Bakara suresi · 75–82. ayetler

Kitabı tahrif edenler ve "sayılı günler" iddiası

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 75. ayet. أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُوا۟ لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُۥ مِنۢ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.

    Mehmet Okuyan

    Onların (kitap ehlinin) size inanacaklarını mı umuyorsunuz! Oysa onlardan bir grup, Allah'ın kelamını duyarlar da iyice anladıktan sonra bilerek onu tahrif ederler(di). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:46; Mâide 5:13, 41.

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün bu olanlardan sonra siz, onların size inanmalarını mı bekliyorsunuz? Oysa onlardan bir çoğu Allah'ın kelamını işitip ne demek istediğini kavradıkları halde, bile bile tahrif ediyorlar.

    Muhammed Esed

    Şimdi, onların tebliğ ettiğimiz şeye inanacaklarını bekliyor musunuz? Aksine, bir çoğu Allah'ın kelamını dinler ama onu anladıktan sonra bile bile çarpıtırlar.

    Ahmed Hulusi

    Şimdi siz ey iman edenler, (genetik geçmişi bu olan Yahudilerin) size inanmalarını mı ümit ediyorsunuz? Oysa onların bir kısmı vardı ki, kelamullahı (Musa'yı) dinler, dediklerini anlar, sonra da bile bile tahrif ederlerdi (değiştirirler başka anlamlara çevirirlerdi).

    Ali Bulaç

    Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki, onlardan bir grup, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Onların, size inanacaklarını mı umut ediyorsunuz? Üstelik onların arasından bir küme, Allah'ın Sözünü duyduktan sonra, Onu anlamalarına karşın, bilerek değiştirirler.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık onların, size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir zümre vardı ki, Allah'ın kelamını dinlerler ve kavrayıp anladıktan sonra, bile bile onda değişiklik yaparlardı.

    Edip Yüksel

    Onların sizi onaylayacaklarını mı umuyorsunuz? Halbuki onların bir kısmı, ALLAH'ın sözünü işitip kavradıktan sonra, bile bile çarpıtıp tahrif ederlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Halbuki onların bir kısmı, ALLAH'ın sözünü işitip kavradıktan sonra, bile bile onu değiştirirlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi bunların size iman edeceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir zümre vardır ki, Allah'ın kelamını dinlerlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi bunların size iman edivereceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir fırka vardı ki Allahın kelamını işitirlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi

    Erhan Aktaş

    Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu, bile bile çarpıtırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu bile bile çarpıtırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu bile bile çarpıtırlar.

    Gültekin Onan

    Onların size inanacaklarını (güveneceklerini) umuyor musunuz? Oysa onların bir bölümü / zümresi (feriykun) Tanrı'nın sözünü (kelam) işitip (yesmeune) aklettikten sonra, bile bile / bilerek (yalemun) onu değiştirirlerdi (yuharrifunehu).

    Hasan Basri Çantay

    Artık (ey mü'minler) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umar mısınız? Halbuki onlardan (hahamlık eden) bir zümre vardır ki Allanın kelamını (Tevratı) dinlerlerdi de akılları aldıkdan sonra onlar bunu bile bile tahrif (ve tağyir) ederlerdi.

    İbni Kesir

    Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan öyle bir zümre vardı ki, Allah'ın kelamını dinlerlerdi de akılları yattıktan sonra, bile bile bunu değiştirirlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (75-79) Onların size iman edeceklerine dair bir beklentiniz mi var? Onlardan bir bölük / bir fırka, Allah’ın konuşmasını / kelamını işitirler, sonra onu akıllarına yatmasına rağmen bildikleri halde bozarlar / tahrif ederler. İman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler , kendilerinden birileri ile buluştuklarında ise Rabbinizin size açtığını , size karşı kesin delil olarak , Rabbinizin yanında kullansınlar diye mi onlarla paylaşıyorsunuz , akletmiyormusunuz? Derler. (Gün gelip te kendi aleyhinize kullanılabilecek bilgileri niye açık ediyorsunuz) Peki onlar, Allah’ın neyi gizleseler ve neyi de alenileştirseler bildiğini bilmiyorlar mı? Onların bazıları kita p bilmeyen ümmilerdir , onlar sadece kuruntuları bilirler ve ancak zannederler. Yazıklar olsun kitabı elleri ile yazdıktan sonra (Yahudi ve Hristiyan kitap yazıcıları) az bir paha karşılığı / maddi menfaat temini için “işte bu da Allah’ın yanındandır” diyenlere , onlara yazıklar olsun elleriyle yazmalarından ötürü, onlara yazıklar olsun kazandıklarından ötürü.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şimdi (ey Müminler) size iman edeceklerini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki, Allah’ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.

    Süleyman Ateş

    Şimdi (ey mü'minler) siz, bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu değiştirirlerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    Şimdi bunların (bu Yahudilerin) size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? Onların bir takımı Allah'ın sözünü /Kur'an'ı dinler,(Tevrat ile) bağlantısını kurduktan dipnot 1 sonra onu tahrif ederler /anlamını kaydırırlar. dipnot 2 Bunu bile bile yaparlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Akl" kelimesi "bağlamak yoluyla alıkoymak" anlamında mastardır. Devenin iki ayağını birbirine bağlamak anlamında "عقلت البعير" denir. Böylelikle devenin hareketi, yürüyüp gitmesi engellenmiş olur. Nitekim devenin iki ayağını birbirine bağlayan bağ ya da zincire de "العقال" denir. Akıl insana nispet edildiğinde kendine hakim olan ve istediği şeyi yapmaktan kendini engelleyen (Lisan'ul-Arab) anlamı öne çıkar. Kelimenin Kur'an'daki tüm kullanımları fiil şeklindedir. Bu, aklın başlı başına bir cevher değil, işlev olduğunu gösterir. Nitekim Kur'an'da "akıl" anlamı verilen ve isim formunda kullanılan "اللُّبُّ", "الحِجْر", "النُّهى" gibi kelimeler bulunur. Yukarıdaki ayette "مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ" ifadesi geçmektedir. Yani doğru bağlantıyı kurduktan sonra tahrife kalkıştıkları haber veriliyor. Bağlantıyı doğru kurmak, bu ayette olduğu gibi her zaman doğru davranışı yapmakla sonuçlanmaz. Ayette sözü edilen Yahudiler, Kur'an'ı dinlemişler, kurmaları gereken bağlantıyı kurmuşlar ama işlerine gelmediği için bu bağlantıları gölgelemek amacıyla tahrife kalkışmışlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Uç" anlamındaki harf (حرف) kökünden türemiş olan tahrif, iki uca çekilebilecek sözü bir tarafa çekmektir (Müfredat). Bu ayette sözü edilen tahrif, Kur'an'ın ellerindeki Tevrat'ı tasdik ettiğini gören ve gerçeği anlayan Yahudilerin tasdik konusunu, bile bile saptırmalarıdır. Dini bozmak için yapılan tahrif de ayete bağlamına uygun olmayan anlamı verme şeklinde yapılır (Nisa 4/46, Maide 5/41). Tahrif metinde değil anlamda yapıldığı için Kur'an, önceki kitapların ana metinlerini tasdik eder. Ama tahrif kelimesi de tahrif edilip ona "tebdil" yani metni değiştirme anlamı verildiğinden (Muharref DİA) hem Kur'an'ın önceki kitapları tasdik ettiği unutturulmuş hem de ayetlerde yapılan anlam kaydırmalarının üstü örtülmüştür. En fazla tahrif, Yahudi ve Hristiyanları rahatsız eden ayetlerde yapılmıştır. Ayetlerin anlamları üzerinde yapılan tahrif, günümüzde de devam etmektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şimdi bunların size inanıp güvenmelerini mi bekliyorsunuz? İçlerinden birtakımı, Allah'ın sözünü dinler, akıllarına da yatar, sonra onu başka tarafa çekerler. Bunu, bile bile yaparlar.

    Şaban Britch

    Size onların iman edeceklerini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah’ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.

    Şaban Piriş

    Size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu bozarlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şimdi siz bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Bunların içlerinden bir fırka vardı ki, Allah'ın kelamını dinliyorlar, sonra onu, kavramalarının ardından, bilip durdukları halde tahrif ediyorlardı.

  2. Bakara suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 76. ayet. وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ قَالُوٓا۟ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا فَتَحَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِۦ عِندَ رَبِّكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?"

    Mehmet Okuyan

    (Bunlar) müminlerle karşılaştıkları zaman "(Biz de) iman ettik." derler. dipnot 1 Birbirleriyle baş başa kaldıklarında "Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında aleyhinize delil getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz? (Bunları) akıl etmiyor musunuz?" derler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:14; Al-i İmrân 3:119.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, iman edenlerle buluştuklarında "iman ettik" derler, birbirleriyle baş başa kaldıklarındaysa (akıl hocaları, "iman ettik" diyenlere) "Rabbinizin katında size karşı bir koz olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açtığı şeyi onlara haber veriyorsunuz? Bu kadarını düşünemiyor musunuz?" derler.

    Muhammed Esed

    Nitekim, imana ermiş olanlarla buluştuklarında, "(Sizin inandığınız gibi) inanıyoruz!" derler; ama birbirleriyle baş başa kaldıklarında, "Rabbinizin kelamını size karşı koz olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açıkladığı şeyleri onlara haber veriyorsunuz? Aklınızı başınıza toplamayacak mısınız? derler.

    Ahmed Hulusi

    Bunlar iman edenlerle karşılaştıklarında "iman ettik" derler; sonra da birbirleriyle başbaşa kaldıklarında, "Allah'ın size açtığı hakikati, aleyhinizde delil olarak kullanmaları için mi bunlara anlatıyorsunuz, bunu düşünemiyor musunuz?" derler.

    Ali Bulaç

    İman edenlerle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: "Allah'ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hala akıllanmayacak mısınız?"

    Ali Özek ve heyeti

    (Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında «İman ettik» derler. Birbirleriyle baş başa kaldıkları vakit ise: «Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz?» derler.

    Ali Rıza Safa

    İnanca çağırılanlarla karşılaştıklarında, "İnandık!" derler. Oysa kendi başlarına kaldıklarında, şöyle derler: "Allah'ın size açtığını, Efendinizin katında size karşı kanıt olması için mi onlara anlatıyorsunuz?" Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Bayraktar Bayraklı

    Münafıklar, müminlerle karşılaştıklarında, "İman ettik" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında ise, "Allah'ın size açtıklarını, Rabbiniz katında sizin aleyhinize delil getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz?" derler.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlarla karşılaşınca, "Gerçeği onayladık" derler; baş başa kaldıklarında ise "Efendiniz katında size karşı delil olarak kullanmaları için, ALLAH'ın size açıkladığını mı onlara anlatıyorsunuz, akletmez misiniz" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlarla karşılaşınca, 'İnandık,' derler; başbaşa kaldıklarında ise 'Rabbiniz katında size karşı delil olarak kullanmaları için, ALLAH'ın size açıkladığını mı onlara anlatıyorsunuz, akletmez misiniz,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edenlere rasladıklarında: "İnandık" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında da: "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı hakikatı onlara söylüyorsunuz? Aklınız yok mu be!" derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem iman edenlere rast geldiklerinde "amenna" derler. Birbirleriyle halvet yaptıklarında da "rabbinizin huzurunda aleyhinize huccet edinsinler diye mi tutup Allahın size açtığı hakikati onlara söylüyorsunuz? aklınız yok mu be?" dediler

    Erhan Aktaş

    Onlar, İman Edenlerle karşılaştıkları zaman, "Biz de iman ettik." derler. Baş başa kaldıklarında: "Rabb'inizin size açıkladığını, dipnot 1 size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?" derler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, iman edenlerle karşılaştıkları zaman, "Biz de iman ettik." derler. Baş başa kaldıklarında: "Rabb'inizin size açıkladığını dipnot 1 , size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?" derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, iman edenlerle karşılaştıkları zaman, "Biz de iman ettik." derler. Baş başa kaldıklarında: "Rabb'inizin size açıkladığını dipnot 1 , size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?" derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta.

    Gültekin Onan

    İnananlarla karşılaştıklarında "inandık" derler; başbaşa kaldıklarında ise "Tanrı'nın size açıkladığını / açtığını (fetehallahu) rabbiniz katında size (karşı) delil olarak kullanmaları / delil getirmeleri (liyuhacciküm) için mi onlara anlatıyorsunuz / söylüyorsunuz (etuhaddisunehüm)? Akletmez misiniz?" derler.

    Hasan Basri Çantay

    (Yahudi münafıklar) iman edenlere kavuşdukları zaman "İnandık" derler. Birbirine (dönüb) halvet oldukları vakit ise (aralarındaki ileri gelenler, münafıklık eden arkadaşlarına) "Allahın size açdığı şey'i (Resulüllahın sıfatlarına ve saireye dair Tevratda öğretdiklerini) mü'minler onunla Rabbiniz katında (aleyhinizde) kuvvetli delil getirsinler diye mi onlara söyleyib duruyorsunuz? Buna aklınız ermiyor mu?" derler.

    İbni Kesir

    Mü'minlerle karşılaştıkları zaman, inandık derlerdi, birbirleriyle baş başa kaldıklarında, Rabbınızın katında, aleyhinde delil göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz, buna aklınız ermiyormu? diye birbirlerini uyarırlardı.

    Mehmet Alagaş

    (75-79) Onların size iman edeceklerine dair bir beklentiniz mi var? Onlardan bir bölük / bir fırka, Allah’ın konuşmasını / kelamını işitirler, sonra onu akıllarına yatmasına rağmen bildikleri halde bozarlar / tahrif ederler. İman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler , kendilerinden birileri ile buluştuklarında ise Rabbinizin size açtığını , size karşı kesin delil olarak , Rabbinizin yanında kullansınlar diye mi onlarla paylaşıyorsunuz , akletmiyormusunuz? Derler. (Gün gelip te kendi aleyhinize kullanılabilecek bilgileri niye açık ediyorsunuz) Peki onlar, Allah’ın neyi gizleseler ve neyi de alenileştirseler bildiğini bilmiyorlar mı? Onların bazıları kita p bilmeyen ümmilerdir , onlar sadece kuruntuları bilirler ve ancak zannederler. Yazıklar olsun kitabı elleri ile yazdıktan sonra (Yahudi ve Hristiyan kitap yazıcıları) az bir paha karşılığı / maddi menfaat temini için “işte bu da Allah’ın yanındandır” diyenlere , onlara yazıklar olsun elleriyle yazmalarından ötürü, onlara yazıklar olsun kazandıklarından ötürü.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Münafıklar) iman edenlerle karşılaştıkları zaman “İman ettik” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında; "Rabbinizin yanında size karşı delil getirsinler diye mi, Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz?" derlerdi. Bunu akıl etmiyor musunuz?

    Süleyman Ateş

    İnananlara rastladıkları zaman: "İnandık" derler; birbirleriyle yalnız kaldıkları zaman: "Allah'ın size açtığını onlara söylüyorsunuz ki, onu Rabbiniz katında sizin aleyhinizde delil olarak mı kullansınlar? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" derler.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca "Biz de ona inanıp güvendik!" der, dipnot 1 birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: "Allah'ın size gösterdiği şeyi (Kur'an'ın Tevrat'ı tasdik ettiği gerçeğini) dipnot 2 Rabbinizin katında size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz? Bu bağı kuramıyor musunuz?"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Çünkü bunlar, ellerindeki Tevrat'ı tasdik eden Kur'an'a inanmak ve onu getiren resule destek vermek zorundadırlar (Bakara 2/41, Al-i İmran 3/3, 81, A'raf 7/157).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın Kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca "Biz ona güveniriz!" derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: "Allah'ın size gösterdiği şeyi (o Kitabın doğruluğunu) ne diye onlara söylüyorsunuz? Sahibinizin (Rabbinizin) katında size karşı delil getirsinler diye mi? Hiç aklınızı çalıştırmaz mısınız?" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar Muhammed aleyhisselamın son Nebi olduğunu biliyorlar ama başka bir kimsenin bilmesini istemiyorlardı.

    Şaban Britch

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman “İman ettik” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında; "Rabbinizin yanında size karşı delil getirsinler diye mi, Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz?" derlerdi. Bunu akıl etmiyor musunuz?

    Şaban Piriş

    İnananlarla karşılaştıkları zaman "inandık" derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında: - Rabbiniz'in yanında size karşı delil getirsinler diye mi, Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz? Bunu akıl etmiyor musunuz? derlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnanmış olanlarla karşılaştıklarında, "İnandık" derler. Baş başa kaldıklarında ise şöyle konuşurlar: "Allah'ın size açtığını, Rabb'iniz katında sizinle tartışmada kanıt yapsınlar diye onlara söylüyor musunuz? Aklınızı işletmeyecek misiniz?"

  3. Bakara suresi, 77. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 77. ayet. أَوَلَا يَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.

    Mustafa İslamoğlu

    Asıl onlar düşünmez mi ki, Allah onların gizlediklerini de çok iyi biliyor, açıkladıklarını da?

    Muhammed Esed

    Bilmezler mi ki Allah, açığa vurdukları şeylerden de gizlediklerinden de haberdardır?

    Ahmed Hulusi

    Bilmiyorlar mı Allah'ın, gizlediklerini de açığa çıkardıklarını da bildiğini!

    Ali Bulaç

    (Peki) Onlar, Allah'ın gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bildiğini bilmiyorlar mı?

    Ali Özek ve heyeti

    Oysa onlar, gizlediklerini de açığa vurduklarını da Allah'ın bildiğini bilmezler mi?

    Ali Rıza Safa

    Gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi Allah'ın zaten bildiğini bilmiyorlar mı?

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın,onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını bildiğini bilmiyorlar mı?

    Edip Yüksel

    Bilmezler mi ki ALLAH gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi biliyor?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bilmezler mi ki ALLAH gizledikleri ve açıkladıkları herşeyi biliyor?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça ilan ederlerse Allah hepsini bilir?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya bilmezler mi de? ki onlar ne sır tutarlar ve ne i'lan ederlerse Allah hepsini bilir

    Erhan Aktaş

    Allah'ın, onların gizlediklerini de açıkladıklarını da bildiğini bilmiyorlar mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın, onların gizlediklerini de açıkladıklarını da bildiğini bilmiyorlar mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın, onların gizlediklerini de açıkladıklarını da bildiğini bilmiyorlar mı?

    Gültekin Onan

    Bilmezler mi ki Tanrı gizlediklerini de (yüsirrune), açıkladıklarını da (yulinun) biliyor?

    Hasan Basri Çantay

    Onlar bilmiyorlar mı ki Allah, ne gizlerlerse, ne açıklarlarsa (hepsini) bilir.

    İbni Kesir

    Bilmiyorlarmı ki; ne gizlerler, ne açıklarlarsa Allah hepsini bilir.

    Mehmet Alagaş

    (75-79) Onların size iman edeceklerine dair bir beklentiniz mi var? Onlardan bir bölük / bir fırka, Allah’ın konuşmasını / kelamını işitirler, sonra onu akıllarına yatmasına rağmen bildikleri halde bozarlar / tahrif ederler. İman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler , kendilerinden birileri ile buluştuklarında ise Rabbinizin size açtığını , size karşı kesin delil olarak , Rabbinizin yanında kullansınlar diye mi onlarla paylaşıyorsunuz , akletmiyormusunuz? Derler. (Gün gelip te kendi aleyhinize kullanılabilecek bilgileri niye açık ediyorsunuz) Peki onlar, Allah’ın neyi gizleseler ve neyi de alenileştirseler bildiğini bilmiyorlar mı? Onların bazıları kita p bilmeyen ümmilerdir , onlar sadece kuruntuları bilirler ve ancak zannederler. Yazıklar olsun kitabı elleri ile yazdıktan sonra (Yahudi ve Hristiyan kitap yazıcıları) az bir paha karşılığı / maddi menfaat temini için “işte bu da Allah’ın yanındandır” diyenlere , onlara yazıklar olsun elleriyle yazmalarından ötürü, onlara yazıklar olsun kazandıklarından ötürü.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bilir.

    Süleyman Ateş

    Bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını biliyor?

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar bilmezler mi ki Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/29, En'am 6/3, Nahl 16/19, 23, Hac 22/70, Mücadele 58/7, Teğabün 64/4, Mülk 67/13-14. Yahudiler içinde münafıklık yapanlarla ilgili olarak Tevrat'ta şöyle bir ifade vardır: "Tasarılarını Rab'den gizlemeye uğraşanların vay haline! Karanlıkta iş gören bu adamlar, "Bizi kim görecek, kim tanıyacak?" diye düşünürler." (
      Yeşeya 29/15 — Eski Ahit, Yeşaya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeşaya 29:15

      Tasarılarını RABden gizlemeye uğraşanların vay haline! 2 Karanlıkta iş gören bu adamlar, 2 “Bizi kim görecek, kim tanıyacak?” diye düşünürler.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilmezler mi? Allah onların gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da!

    Şaban Britch

    Onlar, gizlediklerini de açıkladıklarını da Allah’ın bildiğini bilmiyorlar mı?

    Şaban Piriş

    Onlar, gizlediklerini de açıkladıklarını da Allah'ın bildiğini bilmiyorlar mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilmezler mi ki, Allah onların sakladıklarını da açıkladıklarını da çok iyi bilmektedir.

  4. Bakara suresi, 78. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 78. ayet. وَمِنْهُمْ أُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّآ أَمَانِىَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ

    Diyanet İşleri

    Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

    Mehmet Okuyan

    İçlerinde birtakım ümmiler dipnot 1 vardır ki kuruntular dışında Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onlar zandan başka bir şeyde bulunmuyorlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Ümmi] kavramı sanıldığı gibi "okuma-yazma bilmeyen" değil, "[el-Kitab]'ı (Tevrat'ı) bilmeyen", "kitap ehlinden olmayan" veya "Mekkeli" demektir. Buna göre söz konusu kavram, [el-ümmiyyûn/el-ümmiyyîn] şeklinde çoğul kalıpta bu ayette "Kitabı (Tevrat'ı) bilmeyenler", Al-i İmrân 3:20, 75'te "kitap verilmeyenler, kitap ehlinden olmayanlar", Cum‘a 62:2'de "Mekkeliler" anlamına gelmekte, [el-ümmî] şeklinde tekil kalıpta A‘râf 7:157-158'de "Hz. Muhammed" için kullanılmaktadır. Hz. Muhammed'in ümmiliği, onun peygamberlikten önce Tevrat'ı yani dini metinleri bilmemesi ve onlar hakkında yazılı veya sözlü yorumda bulunmaması, kitap ehlinden olmaması ve Mekkeli oluşu anlamındadır; konunun okuma-yazma bilmemeyle ilişkisi yoktur. Zaten 79. ayette ümmî denen bu kişilerin kitapla ilgili bilgileri kendi elleriyle yazıp Yüce Allah'a iftira ettiklerinden söz edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların içerisinde ümmiler de var. Onları kitabı bilmezler, sadece birtakım kuruntulara sahipler; ve onlar (gerçekleri bilmiyor) yalnızca zannediyorlar.

    Muhammed Esed

    Onlar arasında ilahi kelamın gerçek bilgisine sahip olmayan, kitap ile ilgisiz insanlar var; (ki bunlar) sadece bir takım kuruntular(a tabi olurlar) ve zanna dayanırlar.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan ümmi olanlar vardır ki, vehmettikleri (kafalarında şartlanmalarına göre kurguladıkları) ötesinde Kitabı (hakikat bilgisini) bilmezler; (asılsız) zanlarıyla yaşarlar.

    Ali Bulaç

    Onlardan bir kısmı ümmidir. Kitabı bilmezler; (bildikleri) bir sürü asılsız şeylerden başkası değildir ve yalnızca zannederler.

    Ali Özek ve heyeti

    İçlerinde bir takım ümmîler vardır ki, Kitab’ı (Tevrât’ı) bilmezler. Bütün bildikleri bir takım kuruntu (ve yalan) lardır. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik onlardan bir bölümü, önceki kitaplardan bilgisi olmayanlardır. Kuruntu ve uydurmalar dışında, Kitap'ı bilmezler; yalnızca yakıştırıyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların arasında kitabı bilmeyen cahiller vardır. Bildikleri sadece kendilerine anlatılan asılsız kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.

    Edip Yüksel

    Aralarında ümmiler var ki kuruntu ve söylentilerin dışında kitabı bilmezler; bildiklerini zannederler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Ümmi" kelimesinin anlamı için 3:20; 7:157 ayetlerine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aralarında ümmiler var ki kuruntu ve söylentilerin dışında kitabı bilmezler; bildiklerini zannederler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunların bir de okuyup yazma bilmeyen kısmı vardır ki, kitabı, kitabeti bilmezler, ancak bir takım kuruntu yığını hayaller kurar ve sadece zan ardında dolaşırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunların bir de ümmi kısmı vardır, kitabı, kitabeti bilmezler, ancak bir takım kuruntu yığını ümniyyeler kurar ve sırf zann ardında dolaşırlar

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İçlerinde, Kitap'ı bilmeyip de ondan habersiz olanlar var. Bildikleri, yalnızca kuruntudan ibarettir. Ancak zanda bulunurlar.

    Gültekin Onan

    Onlardan (bir bölümü) ümmidir / (İçlerinde / aralarında) ümmiler vardır, kuruntu ve söylentilerin / asılsız şeylerin (emaniyye) dışında kitabı bilmezler; yalnızca zannederler.

    Hasan Basri Çantay

    Onların içinde ümmi ler de var ki Kitabı (Tevratı) bilmezler. (Bütün bildikleri yalınız reislerinin telkin etdikleri) bir sürü kuruntu ve yalandan başkası değil. Onlar başka değil, yalınız zanda (ve cehaletde) kalmış bulunuyorlar.

    İbni Kesir

    Onlardan bir kısmı ümmidirler, kitabı anlamazlar. Bir takım batıl şeyleri onlar sadece zanneder dururlar.

    Mehmet Alagaş

    (75-79) Onların size iman edeceklerine dair bir beklentiniz mi var? Onlardan bir bölük / bir fırka, Allah’ın konuşmasını / kelamını işitirler, sonra onu akıllarına yatmasına rağmen bildikleri halde bozarlar / tahrif ederler. İman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler , kendilerinden birileri ile buluştuklarında ise Rabbinizin size açtığını , size karşı kesin delil olarak , Rabbinizin yanında kullansınlar diye mi onlarla paylaşıyorsunuz , akletmiyormusunuz? Derler. (Gün gelip te kendi aleyhinize kullanılabilecek bilgileri niye açık ediyorsunuz) Peki onlar, Allah’ın neyi gizleseler ve neyi de alenileştirseler bildiğini bilmiyorlar mı? Onların bazıları kita p bilmeyen ümmilerdir , onlar sadece kuruntuları bilirler ve ancak zannederler. Yazıklar olsun kitabı elleri ile yazdıktan sonra (Yahudi ve Hristiyan kitap yazıcıları) az bir paha karşılığı / maddi menfaat temini için “işte bu da Allah’ın yanındandır” diyenlere , onlara yazıklar olsun elleriyle yazmalarından ötürü, onlara yazıklar olsun kazandıklarından ötürü.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların bir kısmının okuyup yazması yoktur. Kitabı (Tevrat'ı) bilmezler, bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardır. Onlar yalnızca zanneder dururlar.

    Süleyman Ateş

    Onların içinde bir de ümmiler var ki, Kitabı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntular(yahut kulaktan dolma şeyler)dir; onlar sadece zannediyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların bir kısmı ümmidir; dipnot 1 kitabı bilmez, kendilerini beklentilere sokan kurguları bilirler. dipnot 2 Onlar sadece zanna dayanırlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen "ümmiler" ifadesi, inandığı ilahi kitabın içeriğini bilmeyenler anlamındadır. Kur'an'da ümmi kelimesi "kendine kitap verilmemiş olan" (Al-i İmran 3/20) ve Mekkeli anlamında da kullanılmıştır (Al-i İmran 3/75, Cum'a 62/2). Nebimiz daha önce ilahi kitap bilgisine sahip değildi (Ankebut 29/47-48, Şura 42/52-53) ama Kur'an'da ona, bundan dolayı ümmi denilmemiştir. Son nebinin Mekke'den çıkacağı Tevrat ve İncil'de yazılı olduğundan (A'raf 7/157-158) Kur'an'da onunla ilgili olarak kullanılan ümmi kavramı, Mekkeli anlamındadır. Arapçada anasından doğduğu gibi kalıp okuma yazma bilmeyen kişiye de ümmi denir (Lisan'ul-Arab). Mekkeli müşrikler, Kur'an'ın Muhammed aleyhisselama birileri tarafından yazdırıldığını iddia ederler (Furkan 25/5). Eğer o, okuma yazma bilmeseydi onu yakından tanıyan Mekkeliler, böyle bir iddiada bulunamazdı.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Kurgular" diye anlam verdiğimiz emani (أَمَانِى), 'ümniyye'nin çoğuludur. Burada bu kelime, kitabı anlamadan okuma manasındadır. Bu okuyuş kişiyi, hayale dayalı beklentilere sokar (Müfredat). Bakara 2/111.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların bir kısmı ümmidir; dipnot 1 o kitabı değil, onunla ilgili kurguları dipnot 2 bilir ve sadece tahmin yürütürler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ümmi, anasından doğduğu gibi kalmış, bir şey öğrenememiş kişidir (Lisan). Bu ayette Allah'ın kitabının içeriğini bilmeyenler anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Kurgular" diye meal verdiğimiz emani, ümniyye'nin çoğuludur. Mücahid'e göre "yalan" anlamındadır. Diğerlerine göre de kitabı anlamadan okumaktır. Çünkü bu okuyuş kişiyi, varsayıma dayalı beklentilere sokar. (Müfredat)

    Şaban Britch

    Onların bir kısmının okuyup yazması yoktur. Kitabı bilmezler, bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardır. Onlar yalnızca zanneder dururlar.

    Şaban Piriş

    Onların bir kısmının okuyup yazması yoktur. Kitabı bilmezler, bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardır. Onlar yalnızca zanneder dururlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İçlerinde ümmi olanlar da vardır ki Kitap'ı bilmezler, sadece hayal ve kuruntu bilirler. Onlar yalnız sanıya saplanırlar.

  5. Bakara suresi, 79. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 79. ayet. فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ يَكْتُبُونَ ٱلْكِتَٰبَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَٰذَا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ لِيَشْتَرُوا۟ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا يَكْسِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline!

    Mehmet Okuyan

    Kitab'ı (Tevrat'ı) kendi elleriyle yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için "Bu, Allah katındandır." diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıkları nedeniyle onların vay hâllerine! Kazandıkları nedeniyle onların vay hâllerine!

    Mustafa İslamoğlu

    Yazıklar olsun onlara ki, kitabı kendi elleriyle yazıp da az bir getiri sağlamak için "Bu Allah katındandır" derler. Elleriyle yazdıklarından dolayı yazıklar olsun onlara, kazandıklarından dolayı da yazıklar olsun!

    Muhammed Esed

    O halde, yazıklar olsun onlara ki, kendi elleriyle, ilahi kelam(dan olduğunu iddia ettikleri hususlar)ı kaydettikten sonra, az bir kazanç elde etmek için, "Bu Allah'tandır!" derler. (Böyle diyerek) kendi elleriyle kaydettiklerinden ötürü yazıklar olsun onlara! Ve yine bütün o kazandıklarından ötürü yazıklar olsun böylelerine!

    Ahmed Hulusi

    Yazıklar olsun kendi elleriyle (nefsani doğrultuda) bir takım bilgileri yazıp, sonra da az bir paha karşılığı için "Bu Allah indindendir" diyenlere!. . Yazıklar olsun elleriyle yazıya döktükleri bilgilere! Yazıklar olsun bu yolla elde ettikleri kazanca!

    Ali Bulaç

    Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına.

    Ali Özek ve heyeti

    Kitabı elleriyle yazıp da sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için «Bu Allah katındandır» diyenlere yazıklar olsun! Yazıklar olsun elleriyle yazdıklarından ötürü onlara ve yazıklar olsun kazandıklarından ötürü onlara!

    Ali Rıza Safa

    Kendi elleriyle kitabı yazdıktan sonra, az bir getiri elde etmek için, "İşte bu, Allah'ın katındandır!" diyenlerin; artık, vay başlarına gelene! Kendi elleriyle yazdıklarından dolayı; artık, vay başlarına gelene! Ve kazandıklarından dolayı; vay başlarına gelene! dipnot 24

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 24
      Bu ayetle birlikte 3:78 ayetinde de bildirilen bu mucize uyarılar, günümüzde de tıpkısıyla sürdürülmekte olan bir olguyu gözler önüne sermektedir. Katışıksız dini kirletmek için uğraşanlar, Allah'ın bu uyarılarına arkalarını dönüp, kendilerinin uydurduğu sayısız yalanları Muhammed peygambere yakıştırarak kitaplara yazmışlar, bu yalanların bir bölümüne de "Bunlar, Allah'ın katından, peygambere ayrıca bildirilmiştir!" diyerek, "Hadis-i Kutsi" ismiyle, Kur'an ayetleri değeri yüklemeye çalışmışlardır. Kur'an ayetleri izlenimi vermek için de Allah hakkında söyledikleri bu yalanları, dillerini Arapça eğip bükerek anlatmayı sürdürüyorlar. Tüm çabalarına karşın, Kur'an'daki kesin buyrukları değiştiremedikleri için, bu buyrukları delebilmek amacıyla peygambere iftira atarak uydurdukları yalanlara Kur'an ayetleri değeri yüklemek için uğraşıyorlar. Kur'an'daki buyrukların dışında, Allah'ın, peygambere bildirmiş olduğu hiçbir buyruk yoktur. Muhammed peygamberin gerçek hadisleri, peygamber aracılığıyla insanlara bildirilmesi için Allah'ın indirdiği Kur'an ayetleridir. Çünkü Kur'an ayetlerinin tümü Muhammed peygamber tarafından söylem olarak insanlara bildirilmiş ve açıklanmıştır. Uydurma söylentilerle peygambere yakıştırılan söylemlerin tümü uydurmadır; Allah'a ve peygambere iftiradır. Muhammed peygamber, Allah'ın Kur'an'da bildirmediği kurallar, yasaklar ve yakarış biçimleri ortaya çıkaran veya Kur'an ilkelerine aykırı olan hiçbir şeyi asla söylememiş ve uygulamamıştır. Çünkü 17:73-75 ayetlerinde, peygamberin Allah'a yakıştırarak sözler uydurması durumunda, yaşamın ve ölümün acılarının katlanarak kendisine tattırılacağı, 69:44-47 ayetlerinde ise şah damarının Allah tarafından kesileceği bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Elleriyle kitabı yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için, "Bu, Allah katındandır" diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Kazandıklarından ötürü vay haline onların!

    Edip Yüksel

    Kitab'ı elleriyle yazdıktan sonra onu ucuz bir fiyata satmak için onun ALLAH'tan olduğunu söyleyenlerin vay haline. Ellerinin yazdığından dolayı vay haline onların. Kazandıklarından dolayı vay haline onların!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitab'ı elleriyle yazdıktan sonra onu ucuz bir fiyata satmak için onun ALLAH'tan olduğunu söyleyenlerin vay haline. Ellerinin yazdığından dolayı vay haline onların. Kazandıklarından dolayı vay haline onların!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için: "Bu Allah tarafındandır." derler. Artık vay o ellerinin yazdıkları yüzünden onlara! Vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık vay o kimselere ki kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "bu, Allah tarafındandır" derler, artık vay o ellerinin yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara

    Erhan Aktaş

    Yazıklar olsun o kimselere ki: Kitabı elleriyle yazıyorlar, sonra da az bir kazanç elde etmek için "Bu Allah'ın katındandır." diyorlar. Yazıklar olsun onlara, elleriyle yazdıklarından dolayı. Yazıklar olsun onlara, kazandıklarından dolayı!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yazıklar olsun o kimselere ki: Kitabı elleriyle yazıyorlar, sonra da az bir kazanç elde etmek için "Bu Allah'ın katındandır." diyorlar. Yazıklar olsun onlara, elleriyle yazdıklarından dolayı. Yazıklar olsun onlara, kazandıklarından dolayı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yazıklar olsun o kimselere ki: az bir kazanç elde etmek için elleriyle yazdıklarına, "Bu Allah'ın katındandır." derler. Yazıklar olsun onlara, elleriyle yazdıklarından dolayı. Yazıklar olsun onlara, kazandıklarından dolayı.

    Gültekin Onan

    Kitabı elleriyle yazdıktan sonra onu az bir değer karşılığında satmak için "bu Tanrı katındandır" diyenlerin vay haline. Ellerinin yazdığından dolayı vay haline onların. Kazandıklarından / kazanmakta olduklarından dolayı vay haline onların!

    Hasan Basri Çantay

    Artık, elleriyle Kitabı (Tevratı yalan yanlış) yazıb da sonra onu az bir baha ile satabilmek için "Bu, Allah karındadır" diyegelenlerin vay haaline!.. Vay ellerinin yazdıklarından başlarına geleceklere! Vay şu kazanmakda oldukları (rişvet, günah) yüzünden onlara!.

    İbni Kesir

    Vay, kitabı elleriyle yazıp da sonra az bir paha ile satabilmek için; bu, Allah katındandır, diyenlerin, ellerinin yazdıklarından dolayı vay onlara! Vay onlara. O kazanmış oldukları yüzünden.

    Mehmet Alagaş

    (75-79) Onların size iman edeceklerine dair bir beklentiniz mi var? Onlardan bir bölük / bir fırka, Allah’ın konuşmasını / kelamını işitirler, sonra onu akıllarına yatmasına rağmen bildikleri halde bozarlar / tahrif ederler. İman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler , kendilerinden birileri ile buluştuklarında ise Rabbinizin size açtığını , size karşı kesin delil olarak , Rabbinizin yanında kullansınlar diye mi onlarla paylaşıyorsunuz , akletmiyormusunuz? Derler. (Gün gelip te kendi aleyhinize kullanılabilecek bilgileri niye açık ediyorsunuz) Peki onlar, Allah’ın neyi gizleseler ve neyi de alenileştirseler bildiğini bilmiyorlar mı? Onların bazıları kita p bilmeyen ümmilerdir , onlar sadece kuruntuları bilirler ve ancak zannederler. Yazıklar olsun kitabı elleri ile yazdıktan sonra (Yahudi ve Hristiyan kitap yazıcıları) az bir paha karşılığı / maddi menfaat temini için “işte bu da Allah’ın yanındandır” diyenlere , onlara yazıklar olsun elleriyle yazmalarından ötürü, onlara yazıklar olsun kazandıklarından ötürü.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satabilmek için: «Bu, Allah katındandır» diyenlerin vay haline! Vay ellerinin yazmış olduğundan dolayı başlarına geleceklere! Kazandıklarından dolayı vay onların haline!

    Süleyman Ateş

    Vay haline o kimselerin ki, Kitabı elleriyle yazıp, az bir paraya satmak için, "Bu Allah katındandır," derler! Ellerinin yazdığından ötürü vay haline onların! Kazandıklarından ötürü vay haline onların!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Fakat elleriyle kitap yazan, sonra geçici dipnot 1 bir çıkar için "Bu Allah katındandır!" diyenlerin çekeceği var. Hem yazdıklarından dolayı çekecekleri var hem de kazandıklarından dolayı çekecekleri var dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalil = قليل, bir şeyin az olduğu veya geçici olduğu anlamına gelir (Mekayis).
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanları Allah ile aldatmanın en çok kullanılan yolu, yazdığı kitabın Allah tarafından yazdırıldığını söylemek veya ortaya koyduğu görüşlerin Allah'ın kitabından alındığı izlenimini vermektir. (Bkz. Hud 11/1-2, Al-i İmran 3/78)

    Şaban Britch

    Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satabilmek için: Bu, Allah katındandır, diyenlerin vay haline! Vay ellerinin yazmış olduğundan dolayı başlarına geleceklere! Kazandıklarından dolayı vay onların haline!

    Şaban Piriş

    Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra onu az bir paraya satabilmek için: -Bu, Allah katındandır, diyenlerin vay haline! Vay ellerinin yazmış olduğundan dolayı başlarına geleceklere! Kazandıklarından dolayı vay onların haline!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yazıklar olsun o kişilere ki, Kitap'ı kendi elleriyle yazarlar da sonra onunla basit bir karşılık satın alsınlar diye, "İşte bu, Allah katındandır!" derler. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!

  6. Bakara suresi, 80. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 80. ayet. وَقَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَةً قُلْ أَتَّخَذْتُمْ عِندَ ٱللَّهِ عَهْدًا فَلَن يُخْلِفَ ٱللَّهُ عَهْدَهُۥٓ أَمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    (Kitap ehlinden bazıları) "Sayılı birkaç gün hariç, bize ateş dokunmayacaktır." demişlerdi. dipnot 1 (Onlara) de ki: "Siz Allah katından bir söz mü aldınız -ki Allah asla sözünden caymaz- dipnot 2 yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:24.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:9, 194; Ra‘d 13:31; İbrâhîm 14:47; Hacc 22:47; Rûm 30:6; Zümer 39:20.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, "Sayılı bir kaç gün dışında kesinlikle bizi ateş yakmayacak" derler. Sor onlara: "Allah'tan kesin bir söz mü aldınız -ki eğer öyleyse, Allah sözünden kesinlikle caymaz-; yoksa bilmediğiniz bir konuda Allah'a iftira mı atıyorsunuz?"

    Muhammed Esed

    Ve onlar: "Ateş bize birkaç günden fazla dokunmaz" derler. De ki (onlara): "Allah'tan bir söz mü aldınız -çünkü Allah hiçbir zaman sözünden caymaz- yoksa asla bilemeyeceğiniz bir şeyi mi Allah'a isnat ediyorsunuz?"

    Ahmed Hulusi

    Ve dahi onlar dedi ki: "Sayılı günler ötesinde ateş bizi yakmayacak!" De ki onlara: "İndAllah'tan (hakikatinizden gelen bir) söz mü aldınız? Allah asla sözünden dönmez! Oysa siz Allah hakkında uydurma şeyler konuşuyorsunuz!"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Sayılı günlerin dışında, ateş asla bize değmeyecektir." De ki: "Allah katından bir ahid mi aldınız? -ki Allah asla ahdinden dönmez- Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    ( İsrâiloğulları: )Sayılı birkaç gün dışında, bize asla ateş dokunmayacaktır, dediler. (Onlara) De ki : Siz Allah katından bir söz mü aldınız, zira Allah sözünden caymaz, yoksa Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Sayılı birkaç gün dışında, ateş bize asla dokunmaz!" De ki: "Allah'ın katından bir güvence mi aldınız? Allah, verdiği güvenceden asla dönmez. Yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    İsrailoğulları, "Ateş bize birkaç günden fazla dokunmaz" derler. Onlara de ki: "Allah'tan bir söz mü aldınız; çünkü Allah asla sözünden caymaz;yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    "Sayılı bir kaç gün dışında ateş bize değmeyecek" dediler. De ki: "ALLAH'tan böyle bir söz mü aldınız -ki ALLAH verdiği sözden dönmez- yoksa ALLAH adına bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sayılı birkaç gün dışında ateş bize değmeyecek,' dediler. De ki: 'ALLAH'tan böyle bir söz mü aldınız -ki ALLAH verdiği sözden dönmez- yoksa ALLAH adına bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de dediler ki: "Bize sayılı bir kaç günden başka asla ateş dokunmaz." Siz de: "Allah'tan bir teminat mı aldınız? Böyle ise Allah kesinlikle sözünden caymaz, yoksa Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de dediler: Bize sayılı bir kaç günden maada asla ateş dokunmaz. Siz de Allahtan bir ahit aldınız mı? Böyle ise Allah asla ahdinde hulfetmez, yoksa Allaha karşı bilemiyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?

    Erhan Aktaş

    Sayılı günlerin dışında ateş bize dokunmaz." dediler. De ki: "Allah'tan buna dair bir söz mü aldınız? Eğer böyle ise Allah, kesinlikle verdiği sözden dönmez. Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sayılı günlerin dışında ateş bize dokunmaz." dediler. De ki: "Allah'tan buna dair bir söz mü aldınız? Eğer böyle ise Allah, kesinlikle verdiği sözden dönmez. Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz şey mi söylüyorsunuz?".

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sayılı günlerin dışında, ateş bizi yakmaz." dediler. De ki: "Allah'tan buna dair bir söz mü aldınız? Eğer böyle ise Allah, verdiği sözden dönmez. Yoksa, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?".

    Gültekin Onan

    "Sayılı birkaç gün dışında ateş bize değmeyecek" dediler. De ki: "Tanrı'dan böyle bir söz mü (ahid) aldınız -ki Tanrı sözünden (ahid) dönmez- yoksa Tanrı'ya karşı bilmediğiniz bir şeyi mi / bilmediğinizi mi söylüyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    (Peygamber onları Cehennemle korkutduğu zaman da "Atalarımızın buzağıye tapdıkları) sayılı (ve mahdud) günlerden (kırk günden) başka (fazla) bize kat'iyyen Cehennem (azabı) dokunmayacak" dediler. Söyle (Habibim) ki: "Allah katından (bu hususda) bir ahdi mi elde etdiniz? (Ondan böyle bir sözü mü aldınız?) ki Allah ahdinden asla caymaz yoksa Allaha karşı bilmeyeceğiniz bir şey'i mi söylüyorsunuz?".

    İbni Kesir

    Sayılı günlerden başka asla bize ateş dokunmayacaktır dediler. Deki: Siz Allah katından bir söz mü aldınız? Öyleyse Allah asla sözünden caymaz. Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (80-82) Dediler ki Ateş bize sayılı gün dokunacak (her gün her gün ateş yok) Deki Allah’tan bir söz mü aldınız / size söz mü verdi. (Varsa size bir sözü biz de bilelim) Allah ta asla sözünden vazgeçmez , yoksa siz Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? Bilakis kim kötülük kazanırsa yanlışları onu çepeçevre kuşatır , işte onlar ateş halkıdır , orada onlar kalıcıdırlar. (Sayılı gün kalmazlar) İman edenler ve Islah edici faaliyetler yapanlar ise işte onlar cennet halkıdırlar onlar da orada kalıcıdırlar. (Sayılı gün kalmazlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İsrailoğulları "Ateş bize sayılı bir kaç günden başka dokunmayacaktır" derler. Onlara: "Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer, öyle ise Allah sözünden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?" de.

    Süleyman Ateş

    Bir de dediler ki: "Sayılı birkaç gün dışında bize ateş dokunmayacaktır." De ki: "Allah'tan (bu hususta) bir söz mü aldınız. şayet öyle ise Allah verdiği sözden dönmez-yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar: "O ateş bize, sayılı birkaç günden fazla dokunmaz!" derler. De ki: "Allah katından söz mü aldınız? Eğer öyleyse Allah sözünden dönmez. Yoksa (O'na ait olduğunu) bilmediğiniz şeyleri Allah'a mı mal ediyorsunuz?" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudilerin sözlü Tevrat dedikleri Talmud'da şu ifadeler geçer: "Kötülerin cehennemdeki cezası on iki ay sürer. Bu süre içinde günahlarının keffareti ödenmiş olur." (Shabbat 33b). Allah Teala bu sözlerin yalan ve iftira olduğunu bildirmektedir (Al-i İmran 3/24-25).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ateş bize, sayılı birkaç gün dışında dokunmaz!" derler. De ki "Allah katından söz mü aldınız? Eğer öyleyse Allah sözünden dönmez. Yoksa Allah'ın adını kullanarak bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?"

    Şaban Britch

    Ateş bize sayılı bir kaç günden başka dokunmayacaktır, derler. Onlara: Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer, öyle ise Allah sözünden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz? de.

    Şaban Piriş

    -Ateş bize sayılı bir kaç günden başka dokunmayacaktır, derler. Onlara: -Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer, öyle ise Allah sözünden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz? de.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Sayılı birkaç gün dışında ateş bize asla dokunmayacaktır." De ki: "Allah'tan bir ahit mi aldınız! Allah, ahdine asla ters düşmez. Yoksa siz Allah'a isnat ederek, bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

  7. Bakara suresi, 81. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 81. ayet. بَلَىٰ مَن كَسَبَ سَيِّئَةً وَأَحَٰطَتْ بِهِۦ خَطِيٓـَٔتُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! Kim bir kötülük işler de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa, işte o kişiler ateş halkıdır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Aksine, kim kötülük yapar ve suçu onu vebaliyle çepeçevre kuşatırsa, işte onlar ateş halkıdır ve orada kalıcıdırlar.

    Muhammed Esed

    Evet! İşte (böylesine) büyük bir kötülük işleyen ve (bunun) günahıyla çepeçevre kuşatılan kimseler var ya, işte böyleleridir içinde kalmak üzere ateşe mahkum olanlar!

    Ahmed Hulusi

    Hayır! Gerçek onların sandığı gibi değil! Kim bir kötülük kazanırsa (düşündükleri veya elleriyle yaptıklarından dolayı) ve de o hatası kendisini (düşünce sistemini) kuşatırsa (hakikatı göremez hale gelirse), işte onlar ateş (yanma) ehlidir sonsuza dek!

    Ali Bulaç

    Hayır; kim bir kötülük işler de günahı kendisini kuşatırsa, (artık) onlar, ateşin halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa, işte o kimseler Cehennem ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar.

    Ali Rıza Safa

    Evet, öyle! Kim bir kötülük yapar ve suçu kendisini kuşatırsa, ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Hayır! Kim bir kötülük eder de, kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa, işte o kimseler cehennemliklerdir. Onlar orada uzun süreli kalırlar.

    Edip Yüksel

    Evet, günah işleyip suçu kendisini kuşatan kimseler ateş halkıdır; orada sürekli kalırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Günah işleyip suçu kendisini kuşatan kimseler ateş halkıdır; orada sürekli kalırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Evet kim bir kötülük yapmış da günahı kendisini her taraftan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehli ve orada süresiz kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet kim bir seyyie kesbetmiş de hatiesi kendini her taraftan kuşatmış ise işte öyleler, ateş ehli, hep onda muhalleddirler

    Erhan Aktaş

    Hayır! Kim bir kötülük yapar da yanlışları kendisini kuşatırsa, onlar Cehennem ehlidir ve onlar, orada kalıcıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Kim bir kötülük kazanır da yanlışları kendisini kuşatırsa, onlar Cehennem ehlidir ve onlar, orada kalıcıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Kim kötülük yapar da kötülük kendisini kuşatırsa, onlar Cehennem ehlidir ve onlar, orada kalıcıdırlar.

    Gültekin Onan

    Kim kötülük işler de günahı kendisini kuşatırsa, artık onlar ateşin halkıdırlar, orada sürekli kalırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır (iş öyle değil). Kim bir kötülük (günah) kazanır da suçu kendisini çepçevre kuşatırsa onlar cehennemin saahibleridirler. Onlar orada, bir daha çıkmamak üzere, kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    Hayır, kötülük yapıp da günahı kendisini kuşatan kimseler, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (80-82) Dediler ki Ateş bize sayılı gün dokunacak (her gün her gün ateş yok) Deki Allah’tan bir söz mü aldınız / size söz mü verdi. (Varsa size bir sözü biz de bilelim) Allah ta asla sözünden vazgeçmez , yoksa siz Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? Bilakis kim kötülük kazanırsa yanlışları onu çepeçevre kuşatır , işte onlar ateş halkıdır , orada onlar kalıcıdırlar. (Sayılı gün kalmazlar) İman edenler ve Islah edici faaliyetler yapanlar ise işte onlar cennet halkıdırlar onlar da orada kalıcıdırlar. (Sayılı gün kalmazlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayır! günah işleyip günahı kendisini kuşatmış olan kimseler, cehennemlikler işte onlardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Evet kim bir günah kazanır da suçu kendisini kuşatmış olursa işte onlar, ateş halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Hayır! Kötülük yapan ve günaha iyice batanlar dipnot 1 o ateşin ahalisidir. Onlar orada ölümsüz olarak kalırlar.[2]

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha batanlar iki türlüdür, biri şirk günahına batanlardır. Her kafir, aynı zamanda müşrik olduğu için (Al-i İmran 3/151) bunlar ölmeden önce tevbe etmemişlerse cehennemden çıkamazlar (Nisa 4/48, 116). Diğeri de şirk dışındaki günahları batanlardır. Bunların günahları sevaplarından fazla ise cehenneme giderler (A'raf 7/9, Meryem 19/71-72, 86-87, Müminun 23/103-104, Karia 101/8-11). Cezalarını çektikten sonra cennetteki yakınlarının yanına yerleştirilirler (Tur 52/21). Şirkten uzak kalan ve büyük günahlardan kaçınan (Nisa 4/31, Necm 53/31-32) veya günah işledikten sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler (Furkan 25/68-71) ile sevapları günahlarından fazla olanlar doğrudan cennete gider, cehennemin hışırtısını bile duymazlar (Enbiya 21/101-102).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır! Kötülük yapan ve kötülüğe iyice batanlar Cehennem ahalisidirler, dipnot 1 orada ölümsüz olarak kalırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüğe iyice batmak, tevbe etmeden yani hatasından tam dönmeden ölmektir. Yoksa tevbe kapısı, ölünceye kadar açıktır (Zümer 39/53).

    Şaban Britch

    Gerçek şu ki, günah işleyip günahı kendisini kuşatmış olan kimseler, cehennemlikler işte onlardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Şaban Piriş

    Gerçek şu ki, günah işleyip günahı kendisini kuşatmış olan kimseler, cehennemlikler işte onlardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İş onların sandığı gibi değil. Kötülük ve çirkinlik kazanan, suçu kendisini kuşatmış olan kişiler, ateşin dostudurlar. Sürekli kalacaklardır orada.

  8. Bakara suresi, 82. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 82. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlara gelince onlar cennet halkıdır. Onlar da orada ebedî kalacaklardır.

    Mustafa İslamoğlu

    İman eden ve ıslah edici iyilikler işleyen kimseler: İşte onlar cennet halkıdır ve onlar da orada kalıcıdırlar.

    Muhammed Esed

    İmana ermiş olup doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, sürekli içinde kalmak üzere cenneti hak edenler de işte bunlardır.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki iman ederler ve salaha erdirici fiiller ortaya koyarlar, işte onlar cennet ehlidir ve sonsuza dek orada kalırlar.

    Ali Bulaç

    İman edip salih amellerde bulunanlar ise cennet halkıdırlar, orada süresiz kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip salih amel işleyenler ise onlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar ise cennetin yoldaşlarıdır. Sürekli orada kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İman edip yararlı iş yapanlara gelince, onlar da cennetliklerdir. Onlar orada süreli kalırlar.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli bir hayat sürenler ise bahçe halkıdır; onlar da orada sürekli kalırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli bir hayat sürenler ise cennet halkıdır; onlar da orada sürekli kalırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip iyi ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehli ve orada süresiz kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    iman edip salih salih ameller işleyenler, öyleler de işte cennet ehli hep onda muhalledler

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman edip, salihatı yapanlar dipnot 1 Cennet ehlidirler. Ve onlar orada kalıcıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülüğe karşı mücadele edenler. Bozuk ve kötü olan şeyi düzeltmeye çalışanlar, düzeltici olanlar, yapıcı olanlar, iyi olanlar, düzeltmeye teşvik edenler, iyiye yönlendirenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman edip, salihatı yapanlar dipnot 1 Cennet ehlidirler. Ve onlar orada kalıcıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltenler, düzelticilik yapanlar, yapıcı olanlar, düzeltmeye teşvik edenler.

    Gültekin Onan

    İnanıp salih amel işleyenler ise cennet halkıdır (ashabülcennet); onlar da orada sürekli kalırlar.

    Hasan Basri Çantay

    İman edib güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince) onlar da cennetin arkadaşlarıdırlar. Onlar orada muhalleddirler (ebedi kalacaklardır).

    İbni Kesir

    İman edip, salih ameller işleyenler; işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (80-82) Dediler ki Ateş bize sayılı gün dokunacak (her gün her gün ateş yok) Deki Allah’tan bir söz mü aldınız / size söz mü verdi. (Varsa size bir sözü biz de bilelim) Allah ta asla sözünden vazgeçmez , yoksa siz Allah hakkında bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? Bilakis kim kötülük kazanırsa yanlışları onu çepeçevre kuşatır , işte onlar ateş halkıdır , orada onlar kalıcıdırlar. (Sayılı gün kalmazlar) İman edenler ve Islah edici faaliyetler yapanlar ise işte onlar cennet halkıdırlar onlar da orada kalıcıdırlar. (Sayılı gün kalmazlar)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

    Süleyman Ateş

    İnanıp yararlı işler yapanlara gelince, onlar da cennet halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a inanıp güvenen ve iyi işler yapanlar da Cennet ahalisidir. Onlar da orada ölümsüz olarak kalırlar.

    Şaban Britch

    İman edip doğruları yapanlara gelince işte onlar cennetliklerdir. Onlar da orada ebedidirler.

    Şaban Piriş

    İman edip doğruları yapanlara gelince işte onlar cennetliklerdir. Onlar da orada ebedidirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar ise cennetin dostudurlar. Onlar da orada sürekli kalacaklardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.