Diyanet İşleri
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün tuttuğumu hatırlayın.
Bakara suresi · 122–129. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Bakara suresi, 122. ayet. يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün tuttuğumu hatırlayın.
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimet(ler)imi ve sizi (bir zamanlar) âlemlere (inançsızlara) dipnot 1 üstün kıldığımı hatırlayın! dipnot 2
Ey İsrailoğulları! Size lutfettiğim nimetlerimi hatırlayın; hani Ben sizi çağınızın milletlerine üstün kılmıştım?
Ey İsrailoğulları! Size lütfettiğim o nimetleri ve sizin diğer kavimlere üstün gelmenizi sağladığım günleri hatırlayın;
Ey İsrailoğulları, in'amda bulunduğum nimetimi (hakikatinizi bildirmemi) ve bununla sizi çeşitli toplumlara üstün kılmamı hatırlayın.
Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi (bir dönem) alemlere muhakkak üstün kıldığımı hatırlayın.
Ey İsrâiloğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) âlemlere üstün kılmış olduğumu hatırlayın.
Ey İsrailoğulları! Sizi nimetlendirdiğim o nimetimi hatırlayın. Aslında, sizi, evrenlere üstün kılmıştım.
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayınız.
İsrail oğullar, size verdiğim nimetimi ve diğer halklardan daha çok size bağışta bulunduğumu hatırlayın.
İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi ve diğer halklardan daha çok size bağışta bulunduğumu hatırlayın.
Ey İsrailoğulları, sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi bir zamanlar alemlere üstün kılmış olduğumu hatırlayın.
Ey İsrail oğulları!. sizlere in'am ettiğim ni'metimi ve sizi vaktile alemdeki ümmetlerin üzerine geçirdiğimi hatırlayın
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve lütufta bulunarak sizi alemlerde dipnot 1 nimetlendirdiğimi hatırlayın.
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve lütufta bulunarak sizi alemlerde dipnot 1 nimetlendirdiğimi hatırlayın.
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve lütufta bulunarak sizi alemlerde dipnot 1 nimetlendirdiğimi hatırlayın.
Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Ey İsrail oğulları, size ihsan etdiğim (bunca) ni'metimi ve sizi (bir zaman) alemler üzerine hakıykaten mümtaz kılmış olduğumu hatırlayın.
Ey İsrailoğulları, size ihsan etmiş olduğum nimetimi ve sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
(120-123) Yahudi ve Hristiyanlar onların dini beraberliğine / milletine uymadıkça asla senden razı olmazlar , de ki yola iletmek / kılavuzluk muhakkak ki Allah’ındır, O, kılavuzluk edebilir, sana ilim geldikten sonra / sana bilgi geldikten sonra on ların keyflerine uyarsan eğer, senin için Allah’tan ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Kendilerine kitap verilenler onu gerçek bir okuyuşla / hakiki bir okuyuşla okurlar , işte onlar ona iman ediyorlardır , her kim onu yok sayar görmezden gelirse işte onlar da hasara uğrayanlardır. Ey İsrailoğulları, sizi nimetlerimle nimetlendirdim ve sizi kesinlikle alemlere üstün tuttum, hatırlayın, hiçbir kimsenin diğer bir kimseye bir şey ödeyemeyeceği günden sakının, Onda ödeme / fidye kabul edilemez, onda aracılık fayda etmez, onlara yardım da edilmez.
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi (bir zamanlar) diğer toplumlara üstün kıldığımı hatırlayın.
Ey İsrail oğulları, size verdiğim ni'meti ve sizi alemlere üstün kılmış olduğumu hatırlayın.
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetleri ve sizi çağdaşlarınıza üstün kıldığımı hatırlayın! dipnot 1
Ey İsrailoğulları! Ettiğim onca iyiliği ve sizi çağdaşlarınıza üstün kıldığımı dipnot 1 aklınızdan çıkarmayın!
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi diğer toplumlara üstün kıldığımı hatırlayın.
-Ey İsrailoğulları, Size verdiğim nimeti ve sizi diğer toplumlara üstün kıldığımı hatırlayın.
Ey İsrailoğulları! Size lütfettiğim nimetimi hatırlayın. Ben sizi alemlerden daha üstün kılmıştım.
Bakara suresi, 123. ayet. وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنفَعُهَا شَفَٰعَةٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.
Öyle bir güne karşı takvâlı (duyarlı) olun ki (o gün) kimse kimseden hiçbir şey gideremez; kimseden fidye kabul edilmez; dipnot 1 kimseye şefaat yarar sağlamaz; dipnot 2 onlara yardım da edilmez. dipnot 3
Kimsenin kimseye hiç bir fayda sağlamayacağı, kimseden kurtuluş bedeli kabul edilmeyeceği, şefaatin hiç bir yarar vermeyeceği ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği günün bilincinde olun!
Ve hiçbir insanın diğerine bir yararının olmayacağı, hiç birinden fidye kabul edilmeyeceği; şefaatin fayda etmeyeceği ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği bir Günü(n gelip çatacağını) aklınızdan çıkarmayın.
Ve korunun o süreçten ki, hiçbir nefs bir başkası için bir şey ödeyerek onu kurtaramaz. Ondan bir fidye (kurtuluş bedeli) kabul edilmez; ona şefaat fayda vermez ve dahi yardım edilemez!
Ve hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı ve hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.
Ve bir günden sakının ki, o günde hiç kimse başkası namına bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardım da görmezler .
Ve kimsenin, kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, kimseden kurtulmalık alınmayacağı, kimsenin ara buluculuğunun yarar sağlamayacağı ve onlara yardım da edilmeyeceği günden sakının.
Hiç kimsenin hiçbir kimseye fayda veremeyeceği, kimseden bedel kabul edilmeyeceği, şefaatin kimseye fayda vermeyeceği ve kafirlere yardım edilmeyeceği bir günden sakınınız.
Kimsenin kimseden yana bir şey ödeyemediği, hiç kimseden fidye alınmadığı ve hiç kimseye aracılığın (şefaat) yarar sağlamadığı ve yardımın kesildiği bir günden sakının.
Kimsenin kimseden yana bir şey ödeyemediği, hiç kimseden fidye alınmadığı ve hiç kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamadığı ve yardımın kesildiği bir günden sakının
Ve öyle bir günden korkun ki, kimse başka birinin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, ona şefaat fayda vermez ve hiç bir taraftan yardım da görmezler.
ve sakının öyle bir günden ki kimse kimseden bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, ve ona şefaat de faide vermez, hem de hiç bir taraftan yardım olunmazlar
Hiç kimsenin bir başkasının yerine bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği ve hiç kimseye şefaatin dipnot 1 fayda vermeyeceği ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden korunup sakının.
Hiç kimsenin bir başkasının yerine bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği ve hiç kimseye şefaatin dipnot 1 fayda vermeyeceği ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden korunup sakının.
Hiç kimsenin bir başkasının yerine bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği ve hiç kimseye şefaatin dipnot 1 fayda vermeyeceği ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği günden sakının.
Ve hiç kimsenin kimseden yana / hiç kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı ve hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği ve yardımın kesildiği / yardım görülmeyeceği bir günden sakının.
O günden sakının ki hiç bir kimse kimseden yana birşey ödeyemez. Kimseden bedel kabul olunmaz. Kimseye de şefaat faide vermez ve onlara (başka her hangi bir) yardım da edilmez.
Ve öyle bir günden sakının ki, o gün kimse kimseden yana bir şey ödeyemez, kimseden bedel kabul olunmaz, şefaat fayda vermez ve yardım olunmaz.
(120-123) Yahudi ve Hristiyanlar onların dini beraberliğine / milletine uymadıkça asla senden razı olmazlar , de ki yola iletmek / kılavuzluk muhakkak ki Allah’ındır, O, kılavuzluk edebilir, sana ilim geldikten sonra / sana bilgi geldikten sonra on ların keyflerine uyarsan eğer, senin için Allah’tan ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Kendilerine kitap verilenler onu gerçek bir okuyuşla / hakiki bir okuyuşla okurlar , işte onlar ona iman ediyorlardır , her kim onu yok sayar görmezden gelirse işte onlar da hasara uğrayanlardır. Ey İsrailoğulları, sizi nimetlerimle nimetlendirdim ve sizi kesinlikle alemlere üstün tuttum, hatırlayın, hiçbir kimsenin diğer bir kimseye bir şey ödeyemeyeceği günden sakının, Onda ödeme / fidye kabul edilemez, onda aracılık fayda etmez, onlara yardım da edilmez.
Kimsenin kimse adına bir şey ödemeyeceği, kimseden fidye kabul edilmeyeceği, kimseye şefaatin fayda vermeyeceği ve kendilerine yardım da edilmeyeceği bir günden kendinizi koruyun!
Ve şu günden sakının ki, kimse kimsenin cezasını çekmez (borcunu ödemez), kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat (aracılık, iltimas) fayda vermez, bir taraftan yardım da görmezler.
Kimsenin kimseden bir şeyi savamayacağı, kimseden bir bedelin kabul edilmeyeceği, şefaatin kimseye fayda vermeyeceği ve hiç kimseye yardım edilmeyeceği bir gün konusunda yanlış yapmaktan sakının! dipnot 1
Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden fidye kabul edilmeyecek, şefaatin kimseye faydası olmayacak dipnot 1 ve kimseye yardım edilmeyecektir.
Hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği, hiç kimseye şefaatin fayda vermeyeceği ve kendilerine yardım da edilmeyeceği bir günden kendinizi koruyun!
Hiç kimsenin hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye kabul edilmeyeceği, hiç kimseye şefaatin fayda vermeyeceği ve kendilerine yardım da edilmeyeceği bir günden kendinizi koruyun!
Kimsenin kimse yerine bir şey ödemeyeceği, kimseden fidye kabul edilmeyeceği, şefaatin hiç kimseye yarar sağlamayacağı ve onların hiç bir yardım göremeyecekleri o günden korkun.
Bakara suresi, 124. ayet. وَإِذِ ٱبْتَلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ رَبُّهُۥ بِكَلِمَٰتٍ فَأَتَمَّهُنَّ قَالَ إِنِّى جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًا قَالَ وَمِن ذُرِّيَّتِى قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِى ٱلظَّٰلِمِينَ
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.
Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım sözlerle sınamıştı; o da onları tam olarak yerine getirmişti. (Allah): "Ben seni insanlara önder yapacağım." demişti. (İbrahim) "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi)!" deyince, (Allah) "Sözüm zalimlere ermez (onlar için söz vermem)." demişti.
Hani Rabbi İbrahim'i insanı şiddetle sarsan ağır imtihanlara tabi tutmuş ve o da bu (imtihanı) hakkıyla verdiği zaman demişti ki: "Ben seni insanlığa önder yapacağım". İbrahim: "Neslimden de!?" demişti. Allah buyurmuştu: "Sözüm (senin neslinden de olsa) zalimler için asla geçerli değildir."
Ve (şunu hatırlayın): Rabbi, İbrahim'i buyrukları ile sınadığında ve İbrahim de bunları yerine getirdiğinde O'na: "Seni insanlara önder yapacağım!" demişti. İbrahim de sormuştu: "Benim neslimden de mi (önderler çıkaracaksın)?" (Allah) cevap vermişti: "Benim ahdim zalimleri kapsamaz."
Hani Rabbi (Esma bileşimi hakikati) İbrahim'i bir takım birimlerle (karşılaştırıp onlara karşı düşüncelerini) imtihan etmişti de (yıldız - ay - güneş konularına verdiği cevapları hatırlayın), O da hakkıyla bu konularda değerlendirmelerini ortaya koyarak, başarmıştı. Bundan sonra Rabbi: "Ben seni insanlara imam (ilmi nedeniyle kendisine uyulan) kılacağım" demişti. (İbrahim): "Zürriyetimden de" niyazında bulundu. Rabbi: "Sözüm zulmedenleri kapsamaz" buyurdu.
Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti. O da (istenenleri) tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim'e): "Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah:) "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi.
Bir zamanlar Rabbi İbrâhim'i bir takım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara imam (önder) yapacağım, demişti. «Soyumdan da (önderler yap, yâ Rabbi!) » deyince Allah: Ahdim zâlimlere ulaşmaz (onlar için söz vermem) buyurdu.
Efendisi, İbrahim'i, bir takım sözlerle sınamış, O da eksiksiz olarak yerine getirmişti. Dedi ki: "Seni, kesinlikle insanlara önder yapacağım!" "Soyumdan da!" deyince, şöyle dedi: "Benim sözüm, haksızlık yapanları kapsamaz!" dipnot 29
Yeni Ahit · Romalılar 4:16
Bu nedenle vaat, Tanrının lütfuna dayanmak ve İbrahimin bütün soyu için güvence altına alınmak üzere imana bağlı kılınmıştır. İbrahimin soyu yalnız Kutsal Yasaya bağlı olanlar değil, aynı zamanda… Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin
Bir zamanlar Rabbi, İbrahim'i birtakım sorularla imtihan etti, o da onları tamamen cevaplandırınca, "Ben seni insanlara önder yapacağım" dedi. İbrahim de, "Soyumdan da önderler yap!" dedi. Allah, "Sözümzalimleri içermez" dedi.
Efendisi, bir zamanlar İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış; o da onları tamamlamıştı: "Seni insanlara önder yapacağım" demişti. "Soyumdan da?.." deyince, "Zalimler benim sözüme dahil olmaz" buyurmuştu. dipnot 1
Rabbi, bir zamanlar İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış; o da onlara eklemişti: (Tanrı) 'Seni insanlara önder yapacağım,' demişti. 'Soyumdan da?..,' deyince, 'Zalimler benim sözüme dahil olmaz' buyurmuştu.
Şunu da hatırlayın ki, bir vakit Rabbi, İbrahim'i bir takım kelimelerle imtihan etti. O, onları tamamlayınca Rabbi: "Ben seni bütün insanlara önder yapacağım." buyurdu. İbrahim: "Rabbim zürriyetimden de yap" dedi. Rabbi ise: "Zalimler Benim ahdime nail olamaz." buyurdu.
Şunu da hatırda tutun ki bir vakit İbrahimi Rabbı bir takım kelimat ile imtihan etti, o onları itmam edince "ben seni bütün insanlara İmam edeceğim" buyurdu "ya Rabbi zürriyetimden de" dedi, buyurdu ki benim ahdime zalimler nail olamaz
Hani! Rabb'i, İbrahim'i birtakım kelimeler dipnot 1 ile sınamış; o da onları yerine getirmişti. Allah, "Ben seni insanlara önder yapacağım." dedi. İbrahim, "Soyumdan olanları da." deyince; Allah, "Benim ahdim zalimlere ulaşmaz!" dedi.
Hani! Rabb'i, İbrahim'i birtakım kelimeler dipnot 1 ile sınamış; o da onları yerine getirmişti. Allah, "Ben seni insanlara önder yapacağım." dedi. İbrahim, "Soyumdan olanları da." deyince; Allah, "Benim ahdim zalimlere ulaşmaz!" dedi.
Hani! Rabb'i, İbrahim'i birtakım kelimeler dipnot 1 ile sınamış; o da onları yerine getirmişti. Allah, "Ben seni insanlara önder yapacağım." dedi. İbrahim, "Soyumdan olanları da." deyince; Allah, "Benim ahdim zalimlere ulaşmaz!" dedi.
Hani rabbi İbrahim'i bir takım kelimelerle denemişti. O da (istenenleri) tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Tanrı İbrahim'e:) "Seni kuşkusuz insanlara imam kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Tanrı:) "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi.
Ve hatırlayın o zaman ki Rabbi, İbrahimi bir takım kelimelerle (emirleriyle) imtihan edib de o, bunları tamamen yerine getirince: "Seni insanlara imam (rehber) yapacağım" buyurmuş, (İbrahim). "Zür-riyyetimden de" demiş, Allah ise: "Zaalimler ahdime (rahmetime, imametime, taatıma) eremez" demişdi.
Hani, İbrahim'i Rabb'ı bir takım kelimelerle imtihan etmişti de o da bunları tamamlayınca, Seni insanlara imam kılacağım, buyurmuştu. O da: Soyumdan da, demişti. Allah da; zalimler ahdime eremez buyurmuştu.
(124-134) Rabbi bir vakit İbrahim’i kelimelerle sınadı (Bağlılık sınavı) o da tamamladı, seni kesinlikle insanlara lider/ öncü/ imam yapacağım dedi, dedi ki ve soyumdan da / zürriyetimden de? (Sadece ben olmasam ayrıca zürriyetimden de istesem) Dedi ki benim söz verişim zalimlere ulaşmaz / nail olmaz. İnsanlar için gelinen toplanılan ve güvende / emin kalınabilen bir yer olması ve İbrahim makamından namaz yeri / musalla edin ebilmeleri için, beyti / Beytullah’ı yaptık. İbrahim ve İsmail’le tavaf edenler ibadete kapana nlar / itikafa kapananlar rükû ve secde edenler için evimi temiz tutmaları konusunda sözleştik /ahitleştik. Bir vakit İbrahim dedi ki Rabbim, Bu kasabayı / bu beldeyi güvenilir kıl / emin kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri ürünlerle rızıklandır. Dedi ki kim de kafirlik ederse azcık onu geçindiririm ve sonra ateş azabına onu zorlarım / sürüklerim , orası ne kötü varış yeridir. İbrahim ve İsmail evin temellerini / kaidelerini yükseltiyorlarken Rabbimiz bizden kabul et, muhakkak sen işitensin bilensin, Rabbimiz bizi sana teslim olanlar eyle ve soyumuzdan da sana teslim olan ümmetler yap, bize ibadet yerlerimizi göster ve tövbemizi kabul et sen vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edensin, esirgeyensin, Rabbimiz onların içlerinden onlara senin ayetlerini okuyan, onlara kitabı ve gerekçesini / hikmetini öğreten ve onları arındıran / temizleyen bir Resul yarat , Muhakkak ki sen saygıdeğersin, hâkimsin diye dua ettiler. İbrahim dînî topluluğundan / İbrahim milletinden yüz çevirenden başka kim kendisini aşağılık eder ki? Kesinlikle biz Onu dünyada seçtik, ahirette de O Salihlerdendir. Bir Vakit Rabbi Ona demişti ki “Teslim ol” O da dedi ki “Alemlerin Rabbine teslim oldum” İbrahim de oğullarına ve Yakub’a şunu vasiyet etti: “Ey oğullarım! Allah sizin için belirli bir din seçti , ancak Müslüman iseniz ölün. Ayrıca siz Yakup ölüm için hazırlandığında şahitler miydiniz? O vakit oğullarına benim ardımdan neye ibadet edeceksiniz dedi. Dediler ki senin İlah’ına, babalarımız İbrahim İsmail ve İshak’ın tek olan İlah’ına tapacağız, biz ona teslim olduk dediler. İşte bu, gelip geçmiş bir toplumdu / ümmetti, kazandıkları kendilerine sizin de kazandıklarınız size, onların yaptıklarından siz sorgulanmazsınız.
Hani Rabbi, İbrahim’i birtakım emirlerle imtihan etmiş, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: “Ben seni insanlara önder yapacağım.” İbrahim de, “Soyumdan gelenlerden de (önderler yap, ya Rabbi!)” demişti. Bunun üzerine Rabbi: "Benim ahdime (verdiğim söze) zalimler nail olamaz." diye buyurdu.
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış, o da onları tamamlayınca: "Ben seni insanlara önder yapacağım" demişti. "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" dedi. (Rabbi): "zalimlere ahdim ermez (onlar için söz vermem!)" buyurdu.
Bir zamanlar Rabbi, İbrahim'i birtakım yükümlülüklerle dipnot 1 yıpratıcı imtihanlardan geçirmiş, o da onları tam olarak başarmıştı. Rabbi ona: "Ben seni insanlara önder yapacağım!" dedi. O "Soyumdan da olsun!" dipnot 2 deyince, "(Olur, ama) yanlış yapanlar, sözümün kapsamına girmez." dedi. dipnot 3
Bir zamanlar Sahibi (Rabbi), İbrahim'i bir takım sözlerle (emirlerle) imtihan etmiş, o da tam başarı göstermişti. dipnot 1 Sahibi (Rabbi) ona: "Ben seni insanlara imam (önder) yapacağım!" dedi. O "Soyumdan da olsun!" deyince, "(Olur, ama) yanlış yapanlar, sözümün kapsamına girmez." dedi.
(Hatırlayın o zamanı ki) Rabbi İbrahim’i bir takım kelimelerle imtihan etmiş, o da onları tamamen yerine getirince: Seni insanlara önder yapacağım, buyurmuş, İbrahim de: Soyumdan gelenlerden de önderler yap, demişti. Allah ise benim ahdime zalimler nail olamaz diye buyurdu.
(Hatırlayın o zamanı ki) Rabbi İbrahim'i bir takım hükümlerle imtihan etmiş, o da onları tamamen yerine getirince: -Seni insanlara önder yapacağım, buyurmuş, İbrahim de: -Soyumdan gelenlerden de önderler yap, demişti. Allah ise: -Ama zalimler için söz vermiyorum, diye cevap vermişti.
Hani Rabb'i, İbrahim'i bazı kelimelerle imtihana çekmiş, o da onların hakkını vermişti de Rab şöyle demişti: "Seni insanlara önder yapacağım." İbrahim, "soyumdan birilerini de" deyince Allah: "Benim ahdime zalimler eremezler." buyurdu.
Bakara suresi, 125. ayet. وَإِذْ جَعَلْنَا ٱلْبَيْتَ مَثَابَةً لِّلنَّاسِ وَأَمْنًا وَٱتَّخِذُوا۟ مِن مَّقَامِ إِبْرَٰهِـۧمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِـۧمَ وَإِسْمَٰعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِىَ لِلطَّآئِفِينَ وَٱلْعَٰكِفِينَ وَٱلرُّكَّعِ ٱلسُّجُودِ
Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için evimi (Kabe'yi) tertemiz tutun."
Hani Evi (Kâbe'yi) insanlara toplanma yeri ve güven (mekânı) kılmıştık. Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin! İbrahim'e ve İsmail'e "Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evimi temiz tutun!" diye emretmiştik. dipnot 1
Hani bir zaman da Kabe'yi insanlık için daimi bir merkez ve kutsal bir güvenlik bölgesi kılmıştık: öyleyse İbrahim'in makamını dua ve ibadet yeri edinin! Nitekim biz İbrahim ve İsmail'e, "Tavaf edecekler, (iç dünyasını iman için) içe kapanacaklar ve uzun uzun rüku ve secde ile namaz kılacaklar için mabedimi temiz tutun!" diye emretmiştik.
O zaman Biz Mabed'i insanların tekrar tekrar yöneleceği bir hedef ve bir kutsal sığınak yapmıştık: Öyleyse İbrahim için vaktiyle belirlenen yeri ibadet mahalli edinin. Nitekim Biz, İbrahim ve İsmail'e emrettik: "Mabedimi, onu tavaf edecekler için, onun yanında tefekküre dalacaklar için ve (namazda) rüku ve secde edecekler için temiz tutun."
Biz Beyt'i (Kabe - kalp) insanlara güvenilir sığınak yaptık! İbrahim makamını (Hullet makamı, Esma mertebesi kuvveleriyle tahakkuk makamı) musalla (namazın yaşandığı yer) edinin. İbrahim ve İsmail'e: "Beytimi; tavaf edenler, kulluğunu yaşamak için oraya kapananlar ve secde eden rüku edenler için arındırılmış olarak muhafaza edin" dedik.
Hani Evi (Ka'be'yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık. "İbrahim'in makamını namaz yeri edinin", İbrahim ve İsmail'e de, "Evimi, tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin" diye ahid verdik.
Biz, Beyt’i (Ka'be'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık ve siz de İbrâhim'in makamından bir namaz yeri edinin (dedik). İbrâhim ve İsmâil'e: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için Evim'i temiz tutun, diye emretmiştik.
Ev'i, insanlar için bir toplanma ve güvenli bir yer yapmıştık. "İbrahim'in yerini, namaz yeri edinin!" İbrahim ve İsmail'e de buyruğu iletmiştik: "Tavaf edenler, kendisini yakarışlara verenler, eğilenler ve secde edenler için, Evim'i temiz tutun!"
Beytullah'ı insanların toplantı yeri ve güvenlik mekanı yaptığımızı hatırla! İbrahim'in makamından namaz kılma yeri edininiz. İbrahim ve İsmail'e, "Tavaf edenler, itikafa girenler, rüku ve secdeye varanlar için Beyt'imi temiz tutunuz" diye emretmiştik.
Ev'i halk için bir odak noktası ve bir güven yeri kıldık. İbrahim'in makamını bir salat (dayanışma) yeri olarak kullanın. "Ziyaretçiler, kendini ibadete verenler ve eğilip secde edenler için ikiniz Evimi temiz tutun" diye İbrahim ve İsmail'i görevlendirmiştik.
Kabeyi halk için bir odak noktası ve bir güven yeri kıldık. İbrahim'in makamını bir namaz yeri olarak kullanın. 'Ziyaretçiler, kendini ibadete verenler ve eğilip secde edenler için ikiniz Evimi temiz tutun,' diye İbrahim ve İsmail'i görevlendirmiştik.
Ve o vakit Kabe'yi insanlar için dönüp varılacak sevap kazanma ve güvenilir bir yer kıldık. Siz de İbrahim'in makamından kendinize bir namazgah edinin! Ve İbrahim ile İsmail'e şöyle emir verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rüku ve secdeye varanlar için tertemiz bulundurun."
ve o vakit beyti şerifi insanlar için dönüp varılacak bir sevabgah ve bir darüleman kıldık -siz de makamı İbrahimden kendinize bir namazgah edinin- ve İbrahim ve İsmaile şöyle ahd verdik: Beytimi hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem rükü ve sücude varanlar için tertemiz bulundurun
Hani Biz, Beyt'i dipnot 1 insanlar için toplanma yeri ve güvenli bir yer kıldık. "İbrahim'in makamından kendinize bir salat dipnot 2 yeri edinin." dedik. İbrahim ve İsmail'den, "Evimi tavaf edenler, kendilerini adamak amacıyla orda toplananlar, "rüku ve secde edenler dipnot 3 " için temiz tutun." diye söz aldık.
Hani Biz, Beyt'i dipnot 1 insanlar için toplanma yeri ve güvenli bir yer kıldık. "İbrahim'in makamından kendinize bir salat dipnot 2 yeri edinin." dedik. İbrahim ve İsmail'den, "Evimi tavaf edenler, kendilerini adamak amacıyla orda toplananlar, "rüku ve secde edenler" dipnot 3 için temiz tutun." diye söz aldık.
Hani Biz, Beyt'i dipnot 1 insanlar için toplanma yeri ve güvenli bir yer kılmıştık. "İbrahim'in makamından kendinize bir salat dipnot 2 yeri edinin." dedik. İbrahim ve İsmail'den, "Evimi tavaf edenler, ibadet amacıyla orda toplananlar, rüku dipnot 3 ve secde dipnot 4 edenler için temiz tutun." diye söz almıştık.
Hani Evi (Kabe'yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik (emna) yeri kılmıştık. "İbrahim'in makamını namaz yeri edinin". İbrahim ve İsmail'e de "Evimi, tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin" diye ahid verdik.
Hani Beyt (-i şerifi, Kabey) i insanlar için bir toplantı yeri ve emin bir mahal yapmışdık (hatırlayın). "Siz de İbrahimin makamından bir namazgah edinin", İbrahim ile İsmaile de: "Evimi tavaf edenler, (ibadet kasdıyle orada) kalanlar, rüku ve sücud eyleyenler (namaz kılanlar) için titizlikle temizleyin" diye kuvvetli emir vermişdik.
Hani; Biz Beyti insanlar için bir toplantı yeri ve emin bri mahal yapmıştık. Siz de İbrahim'in makamından bir namazgah edinin. İbrahim ile İsmail'e de evimi tavaf edenler, orada kalanlar rüku ve secde edenler için temizleyin, diye ahid vermiştik.
(124-134) Rabbi bir vakit İbrahim’i kelimelerle sınadı (Bağlılık sınavı) o da tamamladı, seni kesinlikle insanlara lider/ öncü/ imam yapacağım dedi, dedi ki ve soyumdan da / zürriyetimden de? (Sadece ben olmasam ayrıca zürriyetimden de istesem) Dedi ki benim söz verişim zalimlere ulaşmaz / nail olmaz. İnsanlar için gelinen toplanılan ve güvende / emin kalınabilen bir yer olması ve İbrahim makamından namaz yeri / musalla edin ebilmeleri için, beyti / Beytullah’ı yaptık. İbrahim ve İsmail’le tavaf edenler ibadete kapana nlar / itikafa kapananlar rükû ve secde edenler için evimi temiz tutmaları konusunda sözleştik /ahitleştik. Bir vakit İbrahim dedi ki Rabbim, Bu kasabayı / bu beldeyi güvenilir kıl / emin kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri ürünlerle rızıklandır. Dedi ki kim de kafirlik ederse azcık onu geçindiririm ve sonra ateş azabına onu zorlarım / sürüklerim , orası ne kötü varış yeridir. İbrahim ve İsmail evin temellerini / kaidelerini yükseltiyorlarken Rabbimiz bizden kabul et, muhakkak sen işitensin bilensin, Rabbimiz bizi sana teslim olanlar eyle ve soyumuzdan da sana teslim olan ümmetler yap, bize ibadet yerlerimizi göster ve tövbemizi kabul et sen vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edensin, esirgeyensin, Rabbimiz onların içlerinden onlara senin ayetlerini okuyan, onlara kitabı ve gerekçesini / hikmetini öğreten ve onları arındıran / temizleyen bir Resul yarat , Muhakkak ki sen saygıdeğersin, hâkimsin diye dua ettiler. İbrahim dînî topluluğundan / İbrahim milletinden yüz çevirenden başka kim kendisini aşağılık eder ki? Kesinlikle biz Onu dünyada seçtik, ahirette de O Salihlerdendir. Bir Vakit Rabbi Ona demişti ki “Teslim ol” O da dedi ki “Alemlerin Rabbine teslim oldum” İbrahim de oğullarına ve Yakub’a şunu vasiyet etti: “Ey oğullarım! Allah sizin için belirli bir din seçti , ancak Müslüman iseniz ölün. Ayrıca siz Yakup ölüm için hazırlandığında şahitler miydiniz? O vakit oğullarına benim ardımdan neye ibadet edeceksiniz dedi. Dediler ki senin İlah’ına, babalarımız İbrahim İsmail ve İshak’ın tek olan İlah’ına tapacağız, biz ona teslim olduk dediler. İşte bu, gelip geçmiş bir toplumdu / ümmetti, kazandıkları kendilerine sizin de kazandıklarınız size, onların yaptıklarından siz sorgulanmazsınız.
Hani, biz Kâbe’yi insanlara dönüş/toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun!" diye emrettik.
Biz Beyt'i (Ka'be'yi) insanlara sevap kazanılacak bir toplantı ve güven yeri yaptık. Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). İbrahim ve İsma'il'e: "Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rüku ve secde edenler için Ev'imi temizleyin!" diye emretmiştik.
O Beyt'i dipnot 1 insanların sevap kazanacağı ve güvende olacağı bir yer yaptık. Siz makam-ı İbrahim'i /İbrahim'in ibadet için bulunduğu yerleri, dipnot 2 ibadet yeri edinin. İbrahim ile İsmail'e "tavaf dipnot 3 edenler, itikafta dipnot 4 bulunanlar, rüku ve secde edenler /namaz kılanlar için Beyt'imi tertemiz tutun!" diye sorumluluk yükledik. dipnot 5
Eski Ahit · Mezmurlar 84:4
Ne mutlu senin evinde oturanlara, 2 Seni sürekli överler! |iSela Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Kabe'yi insanların toplanacakları ve güven içinde olacakları bir yer yaptık. Siz makam-ı İbrahim'i (İbrahim'in dua için durduğu yerleri), dua yerleri yapın. dipnot 1 İbrahim ile İsmail'e görev verdik: "Evimi (Kabe'yi); tavaf edenler, itikafta dipnot 2 bulunanlar, rüku ve secde edenler için tertemiz tutun!" dedik.
Kâbe’yi insanlar için toplanma yeri ve emniyet mahalli kıldık. Ve: Siz de İbrahim’in makamını namazgâh edinin. İbrahim ve İsmail’e de: Beyt’imi tavaf edenler, itikafta bulunanlar, rükû ve secde edenler için temizleyin, diye kuvvetli bir emir vermiştik.
Kabe'yi insanlar için toplanma yeri ve emniyet mahalli kılmış ve: -İbrahim'in makamını namazgah edinin, İbrahim ve İsmail'e de: -Beyt'imi tavaf edenler, ibadete kapananlar, rüku ve secde edenler için temizleyin, diye kuvvetli bir emir vermiştik.
Hatırla o zamanı ki, biz Beytullah'ı insanlar için sevap kazanmaya yönelik bir toplantı yeri ve güvenli bir sığınak yaptık. Siz de İbrahim'in makamından bir dua yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şu sözü ulaştırmıştık; "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku-secde edenler için evimi temizleyin!"
Bakara suresi, 126. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا بَلَدًا ءَامِنًا وَٱرْزُقْ أَهْلَهُۥ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ مَنْ ءَامَنَ مِنْهُم بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ قَالَ وَمَن كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُۥ قَلِيلًا ثُمَّ أَضْطَرُّهُۥٓ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلنَّارِ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah da, "İnkar edeni bile az bir süre, (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır; sonra onu cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!" demişti.
Hani İbrahim de demişti ki: "Rabbim! Burayı güvenli bir şehir yap; halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle rızıklandır!" dipnot 1 (Allah da) şöyle demişti: "Kim inkâr ederse onu az bir süre yararlandırır, sonra onu cehennem azabına sürüklerim. dipnot 2 Ne kötü varış yeridir (orası)!" dipnot 3
Hani İbrahim de şöyle dua etmişti: "Rabbim! Burasını emin bir bölge kıl! Onun sakinlerinden Allah'a ve ahiret gününe inananları türlü ürünlerle rızıklandır!" Allah karşılık verdi: "Onlardan küfredenleri de, geçici zevkleri tattırdıktan sonra yakıcı bir azaba mahkum ederim ki, orası pek fena bir duraktır."
Ve İbrahim: "Ey Rabbim!" diye yalvardı, "Burayı emin bir bölge yap ve halkından Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman edenlere bereketli rızıklar bağışla." (Allah): "Her kim hakikati inkar ederse, onun kısa bir süre zevk ü sefa içinde yaşamasına izin veririm -ama sonunda onu ateşin azabına sürerim; ne kötü bir duraktır o!" diye cevap verdi.
Hani İbrahim şöyle demişti: "Rabbim burasını emin bir mahal kıl ve ehlini (nefslerinin hakikati olarak) Allah'a ve gelecekte yaşanacak sürece iman edenleri, yaptıklarının sonuçlarıyla rızıklandır. " (Rabbi) dedi: "Kim (hakikati) inkar ederse onu bile kısa bir zaman (dünya yaşamı) boyunca rızıklandırır, sonra da yanma azabına bırakırım. " O ne kötü gerçekle yüzleşmedir!
Hani İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti de (Allah: "Sadece inananları değil) inkar edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o" demişti.
İbrâhim de demişti ki: Ey Rabbim! Burayı emin bir şehir yap, halkından Allah'a ve âhiret gününe inananları çeşitli meyve (ürün) lerle besle. Allah buyurdu ki: Kim inkâr ederse onu az bir süre faydalandırır, sonra onu cehennem azâbına mecbur kılarım . Ne kötü varılacak yerdir orası.
İbrahim, şöyle demişti: "Efendim! Bu yöreyi güvenli yap. Onun halkından, Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inananlara geçimlik ürünler ver!" Dedi ki: "Nankörlük edeni de kısa bir süre geçindirir, sonra, ateşle cezalandırırım; ne kötü bir varış yeridir!"
Hatırla İbrahim'in şöyle dediğini: "Ey Rabbim! Burayı güvenli bir belde yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle besle!" Allah da şöyle buyurdu: "İnkar edeni de az bir süre faydalandırır, sonra onu cehennem azabına sürüklerim. Orası ne kötü bir yerdir!"
İbrahim, "Efendim, burayı güvenlik yeri kıl. ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylayan sakinlerine ürünlerle rızık ver" deyince, "İnkar edene de rızık vereceğim. Onu kısa bir süre geçindirir, sonra onu ateş cezasına mahkûm ederim. Ne kötü bir uğrak yeridir orası!" dedi.
İbrahim, 'Rabbim, burayı güvenlik yeri kıl. ALLAH'a ve ahiret gününe inanan halkına ürünlerle rızık ver,' deyince, 'İnkar edene de rızık vereceğim. Onu kısa bir süre geçindirir, sonra onu ateş cezasına mahkum ederim. Ne kötü bir uğrak yeridir orası!,' dedi.
Ve o vakit İbrahim: "Ya Rab, burasını güvenilir bir yer kıl ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle rızıklandır!" dedi. Allah da: "İnkar edenleri de rızıklandırır, kısa bir zaman için hayattan nasip aldırırım. Sonra onları cehennem azabına girmek zorunda bırakırım ki, o ne yaman bir inkılaptır!" buyurdu.
ve o vakit İbrahim "Yarab burasını emin bir belde kıl ve ahalisini envaı semerattan merzuk buyur, "Allaha ve Ahıret gününe iman eyleyenlerini" dedi, buyurdu ki "küfredeni dahi merzuk eder de az bir zaman hayattan nasib aldırırım ve sonra ateş azabına muztar kılarım ki o ne yaman bir inkılabtır
Hani İbrahim: "Ey Rabb'im! Bu beldeyi güvenli bir yer kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlerı, çeşitli ürünlerle rızıklandır." dedi. O da: "Kafir dipnot 1 olanı dahi az bir süre geçindiririm; sonra onu ateşin azabına uğratırım. Orası, varacaklar için ne kötü bir yerdir." dedi.
Hani İbrahim: "Ey Rabb'im! Bu beldeyi güvenli bir yer kıl, halkından, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inananları, çeşitli ürünlerle rızıklandır." dedi. O da: "Kafir dipnot 1 olanı dahi az bir süre geçindiririm; sonra onu ateşin azabına uğratırım. Orası, varacaklar için ne kötü bir yerdir." dedi.
Hani İbrahim: "Ey Rabb'im! Bu beldeyi güvenli bir yer kıl, halkından, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanları, çeşitli ürünlerle rızıklandır." dedi. O da: "İnkar edeni dahi az bir süre rızıklandırırım; sonra onu ateşin azabına uğratırım. Orası, varacaklar için ne kötü bir yerdir." dedi.
Hani İbrahim: "Rabbim, burasını güvenli (aminen) bir şehir kıl ve ehlinden Tanrı'ya ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti de (Tanrı: "Sadece inananları değil) küfredeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o" demişti.
Hani İbrahim: "Ya Rab, burasını emniyyetli bir şehir yap ve ehalisinden Allaha ve ahiret gününe inananları (yemiş, hububat gibi) mahsullerle rızıklandır" demişdi. (Allah da:) "Kafir olanı dahi kısa bir zaman için (yaşadığı müddetce) faidelendireceğim, sonra onu cehennem azabına icbar edeceğim. Varacağı yer ne kötüdür" buyurmuşdu.
Hani, İbrahim demişti ki: Rabbım burasını emniyetli bir şehir yap. Ve halkından Allah'a, ahiret gününe iman etmiş olanları mahsullerle rızıklandır Allah da: Kafir olanı kısa bir zaman için geçindiririm. Sonra onu cehennem azabına zorlarım. Bu ne kötü bir sonuçtur, buyurmuştu.
(124-134) Rabbi bir vakit İbrahim’i kelimelerle sınadı (Bağlılık sınavı) o da tamamladı, seni kesinlikle insanlara lider/ öncü/ imam yapacağım dedi, dedi ki ve soyumdan da / zürriyetimden de? (Sadece ben olmasam ayrıca zürriyetimden de istesem) Dedi ki benim söz verişim zalimlere ulaşmaz / nail olmaz. İnsanlar için gelinen toplanılan ve güvende / emin kalınabilen bir yer olması ve İbrahim makamından namaz yeri / musalla edin ebilmeleri için, beyti / Beytullah’ı yaptık. İbrahim ve İsmail’le tavaf edenler ibadete kapana nlar / itikafa kapananlar rükû ve secde edenler için evimi temiz tutmaları konusunda sözleştik /ahitleştik. Bir vakit İbrahim dedi ki Rabbim, Bu kasabayı / bu beldeyi güvenilir kıl / emin kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri ürünlerle rızıklandır. Dedi ki kim de kafirlik ederse azcık onu geçindiririm ve sonra ateş azabına onu zorlarım / sürüklerim , orası ne kötü varış yeridir. İbrahim ve İsmail evin temellerini / kaidelerini yükseltiyorlarken Rabbimiz bizden kabul et, muhakkak sen işitensin bilensin, Rabbimiz bizi sana teslim olanlar eyle ve soyumuzdan da sana teslim olan ümmetler yap, bize ibadet yerlerimizi göster ve tövbemizi kabul et sen vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edensin, esirgeyensin, Rabbimiz onların içlerinden onlara senin ayetlerini okuyan, onlara kitabı ve gerekçesini / hikmetini öğreten ve onları arındıran / temizleyen bir Resul yarat , Muhakkak ki sen saygıdeğersin, hâkimsin diye dua ettiler. İbrahim dînî topluluğundan / İbrahim milletinden yüz çevirenden başka kim kendisini aşağılık eder ki? Kesinlikle biz Onu dünyada seçtik, ahirette de O Salihlerdendir. Bir Vakit Rabbi Ona demişti ki “Teslim ol” O da dedi ki “Alemlerin Rabbine teslim oldum” İbrahim de oğullarına ve Yakub’a şunu vasiyet etti: “Ey oğullarım! Allah sizin için belirli bir din seçti , ancak Müslüman iseniz ölün. Ayrıca siz Yakup ölüm için hazırlandığında şahitler miydiniz? O vakit oğullarına benim ardımdan neye ibadet edeceksiniz dedi. Dediler ki senin İlah’ına, babalarımız İbrahim İsmail ve İshak’ın tek olan İlah’ına tapacağız, biz ona teslim olduk dediler. İşte bu, gelip geçmiş bir toplumdu / ümmetti, kazandıkları kendilerine sizin de kazandıklarınız size, onların yaptıklarından siz sorgulanmazsınız.
Hani İbrahim: "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl! Halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli ürünlerle rızıklandır" demişti. Allah da: “İnkâr edeni az bir süre (bu geçici kısa hayatta) rızıklandırır, sonra onu Cehennem azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü varılacak yerdir orası!” demişti.
İbrahim demişti ki: "Rabbim, bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle besle!" (Rabbi) buyurdu: "İnkar edeni dahi az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azabına (girmeğe) zorlarım, ne kötü varılacak yerdir orası!"
Bir gün İbrahim şöyle dedi: "Rabbim, burayı güvenli bir belde yap! Buranın halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları her üründen rızıklandır!" dipnot 1 Allah ise şöyle dedi: "Kafirlik edeni de az bir süre nimetlerden yararlandırırım ama daha sonra onu ateş azabına mahkum ederim. dipnot 2 Ne kötü hale gelmektir o!"
Bir gün İbrahim şöyle yalvardı: "Sahibim (Rabbim), burayı güvenli bir şehir yap! Buranın halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları her üründen yararlandır!" Allah da şöyle dedi: "Âyetleri görmezlikten gelene de bir süre iyilik yapar, sonra onu ateş azabına mahkum ederim. Ne kötü hale düşmektir o!"
Hani İbrahim: Rab'bim! Bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle rızıklandır, demişti. Allah da: İnkarcı olanı (bile) az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azabına atarım, ne kötü bir akibet! diye buyurmuştu.
Hani İbrahim: -Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle rızıklandır, demişti. Allah da: -İnkarcı olanı bile az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azabına atarım ne kötü bir akibet! diye buyurmuştu.
İbrahim şöyle yakarmıştı: "Rabb'im! Şu kenti güvenli bir kent yap, halkının Allah'a ve ahıret gününe inananlarını çeşitli ürünlerle rızklandır." Rab dedi ki: "Küfre sapanları bile rızklandırırım. Ama az bir nimetle rızklandırır, sonra da ateş azabına itiveririm. Ne kötü bir dönüş yeridir o..."
Bakara suresi, 127. ayet. وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَٰهِـۧمُ ٱلْقَوَاعِدَ مِنَ ٱلْبَيْتِ وَإِسْمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe'nin) temellerini yükseltiyor, "Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" diyorlardı.
Hani İbrahim ve İsmail, o Ev'in (Kâbe'nin) temellerini yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı:) "Rabbimiz! Bunu bizden kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen duyansın; bilensin. dipnot 1
İbrahim, İsmail'le birlikte Kabe'nin temelleri yükseltirken şöyle yalvardılar: "Rabbimiz! Kabul buyur bizden! Yalnız sensin tüm duaları işiten; ve gönüllerdekini bilen de yalnız sen!
İbrahim ve İsmail Mabed'in temellerini yükseltirken yalvardılar: "Ey Rabbimiz! Bunu kabul et; Sensin her şeyi bilen, her şeyi duyan!"
Ve hani İbrahim, İsmail ile el BEYT'in (Kabe - kalp - şuurun 7. kat seması) ana duvarlarını yükseltip (şöyle yönelmişti): "Rabbimiz, bizden kabul buyur, şüphesiz ki sen (varlığın hakikati olarak) Algılayan Aliym'sin. "
İbrahim, İsmail'le birlikte Evin (Ka'be'nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin";
Bir zamanlar İbrâhim, İsmâil ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor, (şöyle dua ediyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur, şüphesiz sen hakkıyla işiten ve hakkıyla bilensin.
İbrahim, İsmail ile birlikte Ev'in yapısını yükselttiğinde: "Efendimiz! Bizden kabul et. Kuşkusuz, Sen, Duyansın; Bilensin!"
İbrahim ile İsmail'in Beytullah'ın temellerini yükseltirken şu duayı yaptıklarını hatırlayınız: "Ey Rabbimiz! Bizden bu hizmeti kabul buyur; çünkü sen her şeyi duyan ve her şeyi bilensin."
İbrahim, İsmail ile birlikte Ev'in temellerini yükseltiyor: "Efendimiz, bizden kabul et, şüphesiz sen İşitensin, Bilensin."
İbrahim, İsmail ile birlikte evin (kabenin) temellerini yükseltiyor: 'Rabbimiz, bizden kabul et, şüphesiz sen İşitensin, Bilensin.'
Ve o zaman ki, İbrahim Beyt'in temellerini yükseltiyordu. İsmail ile birlikte şöyle dua ettiler: "Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur. Çünkü daima işiten, daima bilen Sensin ancak Sen!
ve o vakit ki İbrahim beyitten temelleri yükseltiyordu İsmaille birlikte şöyle dua ettiler: Ey bizim Rabbımız kabul buyur bizden, daima işiten, daima bilen sensin ancak sen
Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt'in dipnot 1 temellerini yükseltirken: "Ey Rabb'imiz! Bunu bizden kabul et; kuşkusuz Sen, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'sin." demişti.
Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt'in dipnot 1 temellerini yükseltirken: "Ey Rabb'imiz! Bunu bizden kabul et; kuşkusuz Sen, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'sin."
Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile birlikte Beyt'in dipnot 1 temellerini yükseltirken: "Ey Rabb'imiz! Bunu bizden kabul et; kuşkusuz Sen, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilensin."
İbrahim, İsmail ile birlikte Evin (Kabenin) temellerini / sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz, bizden (bunu) kabul et, kuşkusuz sen işitensin, bilensin".
Hani İbrahim o Beytin temellerini (yahud: divarlarını), İsmail ile birlikde, yükseltiyordu (da ikisi de şöyle düa etmişlerdi:) "Ey Rabbimiz, bizden (şu hizmeti) kabul buyur. Şübhesiz hakkıyle işiden, kemaliyle bilen sensin Sen".
Hani, İbrahim, Ka'be 'nin temellerini İsmail ile birlikte yükseltiyordu ve diyordu ki: Rabbımız bizden kabul buyur. Şüphesiz ki, Sensin Sen Semi', Alim.
(124-134) Rabbi bir vakit İbrahim’i kelimelerle sınadı (Bağlılık sınavı) o da tamamladı, seni kesinlikle insanlara lider/ öncü/ imam yapacağım dedi, dedi ki ve soyumdan da / zürriyetimden de? (Sadece ben olmasam ayrıca zürriyetimden de istesem) Dedi ki benim söz verişim zalimlere ulaşmaz / nail olmaz. İnsanlar için gelinen toplanılan ve güvende / emin kalınabilen bir yer olması ve İbrahim makamından namaz yeri / musalla edin ebilmeleri için, beyti / Beytullah’ı yaptık. İbrahim ve İsmail’le tavaf edenler ibadete kapana nlar / itikafa kapananlar rükû ve secde edenler için evimi temiz tutmaları konusunda sözleştik /ahitleştik. Bir vakit İbrahim dedi ki Rabbim, Bu kasabayı / bu beldeyi güvenilir kıl / emin kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri ürünlerle rızıklandır. Dedi ki kim de kafirlik ederse azcık onu geçindiririm ve sonra ateş azabına onu zorlarım / sürüklerim , orası ne kötü varış yeridir. İbrahim ve İsmail evin temellerini / kaidelerini yükseltiyorlarken Rabbimiz bizden kabul et, muhakkak sen işitensin bilensin, Rabbimiz bizi sana teslim olanlar eyle ve soyumuzdan da sana teslim olan ümmetler yap, bize ibadet yerlerimizi göster ve tövbemizi kabul et sen vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edensin, esirgeyensin, Rabbimiz onların içlerinden onlara senin ayetlerini okuyan, onlara kitabı ve gerekçesini / hikmetini öğreten ve onları arındıran / temizleyen bir Resul yarat , Muhakkak ki sen saygıdeğersin, hâkimsin diye dua ettiler. İbrahim dînî topluluğundan / İbrahim milletinden yüz çevirenden başka kim kendisini aşağılık eder ki? Kesinlikle biz Onu dünyada seçtik, ahirette de O Salihlerdendir. Bir Vakit Rabbi Ona demişti ki “Teslim ol” O da dedi ki “Alemlerin Rabbine teslim oldum” İbrahim de oğullarına ve Yakub’a şunu vasiyet etti: “Ey oğullarım! Allah sizin için belirli bir din seçti , ancak Müslüman iseniz ölün. Ayrıca siz Yakup ölüm için hazırlandığında şahitler miydiniz? O vakit oğullarına benim ardımdan neye ibadet edeceksiniz dedi. Dediler ki senin İlah’ına, babalarımız İbrahim İsmail ve İshak’ın tek olan İlah’ına tapacağız, biz ona teslim olduk dediler. İşte bu, gelip geçmiş bir toplumdu / ümmetti, kazandıkları kendilerine sizin de kazandıklarınız size, onların yaptıklarından siz sorgulanmazsınız.
Hani İbrahim, İsmail’le birlikte Kâbe’nin temellerini yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı): "Rabbimiz! Bizden bu (amelimizi) kabul buyur. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin."
İbrahim, İsma'il'le beraber Ev'in temellerini yükseltiyor: "Rabbi'imiz, bizden kabul buyur, kuşkusuz sen işitensin, bilensin."
İbrahim ile İsmail, Kabe'nin temellerini dipnot 1 yükselttikleri sırada şöyle yalvardılar: "Rabbimiz, bunu bizden kabul et, daima dinleyen ve her şeyi bilen sensin!"
İbrahim, İsmail ile beraber Kabe'nin temellerini yükselttiği sırada şöyle yalvardı: "Rabbimiz, bunu bizden kabul et, dinleyen de bilen de Sen'sin!"
İbrahim, İsmail’le birlikte Kâbe’nin temellerini yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı): Rabbimiz bizden bu (amelimizi) kabul buyur. Şüphesiz sen işitensin, bilensin.
İbrahim, İsmail'le birlikte Kabe'nin temellerini yükseltiyor (ve şöyle dua ediyorlardı): -Rabbimiz hizmetimizi kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin.
İbrahim'in, İsmail'le birlikte, Beytullah'ın ana duvarlarını yükselterek şöyle yakardıkları zamanı da an: "Rabb'imiz, bizden gelen niyazları kabul buyur; sen, evet sen, Semi'sin, her şeyi çok iyi duyarsın; Alim'sin, her şeyi çok iyi bilirsin."
Bakara suresi, 128. ayet. رَبَّنَا وَٱجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَآ أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın."
Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenler(den) kıl; neslimizden de boyun eğen bir ümmet (kıl)! dipnot 1 Bize ibadet usullerimizi göster; tevbemizi kabul et! Şüphesiz ki yalnızca sen tevbeleri çok kabul edensin; çok merhametlisin.
"Rabbimiz" Bizi kayıtsız şartsız sana teslim olan kimselerden eyle! Soyumuzdan da sürekli sana teslim olacak önder topluluklar var et! Bize nasıl kulluk yapacağımızı göster ve bizi affet! Hiç şüphe yok ki sen tevbeleri çokça kabul edensin, rahmetle muamele edensin!
"Ey Rabbimiz, bizi Sana teslim olanlardan kıl ve bizim soyumuzdan Sana teslim olacak bir topluluk çıkar, bize ibadet yollarını göster ve tevbemizi kabul et: Şüphesiz yalnız Sensin tevbeleri kabul eden, rahmet dağıtan!"
"Rabbimiz, bizi sana teslim olmuş kıl ve neslimizden de sana teslim olmuş bir topluluk oluştur. Bize menasıkın (hac uygulamasının şartlarını) göster ve tövbemizi kabul et. Muhakkak ki sen (Tevvab) tövbeleri kabul eden Rahıym'sin (sonucunda onun salt güzelliklerini yaşatansın). "
"Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin."
Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olan iki kul, neslimizden de sana teslim olan bir ümmet eyle, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.
"Efendimiz! İkimizi, Sana teslim olanlardan yap. Soyumuzdan da Sana teslim olan bir topluluk çıkar. Bize yakarış yollarımızı göster ve pişmanlığımızı kabul et. Kuşkusuz, Sen, Pişmanlıkları Kabul Edensin; Merhametlisin!"
"Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olanlar kıl; neslimizden de sana teslim olan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yerlerimizi göster. Tövbemizi kabul et; çünkü sen tövbeleri ziyadesiyle kabul edensin ve çok merhametlisin."
"Efendimiz, ikimizi sana barış içinde teslim olanlar (Müslümanlar) yap. Soyumuzdan da sana barış içinde teslim olan bir topluluk çıkar. Bize nasıl ibadet edeceğimizi göster, sana yönelmemizi kabul et, kuşkusuz sen yönelişleri kabul edensin, Rahimsin."
'Rabbimiz, ikimizi sana teslim olanlar (müslümanlar) yap. Soyumuzdan da sana teslim olan bir topluluk çıkar. Bize nasıl ibadet edeceğimizi göster, sana yönelmemizi kabul et, kuşkusuz sen yönelişleri kabul edensin, Rahimsin.'
Ey Rabbimiz, bizi yalnız senin için boyun eğen müslüman kıl! Soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet vücuda getir! Bizlere yapacağımız ibadetleri göster ve tevbe ettikçe üzerimize rahmetinle bak! Tevbeleri çok kabul eden, çok merhamet eden Sensin ancak Sen!
Ey bizim Rabbımız hem bizi yalnız senin için boyun eğen müslüman kıl ve zürriyetimizden yalnız senin için boyun eğen bir ümmeti müslime vücude getir ve bizlere ibadetimizin yollarını göster ve tevbe ettikçe üzerimize rahmetinle bak öyle tevvab, öyle rahim sensin ancak sen
"Ey Rabb'imiz! Bizi, Sana teslim olanlardan kıl. Bizim soyumuzdan da Sana teslim olan bir toplum yap. Bize, menasikimizi dipnot 1 göster. Tevbelerimizi kabul et. Kuşkusuz Tevbeleri Kabul Eden, Rahmeti Kesintisiz Olan yalnızca Sen'sin."
"Ey Rabb'imiz! Bizi, Sana teslim olanlardan kıl. Bizim soyumuzdan da Sana teslim olan bir toplum yap. Bize, menasikimizi dipnot 1 göster. Tevbelerimizi kabul et. Kuşkusuz Tevbeleri Kabul Eden, Rahmeti Kesintisiz Olan yalnızca Sen'sin.
"Ey Rabb'imiz! Bizi, Sana teslim olanlardan kıl. Bizim soyumuzdan da Sana teslim olan bir toplum yarat. Bize, Sana kulluk etme kurallarını göster. Tövbelerimizi kabul et. Kuşkusuz Tövbeleri Kabul Eden, Rahmeti Kesintisiz olan yalnızca Sen'sin.
"Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (müslümanlar) kıl ve soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet çıkar / ver. Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Kuşkusuz sen tevbeleri kabul edensin, rahimsin."
"Ey Rabbimiz, ikimizi de sana teslimiyyetde sabit kıl. Soyumuzdan da (yalınız Sana boyun eğen) müslüman bir ümmet (yetişdir), Bize ibadet edeceğimiz yerleri (Hac amellerini) göster (öğret), tevbemizi kabul et. Çünkü tevbeleri en çok kabul eden, ve (mü'minleri) hakkıyle esirgeyen Sensin Sen".
Rabbımız ikimizi de sana teslim olanlar kıl. Soyumuzdan da sana teslim olanlar yetiştir, bize ibadet edeceğimiz yerleri göster, tevbelerimizi kabul et. Çünkü Sensin Sen, Tevvab, Rahim.
(124-134) Rabbi bir vakit İbrahim’i kelimelerle sınadı (Bağlılık sınavı) o da tamamladı, seni kesinlikle insanlara lider/ öncü/ imam yapacağım dedi, dedi ki ve soyumdan da / zürriyetimden de? (Sadece ben olmasam ayrıca zürriyetimden de istesem) Dedi ki benim söz verişim zalimlere ulaşmaz / nail olmaz. İnsanlar için gelinen toplanılan ve güvende / emin kalınabilen bir yer olması ve İbrahim makamından namaz yeri / musalla edin ebilmeleri için, beyti / Beytullah’ı yaptık. İbrahim ve İsmail’le tavaf edenler ibadete kapana nlar / itikafa kapananlar rükû ve secde edenler için evimi temiz tutmaları konusunda sözleştik /ahitleştik. Bir vakit İbrahim dedi ki Rabbim, Bu kasabayı / bu beldeyi güvenilir kıl / emin kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri ürünlerle rızıklandır. Dedi ki kim de kafirlik ederse azcık onu geçindiririm ve sonra ateş azabına onu zorlarım / sürüklerim , orası ne kötü varış yeridir. İbrahim ve İsmail evin temellerini / kaidelerini yükseltiyorlarken Rabbimiz bizden kabul et, muhakkak sen işitensin bilensin, Rabbimiz bizi sana teslim olanlar eyle ve soyumuzdan da sana teslim olan ümmetler yap, bize ibadet yerlerimizi göster ve tövbemizi kabul et sen vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edensin, esirgeyensin, Rabbimiz onların içlerinden onlara senin ayetlerini okuyan, onlara kitabı ve gerekçesini / hikmetini öğreten ve onları arındıran / temizleyen bir Resul yarat , Muhakkak ki sen saygıdeğersin, hâkimsin diye dua ettiler. İbrahim dînî topluluğundan / İbrahim milletinden yüz çevirenden başka kim kendisini aşağılık eder ki? Kesinlikle biz Onu dünyada seçtik, ahirette de O Salihlerdendir. Bir Vakit Rabbi Ona demişti ki “Teslim ol” O da dedi ki “Alemlerin Rabbine teslim oldum” İbrahim de oğullarına ve Yakub’a şunu vasiyet etti: “Ey oğullarım! Allah sizin için belirli bir din seçti , ancak Müslüman iseniz ölün. Ayrıca siz Yakup ölüm için hazırlandığında şahitler miydiniz? O vakit oğullarına benim ardımdan neye ibadet edeceksiniz dedi. Dediler ki senin İlah’ına, babalarımız İbrahim İsmail ve İshak’ın tek olan İlah’ına tapacağız, biz ona teslim olduk dediler. İşte bu, gelip geçmiş bir toplumdu / ümmetti, kazandıkları kendilerine sizin de kazandıklarınız size, onların yaptıklarından siz sorgulanmazsınız.
Rabbimiz! Bizi sana teslim olan iki kul eyle ve soyumuzdan da sana teslim olan bir ümmet çıkar. Bize ibadet yollarımızı göster ve tevbelerimizi kabul et! Zira tevbeleri kabul edip, çokça rahmet eden ancak sensin!
"Rabbimiz, bizi sana teslim olanlar yap, neslimizden de sana teslim olan bir ümmet çıkar; bize ibadet yerlerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin. Sen!"
"Rabbimiz! İkimizi de sana teslim olmuş kişiler yap, soyumuzdan gelenlerden de sana teslim olmuş bir topluluk oluştur! dipnot 1 Bize menasikimizi/ hac ve umre ibadetlerini yapacağımız yerleri göster dipnot 2 ve tövbemizi /dönüşümüzü kabul et! Tövbeleri çokça kabul eden ve ikramı bol olan sensin!"
"Rabbimiz! İkimizi sana teslim olmuş kişiler yap, soyumuzdan gelenlerden de sana teslim olmuş bir toplum oluştur! Bize menasikimizi (hac ve umre ibadetlerini yapacağımız yerleri) göster dipnot 1 ve yönelişimizi (tevbemizi) kabul et! Sana yönelenleri (tevbe edenleri) kabul eden, iyiliği bol olan Sen'sin!"
Rabbimiz, bizi sana teslim olan iki kul ve soyumuzdan da sana teslim olan bir ümmet çıkar. Bize ibadet yollarımızı göster ve tevbelerimizi kabul et, zira tevbeleri kabul edip, çokça rahmet eden ancak sensin!
Rabbimiz, bizi sana teslim olan iki kul ve soyumuzdan da sana teslim olan bir ümmet çıkar. Bize ibadet yollarımızı göster ve tevbelerimizi kabul et, zira tevbeleri kabul edip, bağışlayan ancak sensin!
"Rabb'imiz! Bizi, sana teslim olmuş iki müslüman kıl. Soyumuzdan da sana teslim olan müslüman bir ümmet oluştur. Bize ibadet yerlerimizi göster, bizim tövbemizi kabul et. Sen, evet sen, Tevvab'sın, tövbeleri cömertçe kabul edersin; Rahim'sin, rahmetini cömertçe yayarsın."
Bakara suresi, 129. ayet. رَبَّنَا وَٱبْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin."
Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayetlerini kendilerine tilavet edecek (okuyup aktaracak), onlara Kitap ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) öğretecek, dipnot 1 onları arındıracak bir elçi gönder! dipnot 2 Şüphesiz ki yalnızca sen güçlü olansın; doğru hüküm verensin."
"Rabbimiz! Onlar arasından kendilerine senin mesajını okuyacak, ilahi kelamı ve hakikate mutabık hüküm vermeyi öğrenecek ve onları arındıracak bir elçi gönder. Çünkü yalnızca Sensin her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden de Sen.
"Ey Rabbimiz! Soyumuz içinden onlara Senin mesajlarını iletecek, vahyi ve hikmeti öğretecek ve onları arındırıp temiz kılacak bir elçi çıkar: Çünkü yalnız Sensin kudret ve hikmet sahibi!"
"Rabbimiz, onların içinde senin ayetlerini (alemlerinde Esma'nın açığa çıkışını) onlara öğretip okutan, onlara Bilgiyi ve açığa çıkış sistemini (hikmeti) öğreten, onları arındıran Rasul ba's et (insanlara Hakikati bildiren Esma'nın açığa çıkmış suretini oluştur). " Kesinlikle sen Aziyz Hakiym'sin.
"Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin."
Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin âyetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin.
"Efendimiz! Kendi aralarından, onlara bir elçi gönder. Hem Senin ayetlerini onlara okusun hem Kitap'ı ve bilgeliği onlara öğretsin hem de onları arındırsın. Kuşkusuz, Sen, Üstünsün; Bilgelik ve Adaletle Yönetensin!"
"Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayetlerini okuyacak, kitap ve hikmet öğretecek, onların ruhlarını arındıracak bir peygamber gönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan sensin."
"Efendimiz, onların arasından, ayetlerini onlara okuyacak, onlara kitabı ve bilgeliği öğretecek ve onları temizleyecek bir elçi gönder. Sen Yücesin, Bilgesin."
'Rabbimiz, onların arasından, ayetlerini onlara okuyacak, onlara kitabı ve bilgeliği öğretecek ve onları temizleyecek bir elçi gönder. Sen Yücesin, Bilgesin.'
Ey Rabbimiz! Onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, üzerlerine ayetlerini okusun, kendilerine Kitab'ı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapsın! Çünkü güç ve kuvvet sahibi, tam hikmet sahibi Sensin ancak Sen!"
Ey bizim Rabbımız hem de onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki üzerlerine ayatını tilavet eylesin ve kendilerine kitabı ve hikmeti ta'lim etsin ve içlerini dışlarını temiz paklesin, öyle aziz öyle hakim sensin ancak sen
"Ey Rabb'imiz! İçlerinden onlara Sen'in ayetlerini okuyacak, Kitap'ı ve Hikmeti dipnot 1 öğretecek ve onları arındıracak bir elçi gönder. Kuşkusuz Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin."
Ey Rabb'imiz! İçlerinden onlara Sen'in ayetlerini okuyacak, Kitap'ı ve Hikmeti dipnot 1 öğretecek ve onları arındıracak bir elçi gönder. Kuşkusuz Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin.
Ey Rabb'imiz! İçlerinden onlara Sen'in ayetlerini okuyacak, Kitap'ı ve Hikmeti dipnot 1 öğretecek ve onları arındıracak bir elçi gönder. Kuşkusuz Sen, Mutlak Üstün Olan'sın, En İyi Hüküm Veren'sin.
"Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Kuşkusuz sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin".
"Ey Rabbimiz, onların (müslim olan o soyumuzun) içinden onlara Senin ayetlerini okuyacak, onlara Kitabı (Kur'anı), hikmeti (ondan hükümleri) öğretecek, onları (şirkden) iyice temizleyecek bir peygamber gönder. Şübhesiz yegane gaalib, (sun'unda) tam hikmet saahibi Sensin Sen".
Rabbımız, onların arasından, senin ayetlerin onlara okuyacak, kitabı, hikmeti öğretecek ve onları tezkiye edecek bir peygember gönder. Şüphesiz ki Aziz, Hakim Sensin Sen.
(124-134) Rabbi bir vakit İbrahim’i kelimelerle sınadı (Bağlılık sınavı) o da tamamladı, seni kesinlikle insanlara lider/ öncü/ imam yapacağım dedi, dedi ki ve soyumdan da / zürriyetimden de? (Sadece ben olmasam ayrıca zürriyetimden de istesem) Dedi ki benim söz verişim zalimlere ulaşmaz / nail olmaz. İnsanlar için gelinen toplanılan ve güvende / emin kalınabilen bir yer olması ve İbrahim makamından namaz yeri / musalla edin ebilmeleri için, beyti / Beytullah’ı yaptık. İbrahim ve İsmail’le tavaf edenler ibadete kapana nlar / itikafa kapananlar rükû ve secde edenler için evimi temiz tutmaları konusunda sözleştik /ahitleştik. Bir vakit İbrahim dedi ki Rabbim, Bu kasabayı / bu beldeyi güvenilir kıl / emin kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri ürünlerle rızıklandır. Dedi ki kim de kafirlik ederse azcık onu geçindiririm ve sonra ateş azabına onu zorlarım / sürüklerim , orası ne kötü varış yeridir. İbrahim ve İsmail evin temellerini / kaidelerini yükseltiyorlarken Rabbimiz bizden kabul et, muhakkak sen işitensin bilensin, Rabbimiz bizi sana teslim olanlar eyle ve soyumuzdan da sana teslim olan ümmetler yap, bize ibadet yerlerimizi göster ve tövbemizi kabul et sen vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edensin, esirgeyensin, Rabbimiz onların içlerinden onlara senin ayetlerini okuyan, onlara kitabı ve gerekçesini / hikmetini öğreten ve onları arındıran / temizleyen bir Resul yarat , Muhakkak ki sen saygıdeğersin, hâkimsin diye dua ettiler. İbrahim dînî topluluğundan / İbrahim milletinden yüz çevirenden başka kim kendisini aşağılık eder ki? Kesinlikle biz Onu dünyada seçtik, ahirette de O Salihlerdendir. Bir Vakit Rabbi Ona demişti ki “Teslim ol” O da dedi ki “Alemlerin Rabbine teslim oldum” İbrahim de oğullarına ve Yakub’a şunu vasiyet etti: “Ey oğullarım! Allah sizin için belirli bir din seçti , ancak Müslüman iseniz ölün. Ayrıca siz Yakup ölüm için hazırlandığında şahitler miydiniz? O vakit oğullarına benim ardımdan neye ibadet edeceksiniz dedi. Dediler ki senin İlah’ına, babalarımız İbrahim İsmail ve İshak’ın tek olan İlah’ına tapacağız, biz ona teslim olduk dediler. İşte bu, gelip geçmiş bir toplumdu / ümmetti, kazandıkları kendilerine sizin de kazandıklarınız size, onların yaptıklarından siz sorgulanmazsınız.
Rabbimiz! İçlerinden senin ayetlerini onlara okuyan, kitap ve hikmeti öğreten ve onları (şirkten) arındıran bir rasûl gönder. Şüphesiz Aziz ve Hakim olan ancak sensin.
"Rabbimiz, onlara kendi içlerinden, senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara Kitabı ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir elçi gönder. Her zaman üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin, sen!"
"Rabbimiz! Onlara (Mekkelilere) kendi içlerinden bir elçi çıkar dipnot 1 da senin ayetlerini onlara, bağlantılarıyla birlikte dipnot 2 okusun, kitabı ve hikmeti dipnot 3 öğretsin ve onları geliştirsin. Daima üstün olan ve bütün kararları doğru olan sensin!"
"Rabbimiz! Bunların içinden bir elçi çıkar da onlara senin ayetlerini okusun! Kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları geliştirsin! dipnot 1 Üstün olan, doğru karar veren Sen'sin!"
Rabbimiz onlara içlerinden senin ayetlerini onlara okuyan, kitap ve hikmeti öğreten ve onları (şirkten) arındıran bir rasûl gönder. Şüphesiz Aziz ve Hakim olan ancak sensin.
Rabbimiz onlara içlerinden senin ayetlerini onlara okuyan, kitap ve hikmeti öğreten ve onları (şirkten) arındıran bir resul gönder. Şüphesiz aziz ve hakim olan ancak sensin.
"Rabb'imiz! İçlerinden onlara, senin ayetlerini okuyacak, kendilerine Kitap'ı ve hikmeti öğretecek, onları temizleyip arındıracak bir resul gönder. Sen, evet sen, Aziz'sin, tüm ululuk ve onurun sahibisin; Hakim'sin, tüm hikmetlerin kaynağısın."
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.