Bakara suresi · 253–257. ayetler

Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 253. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 253. ayet. تِلْكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ مِّنْهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَٰتٍ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخْتَلَفُوا۟ فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ وَمِنْهُم مَّن كَفَرَ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلُوا۟ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ

    Diyanet İşleri

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkar edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin Allah dilediğini yapar.

    Mehmet Okuyan

    İşte şu elçilerin bir kısmını bir kısmına (farklı oldukları noktalarda) üstün kılmıştık. dipnot 1 Allah onlardan bir kısmına konuşmuş, bazılarını da derecelerini yükseltmiştir. (Nitekim) Meryem oğlu İsa'ya da apaçık deliller vermiş ve onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştik. Allah dileseydi (Allah'ın dileğine uysalardı) onlardan sonra gelen milletler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ayrılığa düştüler; içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi (Allah'ın dileğine uysalardı) onlar savaşmazlardı fakat (her şekilde) Allah dilediğini yapar. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:285, Nisâ 4:152 ve Ra‘d 13:4. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayetteki "üstünlük", aslında farklılık demektir. Çünkü elçiler belirli noktalarda birbirlerinden farklıdır ve farklı oldukları bu noktalarda birbirlerinden üstündür.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:40, 47; Mâide 5:1; Hûd 11:107; İbrâhîm 14:27; Hacc 22:14, 18; Burûc 85:16.

    Mustafa İslamoğlu

    Söz konusu elçilerden her birine diğerinden farklı meziyetler bahşettik. Onlardan kimisiyle Allah konuşmuş, kimisini de yüce mertebelere çıkarmıştır. Meryem oğlu İsa'ya da hakikatin apaçık belgelerini verdik ve onu mukaddes ruh ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, onların ardından gelenler, kendilerine hakikatin apaçık belgeleri geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Ne ki onlar ihtilafa düştüler; onlardan kimi inandı, kimi de inkar etti. Eğer Allah dileseydi birbirlerinin kanına girmezlerdi, fakat Allah dilediğini yapar.

    Muhammed Esed

    Bu elçilerin bazılarına diğerlerinden daha fazla meziyetler bahşettik: İçlerinden kimi ile Allah (bizzat) konuşmuş, kimini de daha üst derecelere yükseltmiştir. Biz, Meryem oğlu İsa'ya hakikatin tüm kanıtlarını bahşettik ve o'nu kutsal ilham ile destekledik. Ve eğer Allah dileseydi, o (elçiler)den sonra gelenler, kendilerine hakikatin bütün kanıtları geldikten sonra birbirleriyle çatışmazlardı; ancak (vaki olduğu üzere) onlar karşıt görüşlere kapıldılar ve bazıları imana ererken diğerleri hakikati inkara yöneldi. Buna rağmen Allah dileseydi, birbirleriyle çatışmazlardı. Ama Allah dilediğini yapar.

    Ahmed Hulusi

    İşte o Rasullerden bazısını bazısından daha üst özellikli kıldık. Onlardan kimi Allah kelamına muhatap oldu, kimini de derecelerle daha yükseltti. Meryemoğlu İsa'ya da açık deliller verdik, varlığında açığa çıkan Ruh-ül Kuds (kutsal kuvveler) ile teyit ettik. . . Eğer Allah dileseydi, onlardan sonraki toplumlar kendilerine açık deliller ulaştığı halde birbirlerini öldürmezdi. Fakat fikir ayrılığına düştüler, kimi iman etti kimi de inkar etti. Eğer Allah dilemiş olsaydı birbirlerini öldürmezlerdi. . . Ne var ki Allah dilediğini yapar.

    Ali Bulaç

    İşte bu elçiler; bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Onlardan, Allah'ın kendileriyle konuştuğu ve derecelerle yükselttiği vardır. Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik ve O'nu Ruhu'l-Kudüs'le destekledik. Şayet Allah dileseydi, kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, onların peşinden gelen (ümmet)ler, birbirlerini öldürmezdi. Ancak ihtilafa düştüler; onlardan kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Ama Allah dilediğini yapandır.

    Ali Özek ve heyeti

    O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya açık mucizeler verdik ve onu Rûhu'l Kudüs ile güçlendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi onlar savaşmazlardı; lâkin Allah dilediğini yapar.

    Ali Rıza Safa

    İşte, o elçilerin bir bölümünü, diğerlerine üstün yaptık. Allah, Onlardan kimiyle konuştu; kimini de konumlarla yükseltti. Meryem Oğlu İsa'ya, açık kanıtlar verdik ve Onu Kutsal Ruh ile destekledik. Oysa Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler, kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat uyuşmazlığa düştüler; kimi inandı, kimi de inkar etti. Oysa Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat Allah, dilediğini yapar.

    Bayraktar Bayraklı

    O peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmıyla konuşmuş, bazılarını derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik ve onu Ruhulkudüs/Cebrail ile güçlendirdik. Allah dileseydi, o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de bazıları iman etti, bazıları da inkar etti. Allah dileseydi onlar savaşamazlardı; lakin Allah dilediğini yapar.

    Edip Yüksel

    O elçilerin bazısına diğerlerinden daha fazla lütufta bulunduk. Örneğin, kimileriyle ALLAH konuştu, kimilerini de derecelerle yükseltti. Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. ALLAH dileseydi, onların ardından gelenler kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirleriyle kavga etmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler. Kimisi onayladı, kimisi inkar etti. ALLAH dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat, ALLAH dilediğini yapar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 2:285.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O elçilerin bazısına diğerlerinden daha fazla lütufta bulunduk. Örneğin, kimileriyle ALLAH konuştu, kimilerini de derecelerle yükseltti. Meryem oğlu İsa'ya apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. ALLAH dileseydi, onların ardından gelenler kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirleriyle kavga etmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler. Kimisi inandı, kimisi inkar etti. ALLAH dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat, ALLAH dilediğini yapar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz, o işaret edilen peygamberlerden kimini kiminden üstün kıldık. İçlerinden kimi ile Allah konuştu, kimini de daha yüksek derecelere çıkardı. Meryem oğlu İsa'ya da o açık delilleri ve mucizeleri verdik ve kendisini Cebrail ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, onlardan sonraki milletler kendilerine o açık deliller geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Yine Allah dileseydi, birbirlerinin kanına girmezlerdi. Ne varki Allah, dilediğini yapar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O işaret olunan Resuller, biz onların bazısını bazısından efdal kıldık, içlerinden kimi var Allah kelamına Kelim etti, bazısını da derecelerle daha yükseklere çıkardı, Meryemin oğlu İsaya da o beyyineleri verdik ve kendisini Ruhul'kudüs ile te'yid eyledik, eğer Allah dilese idi bunların arkasındaki ümmetler, kendilerine o beyyineler geldikten sonra birbirlerinin kanına girmezlerdi, ve lakin ıhtilafa düştüler kimi iman etti kimi küfür, yine Allah dilese idi birbirlerinin kanına girmezlerdi ve lakin Allah ne isterse yapar

    Erhan Aktaş

    İşte o Resuller ki her birine farklı lütuflarda bulunduk. Allah, onların kimisi ile konuşmuş, kimisinin de derecelerini yükseltmiştir. Meryem Oğlu İsa'ya beyyinat dipnot 1 verdik ve onu Kudus'un Ruhu dipnot 2 ile destekledik. Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler, bunca açık kanıttan sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Yalnız onlar ihtilafa düştüler; onlardan kimisi iman etti, yine onlardan kimisi de kafirlik etti. Eğer Allah dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Ancak, Allah neyi dilerse onu yapar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 2:87. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte o elçiler ki her birine farklı lütuflarda bulunduk. Allah, onların kimisi ile konuşmuş, kimisinin de derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya beyyineler dipnot 1 verdik ve onu Kudus'un Ruhu dipnot 2 ile destekledik. Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler, bunca açık kanıttan sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Yalnız onlar ihtilafa düştüler; onlardan kimisi iman etti, yine onlardan kimisi de inkar etti. Eğer Allah dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Ancak, Allah neyi dilerse onu yapar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın Ruhu ile. Ruhu'l Kudus, "Ruh" ve "Kudus" sözcüklerinden bir araya gelmiş belirtili isim tamlamasıdır; "Kudusun Ruhu" demektir. Sıfat tamlaması olarak, "Kutsal Ruh" diye anlam verilmesi doğru değildir. Kur'an'da dört yerde geçmektedir. Ruhu'l Kudus" tamlaması, "Allah'ın ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi anlamına gelmektedir. Ruh sözcüğü; Kur'an'da, sözcük anlamı olan, "can", "vücuda hayat veren cevher" anlamının yanı sıra "insanı ve toplumları yaşamlarında diri, sağlıklı kılan vahiy" anlamında da kullanılmaktadır. Kur'an'da geçen Ruhu'l-Kudus ifadeleri, "Vahiy, Allah'tan gelen temiz, sağlam bilgiler" demektir." Ruhu'l Kudus ifadelerinin geçtiği ayetler: 2: 87, 253; 5:110; 59:23.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte o elçiler ki herbirine farklı lütuflarda bulunduk. Allah, onların kimisi ile konuşmuş, kimisinin de derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya beyyineler dipnot 1 verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs dipnot 2 ile destekledik. Allah dileseydi, onlardan sonra gelenler, bunca açık kanıttan sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Yalnız onlar ihtilafa düştüler; onlardan kimisi iman etti, yine onlardan kimisi de inkar etti. Eğer Allah dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Ancak, Allah neyi dilerse onu yapar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ruhu'l-Kudus: "Ruh" ve "Kudus" sözcüklerinden bir araya gelmiş, belirtili isim tamlamasıdır. "Kudusun ruhu" demektir. Sıfat tamlaması olarak, "Kutsal Ruh" diye anlam verilmesi doğru değildir. Kur'an'da dört yerde geçmektedir. Ruhu'l Kudus" tamlaması, "Allah'ın ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi anlamına gelmektedir. Ruh sözcüğü; Kur'an'da, sözcük anlamı olan, "can", "vücuda hayat veren cevher" anlamında değil, "insanı ve toplumları yaşamlarında diri, sağlıklı kılan can/vahiy" anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da geçen Ruhü'l-Kudüs ifadeleri, "Vahiy, Allah'tan gelen temiz, sağlam bilgiler" demektir."

    Gültekin Onan

    İşte bu elçiler; bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Onlardan Tanrı'nın kendileriyle konuştuğu ve derecelerle yükselttiği vardır. Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik ve O'nu Ruhul'l-Kudüs ile destekledik. Şayet Tanrı dileseydi, kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, onların peşinden gelen (ümmet)ler birbirlerini öldürmezdi. Ancak, ihtilafa düştüler; onlardan kimi inandı, kimi küfretti. Tanrı dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Ama Tanrı dilediğini yapandır.

    Hasan Basri Çantay

    (Bu surede zikredilen) o peygamberler (yok mu?) biz onların kimine kiminden üstün meziyyetler verdik. Allah onlardan biri ile söyleşmiş, birini de birçok derecelerle yükseltmişdir. Meryem'in oğlu İsa'ya o beyyineleri (açık ayetleri, burhanları, mu'cizeleri) biz verdik ve onu Ruhul kuds (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi onların arkasındaki (ümmet) ler, kendilerine o apaçık bürhanlar geldikten sonra, birbirini öldürmez (ler) di. Fakat ihtilafa düşdüler. Binnetice onlardan kimi iman etdi, kimi küfre sapdı. Eğer Allah dileseydi birbirini öldürmezlerdi. Şu var ki Allah ne dilerse yapar.

    İbni Kesir

    Şu peygamberler onlardan kimini kiminden üstün kıldık. Allah, onlardan kimiyle söyleşmiş, kimini de derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya da açık deliller verdik. Ve onu Ruh'ul-Kudüs ile destekledik. Eğer Allah dilesydi; onların arkasındakiler; kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ihtilafa düştüler, sonra onlardan kimi inandı, kimi de inkar etti. Allah dileseydi; birbirlerini öldürmezlerdi. Ancak Allah, istediğini yapar.

    Mehmet Alagaş

    (252-253) Bunlar Allah’ın ayetleridir, onları sana gerçek olarak okuyoruz, kesinlikle sen de elçilerdensin. İşte bunlar Resullerdir , bazısını bazına faziletli kıldık, onlardan birileriyle Allah konuştu / kelam etti, bazısının derecesini yükseltti. Meryem oğlu İsa’ya açık beyanatlar verdi , O’nu Kutsal Ruh ile destekledi , eğer Allah dileseydi kendilerine beyanatlar geldiği halde Ondan sonra gelenler, daha sonra gelenleri öldüremezlerdi ve lakin karşıt fikirli oldular / ihtilaf ettiler. Onlardan birileri iman etti birileri yok saydı / kafir oldu. Eğer Allah dileseydi öldüremezlerdi. Ve lakin Allah, murat ettiğini yapar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu rasûller yok mu, biz onların bazısını bazısından üstün kıldık. Allah'ın konuştuğu ve bazılarının da derecelerini yükselttiği kimseler onlardandır. Meryemoğlu İsa'ya apaçık deliller vermiş ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrâil) ile desteklemişizdir. Eğer Allah dileseydi, bu peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine gelen apaçık delillerden sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat onlar ihtilâfa düştüler. Onlardan bir kısmı iman etti; bir kısmı da küfre girdi. Eğer Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat Allah, dilediğini yapar.

    Süleyman Ateş

    İşte o elçilerden kimini kiminden üstün kıldık. Allah onlardan kimine konuştu, kimini de derecelerle yükseltti. Meryem oğlu İsa'ya da açık deliller verdik ve onu Ruh'ül-Kudüs ile destekledik. Allah dileseydi onların arkasından gelen milletler, kendilerine açık deliller gelmiş olduktan sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler, onlardan kimi inandı, kimi de inkar etti. Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Ama Allah dilediğini yapar.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte elçilerimiz! Onlardan kimini kimine üstün kıldık. dipnot 1 Allah kimiyle konuştu, kimini birkaç basamak yükseltti. dipnot 2 Meryem'in oğlu İsa'ya da açık belgeler verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. dipnot 3 Allah, tercihi (insanlara bırakmayıp) kendi yapsaydı sonrakiler o açık belgeler geldikten sonra birbirleriyle savaşamazlardı. Ama ihtilafa düştüler; kimi inanıp güvendi, kimi de kafir oldu. Evet, tercihi Allah yapsaydı birbirleriyle savaşamazlardı ama Allah dilediğini yapar. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, nebilerinden kimini kimine üstün kılmış (İsra 17/55) ama müminlere, bir ayrım yapmadan, bütün nebilere inanma görevi yüklemiştir. (Bakara 2/136, 285; Al-i İmran 3/84).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Burada Allah'ın iradesi ile meşieti arasındaki fark gösterilmiştir. Allah'ın iradesi, bir şeyin olmasını istemesi, meşieti ise iradesinin arkasından "ol" emrini vererek o şeyi oluşturmasıdır (Yasin 36/82). "Ol" emrini vermemişse iradesi gerçekleşmeyebilir (Nisa 4/26-27). Allah insanları imtihan için yarattığından Allah'ın imtihanla ilgili konulardaki iradesi, kulun da o şeyi irade edip yapması ile meşiete dönüşür ve oluşum gerçekleşir(Tekvir 81/26-29).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, bu elçilerden kimini kimine üstün kıldı. Kimiyle konuştu, kimini birkaç basamak yükseltti. Meryem oğlu İsa'ya da açık belgeler verdi ve onu Kutsal Ruh ile destekledi. dipnot 1 Allah, tercihi (insanlara bırakmayıp) kendi yapsaydı, sonrakiler o açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşamazlardı. Ama ayrılığa düştüler; kimi inanıp güvendi, kimi ayetleri görmezlikten geldi (kafir oldu). Tercihi Allah yapsaydı, birbirleriyle savaşamazlardı. Ama Allah dilediğini yapar. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu)
    2. metne dön, dipnot 2
      Onun istediği, kullarını imtihandan geçirmektir.

    Şaban Britch

    İşte, bu peygamberlerdir ki biz, onların bir kısmını bir kısmından üstün kıldık. Allah, onlardan bir kısmıyla konuşmuş ve bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya da açık belgeler verdik ve O’nu Ruhu'l Kudüs ile destekledik. Allah dilemiş olsaydı, kendilerine açık belgeler geldikten sonra o peygamberlerin ardından gelenler birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat, onlar ihtilafa düşüp bir kısmı iman etti, bir kısmı da kâfir oldu. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat Allah, dilediğini yapar.

    Şaban Piriş

    İşte, bu peygamberlerdir ki biz, onların bir kısmını bir kısmından üstün kıldık. Allah, onlardan bir kısmıyla konuşmuş ve bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya da açık belgeler verdik ve O'nu Ruhu'l- Kudüs ile destekledik. Allah dilemiş olsaydı, kendilerine açık belgeler geldikten sonra o peygamberlerin ardından gelenler birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat, onlar ihtilafa düşüp bir kısmı iman etti, bir kısmı da kafir oldu. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat, Allah, dilediğini yapar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte resuller! Biz onların bazısını bazısına üstün kılmışızdır. Allah, onlardan bazısıyla konuşmuştur. Bazılarını da derecelerle yüceltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya açık ayetler verdik ve onu Ruhulkudüs'le güçlendirdik. Allah dileseydi, onların ardından gelenler, açık-seçik mesajlar kendilerine ulaştıktan sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Ancak tartışmaya girdiler de içlerinden bazısı iman etti, bazısı küfre saptı. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Ne var ki, Allah dilediğini yapıyor.

  2. Bakara suresi, 254. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 254. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَٰعَةٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve şefaat dipnot 1 bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin (verin)! kâfirler elbette zalimlerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat konusu Zümer 39:43-44. ayetler ışığında okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Kendisinde pazarlığın, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmezden önce size rızık olarak bahşettiklerimizden harcayın! Zira nankörler zalimlerin ta kendileridir.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Pazarlığın, dostluğun ve şefaatin geçerli olmayacağı bir Gün gelmeden önce size rızık olarak bağışladığımız şeylerden (Bizim yolumuzda) harcayın. Ve bilin ki hakikati inkar edenler zalimlerin ta kendileridir.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler, ne alışverişin, ne dostluğun, ne de şefaatin olmadığı günden önce, sizi rızıklandırdıklarımızda infak edin (imanınız dolayısıyla karşılıksız bağışlayın). . . Kafirler (Hakikati inkar edenler), zalimlerin (kendi nefsine zarar verenlerin) ta kendileridir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyâmet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Ne alışverişin ne dostluğun ne de ara buluculuğun olmayacağı gün gelmeden önce, size geçimlik olarak verdiklerimizden yardımlaşmak amacıyla paylaşın. Çünkü nankörlük edenler, kendilerine yazık edenlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alışveriş, dostluk ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yoluna harcayınız. Biliniz ki, hakikati inkar edenler zalimlerin ta kendileridir.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, ne alışverişin ne dostluğun ve ne de aracılığın (şefaat) olmadığı gün gelmeden önce size verdiklerimizden dağıtın. İnkar edenler zalimlerdir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Sapkının kurnazca tuzaklarından biri de İsa, Muhammed peygamber gibi güçsüz yaratılmışlara şefaat yetkisi uydurmasıdır. Kuran boyunca, ahiret gününde; sadece gerçeği itiraf etmekten ibaret bir şefaatin olabileceği belirtilerek, kurtarıcı bir şefaat yetkisinin olmadığı bildirilir. Muhammed peygamberin biricik şefaati, Kuran'ı dinlemeyerek kendisini putlaştıranlar aleyhinde olacaktır. * Bak 25:30; 72:21; 79:38. * Ayrıca, 2:48; 2:123; 6:51; 6:70; 19:87; 20:109; 21:28; 39:44.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, ne alışverişin ne dostluğun ve ne de şefaatin (aracılığın) olmadığı gün gelmeden önce size verdiklerimizden dağıtın. İnkar edenler zalimlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz mallardan nafaka verin. Kafirler ise hep o zalimlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iman edenler size merzuk kıldığımız şeylerden infak edin: gelmeden evvel bir gün ki onda alım satım yok, dostluk da yok şefaat de yok kafirler ise hep o zalimlerdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin dipnot 1 olmadığı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak dipnot 2 edin. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaatin kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir (Bkz. 2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hayırlı işlere harcayın ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım edin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiklerimizden infak dipnot 1 edin; İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce. Gerçeği yalanlayan nankörler, zalimlerin ta kendileridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hayırlı işlere harcayın ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım edin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak dipnot 1 edin. Gerçeği yalanlayan nankörler, zalimlerin ta kendileridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hayırlı işlere harcayın ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım edin.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, içinde ne bir alış veriş, ne bir dostluk, ne de bir şefaat (imkanı) bulunmayan bir gün gelmezden evvel size verdiğimiz rızıkdan (Hak yolunda) harcayın. Kafirler zulmedenlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size verdiğim rızıklardan infak edin. Kafirler işte zalimlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (254-255) Ey iman edenler; alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmezden önce, sizlere verdiğimiz rızıklardan harcayın. Kafirler, onlar zalimlerdir. Allah, ondan başka ilah yoktur, diridir ve ayaktadır ne bir uyuklama ne de uyku onu alamaz, semalarda ve Arzda ne varsa O’nundur , O’nun yanında O’nun izin verdiği dışında kim şefaat edebilir ki? Ellerinizde olanı da geride bıraktıklarınızı da bilir O ’nun bilgisini hiçbir şey, istediği kadarı hariç kuşatamaz / çevreleyemez. Onun zemini / kürsüsü semalar ve a rzı kapsamaktadır, her ikisini (gökleri ve yeri) korumak / muhafaza altına almak O’na zor değildir ve O, yücedir ve de büyüktür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve şefâatin olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. Kâfirler ise, onlar zalimlerdir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah için) harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Alışverişin, dostluğun ve şefaatin dipnot 1 olmayacağı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin /hayra harcayın. dipnot 2 Kafirler, zalimlerin /yanlışlar içinde olanların ta kendileridir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birine yardımcı olmak veya birinden bir şey istemek için onunla bir araya gelmektir. Daha çok saygın ve üst derecede olan birinin, alt derecede olan birini yanına alması anlamında kullanılır. İyi veya kötü bir işte bir başkasıyla yardımlaşmak da şefaat sayılır (Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebilir yani yardım edip destek olabilirler (Nisa 4/85). Ama mahşer günü, nebiler dahil kimse kimseye şefaat edemez (Bakara 2/48, 123, En'am 6/51, Secde 32/4, İnfitar 82/17-19).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler! Size rızık olarak ne vermişsek, ondan hayra harcayın. Bunu; alışveriş, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden yapın. Bunları görmemekte direnenler yanlışlar içindedirler.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! İçinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler, işte onlar zalimlerdir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, İçinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. İnkar edenler, işte onlar, zalimlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Alış-verişin, dostluğun, şefaatin olmadığı o gün gelmeden önce size verdiğimiz rızktan infak edip dağıtın. Küfre sapanlar zalimlerin ta kendileridir.

  3. Bakara suresi, 255. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 255. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    Diyanet İşleri

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

    Mehmet Okuyan

    Allah (ki) O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. Kendisini ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerdekilerin hepsi yalnızca O'na aittir. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir ki! Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. dipnot 1 (Bildirmeyi) dilediklerinin dışında (kimse) O'nun bilgisinden hiçbir şeyi kuşatamaz. O'nun egemenliği dipnot 2 gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O yücedir, büyüktür. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tâhâ 20:110; Enbiyâ 21:28; Hacc 22:76.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah'ın [kürsî]si, O'nun mutlak egemenliği ve otoritesini göstermektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      [Ayet'el kürsî] olarak da bilinen bu ayet Yüce Allah'ın sıfatları hakkında toplu ve genel bilgiler içermektedir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:2, 26-27; En‘âm 6:101-103; Nûr 24:35; Şûrâ 42:11; Haşr 59:22-24; İhlâs 112:1-4.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah, kendisinden başka ilah olmayan, mutlak diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağıdır; ne gaflet basar O'nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde olan her bir şey O'nundur: O'nun izni olmaksızın katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? O, kullarının önünde-açıkta olan şeyleri de, ardında-gizli olan şeyleri de bilir; oysa onlar, O dilemedikçe O'nun ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudret ve otoritesi gökleri ve yeri kaplamıştır; üstelik onları görüp gözetmek O'na güç gelmez: zira yüce ve azametli olan yalnızca O'dur.

    Muhammed Esed

    Allah -O'ndan başka ilah yoktur-; Her zaman diridir, bütün varlıkların kendi kendine yeterli yegane kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyku. Yeryüzünde ve göklerde ne varsa O'nundur. O'nun izni olmaksızın nezdinde şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da, onlardan gizli tutulanı da bilir; oysa O dilemedikçe insanlar O'nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar ve onların korunup desteklenmesi O'na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O'dur.

    Ahmed Hulusi

    Allah O, tanrı yoktur sadece HU! Hayy ve Kayyum (yegane hayat olan ve her şeyi kendi isimlerinin anlamı ile ilminde oluşturan - devam ettiren); O'nda ne uyuklama (alemlerden bir an için olsun ayrılık), ne de uyku (yaratılmışları kendi haline bırakıp kendi Zati dünyasına çekilme) söz konusudur. Semalarda ve arzda (alemlerdeki tümel ilim ve fiiller boyutunda) ne varsa hepsi O'nundur. Nefsinin hakikati olan Esma mertebesinden açığa çıkan kuvve olmaksızın (biiznihi) O'nun indinde kim şefaat edebilir. . . Bilir onların yaşadıkları boyutu ve algılayamadıkları alemleri. . . O'nun dilemesi (elvermiş olması) olmadıkça ilminden bir şey ihata edilemez. Kürsüsü (hükümranlık ve tasarrufu {rububiyeti}) semaları ve arzı kapsamıştır. Onları muhafaza etmek O'na ağır gelmez. O Aliy (sınırsız yüce) ve Aziym'dir (sonsuz azamet sahibi).

    Ali Bulaç

    Allah... O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, O'ndan başka ilâh yoktur; O, Hayy (diri) dir; Kayyûm'dur. O'nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun ilminden kendisinin dilediği dışında hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

    Ali Rıza Safa

    "Allah! O'ndan başka Tanrı yoktur. Yaşayan ve Sonsuzdur; Her Şeyin Kaynağı ve Dayanağıdır. O'nun, aymazlığı da uykusu da olmaz. Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. O'nun izni olmadıkça, O'nun katında, kim ara buluculuk yapabilir? Onların yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O'nun bilgisinden, dilediği kadarının dışında, hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun, her şeyi kuşatan egemenliği, gökleri ve yeryüzünü kaplayıp kuşatmıştır. Onları koruyup gözetmek, O'na zor gelmez. O, Yücedir; Büyüklüğü Sınırsızdır!" dipnot 50

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 50
      Bu ayet, ayetin içinde geçen Kürsiyyu sözcüğü nedeniyle, Ayetül Kürsü -Her Şeyi Kuşatan Egemenlik Ayeti- olarak isimlendirilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'tan başka ilah yoktur; her zaman diridir; bütün varlıkların kendi kendine yeterli kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun izni olmaksızın katında şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da arkalarında olanı da bilir; O dilemedikçe insanlar O'nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar. Onların korunup desteklenmesi O'na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O'dur.

    Edip Yüksel

    ALLAH: O'ndan başka tanrı yoktur, Yaşayandır, Sürekli Gözetendir. Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir? Onların geçmişini ve geleceğini bilir. Dilediği miktar dışında O'nun bilgisinden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları düzen içinde korumak onu yormaz. O Yücedir, Büyüktür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH: O'ndan başka tanrı yoktur, Yaşayandır, Sonsuzdur. Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir? Onların geçmişini ve geleceğini bilir. Dilediği miktar dışında O'nun bilgisinden hiç bir şeyi kavrayamazlar. Egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları düzen içinde korumak onu yormaz. O Yücedir, Büyüktür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'dan başka hiç bir tanrı yoktur. O, daima yaşayan, daima duran, bütün varlıkları ayakta tutandır. O'nu ne gaflet basar, ne de uyur. Göklerdeki ve yerdeki herşey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek, ona bir ağırlık da vermez. O, çok ulu ve çok büyüktür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah, başka tanrı yok ancak o, daima yaşıyan, daima duran tutan hayy-ü kayyum o, ne gaflet basar onu ne uyku, göklerdeki ve yerdeki hep onun, kimin haddine ki onun izni olmaksızın huzurunda şafaat edecek? Onların önlerinde ne var arkalarında ne var hepsini bilir, onlar ise onun dilediği kadarından başka ilm-i ilahisinden hiç bir şey kavrıyamazlar, onun kürsisi bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüb gözetmek ona bir ağırlık da vermez. O öyle ulu, öyle büyük azametlidir.

    Erhan Aktaş

    Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur ne de O'nu bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın dipnot 1 O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların dipnot 2 önlerinde ve arkalarında dipnot 3 olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İzni olmaksızın şefaate bulunabilecek kimmiş" ile kastedilen şey; şefaat etmek için birilerine izin verileceği anlamında değildir. Bir önceki ayette ve daha birçok ayette de denildiği gibi Kur'an'a göre "şefaat inancı" kesinlikle şirktir. Burada, Müşriklere cevap verilmektedir: Onların kendilerine şefaat edeceklerini öne sürdükleri ilahlarına böyle bir yetkinin, böyle bir iznin verilmediği ifade edilmektedir. Birilerinin şefaat edebilmesi için Allah'ın yetki vermesi gerekir, Allah da yetki vermediğine göre, kimse şefaat edemeyecektir, denmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yarattıklarının, kullarının.
    3. metne dön, dipnot 3
      Geçmiş ve geleceklerini, bildiklerini bilmediklerini.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur ne de O'nu bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın dipnot 1 O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların dipnot 2 önlerinde ve arkalarında dipnot 3 olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İzni olmaksızın şefaate bulunabilecek kimmiş" ile kastedilen şey; şefaat etmek için birilerine izin verileceği anlamında değildir. Bir önceki ayette ve daha birçok ayette de denildiği gibi Kur'an'a göre "şefaat inancı" kesinlikle şirktir. Burada, müşriklere cevap verilmektedir: Onların kendilerine şefaat edeceklerini öne sürdükleri ilahlarına böyle bir yetkinin, böyle bir iznin verilmediği ifade edilmektedir. Birilerinin şefaat edebilmesi için Allah'ın yetki vermesi gerekir, Allah da yetki vermediğine göre, kimse şefaat edemeyecektir, denmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yarattıklarının, kullarının.
    3. metne dön, dipnot 3
      Geçmiş ve geleceklerini, bildiklerini bilmediklerini.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur, ne de O'nu bir uyuklama tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın dipnot 1 O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların önlerinde ve arkalarında olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İzni olmaksızın şefaatte bulunabilecek kimmiş" ile kast edilen şey; şefaat etmek için birilerine izin verileceği anlamı değildir. Bir önceki ayette ve daha birçok ayette de denildiği gibi, Kur'an'a göre "şefaat inancı" kesinlikle şirktir. Burada, müşriklere cevap verilmekte, onların kendilerine şefaat edeceklerini öne sürdükleri ilahları için, onlara böyle bir yetkinin verilmediği ifade edilmektedir. Birilerinin şefaat edebilmesi için, Allah'ın yetki vermesi gerekir, Allah da yetki vermediğine göre, kimse şefaat edemeyecektir, denmektedir.

    Gültekin Onan

    Tanrı... O'ndan başka tanrı yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.

    Hasan Basri Çantay

    Allah (o Allahdır ki) kendinden başka hiç bir Tanrı yokdur. (O, zati, ezeli ve ebedi hayaat ile) diridir (baakıydir). Zatiyle ve kemaliyle kaaimdir. (Yaratdıklarının heran tedbir-ü hıfzında yegane haakimdir, her şey onunla kaaimdir). Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onun. Onun izni olmadıkça nezdinde şefaat edecek kim miş. O (yaratdıklarının) önlerindekini, arkalarındakini, (yapdıklarını, yapacaklarını, bildiklerini, bilmediklerini, açıkladıklarını, gizlediklerini, dünyalarını, ahiretlerini, hülasa her şey'ini, her şey'ini) bilir. (Mahlukatı) onun ilminden yalnız kendisinin dilediğinden başka hiç bir şey'i (kaabil değil) kavrayamazlar. Onun kürsüsü gökleri ve yeri (kucaklamışdır, o kadar) vasi'dir. Bunların nigehbanlığı Ona ağır da gelmez. O, çok yüce, çok büyükdür.

    İbni Kesir

    Allah O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Hayy ve Kayyum'dur. O'nu dalgınlık ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi de O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Önlerinde ve arkalarında ne varsa bilir. Dilediği kadarından başka O'nun ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. Kürsi'si gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O'na ağırlık vermez. O, öyle ulu, öyle yücedir.

    Mehmet Alagaş

    (254-255) Ey iman edenler; alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmezden önce, sizlere verdiğimiz rızıklardan harcayın. Kafirler, onlar zalimlerdir. Allah, ondan başka ilah yoktur, diridir ve ayaktadır ne bir uyuklama ne de uyku onu alamaz, semalarda ve Arzda ne varsa O’nundur , O’nun yanında O’nun izin verdiği dışında kim şefaat edebilir ki? Ellerinizde olanı da geride bıraktıklarınızı da bilir O ’nun bilgisini hiçbir şey, istediği kadarı hariç kuşatamaz / çevreleyemez. Onun zemini / kürsüsü semalar ve a rzı kapsamaktadır, her ikisini (gökleri ve yeri) korumak / muhafaza altına almak O’na zor değildir ve O, yücedir ve de büyüktür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

    Süleyman Ateş

    Allah, ki O'ndan başka tanrı yoktur, daima diri ve yaratıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır (O yüce padişah, göklere, yere, bütün kainata hükmetmektedir). Onları koru(yup gözet)mek, kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. Daima diridir, her şey gözetimi altındadır. dipnot 1 Onu ne uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey onundur. Ondan izinsiz, onun katında kim birine şefaat edebilir! dipnot 2 O, onların önlerinde olanı da arkalarında kalanı da bilir. Ama onlardan hiçbiri, onun bilgisinden onun gerekli gördüğü kadarı dışında bir şey kavrayamaz. Hakimiyeti, gökleri de kapsar yeri de. Bu ikisini korumak ona zor gelmez. dipnot 3 O yücedir, büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cennete gitmiş biri, bilerek işlediği şirk günahı ile değil de (Bakara 2/22) diğer günahlarından dolayı cehenneme girip cezasını çekmiş bir yakınına, Allah'ın onayıyla şefaat edebilir yani onu yanına alabilir (A'raf 7/46-49, Meryem 19/86-87, Tur 52/21). Çünkü Allah'ın onayı olmadan şefaat olmaz (Taha 20/109, Sebe 34/23).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, sürekli işinin başındadır. O'nu ne uyuklama tutar ne de uyku! Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaati (birinin yanında olmayı) kim göze alabilir? dipnot 1 Onların önlerinde olanı da arkalarında kalanı da O bilir. Onlar, O'nun bilgisinden izin verdiği kadarı dışında bir şey kavrayamazlar. Hakimiyeti, gökleri de kapsar yeri de. Bu ikisini korumak O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır (el-Ayn, Müfredat).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, Allah dışındaki varlıkların gerçek olduğunu bildirmekte ve vahdet-i vücudu reddetmektedir. Çünkü vahdet-i vücuda göre Allah'tan başka varlık yoktur, varlık diye bilinenler onun gölgesidir. Onlara göre gölge de yoktur.

    Şaban Britch

    Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Diri (hayat sahibi) ve kaimdir. O’nu bir uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan yanında kim şefaat edebilir? Önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun ilminden dilediği kadarı hariç hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

    Şaban Piriş

    Allah, O'ndan başka ilah yoktur. Diri (hayat sahibi) ve yaratıklarının üzerinde gözeticidir. O'nu bir uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan yanında kim şefaat edebilir? Önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden -dilediği kadarı hariç- hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun otoritesi, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O'na asla ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'tan başka ilah yok. Hayy'dır O, sürekli diridir; Kayyum'dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O'na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O'nun dur. O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!... İnsanlar O'nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiç bir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O'na hiç de zor gelmez. Aliy'dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim'dir O, büyüklüğü sınırsızdır.

  4. Bakara suresi, 256. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 256. ayet. لَآ إِكْرَاهَ فِى ٱلدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ ٱلرُّشْدُ مِنَ ٱلْغَىِّ فَمَن يَكْفُرْ بِٱلطَّٰغُوتِ وَيُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ لَا ٱنفِصَامَ لَهَا وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Dinde zorlama yoktur. dipnot 1 Elbette doğru yanlıştan ayrılmıştır. Kim tağut'u dipnot 2 (azgınlık edeni) reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan en sağlam kulba dipnot 3 yapışmış demektir. dipnot 4 Allah duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle, dinde zorlamanın ve tiksindirici, nefret ettirici unsurların bulunmadığının açık delilidir. Ancak bu gerçek, dinde yerine getirilmesi gereken zorunlulukların olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu mesaj, Yûnus 10:85 ve Mümtehine 60:5. ayetiyle okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Tağut], "azgınlık yapan" anlamında başta şeytan olmak üzere bütün azgınlar ve azgınlıkları içermektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tağut'u (azgınlık edeni) reddedip Allah'a sığınanın [el-‘urvetü'l-vüskâ] denen "en sağlam kulp"a sarılmış olacağını ve bu kulbun kopmasının mümkün olmayacağını bildirmektedir. Lokmân 31:22'de de geçen bu tamlama Kur'an'ın sıfatlarındandır ve tıpkı Al-i İmrân 3:103'te belirtildiği gibi "Allah'ın ipi"dir; "Kur'an"dır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    Zorlama dinde yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Şu halde kim şeytani güç odaklarını reddeder de Allah'a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur: zira Allah her şeyi sınırsız işitendir, her şeyi limitsiz bilendir.

    Muhammed Esed

    Dinde zorlama yoktur. Artık doğru ile yanlış, birbirinden ayrılmıştır: O halde, şeytani güçlere ve düzenlere (uymayı) reddedenler ve Allah'a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam mesnede tutunmuşlardır: Zira Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    "DİN"de (Allah yaratısı sistem ve düzeni {Sünnetullah} kabul konusunda) zorlama yoktur! Rüşd (Hakikat en olgun haliyle) ortaya çıkmış, sapık fikirlerden ayrılmıştır. Kim Tagut'u (gerçekte var olmayıp vehim yollu var sanılan kuvvelere tapınmayı) terk eder, (varlığını oluşturan) Allah'a (Esma'sına) iman ederse, kesinlikle o kopması mümkün olmayan, hakikatindeki sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah Semi' ve Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Dinde zorlama yoktur. Hak yol, bâtıl yoldan ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, hakkıyla işiten hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Dinde zorlamak yoktur. Doğruluk, sapkınlıktan açıkça ayrılmıştır. Kim katışıksız dini kirletmek için uğraşanlara arkasını dönerek Allah'a inanırsa, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam tutanağa tutunmuştur. Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir. dipnot 51

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 51
      "Katışıksız dini kirletmek için uğraşanlar" olarak yazdığımız "Tağut" terimi, Kur'an çevirilerinde, "Şeytan" veya "Nefs" veya "Putlar" veya "Gerçeğin yolundan saptırmak için uğraşanlar" biçiminde çevrilmiş; çevirilerin çoğunluğunda ise Arapça biçimiyle bırakılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Dinde zorlama yoktur. Artık doğru, yanlıştan ayrılmıştır. O halde tağutu/insanı Allah'tan uzaklaştıran her şeyi inkar edip Allah'a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam kulpa tutunmuşlardır. Zira, Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır. Kim ki azgın küstahı inkar edip ALLAH'ı onaylarsa, kopmaz ve sağlam bir bağa yapışmıştır. ALLAH İşitir, Bilir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran defalarca dinde zorlama olmadığını ilan etmesine rağmen Hadis ve Sünnet izleyicileri, Kuran'a aykırı olarak despot bir şeriat icat etmişler ve yüzyıllarca insanları baskı altında tutmuşlardır. Kuran, dinde zorlamayı reddederek federal bir laik sistem öngörür (5:43-48). * Nitekim Kuran'dan başka bir kaynak kabul etmeyen Muhammed peygamberin (6:114) kurucu lideri olduğu Medine Site devleti, farklı dinleri ve yasaları izleyen gruplara özerk bölgeler vererek federal laik bir düzenin örneğini oluşturdu. Kuran'ı anayasa olarak kabul eden müslümanlar ile diğer yasaları izleyenler arasındaki ilişkiler aralarında imzalanan ortak bir yasaya göre belirlenir. * Bak 2:217; 2:256; 4:88-90; 4:137-140; 10:99; 18:29; 88:21, 22.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır. Kim ki tağutu (despotları ve şeytani doktrinleri) inkar edip ALLAH'a inanırsa, kopmaz ve sağlam bir bağa yapışmıştır. ALLAH İşitir, Bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan kesin olarak ayrılmıştır. Artık her kim Tağut'a küfredip Allah'a iman ederse, işte o, en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah, işitir, bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dinde ikrah yok, rüşd, dalalden cidden ayrıldı, artık her kim Taguta küfredib Allaha iman eylerse o işte en sağlam tutamağa yapışmıştır, öyle ki onun için kopmak yok, Allah işidir, bilir

    Erhan Aktaş

    Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu dipnot 1 reddedip, Allah'a iman edersa, kuşkusuz ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Despot, azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; kaba kuvvetle hükmeden kişi, kurum veya yönetim demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu dipnot 1 reddedip, Allah'a inanırsa, kuşkusuz ki kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelen tağut aynı zamanda insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurum demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dinde zorlama yoktur. Artık, doğru olan yanlış olandan kesin olarak ayrılmıştır. Kim tağutu dipnot 1 reddedip, Allah'a inanırsa, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelen tağut aynı zamanda insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurum demektir.

    Gültekin Onan

    Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Kuşkusuz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp (yekfür) Tanrı'ya inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Tanrı işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Dinde zorlama yokdur. Hakıykat, iman ile küfr apaçık meydana çıkmışdır. Artık kim şeytanı tanımayıp da Allaha iman ederse o, muhakkak ki kopması (mümkin) olmayan en sağlam kulpa yapışmışdır. Allah hakkıyle işidici, (her şey'i) kemaliyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Dinde zorlama yoktur. Gerçekten hak, batıldan iyice ayrılmıştır. Tağut'u inkar edip, Allah'a inanan kimse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Ve Allah, Semi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (256-257) Dinde zorlamak yoktur, yetişkin olan sapkın olandan ayrışmıştır. Kim ki Taşkın’ı / Tağut’u inkâr edip, Allah’a iman ederse sağlam bir kulpa tutunmuştur , O, asla kopmaz, Allah iştendir, bilendir. (İmana zorlanan münafık olur) Allah iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirler ise Taşkınlar / Tağutların dostlarıdırlar, onları aydınlıktan karanlığa çıkarırlar. İşte onlar Ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dinde zorlama yoktur. Hak yol, bâtıl yoldan ayrılmıştır. Kim tâğûtu inkâr eder, Allah'a iman ederse, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa tutunmuş olur. Allah, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağut (şeytan)ı inkar edip Allah'a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu dinde hiçbir zorlama olamaz; dipnot 1 doğrular, yanlış kurgulardan kesin olarak ayrılıp ortaya çıkmıştır. Artık kim tağutları dipnot 2 /haddini aşanları tanımaz da Allah'a inanıp güvenirse en sağlam kulpa yapışmış olur. Allah daima dinleyen ve bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İmanın temeli kalp ile tasdiktir. Orası insanın en hür olduğu yerdir. Bu sebeple hiç kimse bir inancı kabule zorlanamaz (En'am 6/35, Yunus 10/99, Kaf 50/45, Ğaşiye 88/21-26). Kalpten yapılmayan niyet geçersiz olduğundan, zorla ibadet de olmaz (Nahl 16/106).
    2. metne dön, dipnot 2
      Tağut, haddini aşmakta ileri giden insan ve cin şeytanlarıdır. Bunlar, yoldan çıkmakla kalmaz ayetleri ya yok sayarak ya da anlamlarını bozarak başkalarının da haddini aşmasına ve yoldan çıkmasına sebep olurlar (Bakara 2/257; Nisa 4/51, 60, 76; Maide 5/60; Nahl 16/36; Zümer 39/17).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dinde zorlama olamaz dipnot 1 ; doğrular ile yanlış kurgular iyice ayrılmıştır. Kim taşkınlık edenleri (tağutları) tanımaz dipnot 2 da Allah'a güvenirse, kopması imkansız en sağlam kulpa yapışmış olur. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İmanın temeli kalp ile tasdiktir. Orası insanın en hür olduğu yerdir. Bu sebeple hiç kimse bir inancı kabule zorlanmaz. İbadet için de niyet şarttır. Kalpten yapılmayan niyet, geçersiz olduğundan zorla ibadet de olmaz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yoldan çıkmışlara boyun eğmez.

    Şaban Britch

    Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batıl yoldan apaçık ayrılmıştır. Kim tağuta küfredip, Allah’a iman ederse, muhakkak ki o (kimse) kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Şaban Piriş

    Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batıl yoldan apaçık ayrılmıştır. Kim tağutu tanımayıp, Allah'a iman ederse, muhakkak ki o (kimse) kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dinde baskı - zorlama - tiksindirme yoktur. Doğru ve güzel olan, çirkinlik ve sapıklıktan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tağuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.

  5. Bakara suresi, 257. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 257. ayet. ٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْلِيَآؤُهُمُ ٱلطَّٰغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ ٱلنُّورِ إِلَى ٱلظُّلُمَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalırlar.

    Mehmet Okuyan

    Allah iman etmiş olanların dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. dipnot 1 Kâfir olanlara gelince, onların dostları Tağut'tur (azgınlık edendir); onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar (gömerler). İşte bunlar ateş halkıdır. Onlar orada ebedî kalıcıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:16; İbrâhîm 14:1; Ahzâb 33:43; Hadîd 57:9; Talâk 65:11.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'tır iman edenlerin velisi: onları (kalp gözünü kör eden) karanlıklardan (iç) aydınlığa çıkarır. Küfreden kimselerin velileri ise şeytani güç odaklarıdır: onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara iterler. İşte onlar ateşin sakinleridirler, onlar orada kalıcıdırlar.

    Muhammed Esed

    Allah inanç sahiplerine yakındır, onları koyu karanlıktan aydınlığa çıkarır; oysa hakikati inkara şartlanmış olanlara yakınlık gösterenler onları aydınlıktan çıkarıp derin karanlığa iten şeytani güçlerdir: İçinde yaşayıp kalmak üzere ateşe mahkum olanlar da işte böyleleridir.

    Ahmed Hulusi

    Allah iman edenlerin Veliyy'idir; onları zulmattan (karanlıklardan - hakikat bilgisizliğinden) Nur'a (ilmin aydınlığında hakikati görmeye) çıkartır. Fiilen küfür (hakikati inkar) halinde olanlara gelince; onların velisi Tagut'tur (gerçekte var olmayıp var sandıkları kuvveler, fikirler), onları nurdan zulmete dönüştürür. İşte onlar, ateş ehli (sonuçta yanmaya mahkum) kişilerdir. Onlar o şartlarda sonsuza dek kalıcıdırlar.

    Ali Bulaç

    Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkar edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır . İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte bunlar cehennem ashâbıdırlar ve onlar orada daimîdirler.

    Ali Rıza Safa

    Allah, inanca çağırılanların Dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Oysa nankörlük edenlerin dostları, katışıksız dini kirletmek için uğraşarak, onları, aydınlıktan karanlığa götürenlerdir. Ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin dostları ise tağuttur; onları aydınlıktan alıp karanlıklara götürür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada uzun süreli kalırlar.

    Edip Yüksel

    ALLAH iman edenlerin egemeni ve dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin dostları ise azgın ve küstahlardır; onları aydınlıktan karanlığa çıkarırlar. Onlar ateş halkıdır, onlar orada sürekli kalıcıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH inananların egemeni ve dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin dostları ise azgın kişilerdir; onları aydınlıktan karanlığa çıkarır. Onlar ateş halkıdır, onlar orada sürekli kalıcıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, iman edenlerin velisidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnanmayanların dostları ise Tağut'tur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. İşte onlar cehennemliklerdir, hep orada kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah iman edenlerin velisidir onları zulümattan nura çıkarır, küfredenlerin ise velileri Taguttur onları nurdan zulümata çıkarırlar, onlar işte eshabı nar, hep orada kalacaklardır

    Erhan Aktaş

    Allah, İman Edenler'in velisidir. dipnot 1 Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin velileri ise tağutlardır; dipnot 2 onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokar. İşte onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      2:256. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, iman edenlerin velisidir. dipnot 1 Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin velileri ise tağutlardır dipnot 2 ; onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokar. İşte onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için halil sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 2:256.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; kaba kuvvetle hükmeden kişi, kurum ve yönetim demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, iman edenlerin velisidir. dipnot 1 Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin velileri ise tağutlardır; onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokar. İşte onlar ateş ehlidir ve orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Tanrı, inananların velisidir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; kafirlerin velisi ise tağuttur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar ateşin halkıdırlar; onda süresiz kalacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Allah iman edenlerin yardımcısıdır. Onları karanlıklardan (kurtarıp) nura çıkarır. Küfredenlerin dostları ise şeytandır. O da kendilerini nurdan (ayırıb) karanlıklara çıkarır. Onlar cehennemin arkadaşlarıdır. Onlar orada, bir daha çıkmamak üzere, ebedi kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    Allah, inananların dostudur. Onları karanlıktan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin dostları ise Tağut'tur. Onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar ateş yaranıdır. Onlar orada temelli kalacaklardır.

    Mehmet Alagaş

    (256-257) Dinde zorlamak yoktur, yetişkin olan sapkın olandan ayrışmıştır. Kim ki Taşkın’ı / Tağut’u inkâr edip, Allah’a iman ederse sağlam bir kulpa tutunmuştur , O, asla kopmaz, Allah iştendir, bilendir. (İmana zorlanan münafık olur) Allah iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirler ise Taşkınlar / Tağutların dostlarıdırlar, onları aydınlıktan karanlığa çıkarırlar. İşte onlar Ateş halkıdırlar, orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları ise tâğûttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî olarak kalırlar.

    Süleyman Ateş

    Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. kafirlerin dostları da tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, inanıp güvenenlerin velisi /en yakınıdır. dipnot 1 Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlik edenlerin velileri /en yakınları ise tağutlardır; dipnot 2 onlar da aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. Onlar o ateşin ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aralarına başka bir şey girmeyecek şekilde birbirine yakın olan iki kişi veya şeyden her birine veli denir. Buradan hareketle akrabalık, dostluk, yardım ve inanç bakımından doğan yakınlık da mecazen bu kelimeyle ifade edilir (Müfredat). İnsana sinir uçlarından daha yakın olan Allah, onun velisi ve en yakınıdır (Kaf 50/16). Ayetler gayet açık olduğu halde tasavvufta bir velayet makamı oluşturulur, o makama veli veya evliya diye nitelenen kişiler yerleştirilerek onlar birer vesile /aracı konumuna getirilir. Böylece onlar, Allah'ın seviyesine çıkarılmış ve tevbe edilmediği takdirde asla affedilmeyecek şirk günahına girilmiş olur (Al-i İmran 3/68, Nisa 4/48, 116, A'raf 7/3, 30, Secde 32/4, Şura 42/9, Casiye 45/19, Ahkaf 46/4-6, Muhammed 47/11)
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah, insana sinir uçlarından daha yakındır (Kaf 50/16), ama kafirler tağutları kendilerine daha yakın görürler. Bunu bir mümin yapsa münafık gibi olur (Nisa 4/138-139, 144). Tağut için ayrıca bkz. Bakara 2/256. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenenlerin en yakını (velisi) Allah'tır; dipnot 1 O, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin dipnot 2 kendilerine en yakın (veli) bildikleri dipnot 3 ise tağutlardır; dipnot 4 bunlar da onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokarlar. Onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Veli kelimesi için (Bakara 2/107). ayetin dipnotuna bakınız.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetleri görmezlikten gelenlerin.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah, onlara da şah damarından yakındır, ama onlar tağutları/taşkınlık edenleri kendilerine daha yakın görürler.
    4. metne dön, dipnot 4
      Tağut, taşkınlık edenlerdir. Bunlar, birçoklarını peşine takan, insan ve cin şeytanlarıdır. (Al-i İmran 2/149-150)

    Şaban Britch

    Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin velileri ise tağuttur. Onları aydınlıktan, karanlığa çıkarırlar. İşte onlar, ateş arkadaşlarıdır. Orada sürekli olarak kalacaklardır.

    Şaban Piriş

    Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfredenlerin velileri ise tağuttur. Onları aydınlıktan, karanlığa çıkarırlar. İşte onlar, ateş arkadaşlarıdır. Orada sürekli olarak kalacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, iman sahiplerinin Veli'sidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Küfre sapanlara gelince, onların dostları tağuttur ki, kendilerini nurdan karanlıklara çıkarır. Bunlar cehennemin dostlarıdır. Orada sürekli kalacaklardır onlar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.