Diyanet İşleri
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Bakara suresi
Bakara suresi, 52. ayet. ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
ŝümme `afevnâ `anküm mim ba`di ẕâlike le`alleküm teşkürûn.
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hatırlatılan nimetler: denizin yarılması, buzağı, Kitap Bakara 47–53 3
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Hani, doğru yolu tutasınız diye Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) ve Furkan'ı vermiştik.
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir."
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 49–54. ayetler için yazılmıştır.
49-54. Burada Yüce Allah İsrailoğullarına nimetlerini tafsilatı ile saymaya başlayarak şöyle buyurmaktadır: “Hatırlayın ki sizi Firavun hanedanından” Firavun’dan, onun ileri gelenlerinden ve askerlerinden “kurtarmıştık.” Bundan önce ise “Onlar size azabın en kötüsünü tattırıyor” sizleri çeşitli işlerde ve hizmetlerinde (köle olarak) kullanıyorlardı. “Azabın en kötüsü” azabın en ağırı demektir ki o da şudur: “oğullarınızı boğazlıyor” çoğalırsınız korkusu ile boğazlayarak öldürüyorlar “kız çocuklarınızı diri bırakıyorlardı” onları öldürmüyorlardı. Böylece sizler ya öldürülüyor yahut da ağır işlerde çalıştırılıp zelil edilmek üzere hayatta bırakılıyordunuz ki bu da o kimseye bir lütuf olarak gösteriliyor ve onun üzerinde üstünlük kurularak yapılıyordu. Bu ise aşağılanmalarının en ileri derecesidir. İşte Yüce Allah onları (bu durumda iken) tam anlamı ile kurtarmış ve gözleri iyice aydın olsun diye bakıp dururlarken düşmanlarını suda boğmuştu. “Bunda” kurtarılmanızda, “sizin için Rabb’iniz tarafından büyük bir nimet” yani lütuf ve ihsan “bulunuyor.” İşte bu da şükretmenizi ve O’nun emirlerini yerine getirmenizi gerektiren hususlardandır.
Daha sonra Yüce Allah, onlara büyük bir nimet olan, genel ve kapsamlı maslahatlar içeren Tevrat’ı onlara indirmek için Mûsâ aleyhisselam ile kırk gece sözleşmesi yönündeki lütfunu hatırlatmaktadır. Ancak onlar bu sözleşme süresinin tamamlanmasına kadar sabredemediler. O’nun arkasından yani Musa’nın gidişinden sonra buzağıya taptılar. “(kendinize) zulmettiniz” Yani zulmettiğinizi de biliyordunuz. Size karşı delil ortaya konulmuştu. İşte böylesi suçun ve günahın en büyüğüdür. Daha sonra O, size tevbe etmenizi emretti, bu tevbenin de birbirinizi öldürmek şeklinde olacağını Peygamberi Mûsâ aleyhisselam’ın diliyle bildirdi. Bunu yapınca da Allah “şükredersiniz diye” sizi affetti.
[“Hani doğru yola gelirsiniz diye Mûsâ’ya Kitab’ı ve Furkan’ı vermiştik.” Yani şu nimetimizi de hatırlayın ki biz, sapıklıktan kurtulup hidayete kavuşmanız için Musa’ya hakkı batıldan ayıran Kitabı -ki o Tevratt’tır- vermiştik.]
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Tövbenizden sonra sizi affettik. Umulur ki, Allah'a güzel bir şekilde itaat ve ibadet ile şükredersiniz diye sizleri cezalandırmadık.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Şükür
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Şükür
(Allah) "Ey Musa! Vahiylerim ve konuşmamla seni insanlar üzerine seçkin kıldım. Öyleyse sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol" dedi.
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kıssa: Hz. Mûsâ
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra onun ardından şükredersiniz diye sizi affetmiştik.
Ve sizi bunun ardından bir kez daha affettik, belki şükredersiniz diye...
Dahası, (bütün) bunlardan sonra, belki şükredenlerden olursunuz diye bu günahınızı affettiğimiz (günleri).
Bu olaydan sonra sizi affetmiştik belki şükredersiniz (değerlendirirsiniz) diye.
Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık.
O davranışlarınızdan sonra (akıllanıp) şükredersiniz diye sizi affetmiştik.
Sonra, işte bunun ardından sizi bağışladık; belki şükredersiniz diye.
Bu davranışınızdan sonra şükredersiniz diye sizi affetmiştik.
Bunlara rağmen, şükredersiniz diye sizi affettik.
Bunlara rağmen, şükredersiniz diye sizi affettik.
Sonra bunun arkasından da sizi bağışladık, artık şükretmeniz gerekiyordu.
sonra bunun arkasından da sizden afvettik, gerekti ki şükredecektiniz
Sonra, bunun ardından, belki şükredersiniz diye sizi affettik.
Sonra, bunun ardından, belki şükredersiniz diye sizi affettik.
Sonra, bunun ardından, belki şükredersiniz diye sizi affettik.
Bundan sonra, şükredersiniz diye sizi bağışladık (afevna).
Bil'ahare sizi bundan sonra da afvetmişdik. Gerekdi ki şubedesiniz.
Bundan sonra sizi, şükredersiniz diye affetmiştik.
(51-61) Musa’dan kırk gece sözü / vaadi aldık , sonra Onun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz , siz zalimdiniz. Sonra bunun ardından sizi böylelikle belki şükredersiniz diye sizi affettik, Bir vakit Musa’ya kitabı ve Ayırıcıyı / Furkan’ı verdik ki böylelikle belki yola girersiniz. Musa kavmine dedi ki ey kavmim siz buzağıyı edinmek suretiyle nefislerinize zulmettiniz, yaratıcınıza vazgeçmiş olarak tövbe edin ve de “kendinizi öldürün”, işte bu, sizin için yaratıcınız yanında daha hayırlıdır , sizin tövbele riniz kabul eder , O, kesinlikle tövbeleri çokça kabul edendir, esirgeyendir dedi. Siz de dediniz ki Ey Musa! Açıkça Allah’ı görmedikçe sana iman etmeyeceğiz” sizi bir yıldırım yakaladı / öldürdü. (Firavun ailesini boğarken ki baktığınız gibi) siz de bakıyordunuz, s onra sizi ölümünüzün ardından yeniden dirilttik böylelikle belki teşekkür edersiniz. Üzerinize buluttan bir gölge yaptık , üzerinize menne ve selva indirdik / bıldırcın eti ve kudret helvası indirdik, rızık olarak size verdiklerimizin hoş ve temiz olanlarından yiyin dedik, bize zulüm edemediler ve lakin kendilerine zulmettiler. Bir vakit size “Bu memlekete girin, istediğiniz taraftan bol bol yiyin, kapıdan secde ederek girin, günahlarımızı bizden kaldır / hıtta deyin, biz de sizi günahlarınızdan bağışlayalım, güzel davrananlara ilerde ziyadesiyle vereceğiz dedik. Kafirler kendilerine söyleneni başka bir sözle değiştirdiler (Hıtta yerine kılçıklı buğday anlamında hınta dediler güya dalga geçtiler , tahrif harfle başlar ) ve biz de yoldan çıkmaları / fasık olmaları nedeniyle zalimler üzerine pislik bir azap indirdik. Musa kavmi için su dilemişti, biz de asan ile vur taşa dedik, Ondan on iki göze fışkırdı. (Yakub’un on iki soyu) Her bir insan içeceği yeri bildi , Allah’ın rızkından yiyin için haddi aşıp arzda bozgunculuk çıkarmayın. Bir vakit de dediniz ki Ey Musa tek yemeğe dayanamıyoruz , Rabbine dua et bizim için, arzın yetiştirdiği şeylerden baklasından, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın , dedi ki hayırlı olanı daha değersiz olanla / edna olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehire / Mısır’a (ekim dikim yapılan yer) inin, sorduklarınız sizin için orada var. Üzerlerine zillet / utanç ve yoksulluk damgası vuruldu , Allah’tan bir azaba çarpıldılar , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok sayıyor olmalarındandı ve haksız yere nebileri öldürüyor olmalarındandı , bu, onların haddi aşıp isyan etmelerinden dolayıydı.
Bundan sonra da yine belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.
Bundan sonra da yine belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.
Şükredesiniz / görevlerinizi yerine getiresiniz diye dipnot 1 daha sonra sizi affetmiştik. dipnot 2
Ondan sonra da görevinizi yerine getirmeniz için sizi bağışlamıştık. dipnot 1
Bundan sonra da yine belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.
Bundan sonra da yine belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.
Belki şükredersiniz diye bunun ardından da sizi affetmiştik.
"Yet We granted Mussa his prayer and extended to you Our mercy and forgiveness that you may hopefully impel yourselves to the feeling of gratitude".
Even then We forgave you, so that you might be thankful.
Even then We did forgive you; there was a chance for you to be grateful.
Yet We pardoned you that you might be grateful.
Then We pardoned you after that so that perhaps you would show thanks.
Then after that We forgave you so that you might be grateful.
Then We excused you after that so that you might give thanks.
Yet We pardoned you after that, so that you might give thanks.
then We pardoned you after that, that haply you should be thankful.
In spite of committing such a shameful sin I [God] forgave you so that you may become thankful.
Yet then we forgave you after that; perhaps ye may be grateful.
Then We forgave you after so that perhaps you would be thankful.
yet afterwards we forgave you, that preadventure ye might give thanks.
Yet then We forgave you after that; perhaps you may be grateful.
Thereafter We were clement towards you even after that, that possibly you would thank (Us).
Then, even after that, We pardoned you in order that ye might give thanks.
Even so, We pardoned you that you may be grateful.
yet, even after that, We blotted out this your sin, so that you might have cause to be grateful.
Even then We ˹still˺ forgave you so perhaps you would be grateful.
Then We forgave you after that, perhaps you would be thankful.
Still, we pardoned you thereafter that you may be appreciative.
Then We forgave you after that so perhaps you would be grateful.
Then We pardoned you after that, that you might be grateful.
Then, even after that, We pardoned you and gave you another chance to be practically thankful. (2:56).
Even then We did forgive you; There was a chance for you to be grateful.
Yet We pardoned you, even after that, so that you may show gratitude.
Then We forgave you after that, perhaps you would be thankful.