Bakara suresi · 87–96. ayetler

Peygamberlerin yalanlanması

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 87. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 87. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَقَفَّيْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ بِٱلرُّسُلِ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًا تَقْتُلُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz Musa'ya Kitabı vermiştik. Ondan sonra birbiri ardınca elçiler göndermiştik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık deliller vermiş, onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştik. dipnot 1 Nefislerinizin arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi size her geldiğinde ona karşı kibirlenmiştiniz. (Elçilerden) bir kısmını yalanlıyor; bir kısmını öldürüyordunuz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Bakara 2:253.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Mâide 5:70.

    Mustafa İslamoğlu

    Musa'ya ilahi kelamı vermiş ve birbiri ardınca onu izleyen peygamberler göndermiştik. Meryem oğlu İsa'ya da gerçeğin açık belgelerini vermiş ve onu kutsal ruh ile güçlendirmiştik. Fakat her ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir mesaj getirmişse, küstahça ona başkaldırdınız: kimini yalanladınız, kimini öldürüyorsunuz.

    Muhammed Esed

    Biz Musa'ya ilahi kelamı bahşettik ve birbiri ardınca O'nu izleyen elçiler gönderdik: Meryem oğlu İsa'ya da hakikatin tüm kanıtlarını vahy ettik ve O'nu kutsal ilham ile güçlendirdik. (Ama) ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir şey getirdiyse küstahlıkla haddi aşarak bir kısmını öldürdünüz ve diğerlerini yalanladınız, öyle değil mi?

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Musa'ya (Kitap) hakikat bilgisi verdik; ondan sonra da birbiri ardınca içinizden Rasullerle takviye ettik. Meryemoğlu İsa'ya da beyyineler (hakikat bilgisinin apaçık tasdiki olan haller) verdik. Onu Ruh-ül Kuds (Onda açığa çıkardığımız kuvve) ile teyit ettik. Nefsinizi yüceltmek uğruna, ne zaman hevanıza uymayan gerçekleri dillendiren Rasuller gelse, onların bir kısmını yalanlayıp, bir kısmını da öldürdünüz.

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peşpeşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz?

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz Musâ'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem Oğlu İsâ’ya da apaçık deliller verdik. Ve onu, Rûhu'l Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir peygamber geldikçe, ona karşı büyüklük taslayıp, (size gelen peygamberlerden) bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya, Kitap verdik. Üstelik ardından, art arda elçiler gönderdik. Meryem Oğlu İsa'ya da açık kanıtlar verdik ve Kutsal Ruh ile Onu destekledik. Ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak, bir bölümünü yalanlayıp, bir bölümünü de öldürmediniz mi?

    Bayraktar Bayraklı

    Yemin olsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik. Ondan sonra peşpeşe peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik ve onu Ruhulkudüs/Cebrail ile destekledik. Nefsinizin arzulamadığı şeyleri söyleyen bir peygamber geldikçe ona karşı kibirlendiniz, bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.

    Edip Yüksel

    Musa'ya kitabı verdik ve ondan sonra ard arda elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. Hoşunuza gitmeyen bir şeyle ne zaman size bir elçi geldiyse büyüklük taslamadınız mı? Nitekim, bir kısmınız yalanladınız ve bir kısmınız da öldürüyordunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa'ya kitabı verdik ve ondan sonra ard arda elçiler gönderdik. Meryemoğlu İsa'ya da apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. Hoşunuza gitmeyen bir şeyle ne zaman size bir elçi geldiyse büyüklük taslayarak onu yalanlamadınız mı veya öldürmediniz mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Musa'ya o kitabı verdik, arkasından bir takım peygamberler de gönderdik. Hele Meryem oğlu İsa'ya deliller verdik ve O'nu Cebrail ile de destekledik. Demek ki, size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle bir peygamber geldikçe her defasında kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için kimine yalan diyecek, kimini de öldürecek misiniz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için: Musaya o kitabı verdik arkasından bir takım Peygamberlerle de takib ettik, hele Meryemin oğlu İsaya beyyineler verdik ve onu ruhülkudüs ile te'yit eyledik, ya artık size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emr ile bir Peygamber geldikçe her def'asında kafa tutarsınız kibrinize dokunduğu için kimine yalan der kimini öldürür müsünüz?

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Musa'ya Kitap'ı verdik. Ardı sıra Resuller gönderdik. Meryem Oğlu İsa'ya da beyyinatı dipnot 1 verdik ve onu Kudus'un Ruhu dipnot 2 ile destekledik. Ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir şey getirdiyse, büyüklük taslayarak kimini yalanlayıp, kimini de öldürmediniz mi?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren, açıklayıcı, açığa çıkarıcı olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın Ruhu ile. Ruhu'l Kudus, "Ruh" ve "Kudus" kelimelerinden bir araya gelmiş belirtili isim tamlamasıdır; "Kudusun Ruhu" demektir. Sıfat tamlaması olarak, "Kutsal Ruh" diye anlam verilmesi doğru değildir. Kur'an'da dört yerde geçmektedir. Ruhu'l Kudus" tamlaması, "Allah'ın ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi anlamlarına gelmektedir. Ruh Kelimesi; Kur'an'da, kelime anlamı olan, "can", "vücuda hayat veren cevher" anlamının yanı sıra "insanın ve toplumların hayatını diri, sağlıklı kılan vahiy" anlamında da kullanılmaktadır. Kur'an'da geçen Ruhu'l-Kudus ifadesi "Vahiy, Allah'tan gelen temiz, sağlam bilgiler" demektir." Ruhu'l Kudus ifadesinin geçtiği ayetler: 2: 87, 253; 5:110; 59:23.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Musa'ya Kitap'ı verdik. Ardı sıra resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da Beyyinat'ı dipnot 1 verdik ve O'nu Kudus'un Ruhu dipnot 2 ile destekledik. Ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir şey getirdiyse, büyüklük taslayarak kimini yalanlayıp, kimini de öldürmediniz mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren, açıklayıcı, açığa çıkarıcı olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın Ruhu ile. Ruhu'l Kudus, "Ruh" ve "Kudus" sözcüklerinden bir araya gelmiş belirtili isim tamlamasıdır; "Kudusun Ruhu" demektir. Sıfat tamlaması olarak, "Kutsal Ruh" diye anlam verilmesi doğru değildir. Kur'an'da dört yerde geçmektedir. Ruhu'l Kudus" tamlaması, "Allah'ın ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi anlamına gelmektedir. Ruh sözcüğü; Kur'an'da, sözcük anlamı olan, "can", "vücuda hayat veren cevher" anlamının yanı sıra "insanı ve toplumları yaşamlarında diri, sağlıklı kılan vahiy" anlamında da kullanılmaktadır. Kur'an'da geçen Ruhu'l-Kudus ifadeleri, "Vahiy, Allah'tan gelen temiz, sağlam bilgiler" demektir." Ruhu'l Kudus ifadelerinin geçtiği ayetler: 2: 87, 253; 5:110; 59:23.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Musa'ya Kitap'ı verdik. Ardı sıra rasuller gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da Beyyinat'ı dipnot 1 verdik ve O'nu Ruhu'l Kudus dipnot 2 ile destekledik. Elçiler, ne zaman hoşunuza gitmeyen bir şey getirdiyse, büyüklük taslayarak kimini yalanlayıp, kimini de öldürmediniz mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı olanı.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Toplumları arındırıp dirilten, onlara hayat ve canlılık veren vahiyle. Ruhu'l Kudus; sıfat tamlaması değil, isim tamlamasıdır. O nedenle, sıfat tamlaması olan "kutsal ruh" anlamı doğru değildir. Doğru tanım, isim tamlaması şekliyle, "Kutsal'ın ruhu" tanımıdır. Kudus, Allah demektir. Ruh ise canlılık ve hayat veren şey demektir. Bu iki ismin bir araya getirilmesi ile oluşan isim tamlaması, "Allah'ın ruhu, Allah'ın vahyi, Allah'tan gelen bilgi" demektir. Yani, "Allah'ın toplumları dirilten, onlara hayat veren vahyi" anlamındadır. Ruh sözcüğü, Kur'an'da mecazen "vahiy" anlamında kullanılmaktadır. (59 Haşr 23)

    Gültekin Onan

    Andolsun (lekad) Musa'ya kitabı verdik ve ardından peşpeşe elçiler gönderdik / ardından elçileri sıraladık. Meryemoğlu İsa'ya da apaçık (deliller) (beyyinati) verdik ve onu Kutsal Ruh (ruhılkudüs) ile destekledik (eyyednahü). Ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir şeyle size gelse büyüklük taslayarak bir bölümünüz onu yalanlayacak, bir bölümünüz de onu öldürecek misiniz?

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, Musaya o Kitabı verdik, ondan (Musadan) sonra da birbiri ardınca (ayni şeriatle memur) peygamberler gönderdik. Meryemin oğlu İsaye de beyyineler (gaayet açık burhanlar, mu'cizeler) verdik ve onu Ruuh-ül kuds ile destekledik. Demek, size ne vakit bir peygamber gönüllerinizin hoşlanmadığı bir şey'i getirirse kibirlenmek isteyeceksiniz de kiminiz yalanlayacak, kiminiz de öldüreceksiniz, öyle mi.

    İbni Kesir

    Andolsun ki, biz Musa'ya kitab verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da beyyineler verdik. Ve onu ruh'ül-Kudüs ile destekledik. Demek, bir peygamber size ne zaman gönüllerinizin hoşlanmadığı bir şeyi getirirse, kibirlenmek isteyeceksiniz de; kimini yalanlayarak, kimini de öldüreceksiniz öyle mi?

    Mehmet Alagaş

    (87-91) Kesin olan şu ki Musa’ya kitap verdik, O’nun ardından peş peşe Resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da açıklamaları verdik, Onu Kutsal Ruh ile destekledik , her seferinde Resuller, nefsinizin keyfine uymayan şeyler getirdi diye kibirlenmediniz mi? Bir bölümünüz onu yalanladı bir bölümünüz de öldürüyordunuz. Dediler ki kalbimiz kılıflıdır / örtülüdür. (Kılıf, kılıç kını) bilakis Allah onları küfürlerinden dolayı lanetledi , bu nedenle de onların pek azı iman eder. Ne zaman yanlarında olanı onaylayıcı / tasdi kleyici bir kitap Allah’ın yanından gelse ve üstelik o kitap gelmeden önce de Kafirlere karşı bir fetih talebinde bulunuyor olmalarına rağmen onlara gelen i, tanıdıkları o kitabı inkâr ettiler. Bu nedenle de Allah’ın laneti kafirlerin üzerine oldu. (Sen kafirlere karşı kitap iste gelince de inkâr et bunun bir bedeli olmalı) Allah’ın indirdiğini inkâr ederek satın aldıkları şey ne kötüdür. Allah’ın kullarından istediği birine fazlından indirmiş olmasını çekemediler / kıskandılar, bu nedenle gazap üzerine gazaba uğradılar, kafirler için alçaltıcı / utanılası / adi bir azap vardır. Onlara Allah’ın indirdiğine iman edin denildiğinde dediler ki biz bize indirilene iman ederiz, onun dışındakileri yok sayarız dediler O / Kuran onlarla beraber olanı tasdikleyen gerçektir / haktır. De ki o halde eğer iman ediyorduysanız niçin önceden Allah’ın nebilerini öldürdünüz (Biz kendi kitabımıza inanırız demekle olmuyor Resuller sizin değil miydi?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun biz Mûsâ'ya kitabı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra art arda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa'ya da deliller verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. Ama ne zaman size bir peygamber nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiyse büyüklük taslayarak kimini yalanladığınız, kimini de öldürdüğünüz doğru değil mi

    Süleyman Ateş

    Andolsun, Musa'ya Kitabı verdik, arkasından peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da açık deliller verdik ve onu Ruh'ül-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Ne zaman ki, bir peygamber, size canınızın istemediği bir şey getirdiyse büyüklük taslamadınız mı? Kimini yalanladınız, kimini de öldürüyordunuz?

    Süleymaniye Vakfı

    Şurası kesin ki Musa'ya kitabı vermiş, dipnot 1 arkasından elçilerimizi art arda göndermiştik. Meryemoğlu İsa'ya da açık belgeler (mucizeler) vermiş, onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştik. dipnot 2 Hoşunuza gitmeyen bir şeyle gelen her resule karşı büyüklenmeli miydiniz! Kimini yalanlayıp, kimini de öldürmeli /itibarsızlaştırmalı mıydınız! dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Yahudiler, Tevrat'ı adeta yok sayar ve M.Ö. 200 ile M.S 500'lü yıllar arasında yazıya geçirilmiş olan Talmud'u onun yerine koyarlar (Yusuf Basalel, Yahudi Ansiklopedisi, c.III, s.696, Gözlem Yay. 2002) (Bakara 2/79, Maide 5/70). İsa aleyhisselama indirilen İncil'e de havariler dışında inanan olmamıştı (Al-i İmran 3/52-53). Bunlar, benzer davranışı Kur'an'a da yaptılar (Bakara 2/89-91, 101, 146-147, En'am 6/19-21, 114). Çünkü daima, Allah'ın nurunu yani kitabını söndürmeye çalışırlar (Tevbe 9/30-32). Bütün bunlar, Allah'ın elçilerini itibarsızlaştırıp kendilerini onların yerine koyma çalışmalarıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'ya o kitabı vermiş, ardından da onun izinden giden elçiler göndermiştik. Meryem oğlu İsa'ya da açık belgeler (mucizeler) vermiş, onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile güçlendirmiştik. Hoşunuza gitmeyen bir şeyle gelen her elçiye kafa mı tutmalıydınız? Kimini yalancı sayıp, kimini de öldürmeli miydiniz?

    Şaban Britch

    Andolsun Musa’ya kitap verdik. O’ndan sonra da birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller verdik ve O’nu Ruhu'l-Kudüs’le destekledik. Size ne zaman bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirse, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp bir kısmını da öldüreceksiniz, öyle mi?

    Şaban Piriş

    Andolsun Musa'ya kitap verdik. O'ndan sonra da birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da belgeler verdik ve O'nu Ruhul Kudüs'le destekledik size ne zaman bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirse, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp bir kısmını da öldüreceksiniz, öyle mi?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, Musa'ya Kitap'ı verdik. Ve arkasından da resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da açık-seçik deliller verdik ve kendisini Ruhulkudüs'le güçlendirdik. Bir resulün size, nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiği her seferinde büyüklük taslamadınız mı? Bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürüyorsunuz.

  2. Bakara suresi, 88. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 88. ayet. وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ بَل لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلًا مَّا يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    "Kalplerimiz muhafazalıdır" dediler. Öyle değil. İnkarları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

    Mehmet Okuyan

    (Yahudiler) "Kalplerimiz perdelidir." demişlerdi. Hayır! Küfür ve inkârları sebebiyle Allah onlara lanet etmiştir. Ne kadar da azı inanır! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr "sebep", mühürlenme ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93; Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.

    Mustafa İslamoğlu

    "Kalplerimiz (bilgi ile) kaplıdır" dediler. Aksine Allah, hakikati inkar ettikleri için onları rahmetinden dışlamıştır; baksanıza, ne kadar da azı inanıyor.

    Muhammed Esed

    Ama onlar: "Kalplerimiz zaten bilgi ile dolu!" derler. Hayır, bilakis Allah, onları hakikati kabullenmeyi reddettikleri için gözden çıkarmıştır. Zira onlar sadece basmakalıp birkaç şeye inanırlar.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Kalplerimiz (düşünü - algılamamız) koza (dünyamız) içindedir (hakikatimizi yaşayamayız)!" Hayır, belki de hakikati inkar ettikleri için (lanete uğramışlar) Allah'tan uzak düşmüşlerdir! İmanınız ne kadar az!

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Bizim kalplerimiz örtülüdür." Hayır; Allah, inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder.

    Ali Özek ve heyeti

    (Yahudiler peygamberlerle alay ederek) «Kalplerimiz perdelidir» dediler. Hayır; küfürleri sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. O yüzden çok az inanırlar.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Yüreklerimiz korunaklıdır!" Hayır! Allah, nankörlük ettikleri için onları lanetlemiştir; artık çok azı inanır. dipnot 25

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 25
      "Yüreklerimiz korunaklıdır." olarak yazdığımız tümce, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kalplerimiz perdelidir." veya "Kalplerimiz kılıflıdır." veya "Kalplerimiz kabuk tutmuştur." veya "Kalplerimiz zaten bilgiyle doludur." biçiminde çevrilmiş ve Yahudilerin, kendi dinlerinden başka bir öğretiye gereksinimleri olmadığı biçimindeki büyüklenmeleri olarak yorumlanmıştır. Bu tümcenin tıpkısı, 4:155 ayetinde de bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Yahudiler, "Kalplerimiz perdelidir" dediler. Hayır, küfür ve isyanları sebebiyle Allah onlara lanet etmiştir;bu yüzden çok azı inanır.

    Edip Yüksel

    Hatta "Sabit fikirliyiz" dediler. Halbuki, inkarlarından dolayı ALLAH onları lanetlemişti! Bu yüzden onların pek azı gerçeği onaylar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hatta 'Sabit fikirliyiz,' dediler. Halbuki, inkarlarından dolayı ALLAH onları lanetlemişti! Bu yüzden onların pek azı inanır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bizim kalplerimiz kılıflıdır dediler. Öyle değil! Allah onları kafirlikleri sebebiyle lanetledi; onun için çok az imana gelirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Bizim dediler: kalblerimiz gılıflıdır", öyle değil kafirlikleri sebebile Allah onları lanetledi onun için az, pek az imana gelirler

    Erhan Aktaş

    ve onlar, "Kalplerimiz örtülüdür." dediler. Hayır, öyle değil, Allah; onları, kafirlik dipnot 1 etmelerinden dolayı lanetlemiştir. dipnot 2 Bu yüzden çok azı iman eder.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).
    2. metne dön, dipnot 2
      Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlamak. Allah'ın Rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve onlar, "Kalplerimiz örtülüdür." dediler. Hayır, öyle değil, Allah; onları, Küfr'lerinden dipnot 1 dolayı lanetlemiştir. dipnot 2 Bu yüzden çok azı inanır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gözden çıkarmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve onlar, "Kalplerimiz örtülüdür." dediler. Hayır, öyle değil, Allah; onları, gerçeği yalanlayarak nankörlük etmelerinden dolayı lanetlemiştir. dipnot 1 Bu yüzden çok azı inanır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gözden çıkarmıştır.

    Gültekin Onan

    "Kalplerimiz örtülüdür / kılıflıdır / fazlalıklıdır" (gulf) dediler. Hayır / Halbuki Tanrı küfürlerinden dolayı onları lanetlemiştir! Bundan dolayı onların pek azı inanır.

    Hasan Basri Çantay

    (Yahudiler, Peygamberle istihza yolunda) dediler: "Kalblerimiz perdelidir (kaşerlenmişdir. Bize ne söylersen karetmez)". Öyle değil. Allah onları küfürleri yüzünden rahmetinden koğmuşdur. Onun için ancak birazı iman edeceklerdir.

    İbni Kesir

    Dediler ki; bizim kalblerimiz perdelidir. Öyle değil, Allah küfürlerinden dolayı onları la'netlemiştir. Onların pek azı inanırlar.

    Mehmet Alagaş

    (87-91) Kesin olan şu ki Musa’ya kitap verdik, O’nun ardından peş peşe Resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da açıklamaları verdik, Onu Kutsal Ruh ile destekledik , her seferinde Resuller, nefsinizin keyfine uymayan şeyler getirdi diye kibirlenmediniz mi? Bir bölümünüz onu yalanladı bir bölümünüz de öldürüyordunuz. Dediler ki kalbimiz kılıflıdır / örtülüdür. (Kılıf, kılıç kını) bilakis Allah onları küfürlerinden dolayı lanetledi , bu nedenle de onların pek azı iman eder. Ne zaman yanlarında olanı onaylayıcı / tasdi kleyici bir kitap Allah’ın yanından gelse ve üstelik o kitap gelmeden önce de Kafirlere karşı bir fetih talebinde bulunuyor olmalarına rağmen onlara gelen i, tanıdıkları o kitabı inkâr ettiler. Bu nedenle de Allah’ın laneti kafirlerin üzerine oldu. (Sen kafirlere karşı kitap iste gelince de inkâr et bunun bir bedeli olmalı) Allah’ın indirdiğini inkâr ederek satın aldıkları şey ne kötüdür. Allah’ın kullarından istediği birine fazlından indirmiş olmasını çekemediler / kıskandılar, bu nedenle gazap üzerine gazaba uğradılar, kafirler için alçaltıcı / utanılası / adi bir azap vardır. Onlara Allah’ın indirdiğine iman edin denildiğinde dediler ki biz bize indirilene iman ederiz, onun dışındakileri yok sayarız dediler O / Kuran onlarla beraber olanı tasdikleyen gerçektir / haktır. De ki o halde eğer iman ediyorduysanız niçin önceden Allah’ın nebilerini öldürdünüz (Biz kendi kitabımıza inanırız demekle olmuyor Resuller sizin değil miydi?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Yahudiler Peygamberlerle alay ederek) Kalplerimiz perdelidir! dediler. Hayır! Allah, küfürleri yüzünden onları lanetlemiştir. Ancak onların çok az bir kısmı iman eder.

    Süleyman Ateş

    "Kalblerimiz, perdelidir," dediler. Hayır, ama inkarlarından dolayı Allah onları la'netlemiştir, artık çok az inanırlar.

    Süleymaniye Vakfı

    "Bizim kalplerimiz kapalı!" dipnot 1 dediler. Hayır, ayetleri görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı. dipnot 2 Artık pek azı inanır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biz her şeyi biliyoruz, yeni bir bilgiye ihtiyacımız yok (Nisa 4/155).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Dışlama" anlamı verilen kelime, kızıp kovma ve uzaklaştırma anlamındaki lanettir (Müfredat).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bizim kalbimiz kapalı!" dediler. Hayır, ayetleri görmezlikten gelmeleri sebebiyle Allah onları dışladı. dipnot 1 Artık pek azı inanır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lanet, kızıp kovma ve uzaklaştırma demektir. Bize göre bunu en iyi ifade eden kelime "dışlama"dır.

    Şaban Britch

    Kalplerimiz perdelidir! dediler. Hayır, Allah, küfürleri yüzünden onları lanetlemiştir. Ancak onların çok az bir kısmı inanır.

    Şaban Piriş

    -Kalplerimiz perdelidir! dediler. Hayır, Allah, inkarları yüzünden onları lanetlemiştir. Ancak onların çok az bir kısmı inanır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Kalplerimiz kabuk tutmuştur." dediler. Hayır öyle değil. Küfürleri yüzünden Allah onları lanetlemiştir de çok az bir kısmı iman eder.

  3. Bakara suresi, 89. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 89. ayet. وَلَمَّا جَآءَهُمْ كِتَٰبٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا۟ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُوا۟ كَفَرُوا۟ بِهِۦ فَلَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah'ın laneti inkarcıların üzerine olsun.

    Mehmet Okuyan

    Daha önce kâfirlere karşı zafer isterlerken, kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat'ı) doğrulayan bir kitap (Kur'an) ulaşıp da (Tevrat'tan) bildikleri gerçekler kendilerine gelince onu inkâr etmişlerdi. (İşte) Allah'ın laneti böylesi kâfirlerin (üzerine)dir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah katından o (Yahudilere) halen sahip oldukları bilgiyi doğrulayan bir kitap geldiğinde; -ki önceleri inkar edenlere (o kitap ve peygamberle) istikbalde galip gelecekleri (tehdidinde) bulunuyorlardı- işte böylesine tanıdıkları o kitap kendilerine geldiğinde onu inkar ettiler: Allah'ın laneti inkarcıların üzerine olsun!

    Muhammed Esed

    Ve ne zaman Allah katından onlara, halen sahip oldukları hakikati tasdik eden bir (yeni) vahiy geldiyse, daha önce, hakikati inkara şartlanmış olanlara karşı üstün gelmek için yalvarıp yakardı(klarını çarçabuk unutarak) daha önce tanıdıkları (hakikati) bu defa inkara kalkıştılar. Ve Allah'ın laneti, hakikati inkar eden herkesin üzerindedir.

    Ahmed Hulusi

    Daha önce, dini inkar eden kafirlere karşı zafer kazanmak üzere bir açılım istediklerinde (Yahudiler), kendilerindeki bilgiyi tasdik eden bir yeni bilgi, Allah tarafından onlara verildi; O geleceğini bildikleri (Hz. Muhammed) geldi, ama onu inkar ettiler! Artık onlar Allah'tan uzak düşmüş bir halde yaşarlar (Allah la'neti hakikati reddedenler üzerinedir)!

    Ali Bulaç

    Allah katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara, Allah katından ellerindeki (Tevrât'ı) doğrulayan bir kitap geldiğinde önceden kâfirlere karşı (kendilerine böyle yardım edici bir kitabın gelmesini) bekleyip duruyorlardı. İşte önceden geleceğini bildikleri bu kitap gelince onu inkâr ettiler. İşte Allah'ın lâneti böyle inkarcılaradır.

    Ali Rıza Safa

    Yanlarında olanı doğrulayan kitaplar, Allah'ın katından onlara geldiğinde nankörlük ettiler. Oysa nankörlük edenlere karşı, daha önce yardım istiyorlardı. Allah'ın laneti, nankörlük edenlerin üzerine olsun!

    Bayraktar Bayraklı

    Daha önce kafirlere karşı zafer isterlerken, kendilerine Allah katından, yanlarındakilerini doğrulayan bir kitap gelip de öğrendikleriyle karşılaşınca inkar ettiler. İşte Allah'ın laneti böyle inkarcılaradır.

    Edip Yüksel

    İnkarcılara karşı yardım beklemelerine rağmen, onlara ALLAH katından yanlarındakini doğrulayıcı bir kitap, bu bekledikleri şey, kendilerine gelince onu inkar ettiler. ALLAH'ın laneti, inkarcılara olsun!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılara karşı yardım beklemelerine rağmen, onlara ALLAH katından yanlarındakini doğrulayıcı bir kitap, bu bekledikleri şey, kendilerine gelince onu inkar ettiler. ALLAH'ın laneti, inkarcılara olsun!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yanlarındakini (Tevrat'ı) tasdik etmek üzere onlara Allah tarafından bir kitap (Kur'an) gelince; önceden inkar edenlere karşı yardım isteyip dururlarken o tanıdıkları kendilerine gelince tuttular onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin boynuna olsun!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yanlarındakini tasdıklamak üzere onlara Allah tarafından bir kitab gelince önceden küfredenlere karşı istimdad edib dururlarken o tanıdıkları kendilerine gelince tuttular ona küfrettiler imdi Allahın laneti kafirlerin boynuna

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, Allah katından yanlarındakini tasdik edici bir kitap gelince; daha önce Allah'tan kafirlere karşı zafer kazanmak için böyle bir şey istedikleri halde, onlara bildikleri şey gelince bu kez onu inkar ettiler. Allah'ın laneti, gerçeği yalanlayan nankörlerin üzerinedir.

    Gültekin Onan

    Tanrı katından yanlarında olanı doğrulayan bir kitap geldiği zaman, daha önce küfredenlere karşı yardım isteyip dururlarken bilip tanıdıkları gelince ona küfrettiler. Artık Tanrı'nın laneti kafirlere olsun!

    Hasan Basri Çantay

    Vaktaki onlara Allah katından nezdlerinde bulunan (Tevrat) ı tasdıyk edici (ve doğrultucu) bir Kitab (Kur'an) geldi, ki daha evvel küfredenlerin (Arab müşriklerinin) aleyhine (Allahdan böyle bir) feth istiyorlardı, işte (Tevratın şehadet ve saraahatiyle) tanıdıkları o şey (Kur'an) kendilerine gelince ona (hasedlerinden ve mevki' hırsından dolayı) küfretdiler. Artık Allahın la'neti o kafirlerin tepesine.

    İbni Kesir

    Ne zaman ki; Allah'ın katından, kendilerinde olanı tasdik eden kitab geldi, onlar bundan önceki küfredenlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah'ın la'neti kafirlerin üzerinedir.

    Mehmet Alagaş

    (87-91) Kesin olan şu ki Musa’ya kitap verdik, O’nun ardından peş peşe Resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da açıklamaları verdik, Onu Kutsal Ruh ile destekledik , her seferinde Resuller, nefsinizin keyfine uymayan şeyler getirdi diye kibirlenmediniz mi? Bir bölümünüz onu yalanladı bir bölümünüz de öldürüyordunuz. Dediler ki kalbimiz kılıflıdır / örtülüdür. (Kılıf, kılıç kını) bilakis Allah onları küfürlerinden dolayı lanetledi , bu nedenle de onların pek azı iman eder. Ne zaman yanlarında olanı onaylayıcı / tasdi kleyici bir kitap Allah’ın yanından gelse ve üstelik o kitap gelmeden önce de Kafirlere karşı bir fetih talebinde bulunuyor olmalarına rağmen onlara gelen i, tanıdıkları o kitabı inkâr ettiler. Bu nedenle de Allah’ın laneti kafirlerin üzerine oldu. (Sen kafirlere karşı kitap iste gelince de inkâr et bunun bir bedeli olmalı) Allah’ın indirdiğini inkâr ederek satın aldıkları şey ne kötüdür. Allah’ın kullarından istediği birine fazlından indirmiş olmasını çekemediler / kıskandılar, bu nedenle gazap üzerine gazaba uğradılar, kafirler için alçaltıcı / utanılası / adi bir azap vardır. Onlara Allah’ın indirdiğine iman edin denildiğinde dediler ki biz bize indirilene iman ederiz, onun dışındakileri yok sayarız dediler O / Kuran onlarla beraber olanı tasdikleyen gerçektir / haktır. De ki o halde eğer iman ediyorduysanız niçin önceden Allah’ın nebilerini öldürdünüz (Biz kendi kitabımıza inanırız demekle olmuyor Resuller sizin değil miydi?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah katından kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.

    Süleyman Ateş

    Ne zaman ki, onlara Allah katından, yanlarında bulunan (Tevrat)ı doğrulayıcı bir Kitap (Kur'an) geldi, daha önce inkar edenlere karşı yardım isteyip dururlarken o bildikleri (Kur'an) kendilerine gelince onu inkar ettiler; artık Allah'ın la'neti, inkarcıların üzerine olsun!

    Süleymaniye Vakfı

    Nihayet Allah katından, yanlarında olanı tasdik eden bir kitap geldi. Önceleri kafirlere karşı önlerinin (bu kitapla) açılmasını bekliyorlardı. dipnot 1 Ama tanıdıkları kitap gelince onu görmezlikte direndiler. dipnot 2 Allah'ın laneti /dışlaması o kafirleredir. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Geleceğini bildikleri ve kendi kitaplarındaki bilgilerden yola çıkarak çok iyi tanıdıkları elçi, o kitap ile gelince (A'raf 7/157) onu bilmiyormuş gibi davranıp kafir oldular (Bakara 2/101).
    3. metne dön, dipnot 3
      Kur'an'a inandıktan sonra onun bir ayetini bile görmezlikten gelen aynı lanete uğrar (Bakara 2/159-162)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nihayet Allah katından, yanlarında olanı onaylayan kitap geldi. Önceleri kafirlere karşı önlerinin bu Kitapla açılmasını bekliyorlardı. Ama tanıdıkları dipnot 1 Kitap gelince onu görmezlikten geldiler. Allah'ın laneti (dışlaması) böylesi kafirleredir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geleceğini bildikleri.

    Şaban Britch

    Allah katından onlara, yanlarında bulunan (Tevrat)ı tasdik eden bir kitap geldiği zaman; daha önce kâfirlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken; onlara, bildikleri şey gelince onu inkar ettiler. Allah’ın laneti kâfirlerin üzerinedir.

    Şaban Piriş

    Allah katından, onlara, yanlarında bulunan (Tevrat)ı tasdik eden bir kitap geldiği zaman; daha önce kafirlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken; onlara, bildikleri şey gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yanlarındakini doğrulamak üzere kendilerine Allah katından bir kitap geldiğinde, daha önce inkar edenlere karşı zafer isteyip durdukları halde, tanıyıp bildikleri kendilerine gelince, onu inkar ettiler. Küfre sapanların üstüne olsun Allah'ın laneti!...

  4. Bakara suresi, 90. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 90. ayet. بِئْسَمَا ٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ أَن يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بَغْيًا أَن يُنَزِّلَ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٍ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    Diyanet İşleri

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkar edenlere alçaltıcı bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın, kullarından dilediğine (peygamberlik) vermesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı) inkâr ederek kendilerini (alçak bir şeye) satmaları ne kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğramışlardı. Ayrıca o kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın indirdiği vahyi kulları arasından istediğine bahşetmesini kıskanmaları ve indirdiği vahyi inkar ederek kişiliklerini satmaları ne fena şey! İşte bunun üzerine (dünyada) katmerli bir gazaba uğradılar: İnkar edenler için (ahirette de) alçaltıcı bir azap vardır.

    Muhammed Esed

    Allah'ın lütfunu dilediği kuluna bahşetmesini kıskanarak Allah'ın indirdiği hakikati inkar etmeleri ve böylece kendilerini kaptırdıkları şu (boş gurur) ne kötü! Onlar böylece Allah'ın gazabını tekrar tekrar hak ettiler. Ve o hakikati inkar edenler için hazırlanmış utanç verici bir azap vardır.

    Ahmed Hulusi

    Haset yüzünden, Allah'ın fazlından (hakikatinden şuuruna) inzal ettiği kullarından birini inkar ederek, inkarları yüzünden nefslerindeki hakikati örtmeleri ne kötüdür! Bu yüzdendir ki gazap üstüne gazaba uğradılar (hakikatlerinden perdeli yaşam derekesine düştüler). Hakikati inkar edenler (kafirler) için, alçaltıcı bir azap oluşur.

    Ali Bulaç

    Allah'ın kullarından, dilediğine kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini 'kıskanarak ve hakka baş kaldırarak' Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların, Allah'ın kullarından dilediğine (Kitap) indirmesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'ân'ı) inkâr ederek kendilerini çok kötü bir şey karşılığında satmaları ne kadar kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğradılar. Ayrıca kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın, Kendi lütfundan dilediği kuluna indirdiğini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmek uğruna, benliklerini ne kötü bir şeye sattılar. Bu yüzden, öfke üstüne öfkeye uğradılar. Nankörlük edenler için aşağılayıcı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerini ne kötü şey karşılığında sattılar! Çekemediklerinden dolayı, Allah'ın, kullarından dilediğine vahiy indirmesini ve Allah'ın indirdiğini inkar ettiler. Bu inkarları sebebiyle gazap üstüne gazaba uğradılar. İnanmayanları utanç verici azap beklemektedir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın, lütfunu kullarından dilediğine indirmesini çekemeyerek ALLAH'ın indirdiğini inkar etmek için kişiliklerini satmaları ne kötü! Böylece gazap üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azap var.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın, lütfunu kullarından dilediğine indirmesini çekemiyerek ALLAH'ın indirdiğini inkar etmek için kişiliklerini satmaları ne kötü! Böylece gazap üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azap var.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne kadar çirkindir o (karşılığında) kendilerini sattıkları şey ki; Allah'ın kullarından dilediğine kendi lütfundan vahiy indirmesini çekemeyerek, Allah ne indirdiyse hepsini inkar ettiler. Bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Ve o kafirler için aşağılayan bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne çirkindir o kendilerini sattıkları ki; Allahın kullarından dilediğine kendi fadlından vahiy indirmesine bağyederek, Allah ne indirdise hepsine küfrettiler de gadab üstüne gadaba değdiler ve o kafirler için mühin bir azab var

    Erhan Aktaş

    Allah'ın, dilediği kimseye kendi lütfundan indirmesini çekemeyerek; Allah'ın indirdiğini küfretmekle dipnot 1 kendilerini ne kötü bir şeye karşılık sattılar. Bundan dolayı art arda gelen gazabı hak ettiler. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2:88. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın, dilediği kimseye kendi lütfundan indirmesini çekemeyerek; Allah'ın indirdiğini küfretmekle dipnot 1 kendilerini ne kötü bir şeye karşılık sattılar. Bundan dolayı art arda gelen gazabı hak ettiler. Gerçeği yalanlayan nankörler için alçaltıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2:88

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın, dilediği kimseye kendi lütfundan indirmesini çekemeyerek; Allah'ın indirdiğini inkar etmekle kendilerini ne kötü bir şeye karşılık sattılar. Bundan dolayı artarda gelen gazabı hak ettiler. Gerçeği yalanlayan nankörler için alçaltıcı bir azap vardır.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın kullarından dilediğine kendi fazlından indirmesini çekemiyerek (bagyen) Tanrı'nın indirdiğine küfretmekle nefslerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylece gazap üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı (mühiyn) bir azap vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar Allahın, kullarından kimi dilerse ona fazi (u kerem) inden (vahyi, peygamberliği) indirmesini (öteden beri) günüledikleri (hased etdikleri) için Allahın (bu kerre) indirdiği şey'i (Kur'an)ı da inkar etmek (şuretiy) le nefslerini ne kötü şey'e değişib satdılar da gazab üstüne gazaba döndüler. O kafirler için (kendilerini) hor ve hakir edici bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Nefislerini ne kötü şeye değişip sattılar. Allah'ın kullarından dilediğine fazlından indirmesine hased ederek Allah'ın indirdiğini inkar ettiler ve gazab üstüne gazaba uğradılar. Küfredenlere alçaltıcı bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (87-91) Kesin olan şu ki Musa’ya kitap verdik, O’nun ardından peş peşe Resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da açıklamaları verdik, Onu Kutsal Ruh ile destekledik , her seferinde Resuller, nefsinizin keyfine uymayan şeyler getirdi diye kibirlenmediniz mi? Bir bölümünüz onu yalanladı bir bölümünüz de öldürüyordunuz. Dediler ki kalbimiz kılıflıdır / örtülüdür. (Kılıf, kılıç kını) bilakis Allah onları küfürlerinden dolayı lanetledi , bu nedenle de onların pek azı iman eder. Ne zaman yanlarında olanı onaylayıcı / tasdi kleyici bir kitap Allah’ın yanından gelse ve üstelik o kitap gelmeden önce de Kafirlere karşı bir fetih talebinde bulunuyor olmalarına rağmen onlara gelen i, tanıdıkları o kitabı inkâr ettiler. Bu nedenle de Allah’ın laneti kafirlerin üzerine oldu. (Sen kafirlere karşı kitap iste gelince de inkâr et bunun bir bedeli olmalı) Allah’ın indirdiğini inkâr ederek satın aldıkları şey ne kötüdür. Allah’ın kullarından istediği birine fazlından indirmiş olmasını çekemediler / kıskandılar, bu nedenle gazap üzerine gazaba uğradılar, kafirler için alçaltıcı / utanılası / adi bir azap vardır. Onlara Allah’ın indirdiğine iman edin denildiğinde dediler ki biz bize indirilene iman ederiz, onun dışındakileri yok sayarız dediler O / Kuran onlarla beraber olanı tasdikleyen gerçektir / haktır. De ki o halde eğer iman ediyorduysanız niçin önceden Allah’ın nebilerini öldürdünüz (Biz kendi kitabımıza inanırız demekle olmuyor Resuller sizin değil miydi?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'ın kullarından dilediğine, (Kitap) indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı) inkâr etmekle, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar. Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kâfirlere alçaltıcı bir azap vardır.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın, kullarından dilediğine lutfuyla (vahiy) indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmek için kendilerini ne alçak şeye sattılar da gazab üstüne gazaba uğradılar. İnkar edenler için alçaltıcı bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın, tercih ettiği dipnot 1 bir kuluna iyilik edip kitap indirmesini kıskanarak Allah'ın indirdiğini görmezlikte direnmekle, kendilerini ne kötü sattılar! Başlarına gazap üstüne gazap geldi. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiilinin kökü, "bir şeyi yapma, var etme" anlamında olan şey (شيء)'dir. (Müfredat). Burada Allah'ın yaptığı, bir kulunu tercih ederek ona kitap indirmesidir. Ayrıca bkz Bakara 2/20. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu azap, Muhammed aleyhisselamın elçiliğini öldürme çabalarının cezasıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerini ne kötü sattılar! Allah, seçtiği dipnot 1 bir kuluna iyilik edip Kitap indirdi diye, kıskançlıktan Allah'ın indirdiği her şeye kendilerini kapadılar. Başlarına gazap üstüne gazap geldi. O kafirlerin hak ettikleri, alçaltıcı bir azaptır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Şae="يشاء"  fiili, bir şeyi var etti, demektir. (Müfredat) Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir..

    Şaban Britch

    Allah’ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah’ın indirdiğine küfretmekle kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar, bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Kâfirlere alçaltıcı bir azap vardır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmekle kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar, bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azap vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın, kullarından dilediğine lütfunun eseri olarak indirdiğini zalimce kıskanarak, Allah'ın vahyettiğini inkar etmeleri uğruna öz benliklerini sattıkları şey ne çirkindir! Bu yüzdendir ki gazap üzerine gazaba çarpıldılar. Gerçeği örtenler için rezil edici bir azap vardır.

  5. Bakara suresi, 91. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 91. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ نُؤْمِنُ بِمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَآءَهُۥ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَهُمْ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ أَنۢبِيَآءَ ٱللَّهِ مِن قَبْلُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine "Allah'ın indirdiğine iman edin!" denince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız." derler ve ondan başkasını inkâr ederler. (Oysa) o (Kur'an), kendilerinde bulunanı (Tevrat'ın aslını) doğrulayıcı gerçektir. (Onlara) de ki: "Siz inanıyor idiyseniz daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?"

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerine "Allah'ın indirdiğine inanın" denildiğinde, "Biz sadece kendimize indirilene inanırız" derler. Kendilerinde mevcut bir hakikati doğruladığı halde, daha sonra gelen her hakikati inkar ederler. Onlara; "Peki, eğer gerçekten inanmış idiyseniz daha önce Allah'ın (sizden olan) elçilerini neden öldürdünüz?" diye sor.

    Muhammed Esed

    Nitekim onlara: "Allah'ın indirdiğine inanın!" denildiğinde, "Biz (yalnızca) bize indirilene inanırız!" diye cevap verirler; ve zaten bildikleri bir gerçeği tasdik ve teyit eden bir hakikat bile olsa, sonra gelen her haberi inkar ederler. De ki: "Madem (gerçek) müminler idiniz neden Allah'ın önceki peygamberlerini öldürdünüz?"

    Ahmed Hulusi

    Onlara, "Allah'ın inzal ettiğine iman edin" denildiğinde, "Biz bize inzal olana iman ederiz" derler ve başkasına inzal olanı reddederler. Oysa kendilerindekini tasdik edendir inzal olan! De ki: "Mademki size inzal olan hakikate iman ediyordunuz da niçin Allah Nebilerini öldürdünüz?"

    Ali Bulaç

    Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin" denildiğinde: "Biz, bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındakini (Kitabı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine: Allah'ın indirdiğine iman edin, denilince: Biz sadece bize indirilene (Tevrât'a) inanırız, derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Halbuki o Kur'an, kendi ellerinde bulunan Tevrât'ı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. (Ey Muhammed:) Onlara deki: Şayet siz gerçekten (kendinize indirilene) inanıyorsanız daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?

    Ali Rıza Safa

    Üstelik onlara, "Allah'ın indirdiğine inanın!" denildiğinde, "Biz, bize indirilene inanırız!" derler ve Ondan sonra geleni inkar ederler. Oysa O, yanlarında olanı doğrulayan gerçektir. De ki: "Madem inanmıştınız, Allah'ın peygamberlerini daha önce neden öldürdünüz?" dipnot 26

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 26
      Peygamberlerin öldürülmesi, İncil,
      Luka 11:49 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 11:49

      İşte bunun için Tanrının Bilgeliği şöyle demiştir: ‹Ben onlara peygamberler ve elçiler göndereceğim, bunlardan kimini öldürecek, kimine zulmedecekler.›

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,50 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Onlara, peygamberler ve elçiler göndereceğim. Bunlardan kimini öldürecek, kimine ezinç verecekler. Tüm peygamberlerin dünya kurulduğundan beri dökülen kanlarından bu kuşak sorumlu tutulacaktır."

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine "Allah'ın indirdiğine inanın" denilince, "Biz sadece bize indirilen kitaba inanırız" derler ve ondan başkasını inkar ederler. Halbuki Kur'an, ellerinde bulunanı doğrulayıcı olarak gelmiş hak kitaptır. Onlara de ki, "Şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz, daha önce Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?"

    Edip Yüksel

    Kendilerine, "ALLAH'ın indirdiğini onaylayın" denildiğinde, "Bize indirileni onaylarız" diyerek ondan sonrasını inkar ederler. Oysa bu, yanlarında bulunanı doğrulayan gerçektir. "Gerçeği onayladı iseniz, neden daha önce ALLAH'ın peygamberlerini öldürüyordunuz" de.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine, 'ALLAH'ın indirdiğine inanın!,' denildiğinde, 'Bize indirilene inanırız,' diyerek ondan sonrasını inkar ederler. Oysa bu, yanlarında bulunanı doğrulayan gerçektir. 'İnanmış idiyseniz, neden daha önce ALLAH'ın peygamberlerini öldürüyordunuz,' de.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara: "Allah ne indirdiyse iman edin!" denildiği zaman: "Biz kendimize indirilene iman ederiz." derler de ötekini inkar ederler. Oysa yanlarındakini (Tevrat'ı) doğrulayacak odur. De ki: "Madem inanıyordunuz ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    "Allah ne indirdise iman edin" denildiği zaman da onlara "biz kendimize indirilene iman ederiz" derler de ötekine küfrederler, halbuki beraberlerindekini tasdık edecek hakk o, ya, de: İman ediyordunuz da niçin Allahın peygamberlerini öldürüyordunuz?

    Erhan Aktaş

    Onlara, "Allah'ın indirdiklerine iman edin." denildiğinde, "Biz, ancak bize indirilene dipnot 1 iman ederiz." dediler. Ve ondan dipnot 2 başkasını kabul etmezler. Oysa O, yanlarındakini tasdik eden, hak bir kitaptır. Onlara de ki: "Madem iman ediyordunuz, ne diye daha önce Allah'ın Nebilerini öldürüyordunuz?"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat ve İncil'e.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kendilerine indirilenlerden.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, "Allah'ın indirdiklerine iman edin." denildiğinde, "Biz, ancak bize indirilene dipnot 1 iman ederiz." dediler. Ve ondan dipnot 2 başkasını kabul etmezler. Oysa O, yanlarındakini tasdik eden, hak bir kitaptır. Onlara de ki: "Madem inanıyordunuz, ne diye daha önce Allah'ın nebilerini öldürüyordunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat ve İncil'e.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kendilerine indirilenlerden.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, "Allah'ın indirdiklerine iman edin." denildiğinde, "Biz, ancak bize indirilene dipnot 1 iman ederiz." dediler. Ve ondan dipnot 2 başkasını kabul etmezler. Oysa O, yanlarındakini tasdik eden, hak bir kitaptır. Onlara de ki: "Madem inanıyordunuz, ne diye daha önce Allah'ın nebilerini öldürüyordunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat ve İncil'e.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kendilerine indirilenlerden.

    Gültekin Onan

    Onlara "Tanrı'nın indirdiğine inanın" denildiğinde, "Biz bize indirilene inanırız" derler ve ondan sonrasına / başkasına / ötesine (veraehu) küfrederler. Oysa o / bu, yanlarındakini doğrulayan (musaddikan) gerçektir (hakk). De ki: "İnançlılar iseniz / idiyseniz neden daha önce Tanrı'nın nebilerini öldürüyordunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    Bir de onlara (Yahudilere) "Allahın indirdiği şey'e (Kur'ana) iman edin" denildiği zaman: "Biz, bize indirilen (Tevrat) a inanırız" der bir de ondan başkasına küfrederler. Halbuki o (gönderilen kitab) nezdlerindeki (Tevrat) ı doğrultan (bir) gerçekdir. De ki: (Habibim) "Öyle ise mü'minler idiniz de (Tevrata inanıyordunuz da) daha evvel Allahın peygamberlerini neye öldürüyordunuz?

    İbni Kesir

    Bir de onlara Allah'ın indirdiğine inanın, denilince; biz, bize indirilene inanırız derler. Ondan başkasını inkar ederler. Halbuki o beraberlerindekini tasdik eden bir kitabdır. De ki: İnanmış kimseler idiyseniz neden daha önce, Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?

    Mehmet Alagaş

    (87-91) Kesin olan şu ki Musa’ya kitap verdik, O’nun ardından peş peşe Resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da açıklamaları verdik, Onu Kutsal Ruh ile destekledik , her seferinde Resuller, nefsinizin keyfine uymayan şeyler getirdi diye kibirlenmediniz mi? Bir bölümünüz onu yalanladı bir bölümünüz de öldürüyordunuz. Dediler ki kalbimiz kılıflıdır / örtülüdür. (Kılıf, kılıç kını) bilakis Allah onları küfürlerinden dolayı lanetledi , bu nedenle de onların pek azı iman eder. Ne zaman yanlarında olanı onaylayıcı / tasdi kleyici bir kitap Allah’ın yanından gelse ve üstelik o kitap gelmeden önce de Kafirlere karşı bir fetih talebinde bulunuyor olmalarına rağmen onlara gelen i, tanıdıkları o kitabı inkâr ettiler. Bu nedenle de Allah’ın laneti kafirlerin üzerine oldu. (Sen kafirlere karşı kitap iste gelince de inkâr et bunun bir bedeli olmalı) Allah’ın indirdiğini inkâr ederek satın aldıkları şey ne kötüdür. Allah’ın kullarından istediği birine fazlından indirmiş olmasını çekemediler / kıskandılar, bu nedenle gazap üzerine gazaba uğradılar, kafirler için alçaltıcı / utanılası / adi bir azap vardır. Onlara Allah’ın indirdiğine iman edin denildiğinde dediler ki biz bize indirilene iman ederiz, onun dışındakileri yok sayarız dediler O / Kuran onlarla beraber olanı tasdikleyen gerçektir / haktır. De ki o halde eğer iman ediyorduysanız niçin önceden Allah’ın nebilerini öldürdünüz (Biz kendi kitabımıza inanırız demekle olmuyor Resuller sizin değil miydi?)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara: “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) iman ederiz” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer iman eden kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”

    Süleyman Ateş

    Onlara: "Allah'ın indirdiğine inanın!" denilse, "Bize indirilene inanırız." derler, ötesini kabul etmezler. Halbuki o, kendi yanlarında bulunanı doğrulayıcı bir gerçektir. De ki: "Gerçekten inanıyor idiyseniz neden daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine inanıp güvenin!" denince, "Biz, bize indirilene inanıp güveniriz!" der, ardından geleni (Kur'an'ı) görmezlikte direnirler. Halbuki o, yanlarındakini tasdik edici dipnot 1 özelliği olan bir gerçektir. De ki: "İnanıp güvenen kimselerseniz neden Allah'ın bundan önceki nebilerini /onların nebiliklerini öldürüyorsunuz?" dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine inanıp güvenin!" denince, "Biz bize indirilene güveniriz!" der, gerisini görmezlikten gelirler. Halbuki o, tümüyle gerçektir ve yanlarındakini onaylayıcı özelliktedir. De ki "Kitabınıza inanıyordunuz da şimdiye kadar Allah'ın nebilerini ne diye öldürüyordunuz?"

    Şaban Britch

    Onlara: Allah’ın indirdiğine inanın, dendiği zaman: Biz, bize indirilene inanırız, deyip ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat’ı tasdik eden hak bir kitaptır. Onlara: Gerçekten size indirilene inanıyor idiyseniz niçin daha önce Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz? de!

    Şaban Piriş

    Onlara: -Allah'ın indirdiğine inanın, dendiği zaman: -Biz, bize indirilene inanırız, deyip ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler; halbuki O, ellerinde bulunan Tevrat'ı tasdik eden hak bir kitaptır, Onlara: -Gerçekten size indirilene inanıyor idiyseniz niçin daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz? de!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara, "Allah'ın indirmiş olduğuna inanın" denildiğinde şöyle konuşurlar: "Biz, bize indirilene inanırız." Ve ondan ötesini inkar ederler. Oysaki o, kendilerinin yanındakini doğrulayıcı bir gerçektir. Söyle onlara: "Madem iman sahibiydiniz, daha önce Allah'ın peygamberlerini niye öldürüyordunuz?"

  6. Bakara suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 92. ayet. وَلَقَدْ جَآءَكُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, Musa size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki Musa, size apaçık deliller dipnot 1 getirmişti. Sonra onun ardından, zalimler olarak buzağıyı (ilah) edinmiştiniz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Musa'ya verilen ayetler, yani deliller, belgeler, mucizeler Kehf 18:101'de ifade edilen "dokuz beyan/dokuz mucize" olarak anlaşılabilir. Bu doğrultuda söz konusu ayetler yani deliller "tufan", "[‘asâ]", "[yed-i beydâ']", "denizin yarılması", "kendisinden on iki pınar fışkıran kaya", "çekirge sürüsü ve kımıl (yaban sineği)", "kurbağa istilası", "suyun kana dönüşmesi" ve "dağın onların üzerine kaldırılması" olabilir (Bu konunun ele alındığı ayetlerle ilgili bkz. Bakara 2:60; Nisâ 4:154; A‘râf 7:107, 133, 160; Tâhâ 20:18, 22, 77; Şu‘arâ 26:32, 33, 63; Neml 27:10; Kasas 28:31).
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:51; Nisâ 4:153. Yüce Allah Hz. Musa'nın Sînâ Dağı'na çıkışının ardından İsrailoğulları'nın bir buzağıyı ilah edinerek zalim olduklarını ifade etmektedir. A‘râf 7:142'de de ifade edildiği gibi, Hz. Musa, Sînâ Dağı'na çıkınca kardeşi Hz. Harun'a şöyle demişti: "Kavmimin arasında benim yerime geç; onları ıslaha (çalışmaya) devam et; (sakın) bozguncuların yoluna uyma!" Hz. Musa, Sînâ Dağı'na doğru yola çıkmadan önce kardeşi Hz. Harun'a tembihte bulunarak, kavmini kendi haline bırakmamıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Musa da size hakikatin apaçık belgeleriyle gelmişti. Ardından yine buzağıyı peydahlamıştınız ve siz yine kendisine kötülük edenlerden olmuştunuz.

    Muhammed Esed

    Gerçekten Musa size hakikatin tüm kanıtları ile gelmişti (ama) O'nun yokluğunda hemen (altın) buzağıya tapmaya başlamış ve böylece haince bir davranış içine girmiştiniz.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Musa size hakikatinin açığa çıkardığı apaçık deliller ile gelmişti. . . Buna rağmen siz bir buzağıyı (tanrı) edinerek nefsinize (hakikatinize) zulmettiniz.

    Ali Bulaç

    Andolsun, Musa size apaçık belgelerle geldi. Sonra siz onun arkasından buzağıyı (tanrı) edindiniz. İşte siz (böyle) zalimlersiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun Musâ size apaçık mucizeler getirmişti. Sonra onun ardından, zalimler olarak buzağıyı (ilah ) edindiniz.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, gerçek şu ki, Musa, açık kanıtlarla size gelmişti. Sonra, Onun arkasından, buzağıyı onayladınız ve kendinize yazık ettiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki Musa size en açık delilleri getirdi. Sonra ardından buzağıyı ilah edindiniz. Siz zalimsiniz.

    Edip Yüksel

    Musa, size mucizelerle gelmişti; fakat onun ardından buzağıyı tanrı edinerek zalimlerden oldunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa, size mucizelerle gelmişti; fakat onun ardından buzağıyı tanrı edinerek zalimlerden oldunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Musa size apaçık delillerle gelmişti de arkasından tuttunuz danaya taptınız. Siz işte o zalimlersiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için Musa size beyyinelerle gelmişti de arkasından tuttunuz danaya taptınız siz o zalimlersiniz

    Erhan Aktaş

    Gerçekten Musa size beyyinat dipnot 1 ile geldi. Sonra siz onun arkasından buzağı figürünü yaptınız. dipnot 2 İşte siz, o zalimlersiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren, açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen "ittehaztum" kelimesi, "edinmek" anlamının yanı sıra, "yapmak", "meydana getirmek" anlamlarında da birçok ayette yer almaktadır. Kelime, bu ayette "yapmak", "meydana getirmek" anlamına gelmektedir. O nedenle "buzağıyı ilah edinmek" şeklinde yapılan çeviriler doğru değildir. Buzağının ilah edinilmek amacıyla yapılmış olması düşüncesi, ayete ilah edinmek şeklinde anlam verilmesine neden olmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gerçekten Musa size beyyinat dipnot 1 ile geldi. Sonra siz onun arkasından buzağı figürünü yaptınız. dipnot 2 İşte siz, o zalimlersiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren, açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen "ittehaztum" sözcüğü, "edinmek" anlamının yanı sıra, "yapmak", "meydana getirmek" anlamlarında da onlarca ayette yer almaktadır. Sözcük, bu ayette "yapmak", "meydana getirmek" anlamına gelmektedir. O nedenle "buzağıyı ilah edinmek" şeklinde yapılan çeviriler doğru değildir. Buzağının ilah edinilmek amacıyla yapılmış olması düşüncesi, ayete ilah edinmek şeklinde anlam verilmesine neden olmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçekten Musa size beyyinat dipnot 1 ile geldi. Sonra siz onun arkasından buzağı figürünü yaptınız. dipnot 2 İşte siz, o zalimlersiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      "İttehaztum" sözcüğü, "edinmek" anlamının yanı sıra, "yapmak", "meydana getirmek" anlamında da onlarca ayette geçmektedir. Bu ayette de "yapmak", "meydana getirmek" anlamında kullanılmıştır. O nedenle "buzağıyı ilah edinmek" şeklinde yapılan çeviriler doğru değildir. Buzağının ilah edinilmek amacıyla yapılmış olması düşüncesi, ayete ilah edinmek şeklinde anlam verilmesine neden olmaktadır.

    Gültekin Onan

    Andolsun Musa size beyyinelerle gelmişti, fakat onun ardından buzağıyı (Tanrı) edindiniz ve (böylece) zalimler oldunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, Musa size en açık delilleri getirdi. Sonra siz onun ardından (gıyaabında) o buzağıye tütündünüz (onu tanrı edindiniz). Siz (öyle) zaalimlersiniz.

    İbni Kesir

    And olsun ki, Musa size apaçık delillerle geldi. Sonra ardından buzağıyı Rabb edindiniz. Ve siz zalimlersiniz.

    Mehmet Alagaş

    (92-96) Kesin olan şu ki, Musa açıklamalarla size geldi, sonra siz O’nun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz, siz zalimlersiniz. Bir vakit sizden söz aldık / misak aldık üzerinize Tur’u yükselttik, size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve işitin dediler ki işittik ve isyan ettik. Kafirliklerinden dolayı kalplerine buzağı sevgisi içirildi. Eğer ki iman ediyorlar ise imanları onlara ne kötü bir şey emrediyor. (Bu nasıl bir iman ki sizi buzağıya götürdü) De ki Allah’ın yanında ahiret yurdu insanlardan diğerlerine değil de size özel ise eğer , bu sözünüze de sadıksanız ölümü dileyin / temenni edin. Onlar elleriyle takdim ettikleri nedeniyle onu / ölümü ebediyen dilemezler , Allah zalimleri bilendir. İnsanlardan ve ortak koşanlardan hayat üzerine en hırslılar olarak onları bulursun, onlardan her biri bin yıl ömür sürmeyi arzu eder, oysa ki kişinin ömürlendirilmesi onu azaptan uzaklaştıracak değildir, Allah yaptıklarını görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, sonra onun ardından buzağıyı ilah edinmiştiniz. Siz işte o zalimlersiniz.

    Süleyman Ateş

    "Andolsun Musa, size açık deliller getirmişti, sonra onun ardından tuttunuz buzağıya taptınız; siz öyle zalimlersiniz işte!"

    Süleymaniye Vakfı

    Şurası kesin ki Musa size, apaçık belgelerle (mucizelerle) gelmişti. Yanınızdan ayrılmasının ardından yanlışlara dalarak boğayı ilah edinmiştiniz. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara 2/51, Nisa 4/153, A'raf 7/148. Bunlar, boğayı ilah edinmekle kalmamış "Bu, Musa'nın ilahıdır, onu unuttu!" diyerek onun da puta tapan biri olduğunu söylemiş (Taha 20/88) ve nebiliğini öldürmüşlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa size, apaçık belgelerle (mucizelerle) gelmişti. Yanınızdan ayrılmasının ardından buzağıyı ilah edinmiştiniz, yanlışlar içindeydiniz.

    Şaban Britch

    Musa, size apaçık delillerle gelmişti de sonra onun ardından buzağıyı ilah edinmiştiniz. İşte siz, böyle zalimlersiniz.

    Şaban Piriş

    Musa, size apaçık delillerle gelmişti de sonra O'nun ardından buzağıyı ilah edinmiştiniz. İşte siz, böyle zalimlersiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, Musa size açık-seçik hak beyanlarla gelmişti de onun arkasından buzağıyı ilah edinmiştiniz. Zalimlersiniz sizler.

  7. Bakara suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 93. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱسْمَعُوا۟ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkarları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!

    Mehmet Okuyan

    Hani sizden sağlam bir söz almış, üzerinize (Sînâ) dipnot 1 Dağı(nı âdeta) kaldırmıştık. dipnot 2 (Onlara) "Size verdiğimizi kuvvetle alın (ona sıkıca tutunun); dipnot 3 (ondaki gerçekleri) dinleyin!" (demiştik). Onlar ise "İşittik ve isyan ettik." demişlerdi. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı(ya tapma sevgisi) içirilmişti dipnot 4 (doldurulmuştu). De ki: "(Böyle) inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki dağın Sînâ Dağı olduğunun delili Mü'minûn 23:20 ve Tîn 95:2'dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Dağın kaldırılması" mecaz olarak "dağın sarsılması ve durumun sıkıntı vermesi" olabilir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.
    4. metne dön, dipnot 4
      İnkârcıların kalplerine buzağıya tapma sevgisinin doldurulmasının sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani insanların kararlı bir şekilde inkar etmesi, inkarcılığı sürdürmesi inkâr "sebep", bunun sonucunda kalplerine buzağıya tapma sevgisinin doldurulması ise "sonuç"tur.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani, bir zaman (Sina) Dağı'nı üzerinize yükselterek sizden kesin söz almıştık: "Size gönderdiğimiz mesajı hayata uygulayın ve artık hakikatı duyun!" Buna karşın "İşittik ve itaat ettik\\isyan ettik" dediler. Küfürleri sebebiyle buzağı (heykeli) gönüllerinde taht kurdu. De ki onlara: Bozuk inancınız size ne fena şeyler yaptırıyor? Eğer gerçekten inandıysanız (böyle yapmazdınız).

    Muhammed Esed

    Biz o zaman, Sina Dağı'nı üzerinize şahit tutarak, "Size emanet ettiğimiz şeye (bütün) gücünüzle sarılın ve ona kulak verin!" (diyerek) sizden kesin bir taahhüt almıştık. (Bütün bu hatırlatmalara rağmen) onlar; "Dinledik, ama itaat etmiyoruz!" derler. Zira, hakikati reddetmeleri yüzünden bunların kalplerini (altın) buzağı sevgisi kaplamıştır. De ki: "Ne kötü (şu) inancınızın sizi yönelttiği (şey)! Eğer gerçekten bir şeylere inanıyorsanız."

    Ahmed Hulusi

    Biz sizden söz almıştık, Tur'u (benlik dağı) üzerinizde kaldırmıştık. . . "Verdiğimizi özünüzdeki kuvve ile yaşayın, algılayın ve gereğine uyun" (demiştik). Onlar ise: "Algıladık ama kabul etmedik" dediler. Bu inkarları yüzünden kalpleri buzağı sevgisiyle (dışsallıkla) doldu! De ki: "İman edenleriz diyorsanız, imanınızın getirisi de buysa, ne kötü bir şey bu!"

    Ali Bulaç

    Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve baş kaldırdık." İnkarları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?"

    Ali Özek ve heyeti

    Hatırlayın ki, sizden kesin bir söz almış veTûr'u da üzerinize kaldırarak size verdiğimize kuvvetlice tutunun ve (emirlerini) dinleyin, demiştik. Onlar: İşittik ve isyan ettik, dediler. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı sevgisi dolduruldu. De ki: Eğer inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!

    Ali Rıza Safa

    Sizden kesin söz aldığımızda, dağı üzerinize yükseltmiştik. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve dinleyin!" Dediler ki: "Dinledik ve karşı geliyoruz!" Nankörlük ettikleri için, yüreklerinde buzağı yer etmişti. De ki: "İnancınız, sizi ne kötü yönlendiriyor; eğer inanıyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Hatırlayınız ki, "Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri dikkatlice dinleyin" diye sizden söz almış ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık. Onlar, "İşittik ve isyan ettik" dediler. İnkarları sebebiyle buzağı sevgisi gönüllerine dolduruldu. De ki: "Eğer inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!"

    Edip Yüksel

    Hani üzerinize Tur dağını kaldırıp sizden söz almıştık: "Size verdiğim emirlere sıkıca sarılın ve dinleyin." Fakat "Dinledik ve karşı geldik" dediler. İnkarlarından dolayı kalpleri buzağı ile kandı. De ki: "Onaylamışsanız, onayınız size ne de kötü yön veriyor!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hani üzerinize Tur dağını kaldırıp sizden söz almıştık: 'Size verdiğim emirlere sıkıca sarılın ve dinleyin.' Fakat 'Dinledik ve karşı geldik,' dediler. İnkarlarından dolayı kalpleri buzağı ile kandı. De ki: 'İnanmışsanız, inancınız size ne de kötü yön veriyor!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir vakit: "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve O'nu dinleyin" diye Tur'u tepenize kaldırıp sizden söz aldık. "Duyduk, isyan ettik." dediler ve inkarları yüzünden dana sevgisi iliklerine kadar işledi. De ki: "Eğer sizler inanmış kimseler iseniz inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir vakit size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve dinleyin diye Turu tepenize kaldırıb misakınızı aldık, dinledik ısyan ettik dediler, ve küfürleriyle danayı kalblerinde iliklerine işlettiler, eğer, de: sizler mü'minlerseniz imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor?

    Erhan Aktaş

    Hani sizden, "Size verdiğimizi kuvvetlice alın ve dinleyin." diye kesin söz almış ve Tur'u üzerinize yükseltmiştik dipnot 1 . Demişlerdi ki: "Dinledik; ama itaat etmiyoruz." Küfürleri yüzünden kalplerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer gerçekten inanıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sizin öncünüzü Tur'a yükseltmiştik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani sizden, "Size verdiğimizi kuvvetlice alın ve dinleyin." diye kesin söz almış ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık dipnot 1 . Demişlerdi ki: "Dinledik ama itaat etmiyoruz." Küfr'leri yüzünden kalplerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer gerçekten inanıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sizin öncünüzü Tur'a yükseltmiştik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani sizden, "Size verdiğimizi kuvvetlice alın ve dinleyin." diye kesin söz almış ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık dipnot 1 . Demişlerdi ki: "Dinledik ama itaat etmiyoruz." Küfürleri yüzünden buzağı kalplerine yerleştirildi. De ki: "Eğer gerçekten inanıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sizin öncünüzü Tur'a yükseltmiştik.

    Gültekin Onan

    Hani sizden misak almış ve üzerinize Tur (dağını) kaldırmıştık / yükseltmiştik: "Size verdiğime sıkıca sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve karşı geldik / baş kaldırdık" (asayna). Küfürlerinden dolayı buzağı (tutkusu) kalplerine sinmişti / içirilmişti (üşribu). De ki: "Eğer inançlılar iseniz inancınız size ne kötü / çirkin (şeyler) buyuruyor VEYA inançlılar olsaydınız inancınız size kötü / böyle çirkin şeyler buyurmazdı".

    Hasan Basri Çantay

    Bir vakit "Size verdiğimiz (Tevrat) ı kuvvetle tutun (ona sımsıkı yapışın, söz) dinleyin" (diye) "Tur" u tepenizin üstüne kaldırıb sizden te'minatlı va'd almışdık. "(Kulağımızla) dinledik, (kalbimizle) isyan etdik" demişlerdi. (Çünkü) küfürleri yüzünden özlerine buzağı (bir su gibi) içirilmiş (iyice işlemiş) di. De ki: "Eğer mü'min (kimse) ler iseniz inancınız size ne kötü şey emrediyor."

    İbni Kesir

    Hani; size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun ve dinleyin, diye Tur'u tepenize dikmiş ve sizden misak almıştık. İşittik ve karşı geldik dediler ve küfürleri yüzünden buzağı sevgisi kalblerine sindirildi. Eğer inananlardansanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor? de.

    Mehmet Alagaş

    (92-96) Kesin olan şu ki, Musa açıklamalarla size geldi, sonra siz O’nun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz, siz zalimlersiniz. Bir vakit sizden söz aldık / misak aldık üzerinize Tur’u yükselttik, size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve işitin dediler ki işittik ve isyan ettik. Kafirliklerinden dolayı kalplerine buzağı sevgisi içirildi. Eğer ki iman ediyorlar ise imanları onlara ne kötü bir şey emrediyor. (Bu nasıl bir iman ki sizi buzağıya götürdü) De ki Allah’ın yanında ahiret yurdu insanlardan diğerlerine değil de size özel ise eğer , bu sözünüze de sadıksanız ölümü dileyin / temenni edin. Onlar elleriyle takdim ettikleri nedeniyle onu / ölümü ebediyen dilemezler , Allah zalimleri bilendir. İnsanlardan ve ortak koşanlardan hayat üzerine en hırslılar olarak onları bulursun, onlardan her biri bin yıl ömür sürmeyi arzu eder, oysa ki kişinin ömürlendirilmesi onu azaptan uzaklaştıracak değildir, Allah yaptıklarını görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani, Tûr dağını tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimize (Kitab’a) sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar: “İşittik, karşı geldik” demişlerdi. Küfürleri yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine içirilip, sindirilmişti. Onlara de ki: "(Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!"

    Süleyman Ateş

    Bir zaman üzerinize Tur(dağın)ı kaldırıp sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun, dinleyin!" (demiştik). "Dinledik ve isyan ettik." dediler. İnkarlarıyla kalblerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor."

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün Tur'u /Sina Dağı'nı tepenize kaldırarak dipnot 1 sizden kesin söz almış, "Size verdiğimize sıkı sarılın ve dinleyin!" demiştik. Siz de "Dinledik ve sıkı sarıldık!" dipnot 2 demiştiniz. dipnot 3 Oysa (kitabı) görmezlikte direnmeniz yüzünden boğa tutkusu içinize işlemişti. dipnot 4 De ki: "Eğer inanıp güvenen kişilerseniz inancınız sizden ne kötü şey istiyor!" dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Gelenekte buraya "dinledik ve isyan ettik" anlamı verilir ama "isyan ettik" diyenler Allah'a söz vermiş olamazlar. Asa (عصى)'nın "değneğe sarılır gibi sarılma" (Lisan'ul-Arab) anlamı da olduğundan "asayna"ya "sıkı sarıldık" anlamını vermek gerekir (Bkz. Nisa 46'nın dipnotu). Tevrat'ın ilgili bölümü şöyledir: "(Musa) antlaşma kitabını alıp halka okudu. Halk, 'Şama'nu ve asinu = Rabb'in her söylediğini yapacağız, Onu dinleyeceğiz' dedi." (Çıkış 24/3-7)
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5
      Hem "dinledik ve sıkı sarıldık" diyorsunuz hem de boğa tutkusundan vazgeçmiyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Tur'u tepenize kaldırarak dipnot 1 sizden kesin söz almış, "Size verdiğimize sıkı sarılın ve dinleyin!" demiştik. Siz de "Dinledik ve sıkı sarıldık" dipnot 2 demiştiniz. Oysa ayetleri görmezlikten gelmeniz sebebiyle buzağı tutkusu içinize işlemişti dipnot 3 . De ki "Kendinizi mümin sayıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!" dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bir gün o dağı adeta bir gölgelik gibi üzerlerine kaldırdık; başlarına düşeceğini sandılar. Size verdiğimizi (Tevrat'ı) sıkı tutun. İçindekilerini düşünün ki kendinizi koruyabilesiniz" dedik." (Araf 7/171)
    2. metne dön, dipnot 2
      Gelenekte buraya "dinledik ve isyan ettik" anlamı verilir ama onu söyleyen, söz vermiş olmaz. Asa'nın "değneği tutar gibi tutma" (Lisan) anlamı da olduğundan "semi'na ve asayna"ya: "dinledik ve sıkı sarıldık" mealini vermek gerekir (Nisa 4/46'nın dipnotuna bkz.). Tevrat'ın ilgili bölümü şöyledir: "(Musa) antlaşma kitabını alıp halka okudu. Halk, «Şama'nu ve asinu = Rabb'in her söylediğini yapacağız, O'nu dinleyeceğiz» dedi." (Tevrat, Çıkış 24/3-7)
    3. metne dön, dipnot 3
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu).
    4. metne dön, dipnot 4
      Bir taraftan inandık ve sıkı sarıldık diyorsunuz, diğer taraftan buzağı tutkusundan vazgeçmiyorsunuz.

    Şaban Britch

    Bir vakit de sizden üzerinize Tur dağı kaldırarak kesin söz almıştık: Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin, demiştik. İşittik ve karşı geldik, dediler de küfürleri yüzünden gönüllerine buzağı sevgisi sindirildi. De ki: Eğer mümin iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor!

    Şaban Piriş

    Bir vakit de sizden üzerinize dağı kaldırarak kesin söz almıştık: -Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin, demiştik. -İşittik ve karşı geldik, dediler de küfürleri yüzünden gönüllerine buzağı sevgisi sindirildi. De ki: -Eğer mümin iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani kesin söz almıştık sizden de Tur'u üzerinize kaldırmıştık. "Size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve dinleyin." demiştik. Şöyle demişlerdi: "Dinledik ve isyan ettik." İnkarları yüzünden gönüllerine buzağı içirildi. De ki: "Eğer inanan kişilerseniz, ne kötü şeydir size imanınızın emretmekte olduğu..."

  8. Bakara suresi, 94. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 94. ayet. قُلْ إِن كَانَتْ لَكُمُ ٱلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ عِندَ ٱللَّهِ خَالِصَةً مِّن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُا۟ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!"

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) de ki: "Ahiret yurdu Allah katında diğer insanlara değil de yalnızca size aitse (ve bu konuda) doğruysanız ölümü isteyin (bakalım)!"

    Mustafa İslamoğlu

    (Yine) onlara de ki: Allah katında, Ahiret yurdunun insanlar arasında yalnızca size ait olduğu inancında eğer samimiyseniz, hadi ölümü isteyin!

    Muhammed Esed

    De ki: "Eğer Allah katındaki ahiret hayatı, başka hiç kimseye değil de yalnız size mahsus ise ve kanaatinizde samimi iseniz o zaman ölümü arzulamanız gerekmez mi?"

    Ahmed Hulusi

    Allah indindeki sonsuz gelecek yaşam ortamı, diğer insanlara değil de yalnızca size ait ise; bu sözünüzde sadıksanız, ölümü temenni etsenize!

    Ali Bulaç

    De ki: "Eğer Allah katında ahiret yurdu, başka insanların değil de, yalnızca sizin ise, (ve) doğru sözlüyseniz, öyleyse hemen ölümü dileyin."

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed! Onlara:) Şayet (iddia ettiğiniz gibi) âhiret yurdu Allah katında diğer insanlara değil de yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğru iseniz haydi ölümü temenni edin (bakalım), de.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Sonsuz Yaşam Ülkesi, insanlar arasında ayrıcalıklı olarak, Allah'ın katında yalnızca sizin içinse, haydi, ölümü dileyin; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Söyle onlara: "Şayet ahiret yurdu Allah katında diğer insanlara değil de sadece size ait ise ve bu iddianızda da doğru iseniz, haydi ölümü temenni ediniz."

    Edip Yüksel

    De ki: "İleri sürdüğünüz gibi, ahiret yurdu ALLAH tarafından hiç kimseye değil sadece size ayrılmışsa ve bu savınızda samimi iseniz haydi ölümü isteyin!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'İleri sürdüğünüz gibi, ahiret yurdu ALLAH tarafından hiçkimseye değil sadece size ayrılmışsa ve bu savınızda samimi iseniz haydi ölümü isteyin!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Allah yanında ahiret evi (Cennet) başkalarının değil de sadece sizin ise, eğer bu davanızda da doğru iseniz haydi ölümü canınıza minnet bilin!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki Allah yanında Ahıret evi (Cennet) başkalarının değil de hassaten sizin ise, eğer davanız da sadıksanız, haydi ölümü ümniye edinin, canınıza minnet bilin

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer Allah katında; ahiret yurdunun, diğer insanların değil de yalnızca size ait olduğunu iddia eden sözünüzde samimi iseniz, o zaman ölümü istesenize!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Eğer Allah katında; ahiret yurdunun, diğer insanların değil de yalnızca size ait olduğunu iddia eden sözünüzde samimi iseniz, o zaman ölümü istesenize!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer Allah katında; ahiret yurdunun, diğer insanların değil de yalnızca size ait olduğunu iddia eden sözünüzde samimi iseniz, o zaman ölümü istesenize!"

    Gültekin Onan

    De ki: "Eğer Tanrı katında ahiret yurdu (darulahiret), hiçkimseye / diğer insanların değil yalnızca sizin ise VEYA diğer insanlara değil yalnızca size ayrılmışsa / özgü kılınmışsa (halisaten min duninnasi) ve bunda doğru sözlüyseniz / dürüstseniz / sadık iseniz o halde hemen ölümü dileyin / isteyin (fetemennevülmevte)"

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) söyle "Allah yanında ahiret yurdu (cennet, diğer) insanların değil de yalınız sizinse (ve bu da'vanızda) doğruculardan iseniz haydi ölümü temenni edin. (Bunu canınıza minnet bilin)".

    İbni Kesir

    De ki; Allah katında ahiret yurdu başkalarının değil de yalnız sizin ise, bu iddiada samimi iseniz haydin, ölümü isteyin.

    Mehmet Alagaş

    (92-96) Kesin olan şu ki, Musa açıklamalarla size geldi, sonra siz O’nun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz, siz zalimlersiniz. Bir vakit sizden söz aldık / misak aldık üzerinize Tur’u yükselttik, size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve işitin dediler ki işittik ve isyan ettik. Kafirliklerinden dolayı kalplerine buzağı sevgisi içirildi. Eğer ki iman ediyorlar ise imanları onlara ne kötü bir şey emrediyor. (Bu nasıl bir iman ki sizi buzağıya götürdü) De ki Allah’ın yanında ahiret yurdu insanlardan diğerlerine değil de size özel ise eğer , bu sözünüze de sadıksanız ölümü dileyin / temenni edin. Onlar elleriyle takdim ettikleri nedeniyle onu / ölümü ebediyen dilemezler , Allah zalimleri bilendir. İnsanlardan ve ortak koşanlardan hayat üzerine en hırslılar olarak onları bulursun, onlardan her biri bin yıl ömür sürmeyi arzu eder, oysa ki kişinin ömürlendirilmesi onu azaptan uzaklaştıracak değildir, Allah yaptıklarını görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Ey Muhammed, onlara:) De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (Cennet) diğer insanlar için değil de yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Eğer (dilediğiniz gibi) gerçekten Allah katında ahiret yurdu kimsenin değil, yalnız sizin ise, sözünüzde doğru iseniz, haydi ölümü temenni edin!"

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ahiret yurdu, Allah katında başka insanlara değil de sadece size aitse ve siz de doğru sözlü kişilerseniz ölümü dileyin bakalım!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "O son yurt (Cennet) Allah katında başka kimselere değil de yalnız size tahsis edilmişse ölümünüzü isteyin, iddianızda haklıysanız istersiniz!"

    Şaban Britch

    De ki: Eğer gerçekten, Allah katında ahiret yurdu kimsenin değil yalnız sizin ise; sözünüzde doğru iseniz, haydi ölümü temenni ediniz!

    Şaban Piriş

    De ki: -Eğer gerçekten, Allah katında ahiret yurdu kimsenin değil yalnız sizin ise; sözünüzde doğru iseniz, haydi ölümü temenni ediniz!

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Allah katındaki ahıret yurdu diğer insanların değil de yalnız ve yalnız sizin ise, eğer doğru sözlü iseniz, hadi isteyin ölümü!"

  9. Bakara suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 95. ayet. وَلَن يَتَمَنَّوْهُ أَبَدًۢا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, kendi elleriyle önceden yaptıkları işler (günahlar) sebebiyle ölümü asla istemeyecektir. Allah zalimleri iyi bilendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzeri Cum‘a 62:6-7'de de geçen bu ayetlerde yahudilerin tutarsızlığına dikkat çekilmektedir. Çeşitli ayetlerde dile getirildiği gibi, kitap ehlinin bu ve benzer yanlış kanaatleri deşifre edilmekte, iddialarında ne kadar hatalı oldukları ortaya konulmakta, dahası ne kadar samimiyetsiz oldukları gözler önüne serilmektedir. İşte bu ve benzer ayetlerde de ele alındığı gibi, bu kişiler sözlerinde sadakat ve samimiyet bulunmadığı için iddialarında da hiçbir tutar taraf yoktur. O nedenle, kendilerine meydan okumakta, eğer iddia ettikleri gibiyse ölümü istemeleri gerektiği ifade edilerek, bu geçici âlemin zindan halini bir an önce terk edip ebedi ödül yurduna girmeleri için adeta can atmalarının beklendiği belirtilmekte, ancak bunu yapmayacakları da özellikle hatırlatılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat işledikleri kötülükler yüzünden onlar hiçbir zaman ölümü istemeyecekler; Allah, kendi kendisine kötülük yapanları çok iyi bilir.

    Muhammed Esed

    Ama kendi elleriyle yapıp ettikleri ortadayken bunu hiçbir zaman temenni etmeyecekler: Allah zalimleri her halleriyle bilmektedir.

    Ahmed Hulusi

    Elleriyle yaptıkları (suçlar) yüzünden ölümü asla temenni etmeyeceklerdir. Allah zulmü açığa çıkaranları bilendir, onların hakikati olarak!

    Ali Bulaç

    Oysa onlar, önceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı onu (ölümü) hiç bir zaman kesin olarak dilemiyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, kendi elleriyle önceden yaptıkları işler (günah ve isyanları) sebebiyle hiç bir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri en iyi bilir.

    Ali Rıza Safa

    Kendi elleriyle önceden yaptıklarından dolayı, onu asla dilemezler. Allah, haksızlık yapanları zaten bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, kendi elleriyle yaptıkları ameller sebebiyle hiçbir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir.

    Edip Yüksel

    Ellerinin işlediklerinden ötürü bunu asla dilemeyeceklerdir. ALLAH zalimleri bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ellerinin işlediklerinden ötürü bunu asla dilemeyeceklerdir. ALLAH zalimleri bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat ellerinden çıkan işleri yüzünden onu hiç bir zaman temenni edemezler. Allah o zalimleri bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    fakat ellerinden çıkan işler dururken onu hiç bir zaman temenni edemezler, Allah bilir o zalimleri

    Erhan Aktaş

    Ama elleriyle yaptıkları şeylerden dolayı, ölümü asla istemezler. Allah, zalimleri en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ama elleriyle yaptıkları şeylerden dolayı, ölümü asla istemezler. Allah, zalimleri en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ama elleriyle yaptıkları şeylerden dolayı, ölümü asla istemezler. Allah, zalimleri en iyi bilendir.

    Gültekin Onan

    Oysa onlar (önceden) ellerinin işlediklerinden / sunduklarından (kaddemet eydihim) ötürü bunu ebediyen dilemiyeceklerdir / istemeyeceklerdir. Tanrı zalimleri bilir / bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    (Fakat) onlar önceden elleriyle işlediklerinden (kötü amellerinden, Tevratı tahrif etdiklerinden) ötürü onu (ölümü) hiçbir zaman arzuu edemezler. Allah o zaalimleri hakkıyle bilendir.

    İbni Kesir

    Önceden ellerinin kazandığından dolayı, onlar hiçbir zaman onu isteyemezler, Allah zalimleri hakkıyla bilir.

    Mehmet Alagaş

    (92-96) Kesin olan şu ki, Musa açıklamalarla size geldi, sonra siz O’nun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz, siz zalimlersiniz. Bir vakit sizden söz aldık / misak aldık üzerinize Tur’u yükselttik, size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve işitin dediler ki işittik ve isyan ettik. Kafirliklerinden dolayı kalplerine buzağı sevgisi içirildi. Eğer ki iman ediyorlar ise imanları onlara ne kötü bir şey emrediyor. (Bu nasıl bir iman ki sizi buzağıya götürdü) De ki Allah’ın yanında ahiret yurdu insanlardan diğerlerine değil de size özel ise eğer , bu sözünüze de sadıksanız ölümü dileyin / temenni edin. Onlar elleriyle takdim ettikleri nedeniyle onu / ölümü ebediyen dilemezler , Allah zalimleri bilendir. İnsanlardan ve ortak koşanlardan hayat üzerine en hırslılar olarak onları bulursun, onlardan her biri bin yıl ömür sürmeyi arzu eder, oysa ki kişinin ömürlendirilmesi onu azaptan uzaklaştıracak değildir, Allah yaptıklarını görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri en iyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    Fakat ellerinin yapıp öne sürdüğü işlerden dolayı ölümü asla istemezler, Allah zalimleri bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elleriyle yaptıklarından ötürü ölümü asla isteyemezler. O zalimleri bilen Allah'tır.

    Şaban Britch

    Ama, hayır, elleriyle işlediklerinden dolayı ölümü hiçbir zaman istemezler. Allah, elbette zalim olanları en iyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Ama, hayır, elleriyle işlediklerinden dolayı ölümü hiç bir zaman istemezler. Allah, elbette zalim olanları en iyi bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ellerinin önden gönderdiği şeyler yüzünden ölümü hiç bir zaman istemeyeceklerdir. Allah, zalimleri çok iyi bilmektedir.

  10. Bakara suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 96. ayet. وَلَتَجِدَنَّهُمْ أَحْرَصَ ٱلنَّاسِ عَلَىٰ حَيَوٰةٍ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ يَوَدُّ أَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ أَلْفَ سَنَةٍ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهِۦ مِنَ ٱلْعَذَابِ أَن يُعَمَّرَ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Halbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki sen onları insanların (dünya) hayatına en düşkünü olarak bulursun; hatta şirk koşanlardan bile. Her biri bin sene dipnot 1 yaşatılmak ister. Oysa (o kadar) yaşatılması (kimseyi) azaptan asla uzaklaştırmaz. Allah yapmakta olduklarını görendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen "bin sene" ifadesi "çokluk" manası içermekte, onların boş beklentileri ortaya konulmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    İnsanlar arasında, hayatın sadece bir türüne karşı en çok ihtiras taşıyanlar olarak, onları bulursun; hatta, Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıranlardan da daha fazla. Onlardan her biri ister ki bin yıl yaşasın. Tut ki bunca ömre sahip olsun; bu dahi onu azaptan uzak tutamaz: Zira Allah tüm yapıp ettikleri görmektedir.

    Muhammed Esed

    Ve sen onları başkalarından daha ihtirasla hayata sarılmış göreceksin, hatta Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırmaya şartlanmış olanlardan bile daha çok onların her biri binlerce yıl yaşamak ister; halbuki uzun yaşaması, böyle birini (ahirette) azaptan kurtarmaz; zira Allah onun bütün yapıp ettiklerini görmektedir.

    Ahmed Hulusi

    Sen onları dünyalık yaşam hakkında insanların en hırslıları olarak bulursun! Bilfiil şirk içinde yaşayanlardan bile. . . Her biri bin yıl yaşamak ister! Oysa uzun ömür sürmeleri onları azaptan uzak tutmaz. Allah, hakikatleri olarak yaptıklarını değerlendirmektedir (Basıyr).

    Ali Bulaç

    Andolsun, onları hayata karşı (diğer) insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulursun. (Onlardan) Her biri, bin yıl yaşatılsın ister; oysa bunca yaşaması onu azabtan kurtarmaz. Allah, onların yapmakta olduklarını görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Yemin olsun ki, sen onların hayat (yaşamay)a başkalarından ve hattâ her biri bin sene yaşamayı temenni eden müşriklerden bile daha düşkün olduklarını görürsün. Oysa uzun yaşamak, onları azaptan kurtarmayacaktır Allah, elbette, yaptıklarını hakkıyla görendir.

    Ali Rıza Safa

    Onları, insanlara ve ortaklar koşanlara oranla yaşamaya daha tutkulu bulursun. Her biri, bin yıl yaşatılsın ister. Oysa uzun yaşatılması onu cezadan kurtarmaz. Çünkü Allah, onların yaptıklarını Görendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Onları, insanlar içinde dünya hayatına en çok düşkün olanlar olarak bulacaksın. İçlerinden şirk koşanlar bin sene yaşamak ister. Fakat bu kadar yaşasa da, bu uzun ömür onları azaptan uzaklaştıramaz. Allah onların yaptıklarını eksiksiz görür.

    Edip Yüksel

    Onları, yaşamaya en düşkün insanlar olarak bulacaksın; putperestlerden bile fazla... Onlardan her biri bin sene yaşamak ister. Oysa, uzun yaşaması onu azaptan uzaklaştırmaz. ALLAH yaptıklarını görendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları, yaşamaya en düşkün insanlar olarak bulacaksın; putperestlerden bile fazla... Onlardan herbiri bin sene yaşamak ister. Oysa, uzun yaşaması onu azaptan uzaklaştırmaz. ALLAH yaptıklarını görendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onları, insanların hayata en düşkünü hatta müşriklerden bile daha düşkünü bulacaksınız. Onlardan her biri, bin sene yaşamayı arzu eder. Halbuki, ömürlü olmak kendisini azaptan uzaklaştıracak değildir. Allah, onların neler yaptıklarını görüyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    her halde onları insanların hayata en harisı, müşriklerden de haris bulacaksın, her biri arzu eder ki bin sene mu'ammer olsa, halbuki mu'ammer olmak kendisini azabdan uzaklaştıracak değil Allah görüyor onlar neler yapıyorlar

    Erhan Aktaş

    Ve sen, onları, yaşamaya karşı insanların en ihtiraslısı, hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha çok ihtiraslı bulacaksın. Her biri bin yıl yaşamak ister. Oysaki uzun ömürlü olmak, böyle birini azaptan kurtarmaz. Zira Allah, yaptıkları her şeyi görmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve sen, onları, yaşamaya karşı insanların en ihtiraslısı, hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha çok ihtiraslı bulacaksın. Her biri bin yıl yaşamak ister. Oysaki uzun ömürlü olmak, böyle birini azaptan kurtarmaz. Zira Allah, yaptıkları her şeyi görmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve sen, onları, yaşamaya karşı insanların ihtiraslısı, hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha çok ihtiraslı bulacaksın. Her biri bin yıl yaşamak ister. Oysaki uzun ömürlü olmak, böyle birini azaptan kurtarmaz. Zira Allah, yaptıkları her şeyi görmektedir.

    Gültekin Onan

    (Andolsun) onları yaşamaya / yaşama karşı (diğer) insanlardan ve şirk koşanlardan (bile) daha ihtiraslı bulursun. (Onlardan) herbiri bin yıl yaşamak / yaşatılsın ister. Oysa, bunca / uzun yaşaması onu azaptan uzaklaştırmaz / kurtarmaz. Tanrı, yaptıklarını / yapmakta olduklarını görendir.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, sen onları (Yahudileri) insanlardan, (hatta) müşrik olanlardan ziyade hayaata düşkün bulacaksın. Onlardan her biri arzuu eder ki (kendisine) bin yıl ömür verilsin. Halbuki onun çok yaşatılması kendisini azabdan uzaklaşdırıcı değildir. Allah, onlar ne işlerlerse, hakkıyle görücüdür.

    İbni Kesir

    And olsun ki; onları, insanlardan şirk koşanlardan daha çok hayata düşkün bulacaksın. Onlardan herbiri bin yıl ömür verilmesini ister. Halbuki çok yaşatılması onu azabtan uzaklaştıracak değildir. Allah onların ne yaptığını hakkıyla görendir.

    Mehmet Alagaş

    (92-96) Kesin olan şu ki, Musa açıklamalarla size geldi, sonra siz O’nun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz, siz zalimlersiniz. Bir vakit sizden söz aldık / misak aldık üzerinize Tur’u yükselttik, size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve işitin dediler ki işittik ve isyan ettik. Kafirliklerinden dolayı kalplerine buzağı sevgisi içirildi. Eğer ki iman ediyorlar ise imanları onlara ne kötü bir şey emrediyor. (Bu nasıl bir iman ki sizi buzağıya götürdü) De ki Allah’ın yanında ahiret yurdu insanlardan diğerlerine değil de size özel ise eğer , bu sözünüze de sadıksanız ölümü dileyin / temenni edin. Onlar elleriyle takdim ettikleri nedeniyle onu / ölümü ebediyen dilemezler , Allah zalimleri bilendir. İnsanlardan ve ortak koşanlardan hayat üzerine en hırslılar olarak onları bulursun, onlardan her biri bin yıl ömür sürmeyi arzu eder, oysa ki kişinin ömürlendirilmesi onu azaptan uzaklaştıracak değildir, Allah yaptıklarını görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen onları diğer insanların hayata en düşkünlerinden; hatta, Allah’a ortak koşanlardan bile yaşamaya daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Halbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Zira Allah, onların bütün yaptıklarını görendir.

    Süleyman Ateş

    Onları, insanların hayata en düşkünü, ortak koşanlardan daha tutkunu bulursun; her biri, bin yıl yaşatılmasını ister. Oysa yaşatılması, onu azabdan uzaklaştıracak değildir. Allah ne yaptıklarını görüyor.

    Süleymaniye Vakfı

    Şunu kesin olarak göreceksin; onlar, insanların yaşamaya en düşkün olanlarıdır hatta müşriklerden bile düşkündürler! Onlardan her biri şunu çok ister: Keşke ömrü bin seneye çıkarılsa! Ama bu, onları azaptan uzaklaştıracak değildir. Allah yaptıkları şeyi daima görmektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kesin olarak göreceksin ki insanların içinde, yaşamaya en düşkün olanlar onlardır; müşriklerden bile! İsterler ki ömürleri bin sene olsun! O kadar ömür verilse bile bu, onları azaptan uzaklaştıracak değildir. Yaptıkları her şeyi gören Allah'tır.

    Şaban Britch

    Sen onları öteki insanların hayata en düşkünlerinden; hatta, Allah’a ortak koşanlardan bile yaşamaya daha düşkün bulursun. İçlerinden bazıları bin yıl yaşamak ister; oysa bu onları azaptan kurtaracak değildir. Zira Allah, onların yaptıklarını görendir.

    Şaban Piriş

    Sen onları öteki insanların hayata en düşkünlerinden; hatta, Allah'a ortak koşanlardan bile yaşamaya daha düşkün bulursun. İçlerinden bazıları bin yıl yaşamak ister; oysa bu onları azaptan kurtaracak değildir. Zira Allah, onların yaptıklarını görendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen onları, insanların yaşamaya en düşkünü olarak bulursun. Şirke batanlardan bile... Her biri bin yıl ömür sürsün ister. Oysa ki, uzun yaşaması onu azaptan uzaklaştıracak değildir. Allah, yapmakta olduklarını çok iyi görmektedir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.