Diyanet İşleri
Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah'a döndürülür.
Bakara suresi
Bakara suresi, 210. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن يَأْتِيَهُمُ ٱللَّهُ فِى ظُلَلٍ مِّنَ ٱلْغَمَامِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
hel yenżurûne illâ ey ye'tiyehümü-llâhü fî żulelim mine-lgamâmi velmelâiketü veḳuḍiye-l'emr. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.
Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah'a döndürülür.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İki insan tipi ve barışa çağrı Bakara 204–210 3
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.
Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam'a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah'a döndürülür.
İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah'ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır.
İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
210. Bu buyrukta kalpleri yerinden oynatacak şekilde ağır bir tehdit ve bir korkutma vardır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Bu yeryüzünde fesat çıkartmaya çalışan, şeytanın adımlarına uyan ve Allah’ın emrini bir kenara atanlar amellerin karşılığının verileceği günü mü bekliyorlar? O gün öyle dehşetli, öyle zorlu ve öyle korkunç hallerle dolup taşar ki bunlar zalimlerin kalplerini yerinden oynatır ve o gün fesat çıkartmış olanların etrafını en kötü cezalar çepeçevre sarar. Çünkü Yüce Allah o gün gökleri ve yeri dürecektir. Yıldızlar darmadağın olacak, ay ve güneş tor top edilecek, aydınlıkları giderilecektir. Şerefli melekler inecek, insanların etraflarını kuşatacaktır. Yüce ve Allah “buluttan gölgeler içinde” kullarının arasında adil hükmü ile hüküm vermek üzere inecektir. Tartılar kurulacak, amel defterleri açılacaktır. Mutlu kimselerin yüzleri ağaracak, bedbahtların yüzleri ise kararacaktır. Hayır ehli ile şer ehli birbirinden ayırt edilecek ve herkes amelinin karşılığını görecektir. İşte o vakit zalim, gerçek durumunu kavrayarak pişmanlıktan parmaklarını ısıracaktır.
Bu âyet-i kerime ve benzerleri Ehl-i sünnet’in şu görüşünün delilidir: Onlar Allah’ın istivâ/yükselme, nüzul/inme, meci’/gelme gibi ihtiyarî sıfatları olduğunu kabul ederler. Ehl-i sünnet, Yüce Allah’ın kendi zatı hakkında ve Rasulü’nün O’nun hakkında haber verdiği bütün sıfatlara Allah’ın celâl ve azametine yakışır, teşbihsiz ve tahrifsiz bir şekilde kabul ve iman eder. Mutezile, Cehmiyye, Eş’ariyye ve benzeri gibi Allah’ın sıfatlarını iptal eden Muattıla ise aksi bir yol izlemektedir. Onlar, bu gibi sıfatları nefyeder, bu sebepten dolayı da ilgili âyetleri Allah’ın hakkında hiçbir delil indirmediği şekilde tevil ederler. Bu delilsiz tevillerin gerçek mahiyeti ise Yüce Allah’ın ve Rasûlü’nün beyanına yönelik bir çeşit tenkit ve bu konuda hidâyetin kendi ifadeleri ile gerçekleştiği iddiasıdır. Böylelerinin nakli hiçbir delilleri yoktur, hatta aklî delilleri bile yoktur.
Bu tutumu sergileyenlerin naklî delile sahip olamayışlarını şöyle açıklayabiliriz: Bizzat kendileri Kitap ve Sünnet’te varid olan bu kabilden nasların zahirlerinin, hatta sarih ifadelerinin ehl-i sünnet ve’l cemaat mezhebinin doğruluğuna delil teşkil ettiğini ve kendi batıl mezheplerine delil teşkil edebilmesi için zahir anlamlarından uzaklaştırılarak bunlara bir şeyler eklenip onlardan bir şeyler eksiltilmesi gerektiğini itiraf etmişlerdir. Görüldüğü gibi böyle bir şeyi kalbinde zerre ağırlığı kadar iman bulunan bir kimse kabul etmez.
Aklî delile gelince aklen bu sıfatları reddetmeye delalet edecek bir delil yoktur. Aksine akıl failin, bir fiile gücü olmayandan daha mükemmel olduğuna delildir. Yüce Allah’ın gerek kendi zâtına taalluk eden fiilleri (konuşma, inme, gelme, istivâ/yükselme gibi) gerekse de yarattıklarına taalluk eden fiilleri (yaratma, rızıklandırma vb. gibi) kemalin tâ kendisidir. Bu sıfatları kabul etmenin Allah’ı yaratılmışlara benzetmek olduğuna dair batıl iddialara ise şöyle denilir: Sıfatlara dair söylenecek sözler, zata dair söylenen sözlere tabidir. Yüce Allah zatı ile nasıl diğer zatlara benzemez ise, işte öylece sıfatları da başkalarının sıfatlarına benzemez. Çünkü Yüce Allah’ın sıfatları zatına tabidir. Yarattıklarının sıfatları da kendi zatlarına tabidir. Dolayısıyla bu sıfatları Allah hakkında kabul etmenin herhangi bir şekilde teşbihi gerektiren bir tarafı olamaz.
Diğer taraftan kimi sıfatları kabul ederken kimilerini kabul etmeyen yahut isimleri kabul etmekle birlikte sıfatları kabul etmeyen kimselere de şöyle denilir: Ya Yüce Allah’ın kendi hakkında ve Rasûlü’nün de O’nun hakkında haber verdiği sıfatların hepsini kabul etmelisin yahut da hepsini reddetmelisin. Eğer bütün sıfatları reddedecek olursan alemlerin rabbini inkâr etmiş olursun. Bir bölümünü kabul edip bir bölümünü reddetmek ise bir çelişkidir. Çünkü böyle bir tutum kabul edilen sıfatlar ile edilmeyenler arasında ayırım gözetmek demektir. Oysa böyle bir ayırımı gözetmeyi haklı kılacak bir delil yoktur. Bu tutumu izleyen kişi “Benim kabul ettiğim sıfatlar teşbihi gerektirmez” diyecek olursa ehli sünnet ve sıfatları isbat edenler ona derler ki: Senin kabul etmediğin sıfatlar da teşbihi gerektirmez.
Böyle bir kimse: Benim kabul etmediğim sıfatlardan Allah’ın teşbihinden başka bir manayı aklım kavramıyor, diyecek olursa sıfatları tümden reddedenler de şöyle derler: Biz de senin kabul ettiğin sıfatlardan Allah’ın teşbihinden başka bir manayı kavrayamıyoruz. Buna göre bu kanaati taşıyan bir kimsenin sıfatları tümden reddedenlere verdiği cevabın aynısını ehli sünnet ona kabul etmediği sıfatlar hakkında cevap olarak verir. Hülasa Kitap ve sünnetin sabit olduğuna delâlet ettiği herhangi bir şeyi kabul etmeyip nefyeden bir kimse çelişki içerisindedir. Lehine ne şer’i bir delil vardır ne de akli bir delil. Aksine bu tutumu sergileyen bir kişi akıl ile kabul edilene de nakil ile bildirilene de muhalefet etmiş olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şeytanın yollarına uyup hak yolundan sapanlar, Allah Subhanehu'nun kıyamet günü aralarında hükmetmek için, bulut gölgeleriyle birlikte yüceliğine yaraşır bir şekilde gelmesi ve meleklerin, onları her yönden kuşatarak gelmesi dışında bir şey beklemiyorlar. İşte o zaman Allah'ın onlar hakkındaki hükmü uygulanır ve oradan tahliye edilirler. mahlukatın bütün iş ve meseleleri tek olan Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya döner.
Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Nuh'un haberini onlara oku. Hani o, bir vakit kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah'ın ayetleriyle öğüt vermem size ağır…
Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı kök: ظلل (33 geçiş)
Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…
Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı kök: ظلل (33 geçiş)
Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…
Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Bir de dediler ki: "Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!" Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu, sonra da…
Aynı kök: ظلل (33 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Musa, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin. Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu…
Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)
O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar…
Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Hani karşılaştığınız zaman onları gözlerinize az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu ki Allah, olacak bir işi gerçekleştirsin. Bütün…
Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
"Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar, buluttan gölgeler içinde Allah'ın (azap kararının) ve meleklerinin gelmesi ile (hükmün verilip) işin bitirilmesinden başka bir şey mi bekliyorlar! dipnot 1 Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülecektir.
Onlar, Allah'ın meleklerle birlikte bulutların gölgeleri arasından çıkagelmesini mi gözlüyorlar? Bu durumda iş bitirilmiş olurdu: Nihayet bütün işler Allah'a döndürülür.
Bu insanlar, Allah'ın, Kendisini bulutların gölgeleri arasında meleklerle birlikte olanlara göstermesini mi bekliyorlar? Ama (o zaman) her şeye karar verilmiş ve her şey Allah'a döndürülmüş olurdu.
Onlar Allah'ın, yanında meleklerle bulutlar içinden gelip, işlerini bitirmesini mi bekliyorlar! Her oluş Allah'a döndürülür.
Onlar, bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve (azap) emrinin gerçekleşmesini mi gözlüyorlar? Oysa bütün işler Allah'a döner.
Onlar, (kıyâmet günü) ille de buluttan gölgeler içinde Allah’ın ve meleklerinin gelmesini ve işin olup bitmesini mi bekliyorlar ? Halbuki iş bitirilmiştir. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür.
Allah'ın ve meleklerin, buluttan gölgeler içinde kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? Öyle olsaydı, buyruk yerine getirilmiş ve tüm işler Allah'a döndürülmüş olurdu.
Onlar, sadece buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin kendilerine gelmesini bekliyorlar. Ama o zaman her şeye karar verilmiş ve her şey Allah'a döndürülmüş olurdu.
ALLAH'ın ve meleklerin yoğun bulutlar arasından kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? O zaman her şey biterdi ve her şey ALLAH'a döndürülürdü. dipnot 1
ALLAH'ın ve meleklerin yoğun bulutlar arasından kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? O zaman her şey biterdi ve her şey ALLAH'a döndürülürdü.
Onlar, sadece Allah'ın buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte gelmesini ve kendi işlerinin bitirilmesini gözetliyorlar. Oysa bütün işler Allah'a götürülür.
Onlar sade gözetiyorlar ki Allah buluttan gölgelikler içinde meleklerle geliversin de kendilerine iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allaha götürülür
Yoksa onlar, Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinden çıkıp gelmesini ve işlerini bitirmesini mi bekliyorlar? Oysa bütün işler, yalnızca Allah'a döndürülür.
Yoksa onlar, Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinden çıkıp gelmesini ve işlerini bitirmesini mi bekliyorlar? Oysa bütün işler, yalnızca Allah'a döndürülür.
Yoksa onlar, Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinden çıkıp gelmesini ve işlerini bitirmesini mi bekliyorlar? Oysa bütün işler, yalnızca Allah'a döndürülür.
Onlar, bulut gölgeleri içinde Tanrı'nın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve (azap) buyruğunun gerçekleşmesini mi gözlüyorlar? Oysa (bütün) buyruklar Tanrı'ya döner.
Onlar (İslama girmeyenler) ille Allanın, bulutdan gölgeler içinde meleklerle birlikde kendilerine gelivermesine ve işlerinin bitirilivermesine mi bakıyorlar? Halbuki (bütün) işler Allah'a döndürülür.
Onlar; Allah'ın buluttan gölgeler içinde, meleklerle birlikte kendilerine gelivermesini ve işlerini bitirivermesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah'a döndürülür.
(208-210) Ey iman edenler hep birlikte İslam’a girin, şeytanın adımlarının peşinden gitmeyin, O, kesinlikle size apaçık düşmandır, eğer size açıklamalar / beyanatlar gelmesinin ardından da ayağınızı kayarsa şunu bilin ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir, Allah ve meleklerin buluttan gölgeler içinde gelmesini ve işin gerçekleştirilmesini mi gözlüyorlar? İşlerin hepsi Allah’a döndürülür.
Bulut gölgeleri ile birlikte Allah’ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah’a döndürülüp götürülecektir.
Onlar, ille buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler tekrar Allah'a döndürülüp götürülecektir.
Onlar (sözleriyle seni hayran bırakan fesatçılar), Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinde gelmesi ve işlerinin bitirilmesi dışında bir şey mi bekliyorlar. dipnot 1 Bütün işler Allah'a arz edilir.
Allah'ın bulut gölgeleri içinde gelmesini, meleklerin de birlikte gelip işin bitirilmesini dipnot 1 mi bekliyorlar? Zaten bütün işlerin arz edileceği zat Allah'tır.
Bulut gölgeleri ile birlikte Allah’ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah’a döndürülüp götürülecektir.
Bulut gölgeleri içinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah'a döndürülüp götürülecektir.
Onlar, Allah'ın ve meleklerin buluttan gölgeler içinde kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün iş ve oluşlar sonunda Allah'a döndürülür.
Do the unbelievers intend to wait until they distinctly perceive Allah and His angels descending, shaded under a canopy of clouds before they would conform to His blessed will? But when this matter comes to pass, the final Judgement will have been pronounced. To Him, the Ultimate Authority, all affairs, considered for decision, are submitted and executed here and in the Hereafter.
Are these people waiting for God to come to them in the shadows of the clouds, together with the angels? But the matter would already have been decided by then: all matters are brought back to God.
Will they wait until Allah comes to them in canopies of clouds, with angels (in His train) and the question is (thus) settled? but to Allah do all questions go back (for decision).
Are those people (who are not following the Right Path in spite of admonition and instruction) waiting for Allah to come to them in canopies of clouds with a retinue of angels and settle the matter finally? dipnot 1 To Allah shall all matters ultimately be referred.
What are they waiting for but for Allah to come to them in the shadows of the clouds, together with the angels, in which case the matter will have been settled? All matters return to Allah.
Do they then wait for anything other than that Allâh should come to them in the shadows of the clouds and the angels? (Then) the case would be already judged. And to Allâh return all matters (for decision).
Do they await anything but that Allah[’s command] should come to them in the shades of the clouds, with the angels, and the matter be decided [once for all]? And to Allah all matters are returned.
(If the people do not believe even now, ) they look for nothing but that Allâh should come to them (with the threatened punishment) in the shadows of the clouds as well as the angels (to execute His orders) and the matter be settled. And to Allâh are returned all matters (for decisions).
What do they look for, but that God shall come to them in the cloud -- shadows, and the angels? The matter is determined, and unto God all matters are returned.
Do they (the people in doubt) expect that God Himself come down in a dense cloud accompanied with the Angles [so that they believe?] If and when this happens, the matter will already be settled (and it will be too late for the declaration of the belief. ) In any case, eventually every thing will be presented before God for the judgment.
What can they expect but that God should come unto them in the shadow of a cloud, and the angels too? But the thing is decreed, and unto God do things return.
Are they waiting for God to come to them shadowed in clouds with the controllers? The matter would then be finished! To God all matters will return.
Do the infidels expect less than that God should come down to them overshadowed with clouds, and the angels also? But the thing is decreed, and to God shall all things return.
Do they expect that Allah should come unto them in the shadow of a cloud with angels? (Would this settle the question? Or is this the excuse?) But then their case would have been judged already. Unto Allah do all cases return.
Do they look for (nothing) except that Allah will come up to them in the overshadowings of mist, and the Angels? And the Command is accomplished and to Allah (all) the Commands are returned.
Wait they for naught else than that Allah should come unto them in the shadows of the clouds with the angels? Then the case would be already judged. All cases go back to Allah (for judgment).
Are they waiting for God to appear in the balconies of clouds with a host of angels, and the matter to be settled? But all things rest with God in the end.
Are these people waiting, perchance, for God to reveal Himself unto them in the shadows of the clouds, together with the angels - although [by then] all will have been decided, and unto God all things will have been brought back?
Are they waiting for Allah ˹Himself˺ to come to them in the shade of clouds, along with the angels? ˹If He did˺, then the matter would be settled ˹at once˺. And to Allah ˹all˺ matters will be returned ˹for judgment˺.
Are they waiting for God to come to them shadowed in clouds with the Angels The matter would then be finished! And to God all matters will return.
Are they waiting until GOD Himself comes to them in dense clouds, together with the angels? When this happens, the whole matter will be terminated, and to GOD everything will be returned.
Do they await but that Allah should come to them in covers of clouds and the angels [as well] and the matter is [then] decided? And to Allah [all] matters are returned.
Look they save for God to come to them in shadows of the clouds, and the angels? But the matter is concluded, and to God are matters returned.
The opponents of the Clear Verses will make up weird stories, such that Allah would descend from one heaven to the other heaven and then into dark dense clouds, accompanied by winged angels. And then He would decree all matters. Nay! All matters of guidance have been expounded in this Book. Allah is Omnipresent and all actions return to Allah for judgment.
Will they (the non believers) wait until Allah comes to them in canopies of clouds, with angels (in His train) and the question is thus settled? But to Allah all the questions go back (for decision. )
They are looking for nothing (to accept the truth) but that Allah (Himself) comes upon them in canopies of cloud with angels, and the matter is closed. To Allah shall all matters be returned.
Are they waiting for God to come to them shadowed in clouds with the angels? The matter would then be finished! And to God all matters are returned.