Bakara suresi

Bakara suresi, 36. ayet

Bakara suresi, 36. ayet. فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

feezellehüme-şşeyṭânü `anhâ feaḫracehümâ mimmâ kânâ fîh. veḳulne-hbiṭû ba`ḍuküm liba`ḍin `adüvv. veleküm fi-l'arḍi müsteḳarruv vemetâ`un ilâ ḥîn.

Diyanet İşleri

Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 33–39 · surenin 36. ayeti / 286

Konu Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş Bakara 30–39 3

  1. Bakara 33

    Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.

  2. Bakara 34

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu.

  3. Bakara 35

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  4. 36

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.

  5. Bakara 37

    Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

  6. Bakara 38

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik.

  7. Bakara 39

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

36. Düşmanları onlara vesvese vermeye ve kendileri için yasaklanan ağaçtan yemeğe teşvik etmeye devam edip durdu. Nihâyet “onların ayaklarını kaydırdı”. Yani onlara bu ağaçtan yemeyi süsleyerek onları yanlışa düşürdü ve “Şüphesiz ki ben size nasihat edenlerdenim, diye Allah adına onlara yemin etti.” (el-A’râf, 7/61) Onlar da ona aldandılar ve emrine uydular. O da onları içinde bulundukları nimet ve bolluktan çıkardı. Böylelikle yorulma, çalışıp didinme ve mücadele etme yurdu olan dünyaya indirildiler.

“Kiminiz kiminize düşman olarak inin.” Yani Âdem ve zürriyeti ile İblis ve zürriyeti düşmandırlar. Bilindiği gibi düşman bir kimse düşmanına zarar vermek, ona kötülük yapmak için her türlü yolu dener, her fırsatta onu hayırdan mahrum bırakmaya çalışır. İşte bu çerçevede Âdem’in oğulları şeytana karşı uyarılmaktadırlar. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphe yok ki Şeytan sizin bir düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman belleyin. O kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe gireceklerden olsunlar diye davet eder.” (Fatır, 35/6); “Artık onlar sizin düşmanınızken siz beni bırakıp da onu ve zürriyetini dost mu edineceksiniz? Zalimler için ne fena bir bedel!” (Kehf, 18/50)

Daha sonra Yüce Allah indirilmenin nihai yerinin yeryüzü olduğunu bildirerek “yeryüzünde sizin için bir zamana kadar” yani ecellerinizin biteceği vakte kadar “bir karar yeri” mesken ve yerleşecek yer “ve geçim vardır.” Ecellerinizin bitiminden sonra ise o dünyadan kendisi için yaratılmış olduğunuz ve sizin için yaratılmış bulunan (ahiret) yurduna intikal edeceksiniz. Bu ayette şu ifade edilmektedir: Yeryüzündeki hayat süreli ve geçici. Yeryüzü gerçek mesken değildir, sadece bir geçiş yeridir. Orada bu ebedi yurt için azık hazırlanır; yoksa orası ebedi kalacak şekilde imar edilmez.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şeytan o ikisine vesvese vermeye ve (o ağacın meyvesinden yemeyi) güzel göstermeye devam etti. Ta ki Allah'ın o ikisine yemeği yasakladığı ağaçtan yeme yanlışına düşürerek ayaklarını kaydırdı. Bu ikisinin cezası Allah'ın onları içinde yaşadıkları cennetten çıkarması oldu. Allah o ikisine ve şeytana şöyle buyurdu: Birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin. Sizin için yeryüzünde ecelleriniz bitene ve kıyamet kopana kadar orada yaşamak ve hayırlarından istifade etmek vardır.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَزَلَّهُمَا feezellehuma onlar(ın ayağın)ı kaydırdı kök: زلل
  2. ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytan kök: شطن
  3. عَنْهَا anha oradan
  4. فَأَخْرَجَهُمَا fe ehracehuma çıkardı kök: خرج
  5. مِمَّا mimma yerden
  6. كَانَا kana bulundukları kök: كون
  7. فِيهِ ۖ fihi içinde
  8. وَقُلْنَا ve kulna ve dedik ki kök: قول
  9. ٱهْبِطُوا۟ hbitu inin kök: هبط
  10. بَعْضُكُمْ bea'dukum kiminiz kök: بعض
  11. لِبَعْضٍ libea'din kiminize kök: بعض
  12. عَدُوٌّۭ ۖ aduvvun düşman olarak kök: عدو
  13. وَلَكُمْ velekum sizin için vardır
  14. فِى fi -nde
  15. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzü- kök: ارض
  16. مُسْتَقَرٌّۭ mustekarrun kalmak kök: قرر
  17. وَمَتَـٰعٌ ve metaun ve nimet kök: متع
  18. إِلَىٰ ila
  19. حِينٍۢ hinin bir süre kök: حين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هبط (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: حين (35 geçiş)

    Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."

  • Aynı kök: زلل (4 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine…

  • Aynı kök: هبط (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Allah, şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…

  • Aynı kök: حين (35 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…

  • Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin…

  • Aynı kök: هبط (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan

    Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Ağaçtan yiyince) Şeytan onları(n ayaklarını) kaydırıp bulundukları yerden onları çıkarmıştı (çıkarılmalarına sebep olmuştu). (Bunun üzerine) "Bir kısmınız diğerine düşman olarak inin! dipnot 1 Sizin için yeryüzünde (bahçe dışında) belirli bir süre kalma ve geçim imkânları vardır." demiştik.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki "iniş", mahşerde yaratılacak "cennet"ten değil, "dünyada bulunulan bir bahçeden çıkış"tır. Cennetten inişle ilgili ayrıca bkz. A'râf 7:13, dipnot 1.

Mustafa İslamoğlu

Fakat Şeytan onların ayaklarını kaydırdı, böylece sahip oldukları müstesna konumdan uzaklaştırdı. Ve Biz dedik ki: "Birbirinize düşman olarak çıkıp gidin! Zira yeryüzünde, geçici bir hayat alanı ve tadımlık bir haz sizi bekliyor!"

Muhammed Esed

Ama Şeytan orada ikisini de yoldan çıkardı ve böylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. Bu yüzden Biz: "İnin, (bundan böyle) kiminiz kiminize düşman olarak yaşayın ve yeryüzünü bir müddet için mesken edinip orada geçiminizi sağlayın!" dedik.

Ahmed Hulusi

Bundan sonra şeytan onları içinde yaşadıkları (boyuttan) kaydırttı. Biz de dedik ki: "Bir kısmınız diğerine (ruh ve beden) düşman olarak inin. Sizin (ve nesliniz) için bir süre arzda (beden boyutu şartlarında) yaşam ve belli bir süre oradan yararlanma söz konusudur. "

Ali Bulaç

Fakat Şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları (durum)dan çıkardı. Biz de: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır" dedik.

Ali Özek ve heyeti

Ne var ki Şeytan onları oradan uzaklaştırmış ve içinde bulundukları (o rahat durumdan, cennetten) çıkarmıştı. Bunun üzerine; «Biz de bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek nimet vardır» dedik.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, şeytan ayaklarını kaydırarak, bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle dedik: "Birbirinize düşman olarak inin! Belirli bir zamana dek, yeryüzünde sizin için bir yerleşim ve geçinme vardır!"

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine şeytan, onları bulundukları yerden kaydırıp çıkardı. Biz de, "Birbirinize düşman olarak oradan ininiz ve yeryüzünde belli bir zamana kadar ikamet edip yaşayacaksınız" dedik.

Edip Yüksel

Sapkın, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, "Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız" dedik. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Hadis kitapları yoluyla Müslümanlarca da kabul gören * Yahudi hikayesine göre, Sapkına (Şeytana) ilk olarak Adem'in eşi uymuştur. * Kuran ise ikisinin birlikte suç işlediğini bildirir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Şeytan, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, 'Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız,' dedik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları o bolluk içindeki yerden çıkardı. Biz de: "Haydi kiminiz kiminize düşman olarak inin ve yerde bir zamana kadar kalıp nasibinizi alacaksınız." dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine Şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları naz-ü naimden çıkardı, biz de haydi dedik bazınız bazınıza düşman olarak inin ve size yerde bir zamana kadar bir karar ve bir nasip alma var

Erhan Aktaş

Fakat şeytan dipnot 1 onları, oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin dipnot 2 . Yeryüzü, belli bir süreye kadar size barınak ve geçinme yeri olacak." dedik.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsünün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    "İhbitu", kelimesi "inin" anlamına gelmektedir. Ancak bu inme, yüksek bir yerden alçak bir yere inmek anlamında değil, iyi bir konumdan, kötü bir konuma inmektir. Değerde azalmayı ifade etmektedir. Ayette, "köyden şehre inmek" deyimindeki "inme" anlamındaki inmeden, yani "yer değişikliğinden" söz edilmektedir. Dolayısıyla "Cennet'ten Dünya'ya inmek" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. "İhbitu/inin kelimesi bu surenin 61. ayetinde de bir yerden başka bir yere gitmek anlamda geçmektedir. Kelime, söz konusu ayette, "Mısır'a inin." şeklinde yer almaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat şeytan onları, oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin. dipnot 1 Yeryüzü, belli bir süreye kadar size barınak ve geçinme yeri olacak." dedik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İhbitu", sözcüğü "inin" anlamına gelmektedir. Ancak bu inme, yüksek bir yerden alçak bir yere inmek anlamında değil, iyi bir konumdan, kötü bir konuma inmektir. Değerde azalmayı ifade etmektedir. Ayette, "köyden şehre inmek" deyimindeki "inme" anlamındaki inmeden, yani "yer değişikliğinden" söz edilmektedir. Dolayısıyla "Cennet'ten dünyaya inmek" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. "İhbitu/inin sözcüğü bu surenin
  2. metne dön, dipnot 2
    ayetinde de bu anlamda geçmektedir. Sözcük, söz konusu ayette, "Mısır'a inin." şeklinde yer almaktadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat şeytan onları, oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin. dipnot 1 Yeryüzü, belli bir süreye kadar size barınak ve geçinme yeri olacak." dedik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İhbitu", sözcüğü "inin" anlamına gelmektedir. Ancak bu inme, yüksek bir yerden alçak bir yere inmek anlamında değil, iyi bir konumdan, kötü bir konuma inmektir. Değerde azalmayı ifade etmektedir. Ayette, "köyden şehre inmek" deyimindeki "inme" anlamındaki inmeden, yani "yer değişikliğinden" söz edilmektedir. Güzel bir mekandan ayırıp, kötü bir mekana gönderilmek kast edilmiştir. Dolayısıyla "Cennet'ten dünyaya inmek" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. "İhbitu/inin sözcüğünün bu anlamda kullanıldığını, bu surenin 61. ayetinde de görmekteyiz. Sözcük, söz konusu ayette, "Mısır'a inin." şeklinde yer almaktadır.

Gültekin Onan

Şeytan, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, "Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız" dedik.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine Şeytan onları (n ayağını) oradan kaydırıp içinde bulunduklarından (onun ni'metlerinden) onları çıkarıvermiş (mahrum edivermiş) di. Biz de: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yer yüzünde sizin için bir vakta (ömrünüzün sonuna) kadar durak ve faidelenecek şey vardır" demişdik.

İbni Kesir

Nihayet şeytan onları cennetten kaydırdı. Onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de: Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde sizin için bir zamana kadar yerleşim ve faydalanma vardır, dedik.

Mehmet Alagaş

(30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derken şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara: "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde sizin için bir barınak ve belli bir süreye kadar orada yaşamak vardır." dedik.

Süleyman Ateş

Derken şeytan onlar(ın ayağın)ı oradan kaydırdı, içinde bulundukları (ni'met yurdu)ndan çıkardı. (Biz de) dedik ki: "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin, yeryüzünde kalıp bir süre yaşamanız lazımdır."

Süleymaniye Vakfı

Sonra o şeytan, dipnot 1 o ağaç yüzünden ikisinin de ayaklarını kaydırdı ve onları bulundukları yerden çıkardı. dipnot 2 (Üçüne birden) şöyle dedik: "Biriniz diğerine düşman olarak oradan inin! dipnot 3 Sizin için bu topraklarda yerleşecek yer ve bir süreye kadar geçiminizi sağlayacak şeyler de bulunacaktır." dipnot 4

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İblis, Allah'ın emrine uymamakta ısrar edince 'şeytan' olarak nitelendi. Çünkü şeytan, doğru yoldan uzaklaşan ve başkalarını da oradan uzaklaştırmaya çalışan insana ve cine denir (En'am 6/112, Nas 114/1-6).
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    Düşman anlamı verdiğimiz kelimenin kökü olan adv (عدو), haddini aşmak ve uyumsuzluk anlamındadır (Müfredat). Ayetteki "inin (اهْبِطُواْ) emri çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü ifade ettiğinden buradaki üçüncü varlık İblis'tir. O, insana muhaliftir. Muhalefet eşler ve çocuklar arasında da olur (A'raf 7/24, Taha 20/123, Teğabun 64/14).
  4. metne dön, dipnot 4
    İnsan bu dünyada yaratılmıştır. Burada yaşayacak, burada ölecek ve yeniden burada dirilecektir (A'raf 7/25, Taha 20/55, Nuh 71/17-18, Mürselat 77/25-26). Meleklerin görev yaptıkları yer, birinci kat semadadır (Saffat 37/6-10). İblis secde etmeyince oradan uzaklaştırılmış (A'raf 7/13) ve cin şeytanlarının tamamının birinci kat semaya çıkışları yasaklanmıştır (Mülk 67/5). Şeytan olmayan cinler birinci kat semaya çıkabilmektedir (Cin 72/8-11).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra Şeytan, o ağaç yüzünden ayaklarını kaydırdı da onları bulundukları yerden çıkardı. Onlara şöyle dedik: "İnin oradan! Biriniz diğerinin hakkına göz dikecek. dipnot 1 Sizin için bu topraklarda yerleşecek yer ve bir süreye kadar geçineceğiniz şeyler bulunacaktır".

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kelimenin kökü olan adv =عدو, sınırı aşmak ve uyumsuzluk demektir (Müfredat). Şeytan insana muhaliftir. Muhalefet karı-koca arasında da olduğu için Allah Teala bunun normal karşılanmasını istemiştir.

Şaban Britch

Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara: Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde sizin için bir barınak ve belli bir süreye kadar orada yaşamak vardır, dedik.

Şaban Piriş

Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara: -Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz, dedik.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet / bir yararlanma imkanı olacaktır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But through envy and hatred did Iblis, take delight in the portraiture of lawless passion and succeed in tempting them both to commit themselves to what they failed to realize would be an evil line of conduct that they ate of the fruit of the forbidden tree. With the prospect of pleasure and advantage of inciting them to evil, -AL-Shaytan- precipitated their ejection from the state of supreme bliss. In consequence, We said to them: "Upon Our command to all of you, We bring you down upon from this blissful state with mutual enmity toward each other, and you shall settle on earth for a predetermined point of time."

Abdul Haleem

But Satan made them slip, and removed them from the state they were in. We said, ‘Get out, all of you! You are each other’s enemy. On earth you will have a place to stay and livelihood for a time.’

Abdullah Yusuf Ali

Then did Satan make them slip from the (garden), and get them out of the state (of felicity) in which they had been. We said: "Get ye down, all (ye people), with enmity between yourselves. On earth will be your dwelling-place and your means of livelihood - for a time."

Abul A'la Maududi

But Satan caused both of them to deflect from obeying Our command by tempting them to the tree and brought them out of the state they were in, and We said: "Get down all of you; henceforth, each of you is an enemy of the other, dipnot 1 and on earth you shall have your abode and your livelihood for an appointed time."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This means that Satan is the enemy of man, and vice versa. That Satan is the enemy, of man is obvious enough, for he tries to drive him off the course of obedience to God and leads him to perdition, but one might wonder how man could be referred to as the enemy of Satan. The fact is that man's essential humanity makes this enmity incumbent upon him. Man, however, is often deceived by Satan and befriends him owing to the temptations that he holds out to him. This kind of friendship does not mean that the basic, irreconcilable clash of interests between man and Satan has been resolved. It only means that one of the two (Satan) has defeated and successfully trapped the other (man).

Aisha Bewley

But Shaytan made them slip up by means of it, expelling them from where they were. We said, ‘Go down from here as enemies to each other! You will have residence on the earth and enjoyment for a time.’

Al-Hilali & Khan

Then the Shaitân (Satan) made them slip therefrom (the Paradise), and got them out from that in which they were. We said: "Get you down, all, with enmity between yourselves. On earth will be a dwelling place for you and an enjoyment for a time."

Ali Quli Qarai

Then Satan caused them to stumble from it, and he dislodged them from what they were in; and We said, ‘Get down, being enemies of one another! On the earth shall be your abode and sustenance for a time. ’

Amatul Rahman Omar

After sometime the satan caused them both to slip from this (order of not going near evil) and thus brought them out of (the happy state) which they were in. And We said (to them), `Go forth, some of you are enemies of others and for you there is a sojourn in this land and a provision for a time.'

Arthur John Arberry

Then Satan caused them to slip therefrom and brought them out of that they were in; and We said, 'Get you all down, each of you an enemy of each; and in the earth a sojourn shall be yours, and enjoyment for a time. '

Bijan Moeinian

But [as it was expected] Adam and Eve fell prey to Satan’s temptation and [lost their as they disobeyed God and thus committed the first sin of the human being. ] Then God said: "Go down to earth as enemies [a curse and punishment for disobedience.] You will stay there for a while with an appointed provision."

E. Henry Palmer

And Satan made them backslide therefrom and drove them out from what they were in, and we said, 'Go down, one of you the enemy of the other, and in the earth there is an abode and a provision for a time. '

Edip-Layth

So, the devil tricked both and he brought both of them out from what they were in, and We said, "Descend, you are all enemies of one another. In the land shall be stability for you and luxury for a while."

George Sale

But Satan caused them to forfeit paradise, and turned them out of the state of happiness wherein they had been; whereupon We said, get ye down, the one of you an enemy unto the other, and there shall be a dwelling place for you in earth, and a provision for a season.

Hamid S. Aziz

But Satan made them backslide there from and drove them out from what they were in, and We said, "Go down, one of you the enemy of the other, and in the earth there is an abode and a provision for a time. "

Mahmoud Ghali

Then Ash-Shaytan (The all-vicious, i. e., the devil) caused them to slide back therefrom, so he drove them out of what they (both) were in; and We said, "Get down, each of you is an enemy of the other; (Literally: some of you an enemy of some) and in the earth you (The pronoun is plural, not dual, i.e., more than two) will have a repository and an enjoyment for a while."

Marmaduke Pickthall

But Satan caused them to deflect therefrom and expelled them from the (happy) state in which they were; and We said: Fall down, one of you a foe unto the other! There shall be for you on earth a habitation and provision for a time.

Mohamed Ahmed - Samira

But Satan tempted them and had them banished from the (happy) state they were in. And We said: "Go, one the antagonist of the other, and live on the earth for a time ordained, and fend for yourselves."

Muhammad Asad

But Satan caused them both to stumble therein, and thus brought about the loss of their erstwhile state. And so We said: "Down with you, [and be henceforth] enemies unto one another; and on earth you shall have your abode and your livelihood for a while!"

Mustafa Khattab

But Satan deceived them—leading to their fall from the ˹blissful˺ state they were in,[1] and We said, "Descend from the heavens ˹to the earth˺ as enemies to each other.[2] You will find in the earth a residence and provision for your appointed stay."

Progressive Muslims

So, the devil tricked them from it, and he brought them out from what they were in, and We said: "Descend, you are enemies of one another. And in the land shall be stability for you and luxury for a while."

Rashad Khalifa

But the devil duped them, and caused their eviction therefrom. We said, "Go down as enemies of one another. On Earth shall be your habitation and provision for awhile."

Sahih International

But Satan caused them to slip out of it and removed them from that [condition] in which they had been. And We said, "Go down, [all of you], as enemies to one another, and you will have upon the earth a place of settlement and provision for a time."

Sam Gerrans

But the satan caused them to fall therefrom, and turned them out of what they were in; and We said: “Get you all down, an enemy to one another; and for you in the earth are a dwelling-place and provision for a time.”

Shabbir Ahmed

But Satan caused them both to stumble therein and impelled them out of the happy state they were in. And so We said, "Degraded you are - With wedges of discord among one another! On the earth for you there shall be your station and livelihood for a while."

Syed Vickar Ahamed

Then Satan did make them slip from the (Garden), and get them out of the state (of joy) which they had been. We said: "Get down, you all (people), with hostility between yourselves, on the earth; (that) will be your living-place and your means of livelihood — For a time."

Taqi Usmani

Then, Satan caused them to slip from it, and brought them out of where they had been. And We said, "Go down, all of you, some of you the enemies of others; and on the earth there will be for you a dwelling place and enjoyment for a time."

The Monotheist Group

So, the devil caused them to slip from it, and he brought them out from what they were in, and We said: "Descend; for you are enemies to one another; and on the earth you will have residence and provisions until the appointed time."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩