Diyanet İşleri
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Bakara suresi
Bakara suresi, 50. ayet. وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ ٱلْبَحْرَ فَأَنجَيْنَٰكُمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ
veiẕ feraḳnâ bikümü-lbaḥra feenceynâküm veagraḳnâ âle fir`avne veentüm tenżurûn.
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap Bakara 47–53 3
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Hani, doğru yolu tutasınız diye Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) ve Furkan'ı vermiştik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 49–54. ayetler için yazılmıştır.
49-54. Burada Yüce Allah İsrailoğullarına nimetlerini tafsilatı ile saymaya başlayarak şöyle buyurmaktadır: “Hatırlayın ki sizi Firavun hanedanından” Firavun’dan, onun ileri gelenlerinden ve askerlerinden “kurtarmıştık.” Bundan önce ise “Onlar size azabın en kötüsünü tattırıyor” sizleri çeşitli işlerde ve hizmetlerinde (köle olarak) kullanıyorlardı. “Azabın en kötüsü” azabın en ağırı demektir ki o da şudur: “oğullarınızı boğazlıyor” çoğalırsınız korkusu ile boğazlayarak öldürüyorlar “kız çocuklarınızı diri bırakıyorlardı” onları öldürmüyorlardı. Böylece sizler ya öldürülüyor yahut da ağır işlerde çalıştırılıp zelil edilmek üzere hayatta bırakılıyordunuz ki bu da o kimseye bir lütuf olarak gösteriliyor ve onun üzerinde üstünlük kurularak yapılıyordu. Bu ise aşağılanmalarının en ileri derecesidir. İşte Yüce Allah onları (bu durumda iken) tam anlamı ile kurtarmış ve gözleri iyice aydın olsun diye bakıp dururlarken düşmanlarını suda boğmuştu. “Bunda” kurtarılmanızda, “sizin için Rabb’iniz tarafından büyük bir nimet” yani lütuf ve ihsan “bulunuyor.” İşte bu da şükretmenizi ve O’nun emirlerini yerine getirmenizi gerektiren hususlardandır.
Daha sonra Yüce Allah, onlara büyük bir nimet olan, genel ve kapsamlı maslahatlar içeren Tevrat’ı onlara indirmek için Mûsâ aleyhisselam ile kırk gece sözleşmesi yönündeki lütfunu hatırlatmaktadır. Ancak onlar bu sözleşme süresinin tamamlanmasına kadar sabredemediler. O’nun arkasından yani Musa’nın gidişinden sonra buzağıya taptılar. “(kendinize) zulmettiniz” Yani zulmettiğinizi de biliyordunuz. Size karşı delil ortaya konulmuştu. İşte böylesi suçun ve günahın en büyüğüdür. Daha sonra O, size tevbe etmenizi emretti, bu tevbenin de birbirinizi öldürmek şeklinde olacağını Peygamberi Mûsâ aleyhisselam’ın diliyle bildirdi. Bunu yapınca da Allah “şükredersiniz diye” sizi affetti.
[“Hani doğru yola gelirsiniz diye Mûsâ’ya Kitab’ı ve Furkan’ı vermiştik.” Yani şu nimetimizi de hatırlayın ki biz, sapıklıktan kurtulup hidayete kavuşmanız için Musa’ya hakkı batıldan ayıran Kitabı -ki o Tevratt’tır- vermiştik.]
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Size gönderdiğimiz nimetlerimizi hatırlayıp, anın. Sizin için denizi yarıp, üzerinde yürüyeceğiniz bir yol haline getirdik. Ardından sizleri kurtarıp, düşmanınız firavun ve avenesini gözlerinizin önünde boğduk. Sizler onların bu halini gördünüz.
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Ayetlerimizi yalanlayanları…
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak…
Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: فرق (72 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Bunun üzerine Musa'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar…
Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
De ki: "Sizler, açıktan ve gizlice O'na 'Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız' diye dua ederken, sizi karanın ve denizin…
Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş
O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Kurtuluş
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Kurtuluş
Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hani biz sizin için denizi yarmıştık; sizi kurtarmış, Firavun'un ailesini (destekçilerini) de siz bakıyorken (denizde) boğmuştuk.
Bir zaman da suyu sizin için açmış ve sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun'un kadrosunu boğmuştuk.
Ve önünüzdeki denizi yararak sizi kurtarıp, Firavun hanedanını gözlerinizin önünde boğduğumuz (günleri).
Varlığınızdaki Allah Esma'sı kuvvesinin açığa çıkartılmasıyla denizi yarıp sizi kurtarmış; Firavun ailesini ise size bakıp dururken boğmuştuk!
Ve sizin için denizi ikiye yarıp sizi kurtardığımızı ve Firavun'un adamlarını -gözlerinizin önünde- boğduğumuzu hatırlayın.
Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk.
Üstelik sizin için denizi yardığımızda, sizi kurtarmış ve Firavun ailesini gözlerinizin önünde boğmuştuk.
Sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış ve Firavun taraftarlarını boğmuştuk; siz de bunu görüyordunuz.
Denizi yararak sizi kurtarmış, Firavunun adamlarını da gözlerinizin önünde boğmuştuk.
Denizi yararak sizi kurtarmış, Firavun'un adamlarını da gözlerinizin önünde boğmuştuk.
Ve bir vakit sizin için denizi yardık, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını boğuverdik, sizler de bakıp duruyordunuz.
Ve bir vakit sizin sebebinize denizi yardık, sizi necata çıkardık da Ali Fir'avni garkettik sizler bakıp duruyordunuz
Hatırlayın! Denizi yararak sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun taraftarlarını denizde boğmuştuk.
Hatırlayın! Denizi yararak sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun taraftarlarını denizde boğmuştuk.
Hatırlayın! Denizi yararak sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ve taraftarlarını da denizde boğmuştuk.
Denizi yararak (ferakna) sizi kurtarmış (feenceynaküm), Firavun'un adamlarını / taraftarlarını / ordusunu da (ale) gözlerinizin önünde (tenzurun) boğmuştuk (ağrakna).
Hem hatırlayın o demleri ki sizin sebebinize denizi yarıb da hepinizi kurtarmış, Fir'avun haanedanını ise, kendiniz de gözlerinizle bakıb dururken, (suda) boğmuşduk.
Hani, bir de sizin için denizi yarmış, ve sizi kurtarmıştık. Firavun hanedanını da, siz bakıp dururken suda boğmuştuk.
(47-50) Ey İsrailoğulları size nimet olarak verdiğim nimetleri hatırlayın, kesinlikle ben sizi alemlere üstün kıldım, bir kişinin başka bir kişiye herhangi bir karşılık veremeyeceği , herhangi bir aracılığın kabul edilmeyeceği , herhangi bir bedelin alınmayacağı ve herhangi yardımın görülemeyeceği O günden sakının. Sizi bir vakit firavun ailesinden kurtardık , size kötü bir azap uyguluyordu, oğullarınızı boğazlıyor kadınlarınızı diri / sağ bırakıyorlardı. (Kadınların rahimlerinde çocuk aradıkları ve bulduklarını aldıkları söylenir) İşte bunda, çok büyük olan Rabbinizden bir sınama vardı, o zaman sizin için denizi ayırdık, sizi kurtardık, firavun ailesini boğduk ve siz de bakıyordunuz.
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun hanedanını suda boğmuştuk.
Sizin için denizi yarmıştık, sizi kurtarmış ve Fir'avn ailesini boğmuştuk; siz de bunu görüyordunuz.
Bir gün, sizin için denizi yarıp sizi kurtarmış, Firavun hanedanını boğmuştuk, siz de bakakalmıştınız. dipnot 1
Bir gün denizi ikiye ayırıp sizi kurtardık, Firavun hanedanını da gözünüzün önünde boğduk.
Ve sizin için denizi yardık, sizi kurtarıp; gözünüzün önünde, Firavun hanedanını suda boğmuştuk.
Ve sizin için denizi yardık, sizi kurtarıp; gözünüzün önünde, Firavun Hanedanını suda boğmuştuk.
Hani önünüzde denizi yarmıştık da sizi kurtarmış, Firavun hanedanını boğmuştuk. Siz de bunu bakıp görüyordunuz.
"And recall to the mind the big event of parting the sea to make a foot path for you across and We rescued you from the vengeful people of Pharaoh who pursued you, with malignancy and injurious action, and We drowned them before your eyes",
and when We parted the sea for you, so saving you and drowning Pharaoh’s people right before your eyes.
And remember We divided the sea for you and saved you and drowned Pharaoh's people within your very sight.
And recall when We split the sea, providing passage for you, and thus saved you and caused Pharaoh’s people to drown before your very eyes.
And when We parted the sea for you and rescued you, and drowned the people of Pharaoh while you watched.
And (remember) when We separated the sea for you and saved you and drowned Fir‘aun’s (Pharaoh) people while you were looking (at them, when the sea-water covered them).
And when We parted the sea with you, and We delivered you and drowned Pharaoh’s clan as you looked on.
And when We parted the sea for you, and rescued you and drowned the people of Pharaoh, while you were beholding.
And when We divided for you the sea and delivered you, and drowned Pharaoh's folk while you were beholding.
And remember that we saved you by opening the (red) sea and let you pass safely through it while we drowned Pharaoh’s army [who were charging after you] before your very own eyes.
When we divided for you the sea and saved you and drowned Pharaohs people while ye looked on.
We parted the sea for you, thus We saved you and drowned the people of Pharaoh while you were watching.
And when we divided the sea for you and delivered you, and drowned Pharaoh's people while ye looked on.
When We divided for you the sea and saved you and drowned Pharaoh's people while you looked on.
And (remember) as We separated the sea for you. So We delivered you and drowned the house of Firaawn (pharaoh) (while) you were looking (at them).
And when We brought you through the sea and rescued you, and drowned the folk of Pharaoh in your sight.
Remember, We parted the sea and saved you, and drowned the men of Pharaoh before your very eyes.
and when We cleft the sea before you, and thus saved you and caused Pharaoh's people to drown before your very eyes;
And ˹remember˺ when We parted the sea, rescued you, and drowned Pharaoh’s people before your very eyes.
And We parted the sea for you, thus We saved you and drowned the people of Pharaoh while you were watching.
Recall that we parted the sea for you; we saved you and drowned Pharaoh's people before your eyes.
And [recall] when We parted the sea for you and saved you and drowned the people of Pharaoh while you were looking on.
And when We divided for you the sea, and delivered you, and drowned the house of Pharaoh — and you were looking on.
Thus We parted the sea and rescued you and drowned the people of Pharaoh as you were watching. (This Exodus brought you to the safety of Sinai from the persecution in Egypt).
And (remember) when, We divided the ocean for you and saved you and drowned Firon’s (Pharaoh’s) people within your very sight.
And (recall) when We parted the sea for you; then We saved you, and drowned the people of Pharaoh while you were looking on!
And We parted the sea for you, thus We saved you and drowned the people of Pharaoh while you were watching.