Diyanet İşleri
Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" demişti.
Bakara suresi · 67–74. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Bakara suresi, 67. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تَذْبَحُوا۟ بَقَرَةً قَالُوٓا۟ أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا قَالَ أَعُوذُ بِٱللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ
Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğleniyor musun?" demişlerdi. Musa, "Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" demişti.
Hani Musa, kavmine "Şüphesiz ki Allah herhangi bir inek dipnot 1 kesmenizi emrediyor." demişti. (Onlar) "Bizimle alay mı ediyorsun?" deyince, o da "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım." demişti.
Hani (fail-i meçhul bir cinayet işlendiği) bir zaman da Musa, kavmine "Allah size bir inek kurban etmenizi emrediyor!" demişti de şöyle çıkışmışlardı: "Sen bizimle dalga mı geçiyorsun?" (Musa), "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" demişti.
Hani, o zaman Musa, halkına: "Dinleyin! Allah bir sığır kurban etmenizi emrediyor" demişti. Onlar: "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" dediler. O: "Bu kadar cahil olmaktan Allah'a sığınırım!" diye cevap verdi.
Hani Musa kavmine demişti ki: "Allah size, bir inek boğazlamanızı emrediyor. . . " Dediler: "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" Musa: "Cahillerden olmaktan hakikatim olan Allah'a sığınırım!"
Hani Musa kavmine: "Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediler. (Musa) "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" dedi.
Musâ, kavmine: Allah size bir sığır kesmenizi emrediyor, demişti de: (Onlar,) Bizimle alay mı ediyorsun? demişlerdi. O da: Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım, demişti.
Ve Musa, toplumuna, şöyle demişti: "Aslında, Allah, bir İnek kesmenizi buyruk veriyor!" Dediler ki: "Bizimle alay mı ediyorsun?" Dedi ki: "Bilisizler arasında olmaktan Allah'a sığınırım!" dipnot 22
Eski Ahit · Çölde Sayım 19:2
“RABbin buyurduğu yasanın kuralı şudur: İsraillilere size kusursuz, özürsüz, boyunduruk takmamış kızıl bir inek getirmelerini söyleyin. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Musa,toplumuna"Allah size bir inek kesmenizi emrediyor' demişti. 'Bizimle alay mı ediyorsun?" dediler. O da,"Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" dedi.
Hani, Musa halkına: "ALLAH bir inek boğazlamanızı emrediyor" demişti. "Bizimle alay mı ediyorsun" deyince de "Cahilce davranmaktan ALLAH'a sığınırım" dedi. dipnot 1
Hani, Musa halkına: 'ALLAH bir düve boğazlamanızı emrediyor,' demişti. 'Bizimle alay mı ediyorsun,' deyince de 'Cahilce davranmaktan ALLAH'a sığınırım,' dedi.
Bir vakit de Musa, kavmine demişti ki: "Allah size bir sığır boğazlamanızı emrediyor." Onlar da: "Ay! Bizimle eğlenip alay mı ediyorsun?" dediler. O da: "O gibi cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım." dedi.
Bir vakit de Musa kavmine demişti: Allah size bir bakare boğazlamanızı emrediyor, ay dediler: Bizi eğlence yerine mi koyuyorsun? Dedi: Allaha sığınırım öyle cahillere katılmaktan
Hani, Musa halkına: "Allah, sizden bir sığır kesmenizi istiyor." demişti. Onlar da: "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" dediler. Musa; "Cahillerden olmaktan, Allah'a sığınırım." dedi.
Hani, Musa halkına: "Allah, sizden bir sığır kesmenizi istiyor." demişti. Onlar da: "Sen bizimle alay mı ediyorsun." dediler. Musa; "Cahillerden olmaktan, Allah'a sığınırım." dedi.
Hani, Musa halkına: "Allah, kesin olarak sizden bir sığır kesmenizi istiyor." demişti. Onlar da: "Sen bizimle alay mı ediyorsun." dediler. Musa; "Cahillerden olmaktan, Allah'a sığınırım." dedi.
Hani Musa kavmine: "Tanrı, bir sığır boğazlamanızı / kesmenizi buyuruyor" demişti. "Bizimle alay mı ediyorsun?" dediklerinde de "Cahillerden olmaktan Tanrı'ya sığınırım (euzü)" dedi.
Bir zaman da Musa, kavmine: "Allah size her halde bir inek boğazlamanızı emrediyor" demişdi. Onlar: "Bizi eğlence mi ediniyorsun?" demişdi. Musa da: "Ben cahillerden olmakdan Allaha sığınrım" demişdi.
Hani, bir de Musa kavmine: Allah, herhalde bir sığır boğazlamanızı emrediyor, demişti. Onlar: Sen bizimle alay mı ediyorsun, demişlerdi. Musa da: Ben cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım, demişti.
(67-74) Bir vakit Musa kavmine muhakkak ki Allah size bir inek kesmenizi emrediyor dedi. Sen bizimle alay mı ediyorsun dediler? O da Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım dedi. Dediler ki dua et bizim için Rabbine, Onun bize ne olduğunu açıklasın. Dedi ki O diyor ki kesinlikle o inek ne çok kart / yaşlı ne de çok körpe/gençtir, bu ikisinin ortası bir inektir, size emredilen ne ise hemen yapın. Dediler ki dua et bizim için Rabbine Onun rengini bize açıklasın. O der ki; O inek parlak sarı bir inektir , rengi bakanları etkiler. Dediler ki Rabbine çağrıda bulun onu bize açıklasın çünkü her inek birbirine benzemektedir, Allah dilerse de biz o yola iletiliriz. Dedi ki Allah diyor ki o bir inektir ki ne boyunduruk altında yer sürmüştür ne de ekin sulamıştır , bakımlı ve kusursuzdur. Dediler ki işte şu an , gerçeği / hakkı getirdin. Onu hemen boğazladılar az daha / neredeyse yapmayacaklardı . Bir vakit birini öldürmüştünüz , suçlu konusunda birbirinizle atışmıştınız (derae) Allah gizlediklerinizi çıkarandır. Ona (kişi cesedine) Onun bir parçası ile (kesilen ineğin parçası ile) vurun dedik, öylece Allah ölüyü diriltir ve size ayetlerini gösterir böylelikle belki akledersiniz. Bunun ardından kalpleriniz katılaştı / sertleşti, bir taş gibi yahut ondan daha katı oldu, öylesi taşlar var ki ondan nehirler fışkırır, o taşlardan öylesi de var ki çatlar ve içinden su çıkar, yine öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır. Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz. / yaptıklarınızdan gafil değildir.
Hani Mûsâ kavmine: "Allah, size bir inek kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar: "Bizimle alay mı ediyorsun?" demişlerdi. Mûsâ da: "Ben cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım" demişti
Musa, kavmine: "Allah size bir inek kesmenizi emrediyor." demişti. "Bizimle alay mı ediyorsun?" dediler. "cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım!" dedi.
Bir gün Musa halkına: "Allah bir sığır kesmenizi emrediyor!" dedi dipnot 1 ."Sen bizi hafife mi alıyorsun!" dediler. O da "Cahillik eden biri dipnot 2 olmaktan Allah'a sığınırım!" dedi.
Eski Ahit · Yeremya 46:14
“Mısırda bildirin, 2 Migdolda duyurun, 2 Nofta, Tahpanheste duyurun: 2 ‹Yerini al, hazırlan, 2 Çünkü çevrendekileri yiyip bitiriyor kılıç!› Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Bir gün Musa halkına, "Allah bir sığır kesmenizi emrediyor!" dedi. dipnot 1 "Sen bizimle eğleniyor musun!" dediler. O da "Kendini bilmez biri olmaktan, Allah'a sığınırım!" dedi.
Eski Ahit · Yeremya 46:14
“Mısırda bildirin, 2 Migdolda duyurun, 2 Nofta, Tahpanheste duyurun: 2 ‹Yerini al, hazırlan, 2 Çünkü çevrendekileri yiyip bitiriyor kılıç!› Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Hani Musa kavmine: "Allah, size bir inek kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar: "Bizimle alay mı ediyorsun?" demişlerdi. Musa da: "Ben cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım" demişti.
Hani Musa kavmine: -Allah, size bir inek kesmenizi emrediyor, demişti. Onlar: -Bizimle alay mı ediyorsun? demişlerdi. Musa da: -Ben cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım, demişti.
Musa, toplumuna dedi ki: "Allah size, bir inek kesmenizi emrediyor." Dediler ki: "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" Dedi ki: "Cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım."
Bakara suresi, 68. ayet. قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌۢ بَيْنَ ذَٰلِكَ فَٱفْعَلُوا۟ مَا تُؤْمَرُونَ
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın."
(Onlar) "Bizim adımıza Rabbine dua et de onun (özelliklerinin) ne olduğunu bize açıklasın." (Musa da) "Allah diyor ki o, ne yaşlı ne de körpe, ikisi arasında bir inektir. Size emredileni hemen yapın." demişti.
Onlar: "Bizim için Rabbine yalvar da, bize onun niteliğini açıklasın!" dediler. "O diyor ki, kesinlikle o ne çok yaşlı ne çok toy, bu ikisi arasında bir inek olmalı. Hadi artık size verilen emri yerine getirin!" dedi.
Onlar: "(Madem öyle), Rabbine bizim için dua et de bunun nasıl bir kurban olacağını bize açıklasın" dediler. (Musa) "Bakın!" dedi, "O, ne yaşlı ne körpe, ama ikisi arasında orta yaşta bir sığır olmasını istiyor. O halde size verilen emri yerine getirin!"
Dediler: "Bizim için Rabbine yönel de bildirsin nasıl bir şey (kesmemizi) istiyor?" "Kesinlikle O diyor ki, o ne yaşlı ne de çok genç, ikisi arası bir inektir. . . " Hadi emredileni uygulayın.
"Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın" dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) "Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin" dedi.
(Musâ'ya:) «Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın» dediler. Musâ: Allah diyor ki: «O, ne yaşlı ne de genç (sadece birkez doğurmuş) tir; bu ikisinin arasında (dinç) bir inektir.»Emrolunduğunuz şeyi (hemen) yapın, dedi.
Dediler ki: "Bizim için, Efendine yakarışta bulun; onun nasıl olduğunu bize açıklasın!" Dedi ki: "Kuşkusuz, O, diyor ki: ‘Aslında, ne kart ne de körpe; ikisinin arası bir inek!' Artık, verilen buyruğu yerine getirin!"
"Bizim adımıza Rabbine dua et, bize ineğin nasıl olduğunu açıklasın" dediler. Musa, "Allah diyor ki, o ne yaşlı ne de körpe; ikisi arasında bir inektir. Size emredileni, hemen yapın" dedi.
"Bizim için Efendini çağır da onun niteliğini bize açıklasın" dediler. "O diyor ki, o ne kart ne körpe, ikisinin ortasında bir düvedir. Size emredileni yapın" dedi.
'Bizim için Rabbini çağır da onun niteliğini bize açıklasın,' dediler. 'O diyor ki, o ne yaşlı ne genç, ikisinin ortasında bir düvedir. Size emredileni yapın,' dedi.
Onlar: "Bizim için Rabbine dua et onun ne olduğunu bize açıklasın." dediler. O da: "Rabbim şöyle buyuruyor: "Bir sığır ki ne yaşlı, ne de genç, ikisi ortası bir dinç. Haydi emrolunduğunuz işi yapın!" dedi.
dediler; bizim için rabbine dua et nedir o? Bize beyan etsin, dedi: Rabbim şöyle buyuruyor: Bir bakare ki ne farımış ne bakir, ikisi ortası bir dinç, haydi emrolunduğunuz işi yapın
Onlar: "Bizim için Rabb'ine söyle, onun nasıl bir sığır olduğunu açıklasın." dediler. Musa, "Allah, onun ne tam yaşlı ne de yavru; ikisinin arasında bir yaşta olduğunu söylüyor; öyleyse sizden isteneni yapın." dedi.
Onlar: "Bizim için Rabb'ine söyle, onun nasıl bir sığır olduğunu açıklasın." dediler. Musa, "Allah, onun ne tam yaşlı ne de yavru; ikisinin arasında bir yaşta olduğunu söylüyor; öyleyse sizden isteneni yapın." dedi.
Onlar: "Bizim için Rabb'ine dua et, onun nasıl bir sığır olduğunu bildirsin." dediler. Musa, "Allah, onun ne yaşlı ne de yavru; ikisinin arasında bir yaşta, olduğunu söylüyor; öyleyse, sizden isteneni yapın." dedi.
Dediler ki: "Bizim için rabbine dua et de onun niteliğini / durumunu (hiy) bize açıklasın / bildirsin (yübeyyin)". (Musa) Dedi ki: "O diyor ki, o ne yaşlı, ne de genç, ikisinin ortasında / arasında (avanün) bir sığırdır. Artık buyrulduğunuzu yapın / yerine getirin."
(Yine) demişlerdi ki: "Bizim için Rabbine dua et de onun (o ineğin) ne olduğunu (kaç yaşında olacağını) bize iyice açıklasın". (Musa da): "Allah diyor ki o, ne çok yaşlı, ne de pek gene değil, ikisi ortası bir dine (inek) dir. Artık emrolunduğunuz şey'i yapın" demişdi.
Onlar, Bizim için Rabbına dua et de onu bize iyice bildirsin, demişlerdi. Musa da: Allah, o, ne çok kart, ne de çok körpedir. İkisi ortası dinç bir sığırdır, buyuruyor. Artık emrolunduğunuz şeyi yapın, demişti.
(67-74) Bir vakit Musa kavmine muhakkak ki Allah size bir inek kesmenizi emrediyor dedi. Sen bizimle alay mı ediyorsun dediler? O da Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım dedi. Dediler ki dua et bizim için Rabbine, Onun bize ne olduğunu açıklasın. Dedi ki O diyor ki kesinlikle o inek ne çok kart / yaşlı ne de çok körpe/gençtir, bu ikisinin ortası bir inektir, size emredilen ne ise hemen yapın. Dediler ki dua et bizim için Rabbine Onun rengini bize açıklasın. O der ki; O inek parlak sarı bir inektir , rengi bakanları etkiler. Dediler ki Rabbine çağrıda bulun onu bize açıklasın çünkü her inek birbirine benzemektedir, Allah dilerse de biz o yola iletiliriz. Dedi ki Allah diyor ki o bir inektir ki ne boyunduruk altında yer sürmüştür ne de ekin sulamıştır , bakımlı ve kusursuzdur. Dediler ki işte şu an , gerçeği / hakkı getirdin. Onu hemen boğazladılar az daha / neredeyse yapmayacaklardı . Bir vakit birini öldürmüştünüz , suçlu konusunda birbirinizle atışmıştınız (derae) Allah gizlediklerinizi çıkarandır. Ona (kişi cesedine) Onun bir parçası ile (kesilen ineğin parçası ile) vurun dedik, öylece Allah ölüyü diriltir ve size ayetlerini gösterir böylelikle belki akledersiniz. Bunun ardından kalpleriniz katılaştı / sertleşti, bir taş gibi yahut ondan daha katı oldu, öylesi taşlar var ki ondan nehirler fışkırır, o taşlardan öylesi de var ki çatlar ve içinden su çıkar, yine öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır. Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz. / yaptıklarınızdan gafil değildir.
Bizim için Rabbine dua et de bize onun nasıl bir şey olduğunu açıklasın, dediler. Mûsâ şöyle dedi: “(Rabbim) diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir inektir. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.”
"Bizim için Rabbine du'a et, onun ne olduğunu bize açıklasın." dediler. Dedi ki: "O diyor ki: O (inek) ne yaşlı, ne körpe, ikisinin ortasında (bir inek)tir! Haydi, size emredileni yapın."
"Bizim için Rabbine sor da onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın!" dediler. Dedi ki: "Rabbim, onun ne yaşlı ne körpe, ikisinin ortası bir sığır olduğunu söylüyor. Haydi, size verilen emri yerine getirin!"
"Bizim için Sahibine (Rabbine) sor, o nasıl bir şeydir, bize açıklasın!" dediler. Dedi ki O, şöyle diyor: ‘Ne yaşlı ne körpe, ikisinin ortası bir sığır.' Haydi, emri yerine getirin!"
Rabbine bizim için dua et de bize onun nasıl bir şey olduğunu açıklasın, dediler. O: Allah, onun ne pek yaşlı ne de pek körpe, ikisi ortası bir inek olduğunu söylüyor. Artık size emredilen şeyi yapın, dedi.
-Rabbine bizim için dua et de bize onun nasıl bir şey olduğunu açıklasın, dediler. O: -Allah, onun ne pek yaşlı ne de pek körpe, ikisi ortası bir inek olduğunu söylüyor. Artık size emredilen şeyi yapın, dedi.
Şöyle konuştular: "Çağır Rabb'ine bizim için, açıklasın bize neymiş o!" Cevap verdi: "O diyor ki, bahsettiğim ne yaşlıdır ne de körpe. İkisi arası bir inektir." Hadi size emredileni yapın!
Bakara suresi, 69. ayet. قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَآءُ فَاقِعٌ لَّوْنُهَا تَسُرُّ ٱلنَّٰظِرِينَ
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan bir sığırdır" dedi.
(Onlar) "Bizim adımıza Rabbine dua et; bize onun renginin nasıl olduğunu açıklasın." demişlerdi. (Musa da) "Allah diyor ki o, bakanlara huzur veren parlak sarı renkli bir inektir." demişti.
Onlar: "Bizim için Rabbine yalvar da bize onun rengini bildirsin" dediler. O, "Kesinlikle o, rengi bakanın gözünü kamaştıracak parlaklıkta sarı bir inek olmalı" dedi.
Onlar: "Rabbine bizim için dua et de onun renginin nasıl olacağını bize açıklasın" dediler. (Musa'nın) cevabı şu oldu: "O, kurbanın sarı renkte, parlak tonda, görenlere zevk veren bir sığır olmasını istiyor."
(Aldıkları cevapla tatmin olmayıp daha gereksiz detaya indiler) dediler: "Rabbine yönel de bize ne renk olduğunu bildirsin!" "Kesinlikle O diyor ki, o (kesecekleri) sapsarı parlak renkli bir inektir ki, bakanlara zevk verir. "
(Bu sefer) dediler ki: "Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin." O: "(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir" dedi.
(Bu defa da;) Bizim için Rabbine dua et de, bize onun rengini açıklasın, dediler. (Musâ da: ) «O diyor ki: Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir» dedi.
Dediler ki: "Bizim için, Efendine yakarışta bulun; onun rengini bize açıklasın!" Dedi ki: "Kuşkusuz, O, diyor ki: ‘Görenlerin beğeneceği, parlak sarı renkte bir inek!' "
Bu defa, "Bizim için Rabbine dua et, bize onun rengini açıklasın" dediler. Musa da, "Allah diyor ki,sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir renktedir" dedi.
"Bizim için Efendini çağır da onun rengini de açıklasın" dediler. "O diyor ki, o rengi parlak sarı bir düvedir, bakanların içini açar" dedi.
'Bizim için Rabbini çağır da onun rengini de açıklasın,' dedi ki: 'O diyor ki, o rengi parlak sarı bir düvedir, bakanların içini açar,' dediler.
Onlar: "Bizim için Rabbine dua et rengini bize açıklasın" dediler. O da: "Rabbim şöyle buyuruyor: Rengi bakanlara sürur veren sapsarı bir sığır." dedi.
bizim için dediler: Rabbine dua et, rengi ne imiş bize beyan etsin, Rabbim, dedi, Şöyle buyuruyor: Bir bakare ki sapsarı, rengi bakanlara sürur verir
Onlar: "Bizim için Rabb'ine söyle, onun rengi nedir; bize bildirsin." dediler. Musa: "Allah; onun parlak sarı renkte, bakanlara keyif veren bir sığır olduğunu söylüyor." dedi.
Onlar: "Bizim için Rabb'ine söyle, onun rengi nedir; bize bildirsin." dediler. Musa: "Allah; onun parlak sarı renkte, bakanlara keyif veren bir sığır olduğunu söylüyor." dedi.
Onlar: "Bizim için Rabb'ine dua et; onun rengi nedir; bize bildirsin." dediler. Musa: "Allah; onun parlak sarı renkte, bakanlara keyif veren bir sığır olduğunu, söylüyor." dedi.
Dediler ki: "Bizim için rabbine dua et de onun rengini açıklasın / bildirsin". (Musa) Dedi ki: "O diyor ki, rengi parlak sarı bir sığırdır, bakanların içini açar".
(Tekrar) şöyle söyledilerdi: "Bizim için Rabbine dua et de onun donu (rengi) nedir, bize tam açıklasın". O da ("Rabbim) diyor ki: o, bakanlara ferahlık verecek sapsarı bir inekdir" demişdi.
Dediler ki: Bizim için Rabbına dua et de onun ne renk olduğunu bize iyice açıklasın. O da: Rabbım diyor ki: O bakanları rahatlatacak sapsarı renkli bir inektir, demişti.
(67-74) Bir vakit Musa kavmine muhakkak ki Allah size bir inek kesmenizi emrediyor dedi. Sen bizimle alay mı ediyorsun dediler? O da Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım dedi. Dediler ki dua et bizim için Rabbine, Onun bize ne olduğunu açıklasın. Dedi ki O diyor ki kesinlikle o inek ne çok kart / yaşlı ne de çok körpe/gençtir, bu ikisinin ortası bir inektir, size emredilen ne ise hemen yapın. Dediler ki dua et bizim için Rabbine Onun rengini bize açıklasın. O der ki; O inek parlak sarı bir inektir , rengi bakanları etkiler. Dediler ki Rabbine çağrıda bulun onu bize açıklasın çünkü her inek birbirine benzemektedir, Allah dilerse de biz o yola iletiliriz. Dedi ki Allah diyor ki o bir inektir ki ne boyunduruk altında yer sürmüştür ne de ekin sulamıştır , bakımlı ve kusursuzdur. Dediler ki işte şu an , gerçeği / hakkı getirdin. Onu hemen boğazladılar az daha / neredeyse yapmayacaklardı . Bir vakit birini öldürmüştünüz , suçlu konusunda birbirinizle atışmıştınız (derae) Allah gizlediklerinizi çıkarandır. Ona (kişi cesedine) Onun bir parçası ile (kesilen ineğin parçası ile) vurun dedik, öylece Allah ölüyü diriltir ve size ayetlerini gösterir böylelikle belki akledersiniz. Bunun ardından kalpleriniz katılaştı / sertleşti, bir taş gibi yahut ondan daha katı oldu, öylesi taşlar var ki ondan nehirler fışkırır, o taşlardan öylesi de var ki çatlar ve içinden su çıkar, yine öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır. Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz. / yaptıklarınızdan gafil değildir.
Onlar: “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş, açıklasın.” dediler. Mûsâ: "Allah, onun, bakanların içini açan, parlak sarı bir inek olduğunu söylüyor." dedi.
Dediler ki: "Bizim için Rabbine du'a et, renginin nasıl olduğunu açıklasın." Dedi: "O diyor ki: "Rengi parlak, sarı bir inektir, bakanlara sevinç verir."
"Bizim için Rabbine sor da renginin ne olduğunu da açıklasın!" dediler. Musa dedi ki: "Rabbim onun sapsarı, parlak renkte, görenlere zevk veren bir sığır olduğunu söylüyor."
"Bizim için Sahibine (Rabbine) sor, bize ne renk olduğunu da açıklasın!" dediler. Musa dedi ki Rabbim şöyle diyor: "O sarı bir sığırdır, sapsarı renkte, görenlere zevk verir."
Bizim için Rabbine dua et de, onun ne renk olduğunu bize iyice açıklasın, dediler. Musa: Allah, onun, bakanların içini açan, parlak sarı bir inek olduğunu söylüyor, dedi.
-Bizim için Rabbine dua et de, onun ne renk olduğunu bize iyice açıklasın, dediler. Musa: -Allah, onun, bakanların içini açan, parlak sarı bir inek olduğunu söylüyor, dedi.
Şöyle dediler: "Çağır Rabb'ine bizim için, neymiş onun rengi açıklasın bize." Cevap verdi: "O diyor ki, bahsettiğim, sarı, rengi parlak bir inektir; seyredenlere mutluluk verir."
Bakara suresi, 70. ayet. قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ إِنَّ ٱلْبَقَرَ تَشَٰبَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّآ إِن شَآءَ ٱللَّهُ لَمُهْتَدُونَ
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın. Çünkü sığırlar, bizce, birbirlerine benzemektedir. Ama Allah dilerse elbet buluruz" dediler.
(Onlar) "Bizim adımıza Rabbine dua et de onun (özelliklerinin) ne olduğunu bize açıklasın; (nasıl) bir inek (keseceğimizi iyice) karıştırdık. dipnot 1 inşallah biz emredileni yapma yolunu buluruz." demişlerdi.
Onlar: "Bizin için Rabbine yalvar da bize onun tam olarak ne olduğunu açıklasın; çünkü bize göre bütün inekler birbirine benzer: (eğer açıklanırsa) inşaallah biz de doğrusunu buluruz" dediler.
Onlar: "Rabbine bizim için dua et de onun nasıl olacağını bize (daha açık) bildirsin, (çünkü) bize göre tüm sığırlar birbirine benzer; ve sonra, Allah arzu ederse biz elbette doğru yola yöneliriz!" dediler.
(Üstelediler) dediler: "Rabbine yönel de açıklasın bize nasıl bir inek kesmemizi istiyor; zira bu tarife benzer çok inek var? İnşaAllah biz tam istenilen ineği buluruz". . .
(Onlar yine:) "Rabbine adımıza yalvar da, bize onun niteliklerini açıklasın. Çünkü bize göre sığırlar birbirine benzer. İnşaallah (Allah dilerse) biz doğruyu buluruz" dediler.
«(Ey Musâ!) Bizim için, Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın, zira nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Fakat Allah dilerse bizler herhalde (nasıl bir inek keseceğimizi) buluruz» dediler.
Dediler ki: "Bizim için, Efendine yakarışta bulun; onun nasıl olduğunu bize açıklasın. Aslında, bize göre inekler birbirine benzer. Allah dilerse, doğal olarak doğruyu buluruz!"
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir inek olduğunu bize açıklasın, nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz, inşallah emredileni yerine getiririz" dediler.
"Bizim için Efendini çağır da, onun niteliğini bize daha da açıklasın. Çünkü düveler bizce birbirine benziyor. ALLAH dilerse yolu buluruz" dediler.
'Bizim için Rabbini çağır da, onun niteliğini bize daha da açıklasın. Çünkü düveler bizce birbirine benziyor. ALLAH dilerse yolu buluruz,' dediler.
Onlar: "Bizim için Rabbine dua et, onu bize iyice açıklasın; çünkü o sığır bize karışık geldi. Bununla beraber Allah dilerse elbette onu buluruz." dediler.
dediler: Bizim için rabbine dua et nedir o bize beyan etsin, çünkü o bakare bize müteşabih geldi, Maamafih Allah dilerse elbette buluruz
Yine onlar: "Bizim için Rabb'ine sor; onun niteliğini açıklasın. Zira bizce sığırların hepsi birbirine benziyorlar; eğer Allah dilerse biz doğru olanı bulmuş oluruz." dediler.
Yine onlar: "Bizim için Rabb'ine sor; onun niteliğini açıklasın. Zira bizce sığırların hepsi birbirine benziyorlar; eğer Allah dilerse biz doğru olanı bulmuş oluruz." dediler.
Yine onlar: "Bizim için Rabb'ine dua et; onun niteliğini açıklasın. Zira sığırların hepsi birbirine benziyorlar; eğer Allah dilerse biz doğru olanı bulmuş oluruz." dediler.
Dediler ki: "Bizim için rabbine dua et de onun niteliğini / durumunu (hiye) bize (biraz daha) açıklasın / bildirsin (yübeyyin)". Çünkü bize göre sığırlar birbirine benziyor. Tanrı dilerse doğru yolu / doğruyu (muhtedun) buluruz".
(Yine) demişlerdi: "Bizim için Rabbine dua et de o nedir? Apaçık anlatsın bize. Çünkü bizce bir çok inekler birbirine benziyor. Allah dilerse (istenen ineği bulmıya) muvaffak oluruz (yahud hidayete erdirilmiş bulunuruz).
Dediler ki: Rabbına dua et, bize açıkça niteliğnin ne olduğunu bildirsin. Çünkü bizce sığırlar birbirine benziyor. Allah dilerse biz elbette hidayete erenlerden oluruz.
(67-74) Bir vakit Musa kavmine muhakkak ki Allah size bir inek kesmenizi emrediyor dedi. Sen bizimle alay mı ediyorsun dediler? O da Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım dedi. Dediler ki dua et bizim için Rabbine, Onun bize ne olduğunu açıklasın. Dedi ki O diyor ki kesinlikle o inek ne çok kart / yaşlı ne de çok körpe/gençtir, bu ikisinin ortası bir inektir, size emredilen ne ise hemen yapın. Dediler ki dua et bizim için Rabbine Onun rengini bize açıklasın. O der ki; O inek parlak sarı bir inektir , rengi bakanları etkiler. Dediler ki Rabbine çağrıda bulun onu bize açıklasın çünkü her inek birbirine benzemektedir, Allah dilerse de biz o yola iletiliriz. Dedi ki Allah diyor ki o bir inektir ki ne boyunduruk altında yer sürmüştür ne de ekin sulamıştır , bakımlı ve kusursuzdur. Dediler ki işte şu an , gerçeği / hakkı getirdin. Onu hemen boğazladılar az daha / neredeyse yapmayacaklardı . Bir vakit birini öldürmüştünüz , suçlu konusunda birbirinizle atışmıştınız (derae) Allah gizlediklerinizi çıkarandır. Ona (kişi cesedine) Onun bir parçası ile (kesilen ineğin parçası ile) vurun dedik, öylece Allah ölüyü diriltir ve size ayetlerini gösterir böylelikle belki akledersiniz. Bunun ardından kalpleriniz katılaştı / sertleşti, bir taş gibi yahut ondan daha katı oldu, öylesi taşlar var ki ondan nehirler fışkırır, o taşlardan öylesi de var ki çatlar ve içinden su çıkar, yine öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır. Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz. / yaptıklarınızdan gafil değildir.
Onlar: (Ey Mûsâ) Rabbine dua et, bize açıkça bildirsin. Nasıl bir inek olduğunu anlayamadık. Allah dilerse elbette biz hidayete erenlerden oluruz, dediler.
"Bizim için Rabbine du'a et, onun nasıl bir şey olduğunu bize açıklasın. Zira o inek bize (başka ineklere) benzer geldi. Ama Allah dilerse mutlaka (emredileni yapmağa) yol buluruz." dediler.
"Bizim için Rabbine bir daha sor, onun nasıl bir şey olduğunu iyice açıklasın! Çünkü bu (özelliklerdeki) sığır bize bir şeyi çağrıştırdı. dipnot 1 Allah nasip ederse mutlaka doğruyu buluruz!" dediler.
"Bizim için Sahibine (Rabbine) bir daha sor, onun nasıl bir şey olduğunu iyice açıklasın! Bize göre o özellikler birçok sığırda var. Allah bulmamızı tercih ederse biz onu buluruz!" dediler.
Onlar: Rabbine dua et, bize açıkça bildirsin. Nasıl bir inek olduğunu anlayamadık. Allah dilerse elbette biz hidayete erenlerden oluruz, dediler.
Onlar: -Rabbine dua et, bize açıkça bildirsin. Çünkü bizce inekler birbirine benzer. Allah dilerse elbette biz hidayete erenlerden oluruz, dediler.
Şöyle dediler "Dua et Rabb'ine, açıklasın bize neymiş o! Çünkü bu inek, bizim gözümüzde başkalarıyla karıştı. Ve biz, Allah dilerse, doğruya ve güzele elbette kılavuzlanacağız."
Bakara suresi, 71. ayet. قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا ذَلُولٌ تُثِيرُ ٱلْأَرْضَ وَلَا تَسْقِى ٱلْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لَّا شِيَةَ فِيهَا قَالُوا۟ ٱلْـَٰٔنَ جِئْتَ بِٱلْحَقِّ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا۟ يَفْعَلُونَ
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar, "İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin" dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
(Musa da) "Allah diyor ki o, henüz boyunduruk altına alınmayan, toprak sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir." demişti. (Bunun üzerine onlar) "İşte şimdi gerçeği getirdin (tam olarak açıkladın)!" cevabını vermişler ve hemen (onu bulup) kesmişlerdi ama neredeyse yapamayacaklardı.
"O diyor ki: o, toprağı sürmek ve ekin sulamak için çifte koşulmamış, kusursuz, alacasız bir inek olmalı" dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin" dediler ve hemen onu (bulup) kurban ettiler: fakat neredeyse yapamayacaklardı.
(Musa'nın) cevabı şu oldu: "O, kurbanın ekinleri sulamak veya toprağı sürmek için hiç koşulmamış, kusursuz, alacasız bir sığır olmasını istiyor." Onlar: "İşte, sonunda gerçeği bildirdin!" dediler; ve hemen (onu) kurban ettiler, halbuki neredeyse hiçbir şey yapmadan kalacaklardı.
O diyor ki: "Muhakkak ki o inek boyunduruğa bağlanmamış, toprak sürmemiş, ekini sulamamış, serbest bırakılmış dolaşan, alacası olmayan biri!" Dediler: "İşte şimdi Hak olarak ortaya koydun isteneni. " İşte bundan sonra (güçlükle bulup o vasıftaki tek ineği) boğazladılar. . . (Ancak çok bedel ödediler o özellikteki tek inek için. ) Neredeyse başaramayacaklardı!
(Bunun üzerine Musa, "Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir" dedi. (O zaman): "Şimdi gerçeği getirdin" dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.
(Musâ) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir. «İşte şimdi gerçeği anlattın» dediler ve bunun üzerine sığırı (bulup) kestiler, az kalsın (bunu) kesmeyeceklerdi.
Dedi ki: "Kuşkusuz, O, diyor ki: ‘Toprağı sürmemiş, ekini sulamamış, boyunduruk vurulmamış, alacasız, salma bir inek!' " Dediler ki: "Şimdi gerçeği getirdin!" Sonunda onu kestiler. Ama neredeyse yapmayacaklardı.
Musa dedi ki: "Allah şöyle buyuruyor: O inek, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, hiç alacası bulunmayan bir inektir.""İşte şimdi gerçeği anlattın" dediler ve bunun üzerine onu bulup kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.
"O diyor ki, o düve yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir düvedir" dedi. "İşte şimdi gerçeği getirdin!" diyerek sonunda düveyi boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı.
'O diyor ki, o düve yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir düvedir,' dedi. 'İşte şimdi gerçeği getirdin!,' diyerek sonunda düveyi boğazladılar; az kalsın bunu yapmıyacaklardı.
O da: "Rabbim şöyle buyuruyor: O, ne koşulup toprağı süren, ne de ekin sulayan, salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır." dedi. Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediler. Bunun üzerine o sığırı (bulup) boğazladılar. Neredeyse yapmayacaklardı.
Rabbim, dedi: Şöyle buyuruyor: Bir bakare ki ne koşulur arazi sürer ne de ekin sular, salma, hiç alacası yok, işte dediler, şimdi hak ile geldin, bunun üzerine o bakareyı boğazladılar, ki az kaldı yapmıyacaklardı
Musa: "Allah, onun ekin sulayarak, çifte koşularak yıpranmamış; alacası olmayan, kusursuz bir sığır olduğunu söylüyor." dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin." dediler. Ve nihayet sığırı boğazladılar. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
Musa: "Allah, onun ekin sulayarak, çifte koşularak yıpranmamış; alacası olmayan, kusursuz bir sığır olduğunu söylüyor." dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin." dediler. Ve nihayet sığırı boğazladılar. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.*
Musa: "Allah, onun ekin sulayarak, çifte koşularak yıpranmamış; alacası olmayan, kusursuz bir sığır olduğunu söylüyor." dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin." dediler. Ve nihayet sığırı boğazladılar. Az kalsın bunu yapmayacaklardı.
(Musa) Dedi ki: "O diyor ki, o sığır yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığırdır." "İşte şimdi gerçeği (hakk) getirdin" diyerek sonunda sığırı boğazladılar / kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı.
(Musa şöyle dedi: "Rabbim buyuruyor ki: O, ne boyunduruğa koşulub arazi sürecek, ne ekin sulayacak bir inek değildir. Salmadır (yahud ayıbdan salimdir). Hiçbir alacası da yokdur". Onlar: "İşte şimdi hakikati getirdin (vasfını tastamam bildirdin)" dediler. Bunun üzerine o ineği (bulub) boğazladılar ki az kaldı (bunu) yapmayacaklardı.
Dedik ki: Rabbım, o, ne boyunduruğa koşulup arazi sürecek, ne de ekin sulayacak bir inektir, zillete uğramamıştır. Bütün kusurlardan uzaktır. Onun alacası da yoktur, buyuruyor. Onlar: İşte şimdi gerçeği ortaya koydun, dediler. Hemen onu boğazladılar ki az kalsın bunu yapmayacaklardı.
(67-74) Bir vakit Musa kavmine muhakkak ki Allah size bir inek kesmenizi emrediyor dedi. Sen bizimle alay mı ediyorsun dediler? O da Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım dedi. Dediler ki dua et bizim için Rabbine, Onun bize ne olduğunu açıklasın. Dedi ki O diyor ki kesinlikle o inek ne çok kart / yaşlı ne de çok körpe/gençtir, bu ikisinin ortası bir inektir, size emredilen ne ise hemen yapın. Dediler ki dua et bizim için Rabbine Onun rengini bize açıklasın. O der ki; O inek parlak sarı bir inektir , rengi bakanları etkiler. Dediler ki Rabbine çağrıda bulun onu bize açıklasın çünkü her inek birbirine benzemektedir, Allah dilerse de biz o yola iletiliriz. Dedi ki Allah diyor ki o bir inektir ki ne boyunduruk altında yer sürmüştür ne de ekin sulamıştır , bakımlı ve kusursuzdur. Dediler ki işte şu an , gerçeği / hakkı getirdin. Onu hemen boğazladılar az daha / neredeyse yapmayacaklardı . Bir vakit birini öldürmüştünüz , suçlu konusunda birbirinizle atışmıştınız (derae) Allah gizlediklerinizi çıkarandır. Ona (kişi cesedine) Onun bir parçası ile (kesilen ineğin parçası ile) vurun dedik, öylece Allah ölüyü diriltir ve size ayetlerini gösterir böylelikle belki akledersiniz. Bunun ardından kalpleriniz katılaştı / sertleşti, bir taş gibi yahut ondan daha katı oldu, öylesi taşlar var ki ondan nehirler fışkırır, o taşlardan öylesi de var ki çatlar ve içinden su çıkar, yine öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır. Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz. / yaptıklarınızdan gafil değildir.
Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir inektir.” Onlar: “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o ineği kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.
Dedi: "O şöyle diyor: O, henüz boyundurluk altına alınmamış bir inektir. Yeri sürmez, ekin sulamaz. Salma, (çifte koşulmamış) hiç alacası yok." "İşte şimdi gerçeği getirdin" deyip ineği boğazladılar; az daha yapmayacaklardı.
Musa dedi ki: "Rabbim şöyle diyor: 'O öyle bir sığırdır ki ne koşulup toprağı sürmüş ne de ekin sulamıştır. Salmadır, dipnot 1 alacası da yoktur." Onlar da "İşte bütün gerçeği şimdi bildirdin!" dediler ve onu kestiler. Az kalsın (emredileni) yapmayacaklardı.
Dedi ki Sahibim şöyle diyor: "O bir boğadır; dipnot 1 ne koşulup toprağı sürmüş ne de ekin sulamıştır. Salmadır; dipnot 2 alacası da yoktur." "Şimdi tüm bilgiyi getirdin!" dediler ve boğayı kestiler. Neredeyse emri yerine getirmeyeceklerdi.
Musa: Rabbim, onun yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir inek olduğunu söylüyor, dedi. Şimdi gerçeği bildirdin, deyip ineği kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Musa: -Rabbim, onun yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir inek olduğunu söylüyor, dedi. -Şimdi gerçeği bildirdin, deyip ineği kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Cevap verdi Musa: "Allah diyor ki, bahsettiğim, boyunduruk yememiş bir inektir; toprağı sürmez, ekini sulamaz. Salma hayvandır. Alaca yoktur onda." Dediler ki: "İşte şimdi gerçeği getirdin." Ve ardından onu boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı.
Bakara suresi, 72. ayet. وَإِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًا فَٱدَّٰرَْٰٔتُمْ فِيهَا وَٱللَّهُ مُخْرِجٌ مَّا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ
Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.
Hani siz bir kişiyi öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmıştınız. (Oysa) Allah gizlemekte olduğunuzu (ortaya) çıkarıcıdır.
Hani bir kişiyi öldürmüştünüz de, hemen ardından bu konuda birbirinizi suçlamıştınız. Oysa ki Allah örtbas ettiğiniz gerçeği ortaya çıkarırdı.
Çünkü ey İsrailoğulları, siz bir adam öldürmüştünüz ve sonra da bu suçlunun sorumluluğunu birbirinizin üstüne atmıştınız. Oysa Allah, sizin örtbas ettiğiniz her şeyi açığa çıkarmaya kadirdir.
Hani siz birini öldürmüştünüz de, onun hakkında tartışıp birbirinize düşmüştünüz. Oysa Allah sakladığınızı açığa çıkarandır!
Hani siz bir kişiyi öldürmüştünüz ve bu konuda birbirinize düşmüştünüz. Oysa Allah, gizlediklerinizi açığa çıkaracaktı.
Hani siz bir adam öldürmüştünüz de o hususta ayrılığa düşmüş ve suçu birbirinizin üzerine atmıştınız. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır.
Bir kişiyi öldürmüş ve bu konuda birbirinize düşmüştünüz. Oysa Allah, gizlediklerinizi ortaya çıkaracaktı.
Hani siz, bir adam öldürmüştünüz ve katili hakkında birbirinizle tartışmıştınız. Fakat Allah, gizlediğinizi ortaya çıkaracaktır.
Hani bir kişiyi öldürmüş ve suçu birbirinize atmıştınız. Oysa ALLAH gizlediklerinizi açığa çıkaracaktı.
Hani bir kişiyi öldürmüş ve suçu birbirinize atmıştınız. Oysa ALLAH gizlediklerinizi açığa çıkaracaktı.
Ve o vakit birini öldürmüştünüz de, katili hakkında birbirinizle atışmış, üstünüzden atmıştınız. Halbuki Allah gizlemiş olduğunuzu açığa çıkaracaktı.
Ve o vakit bir kimse katletmiştiniz de hakkında biribirinizle atışmış, üstünüzden atmıştınız, halbuki Allah sakladığınızı çıkaracaktı
Hani! Siz, bir kimseyi öldürmüştünüz de birbirinizle atışmıştınız. Oysa Allah, gizlediğiniz şeyi ortaya çıkarandır.
Hani! Siz, bir kimseyi öldürmüştünüz de birbirinizle atışmıştınız. Oysa Allah, gizlediğiniz şeyi ortaya çıkarandır.
Hani! Siz, bir kimseyi öldürmüştünüz de, birbirinizle atışmıştınız. Oysa Allah, gizlediğiniz şeyi ortaya çıkarandır.
Hani bir kişiyi öldürmüş ve suçu birbirinize / birbirinizin üzerine atmıştınız / birbirinize düşmüştünüz (feddaretüm). Oysa Tanrı gizlediklerinizi (tektümun) açığa çıkaracaktı / çıkartıcıdır (muhricun).
Hani siz bir kimse öldürmüşdünüz de onun (kaatili) hakkında birbirinizle atışmışdınız (her biriniz suçu üstünüzden atmışdınız). Halbuki Allah sizin gizleyecek olduğunuz şey'i açığa vurandı.
Hani, siz bir kişiyi öldürmüştünüz de; sonra o konuda birbirinizle çekişmeye başlamıştınız. Allah ise sizin gizlediğinizi açığa çıkarıcıdır.
(67-74) Bir vakit Musa kavmine muhakkak ki Allah size bir inek kesmenizi emrediyor dedi. Sen bizimle alay mı ediyorsun dediler? O da Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım dedi. Dediler ki dua et bizim için Rabbine, Onun bize ne olduğunu açıklasın. Dedi ki O diyor ki kesinlikle o inek ne çok kart / yaşlı ne de çok körpe/gençtir, bu ikisinin ortası bir inektir, size emredilen ne ise hemen yapın. Dediler ki dua et bizim için Rabbine Onun rengini bize açıklasın. O der ki; O inek parlak sarı bir inektir , rengi bakanları etkiler. Dediler ki Rabbine çağrıda bulun onu bize açıklasın çünkü her inek birbirine benzemektedir, Allah dilerse de biz o yola iletiliriz. Dedi ki Allah diyor ki o bir inektir ki ne boyunduruk altında yer sürmüştür ne de ekin sulamıştır , bakımlı ve kusursuzdur. Dediler ki işte şu an , gerçeği / hakkı getirdin. Onu hemen boğazladılar az daha / neredeyse yapmayacaklardı . Bir vakit birini öldürmüştünüz , suçlu konusunda birbirinizle atışmıştınız (derae) Allah gizlediklerinizi çıkarandır. Ona (kişi cesedine) Onun bir parçası ile (kesilen ineğin parçası ile) vurun dedik, öylece Allah ölüyü diriltir ve size ayetlerini gösterir böylelikle belki akledersiniz. Bunun ardından kalpleriniz katılaştı / sertleşti, bir taş gibi yahut ondan daha katı oldu, öylesi taşlar var ki ondan nehirler fışkırır, o taşlardan öylesi de var ki çatlar ve içinden su çıkar, yine öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır. Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz. / yaptıklarınızdan gafil değildir.
Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır.
Hani siz bir adam öldürmüştünüz de onun (katili) hakkında birbirinizle atışmıştınız; oysa Allah, gizlediğinizi ortaya çıkaracaktı.
Bir gün bir kişiyi öldürmüş, suçu birbirinize atmıştınız. Halbuki Allah gizlemiş olduğunuz şeyi ortaya çıkaracaktı.
Bir gün bir kişiyi öldürüp suçu birbirinize atmıştınız. Allah bütün gizlediklerinizi ortaya çıkaracaktır.
Siz bir kimseyi öldürmüş ve onun hakkında çekişmiştiniz. Oysa Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.
Siz bir kimseyi öldürmüş ve suçu birbirinize atmıştınız, oysa Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.
Siz bir adam öldürmüştünüz de onunla ilgili olarak çekişip duruyordunuz. Oysa ki Allah, sizin sakladıklarınızı ortaya çıkaracaktı.
Bakara suresi, 73. ayet. فَقُلْنَا ٱضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَا كَذَٰلِكَ يُحْىِ ٱللَّهُ ٱلْمَوْتَىٰ وَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ
"Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.
"Şimdi ona (öldürülen kişiye, kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun." demiştik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve akıl edesiniz diye size delillerini gösterir.
Bu maksatla dedik ki: "Bu (prensib)i bu türden (çözünlenmemiş cinayet olaylarından) bazılarına da uygulayın!" Allah aklınızı kullanabilesiniz diye ölüyü işte böyle diriltir ve ayetlerini size bu şekilde gösterir.
Biz dedik ki: "Bu (prensibi) bu gibi (çözümlenmemiş cinayet olaylarının bazılarında da uygulayın: Bu yolla Allah canları ölümden korur ve kendi iradesini size gösterir ki (bunu görüp) muhakemenizi kullan(mayı öğren)ebilirsiniz."
"Onun (boğazlanan ineğin) bir parçasıyla (özünüzdeki ilahi kuvveyi kullanarak) vurun (öldürülene)!" dedik. İşte böylece hayata kavuşturur ölüyü. . . Size böylece (varlığınızdaki kuvvenin) işaretlerini gösterir, ta ki aklınızı kullanın (değerlendirin).
Bunun için de: "Ona (cesede, kestiğiniz ineğin) bir parçasıyla vurun" demiştik. Böylece, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir; ki akıllanasınız.
«Haydi, şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun» dedik. Böylece belki akıllarınızı başlarınıza alırsınız diye Allah ölüleri böyle diriltir ve düşünesiniz diye size âyetlerini böyle gösterir.
Bunun üzerine, "Onun bir parçasıyla ona vurun!" dedik. Allah, ölülere, işte böyle yeniden yaşam verir ve size mucizelerini gösterir; belki aklınızı kullanırsınız diye. dipnot 23
"Haydi, şimdi öldürülen bu adama, kesilen ineğin bir parçasıyla vurun" dedik. Allah ölüleri bu şekilde diriltir ve size ayetlerini gösterir. Umulur ki, aklınızı kullanırsınız.
"Bir parçasıyla ona vurun" dedik. İşte, ALLAH ölüleri böyle diriltir ve düşünesiniz diye ayetlerini böyle gösterir. dipnot 1
'(Düvenin) bir parçasıyla ona (öldürülene) vurun,' dedik. İşte, ALLAH ölüleri böyle diriltir ve düşünesiniz diye ayetlerini (mucizelerini) böyle gösterir.
Onun için dedik ki: "O sığırın bir parçasıyla öldürülen kişiye vurun." İşte böyle, Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir, taki aklınızı başınıza alasınız.
onun için dedik ki o bakaranın bir parçasile o maktule vurun, işte böyle Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir gerek ki akıllanasınız
"Onun bir kısmı ile ona vurun" dedik. dipnot 1 İşte Allah, böylece ölüleri dirilterek ayetlerini dipnot 2 size gösterir. Umulur ki gerçeği kavrarsınız.
"Onun bir kısmı ile ona vurun" dedik. dipnot 1 İşte Allah, böylece ölüleri dirilterek ayetlerini dipnot 2 size gösterir. Umulur ki gerçeği kavrarsınız.
"Onun bir kısmı ile ona vurun" dedik. dipnot 1 İşte Allah, böylece ölüleri dirilterek ayetlerini dipnot 2 size gösterir. Umulur ki gerçeği kavrarsınız.
"(Sığırın) bir parçasıyla ona (öldürülene) vurun (daraba)" dedik. İşte, Tanrı ölüleri böyle diriltir ve ayetlerini böyle gösterir (yüriyküm) ki akledesiniz.
Onun için biz "Ona (öldürülen o adama, kesilen o ineğin) bir parçasiyle vurun" demişdik. İşte Allah böylece ölüleri diriltir, size ayetlerini (kudretini açıklayan delilleri, alametleri, mu'cizeleri) gösterir. Gerek ki aklınızı başınıza alasınız.
Sığırın bir parçasını ölüye vurun, demiştik. İşte Allah ölüleri böyle diriltir. Ve sizlere ayetlerini gösterir ki, aklınızı başınıza alasınız.
(67-74) Bir vakit Musa kavmine muhakkak ki Allah size bir inek kesmenizi emrediyor dedi. Sen bizimle alay mı ediyorsun dediler? O da Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım dedi. Dediler ki dua et bizim için Rabbine, Onun bize ne olduğunu açıklasın. Dedi ki O diyor ki kesinlikle o inek ne çok kart / yaşlı ne de çok körpe/gençtir, bu ikisinin ortası bir inektir, size emredilen ne ise hemen yapın. Dediler ki dua et bizim için Rabbine Onun rengini bize açıklasın. O der ki; O inek parlak sarı bir inektir , rengi bakanları etkiler. Dediler ki Rabbine çağrıda bulun onu bize açıklasın çünkü her inek birbirine benzemektedir, Allah dilerse de biz o yola iletiliriz. Dedi ki Allah diyor ki o bir inektir ki ne boyunduruk altında yer sürmüştür ne de ekin sulamıştır , bakımlı ve kusursuzdur. Dediler ki işte şu an , gerçeği / hakkı getirdin. Onu hemen boğazladılar az daha / neredeyse yapmayacaklardı . Bir vakit birini öldürmüştünüz , suçlu konusunda birbirinizle atışmıştınız (derae) Allah gizlediklerinizi çıkarandır. Ona (kişi cesedine) Onun bir parçası ile (kesilen ineğin parçası ile) vurun dedik, öylece Allah ölüyü diriltir ve size ayetlerini gösterir böylelikle belki akledersiniz. Bunun ardından kalpleriniz katılaştı / sertleşti, bir taş gibi yahut ondan daha katı oldu, öylesi taşlar var ki ondan nehirler fışkırır, o taşlardan öylesi de var ki çatlar ve içinden su çıkar, yine öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır. Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz. / yaptıklarınızdan gafil değildir.
“İneğin bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.
Onun için "(ineğin) bir parçasıyla o (öldürülene) vurun." demiştik. İşte Allah böylece ölüleri diriltir, size ayetlerini gösterir ki düşünesiniz.
"Öldürülene bedeninin (kopan) parçasını dipnot 1 yerleştirin!" dipnot 2 dedik. Allah ölülere, bu şekilde (parçalarını bütünleştirerek) can verir. dipnot 3 O size ayetlerini böyle gösteriyor. Belki aklınızı kullanırsınız /doğru bağlantılar kurarsınız.
"Ölenin vücudunun parçasını yerine koyun!" demiştik. Allah ölülere, bu şekilde (parçaları birleştirerek) can verir. dipnot 1 Size ayetlerini gösterir ki aklınızı kullanasınız.
Bir parçasıyla ona vurun, dedik. İşte Allah ölüleri de böyle diriltir. Ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gösterir.
-Bir parçasıyla ona vurun, dedik. İşte Allah ölüleri de böyle diriltir. Ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gösterir.
Şöyle dedik: "Kesilen ineğin bir parçasıyla, öldürülen adama vurun." İşte böyle diriltir Allah ölüleri. Size ayetlerini gösteriyor ki, aklınızı işletebilesiniz.
Bakara suresi, 74. ayet. ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَهِىَ كَٱلْحِجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةً وَإِنَّ مِنَ ٱلْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ ٱلْأَنْهَٰرُ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ ٱلْمَآءُ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.
Bunlardan sonra kalpleriniz (yine) katılaşmıştı. Artık onlar (kalpleriniz) taş gibi hatta daha da katıdır. dipnot 1 Şüphesiz ki taşlardan öylesi var ki içinden ırmaklar fışkırır. Öylesi de var ki yarılır da ondan su çıkar. Bir kısmı da Allah'a saygı nedeniyle (yukardan aşağı) iner. dipnot 2 Allah yapmakta olduklarınızdan asla habersiz değildir.
Bütün bunların ardından yürekleriniz katılaştı; taş gibi, hatta daha da katı hale geldi. Çünkü, nice kayalar var ki bağrından ırmaklar fışkırır, öyleleri de var ki yarıldığı zaman su çıkar, ve kimileri de var ki Allah'ın haşmetinden harekete geçip yuvarlanır. Allah yaptıklarınıza karşı duyarsız değildir.
Ama, bütün bunlardan sonra kalpleriniz katılaştı; kaya gibi hatta daha da sert oldu; Çünkü, unutmayın, öyle kayalar var ki içinden ırmaklar fışkırır; ve öylesi de var ki, yarıldığında içinden su çıkar; bazısı da Allah korkusuyla (yerinden kopup) aşağı yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir!
Bu olayın ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı (varlığındaki Hakk'ı açığa çıkaramaz oldu). . . Oysa bazı taşlar vardır ki, içinden nehirler fışkırır; ve bazıları da vardır ki şak diye yarılır da ondan su çıkar. Öyle taşlar vardır ki, haşyetullahtan düşüp yuvarlanır. . . Allah sizden açığa çıkanlardan (varlığınızı Esma'sıyla oluşturduğu için) asla perdeli değildir.
Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.
(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz taş gibi yahut daha sert bir şekilde katılaşmıştı. Halbuki içinden nehirler kaynayan, yarılıp (içlerinden) sular çıkan ve Allah korkusundan yuvarlanan nice taşlar vardır! Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.
Sonra, işte bunun ardından yürekleriniz katılaştı; artık öyle ki, taş gibi veya daha katı oldu. Aslında, öyle taşlar vardır ki, ondan ırmaklar fışkırır; öyleleri vardır ki, yarılır, ondan sular çıkar; öyleleri vardır ki, Allah'a olan saygısından aşağı yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan zaten habersiz değildir.
Sonra bu mucizenin ardından kalpleriniz katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Halbuki taşın öylesi vardır ki, ondan ırmaklar fışkırır; öylesi vardır ki, yarılıp içinden su akar; öylesi de vardır ki, Allah'a olan saygısından dolayı yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Tüm bunlara rağmen yine kalpleriniz katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü öyle taşlar var ki kendisinden ırmaklar fışkırır. Bazıları yarılır, bağrından su çıkarır. Bazıları ise ALLAH'a olan saygıdan dolayı siner. ALLAH yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Tüm bunlara rağmen yine kalpleriniz katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü öyle taşlar var ki kendisinden ırmaklar fışkırır. Bazıları yarılır, bağrından su çıkarır. Bazıları ise ALLAH'a olan saygıdan dolayı siner. ALLAH yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılaştı. Şimdi onlar taşlar gibi, hatta daha duygusuz; çünkü taşların öylesi var ki içinden nehirler kaynıyor, öylesi var ki çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor ve öylesi de var ki Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor. Sizlerin neler yaptığından Allah gafil değildir.
sonra bunun arkasından kalbleriniz katılaştı, şimdi onlar taşlar gibi hatta daha duygusuz, çünkü taşların öylesi var ki içinde nehirler kaynıyor, öylesi var ki çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor ve öylesi var ki Allahın haşyetinden yerlerde yuvarlanıyor, sizler ise neler yapıyorsunuz Allah gafil değil
Sonra kalpleriniz yine katılaştı; kaya gibi, hatta kayadan da katı. Zira öyle kayalar var ki içinden nehirler fışkırır, yine öyle kayalar vardır ki yarılıp bağrından su çıkar. Yine öyleleri vardır ki Allah'a duyduğu içtenlikli saygıdan harekete geçerler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Sonra kalpleriniz yine katılaştı; kaya gibi, hatta kayadan da katı. Zira öyle kayalar var ki içinden nehirler fışkırır, yine öyle kayalar vardır ki yarılıp bağrından su çıkar. Yine öyleleri vardır ki Allah'a duyduğu içtenlikli saygıdan harekete geçerler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Sonra kalpleriniz yine katılaştı; kaya gibi, hatta kayadan da katı. Zira öyle kayalar var ki içinden nehirler fışkırır, yine öyle kayalar vardır ki yarılıp bağrından su çıkar. Yine öyleleri vardır ki Allah'a haşyetinden dipnot 1 harekete geçerler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri var ki onlardan nehirler fışkırır (yetefeccerü). Bazıları yarılır, bağrından su çıkarır. Öyleleri de vardır ki Tanrı'ya olan saygılarından (haşyetillah) dolayı yuvarlanır. Tanrı yaptıklarınızdan / işlerinizden (tamelun) habersiz (gafilin) değildir.
Sonra, bunun arkasından yine kalbleriniz katılaşdı. Şimdi o, taş gibi, yahud daha katı. Çünkü taşın öylesi vardır ki ondan ırmaklar kaynar, öylesi vardır ki yarılıb ondan su fışkırır, öylesi de vardır ki Allah korkusiyle yukardan aşağı düşer (yüksekden aşağı yuvarlanır). Allah, ne yaparsanız (hiç birinden) gaafil değildir.
Sonra bunun ardından kalbleriniz yine katılaştı. Şimdi onlar taş gibidir. Yahut daha da katı. Zira öylesi vardır ki; ondan ırmaklar kaynar, öylesi vardır ki; yarılıp ondan su fışkırır, öylesi de vardır ki; Allah korkusundan yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan asla gafil değildir.
(67-74) Bir vakit Musa kavmine muhakkak ki Allah size bir inek kesmenizi emrediyor dedi. Sen bizimle alay mı ediyorsun dediler? O da Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım dedi. Dediler ki dua et bizim için Rabbine, Onun bize ne olduğunu açıklasın. Dedi ki O diyor ki kesinlikle o inek ne çok kart / yaşlı ne de çok körpe/gençtir, bu ikisinin ortası bir inektir, size emredilen ne ise hemen yapın. Dediler ki dua et bizim için Rabbine Onun rengini bize açıklasın. O der ki; O inek parlak sarı bir inektir , rengi bakanları etkiler. Dediler ki Rabbine çağrıda bulun onu bize açıklasın çünkü her inek birbirine benzemektedir, Allah dilerse de biz o yola iletiliriz. Dedi ki Allah diyor ki o bir inektir ki ne boyunduruk altında yer sürmüştür ne de ekin sulamıştır , bakımlı ve kusursuzdur. Dediler ki işte şu an , gerçeği / hakkı getirdin. Onu hemen boğazladılar az daha / neredeyse yapmayacaklardı . Bir vakit birini öldürmüştünüz , suçlu konusunda birbirinizle atışmıştınız (derae) Allah gizlediklerinizi çıkarandır. Ona (kişi cesedine) Onun bir parçası ile (kesilen ineğin parçası ile) vurun dedik, öylece Allah ölüyü diriltir ve size ayetlerini gösterir böylelikle belki akledersiniz. Bunun ardından kalpleriniz katılaştı / sertleşti, bir taş gibi yahut ondan daha katı oldu, öylesi taşlar var ki ondan nehirler fışkırır, o taşlardan öylesi de var ki çatlar ve içinden su çıkar, yine öylesi de var ki Allah korkusundan yuvarlanır. Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz. / yaptıklarınızdan gafil değildir.
(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz taş gibi yahut daha sert bir şekilde katılaşmıştı. Halbuki içinden nehirler kaynayan, yarılıp (içlerinden) sular çıkan ve Allah korkusundan yuvarlanan nice taşlar vardır! Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.
Sonra bunun ardından yine kalbleriniz katılaştı; şimdi onlar, taş gibi, hatta daha da katıdır. Çünkü öyle taş var ki, içinden ırmaklar fışkırır; öylesi var ki, çatlar da bağrından su kaynar, öylesi de var ki, Allah korkusundan aşağı düşer. Allah, yaptıklarınızı bilmez değildir.
Bütün bunların ardından yine de kalpleriniz katılaştı; artık onlar taş gibi, hatta daha da katıdır. Öyle taşlar var ki içlerinden ırmaklar fışkırır. Çatlayıp içinden su çıkan hatta Allah korkusundan aşağı yuvarlanan taşlar da vardır. dipnot 1 Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Bütün bunların ardından yine de kalpleriniz katılaştı; artık onlar taş gibi, hatta daha da katıdır. Çünkü içinden ırmaklar fışkıran taşlar vardır. Çatlayıp içinden su çıkan hatta Allah korkusundan aşağı yuvarlanan taşlar da vardır. Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.
Sonra kalpleriniz yine katılaştı. Taş gibi. Hatta daha da katı oldu. Nitekim öyle taşlar vardır ki, içlerinden ırmaklar kaynar, öyle taşlar vardır ki yarılır da içinden sular çıkar, öyle taşlar var ki Allah korkusundan yukarıdan aşağıya yuvarlanırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
Sonra kalpleriniz yine katılaştı. Taş gibi.. hatta daha da katı oldu. Nitekim öyle taşlar vardır ki, içlerinden ırmaklar kaynar, öyle taşlar var ki Allah korkusundan yukarıdan aşağıya yuvarlanırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine kaskatı kesildi. Taş gibidir o. Belki daha da katıdır. Taşların bazıları var ki, ondan ırmaklar fışkırır. Bazıları var ki, çatır çatır yarılır da içinden su çıkar. Öylesi var ki, Allah korkusundan aşağılara düşer. Allah, yapıp durduklarınızdan gafil değildir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.