Bakara suresi · 111–121. ayetler

Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 111. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 111. ayet. وَقَالُوا۟ لَن يَدْخُلَ ٱلْجَنَّةَ إِلَّا مَن كَانَ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin."

    Mehmet Okuyan

    (Kitap ehli:) "Yahudi olanlar veya hristiyanlar hariç kimse asla cennete giremeyecek." demişlerdi. dipnot 1 İşte şu (iddiaları), kendi kuruntularıdır. De ki: "Doğruysanız delilinizi getirin!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Nisâ 4:123. ayetiyle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de kalkıp dediler ki: Yahudi veya Hıristiyan olmayanlar cennete giremeyecek. Bu onların hüsnü kuruntusudur. De ki: Eğer iddianızın arkasında duruyorsanız, hadi isbatlayın.

    Muhammed Esed

    Onlar: "Yahudi ve Hıristiyan olmadıkça hiç kimse cennete giremez!" diye iddia ederler. Bu onların kuruntusudur! De ki: "Eğer söylediklerinizde samimi iseniz, iddianızı kanıtlayın!"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Yahudi veya Hristiyan olanlardan başkası cennete girmeyecek!". . . Bu onların kuruntularıdır! De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız delilinizi koyun ortaya!". . .

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Yahudi veya hristiyan olmayan hiç kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, kesin kanıtınızı (burhan) getirin."

    Ali Özek ve heyeti

    (Ehli kitap:) Yahudiler yahut hıristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara: Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin, de.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Yahudilerden veya Nasranilerden başkası asla cennete giremez!" Bu, onların kendi kuruntusudur. De ki: "Kanıtınızı getirin; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Kitap ehli, "Yahudiler veya Hıristiyanlar hariç, hiç kimse asla cennete giremeyecek" dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara de ki, "Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, delilinizi getiriniz."

    Edip Yüksel

    "Yahudi veya Hıristiyanlardan başkası bahçeye giremez" dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Doğru sözlüler iseniz delilinizi getirin." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Benzer iddianın "Müslümanlar"ca tekrar edilmesi hayret vericidir. 2:62 ve 5:59 ayetlerine rağmen!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yahudi veya Hristiyanlardan başkası cennete giremez,' dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: 'Doğru sözlüler iseniz delilinizi getirin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de "yahudiler veya hıristiyanlardan başkası asla cennete giremeyecek." Dediler. Bu onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru iseniz, haydi kesin delilinizi getirin!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    bir de Yehud veya Nasradan başkası asla Cennete giremiyecek dediler, bu onların kendi kuruntuları, haydi de; doğru iseniz getirin bürhanınızı

    Erhan Aktaş

    Onlar, "Yahudi ve Nesara'dan dipnot 1 başkası Cennet'e giremeyecek." derler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız iddianızı kanıtlayın."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hıristiyanlardan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e giremeyecek." derler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız iddianızı kanıtlayın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e giremeyecek." derler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız iddianızı kanıtlayın."

    Gültekin Onan

    "Yahudi veya Hristiyanlardan olmayan hiç kimse kesin olarak cennete giremez" dediler. Bu, onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz kesin kanıtınızı (burhan) getirin".

    Hasan Basri Çantay

    (Yahudiler ve Hıristiyanlar) dediler ki: "Yahudi veya Nasrani olanlardan başkası asla cennete girmeyecek." Bu, onların kuruntularıdır. (Habibim, onlara) söyle: "Eğer (bu iddianızda) doğrucu kimseler iseniz burhanınızı getirin.".

    İbni Kesir

    Ve dediler ki: Yahudi ve Hristiyan olanlardan başkası cennete girmeyecek. Bu onların kuruntusudur. De ki: Eğer sadıklar dan iseniz delilinizi getirin.

    Mehmet Alagaş

    (111-113) Dediler ki Yahudi yahut Hristiyan olmayan biri cennete asla giremez , bu onların beklentileridir / olmasını istedikleri şeydir, şayet sözünüze sadıksanız delilinizi getirin. Bilakis / tam tersi kim yüzünü Allah’a teslim ederse işte o güzel davranandır ve onun için Rabbinin yanında ödül / ecir vardır , onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler / hüzünlenmezler. Onlar / her iki grup, kitabı okudukları halde, Yahudiler, Hristiyanlar bir şey değiller dediler, Hristiyanlar da Yahudiler bir şey değiller dediler , böylece tıpkı bilmeyenlerin demesi gibi dediler , kıyamet günü Allah aralarında karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri bu konudaki hükmü verir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ehl-i kitap:) Bir de; “Yahudi ve Hristiyanlardan başkası Cennet’e giremeyecek” dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: “Eğer doğru söylüyorsanız (iddianızı ispat edecek) delilinizi getirin.”

    Süleyman Ateş

    "Yahudi yahut hıristiyan olandan başkası cennete girmeyecek," dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Doğru iseniz, delilinizi getirin."

    Süleymaniye Vakfı

    (Ehl-i kitap /kitaplarında uzman olanlar) dediler ki: "Yahudi veya Hristiyan olanlardan başkası cennete giremez." Bu, kendilerini beklentiye sokan kurgularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlü kimselerseniz kanıtınızı getirin!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Yahudiler) ‘Yahudi olandan başkası' veya (Hristiyanlar) ‘Hristiyan olandan başkası Cennet'e giremez' dediler. Bu onların kuruntusudur. De ki "Eğer doğru söylüyorsanız delilinizi getirin!"

    Şaban Britch

    Yahudi ve Hıristiyan olanlardan başkası cennete giremeyecek! dediler; bu onların kuruntusudur. Onlara de ki: Eğer doğru söylüyorsanız, delilinizi getirin.

    Şaban Piriş

    -Yahudi ve Hıristiyan olanlardan başkası cennete giremeyecek! dediler; bu onların kuruntusudur. Onlara de ki: -Eğer doğru söylüyorsanız, delilinizi getirin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yahudi yahut Hıristiyan olandan başkası cennete asla giremeyecek." dediler. Bu, onların hayalleri, kuruntularıdır. De ki onlara: "Eğer doğru sözlü iseniz hadi getirin susturucu kanıtınızı!"

  2. Bakara suresi, 112. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 112. ayet. بَلَىٰ مَنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَلَهُۥٓ أَجْرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    Diyanet İşleri

    Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.

    Mehmet Okuyan

    Aksine kim güzel davranarak yüzünü (benliğini) Allah'a teslim ederse, onun ödülü Rabbinin katındadır. Onlara herhangi bir korku yoktur; onlar üzülmeyecek de. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu son cümle, "Öyleleri için ne bir korku vardır; ne de üzüntü çekerler" şeklinde de tercüme edilebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hayır aksine, her kim bütün varlığıyla görürcesine inandığı Allah'a teslim olursa, ancak o kişi Rabbi katında onun karşılığını bulacak; gelecek için kaygı, geçmiş için üzüntü duymayacaktır.

    Muhammed Esed

    Evet, gerçekten her kim tüm benliğini Allah'a teslim eder ve iyilik yapanlardan olursa, Rabbi katında mükafatını görecektir, ve böyleleri ne korkacak, ne de üzülecekler.

    Ahmed Hulusi

    Hayır (olay onların kuruntuladığı gibi değil)!. . Kim (vechinin) hakikatinin Allah (Esma'sının açığa çıkışı) için olduğunu hissederse, işte onun mükafatı Rabbindendir (hakikatindendir). Onlara ne korku vardır ne de hüzün verecek bir şey!

    Ali Bulaç

    Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a döndürürse (Allah'a hakkıyla kulluk ederse) onun ecri Rabbi katındadır. Onlara hiç bir korku yoktur, üzülecek olanlar da onlar değildir.

    Ali Rıza Safa

    Hayır, öyle değil! Kim güzel davranarak, benliğini Allah'a teslim ederse, onun ödülü, artık Efendisinin katındadır. Üstelik onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler.

    Bayraktar Bayraklı

    Bilakis, kim iyilik yaparak bütün benliğini Allah'a teslim ederse, onun ödülü Rabbinin katındadır. Öyleleri için ne bir korku vardır ne de üzüntü çekerler.

    Edip Yüksel

    Doğrusu, kim iyilik yaparak kendini ALLAH'a teslim ederse, onun ödülü Efendisinin yanındadır; onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğrusu, kim iyilik yaparak kendini ALLAH'a teslim ederse, onun ödülü Rabbinin yanındadır; onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır! Kim samimi olarak yüzünü Allah'a tertemiz teslim ederse, işte onun Rabbi katında mükafatı vardır. Onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hayır: kim özü muhsin olarak yüzünü tertemiz Allaha teslim ederse işte onun rabbinin indinde ecri vardır onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun olacak değillerdir

    Erhan Aktaş

    Bilakis, gerçekten kim iyi bir kimse olarak benliğini Allah'a teslim etmişse, onun ödülü Rabb'inin yanındadır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilakis, gerçekten kim iyi bir kimse olarak benliğini Allah'a teslim etmişse, onun ödülü Rabb'inin yanındadır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilakis, gerçekten kim iyi bir kimse olarak benliğini Allah'a teslim etmişse, onun ödülü Rabb'inin yanındadır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    Gültekin Onan

    Hayır / Doğrusu, kim (güzel davranış ve) iyilik yaparak / iyilikte bulunarak kendini Tanrı'ya teslim ederse, artık onun rabbi katında ecri vardır; onlar için korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir / mahzun olmayacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır, kim (taat ve amelinde) "ihsan" mertebesine yükselerek yüzünü (kendini) tastamam Allaha teslim ederse işte ona Rabbi katında (amelinin) ecri (olarak cennet) vardır. Onlara hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olmazlar.

    İbni Kesir

    Hayır, kim ihsan edici olarak özünü tastamam Allah'a teslim ederse ona Rabbı katında mükafat vardır. Onlara korku yoktur, üzülmeyeceklerdir de.

    Mehmet Alagaş

    (111-113) Dediler ki Yahudi yahut Hristiyan olmayan biri cennete asla giremez , bu onların beklentileridir / olmasını istedikleri şeydir, şayet sözünüze sadıksanız delilinizi getirin. Bilakis / tam tersi kim yüzünü Allah’a teslim ederse işte o güzel davranandır ve onun için Rabbinin yanında ödül / ecir vardır , onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler / hüzünlenmezler. Onlar / her iki grup, kitabı okudukları halde, Yahudiler, Hristiyanlar bir şey değiller dediler, Hristiyanlar da Yahudiler bir şey değiller dediler , böylece tıpkı bilmeyenlerin demesi gibi dediler , kıyamet günü Allah aralarında karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri bu konudaki hükmü verir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilâkis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a döndürürse (Allah'a hakkıyla kulluk ederse) ecri Rabbi katındadır. Onlar için ne bir korku vardır, ne de üzülürler.

    Süleyman Ateş

    Hayır, kim işini güzel yaparak özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı, Rabbinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır! Güzel davranarak kendini Allah rızasına kilitleyenin ödülü, Sahibinin (Rabbinin) katındadır. Onların üzerinde bir korku olmaz, üzülmezler de.

    Şaban Britch

    Hayır, işini güzel yaparak kendini tamamen Allah’a teslim eden kimse cennete gidecektir. Rabbi katında ona mükâfat vardır. Onlara hiçbir korku yoktur. Üzülecek de değillerdir.

    Şaban Piriş

    -Hayır, işini güzel yaparak kendini tamamen Allah'a teslim eden kimse cennete gidecektir. Rabbi katında ona mükafat vardır. Onlara hiçbir korku yoktur. Üzülecek de değillerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İş onların sandığı gibi değil! Kim güzel davranışlar sergileyerek yüzünü Allah'a teslim ederse, Rabb'i katında ödülü vardır onun. Korku yoktur böyleleri için; tasalanmayacaklardır onlar...

  3. Bakara suresi, 113. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 113. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ لَيْسَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ عَلَىٰ شَىْءٍ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ لَيْسَتِ ٱلْيَهُودُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُمْ يَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    Diyanet İşleri

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.

    Mehmet Okuyan

    Kitabı (Tevrat ve İncil'i) tilavet etmekte (okuyup aktarmakta) oldukları hâlde, yahudiler "Hristiyanlar, herhangi bir şey üzerinde (doğru yolda) değildir." demişlerdi. Hristiyanlar da "Yahudiler, herhangi bir şey üzerinde (doğru yolda) değildir." demişlerdi. (Kitabı) bilmeyenler de (birbirleri hakkında) tıpkı onların dediklerini söylemişlerdi. Allah, onların anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:93: Nahl 16:124; Secde 32:25; Câsiye 45:17.

    Mustafa İslamoğlu

    Hepsi de (aynı) kitabı okudukları halde, Yahudiler "Hıristiyanlar bir inanç temelinden yoksundur" dediler; Hıristiyanlar da "Yahudiler bir inanç temelinden yoksundur" dediler. (Vahye dair) bilgisi olmayanlar da tuttu, aynen onların söylediği gibi söyledi. Fakat Allah, anlaşamadıkları şeyler konusunda kıyamet günü son sözü söyleyecektir.

    Muhammed Esed

    Ayrıca Yahudiler, "Hıristiyanlar geçerli, tutarlı bir inanç temelinden yoksunlar" iddiasında bulunurken Hıristiyanlar da (aynı şekilde); "Yahudiler, geçerli, tutarlı bir inanç temelinden yoksunlar" diye iddia ederler; ve her iki taraf da (bu iddialarında) ilahi kelama atıfta bulunurlar! Hatta bilgiden yoksun bulunanlar, onların söylediklerini aynen tekrarlayıp dururlar; ama anlaşamadıkları şeyler konusunda Kıyamet Günü aralarında hüküm verecek olan Allah'tır.

    Ahmed Hulusi

    Yahudiler, "Nasraniler boş şeylerle uğraşıyor"; Nasraniler de, "Yahudiler boş şeylerle uğraşıyorlar" dediler. Bunlar Kitabı (inzal olmuş bilgiyi) okurlar güya! O bilgiyi okumamış olanlar da zaten onların dediğini söyler!. . İhtilaf ettikleri konuda Allah, kıyamet sürecinde hükmünü açıklayacaktır.

    Ali Bulaç

    Yahudiler dediler ki: "Hristiyanlar bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir"; hristiyanlar da: "Yahudiler bir şey üzere değillerdir" dediler. Oysa onlar, Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler (bilgisizler) de, onların söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Artık Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Hepsi de kitabı (Tevrât ve İncîl'i) okumakta oldukları halde Yahûdiler: Hristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hristiyanlar da: Yahûdiler doğru yolda değillerdir, dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilâfa düştükleri hususlarda kıyâmet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.

    Ali Rıza Safa

    Yahudiler, şöyle dediler: "Nasraniler, bir şey üzerinde değiller!" Nasraniler de şöyle dediler: "Yahudiler, bir şey üzerinde değiller!" Üstelik Kitap'ı okuyorlar. Bilgisizler de onların söylediklerinin tıpkısını söylemişlerdi. Artık, Allah, uyuşmazlığa düştükleri konularda, Yeniden Yaratılış Günü'nde, aralarında yargı verecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Yahudiler "Hıristiyanların hiçbir tutar tarafı yoktur" dediler. Hıristiyanlar da "Yahudilerin hiçbir tutar tarafı yoktur" dediler. Halbuki hepsi kitabı okuyorlar. Bilmeyenler de tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilafa düştükleri hususlarda,kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.

    Edip Yüksel

    Yahudiler: "Hıristiyanların bir temeli yok" derken, Hıristiyanlar da: "Yahudilerin bir temeli yok" dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Cahiller de tıpkı onlar gibi konuşur. Diriliş günü ALLAH ayrılığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahudiler: 'Hristiyanların bir temeli yok,' derken, Hristiyanlar da: 'Yahudilerin bir temeli yok,' dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Cahiller de tıpkı onlar gibi konuşur. Diriliş günü ALLAH ayrılığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yahudiler: "hıristiyanların dayandığı bir şey yoktur." derken, hıristiyanlar da: "yahudilerin dayandığı bir şey yoktur." dediler. Oysa hepsi de Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler de tıpkı onların dedikleri gibi diyorlar. Bu yüzden Allah ihtilaf ettikleri bu hususta kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yehud dedi ki: "Nasara hiç bir şey üzerinde değil" Nasara da dedi ki: "Yehud, hiç bir şey üzerinde değil" halbuki hepsi de kitab okuyorlar; İlmi olmıyanlar da tıpkı öyle onların dedikleri gibi dedi, onun için Allah ihtilaf etmekde oldukları davada Kıyamet günü beyinlerinde hükmünü verecekdir.

    Erhan Aktaş

    Kitap'ı okuyup durdukları halde, Yahudiler: "Nesara dipnot 1 geçerli bir inanç üzerinde değildirler." derler. Nesara da: "Yahudiler geçerli bir inanca sahip değildirler." derler. Oysa Kitap'ı okuyorlar. Kitap'tan habersiz olanlar da onların sözlerinin aynısını söylediler. Allah, onların anlaşmazlığa düştükleri konuda kıyamet günü hüküm verecektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hıristiyanlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitap'ı okuyup durdukları halde, Yahudiler: "Hıristiyanlar geçerli bir inanç üzerinde değildirler." derler. Hıristiyanlar da: "Yahudiler geçerli bir inanca sahip değildirler." derler. Oysa Kitap'ı okuyorlar. Kitap'tan habersiz olanlar da onların sözlerinin aynısını söylediler. Allah, onların anlaşmazlığa düştükleri konuda Kıyamet Günü hüküm verecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitap'ı okuyup durdukları halde, Yahudiler: "Hıristiyanlar geçerli bir inanç üzerinde değildirler."; Hıristiyanlar da: "Yahudiler geçerli bir inanca sahip değildirler." derler. Kitap'tan habersiz olanlar da onların sözlerinin aynısını söylediler. Allah, onların anlaşmazlığa düştükleri konuda Kıyamet Günü hüküm verecektir.

    Gültekin Onan

    Yahudiler: "Hristiyanlar bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir" derken, Hristiyanlar da: "Yahudiler bir şey üzere değildir" dediler. Oysa onlar kitabı okuyorlar. Bilmeyenler (bilgisizler) de onların söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Artık Tanrı, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Yahudiler: "Hıristiyan (saymıya değer) bir şey'e saahib değil" dedi (ler). Hıristiyanlar da: "Yahudiler (saymıya değer) bir şey'e saahib değil" dedi (ler). Halbuki hepsi de (kendilerine indirilen) Kitabı (sözde) okuyorlar. (Okumak) bilmeyenler de tıbkı onların dediklerini söyledi. Artık Allah ihtilafa düşmekde oldukları bu (davada) kıyamet günü aralarında hükmünü verecekdir.

    İbni Kesir

    Yahudiler: Hristiyanlar hiç bir şeye sahip değildir, dedi. Hristiyanlar da yahudiler hiç bir şeye sahip değildir, dedi. Halbuki hepsi de kitabı okuyorlar. Bilmeyen kimseler de onların dedikleri gibi dedi. İhtilafa düşer oldukları şeyde kıyamet günü Allah aralarında hükmünü verecektir.

    Mehmet Alagaş

    (111-113) Dediler ki Yahudi yahut Hristiyan olmayan biri cennete asla giremez , bu onların beklentileridir / olmasını istedikleri şeydir, şayet sözünüze sadıksanız delilinizi getirin. Bilakis / tam tersi kim yüzünü Allah’a teslim ederse işte o güzel davranandır ve onun için Rabbinin yanında ödül / ecir vardır , onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler / hüzünlenmezler. Onlar / her iki grup, kitabı okudukları halde, Yahudiler, Hristiyanlar bir şey değiller dediler, Hristiyanlar da Yahudiler bir şey değiller dediler , böylece tıpkı bilmeyenlerin demesi gibi dediler , kıyamet günü Allah aralarında karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri bu konudaki hükmü verir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahudiler: “Hristiyanlar hiçbir şey üzere değildir” dediler. Hristiyanlar da, “Yahudiler hiçbir şey üzere değildir” dediler. Oysa hepsi kitabı okuyorlar. (Kitabı) bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilâfa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.

    Süleyman Ateş

    Yahudiler: "Hıristiyanlar, bir temel üzerinde değiller," dediler. Hıristiyanlar da: "Yahudiler bir temel üzerinde değiller," dediler. Oysa hepsi de Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler de tıpkı onların dedikleri gibi demişlerdi. Artık Allah, ayrılığa düştükleri şey hakkında, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    Yahudiler, "Hıristiyanların bir temeli yoktur" dediler; Hıristiyanlar da "Yahudilerin bir temeli yoktur" dediler. Halbuki onlar, kitaplarını bağlantılarıyla birlikte okurlar. (Kitab'ı) Bilmeyenler dipnot 1 de bunların sözlerine denk şeyler söylediler. Allah kıyamet /mezardan kalkış günü, ihtilafa düştükleri konu hakkında aralarında hüküm verecektir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kitab'ı (Tevrat'ı) okudukları halde, Yahudiler, "Hristiyanların bir temeli yoktur"; Hristiyanlar da "Yahudilerin bir temeli yoktur" derler. Bilmeyenler de böyle söylerler. Allah, anlaşamadıkları konuda Kıyamet dipnot 1 günü aralarında kararını verecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet, ayağa kalkma ve kalkış demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalkacağı gündür.

    Şaban Britch

    Hepsi de (kendilerine indirilen) kitabı okuyup durdukları halde, Yahudiler, Hıristiyanların (doğru) bir şey üzerinde olmadıklarını söylerken, Hıristiyanlar da Yahudilerin (doğru) bir yol üzerinde olmadıklarını söylemektedirler. Bilmeyenler de aynen onların sözlerini söylüyorlar. Allah ise kıyamet günü ihtilafa düştükleri konu hakkında, aralarında elbette hükmünü verecektir.

    Şaban Piriş

    Hepsi de (kendilerine indirilen) kitabı okuyup durdukları halde, Yahudiler, Hıristiyanların (doğru) bir şey üzerinde olmadıklarını söylerken, Hıristiyanlar da Yahudilerin (doğru) bir yol üzerinde olmadıklarını söylemektedirler. Bilmeyenler de aynen onların sözlerini söylüyorlar. Allah ise kıyamet günü ihtilafa düştükleri konu hakkında, aralarında elbette hükmünü verecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yahudiler: "Hıristiyanlar hiç bir şey üzerinde değil." dediler. Hıristiyanlar da: "Yahudiler hiç bir şey üzerinde değil." dediler. Ve bunlar Kitap'ı da okuyup dururlar, ilimden yoksun olanlar da aynen onların söyledikleri gibi söyledi. Tartışmaya girdikleri şey hakkında, aralarında hükmü, kıyamet günü Allah verecektir.

  4. Bakara suresi, 114. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 114. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا ٱسْمُهُۥ وَسَعَىٰ فِى خَرَابِهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَن يَدْخُلُوهَآ إِلَّا خَآئِفِينَ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın mescitlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların (mescitlerin) harap olması için çalışandan daha zalim kim olabilir ki! Onların oralara ancak korkarak girebilmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik vardır; onlar için ahirette de büyük bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın ibadethanelerinde O'na ibadet edilmesini engelleyen ve onu tahrip etmeye çalışandan daha zalim biri olabilir mi? Bu tür kimselerin oraya sadece Allah korkusuyla girmeleri gerekirdi: Onlara dünyada zillet, ahirette ise korkunç bir mahrumiyet vardır.

    Muhammed Esed

    Allah'ın adının O'nun meclislerinde anılmasına mani olan ve onları tahrip etmek için çalışan kimselerden daha zalim kim olabilir? İşte böylelerinin bu yerlere (Allah) korkusu dışında bir saikle girmeye hakları yoktur! Onlar için bu dünyada zillet, ahirette ise korkunç bir azap vardır.

    Ahmed Hulusi

    İnsanları (Esma hakikatleri indinde kişinin "yok"luğunu yaşaması olan) secde mahallerinde Allah zikrinden (ben yokum sadece Allah var demekten); (sen de varsın diyerek) alıkoyandan ve onların (saf kalplerin, benliğini ilah yaparak) harap olmasına çalışandan daha zalim kim olabilir? Böyleleri oralara korka korka girmelidir. Onlar dünya yaşamında rezil olurlar (hakikati bilenler indinde). . . Sonsuz gelecek süreçlerinde ise feci bir azap beklemektedir onları.

    Ali Bulaç

    Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına çaba harcayandan daha zalim kim olabilir? Onların (durumu) içlerine korkarak girmekten başkası değildir. Onlar için dünyada bir aşağılanma, ahirette büyük bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah’ın mescidlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Başka türlü girmeye hakları yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, âhirette de büyük azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın yakarış yerlerinde O'nun İsminin anılmasını engelleyen ve oraların yıkılması için uğraşan kişiden, daha aşırı, kim kendisine yazık edebilir? İşte onlar, ancak korkarak oraya girmelidir. Onlar için, dünyada aşağılanma; sonsuz yaşamda ise büyük bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın mescitlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve mescitlerin harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Aslında bunların mescitlere korkarak girmeleri gerekir. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın mescitlerinde, O'nun isminin anılmasına engel olan ve oraların yıkılması için çalışan kimseden daha kötü kim olabilir? Halbuki onların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap var.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın mescidlerinde, O'nun isminin anılmasına engel olan ve oraların yıkılması için çalışan kimseden daha kötü kim olabilir? Halbuki onların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap var.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın mescitlerinde, Allah'ın isminin anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan kimselerden daha zalim kim olabilir? Bunların oralara korka korka girmekten başka çareleri yoktur. Bunlara dünyada zillet, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın mescidlerini içlerinde Allahın ismi anılmakdan meneden ve harab olmaları zımnında çalışan kimselerden daha zalim de kim olabilir? Bunlar oralara korka korka olmakdan başka suretle girmek salahiyetini haiz değildirler, bunlara Dünyada bir zillet var, bunlara Ahırette azim bir azap var

    Erhan Aktaş

    Allah'ın mescitlerinde, O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Buralara, ancak Allah'a karşı gelmekten korkularak girilebilir. Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın mescitlerinde, O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Buralara, ancak Allah'a karşı gelmekten korkularak girilebilir. Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın mescitlerinde, O'nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Buralara, ancak Allah'a karşı gelmekten korkularak girilebilir. Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılması için çalışan kimseden daha zalim kim olabilir? Onların (durumu) içlerine korkarak girmekten başkası değildir. Onlar için dünyada bir aşağılanma, ahirette büyük bir azap vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın mescidlerinde (secde edilen ibadet yerlerinde) onun adının anılmasını men'edenlerden, onların harab olmasına koşandan daha zaalim kimdir? Onların (hakkı) oralara korkak korkak girmekden başkası değildir. Dünyada rüsvaylık onlarındır. Ahiretde en büyük azab da yine onların.

    İbni Kesir

    Allah'ın mescidlerinde; O'nun isminin anılmasını men'eden, onların harab olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Onların oralara korka korka girmekten başka hakkı yoktur. Dünyada rüsvaylık onlarındır. Ahirette ise onlara büyük bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (114-115) Allah’ın mescitlerini, orada O’nun isminin zikredilmesinden yasaklayandan / men edenden ve onun yıkımına / harabına çalışandan daha zalim kimdir? (Harb Harabe , imarın umrenin zıddı ) Onlar oraya ancak korkarak girebilirler. Onlara dünya hayatında utanç / rezillik vardır. Ahirette de çok büyük bir azap onlar içindir. Doğu da Batı da Allah’ındır. Her nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır. (Semme) Allah geniştir / kapsamlıdır ve bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın mescitlerinde, Allah’ın isminin anılmasını yasaklayanlardan ve onların harap olmalarına çalışanlardan daha zalim kim olabilir? Böyleleri oralara (eğer girerlerse) ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın mescidlerinde, Allah'ın adının anılmasına engel olan ve onların harabolmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Bunların, oralara korka korka girmeleri gerekir (başka türlü girmeğe hakları yoktur). Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın mescitlerinde, onun adının anılmasını engelleyen ve oraları harap etmeye çalışanın yaptığından daha büyük yanlışı kim yapabilir? dipnot 1 Onlar korkuya kapılmadan oralara giremezler. Onların hak ettiği, bu dünyada rezil olmak, ahirette ise büyük bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a secde edilen yerlerde, Allah'ın adının anılmasını engelleyen ve orayı harabeye çevirmeye çalışan kişinin yaptığından daha büyük yanlışı, kim yapabilir? Onlar korkuya kapılmadan oralara giremezler. Onların hakkı, bu dünyada aşağılanma, ahirette ise büyük bir azaptır.

    Şaban Britch

    Allah’ın mescitlerinde O’nun isminin anılmasını engelleyenlerden ve onları yıkıp tahrip edenlerden daha zalim kim vardır? Onların, oralara girmemeleri, girseler bile korka korka girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın mescitlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyenlerden ve onları yıkmaya çalışanlardan daha zalim kim vardır? Onların, oralara girmemeleri, girseler bile korka korka girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın mescitlerini, içlerinde O'nun adı anılıyor diye engelleyen ve onların yıkımı için uğraşan kişiden daha zalim kim olabilir!.. Böylelerinin, o mescitlere girmeleri ancak korka korka olacaktır. Böyleleri için dünyada bir rezillik vardır. Ahırette ise bunlara çok büyük bir azap öngörülmüştür.

  5. Bakara suresi, 115. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 115. ayet. وَلِلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا۟ فَثَمَّ وَجْهُ ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Doğu da Batı da yalnızca Allah'a aittir. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (rızası) oradadır. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette fedakârlıklar her ne şekilde yapılırsa yapılsın, Allah'ın rızasının orada olduğu mesajı verilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğu da Allah'ındır batı da. Şu halde nereye dönerseniz dönün, orası da Allah'ın yönüdür. Çünkü Allah sınırsızdır, ilmi her şeyi kuşatandır.

    Muhammed Esed

    Doğu da Batı da Allah'ındır: Nereye dönerseniz dönün Allah'ın yönü orasıdır. Unutmayın ki, Allah rahmet ve kudretinde sınırsızdır, her şeyi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    Maşrik de (doğu veya doğuş mahalli) mağrip de (batı veya batış - kayboluş - ölüm) Allah'a aittir! Ne yana dönersen Vechullah karşındadır (Allah Esma'sının açığa çıkışıyla karşı karşıyasın)! Muhakkak ki Allah tüm varlığı kapsar ve ilim sahibidir.

    Ali Bulaç

    Doğu da Allah'ındır, batı da. Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (kıblesi) orasıdır. Şüphesiz ki Allah, kuşatandır, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğu da Allah'ındır batı da. Nereye dönerseniz Allah’ın vechi oradadır. Şüphesiz Allah ( ın kullarına rahmeti ve nimeti) geniştir, O her şeyi hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Doğu da batı da Allah'ın malıdır. Demek ki, nereye dönerseniz, Allah'ın hoşnutluğu oradadır. Kuşkusuz, Allah, Lütfu Geniştir; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğu da batı da Allah'a aittir. Nereye dönerseniz Allah'ın varlığı oradadır. Şüphesiz ki Allah, her şeyi çepeçevre kuşatan ve her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Doğu da batı da ALLAH'ındır. Nereye yönelirseniz ALLAH'ın yüzü oradadır. ALLAH her şeyi kuşatan ve her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğu da batı da ALLAH'ındır. Nereye yönelirseniz ALLAH'ın yüzü oradadır. ALLAH her şeyi kuşatan ve her şeyi bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber, doğu da Allah'ın batı da! Nerede yönelseniz, orada Allah'a durulacak yön vardır! Şüphe yok ki Allah'ın rahmeti geniştir ve O, her şeyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Maamafih, meşrık de Allahın mağrib de, nerede yönelseniz orada Allaha durulacak cihet var, şüphe yok ki Allah vasi'dir alimdir,

    Erhan Aktaş

    Doğu da Allah'ındır, batı da. Nereye yönelirseniz yönelin, Allah'ın yönü orasıdır. Kuşkusuz, Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğu da Allah'ındır, batı da. Nereye yönelirseniz yönelin, Allah'ın yönü orasıdır. Kuşkusuz, Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğu da Allah'ındır, batı da. Nereye yönelirseniz yönelin, Allah'ın yönü orasıdır. Kuşkusuz, Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Doğu da Tanrı'nındır, batı da. Her nereye dönerseniz Tanrı'nın yüzü orasıdır. Kuşkusuz ki Tanrı kuşatandır, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Meşrık da Allahındır. Mağrıb da. Onun için nereye (hangi semte) döner, yönelirseniz Allahın yüzü (kıblesi) oradadır. Şübhe yok ki Allah vaasi'dir, hakkıyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Doğu da Batı da Allah'ındır. Her nereye dönerseniz vech-i ilahi oradadır. Şüphesiz ki Allah Vasi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (114-115) Allah’ın mescitlerini, orada O’nun isminin zikredilmesinden yasaklayandan / men edenden ve onun yıkımına / harabına çalışandan daha zalim kimdir? (Harb Harabe , imarın umrenin zıddı ) Onlar oraya ancak korkarak girebilirler. Onlara dünya hayatında utanç / rezillik vardır. Ahirette de çok büyük bir azap onlar içindir. Doğu da Batı da Allah’ındır. Her nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır. (Semme) Allah geniştir / kapsamlıdır ve bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğu da Allah’ındır batı da. Ne tarafa yönelirseniz yönelin Allah’ın yüzü oradadır. Şüphesiz Allah, her şeyi kuşatandır, bilendir.

    Süleyman Ateş

    Doğu da, batı da Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (zatı) oradadır. Şüphesiz Allah'(ın rahmeti ve ni'meti) boldur. O (her şeyi) bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğu da batı da Allah'ındır. Ne tarafa dönseniz, Allah ile yüz yüze gelirsiniz. İmkanları geniş olan ve her şeyi bilen Allah'tır.

    Şaban Britch

    Doğu da Allah’ındır batı da; ne tarafa yönelirseniz yönelin Allah’ın yüzü oradadır. Şüphesiz Allah her şeyi kuşatandır, bilendir.

    Şaban Piriş

    Doğu da Allah'ındır batı da, ne tarafa yönelirseniz yönelin Allah'ın yönü orasıdır. Şüphesiz Allah her şeyi kuşatandır, bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Doğu da batı da yalnız Allah'ındır. O halde nereye dönerseniz orada Allah'ın yüzü vardır. Allah Vasi'dir, varlığı sürekli genişletip büyütür; Alim'dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.

  6. Bakara suresi, 116. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 116. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَل لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ كُلٌّ لَّهُۥ قَٰنِتُونَ

    Diyanet İşleri

    "Allah, çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. Hayır! Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ındır. Hepsi O'na boyun eğmiştir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar "Allah çocuk edindi." dediler. (Haşa)! O yücedir. Aksine göklerde ve yerde olanların hepsi, yalnızca O'na (Allah'a) aittir; hepsi yalnızca O'na boyun eğenlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de "Allah bir oğul edindi" iddiasında bulundular. Haşa! O aşkın bir hakikattir. Aksine göklerde ve yerde bulunan her şey O'na aittir: hepsi de O'nun iradesine boyun eğerler.

    Muhammed Esed

    Bir kısım insanlar da, "Allah kendilerine bir oğul edindi!" iddiasında bulunurlar. (Asla!) O, yaratılmışlara özgü böyle vasıflardan kesinlikle uzaktır. Göklerde ve yerde ne varsa yalnız O'nundur. Her şey bütün varlığıyla O'nun iradesine tabidir.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Allah oğul edindi!" SubhaneHU! Bilakis, semalar ve arzda ne varsa O'na aittir ve her şey (kanitun) O'nun hükmünü yerine getiricidir!

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Allah oğul edindi." O, (bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur, tümü O'na gönülden boyun eğmişlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    «Allah çocuk edindi» dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur, hepsi O'na boyun eğmiştir.

    Ali Rıza Safa

    "Allah, çocuk edindi!" dediler. O, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Hayır! Göklerde ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. Tümü, O'na boyun eğmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah çocuk edindi" dediler. Haşa! O, bundan münezzehtir/uzaktır. Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur; hepsi O'na boyun eğmektedir.

    Edip Yüksel

    "ALLAH çocuk edindi" dediler. Haşa, O yücedir. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun eğmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH çocuk edindi,' dediler. Haşa, O yücedir. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun eğmiştir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem o zalimler: "Allah oğul edindi." dediler; Haşa O, bu gibi şeylerden münezzehtir. Doğrusu göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nun emrine boyun eğmektedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem o zalimler Allah veled ittihaz etti dediler, haşa, sübhane: Doğrusu Göklerde ve Yerde ne varsa hep onun, hepsi ona Ram

    Erhan Aktaş

    "Allah, çocuk edindi!" dediler. Haşa! O, bundan münezzehtir. dipnot 1 Bilakis, gökte ve yerde ne varsa her şey O'nundur. Ve her şey O'na gönülden boyun eğmektedir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uzaktır, arınıktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Allah, çocuk edindi!" dediler. Haşa! O, bundan münezzehtir dipnot 1 .Bilakis, gökte ve yerde ne varsa her şey O'nundur. Ve her şey O'na gönülden boyun eğmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uzaktır, arınıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Allah, çocuk edindi!" dediler. Haşa! O, bundan münezzehtir dipnot 1 .Bilakis, gökte ve yerde ne varsa her şey O'nundur. Ve her şey O'na boyun eğmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uzaktır, arınıktır.

    Gültekin Onan

    "Tanrı oğul edindi" dediler. O (bu yakıştırmadan) yücedir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, hepsi O'na gönülden boyun eğmişlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (Yahudiler ve Hıristiyanlar) "Allah kendine çocuk edindi" dediler. (Haaşa!) O, (bu gibi şeylerden) pak ve münezzehidir. Bil'akis göklerde ve yerde ne varsa hepsi onun. Hepsi de onun emrine ramdırlar.

    İbni Kesir

    Dediler ki: Allah çocuk edindi. Tenzih ederiz O'nu. Doğrusu göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hepsi de O'na itaat ederler.

    Mehmet Alagaş

    (116-119) Allah çocuk edindi / evlat edindi dediler , O’nu üstün tutarız, bilakis semalarda ve arzda ne varsa O’nundur , hepsi ona boyun eğik halindedir/ kunut halindedir. Semaların ve arzın emsalsiz / ilk yaratıcısıdır. (Bidat dinde ilk olan, emsali olmayan) Emrini gerçekleştireceği vakit ona ol der o da olur , bilmeyenler dediler ki Allah bizimle konuşsa ya / kelam etse ya veya bize ayet verse, böylelikle tıpkı bilmeyenlerin demesi gibi dediler, kalpleri birbirlerine benzeşti. Biz inanan / ikna olan kavim için ayetler imizi açık ettik / açıkladık , biz seni gerçek olarak gönderdik, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, ateş halkından dolayı sana bir şey sorulmaz / sorguya tabi tutulmazsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Allah çocuk edindi" diyorlar. Hâşâ! O bundan münezzehtir. Bilakis, göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. Hepsi O’na boyun eğmiştir.

    Süleyman Ateş

    "Allah, çocuk edindi," dediler. Haşa, O, yücedir. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun eğmiştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah çocuk edindi!" dediler. O'nun çocuğa ne ihtiyacı olur! dipnot 1 Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur, hepsi O'na boyun eğer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çocuk, insanın ihtiyacıdır. Hem ona yardımcı olur, hem de soyunu devam ettirir. Allah'ın ona ihtiyacı yoktur.

    Şaban Britch

    Allah çocuk edindi, diyorlar. Hâşâ! O bundan münezzehtir. Bilakis, göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. Hepsi O’na boyun eğmiştir.

    Şaban Piriş

    -Allah çocuk edindi, diyorlar. Haşa! O bundan münezzehtir. Bilakis, göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Allah çocuk edindi." dediler. Haşa! Böyle bir şeyden arınmıştır O! Tam aksine, göklerdekiler de yerdekiler de O'na aittir. Bunların tümü O'nun önünde boyun bükmektedir.

  7. Bakara suresi, 117. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 117. ayet. بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    Diyanet İşleri

    O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.

    Mehmet Okuyan

    (O), göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. dipnot 1 Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "Ol!" der; o da hemen olmaya başlar. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [bedî‘] kelimesi Yüce Allah'ın bir sıfatıdır; "yoktan var eden" anlamına geldiği gibi "eşsiz ve benzersiz güzellikte yaratan" anlamını da içermektedir. Benzer mesaj: En‘âm 6:101.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Kün fe yekûnu] ifadesi genellikle "Ol" (der); o da hemen olur" şeklinde tercüme edilmektedir. Oysa burada hemen "olmaktan" değil, "oluşmaya başlamaktan" söz edilmektedir ki geniş zaman anlamı veren [yekûnu] kalıbı da bunu gerektirmektedir. Ayette yer alan [fe yekûnu] ifadesindeki [fe] edatı da oluşumun hemen başladığını gösteren bir anlam katkısı sunmaktadır. Bu konudaki diğer kullanımlar: Al-i İmrân 3:47, 59; En‘âm 6:73; Nahl 16:40; Meryem 19:35; Yâsîn 36:82; Mü'min 40:68.

    Mustafa İslamoğlu

    Gökleri ve yeri yoktan, eşsiz ve benzersiz yaratan O'dur. Bir işin olmasını murad ettiğinde, ona sadece "ol" der ve o da hemen oluş sürecine girer.

    Muhammed Esed

    Göklerin ve yerin yaratıcısı O'dur; bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece "Ol" der -ve o (şey hemen) oluverir.

    Ahmed Hulusi

    Semaların ve arzın Bediy'idir (örneği benzeri olmadan icat edendir). . . Bir işin olmasını dilerse "ol" der ve olur!

    Ali Bulaç

    Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir.

    Ali Özek ve heyeti

    (O), göklerin ve yerin yoktan varedicisidir. Bir şeyi dilediğinde ona sadece «Ol!» der, o da hemen oluverir.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri ve yeryüzünü, Güzelliklerle Yaratandır. Bir şeyi dilediğinde, ona, yalnızca "Ol!" der; hemen olur.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece, "Ol" der, o da hemen oluşmaya başlar.

    Edip Yüksel

    Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir işin olmasını dilerse, ona sadece "Ol" der ve olur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir işin olmasını dilerse, ona sadece 'Ol,' der ve olur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, göklerin ve yerin örneksiz yaratıcısıdır. Bir işi yapmayı isteyince ona yalnız "ol!" der, o da oluverir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Göklerin, Yerin mübdii, bir emri murad etti mi ona yalnız "ol!" der, oluverir

    Erhan Aktaş

    O, göklerin ve yerin Bedi'sidir dipnot 1 . Bir şeyin olmasını istediğinde, ona sadece "Ol." der, o da oluverir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yoktan var eden. Bir örnek olmaksızın eşsiz ve benzersiz yaratan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, göklerin ve yerin Bedi'sidir dipnot 1 . Bir şeyin olmasını istediğinde, ona sadece "Ol." der, o da oluverir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökleri ve yeri hiçbir şeyi örnek almadan yaratan. Allah'ın niteliklerinden biri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, gökleri ve yeri hiçbir şeyi örnek almadan yaratandır. Bir şeyin olmasını istediğinde, ona sadece "Ol." der, o da oluverir.

    Gültekin Onan

    Gökleri ve yeri [bir örnek edinmeksizin] yaratandır. O, bir buyruğun olmasına karar verirse, ona yalnızca "ol" der, o da hemen oluverir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerin ve yerin Yaratıcısıdır o. O bir şey'e hükmetdi mi ona ancak "o!" der, o da oluverir.

    İbni Kesir

    Göklerin ve yerin yaratanıdır. Bir şeyin olmasını isteyince ona sadece "ol", der, o da oluverir.

    Mehmet Alagaş

    (116-119) Allah çocuk edindi / evlat edindi dediler , O’nu üstün tutarız, bilakis semalarda ve arzda ne varsa O’nundur , hepsi ona boyun eğik halindedir/ kunut halindedir. Semaların ve arzın emsalsiz / ilk yaratıcısıdır. (Bidat dinde ilk olan, emsali olmayan) Emrini gerçekleştireceği vakit ona ol der o da olur , bilmeyenler dediler ki Allah bizimle konuşsa ya / kelam etse ya veya bize ayet verse, böylelikle tıpkı bilmeyenlerin demesi gibi dediler, kalpleri birbirlerine benzeşti. Biz inanan / ikna olan kavim için ayetler imizi açık ettik / açıkladık , biz seni gerçek olarak gönderdik, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, ateş halkından dolayı sana bir şey sorulmaz / sorguya tabi tutulmazsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasını istediği zaman ona sadece “Ol!” der, o da hemen oluverir.

    Süleyman Ateş

    (O), göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir şeyi yaratmak istedi mi, ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.

    Süleymaniye Vakfı

    O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir şeyin olmasına karar verdi mi onun için sadece "Ol!" der, o şey oluşur. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nahl 16/40, Yasin 36/82, Mü'min 40/68. Bu ayete, "ol der, hemen olur" şeklinde meal verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) o emirle sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir ve çocuk oluşmaya başlar (Al-i İmran 3/59, Meryem 19/35, İnsan 76/1-2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri, örneksiz yaratan O'dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi onun için sadece "Ol!" der, o şey oluşur. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete, "ol der, hemen olur" şeklinde meal verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) o emirle, sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir (İnsan 76/1-2) ve çocuk oluşmaya başlar. Ayete yukarıdaki meali vermemizin sebebi budur.

    Şaban Britch

    O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasını istediği zaman ona sadece “Ol!” der, o da hemen oluverir.

    Şaban Piriş

    O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasını istediği zaman ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gökleri ve yeri, güzelliklerle donatarak yaratan Bedi, O'dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi ona sadece "Ol'" der. Artık o, oluverir.

  8. Bakara suresi, 118. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 118. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا ٱللَّهُ أَوْ تَأْتِينَآ ءَايَةٌ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّثْلَ قَوْلِهِمْ تَشَٰبَهَتْ قُلُوبُهُمْ قَدْ بَيَّنَّا ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz ayetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.

    Mehmet Okuyan

    (Gerçekleri) bilmeyenler şöyle demişlerdi: "Allah bizimle konuşmalı veya bize bir delil gelmeli değil miydi?" Öncekiler de tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri (akılları nasıl da) birbirine benzedi! Kesin bir şekilde inananlara ayetleri elbette apaçık ortaya koyduk. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah burada sözünü ettiği kişileri "hiçbir ilahi bilgiye sahip olmayanlar" şeklinde tanıtmakta ve onların da daha önce yaşamış olan yahudilere benzemeye çalıştıklarını ifade etmektedir. Bakara 2:108'de, ayrıca Nisâ 4:153'te de belirtildiği gibi, Hz. Muhammed'e yönelik olarak önceden Hz. Musa'ya yönlendirilen istekler dile getirilmiştir. İşte buna benzeyecek şekilde Yüce Allah'ın Mekkeli müşriklere de konuşmasını veya kendilerine de ayet, delil, mucize gelmesini istediklerini, bunu beklediklerini ifade etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İlimden yoksun olanlar "Allah bizimle niçin konuşmuyor, ya da niçin bize mucizevi bir belge ulaştırmıyor" derler. Onlardan öncekiler de aynen onların söylediğini söylemişlerdi. Akılları da birbirine benzedi. Elbet biz gönülden inanacak herkes için ayetlerimizi açık ve anlaşılır kılmışızdır.

    Muhammed Esed

    (Yalnız) bilgiden yoksun olanlar: "Allah neden bizimle konuşmaz ve neden bize (mucizevi) bir işaret göstermez?" derler. Onlardan önce yaşamış olanlar da tıpkı onların dedikleri gibi demişlerdi: Kalpleri hep birbirine benziyor. Gerçekte Biz, bütün işaretleri, yürekten inanıp tasdik etmeye niyetli olanlar için açık ve anlaşılır kıldık.

    Ahmed Hulusi

    (Allah ismiyle işaret edilen hakkında) bilgisizler (O'nu gökte bir tanrı sanıp) "Allah bizimle konuşsaydı ya da bize bir mucize verseydi ya" dediler!. . Onlardan öncekiler de onlar gibi konuşmuşlardı. Bakış açıları birbirine benzemiş! (Ayna nöronların işlevi sonucu - aynı kafadan!). . . Biz ayetlerimizi (gerçeğe işaret eden oluşumu), onları hakkıyla değerlendirmek isteyenlere apaçık gösterdik.

    Ali Bulaç

    Bilgisizler, dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir ayet gelmeli değil miydi?" Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Biz, kesin bilgiyle inanan bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir âyet (mucize) gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri (akılları) nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice (yakînen) bilmek isteyenlere âyetleri apaçık gösterdik.

    Ali Rıza Safa

    Bilgisizler, şöyle dediler: "Allah, bizimle konuşmalı veya bize bir mucize gelmeliydi; öyle değil mi?" Öncekiler de onların söylediklerinin tıpkısını söylemişlerdi; yürekleri birbirine benzedi. Kesin bilgiyle inanan bir topluma ayetleri gösteriyoruz.

    Bayraktar Bayraklı

    Bilmeyenler dediler ki: "Allah bizimle niçin konuşmuyor,yahut bize niçin bir ayet gelmiyor?" Onlardan öncekiler de tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri apaçık gösterdik.

    Edip Yüksel

    Cahiller, "ALLAH bizimle konuşmalı veya bize bir ayet gelmeli değil miydi" dediler. Daha öncekiler de onlar gibi konuşmuşlardı. Kafaları birbirine benziyor. Biz ayetleri, onaylayacak olanlara sergileriz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Mucizeler iman edenlerin onayını güçlendirir ama inkarcıları ikna etmez. Tanrı'nın sınav sistemi böyle gerektiriyor. * Bak 74:31.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cahiller, 'ALLAH bizimle konuşmalı veya bize bir ayet (mucize) gelmeli değil miydi,' dediler. Daha öncekiler de onlar gibi konuşmuşlardı. Kafaları birbirine benziyor. Biz mucizeleri, inanacak olanlara sergileriz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İlmi olmayanlar da: "Ne olur Allah bizimle konuşsa, yahut bize bir mucize gelse!" dediler. Bunlardan öncekiler de tıpkı bunların dedikleri gibi demişlerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Cidden gerçekleri bilmek isteyen bir ümmet için biz mucizeleri açık bir şekilde gösterdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İlmi olmıyanlar da, Allah bizimle konuşsa ya, yahud bize bir mu'cize gelse ya, dediler, bunlardan evvelkiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti, kalbleri birbirine benzedi; cidden yakin edinecek bir ümmet için biz mucizeleri açık bir suretde gösterdik

    Erhan Aktaş

    Bilmeyen kimseler: "Allah'ın bizimle konuşması veya bize bir ayet dipnot 1 göndermesi gerekmez mi?" dediler. Onlardan öncekiler de onların sözlerine benzer sözler söylemişlerdi. Kalpleri birbirlerine benziyor. Bilmek isteyen kimseler için ayetleri iyice açıkladık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilmeyen kimseler: "Allah'ın bizimle konuşması veya bize bir ayet dipnot 1 göndermesi gerekmez mi?" dediler. Onlardan öncekiler de onların sözlerine benzer sözler söylemişlerdi. Kalpleri birbirlerine benziyor. Bilmek isteyen kimseler için ayetleri iyice açıkladık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilmeyen kimseler: "Allah'ın bizimle konuşması veya bize bir ayet dipnot 1 göndermesi gerekmez mi?" dediler. Onlardan öncekiler de, onların sözlerine benzer sözler söylemişlerdi. Kalpleri birbirine benziyor. Bilmek isteyen kimseler için ayetleri iyice açıkladık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt.

    Gültekin Onan

    Bilgisizler "Tanrı bizimle konuşmalı veya bize de bir ayet gelmeli değil miydi?" dediler. Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Kalpleri birbirine benzedi. Biz kesin bilgiyle inanan bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik.

    Hasan Basri Çantay

    (Hakıykati) bilmeyenler (veya bilib de bilmezlenenler): "Ne olur, Allah bizimle (senin hak peygamber olduğuna dair yüz yüze bir) söylese, konuşsa, yahud (bu babda) bize bir ayet (mucize) gelse" dedi (ler). Onlardan evvelkiler de tıpkı onların söyledikleri gibi söylemiş (ler) di. Kalbleri birbirine ne kadar da benzemiş!. Biz hakıykatleri iyice bilmek isteyenlere ayetlerimizi apaçık göstermişizdir.

    İbni Kesir

    Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı veya bize bir ayet gelmeli değil miydi? Onlardan öncekiler de onların dedikleri gibi demişlerdi. Kalbleri birbirine benzemiş. Biz yakınen bilmek isteyen bir kavme ayetlerimizi apaçık bildirdik.

    Mehmet Alagaş

    (116-119) Allah çocuk edindi / evlat edindi dediler , O’nu üstün tutarız, bilakis semalarda ve arzda ne varsa O’nundur , hepsi ona boyun eğik halindedir/ kunut halindedir. Semaların ve arzın emsalsiz / ilk yaratıcısıdır. (Bidat dinde ilk olan, emsali olmayan) Emrini gerçekleştireceği vakit ona ol der o da olur , bilmeyenler dediler ki Allah bizimle konuşsa ya / kelam etse ya veya bize ayet verse, böylelikle tıpkı bilmeyenlerin demesi gibi dediler, kalpleri birbirlerine benzeşti. Biz inanan / ikna olan kavim için ayetler imizi açık ettik / açıkladık , biz seni gerçek olarak gönderdik, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, ateş halkından dolayı sana bir şey sorulmaz / sorguya tabi tutulmazsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilmeyenler: "Ne olur Allah bizimle konuşsa veya bize bir mucize gelse?" demektedirler. Onlardan öncekiler de tıpkı onların söyledikleri gibi söylemişlerdi. Kalpleri (nasıl da) birbirine benzemiş. Oysa biz, iyice bilmek isteyen bir toplum için ayetlerimizi apaçık göstermişizdir.

    Süleyman Ateş

    Bilmeyenler dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı, ya da bize bir ayet (mu'cize) gelmeli değil miydi?" Onlardan öncekiler de onların dedikleri gibi demişlerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere ayetleri açıkladık.

    Süleymaniye Vakfı

    (Kitab'ı) Bilmeyenler: "Allah bizimle de konuşsa veya bize de bir ayet gelse ya!" dediler. dipnot 1 Onlardan öncekiler de onların sözlerine denk şeyler söylediler. Kalpleri birbirine benzedi. Biz ayetleri, inancı kesin olan bir toplum için açık açık anlattık.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendini bilmezler; "Allah bizimle konuşsa yahut bize bir ayet (mucize) dipnot 1 gelse ya!" derler. Öncekiler de öyle derlerdi, kalpleri birbirine benzedi. İkna olmak isteyen bir topluluk için ayetleri açık açık gösterdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebimize, Kur'an dışında bir mucize verilmemiştir.  (Bkz. İsra 17/59)

    Şaban Britch

    Bilmeyenler: Ne olur Allah bizimle konuşsa veya bize bir ayet gelse? demektedirler. Onlardan öncekiler de tıpkı onların söyledikleri gibi söylemişlerdi; kalpleri (nasıl da) birbirine benzemiş. Oysa biz, iyice bilmek isteyen bir toplum için ayetlerimizi apaçık göstermişizdir.

    Şaban Piriş

    Bilmeyenler: -Ne olur Allah bizimle konuşsa veya bize bir ayet gelse?! demektedirler. Onlardan öncekiler de tıpkı onların söyledikleri gibi söylemişlerdi; kalpleri (nasıl da) birbirine benzemiş. Oysa biz, iyice bilmek isteyen bir toplum için ayetlerimizi apaçık göstermişizdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilgiden yoksun olanlar dedi ki: "Allah bizimle konuşsaydı yahut bize bir mucize gelseydi ya!..." Onlardan öncekiler de aynen onların dediği gibi demişti. Kalpleri birbirine benzemiştir. Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır.

  9. Bakara suresi, 119. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 119. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ أَصْحَٰبِ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz seni bir amaç ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.

    Mustafa İslamoğlu

    Gerçekten biz seni, hakikat ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; ateşe yoldaş olanlardan sen sorumlu değilsin.

    Muhammed Esed

    Doğrusu Biz seni (ey Peygamber) hakikat ile gönderdik: Bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak; yakıcı ateşe mahkum olanlardan sen sorumlu değilsin.

    Ahmed Hulusi

    Gerçek ki Biz, seni, müjdelemen ve uyarman için HAK olarak irsal ettik. Cehennem ehli senden sorulmaz.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.

    Ali Özek ve heyeti

    Doğrusu biz seni Hak (Kur'ân) ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen Cehennem ashâbından sorumlu değilsin.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, seni, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Cehennemin yoldaşlarından, sen sorumlu değilsin.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen cehennemliklerden sorumlu değilsin.

    Edip Yüksel

    Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ki, Biz seni hak (olan Kur'an) ile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik. Sen o cehennemliklerden sorumlu da değilsin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şek yok: biz seni hakkile rahmetimizin müjdecisi ve azabımızın habercisi gönderdik; sen o Cehennemliklerden mes'ul de değilsin

    Erhan Aktaş

    Doğrusu Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğrusu Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu, Biz, seni, Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem ehlinden sorumlu tutulacak değilsin.

    Gültekin Onan

    Kuşkusuz biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) şübhe yok ki biz seni (rahmetimizin) kamil bir müjdeci (si) ve (azabımızın) gerçek korkutucu (su ve habercisi) olarak o Hak (Kur'an) ile gönderdik. Sen cehennemin arkadaşlarından (cehennemlik olanların küfürde ayak diremelerinden) mes'ul olacak değilsin.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki biz seni müjdeleyici ve korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem ashabından sen mes'ul olacak değilsin.

    Mehmet Alagaş

    (116-119) Allah çocuk edindi / evlat edindi dediler , O’nu üstün tutarız, bilakis semalarda ve arzda ne varsa O’nundur , hepsi ona boyun eğik halindedir/ kunut halindedir. Semaların ve arzın emsalsiz / ilk yaratıcısıdır. (Bidat dinde ilk olan, emsali olmayan) Emrini gerçekleştireceği vakit ona ol der o da olur , bilmeyenler dediler ki Allah bizimle konuşsa ya / kelam etse ya veya bize ayet verse, böylelikle tıpkı bilmeyenlerin demesi gibi dediler, kalpleri birbirlerine benzeşti. Biz inanan / ikna olan kavim için ayetler imizi açık ettik / açıkladık , biz seni gerçek olarak gönderdik, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, ateş halkından dolayı sana bir şey sorulmaz / sorguya tabi tutulmazsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

    Süleyman Ateş

    Doğrusu biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz seni, doğru bilgiyle müjdeleyesin ve onunla uyarasın diye elçi olarak gönderdik. Cehennem halkından sorumlu tutulmayacaksın.

    Şaban Britch

    Biz seni hem müjdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

    Şaban Piriş

    Biz seni hem müjdeci, hem de korkutucu olarak hak ile gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnan olsun ki, biz seni hak üzere bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen, cehennem ehlinden sorgu suale çekilmeyeceksin/cehennem yaranından sen sorumlu değilsin.

  10. Bakara suresi, 120. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 120. ayet. وَلَن تَرْضَىٰ عَنكَ ٱلْيَهُودُ وَلَا ٱلنَّصَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ ٱلَّذِى جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    Diyanet İşleri

    Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.

    Mehmet Okuyan

    Milletlerine (dinlerine) uyuncaya kadar yahudiler de hristiyanlar da senden asla razı olmayacaklardır. De ki: "Şüphesiz ki Allah'ın rehberliği, gerçek rehberliktir." dipnot 1 Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyarsan, Allah'tan (gelecek azaba karşı) senin için herhangi bir dost ve yardımcı olmayacaktır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:73; En‘âm 6:71.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen onların inanç sistemini benimsemedikçe, ne Yahudiler ne de Hıristayanlar seni asla kabullenmeyecekler. Onlara şöyle de: Allah'ın rehberliği var ya, işte gerçek rehberlik odur. Eğer sana gelen (mutlak hakikatin) bilgisinden sonra onların keyifli sistemine uyarsan, Allah'ın elinden seni kurtaracak ne bir yar, ne de bir yardımcı bulabilirsin.

    Muhammed Esed

    Sen onların inanç sistemine uymadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar senden memnun olmayacaklardır. De ki: "Dinleyin! Allah'ın rehberliği tek doğru rehberliktir." Ve doğrusu, sana ilim geldikten sonra onların sapık görüşlerini takip etmeye devam edersen ne seni Allah'ın elinden alacak bir kimse bulursun, ne de yardımcı.

    Ahmed Hulusi

    Onların din anlayışlarına tabi olmadıkça ne Yahudiler ne de Nasara senden asla razı olmazlar. De ki: "Allah hidayeti rehberliğin ta kendisidir (insanlar hidayet edemez Allah hidayet etmedikçe)". . . Onların hayal veya kuruntularına tabi olursan sana gelen ilimden sonra, Allah'tan sana ne bir veli ne de yardım ulaşır.

    Ali Bulaç

    Sen onların dinlerine uymadıkça, yahudi ve hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.

    Ali Özek ve heyeti

    Ne yahûdiler ne de hristiyanlar sen onların dinlerine uymadıkça senden asla razı olmayacaklar. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.

    Ali Rıza Safa

    Onların dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ne de Nasraniler, senden asla hoşnut olmazlar. De ki: "Kuşkusuz, Allah'ın gösterdiği yol, doğru yoldur!" Sana gelen bilgiden sonra, onların isteklerine uyarsan; seni Allah'tan kurtaracak, ne bir dost ne de bir yardımcı bulamazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların yolunu takip etmedikçe Yahudiler ve Hıristiyanlar asla senden razı olmayacaklardır. De ki: "Allah'ın yolu biricik yoldur." Sana ulaşan bu bilgiden sonra onların arzularını takip edersen, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

    Edip Yüksel

    Dinlerine girmedikçe ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar, senden hoşnut olmazlar. De ki: "Doğru yol ALLAH'ın yoludur." Sana gelen bilgiden sonra onların fantezilerine uyarsan ALLAH'a karşı seni savunacak ne bir dost ne de bir destekleyici bulamazsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dinlerine girmedikçe ne Yahudiler, ne de Hristiyanlar, senden hoşnut olmazlar. De ki: 'Doğru yol ALLAH'ın yoludur.' Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyarsan ALLAH'a karşı seni savunacak ne bir dost ne de bir destekleyici bulamazsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen onların milletlerine tabi olmadıkça yahudiler de hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmazlar. De ki: "Her halde yol Allah yoludur." Şanım hakkı için sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, faraza onların arzularına uyacak olsan, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı bulunur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    sen milletlerine tabi olmadıkça ne Yehud, ne Nasara senden asla hoşnud da olmazlar her halde yol, Allah yolu de, şanım hakkı için sana vahyile gelen bu kadar ilimden sonra bilfarz onların hevalarına tabi olacak olsan Allahdan sana ne bir veliy bulunur ne bir nasır

    Erhan Aktaş

    Yahudiler ve Nesara, dipnot 1 sen onların milletlerine dipnot 2 uymadıkça senden asla razı olmazlar. De ki: "Gerçek şu ki; doğru yol Allah'ın yoludur." Ve sana gelen ilimden dipnot 3 sonra onların arzularına uyarsan; Allah'tan, sana ne bir veli dipnot 4 ne bir yardımcı bulabilirsin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hıristiyanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onların yollarına, uygarlıklarına, inanç sistemlerine, yaşam biçimlerine.
    3. metne dön, dipnot 3
      Vahiyden/bilgiden.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bkz. 2:107. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yahudiler ve Hıristiyanlar, sen onların milletlerine dipnot 1 uymadıkça senden asla razı olmazlar. De ki: "Gerçek şu ki; doğru yol Allah'ın yoludur." Ve sana gelen ilimden dipnot 2 sonra onların arzularına uyarsan; Allah'tan, sana ne bir veli dipnot 3 ne bir yardımcı bulabilirsin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onların yollarına, uygarlıklarına, inanç sistemlerine, yaşam biçimlerine.
    2. metne dön, dipnot 2
      Vahiyden/bilgiden.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. 2:107.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yahudiler ve Hıristiyanlar, sen onların milletlerine dipnot 1 uymadıkça senden asla razı olmazlar. De ki: "Gerçek şu ki; doğru yol Allah'ın yoludur.". Ve sana gelen ilimden dipnot 2 sonra onların arzularına uyarsan; Allah'tan, sana ne bir veli dipnot 3 ne bir yardımcı bulabilirsin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onların yollarına, uygarlıklarına, inanç sistemlerine, yaşam biçimlerine.
    2. metne dön, dipnot 2
      Vahiyden/bilgiden.
    3. metne dön, dipnot 3
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Sen onların dinlerine uymadıkça, yahudi ve hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: "Kuşkusuz doğru yol, Tanrı'nın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına uyacak olursan, senin için Tanrı'dan ne bir dost vardır ne de bir yardımcı.

    Hasan Basri Çantay

    Ne Yahudiler, ne Hıristiyanlar sen onların dinine uyuncaya kadar asla senden hoşnud olmaz (lar). De ki: "Allahın hidayet (yolu olan İslam yok mu? İşte) doğru yolun ta kendisi odur". Eğer (vahy ile) sana gelen (bunca) ilimden sonra (bilfarz) onların heva (ve heves) lerine uyacak olursan, andolsun, senin için Allahdan (başka koruyacak) ne hakıyki, bir dost, ne de hakıyki bir yardımcı yokdur,

    İbni Kesir

    Sen, dinlerine uymadıkça Yahudiler de, Hristiyanlar da, senden asla hoşnud olmazlar. Allah'ın hidayeti asıl hidayetin ta kendisidir, de. Şayet sana gelen ilimden sonra, onların heveslerine uyacak olursan; and olsun ki senin için Allah tarafından ne bir yar bulunur, ne de bir yardımcı.

    Mehmet Alagaş

    (120-123) Yahudi ve Hristiyanlar onların dini beraberliğine / milletine uymadıkça asla senden razı olmazlar , de ki yola iletmek / kılavuzluk muhakkak ki Allah’ındır, O, kılavuzluk edebilir, sana ilim geldikten sonra / sana bilgi geldikten sonra on ların keyflerine uyarsan eğer, senin için Allah’tan ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Kendilerine kitap verilenler onu gerçek bir okuyuşla / hakiki bir okuyuşla okurlar , işte onlar ona iman ediyorlardır , her kim onu yok sayar görmezden gelirse işte onlar da hasara uğrayanlardır. Ey İsrailoğulları, sizi nimetlerimle nimetlendirdim ve sizi kesinlikle alemlere üstün tuttum, hatırlayın, hiçbir kimsenin diğer bir kimseye bir şey ödeyemeyeceği günden sakının, Onda ödeme / fidye kabul edilemez, onda aracılık fayda etmez, onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahudiler de Hristiyanlar da, sen onların dinine uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar. De ki: Asıl doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur.

    Süleyman Ateş

    Sen onların, kendi dinlerine uymadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden razı olmazlar. "Asıl doğru yol, Allah'ın yoludur" de. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı olmaz.

    Süleymaniye Vakfı

    Dini yaşama biçimlerine dipnot 1 uymadıkça Yahudisi de Hristiyanı da senden asla razı olmaz. De ki: "Doğru yol Allah'ın gösterdiği yoldur." dipnot 2 Sana bu bilgi geldikten sonra tutar da onların arzularına uyarsan Allah senin velin/ yakının da olmaz yardımcın da. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      '"Dini yaşama biçimi" anlamı verdiğimiz "millet (ملة)" kelimesine genellikle 'din' anlamı verilir. Halbuki Kur'an'da "Allah'ın dini" ifadesi olduğu halde "Allah'ın milleti" ifadesi yoktur. Bu kelime İbrahim, İshak ve Yakup aleyhisselama nispetle kullanıldığı gibi (Bakara 2/130, Yusuf 12/38) kafirlere nispetle de kullanılmıştır (Yusuf 12/37). Muhammed aleyhisselam dahil bütün müminlere verilen, "İbrahim'in milletine uyma" emri, bu kelimenin, "din" değil "dini yaşama biçimi" anlamında olduğunun en açık delilidir (Nisa 4/125, Nahl 16/123).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dinlerine uyana kadar Yahudisi de Hristiyanı da senden asla hoşlanmaz. De ki: "Doğru yol Allah'ın gösterdiği yoldur." Sana bu bilgi geldikten sonra tutar da onların isteklerine uyarsan, Allah'ın ne veliliğini (dostluğunu) ne de yardımını görürsün.

    Şaban Britch

    Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların dinine uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar. Asıl doğru yol, Allah’ın gösterdiği yoldur, de. Sana gelen ilimden, sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, Allah’tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur.

    Şaban Piriş

    Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların yoluna uymadıkça, asla senden hoşnut olmazlar. -Asıl doğru yol, Allah'ın gösterdiği yoldur! de. Sana gelen ilimden, sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, Allah'tan seni koruyacak bir veli de bir yardımcı da yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen onların öz milletlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmazlar. De ki: "Allah'ın kılavuzluğu erdirici kılavuzluğun ta kendisidir." İlimden sana ulaşan nasipten sonra bunların boş ve iğreti arzularına uyarsan, Allah katından ne bir Veli'n olur ne de bir yardımcın.

  11. Bakara suresi, 121. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 121. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَتْلُونَهُۥ حَقَّ تِلَاوَتِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine kitap verdiklerimiz(den bazısı) onu, tam olarak (hakkını gözeterek) tilavet ederler (okuyup aktarırlar). (Çünkü) onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte asıl kaybedenler onlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerine ilahi mesaj (verilip) de onu tilavet etmenin hakkını verenler var ya: işte onlardır ona hakkıyla inananlar, kim de bu mesajı inkar ederse, işte kaybedenler de onlardır.

    Muhammed Esed

    Kendilerine ilahi kelamı emanet ettiklerimiz (ve) ona gereği gibi uyanlar -işte onlardır (gerçekten) iman edenler; hakikati inkara kalkışanlara gelince- işte onlardır asıl kaybedenler!

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine Kitap (Sünnetullah bilgisi) verilmiş olanlar onu hakkıyla okuyup değerlendirirler. . . İşte bunlar Ona iman edenlerdir. Her kim de Onu inkar ederse, hüsrana uğrayanlardan olur (hakikatini inkar ettiği için).

    Ali Bulaç

    Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkar ederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyan kimseler, işte bunlar ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte gerçekten hüsrana uğrayanlar onlardır.

    Ali Rıza Safa

    Kitap verdiklerimiz, hakkını vererek Onu okurlar; işte onlar, inananlardır. Onu kim inkar ederse, yitime uğrayanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine kitap verdiklerimizin bazısı, onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar ona iman ederler. Onu inkar edenler var ya, gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.

    Edip Yüksel

    Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi izleyenler bu gerçeği onaylar; inkar edenlerse kaybeder.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi izleyenler buna inanır; inkar edenlerse kaybeder.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerine kitap verdiğimiz liyakatlı kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona iman ederler. Kim de onu inkar ederse hüsrana uğrayanlar işte onlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu tilavetinin hakkını vererek okurlar, İşte onlar ona iman ederler, her kim de onu inkar ederse işte onlar da husranda kalanlardır

    Erhan Aktaş

    Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona iman edenlerdir. İman etmeyenler ise, işte onlar kaybedenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inananlardır. İnanmayanlar ise, işte onlar kaybedenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inananlardır. İnkar edenler ise, işte onlardır kaybedenler.

    Gültekin Onan

    Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona inananlar bunlardır. Kim de ona küfrederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu tilavet hakkını tam gözeterek okurlar. İşte ona iman edenler bunlardır. Kim ona küfrederse onlar da (maddi ve manevi) en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu hakkıyla tilavet ederler. İşte buna onlar inanırlar. Kim ona küfrederse, hüsrana uğrayanlar da işte onlardır.

    Mehmet Alagaş

    (120-123) Yahudi ve Hristiyanlar onların dini beraberliğine / milletine uymadıkça asla senden razı olmazlar , de ki yola iletmek / kılavuzluk muhakkak ki Allah’ındır, O, kılavuzluk edebilir, sana ilim geldikten sonra / sana bilgi geldikten sonra on ların keyflerine uyarsan eğer, senin için Allah’tan ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Kendilerine kitap verilenler onu gerçek bir okuyuşla / hakiki bir okuyuşla okurlar , işte onlar ona iman ediyorlardır , her kim onu yok sayar görmezden gelirse işte onlar da hasara uğrayanlardır. Ey İsrailoğulları, sizi nimetlerimle nimetlendirdim ve sizi kesinlikle alemlere üstün tuttum, hatırlayın, hiçbir kimsenin diğer bir kimseye bir şey ödeyemeyeceği günden sakının, Onda ödeme / fidye kabul edilemez, onda aracılık fayda etmez, onlara yardım da edilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu hakkıyla okurlar. İşte bunlar ona iman eden kimselerdir. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

    Süleyman Ateş

    Kendilerine verdiğimiz Kitabı, gereğince okuyanlar var ya, işte onlar, ona inanırlar. Onu inkar edenler ise ziyana uğrarlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerine kitap verdiklerimizden, kitaplarını (Kur'an ile) bağlantı kurarak gerektiği gibi okuyanlar dipnot 1 var ya, işte onlar, Kur'an'a da inanıp güvenirler. dipnot 2 Kim onu görmezlikte direnirse işte onlar kaybedenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet, birden çok şeyin, aralarına farklı türden bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanmasıdır (Müfredat). "Gerektiği gibi tilavet" ise kitabı doğru anlamak için bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır. Kur'an ayetlerini bağlantılarıyla okumak tilavet olduğu gibi onları, Allah'ın diğer kitaplarındaki ayetlerle bağlantılı olarak okumak da tilavettir. Bu metoda göre okuma yapan ehlikitap da gelecek son kitaba inanma yükümlülüğünü kendi elindeki kitapta bulur ve Kur'an ile ilişkisini kurarak onun da Allah'ın ayetlerinden oluştuğunu anlar.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine verdiğimiz Kitaba hakkıyla uyanlar dipnot 1 bu Kitaba inanırlar. Kaybedenler, bunu görmezlikten gelenlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle önceki cümlenin bedel-i ba'zı sayılmıştır.

    Şaban Britch

    Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, işte bunlar O’na iman eden kimselerdir. Kim O'na küfrederse işte asıl hüsrana uğrayacaklar da onlardır.

    Şaban Piriş

    Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, işte bunlar O'na iman eden kimselerdir. Onu tanımayanlar ise işte asıl hüsrana uğrayacaklar da onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerine Kitap'ı verdiklerimiz onu, okunuşunun hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.