Diyanet İşleri
Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
Bakara suresi
Bakara suresi, 162. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ
ḫâlidîne fîhâ. lâ yüḫaffefü `anhümü-l`aẕâbü velâ hüm yünżarûn.
Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Safâ ile Merve; hakkı gizleyenler; tek ilah Bakara 158–163 3
İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap'ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet etme konumunda olanlar lanet eder.
Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.
Fakat ayetlerimizi inkar etmiş ve kafir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onların üstünedir.
Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
Sizin ilahınız bir tek ilahtır. O'ndan başka ilah yoktur. O, Rahman'dır, Rahim'dir.
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır.
İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
162. “Onun içinde” yani lanette veya azapta ki bu ikisi birbirlerinden ayrılmaz şeylerdir “sonsuza dek kalacaklardır. Ne azapları hafifletilecek” aksine azapları devamlı, şiddetli ve süreklidir; “ne de onlara süre verilecektir.” Yani mühlet de verilmez. Çünkü mühlet verilecek süre -ki bu da dünyadadır- geçip gitmiştir. Geriye ileri sürecekleri hiçbir mazeretleri kalmamıştır ki mazeret ileri sürmeye kalkışabilsinler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu lanet içinde sürekli yaşarlar. Azapları bir gün dahi hafifletilmez ve kıyamet günü de onlara asla mühlet verilmez.
Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.
Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.
Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar orada (lanet içinde) ebedî kalıcıdır. Azapları hafifletilmez dipnot 1 ve onlara bakılmaz. dipnot 2
Onlar o lanetin içinde kalıcıdırlar: Onların ne azabı hafifletilecek, ne de kendilerine göz açtırılacaktır.
Onlar bu halde kalacaklar; (ve) ne azapları hafifletilecek, ne de soluk almalarına imkan verilecek.
O lanetlerin sonuçlarını sonsuza dek yaşarlar. Bunun azabı asla hafifletilmez ve onlara mühlet (yanlışı düzeltme süreci) de verilmez.
Onda (lanette) süresiz kalacaklardır, onlardan azab hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.
Onlar ebediyen lânet içinde kalırlar. Artık onlardan azap hafifletilmez ve onların yüzlerine (mazeretlerine) de bakılmaz.
Sürekli onun içinde kalacaklardır. Ne cezaları azaltılacak ne de yardım edilecektir.
- Küfredip de kafir olarak ölenler var ya Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerinedir. Çok uzun süreli olarak o laneti taşırlar; azapları hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.
O durumda sürekli kalırlar. Azapları hafifletilmez ve ertelenmez.
O durumda sürekli kalırlar. Azapları hafifletilmez ve ertelenmez.
Onlar, sonsuza kadar o lanetin altında kalırlar, ne azapları hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.
ebediyen onun altında kalırlar, ne azabları hafifletilir ne de kendilerine göz açtırılır
Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.
Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.
Onlar, sürekli bu halde kalacaklardır. Onlardan bu azap ne hafifletilecek ne de onların yüzüne bakılacak.
O durumda/Onda süresiz kalacaklardır. Azapları hafifletilmez ve ertelenmez/onlar gözetilmezler.
Onun (o la'netin, yahud cehennemin) içinde ebedi kalıcıdırlar onlar. Onlardan azab da hafifletilmez. Kendilerinin yüzlerine de bakılmaz.
Onun içinde temelli kalacaklardır. Onlardan ne azab hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
(158-163) Safa ve Merve Allah’ın fark ettirici nişan / sembol / belirti / şiarlarındandır, her kim Evi / Kâbe’yi hac veya umre yaparken her ikisinde de tavaf yapmasında bir günah yoktur , kim de gönlünden koparak daha fazla yaparsa hayırdır. Muhakkak ki Allah şükredendir , bilendir. Açıklamaları ve kılavuzluğu insanlar için kitapta açıkladıktan sonra indirdiğimizi saklayanlar yok mu? Allah onlara lanet eder ve lanet edebilenler de lanet eder , ancak vazgeçenler / tövbe edenler, ıslah edenler ve açıklayanların işte onlar ın tövbelerini kabul ederim ve ben çokça tövbe kabul edenim, esirgeyenim. Muhakkak ki kafirler ve kafir olarak ölmüşler, işte onlara Allah’ın laneti vardır, meleklerin ve insanların tümünün laneti vardır, Onda / lanette kalıcıdırlar onlardan azap hafifletilmez, onlar bekletilmezler. İlahınız tekbir ilahtır, O’ndan başka İlah yoktur, acıyandır, esirgeyendir.
Onlar ebedî olarak lanet içinde kalırlar. Artık onların ne azapları hafifletilir, ne de bir mühlet verilir.
Ebedi la'net içinde kalırlar. Ne kendilerinden azab hafifletilir, ne de onlara fırsat verilir.
Onlar sürekli lanet içinde kalırlar. Ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır. dipnot 1
Onlar sürekli dışlanmış olarak kalacaklardır. Ne azapları hafifletilecek ne de göz açtırılacaktır.
Onlar lanette temellidirler. Onlardan azap hafifletilmez ve onların yüzlerine bakılmaz.
Onlar lanette temellidirler. Onlardan azap hafifletilmez ve onların yüzlerine bakılmaz.
Sürekli o lanetin içindedirler. Ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.
Such a curse of divine wrath and malignant fate shall follow them like their shadow until the day when they are dragged in chains into Hell, confined with shackles and put to unrelenting torment nor shall their punishment be put in respite.
They will remain in this state of rejection: their punishment will not be lightened, nor will they be reprieved.
They will abide therein: Their penalty will not be lightened, nor will respite be their (lot).
Thus shall they abide and their chastisement shall not be lightened, nor shall they be given respite.
They will be under it for ever. The punishment will not be lightened for them. They will be granted no reprieve.
They will abide therein (under the curse in Hell), their punishment will neither be lightened, nor will they be reprieved.
They will remain in it [forever], and their punishment shall not be lightened, nor will they be granted any respite.
They shall remain in this (state of disapproval) for long. Their punishment shall not be reduced for them, and no respite shall be given to them.
therein dwelling forever; the chastisement shall not be lightened for them; no respite shall be given them.
Such disbelievers will end up "living" in the Hell, forgotten forever, without any pity.
to dwell therein for aye; the torment shall not be lightened for them, nor shall they be looked upon.
They will abide therein, where the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.
they shall remain under it for ever, their punishment shall not be alleviated, neither shall they be regarded.
They will dwell therein (in the curse) for ever; the torment shall not be lightened for them, nor shall they have any respite.
Eternally (abiding) therein, the torment will not be lightened for them, and they will not be respited.
They ever dwell therein. The doom will not be lightened for them, neither will they be reprieved.
But those who deny, and die disbelieving, bear the condemnation of God and the angels and that of all men,
In this state shall they abide; [and] neither will their suffering, be lightened, nor will they be granted respite.
They will be in Hell forever. Their punishment will not be lightened, nor will they be delayed ˹from it˺.
They will abide therein, where the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.
Eternally they abide therein. The retribution is never commuted for them, nor are they reprieved.
Abiding eternally therein. The punishment will not be lightened for them, nor will they be reprieved.
They abiding eternally therein; the punishment will not be lightened for them, nor will they be granted respite.
Since the 'Self' survives after physical death, such men and women logically keep suffering relentlessly.
They will live in there (for ever): Their penalty will not be lightened, nor will forgiveness be for them.
in a way that they will remain in it forever. Neither the punishment will be lightened for them, nor will they be given respite.
They will abide therein, where the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.