Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.
Bakara suresi
Bakara suresi, 149. ayet. وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَإِنَّهُۥ لَلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
vemin ḥayŝü ḫaracte fevelli vecheke şaṭra-lmescidi-lḥarâm. veinnehû lelḥaḳḳu mir rabbik. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıble'nin değiştirilmesi Bakara 142–152 3
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram'a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.
Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.
Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
149-150. “Nereden (yola) çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.” Yani -umum ifade edecek şekilde- ister yolculuklarında, ister başka hallerde olsun o yöne dön. Allah bir sonraki ayette de genel olarak bütün ümmete hitap ederek: “Her nerede olursanız olun yüzlerinizi o yöne döndürün.” buyurmaktadır. Burada “Elbette ki bu Rabb’inden gelen mutlak bir haktır.” Buyruğu, herhangi bir kimsenin bu hususta en ufak bir şüphesinin olmaması ve herhangi bir şekilde bunun emre uymak için değil de böyle arzulandığı için söylendiğini sanmaması için bu ifadede biri “إن” diğeri de “ل” harfi ile olmak üzere iki ayrı te’kid/pekiştirme edatı getirilmiştir. (Bu, mealde “elbette” ve “mutlak” kelimeleri ile karşılanmaya çalışılmıştır)
“Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.” Aksine O, bütün hallerinizde sizi görendir, öyleyse O’na karşı gereken edebi takının. Emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmak sureti ile O’nun gözetimi altında olduğunuzu bilin. Hiçbir şekilde amellerinizden gafil kalınmayacak, aksine amellerinizin karşılığını gerçek anlamıyla ve eksiksiz olarak göreceksiniz. Hayır yaparsanız hayır, kötülük işlemiş iseniz kötülük göreceksiniz.
Yüce Allah devamla “ki -içlerinden zulmedenler hariç- insanların sizin aleyhinizde bir delilleri olmasın” diye buyurmaktadır. Yani bizim size şerefli Kâbe’ye yönelmeyi meşru kılmamızın sebebi, Kitab Ehlinden olsun, müşriklerden olsun, insanlardan hiçbirisinin size karşı ileri sürebilecekleri bir delili kalmasın diyedir. Eğer Beytü’l-Makdis’e doğru kıblede kalmaya devam etseydin, o zaman onların karşı delil getirmeleri mümkün olurdu. Çünkü Kitap Ehli, kendi kitaplarında onun nihâî kıblesinin Beyt-i Haram olan Kâbe olduğunu görmekteydiler. Müşrikler de bu muazzam Beyt’in övünülecek şeyler arasında olduğunu görüyorlar ve İbrahim’in dininin bir parçası olduğunu kabul ediyorlardı. Eğer Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Beyti kıble edinerek oraya yönelmemiş olsaydı, ona karşı birtakım deliller ileri sürebilir ve şöyle diyebilirlerdi: “Hem İbrahim’in soyundan geliyor, hem de İbrahim’in kıblesine yönelmiyor! Şu halde, İbrahim’in dini üzere olduğunu nasıl iddia edebilir?” İşte kıbleye yönelmek sureti ile hem Kitab Ehline, hem de müşriklere karşı delil ortaya konulmuş oldu ve onların Peygamber’e karşı ileri sürebilecekleri delilleri de kestirilip atıldı.
“içlerinden zulmedenler hariç...” Yani insanlar arasından artık herhangi bir delil ileri sürmeye kalkışan olursa, o bu hususta zalim bir kimsedir. Onun ileri süreceği bu delilin hevâ ve zulme uymanın dışında hiçbir dayanağı yoktur. Böyle birisini ikna etmeye yol bulunamaz, ona karşı delil getirmenin bir faydası da yoktur. Aynı şekilde onların delil getirmek kastı ile ileri sürdükleri şüpheleri önemsemenin anlamı da yoktur, ona kulak vermeye gerek de yoktur. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O halde onlardan korkmayın.” Çünkü ileri sürecekleri her delil bâtıldır. Bâtıl da adı gibi destekten mahrumdur. O bâtılı ileri sürene yardım edecek kimse de olmaz. Hak sahibi ise böyle değildir. Çünkü hakkın kendinden gelen bir gücü, bir üstünlüğü vardır. Ayrıca o, hakka sahip olanın Allah’tan korkmasını gerektirir. Yüce Allah da her hayrın başı olan kendinden korkmayı emretmiştir. Çünkü Allah’tan korkmayan bir kimse Allah’a karşı gelmekten geri kalmaz, O’nun emirlerine uymaz.
Müslümanların kıblelerinin Kâbe’ye çevrilmesinin sonucu büyük bir fitne ortaya çıkmıştı. Bu fitneyi Kitab Ehli, münafıklar ve müşrikler yaymış, bu konuda çokça söz söylemiş ve pek çok şüpheler uyandırmaya gayret etmişlerdi. Bundan dolayı Yüce Allah bu hususu geniş geniş açıklayarak en mükemmel bir şekilde beyan etmiş, bu âyet-i kerimelerin ihtiva ettiği çeşitli tekid (pekiştirme) türleri ile de bu konuyu tekid etmiştir:
1- Bir defa emir vermek yeterli olmakla birlikte, Kıbleye yönelme emrini üç defa tekrarlamıştır.
2- Emir ya Rasûle yönelik olur ki o takdirde ümmeti de onun kapsamına girer; yahut da genel olarak bütün ümmete yönelik olur. Bu âyette ise “yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir” buyruğunda özel olarak Allah Rasûlü’ne Kıbleye yönelme emri verilmekle birlikte “yüzlerinizi o yöne döndürün” buyruğunda da genel olarak bütün ümmete emir verilmiştir.
3- Bu buyruklarda inatçıların ileri sürdüğü bâtıl bütün deliller reddedilip çürütülmüş ve tek tek -önceden açıklandığı şekilde- bütün şüpheler çürütülmüştür.
4- Artık Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Kitap ehlinin kıblesine uyma ihtimali ve Kitap ehlinin bu husustaki umudu kökten kesilmiştir.
5- Bir başka te’kid şekli de Yüce Allah’ın: “Elbetteki bu Rabb’inden gelen mutlak bir haktır” buyruğunda görülmektedir. Doğru söyleyen Yüce Rabb’in sadece haber vermesi yeterlidir. Bununla birlikte O, “Elbette ki bu Rabb’inden gelen mutlak bir haktır” diyerek sözünü ayrıca te’kid etmiştir.
6- Bir diğer pekiştirici ifade de, bütün gizlilikleri bilen Yüce Allah’ın Kitap Ehlinin de bu işin bu şekli ile doğru olduğunu bildiklerini haber vermesidir. Ancak onlar bunu bilmekle birlikte bu tanıklığı gizlemektedirler.
Yüce Allah’ın, bizi bu Kıble’ye döndürmesi büyük bir nimet olduğundan, bu ümmet üzerinde olan lütuf ve rahmeti sürekli arttığından ve indirmiş olduğu her bir Şer’î hüküm başlı başına büyük bir nimet olduğundan dolayı “Böylece size olan nimetimi tamamlayayım” buyurmuştur. Çünkü asıl nimet Rasûlü’nü göndermek ve O’na Kitab’ını indirmek sûreti ile mü’minleri dinine iletmiş olmasıdır. Bundan sonra bu asıl nimeti tamamlayan diğer nimetler ise sayılamayacak, tespit edilemeyecek kadar çoktur ki bunlar, Allah Rasûlü’nü göndermesinden itibaren dünyadan göç edeceği vakte yakın zamana kadar devam etmiştir. Yüce Allah hem Rasûlullah’ın kendisine, hem de ümmetine öyle haller ve nimetler bağışlamış ki, bunlar ile gerek Peygamberi’nin ve gerek Peygamber’in ümmetinin üzerindeki nimetini tamamlamıştır. Bunun ifadesi olarak da Peygamberine: “Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı beğenip seçtim.” (el-Maide, 5/3) buyruğunu indirmiştir. Şükrünü edâ etmek şöyle dursun, saymakla dahi bitiremeyeceğimiz lütuflar ihsan eden Allah’a hamdolsun!
“ve doğru yolu bulabilesiniz.” Yani hakkı bilip gereğince amel edebilesiniz. Şânı yüce olan Allah kullarına rahmetinin bir tecellisi olarak hidâyete götüren yolları, son derece kolaylaştırmıştır ve bu yolları izlemeye dikkatlerini çekerek bu yolları eksiksiz bir şekilde beyan etmiştir. Öyle ki, bunun bir parçası olarak o hakka karşı inatla duracak kimselere de imkân verir. Bunlar hakka karşı mücadele ederler. Bu sebeple de hak daha bir açıklık kazanır. Hakkın delilleri ve alametleri açıkça ortaya çıkar. Bâtılın tutarsızlığı da belirginleşir, hiçbir asla sahip olmadığı anlaşılır. Eğer bâtıl hakka karşı çıkmamış olsa idi belki de insanların pek çoğu bazı hususları açıkça göremeyeceklerdi. Çünkü eşya çoğunlukla zıtları ile netlik kazanır ve anlaşılır. Gece olmasaydı gündüzün üstünlüğü, çirkin olmasaydı güzelin üstünlüğü ve karanlık olmasaydı aydınlığın yararı bilinmezdi. Bâtıl olmasaydı da hak açık bir şekilde vuzuha kavuşmayacaktı. Bundan dolayı da Allah’a hamdolsun.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Peygamber! Nereden yola çıkarsan çık, nerede olursan ol, sen ve sana tabi olanlar namaz kılmak istediğinizde Mescid-i Haram yönüne dönün. Hiç şüphesiz bu, Rabbinden sana vahyedilen bir gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Bilakis hepsinden haberdardır ve sizlere amellerinizin karşılığını verecektir.
Aynı kök: شطر (5 geçiş) · Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma · Aynı kök: حيث (31 geçiş)
(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın…
Aynı kök: شطر (5 geçiş) · Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma · Aynı kök: حيث (31 geçiş)
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i…
Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş)
Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…
Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma · Aynı kök: وجه (78 geçiş)
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her…
Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları…
Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Nereden (yola) çıkarsan çık, (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir! Şüphesiz ki bu (emir), Rabbinden (sana gelen bir gerçek)tir. Allah yapmakta olduklarınızdan asla habersiz değildir.
Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü mutlaka Mescid-i Haram'a çevir. Bil ki bu emir Rabbinden gelen bir hakikattir. Allah sizin de yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Böylece, nereden gelirseniz gelin, (namazda) yüzünüzü Mescid-i Haram'a doğru çevirin. Bilin ki bu (emir) Rabbinizden gelen bir hakikattir; ve Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Nereden (hangi düşünceden) çıkarsan çık, vechini (yüzünü - müşahedeni) Mescid-i Haram'a (çokluğun gerçekte yokluğunun yaşandığı secde edilen mahale) döndür! Bu elbette Rabbinden (kaynaklanan) bir Hak'tır. Allah varlığınızın hakikati olarak, ortaya koyduklarınızdan gafil değildir.
Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Şüphesiz bu, Rabbinden olan bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Nereden yola çıkarsan çık (namazda) yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. Bu emir Rabbinden sana gelen gerçektir. (Biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan gâfil (habersiz) değildir.
Nereden çıkarsan, yüzünü, Kutsal Yakarış Evi yönüne çevir. Kuşkusuz, kesinlikle, Efendinden bir gerçektir. Allah, yaptıklarınızdan zaten habersiz değildir.
Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Bu emir, Rabbinden sana gelen bir gerçektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Her nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Sınırlanmış Mescide doğru çevirmelisin. Bu, elbette Efendinden gelen bir gerçektir. ALLAH yaptığınız hiçbir şeyden habersiz değildir. dipnot 1
Her nereden yola çıkarsan çık, (namaz için) yüzünü Kutsal Mescide doğru çevirmelisin. Bu, elbette Rabbinden gelen bir gerçektir. ALLAH yaptığınız hiç bir şeyden habersiz değildir.
Her nereden yola çıkarsan hemen yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Şüphesiz bu Rabbinden gelen bir gerçektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz de değildir.
Hem her nereden sefere çıkarsan hemen Mescidi harama doğru yüzünü çevir, bu emir şüphesiz hak, rabbından olduğu muhakkakdır, Allah amellerinizden gafil de değildir
Her nereden çıkarsan çık, dipnot 1 yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Çünkü bu Rabb'inden gelen Hakk'tır. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Her nereden çıkarsan çık dipnot 1 , yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Çünkü bu Rabb'inden gelen Hakk'tır. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Her nereden çıkarsan çık dipnot 1 yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Çünkü bu emir Rabb'inden gelen haktır. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Her nereden (yola) çıkarsan çık, (namaz için) yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Kuşkusuz bu rabbinden gelen bir gerçektir. Tanrı, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Hangi yerden (sefere) çıkarsan (namazda) yüzünü Mescid-i haram tarafına döndür. Bu (emir de) Rabbinden (gelen) mutlak bir Hak dır. Allah, yapacaklarınızdan gaafil değildir.
Nereden (yola) çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Şüphesiz bu, Rabbından bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
(146-153) Onlar kitabı babalarını tanıdıkları gibi tanırlar / bilirler, onlardan bir bölüm gerçeği bildikleri halde saklarlar, Rabbinden gelen gerçektir, tereddüt edenlerden olma. (Bana gelen ya gerçek değilse tereddütü) Herkes için yöneleceği bir cephe vardır, hayırlarda yarışın, nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Hangi taraftan çıkarsan çık yüzünü Mescid -i Haram’ın yönüne çevir, m uhakkak ki o , Rabbinden bir gerçektir , Allah yaptıklarınızdan gafil değildir / b ihaber değildir. Hangi taraftan çıkarsan çık yüzünü Mescid -i Haram’ın yönüne çevir, nerede olursanız olun yüzlerinizi onun / Mescid-i Haramın yönüne çevirin, ola ki kendilerine zulmedenler hariç, insanlar için, sizin aleyhinize tartışacakları bir delil olmasın , o nlardan ürpermeyin benden ürperin k i üzerinizde nimetimi tamamlayayım, böylelikle belki yola girersiniz. Size sizden bir Resul gönderdik, size ayetlerimizi seli okuyor ve sizi arındırıyor, size kitabı ve gerekçesini öğretiyor, size bilmiyor olduğunuz şeyleri öğretiyor. Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım, bana teşekkür edin kafirlik etmeyin. Ey iman edenler sabır ve namazla yardım isteyin, Allah muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.
Nereden yola çıkarsan çık, namazda yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Şüphesiz bu, Rabbinden gelen bir gerçektir. Allah, sizin yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.
Nereden (yola) çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. Bu elbette Rabbinden gelen gerçektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
(Namaza) kalktığın her yerde yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Bu, kesinlikle Rabbinden gelen bir gerçektir. dipnot 1 Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
(Namaza) kalktığın dipnot 1 her yerde yüzünü Mescid-i Haram tarafına dipnot 2 çevir. Rabbinin doğru saydığı budur. Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.
Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Bu, elbette Rabbinden gelen hak bir emirdir. Allah, işlediklerinizden asla habersiz değildir.
Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Bu, elbette Rabbinden gelen hak bir emirdir. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a döndür. Bu, elbette Rabb'inden gelen gerçektir. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
And whenever you, Muhammad, depart from a place, turn your face at prayer toward the Sacred Mosque, for it is indeed the truth proceeding from Allah, your Creator, and Allah is not unaware of all that you do.
[Prophet], wherever you may have started out, turn your face in the direction of the Sacred Mosque- this is the truth from your Lord: He is not unaware of what you do-
From whencesoever Thou startest forth, turn Thy face in the direction of the sacred Mosque; that is indeed the truth from the Lord. And Allah is not unmindful of what ye do.
From wheresoever you might come forth turn your face towards the Holy Mosque; for that indeed is the Truth from your Lord, and Allah is not heedless of what you do.
Wherever you come from, turn your face to the Masjid al-Haram. This is certainly the truth from your Lord. Allah is not unaware of what you do.
And from wheresoever you start forth (for prayers), turn your face in the direction of Al-Masjid-Al-Harâm (at Makkah), that is indeed the truth from your Lord. And Allâh is not unaware of what you do.
Whencesoever you may go out, turn your face towards the Holy Mosque. Indeed it is the truth from your Lord, and Allah is not oblivious of what you do.
And from wheresoever you (O Prophet!) may go forth keep your attention fixed in the direction of Masjid al-Harâm (- the Holy Mosque at Makkah) for that indeed is the true commandment proceeding from your Lord, and Allâh is not at all unaware of what you do.
From whatsoever place thou issuest, turn thy face towards the Holy Mosque; it is the truth from thy Lord. God is not heedless of the things you do.
Wherever you are, say your prayers towards Majid-Alharam (in Mecca. ) This is an order from your Lord. Do not think that God does not know what you are doing.
From whencesoever thou comest forth, there turn thy face towards the Sacred Mosque, for it is surely truth from thy Lord; God is not careless about what ye do.
Regardless from where you start, you shall set yourself towards the Restricted Temple; it is the truth from your Lord; and God is not oblivious of what you do.
And from what place soever thou comest forth, turn thy face towards the holy temple; for this is truth from thy Lord; neither is God regardless of that which ye do.
From wherever you come forth, there turn your face towards the Sacred Mosque, for it is surely truth from your Lord; Allah is not unmindful about what you do.
And from where you go out, then turn your face towards the Inviolable Mosque; and surely it is indeed the Truth from your Lord; and in no way is Allah ever heedless of whatever you do.
And whencesoever thou comest forth (for prayer, O Muhammad) turn thy face toward the Inviolable Place of Worship. Lo! it is the Truth from thy Lord. Allah is not unaware of what ye do.
Each has a goal to which he turns. So strive towards piety and excel the others: God will bring you all together wheresoever you be. God has power over everything.
Thus, from wherever thou mayest come forth, turn thy face [in prayer] towards the Inviolable House of Worship-for,. behold, this [commandment] comes in truth from thy Sustainer; and God is not unaware of what you do.
Wherever you are ˹O Prophet˺, turn your face towards the Sacred Mosque. This is certainly the truth from your Lord. And Allah is never unaware of what you ˹all˺ do.
And from wherever you go out, you shall set yourself towards the Restricted Temple; it is the truth from your Lord; and God is not unaware of what you do.
Wherever you go, you shall turn your face (during Salat) towards the Sacred Masjid. This is the truth from your Lord. GOD is never unaware of anything you all do.,
So from wherever you go out [for prayer, O Muúammad] turn your face toward al- Masjid al-îaram, and indeed, it is the truth from your Lord. And Allah is not unaware of what you do.
And from wheresoever thou goest out, direct thou thy face towards the inviolable place of worship; and it is the truth from thy Lord, and God is not unmindful of what you do.
And wherever you proceed, whatever you are occupied with, remain attentive to the Divine Ideology symbolized by the Sacred Masjid. Behold, it is the Truth from your Lord. And Allah is not unaware of what you do with your life.
And, from where ever you start forth, turn your face in the direction of the Sacred Mosque (in Makkah); That is indeed the truth from your Lord. And Allah is not unmindful of what you do.
From wherever you set out, turn your face in the direction of the Sacred Mosque (Al-Masjid-ul-Harām). That, indeed, is the truth from your Lord, and Allah is not unaware of what you do.
And from wherever you go out, you shall set yourself towards the Restricted Temple; it is the truth from your Lord; and God is not unaware of what you do.