Diyanet İşleri
Onlardan, "Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru" diyenler de vardır.
Bakara suresi
Bakara suresi, 201. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
veminhüm mey yeḳûlü rabbenâ âtinâ fi-ddünyâ ḥasenetev vefi-l'âḫirati ḥasenetev veḳinâ `aẕâbe-nnâr.
Onlardan, "Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru" diyenler de vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hac ve umre Bakara 196–203 3
(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın ettiğinizde, Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin. Onu, size gösterdiği gibi zikredin. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.
Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. İnsanlardan, "Ey Rabbimiz! Bize (vereceğini) bu dünyada ver" diyenler vardır. Bunların ahirette bir nasibi yoktur.
Onlardan, "Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru" diyenler de vardır.
İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.
Sayılı günlerde Allah'ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri kalırsa, ona da günah yoktur. Bu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar içindir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin.
İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, düşmanlıkta en amansız olandır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 200–202. ayetler için yazılmıştır.
200-202. Daha sonra Yüce Allah insanların değişik hallerini şöyle haber vermektedir: Hepsi ihtiyaçlarını ondan ister, kendileri için zararlı olan şeylerin bertaraf edilmesini O’ndan bekler bununla birlikte maksatları farklı farklıdır. Bu insanlardan kimisi “Rabbimiz, bize dünyada ver” der, yani Allah’tan arzuladığı dünyevi ihtiyaçlarını vermesini ister. Âhiretten yüz çevirdiği ve bütün gayretini dünyaya hasrettiği için böylesinin “ahirette hiçbir nasibi yoktur.”
Kimileri ise her iki dünyanın menfaatini elde etmek için Allah’a dua eder, hem dinin hem de dünyasının önemli meselelerini ve ihtiyaçlarını Allah’a arzeder. Bunların da berikilerin de kazançlarından ve amellerinden bir payları vardır. Yüce Allah amellerine, gayretlerine ve niyetlerine göre adalet ve lütfuna uygun olarak karşılıklarını verecektir. O’nun bu karşılığı dolayısıyla Allah’a en mükemmel ve en eksiksiz hamd-ü senalar olsun.
Bu âyet-i kerimede Yüce Allah’ın müslüman olsun, kâfir veya fasık olsun, dua eden herkesin duasını kabul ettiğine delil vardır. Ancak Allah’ın dua edenin duasını kabul etmesi o kimseyi sevdiğine, o kimsenin kendisine yakın olduğuna delil olmaz. Bu, ancak âhiret isteklerinde ve din ile ilgili dualarda söylenebilir. Dünyada istenen “güzellik” kapsamına kulun nazarında güzel görünen geniş ve rahat rızık, saliha bir zevce, göz aydınlığı olan evlat, rahat, faydalı bilgi, salih amel ve buna benzer sevilen ve mubah olan bütün istek ve ihtiyaçlar dahildir. Âhiretteki “güzellik” ise kabirdeki, mahşerdeki ve Cehennemdeki her türlü cezadan yana esenlikte olmak, Allah’ın rızasını elde etmek, ebedi nimetlere kavuşmak ve Rahim olan Rabbe yakın olmaktır. O bakımdan bu dua, en kapsamlı, en mükemmel ve özellikle tercih edilmeye en layık olan bir duadır. Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu duayı çokça yapar ve yapılmasını teşvik ederdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İnsanların bir kısmı da Allah'a ve ahirete de iman etmiştir. Allah'ın azabından selamette olmak ve cenneti kazanmak istedikleri gibi dünyada da Rabbinden, dünya nimetleri ve salih amel isterler.
Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete…
Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Nûr (Işık)
İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet…
Ortak kavram: Nûr (Işık) · Ortak kavram: İhsan
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem…
Ortak kavram: Nûr (Işık) · Ortak kavram: İhsan
İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah'ın apaçık ayetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah'a…
Ortak kavram: Nûr (Işık)
Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…
Ortak kavram: İhsan
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…
Ortak kavram: İhsan
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlardan bir kısmı da "Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver; ahirette de iyilik ver! dipnot 1 Bizi cehennem azabından koru!" diye dua eder.
Fakat öyleleri de var ki, onlar "Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik güzellik ver, ahirette de iyilik güzellik ver ve bizi ateşin azabından koru!" diye yakarırlar.
Ama içlerinde öyleleri de var ki: "Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, ahirette de ve bizi ateşin azabından koru!" diye dua ederler.
Onlardan kimi de: "Rabbimiz, bize dünyada da hasene (Esma'nın güzelliklerini yaşamayı) ver, sonsuz gelecek sürecinde de hasene (nefsimizdeki Esma'nın güzellikleri) ver; (ayrı düşmenin) ateşinden bizi koru" derler.
Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" der.
Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! «Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azâbından koru!» derler.
Onların kimisi de şöyle der: "Efendimiz! Bize, hem dünyada iyilik ver hem de sonsuz yaşamda iyilik ver. Ateş cezasından da bizi koru!" dipnot 38
Onlardan bir kısmı da, "Ey Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru" derler.
Kimi de, "Efendimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi ateşin azabından koru" der.
Kimi de, 'Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi ateşin azabından koru,' der.
Kimisi de: "Rabbimiz, bize dünyada bir güzellik, ahirette de bir güzellik ver ve bizi ateş azabından koru!" der.
kimisi de "rabbena bize dünyada bir güzellik ver Ahırette de bir güzellik ve bizi ateş azabından koru" der
Kimileri de: "Rabb'imiz, bize dünyada da iyilik, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru." derler.
Kimileri de: "Rabb'imiz, bize dünyada da iyilik, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru." derler.
Kimileri de: "Rabb'imiz, bize dünyada da iyilik, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru." derler.
Kimi de: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver). Bizi ateşin azabından koru" der.
Kimi de "Ey Rabbimiz bize dünyada da iyi hal ver, ahiretde de iyi hal ver ve bizi o ateş (cehennem) azabından koru" der.
Kimi de; Ey Rabbımız, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru, der.
(196-203) Hac ve umreyi tamamlayın, eğer kuşatılır / engellenirseniz kurban edileceklerden kolayını yapın , kurban kesim yerine ulaşana kadar başınızı tıraş etmeyin , sizden biri hasta ise yahut başından yaralı ise tıraş etmeyebilir. Emniyete kavuştuğunda oruç ile yahut sadaka vererek veya kurban olarak fidye verebilir. Kim de umresini hac ile birleştirirse kurban edileceklerden kolayını yapması gerekir , b u imkânı bulamayan, hacda üç gün oruç tutsun, yedi günde hac dönüşünde tutsun, bu da tamı tamına on gün eder , bu imkân ailesi Mescid -i Haram da olmayanlar içindir. Allah’tan sakının, şunu bilin ki Allah karşılığı şiddetli olandır. Hac bilinen aylardadır, (Şevval, zilkade, ayları ve zilhicceden on gündür) kim o aylarda haccı farz olarak yaparsa artık kadına yaklaşamaz, dinden çıkarıcı şeyler yoktur, kavga / tartışma edemez. (Evine sürekli girip çıkmasından fareye fısk denilir. Suyun çıkış yeri fıskiye, orta parmağın tırnak kısmının baş parmaktan birdenbire ileri çıkartmak) hayır olarak ne yaparsanız Allah onu bilir , azık temin edin, azığın en hayırlısı da takvadır, ey akıl uluları benden sakının. Rabbinizin maddi manevi hazinesinden / fazlından aramanız size günah değildir, Duruştan / Arafat’tan ayrılıp geniş alana doğru akın ettiğiniz vakit (feza: geniş alan) Meş’ari-l-Haram da Allah’ı zikredin, tıpkı size rehberlik ettiğinde ki gibi O’nu zikredin , siz ondan önce sapmıştınız . (Sizi rehberliği ile yola soktu) sonra insanların akın ettikleri taraflara doğru siz de akın , Allah’tan bağışlanma dileyin , Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. Hacca özel yapılacaklar, yapım yerlerinde gerçekleştirdikten sonra da babalarınızı andığınız gibi hatta daha da şiddetli bir şekilde Allah’ı hatırlayıp anın / zikredin. İnsanlardan her kim Rabbim bize dünyada ver diyorsa ona ahirette münasip bir şey / uygun bir şey yoktur, onlardan kim de Rabbimiz bize dünyada güzellik ver ahirette de güzellik ver bizi ateşin azabından koru diyorsa işte onların kazandıklarından nasipleri vardır. Allah süratli / çabuk / hızlı hesap görendir. Sayılı / adetli günlerde Allah’ı zikredin , iki gün içinde kim acele ederde hemen zikrederse ona günah yoktur , kim de sakınır da ertelerse / tehir ederse ona da günah yoktur . (İki gün içinde bitirip Mina’dan Mekke’ye dönebilir dönüşü sonraya da bırakabilir) Allah’tan sakının şunu bilin ki O’nun yanında toplanacaksınız.
İnsanlardan: “Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru!” diyen kimseler de vardır.
Onlardan kimi de: "Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, ahirette de güzellik ver, bizi ateş azabından koru!" der.
Kimileri de şöyle der: "Rabbimiz! Bize bu dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi o ateşin azabından koru!" dipnot 1
Kimileri de şöyle der: "Rabbimiz! Bize bu dünyada güzellik ver, ahirette de güzellik ver. Bizi o ateşin azabından koru!"
İnsanlardan: Rabbimiz, bize bu dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru! diyenler vardır.
İnsanlardan: -Rabbimiz, bize bu dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru! diyenler vardır.
Onlardan kimi de şöyle yakarır: "Ey Rabb'imiz, bize dünyada da güzellik ver, ahırette de güzellik ver. Ve bizi ateş azabından koru."
There are also others whose thoughts are upon both this world and the world to come. They invoke Allah to bestow upon them His efficacious grace here and Hereafter and to save their bodies and minds from suffering inflicted by the Fire.
others pray, ‘Our Lord, give us good in this world and in the Hereafter, and protect us from the torment of the Fire.’
And there are men who say: "Our Lord! Give us good in this world and good in the Hereafter, and defend us from the torment of the Fire!"
There are others who say: "Our Lord, grant us what is good in this world and what is good in the World to Come, and protect us from the chastisement of the Fire."
And there are others who say, ‘Our Lord, give us good in this world, and good in the Next World, and safeguard us from the punishment of the Fire. ’
And of them there are some who say: "Our Lord! Give us in this world that which is good and in the Hereafter that which is good, and save us from the torment of the Fire!"
And among them there are those who say, ‘Our Lord, give us good in this world and good in the Hereafter, and save us from the punishment of the Fire. ’
And there are others among them who say, `Our Lord! grant us good in this world as well as good in the Hereafter, and guard us against the chastisement of the Fire. '
And others there are who say, 'Our Lord, give to us in this world good, and good in the world to come, and guard us against the chastisement of the fire';
Some will pray: "O Lord, please give us the best in this world as well as the best in Hereafter and spare us from the Fire of Hell. "
And some there be who say, 'Our Lord! give us in this world good and in the future good; and keep us from the torment of the fire!'
Some of them say, "Our Lord, give us good in this world, and good in the Hereafter, and spare us from the retribution of the fire."
And there are others who say, O Lord, give us good in this world, and also good in the next world, and deliver us from the torment of hell fire.
And some there be who say, "Our Lord! Give us in this world good and good in the Hereafter; and defend us from the torment of the fire!"
And of them are (some) who say, "Our Lord, bring us in the (present) life a fair (reward), and in the Hereafter a fair (reward), and protect us from the torment of the Fire. "
And of them (also) is he who saith: "Our Lord! Give unto us in the world that which is good and in the Hereafter that which is good, and guard us from the doom of Fire."
But some there are who pray: "Give us of good in the world, O Lord, and give us of good in the life to come, and suffer us not to suffer the torment of Hell. "
But there are among them such as pray, "O our Sustainer! Grant us good in this world and good in the life to come, and keep us safe from suffering through the fire":
Yet there are others who say, "Our Lord! Grant us the good of this world and the Hereafter, and protect us from the torment of the Fire."
And some of them Say: "Our Lord, give us good in this world, and good in the Hereafter, and spare us from the retribution of the Fire. "
Others would say, "Our Lord, grant us righteousness in this world, and righteousness in the Hereafter, and spare us the retribution of Hell."
But among them is he who says, "Our Lord, give us in this world [that which is] good and in the Hereafter [that which is] good and protect us from the punishment of the Fire. "
And among them is he who says: “Our Lord: give Thou to us in the World good, and in the Hereafter good, and protect Thou us from the punishment of the Fire.”
And among men and women are those who forsake not the Hereafter for this world, and forsake not this life for the Hereafter. They are the ones who insure themselves against Fire. They say, "Our Lord! Give to us in this world what is good, and in the Hereafter what is good, and guard us from the doom of fire."
And there are some men who say: "Our Lord! Give us good in this world and good in the Hereafter, and protect us from the severe pain of the Fire!"
Yet there is another among them who says: "Our Lord, give us good in this world and good in the Hereafter, and save us from the punishment of Fire."
And some of them say: "Our Lord, give us good in this world, and good in the Hereafter, and spare us from the retribution of the Fire."