Bakara suresi · 215–221. ayetler

Sorular: infak, savaş, içki ve kumar, yetimler, evlilik

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 215. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 215. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلْ مَآ أَنفَقْتُم مِّنْ خَيْرٍ فَلِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir."

    Mehmet Okuyan

    Sana nereye (kime) infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "infak edeceğiniz her bir şey, ana baba, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolcular için olmalıdır. Her ne iyilik yaparsanız şüphesiz ki Allah onu bilendir."

    Mustafa İslamoğlu

    Sana, (kime) neyi infak edeceklerini soruyorlar. Cevap ver: "Hayır olarak yapacağınız harcama öncelikle ebeveyninize, akrabanıza, yetimlere, yoksullara, yoldakileredir. Her ne iyilik yaparsanız yapın, Allah onu mutlaka bilir.

    Muhammed Esed

    Başkaları için ne harcayacaklarını sana soruyorlar. De ki: İyilik/hayır umarak yapacağınız harcama, (önce) ebeveyninize, yakın akrabanıza, yetime, muhtaca ve yolcuya aittir; her ne iyilik yaparsanız mutlaka Allah onu çok iyi bilir."

    Ahmed Hulusi

    Sana soruyorlar, neyi, kime Allah (rızası) için karşılıksız bağışlayacaklarını. Hayır olarak bağışlayacağınız şeyler, ana-baba, akraba, yetimler, yoksullar ve evinden uzak düşmüş yolcular içindir. Hayırdan ne yaparsanız, Allah (Esma'sıyla fiillerinizi yaratan olarak) bilir.

    Ali Bulaç

    Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir."

    Ali Özek ve heyeti

    Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan vereceğiniz şey, anaya babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır. İyilik olarak yaptığınız şeyleri Allah, şüphesiz en iyi bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Sana, yardımlaşmak amacıyla ne paylaşacaklarını soruyorlar; şunu söyle: "İyilik amacıyla paylaşacağınız, anne-baba, akrabalar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir!" İyilik olarak ne yaparsanız, Allah, kesinlikle onu bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sana, kimlere infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "İyilik umarak yapacağınız harcama,anne babanıza, yakın akrabanıza, yetime, muhtaca ve yolcuya/bitirilemeyen hayır işlerine aittir; her ne iyilik yaparsanız mutlaka Allah onu bilir."

    Edip Yüksel

    Nasıl yardım edeceklerini soruyorlar sana. De ki: "Para ve mal yardımlarınızı ana-babaya, yakınlara, öksüzlere, yoksullara ve yolda kalmışlara yapmalısınız." İşlediğiniz her iyiliği ALLAH bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nasıl yardım edeceklerini soruyorlar sana. De ki, 'Para ve mal yardımlarınızı ana-babaya, yakınlara, öksüzlere, yoksullara ve yolda kalmışlara yapmalısınız.' İşlediğiniz her iyiliği ALLAH bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sana Allah yolunda mallarını neye harcayacaklarını sorarlar. De ki: "Vereceğiniz nafaka, ana, baba, en yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah onu muhakkak bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sana soruyorlar: neye infak edecekler? de ki: Verdiğiniz nefaka ana baba, en yakınlar, öksüzler, biçareler, yolda kalmışlar içindir, hayrolarak daha her ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sana neyi infak dipnot 1 edeceklerini soruyorlar. De ki: "Hayır dipnot 2 adına ne harcayabilirseniz; o, anne ve babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yol oğlunadır. dipnot 3 Hayır adına her ne yaparsanız kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardım.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sahip olduğunuz varlıktan, maldan ve mülkten.
    3. metne dön, dipnot 3
      "İbnu's-sebili, " deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmek yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yoldan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı "yolda kalanlar" değil, büyün varlığı ile "Allah yolunda" çalışma yolunu tercih etmiş ve bundan dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlar anlamındadır. Ayrıca yaptığı bir şeyi imkansızlık nedeni yarım kalmış kimselere de denmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana neyi infak dipnot 1 edeceklerini soruyorlar. De ki: "Hayır dipnot 2 adına ne harcayabilirseniz; o, anne ve babaya, akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalanlaradır. dipnot 3 Hayır adına her ne yaparsanız kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilir.".

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yardım.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sahip olduğunuz varlıktan, maldan ve mülkten.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kendisini Allah'ın yoluna adayanlar. "Yolda kalanlar" deyim olarak, yapılan bir şeyin, bir işin yarım kalması anlamına da gelmektedir. Yani yaptığı şeyi yarım kalana, sıkıntıya düşene.

    Gültekin Onan

    Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey, ana-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır.Hayır olarak ne yaparsanız, Tanrı onu kuşkusuz bilir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar, hangi şey'i nafaka olarak vereceklerini sana sorarlar. De ki: "Maldan vereceğiniz şey (evleviyyetle) ananın, babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yol oğlunun (müsafirin hakkı) dır. Her ne hayır işlerseniz şübhesiz Allah onu çok iyi bilen (mükafatını veren) dir.

    İbni Kesir

    Sana, ne infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayırdan her ne infak ederseniz, babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yolcuların hakkıdır. Ve her ne hayır işlerseniz, şüphesiz ki Allah, onu bilir.

    Mehmet Alagaş

    (215) Sana ne harcayalım / ne infak edelim diye soruyorlar , siz hayır olarak ne harcarsanız odur , ana babaya, akrabalara yetimlere, miskinlere ve yolda kalanlara / yol çocuklarına harcadıklarınızdır ve hayır olarak ne yaparsanız Allah’ta o yaptıklarınız bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sana (Allah yolunda) sadaka olarak ne vereceklerini soruyorlar. De ki: Hayırdan infak edeceğiniz şey; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır. Hayır olarak yaptığınız şeyleri, Allah şüphesiz en iyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Verdiğiniz hayır (mal), ana-baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmış(lar) içindir. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana hayra neyi harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Hayır olarak ne harcarsanız; ana-baba, en yakınlar, yetimler, çaresizler ve yolcular için olsun." dipnot 1 Hayır olarak ne yaparsanız Allah onu bilir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada neyin infak edileceği sorusuna karşılık kimlere infak edileceğinin bildirilmesi, yapılan harcamanın ne olduğundan ziyade kimlere yapılması gerektiğinin daha önemli olduğuna dikkat çekmektedir (Nisa 4/36, Tevbe 9/60, Nahl 16/90, İsra 17/26, Rum 30/38, Zariyat 51/19, Mearic 70/24-25). Neyi harcayacaklarının cevabı ise Bakara 2/219. ayettedir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Kime) neyi harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Yapacağınız harcama; ana-baba, en yakınlarınız, yetimler, çaresizler ve yolda kalmışlar için olsun." dipnot 1 Hayır için yaptığınız her şeyi bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Neyi harcayacaklarının cevabı (Bakara 2/219) ayettedir. Burada ise Allah nerelere harcayacaklarını açıklıyor.

    Şaban Britch

    Sana sadaka olarak ne vereceklerini soruyorlar. De ki: Hayırdan infak edeceğiniz şey; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır. Hayır olarak yaptığınız şeyleri, Allah şüphesiz en iyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Sana sadaka olarak ne vereceklerini soruyorlar, de ki: -Hayırdan infak edeceğiniz şey; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır. Hayır olarak yaptığınız şeyleri, Allah şüphesiz en iyi bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sana, neyi infak edip vereceklerini soruyorlar. De ki: "İnfak ettiğiniz mal ve nimet; ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksul ve çaresizlerle yolda kalan için olmalıdır. Hayır olarak yaptığınızı Allah en iyi biçimde bilmektedir."

  2. Bakara suresi, 216. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 216. ayet. كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَّكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Mehmet Okuyan

    Sizin için hoş olmasa da (size saldıran kâfirlere karşı) savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu hâlde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu hâlde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Hoşunuza gitmese de savaş size farz kılındı. Hem sizin hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı, sizin hoşlandığınız bir şey de sizin için şerli olabilir: Allah, sizin bilmediklerinizi de bilir.

    Muhammed Esed

    Hoşunuza gitmese de savaşmak size farz kılındı; mümkündür ki nefret ettiğiniz bir şey sizin için iyi olabilir ve yine mümkündür ki hoşlandığınız bir şey de sizin için kötü olabilir: Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.

    Ahmed Hulusi

    Hoşunuza gitmediği halde, savaş üzerinize hükmoldu. Sizin için hayır olan bir şeyden hoşlanmayabilir; sizin için şerr olan bir şeyi sevebilirsiniz. Allah bilir, ne var ki siz bilmezsiniz!

    Ali Bulaç

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı (farz kılındı). Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Fakat olabilir ki, bir şey sizin hakkınızda hayırlıdır da, onu kötü görürsünüz; bir şey de hakkınızda şer olduğu halde, ondan hoşlanırsınız. (Bunu) siz bilemezsiniz de Allah bilir.

    Ali Rıza Safa

    Hoşunuza gitmese de savaş üzerinize yazılmıştır. Hoşlanmadığınız bir şey sizin için iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey sizin için kötü olabilir. Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Hoşunuza gitmese de savaş size farz kılındı; mümkündür ki bazen hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için iyi, hoşunuza giden bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.

    Edip Yüksel

    Sevmediğiniz halde savaş size zorunlu kılındı. Sevmediğiniz bir şey sizin için iyi ve sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir. Siz bilmeseniz de ALLAH bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sevmediğiniz halde savaş size zorunlu kılındı. Sevmediğiniz bir şey sizin için iyi ve sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir. Siz bilmeseniz de ALLAH bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Savaş, hoşunuza gitmese de üzerinize yazıldı. Gerçi o size hoş gelmez, fakat olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz birşeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    kıtal üzerinize yazıldı, gerçi o size hoş gelmez fakat olur ki siz bir şey'i hoşlanmazsınız halbuki hakkınızda o bir hayırdır ve olur ki bir şey'i severseniz halbuki hakkınızda o bir şerdir siz bilmezken Allah bilir

    Erhan Aktaş

    Hoşunuza gitmese de savaş üzerinize yazıldı. dipnot 1 Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır, yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Farz kılındı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hoşunuza gitmese de savaş üzerinize yazıldı dipnot 1 . Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır, yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Farz kılındı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hoşunuza gitmese de savaş üzerinize farz kılındı. Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır, yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Gültekin Onan

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde üzerinize yazıldı. Olur ki hoşunuza gitmeyen birşey sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz bir şey de sizin için şerdir. Tanrı bilir de siz bilmezsiniz.

    Hasan Basri Çantay

    (Ey mü'minler, tab'an) sizin hoşunuza gitmediği halde uhdenize, kıtal (düşmanlarla savaş) yazıldı (farz edildi). Olur ki'bir şey hoşunuza gitmezken o, sizin için hayırlı olur, bir şey'i de sevdiğiniz halde o da hakkınızda şer olur. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    İbni Kesir

    Hoşunuza gitmediği halde, savaşı üzerinize farz kılınmıştır. Bir şey hoşunuza gitmediği halde sizin için hayırlı olabilir. Bir şey de hoşunuza gittiği halde sizin için kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmesziniz.

    Mehmet Alagaş

    (216-218) Zorlansanız da / hoşunuza gitmese de size savaş yazıldı , olur ki zorlandığınız şey , işte o, sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey, işte o da sizin için fenadır / şerdir, Allah bilir siz bilmezsiniz. Sana haram ay içinde savaşmayı soruyorlar, onda savaşmak büyüktür / günahtır. Ancak, Allah yolundan men etmek / o yolu kapatmak Onu yok saymak ve mescidi haramdan men etmek ve onun halkını oradan çıkarmak ta Allah katında daha da büyüktür / daha da büyük günahtır , Böyle bir şeyle sınanma / fitne savaştan daha büyüktür. (Ya dinden dönersiniz ya da Mescidi harama giremezsiniz fitnesi savaştan daha büyüktür. Savaş daha önemsizdir) Kapasiteleri yeterli gelse / güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye değin sizinle savaşı bitirmezler, sizden kim de dininden dönerse ve kafir olarak ölürse işte onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. İman edenler ve hicret edenler ve Allah yolunda çabalayanlar / cihat edenler işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizin için hoş olmasa da savaş size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için iyidir ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz Allah bilir.

    Süleyman Ateş

    Hoşunuza gitmese de size savaş yazıldı (farz kılındı). Bazen hoşlanmadığınız bir şey, hakkınızda iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde size, görev olarak yazıldı. Hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin iyiliğinize olabilir. Hoşunuza giden bir şey de sizin için kötü olabilir. Bunları bilen Allah'tır, siz bilmezsiniz.

    Şaban Britch

    Sizin için hoş olmasa da savaş size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için iyidir ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz Allah bilir.

    Şaban Piriş

    Sizin için hoş olmasa da savaş size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için iyidir ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz Allah bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hoşunuza gitmemekle birlikte, savaş üzerinize yazılmıştır. Bir şey sizin için hayırlı olduğu halde siz ondan tiksinebilirsiniz. Ve bir şey sizin için şer olduğu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

  3. Bakara suresi, 217. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 217. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ وَصَدٌّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَكُفْرٌۢ بِهِۦ وَٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِۦ مِنْهُ أَكْبَرُ عِندَ ٱللَّهِ وَٱلْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ ٱلْقَتْلِ وَلَا يَزَالُونَ يُقَٰتِلُونَكُمْ حَتَّىٰ يَرُدُّوكُمْ عَن دِينِكُمْ إِنِ ٱسْتَطَٰعُوا۟ وَمَن يَرْتَدِدْ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Sana haram ay(lar)ı, dipnot 1 yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günah)tır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, O'nu ve Mescid-i Haram'ın (saygınlığını) inkâr etmek ve (Mekke'nin müslüman) halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük (günah)tır. Fitne (zulüm ve işkence), öldürmekten daha şiddetli (bir kötülük)tür. dipnot 2 Güçleri yeterse onlar, dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim dininden döner dipnot 3 ve kâfir olarak ölürse, dipnot 4 onların işleri dünyada da ahirette de silinir (boşa gider). Onlar ateş halkıdır ve orada ebedî kalıcıdır."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İçinde savaş yapılmaması için saygın kabul edilen haram aylar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle Bakara 2:191'de de geçmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Mâide 5:54; Muhammed 47:38. Bu ayetlere göre, [mürted] yani dinden dönen kişi öldürülemez. Dinden dönenlere dünyada uygulanacak herhangi bir cezadan söz edilmemektedir. Zaten müfessirlerimiz de bu ayetin izahlarında dinden dönenlere yönelik herhangi bir ölüm cezasının uygulanacağından söz etmemişlerdir. Muhammed 47:38'de de dinden yüz çevirenlerin öldürülmesinden değil, yerlerine başkalarının değiştirileceğinden söz edilmektedir. En‘âm 6:89, 133, İbrâhîm 14:19 ve Fâtır 35:16 gibi ayetlerde de verilmek istenen mesaj bu şekildedir. Konuyla ilgili bilinmesi gereken ayetlerden birisi ise Tevbe 9:66'dır: "(Boşuna) özür dilemeyin! (Çünkü) siz iman ettikten sonra elbette kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bağışlasak bile suçlu olduklarından dolayı bir gruba da azap edeceğiz."
    4. metne dön, dipnot 4
      Benzer mesajlar: Bakara 2:161-162, 217; Al-i İmrân 3:86; Nisâ 4:137, 168; Muhammed 47:34.

    Mustafa İslamoğlu

    Sana saldırmazlık ayında savaşmanın hükmünü soruyorlar. De ki: "O ayda savaşmak büyük bir hatadır. Fakat Allah'ın yolundan insanları çevirmek, O'nu ve Mescid-i Haram'ın hürmetini inkar etmek, oranın sakinlerini oradan sürüp çıkarmak Allah katında daha büyük bir cürümdür. Fakat inanca yönelik baskı ve zulüm, adam öldürmekten daha beterdir." Eğer düşmanlarınızın gücü yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. Sizden her kim dininden döner ve kafir olduğu halde ölürse, onun bütün yapıp-ettiği ameller dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Onlar ateşe mahkumdurlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Muhammed Esed

    Sana saldırmazlık örfünün geçerli ayda savaşmanın hükmünü soruyorlar. De ki: "O ayda savaşmak çirkin bir şeydir; ancak insanları Allah yolundan çevirmek, O'nu inkar etmek ve Mescid-i Haram(a girmekten onları men etmek) ve halkını oradan sürmek, (bütün bunlar) Allah katında daha da kötüdür, çünkü zulüm ve baskı öldürmekten daha korkunçtur." (Düşmanlarınız) güçleri yeterse, inancınızdan döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan vazgeçmeyeceklerdir. Ama sizden biri imanından döner ve hakikati inkar eden biri olarak ölürse, böyle birinin yapıp ettikleri bu dünyada da, öteki dünyada da boşa gidecektir; işte böyleleri içinde yaşayıp kalacakları ateşe mahkum kimselerdir.

    Ahmed Hulusi

    Sana, savaşmanın haram olduğu ay içinde savaşmayı soruyorlar. O ayda savaşmak büyük iştir! Ne var ki Allah yolundan (insanları) alıkoymak, hakikatini inkar ve Mescid-i Haram'a nankörlük edip, halkı oraya girmekten yasaklamak, ehlini oradan sürmek, Allah indinde çok daha büyük iştir! Fitne, öldürmekten de büyük iştir! Onlar güç yetirebilseler, sizi inancınızdan döndürene kadar sizinle savaşırlar. Sizden, kim din anlayışından döner ve hakikati inkar üzere ölürse, dünyada ve sonsuz gelecek sürecinde, tüm yaptığı iyi işler boşa gider. İşte onlar ateş (yanma) ehlidirler ve sonsuza dek orada kalırlar.

    Ali Bulaç

    Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah katında, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır). Fitne, katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah’ı inkâr etmek, Mescid-i Harâm'ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne, (bir kimseyi) öldürmekten daha kötüdür. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte dünya ve âhiretteki amelleri boşa gitmiş olanlar bunlardır; Cehennem ashâbı olanlar da bunlardır ve bunlar orada daimîdirler.

    Ali Rıza Safa

    Sana, kutsal ay ve onda savaşmak hakkında soruyorlar; şunu söyle: "Onda savaşmak, büyük bir suçtur. Fakat Allah'ın yolundan alıkoymak, O'na ve Kutsal Yakarış Evi'ne nankörlük etmek ve halkını oradan çıkarmak daha büyüktür. Ezinç vermek, öldürmekten büyüktür!" Güçleri yetecek olsa, sizi dininizden döndürünceye değin sizinle savaşırlar. Aranızdan kim dininden döner ve nankör olarak ölürse, yaptıkları her şey, dünyada ve sonsuz yaşamda artık boşa gitmiştir. Ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sana haram ayda/savaşın yasak olduğu ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaşmak büyük bir günahtır. İnsanları Allah'ın yolundan çevirmek, Allah'ı inkar etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük bir suçtur. Fitne de, adam öldürmekten daha büyük bir günahtır." Eğer onların güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden de kim dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktir ve orada süreli kalırlar.

    Edip Yüksel

    Sana, Sınırlanmış Ayda savaşmak konusunu da soruyorlar. De ki: "Onda savaş büyük bir günahtır. Fakat ALLAH'ın yolundan çevirmek, O'na ve Sınırlanmış Mescid'e nankörlük etmek ve halkını oradan çıkarmak ALLAH yanında daha büyük bir günahtır. Çünkü kargaşa ve zulüm, öldürmekten daha büyük bir suçtur." Güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşırlar. Sizden kim dininden döner ve inkarcı olarak ölürse, tüm yaptıkları dünyada ve ahirette boşa çıkar. Onlar ateş halkıdır ve orada sürekli kalıcıdırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana, Kutsal Ayda savaşmak konusunu da soruyorlar. De ki: 'Onda savaş büyük bir günahtır. Fakat ALLAH'ın yolundan çevirmek, O'na ve Kutsal Mescid'e nankörlük etmek ve halkını oradan çıkarmak ALLAH yanında daha büyük bir günahtır. Çünkü baskı ve zulüm, öldürmekten daha büyük bir suçtur.' Güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşırlar. Sizden kim dininden döner ve inkarcı olarak ölürse, tüm yaptıkları dünyada ve ahirette boşa çıkar. Onlar ateş halkıdır ve orada sürekli kalıcıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sana haram ay ve onda savaşma hakkında soru yöneltiyorlar. De ki: "Onda savaş, büyük bir günahtır. Allah yolundan engellemek, O'nu inkar etmek, Mescid-i Haram'a gidişi engellemek ve halkını oradan çıkarmak ise, Allah katında daha büyük bir günahtır. Fitne ise, adam öldürmekten daha büyük bir kötülüktür. Onlar güçleri yeterse, sizi dininizden döndürmek için sizinle savaşı sürdürürler, sizden her kim de dininden döner ve kafir olarak ölürse, bunların yaptığı bütün iyi işler dünya ve ahirette boşa gitmiştir ve artık onlar cehennemliktirler, hep orada sonsuza kadar kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    sana hurmetli aydan ve onda kıtalden soruyorlar; deki onda bir kıtal büyük bir günahtır, maamafih Allah yolundan bir meni' ve ona bir küfür ve Mescidiharamdan meni' ve ehlini ondan çıkarmak Allah yanında daha büyük ve fitne katilden daha büyüktür, onlar güçleri yeterse sizi dininizden döndürmek için sizinle muharebe etmekten bir zaman geri durmazlar, sizden de her kim dininden döner ve kafir olarak can verirse artık onların bütün amelleri Dünya ve Ahıret heder olmuştur ve artık onlar eshabı nardırlar, hep orada muhalled kalırlar

    Erhan Aktaş

    Sana, Haram ayını dipnot 1 ve onda savaşmanın durumunu soruyorlar. De ki: "O ayda savaşmak, büyük (günahtır.) " Ancak, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu ve Mescid-i Haram'ı küfretmek dipnot 2 onun halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük (günahtır.) Zira fitne, dipnot 3 öldürmekten daha kötüdür. Onlar, eğer güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar, sizinle savaşmaktan vazgeçmezler. Sizden kim, dininden döner ve Kafir olarak ölürse işte onların dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiş olur. İşte onlar, ateşin ehlidir. Ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnkar etmek. Reddetmek. Görmezden gelmek. Yok saymak.
    3. metne dön, dipnot 3
      Baskı ve zulüm.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sana, haram ayını dipnot 1 ve onda savaşmanın durumunu soruyorlar. De ki: "O ayda savaşmak, büyük (günahtır.) " Ancak, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu ve Mescid-i Haram'ı küfretmek dipnot 2 onun halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük (günahtır.) Zira fitne dipnot 3 , öldürmekten daha kötüdür. Onlar, eğer güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar, sizinle savaşmaktan vazgeçmezler. Sizden kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse işte onların dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiş olur. İşte onlar, ateşin ehlidir. Ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Baskı ve zulüm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana, haram ayda savaşmanın durumunu soruyorlar. De ki: "O ayda savaşmak, büyük bir günahtır.". Ancak, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu küfretmek dipnot 1 , Mescid-i Haram'a gitmeyi engellemek, onun halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zira fitne dipnot 2 , öldürmekten daha kötüdür. Onlar, eğer güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar, sizinle savaşmak isterler. Sizden kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiş olur. İşte onlar, ateşin ehlidir. Ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O gerçeğin üzerini örtmek.
    2. metne dön, dipnot 2
      Zulüm ve baskı.

    Gültekin Onan

    Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Tanrı katında, Tanrı'nın yolundan alıkoymak, ona küfretmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve ehlini oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır). Fitne katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner (irtidat) ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri dünyada da ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Sana haram olan o ayı, ondaki muhaarebeyi sorarlar. De ki: "Onda (o ayda) muhaarebe etmek büyük (günah) dır, (insanları) Allah yolundan men' etmek, onu inkar etmek, (ziyaretçilerin) Mescid-i haraama gitmelerine mani' olmak, Onun halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük (günah) dır. Fitne katilden de beterdir. Kafirler, güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmalarında devam edeceklerdir. İçinizden kim dininden döner de o, kafir olarak ölürse onların (o gibilerin) yaptığı (iyi) işler dünyada da, ahiretde de boşa gitmişdir. Onlar o ateşin (cehennemin) arkadaşlarıdır. Onlar orada (bir daha çıkmamak üzere) ebedi kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    Sana haram aydan ve onda savaştan soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak; büyük bir günahtır. Fakat insanları Allah yolundan alıkoymak ve O'nu inkar etmek, Mescid-i Haram'a gitmelerine engel olmak, onun ehlini oradan çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. Fitne, katilden de beterdir. Kafirlerin güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşa devam ederler. Sizden her kim dininden dönerde kafir olarak ölürse; onların yaptığı ameller dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Ve onlar, cehennem ehlidirler. Orada temelli kalacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (216-218) Zorlansanız da / hoşunuza gitmese de size savaş yazıldı , olur ki zorlandığınız şey , işte o, sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey, işte o da sizin için fenadır / şerdir, Allah bilir siz bilmezsiniz. Sana haram ay içinde savaşmayı soruyorlar, onda savaşmak büyüktür / günahtır. Ancak, Allah yolundan men etmek / o yolu kapatmak Onu yok saymak ve mescidi haramdan men etmek ve onun halkını oradan çıkarmak ta Allah katında daha da büyüktür / daha da büyük günahtır , Böyle bir şeyle sınanma / fitne savaştan daha büyüktür. (Ya dinden dönersiniz ya da Mescidi harama giremezsiniz fitnesi savaştan daha büyüktür. Savaş daha önemsizdir) Kapasiteleri yeterli gelse / güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye değin sizinle savaşı bitirmezler, sizden kim de dininden dönerse ve kafir olarak ölürse işte onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. İman edenler ve hicret edenler ve Allah yolunda çabalayanlar / cihat edenler işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sana haram ayı onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük suçtur, Allah yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’a (girmeye) engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne (çıkarmak)/şirk ise, öldürmekten daha büyüktür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden dönüp, kâfir olarak ölürse, işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gidenlerdir. İşte onlar ateş ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Sana haram ayında savaşmaktan soruyorlar. De ki: "Onda savaş, büyük bir günahtır. Fakat Allah yoluna engel olmak, Allah'a ve Mescid-i Haram'a karşı nankörlük etmek, halkını ondan (Mekke'den) sürüp çıkarmak, Allah yanında daha büyük bir günahtır. Fitne (baskı yapmak, adam) öldürmekten daha büyük(bir günah)tır". Onlar yapabilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse, işte onların bütün yaptıkları dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar, ateş halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana haram aylarını, dipnot 1 o aylarda savaş yapmayı soruyorlar. De ki: O aylarda savaş büyük günahtır. Ama (insanları) Allah'ın yolundan engellemek, Allah'ı ve Mescid-i Haram'ı görmezlikte direnmek ve halkını oradan (Mekke'den) çıkarmak Allah katında daha büyük günahtır. O fitne (savaş ateşi) adam öldürmekten beterdir. dipnot 2 Güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşı sürdürürler. Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse yaptıkları şeyler dünyada da ahirette de boşa gider. dipnot 3 Onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Kafir olarak ölenlerin geride bıraktıkları eserlerin olumlu etkileri kendilerine bir fayda sağlamaz (Yasin 36/12).
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana haram ayını, dipnot 1 o ayda yapılan savaşı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük suçtur. Ama Allah'ın yolundan engellemek, o yolu ve Mescid-i Haram'ın kutsallığını görmezlikten gelmek ve halkını oradan (Mekke'den) çıkarmak, Allah katında daha büyük suçtur. O fitne (savaş ateşi) dipnot 2 adam öldürmekten beterdir. Güçleri yetse, dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşırlar. Sizden, kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, yaptıkları şeyler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar; Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada fitne, savaş anlamındadır. (Bakara 2/102 ayetin dipnotuna bkz.)

    Şaban Britch

    Sana hürmetli ayda yapılan savaşı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük suçtur, Allah yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram’a (girmeye) engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne (çıkarmak)/şirk ise, öldürmekten daha büyüktür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden dönüp, kâfir olarak ölürse işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gidenlerdir. İşte onlar ateş ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır.

    Şaban Piriş

    Sana hürmetli ayda yapılan savaşı soruyorlar, de ki: -O ayda savaşmak büyük suçtur, Allah yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'a (girmeye) engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne (çıkarmak) ise, öldürmekten daha büyüktür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden dönüp, kafir olarak ölürse işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gidenlerdir. İşte onlar ateş ehlidir. Orada ebedi kalacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sana haram ayı, onda savaşmayı soruyorlar, De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Ama Allah yolundan alıkoymak, O'na ve Mescid-i Haram'a nankörlük etmek, ora halkını oradan sürüp çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır." Fitne/baskı ve bozgunculuk, cana kıymaktan daha büyük bir kötülüktür. Eğer güçleri yetse sizi dininizden çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. İçinizden kim irtidad edip dininden dönerse kafir olarak ölür. Böylelerinin amelleri dünyada da ahırette de boşa gitmiştir. Ateş ehlidir onlar. Sürekli kalacaklardır orada.

  4. Bakara suresi, 218. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 218. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) var ya, işte bunlar Allah'ın merhametini umabilirler. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler var ya; işte ancak onlar Allah'ın rahmetini umabilirler: Allah tarifsiz bağış sahibidir, eşsiz merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Şüphe yok ki, imana ermiş olanlar, zulüm ve kötülük diyarından uzaklaşanlar ve Allah yolunda üstün gayret gösterenler, işte (ancak) onlar Allah'ın rahmetini umabilirler: Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Şüphesiz ki iman edenler ve Allah yolunda hicret ve mücahede edenler var ya, işte onlar, Allah rahmetini umarlar. Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte Allah'ın rahmetini umanlar da bunlardır. Allah, çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, inananlar, göç edenler ve Allah'ın yolunda çaba harcayanlar; işte onlar, Allah'ın rahmetini umut edebilirler. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ki, iman edenler, hicret edip Allah yolunda üstün bir gayretle mücadele verenler, işte ancak onlar Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah çok affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, ALLAH yolunda göç edenler ve çaba harcayanlar ALLAH'ın rahmetini umar. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, ALLAH yolunda göç edenler ve çaba harcayanlar ALLAH'ın rahmetini umar. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz inananlar ve Allah yolunda hicret edip savaşanlar; kesinlikle bunlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, gerçekten bağışlayıcı ve merhamet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    şübhesiz iman ederler ve Allah yolunda muhacir olub da mücahede edenler muhakkak bunlar Allahın rahmetini umarlar, Allah gafur, rahimdir

    Erhan Aktaş

    İman Edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad dipnot 1 edenler; ancak bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yoğun çaba gösterenler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad dipnot 1 edenler; ancak bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yoğun çaba gösterenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad dipnot 1 edenler; ancak bunlar, Allah'ın rahmetini umabilirler. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çaba harcayanlar.

    Gültekin Onan

    Kuşkusuz inananlar, hicret edenler ve Tanrı yolunda cihad edenler; işte onlar Tanrı'nın rahmetini umabilirler. Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, iman edenler, bir de Allah yolunda (yurdlarından) hicret edib de savaşanlar (yok mu?) işte onlar Allahın rahmetini umarlar. Allah (mü'minleri) hakkıyle yarlığayıcı, (onları) cidden esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki, iman edenler, hicret edip de Allah yolunda savaşanlar; işte onlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (216-218) Zorlansanız da / hoşunuza gitmese de size savaş yazıldı , olur ki zorlandığınız şey , işte o, sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey, işte o da sizin için fenadır / şerdir, Allah bilir siz bilmezsiniz. Sana haram ay içinde savaşmayı soruyorlar, onda savaşmak büyüktür / günahtır. Ancak, Allah yolundan men etmek / o yolu kapatmak Onu yok saymak ve mescidi haramdan men etmek ve onun halkını oradan çıkarmak ta Allah katında daha da büyüktür / daha da büyük günahtır , Böyle bir şeyle sınanma / fitne savaştan daha büyüktür. (Ya dinden dönersiniz ya da Mescidi harama giremezsiniz fitnesi savaştan daha büyüktür. Savaş daha önemsizdir) Kapasiteleri yeterli gelse / güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye değin sizinle savaşı bitirmezler, sizden kim de dininden dönerse ve kafir olarak ölürse işte onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir, işte onlar ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar. İman edenler ve hicret edenler ve Allah yolunda çabalayanlar / cihat edenler işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz iman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah günahları bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki inandılar, göç ettiler, Allah yolunda savaştılar; işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve Allah yolunda hicret edip dipnot 1 cihad edenlere /ellerinden geleni yapanlara gelince, dipnot 2 işte onlar Allah'ın ikramını bekleyebilirler. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hicret sözlükte, kişinin bir şeyden bedeniyle, diliyle veya kalbiyle uzaklaşmasıdır (Müfredat). İlgili ayetler için bkz. Nisa 4/97-100, Enfal 8/72-75, Meryem 19/46, Furkan 25/30, Mümtehine 60/10, Müzzemmil 73/10, Müddessir 74/5.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın en önemli bir parçasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihada (mücadeleye) dipnot 1 girenler, Allah'tan iyilik bekleyebilirler. Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad: Düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen güçlü mücadeledir.

    Şaban Britch

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, işte onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah günahları bağışlayandır, çokça merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler, işte onlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnanıp hicret eden ve Allah yolunda uğraşıp didinenlere gelince, onlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

  5. Bakara suresi, 219. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 219. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَآ إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ ٱلْعَفْوَ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür." Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "İhtiyaçtan arta kalanı." Allah, size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.

    Mehmet Okuyan

    Sana içki ve kumardan soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük bir günah (haram) dipnot 1 ve insanlar için birtakım çıkarlar vardır. Her ikisinin (de) günahı çıkarından daha büyüktür." Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: "Vazgeçilebileni." dipnot 2 Allah düşünesiniz diye ayetleri size işte böyle açıklıyor.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [ism] kelimesi A‘râf 7:33 gereği "haram" demektir. İçkinin de kumarın da haram olduğunu bildiren ilk hüküm ayeti budur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette infaka konu olan [el-‘afv] kelimesi sahibinin affedilmesine vesile olacak, uğruna vazgeçebileceği değerdeki şeylerdir. "Affetmek" kelimesi alacaklı olduğu herhangi bir konuda hakkından feragat etmek anlamına geldiği için buradaki amaç, insanın infak edeceği şeylerin aslında en zor zamanda vazgeçebileceği nitelikte olduğunu göstermektir. Bu kelime rahat zamanda vazgeçilebilecek şeyden ziyade en sıkıntılı zamanda vazgeçilebilecek miktardır. Bu kelimeyi "ihtiyaç fazlası" şeklinde yorumlamak asıl amacı ortaya koymamaktadır. Bu konuda Bakara 2:177, 275, Al-i İmrân 3:92 ve İnsan 76:8. ayetlerde de benzer mesajlar yer almaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Sana sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunları hakkında soruyorlar. De ki: "Onların her ikisinde de insanlar için büyük bir kötülük ve birtakım menfaatler vardır. Her ikisinin yol açtıkları kötülük sağladıkları menfaatten çok daha büyüktür." Yine onlar "Neden infak edelim?" diye soruyorlar. De ki: "Bağışlanabilen her şeyden". Böylece Allah size mesajlarını açıklıyor ki, tefekkür edebilesiniz

    Muhammed Esed

    Sana, sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunları hakkında sorarlar. De ki: "Onların her ikisinde de hem büyük bir kötülük hem de insanlar için bazı yararlar vardır; ancak yol açtıkları kötülük, sağladıkları yararlardan daha büyüktür." (Allah yolunda) neyi harcayacaklarını sana sorarlar. De ki: "O'nun için ayırabileceğiniz her şeyi." Böylece Allah mesajlarını size açıklıyor ki tefekkür edesiniz.

    Ahmed Hulusi

    Sana sarhoşluk veren şeyler ile kumardan soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük kötülük ve insanlar için bazı yararlar vardır. Fakat zararları yararlarından daha fazladır. " Allah yolunda ne kadar harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "El Afv (zaruri harcamalarınızdan) arta kalanı bağışlayın!" Allah böylece gereken apaçık işaretleri veriyor size. . . (Nedenini) derin düşünmeniz için.

    Ali Bulaç

    Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyaçtan artakalanı." Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz.

    Ali Özek ve heyeti

    Sana, içkiyi ve kumar hakkında soruyorlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar. «İhtiyaç fazlasını» de. İşte Allah, düşünesiniz diye size âyetleri böyle açıklar.

    Ali Rıza Safa

    Sana, şarap ve kumar hakkında soruyorlar; şunu söyle: "Onlarda, hem büyük bir suç hem de insanlar için yararlar vardır. Ama suçları, yararlarından daha çoktur!" Bir de sana, yardımlaşmak amacıyla ne paylaşacaklarını soruyorlar; şunu söyle: "Ayırabileceğiniz her şeyi!" Allah, ayetlerini, işte böyle açıklıyor; belki düşünürsünüz diye. dipnot 39

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 39
      Bu ayet, zekat ölçüsünün Kur'an'da bildirilmediğini, bu ölçünün ancak Kur'an dışındaki din kitaplarından öğrenilebileceğini öne sürenlere açık bir yanıttır. "Ayırabileceğiniz her şeyi" olarak yazdığımız "Afv" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "İhtiyaçtan arta kalan" veya "Sıkıntıya düşürmeyecek kadar olan" veya "Bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olandan artan" biçiminde çevrilmiştir. Hac ve umreye giden Türklere parasız olarak orada dağıtılmak üzere Suudi Arabistan Kralı'nın parasıyla altı kişiye yaptırılan ve 80'li yıllar boyunca basılıp dağıtılan Kur'an çevirisinde, "Afv" terimi, "Affetmek" olarak yazılmıştı. Kraliyet soyunun orantısız bir varlık içinde sürdürdüğü yaşamının ayete ters düşmemesi ve "Affetmenin de yardım olduğu" biçiminde yanıltıcı bir anlamın ortaya çıkması için bilinçli olarak böyle çevrildiği gerekçesiyle "Kral'dan alınan dolarlarla hazırlanan Kur'an çevirisi, işte böyle oluyor!" biçiminde eleştiriler yapılarak büyük tartışmalar yaşanmıştır. Yardım ölçüsü, Tevrat, Yasanın Tekrarı 26:12 ayetinde, şöyle yazılıdır: "Üçüncü yıl, ondalığı verme yılıdır. Tüm ürününüzün ondalığını ayırın. Ayırma işini bitirdiğinizde, yabancılara, öksüzlere ve dul kadınlara vereceksiniz."

    Bayraktar Bayraklı

    Sana alkol ve kumar hakkında soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından büyüktür." Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. "İhtiyaç fazlasını" de. Allah, düşünesiniz diye size ayetlerini böyle açıklıyor.

    Edip Yüksel

    Sana sarhoş edicilerden ve kumardan sorarlar: "O ikisinde büyük bir günah ve insanlar için yararlar var; ancak günahları yararlarından daha büyüktür" de. Ayrıca, sadaka olarak neyi vereceklerini senden sorarlar: "bağış" (gönlünüzden kopanı) de. ALLAH ayetlerini işte böyle açıklıyor ki düşünesiniz... dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Sarhoş ediciler" diye çevirdiğimiz Arapça sözcüğün kökü "KHaMaRa" olup, "örtmek" anlamına gelir. Bu kelimeyi "şarap" ve "içki" olarak çevirerek kapsamını daraltmak ne yazık ki yaygın bir hatadır. * Aklı örten bütün alkollü içecekler; esrar, kokain, eroin gibi bütün uyuşturucu maddeler bu ayetteki yasağın kapsamına girer. Alkollü içeceklerin, uyuşturucuların ve kumarın toplum ve birey hayatına verdiği zarar malumdur. * Bak 5:90-91.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana sarhoş edicilerden ve kumardan sorarlar: 'O ikisinde büyük bir günah ve insanlar için yararlar var; ancak günahları yararlarından daha büyüktür,' de. Ayrıca, sadaka olarak neyi vereceklerini senden sorarlar: 'Artanı,' de. ALLAH ayetlerini işte böyle açıklıyor ki düşünesiniz...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: "Bu ikisinde büyük bir günah ve insanlara bazı yararlar vardır. Ancak günahları yararlarından daha büyüktür." Yine sana neyi başkalarına vereceklerini soruyorlar. De ki: "Sizi sıkmayanını." Allah, düşünesiniz diye, ayetlerini size böylece açıklıyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sana hamr-ü meysirden soruyorlar, de ki bu ikisinde büyük bir günah bir de nasa ba'zı menfeatler var fakat günahları menfeatlerinden daha büyüktür, yine sana soruyorlar: Neyi infak edecekler? de ki sıkmayanını, böyle beyan ediyor Allah size ayetlerini ki düşünesiniz

    Erhan Aktaş

    Sana hamrın dipnot 1 ve şans oyunlarının dipnot 2 hükmünü soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük günah vardır. İnsanlar için yararları dipnot 3 olsa da. Günahları yararlarından daha büyüktür." Sana neyi infak dipnot 4 edeceklerini soruyorlar. De ki: "Afvı. dipnot 5 " Allah size ayetlerini böylece açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklı örten/sarhoş edici şeyler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fal oklarıyla oynamak, kumar, at yarışı, loto, toto, piyango vb.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kısmen yarardan kasıt; bu işlerin ticareti ile sarhoşluğun o anda sağladığı rahatlama, şans oyunlarında zaman zaman kazanma olabilir. Kumarın kısmen yararlı olması da kumar oynayanların kimi zaman kazanıyor olmalarıdır. Değilse bizatihi ne içkide ne de kumarda kısmen de olsa bir yarar söz konusu değildir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Karşılıksız yardım.
    5. metne dön, dipnot 5
      İhtiyacından fazla olandan uygun gördüğünü. Gönlünden ne koparsa. Affetmek, bağışlamak, bırakmak, salıvermek demektir. Sahip olduğunuz malın ne kadarından vaz geçerseniz ne kadarını elinizden çıkarmak, yani malın ne kadarını afetmek istiyorsanız o kadarını af edin, ihtiyacı olanlara verin. (Af kelimesi için bkz. 5:101.)

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sana hamrın dipnot 1 ve şans oyunlarının dipnot 2 hükmünü soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük günah vardır. İnsanlar için yararları dipnot 3 olsa da. Günahları yararlarından daha büyüktür." Sana neyi infak dipnot 4 edeceklerini soruyorlar. De ki: "Afvı dipnot 5 ." Allah size ayetlerini böylece açıklamaktadır. Umulur ki düşünürsünüz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklı örten/sarhoş edici içecekler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fal oklarıyla oynamak, kumar, at yarışı, loto, toto, piyango vb.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kısmen yarardan kasıt; bu işlerin ticareti ile sarhoşluğun o anda sağladığı rahatlama, şans oyunlarında zaman zaman kazanma olabilir. Kumarın kısmen yararlı olması da kumar oynayanların kimi zaman kazanıyor olmalarıdır. Değilse bizatihi ne içkide ne de kumarda kısmen de olsa bir yarar söz konusu değildir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Karşılıksız yardım.
    5. metne dön, dipnot 5
      Artanı. İhtiyacından artandan, fazla olandan uygun gördüğünü. Gönlünden kopanı. Af etmek, bağışlamak, bırakmak, salı vermek demektir. Sahip olduğunuz malın ne kadarından vaz geçerseniz ne kadarını elinizden çıkarmak, yani malın ne kadarını af etmek istiyorsanız o kadarını af edin, ihtiyacı olanlara verin. (Örneğin Af sözcüğü için 5:101'e bak.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana hamrın dipnot 1 ve şans oyunlarının dipnot 2 hükmünü soruyorlar. De ki: "Her ikisinde de büyük günah vardır. İnsanlar için kısmen yararı dipnot 3 olsa da kötülüğü yararından daha büyüktür.". Sana neyi infak dipnot 4 edeceklerini soruyorlar. De ki: "İhtiyaçtan fazla olanını.". Düşünesiniz diye, Allah size ayetlerini böylece açıklamaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklı örten/sarhoş edici içecekler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fal oklarıyla oynamak, kumar, at yarışı, loto, toto, piyango vb.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kısmen yarardan kasıt; sarhoşluğun o anda sağladığı rahatlama, şans oyunlarında zaman zaman kazanma olabilir. Kumarın kısmen yararlı olması da kumar oynayanların kimi zaman kazanıyor olmalarıdır. Değilse bizatihi ne içkide ne de kumarda kısmen de olsa bir yarar söz konusu değildir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Yardım.

    Gültekin Onan

    Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyaçtan artakalanı." Böylece Tanrı size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz (tetefekkerun).

    Hasan Basri Çantay

    (219-220) Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için faideler vardır. Günahları ise faidelerinden daha büyükdür." (Yine) sana hangi şey'i nafaka vereceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyacınızdan artanı (verin)". Allah size böylece ayetlerini (pek güzel) açıklar. Olur ki dünya hususunda da, ahiret işinde de iyice düşünürsünüz. Bir de sana yetimleri sorarlar. De ki: "Onları yarar ve iyi bir haale getirmek hayırlıdır. Şayet kendileriyle bir arada yaşarsanız onlar sizin kardeşierinizdir. Allah, (yetimlerin) salahına çalışanlarla (onların mal ve haalinde) fesad (ve fenalık) yapanları bilir. Eğer Allah dileseydi sizi muhakkak zahmete sokardı. Şübhesiz Allah mutlak gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Sana içkiden ve kumardan soruyorlar. De ki: İkisinde de hem büyük günah, hem de insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha büyüktür. Ve sana ne infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçlarınızdan artanı. Düşünesiniz diye Allah size ayetlerini böyle açıklıyor.

    Mehmet Alagaş

    (219) Sana alkol ve kumarı soruyorlar de ki her ikisinde de büyük günah ve insanlar için fayda vardır , her ikisinin günahı her ikisinin faydasından daha büyüktür. Sana ne harcayalım / ne infak edelim diye soruyorlar, fazlasını / bol olanını harcayın de. Böylece Allah size ayetlerini açıklıyor böylelikle belki dünya ve ahiret hakkında fikir üretirsiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sana içki ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda büyük günah ve insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür. Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını! İşte Allah, size düşünesiniz diye ayetleri (böyle) açıklıyor.

    Süleyman Ateş

    Sana şaraptan ve kumardan soruyorlar. De ki; "O ikisinde büyük günah ve insanlara bazı yararlar vardır. Fakat onların günahı yararından büyüktür." Ve sana Allah yolunda ne vereceklerini soruyorlar. De ki; "Af (yani ihtiyaçlarınızdan fazlasını veya helal ve güzel olan şeyleri verin!)" Allah size ayetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana içki ve uyuşturucu çeşitleri dipnot 1 ile kumar çeşitlerini dipnot 2 soruyorlar. De ki: İkisinde de büyük günah dipnot 3 ve insanlar için (bazı) yararlar vardır; dipnot 4 ama ikisinin de günahı yararlarından büyüktür. Hayra neyi harcayacaklarını da soruyorlar. dipnot 5 De ki: (ihtiyaçtan) Artan ve artma özelliği olanı! dipnot 6 Allah ayetlerini size böyle açıklar ki düşünesiniz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İçki ve uyuşturucu çeşitleri" anlamını verdiğimiz kelime, "bir şeyi örten" anlamına gelen "hamr (خمر)"dır. İçki ve uyuşturucu çeşitleri insanı sarhoş ettiğinden dolayı bu anlam verilmiştir. Nitekim nebimizin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sarhoşluk veren her şey hamrdır. Sarhoş eden her şey haramdır." (Müslim, Eşribe,73; Ebu Davud, Eşribe, 5)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayet metninde geçen "meysir (ميسر)", "yüsr (يسر)" yani kolaylık kökünden gelmektedir. Meysir, iki ayette daha "hamr" ile birlikte zikredilir (Maide 5/90-91). Kolayca mala kavuşmayı amaçlayan ve aynı zamanda malı kolayca kaybetmeye sebep olan piyango, toto, loto ve tombala gibi bütün şans oyunları; poker, rulet, kollu kumar makineleri gibi tüm kumar çeşitleri; iddaa, at yarışı, horoz dövüştürme vb. her türlü bahis bu kapsama girer. Kaybedenin hesabı ödemesi şartıyla oynanan tüm oyunlar da meysir kapsamında olduğu için bu tür oyunları oynamak haramdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Günah' anlamı verdiğimiz ism (إِثْمَ), kişiyi sevaptan yani iyiliklerden uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Allah, 'ism' olarak tanımladığı her davranışı, haram saymıştır (A'raf 7/33). Bu sebeple içki, uyuşturucu ve kumar, büyük günahlardandır.
    4. metne dön, dipnot 4
      İçki, uyuşturucu maddeler ve kumardan bazı menfaatler elde edilebilir. Ancak bunların zararı menfaatlerinden fazladır. Bu özellik, bütün haramlarda vardır. Nefislerinin esiri olanlar, bu menfaatleri öne alarak kendilerini haklı göstermeye çalışırlar. Allah'a inanıp güvenenler ise onun emrine uyarlar.
    5. metne dön, dipnot 5
    6. metne dön, dipnot 6
      "el-afv (العفو)" sözünün infak edilebilecek mallarla ilgili anlamları, "temel ihtiyaçtan artan" (es-Sıhah) ve "çoğalan"dır (Mekayis). A'raf 7/95. ayette de aynı kökten gelen "afev (عَفَواْ)" fiili, "çoğaldılar" anlamında kullanılmıştır. Kişinin evi, ev eşyası, kendisinin ve bakmakla sorumlu olduğu kişilerin yiyeceği, bineği, işyeri, araç ve gereçler vs. temel ihtiyaçlarıdır. Bunlar, "artan" kavramına girmediği için bunlardan sadaka /vergi alınmaz. "el-afv (العفو)" sözü zekat kelimesinin anlamı olan "çoğalma, artma" anlamıyla örtüştüğünden zekat /sadaka mallarının özelliğini de belirtmektedir. Dolayısıyla artan ve artma özelliği olan mallardan zekat /sadaka alınır. Temel ihtiyaçları ve borçları çıkarıldıktan sonra şer'an kişiyi zengin yani ihtiyaçsız kılacak miktarda (nisap miktarı) malı olan kişi zekat /sadaka vermekle sorumludur. En'am 6/160. ayet gereği, bir ton ceviz üreten biri, onun öşrünü yani yüz kilosunu sadaka /vergi olarak verirse tamamını vermiş gibi olur. Tarım ürünlerinin sadakası /vergisi hasat günü tarlada alınacağından (En'am 6/141) üretici onun nakliyesinden ve korumasından sorumlu olmaz. Alım satımını yapanlar ise nakliye, depolama, pazarlama ve satış sonrası doğacak sıkıntılara gireceğinden bu işlemlerin her biri sadaka /vergi oranını azaltır ve o, malının kırkta birini verince tamamını vermiş gibi olur. Altın, gümüş, para ve ticaret mallarından kırkta bir oranında zekat alınır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana hamrı (sarhoşluk veren maddeleri) dipnot 1 ve kumarı soruyorlar. De ki her ikisinde büyük bir ism dipnot 2 (zararlar) ve insanlar için yararlar vardır dipnot 3 . Ama bunlardaki ism yararlarından büyüktür. (Hayra) neyi harcayacaklarını da soruyorlar. De ki: Artanı! dipnot 4 . Allah, ayetlerini size böyle açıklar ki düşünesiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimiz şöyle demiştir: "Sarhoşluk veren her şey hamrdır." (Müslim, Eşribe, 73; Ebu Davud, Eşribe, 5.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki İsm (إِثْم) , kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Hamr ve kumar kişiyi Kur'an'dan, namazdan  (Maide 5/91) ve doğal yapısından büyük ölçüde uzaklaştırır.
    3. metne dön, dipnot 3
      İçkiden ve kumardan kazanç elde edilebilir, ama bunların zararı, faydasından büyüktür.
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayetteki "afv"العفو, sözü hem zekat verecek kişinin durumunu hem zekat malının özelliğini ifade eder.

    Şaban Britch

    Sana içki ve kumarı soruyorlar. De ki: Onlarda büyük günah ve insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür. Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını! İşte Allah, size düşünesiniz diye ayetleri (böyle) açıklıyor.

    Şaban Piriş

    Sana içki ve kumarı soruyorlar. De ki: -Onlarda büyük günah ve insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür. Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar; De ki: -İhtiyaçtan fazlasını! İşte Allah, size düşünesiniz diye ayetleri (böyle) açıklıyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar. De ki: "Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." İşte Allah, ayetleri size böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.

  6. Bakara suresi, 220. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 220. ayet. فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْيَتَٰمَىٰ قُلْ إِصْلَاحٌ لَّهُمْ خَيْرٌ وَإِن تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ ٱلْمُفْسِدَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعْنَتَكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Allah, dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    (Bu açıklamalar) dünya ve ahiret hakkındadır. Sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki: "Onları(n durumunu) düzeltmek, (yüzüstü bırakmaktan) hayırlıdır. Onlarla birlikte yaşıyorsanız, (unutmayın ki) onlar, sizin kardeşlerinizdir. Allah işleri bozanı düzeltenden (ayırmayı) bilir. Allah dileseydi sizi de sıkıntıya sokardı. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yetimler toplumun en önemli sınav sorusu ve takvâyı elde etme imtihanıdır. Mekke dönemi surelerde bu kelime [el-yetîm] şeklinde tekil kullanılmaktayken, Medine döneminde kelimenin [el-yetâmâ] kalıbında çoğul getirilmektedir. Bunun sebebi ekonomik işleyişlerde özellikle yetimlerin öncelenmesi gerektiğine dair bir bilinçlendirmede bulunmak ve artık yetimlerle ilgilenmenin toplumsal bir görev olarak kabul edilmesi gerektiğini öğretmektir. Bu ayette bu sorumluluğun nasıl yerine getirilmesi gerektiğine dair prensipler ele alınmakta, ilahi bildi-rimler müslümanların gündemine getirilmektedir. Unutulmamalıdır ki bir toplumun medenilik ölçüsü yetimlerine gösterdiği ilgiyle doğru orantılıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    bu dünya ve ahiret hakkında... Bir de sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki: "Onların lehine olan her tür iyileştirme (yüzüstü bırakmakdan) daha hayırlıdır. Onlarla (hayatı) paylaşırsanız, unutmayın ki onlar sizin kardeşinizdir. Kaldı ki Allah fesatçılık yapanı ıslah edenden ayırmasını bilir. Ve eğer Allah dileseydi sizi zora koşardı; ne var ki Allah her işinde mükemmeldir, her hükmünde tam isabet sahibidir.

    Muhammed Esed

    Bu dünya ve ahiret hakkında, yetimler(e nasıl davranılacağı) hakkında sana sorarlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek en hayırlı durumdur." Ve onların hayatlarını paylaşırsanız (unutmayın ki) onlar sizin kardeşlerinizdir. Zira Allah, bozgunculuk yapanları, düzeltmeye çalışanlardan ayırt etmesini bilir. Ve Allah dileseydi, taşıyamayacağınız yükleri omuzlarınıza yüklerdi: (Ama) unutmayın ki Allah kudret sahibidir, hikmet sahibidir!

    Ahmed Hulusi

    Dünya ve sonsuz gelecek süreci hakkında (düşünün)! Sana yetimlerden sorarlar. De ki: "Onların şartlarını düzeltmek en hayırlısıdır. Eğer onlarla birlikte yaşarsanız sizin kardeşlerinizdir onlar. " Allah fesat çıkaranı da düzeltici olanı da bilir. Allah eğer dileseydi sizi zora sokardı. Muhakkak Allah, Aziyz ve Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Hem dünya (konusun)da, hem ahiret (konusunda). Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: "Onları ıslah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozgun (fesad) çıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırdeder). Eğer Allah dileseydi size güçlük çıkarırdı. Şüphesiz Allah güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."

    Ali Özek ve heyeti

    Dünya ve âhiret hakkında (lehinize olan davranışları düşünün ve ona göre hareket edin). Sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki: Onları iyi yetiştirmek (yüz üstü bırakmaktan) daha hayırlıdır. Eğer onlarla birlikte yaşarsanız, (unutmayın ki) onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, işleri bozanla düzelteni bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi de zahmet ve meşakkate sokardı. Çünkü Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

    Ali Rıza Safa

    Sana, dünya ve sonsuz yaşam hakkında ve yetimleri soruyorlar; şunu söyle: "Onların durumlarını düzeltmek iyidir. Onları aranıza katarsanız, artık sizin kardeşlerinizdir!" Allah, bozgunculuk yapanı, düzeni sağlayandan ayırt etmeyi bilir. Oysa Allah dileseydi, kesinlikle size zorluk çıkarırdı. Kuşkusuz, Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Dünya ve ahiret hakkında düşünün. Sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek en hayırlı olanıdır. Eğer onlarla birlikte yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah işleri bozanı da düzelteni de bilir. Eğer Allah dileseydi sizi sıkıntıda bırakırdı. Çünkü Allah güçlüdür; hakimdir."

    Edip Yüksel

    Bu dünya ve ahiret hakkında... Sana bir de öksüzler hakkında sorarlar: De ki: "Onları erdemli kişiler olarak yetiştirmeniz en büyük iyiliktir. Mallarını mallarınıza katarsanız aile bireyiniz olurlar." ALLAH bozanı düzeltenden ayırt etmesini bilir. ALLAH dileseydi sizi zora sokardı. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    bu dünya ve ahiret hakkında... Sana bir de öksüzler hakkında sorarlar: De ki, 'Onları erdemli kişiler olarak yetiştirmeniz en büyük iyiliktir. Mallarını mallarınıza katarsanız aile bireyiniz olurlar.' ALLAH bozanı düzeltenden ayırdetmesini bilir. ALLAH dileseydi sizi zora sokardı. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O ayetler, dünya ve ahiret hakkındadır. Bir de sana öksüzlerden soruyorlar. De ki: "Onların işlerini düzene koymak, karışmamaktan daha hayırlıdır. Kendilerine karışırsanız kardeşlerinizdirler. Allah, yararlı iş yapanı bozguncudan ayırır. Eğer Allah dileseydi sizi kesinkes sarpa sarardı. Şüphesiz ki, Allah çok güçlü ve hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dünya ve Ahıret hakkında; bir de sana yetimlerinden soruyorlar, de ki: Onlar hakkında bir ıslah karışmamaktan daha hayırlıdır, kendilerine de karışırsanız ıhvanınızdırlar, Allah muslihi müfsidden ayırır, eğer Allah dilese idi sizi mutlak sarpa sardırırdı, şüphesiz ki Allah azizdir, hakimdir

    Erhan Aktaş

    Dünya ve ahiret hakkında… Bir de sana öksüzleri soruyorlar. De ki: "Onların hayatlarını düzene sokmak, sahipsiz bırakmaya göre hayırlı olandır." Eğer birlikte yaşayacak olursanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncu olanla yapıcı olanı ayırt etmesini bilir. Eğer, Allah dileseydi, sizi zora koşardı. Zira Allah, Çok Güçlü ve Her Şeye Egemen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dünya ve ahiret hakkında... Bir de sana öksüzleri soruyorlar. De ki: "Onların hayatlarını düzene sokmak, sahipsiz bırakmaya göe hayırlı olandır." Eğer birlikte yaşayacak olursanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncu olanla yapıcı olanı ayırt etmesini bilir. Eğer, Allah dileseydi, sizi zora koşardı. Zira Allah, Çok Güçlü ve Her Şeye Egemen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dünya ve ahiret hakkında… Bir de sana öksüzleri soruyorlar. De ki: "Onların hayatlarını düzene sokmak, sahipsiz bırakmaktan daha hayırlıdır.". Eğer birlikte yaşayacak olursanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncu olanla yapıcı olanı ayırt etmesini bilir. Eğer, Allah dileseydi, sizi zora koşardı. Zira Allah, Çok Güçlü ve Her Şeye Egemen'dir.

    Gültekin Onan

    Hem dünya (konusun)da, hem ahiret (konusunda). Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: "Onları islah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Tanrı bozgun çıkaranı islah ediciden bilir (ayırdeder). Eğer Tanrı dileseydi size güçlük çıkarırdı. Şüphesiz Tanrı üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."

    Hasan Basri Çantay

    (219-220) Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için faideler vardır. Günahları ise faidelerinden daha büyükdür." (Yine) sana hangi şey'i nafaka vereceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyacınızdan artanı (verin)". Allah size böylece ayetlerini (pek güzel) açıklar. Olur ki dünya hususunda da, ahiret işinde de iyice düşünürsünüz. Bir de sana yetimleri sorarlar. De ki: "Onları yarar ve iyi bir haale getirmek hayırlıdır. Şayet kendileriyle bir arada yaşarsanız onlar sizin kardeşierinizdir. Allah, (yetimlerin) salahına çalışanlarla (onların mal ve haalinde) fesad (ve fenalık) yapanları bilir. Eğer Allah dileseydi sizi muhakkak zahmete sokardı. Şübhesiz Allah mutlak gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Dünya ve ahiret konusunda. Ve sana yetimlerden soruyorlar. De ki: Onlar için islahta bulunmak hayırlıdır. Eğer kendileriyle bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah; bozguncularla islahçı olanları bilir. Eğer Allah dileseydi; sizi muhakkak zahmete sokardı. Şüphe yok ki Allah, Aziz'dir. Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (220) Dünyada ve ahirette, sana yetimlerden soruyorlar, Onların ıslah edilmesi / bozulmuş hallerinin düzene sokulması daha hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşar kaynaşırsanız onlar sizin kardeşlerinizdir , Allah ıslah edeni, bozgunculuk edeni bilir, şayet Allah istese idi, sizi zora sokardı, muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkîmdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hem dünya ve hem de ahiret konusunda sana yetimleri soruyorlar. De ki: Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozanla düzelteni bilir. Allah dileseydi (yetimlerle bir arada yaşama işiyle) sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah güçlüdür, Hakîm'dir.

    Süleyman Ateş

    Dünya ve ahiret hakkında(ki işleri düşünesiniz). Ve sana öksüzlerden soruyarlar. De ki: "Onları(n durumlarını) düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışır(onlarla bir arada yaşar)sanız (onlar) sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozanı düzeltenden ayırır. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    (Allah ayetlerini böyle açıklar ki) hem dünya hem ahiret hakkında (düşünesiniz). Sana yetimleri de soruyorlar. De ki: Onların durumunu iyileştirmek en iyisidir. Eğer onlarla bir arada (aile gibi) yaşarsanız bilin ki onlar (evladınız değil sadece) kardeşlerinizdir. dipnot 1 Allah, (onların durumunu) bozanı, iyileştirenden ayırmasını bilir. dipnot 2 Allah farklı bir tercihte bulunsaydı sizi kesinlikle sıkıntıya sokardı. dipnot 3 Allah daima üstün olan ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, evlatlıkların hiçbir yönüyle öz evlat sayılamayacağını bildirir (Ahzab 33/4-5). Allah nebimizi, evlatlığı Zeyd'in boşadığı Zeynep ile evlendirdi ki evlatlığın kişinin kendi evladı konumunda olmadığı zihinlere yerleşsin(Ahzab 33/37-38).
    2. metne dön, dipnot 2
      Nisa 4/2, 3, 6, 10.
    3. metne dön, dipnot 3
      Birçok ayette yetimlere iyi davranmak, onları gözetmek ve ikramda bulunmak emredilmiş, bu emri yerine getiren kullar övülmüştür (Bakara 2/83, 177, 215, Nisa 4/8, 36; İnsan 76/8; Beled 90/15). Ancak bu gözetimin mutlaka müminlerin kendi evlerinde yapılmasını şart koşmaz. Yine de bir yetimi kendi evinde gözetimi altına alan kişi, onu din kardeşi olarak görecek, gerçek evladı gibi kabul etmeyecektir. Bunun sonucu olarak bir müminin evinde korumaya alınan yetimlere, miras hakkı ve evlenme yasağı gibi hukuki sonuçlar doğuracak evlatlık statüsü verilemez. Ancak mirastan biraz yararlandırılır (Nisa 4/8). Yetimlerin mallarını yönetenler, ihtiyaçlı iseler o mallardan yararlanabilirler (Nisa 4/6). Tüm bunlar yetimler hususunda müminleri sıkıntıya sokmayan ilahi ölçülerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Âyetler hem dünya hem ahiret ile ilgilidir. Sana yetimleri de soruyorlar. De ki: "En iyisi onlar için faydalı olanı yapmaktır." Eğer aranıza alırsanız, zaten kardeşlerinizdir. Allah kötü niyetle yaklaşanı, iyilik yapandan ayırmasını bilir. Allah sizi sıkıntıya düşürmeyi tercih etseydi düşürürdü. dipnot 1 Üstün olan, doğru kararlar veren Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, "Yetimlerin mallarına dokunmayın" deseydi sıkıntı olurdu ama öyle demedi. (Bkz. Nisa 4/6)

    Şaban Britch

    Hem dünya ve hem de ahiret konusunda. Sana yetimleri soruyorlar. De ki: Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır. Eğer onları aranıza katarsanız artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozanla düzelteni bilir. Allah dileseydi (yetimlerle bir arada yaşama işiyle) sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah güçlüdür, Hakîm'dir.

    Şaban Piriş

    Sana yetimleri soruyorlar. De ki: -Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah düzeltenden, bozanı ayırt etmesini bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah güçlüdür, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dünya ve ahıret hakkında... Sana yetimlerden de soruyorlar. De ki: "Onları, işe yarar hale getirmek kendileri için daha hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir." Allah, bozguncuyu barışseverden ayırmasını bilir. Eğer Allah dileseydi, sizi zora sürerdi. Allah, tüm onurların sahibi, tüm hikmetlerin sahibidir.

  7. Bakara suresi, 221. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 221. ayet. وَلَا تَنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤْمِنَّ وَلَأَمَةٌ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ وَلَا تُنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤْمِنُوا۟ وَلَعَبْدٌ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكٍ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلْجَنَّةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِۦ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah'a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü'min bir cariye Allah'a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah'a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah'a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah'a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.

    Mehmet Okuyan

    Müşrik kadınlarla, (onlar) iman edinceye kadar evlenmeyin! İmanlı bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından elbette daha hayırlıdır. İman edinceye kadar müşrik erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin! İnanmış bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir (kişi)den elbette daha hayırlıdır. dipnot 1 Onlar (müşrikler), ateşe çağırır. Allah ise buyruğu ile cennete ve bağışlanmaya çağırır. (Allah gerçeği) hatırlasınlar diye ayetlerini insanlara açıklıyor.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet her türlü şirkin nikâha engel olduğunun delilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Müşrik kadınlarla onlar imana ulaşıncaya kadar evlenmeyiniz! Çünkü (Allah'a) bağlanmış hür olmayan mü'min bir kadın, müşrik hür bir kadından -ondan hoşlanıyor da olsanız- daha hayırlıdır. Yine müşrik erkeklerle, onlar iman edinceye kadar kadınlarınızı nikahlamayınız! Zira (Allah'ı) kulluk yapan mü'min bir erkek, müşrik bir erkekten -bu sizi hoşnut etse bile- daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe çağırıyor, oysa ki Allah sizi kendi rızasıyla cennet ve mağfirete çağırıyor; dahası, mesajlarını insanlığa açıklıyor ki ibret alsınlar.

    Muhammed Esed

    Ve Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran kadınlarla onlar (sahih) inanca ulaşıncaya kadar evlenmeyin: Çünkü (Allah'a) bağlanmış mümin bir kadın, Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran kadından -bu sizin hoşunuza gitse de- kesinlikle daha hayırlıdır. Ve Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıran erkekler ile onlar (sahih) inanca ulaşıncaya kadar kadınlarınızı nikahlamayın; zira (Allah'a) bağlanmış bir mümin erkekten -bu sizi hoşnut etse bile- kesinlikle daha hayırlıdır. (Böyleleri) sizi ateşe davet ederken Allah sizi cennete ve O'nun izniyle mağfiret(e nail olma)ya davet eder; ve Allah mesajını insanlığa açıklar ki ondan ders alabilsinler.

    Ahmed Hulusi

    Şirk koşan kadınlarla, iman edene kadar nikahlanmayın. İman eden bir cariye, hoşunuza gitse dahi şirk ehli bir kadından kesinlikle daha hayırlıdır (güzellik bedende değil inanç paylaşımındadır). Müşrik erkeklere de, iman edinceye kadar, (iman eden kadını) nikahlamayın. İman eden bir köle, size hoş gelse dahi müşrik bir erkekten elbette daha hayırlıdır. Onlar (şirk ehli) ateşe davet ederler. Allah ise (hakikatinizin elvermesinden doğan) izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor. Allah (hakikatin) işaretlerini insanlar için apaçık beyan eder ki, (bu gerçekler) hatırlansın.

    Ali Bulaç

    Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

    Ali Özek ve heyeti

    İman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz bile, müşrik bir kadından, mü'min bir câriye kesinlikle daha hayırlıdır. İman etmedikçe müşrik erkekleri de (kızlarınızla) evlendirmeyin. Beğenseniz bile, müşrik bir kişiden mü'min bir köle kesinlikle daha hayırlıdır. Onlar (müşrikler) cehenneme çağırır. Allah ise, izni (ve yardımı) ile cennete ve mağfirete çağırır. İşte, Allah, düşünüp ibret alsınlar diye, âyetlerini insanlara böyle açıklar.

    Ali Rıza Safa

    Ortaklar koşan kadınlarla, onlar inanıncaya değin evlenmeyin. İnanan bir hizmetçi kadın, ortaklar koşan bir kadından daha iyidir; hoşunuza gitse bile. Ortaklar koşan erkeklerle, onlar inanıncaya değin evlenmeyin. İnanan bir hizmetçi erkek, ortaklar koşan bir erkekten daha iyidir; hoşunuza gitse bile. İşte onlar, sizi ateşe çağırırlar. Oysa Allah, Kendi izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. Ayetlerini, insanlara açıklıyor; belki öğüt alırlar diye.

    Bayraktar Bayraklı

    İman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyiniz. İman eden bir cariye, beğendiğiniz müşrik bir kadından kesinlikle daha iyidir. İman etmedikçe müşrik erkekleri de kızlarınızla evlendirmeyiniz. İnanmış bir köle beğenseniz bile müşrik bir kişiden kesinlikle daha iyidir. Müşrikler cehenneme çağırır. Allah ise, izniyle cennete ve affa çağırır. Allah, düşünüp anlasınlar diye ayetlerini insanlara açıklar.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylamadıkça, ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Gerçeği onaylayan bir köle kadın ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır; ondan hoşlansanız bile. Ortak koşan erkeklerle de gerçekleri onaylayıncaya kadar evlenmeyin. Gerçeği onaylayan bir köle erkek ortak koşandan daha hayırlıdır, hoşlansanız bile... Onlar, ateşe çağırıyor. ALLAH ise bahçeye ve bağışlanmaya çağırır ve öğüt almaları için ayetlerini halka açıklar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kölecilik şirk olduğu için en büyük suçtur. Kölecilik için bak 4:125; 90:13; 79:24.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanmadıkça, ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. İnanan bir hizmetçi kadın ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır; ondan hoşlansanız bile. Ortak koşan erkeklerle, inanıncaya kadar kızlarınızı evlendirmeyin. İnanan bir hizmetçi erkek ortak koşandan daha hayırlıdır, hoşlansanız bile... Onlar, ateşe çağırıyor. ALLAH ise cennete ve bağışlanmaya çağırır ve öğüt almaları için ayetlerini halka açıklar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a ortak koşan kadınlarla, iman etmedikçe evlenmeyin! Allah'a ortak koşan bir kadın sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş bir cariye her halde ondan daha hayırlıdır. İnanan kadınları, Allah'a ortak koşan erkeklerle, iman etmedikçe evlendirmeyin. Allah'a ortak koşan erkek size hoş görünse bile bir köle, ondan daha hayırlıdır. Onlar, sizi ateşe davet ederler; Allah ise kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor; insanlara, hatırda tutmaları için ayetlerini iyice açıklıyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Maamafih müşrikleri iman etmedikçe nikah etmeyin, bir müşrike sizi imrendirse bile iman etmiş bir cariye her halde ondan daha hayırlıdır, müşrik erkeklere de nikah ettirmeyin bir müşrik size hoş görünse bile, mü'min bir kul elbette daha hayırlıdır, onlar sizi ateşe da'vet ederler, Allah ise iznile Cennete ve mağfirete davet ediyor da ayetlerini insanlara beyan buyuruyor gerekki hatırda tutarlar

    Erhan Aktaş

    İman etmedikçe Müşrik kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz de Mü'min bir emet, dipnot 1 Müşrik bir kadına göre hayırlı olandır. İman etmedikçe, Müşrik erkeklerle evlenmeyin. Beğenseniz de abd dipnot 2 olan bir Mü'min, Müşrik bir erkeğe göre hayırlı olandır. Zira onlar ateşe çağırırlar. Allah ise izni ile dipnot 3 Cennet'e ve bağışlanmaya çağırır. İnsanlara ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cariye, kadın köle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Erkek köle.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre; Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği" anlamlarına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman etmedikçe müşrik kadınlarla evlenmeyin. Beğenseniz de mü'min bir emet dipnot 1 , müşrik bir kadına göre hayırlı olandır. İman etmedikçe, müşrik erkeklerle evlenmeyin. Beğenseniz de abd dipnot 2 olan bir Mü'min, Müşrik bir erkeğe göre hayırlı olandır. Zira onlar ateşe çağırırlar. Allah ise izni ile dipnot 3 Cennet'e ve bağışlanmaya çağırır. İnsanlara ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cariye, kadın köle.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Abd", kul veya köle demektir. Kul olma, boyun eğme, alçalma, kendisini aşağı tutma gibi anlamlara gelmektedir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olunur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına ki bu bir güce, iktidara, düşünceye, kişiye veya insanın kendi hevasına vs. olması köleliktir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman etmedikçe, müşrik kadınları nikahlamayın. Beğenseniz de, mü'min bir cariye, müşrik bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikçe, müşrik erkekleri nikahlamayın. Beğenseniz de, köle bir mü'min, müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. dipnot 1 Zira onlar sizi ateşe çağırırlar. Allah ise izni ile sizi Cennet'e ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mü'min erkek ve kadınların müşriklerle evlenmesi yasaklanmıştır. Ancak mü'min erkekler, Ehl-i Kitap kadınlarla evlenebilirler. (5/Maide, 5) Mü'mine kadınlar ise Ehl-i Kitap erkeklerle evlenemezler. Zira mü'min bir erkekle evlenen Ehl-i Kitap bir kadın, kendi dinini yaşayabilir, ancak Ehl-i Kitap'la evlenen mü'min bir kadın kendi dinini yaşayamaz. Bu, Ehl-i Kitap erkeklerin bizatihi kötü olmalarından değil, Ehl-i Kitap'ın; son Kitap'ı/Kur'an'ı ve son Rasul'ü kabul etmemelerindendir.

    Gültekin Onan

    Müşrik kadınları, iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir cariye, -hoşunuza gitse de- müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Müşrik erkekleri de iman edinceye kadar nikahlamayın; iman eden bir köle, -hoşunuza gitse de- müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Tanrı ise kendi izniyle cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

    Hasan Basri Çantay

    (Ey mü'minler) Allaha eş tanıyan kadınlarla (müşriklerle), onlar imana gelinceye kadar, evlenmeyin. İman eden bir cariye, müşrik bir kadından — bu, sizin hoşunuza gitse de — elbet daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de, onlar iman edinceye kadar, (mü'min kadınları) nikahlamayın. Mü'min bir kul müşrikden — o, sizin hoşunuza gitse de — elbette hayırlıdır. Onlar sizi cehenneme çağırırlar, Allah ise, kendi iradesiyle, cennete ve mağfirete çağırır. O, insanlara ayetlerini apaçık söyler. Taki iyice düşünüb ibret alsınlar.

    İbni Kesir

    İman edinceye kadar putperest kadınları nikahlamayın. İman eden bir cariye puta tapan bir kadındano hoşunuza gitse dedaha iyidir. İman edinceye kadar onları puta tapan erkeklerle de nikah ettirmeyin. İman eden bir köle, -hoşunuza gitse deputa tapan erkekten daha iyidir. Onlar sizi cehenneme çağırırlar. Allah ise cennete ve mağfirete çağırır ve öğüt alsınlar diye insanlara ayetlerini açıkça bildirir.

    Mehmet Alagaş

    (221) Ortak koşan kadınlarla iman edinceye kadar nikahlanmayın , cariye / kul kadın müşrik olandan imrenseniz dahi / hoşunuza gitse dahi daha hayırlıdır. Ortak koşan erkeklerle iman edinceye kadar nikahlanmayın , k ul erkek müşrik olandan imrenseniz dahi / hoşunuza gitse dahi daha hayırlıdır , işte onlar sizi ateşe çağırırlar Allah’ta sizi cennete ve izniyle bağışlanmaya çağırır, insanlara ayetlerini açıklar ki böylelikle belki hatırlayıp anarlar / zikrederler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan (müşrik) kadınlarla evlenmeyin. Şundan emin olun ki Mümin bir cariye, sizin hoşunuza gitse de müşrik bir hür kadından iyidir. İman etmedikleri sürece müşrik erkeklerle de kadınlarınızı evlendirmeyin. Şundan da emin olun ki imanlı bir köle, sizin hoşunuza gitse bile müşrik bir hür kişiden daha iyidir. Onlar insanları ateşe çağırırlar, Allah ise izni ile cennete ve bağışlanmaya çağırır, gerektikçe hatırlasınlar diye insanlara ayetlerini açıklar.

    Süleyman Ateş

    Allah'a ortak koşan kadınlarla, onlar inanıncaya kadar, evlenmeyin. (Allah'a ortak koşan hür kadın), hoşunuza gitse dahi, inanan bir cariye, ortak koşan (hür) kadından iyidir. Ortak koşan erkekler de inanıncaya kadar, onları (kadınlarınızla) evlendirmeyin. (Allah'a ortak koşan hür erkek) hoşunuza gitse dahi, inanan bir köle, ortak koşan (hür) adamdan iyidir. (Zira) onlar ateşe çağırıyorlar. Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırıyor. İnsanlara ayetlerini açıklıyor ki öğüt alsınlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Mümin oluncaya kadar müşrik kadınlarla evlenmeyin. Müşrik bir kadını çok beğenmiş olsanız bile, mümin bir kadın köle dipnot 1 ondan daha hayırlıdır. Mümin oluncaya kadar müşrik erkekleri (kızlarınızla) evlendirmeyin. dipnot 2 Müşrik bir erkeği çok beğenmiş olsanız bile, mümin bir köle ondan daha hayırlıdır. dipnot 3 Onlar sizi ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle Cennet'e ve (günahlarınızı) bağışlamaya çağırır. Allah ayetlerini insanlara açıklar ki bilgilerini kullansınlar. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hür olmayan kadına eme (الأمة), erkeğe abd (عبد) denir (Sıhah). Bunların Türkçe karşılığı köle ve cariyedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Kız vermeyin" ifadesi, velilere yapılan tavsiyedir. Eğer kız evlenmekte kararlı ise Bakara 2/232 ve Nur 24/33'e göre onlara baskı yapılamayacağından evlenmelerine engel olunamaz.
    3. metne dön, dipnot 3
      Nisa 4/22'den 24'e kadar, din farkına yer verilmeden evlenilmesi haram olan kadınlar sayılmış, 25. ayette ise namuslu mümin kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyenlerin namuslu mümin esir kadınlarla evlenebileceği ama onlarla evlenmeyip sabretmelerinin daha hayırlı olacağı bildirilmiştir. Tevbe 9/31'de bugünkü Yahudi ve Hıristiyanların müşrik oldukları açıkça ifade edildiği halde Maide 5/5'te onların namuslu kadınları ile evlenmenin helal olduğu hükme bağlanmıştır. Hepsinin özeti olan bu ayete göre evlilikte ilk tercih edilecek kadınlar, namuslu mümin hür olanlar, ikinci tercih namuslu mümin esir kadınlar, son tercih de namuslu müşrik kadınlardır. Kur'an'da her şeyin bir örneği vardır (İsra 17/89, Kehf 18/54). Nuh ve Lut aleyhisselamın eşlerinin kafir olması, Firavun'un eşinin de mümin olması, bunun örneğidir (Tahrim 66/10-11). Nebimizin Cüveyriye ile evlenmek için Müslüman olmasını şart koşmaması da onun örnekliğidir (Ahzab 33/21). Nebimizin kızı Zeyneb'in eşi Ebü'l-As b. er-Rebi hicretin 6. yılına kadar Müslüman olmadığı halde, evlilikleri devam etmiştir.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Zikir" hakkında bilgi için bkz. Bakara 2/152. ayetin dipnotu. Tezkir, zikri karşı tarafa ulaştırmak (Ğaşiye 88/21); tezekkür ise o zikri kullanmaktır (Kasas 28/51-52, Zümer 33/9).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İman edene kadar, müşrik kadınlarla evlenmeyin. İman etmiş esir kadın, dipnot 1 müşrik kadından elbette iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. İman edene kadar, müşrik erkeklere kız vermeyin. İman etmiş esir erkek, müşrikten elbette daha iyidir; isterse sizi çok etkilemiş olsun. dipnot 2 Onlar sizi ateşe çağırırlar, Allah ise kendi izniyle Cennet'e ve günahlardan arınmaya çağırır. Allah ayetlerini insanlara açıklar ki akıllarını başlarına toplasınlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hür olmayan kadına eme (الأمة), erkeğe abd(عبد)denir (es-Sıhah). Bunların Türkçe karşılığı esirdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Din farkının evlenmeye etkisi yoktur ama ayetteki "daha iyi" ifadeleri, tavsiye edilmediğini gösterir. Müşrik sayılan ehl-i kitapla (Tevbe 9/31) evlenmenin helal olması (Maide 5/5), Nuh ve Lut aleyhisselamın kafir eşleri ile Firavun'un mümin olan eşinin bize örnek verilmesi (Tahrim 66/10-11), Nebimiz'in Cüveyriye ile evlenmek için müslüman olmasını şart koşmaması, kızı Zeyneb'le evli olan Ebü'l-As b. er-Rebi, hicretin 6. yılına kadar müslüman olmadığı halde nikahının devam etmesi ve Nebimizin, din farkından dolayı kimseyi eşinden ayırmamış olması, bunu ortaya koyar.

    Şaban Britch

    Müşrik kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. Mümin bir cariye, hoşunuza giden müşrik bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikçe, müşrik erkeklerle mümin kadınları evlendirmeyin. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise, izniyle cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara düşünüp ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar.

    Şaban Piriş

    Müşrik kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. Mümin bir cariye, hoşunuza giden müşrik bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikçe, müşrik erkeklerle mümin kadınları evlendirmeyin. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar, ateşe çağırırlar, Allah ise, izniyle, cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara düşünüp ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Müşrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın, müşrik bir kadından - müşrik kadın sizin hoşunuza gitse de - çok daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikahlanmayın. İnanmış bir köle, müşrik bir erkekten - o hoşunuza gitse de - çok daha hayırlıdır. Bu müşrikler sizleri ateşe çağırır. Allah ise sizi, izniyle cennete ve affa çağırır. Ve ayetlerini insanlara açık açık bildirir ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.