Bakara suresi

Bakara suresi, 13. ayet

Bakara suresi, 13. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَٰكِن لَّا يَعْلَمُونَ

veiẕâ ḳîle lehüm âminû kemâ âmene-nnâsü ḳâlû enü'minü kemâ âmene-ssüfehâ'. elâ innehüm hümü-ssüfehâü velâkil lâ ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 10–16 · surenin 13. ayeti / 286

Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3

  1. Bakara 10

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.

  2. Bakara 11

    Bunlara, "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edicileriz!" derler.

  3. Bakara 12

    İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

  4. 13

    Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

  5. Bakara 14

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

  6. Bakara 15

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  7. Bakara 16

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

13. Yani münafıklara insanların iman ettiği gibi iman edin -ki burada ashab-ı kiram (r.anhum)’ın imanı kastedilmektedir ki bu da hem kalp, hem de dil ile iman etmek demektir-, denilirse, onlar kendi batıl iddialarına göre “o sefihlerin iman ettikleri gibi mi iman edelim” derler. Onlar -Allah onları kahretsin- bu sözleriyle ashab-ı kiramı kastediyorlardı. Çünkü ashab-ı kiramın iman edip vatanlarını terk etmelerini ve kâfirlere düşman olmalarını akılsızlık olarak kabul ediyorlardı. Onlara göre akıl, bu davranışların zıddını yapmayı gerektirir. İşte bundan dolayı ashab-ı kiramın akılsız olduklarını iddia etmişlerdi. Buna bağlı olarak da asıl kendilerinin akıl ve üstün düşünce sahibi olduklarını iddia etmiş oluyorlardı. Allah onların bu iddialarını reddederek, gerçekte akılsızların kendileri olduğunu haber vermektedir. Çünkü gerçek akılsızlık insanın kendi nefsinin menfaatine olan şeyleri bilmemesi ve kendisine zararlı olacak işler işlemesidir. Dolayısıyla bu, onlara uyan bir sıfattır ve onlar hakkında geçerlidir. Öte yandan akıllık ve sağlıklı düşünce, insanın maslahatına olan şeyleri bilip kendisine faydalı olacak şeyleri yapması ve zararlı olacak şeyleri de önlemek için çalışmasıdır. Bu nitelik ise ancak ashab-ı kirama ve mü’minlere uymaktadır. O halde asıl muteber olan, sahip olunan nitelikler ve delillerdir. Yoksa kuru iddiaların ve boş sözlerin hiçbir değeri yoktur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabı gibi iman etmeleri emredildiğinde, inkâr ve alay ederek şu sözlerle cevap verdiler: Aklı kıt olanlar gibi iman mı edelim! Hak olan şüphesiz onların akılsız olduklarıdır. Ancak onlar bunu bilmezler.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza zaman
  2. قِيلَ kile denildiği kök: قول
  3. لَهُمْ lehum onlara
  4. ءَامِنُوا۟ aminu iman edin kök: امن
  5. كَمَآ kema gibi
  6. ءَامَنَ amene inandıkları kök: امن
  7. ٱلنَّاسُ n-nasu insanların kök: نوس
  8. قَالُوٓا۟ kalu derler kök: قول
  9. أَنُؤْمِنُ enu'minu inanır mıyız? kök: امن
  10. كَمَآ kema gibi
  11. ءَامَنَ amene inandığı kök: امن
  12. ٱلسُّفَهَآءُ ۗ s-sufeha'u beyinsizlerin kök: سفه
  13. أَلَآ ela iyi bilin ki
  14. إِنَّهُمْ innehum doğrusu onlardır
  15. هُمُ humu onlar
  16. ٱلسُّفَهَآءُ s-sufeha'u asıl beyinsizler kök: سفه
  17. وَلَـٰكِن velakin fakat
  18. لَّا la değildir
  19. يَعْلَمُونَ yea'lemune bilenlerden kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سفه (11 geçiş)

    Kendini bilmeyenden başka İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim'i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.

  • Aynı kök: سفه (11 geçiş)

    Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da…

  • Aynı kök: سفه (11 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

50 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara "(Şu) insanların iman ettiği gibi siz de iman edin." dendiği zaman "Biz hiç (o) beyinsizlerin iman ettiği gibi iman eder miyiz!" derler. Dikkat edin! Beyinsizler sadece kendileridir fakat (bunu bile) bilmezler.

Mustafa İslamoğlu

Kendilerine "Siz de insanların inandıkları gibi inanın!" denildiğinden, "Ya biz, ahmakların inandıkları gibi mi inanıyoruz?" dediler. Bakın! Onlar var ya onlar, gerçekten de ahmaktırlar; lakin bunun bile farkında değiller.

Muhammed Esed

Onlara: "Diğer insanların inandığı gibi inanın!" denildiğinde, "(Şu) dar kafalıların inandığı gibi mi?" diye cevap verirler. Gerçekte onlardır dar kafalılar, ama bunu bilmezler.

Ahmed Hulusi

Onlara, iman eden insanlar gibi iman edin, denildiğinde: "Süfeha (aklı sınırlı, düşünmeden yaşayanlar) gibi mi iman edelim" derler. Kesinlikle biline ki, esas süfeha (aklı sınırlı, düşünemeyenler) kendileridir ama bunu fark etmiyorlar, anlayamıyorlar!

Ali Bulaç

Ve (yine) kendilerine: "İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin" denildiğinde: "Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?" derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük akıllılar kendileridir; ama bilmezler.

Ali Özek ve heyeti

Onlara; İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit «Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!» derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).

Ali Rıza Safa

Üstelik "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın!" denildiğinde, şöyle derler: "Akılsızların inandığı gibi inanalım; öyle mi?" İyi bilin ki, gerçek akılsızlar onlardır; fakat bilmezler.

Bayraktar Bayraklı

Onlara, "İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin!" dendiğinde, "Biz hiç beyinsizlerin iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Biliniz ki, beyinsizler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler.

Edip Yüksel

Kendilerine, "Şu halkın gerçeği onayladığı gibi onaylayın" denildiğinde, "Beyinsizlerin onayladığı gibi mi onaylayacağız" derler. Gerçek beyinsizler onlardır; fakat bilmezler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine, 'Şu halkın inandığı gibi inanın,' denildiğinde, 'Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız,' derler. Gerçek beyinsizler onlardır; fakat bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine bunlara: "İnsanların inandıkları gibi inanın." dendiği zaman: "Biz de o budalaların inandıkları gibi mi inanalım?" derler. Doğrusu budala kendileridir, fakat bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yine bunlara nasın iman ettiği gibi iman edin denildiği zaman "ya biz o süfehanın iman ettikleri gibi mi iman ederiz?" derler, ha doğrusu süfeha kendileridir ve lakin bilmezler

Erhan Aktaş

Ne zaman onlara, "İman eden kimseler gibi iman edin." dense, "Biz, hiç aklı ermeyenler gibi iman eder miyiz?" derler. İyi bilin ki asıl aklı ermeyenler onlardır; fakat bunun ayırdında değiller.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ne zaman onlara dipnot 1 , "İnanan kimseler gibi inanın." dense, "Biz, hiç aklı ermeyenler gibi inanır mıyız?" derler. İyi bilin ki asıl aklı ermeyenler onlardır; fakat bunun ayırdında değiller.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnanmadıkları halde inanmış gibi görünenler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ne zaman onlara, "İnanan kimseler gibi inanın." dense, "Biz, hiç aklı ermeyenler gibi inanır mıyız?" derler. İyi bilin ki, asıl aklı ermeyenler onlardır; fakat bunun bilincinde değiller.

Gültekin Onan

Kendilerine "insanların inandığı gibi inanın" denildiğinde, "biz beyinsizlerin (süfeha) inandığı gibi mi inanıyoruz?" derler. Gerçek beyinsizler onlardır fakat bilmezler.

Hasan Basri Çantay

Onlara "insanların (müslümanların) inandığı gibi inanın" denilince "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. Dikkat et ki (asıl) beyinsizler hiç şüphesiz kendileridir. Fakat bilmezler.

İbni Kesir

Onlara; insanların inandıkları gibi siz de inanın, denilince; o beyinsizlerin inandığı gibi mi biz de inanacağız? derler. Bilesin ki asıl beyinsizler onlardır da bunu bilmezler.

Mehmet Alagaş

(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara: "Siz de insanların iman ettiği gibi iman edin!" denilince; "Akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?" derler. Dikkat edin! Asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

Süleyman Ateş

Onlara: "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" dense, "O beyinsizlerin inandığı gibi inanır mıyız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsizler kendileridir; fakat bilmezler.

Süleymaniye Vakfı

Onlara: "O insanlar nasıl inanıyorsa siz de öyle inanın." denildiğinde, "O akılsızların inandığı gibi mi inanalım!" derler. Dikkat edin! Asıl akılsızlar onlardır ama bunu bilmezler. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunun örneği, Kur'an'a inanmadığı halde Müslüman görünerek nebimizin arkasında namaz kılan Yahudi münafıklardır. Kıblenin Beytülmakdis'ten Kabe'ye çevrilmesi, bu yüzden onları çok rahatsız etmişti (Bakara 2/142).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara: ‘Allah'a, diğer insanların güvendiği gibi güvenin." denince: "O akılsızların güvendiği gibi mi güveneceğiz?" derler. Dikkat edin, asıl akılsızlar onlardır ama bilmezler.

Şaban Britch

Onlara: "Siz de insanların inandığı gibi inanın!" denilince; "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler. Dikkat edin! Asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.

Şaban Piriş

Onlara: -Siz de insanların inandığı gibi inanın! denilince: -Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım? derler. Dikkat edin! Asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara, "İnsanların inandığı gibi siz de inanın" dendiğinde, "Yani biz de kafası çalışmayan zavallılar gibi inanalım mı?" derler. Haberiniz olsun ki, kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when told to conform their will to Allah’s will and to recognise Him, believe in Him and give credence to His Omnipotence and Authority as other people have conformed to His will, they say: "Shall we demean ourselves like the simpletons did and follow the same course they followed?" Indeed, they are the fools who said in their hearts, "There is no god," but they are ignorant and unknowing of the truth.

Abdul Haleem

When it is said to them, ‘Believe, as the others believe,’ they say, ‘Should we believe as the fools do?’ but they are the fools, though they do not know it.

Abdullah Yusuf Ali

When it is said to them: "Believe as the others believe:" They say: "Shall we believe as the fools believe?" Nay, of a surety they are the fools, but they do not know.

Abul A'la Maududi

Whenever they are told: "Believe as others believe," dipnot 1 they answer: “Shall we believe as the fools have believed?” dipnot 2 Indeed it is they who are the fools, but they are not aware of it.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    They are being asked to become Muslims in the same manner as others of their community became Muslims
  2. metne dön, dipnot 2
    They think that those people who sincerely embraced Islam and thereby exposed themselves to all kinds of trials and persecutions, and confronted risks and dangers, were merely fools. To them it seems sheer folly to invite the hostility of the entire land merely for the sake of Truth and righteousness. In their view, wisdom consists not in bothering oneself with the distinction between truth and falsehood, but in remaining concerned only with one's own interests.

Aisha Bewley

When they are told, ‘Have iman in the way that the people have iman,’ they say, ‘What! Are we to have iman in the way that fools have iman?’ No indeed! They are the fools, but they do not know it.

Al-Hilali & Khan

And when it is said to them (hypocrites): "Believe as the people (followers of Muhammad صلى الله عليه وسلم, Al-Ansâr and Al-Muhajirûn) have believed," they say: "Shall we believe as the fools have believed?" Verily, they are the fools, but they know not.

Ali Quli Qarai

And when they are told, ‘Believe like the people who have believed,’ they say, ‘Shall we believe like the fools who have believed?’ Look! They are themselves the fools, but they do not know.

Amatul Rahman Omar

And when it is said to them, `Believe as (other) people (- Companions of the Prophet) believed,' they say, `Shall we believe as the weak-minded have believed?' Beware! it is they only who are weak-minded, but they do not know (this fact).

Arthur John Arberry

When it is said to them, 'Believe as the people believe', they say, 'Shall we believe, as fools believe?' Truly, they are the foolish ones, but they do not know.

Bijan Moeinian

And when they are told: "Believe as the people believe", they say : “You are asking us to believe like those fools?” In fact it is they who are fools, but they do not realize it.

E. Henry Palmer

And when it is said to them, 'Believe as other men believe,' they say, 'Shall we believe as fools believe?' Are not they themselves the fools? and yet they do not know.

Edip-Layth

If they are told, "acknowledge as the people have acknowledged," they say, "Shall we acknowledge as the fools have acknowledged?" No, they are the fools but they do not know.

George Sale

And when one saith unto them, believe ye as others believe; they answer, shall we believe as fools believe? Are not they themselves fools? But they know it not.

Hamid S. Aziz

And when it is said to them, "Believe as other men believe," they say, "Shall we believe as fools believe?" Are not they themselves the fools? And yet they do not know.

Mahmoud Ghali

And when it is said to them, "Believe just as mankind has believed, " they say, "Shall we believe just as the fools have believed?" Verily, they, (only) they, are surely the fools, but they do not know.

Marmaduke Pickthall

And when it is said unto them: believe as the people believe, they say: shall we believe as the foolish believe? are not they indeed the foolish? But they know not.

Mohamed Ahmed - Samira

When asked to believe as others do, they say: "Should we believe like fools?" And yet they are the fools, even though they do not know.

Muhammad Asad

And when they are told, "Believe as other people believe," they answer, "Shall we believe as the weak-minded believe?" Oh, verily, it is they, they who are weak-minded -but they know it not!

Mustafa Khattab

And when they are told, "Believe as others believe," they reply, “Will we believe as the fools believe?” Indeed, it is they who are fools, but they do not know.

Progressive Muslims

And if they are told: "Believe, as the people have believed," they Say: "Shall we believe as the fools have believed" No, they are the fools but they do not know.

Rashad Khalifa

When they are told, "Believe like the people who believed," they say, "Shall we believe like the fools who believed?" In fact, it is they who are fools, but they do not know.

Sahih International

And when it is said to them, "Believe as the people have believed," they say, "Should we believe as the foolish have believed?" Unquestionably, it is they who are the foolish, but they know [it] not.

Sam Gerrans

And when it is said to them: “Believe as mankind has believed,” they say: “Shall we believe as the foolish have believed?” In truth, it is they who are the foolish; but they know not.

Shabbir Ahmed

(Their arrogance and blind following hamper their power of reasoning. ) When they are told to see the Truth as other men and women have seen, they retort, "Shall we believe as the fools do?" Oh, verily, it is they, they who are fools! But they know it not.

Syed Vickar Ahamed

When it is said to them: "Believe as the (other) men believe:" They say: "Shall we believe as the fools have believed?" On the contrary, they are the fools, but they do not know.

Taqi Usmani

And when it is said to them, "Believe as people have believed," they say, “Shall we believe as the fools have believed?” Beware, it is, in fact, they who are the fools, but they do not know.

The Monotheist Group

And if they are told: "Believe, as the people have believed," they say: "Shall we believe like the foolish have believed?" No, they are the foolish but they do not know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩