23. sure

Mü'minûn Suresi المؤمنون

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları 1–11 karşılaştır — Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları
  2. İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su 12–22 karşılaştır — İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su
  3. Nûh 23–30 karşılaştır — Nûh
  4. Sonraki nesiller ve peygamberleri 31–44 karşılaştır — Sonraki nesiller ve peygamberleri
  5. Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din 45–56 karşılaştır — Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din
  6. Hayır işlerine koşuşanlar 57–62 karşılaştır — Hayır işlerine koşuşanlar
  7. Kalplerin gafleti ve gelen azap 63–77 karşılaştır — Kalplerin gafleti ve gelen azap
  8. Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" 78–92 karşılaştır — Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler"
  9. Dua ve sığınma 93–98 karşılaştır — Dua ve sığınma
  10. Ölüm, berzah, sûr ve hesap 99–118 karşılaştır — Ölüm, berzah, sûr ve hesap

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları 1–11

  1. Mü'minûn suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 1. ayet. قَدْ أَفْلَحَ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    ḳad efleḥa-lmü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler(İnanıp güvenenler)umduklarına kavuşacaklardır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 1. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 2. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى صَلَاتِهِمْ خَٰشِعُونَ

    elleẕîne hüm fî ṣalâtihim ḫâşi`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar derin bir saygıyla namaza duran kimselerdir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 2. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 3. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنِ ٱللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

    velleẕîne hüm `ani-llagvi mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Boş sözlerden de kaçınırlar,

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 3. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ

    velleẕîne hüm lilzekâti fâ`ilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar zekat için dipnot 1 çalışırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazıları zekat vermek için çalışır, bazıları da zekatın yerine ulaşması için gayret gösterirler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 4. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 5. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ

    velleẕîne hüm lifürûcihim ḥâfiżûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de edep yerlerini ve çevresini dipnot 1 koruyan kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada cinsel ilişki kast edilemez çünkü o manadaki ayetler, "fuhuş çeşitlerinden uzak duranlar" şeklinde ifade edilir. Buradaki anlam, edep yerlerinin örtülmesinden başka bir şey değildir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 5. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 6. ayet. إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

    illâ `alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sadece eşlerine veya hakimiyetleri altındaki esirlere karşı kınanmazlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nur

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 6. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 7. ayet. فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ

    femeni-btegâ verâe ẕâlike feülâike hümü-l`âdûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlardan başkalarına açarlarsa sınırları aşmış olurlar,

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 7. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 8. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

    velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar emanetler ve üstlendikleri görevler konusunda titiz davranan kimselerdir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 8. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 9. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمْ يُحَافِظُونَ

    velleẕîne hüm `alâ ṣalevâtihim yüḥâfiżûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar namazlarına özen gösterirler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 9. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 10. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْوَٰرِثُونَ

    ülâike hümü-lvâriŝûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte pay sahibi olacak olanlar onlardır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 10. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    elleẕîne yeriŝûne-lfirdevs. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cennetten pay alacaklar ve orada ölümsüzleşeceklerdir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 11. ayet

İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su 12–22

  1. Mü'minûn suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 12. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةٍ مِّن طِينٍ

    veleḳad ḫalaḳne-l'insâne min sülâletim min ṭîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanı çamurundan oluşan bir özden yarattık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın bütün gıdası çamurdan, yani su ile toprağın birleşmesinden oluşur. Dolayısıyla yumurta ve spermin kaynağı da çamurdur.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 12. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 13. ayet. ثُمَّ جَعَلْنَٰهُ نُطْفَةً فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

    ŝümme ce`alnâhü nuṭfeten fî ḳarârim mekîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onu karar-ı mekinde nutfe (döllenmiş yumurta) haline getirdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karar, kalınabilecek rahat yere denir. Ebu Hanife'ye göre suyun kendi gücüyle gidip kaldığı her yere bu ad verilir (lisan'ul-Arab). Mekin; bir şey üzerinde gücü ve etkisi olan şeydir(el-Mısbah'ul-munir). Öyleyse nutfenin oluştuğu yer, hem onun kalmasına imkan veren hem de oluşmasına etki eden yerdir. O yer, ana rahminden başkası değildir. Rahim, erkeğin spermi ile kadının yumurtasının kalabileceği, nutfeye dönüşeceği, değişeceği, gelişeceği ve dünyada yaşayabilecek güce erişeceği yerdir. Öyleyse nutfe, erkeğin spermi ile kadının yumurtasının birleşmesiyle oluşan döllenmiş yumurtadır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 13. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 14. ayet. ثُمَّ خَلَقْنَا ٱلنُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا ٱلْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا ٱلْمُضْغَةَ عِظَٰمًا فَكَسَوْنَا ٱلْعِظَٰمَ لَحْمًا ثُمَّ أَنشَأْنَٰهُ خَلْقًا ءَاخَرَ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحْسَنُ ٱلْخَٰلِقِينَ

    ŝümme ḫalaḳne-nnuṭfete `aleḳaten feḫalaḳne-l`aleḳate muḍgaten feḫalaḳne-lmuḍgate `iżâmen fekesevne-l`iżâme laḥmâ. ŝümme enşe'nâhü ḫalḳan âḫar. fetebârake-llâhü aḥsenü-lḫâliḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra o nutfeyi alaka dipnot 1 yaptık. O alakayı bir çiğnem et parçası yaptık. O et parçasını kemiklere dönüştürdük. Sonra kemikleri etle donattık, sonra onu başka yaratık haline getirdik dipnot 2 . Yaratıcıların en güzeli olan Allah pek yücedir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahim duvarına asılı emriyo.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ruh üfleyerek tam bir insan yaptık.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ifadenin bu ayette geçmesi önemlidir. (Secde 32/9)

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 14. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 15. ayet. ثُمَّ إِنَّكُم بَعْدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

    ŝümme inneküm ba`de ẕâlike lemeyyitûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Daha sonra sizler dipnot 1 öleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başka yaratık haline geldikten sonra "siz" diye hitap etmesi, o andan itibaren bizi muhatap almaya başladığını gösterir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 15. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 16. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ تُبْعَثُونَ

    ŝümme inneküm yevme-lḳiyâmeti tüb`aŝûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra kıyamet günü diriltilip kaldırılacaksınız.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 16. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلْخَلْقِ غَٰفِلِينَ

    veleḳad ḫalaḳnâ fevḳaküm seb`a ṭarâiḳ. vemâ künnâ `ani-lḫalḳi gâfilîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin üstünüzde yedi yol yaratmışızdır dipnot 1 . Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklere çıkan yollar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 17. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 18. ayet. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّٰهُ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

    veenzelnâ mine-ssemâi mâem biḳaderin feeskennâhü fi-l'arḍ. veinnâ `alâ ẕehâbim bihî leḳâdirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökten belli ölçüde su indirdik ve yerin içine yerleştirdik. O suyu yürütmenin ölçüsünü de koyduk.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 18. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 19. ayet. فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ لَّكُمْ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    feenşe'nâ leküm bihî cennâtim min neḫîliv vea`nâb. leküm fîhâ fevâkihü keŝîratüv veminhâ te'külûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra o suyla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları oluşturduk; sizin için orada çok sayıda meyveler de vardır; onlardan da yersiniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 19. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 20. ayet. وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِن طُورِ سَيْنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِّلْـَٔاكِلِينَ

    veşeceraten taḫrucü min ṭûri seynâe tembütü biddühni veṣibgil lil'âkilîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sina Dağı'ndan çıkan bir ağaç da yetiştirdik; yağlı meyve bitirir, yiyenler için katıktır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 20. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 21. ayet. وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَٰمِ لَعِبْرَةً نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    veinne leküm fi-l'en`âmi le`ibrah. nüsḳîküm mimmâ fî büṭûnihâ veleküm fîhâ menâfi`u keŝîratüv veminhâ te'külûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    En'amda (koyun, keçi, sığır ve devede) sizin için ders vardır. İçlerinde olandan size içiririz. Onlarda sizin için birçok yararlar vardır. Bir de onları yersiniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 21. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 22. ayet. وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱلْفُلْكِ تُحْمَلُونَ

    ve`aleyhâ ve`ale-lfülki tuḥmelûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hem onlara, hem de gemilere bindirilirsiniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 22. ayet

Nûh 23–30

  1. Mü'minûn suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 23. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî feḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nuh'u halkına elçi gönderdik. Onlara dedi ki; "Ey halkım! Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka tanrınız yoktur; kendinize çeki düzen vermeyecek misiniz?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 23. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 24. ayet. فَقَالَ ٱلْمَلَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً مَّا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ

    feḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm yürîdü ey yetefeḍḍale `aleyküm. velev şâe-llâhü leenzele melâikeh. mâ semi`nâ bihâẕâ fî âbâine-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halkından (yapılan uyarıları) görmezlik eden önderler dediler ki: "Bu sizin gibi bir insandan başka ne ki? Size üstünlük kurmak istiyor. Allah elçi gönderecek olsaydı melekleri gönderirdi. Biz en eski atalarımızdan bile böyle bir şey duymadık.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 24. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 25. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌۢ بِهِۦ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا۟ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينٍ

    in hüve illâ racülüm bihî cinnetün feterabbeṣû bihî ḥattâ ḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu olsa olsa cinlerin etkisine girmiş bir adam olur. Bir süre onu gözlem altında tutun".

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 25. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 26. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى بِمَا كَذَّبُونِ

    ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nuh dedi ki: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşı sen bana yardım et."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 26. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 27. ayet. فَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ أَنِ ٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسْلُكْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ مِنْهُمْ وَلَا تُخَٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

    feevḥaynâ ileyhi eni-ṣne`i-lfülke bia`yüninâ vevaḥyinâ feiẕâ câe emrunâ vefâra-ttennûru feslük fîhâ min küllin zevceyni-ŝneyni veehleke illâ men sebeḳa `aleyhi-lḳavlü minhüm. velâ tüḫâṭibnî fi-lleẕîne żalemû. innehüm mugraḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz de ona şöyle vahy ettik: "Gemiyi, gözetimimizde ve vahyimize göre inşa et. Emrimiz gelip geminin kazan dipnot 1 ı kaynadığında her türden iki eşi, bir de aileni ona bindir. Aleyhine emir çıkmış olanı alma. O zalimlerle ilgili olarak benden bir istekte bulunma; onlar boğulacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 27. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 28. ayet. فَإِذَا ٱسْتَوَيْتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلْفُلْكِ فَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    feiẕe-steveyte ente vemem me`ake `ale-lfülki feḳuli-lḥamdü lillâhi-lleẕî neccânâ mine-lḳavmi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanındakilerle beraber sen de gemiye yerleştiğinde de ki: "Her şeyi güzel yapmak Allah'a mahsustur; zalimler topluluğundan bizi kurtaran odur."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 28. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 29. ayet. وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِى مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ

    veḳur rabbi enzilnî münzelem mübârakev veente ḫayru-lmünzilîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: " Rabbim! Beni bereketli bir yere indir; konuklarını en iyi ağırlayan sensin."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 29. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 30. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ وَإِن كُنَّا لَمُبْتَلِينَ

    inne fî ẕâlike leâyâtiv vein künnâ lemübtelîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu olayın içinde belgeler vardır. Yaptığımız sadece ağır bir imtihandan geçirmektir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 30. ayet

Sonraki nesiller ve peygamberleri 31–44

  1. Mü'minûn suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 31. ayet. ثُمَّ أَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قَرْنًا ءَاخَرِينَ

    ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳarnen âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onların arkasından başka nesiller oluşturduk.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 31. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 32. ayet. فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    feerselnâ fîhim rasûlem minhüm eni-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçlerinden bir de elçi gönderdik. (onlara) "Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka tanrınız yoktur; kendinize çeki düzen vermeyecek misiniz?" (dedi.)

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 32. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 33. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَتْرَفْنَٰهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ

    veḳâle-lmeleü min ḳavmihi-lleẕîne keferû vekeẕẕebû biliḳâi-l'âḫirati veetrafnâhüm fi-lḥayâti-ddünyâ mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm ye'külü mimmâ te'külûne minhü veyeşrabü mimmâ teşrabûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halkı içinden (yapılan uyarıları) görmezlik eden, dünya hayatında kendilerine geniş imkanlar verdiğimiz halde Ahiret buluşmasını yalan sayan önderler şöyle dediler: Bu adam sizin gibi bir insandan başka ne ki? O da sizin yediğinizden yiyor; içtiğinizden içiyor."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 33. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 34. ayet. وَلَئِنْ أَطَعْتُم بَشَرًا مِّثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ

    velein eṭa`tüm beşeram miŝleküm inneküm iẕel leḫâsirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer sizin gibi bir insana boyun eğecek olursanız siz gerçekten kaybedersiniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 34. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 35. ayet. أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنتُمْ تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخْرَجُونَ

    eye`idüküm enneküm iẕâ mittüm veküntüm türâbev ve`iżâmen enneküm muḫracûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size ne vaad ediyor? Ölüp de toprak ve kemik parçaları haline geldikten sonra topraktan yeniden çıkarılacaksınız öyle mi?

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 35. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 36. ayet. هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

    heyhâte heyhâte limâ tû`adûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Olmayacak şeyler vaad ediliyor size; hiç olmayacak şeyler!

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 36. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 37. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ

    in hiye illâ ḥayâtüne-ddünyâ nemûtü venaḥyâ vemâ naḥnü bimeb`ûŝîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dünyadaki hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz, yeniden hayat buluruz dipnot 1 . Ama topraktan kalkacak değiliz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz (Casiye 45/23)

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 37. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 38. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُۥ بِمُؤْمِنِينَ

    in hüve illâ racülün-fterâ `ale-llâhi keẕibev vemâ naḥnü lehû bimü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu adamın yaptığı sadece Allah'a iftira etmektir. Biz ona inanacak değiliz."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 38. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 39. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى بِمَا كَذَّبُونِ

    ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elçi dedi ki, "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşı bana yardım et."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 39. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 40. ayet. قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَّيُصْبِحُنَّ نَٰدِمِينَ

    ḳâle `ammâ ḳalîlil leyuṣbiḥunne nâdimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah; "çok geçmeden pişman olacaklardır" dedi.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 40. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 41. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ بِٱلْحَقِّ فَجَعَلْنَٰهُمْ غُثَآءً فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü bilḥaḳḳi fece`alnâhüm guŝââ. febü`del lilḳavmi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun üzerine onları gerçek anlamda yüksek bir ses yakaladı, hepsini çere çöpe çevirdik. Zalimler dipnot 1 topluluğu uzak olsunlar

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zalim: Yanlış yapan, suçlu (müfredat) Bakınız Bakara 2/35 ve ilgili dipnot

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 41. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 42. ayet. ثُمَّ أَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قُرُونًا ءَاخَرِينَ

    ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳurûnen âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onların ardından başka nesiller ortaya çıkardık.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 42. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 43. ayet. مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ

    mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir toplum dipnot 1 ecelini ne öne alabilir, ne de geciktirebilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      TOPLUM(ümmet) ve TOPLULUK(kavim) çeviril yapılmıştır. Çünkü ümmet bir liderin etrafında toplanma bilincinde olan topluluk iken KAVİM için bir liderin etrafında toplanma zorunluluğu yok. ÜMMET'in hamuru maruf ve din iken KAVİM, ırk, aynı zaman diliminde aynı coğrafyayı paylaşma gibi irade dışı kaynaklardan besleniyor. Hangi kavme üye olduğunuzu siz seçemiyorsunuz ama hangi ümmete dahil olacağınız tercihi kişinin iradesinde. İşte bu önemli detay nedeniyle çeviriye bu farkı mutlaka yansıtmamız ve meal çalışmasının tamamını elden geçirmemiz gerekir. Ben ÜMMET VE KAVİM geçen bütün ayetlere gerekli düzenleme tekliflerini yaptım ve yapıyorum. Lütfen onay makamı olarak tekliflerimi bu açıklama ışığında değerlendiriniz. En önemli delil :Nahl 16/120 ve Enam 6/38, Kavim ve Ümmet kelimelerinin aynı cümle içinde kullanıldığı ayet Araf 7/159

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 43. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 44. ayet. ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَٰهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ

    ŝümme erselnâ rusülenâ tetrâ. küllemâ câe ümmeter rasûlühâ keẕẕebûhü feetba`nâ ba`ḍahüm ba`ḍav vece`alnâhüm eḥâdîŝ. febü`del liḳavmil lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra elçilerimizi artarda gönderdik. Her toplum kendine gelen elçiyi yalancı saydı. Biz de o toplumlardan birini diğerinin arkasına kattık ve her birini birer hikayeye dönüştürdük. İnanmayanlar topluluğu uzak olsunlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 44. ayet

Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din 45–56

  1. Mü'minûn suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 45. ayet. ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    ŝümme erselnâ mûsâ veeḫâhü hârûne biâyâtinâ vesülṭânim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve açık bir kanıtla elçi gönderdik,

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 45. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 46. ayet. إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا عَالِينَ

    ilâ fir`avne vemeleihî festekberû vekânû ḳavmen `âlîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Hemen kendilerini büyük göstermeye çalıştılar. Onlar kibirli bir topluluktu.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 46. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 47. ayet. فَقَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ

    feḳâlû enü'minü libeşerayni miŝlinâ veḳavmühümâ lenâ `âbidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki; "Hem bizim gibi birer insan hem de toplumları kölelerimiz olan şu iki kişiye mi inanacağız?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 47. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 48. ayet. فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْلَكِينَ

    fekeẕẕebûhümâ fekânû mine-lmühlekîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylece ikisini de yalancı saydılar ve ortadan kaldırılanlardan oldular.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 48. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 49. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe le`allehüm yehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halbuki yola gelsinler diye Musa'ya Kitap da vermiştik.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 49. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 50. ayet. وَجَعَلْنَا ٱبْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةً وَءَاوَيْنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ

    vece`alne-bne meryeme veümmehû âyetev veâveynâhümâ ilâ rabvetin ẕâti ḳarâriv veme`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Meryemoğlu'nu ve annesini birer belge yaptık. Oturmaya elverişli olan ve gözesi bulunan bir tümseğe yerleştirdik.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 50. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 51. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُوا۟ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعْمَلُوا۟ صَٰلِحًا إِنِّى بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

    yâ eyyühe-rrusülü külû mine-ṭṭayyibâti va`melû ṣâliḥâ. innî bimâ ta`melûne `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ey elçiler! Temiz şeylerden yiyin ve iyi iş yapın. Ben ne yaptığınızı bilirim.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 51. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 52. ayet. وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱتَّقُونِ

    veinne hâẕihî ümmetüküm ümmetev vâḥidetev veenâ rabbüküm fetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bu, sizin katılacağınız toplumdur dipnot 1 ; tek bir toplum. Ben de Sahibinizim; benden çekinin."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ümmet, din anlamına da gelir(Müfredat). Bakınız Enbiya 21/92. Ümmet ile kavim kelimeleri arasındaki anlam farklılığını anlayabilmek için her iki kelimeninde aynı cümlede kullanıldığı Araf 7/159 ayetine bakınız.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 52. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 53. ayet. فَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍۭ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

    feteḳaṭṭa`û emrahüm beynehüm zübürâ. küllü ḥizbim bimâ ledeyhim feriḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra kitaplar yazarak din işlerini aralarında parçaladılar. Her bir cemaatin taraftarı kendinde olanla övünmektedir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 53. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 54. ayet. فَذَرْهُمْ فِى غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ

    feẕerhüm fî gamratihim ḥattâ ḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık onları bir süreye kadar kendi cemaatleri ile baş başa bırak.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 54. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 55. ayet. أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالٍ وَبَنِينَ

    eyaḥsebûne ennemâ nümiddühüm bihî mim mâliv vebenîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları mal ve oğullarla desteklemiş olmamızı nasıl değerlendiriyorlar?

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 55. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 56. ayet. نُسَارِعُ لَهُمْ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ بَل لَّا يَشْعُرُونَ

    nüsâri`u lehüm fi-lḫayrât. bel lâ yeş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu iyilikleri yalnız onlar için mi yapıyoruz? Hayır, kavrayamıyorlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 56. ayet

Hayır işlerine koşuşanlar 57–62

  1. Mü'minûn suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 57. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنْ خَشْيَةِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

    inne-lleẕîne hüm min ḫaşyeti rabbihim müşfiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama Rablerinin korkusundan içleri titreyen,

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 57. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 58. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ

    velleẕîne hüm biâyâti rabbihim yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerinin ayetlerine inanan,

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 58. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 59. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ

    velleẕîne hüm birabbihim lâ yüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerine şirk koşmayan,

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 59. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 60. ayet. وَٱلَّذِينَ يُؤْتُونَ مَآ ءَاتَوا۟ وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَىٰ رَبِّهِمْ رَٰجِعُونَ

    velleẕîne yü'tûne mâ âtev veḳulûbühüm veciletün ennehüm ilâ rabbihim râci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerinin huzuruna dönecekleri için, verdiklerini kalpleri ürpererek verenler var ya.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 60. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 61. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَهُمْ لَهَا سَٰبِقُونَ

    ülâike yüsâri`ûne fi-lḫayrâti vehüm lehâ sâbiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte iyiliklerde yarışanlar onlardır. Onlar bu konuda hep öndedirler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 61. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 62. ayet. وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَٰبٌ يَنطِقُ بِٱلْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    velâ nükellifü nefsen illâ vus`ahâ veledeynâ kitâbüy yenṭiḳu bilḥaḳḳi vehüm lâ yużlemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimseye, gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz. Yanımızda doğruyu gösteren bir kayıt olur. Kimse haksızlığa uğratılmaz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 62. ayet

Kalplerin gafleti ve gelen azap 63–77

  1. Mü'minûn suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 63. ayet. بَلْ قُلُوبُهُمْ فِى غَمْرَةٍ مِّنْ هَٰذَا وَلَهُمْ أَعْمَٰلٌ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمْ لَهَا عَٰمِلُونَ

    bel ḳulûbühüm fî gamratim min hâẕâ velehüm a`mâlüm min dûni ẕâlike hüm lehâ `âmilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yok, onların kalpleri başka şeylere dalmıştır. Çünkü kendilerinin öncelikli işleri vardır; onlar ona çalışırlar

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 63. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 64. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِم بِٱلْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَ

    ḥattâ iẕâ eḫaẕnâ mütrafîhim bil`aẕâbi iẕâ hüm yec'erûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların şımarık olanlarını azaba alınca hemen çığlığı basarlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 64. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 65. ayet. لَا تَجْـَٔرُوا۟ ٱلْيَوْمَ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

    lâ tec'erü-lyevme inneküm minnâ lâ tünṣarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bugün çığlık atmayın; bizden yardım görmeyeceksiniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 65. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 66. ayet. قَدْ كَانَتْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ تَنكِصُونَ

    ḳad kânet âyâtî tütlâ `aleyküm feküntüm `alâ a`ḳâbiküm tenkisûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size ayetlerimiz okunmuştu da siz arkanızı dönmüştünüz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 66. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 67. ayet. مُسْتَكْبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرًا تَهْجُرُونَ

    müstekbirîne bih. sâmiran tehcürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Okunana karşı büyükleniyor, geceleyin de ağzınıza geleni söylüyordunuz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 67. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 68. ayet. أَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا۟ ٱلْقَوْلَ أَمْ جَآءَهُم مَّا لَمْ يَأْتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

    efelem yeddebberü-lḳavle em câehüm mâ lem ye'ti âbâehümü-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu sözü etraflıca düşünmüyorlar mı, yoksa kendilerine, eski atalarına gelmemiş olan bir Kitap mı geldi?

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 68. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 69. ayet. أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا۟ رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    em lem ya`rifû rasûlehüm fehüm lehû münkirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa elçilerini tanımıyorlar da onun için mi beğenmiyorlar?

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 69. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 70. ayet. أَمْ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةٌۢ بَلْ جَآءَهُم بِٱلْحَقِّ وَأَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ

    em yeḳûlûne bihî cinneh. bel câehüm bilḥaḳḳi veekŝeruhüm lilḥaḳḳi kârihûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa onda delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır, o onlara gerçeği getirdi, ama pek çoğu gerçeklerden hoşlanmıyorlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 70. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 71. ayet. وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلْحَقُّ أَهْوَآءَهُمْ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَن ذِكْرِهِم مُّعْرِضُونَ

    velevi-ttebe`a-lḥaḳḳu ehvâehüm lefesedeti-ssemâvâtü vel'arḍu vemen fîhinn. bel eteynâhüm biẕikrihim fehüm `an ẕikrihim mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer doğru onların arzularına göre şekillenseydi göklerin, yerin ve onlarda olan kimselerin düzeni bozulurdu. Onlar içlerindeki zikri, doğru bilgiyi getirdik. Onlar kendi doğrularından kaçınıyorlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 71. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 72. ayet. أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ خَرْجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَهُوَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

    em tes'elühüm ḫarcen feḫarâcü rabbike ḫayr. vehüve ḫayru-rrâziḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan bir karşılık mı istiyorsun? Oysa Rabbinin vereceği karşılık daha iyidir. O, rızık verenlerin en iyisidir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 72. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 73. ayet. وَإِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    veinneke leted`ûhüm ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen onları elbette doğru yola çağırıyorsun.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 73. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 74. ayet. وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ

    veinne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati `ani-ṣṣirâṭi lenâkibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ahirete inanmıyorlar, o yoldan gerçekten, ayrılıyorlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 74. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 75. ayet. وَلَوْ رَحِمْنَٰهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِم مِّن ضُرٍّ لَّلَجُّوا۟ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    velev raḥimnâhüm vekeşefnâ mâ bihim min ḍurril leleccû fî ṭugyânihim ya`mehûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sıkıntılarını gidermek suretiyle onlara bir ikramda bulunsaydık yine de azgınlıkları içinde inatla bocalayacaklardı.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 75. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 76. ayet. وَلَقَدْ أَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ فَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

    veleḳad eḫaẕnâhüm bil`aẕâbi feme-stekânû lirabbihim vemâ yeteḍarra`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hepsini çeşit çeşit azaba uğrattık ama Rablerine karşı yumuşamadılar, yalvarıp yakarmadılar da.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 76. ayet

  15. Mü'minûn suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 77. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

    ḥattâ iẕâ fetaḥnâ `aleyhim bâben ẕâ `aẕâbin şedîdin iẕâ hüm fîhi müblisûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şiddetli bir azabın kapısını açıncaya kadar böyle gitti; o anda birden ümitsizliğe düştüler

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 77. ayet

Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" 78–92

  1. Mü'minûn suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 78. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

    vehüve-lleẕî enşee lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Halbuki sizler için dinleme, görme ve gönül yeteneği veren odur. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 78. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 79. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    vehüve-lleẕî ẕera'eküm fi-l'arḍi veileyhi tuḥşerûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Toprağa sizi tohum gibi eken dipnot 1 O'dur. O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (ذرأ)'nin iki anlamı vardır; biri beyaza çalan renk, diğeri tohum atmaktır. Mekayis, ذرأ md.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 79. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 80. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخْتِلَٰفُ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    vehüve-lleẕî yuḥyî veyümîtü velehu-ḫtilâfü-lleyli vennehâr. efelâ ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayat veren odur; öldüren de o. Gece ile gündüzü farklılaştırma onun işidir. Aklınızı kullanmayacak mısınız?

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 80. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 81. ayet. بَلْ قَالُوا۟ مِثْلَ مَا قَالَ ٱلْأَوَّلُونَ

    bel ḳâlû miŝle mâ ḳâle-l'evvelûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır, bunlar da tıpkı eskiler gibi konuştular:

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 81. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 82. ayet. قَالُوٓا۟ أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    ḳâlû eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki; "Ölüp de toprak ve kemikler haline dönüştükten sonra gerçekten kabirden kalkacağız; öyle mi?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 82. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 83. ayet. لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    leḳad vu`idnâ naḥnü veâbâünâ hâẕâ min ḳablü in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bize yapılan bu tehdit, daha önce atalarımıza da yapılmış. Bu eskilerin hikayelerinden başka bir şey değildir."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 83. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 84. ayet. قُل لِّمَنِ ٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    ḳul limeni-l'arḍu vemen fîhâ in küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki; biliyorsanız söyleyin; "Bu yer ve üstündeki canlılar kimindir?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 84. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 85. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ teẕekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah'ındır" diyeceklerdir. De ki: "Bilginizi kullanmayacak mısınız?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 85. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 86. ayet. قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبْعِ وَرَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ

    ḳul mer rabbü-ssemâvâti-sseb`i verabbü-l`arşi-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara bir de; "Yedi kat göğün ve yüce Arşın dipnot 1 sahibi kimdir?" diye sor.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arşın yönetimini anlayabiliriz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 86. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 87. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Onlar Allah'ındır" diyeceklerdir. De ki: "Hiç çekinmeyecek misiniz?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 87. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 88. ayet. قُلْ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    ḳul mem biyedihî melekûtü külli şey'iv vehüve yücîru velâ yücâru `aleyhi in küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki, biliyorsanız söyleyin: "Her şeyin yönetimi elinde olan, koruyan ama korunmaya ihtiyacı olmayan kimdir?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 88. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 89. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ

    seyeḳûlûne lillâh. ḳul feennâ tüsḥarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah'tır" diyeceklerdir. De ki: "O halde nereden büyüleniyorsunuz?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 89. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 90. ayet. بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    bel eteynâhüm bilḥaḳḳi veinnehüm lekâẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yok; biz onlara o gerçeği(ve gerçekleri gösterecek içerikte) getirdik ama onlar kesinlikle yalancıdırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çeviri bütünlüğü açsından ve inne-hum le kazibune geçen her ayete tek tip çeviri  Diğer Ayetler: Enam 6/28, Saffat 37/152,Müminun 23/90

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 90. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 91. ayet. مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنْ إِلَٰهٍ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهٍۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

    me-tteḫaẕe-llâhü miv velediv vemâ kâne me`ahû min ilâhin iẕel leẕehebe küllü ilâhim bimâ ḫaleḳa vele`alâ ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍ. sübḥâne-llâhi `ammâ yeṣifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, evlat edinmiş değildir; onun beraberinde bir ilah da yoktur. Öyle olsa, her ilah kendi yarattığı ile birlikte hareket eder, biri diğerine üstün gelirdi. Allah onların yakıştırmalarından uzaktır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 91. ayet

  15. Mü'minûn suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 92. ayet. عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    `âlimi-lgaybi veşşehâdeti fete`âlâ `ammâ yüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görünmeyeni de, görüneni de bilen odur. Allah, onların oluşturdukları ortaklardan uzaktır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 92. ayet

Dua ve sığınma 93–98

  1. Mü'minûn suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 93. ayet. قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ

    ḳur rabbi immâ türiyennî mâ yû`adûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği şeyi bana gösterecek olursan;

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 93. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 94. ayet. رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِى فِى ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    rabbi felâ tec`alnî fi-lḳavmi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne olur Rabbim, beni o zaman o zalimlerin içinde bulundurma."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 94. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 95. ayet. وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ

    veinnâ `alâ en nüriyeke mâ ne`idühüm leḳâdirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çünkü biz, onları tehdit ettiğimiz cezayı sana göstermemiz konusunda bir ölçü belirlemişizdir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 95. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 96. ayet. ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

    idfa` billetî hiye aḥsenü-sseyyieh. naḥnü a`lemü bimâ yeṣifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen (sana yapılan) kötülüğü en güzel biçimde sav. Onların bize neler yakıştırdıklarını iyi biliriz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 96. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 97. ayet. وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

    veḳur rabbi e`ûẕü bike min hemezâti-şşeyâṭîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Rabbim! Şeytan'ın dürtmelerinden sana sığınırım.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 97. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 98. ayet. وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

    vee`ûẕü bike rabbi ey yaḥḍurûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların yanımda olmalarından da sana sığınırım."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 98. ayet

Ölüm, berzah, sûr ve hesap 99–118

  1. Mü'minûn suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 99. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱرْجِعُونِ

    ḥattâ iẕâ câe eḥadehümü-lmevtü ḳâle rabbi-rci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan birine ölüm geldi mi şöyle der: "Rabbim! Beni geri çeviriniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 99. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 100. ayet. لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَٰلِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّآ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَا وَمِن وَرَآئِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    le`allî a`melü ṣâliḥan fîmâ teraktü kellâ. innehâ kelimetün hüve ḳâilühâ. vemiv verâihim berzeḫun ilâ yevmi yüb`aŝûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Terk ettiğim dünyada belki iyi bir iş yaparım". "Hayır asla; o onun söyleyeceği sözdür. Önlerinde yeniden dirilecekleri güne kadar bir engel vardır."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 100. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 101. ayet. فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ

    feiẕâ nüfiḫa fi-ṣṣûri felâ ensâbe beynehüm yevmeiẕiv velâ yetesâelûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sura üfürüldüğünde (kalk borusu çaldığında), aralarında ne bir akrabalık bağı kalır ne de birbirlerini arayıp sorarlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 101. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 102. ayet. فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    femen ŝeḳulet mevâzînühû feülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık kimin iyilikleri ağır basarsa onlar umduklarına kavuşacaklardır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 102. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 103. ayet. وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فِى جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

    vemen ḫaffet mevâzînühû feülâike-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm fî cehenneme ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimin de iyilikleri hafif gelirse onlar da kendi canlarına zarar vermiş olacaklar, Cehennem'de (cezalarını çekerken) ölmeyeceklerdir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 103. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 104. ayet. تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَٰلِحُونَ

    telfeḥu vucûhehümü-nnâru vehüm fîhâ kâliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yüzlerini ateş yalayacak, orada dişleri sırıtır halde olacaklardır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 104. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 105. ayet. أَلَمْ تَكُنْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

    elem tekün âyâtî tütlâ `aleyküm feküntüm bihâ tükeẕẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah Teala şöyle diyecektir: "yanınızda ayetlerim okunuyordu, siz de onlara karşı yalan söyleyip duruyordunuz; değil mi?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 105. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 106. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَآلِّينَ

    ḳâlû rabbenâ galebet `aleynâ şiḳvetünâ vekünnâ ḳavmen ḍâllîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Diyecekler ki, "Rabbimiz! Azgınlığımıza yenik düşmüş, yoldan çıkmış bir topluluk haline gelmiştik.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 106. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 107. ayet. رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ

    rabbenâ aḫricnâ minhâ fein `udnâ feinnâ żâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer aynı şeyi bir daha yaparsak demek ki, gerçekten zalim kimseleriz."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 107. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 108. ayet. قَالَ ٱخْسَـُٔوا۟ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

    ḳâle-ḫseû fîhâ velâ tükellimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah diyecek ki, "Yığılın olduğunuz yere; benimle konuşmayın."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 108. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 109. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْ عِبَادِى يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    innehû kâne ferîḳum min `ibâdî yeḳûlûne rabbenâ âmennâ fagfir lenâ verḥamnâ veente ḫayru-rrâḥimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Kullarımdan bir takımı şöyle dua ederlerdi: "Rabbimiz! Bizi bağışla, bize ikram et, sen ikram edenlerin en iyisisin."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 109. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 110. ayet. فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوْكُمْ ذِكْرِى وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ

    fetteḫaẕtümûhüm siḫriyyen ḥattâ ensevküm ẕikrî veküntüm minhüm taḍḥakûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz de onları işletirdiniz; öyle ki, onlar size, beni hatırlamayı unutturmuştu. Onlara gülüp duruyordunuz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 110. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 111. ayet. إِنِّى جَزَيْتُهُمُ ٱلْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

    innî cezeytühümü-lyevme bimâ ṣaberû ennehüm hümü-lfâizûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sabır göstermelerine karşılık ben de bugün onları ödüllendirdim. Başaranlar onlar oldu.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 111. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 112. ayet. قَٰلَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ

    ḳâle kem lebiŝtüm fi-l'arḍi `adede sinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah onlara, "siz yeryüzünde yıl sayısı olarak ne kadar kaldınız?" diye soracak; onlar da

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 112. ayet

  15. Mü'minûn suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 113. ayet. قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَسْـَٔلِ ٱلْعَآدِّينَ

    ḳâlû lebiŝnâ yevmen ev ba`ḍa yevmin fes'eli-l`âddîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ya bir gün, ya da günün bir kısmı kadar kaldık; onu sayanlara sorabilirsin" diyeceklerdir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 113. ayet

  16. Mü'minûn suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 114. ayet. قَٰلَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    ḳâle il lebiŝtüm illâ ḳalîlel lev enneküm küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah; "Evet pek az kaldınız, keşke bunu o zaman bilseydiniz" diyecektir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 114. ayet

  17. Mü'minûn suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 115. ayet. أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَٰكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

    efeḥasibtüm ennemâ ḫalaḳnâküm `abeŝev veenneküm ileynâ lâ türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne zannetmiştiniz, sizi boşuna mı yaratmıştık; huzurumuza gelmeyecek miydiniz?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 115. ayet

  18. Mü'minûn suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 116. ayet. فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلْمَلِكُ ٱلْحَقُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْكَرِيمِ

    fete`âle-llâhü-lmelikü-lḥaḳḳ. lâ ilâhe illâ hû. rabbü-l`arşi-lkerîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gerçek sultan olan Allah pek yücedir. Ondan başka ilah yoktur. O, değerli Arşın(yönetimin) sahibidir.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 116. ayet

  19. Mü'minûn suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 117. ayet. وَمَن يَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرْهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    vemey yed`u me`a-llâhi ilâhen âḫara lâ bürhâne lehû bihî feinnemâ ḥisâbühû `inde rabbih. innehû lâ yüfliḥu-lkâfirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim elinde hiçbir belge olmadığı halde Allah ile birlikte başka tanrının varlığını iddia ederse onun hesabı Rabbinin katında görülecektir. Şurası bir gerçek ki, o kafirler iflah olmazlar.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 117. ayet

  20. Mü'minûn suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 118. ayet. وَقُل رَّبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    veḳur rabbi-gfir verḥam veente ḫayru-rrâḥimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Rabbim! Bağışla, ikramda bulun; en iyi ikramı sen yaparsın."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 118. ayet