Diyanet İşleri
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Bakara suresi
Bakara suresi, 12. ayet. أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْمُفْسِدُونَ وَلَٰكِن لَّا يَشْعُرُونَ
elâ innehüm hümü-lmüfsidûne velâkil lâ yeş`urûn.
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler.
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.
Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
12. “İyi bilin ki onlar fesatçıların tâ kendileridirler.” Çünkü Allah’ın âyetlerini inkar edip Allah yolundan alıkoyan, Allah’ı ve O’nun dostlarını aldatmaya çalışan, Allah ve Rasûlü’ne karşı savaş açanları dost bilen ve bütün bunlarla birlikte bu işin ıslah/düzelticilik olduğuna dair asılsız iddialarda bulunan bir kimseden daha büyük bir fesatçı bulunamaz. Bu fesadın ötesinde fesat olabilir mi? [“Ancak farkında değillerdir.”] Fakat onlar -kendileri aleyhinde delil olacak bir bilgiye sahip olmuş olsalar da- kendilerine fayda sağlayacak bir bilgiye sahip değildirler. Yeryüzünde günahlar işlemek fesat çıkarmaktır, çünkü bu, yeryüzünde bulunan bitki, meyve, ağaç ve birçok mahsullerin fesadının/bozulmasının sebebidir. Zira bunlar yeryüzünde işlenen masiyetler sebebi ile görülen çeşitli âfetlerle ortaya çıkar. Diğer taraftan yeryüzünün ıslahı/düzelmesi de Allah’a itaat ve O’na iman etmek ile sağlanır. Çünkü Allah insanları bunun için yaratmış, bunun için yeryüzünde yerleştirmiş ve onlara rızıklar ihsan etmiştir. Tâ ki onlardan istifade ederek Allah’a ibadet ve itaat etsinler. İşte bunun zıddı yapılacak olursa, orada fesat çıkartılmış ve yeryüzü yaratılış maksadından uzaklaştırılarak tahrip edilmiş olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hakikatte onlar bozgunculardır. Ancak onlar bunu hissetmezler. Amellerinin bozgunculuğun ta kendisi olduğunu da hissetmezler.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…
Aynı kök: فسد (50 geçiş)
Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler.
Aynı kök: فسد (50 geçiş)
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Aynı kök: فسد (50 geçiş)
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Dikkat edin! Onlar bozguncuların ta kendileridir fakat farkına varmazlar.
Aman dikkat, kesinlikle onlar fesatçıların ta kendileridirler, ama bunun farkında dahi değiller.
Gerçekte onlar yozlaşmaya ve çürümeye yol açan kimselerdir, ama bunu (kendileri de) idrak etmezler.
Biline ki, kesinlikle onlar ifsat edenlerdir (olayı olması gerekenden saptıranlar); ne var ki bunun şuurunda değillerdir.
Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler.
Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.
İyi bilin ki, gerçek bozguncular onlardır; fakat ayırdında değiller.
Onların bozguncu olduklarını iyi bilin. Lakin onlar bunun farkında değillerdir.
Oysa onlardır asıl bozguncu; farkında bile değiller.
Oysa onlardır asıl bozguncu; farkında bile değiller.
Ha! Doğrusu bunlar ortalığı karıştıranlardır. Fakat şuurları olmadığından farkında değillerdir.
Ha! Doğrusu bunlar ortalığı ifsat edenlerdir bunlar lakin şuurları yok farkında değillerdir
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat bunun ayırdında değiller.
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat bunun ayırdında değiller.
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat bunun ayırdında değiller.
Oysa asıl bozguncular / fesad çıkarıcılar onlardır; bilincinde (şuurunda) bile değiller.
Gözünü aç, onlar muhakkak ki fesadcıların ta kendileridir. Fakat şuurlarını işletmezler.
Bilesin ki onlar, fesadçıların ta kendileridir de bunun farında değiller.
(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
İyi bilin ki, onlar bozgunculardır; fakat anlamazlar.
Dikkat edin! Gerçek anlamda düzen bozucular onlardır ama bunun bilincinde olmazlar. dipnot 1
Dikkat edin, düzeni bozanlar onlardır ama farkında olmazlar.
İyi bilin ki asıl bozguncular kendileridir, fakat farkında değillerdir.
İyi bilin ki asıl bozguncular kendileridir, fakat farkında değillerdir.
Dikkat edin, gerçekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar.
Indeed, the reform they claim is nothing but a euphemism for ruin, they are composed more of mischief than ill-will, but they fail to perceive,
but really they are causing corruption, though they do not realize it.
Of a surety, they are the ones who make mischief, but they realise (it) not.
They are the mischief makers, but they do not realize it.
No indeed! They are the corrupters, but they are not aware of it.
Verily! They are the ones who make mischief, but they perceive not.
Look! They are themselves the agents of corruption, but they are not aware.
Beware! they alone are the peace breakers, but they do not perceive (its evil consequences).
Truly, they are the workers of corruption but they are not aware.
The fact of the matter is: they are corrupt, but they do not realize it.
Are not they the evildoers? and yet they do not perceive.
No, they are the evildoers, but they do not perceive.
Are not they themselves corrupt doers? But they are not sensible thereof.
Are not they the evildoers? And yet they do not perceive!
Verily, they, (only) they, are surely the corruptors, but they are not aware.
Are not they indeed the mischief-makers? But they perceive not.
Yet they are surely mischief-mongers, even though they do not know.
Oh, verily, it is they, they who are spreading corruption but they perceive it not?
Indeed, it is they who are the corruptors, but they fail to perceive it.
No, they are the evildoers, but they do not perceive.
In fact, they are evildoers, but they do not perceive.
Unquestionably, it is they who are the corrupters, but they perceive [it] not.
In truth, it is they who are the workers of corruption; but they perceive not.
Oh, verily, they are indeed corruptors, but they perceive it not.
Surely, they are the ones who make mischief, but they do not realize it.
Beware, it is, in fact, they who spread disorder, but they do not appreciate.
No, they are the corruptors, but they do not perceive.