Bakara suresi

Bakara suresi, 16. ayet

Bakara suresi, 16. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ فَمَا رَبِحَت تِّجَٰرَتُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ

ülâike-lleẕîne-şteravu-ḍḍalâlete bilhüdâ. femâ rabiḥat ticâratühüm vemâ kânû mühtedîn.

Diyanet İşleri

İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 13–19 · surenin 16. ayeti / 286

Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3

  1. Bakara 13

    Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

  2. Bakara 14

    İman edenlerle karşılaştıkları zaman, "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, "Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz" derler.

  3. Bakara 15

    Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.

  4. 16

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

  5. Bakara 17

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

  6. Bakara 18

    Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  7. Bakara 19

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. “İşte bunlar” yani belirtilen niteliklere sahip olan bu münafıklar “hidâyet karşılığında sapıklığı satın almışlardır.” Yani müşterinin satın almak istediği eşyaya gösterdiği rağbetin benzeri bir şekilde sapıklığa rağbet etmişlerdir. Müşteri nasıl ki sahip olmak istediği bir mal uğrunda değerli parasını feda ediyorsa, bunlar da böyle yapmışlardır. Bu gerçekten en güzel örneklendirmelerden birisidir. Şöyle ki kötülüğün nihaî derecesi olan sapıklık ticaret malına benzetilirken, salâhın en ileri derecesi olan hidâyet de mala biçilen değere benzetilmiştir. İşte bunlar hidâyetten yüz çevirerek dalâleti arzu ettiler, ona rağbet gösterdiler ve onun uğrunda hidâyeti feda ettiler. İşte onların ticareti budur, ne kötü bir ticarettir bu; ne kötü bir alışveriştir bu! Gümüşe karşılık olarak altın veren bir kimse zararda olduğuna göre, son derece kıymetli bir mücevheri verip de onun yerine gümüş alanın durumu ne olur? Hele sapıklık karşılığında hidâyeti feda eden ve bedbahtlığı mutluluğa tercih edenin, aşağılık halleri arzulayarak üstün halleri terk edenin durumu ne olur? Bunun ticareti asla kârlı olamaz. Aksine o ticaretinde çok büyük zarar etmiştir. “İşte onlar kıyamet gününde hem kendilerini, hem de yakınlarını zarara sokanlardır. Haberiniz olsun ki bu, apaçık zararın tâ kendisidir.” (ez-Zümer, 39/15)

Yüce Allah’ın; “ne de hidayet bulmuşlardır” ifadesi sapıklıklarının kesin olduğunu dile getirmekte, onların hidâyet namına hiçbir şeyi elde edemediklerini ortaya koymaktadır. İşte münafıkların çirkin nitelikleri, bunlardır. Daha sonra Yüce Allah onların niteliklerini son derece net bir şekilde ortaya koymak üzere bir misal vererek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu özelliklerle nitelenen münafıklar, küfrü imanla değiştiren kimselerdir. Allah'a olan imanlarında hüsrana uğradıkları için alışverişleri onlara kâr getirmemiştir. Hak yol üzere gidenlerden de değillerdir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar
  2. ٱلَّذِينَ ellezine
  3. ٱشْتَرَوُا۟ şteravu satın aldılar kök: شري
  4. ٱلضَّلَـٰلَةَ d-delalete sapıklığı kök: ضلل
  5. بِٱلْهُدَىٰ bil-huda hidayet karşılığında kök: هدي
  6. فَمَا fema etmedi
  7. رَبِحَت rabihat kâr kök: ربح
  8. تِّجَـٰرَتُهُمْ ticaratuhum ticaretleri kök: تجر
  9. وَمَا ve ma ve değildir
  10. كَانُوا۟ kanu olanlardan kök: كون
  11. مُهْتَدِينَ muhtedine doğru yolu bulan kök: هدي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: تجر (9 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: شري (25 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)

  • Aynı kök: شري (25 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Kendilerine Kitap'tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.

  • Aynı kök: شري (25 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır.…

  • Aynı kök: تجر (9 geçiş)

    Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin.…

  • Aynı kök: تجر (9 geçiş)

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve…

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

51 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar, bu yüzden ticaretleri onlara kâr sağlamadı; zira onlar doğru yolda giden kimseler değiller.

Muhammed Esed

(Çünkü) onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almışlar, ama ne (bu) ticaretleri onlara fayda sağlamış, ne de (başka bir şekilde) hidayet bulmuşlardır.

Ahmed Hulusi

İşte onlar hakikatlerini oluşturan gerçeğe (bilhüda) karşılık, dalaleti (kendi hakikatini fark edememe) satın almışlardır! Oysa bu ticaret onlara kar getirmedi; gerçeğe de erdirmez!

Ali Bulaç

İşte bunlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almışlardır; fakat bu alışverişleri bir yarar sağlamamış; hidayeti de bulmamışlardır.

Ali Özek ve heyeti

İşte, hidâyete karşılık sapıklığı satın alanlar onlardır. Fakat onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri doğru yolu da bulamamışlardır.

Ali Rıza Safa

İşte onlar, doğru yol karşılığında, sapkınlığı satın almışlardır. Fakat bu alışverişleri bir yarar sağlamamış; doğru yolu da bulamamışlardır.

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar, doğru yola karşılık sapıklığı satın alanlardır. Onların bu ticareti kazançlı olmayacakve doğru yolu da bulamayacaklardır.

Edip Yüksel

Onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın aldı. Ticaretleri ne kar bırakır, ne de onları gerçeğe ulaştırır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar hidayet karşılığında sapıklığı satın aldı. Ticaretleri ne kar bırakır, ne de onları gerçeğe ulaştırır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte bunlar öyle kimselerdir ki hidayet karşılığında sapıklığı satın almışlardır da ticaretleri kar etmemiştir. Kar yolunu tutmuş da değillerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

bunlar işte öyle kimselerdir ki hidayet bedeline dalaleti satın almışlardır da ticaretleri kar etmemiştir yolunu tutmuş da değillerdir.

Erhan Aktaş

Onlar, doğru yola karşılık sapkınlığı satın almışlardır. Bu ticaretlerinde bir kazanç yoktur. Ve doğru yolu bulamamışlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar dipnot 1 , doğru yola karşılık sapkınlığı satın almışlardır. Bu ticaretlerinde bir kazanç yoktur. Ve doğru yolu bulamamışlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnanmadıkları halde inanmış gibi görünenler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, hidayete dipnot 1 karşılık sapkınlığı satın almışlardır. Bu ticaretlerinde bir kazanç yoktur. Ve doğru yolu bulamamışlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru yola iletilmeye.

Gültekin Onan

İşte bunlar hidayet karşılığında sapıklığı (dalaleti) satın almışlardır. Fakat bu ticaretleri bir yarar (kar) sağlamamış / getirmemiş, hidayeti de bulamamışlardır.

Hasan Basri Çantay

Onlar o kimselerdir ki doğru yolu bırakıp sapkınlığı (eğri yolu) satın almışlardır. Demek, alış verişleri onlara kazanç sağlamamış, onlar doğru yolu da bulmamışlardır.

İbni Kesir

Onlar; hidayet karşılığı sapıklığı satın almış kimselerdir. Ticaretleri kendilerine kar sağlamamıştır. Ve onlar hidayete ermişlerden değildirler.

Mehmet Alagaş

(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

Süleyman Ateş

İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da ticaretleri kar etmedi, doğru yolu da bulamadılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar, doğruyu(hidayeti) verip yanlışı(dalaleti) alanlardır. Doğru yolda olmadan, dipnot 1 yaptıkları ticaret kazanç getirmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hidayet; doğru yola girme, rehberlik etme ve o yola kabul etme anlamlarına gelir. Dalalet ise kasıtlı veya kasıtsız yoldan çıkma, hedeften sapma, kaybolma, bir şeyi kaybetme vs. anlamlarına gelir.

Şaban Britch

Onlar, hidayet yerine sapıklığı satın aldılar da alışverişleri kâr getirmedi ve doğru yolu bulanlar olmadılar.

Şaban Piriş

Onlar, hidayet yerine sapıklığı satın aldılar da alışverişleri kar getirmedi ve doğru yolu bulanlar olmadılar.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlar, doğruluk ve aydınlığı verip karanlık ve sapıklığı satın aldılar da ticaretleri hiç bir kazanç sağlamadı. Bir yol yordama girebilmiş de değillerdir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

These are they who have been steered by false belief and exchanged the guidance of Providence to the path of righteousness for a perplexed path in a maze of error, and in consequence their embarking in bad business and their captivation in evil trade have caused them the loss of their souls, they were captive victors who lost in gain, nor could they hit the path of righteousness.

Abdul Haleem

They have bought error in exchange for guidance, so their trade reaps no profit, and they are not rightly guided.

Abdullah Yusuf Ali

These are they who have bartered Guidance for error: But their traffic is profitless, and they have lost true direction,

Abul A'la Maududi

These are the ones who have purchased error in exchange for guidance. This bargain has brought them no profit and certainly they are not on the Right Way. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This means that two opposite effects emerged when a true servant of God radiated the light which made it possible to distinguish true from false and right from wrong, and made the straight way distinct from the ways of error. To those endowed with true perception, all truths became evident. But those who were almost blinded by the worship of their animal desires perceived nothing.The expression, 'Allah took away the light of their perception' should not create the impression that these people were not responsible for their stumbling into darkness. Only those who do not seek the Truth, who prefer error to guidance and who are adamantly disinclined to pursue the Truth despite its luminosity, are deprived, by God, of the light of their perception. God simply enables such people to do what they wish.

Aisha Bewley

Those are the people who have sold guidance for misguidance. Their trade has brought no profit; they are not guided.

Al-Hilali & Khan

These are they who have purchased error for guidance, so their commerce was profitless. And they were not guided.

Ali Quli Qarai

They are the ones who bought error for guidance, so their trade did not profit them, nor were they guided.

Amatul Rahman Omar

It is they who have preferred misguidance to guidance, but their bargain has fetched no profit, nor they are rightly guided.

Arthur John Arberry

Those are they that have bought error at the price of guidance, and their commerce has not profited them, and they are not right-guided.

Bijan Moeinian

These hypocrites buy the "darkness" paying the “light for it”; what a bargain! They have indeed lost the right path and God will not give them any guidance at all.

E. Henry Palmer

Those who buy error for guidance, their traffic profits not, and they are not guided.

Edip-Layth

These are those who have purchased straying for guidance; their trade did not profit them, nor were they guided.

George Sale

These are the men who have purchased error at the price of true direction: But their traffick hath not been gainful, neither have they been rightly directed.

Hamid S. Aziz

Those who buy error for guidance, their traffic profits not, and they are not guided.

Mahmoud Ghali

Those are they who have traded errancy (at the price of) guidance; so, in no way has their commerce gained (anything) and in no way have they been rightly-guided.

Marmaduke Pickthall

These are they who purchase error at the price of guidance, so their commerce doth not prosper, neither are they guided.

Mohamed Ahmed - Samira

They are indeed those who bartered away good guidance for error and gained nothing from the deal, nor found the right way.

Muhammad Asad

[for] it is they who have taken error in exchange for guidance; and neither has their bargain brought them gain, nor have they found guidance [elsewhere].

Mustafa Khattab

They are the ones who trade guidance for misguidance. But this trade is profitless, and they are not ˹rightly˺ guided.

Progressive Muslims

These are the ones who have purchased straying for guidance; their trade did not profit them, nor were they guided.

Rashad Khalifa

It is they who bought the straying, at the expense of guidance. Such trade never prospers, nor do they receive any guidance.

Sahih International

Those are the ones who have purchased error [in exchange] for guidance, so their transaction has brought no profit, nor were they guided.

Sam Gerrans

Those are they who bought error at the price of guidance, so their transaction profited not; and they were not guided.

Shabbir Ahmed

They have bought straying at the expense of guidance. Such trade has to go bankrupt because they have set their caravan in the wrong direction.

Syed Vickar Ahamed

These are they who have exchanged guidance for error: But their trade is profitless, and they have lost true (right) direction!

Taqi Usmani

These are the people who have bought error at the price of guidance; so their trade has brought no gain, nor have they reached the right Path.

The Monotheist Group

These are the ones who have purchased straying with guidance; their trade did not profit them, nor were they guided.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩