Diyanet İşleri
Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Bakara suresi
Bakara suresi, 216. ayet. كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
kütibe `aleykümü-lḳitâlü vehüve kürhül leküm. ve`asâ en tekrahû şey'ev vehüve ḫayrul leküm. ve`asâ en tüḥibbû şey'ev vehüve şerrul leküm. vellâhü ya`lemü veentüm lâ ta`lemûn.
Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sorular: infak, savaş, içki ve kumar, yetimler, evlilik Bakara 215–221 3
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı pek yakındır.
Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir."
Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.
İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür." Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "İhtiyaçtan arta kalanı." Allah, size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
216. Önceleri mü’minler savaşı -zayıflıkları ve buna katlanamayacak durumda olmaları dolayısıyla- terk etmekle emrolunmuş iken bu âyet-i kerimede Allah yolunda savaş farz kılınmaktadır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret edip de müslümanlar çoğalıp güçlenince Allah onlara savaşma emrini verdi. Savaşın esas itibari ile yorgunluk ve meşakkati, türlü korku ve tehlikeleri dolayısıyla ve ölümle karşı karşıya getirmesi nedeniyle nefislerin hoşuna gitmeyen bir şey olduğunu haber verdi. Bununla birlikte Allah yolunda savaş, katıksız bir hayırdır. Çünkü bu çeşit savaşta büyük mükâfat vardır, onunla can yakıcı azaptan korunulur, düşmanlara karşı zafer kazanılıp ganimetler elde edilir. Ayrıca onun insanı hoşa gitmeyen şeylere karşı eğitici özellikleri de vardır.
“Sevdiğiniz bir şey de hakkınızda şer olabilir.” Mesela rahat isteği ile cihada çıkmayıp oturmak bir kötülüktür. Çünkü cihada çıkmamak Allah’ın yardımının kesilmesine, düşmanların İslâm’a ve müslümanlara musallat olmasına, zillet ve aşağılıkla karşı karşıya kalmaya, büyük ecrin kaybedilmesine ve cezanın gerçekleşmesine sebeptir.
Bu âyet-i kerimede ifade edilen hususlar, dini açıdan değişmez kurallardır. Nefislerin, meşakkatinden dolayı hoşlanmadığı hayır fiilleri mutlaka hayırdır, hakkında rahat ve lezzet vehmettiği bütün şer fiilleri hiç şüphesiz şerdir. Dünya ile ilgili hususlarda ise bunlar her zaman geçerli olmayabilir. Aksine mü’min kimse için çoğunlukla görülen durum şudur: O herhangi bir hususu sevecek olur da Allah da o kimseyi o işten uzak tutacak birtakım sebepler takdir buyurursa, şüphesiz ki böylesi onun için daha hayırlıdır. Bu gibi durumlarda ona düşen uygun davranış, Yüce Allah’a şükretmek ve meydana gelenin, hayırlı olduğuna inanmaktır. Çünkü mü’min, Yüce Allah’ın kuluna kendi nefsinden daha çok merhametli olduğunu bilir. Kulunun maslahatını kulun kendisinden daha bir gerçekleştirmeye muktedir olduğunu ve kulun maslahatını ondan daha iyi bildiğini bilir. Nitekim Yüce Allah da “Allah bilir, siz bilmezsiniz” buyurmaktadır. O halde size yakışan hoşunuza gitsin veya gitmesin, sizi sevindirsin veya sevindirmesin hakkınızdaki bütün takdirleri gönül hoşluğu ile karşılamaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Müminler! Allah yolunda savaş sizlere farz kılındı. Savaşta mal ve can kayıpları olduğu için, tabiatı gereği size hoş gelmez .Allah yolunda savaşmak gibi, sizin hoş görmediğiniz bir şey gerçekte sizin için hayırlı ve faydalı olabilir. Çünkü bununla, çok büyük sevap elde etmekle beraber düşmanlara karşı galibiyet ve Allah'ın kelimesini yükseltmek söz konusudur. Cihada katılmamak gibi sizin hoşlandığınız bir şey de sizin için kötülük ve musibet olabilir. Şüphesiz bu durumda, rezillik, utanç ve düşmanların Müslümanlara musallat olması vardır. Allah bütün işlerin hayırlısını ve şerli olanı tam olarak bilir. Sizler ise bunu bilemezsiniz. Onun emrini yerine getirin, zira bunda sizin için hayır vardır.
Aynı kök: عسي (30 geçiş) · Aynı kök: كره (41 geçiş) · Ortak kavram: Hayır
Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir…
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Bilin ki, aranızda Allah'ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu…
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer · Ortak kavram: Hayır
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer · Ortak kavram: Hayır
Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz,…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer · Ortak kavram: Hayır
İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Hayır
(32-33) Süleyman, "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: Hayır
Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sizin için hoş olmasa da (size saldıran kâfirlere karşı) savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu hâlde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu hâlde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Hoşunuza gitmese de savaş size farz kılındı. Hem sizin hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı, sizin hoşlandığınız bir şey de sizin için şerli olabilir: Allah, sizin bilmediklerinizi de bilir.
Hoşunuza gitmese de savaşmak size farz kılındı; mümkündür ki nefret ettiğiniz bir şey sizin için iyi olabilir ve yine mümkündür ki hoşlandığınız bir şey de sizin için kötü olabilir: Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.
Hoşunuza gitmediği halde, savaş üzerinize hükmoldu. Sizin için hayır olan bir şeyden hoşlanmayabilir; sizin için şerr olan bir şeyi sevebilirsiniz. Allah bilir, ne var ki siz bilmezsiniz!
Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.
Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Fakat olabilir ki, bir şey sizin hakkınızda hayırlıdır da, onu kötü görürsünüz; bir şey de hakkınızda şer olduğu halde, ondan hoşlanırsınız. (Bunu) siz bilemezsiniz de Allah bilir.
Hoşunuza gitmese de savaş üzerinize yazılmıştır. Hoşlanmadığınız bir şey sizin için iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey sizin için kötü olabilir. Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.
Hoşunuza gitmese de savaş size farz kılındı; mümkündür ki bazen hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için iyi, hoşunuza giden bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.
Sevmediğiniz halde savaş size zorunlu kılındı. Sevmediğiniz bir şey sizin için iyi ve sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir. Siz bilmeseniz de ALLAH bilir.
Sevmediğiniz halde savaş size zorunlu kılındı. Sevmediğiniz bir şey sizin için iyi ve sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir. Siz bilmeseniz de ALLAH bilir.
Savaş, hoşunuza gitmese de üzerinize yazıldı. Gerçi o size hoş gelmez, fakat olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz birşeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
kıtal üzerinize yazıldı, gerçi o size hoş gelmez fakat olur ki siz bir şey'i hoşlanmazsınız halbuki hakkınızda o bir hayırdır ve olur ki bir şey'i severseniz halbuki hakkınızda o bir şerdir siz bilmezken Allah bilir
Hoşunuza gitmese de savaş üzerinize yazıldı. dipnot 1 Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır, yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Hoşunuza gitmese de savaş üzerinize yazıldı dipnot 1 . Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır, yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Hoşunuza gitmese de savaş üzerinize farz kılındı. Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır, yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı. Olur ki hoşunuza gitmeyen birşey sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz bir şey de sizin için şerdir. Tanrı bilir de siz bilmezsiniz.
(Ey mü'minler, tab'an) sizin hoşunuza gitmediği halde uhdenize, kıtal (düşmanlarla savaş) yazıldı (farz edildi). Olur ki'bir şey hoşunuza gitmezken o, sizin için hayırlı olur, bir şey'i de sevdiğiniz halde o da hakkınızda şer olur. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Hoşunuza gitmediği halde, savaşı üzerinize farz kılınmıştır. Bir şey hoşunuza gitmediği halde sizin için hayırlı olabilir. Bir şey de hoşunuza gittiği halde sizin için kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmesziniz.
(216-218) Zorlansanız da / hoşunuza gitmese de size savaş yazıldı , olur ki zorlandığınız şey , işte o, sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey, işte o da sizin için fenadır / şerdir, Allah bilir siz bilmezsiniz. Sana haram ay içinde savaşmayı soruyorlar, onda savaşmak büyüktür / günahtır. Ancak, Allah yolundan men etmek / o yolu kapatmak Onu yok saymak ve mescidi haramdan men etmek ve onun halkını oradan çıkarmak ta Allah katında daha da büyüktür / daha da büyük günahtır , Böyle bir şeyle sınanma / fitne savaştan daha büyüktür. (Ya dinden dönersiniz ya da Mescidi harama giremezsiniz fitnesi savaştan daha büyüktür. Savaş daha önemsizdir) Kapasiteleri yeterli gelse / güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye değin sizinle savaşı bitirmezler, sizden kim de dininden dönerse ve kafir olarak ölürse işte onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. İman edenler ve hicret edenler ve Allah yolunda çabalayanlar / cihat edenler işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Sizin için hoş olmasa da savaş size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için iyidir ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz Allah bilir.
Hoşunuza gitmese de size savaş yazıldı (farz kılındı). Bazen hoşlanmadığınız bir şey, hakkınızda iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için iyi olabilir. Hoşunuza giden şey de sizin için kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. dipnot 1
Savaş, hoşunuza gitmediği halde size, görev olarak yazıldı. Hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin iyiliğinize olabilir. Hoşunuza giden bir şey de sizin için kötü olabilir. Bunları bilen Allah'tır, siz bilmezsiniz.
Sizin için hoş olmasa da savaş size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için iyidir ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz Allah bilir.
Sizin için hoş olmasa da savaş size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için iyidir ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz Allah bilir.
Hoşunuza gitmemekle birlikte, savaş üzerinize yazılmıştır. Bir şey sizin için hayırlı olduğu halde siz ondan tiksinebilirsiniz. Ve bir şey sizin için şer olduğu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
O you Muslims: as much as you dislike fighting, it is nonetheless, a prescriptive rule decreed as duty and moral obligation to defend your faith and to repel your enemy. It may happen that you dislike something and it proves beneficial to you and it may also happen that you like something and it proves harmful to you; Allah is Alimun but you are not.
Fighting is ordained for you, though you dislike it. You may dislike something although it is good for you, or like something although it is bad for you: God knows and you do not.’
Fighting is prescribed for you, and ye dislike it. But it is possible that ye dislike a thing which is good for you, and that ye love a thing which is bad for you. But Allah knoweth, and ye know not.
Fighting is ordained upon you and it is disliked by you; it may well be that you dislike a thing even though it is good for you, and it may well be that you like a thing even though it is bad for you. Allah knows and you do not know.
Fighting is prescribed for you even if it is hateful to you. It may be that you hate something when it is good for you and it may be that you love something when it is bad for you. Allah knows and you do not know.
Jihâd [1] (holy fighting in Allâh’s cause) is ordained for you (Muslims) though you dislike it, and it may be that you dislike a thing which is good for you and that you like a thing which is bad for you. Allâh knows but you do not know.
Warfare has been prescribed for you, though it is repulsive to you. Yet it may be that you dislike something while it is good for you, and it may be that you love something while it is bad for you, and Allah knows and you do not know.
Fighting has been ordained for you, though it is hard for you. But it may be that a thing is hard upon you though it is (really) good for you, and it may be that you love a thing while it is bad for you. Allâh knows (all things) while you do not know.
Prescribed for you is fighting, though it be hateful to you. Yet it may happen that you will hate a thing which is better for you; and it may happen that you will love a thing which is worse for you; God knows, and you know not.
Fighting (for the cause of the Lord) is already imposed upon you as a duty. You may not like the idea of fighting; however, there are so many things that you resent them and they are good for you. On the contrary, there are many things that look good at first sight but are bad for you. God knows [what is good or bad for you] while you do not know.
Prescribed for you is fighting, but it is hateful to you. Yet peradventure that ye hate a thing while it is good for you, and peradventure that ye love a thing while it is bad for you; God knows, and ye,- ye do not know!
Warfare has been decreed for you while you hate it; and perhaps you may hate something while it is good for you, and perhaps you may love something while it is bad for you; God knows while you do not know.
War is enjoined you against the infidels; but this is hateful unto you: Yet perchance ye hate a thing which is better for you, and perchance ye love a thing which is worse for you: But God knoweth and ye know not.
Prescribed for you is Warfare, though it is hateful to you. But it is possible that you hate a thing while it is good for you, and it is possible that you love a thing while it is bad for you; Allah knows, and ye, you do not!
Prescribed for you is fighting, and you have a hatred for it; and it may be that you hate a thing, while (Literally: and) it is most charitable for you; and it may be that you love a thing while (Literally: and) it is evil for you; and Allah knows and you do not know.
Warfare is ordained for you, though it is hateful unto you; but it may happen that ye hate a thing which is good for you, and it may happen that ye love a thing which is bad for you. Allah knoweth, ye know not.
Enjoined on you is fighting, and this you abhor. You may dislike a thing yet it may be good for you; or a thing may haply please you but may be bad for you. Only God has knowledge, and you do not know.
FIGHTING is ordained for you, even though it be hateful to you; but it may well be that you hate a thing the while it is good for you, and it may well be that you love a thing the while it is bad for you: and God knows, whereas you do not know.
Fighting has been made obligatory upon you ˹believers˺, though you dislike it. Perhaps you dislike something which is good for you and like something which is bad for you. Allah knows and you do not know.
Warfare has been decreed for you while you hate it; and perhaps you may hate something while it is good for you, and perhaps you may love something while it is bad for you; God knows while you do not know.
Fighting may be imposed on you, even though you dislike it. But you may dislike something which is good for you, and you may like something which is bad for you. GOD knows while you do not know.
Fighting has been enjoined upon you while it is hateful to you. But perhaps you hate a thing and it is good for you; and perhaps you love a thing and it is bad for you. And Allah Knows, while you know not.
Fighting is prescribed for you, though it be hateful to you. And it may be that you hate a thing and it is good for you; and it may be that you love a thing and it is bad for you. And God knows, and you know not.
When establishing the Divine Order, you will meet aggression from those who wish to maintain the status quo for their vested interests. Therefore, fighting in the Cause of Allah is ordained for you, even though you dislike it. It may happen that you hate a thing that is good for you, and it may happen that you love a thing that is bad for you. Allah knows and you know not.
Fighting is prescribed for you, and you dislike it. But you may dislike a thing that is good for you and that you may love a thing that is bad for you. But Allah knows and you know not.
Fighting is enjoined upon you, while it is hard on you. It could be that you dislike something, when it is good for you; and it could be that you like something when it is bad for you. Allah knows, and you do not know.
Warfare has been decreed for you while you hate it; and perhaps you may hate something while it is good for you, and perhaps you may love something while it is bad for you; and God knows while you do not know.