Diyanet İşleri
İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.
Bakara suresi · 204–210. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Bakara suresi, 204. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُعْجِبُكَ قَوْلُهُۥ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيُشْهِدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا فِى قَلْبِهِۦ وَهُوَ أَلَدُّ ٱلْخِصَامِ
İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.
İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatı hakkında söyledikleri hoşuna gider; kalbinde olana da Allah'ı şahit tutar. O hasımların en yamanıdır.
İnsanlardan kimi var ki, batılda ölesiye direnen bir hasım olduğu halde, bu dünya hayatı hakkında söylediği söz senin hoşuna gider ve kendi kalbindekini de Allah'ı şahit tutar.
İnsanlardan öylesi var ki, bu dünya hayatı hakkındaki görüşleri senin hoşuna gider; (dahası) kalbindekilere Allah'ı şahit tutar, üstelik tartışmada son derece ustadır.
İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözü senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah'ı da şahit tutar. . . Oysa o, düşmanlarının en yamanıdır.
İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahid getirir; oysa o azılı bir düşmandır.
İnsanlardan (münâfıklardan) öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. Hatta böylesi kalbinde olana (samimi olduğuna dair) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır.
İnsanlardan kimisinin dünya yaşamına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Üstelik yüreğinde olanlara, Allah'ı tanık gösterir. Oysa o, azılı bir düşmandır.
Bazı insanların dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider ve o, kalbindekine Allah'ı da şahit getirir. Halbuki o, hasımların en yamanıdır.
Dünya hayatı hakkında, sözleri senin hoşuna giden bazı kişiler var. Azılı bir düşman olduğu halde kalbinde olana ALLAH'ı tanık tutar.
Dünya hayatı hakkında, sözleri senin hoşuna giden bazı kişiler var. Azılı bir düşman olduğu halde kalbinde olana ALLAH'ı tanık tutar.
İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözü seni imrendirir ve o, kalbindekine Allah'ı şahit tutar. Oysa o, İslam düşmanlarının en azılısıdır.
Nas içinden kimi de vardır ki dünya hayatı hakkında sözleri seni imrendirir bir de kalbindekine Allahı şahid tutar, halbuki o islam hasımlarının en yamanıdır
Kimi insanın, dünya hayatı ile ilgili sözü senin hoşuna gider. Kalbindekine dipnot 1 Allah'ı şahit tutar. Oysaki o düşmanların en azılısıdır.
Kimi insanın, dünya hayatı ile ilgili sözü senin hoşuna gider. Kalbindekine dipnot 1 Allah'ı şahit tutar. Oysaki o düşmanların en azılısıdır.
Kimi insanın, dünya hayatı ile ilgili sözü senin hoşuna gider. Kalbindekine dipnot 1 Allah'ı şahit tutar. Oysaki o düşmanların en azılısıdır.
İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Tanrı'yı şahit getirir. Oysa o azılı bir düşmandır.
İnsanlardan öyle kimse vardır ki, onun (bu) dünya hayaatına aid sözü hoşuna gider ve o, kalbinde olana Allahı şahid getirir. Halbuki o, düşmanların en yamanıdır.
İnsanlardan öylesi vardır ki; dünya hayatına dair sözü senin hoşuna gider. Ve Allah'ı kalbinde olana şahid tutar. Halbuki o, düşmanların en yamanıdır.
(204-207) İnsanlardan birilerinin dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gidiyor. O, kalbinde olanlara Allah’ı da şahit tutar. (Allah kalbime şahit ki der) o kişi, en yaman rakiptir / hasımdır. Sizden ayrılıp dönünce de Arz da bozgunculuk için işe koyulur, ekini ve nesli helak eder, Allah bozgunculuğu sevmez . Allah’tan sakın denildiği zaman da şan ve şerefi / izzeti onu günah edinmeye iter , ona cehennem yeterlidir , ne kötü oturulan yerdir. İnsanlardan kimileri de var ki nefsini Allah’ın hoşnutluğunu / rızasını elde etmek için satılığa çıkarır, Allah kullarına çok şefkatlidir / sevecendir.
İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında konuştuklarında bu senin hoşuna gider. Hatta böylesi kalbindekilerine (samimi olduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır.
İnsanlardan öylesi var ki, dünya hayatına dair sözü, senin hoşuna gider. Kalbinde olan (samimi düşüncelerini söylediğin)e Allah'ı şahid tutar. Oysa o, hasımların en yamanıdır.
İnsanlardan öylesi vardır ki dünya hayatıyla ilgili sözleri seni hayran bırakır. Kalbinde olana da Allah'ı şahit tutar. Aslında o, en azılı düşmandır. dipnot 1
İnsanlardan öylesi var ki dünya hayatıyla ilgili sözleri seni hayran bırakır. İçinde olana da Allah'ı şahit tutar ama aslında o, yaman bir düşmandır.
İnsanlardan öyleleri vardır ki, dünya hayatı hakkında konuştuklarında bu senin hoşuna gider. Hatta böylesi kalbindekilerine (doğru diye) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır
İnsanlardan dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı bir düşman iken, kalbinde olana Allah'ı şahit tutan,
İnsanlardan öylesi vardır ki, onun dünya hayatına ilişkin sözü senin hoşuna gider ve o, kalbindekine Allah'ı tanık tutar. Oysa ki o, düşmanların en yamanıdır.
Bakara suresi, 205. ayet. وَإِذَا تَوَلَّىٰ سَعَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَ ٱلْحَرْثَ وَٱلنَّسْلَ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْفَسَادَ
O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
O dönüp gittiğinde (veya bir yetki sahibi olduğunda) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekinleri ve nesli yok etmek (bozmak) için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.
Eline yetki geçtiği zaman da yeryüzünde fesat çıkarmaya, insanın ürününü ve neslini yok etmeye çalışır: Ama Allah fesadı sevmez.
Ancak hakimiyeti eline alır almaz yeryüzünde fesat çıkarmaya, (insanın) ürünü(nü) ve nesli(ni) yok etmeye çalışır; Allah fesadı sevmez.
O dönüp gittiği zaman arzda fesat çıkarmaya, insanın ürününü ve neslini mahvetmeye koşar. Allah fesadı sevmez.
O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez.
O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.
İş başına geçtiğinde, yeryüzünde bozgunculuk yapmak, ürünü ve kuşağı yok etmek için uğraşır. Oysa Allah, bozgunculuk yapanları sevmez.
O/münafık, bir iş başına geçtiğinde, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, kültürü ve nesli helak etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.
Dönüp gidince, yeryüzünde bozgunculuk yapmak, malı ve nesli yok etmek için çabalar. ALLAH bozgunculuğu sevmez.
Dönüp gidince, yeryüzünde bozgunculuk yapmak, malı ve nesli yok etmek için çabalar. ALLAH bozgunculuğu sevmez.
İş başına geçtiğinde yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli yok etmek için didinir. Allah da bozgunculuğu sevmez.
İş başına geçti mi yer yüzünde içine kadar fesad vermek ve hars-ü nesli helak etmek için sa'yeder Allah da fesadı sevmez
Senden ayrılınca, dipnot 1 yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ürünü ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
Senden ayrılınca dipnot 1 , yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ürünü ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
Senden ayrılınca dipnot 1 , yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ürünü ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
O, iş başına geçti mi (veya: sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Tanrı ise bozgunculuğu sevmez.
O, yer yüzünde iş başına geçdi mi orada fesad çıkarmıya, ekini ve zürriyeti kökünden kurutmıya koşar. Allah fesadı sevmez.
Ve o, yanından ayrılınca yeryüzünde fesad çıkarmaya, harsı ve nesli yok etmeye çalışır. Allah fesadı sevmez.
(204-207) İnsanlardan birilerinin dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gidiyor. O, kalbinde olanlara Allah’ı da şahit tutar. (Allah kalbime şahit ki der) o kişi, en yaman rakiptir / hasımdır. Sizden ayrılıp dönünce de Arz da bozgunculuk için işe koyulur, ekini ve nesli helak eder, Allah bozgunculuğu sevmez . Allah’tan sakın denildiği zaman da şan ve şerefi / izzeti onu günah edinmeye iter , ona cehennem yeterlidir , ne kötü oturulan yerdir. İnsanlardan kimileri de var ki nefsini Allah’ın hoşnutluğunu / rızasını elde etmek için satılığa çıkarır, Allah kullarına çok şefkatlidir / sevecendir.
Senin yanından ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.
Dönüp gitti mi (veya iş başına geçti mi) yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır; Allah da bozgunculuğu sevmez.
Yanından ayrılınca dipnot 1 yeryüzündeki düzeni bozmaya, kaynakları dipnot 2 ve nesli yok etmeye çalışır. Allah düzenin dipnot 3 bozulmasını istemez.
Eline fırsat geçince tabiatı bozmaya, kaynakları ve nesilleri etkisizleştirmeye dipnot 1 çalışır. Allah tabii düzenin (tabiatın) bozulmasını istemez.
İş başına geçince/senin yanından ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.
İş başına geçince yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışan kimseler vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.
Yanından ayrıldığında/işbaşına geçtiğinde yeryüzünde fesat çıkarmak, ekini ve nesli yok etmek için işe koyulur. Oysaki Allah, fesadı sevmez.
Bakara suresi, 206. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُ ٱتَّقِ ٱللَّهَ أَخَذَتْهُ ٱلْعِزَّةُ بِٱلْإِثْمِ فَحَسْبُهُۥ جَهَنَّمُ وَلَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ
Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
Böylesine "Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) ol!" denince, gurur(u) kendisini günaha sevk eder. (Ceza olarak) ona cehennem yeter. O ne kötü bir yataktır!
Kendisine ne zaman "Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!" dense, kibir ve gururu onu günaha sürükler. İşte böylesine cehennem yeter, ne kötü konaktır orası!
Kendisine ne zaman "Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!" dense, yersiz gururu onu günaha sevk eder: Böylelerinin payına cehennem düşecektir; ne kötü bir konaklama yeridir orası!
Ona: "Allah'tan (yaptıklarının sonucunu yaşatacağı için) korun" denildiğinde, benliği onu suça sürükler. İşte onun hakkından cehennem gelir. Cidden çok kötü yataktır o!
Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o.
Böylesine «Allah’tan kork!» denilince benlik ve gurur kendisini günaha sevkeder. (Ceza ve azap olarak) ona cehennem yeter. O ne kötü yerdir!
"Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşı!" denildiğinde, büyüklük övüncü, onu, suç işlemeye sürükler. Artık, cehennem ona yeter. Gerçekten, ne kötü bir yataktır.
Bu insana, "Allah'tan sakın" denilince, gururu kendisini günaha sevkeder. Ona cehennem yeter. O ne kötü bir yerdir!
Kendisine "ALLAH'ı dinle" dendiğinde kibir ve gurur içinde hiddetlenir. Onun hakkından cehennem gelir; ne kötü bir meskendir!
Kenidisine 'ALLAH'ı dinle,' dendiğinde kibir ve gurur içinde hiddetlenir. Onun hakkından cehennem gelir; ne kötü bir meskendir!
Ona: "Allah'tan kork!" denildiği zaman da gururu kendisini daha çok günaha iter. Cehennem de onun hakkından gelir. O, gerçekten ne kötü yataktır.
Ona "Allahdan kork" denildiği zaman da kendisini günah ile onur tutar, Cehennem de onun hakkından gelir, cidden ne fena yataktır o
Ona, "Allah'a karşı takvalı ol." dendiği zaman, kendisini üstün görmesi onu günaha sevk eder. İşte böylesine Cehennem yeter. O, ne kötü bir döşektir!
Ona, "Allah'a karşı takvalı ol." dendiği zaman, kendisini üstün görmesi onu günaha sevk eder. İşte böylesine Cehennem yeter. O, ne kötü bir döşektir!
Ona, "Allah'a karşı takvalı dipnot 1 ol." dendiği zaman, üstünlük gururu, kendisini günaha sevk eder. İşte böylesine Cehennem yeter. O, ne kötü bir döşektir!
Ona: "Tanrı'dan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter. Ne kötü bir yataktır o.
Ona: "Allahdan kork" denildiği zaman izzet (-i nefsi, cahilane kibr) i kendisini (daha ziyade) günah işlemeye götürür. İşte öylesine cehennem yetişir. O, hakıykat ne kötü yatakdır!..
Ona; Allah'tan kork, denilince, gururu kendisini günaha sürükler. İşte ona cehennem yeter. O; ne kötü bir yataktır.
(204-207) İnsanlardan birilerinin dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gidiyor. O, kalbinde olanlara Allah’ı da şahit tutar. (Allah kalbime şahit ki der) o kişi, en yaman rakiptir / hasımdır. Sizden ayrılıp dönünce de Arz da bozgunculuk için işe koyulur, ekini ve nesli helak eder, Allah bozgunculuğu sevmez . Allah’tan sakın denildiği zaman da şan ve şerefi / izzeti onu günah edinmeye iter , ona cehennem yeterlidir , ne kötü oturulan yerdir. İnsanlardan kimileri de var ki nefsini Allah’ın hoşnutluğunu / rızasını elde etmek için satılığa çıkarır, Allah kullarına çok şefkatlidir / sevecendir.
Ona, Allah’tan kork, denince gururu kendisine günah işletir. Ona Cehennem yeter. Gerçekten (orası, varılacak) yerin en kötüsüdür.
Ona: "Allah'tan kork!" dense gururu, kendisini günaha sürükler. Artık ona cehennem yetişir; ne kötü bir yataktır o!..
Ona: "Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakın!" denince de günahıyla üstünlük taslar. dipnot 1 Onun hakkından cehennem gelir. Orası gerçekten ne kötü bir istirahat yeridir! dipnot 2
Ona: "Allah'tan çekin!" denince günahıyla övünmeye başlar dipnot 1 . Onun hakkından cehennem gelir. Ne kötü yataktır o!
Ona: Allah’tan kork, denince gururu kendisine günah işletir. Ona cehennem yeter. Gerçekten (orası, varılacak) yerin en kötüsüdür.
Ona: -Allah'tan kork, denince gururu kendisine günah işletir. Ona cehennem yeter. Gerçekten (orası, varılacak) yerin en kötüsüdür.
Ona, "Allah'tan kork" dendiğinde, gurur kendisini günaha götürür. Böylesine, cehennem yeter. Gerçekten ne kötü yataktır o.
Bakara suresi, 207. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْرِى نَفْسَهُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.
İnsanlardan öylesi de var ki Allah'ın rızasını kazanmak için kendini (servetini) satar (feda eder). Allah kullara çok şefkatlidir. dipnot 1
İnsanlardan kimi de var ki Allah rızasını kazanmak için kendisini (vakfeder). Allah ise kullarına karşı hep şefkatlidir.
Ama insanlar arasında öylesi de var ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendisini feda eder: Allah ise, kullarına karşı daima şefkatlidir.
İnsanlardan öyle kimse de vardır ki, Allah rızasının kendisinde açığa çıkması için nefsini (benliğini) feda eder! Allah, kullarının hakikatinden Rauf olarak açığa çıkar.
İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah'ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.
İnsanlardan öyleleri de var ki, Allah'ın rızasını almak için kendini ve malını feda eder. Allah, kullarına karşı çok şefkatlidir.
İnsanlardan kimisi de Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için kendisini gözden çıkarır. Zaten Allah, kullarına karşı, Sevecendir.
Ama insanlar arasında bazıları da var ki, Allah'ın rızasını kazanmak için benliğini feda eder. Allah da kullarına çok şefkatlidir.
Halktan öylesi de var ki kendini ALLAH'ın rızasını kazanmaya adar. ALLAH kullarına çok şefkatlidir.
Halktan öylesi de var ki kendini ALLAH'ın rızasını kazanmaya adar. ALLAH kullarına çok şefkatlidir.
Yine insanlar arasında kimi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendisini feda eder. Allah ise kullarına çok şefkatlidir.
Yine nas içinden kimi de vardır ki, Allahın rızasına ermek için kendini feda eder, Allah ise kullarına çok refetlidir
Kimi insanlar da kendisini Allah'ın rızasını kazanmaya adar. Allah, kullarına karşı Çok Şefkatli'dir.
Kimi insanlar da kendisini Allah'ın rızasını kazanmaya adar. Allah, kullarına karşı Çok Şefkatli'dir.
Kimi insanlar da kendisini Allah'ın rızasını kazanmaya adar. Allah, kullarına karşı Çok Şefkatli'dir.
İnsanlardan öylesi de var ki, Tanrı'nın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Tanrı, kullarına karşılık şefkatli olandır.
İnsanlardan öyle kimse de vardır ki Allahın rızasını isteyerek nefsini satın alır. Allah kullarına çok merhametlidir.
İnsanlardan öylesi de vardır ki; kendisini Allah'ın rızasına satar. Ve Allah, kullarına çok merhametlidir.
(204-207) İnsanlardan birilerinin dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gidiyor. O, kalbinde olanlara Allah’ı da şahit tutar. (Allah kalbime şahit ki der) o kişi, en yaman rakiptir / hasımdır. Sizden ayrılıp dönünce de Arz da bozgunculuk için işe koyulur, ekini ve nesli helak eder, Allah bozgunculuğu sevmez . Allah’tan sakın denildiği zaman da şan ve şerefi / izzeti onu günah edinmeye iter , ona cehennem yeterlidir , ne kötü oturulan yerdir. İnsanlardan kimileri de var ki nefsini Allah’ın hoşnutluğunu / rızasını elde etmek için satılığa çıkarır, Allah kullarına çok şefkatlidir / sevecendir.
İnsanlar arasında, Allah’ın rızasını kazanmak için canını feda edenler vardır. Allah kullarına karşı çok merhametlidir.
İnsanlardan öylesi var ki, kendisini Allah'ın rızasın(ı kazanmay)a satar. Allah da kullar(ın)a çok şefkatlidir.
İnsanlardan öylesi de var ki Allah'ın rızasını kazanmak için canını verir. dipnot 1 Allah böyle kullarına karşı çok şefkatlidir.
İnsanlardan öylesi de var ki Allah'ın rızasını kazanmak için canını verir. Allah böyle kullarına karşı çok şefkatlidir.
İnsanlar arasında, Allah’ın rızasını kazanmak için canını verenler/feda edenler vardır. Allah kullarına karşı çok merhametlidir.
İnsanlar arasında, Allah'ın rızasını kazanmak için canını verenler vardır. Allah kullarına karşı şefkatlidir.
İnsanlardan öylesi de vardır ki, benliğini Allah'ın hoşnutluğunu elde etmeye satar. Allah, kullarına karşı Rauf'tur, çok şefkatlidir.
Bakara suresi, 208. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱدْخُلُوا۟ فِى ٱلسِّلْمِ كَآفَّةً وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam'a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
Ey iman edenler! Hep birden barışa girin! Şeytanın adımlarını izlemeyin! dipnot 1 Şüphesiz ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Ey iman edenler! Hep birlikte teslimiyet yoluna girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin! Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey imana ermiş olanlar! Allah'a kendinizi tam olarak teslim edin ve şeytanın ardından gitmeyin, zira o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey iman edenler, hepiniz teslimiyete girin, şeytanın (kendini yalnızca beden kabul ettiren düşüncenin) adımlarına uymayın. Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
Ey iman edenler! Hep birden İslâm'a girin. Sakın şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey inanca çağırılanlar! Tümünüz birlikte teslim olun ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Aslında, o, apaçık düşmanınızdır.
Ey iman edenler! Hepiniz birden barışa giriniz! Sakın şeytanın peşinden gitmeyiniz. Çünkü o size apaçık bir düşmandır.
Gerçeği onaylayanlar, tümüyle teslim olun. Sapkının adımlarını izlemeyin; çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
İnananlar, tümüyle teslim olun. Şeytanın adımlarını izlemeyin; çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey iman edenler, topluca barışa girin ve şeytanın adımlarına uymayın; çünkü o, sizin aranızı açan belli bir düşmandır.
Ey o bütün iman edenler! kaffeten silme girin de Şeytan adımlarına uymayın çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır
Ey İman Edenler! Bir bütün olarak dipnot 1 Silm'e dipnot 2 girin. Şeytanın izinden gitmeyin. Kuşkusuz o, sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey iman edenler! Bir bütün olarak dipnot 1 Silm'e dipnot 2 girin. Şeytanın izinden gitmeyin. Kuşkusuz o, sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey iman edenler! Hep birlikte Silm'e dipnot 1 girin. Şeytanın izinden gitmeyin. Kuşkusuz o, sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey inananlar, hepiniz topluca islama girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin; çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey iman edenler, hep birden sulh-u selama girin. Şeytanın adımları ardına düşmeyin. Çünkü o, sizin apaçık bir düşmanınızdır.
Ey iman edenler; hep birden barışa girin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü O, siziniçin apaçık bri düşmandır.
(208-210) Ey iman edenler hep birlikte İslam’a girin, şeytanın adımlarının peşinden gitmeyin, O, kesinlikle size apaçık düşmandır, eğer size açıklamalar / beyanatlar gelmesinin ardından da ayağınızı kayarsa şunu bilin ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir, Allah ve meleklerin buluttan gölgeler içinde gelmesini ve işin gerçekleştirilmesini mi gözlüyorlar? İşlerin hepsi Allah’a döndürülür.
Ey iman edenler! Hep birden İslam dinine tümüyle eksiksiz girin, Şeytan'ın adımlarına uymayın! O sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey inananlar, hepiniz birlikte islama (veya barışa) girin, şeytanın adımlarını izlemeyin, çünkü o size apaçık düşmandır.
Ey inanıp güvenenler! (Rabbinize karşı) tam bir teslimiyet içinde olun! dipnot 1 Şeytanın izinden gitmeyin! Çünkü o, sizin için açık bir düşmandır.
Ey iman edenler, tam bir teslimiyet içine girin! Şeytanın izinden gitmeyin! O sizin için açık düşmandır.
Ey iman edenler! Hep birden islam dinine tümüyle eksiksiz girin, şeytanın adımlarına uymayın! O sizin apaçık düşmanınızdır.
- Ey iman edenler! Hep birden kurtuluşa girin, şeytana ayak uydurmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey iman sahipleri! Hepiniz toptan barış içine girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Bakara suresi, 209. ayet. فَإِن زَلَلْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْكُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ
Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Size (hakikate dair) apaçık deliller geldikten sonra (barıştan) sapar, (şeytanın adımlarını izler)seniz, iyi bilin ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir. dipnot 1
Eğer hakikatin apaçık belgeleri size geldikten sonra ayaklarınız kayarsa, Allah'ın her işinde mükemmel olduğunu, her hükmünde tam isabet kaydettiğini unutmayın!
Ve eğer hakikatin bütün delilleri size geldikten sonra tökezlerseniz, bilin ki, Allah kudret ve hikmet sahibidir.
Eğer size bunca apaçık deliller geldikten sonra yine de kayarsanız, iyi bilin ki Allah Aziyz'dir (yaptığınızın sonucunu karşı konulmaz kudretiyle yaşatır), Hakiym'dir.
Size, apaçık belgeler (ayetler) geldikten sonra yine ayağınız kayarsa, bilin ki Allah, gerçekten üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Size (Kur'an ve Sünnet gibi) apaçık deliller geldikten sonra, eğer haktan saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.
Size açık kanıtlar geldikten sonra, tutumunuzu yine değiştirirseniz; iyi bilin ki, Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.
Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer barıştan ayrılırsanız, biliniz ki, Allah kudret ve hikmet sahibidir.
Size apaçık deliller gelmesine rağmen doğru yoldan kayarsanız, bilesiniz ki ALLAH Üstündür, Bilgedir.
Size apaçık deliller gelmesine rağmen doğru yoldan kayarsanız, bilesiniz ki ALLAH Üstündür, Bilgedir.
Sizlere bunca açık deliller geldikten sonra yine kayarsanız iyi biliniz ki, Allah çok onurlu bir hikmet sahibidir.
Size bunca beyyineler geldikten sonra yine kayarsanız eyi bilin ki Allah çok onurlu bir hakimdir
Size gelen açık kanıtlara rağmen yine de ayağınız kayarsa, dipnot 1 şunu iyi bilin ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Size gelen açık kanıtlara rağmen yine de ayağınız kayarsa dipnot 1 , şunu iyi bilin ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Size gelen açık kanıtlara rağmen yine de ayağınız kayarsa, şunu iyi bilin ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Size apaçık ayetler geldikten sonra yine ayağınız kayarsa, bilin ki Tanrı gerçekten üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Size bunca aşikar deliller geldikten sonra yine kayarsanız bilin ki şübhesiz Allah mutlak gaalibdir. (Sununda) tam hikmet saahibidir.
Size apaçık deliller geldikten sonra yine kayarsanız; bilin ki Allah, şüphesiz Aziz'dir. Hakim'dir.
(208-210) Ey iman edenler hep birlikte İslam’a girin, şeytanın adımlarının peşinden gitmeyin, O, kesinlikle size apaçık düşmandır, eğer size açıklamalar / beyanatlar gelmesinin ardından da ayağınızı kayarsa şunu bilin ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir, Allah ve meleklerin buluttan gölgeler içinde gelmesini ve işin gerçekleştirilmesini mi gözlüyorlar? İşlerin hepsi Allah’a döndürülür.
Eğer size apaçık deliller geldiği halde yine de hata ederseniz, bilin ki Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.
Size açık açık deliller geldikten sonra yine (hak yoldan) kayarsanız, bilin ki Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Açık ayetler size geldikten sonra ayağınız kayarsa bilin ki Allah daima üstün olan ve bütün kararları doğru olandır. dipnot 1
Her şeyi açıkça ortaya koyan ayetler geldikten sonra yan çizerseniz, bilin ki üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.
Size apaçık deliller geldikten sonra saparsanız, bilin ki Allah güçlüdür, Hakîm'dir.
Size belgeler geldikten sonra saparsanız, bilin ki Allah güçlüdür, hakimdir.
Size apaçık deliller geldikten sonra yine yan çizerseniz, şunu bilin ki Allah, tüm yüceliklerin, tüm hikmetlerin sahibidir.
Bakara suresi, 210. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن يَأْتِيَهُمُ ٱللَّهُ فِى ظُلَلٍ مِّنَ ٱلْغَمَامِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah'a döndürülür.
Onlar, buluttan gölgeler içinde Allah'ın (azap kararının) ve meleklerinin gelmesi ile (hükmün verilip) işin bitirilmesinden başka bir şey mi bekliyorlar! dipnot 1 Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülecektir.
Onlar, Allah'ın meleklerle birlikte bulutların gölgeleri arasından çıkagelmesini mi gözlüyorlar? Bu durumda iş bitirilmiş olurdu: Nihayet bütün işler Allah'a döndürülür.
Bu insanlar, Allah'ın, Kendisini bulutların gölgeleri arasında meleklerle birlikte olanlara göstermesini mi bekliyorlar? Ama (o zaman) her şeye karar verilmiş ve her şey Allah'a döndürülmüş olurdu.
Onlar Allah'ın, yanında meleklerle bulutlar içinden gelip, işlerini bitirmesini mi bekliyorlar! Her oluş Allah'a döndürülür.
Onlar, bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve (azap) emrinin gerçekleşmesini mi gözlüyorlar? Oysa bütün işler Allah'a döner.
Onlar, (kıyâmet günü) ille de buluttan gölgeler içinde Allah’ın ve meleklerinin gelmesini ve işin olup bitmesini mi bekliyorlar ? Halbuki iş bitirilmiştir. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülür.
Allah'ın ve meleklerin, buluttan gölgeler içinde kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? Öyle olsaydı, buyruk yerine getirilmiş ve tüm işler Allah'a döndürülmüş olurdu.
Onlar, sadece buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin kendilerine gelmesini bekliyorlar. Ama o zaman her şeye karar verilmiş ve her şey Allah'a döndürülmüş olurdu.
ALLAH'ın ve meleklerin yoğun bulutlar arasından kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? O zaman her şey biterdi ve her şey ALLAH'a döndürülürdü. dipnot 1
ALLAH'ın ve meleklerin yoğun bulutlar arasından kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? O zaman her şey biterdi ve her şey ALLAH'a döndürülürdü.
Onlar, sadece Allah'ın buluttan gölgelikler içinde meleklerle birlikte gelmesini ve kendi işlerinin bitirilmesini gözetliyorlar. Oysa bütün işler Allah'a götürülür.
Onlar sade gözetiyorlar ki Allah buluttan gölgelikler içinde meleklerle geliversin de kendilerine iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allaha götürülür
Yoksa onlar, Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinden çıkıp gelmesini ve işlerini bitirmesini mi bekliyorlar? Oysa bütün işler, yalnızca Allah'a döndürülür.
Yoksa onlar, Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinden çıkıp gelmesini ve işlerini bitirmesini mi bekliyorlar? Oysa bütün işler, yalnızca Allah'a döndürülür.
Yoksa onlar, Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinden çıkıp gelmesini ve işlerini bitirmesini mi bekliyorlar? Oysa bütün işler, yalnızca Allah'a döndürülür.
Onlar, bulut gölgeleri içinde Tanrı'nın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve (azap) buyruğunun gerçekleşmesini mi gözlüyorlar? Oysa (bütün) buyruklar Tanrı'ya döner.
Onlar (İslama girmeyenler) ille Allanın, bulutdan gölgeler içinde meleklerle birlikde kendilerine gelivermesine ve işlerinin bitirilivermesine mi bakıyorlar? Halbuki (bütün) işler Allah'a döndürülür.
Onlar; Allah'ın buluttan gölgeler içinde, meleklerle birlikte kendilerine gelivermesini ve işlerini bitirivermesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler Allah'a döndürülür.
(208-210) Ey iman edenler hep birlikte İslam’a girin, şeytanın adımlarının peşinden gitmeyin, O, kesinlikle size apaçık düşmandır, eğer size açıklamalar / beyanatlar gelmesinin ardından da ayağınızı kayarsa şunu bilin ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir, Allah ve meleklerin buluttan gölgeler içinde gelmesini ve işin gerçekleştirilmesini mi gözlüyorlar? İşlerin hepsi Allah’a döndürülür.
Bulut gölgeleri ile birlikte Allah’ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah’a döndürülüp götürülecektir.
Onlar, ille buluttan gölgeler içinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Halbuki bütün işler tekrar Allah'a döndürülüp götürülecektir.
Onlar (sözleriyle seni hayran bırakan fesatçılar), Allah'ın ve meleklerin bulut gölgeleri içinde gelmesi ve işlerinin bitirilmesi dışında bir şey mi bekliyorlar. dipnot 1 Bütün işler Allah'a arz edilir.
Allah'ın bulut gölgeleri içinde gelmesini, meleklerin de birlikte gelip işin bitirilmesini dipnot 1 mi bekliyorlar? Zaten bütün işlerin arz edileceği zat Allah'tır.
Bulut gölgeleri ile birlikte Allah’ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah’a döndürülüp götürülecektir.
Bulut gölgeleri içinde Allah'ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah'a döndürülüp götürülecektir.
Onlar, Allah'ın ve meleklerin buluttan gölgeler içinde kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar? Bütün iş ve oluşlar sonunda Allah'a döndürülür.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.