Bakara suresi

Bakara suresi, 46. ayet

Bakara suresi, 46. ayet. ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

elleẕîne yeżunnûne ennehüm mülâḳû rabbihim veennehüm ileyhi râci`ûn.

Diyanet İşleri

Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 43–49 · surenin 46. ayeti / 286

Konu İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun Bakara 40–46 3

  1. Bakara 43

    Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

  2. Bakara 44

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

  3. Bakara 45

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  4. 46

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

  5. Bakara 47

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.

  6. Bakara 48

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.

  7. Bakara 49

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden (gelen) büyük bir imtihan vardı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

46. “Onlar gerçekten Rab’lerine kavuşacaklarını” ve amellerinin karşılığını göreceklerini “ve (sonunda) yalnız O’na döneceklerini bilirler” yani buna kesin olarak inanırlar. İşte ibadetleri onlara kolaylaştıran ve musibetlerde teselli bulmalarını sağlayan, sıkıntılarını hafifleten, kötülükleri işlemekten onları alıkoyan budur. İşte böyleleri için yüksek köşklerde ebedi nimetler vardır. Rabbi ile karşılaşacağına iman etmeyen kimse için ise namaz ve diğer ibadetler en ağır işlerdendir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Çünkü onlar kıyamet gününde Rablerine ulaşıp kavuşacaklarına kesin olarak inanırlar. Şüphesiz ki; onlar amellerinin karşılığını vermesi için O'na döneceklerdir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. يَظُنُّونَ yezunnune bilirler kök: ظنن
  3. أَنَّهُم ennehum şüphesiz onlar
  4. مُّلَـٰقُوا۟ mulaku kavuşacaklardır kök: لقي
  5. رَبِّهِمْ rabbihim Rablerine kök: ربب
  6. وَأَنَّهُمْ ve ennehum ve gerçekten onlar
  7. إِلَيْهِ ileyhi O'na
  8. رَٰجِعُونَ raciune döneceklerdir kök: رجع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde,…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar, Rablerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine kesin olarak iman eden kişilerdir.

Mustafa İslamoğlu

(Huşu duyanlar), Rablerine kavuşacaklarına ve sonunda O'na döneceklerine kesin gözüyle bakarlar.

Muhammed Esed

Onlar ise (sonunda) Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini kesinlikle bilirler.

Ahmed Hulusi

O haşyet duyanlar, (nefslerinin Esma'sıyla hakikati olan) Rablerine (benliklerinin yokluğunu hissederek) ereceklerini düşünürler ve nitekim O'na dönerler!

Ali Bulaç

Onlar, (mü'minler ise), şüphesiz, Rableriyle karşılaşacaklarını ve (yine) şüphesiz, O'na döneceklerini bilirler.

Ali Özek ve heyeti

Onlar (huşu duyanlar), kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini düşünen ve bunu kabullenen kimselerdir.

Ali Rıza Safa

Onlar, Efendilerine kesinlikle kavuşacaklarını ve O'na kesinlikle döneceklerini bilirler.

Bayraktar Bayraklı

-Sabır ve dua ile Allah'tan yardım isteyin.Sabır ve dua, Rablerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilen, gerçekten kalbi Allah sevgisinden dolayı ürperenlerin dışındakilere ağır gelir.

Edip Yüksel

Nitekim onlar, Efendi'lerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine inanırlar. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Burada kullanılan zan, kuşkusuz bilgiye dayanan imandan farklıdır. Zira kişi gerçekten cennetlik olacağını kesinlikle bilemez, zanneder, umar. 2:46 ayeti zanneden müminlerden söz eder. * Bunlar Allah'ın varlığı ve birliği, Kuran'ın Allah kelamı oluşu veya ahiret konusunda zannetmiyorlar. Bu konularda "zan" kabul edilmez; kesin bir bilgi gerekir. * Örneğin, 6:116; 6:148 ve 2:78 ayetlerinde Allah'a zan ile haramlar yakıştırmanın en büyük suçlardan biri olduğu bildirilir. * Ancak 2:46 ve 69:20 ayetlerindeki zan kişinin dünyadaki işlediği hayırlı işlerin kendisini cennete girmeye, yani Efendi'leri ile karşılaşmaya ve ebedi olarak onun melekutunda yaşamaya yeterli olup olmadığı konusundaki kesin olmayan beklentisini yansıtır. Ebedi cenneti kazanmanın şartları arasında onu kazanmaya emin olmak gibi bir şart yoktur. * Kısacası, zan kesin bilgi olmadığı halde bazen kesin bilgi ile kesişebilir. Bilgi yoluyla belirlenmesi gereken bazı prensipler olabilir ve bu konuda yapılan zan tutsa bile kabul edilmeyebilir. * Bilgi yoluyla belirlenmesi gerekli görülen bazı gerçeklerin ve olayların, benzeri bir kesin bilgi yoluyla belirlenmesi gerekmeyen bazı detayları olabilir. * Nitekim 10:36 ayetini, 10:34-44 ayetlerinin bağlamında okursak 10:36 ayetinin kesin bilginin gerekli olduğu epistemolojik ve ontolojik evrensel gerçekler ile ilgili olduğunu ve bu yüzden zannın kabul edilmediğini rahatlıkla anlarız. * Ancak 69:20 ayeti kişinin kendi özel durumuyla ilgili sübjektif ve taraflı bir değerlendirmesi konusunda olup bu konuda kesin bilgiye sahip olmamız beklenmiyor. * Zira bu konudaki nihai karar, bu test ortamını yaratan ve bizi burada test eden Din Günü'nün Sahibidir, Kainatın Efendisi'dir. * Aklın ışığında Kuran'ı anlayıp hayata geçirmekle ebedi hayatı kazanacağımızı "bilmek" ile gerçekten birey olarak onu becerip beceremediğimizi "bilmek" arasında büyük fark var...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Nitekim onlar, Rab'lerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine inanırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar ki, kendilerinin gerçekten Rablerine kavuşacaklarına ve ancak O'na döneceklerine inanırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

onlar ki kendilerini hakikaten rablerine kavuşuyor ve hakikaten ona rücu ediyor sayarlar, böyle bir huşu ile kılarlar

Erhan Aktaş

Onlar ki: Rabb'lerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar ki: Rabb'lerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar ki: Rabb'lerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini dipnot 1 bilirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hesap için O'nun karşısına çıkacaklarını.

Gültekin Onan

Nitekim onlar rablerine kavuşacaklarını / rableriyle karşılaşacaklarını (mülaku) ve O'na döneceklerini (raciun) bilirler (yezunnune). (S.Ateş'in notu: İbn Mesud'un mushafında yezunnun yerine yalemun yazıldığından bu anlamı tercih ettik.)

Hasan Basri Çantay

O (yüksek saygı göstere) nler ki onlar hakıykaten Rablerine kavuşucu ve hakıykaten ancak ona dönücü olduklarını bilirler (de namazlarını o vech ile kılarlar).

İbni Kesir

Onlar ki; Rablarına kavuşacaklarını, O'na döneceklerini kesinlikle bilirler.

Mehmet Alagaş

(40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini bilirler.

Süleyman Ateş

O(saygılı insa)nlar, Rablerine kavuşacaklarını (gözetir) ve gerçekten O'na döneceklerini bilirler.

Süleymaniye Vakfı

Saygılı olanlar, Rableriyle yüzleşeceklerini ve onun huzuruna varacaklarını anlayanlardır. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ehlikitap yani kitaplarında uzman olanlar içinde doğru inanca sahip kişiler bugün de vardır (Al-i İmran 3/113-115, 199).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Saygılı olanlar, Sahipleriyle (Rableriyle) yüzleşeceklerini ve O'nun huzuruna çıkarılacaklarını anlayanlardır. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ehl-i kitap içinde doğru inanca sahip insanlar vardır. (Bkz. Al-i İmran 3/199)

Şaban Britch

Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar için.

Şaban Piriş

(45-46) Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O'na döneceklerini umanlar ve Allah'a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir.

Yaşar Nuri Öztürk

O ürperti duyanlar, Rablerine kavuşacaklarını düşünürler ve bilirler ki onlar, mutlaka O'na döneceklerdir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who bear in mind, affirming with faith’s eye the certainty that they shall be in the venerable and revered Majestic presence of Allah, their Creator, and that they shall inevitably go back to Him".

Abdul Haleem

who know that they will meet their Lord and that it is to Him they will return.

Abdullah Yusuf Ali

Who bear in mind the certainty that they are to meet their Lord, and that they are to return to Him.

Abul A'la Maududi

who realize that ultimately they will have to meet their Lord and that to Him they are destined to return. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This means that Prayer is an insufferable encumbrance and affliction for the man who tends not to want to obey, God and to believe in the After-life. For the man who, of his own violation, has to stand before God after death, it is failure to perform the Prayer, rather than its performance, that becomes intolerable.

Aisha Bewley

those who are aware that they will meet their Lord and that they will return to Him.

Al-Hilali & Khan

(They are those) who are certain that they are going to meet their Lord, and that unto Him they are going to return.

Ali Quli Qarai

—those who are certain that they will encounter their Lord, and that they will return to Him.

Amatul Rahman Omar

Who know for certain that they will meet their Lord and that they will return to Him.

Arthur John Arberry

who reckon that they shall meet their Lord and that unto Him they are returning.

Bijan Moeinian

The latter are those who firmly believe that at last they will meet with their Lord and that eventually they will return to Him.

E. Henry Palmer

who think that they will meet their Lord, and that to Him will they return.

Edip-Layth

The ones who conceive that they will meet their Lord and that to Him they will return.

George Sale

who seriously think they shall meet their Lord, and that to Him they shall return.

Hamid S. Aziz

Who know that they will meet their Lord, and that to Him they are returning.

Mahmoud Ghali

Who expect that they are meeting their Lord and that to Him they are returning.

Marmaduke Pickthall

Who know that they will have to meet their Lord, and that unto Him they are returning.

Mohamed Ahmed - Samira

Who are conscious that they have to meet their Lord, and to Him they have to return.

Muhammad Asad

who know with certainty that they shall meet their Sustainer and that unto Him they shall return.

Mustafa Khattab

those who are certain that they will meet their Lord and to Him they will return.

Progressive Muslims

The ones who conceive that they will meet their Lord and that to Him they will return.

Rashad Khalifa

who believe that they will meet their Lord; that to Him they ultimately return.

Sahih International

Who are certain that they will meet their Lord and that they will return to Him.

Sam Gerrans

Those who consider that they will meet their Lord, and that to Him they are returning.

Shabbir Ahmed

But the committed ones know that they are going to meet their Lord and that every step of theirs is moving toward Him.

Syed Vickar Ahamed

Those who bear in mind the Certainty, that they are to meet their Lord, and that they are to return to Him.

Taqi Usmani

who bear in mind that they are to meet their Lord, and that to Him they are to return.

The Monotheist Group

The ones who conceive that they will meet their Lord and that to Him they will return.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩