Bakara suresi

Bakara suresi, 76. ayet

Bakara suresi, 76. ayet. وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ قَالُوٓا۟ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا فَتَحَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِۦ عِندَ رَبِّكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

veiẕâ leḳu-lleẕîne âmenû ḳâlû âmennâ. veiẕâ ḫalâ ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍin ḳâlû etüḥaddiŝûnehüm bimâ feteḥa-llâhü `aleyküm liyüḥâccûküm bihî `inde rabbiküm. efelâ ta`ḳilûn.

Diyanet İşleri

Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 73–79 · surenin 76. ayeti / 286

Konu Kitabı tahrif edenler ve "sayılı günler" iddiası Bakara 75–82 3

  1. Bakara 73

    "Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.

  2. Bakara 74

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.

  3. Bakara 75

    Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.

  4. 76

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak kullanıp sizi sustursunlar diye mi, Allah'ın (Tevrat'ta) size bildirdiklerini onlara söylüyorsunuz? (Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?"

  5. Bakara 77

    Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.

  6. Bakara 78

    Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

  7. Bakara 79

    Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların haline! Vay kazandıklarından dolayı onların haline!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

76. Daha sonra Yüce Allah Kitap ehlinin münafıklarının halini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “İman edenler ile karşılaştıklarında: “İman ettik” derler” dilleri ile sözlü olarak -kalplerinde olmadığı halde- iman izhar ederler. “Birbirleri ile baş başa kaldıklarında” yanlarında kendi dindaşlarından başka hiçbir kimse olmadığında birbirlerine: “Allah’ın size açtığını, onu Rabb’inizin huzurunda size karşı delil getirsinler diye mi onlara haber veriyorsunuz?” Yani sizler iman izhar ediyor ve onlara sizin de onlar gibi olduğunuzu haber mi veriyorsunuz? Bu onların elinde sizin aleyhinizde bir delil olacaktı. Zira onlar: Ehli kitap bizim üzerinde olduğumuz yolun hak, kendi yollarının ise batıl olduğunu ikrar ettiler, derler ve bunu Rabbiniz katında aleyhinize delil getirirler. “Akıl erdiremiyor musunuz?” Yani siz aklınızı kullanıp aleyhinize delil olabilecek işi yapmaktan vazgeçmiyor musunuz? Bu onların birbirlerine söyledikleri sözlerdir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yahudilerin hile ve tutarsızlıklarından bir tanesi de; onlardan bazısı Müminlerle karşılaştıklarında Tevrat'ın da şahitlik ettiği gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin gerçekliğini ve risaletinin doğruluğunu itiraf ediyorlardı. Ancak Yahudiler birbirleriyle baş başa kaldıklarında bu itiraflarından dolayı birbirlerini kınıyorlardı. Çünkü Müslümanlar (Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in) peygamberliğinin gerçekliğini itiraf etmelerini onlara delil olarak sunuyordu.

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza zaman
  2. لَقُوا۟ leku rastladıkları kök: لقي
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerle
  4. ءَامَنُوا۟ amenu inanan kök: امن
  5. قَالُوٓا۟ kalu derler kök: قول
  6. ءَامَنَّا amenna inandık kök: امن
  7. وَإِذَا veiza zaman
  8. خَلَا hala yalnız kaldıkları kök: خلو
  9. بَعْضُهُمْ bea'duhum onların bazısı kök: بعض
  10. إِلَىٰ ila -na
  11. بَعْضٍۢ bea'din bazısı- kök: بعض
  12. قَالُوٓا۟ kalu derler kök: قول
  13. أَتُحَدِّثُونَهُم etuhaddisunehum onlara haber mi veriyorsunuz kök: حدث
  14. بِمَا bima şeyleri
  15. فَتَحَ feteha açtığı kök: فتح
  16. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  17. عَلَيْكُمْ aleykum size
  18. لِيُحَآجُّوكُم liyuhaccukum sizin aleyhinizde delil olarak kullansınlar kök: حجج
  19. بِهِۦ bihi onu
  20. عِندَ inde katında kök: عند
  21. رَبِّكُمْ ۚ rabbikum Rabbiniz kök: ربب
  22. أَفَلَا efela
  23. تَعْقِلُونَ tea'kilune Aklınızı kullanmıyor musunuz? kök: عقل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş) · Aynı kök: عقل (49 geçiş)

    Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz. Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz?

  • Aynı kök: فتح (38 geçiş) · Aynı kök: عقل (49 geçiş)

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya…

  • Aynı kök: حدث (36 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve…

  • Aynı kök: حدث (36 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber…

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    "Sığırın bir parçası ile öldürülene vurun" dedik. (Denileni yaptılar ve ölü dirildi.) İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye…

  • Aynı kök: عقل (49 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su…

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş)

    Onlara de ki: "Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin…

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bunlar) müminlerle karşılaştıkları zaman "(Biz de) iman ettik." derler. dipnot 1 Birbirleriyle baş başa kaldıklarında "Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında aleyhinize delil getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz? (Bunları) akıl etmiyor musunuz?" derler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:14; Al-i İmrân 3:119.

Mustafa İslamoğlu

Onlar, iman edenlerle buluştuklarında "iman ettik" derler, birbirleriyle baş başa kaldıklarındaysa (akıl hocaları, "iman ettik" diyenlere) "Rabbinizin katında size karşı bir koz olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açtığı şeyi onlara haber veriyorsunuz? Bu kadarını düşünemiyor musunuz?" derler.

Muhammed Esed

Nitekim, imana ermiş olanlarla buluştuklarında, "(Sizin inandığınız gibi) inanıyoruz!" derler; ama birbirleriyle baş başa kaldıklarında, "Rabbinizin kelamını size karşı koz olarak kullansınlar diye mi Allah'ın size açıkladığı şeyleri onlara haber veriyorsunuz? Aklınızı başınıza toplamayacak mısınız? derler.

Ahmed Hulusi

Bunlar iman edenlerle karşılaştıklarında "iman ettik" derler; sonra da birbirleriyle başbaşa kaldıklarında, "Allah'ın size açtığı hakikati, aleyhinizde delil olarak kullanmaları için mi bunlara anlatıyorsunuz, bunu düşünemiyor musunuz?" derler.

Ali Bulaç

İman edenlerle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: "Allah'ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hala akıllanmayacak mısınız?"

Ali Özek ve heyeti

(Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında «İman ettik» derler. Birbirleriyle baş başa kaldıkları vakit ise: «Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz?» derler.

Ali Rıza Safa

İnanca çağırılanlarla karşılaştıklarında, "İnandık!" derler. Oysa kendi başlarına kaldıklarında, şöyle derler: "Allah'ın size açtığını, Efendinizin katında size karşı kanıt olması için mi onlara anlatıyorsunuz?" Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?

Bayraktar Bayraklı

Münafıklar, müminlerle karşılaştıklarında, "İman ettik" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında ise, "Allah'ın size açtıklarını, Rabbiniz katında sizin aleyhinize delil getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz?" derler.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlarla karşılaşınca, "Gerçeği onayladık" derler; baş başa kaldıklarında ise "Efendiniz katında size karşı delil olarak kullanmaları için, ALLAH'ın size açıkladığını mı onlara anlatıyorsunuz, akletmez misiniz" derler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlarla karşılaşınca, 'İnandık,' derler; başbaşa kaldıklarında ise 'Rabbiniz katında size karşı delil olarak kullanmaları için, ALLAH'ın size açıkladığını mı onlara anlatıyorsunuz, akletmez misiniz,' derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edenlere rasladıklarında: "İnandık" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında da: "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı hakikatı onlara söylüyorsunuz? Aklınız yok mu be!" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem iman edenlere rast geldiklerinde "amenna" derler. Birbirleriyle halvet yaptıklarında da "rabbinizin huzurunda aleyhinize huccet edinsinler diye mi tutup Allahın size açtığı hakikati onlara söylüyorsunuz? aklınız yok mu be?" dediler

Erhan Aktaş

Onlar, İman Edenlerle karşılaştıkları zaman, "Biz de iman ettik." derler. Baş başa kaldıklarında: "Rabb'inizin size açıkladığını, dipnot 1 size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?" derler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tevrat'ta.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, iman edenlerle karşılaştıkları zaman, "Biz de iman ettik." derler. Baş başa kaldıklarında: "Rabb'inizin size açıkladığını dipnot 1 , size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?" derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tevrat'ta.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, iman edenlerle karşılaştıkları zaman, "Biz de iman ettik." derler. Baş başa kaldıklarında: "Rabb'inizin size açıkladığını dipnot 1 , size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz! Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?" derler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tevrat'ta.

Gültekin Onan

İnananlarla karşılaştıklarında "inandık" derler; başbaşa kaldıklarında ise "Tanrı'nın size açıkladığını / açtığını (fetehallahu) rabbiniz katında size (karşı) delil olarak kullanmaları / delil getirmeleri (liyuhacciküm) için mi onlara anlatıyorsunuz / söylüyorsunuz (etuhaddisunehüm)? Akletmez misiniz?" derler.

Hasan Basri Çantay

(Yahudi münafıklar) iman edenlere kavuşdukları zaman "İnandık" derler. Birbirine (dönüb) halvet oldukları vakit ise (aralarındaki ileri gelenler, münafıklık eden arkadaşlarına) "Allahın size açdığı şey'i (Resulüllahın sıfatlarına ve saireye dair Tevratda öğretdiklerini) mü'minler onunla Rabbiniz katında (aleyhinizde) kuvvetli delil getirsinler diye mi onlara söyleyib duruyorsunuz? Buna aklınız ermiyor mu?" derler.

İbni Kesir

Mü'minlerle karşılaştıkları zaman, inandık derlerdi, birbirleriyle baş başa kaldıklarında, Rabbınızın katında, aleyhinde delil göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz, buna aklınız ermiyormu? diye birbirlerini uyarırlardı.

Mehmet Alagaş

(75-79) Onların size iman edeceklerine dair bir beklentiniz mi var? Onlardan bir bölük / bir fırka, Allah’ın konuşmasını / kelamını işitirler, sonra onu akıllarına yatmasına rağmen bildikleri halde bozarlar / tahrif ederler. İman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler , kendilerinden birileri ile buluştuklarında ise Rabbinizin size açtığını , size karşı kesin delil olarak , Rabbinizin yanında kullansınlar diye mi onlarla paylaşıyorsunuz , akletmiyormusunuz? Derler. (Gün gelip te kendi aleyhinize kullanılabilecek bilgileri niye açık ediyorsunuz) Peki onlar, Allah’ın neyi gizleseler ve neyi de alenileştirseler bildiğini bilmiyorlar mı? Onların bazıları kita p bilmeyen ümmilerdir , onlar sadece kuruntuları bilirler ve ancak zannederler. Yazıklar olsun kitabı elleri ile yazdıktan sonra (Yahudi ve Hristiyan kitap yazıcıları) az bir paha karşılığı / maddi menfaat temini için “işte bu da Allah’ın yanındandır” diyenlere , onlara yazıklar olsun elleriyle yazmalarından ötürü, onlara yazıklar olsun kazandıklarından ötürü.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Münafıklar) iman edenlerle karşılaştıkları zaman “İman ettik” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında; "Rabbinizin yanında size karşı delil getirsinler diye mi, Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz?" derlerdi. Bunu akıl etmiyor musunuz?

Süleyman Ateş

İnananlara rastladıkları zaman: "İnandık" derler; birbirleriyle yalnız kaldıkları zaman: "Allah'ın size açtığını onlara söylüyorsunuz ki, onu Rabbiniz katında sizin aleyhinizde delil olarak mı kullansınlar? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" derler.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca "Biz de ona inanıp güvendik!" der, dipnot 1 birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: "Allah'ın size gösterdiği şeyi (Kur'an'ın Tevrat'ı tasdik ettiği gerçeğini) dipnot 2 Rabbinizin katında size karşı delil olarak kullansınlar diye mi onlara söylüyorsunuz? Bu bağı kuramıyor musunuz?"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Çünkü bunlar, ellerindeki Tevrat'ı tasdik eden Kur'an'a inanmak ve onu getiren resule destek vermek zorundadırlar (Bakara 2/41, Al-i İmran 3/3, 81, A'raf 7/157).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın Kitabına inanıp güvenenlerle karşılaşınca "Biz ona güveniriz!" derler. Birbirleriyle baş başa kalınca da şöyle derler: "Allah'ın size gösterdiği şeyi (o Kitabın doğruluğunu) ne diye onlara söylüyorsunuz? Sahibinizin (Rabbinizin) katında size karşı delil getirsinler diye mi? Hiç aklınızı çalıştırmaz mısınız?" dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunlar Muhammed aleyhisselamın son Nebi olduğunu biliyorlar ama başka bir kimsenin bilmesini istemiyorlardı.

Şaban Britch

İman edenlerle karşılaştıkları zaman “İman ettik” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında; "Rabbinizin yanında size karşı delil getirsinler diye mi, Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz?" derlerdi. Bunu akıl etmiyor musunuz?

Şaban Piriş

İnananlarla karşılaştıkları zaman "inandık" derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında: - Rabbiniz'in yanında size karşı delil getirsinler diye mi, Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz? Bunu akıl etmiyor musunuz? derlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

İnanmış olanlarla karşılaştıklarında, "İnandık" derler. Baş başa kaldıklarında ise şöyle konuşurlar: "Allah'ın size açtığını, Rabb'iniz katında sizinle tartışmada kanıt yapsınlar diye onlara söylüyor musunuz? Aklınızı işletmeyecek misiniz?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When they meet the true believers face to face they declare that they have conformed their will to Allah’s. And when they are with their like-minded companions they are reprehended for conversing with the Muslims on Muhammad's mission documented in AL-Tawrah previously when assenting to this truth is against their interest; They say to them: "Do you reveal to the Muslims knowledge Allah entrusted to us so that they use it against us in the venerable, Majestic presence of Allah, your Creator; Have you no sense as to exercise the faculty of reason?"

Abdul Haleem

When they meet the believers, they say, ‘We too believe.’ But when they are alone with each other they say, ‘How could you tell them about God’s revelation [to us]? They will be able to use it to argue against you before your Lord! Have you no sense?’

Abdullah Yusuf Ali

Behold! when they meet the men of Faith, they say: "We believe": But when they meet each other in private, they say: "Shall you tell them what Allah hath revealed to you, that they may engage you in argument about it before your Lord?"- Do ye not understand (their aim)?

Abul A'la Maududi

And when they meet those who believe (in Muhammad) they say: "We too believe in him." But in their intimate meetings they say to one another: “How foolish! Why should you intimate to them what Allah has revealed to you, for they will use it as argument against you before your Lord?” dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    When the Jews talked among themselves they asked their co-religionists to disclose to the Muslims neither the prophesies about the Prophet, nor those verses of the Scriptures on the basis of which they could be reproached for their evil conduct; they thought that the Muslims would make use of scriptural arguments against them before God, and would thus have them pronounced guilty. These were the depths to which Jewish religious decadence had sunk. They were convinced that if they could succeed in concealing their guilt in this world, they would be saved from censure in the Next. For this reason they were asked if they considered God to be unaware of their deeds, either apparent or hidden.

Aisha Bewley

When they meet those who have iman, they say, ‘We have iman. ’ But when they go apart with one another, they say, ‘Why do you speak to them about what Allah has disclosed to you, so they can use it as an argument against you before your Lord? Will you not use your intellect?’

Al-Hilali & Khan

And when they (Jews) meet those who believe (Muslims), they say, "We believe", but when they meet one another in private, they say, "Shall you (Jews) tell them (Muslims) what Allâh has revealed to you [Jews, about the description and the qualities of Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم, that which are written in the Taurât (Torah)][1], that they (Muslims) may argue with you (Jews) about it before your Lord?" Have you (Jews) then no understanding?

Ali Quli Qarai

When they meet the faithful, they say, ‘We believe,’ and when they are alone with one another, they say, ‘Do you recount to them what Allah has revealed to you, so that they may argue with you therewith before your Lord? Do you not apply reason?’

Amatul Rahman Omar

And when they meet those who believe they say, `We (too) have believed. ' But when they go apart one with another they say, `Do you inform them (- the Muslims) what Allâh has disclosed to you, (- of the prophecies in your Scriptures about the Prophet), that they thereby availing themselves of it (- the Scriptures), may prevail upon you in argumentation on the authority of your Lord? Will you not, then, use your reasoning power?'

Arthur John Arberry

And when they meet those who believe, they say 'We believe'; and when they go privily one to another, they say, 'Do you speak to them of what God has revealed to you, that they may thereby dispute with you before your Lord? Have you no understanding?'

Bijan Moeinian

When they (Jews) meet with the believers they say: "We believe [in what you believe. ]" When they get together in private, they say: “Do you not have any sense when you reveal to them what Got has revealed to us? They may present the same proofs against us in front of God.”

E. Henry Palmer

And when they meet those who believe they say, 'We believe,' but when one goes aside with another they say, 'Will ye talk to them of what God has opened up to you, that they may argue with you upon it before your Lord? Do ye not therefore understand?'

Edip-Layth

When they come across those who acknowledge, they say, "We acknowledge!", and when they are alone with each other they say, "Why do you inform them about what God has said to us? Then, they would use it in an argument against us at your Lord. Do you not reason?"

George Sale

And when they meet the true believers, they say, we believe: But when they are privately assembled together, they say, will ye acquaint them with what God hath revealed unto you, that they may dispute with you concerning it in the presence of your Lord? Do ye not therefore understand?

Hamid S. Aziz

Behold, when they meet men of faith they say, "We believe," but when they meet in private they say, "Will you talk to them of what Allah has opened up (revealed) to you, that they may argue with you upon it before your Lord? Do you not therefore understand?"

Mahmoud Ghali

And when they meet (the ones) who have believed, they say, "We have believed (too). " And when they go privately one to another, (Literally: some of them with some others) they say, "Do you discourse with them about what Allah has opened (i.e. granted, revealed) up on you that they may thereby argue with you in the Meeting of your Lord? Would you then not consider?"

Marmaduke Pickthall

And when they fall in with those who believe, they say: We believe. But when they go apart one with another they say: Prate ye to them of that which Allah hath disclosed to you that they may contend with you before your Lord concerning it? Have ye then no sense?

Mohamed Ahmed - Samira

For when they meet the faithful, they say: "We believe;" but when among themselves, they say: "Why do you tell them what the Lord has revealed to you? They will only dispute it in the presence of your Lord. Have you no sense indeed?"

Muhammad Asad

For, when they meet those who have attained to faith. they say, "We believe [as you believe]" - but when they find themselves alone with one another, they say. "Do you inform them of what God has disclosed to you, so that they might use it in argument against you, quoting the words of your Sustainer? Will you not. then, use your reason?"

Mustafa Khattab

When they meet the believers they say, "We believe." But in private they say ˹to each other˺, “Will you disclose to the believers the knowledge Allah has revealed to you,[1] so that they may use it against you before your Lord? Do you not understand?”

Progressive Muslims

And when they come across those who believe, they Say: "We believe!", and when they are alone with each other they Say: "Why do you inform them about what God has said to us Then they would use it in argument against us at your Lord. Do you not understand"

Rashad Khalifa

And when they meet the believers, they say, "We believe," but when they get together with each other, they say, "Do not inform (the believers)of the information given to you by GOD, lest you provide them with support for their argument concerning your Lord. Do you not understand?"

Sahih International

And when they meet those who believe, they say, "We have believed"; but when they are alone with one another, they say, "Do you talk to them about what Allah has revealed to you so they can argue with you about it before your Lord?" Then will you not reason?

Sam Gerrans

And when they meet those who heed warning, they say: “We believe.” But when they are alone with one another, they say: “Do you recount to them what God has revealed to you, that they might argue against you before your Lord?” Will you then not use reason!

Shabbir Ahmed

And when they meet with those who have attained belief, say, "We believe as you believe. " But when they get together with one another, they say, "Do you inform them of that which Allah has disclosed to you, so that they might use it in argument against you? And all this before your Lord! Will you then not use your intellect?"

Syed Vickar Ahamed

And when they meet the men of Faith, they say: "We believe;" But when they meet each other in private, they say: "Shall you tell them what Allah has revealed to you, that they may argue about it before your Lord?" Do you not understand (their aim)?

Taqi Usmani

When they meet those who believe, they say, "We believe." But when some of them meet others in private, they say, “Do you tell them (the Muslims) what Allah has disclosed to you so that they may thereby argue against you before your Lord? Will you, then, not use reason?”

The Monotheist Group

And when they come across those who believe, they say: "We believe!" And when they are alone with each other they say: "Why do you inform them of what God has said to us? Then they would use it in argument against us at your Lord. Do you not comprehend?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 76. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 76. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 76. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩