Bakara suresi

Bakara suresi, 57. ayet

Bakara suresi, 57. ayet. وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

veżallelnâ `aleykümü-lgamâme veenzelnâ `aleykümü-lmenne vesselvâ. külû min ṭayyibâti mâ razaḳnâküm. vemâ żalemûnâ velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

Diyanet İşleri

Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 54–60 · surenin 57. ayeti / 286

Konu Tövbe, Allah'ı görme isteği, gölge ve kudret helvası Bakara 54–59 3

  1. Bakara 54

    Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir."

  2. Bakara 55

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  3. Bakara 56

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

  4. 57

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

  5. Bakara 58

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz" demiştik.

  6. Bakara 59

    Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.

  7. Bakara 60

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. "Allah'ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın" demiştik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

57. “(Tih’de) sizi bulutla gölgelendirdik, size men ve selvâ indirdik” “Men” kelimesi yorulmaya gerek kalmaksızın elde edilen her türlü güzel rızkı kapsayan geniş anlamlı bir isimdir. Zencefil, mantar, ebegümeci otu ve benzeri şeyler bu kabildendir. “Selvâ” ise bıldırcın diye adlandırılan, eti lezzetli küçük bir kuştur. Böylece kendilerine yetecek ve onları besleyecek kadar men ve selvâ üzerlerine inerdi. “Size verdiğimiz helâl ve temiz rızıklardan yiyin.” Yani bu, müreffeh şehirlerin ahalisinin bile benzerini elde edemediği bir rızıktır. Ancak onlar bu nimete de şükretmediler. Kalplerinin katılığı ve çokça günah işlemeleri devam edip durdu. “Onlar bize zulmetmediler.” Yani emirlerimize muhalif bu fiilleri işlemekle zulümleri bize değildi; çünkü Yüce Allah itaatkârların itaatlerinden fayda görmediği gibi, isyankârların isyanlarından da zarar görmez. “Ancak kendi kendilerine zulmetmekteydiler.” Bunun zararı da kendilerine dönüyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Size bahşetmiş olduğumuz nimetlerimizden bir tanesi de; yeryüzünde yolunuzu kaybettiğinizde, güneşin sıcaklığından koruması için size bulut gönderdik. Size indirmiş olduğumuz nimetlerimizden bir diğeri de bal gibi tatlı içecek ve eti lezzetli olup bıldırcına benzeyen küçük kuştur. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin dedik. Onların bu nimetlere nankörlük edip inkâr etmeleri bizden bir şey eksiltmedi. Ancak (bu nimetlerin) sevaplarından alacakları paylarını azaltarak ve azaba maruz bırakarak kendi nefislerine zulmettiler.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَظَلَّلْنَا ve zellelna ve gölgelendirdik kök: ظلل
  2. عَلَيْكُمُ aleykumu üstünüze
  3. ٱلْغَمَامَ l-gamame bulutu kök: غمم
  4. وَأَنزَلْنَا ve enzelna ve indirdik kök: نزل
  5. عَلَيْكُمُ aleykumu size
  6. ٱلْمَنَّ l-menne kudret helvası kök: منن
  7. وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ ve sselva ve bıldırcın kök: سلو
  8. كُلُوا۟ kulu yeyin kök: اكل
  9. مِن min -den
  10. طَيِّبَـٰتِ tayyibati güzellikler- kök: طيب
  11. مَا ma şeyleri
  12. رَزَقْنَـٰكُمْ ۖ razeknakum rızık olarak verdiğimiz kök: رزق
  13. وَمَا ve ma ve değildi
  14. ظَلَمُونَا zelemuna bize zulmediyor kök: ظلم
  15. وَلَـٰكِن velakin ama
  16. كَانُوٓا۟ kanu idiler kök: كون
  17. أَنفُسَهُمْ enfusehum kendilerine kök: نفس
  18. يَظْلِمُونَ yezlimune zulmetmekteler kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سلو (3 geçiş) · Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı kök: منن (27 geçiş)

    Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…

  • Aynı kök: سلو (3 geçiş) · Aynı kök: منن (27 geçiş)

    (Allah, şöyle dedi:) "Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tur'un sağ yanını va'dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın…

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah'a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah'a şükredin.

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının.

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Artık Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O'na ibadet ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin.

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…

  • Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı kök: ظلل (33 geçiş)

    Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar?…

  • Aynı kök: منن (27 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş) · Ortak kavram: Rızık

    Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

62 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sizi bulutla gölgelendirmiş, size kudret helvası ile bıldırcın eti indirmiş (vermiş), dipnot 1 "Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeylerden yiyin!" (demiştik). (Emirlerimizi dinlememekle) onlar bize zulmetmemişlerdi; ancak kendilerine yazık etmişlerdi. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:160; Tâhâ 20:80.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:117; A‘râf 7:160, 177; Tevbe 9:70; Yûnus 10:44; Hûd 11:101; Nahl 16:33, 118; Kehf 18:49; ‘Ankebût 29:40; Rûm 30:9; Zuhruf 43:76.

Mustafa İslamoğlu

Üzerinizdeki bulutla sizi gölgeledik, size menn ve selva ikram ettik: Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin (diyerek)... Bize kötülük etmediler, fakat kötülük ettikleri yalnızca kendileriydi.

Muhammed Esed

Ve bulutların sizi gölgeleri ile ferahlatmasını sağladık, ayrıca "Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yararlanın" (diyerek) kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. O soydaşlarınız (işledikleri günahlarla) bize hiçbir zarar vermediler, fakat (sadece) kendilerine zulmettiler.

Ahmed Hulusi

Ve sizi (yakıcı Hakikatten perdeleyen ve beşeriyetinizin idamesini sağlayan) bulutla gölgeledik; üzerinize menn (varlığınızı oluşturan Allah Esma'sındaki kudret kuvvesi) ve selva (manevi aleminizi hissetme duygusu) inzal ettik (hakikatinizden şuurunuza). . . "Rızık olarak verdiğimiz temiz şeyleri yeyin", dedik. Onlar (hakikat bilgisini değerlendirmeyerek) bize zulmetmediler, kendi nefslerine zulmettiler! (Burada ayetin bir batın yorumuna yer verilmiştir zahir anlamı yanı sıra. A. H. )

Ali Bulaç

Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.

Ali Özek ve heyeti

Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik ve «Verdiğimiz güzel nimetlerden yiyiniz» (dedik). (Hakikatte) Onlar bize değil sadece kendilerine zulmediyorlardı.

Ali Rıza Safa

Sizi, bulutlarla gölgelendirdik; güç helvası ve bıldırcın indirdik. "Size verdiğimiz temiz yiyeceklerden yiyin!" Onlar, Bize haksızlık etmediler. Tam tersine, kendilerine yazık ettiler.

Bayraktar Bayraklı

Sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik de,"Verdiğimiz iyi nimetlerden yiyiniz" dedik. Hakikatte onlar bize değil, sadece kendilerine kötülük ettiler.

Edip Yüksel

Sizi bulutlarla gölgelendirmiş ve sizin için menna ve bıldırcın indirmiştik: "Size verdiğimiz iyi rızıklardan yiyin." Fakat onlar bize değil, sadece kendilerine zulmediyorlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sizi bulutlarla gölgelendirmiş ve sizin için menna ve bıldırcın indirmiştik: 'Size verdiğimiz iyi rızıklardan yiyin.' Fakat onlar bize değil, sadece kendilerine zulmediyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve üstünüze o bulutu gölgelik yaptık ve size verdiğimiz güzel rızıklardan yiyin diye üzerinize hem kudret helvası, hem de bıldırcın indirdik. Bize zulmetmediler, belki kendilerine ediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve üstünüze o bulutu gölgelik çekdik, ve "size kısmet ettiğimiz hoş rızıklardan yeyin" diye üzerinize hem kudret helvası, hem bıldırcın indirdik, zulmü, bize etmediler lakin kendilerine ediyorlardı.

Erhan Aktaş

Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size menn dipnot 1 ve bıldırcın bağışladık. dipnot 2 "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize dipnot 3 zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Reçine türü bir yiyecek. Ekmek. Kudret helvası. Dayanma gücü.
  2. metne dön, dipnot 2
    Çevirilerde, "Kudret helvası ve bıldırcın indirdik." şeklinde verilen anlam doğru değildir. Zira indirdik anlamındaki "enzele" kelimesinin diğer bir anlamı da bağışlama, ikram etmektir. Bu ayette "enzele" kelimesi "ikram ettik, bağışladık." anlamındadır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Birçok ayette; Allah'a atfen "Biz", "Biziz" çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur'an'daki "Biz/Biziz" zamirleri çokluğu değil, "yüceliği, gücü, büyüklüğü" ifade etmektedir. "Biz" çoğul zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı/kendisi söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından söz eden ayetlerin tamamında "ene", "inni" (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. "Biz" zamiri ise, Allah'ın yaptıklarını veya yapacaklarını bildiren ayetlerde, Allah'ın gücünün, üstünlüğün ve büyüklüğün ifadesi olarak yer almaktadır. Bütün dillerde gücü ve yönetimi elinde bulunduran erk, otorite, yönetici kendi gücünden ve üstünlüğünden söz eden ifadelerde, açıklama ve buyruklarda "biz" zamirini kullanmaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size menn dipnot 1 ve bıldırcın bağışladık. dipnot 2 "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize dipnot 3 zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Reçine türü bir yiyecek. Ekmek. Kudret helvası. Güç, dayanma gücü.
  2. metne dön, dipnot 2
    Çevirilerde, "Kudret helvası ve bıldırcın indirdik." şeklinde verilen anlam doğru değildir. Zira indirdik anlamındaki "enzele" sözcüğünün diğer bir anlamı da bağışlama, ikram etmedir. Bu ayette "enzele" sözcüğü "ikram ettik, bağışladık." anlamındadır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Birçok ayette; Allah'a atfen "Biz", "Biziz" çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur'an'daki "Biz/Biziz" zamirleri çokluğu değil, "yüceliği", "gücü", "büyüklüğü" ifade etmektedir. Biz çoğul zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı/kendisi söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından söz eden ayetlerin tamamında "ene", "inni" (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. "Biz" zamiri ise, Allah'ın yaptıklarına veya yapacaklarına yönelik ayetlerde, Allah'ın gücünün, üstünlüğün ve büyüklüğün ifadesi olarak yer almaktadır. Bütün dillerde gücü ve yönetimi elinde bulunduran erk, otorite, yönetici kendi gücünden ve üstünlüğünden söz eden ifadelerde, açıklama ve buyruklarda "biz" zamirini kullanmaktadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve bulutları üzerinize gölge yaptık. Size kudret helvası ve bıldırcın bağışladık. dipnot 1 "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." dedik. Onlar, Bize değil, yalnızca kendilerine zulmediyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Çevirilerde, "indirdik" şeklinde yer alan "enzelna" sözcüğü, "indirdik" anlamının yanı sıra, "bağışladık" anlamına da gelmektedir. Sözcük burada "indirdik" anlamıyla değil, bağışladık anlamıyla kullanılmıştır.

Gültekin Onan

Sizi bulutlarla gölgelendirmiş ve sizin için manna ve bıldırcın (selva) indirmiştik: "Sizi rızıklandırdıklarımızın temizlerinden (tayyib) yiyin (külu)" (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefslerine zulmetmişlerdi.

Hasan Basri Çantay

Ve ("Tih" de güneşin sıcaklığından korunmanız için) üstünüze (ince bir) bulutu gölge yapmış, size (orada) kudret helvasiyle yelve kuşunu indirmiş, "Size rızk olarak verdiğimiz şeylerin iyilerinden, güzellerinden (en temiz ve halal olanlarından) yeyin" (onları gizlice saklayıb ve biriktirib de nankörlük ve tama'karlık etmeyin demişdik). Onlar (o nankörlükleriyle) bize zulmetmemişler, fakat kendi kendilerine zulmetmişlerdi.

İbni Kesir

Ve üstünüze bulutları gölge yaptık. Kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyilerinden, güzellerinden yeyin. Onlar bize değil ancak kendi nefislerine zulmekteydiler.

Mehmet Alagaş

(51-61) Musa’dan kırk gece sözü / vaadi aldık , sonra Onun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz , siz zalimdiniz. Sonra bunun ardından sizi böylelikle belki şükredersiniz diye sizi affettik, Bir vakit Musa’ya kitabı ve Ayırıcıyı / Furkan’ı verdik ki böylelikle belki yola girersiniz. Musa kavmine dedi ki ey kavmim siz buzağıyı edinmek suretiyle nefislerinize zulmettiniz, yaratıcınıza vazgeçmiş olarak tövbe edin ve de “kendinizi öldürün”, işte bu, sizin için yaratıcınız yanında daha hayırlıdır , sizin tövbele riniz kabul eder , O, kesinlikle tövbeleri çokça kabul edendir, esirgeyendir dedi. Siz de dediniz ki Ey Musa! Açıkça Allah’ı görmedikçe sana iman etmeyeceğiz” sizi bir yıldırım yakaladı / öldürdü. (Firavun ailesini boğarken ki baktığınız gibi) siz de bakıyordunuz, s onra sizi ölümünüzün ardından yeniden dirilttik böylelikle belki teşekkür edersiniz. Üzerinize buluttan bir gölge yaptık , üzerinize menne ve selva indirdik / bıldırcın eti ve kudret helvası indirdik, rızık olarak size verdiklerimizin hoş ve temiz olanlarından yiyin dedik, bize zulüm edemediler ve lakin kendilerine zulmettiler. Bir vakit size “Bu memlekete girin, istediğiniz taraftan bol bol yiyin, kapıdan secde ederek girin, günahlarımızı bizden kaldır / hıtta deyin, biz de sizi günahlarınızdan bağışlayalım, güzel davrananlara ilerde ziyadesiyle vereceğiz dedik. Kafirler kendilerine söyleneni başka bir sözle değiştirdiler (Hıtta yerine kılçıklı buğday anlamında hınta dediler güya dalga geçtiler , tahrif harfle başlar ) ve biz de yoldan çıkmaları / fasık olmaları nedeniyle zalimler üzerine pislik bir azap indirdik. Musa kavmi için su dilemişti, biz de asan ile vur taşa dedik, Ondan on iki göze fışkırdı. (Yakub’un on iki soyu) Her bir insan içeceği yeri bildi , Allah’ın rızkından yiyin için haddi aşıp arzda bozgunculuk çıkarmayın. Bir vakit de dediniz ki Ey Musa tek yemeğe dayanamıyoruz , Rabbine dua et bizim için, arzın yetiştirdiği şeylerden baklasından, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın , dedi ki hayırlı olanı daha değersiz olanla / edna olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehire / Mısır’a (ekim dikim yapılan yer) inin, sorduklarınız sizin için orada var. Üzerlerine zillet / utanç ve yoksulluk damgası vuruldu , Allah’tan bir azaba çarpıldılar , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok sayıyor olmalarındandı ve haksız yere nebileri öldürüyor olmalarındandı , bu, onların haddi aşıp isyan etmelerinden dolayıydı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Fakat onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.

Süleyman Ateş

bulutu üstünüze gölgelik çektik, size kudret helvası ve bıldırcın indirdik: "Size verdiğimiz güzel rızıklardan yeyin," (dedik). Ama onlar bize değil, kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

Bulutları üzerinize gölgelik yaptık, men /kudret helvası dipnot 1 ve selva /bıldırcın indirdik, "Verdiğimiz rızıkların temiz ve lezzetli olanlarından yiyin." dipnot 2 dedik. Yanlışı bize değil, kendilerine yapıyorlardı.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Kudret helvası" anlamı verilen "men" kelimesinin, Allah tarafından İsrailoğullarına indirilen tatlı bir yiyecek olduğu anlaşılmaktadır. Selva bıldırcın olduğu için onların, "Tek çeşit yemeğe katlanamayacağız" demeleri (Bakara 2/61) men'in ekmek gibi bir şey olmasını gerektirir. Nitekim Tevrat'ta "Menin kırağı şeklinde küçük ve yuvarlak, kişniş tohumu gibi beyaz ve ak günlük görünüşünde olduğu, lezzetinin ballı yufkaya benzediği belirtilir (Çıkış, 16/14, 31). Ayrıca Tevrat'ta şu ifadeler yer alır: "Rab Musa'ya, "Size gökten ekmek yağdıracağım" dedi, "Halk her gün gidip günlük ekmeğini toplayacak. Böylece onları sınayacağım: Benim yasama göre yaşıyorlar mı, yaşamıyorlar mı, göreceğim" (Çıkış 16/4-5). "Men kişniş tohumuna benzerdi, görünüşü de reçine gibiydi. Halk çıkıp onu toplar, değirmende öğütür ya da havanda döverdi. Çömlekte haşlayıp pide yaparlardı. Tadı zeytinyağında pişirilmiş yiyeceklere benzerdi" (Çölde
    Sayım 11/7-8 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Çölde Sayım 11:7

    Man kişniş tohumuna benzerdi, görünüşü de reçine gibiydi.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ).
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah onlara, bu konuda taşkınlık etmemelerini emretmişti (Taha 20/80-81). Yaptıkları taşkınlık, Tevrat'ta şu şekilde açıklanır: "RAB'bin buyruğu şudur: 'Herkes yiyeceği kadar toplasın. Çadırınızdaki her kişi için birer omer alın.'" İsrailoğulları söyleneni yaptılar. Kimi çok, kimi az topladı. Omerle ölçtüklerinde, çok toplayanın fazlası, az toplayanın da eksiği yoktu. Herkes yiyeceği kadar toplamıştı. Musa onlara, "Kimse sabaha bir parça bile bırakmasın" dedi. Ama bazıları ona aldırmayıp sabaha bıraktılar. Bıraktıkları kurtlanıp kokmaya başlayınca Musa onlara öfkelendi" (Mısır'dan Çıkış 16:16-20).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir de bulutları üzerinize gölgelik yapmış, kudret helvası ve bıldırcın indirmiş, "Verdiğimiz rızıkların temiz ve lezzetli olanlarından yiyin." demiştik. Onlar bize yanlış yapmadılar; yanlışı kendilerine yapıyorlardı.

Şaban Britch

Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.

Şaban Piriş

Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve bulutu üstünüze gölgelik yaptık ve size kudret helvasıyla bıldırcın indirdik: "rızk olarak size verdiklerimizin, en temizlerinden yiyin." dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, onlar kendi benliklerine zulmetmekteydiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"We overshadowed you with the clouds to protect you from the heat of the sun and We ordained that the heavens provision you with "AL Manna", the continual dew of Our blessed victuals, and with the quails, and We said: "Eat of the worthy victuals with which We provisioned you. " Yet these people were determined to defy Our authority; they did not actually wrong Us, but in fact it was themselves that they had wronged indeed".

Abdul Haleem

We made the clouds cover you with shade, and sent manna and quails down to you, saying, ‘Eat the good things We have provided for you.’ It was not Us they wronged; they wronged themselves.

Abdullah Yusuf Ali

And We gave you the shade of clouds and sent down to you Manna and quails, saying: "Eat of the good things We have provided for you:" (But they rebelled); to us they did no harm, but they harmed their own souls.

Abul A'la Maududi

And We caused a cloud to comfort you with shade, dipnot 1 and We sent down upon you manna and the quails, dipnot 2 (saying): "Eat of the good wherewithal that We have provided you as sustenance." And by their sinning (your forefathers) did not wrong Us: it is they themselves whom they wronged.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, God provided them with shade from clouds in the Sinai peninsula where there was no shelter from the heat of the sun. It should be remembered that the Israelites had left Egypt in their hundreds of thousands. In Sinai, there were not even any tents in which they could shelter, never mind proper houses. But for the fact that God by His grace kept the sky, overcast for a considerable period, these people would have been scorched to death by the heat of the sun.
  2. metne dön, dipnot 2
    Manna and quails constituted the natural food that was continually made available to them throughout the forty years of their wandering in the Sinai desert. Manna was like coriander seed. When the dew fell in the night, manna fell with it from above. By God's grace the quails were made available so plentifully that the entire nation was able to live on them alone and so escaped starvation. (For details regarding manna and quails see Exodus 16; Numbers 11: 7-9 and 31-2;
    Joshua 5: 12 — Eski Ahit, Yeşu; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yeşu 5:12

    Ülkenin ürününden yemeleri üzerine ertesi gün man kesildi. Man kesilince İsrailliler o yıl Kenan topraklarının ürünüyle beslendiler.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    )

Aisha Bewley

And We shaded you with clouds and sent down manna and quails to you: ‘Eat of the good things We have provided for you. ’ They did not wrong Us; rather it was themselves they were wronging.

Al-Hilali & Khan

And We shaded you with clouds and sent down on you Al-Manna [1] and the quails, (saying): "Eat of the good lawful things We have provided for you," (but they rebelled). And they did not wrong Us but they wronged themselves.

Ali Quli Qarai

And We shaded you with clouds, and We sent down to you manna and quails: ‘Eat of the good things We have provided for you. ’ And they did not wrong Us, but they used to wrong [only] themselves.

Amatul Rahman Omar

Then We outspread the cloud to be a shade over you and We supplied you Manna and Quails, (saying,) `Eat of the good things We have provided you. ' They (disobeyed and by so doing) did Us no harm but it is themselves that they had been doing harm to.

Arthur John Arberry

And We outspread the cloud to overshadow you, and We sent down manna and quails upon you: 'Eat of the good things wherewith We have provided you. And they worked no wrong upon Us, but themselves they wronged.

Bijan Moeinian

Remember also when we sent the cloud to cast shadow over you and fed you with <i>manna</i> [falling on the ground like dew-drops] and <i>salva</i> [flying in thousands like quails], saying: "Eat of these clean and pure provisions. " All their rebellions did not hurt Us but harmed their own souls.

E. Henry Palmer

And we overshadowed you with the cloud, and sent down the manna and the quails; 'Eat of the good things we have given you. ' They did not wrong us, but it was themselves they were wronging.

Edip-Layth

We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails, "Eat from the goodness of the provisions We have provided you." They did not wrong Us, but they wronged themselves.

George Sale

And We caused clouds to overshadow you, and manna and quails to descend upon you, saying, eat of the food things which We have given you for food: And they injured not Us, but injured their own souls.

Hamid S. Aziz

And We overshadowed you with the cloud, and sent down the manna and the quails; "Eat of the good things we have given you. " They did not wrong Us, but it was themselves they were wronging.

Mahmoud Ghali

And We overshadowed you with mists and We sent down manna and quails upon you. "Eat of whatever good things We have provided you." And in no way did they do injustice to Us, but they were doing injustice to themselves.

Marmaduke Pickthall

And We caused the white cloud to overshadow you and sent down on you the manna and the quails, (saying): Eat of the good things wherewith We have provided you - they wronged Us not, but they did wrong themselves.

Mohamed Ahmed - Samira

And made the cloud spread shade over you, and sent for you manna and quails that you may eat of the good things We have made for you. No harm was done to Us, they only harmed themselves.

Muhammad Asad

And We caused the clouds to comfort you with their shade, and sent down unto you manna and quails. [saying,] "Partake of the good things which We have provided for you as sustenance." And [by all their sinning] they did no harm unto Us-but [only] against their own selves did they sin.

Mustafa Khattab

And ˹remember when˺ We shaded you with clouds and sent down to you manna and quails,[1] ˹saying˺, "Eat from the good things We have provided for you." The evildoers ˹certainly˺ did not wrong Us, but wronged themselves.

Progressive Muslims

And We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails: "Eat from the goodness of the provisions We have provided you. " They did not wrong Us, but it was their souls that they wronged.

Rashad Khalifa

We shaded you with clouds (in Sinai), and sent down to you manna and quails: "Eat from the good things we provided for you." They did not hurt us (by rebelling); they only hurt their own souls.

Sahih International

And We shaded you with clouds and sent down to you manna and quails, [saying], "Eat from the good things with which We have provided you. " And they wronged Us not - but they were [only] wronging themselves.

Sam Gerrans

And We caused the cloud to overshadow you; and We sent down upon you manna and quails: “Eat of the good things that We have provided you.” And they wronged Us not, but they wronged their souls.

Shabbir Ahmed

(When you mended your ways, and established the Divine System) you saw the cool shade of Our Mercy and We bestowed upon you Our Bounties in abundance, the heavenly sustenance. "Partake of the decent things We have provided you." And they had done no harm unto Us - But they certainly had harmed their own 'Selves'.

Syed Vickar Ahamed

And We gave you the shade of clouds and sent down to you manna and quails, (food and birds) saying: "Eat of the good things We have provided for you. " (But they rebelled) and, to Us they did no harm, but they harmed their own souls.

Taqi Usmani

And We made the cloud give you shade, and sent down to you Mann and Salwā: "Eat of the good things We have provided to you". And they (by their ingratitude) did Us no harm, but were harming only themselves.

The Monotheist Group

And We shaded you with clouds, and sent down to you manna and quails: "Eat from the goodness of the provisions We have provided you." They did not wrong Us, but it was their souls that they wronged.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 57. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 57. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 57. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩