Bakara suresi

Bakara suresi, 42. ayet

Bakara suresi, 42. ayet. وَلَا تَلْبِسُوا۟ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُوا۟ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

velâ telbisü-lḥaḳḳa bilbâṭili vetektümü-lḥaḳḳa veentüm ta`lemûn.

Diyanet İşleri

Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 39–45 · surenin 42. ayeti / 286

Konu İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun Bakara 40–46 3

  1. Bakara 39

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  2. Bakara 40

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.

  3. Bakara 41

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.

  4. 42

    Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

  5. Bakara 43

    Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

  6. Bakara 44

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

  7. Bakara 45

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

42. “Hakkı batılla bulayıp” yani karıştırıp “bile bile hakkı gizlemeyin.” Böylelikle onlara iki şeyi yasaklamaktadır: Hakka batılı karıştırmak ve hakkı gizlemek. Çünkü Kitab ve ilim ehlinden beklenen, hakkı batıldan ayırt etmek ve hakkı da açıkça ortaya koymaktır ki hidâyet bulmak isteyenler bununla doğru yolu bulsunlar, sapıtmış olanlar sapıklıklarından dönsünler ve inat edenlere karşı da delil ortaya konulmuş olsun. Çünkü Yüce Allah hakkı batıldan ayırt etsin ve günahkârların izledikleri yollar açık seçik ortaya çıksın diye apaçık delillerini açıklamış ve âyetlerini de etraflı bir şekilde izah etmiştir. İlim ehlinden olup bunlar ile amel eden kimseler, Peygamberlerin halifeleri ve ümmetlerin hidâyet önderleridir. Batılı hakka karıştırarak birini diğerinden -bile bile- ayırt etmeyenler, bildiği ve açıklamakla emrolunduğu halde hakkı gizleyenler ise Cehennem’e çağıranlardır. Çünkü insanlar dinleri ile ilgili hususlarda kendi âlimlerinden başkalarına uymazlar. İşte siz de kendiniz için bu iki halden birisini seçin. Daha sonra Yüce Allah onlara şunu emretmektedir:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Resullerime indirdiğim- hakkı, atmış olduğunuz yalanlarla karıştırmayın. Emin ve kesin olarak onu bildiğiniz halde kitaplarınızda gelen Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hak olan vasıflarını gizlemeyin.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la
  2. تَلْبِسُوا۟ telbisu ve katıştırmayın kök: لبس
  3. ٱلْحَقَّ l-hakka gerçeği kök: حقق
  4. بِٱلْبَـٰطِلِ bil-batili batılla kök: بطل
  5. وَتَكْتُمُوا۟ ve tektumu ve gizlemeyin kök: كتم
  6. ٱلْحَقَّ l-hakka hakkı kök: حقق
  7. وَأَنتُمْ veentum siz
  8. تَعْلَمُونَ tea'lemune bildiğiniz halde kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كتم (21 geçiş) · Aynı kök: لبس (23 geçiş) · Aynı kök: بطل (36 geçiş)

    Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

  • Aynı kök: كتم (21 geçiş)

    Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…

  • Aynı kök: كتم (21 geçiş)

    Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.

  • Aynı kök: لبس (23 geçiş)

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

  • Aynı kök: لبس (23 geçiş)

    Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk.

  • Aynı kök: لبس (23 geçiş)

    De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş)

    Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Hakkı batılla karıştırmayın ve bildiğiniz halde hakkı gizlemeyin!

Muhammed Esed

Hakkı batıl ile örtüp bile bile gizlemeyin.

Ahmed Hulusi

Gerçeği (Hakk'ı), aslı olmayana (batıla) karıştırmayın! Bildiğiniz halde gerçeği gizliyorsunuz!

Ali Bulaç

Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz.

Ali Özek ve heyeti

Bilerek hakkı bâtıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.

Ali Rıza Safa

Gerçeği, gerçeğe aykırı olanla karıştırmayın. Çünkü siz biliyorsunuz.

Bayraktar Bayraklı

Bilerek hakkı batıl ile karıştırmayınız ve hakkı gizlemeyiniz.

Edip Yüksel

Bile bile gerçeği yanlış ile karıştırmayın, gerçeği gizlemeyin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bile bile gerçeği yanlış ile karıştırmayın, gerçeği gizlemeyin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin!

Elmalılı Hamdi Yazır

hakkı batılla bulayıp da bile bile hakkı gizlemeyin

Erhan Aktaş

"Hakk'ı dipnot 1 Batıl'la dipnot 2 " karıştırıp, bile bile "Hakk'ı" gizlemeyin.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Kesin gerçek olan. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçek ve doğru olmayan, boş, saçma, yanlış ve geçersiz olan. Cahiliye. Hakk'ın zıddı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Hakk'ı Batıl'la" dipnot 1 karıştırıp, bile bile "Hakk'ı" gizlemeyin.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçeği gerçek olmayanla, vahyi cahiliye ile.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Hakk'ı Batıl'la" dipnot 1 karıştırıp, bile bile "Hakk'ı" gizlemeyin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerçek olanı gerçek olmayanla. Vahyi cahiliye ile.

Gültekin Onan

Hakkı batıl ile örtmeyin (libas) ve hakkı gizlemeyin (tektümülhakka). Siz biliyorsunuz. (VEYA: Bildiğiniz halde hakkı batıl ile örtmeyin ve...) (VEYA: ...bildiğiniz halde hakkı gizlemeyin)

Hasan Basri Çantay

Kendiniz bilib dururken Hakkı baatıla karıştırıb da gerçeği gizlemeyin.

İbni Kesir

Hakkı batıla karıştırıp da, bile bile siz gerçeği gizlemeyin.

Mehmet Alagaş

(40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hakka batılı karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin.

Süleyman Ateş

Bile bile gerçeği batılla bulayıp hakkı gizlemeyin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hakkı, batıl kılığına sokmayın; dipnot 1 hakkı bile bile gizlemeyin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hakk, tümüyle gerçek; batıl, gerçek dışı demektir. Hak olan Kur'an'ı, gerçek dışı sözlerle örtüp gizlemeyin.

Şaban Britch

Hakka batılı karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin.

Şaban Piriş

Hakka batılı karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin.

Yaşar Nuri Öztürk

Hakkı batılla/saçmalık ve tutarsızlıkla kirletmeyin. Bilip durduğunuz halde gerçeği gizliyorsunuz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Nor irreverently mix up the truth guiding into all truth and poison it with what you forge of falsehood, nor conceal the truth when you know it conforms with fact and agrees with reality".

Abdul Haleem

Do not mix truth with falsehood, or hide the truth when you know it.

Abdullah Yusuf Ali

And cover not Truth with falsehood, nor conceal the Truth when ye know (what it is).

Abul A'la Maududi

Do not confound Truth by overlaying it with falsehood, nor knowingly conceal the Truth. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    For the proper understanding of this verse we need to recall that in the time of the Prophet the Jews of Arabia were more learned than the Arabs. In fact, there were some Jewish scholars of Arabia whose fame had spread even beyond the confines of that land. For this reason the Arabs tended to be intellectually overawed by them. In addition, the influence of the Jews had become pervasive and profound by virtue of the pomp and pageantry of their religious rites, and the magical crafts and feats of exorcism for which they were famous. The people of Madina, in particular, were greatly under the spell of the Jews. These Jews made on them the sort of impression generally created on ignorant neighbours by a better educated, more refined and more conspicuously religious group.It was natural in such circumstances that, when the Prophet began to preach his message, the ignorant Arabs should approach the Jews and ask their opinion of the Prophet and his teachings, particularly as the Jews also believed in Prophets and Scriptures. We find that this inquiry was often made by the Makkans, and continued to he addressed to the Jews after the Prophet arrived in Madina.In reply to this query, however, the Jewish religious scholars never told the candid truth. It was impossible for them to say that the doctrine of monotheism preached by Muhammad was incorrect, that there was any error in his teachings regarding the Prophets, the Divine Scriptures, the angels and the Next Life and that there was any error in the principles of moral conduct which the Prophet propounded. At the same time, however, they were not prepared to make a straightforward affirmation of the truth of his teachings. In short, they neither categorically denied the Truth nor were prepared to accept it with open hearts. Instead, they tried to plant insidious doubts in the minds of everybody who enquired about the Prophet and his mission. They sought to create one misgiving after another, disseminated new slanders, and tried to engage people's minds in all kinds of hypothetical problems so as to keep them in a state of doubt and uncertainty. They also tried to raise controversial issues which might keep people, including the followers of the Prophet, entangled in sterile debate. It is this attitude of the Jews to which the Qur'an alludes when it asks them not to overlay the truth with falsehood, not to suppress and conceal it by resorting to false propaganda and mischievous campaigns of slander, and not to attempt to deceive the world by mixing truth with falsehood.

Aisha Bewley

Do not mix up truth with falsehood and knowingly hide the truth.

Al-Hilali & Khan

And mix not truth with falsehood, nor conceal the truth [i.e. Muhammad صلى الله عليه وسلم is Allâh’s Messenger and his qualities are written in your Scriptures, the Taurât (Torah) and the Injeel (Gospel)] while you know (the truth).[1]

Ali Quli Qarai

And do not mix the truth with falsehood, nor conceal the truth while you know.

Amatul Rahman Omar

Do not confound the truth with falsehood, nor conceal the truth knowingly.

Arthur John Arberry

And do not confound the truth with vanity, and do not conceal the truth wittingly.

Bijan Moeinian

And do not mix up the truth with lies; nor hide the truth knowingly.

E. Henry Palmer

Clothe not truth with vanity, nor hide the truth the while ye know.

Edip-Layth

Do not obscure the truth with falsehood, nor keep the truth secret while you know.

George Sale

Cloath not the truth with vanity, neither conceal the truth against your own knowledge;

Hamid S. Aziz

Cloak not truth with vanity and falsehood, nor knowingly hide the truth.

Mahmoud Ghali

And do not confound the Truth with the untruth and do not keep back the Truth and you know (it).

Marmaduke Pickthall

Confound not truth with falsehood, nor knowingly conceal the truth.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not confuse truth with falsehood, nor conceal the truth knowingly.

Muhammad Asad

And do not overlay the truth with falsehood, and do not knowingly suppress the truth;

Mustafa Khattab

Do not mix truth with falsehood or hide the truth knowingly.

Progressive Muslims

And do not confound the truth with falsehood, nor keep the truth secret while you know.

Rashad Khalifa

Do not confound the truth with falsehood, nor shall you conceal the truth, knowingly.

Sahih International

And do not mix the truth with falsehood or conceal the truth while you know [it].

Sam Gerrans

And clothe not truth with vanity, nor conceal the truth when you know.

Shabbir Ahmed

Confound not the Truth with falsehood, nor conceal the Truth while you are well aware of it. ((2:159). News of the Arabian Prophet in Deuteronomy: (18:15-18).)

Syed Vickar Ahamed

And do not cover Truth with falsehood, and do not hide the Truth when you know (it).

Taqi Usmani

and do not confound truth with falsehood, and do not hide the truth when you know (it).

The Monotheist Group

And do not confound the truth with falsehood, nor keep the truth secret while you know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩