un fîhi velâ ḫulletüv velâ şefâ`ah. velkâfirûne hümu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! Size rızık olarak ne vermişsek, ondan hayra harcayın. Bunu; alışveriş, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden yapın. Bunları görmemekte direnenler yanlışlar içindedirler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 254. ayet

  3. Bakara suresi, 255. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 255. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    allâhü lâ ilâhe illâ hû. elḥayyü-lḳayyûm. lâ te'ḫuẕühû sinetüv velâ nevm. lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. men ẕe-lleẕî yeşfe`u `indehû illâ biiẕnih. ya`lemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm. velâ yüḥîṭûne bişey'im min `ilmihî illâ bimâ şâ'. vesi`a kürsiyyühü-ssemâvâti vel'arḍ. velâ yeûdühû ḥifżuhümâ. vehüve-l`aliyyü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, sürekli işinin başındadır. O'nu ne uyuklama tutar ne de uyku! Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaati (birinin yanında olmayı) kim göze alabilir? dipnot 1 Onların önlerinde olanı da arkalarında kalanı da O bilir. Onlar, O'nun bilgisinden izin verdiği kadarı dışında bir şey kavrayamazlar. Hakimiyeti, gökleri de kapsar yeri de. Bu ikisini korumak O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır (el-Ayn, Müfredat).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, Allah dışındaki varlıkların gerçek olduğunu bildirmekte ve vahdet-i vücudu reddetmektedir. Çünkü vahdet-i vücuda göre Allah'tan başka varlık yoktur, varlık diye bilinenler onun gölgesidir. Onlara göre gölge de yoktur.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 255. ayet

  4. Bakara suresi, 256. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 256. ayet. لَآ إِكْرَاهَ فِى ٱلدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ ٱلرُّشْدُ مِنَ ٱلْغَىِّ فَمَن يَكْفُرْ بِٱلطَّٰغُوتِ وَيُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ لَا ٱنفِصَامَ لَهَا وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    lâ ikrâhe fi-ddîni ḳat tebeyyene-rruşdü mine-lgayy. femey yekfür biṭṭâgûti veyü'mim billâhi feḳadi-stemseke bil`urveti-lvuŝḳâ. le-nfiṣâme lehâ. vellâhü semî`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dinde zorlama olamaz dipnot 1 ; doğrular ile yanlış kurgular iyice ayrılmıştır. Kim taşkınlık edenleri (tağutları) tanımaz dipnot 2 da Allah'a güvenirse, kopması imkansız en sağlam kulpa yapışmış olur. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İmanın temeli kalp ile tasdiktir. Orası insanın en hür olduğu yerdir. Bu sebeple hiç kimse bir inancı kabule zorlanmaz. İbadet için de niyet şarttır. Kalpten yapılmayan niyet, geçersiz olduğundan zorla ibadet de olmaz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yoldan çıkmışlara boyun eğmez.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 256. ayet

  5. Bakara suresi, 257. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 257. ayet. ٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْلِيَآؤُهُمُ ٱلطَّٰغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ ٱلنُّورِ إِلَى ٱلظُّلُمَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    allâhü veliyyü-lleẕîne âmenû yuḫricühüm mine-żżulümâti ile-nnûr. velleẕîne keferû evliyâühümu-ṭṭâgûtü yuḫricûnehüm mine-nnûri ile-żżulümât. ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenenlerin en yakını (velisi) Allah'tır; dipnot 1 O, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin dipnot 2 kendilerine en yakın (veli) bildikleri dipnot 3 ise tağutlardır; dipnot 4 bunlar da onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokarlar. Onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Veli kelimesi için (Bakara 2/107). ayetin dipnotuna bakınız.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetleri görmezlikten gelenlerin.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah, onlara da şah damarından yakındır, ama onlar tağutları/taşkınlık edenleri kendilerine daha yakın görürler.
    4. metne dön, dipnot 4
      Tağut, taşkınlık edenlerdir. Bunlar, birçoklarını peşine takan, insan ve cin şeytanlarıdır. (Al-i İmran 2/149-150)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 257. ayet

Üç diriliş sahnesi 258–260

  1. Bakara suresi, 258. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 258. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِى حَآجَّ إِبْرَٰهِـۧمَ فِى رَبِّهِۦٓ أَنْ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّىَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحْىِۦ وَأُمِيتُ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأْتِى بِٱلشَّمْسِ مِنَ ٱلْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ ٱلْمَغْرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِى كَفَرَ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    elem tera ile-lleẕî ḥâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhü-llâhü-lmülk. iẕ ḳâle ibrâhîmü rabbiye-lleẕî yuḥyî veyümîtü ḳâle ene uḥyî veümît. ḳâle ibrâhîmü feinne-llâhe ye'tî bişşemsi mine-lmeşriḳi fe'ti bihâ mine-lmagribi febühite-lleẕî kefer. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah bir krallık vermiş diye, İbrahim'e karşı Sahibi (Rabbi) hakkında delil getireni, gözünde canlandırmadın mı? İbrahim, "Yaşatan ve öldüren benim Sahibimdir (Rabbimdir)!" dediğinde o, "Ben de yaşatırım, ben de öldürürüm!" dedi. İbrahim, "Allah, güneşi doğudan getirir, sen de batıdan getir!" deyince, ayetleri görmezlikten gelen o kişi dondu kaldı. Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 258. ayet

  2. Bakara suresi, 259. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 259. ayet. أَوْ كَٱلَّذِى مَرَّ عَلَىٰ قَرْيَةٍ وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحْىِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِا۟ئَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُۥ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِا۟ئَةَ عَامٍ فَٱنظُرْ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ وَٱنظُرْ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ ءَايَةً لِّلنَّاسِ وَٱنظُرْ إِلَى ٱلْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    ev kelleẕî merra `alâ ḳaryetiv vehiye ḫâviyetün `alâ `urûşihâ. ḳâle ennâ yuḥyî hâẕihi-llâhü ba`de mevtihâ. feemâtehü-llâhü miete `âmin ŝümme be`aŝeh. ḳâle kem lebiŝt. ḳâle lebiŝtü yevmen ev ba`ḍa yevm. ḳâle bel lebiŝte miete `âmin fenżur ilâ ṭa`âmike veşerâbike lem yetesenneh. venżur ilâ ḥimârike velinec`aleke âyetel linnâsi venżur ile-l`iżâmi keyfe nünşizühâ ŝümme neksûhâ laḥmâ. felemmâ tebeyyene lehû ḳâle a`lemü enne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şu kişiyi de düşündün mü? Binaları tamamen çökmüş bir kente uğramıştı da "Allah burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek?" demişti. Allah onu yüz yıl süreyle öldürdü, sonra diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün kaldım, belki bir günden de az!" dedi. Allah dedi ki: "Yok, tam yüz yıl kaldın! Yiyeceğine ve içeceğine bak, hiç bozulmamış! Bir de eşeğine bak! Bu, seni insanlara bir belge yapmak içindir. Şimdi de (eşekten kalma) kemiklere bak, onları yeden nasıl kaldıracağımızı, sonra nasıl ete büründüreceğimizi gör!" Bunları açık açık görünce dedi ki: "Şimdi biliyorum, Allah her şeye bir ölçü koyar." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kudüs'teki Mescidi'nin (Beyt-i Makdis'in) ilk yıkılışından sonra (İsra 17/5) Buhtunnasr (Nabukadnessar) Yahudileri Babil'e sürgün etti. M.Ö. 539'da Babil'i fetheden Pers kralı Koreş (Ahmet Güç, YAHUDİLİK- DİA) Üzeyir (Ezra), Nehemya ve diğerlerini, Mescid'i yeniden inşa etmeleri için geri gönderdi (Ezra 1/1-3). Üzeyir Kudüs'ü görünce: "Allah bu kenti ölümünden sonra nasıl canlandıracak?" dedi. "Allah da onu öldürdü ve yüz yıl sonra tekrar diriltti." Bu arada Mescid, Darius'un krallığının ikinci yılında inşa edilmişti. (Ezra 4/11-24) Üzeyir, II. Artahşasta'nın krallığının yedinci yılının beşinci ayında yani M.Ö. 437'de (Salime Leyla Gürkan, YAHUDİLİK-DİA) Kudüs'e vardı (Ezra 7/8). Bu, onun Kudüs'e ikinci varışıydı. İlk varışı ile ikincisi arasındaki 100 yıllık sürede Allah "Onu insanlara bir mucize yapmak için" öldürmüş ve tekrar diriltmişti.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 259. ayet

  3. Bakara suresi, 260. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 260. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّ أَرِنِى كَيْفَ تُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِى قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةً مِّنَ ٱلطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ ٱجْعَلْ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٍ مِّنْهُنَّ جُزْءًا ثُمَّ ٱدْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًا وَٱعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    veiẕ ḳâle ibrâhîmü rabbi erinî keyfe tuḥyi-lmevtâ. ḳâle evelem tü'min. ḳâle belâ velâkil liyaṭmeinne ḳalbî. ḳâle feḫuẕ erbe`atem mine-ṭṭayri feṣurhünne ileyke ŝümme-c`al `alâ külli cebelim minhünne cüz'en ŝümme-d`uhünne ye'tîneke sa`yâ. va`lem enne-llâhe `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün İbrahim dedi ki: "Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana gösterir misin?" Allah "Yoksa inanmadın mı?" dedi. (İbrahim) "Hayır, inandım da içimin yatışması için!" dedi. "Öyleyse dört kuş tut, kendine alıştır, sonra (kes, parçala ve) her dağın başına onlardan birer parça koy. Daha sonra onları çağır, bütün güçleriyle sana geleceklerdir. Şunu bil ki üstün olan ve doğru karar veren Allah'tır." dedi.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 260. ayet

İnfakın örnekleri ve âdâbı 261–274

  1. Bakara suresi, 261. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 261. ayet. مَّثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنۢبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِى كُلِّ سُنۢبُلَةٍ مِّا۟ئَةُ حَبَّةٍ وَٱللَّهُ يُضَٰعِفُ لِمَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    meŝelü-lleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm fî sebîli-llâhi kemeŝeli ḥabbetin embetet seb`a senâbile fî külli sümbületim mietü ḥabbeh. vellâhü yüḍâ`ifü limey yeşâ'. vellâhü vâsi`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mallarını Allah yolunda infak dipnot 1 edenler, toprağa bir buğday tohumu ekmiş gibi olurlar. O tohum yedi başak bitirir. Her başağında yüz dane olur. Tercihini doğru yapana Allah, kat kat fazlasını verir. Allah'ın imkanları geniştir, O her şeyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nafak, tünel; infak da bir şeyi tünelden geçirmek gibidir. İnfakın Türkçe karşılığı harcamadır. Damarları tünele benzetirsek infak; kanın, gıda ve oksijeni hücrelere, hücrelerin ürettiklerini ilgili yerlere taşımasına benzer. Saklanan malın ve paranın kimseye faydası olmaz, ihtiyaçlılara ulaşması gerekir. Bu yüzden Kur'an, daima infakı emreder. Allah rızası için infak, doğrudan ihtiyaçlıya ulaştığı için derhal tüketilir ve yeni üretimin kapısını açar. Ticaret de üretilen mal ve hizmetin, ihtiyaçlılara ulaşmasını sağladığı için bir çeşit infaktır. Mal, uzun süre saklanamaz ama para saklanabilir Allah Teala, parayı kasalara koyup dolaşımına engel olanları ağır bir şekilde tehdit etmiştir. (Bkz. Tevbe 9/34-35)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 261. ayet

  2. Bakara suresi, 262. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 262. ayet. ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَآ أَنفَقُوا۟ مَنًّا وَلَآ أَذًى لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    elleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm fî sebîli-llâhi ŝümme lâ yütbi`ûne mâ enfeḳû mennev velâ eẕel lehüm ecruhüm `inde rabbihim. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mallarını Allah yolunda harcayan sonra da yaptıkları iyiliği başa kakmayan ve incitmeyenler var ya, onlara Rableri (Sahipleri) katında ödül vardır. Onlar ne bir korku duyar ne de üzülürler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 262. ayet

  3. Bakara suresi, 263. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 263. ayet. قَوْلٌ مَّعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِّن صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَآ أَذًى وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَلِيمٌ

    ḳavlüm ma`rûfüv vemagfiratün ḫayrum min ṣadeḳatiy yetbe`uhâ eẕâ. vellâhü ganiyyün ḥalîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Güzel bir söz söylemek ve bir hatayı örtmek, yardım ettikten sonra karşı tarafı üzmekten iyidir. Yapacağınız yardıma Allah'ın ihtiyacı olmaz, ama O, yumuşak davranır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 263. ayet

  4. Bakara suresi, 264. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 264. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُبْطِلُوا۟ صَدَقَٰتِكُم بِٱلْمَنِّ وَٱلْأَذَىٰ كَٱلَّذِى يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٌ فَتَرَكَهُۥ صَلْدًا لَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّمَّا كَسَبُوا۟ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tübṭilû ṣadeḳâtiküm bilmenni vel'eẕâ kelleẕî yünfiḳu mâlehû riâe-nnâsi velâ yü'minü billâhi velyevmi-l'âḫir. femeŝelühû kemeŝeli ṣafvânin `aleyhi türâbün feeṣâbehû vâbilün feterakehû ṣaldâ. lâ yaḳdirûne `alâ şey'im mimmâ kesebû. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! Başa kakarak ve üzerek yardımlarınızı değersizleştirmeyin! İnsanlara gösteriş olsun diye malını harcayan, ama Allah'a ve ahiret gününe inanmayan kişi gibi davranmayın! Onun durumu, üzerinde toprak olan kayaya benzer. Şiddetli bir yağmur yağar ve orayı çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından bekledikleri sonucu alamazlar. Allah, ayetleri görmezlikten gelen bir topluluğu yola getirmez.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 264. ayet

  5. Bakara suresi, 265. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 265. ayet. وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَتَثْبِيتًا مِّنْ أَنفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍۭ بِرَبْوَةٍ أَصَابَهَا وَابِلٌ فَـَٔاتَتْ أُكُلَهَا ضِعْفَيْنِ فَإِن لَّمْ يُصِبْهَا وَابِلٌ فَطَلٌّ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    vemeŝelü-lleẕîne yünfiḳûne emvâlehümü-btigâe merḍâti-llâhi veteŝbîtem min enfüsihim kemeŝeli cennetim birabvetin eṣâbehâ vâbilün feâtet ükülehâ ḍi`feyn. feil lem yüṣibhâ vâbilün feṭall. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın rızasını kazanmak ve kendilerini sağlama almak için mallarını harcayanlar, yüksekçe yere kurulu olup bol yağmur alan ve iki kat ürün veren bir bahçenin sahibi gibidirler. Yağmur yağmasa bile bir çisenti olur. Yaptığınız her şeyi gören Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 265. ayet

  6. Bakara suresi, 266. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 266. ayet. أَيَوَدُّ أَحَدُكُمْ أَن تَكُونَ لَهُۥ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَابٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ لَهُۥ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَأَصَابَهُ ٱلْكِبَرُ وَلَهُۥ ذُرِّيَّةٌ ضُعَفَآءُ فَأَصَابَهَآ إِعْصَارٌ فِيهِ نَارٌ فَٱحْتَرَقَتْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

    eyeveddü eḥadüküm en tekûne lehû cennetüm min neḫîliv vea`nâbin tecrî min taḥtihe-l'enhâru lehû fîhâ min külli-ŝŝemerâti veeṣâbehü-lkiberu velehû ẕürriyyetün ḍu`afâ'. feeṣâbehâ i`ṣârun fîhi nârun faḥteraḳat. keẕâlike yübeyyinü-llâhü lekümü-l'âyâti le`alleküm tetefekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Bir kişi düşünün:) İçinden arklar akan, her üründen veren, hurması ve üzümü olan bir bahçesi var, ama ihtiyarlık gelip çatmış, evladı da korunmaya muhtaç halde. Ateşli bir kasırga vurmuş, bahçeyi yakıp kavurmuş. Onun yerinde olmayı hanginiz ister? Allah, ayetlerini size böyle açıklar ki iyice düşünesiniz. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zengin de bir gün yardıma muhtaç hale gelebilir. Dolayısıyla darda olana yardım, kendine yardımdır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 266. ayet

  7. Bakara suresi, 267. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 267. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّآ أَخْرَجْنَا لَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَلَا تَيَمَّمُوا۟ ٱلْخَبِيثَ مِنْهُ تُنفِقُونَ وَلَسْتُم بِـَٔاخِذِيهِ إِلَّآ أَن تُغْمِضُوا۟ فِيهِ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû enfiḳû min ṭayyibâti mâ kesebtüm vemimmâ aḫracnâ leküm mine-l'arḍ. velâ teyemmemü-lḫabîŝe minhü tünfiḳûne velestüm biâḫiẕîhi illâ en tugmiḍû fîh. va`lemû enne-llâhe ganiyyün ḥamîd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardığımız şeylerden hayra harcayın! Gözünüzü kapamadan almayacağınız kötü şeylerden vermeye kalkmayın! Bilin ki Allah zengindir ne yaparsa güzelini yapar.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 267. ayet

  8. Bakara suresi, 268. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 268. ayet. ٱلشَّيْطَٰنُ يَعِدُكُمُ ٱلْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُم بِٱلْفَحْشَآءِ وَٱللَّهُ يَعِدُكُم مَّغْفِرَةً مِّنْهُ وَفَضْلًا وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    eşşeyṭânü ye`idükümü-lfaḳra veye'müruküm bilfaḥşâ'. vellâhü ye`idüküm magfiratem minhü vefaḍlâ. vellâhü vâsi`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytan sizi yoksul düşmekle korkutur ve çirkin işler yapmanızı ister. Allah ise suçunuzdan arındırma ve ikramda bulunma sözü verir. İmkanları geniş olan ve her şeyi bilen Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 268. ayet

  9. Bakara suresi, 269. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 269. ayet. يُؤْتِى ٱلْحِكْمَةَ مَن يَشَآءُ وَمَن يُؤْتَ ٱلْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِىَ خَيْرًا كَثِيرًا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    yü'ti-lḥikmete mey yeşâ'. vemey yü'te-lḥikmete feḳad ûtiye ḫayran keŝîâ. vemâ yeẕẕekkeru illâ ülü-l'elbâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, tercihini doğru yapana hikmeti dipnot 1 verir. Kime hikmet verilirse, ona çokça iyilik yapılmış olur. Bu bilgiyi sağlam duruşlu (ulü'l-elbab) dipnot 2 olanlardan başkası elde edemez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hikmet, doğru hüküm demektir. Allah her nebiye kitap ve hikmet vermiştir (Al-i İmran 3/81). Hikmet, Allah'ın indirdiği ve yarattığı ayetlerden çıkarılan doğru hükümler ve o hükümleri çıkarma yöntemidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sözü dinleyip en güzeline uyanlar, Allah'ın doğru yolda saydığı kişilerdir. İşte ulü'l-elbab onlardır." (Zümer 39/18)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 269. ayet

  10. Bakara suresi, 270. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 270. ayet. وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن نَّفَقَةٍ أَوْ نَذَرْتُم مِّن نَّذْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُهُۥ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ

    vemâ enfaḳtüm min nefeḳatin ev neẕertüm min neẕrin feinne-llâhe ya`lemüh. vemâ liżżâlimîne min enṣâr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne tür bir harcama yapsanız ne gibi bir adakta bulunsanız, onu Allah bilir. Yanlış yapanların yardımcıları olmaz.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 270. ayet

  11. Bakara suresi, 271. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 271. ayet. إِن تُبْدُوا۟ ٱلصَّدَقَٰتِ فَنِعِمَّا هِىَ وَإِن تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا ٱلْفُقَرَآءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَيُكَفِّرُ عَنكُم مِّن سَيِّـَٔاتِكُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    in tübdu-ṣṣadeḳâti feni`immâ hî. vein tuḫfûhâ vetü'tûhe-lfüḳarâe fehüve ḫayrul leküm. veyükeffiru `anküm min seyyiâtiküm. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zekatları/sadakaları dipnot 1 açıkça verirseniz pek güzel olur! Ama fakirlere verirken gizlemeniz, dipnot 2 sizin için daha iyidir; bir kısım günahlarınızı örter. Yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Elif lamlı olan es-sadakat kelimesine zekat anlamı verilmiştir (Bkz. Tevbe 9/60).
    2. metne dön, dipnot 2
      İkinci cümle birincisine hal yapılmıştır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 271. ayet

  12. Bakara suresi, 272. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 272. ayet. لَّيْسَ عَلَيْكَ هُدَىٰهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلِأَنفُسِكُمْ وَمَا تُنفِقُونَ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ ٱللَّهِ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

    leyse `aleyke hüdâhüm velâkinne-llâhe yehdî mey yeşâ'. vemâ tünfiḳû min ḫayrin felienfüsiküm. vemâ tünfiḳûne ille-btigâe vechi-llâh. vemâ tünfiḳû min ḫayriy yüveffe ileyküm veentüm lâ tużlemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin görevin, onları yola getirmek değildir. Doğru yolu seçeni yola getiren Allah'tır. dipnot 1 Hayra yapacağınız her harcama kendiniz içindir. Harcamayı, sırf Allah rızasını kazanmak için yapmalısınız. Harcadığınız her malın karşılığı size tam olarak verilir ve haksızlık görmezsiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimin bunu içten istediğini sen bilemezsin.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 272. ayet

  13. Bakara suresi, 273. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 273. ayet. لِلْفُقَرَآءِ ٱلَّذِينَ أُحْصِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِى ٱلْأَرْضِ يَحْسَبُهُمُ ٱلْجَاهِلُ أَغْنِيَآءَ مِنَ ٱلتَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَٰهُمْ لَا يَسْـَٔلُونَ ٱلنَّاسَ إِلْحَافًا وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ

    lilfüḳarâi-lleẕîne uḥṣirû fî sebîli-llâhi lâ yesteṭî`ûne ḍarben fi-l'arḍ. yaḥsebühümü-lcâhilü agniyâe mine-tte`affüf. ta`rifühüm bisîmâhüm. lâ yes'elûne-nnâse ilḥâfâ. vemâ tünfiḳû min ḫayrin feinne-llâhe bihî `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Harcamayı, bütün vaktini Allah yolunda hizmetle geçiren ihtiyaç sahiplerine özellikle yapın. Onlar dışarıda dolaşıp çalışamazlar. Onurlu oldukları için de durumlarını bilmeyen onları zengin sanır. Onları yüzlerinden tanırsın. Kimseden yalvar yakar bir şey istemezler. Hayra yaptığınız her harcamayı bilen Allah'tır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 273. ayet

  14. Bakara suresi, 274. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 274. ayet. ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ سِرًّا وَعَلَانِيَةً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    elleẕîne yünfiḳûne emvâlehüm billeyli vennehâri sirrav ve`alâniyeten felehüm ecruhüm `inde rabbihim. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Mallarını gece gündüz, gizli ve açık hayra harcayanların ödülü, Sahipleri(Rableri) katındadır. Onların üzerinde bir korku olmaz, üzüntü de çekmezler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 274. ayet

Faiz 275–281

  1. Bakara suresi, 275. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 275. ayet. ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ ٱلرِّبَوٰا۟ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِى يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيْطَٰنُ مِنَ ٱلْمَسِّ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْبَيْعُ مِثْلُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلْبَيْعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰا۟ فَمَن جَآءَهُۥ مَوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ فَٱنتَهَىٰ فَلَهُۥ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَمَنْ عَادَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    elleẕîne ye'külûne-rribâ lâ yeḳûmûne illâ kemâ yeḳûmü-lleẕî yeteḫabbeṭuhü-şşeyṭânü mine-lmess. ẕâlike biennehüm ḳâlû inneme-lbey`u miŝlü-rribâ. veeḥalle-llâhü-lbey`a veḥarrame-rribâ. femen câehû mev`iżatüm mir rabbihî fentehâ felehû mâ selef. veemruhû ile-llâh. vemen `âde feülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Faiz yiyenler, şeytanın aklını çeldiği dipnot 1 kimsenin tavrından farklı tavır göstermezler. Bu (şeytanca tavır) onların "Alım-satım, tıpkı faizli işlem gibidir." demeleridir. Allah, alım-satımı helal, faizli işlemi haram kılmıştır. Kime Sahibinden (Rabbinden) bir öğüt ulaşır da faiz almayı bırakırsa, önceden aldıkları kendine kalır. Onun işi Allah'a aittir. Kim de devam ederse, onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen, tehabbut تخبط,  "takılıp aklını çelme ve aklını bozma" anlamlarına da gelir (Lisan, Tac'l-arus).

    Ayet detayı — Bakara suresi, 275. ayet

  2. Bakara suresi, 276. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 276. ayet. يَمْحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَيُرْبِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ

    yemḥaḳu-llâhü-rribâ veyürbi-ṣṣadeḳâti. vellâhü lâ yüḥibbü külle keffârin eŝîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, faizli işleri dara sokar, sadakaları/zekatı büyüme aracı yapar. dipnot 1 Allah, ayetleri görmezlik eden suçluların hiçbirini sevmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Faiz, ekonomiyi daraltır, zekat geliştirir. "İnsanların malları içinde artsın diye faize verdiğiniz şey (borç) Allah'ın yanında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekata gelince; kat kat artıranlar zekat verenlerdir. (Rum 30/39)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 276. ayet

  3. Bakara suresi, 277. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 277. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte lehüm ecruhüm `inde rabbihim. velâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen, iyi işler yapan, namazı düzgün ve sürekli kılan ve zekatı verenler, Sahipleri (Rableri) katında ödülü hak ederler. Onların üzerinde bir korku olmaz, üzüntü de çekmezler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 277. ayet

  4. Bakara suresi, 278. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 278. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَذَرُوا۟ مَا بَقِىَ مِنَ ٱلرِّبَوٰٓا۟ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veẕerû mâ beḳiye mine-rribâ in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, Allah'tan çekinerek korunun! O'na gerçekten güveniyorsanız, kalan faiz alacaklarınızdan vazgeçin! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın elçisi Veda Hutbesinde şöyle demiştir: "Cahiliye faizi kaldırılmıştır. Kaldırdığım İlk faiz, bizim faizimiz, Abbas b. Abdulmuttalib'in faizidir. Onun tamamı kaldırılmıştır."(Ebu Davud, Menasik, 57,h. 1905)

    Ayet detayı — Bakara suresi, 278. ayet

  5. Bakara suresi, 279. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 279. ayet. فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ فَأْذَنُوا۟ بِحَرْبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَٰلِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ

    feil lem tef`alû fe'ẕenû biḥarbim mine-llâhi verasûlih. vein tübtüm feleküm ruûsü emvâliküm. lâ tażlimûne velâ tużlemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer vazgeçmezseniz, Allah'a yani Allah'ın kitabına dipnot 1 karşı savaşmakta olduğunuzu bilin. Tevbe ederseniz (hatanızdan tam olarak dönerseniz), ana mallarınız sizindir dipnot 2 ; böylece ne haksızlık edersiniz ne de haksızlığa uğrarsınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "gönderilen"demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur'an'daki resul kelimeleri ya elçi ya da Allah'ın Kitabı anlamındadır. Elçi ölümlü, Kitap kalıcıdır. Allah Teala şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Artık aramızdaki resul, Kur'an olduğu için bu gibi ayetlerde kelimeye başka anlam verilemez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ana malın yani borç olarak verilen şeyin üstündeki her fazlalık faizdir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 279. ayet

  6. Bakara suresi, 280. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 280. ayet. وَإِن كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيْسَرَةٍ وَأَن تَصَدَّقُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    vein kâne ẕû `usratin feneżiratün ilâ meyserah. veen teṣaddeḳû ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Borçlu darlık içinde ise, rahata çıkıncaya kadar beklemek gerekir. Alacağınızı sadakaya/zekata dipnot 1 saymanız, sizin için daha hayırlıdır. Bunu bir bilseydiniz!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Tevbe 9/60.) ayette sadaka, zekat anlamında kullanılmış ve borçlular zekat alanlardan sayılmışlardır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 280. ayet

  7. Bakara suresi, 281. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 281. ayet. وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    vetteḳû yevmen türce`ûne fîhi ile-llâhi ŝümme tüveffâ küllü nefsim mâ kesebet vehüm lâ yużlemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın huzuruna çıkarılacağınız o günden çekinip korunun. Sonra herkese kazandığı tam olarak verilecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 281. ayet

Borcun yazılması 282–283

  1. Bakara suresi, 282. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 282. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيْنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَٱكْتُبُوهُ وَلْيَكْتُب بَّيْنَكُمْ كَاتِبٌۢ بِٱلْعَدْلِ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ أَن يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُ فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًٔا فَإِن كَانَ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ سَفِيهًا أَوْ ضَعِيفًا أَوْ لَا يَسْتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُۥ بِٱلْعَدْلِ وَٱسْتَشْهِدُوا۟ شَهِيدَيْنِ مِن رِّجَالِكُمْ فَإِن لَّمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌ وَٱمْرَأَتَانِ مِمَّن تَرْضَوْنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحْدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَىٰهُمَا ٱلْأُخْرَىٰ وَلَا يَأْبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُوا۟ وَلَا تَسْـَٔمُوٓا۟ أَن تَكْتُبُوهُ صَغِيرًا أَوْ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦ ذَٰلِكُمْ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقْوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدْنَىٰٓ أَلَّا تَرْتَابُوٓا۟ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةً تُدِيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلَّا تَكْتُبُوهَا وَأَشْهِدُوٓا۟ إِذَا تَبَايَعْتُمْ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٌ وَلَا شَهِيدٌ وَإِن تَفْعَلُوا۟ فَإِنَّهُۥ فُسُوقٌۢ بِكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ tedâyentüm bideynin ilâ ecelim müsemmen fektübûh. velyektüb beyneküm kâtibüm bil`adl. velâ ye'be kâtibün ey yektübe kemâ `allemehü-llâhü felyektüb. velyümlili-lleẕî `aleyhi-lḥaḳḳu velyetteḳi-llâhe rabbehû velâ yebḫas minhü şey'â. fein kâne-lleẕî `aleyhi-lḥaḳḳu sefîhen ev ḍa`îfen ev lâ yesteṭî`u ey yümille hüve felyümlil veliyyühû bil`adl. vesteşhidû şehîdeyni mir ricâliküm. feil lem yekûnâ racüleyni feracülüv vemraetâni mimmen terḍavne mine-şşühedâi en teḍille iḥdâhümâ fetüẕekkira iḥdâhüme-l'uḫrâ. velâ ye'be-şşühedâü iẕâ mâ dü`û. velâ tes'emû en tektübûhü ṣagîran ev kebîran ilâ ecelih. ẕâliküm aḳseṭu `inde-llâhi veaḳvemü lişşehâdeti veednâ ellâ tertâbû illâ en tekûne ticâraten ḥâḍiraten tüdîrûnehâ beyneküm feleyse `aleyküm cünâḥun ellâ tektübûhâ. veeşhidû iẕâ tebâya`tüm. velâ yüḍârra kâtibüv velâ şehîd. vein tef`alû feinnehû füsûḳum biküm. vetteḳu-llâh. veyü`allimükümü-llâh. vellâhü bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, birbirinize belli bir vadeye kadar borçlandığınızda borcunuzu yazın. Bir yazıcı, aranızda doğru olarak yazsın. Yazıcı yazmaktan kaçınmasın, Allah (bu ayette) nasıl öğretiyorsa, öyle yazsın. Yazıyı borçlu yazdırsın, Sahibi(Rabbi)olan Allah'tan çekinsin de borçtan bir şeyi eksiltmesin. Borçlu; sefih, dipnot 1 güçsüz dipnot 2 veya söyleyip yazdıramayacak durumda ise onu velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki kişiyi de şahit tutun. İki erkek yoksa bir erkek ile iki kadın da olur. Bunlar, şahitliğini kabul edeceğiniz kişilerden olsunlar. Kadınlardan biri unutur veya yanılırsa, diğeri hatırlatır. Şahitler çağrıldıklarında kaçmasınlar. Borç ister büyük ister küçük olsun, vadesi ile birlikte yazmaktan üşenmeyin. Allah katında böylesi daha düzgün, şahitlik için daha sağlam, dipnot 3 şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. dipnot 4 Aranızda alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanın size günahı olmaz. Alım satım yaptığınızda şahit tutun. Yazıcı da şahit de zarar görmesin; onlara zarar vermeniz, yoldan çıkmanız olur. Allah'tan çekinerek korunun. Bunu size Allah öğretiyor. Her şeyi bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Beceriksiz, malının değerini bilmeyip, gereksiz harcama yapan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Çocuk, bunak veya çok yaşlı.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sağlam olan iki şeyi karşılaştırınca birine daha sağlam denir. Bu yüzden "şahitlik için daha sağlam…" sözü, onun sağlamının da olduğunu gösterir. Bu ayeti tam anlamak için ona benzeyen şu ayetleri okumak gerekir: "Müminler! Sizden biriniz ölüm döşeğinde vasiyet edeceği zaman içinizden güvenilir iki şahit tutsun. … Eğer şahitlerin günaha girdikleri anlaşılırsa ölenin hak sahibi iki yakını onların yerine geçsin ve şöyle yemin etsinler: Vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz haksızlık etmeyiz. Öyle olsa zalimlerden oluruz. Böylesi, şahitliği gereği gibi yapmalarının alt seviyesidir..." (Maide 5/106-108) Kadın erkek ayrımı olmaksızın güvenilir iki şahit, alt seviye olduğuna göre şahitler, iki erkek, iki kadın veya bir erkek ile bir kadın da olabilir.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Daha doğru…" ile başlayan ifadeler, borcu yazmanın farz olmadığını ve tavsiye niteliğinde olduğunu gösterir.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 282. ayet

  2. Bakara suresi, 283. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 283. ayet. وَإِن كُنتُمْ عَلَىٰ سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا۟ كَاتِبًا فَرِهَٰنٌ مَّقْبُوضَةٌ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُم بَعْضًا فَلْيُؤَدِّ ٱلَّذِى ٱؤْتُمِنَ أَمَٰنَتَهُۥ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا تَكْتُمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ وَمَن يَكْتُمْهَا فَإِنَّهُۥٓ ءَاثِمٌ قَلْبُهُۥ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

    vein küntüm `alâ seferiv velem tecidû kâtiben ferihânüm maḳbûḍah. fein emine ba`ḍuküm ba`ḍan felyüeddi-lleẕi-'tümine emânetehû velyetteḳi-llâhe rabbeh. velâ tektümü-şşehâdet. vemey yektümhâ feinnehû âŝimün ḳalbüh. vellâhü bimâ ta`melûne `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yolculukta olur da yazacak birini bulamazsanız, yapılacak olan rehin almaktır. Biriniz diğerine güvenir (borcu yazmaz, rehin de almaz) ise, kendine güvenilen kişi, Sahibi olan Allah'tan çekinerek korunsun da güveni kötüye kullanmasın. dipnot 1 Şahitliği gizlemeyin. Kim gizlerse kalbi iyilikten uzaklaşır. Yaptığınız her şeyi bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayete göre birbirine güvenenler, borçları yazmayabilir, rehin almayabilir ve şahit de tutmayabilirler.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 283. ayet

Kapanış: peygamberin ve mü'minlerin imanı, son dua 284–286

  1. Bakara suresi, 284. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 284. ayet. لِّلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَإِن تُبْدُوا۟ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُم بِهِ ٱللَّهُ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vein tübdû mâ fî enfüsiküm ev tuḫfûhü yüḥâsibküm bihi-llâh. feyagfiru limey yeşâü veyü`aẕẕibü mey yeşâ'. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. İçinizde olanı, açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi ondan hesaba çeker. dipnot 1 Affı hak edeni affeder, azabı hak edene de azap eder. Her şeye ölçü koyan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan, içinden geçenden değil, içinde olandan sorumlu olur. İçinde olan; iman, şirk, münafıklık gibi şeylerdir. İbadeti Allah için değil de gösteriş olsun diye yapan, sevap alamaz. Bu ayette anlatılan, bu gibi durumlardır.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 284. ayet

  2. Bakara suresi, 285. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 285. ayet. ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ

    âmene-rrasûlü bimâ ünzile ileyhi mir rabbihî velmü'minûn. küllün âmene billâhi vemelâiketihî vekütübihî verusülih. lâ nüferriḳu beyne eḥadim mir rusülih. veḳâlû semi`nâ veeṭa`nâ gufrâneke rabbenâ veileyke-lmeṣîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu elçi, Sahibinden (Rabbinden) kendine indirilen her şeye inanıp güvenmiştir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız." derler. Şunu da derler: "Dinledik ve boyun eğdik! Bağışla bizi ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Dönüp varılacak yer, Senin huzurundur."

    Ayet detayı — Bakara suresi, 285. ayet

  3. Bakara suresi, 286. ayet — tek başına aç

    Bakara suresi, 286. ayet. لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    lâ yükellifü-llâhü nefsen illâ vus`ahâ. lehâ mâ kesebet ve`aleyhâ me-ktesebet. rabbenâ lâ tüâḫiẕnâ in nesînâ ev aḫṭa'nâ. rabbenâ velâ taḥmil `aleynâ iṣran kemâ ḥameltehû `ale-lleẕîne min ḳablinâ. rabbenâ velâ tüḥammilnâ mâ lâ ṭâḳate lenâ bih. va`fü `annâ. vagfir lenâ. verḥamnâ. ente mevlânâ fenṣurnâ `ale-lḳavmi-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Kişinin kimi kazancı lehine, kimi kazancı da aleyhinedir. (Siz şöyle dua edin:) "Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi sorumlu tutma! Sahibimiz (Rabbimiz)! Bizden öncekilere yüklediğin ısr yükünü dipnot 1 bize de yükleme! Sahibimiz (Rabbimiz)! Zorlanacağımız yükü bize taşıtma! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize ikramda bulun! Bizim mevlamız (en yakınımız) dipnot 2 Sensin. Kafirlere dipnot 3 karşı bize yardım et!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Isr, gelen yeni nebiye inanma görevidir. "Allah nebilerden kesin söz almıştı: "Size kitap ve hikmet veririm de sonra sizdekini tasdik eden bir elçi gelirse, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Bu hususta ısr'ımı üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik" demişlerdi."  (Al-i İmran 3/81)  Bu sebeple önceki nebilerin ümmetlerinin Muhammed aleyhisselama inanma görevleri vardır. Son nebi ile birlikte ısr yükü kalktı. Burada o yükün olmadığı, bir dua cümlesi ile müminlerin zihinlerinde canlı tutulmaktadır. İlgili ayet şöyledir: "Yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları bu elçiye, bu ümmi Nebiye uyanlar... O, onlara iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar. Temiz ve lezzetli şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Isr'larını ve üzerlerindeki bağları kaldırıp atar. Ona inanan, onu destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte indirilen nura uyanlar umduklarına kavuşurlar." (A'raf 7/157)
    2. metne dön, dipnot 2
      Veli kelimesi için (Bakara 2/107) ayetin dipnotuna bkz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetleri görmezlikten gelenlere.

    Ayet detayı — Bakara suresi, 286. ayet