Bakara suresi

Bakara suresi, 53. ayet

Bakara suresi, 53. ayet. وَإِذْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

veiẕ âteynâ mûse-lkitâbe velfürḳâne le`alleküm tehtedûn.

Diyanet İşleri

Hani, doğru yolu tutasınız diye Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) ve Furkan'ı vermiştik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 50–56 · surenin 53. ayeti / 286

Konu Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap Bakara 47–53 3

  1. Bakara 50

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  2. Bakara 51

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  3. Bakara 52

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

  4. 53

    Hani, doğru yolu tutasınız diye Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) ve Furkan'ı vermiştik.

  5. Bakara 54

    Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir."

  6. Bakara 55

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  7. Bakara 56

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 49–54. ayetler için yazılmıştır.

49-54. Burada Yüce Allah İsrailoğullarına nimetlerini tafsilatı ile saymaya başlayarak şöyle buyurmaktadır: “Hatırlayın ki sizi Firavun hanedanından” Firavun’dan, onun ileri gelenlerinden ve askerlerinden “kurtarmıştık.” Bundan önce ise “Onlar size azabın en kötüsünü tattırıyor” sizleri çeşitli işlerde ve hizmetlerinde (köle olarak) kullanıyorlardı. “Azabın en kötüsü” azabın en ağırı demektir ki o da şudur: “oğullarınızı boğazlıyor” çoğalırsınız korkusu ile boğazlayarak öldürüyorlar “kız çocuklarınızı diri bırakıyorlardı” onları öldürmüyorlardı. Böylece sizler ya öldürülüyor yahut da ağır işlerde çalıştırılıp zelil edilmek üzere hayatta bırakılıyordunuz ki bu da o kimseye bir lütuf olarak gösteriliyor ve onun üzerinde üstünlük kurularak yapılıyordu. Bu ise aşağılanmalarının en ileri derecesidir. İşte Yüce Allah onları (bu durumda iken) tam anlamı ile kurtarmış ve gözleri iyice aydın olsun diye bakıp dururlarken düşmanlarını suda boğmuştu. “Bunda” kurtarılmanızda, “sizin için Rabb’iniz tarafından büyük bir nimet” yani lütuf ve ihsan “bulunuyor.” İşte bu da şükretmenizi ve O’nun emirlerini yerine getirmenizi gerektiren hususlardandır.

Daha sonra Yüce Allah, onlara büyük bir nimet olan, genel ve kapsamlı maslahatlar içeren Tevrat’ı onlara indirmek için Mûsâ aleyhisselam ile kırk gece sözleşmesi yönündeki lütfunu hatırlatmaktadır. Ancak onlar bu sözleşme süresinin tamamlanmasına kadar sabredemediler. O’nun arkasından yani Musa’nın gidişinden sonra buzağıya taptılar. “(kendinize) zulmettiniz” Yani zulmettiğinizi de biliyordunuz. Size karşı delil ortaya konulmuştu. İşte böylesi suçun ve günahın en büyüğüdür. Daha sonra O, size tevbe etmenizi emretti, bu tevbenin de birbirinizi öldürmek şeklinde olacağını Peygamberi Mûsâ aleyhisselam’ın diliyle bildirdi. Bunu yapınca da Allah “şükredersiniz diye” sizi affetti.

[“Hani doğru yola gelirsiniz diye Mûsâ’ya Kitab’ı ve Furkan’ı vermiştik.” Yani şu nimetimizi de hatırlayın ki biz, sapıklıktan kurtulup hidayete kavuşmanız için Musa’ya hakkı batıldan ayıran Kitabı -ki o Tevratt’tır- vermiştik.]

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Hak ile batılın, hidayet ile dalaletin arasını ayıran Tevrat'ı Musa -alehisselam-'a verdik, bu nimeti de hatırlayın. Umulur ki, bu nimetimiz ile hakkı bulursunuz.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz ve hani
  2. ءَاتَيْنَا ateyna vermiştik kök: اتي
  3. مُوسَى musa Musa'ya
  4. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap kök: كتب
  5. وَٱلْفُرْقَانَ velfurkane ve furkan kök: فرق
  6. لَعَلَّكُمْ leallekum belki
  7. تَهْتَدُونَ tehtedune hidayete erersiniz (diye) kök: هدي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa, "Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır" dedi.

  • Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Harun: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitabı ve furkânı dipnot 1 (doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği) vermiştik.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki [el-kitab] kelimesiyle kastedilen Hz. Musa'ya verilen "vahiy"dir; [el-furkân] ise o vahyin doğruyu yanlıştan ayırt ediciliği ve peygamberlerin bu özellikte oluşlarıdır.

Mustafa İslamoğlu

Yine doğru yolu bulmakta kılavuz edinmeniz için Musa'ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermiştik.

Muhammed Esed

Ve (hatırlayın), Musa'ya ilahi kelamı -(böylece) doğruyu yanlıştan ayırt etmek için (kullanacağı) ölçüyü -vermiştik ki doğru yola yönelesiniz;

Ahmed Hulusi

Hani Musa'ya Kitabı (varlığın hakikati bilgisini) ve Furkan'ı (doğrularla yanlışları ayırt etme yetisini - bilgisini) vermiştik; gerçeğe yönelesiniz diye.

Ali Bulaç

Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik.

Ali Özek ve heyeti

Doğru yolu bulasınız diye Musâ'ya Kitab'ı ve furkân (hak ile bâtılı ayıran hükümler) ı verdik.

Ali Rıza Safa

Ve Musa'ya, Kitap'ı ve Gerçeği Ayrıştıran'ı verdik; belki doğru yola erişirsiniz diye.

Bayraktar Bayraklı

Hani biz, doğru yolu bulasınız diye Musa'ya kitabı ve furkanı vermiştik.

Edip Yüksel

Yola gelmeniz için de Musa'ya kitabı ve yasayı verdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yola gelmeniz için de Musa'ya kitabı ve yasayı verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bir vakit Musa'ya o Kitab'ı ve Furkan'ı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir vakit Musaya o kitabı ve fürkanı verdik, gerekti ki doğru gidecektiniz

Erhan Aktaş

Doğru yolu bulasınız diye, Musa'ya Kitap'ı ve Furkan'ı dipnot 1 verdik.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hakk ile Batıl'ı (Bkz. 2:42. ayetin dipnotu), doğru ile yanlışı ayırt eden kılavuz, ölçü.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğru yolu bulasınız diye, Musa'ya Kitap'ı ve Furkan'ı dipnot 1 verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayırt eden kılavuz, ölçü.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Doğru yolu bulasınız diye, Musa'ya Kitap'ı ve Furkan'ı dipnot 1 verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hakk ile batılı, doğru ile yanlışı ayırt eden kılavuz.

Gültekin Onan

Ve hidayete ermeniz için de Musa'ya kitabı ve furkanı verdik.

Hasan Basri Çantay

Hani Musaya, (sapıklıkdan ayrılıb) doğru yola gelesiniz diye, ("Tur" da) o kitabı (Tevratı) ve Furkaanı (Hak ile batılı ayırd eden hükümleri) vermişdik.

İbni Kesir

Hani, Musa'ya; hidayete eresiniz diye kitab ve furkan vermiştik.

Mehmet Alagaş

(51-61) Musa’dan kırk gece sözü / vaadi aldık , sonra Onun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz , siz zalimdiniz. Sonra bunun ardından sizi böylelikle belki şükredersiniz diye sizi affettik, Bir vakit Musa’ya kitabı ve Ayırıcıyı / Furkan’ı verdik ki böylelikle belki yola girersiniz. Musa kavmine dedi ki ey kavmim siz buzağıyı edinmek suretiyle nefislerinize zulmettiniz, yaratıcınıza vazgeçmiş olarak tövbe edin ve de “kendinizi öldürün”, işte bu, sizin için yaratıcınız yanında daha hayırlıdır , sizin tövbele riniz kabul eder , O, kesinlikle tövbeleri çokça kabul edendir, esirgeyendir dedi. Siz de dediniz ki Ey Musa! Açıkça Allah’ı görmedikçe sana iman etmeyeceğiz” sizi bir yıldırım yakaladı / öldürdü. (Firavun ailesini boğarken ki baktığınız gibi) siz de bakıyordunuz, s onra sizi ölümünüzün ardından yeniden dirilttik böylelikle belki teşekkür edersiniz. Üzerinize buluttan bir gölge yaptık , üzerinize menne ve selva indirdik / bıldırcın eti ve kudret helvası indirdik, rızık olarak size verdiklerimizin hoş ve temiz olanlarından yiyin dedik, bize zulüm edemediler ve lakin kendilerine zulmettiler. Bir vakit size “Bu memlekete girin, istediğiniz taraftan bol bol yiyin, kapıdan secde ederek girin, günahlarımızı bizden kaldır / hıtta deyin, biz de sizi günahlarınızdan bağışlayalım, güzel davrananlara ilerde ziyadesiyle vereceğiz dedik. Kafirler kendilerine söyleneni başka bir sözle değiştirdiler (Hıtta yerine kılçıklı buğday anlamında hınta dediler güya dalga geçtiler , tahrif harfle başlar ) ve biz de yoldan çıkmaları / fasık olmaları nedeniyle zalimler üzerine pislik bir azap indirdik. Musa kavmi için su dilemişti, biz de asan ile vur taşa dedik, Ondan on iki göze fışkırdı. (Yakub’un on iki soyu) Her bir insan içeceği yeri bildi , Allah’ın rızkından yiyin için haddi aşıp arzda bozgunculuk çıkarmayın. Bir vakit de dediniz ki Ey Musa tek yemeğe dayanamıyoruz , Rabbine dua et bizim için, arzın yetiştirdiği şeylerden baklasından, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın , dedi ki hayırlı olanı daha değersiz olanla / edna olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehire / Mısır’a (ekim dikim yapılan yer) inin, sorduklarınız sizin için orada var. Üzerlerine zillet / utanç ve yoksulluk damgası vuruldu , Allah’tan bir azaba çarpıldılar , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok sayıyor olmalarındandı ve haksız yere nebileri öldürüyor olmalarındandı , bu, onların haddi aşıp isyan etmelerinden dolayıydı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani, doğru yolu bulasınız diye size Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı (Hak ile bâtılı ayıran ilahî hükümleri) vermiştik.

Süleyman Ateş

Yola gelesiniz diye Musa'ya Kitap ve furkan (gerçekle batılı birbirinden ayıran ölçü) vermiştik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Belki doğru yola gelirsiniz diye Musa'ya o kitabı, o furkanı dipnot 1 vermiştik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Furkan, doğruyu yanlıştan ayırmak yani hikmete ulaşmaktır. Furkan ve Hikmet, ilahi kitapların özelliğidir. (Al-i İmran 3/4 ve Nisa 4/113) Gereğini yapan insanlara da böyle bir yetenek verilir. (bkz. Bakara 2/269 ve Enfal 8/29)

Şaban Britch

Hidayete eresiniz diye Musa’ya kitabı ve furkanı vermiştik.

Şaban Piriş

Doğru yola gelesiniz diye Musa'ya kitabı ve furkanı vermiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

İyiye ve güzele yol bulursunuz ümidiyle Musa'ya Kitap'ı ve furkanı/hakla batılı ayıran mesajı vermiştik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"We gave Mussa the Book, the canon, illuminating the intellect and imparting the soundness of judgement in the choice of what is morally good, honest and straightforward, so that you may hopefully be guided into all truth",

Abdul Haleem

Remember when We gave Moses the Scripture, and the means to distinguish [right and wrong], so that you might be guided.

Abdullah Yusuf Ali

And remember We gave Moses the Scripture and the Criterion (Between right and wrong): There was a chance for you to be guided aright.

Abul A'la Maududi

And recall (that while you were committing this wrong) We gave Moses the Scripture dipnot 1 and the Criterion that you are guided to the Right Way.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    'Criterion' here means that understanding of religion which differentiates truth from falsehood, making each stand out distinctly.

Aisha Bewley

Remember when We gave Musa the Book and discrimination so that perhaps you would be guided.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when We gave Mûsâ (Moses) the Scripture [the Taurât (Torah)] and the criterion (of right and wrong) so that you may be guided aright."

Ali Quli Qarai

And when We gave Moses the Book and the Criterion so that you might be guided.

Amatul Rahman Omar

And (recall) when We gave Moses the Scripture and the Discrimination (- clear proof and argument to know the right from the wrong), so that you might be guided aright.

Arthur John Arberry

And when We gave to Moses the Book and the Salvation, that haply you should be guided.

Bijan Moeinian

Also remember My favor to you as I gave Moses Scripture and the Criterion [to distinguish between right and wrong] so that you may be guided [to the right path].

E. Henry Palmer

And when we gave Moses the Scriptures and the Discrimination; perhaps ye will be guided.

Edip-Layth

We gave Moses the book and the criterion so that perhaps you would be guided.

George Sale

And when we gave Moses the book of the law, and the distinction between good and evil, that peradventure ye might be directed.

Hamid S. Aziz

And remember when We gave Moses the Scriptures and the Criterion; you had a chance to be guided.

Mahmoud Ghali

And (remember) as We brought Mûsa (Moses) the Book and the all-distinctive Furqan, (Literally: the Criterion for right and wrong) that possibly you would be guided.

Marmaduke Pickthall

And when We gave unto Moses the Scripture and the criterion (of right and wrong), that ye might be led aright.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember, We gave Moses the Book and Discernment of falsehood and truth, that you may be guided.

Muhammad Asad

And [remember the time] when We vouchsafed unto Moses the divine writ-and [thus] a standard by which to discern the true from the false -so that you might be guided aright;

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when We gave Moses the Scripture—the decisive authority—that perhaps you would be ˹rightly˺ guided.

Progressive Muslims

And We gave Moses the Scripture and the criterion, perhaps you would be guided.

Rashad Khalifa

Recall that we gave Moses scripture and the statute book, that you may be guided.

Sahih International

And [recall] when We gave Moses the Scripture and criterion that perhaps you would be guided.

Sam Gerrans

And when We gave Moses the Writ and the Division, that you might be guided.

Shabbir Ahmed

For this purpose We gave Moses a Code of Law, and the Criterion for you to clearly distinguish between right and wrong that you might be led aright.

Syed Vickar Ahamed

And (remember), We gave Musa (Moses) the Scripture and the Criterion (right from wrong): There was a chance for you to be rightfully guided.

Taqi Usmani

Then We gave Mūsā the Book and the Criterion (of right and wrong), so that you may find the right path.

The Monotheist Group

And We gave Moses the Book and the criterion, perhaps you would be guided.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 53. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 53. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 53. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩