Bakara suresi · 164–167. ayetler

Yaratılıştaki deliller ve ortak koşanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 164. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 164. ayet. إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılmasında, dipnot 1 gecenin ve gündüzün değişmesinde (birbiri peşine gelişinde), dipnot 2 insanlara yarar sağlayan şeylerle (yüklü olarak) denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de kendisi sebebiyle ölümünden sonra toprağı canlandırdığı ve orada (yeryüzünde) her çeşit canlıyı yaydığı suda, rüzgârları ve gökle yer arasında emre hazır bulutları yönlendirmesinde akıl eden bir toplum için dersler vardır. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah kâinat kitabının çeşitli konu başlıklarını bu ayette vermekte ve bildirdiği hususlar başta olmak üzere, yaratılmış olan her şeyde iman edenler için nice deliller bulunduğunu ifade etmektedir. Bu bağlamda "ilk" olarak göklerin ve yerin yaratılışına dikkat çekmekte, bir anlamda yaratılan her bir şeyin çeşitli deliller içerdiğini ifade etmiş olmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:190; Yûnus 10:6; Mü'minûn 23:80; Nûr 24:44; Furkân 25:62; Câsiye 45:5.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:190; Yûnus 10:6; Câsiye 45:3-5.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbirini takip edişinde, insanlara yararlı yüklerle yüklenip denize açılan gemilerde, Allah'ın gökten indirerek kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra tekrar dirilttiği ve her tür canlının çoğalmasını sağladığı yağmurlarda, rüzgarları dağıtmasında, gökle yer arasında kendileri için belirlenen istikamette hareket eden bulutlarda, düşünen bir toplum için mesajlar vardır.

    Muhammed Esed

    Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbirini takip edişinde; insanlara faydalı yüklerle denizlerde seyreden gemilerde; Allah'ın gökten indirerek onunla ölü toprağa can verdiği ve her çeşit canlının çoğalmasını sağladığı yağmurlarda; rüzgarların (yönünün) değişmesinde ve gökle yer arasında kendileri için tayin edilmiş belirli güzergahlarda akan bulutlarda: (bütün bunlarda) düşünüp, akıllarını kullananlar için mesajlar vardır.

    Ahmed Hulusi

    Şüphesiz ki semalar ve arzın (gökler ve yeryüzünün - şuur boyutlarının ve bedenin) yaratılışının; gece ile gündüzün (alemlerin gerçekte yokluğu realitesinin ardından yeniden alem suretlerini seyir haline geçiş) birbiri ardınca gelişinin; insanların yararı için denizde akıp giden gemide (ilahi ilim denizinde yüzen bireysel şuurda); Allah'ın semadan su inzal edip onunla ölümden sonra arzı diriltmesinde (bilinç katlarından ilim inzal ederek hakikatine şuuru olmayan bedende "diri" olanın açığa çıkarılmasında) ve onda hareket eden tüm canlıları yaymasında (tüm organlarındaki havl ve kuvvetin Allah'la meydana gelmesinde); rüzgarları yönlendirmesinde (Esma kuvvelerinin bilinçte fark edilmesinde); sema ile arz arasında emre amade bulutların varlığında (beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumunda), aklı olan topluluk için elbette işaretler vardır.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda ve orada yaydığı her türlü canlıda, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah'ın varlığını ve birliğini ispatlayan) birçok deliller vardır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, göklerin ve yeryüzünün yaratılışında, gece ve gündüzün birbirini izlemesinde, insanların yararı için denizlerde akıp giden gemilerde, Allah'ın, gökten su indirerek, yeryüzünü, ölümünden sonra onunla canlandırmasında ve her türlü yaratığı orada üretip yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde ve gök ile yeryüzü arasında buyruğa boyun eğdirilmiş bulutlarda da aklını kullanan bir toplum için kesinlikle kanıtlar vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yararlı şeyler taşıyarak denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökten yağmur indirip onunla arzı ölmüşken diriltmesinde, oradaki hayvanları üretip yaymasında, gök ile yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş rüzgarları ve bulutları şu yandan bu yana yöneltmesinde, aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.

    Edip Yüksel

    Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün birbiriyle yer değiştirmesinde, insanların yararı için okyanusta akıp giden gemilerde, ALLAH'ın gökten su indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve orada yaydığı her çeşit canlıda, rüzgarları ve gök ile yer arasında hazır bekleyen bulutları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için elbette dersler/kanıtlar (ayaat) vardır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Doğa da Tanrı'nın bir kitabıdır. "Ayetler" kelimesi, Kuran boyunca hem Tanrı'nın sözel yasası ve hem de doğal yasası için kullanılır. Tanrı'nın yasaları arasında çelişki değil uyum vardır. Bu uyuma tanık olmak için her iki kitabı da hurafeler eklemeden inceleyip kavramak gerekir. Tanrı'nın doğadaki fiziksel ayetlerini önemseyerek ona teslim olanlar bu teslimiyetlerine karşılık teknoloji ve refah ile ödüllendirilirler. * Bak 2:106.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün birbiriyle yer değiştirmesinde, insanların yararı için okyanusta akıp giden gemilerde, ALLAH'ın gökten su indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve orada yaydığı her çeşit canlıda, rüzgarları ve gök ile yer arasında hazır bekleyen bulutları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için elbette ayetler (dersler ve kanıtlar) vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akan gemide, Allah'ın yukarıdan bir su indirip onunla toprağı ölmüşken diriltmesinde, üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgarları değiştirmesinde, gökle yer arasında boyun eğmiş bulutta akıllı olan bir topluluk için elbette Allah'ın birliğine deliller vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şüphesiz Göklerin ve Yerin yaradılışında, gece ile gündüzün biribiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akan gemide, Allahın yukarıdan bir su indirib de onunla Arzı ölmüşken diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanatı yaymasında, rüzgarları, değiştirmesinde, Gök ile Yer arasında müsahhar bulutta, şüphesiz hep bunlar da akıllı olan bir ümmet için elbet Allahın birliğine ayetler var

    Erhan Aktaş

    Göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbirlerini ardı sıra takip etmesinde; insanların yararlanmaları için denizde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten indirip, onunla ölü toprağa hayat vererek, orada her türlü canlının yaşamasını sağladığı suda, rüzgarın yönlendirilmesinde, emre hazır bulutların yer ile gök arasında hareket ettirilmesinde aklını kullanan bir halk için birçok kanıt vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbirlerini ardı sıra takip etmesinde; insanların yararlanmaları için denizde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten indirip, onunla ölü toprağa hayat vererek, orada her türlü canlının yaşamasını sağladığı suda, rüzgarın yönlendirilmesinde, emre hazır bulutların yer ile gök arasında hareket ettirilmesinde aklını kullanan bir halk için birçok kanıt vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbirlerini ardı sıra takip etmesinde; insanların yararlanmaları için denizde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten indirip, onunla ölü toprağa hayat vererek, orada her türlü canlının yaşamasını sağladığı suda, rüzgarın yönlendirilmesinde, emre hazır bulutların yer ile gök arasında hareket ettirilmesinde aklını kullanan bir toplum için birçok kanıt vardır.

    Gültekin Onan

    Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Tanrı'nın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde akleden bir kavim için gerçekten ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeyleri denizde akıt (ıb taşıy) an o gemilerde, Allahın yukarıdan indirib onunla yer yüzünü, ölümünden sonra, diriltdiği suda, deprenen her hayvanı orada üretib yaymasında, gökle yer arasında (Hakkın emrine) boyun eğmiş olan rüzgarları ve bulutları evirib çevirmesinde aklı ile düşünen bir kavm için nice ayetler (Allahın varlığına, birliğine ve kemal-i kudretine delalet eden bir çok alametler) vardır.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde akan gemilerde, Allah'ın gökten indirip, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarların değiştirilmesinde, gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutta elbette akleden bir kavim için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (164-167) Semaların ve arzın yaratılmasında, gecenin gündüzün karşıt olarak gidip gelmesinde, geminin denizde insanların faydasına akmasında, Allah’ın gökten su ile indirdiklerinde, onunla arzı öldükten sonra tekrar diriltmesinde, Onda / Arzda her yaratığı dağıtıp y aymasında, rüzgârı dolaştırmasında, semalar ve arz arasında bulutları emre amade kılmasında, akleden kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Yıldırım yerin elektro kimyasal ihtiyaçlarını karşılar) İnsanlardan birileri Allah dışında denkler / putlar edini r, Allah’ı sever gibi onları sever ler, i man edenlerin Allah’ı sevmeleri ise en şiddetli sevgidir. Keşke zalimler, şiddetli azabı gördüklerindeki hallerini ve kuvvetin tamamının Allah’a ait olduğunu bir görebilselerdi, Muhakkak ki Allah şiddetli azabı olandır. (Adalet denkleştirmek) Tabi olunan kimseler, kendilerine tabi olanlarla alakalarını kestikleri / kurtuldukları zaman, azabı görürler, onlarla / tabi olanlarla tüm bağlantılar kesilmiştir , t abi olanlar diyecekler ki keşke bir kere daha olsa da / tekrarı olsa da onların bizlerden kurtuldukları gibi bizde onlardan kurtulsaydık , işte böyle Allah , onlara amellerini gösterir , tükenmişlik / pişmanlık onların üzerinedir, onlar ateşten çıkarılmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbirinin ardınca gelişinde, insanların faydalanacağı şeyleri denizde taşıyıp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirdirerek ölmüş olan yeryüzünü dirilttiği suda, ardından orada bütün hayvanları yaymasında, gök ile yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş rüzgârları ve bulutlar yönlendirmesinde, aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün değişmesinde, insanların faydasına olan şeyleri denizde taşıyıp giden gemilerde, Allah'ın gökten su indirip onunla ölmüş olan yeri dirilterek üzerine her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için (Allah'ın varlığına ve birliğine) deliller vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelmesinde, insanlara yararlı şeyleri denizde taşıyıp götüren gemilerde, Allah'ın gökten indirdiği ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra canlandırdığı suda, orada yaydığı her hareketli canlıda, rüzgarları farklı yönlerden ve farklı özelliklerde estirmesinde, dipnot 1 gök ile yer arasında boyun eğdirilmiş yağmur bulutlarında, aklını kullanan /doğru bağlantılar kuran bir toplum için kesinlikle ayetler /göstergeler dipnot 2 vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın ayetleri ikiye ayrılır: İlki yaratılmış ayetlerdir, bunlar kainattaki tüm varlıklardır (Casiye 45/3-6). İkincisi indirilmiş ayetlerdir ki onlar ilahi kitaplardadır (Fussilet 41/39, Şura 42/13-14). Yaratılmış ayetler, indirilmiş ayetlerin doğruluğunun göstergesidir; çünkü hem kainatı yaratan hem de onunla ilgili en doğru bilgileri veren Allah'tır. İndirilmiş ve yaratılmış ayetler arasında çelişki olmaz, aksine kopmaz bir bağ vardır. Bilimin uğraş alanı Allah'ın yarattığı ayetlerdir. Bu sahada Allah'ın indirdiği ayetlerden de yararlanılırsa bilimde hayallerin ötesinde bir gelişme yaşanacaktır (Al-i İmran 3/190-191, Yusuf 12/105, Zariyat 51/20-21).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyleri denizde taşıyıp götüren gemilerde, Allah'ın gökten indirdiği suda, o su ile ölü toprağı diriltmesinde, kıpırdayan her canlıyı yeryüzüne yaymasında, rüzgarların farklı yönlere esmesinde, gök ile yer arasında görevli bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için göstergeler vardır.

    Şaban Britch

    Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, ,insanlara fayda sağlamak üzere denizde yüzen gemilerde, Allah’ın gökten indirip de kendisiyle ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdiği ve her türlü canlıyı orada yaydığı suda, rüzgarı dilediği yöne sevk edişinde ve gökyüzü ile yeryüzü arasında emre tabi olan bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için ayetler vardır.

    Şaban Piriş

    Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlar için faydalı olan şeylerde, denizde yüzen gemilerde, Allah'ın gökten indirip de kendisiyle ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdiği ve her türlü canlıyı orada yaydığı suda, rüzgarı dilediği yöne sevk edişinde ve gökyüzü ile yeryüzü arasında emre tabi olan bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için ayetler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanların yararı için denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten suyu indirip onunla, ölümünden sonra toprağı dirilterek üzerine tüm canlılardan yaymasında, rüzgarların bir düzen içinde yönden yöne çevrilmesinde, gök ve yer arasında bir hizmete memur edilen bulutlarda, aklını işleten bir topluluk için sayısız izler-işaretler-ibretler vardır.

  2. Bakara suresi, 165. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 165. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَندَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَشَدُّ حُبًّا لِّلَّهِ وَلَوْ يَرَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِذْ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ أَنَّ ٱلْقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا وَأَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعَذَابِ

    Diyanet İşleri

    İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!

    Mehmet Okuyan

    İnsanlardan bazıları, Allah'ın peşi sıra ortaklar edinir de onları Allah'ı sever gibi severler. dipnot 1 İman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır. dipnot 2 Keşke zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kudretin yalnızca Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu (önceden) gör(üp anlayabil)selerdi!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah muhatapların inançtaki şirkine değinmektedir. Kâinatın yaratılışı ve idaresinde tek olan Allah inanç noktasında da muhatapları tarafından tekliğinin kabul edilmesini istemekte, şirke düşenleri eleştirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:23-24; Mücâdele 58:22; Mümtehine 60:1.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat insanlar içerisinde Allah'tan başka birtakım varlıkları Allah'a eşdeğer rakip güçler olarak görüp, onları Allah'ı sever gibi sevenler de var. Oysa ki iman edenler en çok Allah'ı severler. Kendi kendine kötülük edenler, azaba uğratıldıkları zaman görecekleri gibi, keşke tüm kudretin sadece Allah'a ait olduğunu ve azabı en çetin olanın yalnızca Allah olduğunu görseler!

    Muhammed Esed

    Ama hala Allah'a rakip gördükleri varlıklara inanmayı tercih eden ve onları (yalnızca) Allah'a özgü (olması gereken) bir sevgi ile seven insanlar var: Halbuki imana ermiş olanlar, Allah'ı başka her şeyden daha çok severler. Zulüm yapmaya şartlanmış olanlar, (Kıyamet Günü) azaba uğratıldıkları zaman görecekleri gibi, bütün kudretin yalnızca Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın cezalandırmada ne çetin olduğunu da keşke görselerdi!

    Ahmed Hulusi

    İnsanlardan kimi de Allah dununda tapındıkları varlıklar edinip, onları Allah Allah sevgisiyle (Allah'mışçasına) severler! İman edenler ise sevdiklerinin yalnızca Allah olduğunun şuurundadırlar (gayrına varlık vermezler). O (hakikati inkar ederek nefslerine) zulmedenler, bu yüzden azaba düşeceklerini gördüklerinde, alemlerden açığa çıkan kuvvetin yalnızca Allah'a ait olduğunu fark ederler, ama iş işten geçmiştir; keşke bunu önceden görebilselerdi. . . Allah Şediyd ül Azab'dır (yapılan yanlışta ısrar edenlere sonucunu şiddetle yaşatandır)!

    Ali Bulaç

    İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanlar içinde bir takım kimseler de vardır ki, Allah'tan başkasını O'na ortak edinip, onları, Allah'ı sever gibi severler; gerçi iman edenlerin Allah'a olan sevgileri çok daha kuvvetlidir. Fakat o zulmedenler, azâbı görürken, bütün kuvvetin Allah'a mahsus ve Allah'ın şiddetli azâp sahibi olduğunu bir bilseler..

    Ali Rıza Safa

    Yine de insanlar arasında, Allah'a ortaklar koşanlar; Allah'a özgü bir sevgiyle onları sevenler vardır. Oysa inananlar, her şeyden daha çok Allah'ı severler. Haksızlık yapanlar, cezayı gördüklerinde, tüm güçlerin Allah'a özgü olduğunu ve Allah'ın cezasının çok yaman olduğunu anlayacaklarını keşke bilselerdi!

    Bayraktar Bayraklı

    Bazı insanlar, Allah'tan başkalarını O'na denk tanrılar edinirler;onları Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah'a olan sevgileri çok daha fazladır. Keşke zalimler, azabı gördüklerinde anlayacakları gibi, bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve O'nun azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi.

    Edip Yüksel

    ALLAH'tan başkasını tanrı edinen ve ALLAH'ı sever gibi onları seven kimseler var. Gerçeği onaylayanlar ise en çok ALLAH'ı sever. O zulmedenler, azabı gördükleri zaman tüm gücün ALLAH'a ait ve ALLAH'ın azabının çetin olduğunu anlayacaklarını bir bilselerdi! dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İsa, Meryem, Muhammed, Ali ve Tanrı dostları, kendilerini çeşitli yollarla putlaştıran kişileri Diriliş Gününde reddedeceklerdir. * Ayrıca bak 16:86; 46:5-6; 25:30 ve Matta İncili 7:21-23.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'tan başkasını tanrı edinen ve ALLAH'ı sever gibi onları seven kimseler var. İnananlar ise en çok ALLAH'ı sever. O zulmedenler, azabı gördükleri zaman tüm gücün ALLAH'a ait ve ALLAH'ın azabının çetin olduğunu anlayacaklarını bir bilselerdi!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanlardan kimi de Allah'tan beride O'na karşı bir takım denkler ediniyorlar ve onları Allah'ı sever gibi seviyorlar. İman edenler ise Allah için sevgice daha kuvvetlidirler. Haksızlık edenler azabı, görecekleri vakit bütün kuvvetin gerçekten Allah'ın olduğunu ve Allah'ın gerçekten çok çetin azabı olduğunu görseler...

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İnsanlardan kimi de Allahdan beride bir takım sınarlar ediniyorlar da onları Allah sever gibi seviyorlar, iman edenler ise Allah için sevgice daha kuvvetlidirler, görselerdi o zulmu edenler: azabı görecekleri vakit hakikaten kuvvet bütün kuvvet Allahındır ve hakikaten Allah çok şedid azablıdır

    Erhan Aktaş

    Bazı insanlar, Allah'ın yanı sıra başka varlıkları O'na denk tutarlar ve onları Allah'ı sevdiği gibi severler. İman Edenlerin, Allah'ı sevmeleri ise her türlü sevgiden daha üstündür. Zulmedenler, azabı gördükleri zaman kuvvetin bütünüyle Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu keşke daha önceden anlayabilselerdi! dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Görmek ile kast edilen şey: Anlamak, idrak etmek, bilmek, gerçeği kavramak, ayırdına varmak ve dikkate almaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanlardan, Allah'ın yanı sıra başka varlıkları O'na denk tutan ve onları Allah'ı sevdiği gibi sevenler vardır. İman edenlerin Allah'ı sevmeleri ise her türlü sevgiden daha üstündür. Keşke zulmedenler, azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu daha önceden anlayabilselerdi!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlar arasında, Allah'tan başka varlıkları O'na denk tutan ve onları, Allah'ı sevdiği gibi sevenler vardır. İman edenlerin Allah'ı sevmeleri ise her türlü sevgiden daha üstündür. Keşke, zulmedenler, azabı gördükleri zaman, bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu daha önceden anlayabilselerdi!

    Gültekin Onan

    İnsanlar içinde Tanrı'dan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki onlar (bunları) Tanrı'yı sever gibi severler. İnananların ise Tanrı'ya olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Tanrı'nın olduğunu ve Tanrı'nın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi.

    Hasan Basri Çantay

    İnsanlar içinde Allahdan gayrisini (Ona) emsal edinen adamlar da vardır ki onlara Allaha olan sevgi gibi muhabbet beslerler. İman edenlerin Allaha sevgisi ise (her şeyden) sağlamdır. (Allaha eş tutarak nefislerine) zulmedenler azabı görecekleri zaman bütün kuvvet (ve kudret) in hakıykaten Allahın olduğunu ve Allahın hakıykaten pek çetin azablı bulunduğunu (gözleriyle görür gibi) bilselerdi...

    İbni Kesir

    İnsanlardan kimi de Allah'dan başkasını O'na emsal edinir, Allah'ı sever gibi onları severler. İman edenlerin, Allah sevgisi ise, daha fazladır. Zulmedenler azabı görecekleri zaman; bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın pek çetin azabı bulunduğunu keşki bilselerdi.

    Mehmet Alagaş

    (164-167) Semaların ve arzın yaratılmasında, gecenin gündüzün karşıt olarak gidip gelmesinde, geminin denizde insanların faydasına akmasında, Allah’ın gökten su ile indirdiklerinde, onunla arzı öldükten sonra tekrar diriltmesinde, Onda / Arzda her yaratığı dağıtıp y aymasında, rüzgârı dolaştırmasında, semalar ve arz arasında bulutları emre amade kılmasında, akleden kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Yıldırım yerin elektro kimyasal ihtiyaçlarını karşılar) İnsanlardan birileri Allah dışında denkler / putlar edini r, Allah’ı sever gibi onları sever ler, i man edenlerin Allah’ı sevmeleri ise en şiddetli sevgidir. Keşke zalimler, şiddetli azabı gördüklerindeki hallerini ve kuvvetin tamamının Allah’a ait olduğunu bir görebilselerdi, Muhakkak ki Allah şiddetli azabı olandır. (Adalet denkleştirmek) Tabi olunan kimseler, kendilerine tabi olanlarla alakalarını kestikleri / kurtuldukları zaman, azabı görürler, onlarla / tabi olanlarla tüm bağlantılar kesilmiştir , t abi olanlar diyecekler ki keşke bir kere daha olsa da / tekrarı olsa da onların bizlerden kurtuldukları gibi bizde onlardan kurtulsaydık , işte böyle Allah , onlara amellerini gösterir , tükenmişlik / pişmanlık onların üzerinedir, onlar ateşten çıkarılmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanların bir kısmı da, Allah'tan başkalarını O'na denk tutarak, onları, Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise (onlarınkinden) daha fazladır. Keşke o zalimler, azapla yüz yüze geldiklerinde anlayacakları gibi bütün gücün yalnızca Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının çok çetin olduğunu bir bilselerdi.

    Süleyman Ateş

    İnsanlardan kimi, Allah'tan başka eşler tutar, Allah'ı sever gibi onları severler. İnananlar ise en çok Allah'ı severler. Zulmedenler, azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah'a aid olduğunu ve Allah'ın azabının çetin olduğunu anlayacaklarını keşke bilselerdi!

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanlardan kimileri, Allah'a benzer nitelikler yükleyip onu sever gibi sevdikleri varlıkları dipnot 1 Allah ile aralarına koyarlar. dipnot 2 İnanıp güvenenlerin Allah'a olan sevgisi çok daha güçlüdür. dipnot 3 Bu yanlışı yapanlar keşke şunu anlasalar: Azabı görecekleri gün, bütün güç Allah'ın elindedir ve Allah'ın cezalandırması çetindir. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Endad için bkz. Bakara 2/22'nin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müşrik, Allah'ın varlığını ve birliğini kabul eder ama kendini Allah'a daha çok yaklaştırsın diye araya aracılar koyarak onlara kayıtsız şartsız boyun eğer (Zümer 39/3). Böylece onları da ilah yapmış olur.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Daha güçlü" anlamına gelen eşed (أَشَدُّ) kelimesinin kökü olan şedd (شد), güçlü bağ anlamındadır (Müfredat). Mümin, araya bir aracı koymayıp doğrudan ona bağlandığı için onun Allah ile olan bağı çok güçlüdür. Müşrik ise araya aracı koyarak Allah'a daha çok yaklaşmayı beklerken ondan uzaklaşır. Böylece Allah ile bağını zayıflatır ve aracının kulu-kölesi olur.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Çetin", ayetteki "şedid (شديد)"in karşılığıdır. Şedid, 'güçlü bağla bağlı' anlamındadır (Müfredat). Allah, cezayı, işlenen suça bağlamış (En'am 6/160) ve şöyle demiştir: "Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür." (Şura 42/40) size kim saldırırsa ona, size yaptığı saldırıya denk bir saldırı ile karşılık verin (Bakara 2/194) Buna göre cezanın, işlenen suça denk olması gerekir bu da ancak suçun iki katı ile olur. Birincisi ile verdiği zarar giderilir, ikincisi ile de o zarara denk bir zarara sokulur.. Bu ceza prensibi, cehennemde de uygulanır (A'raf 7/38, Furkan 25/68-69).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimi insanlar, Allah'tan önce, Allah'a benzer nitelikler vererek, O'nunla aralarına koyduklarını ilah edinir ve dipnot 1 onları, Allah'ı sever gibi dipnot 2 severler. İnanıp güvenenlerin Allah sevgisi çok güçlüdür dipnot 3 . Bu yanlışı yapanlar, bütün gücün Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının, (işledikleri suçla) bağlantısını dipnot 4 , o azabı gördüklerinde anlayacakları gibi keşke şimdiden anlasalar!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İttehaze  fiili iki mef'ul alır. Ayet doğru anlaşılsın diye ikinci mef'ul olan ilah, açıkça yazılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müşrik Allah'ı sever ama O'nu uzakta gördüğü için önceliği kendini Allah'a ulaştıracağına inandığı aracılara verir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Arap dilinde şedd = الشد, güçlü bağ (= العقد القوي) anlamındadır. (Müfredat) Mümin, araya bir aracı koyamayacağı için Allah ile bağı çok gülüdür. Müşrikin inancıyla kıyaslanamayacağı için buradaki eşeddu =أَشَدُّ'ye sıfat-ı müşebbehe, yani değişmez özellik belirten sıfat anlamı verilmiştir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayette geçen şedid, sıkı bağ kuran veya sıkıca bağlı demektir. Allah Teala, verdiği ödül veya ceza ile kulun fiilleri arasında sıkı bir bağ kurmuş ve şöyle demiştir: "Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz." (En'am 6/160) Bu gibi ayetler çok olduğu için bize göre kelimeye verilecek doğru anlam "sıkı bağ kuran" veya "sıkıca bağlı"dır

    Şaban Britch

    İnsanlardan kimi, Allah’tan başka eşler tutarlar. Allah’ı sever gibi onları severler. İman edenlerin ise, Allah sevgisi her şeyden üstündür. O zalimler, azabı görecekleri zaman, bütün kuvvetin Allah’a mahsus olduğunu ve Allah’ın da şiddetli azap sahibi olduğunu bir bilseler...

    Şaban Piriş

    İnsanlardan kimi, Allah'tan başka eşler tutarlar. Allah'ı sever gibi onları severler. İman edenlerin ise, Allah sevgisi her şeyden üstündür. O zalimler, azabı görecekleri zaman, bütün kuvvetin Allah'a mahsus olduğunu ve Allah'ın da şiddetli azap sahibi olduğunu bir bilseler...

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah'a eş tutarlar da onları Allah'ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah'a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah'ta bulunduğunu, Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler!

  3. Bakara suresi, 166. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 166. ayet. إِذْ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ وَرَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ ٱلْأَسْبَابُ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

    Mehmet Okuyan

    İşte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulanlar, (onlara) uyanlardan uzaklaşmıştır ve (her iki taraf da) azabı görmüş, sonunda aralarındaki bağlar kopmuştur.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendisine ilahlık yakıştırılanların, ilahlık yakıştıranlara sırt döndüğü o zaman gelip de azabı görünce, birbirleri arasındaki bütün ilişkiler kökten kesiliverecek.

    Muhammed Esed

    (O Gün, haksız yere) kutsananlar, kendilerine tabi olanları tanımazlıktan gelecekler ve onlara tabi olanlar, bütün ümitleri paramparça olmuş bir şekilde (kendilerini bekleyen) azabı çekeceklerdir!

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine tabi olunanlar, tabi olanlardan, ortaya çıkacak azabı görüp uzaklaşmışlardır o zaman. Gerçeğin ortaya çıkmasıyla aralarındaki bağ da kopmuştur!

    Ali Bulaç

    Öyle ki (o gün) kendilerine tabi olunanlar, kendilerine tabi olanlardan uzaklaşıp kaçmışlardır. (Artık) Onlar azabı görmüşlerdir ve aralarındaki bütün bağlar (ve ilişkiler) de parçalanıp kopmuştur.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve (o anda her iki taraf da) azabı görmüş, nihayet aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır.

    Ali Rıza Safa

    Bağlı olunanlar, kendilerine bağlı olanlardan uzaklaşıp kaçmışlardır. Cezayı görmüşler ve aralarındaki ilinti koparılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte o zaman kendilerine uyulan ve arkalarından gidilenler, uyanlardan hızla uzaklaşır ve azabı görürler. Neticede aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır.

    Edip Yüksel

    O zaman, uyulanlar kendilerine uyanlardan uzak duracaktır. Artık azabı görmüşlerdir ve aralarındaki tüm bağlar kesilmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O zaman, uyulanlar kendilerine uyanlardan uzak duracaktır. Artık azabı görmüşlerdir ve aralarındaki tüm bağlar kesilmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O vakit uyulanlar, azabı görerek kendilerine uyanlardan kaçmışlar, aralarındaki bütün bağlar didik didik kopmuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    o vakit o metbu olanlar azabı görerek tabi olanlardan teberri etmişlerdir, aralarındaki bütün rabıtalar didik didik kopmuştur

    Erhan Aktaş

    Kendilerine tabi olunanlar, azabı gördükleri zaman, tabi olanlardan uzaklaşacak ve aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine tabi olunanlar, azabı gördükleri zaman, tabi olanlardan uzaklaşacak ve aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine tabi olunanlar, azabı gördükleri zaman, kendilerine tabi olanlardan uzaklaşacak ve aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

    Gültekin Onan

    Öyle ki (o gün) kendilerine tabi olunanlar, kendilerine tabi olanlardan uzaklaşıp kaçmışlardır. (Artık) onlar azabı görmüşlerdir ve aralarındaki bütün bağlar (ve ilişkiler) de parçalanıp kopmuştur.

    Hasan Basri Çantay

    O zaman (görecekler ki) arkalarından uyulub gidilenler kendilerine uyanlardan hızla uzaklaşmışdır. (Hepsi) o azabı görmüşlerdir. Aralarındaki ipler (münasebetler) de parçalanıb kopmuşdur.

    İbni Kesir

    Hani o zaman uyulanlar, uyanlardan uzaklaşmış ve azabı görmüş oldular. Aralarındaki bütün bağlar kopmuştur.

    Mehmet Alagaş

    (164-167) Semaların ve arzın yaratılmasında, gecenin gündüzün karşıt olarak gidip gelmesinde, geminin denizde insanların faydasına akmasında, Allah’ın gökten su ile indirdiklerinde, onunla arzı öldükten sonra tekrar diriltmesinde, Onda / Arzda her yaratığı dağıtıp y aymasında, rüzgârı dolaştırmasında, semalar ve arz arasında bulutları emre amade kılmasında, akleden kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Yıldırım yerin elektro kimyasal ihtiyaçlarını karşılar) İnsanlardan birileri Allah dışında denkler / putlar edini r, Allah’ı sever gibi onları sever ler, i man edenlerin Allah’ı sevmeleri ise en şiddetli sevgidir. Keşke zalimler, şiddetli azabı gördüklerindeki hallerini ve kuvvetin tamamının Allah’a ait olduğunu bir görebilselerdi, Muhakkak ki Allah şiddetli azabı olandır. (Adalet denkleştirmek) Tabi olunan kimseler, kendilerine tabi olanlarla alakalarını kestikleri / kurtuldukları zaman, azabı görürler, onlarla / tabi olanlarla tüm bağlantılar kesilmiştir , t abi olanlar diyecekler ki keşke bir kere daha olsa da / tekrarı olsa da onların bizlerden kurtuldukları gibi bizde onlardan kurtulsaydık , işte böyle Allah , onlara amellerini gösterir , tükenmişlik / pişmanlık onların üzerinedir, onlar ateşten çıkarılmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O zaman kendilerine uyulanlar, kendilerine uyanlardan uzaklaşacak, azabı görecekler ve aralarındaki bağlar da kopmuş olacaktır.

    Süleyman Ateş

    İşte uyulanlar, uyanlardan uzak durdular; azabı gördüler, aralarındaki bağlar kesildi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arkasından gidilen kişiler o gün, kendilerine uyanları terk ederler. Artık azabı görmüşler ve aralarındaki bütün bağlar kopmuştur.

    Şaban Britch

    O zaman, görecekler ki peşlerine düşülüp gidilenler, kendilerine uyanlardan hızla uzaklaşmışlardır. Azabı görmüşler, aralarındaki bağlar da parçalanıp kopmuştur.

    Şaban Piriş

    O zaman, görecekler ki peşlerine düşülüp gidilenler, kendilerine uyanlardan hızla uzaklaşmışlardır. Azabı görmüşler, aralarındaki bağlar da parçalanıp kopmuştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O zaman, izlenenler, kendilerini izleyenlerden uzaklaşıp gitmişlerdir. Azabı gördüler artık, aralarındaki bağlar parçalanıp koptu.

  4. Bakara suresi, 167. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 167. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّءُوا۟ مِنَّا كَذَٰلِكَ يُرِيهِمُ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ حَسَرَٰتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنَ ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

    Mehmet Okuyan

    (Kötülere) uyanlar şöyle demiş (olacaklar)dır: "Keşke bir kez daha (dünyaya dönmemiz) mümkün olsaydı dipnot 1 da şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!" Böylece Allah pişmanlık duydukları işleri kendilerine gösterecektir. Onlar asla ateşten çıkamazlar. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:27; A‘râf 7:53; Mü'minûn 23:99-100; Secde 32:12; Fâtır 35:37; Zümer 39:58.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Mâide 5:37; Hacc 22:22; Mü'minûn 23:107; Secde 32:20; Fâtır 35:37; Mü'min 40:11; Câsiye 45:35.

    Mustafa İslamoğlu

    İlahlık yakıştıranlar da diyecek ki: Keşke elimize ikinci kez dünyaya dönme fırsatı geçse de, onların bize sırt döndüğü gibi biz de onlara sırt dönsek. Böylece Allah onlara, yaptıkları tüm işleri derin bir pişmanlık (kaynağı) olarak gösterecek ve onlar ateşten de çıkamayacaktır.

    Muhammed Esed

    Ve o tabi olanlar, "(Hayatta) ikinci bir fırsat yakalasaydık da onların bizi tanımazlıktan geldiği gibi biz de onları görmezden gelip reddetseydik!" diyecekler. Böylece, Allah yapıp ettiklerini onlara acı bir pişmanlık (duygusu) tattırarak gösterecektir; ve onlar ateşten çıkarılmayacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    (Endada) tabi olmuşlar: "Keşke bize fırsat verilseydi de yaşadıklarımızı bir kere daha yaşasaydık, bu defa tabi olduklarımızın bizden uzaklaşması gibi biz onlardan uzaklaşsaydık" derler. Böylece Allah onlara yaptıklarının sonuçlarını acı pişmanlıklarla gösterir. Onların içlerinden gelen pişmanlık yanışının sonu gelmez!

    Ali Bulaç

    (O zaman, yönetilip) Uyanlar derler ki: "Eğer bize bir kere (daha dünyaya dönme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak (şimdi) onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşır (onları yüzüstü bırakır)dık." Böylece Allah, onlara bütün yaptıklarını onulmaz hasretlerle gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak değildirler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Kötülere) uyanlar şöyle derler: Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! Böylece Allah onlara, amellerini, pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar.

    Ali Rıza Safa

    Bağlı olanlar, şöyle diyecekler: "Keşke bir olanak daha verilse; onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan kesinlikle uzaklaşırdık!" Böylece, Allah, onların yaptıklarını, pişmanlık olarak kendilerine gösterecektir. Zaten ateşten çıkamayacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Uyanların, "Keşke dünyaya bir daha dönsek de, onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsak!" diyecekleri vakit, Allah onlara bütün yaptıklarını kendilerini sarmış pişmanlıklar halinde gösterecek ve onlar ateşten çıkamayacaklar.

    Edip Yüksel

    Uyanlar şöyle diyecek: "Keşke bir şansımız daha olsaydı da onların şimdi bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece ALLAH yaptıklarını pişmanlığa dönüştürür; ateşten çıkamazlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Uyanlar şöyle diyecek: 'Keşke bir şansımız daha olsaydı da onların şimdi bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık.' Böylece ALLAH yaptıklarını pişmanlığa dönüştürür; ateşten çıkamazlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Uyanlar da şöyle demektedir: "Ah bizim için dünyaya bir dönüş olsaydı da onlar bizden kaçtıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! İşte böyle Allah, onlara bütün yaptıklarını üzerlerine çökmüş, pişmanlıklar halinde gösterecektir. Onlar, ateşten çıkacak değillerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tabi olanlar da şöyle demektedir: Ah bizim için dünyaya bir dönüş olsa idi de onların bizden teberri ettikleri gibi biz de onlardan teberri etse idik! İşte böyle Allah onlara bütün amellerini üzerlerine yığılmış hasretler halinde gösterecektir ve onlar o ateşten çıkacak değillerdir

    Erhan Aktaş

    Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir. Ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tabi olanlar, diyecekler ki: "Keşke bize, tekrar dünyaya dönüş olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece, Allah, pişmanlıklarına sebep olan bütün bu yaptıklarının sonucunu onlara gösterir ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

    Gültekin Onan

    (O zaman yönetilip) Uyanlar (tabi olanlar) derler ki: "Eğer bize bir kere (daha dünyaya dönme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak (şimdi) onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşır (onları yüzüstü bırakır)dık." Böylece Tanrı, onlara bütün yaptıklarını onulmaz hasretlerle (veya: üzerlerine yığılmış hasretlerle; veya: pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak) gösterecektir. Ve onlar ateşten çıkacak değildirler.

    Hasan Basri Çantay

    Ve tabi' olanlar şöyle demişdir: "Bizim için (dünyaye) bir dönüş olsaydı da (bugün) bizden uzaklaşdıkları gibi biz de (o gün) onlardan uzaklaşsaydık". Böylece Allah onlara bütün yapdıklarını hasret (ve nedamet) ler haalinde kendilerine gösterecekdir ve onlar cehennemden akıcılar da değildirler.

    İbni Kesir

    Uyanlar dediler ki: Bizim için dönüş olsaydı da bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık. Böylece onların bütün yaptıklarını Allah hasretler halinde kendilerine gösterecektir ve onlar ateşten çıkacak değildirler.

    Mehmet Alagaş

    (164-167) Semaların ve arzın yaratılmasında, gecenin gündüzün karşıt olarak gidip gelmesinde, geminin denizde insanların faydasına akmasında, Allah’ın gökten su ile indirdiklerinde, onunla arzı öldükten sonra tekrar diriltmesinde, Onda / Arzda her yaratığı dağıtıp y aymasında, rüzgârı dolaştırmasında, semalar ve arz arasında bulutları emre amade kılmasında, akleden kavim için göstergeler / ayetler vardır. (Yıldırım yerin elektro kimyasal ihtiyaçlarını karşılar) İnsanlardan birileri Allah dışında denkler / putlar edini r, Allah’ı sever gibi onları sever ler, i man edenlerin Allah’ı sevmeleri ise en şiddetli sevgidir. Keşke zalimler, şiddetli azabı gördüklerindeki hallerini ve kuvvetin tamamının Allah’a ait olduğunu bir görebilselerdi, Muhakkak ki Allah şiddetli azabı olandır. (Adalet denkleştirmek) Tabi olunan kimseler, kendilerine tabi olanlarla alakalarını kestikleri / kurtuldukları zaman, azabı görürler, onlarla / tabi olanlarla tüm bağlantılar kesilmiştir , t abi olanlar diyecekler ki keşke bir kere daha olsa da / tekrarı olsa da onların bizlerden kurtuldukları gibi bizde onlardan kurtulsaydık , işte böyle Allah , onlara amellerini gösterir , tükenmişlik / pişmanlık onların üzerinedir, onlar ateşten çıkarılmazlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Kötülere) Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

    Süleyman Ateş

    Uyanlar, şöyle dediler; "Ah keşke bir daha dünyaya gitmemiz mümkün olsaydı da şimdi onların bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık!" Böylece Allah, onlara işledikleri bütün fiilleri hasretler (pişmanlık kaynağı olarak) gösterir. Ve onlar, ateşten çıkamazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları takip edenler şöyle derler: "Keşke elimizde bir fırsat olsa da (hep birlikte dünyaya dönsek) burada bunların bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursak!" Allah yaptıklarını onlara, içlerini yakacak şekilde gösterecektir. dipnot 1 Artık o ateşten çıkacak da değillerdir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara uyanlar şöyle derler: "Keşke elimize bir fırsat geçse de onların burada bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak durabilseydik!" Allah yaptıklarını, içlerini yakacak şekilde gösterecektir. Artık o ateşten çıkacak değillerdir.

    Şaban Britch

    Onların peşlerinden gidenler: Keşke bizim için dünyaya bir daha dönüş olsaydı da, onların bizden kaçtıkları gibi biz de onlardan kaçsaydık derler. İşte Allah, onlara yaptıklarını böyle pişmanlıklar halinde gösterecektir ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

    Şaban Piriş

    Onların peşlerinden gidenler: -Keşke bizim için dünyaya bir daha dönüş olsaydı da, onların bizden kaçtıkları gibi biz de onlardan kaçsaydık derler. İşte Allah, onlara yaptıklarını böyle pişmanlıklar halinde gösterecektir ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İzleyenler şöyle demiştir: "Ne olurdu bir kez daha imkan verilse de şunların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak." Böylece Allah onlara, yapıp ettiklerini, kendilerine yönelmiş özleyişler olarak gösterir. Ama artık ateşten çıkamazlar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.