Bakara suresi · 104–110. ayetler

"Râinâ" demeyin; nesih; Kitap ehlinin kıskançlığı

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 104. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 104. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقُولُوا۟ رَٰعِنَا وَقُولُوا۟ ٱنظُرْنَا وَٱسْمَعُوا۟ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! ‘Râ‘inâ!' dipnot 1 (bize çobanlık et) demeyin, ‘Unzurnâ!' (bizi gözet) deyin ve (söylenenleri) dinleyin! kâfirler için elem verici bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da 89 kez geçen [yâ eyyühellezîne âmenû] "Ey iman edenler" hitabının geçtiği yerler için bkz. Bakara 2:153, dipnot 4.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada geçen [Râ‘inâ] kelimesi, "bize çobanlık et" anlamında olumsuz anlamlı bir kullanımdır ve bazı yahudilerin müslümanlara yönelik hakaret içerikli ifadelerini içermektedir. Bu yüzden Yüce Allah bunu söylemeyi yasaklamaktadır. Bu mesaj, Nisâ 4:46. ayetiyle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! "Sen bize uy" demeyin, "Bizi görüp gözet" deyin ve dinleyin; zira inkar edenleri acıklı bir azap beklemektedir.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! (Peygambere) "Bizi dinle" demeyin; onun yerine, "Bize karşı tahammüllü ol!" demeyi tercih edin. Ve (O'na) kulak verin. Çünkü, hakikati inkar edenleri şiddetli azap bekliyor.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler, (Rasulullah'a) "raina" değil (bizi gözet, bize dikkat et anlamında. Yahudiler raina kelimesini aksan ve vurgulama ile "ahmak" anlamına gelecek şekilde kullanıp hakaret ettikleri için bu uyarı yapılmıştı) "unzurna" deyin ve dinleyin. Kafirler (hakikati inkar edenler) için feci bir azap vardır.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, "Raina-Bizi güt, bize bak" demeyin. "Unzurna-Bizi gözet" deyin ve dinleyin. Kafirler için acı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! «Râinâ» demeyin, «unzurnâ» deyin. (Söylenenleri) dinleyin. Kâfirler için elem verici bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! "Bizi davar gibi güt!" demeyin; "Bizimle ilgilen!" deyin ve kulak verin. Nankörlük edenler için acı bir ceza vardır. dipnot 27

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 27
      "‘Bizi davar gibi güt!' demeyin!" olarak yazdığımız "Rai-na" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "‘Bize çobanlık et!' demeyin!" veya "‘Bizi gözet!' demeyin!" biçiminde çevrilmiştir. Bu ayet, insanların kendilerini güdülecek davar gibi görmemeleri ve insanlık erdemlerine yakışan bir yönetim istemeleri veya peygamberden ayrıcalık yapmasını istememeleri ve sorunlara eşitlik ilkesiyle çözüm bulmasını istemeleri anlamlarında yorumlanabilir. "Rai" kökünden gelen "Raiyye" söylemi, Osmanlı dilinde hem davar sürüleri için hem de padişahların buyruklarına koşulsuz boyun eğmek zorunda olan Türk toplumu için kullanılırdı. İbranicede de onur kırıcı anlamları olan aynı söylemler, 4:46 ayetinde, sözlerin anlamlarını saptırarak İslam diniyle alay eden Yahudilere yönelik uyarılar olarak bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Peygamber'e "Bizi güt!" demeyiniz, "Bizigözet!" deyinizve onu dinleyiniz. İnanmayanlara acıklı bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar! "Bize çobanlık et (raina)" demeyin; "Bizi gözetiniz (unzurna)" deyin ve dinleyin. İnkarcılar için acı bir azap var. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Raina" (bize çobanlık et) sözcüğü koyun gibi güdülmeyi ve kör taklitçiliği ifade eder. Müslümanlar, hiç kimseye reaya (koyun) olmazlar. Peygamber dahil hiç kimseyi bilinçsiz bir şekilde izlemezler. * Maalesef, 42:38 ayetine göre seçimle başa gelmek yerine ataları ve kılıçları ile büyüklenip kendilerini halka zorla lider olarak dayatan firavunlar, şeytanın halifeleri, krallar, sultanlar, şahlar ve padişahlar genelde halkını "reaya" veya "kulları" olarak görmüşler ve hatta bazıları fermanlarında bu ifadeleri açıkça kullanmışlardır. Zalimlerden hicret etmek veya onlara karşı durmak yerine, bu aşağılanmayı ve zulmü kabul eden halklar işlenen zulme katkıda bulunarak suça ortak olur. * Bak: 2:61; 4:97.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar! 'Raina (bize çobanlık et),' demeyin; 'Unzurna (bizi gözet),' deyin ve dinleyin. İnkarcılar için acı bir azap var.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, "Raina =bizi gözet" demeyin, "Unzurna =bize bak" deyin ve duyun ki, kafirler için pek elem veren bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey iman edenler! "raina" demeyin "unzurna" deyin ve dinleyin ki kafirler için elim bir azab var

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, "Raina (bize çobanlık et, bizi güt, bize bak)" demeyin; "Unzurna (bizi gözet)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acı bir azap var.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, "Raina" demeyin, "Unzurna" deyin (Söze iyi) kulak verin. Kafirler için çok acıklı bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; bizi de dinle, demeyin, bizi de gözet, deyin ve dinleyin. Kafirlere elim bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (104-105) Ey iman edenler bizi gözet / riayet et / bizle ilgilen demeyin bizi gözle / bize bak / bizi izle deyin ve dinleyin, kafirler için acıtıcı bir azap vardır. Kitap ehlinden kafir olanlar ve müşrikler size Rabbinizden bir hayır indirilmesini arzu etmezler , Allah dilediğine rahmetini tahsis eder / verir, Allah çok büyük bir fazilet sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin! “Unzurnâ” (bize bak) deyin ve sözü dinleyin. Kâfirler için çok acı bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, "Ra'ina (bizi gözet, yahut: kaba söz)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acı bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! "Bizi kolla!" demeyin, "Bizi gözet!" dipnot 1 deyin ve dinleyin. Kafirlik edenler için acıklı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Birbirimizi gözetelim" anlamı verilen kelime raina (رَاعـِنَا)'dır. Ona, "bizi gözet" anlamı da verilebilir. Ancak kelime, bir işin birden çok özne tarafından ortaklaşa yapıldığını gösteren mufaale (مفاعلة) kalıbında olduğu için, akla ilk gelen "birbirimizi gözetelim" anlamıdır (Tehzib'ul-luğa). Allah'ın dininde, herhangi bir taviz söz konusu olamayacağından dinle ilgili bir konuda bu yola girenler, doğru yoldan çıkmış olurlar (İsra 17/73-75, Kalem 68/9). Dolayısıyla iki şekilde anlaşılma ihtimali olmayan "bize bak /bizi gözet" anlamına gelen unzurna (ٱنظُرْنَا) denilmesi emredilmiştir. İşte böyle iki anlama gelecek bir kelimeyi dinle ilgili bir konuda kullanmak dinde tavize yol açacağı için yasaklanmıştır (Nisa 4/46).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! "Bizi güt!" demeyin, "Bizi gözet!" dipnot 1 deyin ve dinleyin. Kafirlere acıklı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki raina, "bizi güt" veya "bizi gözet" demektir. "Bizi güt" diyen kişi, hayvan yerine konabilir. Ama "unzurna/ bizi gözet" sözü başka anlama çekilemez. Müslümanlar, ayete aykırı olarak halka, raiyye (çoğulu reaya) derler. Nebimize de şöyle bir söz mal edilerek yöneticiler tanrı, insanlar da sürü yerine konmuştur: "Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana isyan eden Allah'a isyan etmiş olur. Emire (yetkiliye) itaat eden bana itaat etmiş olur. Emire isyan eden bana isyan etmiş olur. İmam (Devlet başkanı) kalkandır; arkasında savaşılır ve onunla korunma sağlanır. Allah'tan çekinmeyi emreder ve adil olursa sevap kazanır. Farklı emir verirse günahı kendinedir." (Buhari Cihad, 109)

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi gözet) demeyin “Unzurnâ” (bize bak) deyin ve sözü dinleyin, kâfirler için çok acı bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! "Raina" (bizi gözet) demeyin "unzurna" (bize bak) deyin ve sözü dinleyin, kafirler için çok acı bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! "Raina" demeyin, "unzurna" deyin/"bizi davar gibi güt" diye konuşmayın, "bize bak" diye konuşun ve dinleyin. Kafirler için korkunç bir azap vardır.

  2. Bakara suresi, 105. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 105. ayet. مَّا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَلَا ٱلْمُشْرِكِينَ أَن يُنَزَّلَ عَلَيْكُم مِّنْ خَيْرٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَٱللَّهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Kitap ehlinden ve müşriklerden nankörlük yapanlar, Rabbinizden size herhangi bir iyilik indirilmesini istemezler. Allah rahmetini dipnot 1 dilediğine (layık olana) verir. Allah büyük lütuf sahibidir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada "rahmet" ifadesi ile kastedilen, [risalet] (elçilik)tir. Bu ayet En‘âm 6:124 ve Zuhruf 43:31-32. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Konu risaletin verilmesi olduğu için ayetteki [men yeşâu] ifadesi dileyenin "kul" değil "Allah" olduğunu göstermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:74.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne önceki vahyin muhataplarından küfre sapanlar, ne de Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıranlar Rabbinizden size bir hayrın indirilmesini isterler. Oysa ki Allah, rahmetini dilediğine verir: zira Allah sınırsız lütuf sahibidir.

    Muhammed Esed

    Ne önceki vahyin takipçilerinden hakikati inkara yeltenenler, ne de Allah'tan başka şeylere ilahlık yakıştıranlar, Rabbin tarafından sana indirilen bir hayrı görmekten hoşlanırlar; ancak Allah dilediğini rahmete ulaştırır; zira Allah, sınırsız lütuf Sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Ehli Kitaptan olan kafirler de (hakikati inkar edenler), müşrikler de (benliklerini ya da dışsal objeleri şirk koşanlar) size Rabbinizden bir hayır inzal olmasını istemezler. Allah dilediğine has kılar rahmetini, onun hakikatinden! Allah, Zül Fazlıl Aziym'dir.

    Ali Bulaç

    Kitap Ehlinden olan kafirler ve müşrikler, Rabbinizden üzerinize bir hayrın indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, dilediğine rahmetini tahsis eder. Allah büyük fazl sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey müminler!) Ehli kitaptan ve müşriklerden olan kâfirler, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Kitap halkının nankörlük edenleri ve ortaklar koşanlar, Efendinizden, size bir iyilik indirilmesini istemezler. Oysa Allah, rahmetini, dilediğine ayırır. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Size Rabbinizden bir hayır indirilmesini ne kitap ehlinden kafir olanlar ne de müşrikler isterler.Halbuki Allah, rahmetini dilediğine verir. Allah çok büyük lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel

    Kitaplıların inkarcıları da, putperestler de Efendinizden size bir iyilik indirilmesini istemez. ALLAH rahmetini dilediğine verir. ALLAH büyük lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitaplıların inkarcıları da, putperestler de Rabbinizden size bir iyilik indirilmesini istemez. ALLAH rahmetini dilediğine verir. ALLAH büyük lütuf sahibi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne kitap ehlinden, ne de müşriklerden olan kafirler size Rabbinizden bir hayır indirilmesini ister. Allah ise rahmetini dilediğine bahşeder ve Allah çok büyük lütuf sahibidir

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arzu etmez o küfredenler: Ne ehli kitabdan ve ne müşriklerden ki size rabbinizden bir hayır indirilsin, Allah ise rahmetiyle imtiyazı dilediğine bahşeder ve Allah çok büyük fazıl sahibidir

    Erhan Aktaş

    Kitap Ehli'nin ve Müşriklerin kafirleri dipnot 1 Rabb'inizden, size bir hayrın indirilmesini istemezler. Oysa Allah, rahmetini dilediği kimseye ayırır. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nankörleri.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitap Ehli'nin ve Müşriklerin kafirleri dipnot 1 Rabb'inizden, size bir hayrın indirilmesini istemezler. Oysa Allah, rahmetini dilediği kimseye ayırır. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nankörleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitap Ehli'nden olan kafirler ve müşrikler, Rabb'inizden, size bir hayrın indirilmesini istemezler. Oysa Allah, rahmetini dilediği kimseye ayırır. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Gültekin Onan

    Kitap ehlinden olan küfredenler ve müşrikler rabbinizden üzerinize bir hayrın indirilmesini istemezler / arzu etmezler. (Oysa) Tanrı (ise) rahmetini dilediğine verir. Tanrı büyük fazl sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ehl-i Kitabdan olan kafirler de, (Allaha eş koşan) müşriklerde size Rabbinizden hiç bir hayır indirilmesini istemez (ler) Allah ise rahmetiyle kimi dilerse onu mümtaz kılar. Allah en büyük lutf-ü inayet saahibidir.

    İbni Kesir

    Ehl-i Kitab'dan kafir olanlar da, müşrikler de Rabbınızdan size hiç bir hayır indirilmesini istemezler. Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf ve ihsan sahibidir.

    Mehmet Alagaş

    (104-105) Ey iman edenler bizi gözet / riayet et / bizle ilgilen demeyin bizi gözle / bize bak / bizi izle deyin ve dinleyin, kafirler için acıtıcı bir azap vardır. Kitap ehlinden kafir olanlar ve müşrikler size Rabbinizden bir hayır indirilmesini arzu etmezler , Allah dilediğine rahmetini tahsis eder / verir, Allah çok büyük bir fazilet sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey Müminler!) Kitap ehli olan kâfirler de, müşrikler de size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetiyle dilediği kimseyi seçerek ihsanda bulunur. Şüphesiz Allah en büyük lütuf ve ihsan sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Nankör olan bazı Kitap ehli kimseler de, müşrikler de size Rabbinizden bir hayır indirilmesini istemezler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder, Allah, büyük lutuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik dipnot 1 eden ehlikitap /kitaplarında uzman olanlar ve müşrikler size rabbinizden bir hayır indirilmesini hiç istemezler. Allah, tercih ettiği dipnot 2 kişilere özel ikramda bulunur. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada "küfr", örtme; "kafir", örten anlamına gelir (Müfredat). Kur'an'da "ehlikitap" ifadesiyle elindeki ilahi kitap konusunda uzman olanlar kastedilir. Ehlikitaptan iman edenler bulunduğu için (Al-i İmran 3/113, 199) bu ayette onların kafir olanlarından bahsedilmiştir. Ayette sözü edilen müşrikler ise elinde kitap olmadığı halde Allah'a ortak koşan gruba verilen addır. Ehlikitaptan ve bu müşriklerden kafir olanlar, Allah'ın ayetlerini anlayıp kavradıktan sonra onları görmezden gelip örtenlerdir (Al-i İmran 3/86, 106, Maide 5/15, En'am 6/91). Kafirler bu davranışlarıyla kendilerini veya bir başkasını Allah'ın seviyesine çıkardıkları için müşrik olarak da nitelenirler (Al-i İmran 3/151). Dolayısıyla her kafir müşriktir ve Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez (Nisa 4/48, 116). Ancak bir müşrik herhangi bir ayeti bilmeden örtüp görmezden gelmişse kafir sayılmaz (Bakara 2/22).
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiilinin kökü, "bir şeyi yapma, var etme" anlamında olan şey (شيء)'dir (Müfredat). Burada Allah'ın yaptığı şey, bazı kullarını tercih ederek onlara ikramda bulunmasıdır. Ayrıca bkz Bakara 2/20. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ehl-i Kitap'tan dipnot 1 kafir olanlar, Sahibinizden (Rabbinizden) size hayırlı bir şey gelmesini istemezler. Müşrikler de öyledir. Allah, ikramını tercih ettiği kişilere yapar. Büyük ikram sahibi olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ehl-i Kitap ifadesi, kendilerine verilen ilahi kitabın içeriğini bilenleri gösterir. Bunların, Kur'an'ı görmezlikten gelen kesimi kafir olarak nitelenir. Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Ehl-i Kitab'ın bir kesimi, "Bunları bir saptırabilsek!" diye fırsat kollarlar. Sadece kendilerini saptırırlar ama farkına varmazlar. Ey Ehl-i Kitap! Siz doğru olduğuna şahit olduğunuz halde Allah'ın ayetlerini ne diye örtüyorsunuz? Ey Ehl-i Kitap! Gerçeği neden gerçek dışı gibi gösteriyor, bile bile gerçeği gizliyorsunuz?" (Al-i İmran 3/69-71)

    Şaban Britch

    Kitap ehli olan kâfirler de, müşrikler de size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetiyle dilediği kimseyi seçerek ihsanda bulunur. Şüphesiz Allah en büyük lütuf ve ihsan sahibidir.

    Şaban Piriş

    Kitap ehli olan kafirler de, müşrikler de size Rabbinizden hiçbir hayır indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetiyle dilediği kimseyi seçerek ihsanda bulunur. Şüphesiz Allah en büyük lütuf ve ihsan sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ehlikitap'ın küfre sapanlarıyla müşrikler, Rabb'inizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Ama Allah, rahmetini dilediğine özgüler. Allah, büyük lütfun sahibidir.

  3. Bakara suresi, 106. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 106. ayet. مَا نَنسَخْ مِنْ ءَايَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِّنْهَآ أَوْ مِثْلِهَآ أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah'ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?

    Mehmet Okuyan

    Biz bir ayetten dipnot 1 her neyi nesh dipnot 2 eder veya unutturursak daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [ayet] kelimesi bilinen anlamda "Kur'an cümleciği" değil, Bakara 2:105, En‘âm 6:124 ve Zuhruf 43:31-32. ayetler gereği "şeriat" veya "risâlet" anlamına gelmektedir. Bu nedenle neshinden söz edilen şey önceki şeriatlerle ilgilidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Nesh], kültürümüzde "şer'i bir hükmün yine şer'i bir delille iptal edilmesi" şeklinde tarif edilir. Kelimenin "ayetlerin hükümsüz bırakılması" anlamında Kur'an bünyesinde kullanımı söz konusu olamaz. Bu durum, hiçbir şeyin Kur'an'ı iptal edemeyeceğini vurgulayan Fussilet 41:42. ayetinden de açıkça anlaşılmaktadır. Bakara 2:106. ayetteki mesaj, bir önceki ayetin de işaretiyle risalettir; yani yeni bir elçilik ve mesaj verilmesidir. Allah'ın kitabında iptal edilmiş veya hükmü kaldırılmış hiçbir ayet yoktur. Bu iddia Kur'an'da çelişkinin olmadığını içeren Nisâ 4:82'ye, ayrıca Hûd 11:1-2 ile Hacc 22:52'ye açıkça aykırıdır. Böyle bir iddia Hacc 22:51, Sebe' 34:5 ve 38'de verilen bilgilere muhatap olma anlamında kesinlikle yeniden gözden geçirilmelidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz yerine yenisini ya da daha hayırlısını getirmeden bir mesajı unutturmayız ya da yürürlükten kaldırmayız: Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.

    Muhammed Esed

    Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz her hangi bir mesajı mutlaka daha iyisi veya benzeri ile değiştiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?

    Ahmed Hulusi

    Biz bir ayet hükmünü nesih (iptal) eder ya da unutturursak, ondan daha hayırlısını veya benzerini getiririz. Bilmez misin, Allah kesinlikle her şeye Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Biz, daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hiç bir ayeti neshetmez (hükmünü yürürlükten kaldırmaz) veya unutturmayız. Bilmez misin ki Allah, gerçekten herşeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, bir âyet (in hükmün)i nesheder (kaldırır)sek veya onu unutturursak mutlaka ondan daha hayırlısını veya onun bir dengini getiririz. Allah'ın her şeye kâdir olduğunu bilmez misin?

    Ali Rıza Safa

    Bir kanıtı kaldırırsak veya unutturursak, Ondan daha iyisini veya Onun benzerini getiririz. Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir; bilmiyor musun? dipnot 28

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 28
      Kur'an'da tekil olarak bildirilen ayet terimi "Kanıt-Gösterge-Mucize" anlamlarına gelir. 16:101 ayeti de bu ayetin benzeridir. "Bir kanıtı kaldırırsak" bildirimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Bir ayetteki buyruğu kaldırırsak" biçiminde çevrildiği için, kimi ayetlerin yürürlükten kaldırıldığı -nasih ve mensuh- yalanlarına dayanak yapılmıştır. Sure ve ayetlerin Allah tarafından yapılmış sıralaması değiştirilerek, çok çelişkili söylentilere göre oluşturulan indiriliş sırası uydurmaları, kimi ayetlerin daha sonra indirildiği ve önceki ayetleri yürürlükten kaldırdığı iftirasını atanların işlerini kolaylaştırmış; uydurma söylentilerle peygambere yakıştırılan sözler -hadisler-, yürürlükten kaldırılan (!) Kur'an ayetlerinin önüne geçirilmiştir. Sure ve ayetlerin indirilişlerine ilişkin uydurulan yalanlar konusunda, önyazıların beşinci bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir ayeti ortadan kaldırmayız veya unutturmayız. Allah'ın her şeye gücü yettiğini bilmez misin?

    Edip Yüksel

    Daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir mucize veya şeriatı yürürlükten kaldırmaz veya unutturmayız. ALLAH'ın her şeye gücü yettiğini bilmez misin? dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'da birbirini iptal eden ayetler olduğu ve hatta bazı ayetlerin Hadislerle iptal edildiği biçimindeki sapkın inanç, bu ayetin anlamı saptırılarak desteklenmiştir.. "Ayet" sözcüğü tekil olarak kullanıldığı 84 yerin hiçbirinde Kuran ayetleri için kullanılmaz; tekil olarak kullanıldığı zaman sürekli olarak "işaret, delil, mucize" anlamlarına gelir. Ne var ki çoğul hali olan "Ayaat" (ayetler) ise, tekil anlamına ek olarak Kuran ayetleri için de kullanılır. * Nitekim Kuran'ın bir "ayeti" daha doğrusu bir birimi/ifadesi tek başına mucizevi bir özelliğe sahip değildir. * Örneğin bir veya iki kelimeden oluşan birimler var ve bunlar, Kuran'ın tanımladığı ayet (mucize) özelliğini göstermez. Bazı kısa ifadeler Kuran'ın inişinden önce günlük konuşmada, kitaplarda ve şiirlerde kullanılan/kullanılabilen ifadelerdir. * Örneğin bak 55:3; 69:1; 74;4; 75:8; 80:28; 81:26. Mucizelik özelliğini gösteren minimum ölçü bir sure (10:38) olup en kısa sure de 3 ayettir (103; 108; 110). * Besmele, tek bir birim olduğu için kendi başına bir mucize değildir; ancak Kuran'ın bütününü saran matematiksel örgü içinde mucizelik özelliğini kazanır. * Ayetlerin (mucizevi özelliğe sahip olan ifadelerin) bir parçası olduğu için Besmele'den ayet diye söz edilebilir; ancak şunu unutmamak gerekir ki Tanrı, tekil olan "ayet" kelimesini Kuran'ın ayetleri için kullanmayarak, sadece mucizelerden söz etmeyi sağlamıştır. * Nasih-Mensuh konusu için ayrıca 4:82 ayetine bakınız. Ayrıca, 2:85 ayetinde anlatılan sapkınlığı aynen tekrar eden Müslümanlar hakkında müthiş bir öngörü için 15:91-93 ayetlerine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir mucize veya sistemi yürürlükten kaldırmaz veya unutturmayız. ALLAH'ın herşeye gücü yettiğini bilmez misin?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz bir ayetten her neyi yürürlükten kaldırır veya unutturursak, daha hayırlısını yahut benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yettiğini bilmez misin?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz bir ayetden her neyi nesih veya insah edersek ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz, bilmez misin ki Allah her şey'e kadir, daima kadirdir

    Erhan Aktaş

    Biz, bir ayeti yürürlükten kaldırır veya unutturursak ya onun dengini ya da ondan daha iyisini getiririz. Sen, Allah'ın her şeye gücü yeten olduğunu bilmez misin? dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazı ayetlerin "nesh" edildiğini (geçersiz kılındığını) iddia ederek, Allah'a ve Kur'an'a iftira atanlar, referans olarak bu ayeti gösteriyorlar. Oysaki bu ayet, Kitap Ehli'ne verilen bir cevap ayetidir. Ayette söz konusu edilen şey, Kur'an'daki herhangi bir ayetin iptal edilmesi değil, Tevrat ve İncil'deki hükümlerin yerine yeni hükümlerin getirildiğidir; daha önceki kitaplarda yer alan kimi hükümlerin değiştirilmesidir. Örneğin kıblenin yönünün değiştirilmesi gibi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, bir ayeti yürürlükten kaldırır veya unutturursak ya onun dengini ya da ondan daha iyisini getiririz. Sen, Allah'ın her şeye gücü yeten olduğunu bilmez misin? dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazı ayetlerin "nesh" edildiğini (geçersiz kılındığını) iddia ederek, Allah'a ve Kur'an'a iftira atanlar, referans olarak bu ayeti gösteriyorlar. Oysaki bu ayet, Ehl-i Kitap'a cevap ayetidir. Ayette söz konusu edilen şey, Kur'an'daki herhangi bir ayetin iptal edilmesi değil, Tevrat ve İncil'deki hükümlerin yerine yeni hükümlerin getirildiğidir; daha önceki kitaplarda yer alan kimi hükümlerin değiştirilmesidir. Örneğin kıblenin yönünün değiştirilmesi gibi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, bir ayeti yürürlükten kaldırır veya unutturursak ya ona denk ya da ondan daha iyisini getiririz. Sen, Allah'ın her şeye gücü yeten olduğunu bilmez misin? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da ki kimi ayetlerin "nesh" edildiğini (geçersiz kılındığını) iddia ederek, Allah'a ve Kur'an'a iftira atanlar, referans olarak bu ayeti ileri sürüyorlar. Oysaki bu ayet ehl-i kitap'a bir cevap ayetidir. Ayette söz konusu edilen şey, Kur'an'daki herhangi bir hükmün iptal edilmesi değil, Tevrat ve İncil'deki hükümlerin yerine yeni hükümlerin getirildiğidir; daha önceki kitaplarda yer alan kimi hükümlerin değiştirilmesidir. Örneğin kıblenin yönünün değiştirilmesi gibi.

    Gültekin Onan

    Biz, daha hayırlısını veya bir benzerini getirinceye (kadar) hiç bir ayeti neshetmez veya unutturmayız. Bilmez misin ki Tanrı büyük fazl sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Biz neshetdiğimiz (hükmünü diğer bir ayetle değiştirdiğimiz) veya unutdurduğumuz (geri bırakdırdığımız) bir ayetin (yerine) ya ondan daha hayırlısını, yahud onun benzerini getiririz. Allanın her şey'e kemaliyle kaadir olduğunu bilmedin mi? (Elbette bildin).

    İbni Kesir

    Biz, bir ayeti nesheder veya unutturursak ondan daha hayırlısını, yahut da dengini getiririz. Bilmez misin ki, Allah şüphesiz her şeye kadir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (106) Ayet olarak neyi ortadan kaldırırsak / nesh edersek yahut unutturursak, daha hayırlısını yahut bir benzerini getiririz. Bilmiyor musun ki kesinlikle Allah, her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Biliyor musun ki kesinlikle Allah, semaların ve arzın egemenliği / mülkiyeti elinde olandır. Size Allah’ın dışında dost ve yardımcı yoktur. (Egemenlik; elinde olanı istediği gibi kullanabilme özgürlüğüdür, Egemenlik hakkı Allah’ındır, kullanım hakkı bizlerindi r, biz mülkü istediğimiz gibi kullanamayız, kiracı gibi kullanabiliriz.)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz neshettiğimiz veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin?

    Süleyman Ateş

    Biz bir ayeti siler veya unutturursak ondan daha iyisini, ya da benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?

    Süleymaniye Vakfı

    Biz bir ayeti nesh eder dipnot 1 veya unutturursak yerine daha hayırlısını ya da dengini getiririz. dipnot 2 Allah'ın her şeye bir ölçü koyduğunu bilmez misin!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nesh, bir kitapta olanı bir başka kitaba aktarmaktır (el- Ayn). Bunu yapan, o kitabın yazarı ise büyük bir bölümünü aynen aktarır, bazı bölümlerini de kendine göre daha iyisi ile değiştirir. Allah, ilk nebisi Adem aleyhisselamdan son nebisi Muhammed aleyhisselama kadar indirdiği kitaplarda bu kuralı uygulamış ve onlardan birini diğerinden farklı görmemizi yasaklamıştır (Bakara 2/136, Al-i İmran 3/81, 84, En'am 6/89-90) Her kitapta bazı değişiklikler de yapmıştır. İbrahim aleyhisselam ile başlayan, erkeklerin sünnet edilmesi ile ilgili hüküm de (
      Tekvin, 17/9-27 — Eski Ahit, Yaratılış; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yaratılış 17:9

      Tanrı İbrahime, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi,

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) Kur'an'a alınmayarak hayırlısı ile nesh edilmiştir. Ayrıca her bir ümmeti, diğeri ile zorlu bir imtihandan geçirmek için onlara özel, bazı hükümler de konmuştur (Maide 5/48). Örneğin Mescid-i Haram, ilk günden beri kıble iken (Al-i İmran 3/96) Süleyman aleyhisselam zamanında kıblenin, geçici olarak, Kudüs'teki Beytülmakdis'e çevrilmesinin sebebi budur (Bakara 2/143, Tevrat /
      I Krallar 8:28-30 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 8:28

      Ya RAB Tanrım, kulunun bugün ettiği duayı, yalvarışı işit; duasına ve yakarışına kulak ver.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      II Tarihler 6/19-21 — Eski Ahit, 1. Tarihler; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Tarihler 6:19

      Merarinin oğulları: Mahli, Muşi. Soylarına göre yazılan Levi oymağının boyları şunlardır:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Bütün bunlardan dolayı Allah, ayetlerin büyük bir bölümünü misliyle, az bir kısmını da daha hayırlısı ile nesh etmiştir. Kur'an'da Ramazan orucunun, önceki ümmetler gibi tutulması emredildikten sonra bazı kolaylıklar getirilmesi (Bakara 2/183) daha hayırlısı ile neshe örnektir (Bakara 2/187).
    2. metne dön, dipnot 2
      Önceki kitaplarda olduğu halde, ehl-i kitap tarafından gizlenen ayetlerin bir kısmı, Kur'an'a alınarak misliyle veya daha hayırlısı ile nesh edilmiş, bir kısmı da alınmayarak unutturulmuştur (Maide 5/15, En'am 6/91). Mesela bütün insanlar, Adem'in evladıdır (A'raf 7/26, 27, 31, 35, 172, İsra 17/70, Yasin 36/60) ve aynı ana babadan çoğalmıştır (Nisa 4/1, Hucurat 49/13). Bu sebeple başlangıçta kardeş evliliği bir zorunluluktur. Nuh aleyhisselamdan sonra herkes, ona emredilen şeriatten sorumlu tutulduğu için (Nisa 4/163, Nahl 16/101, Şura 42/13) bu, Nuh aleyhisselam zamanından itibaren unutturulan hayırlısı ile nesihtir (Nisa 4/23). Önceki kitaplarda görülmediği halde Kur'an'da yer alan, hırsızın elinin kesilmesi ile ilgili hüküm de (Maide 5/39-40) bunun bir başka örneğidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz bir ayeti nesh eder veya unutturursak, yerine ya daha hayırlısını ya da aynısını getiririz. dipnot 1 Bilmez misin, her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nesih sözlükte, iki belgeyi yan yana getirip birindeki yazıyı diğerine aktarmak veya bir şeyi kaldırıp yerine başkasını koymaktır. Nesih ya aynısıyla ya da daha iyisiyle olur. Allah, önceki kitapların hükümleri son kitabında aynen korumuş ve şöyle demiştir: "Allah, Nuh'a buyurduğunu sizin için bu dinin şeriatı yapmıştır. Sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğimiz şudur: Bu dini ayakta tutun, o konuda ayrılığa düşmeyin..."  (Şura 42/13) Allah, kitapların bazı hükümlerini Kur'an'a almamış ve şöyle demiştir: "Ey Ehl-i Kitap, Kitap'tan gizlediğiniz birçok şeyi size açıklayan birçoğuna da dokunmayan Elçimiz geldi. Size Allah'tan bir nur ve açık bir kitap geldi." (Maide 5/15) Önceki kitapların bazı hükümleri de daha iyisi ile değiştirilmiştir. Mesela Müslümanlara orucu, önceki ümmetler gibi tutarken (bkz. Bakara 2/183) daha sonra bazı hafifletmeler yapılmıştır (bkz. Bakara 2/187).

    Şaban Britch

    Biz neshettiğimiz veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah’ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin?

    Şaban Piriş

    Biz neshettiğimiz veya, unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücünün yettiğini bilmez misin?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz bir ayeti siler, unutturur veya ertelersek ondan daha iyisini veya onun bir benzerini getiririz. Allah'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?

  4. Bakara suresi, 107. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 107. ayet. أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Diyanet İşleri

    Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesinin yalnızca Allah'a ait olduğunu bilmez misin? Sizin için Allah'a rağmen dost da yardımcı da yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine bilmez misin ki göklerin ve yerin hakimiyeti Allah'a aittir. Sizin için, Allah'tan başka ne bir yar, ne de bir yardımcı var.

    Muhammed Esed

    Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümdarlığı Allah'ındır ve Allah'tan başka sizi koruyacak ve yardım edecek hiç kimse yoktur?

    Ahmed Hulusi

    Bilmez misin, semalar ve arz (şuur ve madde - beden boyutu) Allah'ın mülküdür (her an dilediği gibi tasarruf etmektedir, tamamında). . . Sizin için Allah dununda ne bir dost ne de bir yardımcı olmaz!

    Ali Bulaç

    (Yine) Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    (Yine) bilmez misin, göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığı yalnızca Allah'ındır? Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, göklerin ve yeryüzünün yönetimi Allah'a özgüdür; bilmiyor musun? Ve sizin için, Allah'tan başka ayrıca, ne bir dost ne de bir yardımcı yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    Göklerin ve yerin mülkiyet ve hükümranlığının Allah'a ait olduğunu da bilmez misin? Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

    Edip Yüksel

    Yerin, göklerin egemenliğinin ALLAH'a ait olduğunu ve ALLAH'tan başka bir sahip ve yardımcın olmadığını bilmez misin?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yerin, göklerin egemenliğinin ALLAH'a ait olduğunu ve ALLAH'tan başka bir sahip ve yardımcın olmadığını bilmez misin?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bilmez misin ki, gerçekten göklerin ve yerin mülkü tamamen Allah'a aittir. Size de Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    bilmez misin ki Allah, hakikat göklerin ve yerin mülkü, hep onun, size de Allahdan başka ne bir veliy vardır ne bir nasir

    Erhan Aktaş

    Göklerin ve yerin egemenliğinin Allah'a ait olduğunu bilmez misin? Sizin için Allah'ın yanı sıra ne bir veli dipnot 1 ne de bir yardımcı vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yerlerin ve göklerin egemenliğinin Allah'a ait olduğunu bilmez misin? Sizin için Allah'ın yanı sıra ne bir veli dipnot 1 ne de bir yardımcı vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yerlerin ve göklerin egemenliğinin Allah'a ait olduğunu bilmez misin? Sizin için Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı vardır.

    Gültekin Onan

    Bilmez misin ki gerçekten göklerin ve yerin mülkü Tanrı'nındır. Sizin Tanrı'dan başka veliniz ve yardımcınız yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerin ve yerin mülk (-ü tasarrufu) hakıykaten Allahın olduğunu ve sizin Allahdan başka ne bir yar, ne de hakıyki bir yardımcı bulunmadığını bilmedin mi?

    İbni Kesir

    Göklerin ve yerin mülkünün gerçekten Allah'a ait olduğunu ve sizin için Allah'dan başka bir sahib ve yardımcı olmadığını bilmez misiniz?

    Mehmet Alagaş

    (107-108) Siz yoksa Resulümüzü daha evvel Musa’yı sorguladığınız gibi sorgulamak mı istiyorsunuz? Her kim imanı küfürle değiştirirse/ tebdil ederse / mübadele ederse, yolun düzgün olanından sapmış olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilmez misin ki, göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

    Süleyman Ateş

    Bilmedin mi ki, göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı, yönetimi, mülkiyeti) yalnız Allah'ındır. Sizin için Allah'tan başka ne bir koruyucu, ne de bir yardımcı yoktur.

    Süleymaniye Vakfı

    Bilmez misin ki göklerde ve yerde tüm yetkiler Allah'ındır! Allah ile aranıza girecek hiçbir veliniz /yakınınız dipnot 1 ve yardımcınız yoktur! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aralarına başka bir şey girmeyecek şekilde birbirine yakın olan iki kişi veya şeyden her birine veli denir. Buradan hareketle akrabalık, dostluk, yardım ve inanç bakımından doğan yakınlık da mecazen bu kelimeyle ifade edilir (Müfredat). İnsana sinir uçlarından daha yakın olan Allah, onun velisi ve en yakınıdır (Kaf 50/16). Ayetler gayet açık olduğu halde tasavvufta bir velayet makamı oluşturulur, o makama veli veya evliya diye nitelenen kişiler yerleştirilerek onlar birer vesile/ aracı konumuna getirilir. Böylece bunlar Allah'ın seviyesine çıkarılır ve tevbe edilmediği taktirde asla affedilmeyecek şirk günahına girilmiş olur (Bakara 2/257, Nisa 4/48, 116, A'raf 7/3, 30, Secde 32/4, Ahkaf 46/4-6).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilmez misin, göklerin ve yerin yönetimi Allah'ın elindedir. Allah ile aranıza girecek bir veliniz (yakınınız) dipnot 1 ve yardımcınız da yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Veli (çoğulu evliya), iki veya daha çok şeyin, araya başka bir şey girmeyecek şekilde yakın olmasıdır. Bir işi üstlenene de veli denir. (Müfredat) Şah damarımızdan da yakın olan Allah  (Kaf 50/16) bizim velimiz ve en yakınımızdır.

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin hükümranlığının Allah’a ait olduğunu ve sizin Allah’tan başka bir veli ve bir yardımcınızın olmadığını bilmez misin?

    Şaban Piriş

    Göklerin ve yerin hükümranlığının Allah'a ait olduğunu ve sizin Allah'tan başka bir koruyucunuz ve bir yardımcınızın olmadığını bilmez misin?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilmedin mi ki göklerin de yerin de mülk ve saltanatı yalnız Allah'ındır. Sizin için Allah'tan başka ne bir Veli vardır ne de bir Nasir/yardımcı.

  5. Bakara suresi, 108. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 108. ayet. أَمْ تُرِيدُونَ أَن تَسْـَٔلُوا۟ رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسَىٰ مِن قَبْلُ وَمَن يَتَبَدَّلِ ٱلْكُفْرَ بِٱلْإِيمَٰنِ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

    Diyanet İşleri

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa siz de daha önce Musa'ya sorulduğu gibi dipnot 1 elçinize sorular mı sormak istiyorsunuz? Kim küfrü imana değişirse, elbette doğru yoldan sapmış olur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu dilekler ve içerikleri hakkında bkz. Bakara 2:55; Nisâ 4:153; Ahzâb 33:69.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa daha önce Musa'dan istenilen şeylerin benzerini, siz de peygamberinizden mi istiyorsunuz? Kim imanı inkarla değiştirirse, iyi bilsin ki doğru yoldan sapmıştır.

    Muhammed Esed

    Yoksa, size gönderilmiş olan Elçi'den, daha önce Musa'dan istenenleri mi istiyorsunuz? Ama her kim, hakikate inanmak yerine onu inkar etmeyi tercih ederse doğru yoldan sapmış olur.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa siz de, önceden Musa'nın sorgulandığı gibi Rasulünüzü sorguya mı çekmek istiyorsunuz? Kim hakikatindekine imanı küfür ile (inkar ile) değiştirirse, yolun doğrusunu yitirmiş olur!

    Ali Bulaç

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de Resulünüzü sorguya mı çekmek istiyorsunuz? Kim imanı inkar ile değişirse, artık o, dümdüz yoldan sapmış olur.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa siz de (ey müslümanlar), daha önce Musâ'dan istenildiği gibi, kendi peygamberinizden de (bir takım mucizeler) talep etmek mi istiyorsunuz? Her kim, îmanı küfürle değişirse, dümdüz yoldan sapmış olur.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, sizin elçiyi de sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Kim inancı nankörlükle değiştirirse, gerçeğin yolundan artık sapmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa siz de, daha önce Musa'ya sorulduğu gibi Peygamberinize sorular sormak mı istiyorsunuz? Kim küfrü imanla değiştirirse, kesinlikle düz yoldan sapmış olur.

    Edip Yüksel

    Daha önce Musa'dan istendiği gibi, siz de elçinizden isteklerde mi bulunmayı arzuluyorsunuz? Kim gerçeği onaylamayı inkar ile değiştirirse o doğru yolu kaybetmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Daha önce Musa'dan istendiği gibi, siz de elçinizden isteklerde mi bulunmayı arzuluyorsunuz? Kim inancı inkar ile değiştirirse o doğru yolu kaybetmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa siz peygamberinizi, bundan önce Musa'ya sorulduğu gibi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Oysa her kim imanı inkarla değiştirirse artık düz yolun ortasında sapıtmış olur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    yoksa siz Peygamberinizi bundan evvel Musaya sorulduğu gibi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Halbuki her kim imanı küfre değişirse artık düz yolun ortasında sapıtmışdır

    Erhan Aktaş

    Yoksa siz de daha önce Musa'yı sorguya çekenler gibi, elçinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim, iman yerine küfrü tercih ederse o dosdoğru yoldan sapmış olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa siz de daha önce Musa'yı sorguya çekenler gibi, elçinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim, iman yerine küfrü tercih ederse o dosdoğru yoldan sapmış olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa siz de daha önce Musa'yı sorguya çekenler gibi, elçinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim, iman yerine inkarı tercih ederse dosdoğru yoldan sapmış olur.

    Gültekin Onan

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi siz de resulünüzü sorguya mı çekmek istiyorsunuz? Kim inancı küfür ile değişirse, artık o dümdüz yoldan sapmış olur.

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa siz de (ey Yahudiler) evvelce Musaya sorulduğu gibi Peygamberinizi sorğuya mı çekmek istiyorsunuz? Kim imanı (nı) küfr ile değişirse dümdüz yolu sapıtmış olur.

    İbni Kesir

    Yoksa daha önce Musa'ya sorulduğu gibi siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı küfürle değişirse dosdoğru yoldan sapıtmış olur.

    Mehmet Alagaş

    (107-108) Siz yoksa Resulümüzü daha evvel Musa’yı sorguladığınız gibi sorgulamak mı istiyorsunuz? Her kim imanı küfürle değiştirirse/ tebdil ederse / mübadele ederse, yolun düzgün olanından sapmış olur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa siz de daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı, küfür ile değiştirirse doğru yoldan sapmış olur.

    Süleyman Ateş

    Yoksa siz de Elçinizden, daha önce Musa'dan istendiği gibi bir takım isteklerde bulunmak mı istiyorsunuz? Kim imanı küfürle değiştirirse, şüphesiz (o), dümdüz yolu sapıtmıştır.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa size gelen elçiden, daha önce Musa'dan talep edilene benzer bir talepte bulunmak mı istiyorsunuz? dipnot 1 Kim imanını kafirlikle değiştirirse doğru yoldan çıkmış olur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa size gelen Elçiye, daha önce Musa'dan istenene benzer bir istekle mi gitmek istiyorsunuz? dipnot 1 Kim kafir olmayı mümin olmaya tercih ederse düz yoldan çıkmış olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kitap ehli ister ki onlara gökten bir kitap indiresin. Musa'dan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göstersene" demişlerdi de zalimliklerinden ötürü onları yıldırımlar çarpmıştı." (Nisa 4/153)

    Şaban Britch

    Yoksa siz de daha önce Musa’nın sorguya çekildiği gibi Peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı, küfür ile değiştirirse doğru yoldan sapmış olur.

    Şaban Piriş

    Yoksa siz de daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi Peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı, küfür ile değiştirirse doğru yoldan sapmış olur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa siz de resulünüzden, daha önce Musa'dan istekte bulunulduğu gibi isteklerde bulunmak mı diliyorsunuz?! İmanı küfürle değiştirmeye kalkan,yolun dosdoğrusunu saptırmış olur.

  6. Bakara suresi, 109. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 109. ayet. وَدَّ كَثِيرٌ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعْدِ إِيمَٰنِكُمْ كُفَّارًا حَسَدًا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْحَقُّ فَٱعْفُوا۟ وَٱصْفَحُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz şimdilik, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedin, hoşgörün. Şüphesiz Allah, gücü her şeye hakkıyla yetendir.

    Mehmet Okuyan

    Kitap ehlinden çoğu, gerçek kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. dipnot 1 (Yine de) siz Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar (onları) affedin; hoşgörün! dipnot 2 Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitap ehlinin çoğunluğu hakikate karşı haset etmiş ve Bakara 2:90'da da belirtildiği gibi "Yüce Allah'ın risaleti kullarından dilediğine yani layık gördüğüne ihsan ettiği için kıskançlık göstermişlerdi." İşte ayette tekrar hatırlatılan husus budur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nûr 24:22; Teğâbun 64:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Kitap ehlinden bir çoğu, hakikat kendileri için de apaçık ortaya çıktığı halde, sırf hasetlerinden dolayı siz inandıktan sonra, sizi geriye döndürüp inkar etmenizi isterler. Allah'ın onlar hakkındaki hükmü gelinceye kadar onları hoşgörün, kusurlarına bakmayın: Unutmayın ki Allah her şeye kadirdir.

    Muhammed Esed

    Kendilerini önceki vahye bağlı sayanların çoğu, kıskançlıklarından dolayı, sizi iman ettikten sonra yeniden hakikati inkara döndürmek isterler; (hatta) hakikat kendileri için apaçık ortaya çıktıktan sonra bile. Buna karşılık, siz (ey imana erişenler) Allah'ın iradesini ortaya koyacağı vakte kadar onları hoşgörün ve dayanın: Unutmayın, Allah her şeye kadirdir.

    Ahmed Hulusi

    Ehli Kitaptan (hakikat bilgisi verilmiş olanlardan) birçoğu, Hak kendilerince apaçık farkedilmesine rağmen, sırf hasetlerinden dolayı sizi imandan küfre döndürmek ister. Allah hükmü sizde açığa çıkana kadar kusurlarına bakmayın, anlayış gösterin. Muhakkak ki Allah her şeye Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Kitap Ehlinden çoğu, kendilerine gerçek (hak) apaçık belli olduktan sonra, nefislerini (kuşatan) kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek arzusunu duydular. Fakat, Allah'ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve (onlara) ilişmeyin. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ehli kitaptan çoğu, hakikat kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan vazgeçirip küfre döndürmek istediler. Yine de siz, Allah onlar hakkındaki emrini getirinceye kadar affedip bağışlayın. Şüphesiz Allah her şeye kadîrdir.

    Ali Rıza Safa

    Kitap halkının çoğu, kendilerine gerçek açıkça belli olduktan sonra, içlerindeki kıskançlık yüzünden, inancınızdan sonra, sizi nankör lük etmeye döndürmek ister. Artık, Allah buyruğunu getirinceye dek onları bağışlayın ve hoşgörün. Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kitap ehlinin büyük bir çoğunluğu, hakikat kendilerine açıkça belli olduktan sonra, içlerindeki haset yüzünden, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek istediler. O halde siz, Allah gayesini gerçekleştirinceye kadar sıkı durun, iyi düşünün, reddedin! Şüphesiz ki Allah'ın gücü her şeye yeter.

    Edip Yüksel

    Kitap ehlinin birçoğu, gerçek kendilerine belli olduğu halde, özlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi onayınızdan sonra inkara döndürmeyi arzular. ALLAH emrini getirinceye kadar onları affediniz, tolerans gösteriniz. ALLAH her şeye gücü yetendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitap ehlinin birçoğu, gerçek kendilerine belli olduğu halde, özlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi imanınızdan sonra inkara döndürmeyi arzular. ALLAH emrini getirinceye kadar onları affet, görmemezlikten gel. ALLAH herşeye gücü yetendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kitap ehlinden bir çoğu arzu etmektedir ki, hak kendilerine gün gibi aşikar olduktan sonra sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan ötürü, sizi iman ettikten sonra çevirip kafir etsinler. Şimdilik siz, Allah emrini verinceye kadar af ve hoşgörüyle davranın. Şüphesiz ki, Allah her şeye gücü yetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ehli kitabdan bir çoğu arzu etmektedir ki sizi imanınızdan sonra çevirip kafir etseler: hak kendilerine tebeyyün ettikten sonra sırf nefsaniyetlerinden, hasedden, şimdi siz afv ile safh ile davranın ta Allah emrini verinceye kadar, şüphe yok ki Allah her şeye kadir, daima kadirdir

    Erhan Aktaş

    Kitap Ehli'nin çoğu, Hakk kendilerine bildirildiği halde, benliklerindeki kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek isterler. Allah'ın emri gelinceye kadar onlara aldırış etmeyin. Onları affedin ve onlarla iyi geçinin. Kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitap Ehli'nin çoğu, Hakk kendilerine bildirildiği halde, benliklerindeki kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek isterler. Allah'ın emri gelinceye kadar onlara aldırış etmeyin. Onları affedin ve onlarla iyi geçinin. Kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitap Ehli'nin çoğu, Hakk kendilerine bildirildiği halde, benliklerindeki kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi küfre döndürmek isterler. Allah'ın emri gelinceye kadar onlara aldırış etmeyin. Onları affedin ve onlarla iyi geçinin. Kuşkusuz Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Gültekin Onan

    Kitap ehlinden birçoğu / kitap ehlinin çoğu kendilerine gerçek (hak) apaçık belli olduktan sonra nefslerini (kuşatan) kıskançlıktan dolayı inanmanızdan sonra sizi küfre / kafirliğe döndürmek arzusu duydular. Fakat Tanrı'nın buyruğu gelinceye kadar onları bırakın ve ilişmeyin. Hiç kuşkusuz Tanrı herşeye gücü yetendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ehl-i Kitabdan bir çoğu, Hak kendilerince besbelli oldukdan sonra, ruhlarındaki hasedden ötürü sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek hevesine düşdü. Allanın emri gelinceye kada şimdilik onları bırakın, serzeniş de etmeyin. Şübhesiz ki Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    Kitab ehlinin çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra içlerindeki çekememezlikten ötürü, sizi imandan sonra küfre döndürmek isterler. Allah'ın açıklayıcı emri gelene kadar onları affedin, geçin. Şüphesiz ki Allah her şeye kadir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (109-110) Ehli kitaptan çoğu / ekserisi, imanınızın ardından, gerçeğin size açıkça belli olmasının ardından, içlerindeki kıskançlık / haset nedeniyle, sizi küfre geri döndürmek isterler, Allah emri ile gelinceye kadar onları bağışlayın hoş görün, kesinlikle Allah, her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Namazı kılın zekâtı verin , hayır anlamında kendiniz için ne sunarsanız / takdim ederseniz, Allah’ın yanında bulursunuz, Allah yaptığınız şeyleri görür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kitap ehlinden bir çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki haset yüzünden, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürmeyi arzu ederler. Öyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar bırakıp, terk edin. Kendi hallerine bırakınız. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter.

    Süleyman Ateş

    Kitap sahiplerinden çoğu, gerçek kendilerine besbelli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Allah emrini getirinceye kadar affedin, hoş görün. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ehl-i kitabın /kitaplarında uzman olanların çoğu, inanıp güvenmenizden sonra sizi kafirler haline getirmeyi çok ister. dipnot 1 Bunu, gerçekler onlar için bütün açıklığı ile ortaya çıktıktan sonra, kendilerinde oluşan kıskançlıktan dolayı yaparlar. Allah emrini verinceye kadar onlara göz yumun ve yeni bir sayfa açın. dipnot 2 Şüphesiz Allah her şeye bir ölçü koyar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Al-i İmran 3/186, Maide 5/13. Kur'an-ı Kerim'de suçların bağışlanması anlamında afv (عفو), safh (صفح) ve mağfiret (مغفرة) olmak üzere üç ayrı kelime kullanılır. Bunlardan afv (عفو) kelimesinin sözlükteki temel iki anlamından biri, bir şeyi terk etmektir (Mekayisü'l-lüğa). Bu anlamdan ve ilgili ayetlerden hareketle "afv", yapılan kötü işleri görmezlikten gelmektir. Bir kişinin günahından yüz çevirme anlamına gelen safh da (Sıhah) yeni bir sayfa açmak anlamındadır. Mağfiretin anlamı ise örtmektir (Sıhah, Mekayisü'l-lüğa). Dolayısıyla ilgili ayetlerde geçen suç ve günahları mağfiret etmek, onları örtüp bağışlamak anlamındadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ehl-i kitaptan dipnot 1 birçoğu, inanıp güvenmenizden sonra sizi, Kitab'ı görmeyecek hale getirmek isterler. Bunu, gerçekleri bütün açıklığı ile gördükten sonra, içlerinde oluşan kıskançlıktan dolayı yaparlar. Onlara ilişmeyin, Allah'ın emri gelinceye kadar kendi hallerine bırakın. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Şaban Britch

    Kitap ehlinden olanların bir çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki kıskançlık yüzünden, sizi iman etmenizden sonra tekrar küfre döndürmeyi arzu ederler. Öyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar bırakıp, terk edin. Kendi hallerine bırakınız. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter.

    Şaban Piriş

    Kitap ehlinden olanların bir çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki kıskançlık yüzünden, sizi inanmanızdan sonra tekrar küfre döndürmeyi arzu ederler. Öyleyse onlara Allah'ın emri gelinceye kadar ilişmeyiniz, kendi hallerine bırakınız şüphesiz Allah'ın gücü her şeye yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ehlikitap'tan birçoğu, benliklerindeki kıskançlık yüzünden sizi, imanınızdan sonra kafirler haline bir döndürebilseler diye yürekten istedi. Hem de gerçek kendilerine ayan-beyan olduktan sonra... Allah, buyruğunu getirinceye değin affedin, hoşgörün. Allah, her şeye gücü yetendir.

  7. Bakara suresi, 110. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 110. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.

    Mehmet Okuyan

    Namazı kılın, zekâtı verin! Kendiniz için (önceden) ne tür bir iyilik sunarsanız, Allah katında onu bulacaksınız. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah yapmakta olduklarınızı görendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Necm 53:39, Müzzemmil 73:20 ve Zilzâl 99:7-8. ayetleriyle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Namazı istikametle kılın, zekatı gönülden gelerek verin. Unutmayın: Kendiniz için ne hayır yaparsanız Allah'ın katında onu mutlaka bulursunuz. Çünkü Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.

    Muhammed Esed

    Namazınızda dikkatli ve devamlı olun, arındırıcı (mali) yükümlülüğünüzü yerine getirin, çünkü kendiniz için önceden yaptığınız her iyiliği Allah katında mutlaka bulacaksınız: Unutmayın, Allah bütün yaptıklarınızı görür.

    Ahmed Hulusi

    Siz salatı ikame edin (Allah'a yönelişinizi zahiren ve batınen hakkıyla yapın) ve zekatı verin (Allah'ın size ihsanından bir kısmını karşılıksız paylaşın ihtiyacı olanlara). . . Ne hayır yaparsanız, Allah indinde (beyninizin derunundaki Esma hakikati boyutunda) onu bulursunuz. . . Muhakkak ki Allah (varlığınızı oluşturan Esma'sıyla) Basıyr'dir yaptıklarınıza.

    Ali Bulaç

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah'ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.

    Ali Rıza Safa

    Namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin. Kendiniz için yaptığınız her iyiliği, Allah'ın katında bulursunuz. Kuşkusuz, Allah, yaptıklarınızı Görendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Namazı kılınız, zekatı veriniz, yaptığınız her iyiliği Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz ki Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.

    Edip Yüksel

    Salatı gözetin, zekatı verin. Kendiniz için yapıp gönderdiğiniz her iyiliği elbette ALLAH katında bulacaksınız. ALLAH yaptığınız her şeyi görür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Namazı gözetin, zekatı verin. Kendiniz için yapıp gönderdiğiniz her iyiliği elbette ALLAH katında bulacaksınız. ALLAH yaptığınız herşeyi görür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Namazı doğru kılın, zekatı verin, kendiniz için her ne hayır yapıp gönderirseniz, Allah yanında onu bulursunuz. Her zaman Allah bütün yaptıklarınızı görüyor!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hem namazı doğru kılın ve zekatı verin, nefsileriniz için her ne hayır da takdim ederseniz Allah yanında onu bulursunuz, her halde Allah bütün yaptıklarınızı görüyor

    Erhan Aktaş

    Salatı ikame edin ve zekatı yapın. dipnot 1 Kendiniz için her ne iyilik yaparsanız onu Allah katında bulacaksınız. Kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2: 43. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Salatı ikame edin ve zekatı yapın. dipnot 1 Kendiniz için her ne iyilik yaparsanız onu Allah katında bulacaksınız. Kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2:

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Salatı ikame edin ve zekatı verin. dipnot 1 Kendiniz için her ne iyilik yaparsanız onu Allah katında bulacaksınız. Kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanın; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapın; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutun.

    Gültekin Onan

    Namazı gözetin / dosdoğru kılın, zekatı verin. Önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Tanrı katında bulacaksınız. Kuşkusuz Tanrı yaptıklarınızı görendir.

    Hasan Basri Çantay

    Namazı dosdoğru kılın, zekat verin, kendiniz için önden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulacaksınız. Şüphesiz Allah ne yaparsanız kemaliyle görücü (ve ona göre mükafatını verici) dir.

    İbni Kesir

    Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önceden ne yollarsanız, onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz ki Allah, yaptığınızı hakkıyla görendir.

    Mehmet Alagaş

    (109-110) Ehli kitaptan çoğu / ekserisi, imanınızın ardından, gerçeğin size açıkça belli olmasının ardından, içlerindeki kıskançlık / haset nedeniyle, sizi küfre geri döndürmek isterler, Allah emri ile gelinceye kadar onları bağışlayın hoş görün, kesinlikle Allah, her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Namazı kılın zekâtı verin , hayır anlamında kendiniz için ne sunarsanız / takdim ederseniz, Allah’ın yanında bulursunuz, Allah yaptığınız şeyleri görür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Namazı kılın, zekâtı verin, kendiniz için önden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı en iyi görendir!

    Süleyman Ateş

    Namazı kılın, zekatı verin; kendiniz için yapıp gönderdiğiniz her hayrı, Allah'ın yanında bulursunuz, Allah yaptıklarınızı görür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı verin. Kendiniz için önceden yaptığınız her iyiliğin karşılığını Allah'ın katında bulursunuz. Yaptığınız her şeyi gören Allah'tır.

    Şaban Britch

    Namazı kılın, zekâtı verin, kendiniz için önden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı en iyi görendir!

    Şaban Piriş

    -Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden ne hayır yollarsanız Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı en iyi görendir!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Namazı kılın, zekatı verin. Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz her hayrı, Allah katında bulacaksınız. Hiç kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızı iyice görmektedir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.