Bakara suresi

Bakara suresi, 121. ayet

Bakara suresi, 121. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَتْلُونَهُۥ حَقَّ تِلَاوَتِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yetlûnehû ḥaḳḳa tilâvetih. ülâike yü'minûne bih. vemey yekfür bihî feülâike hümü-lḫâsirûn.

Diyanet İşleri

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 118–124 · surenin 121. ayeti / 286

Konu Cennet iddiaları, mescitler, doğu ve batı Bakara 111–121 3

  1. Bakara 118

    Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz ayetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık.

  2. Bakara 119

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  3. Bakara 120

    Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.

  4. 121

    Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

  5. Bakara 122

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün tuttuğumu hatırlayın.

  6. Bakara 123

    Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir taraftan yardım göremeyeceği günden sakının.

  7. Bakara 124

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder yapacağım." İbrahim de, "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" demişti. Bunun üzerine Rabbi, "Benim ahdim (verdiğim söz) zalimleri kapsamaz" demişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

121. Yüce Allah, kendilerine kitap verip bu yolla mutlak nimete mazhar kıldığı kimselerin bir özelliğini şöyle bildirmektedir: “onu tilâvet eder (hakkını vererek okurlar)” Yani ona hakkıyla uyarlar. Kitab’ın tilaveti, Kitab’a tâbî olmak, helâlini helâl, haramını haram bilmek, muhkemi ile amel etmek, müteşabihine iman etmek demektir. İşte kitap ehli arasından bu şekilde hareket edenler bahtiyar ve mutlu kimselerdir. Bunlar Allah’ın, üzerlerindeki nimetini gereği gibi bilip tanımış, O’na şükretmiş ve bütün Peygamberlere iman etmiş kimselerdir. Peygamberlerin birini diğerinden ayırmazlar. İşte gerçek mü’min olanlar bunlardır. Yoksa aralarından: “Bize indirilene iman ederiz” deyip “ondan ötesini inkar eden” (el-Bakara, 2/91) kimseler değildir. İşte bundan dolayı Yüce Allah böylelerini: “Her kim de onu inkâr ederse, işte onlar zarara uğrayanların tâ kendileridir” buyruğu ile tehdit etmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kur'an-ı Kerim, kendilerine indirilmiş, yakınlarında olan kitaplarla amel eden ve hakkıyla o kitaplara tabi olan kitap ehlinden bazı topluluklardan bahsetmektedir. Bu kimseler bu kitaplarda Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğruluğuna işaret eden deliller bulmuşlardır. Bundan dolayı ona iman etmekte çabuk davranmışlardır. Bir diğer topluluk ise küfrü üzerinde ısrarcı olmuş ve hüsranı hak etmiştir.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  2. ءَاتَيْنَـٰهُمُ ateynahumu kendilerine verdiğimiz kök: اتي
  3. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı kök: كتب
  4. يَتْلُونَهُۥ yetlunehu onu okuyanlar kök: تلو
  5. حَقَّ hakka doğru bir kök: حقق
  6. تِلَاوَتِهِۦٓ tilavetihi okuyuşla kök: تلو
  7. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar
  8. يُؤْمِنُونَ yu'minune inananlardır kök: امن
  9. بِهِۦ ۗ bihi ona
  10. وَمَن ve men ve kim
  11. يَكْفُرْ yekfur inkar ederse kök: كفر
  12. بِهِۦ bihi onu
  13. فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte
  14. هُمُ humu onlar
  15. ٱلْخَـٰسِرُونَ l-hasirune ziyana uğrayanlardır kök: خسر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: تلو (63 geçiş)

    Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerine kitap verdiklerimiz(den bazısı) onu, tam olarak (hakkını gözeterek) tilavet ederler (okuyup aktarırlar). (Çünkü) onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte asıl kaybedenler onlardır.

Mustafa İslamoğlu

Kendilerine ilahi mesaj (verilip) de onu tilavet etmenin hakkını verenler var ya: işte onlardır ona hakkıyla inananlar, kim de bu mesajı inkar ederse, işte kaybedenler de onlardır.

Muhammed Esed

Kendilerine ilahi kelamı emanet ettiklerimiz (ve) ona gereği gibi uyanlar -işte onlardır (gerçekten) iman edenler; hakikati inkara kalkışanlara gelince- işte onlardır asıl kaybedenler!

Ahmed Hulusi

Kendilerine Kitap (Sünnetullah bilgisi) verilmiş olanlar onu hakkıyla okuyup değerlendirirler. . . İşte bunlar Ona iman edenlerdir. Her kim de Onu inkar ederse, hüsrana uğrayanlardan olur (hakikatini inkar ettiği için).

Ali Bulaç

Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkar ederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

Ali Özek ve heyeti

Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyan kimseler, işte bunlar ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte gerçekten hüsrana uğrayanlar onlardır.

Ali Rıza Safa

Kitap verdiklerimiz, hakkını vererek Onu okurlar; işte onlar, inananlardır. Onu kim inkar ederse, yitime uğrayanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine kitap verdiklerimizin bazısı, onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar ona iman ederler. Onu inkar edenler var ya, gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.

Edip Yüksel

Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi izleyenler bu gerçeği onaylar; inkar edenlerse kaybeder.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi izleyenler buna inanır; inkar edenlerse kaybeder.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendilerine kitap verdiğimiz liyakatlı kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona iman ederler. Kim de onu inkar ederse hüsrana uğrayanlar işte onlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu tilavetinin hakkını vererek okurlar, İşte onlar ona iman ederler, her kim de onu inkar ederse işte onlar da husranda kalanlardır

Erhan Aktaş

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona iman edenlerdir. İman etmeyenler ise, işte onlar kaybedenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inananlardır. İnanmayanlar ise, işte onlar kaybedenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerine Kitap verdiğimiz kimseler, ona uymak için gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inananlardır. İnkar edenler ise, işte onlardır kaybedenler.

Gültekin Onan

Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona inananlar bunlardır. Kim de ona küfrederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu tilavet hakkını tam gözeterek okurlar. İşte ona iman edenler bunlardır. Kim ona küfrederse onlar da (maddi ve manevi) en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.

İbni Kesir

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu hakkıyla tilavet ederler. İşte buna onlar inanırlar. Kim ona küfrederse, hüsrana uğrayanlar da işte onlardır.

Mehmet Alagaş

(120-123) Yahudi ve Hristiyanlar onların dini beraberliğine / milletine uymadıkça asla senden razı olmazlar , de ki yola iletmek / kılavuzluk muhakkak ki Allah’ındır, O, kılavuzluk edebilir, sana ilim geldikten sonra / sana bilgi geldikten sonra on ların keyflerine uyarsan eğer, senin için Allah’tan ne bir dost ne de yardımcı yoktur. Kendilerine kitap verilenler onu gerçek bir okuyuşla / hakiki bir okuyuşla okurlar , işte onlar ona iman ediyorlardır , her kim onu yok sayar görmezden gelirse işte onlar da hasara uğrayanlardır. Ey İsrailoğulları, sizi nimetlerimle nimetlendirdim ve sizi kesinlikle alemlere üstün tuttum, hatırlayın, hiçbir kimsenin diğer bir kimseye bir şey ödeyemeyeceği günden sakının, Onda ödeme / fidye kabul edilemez, onda aracılık fayda etmez, onlara yardım da edilmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu hakkıyla okurlar. İşte bunlar ona iman eden kimselerdir. Onu inkâr edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

Süleyman Ateş

Kendilerine verdiğimiz Kitabı, gereğince okuyanlar var ya, işte onlar, ona inanırlar. Onu inkar edenler ise ziyana uğrarlar.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine kitap verdiklerimizden, kitaplarını (Kur'an ile) bağlantı kurarak gerektiği gibi okuyanlar dipnot 1 var ya, işte onlar, Kur'an'a da inanıp güvenirler. dipnot 2 Kim onu görmezlikte direnirse işte onlar kaybedenlerdir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tilavet, birden çok şeyin, aralarına farklı türden bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanmasıdır (Müfredat). "Gerektiği gibi tilavet" ise kitabı doğru anlamak için bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır. Kur'an ayetlerini bağlantılarıyla okumak tilavet olduğu gibi onları, Allah'ın diğer kitaplarındaki ayetlerle bağlantılı olarak okumak da tilavettir. Bu metoda göre okuma yapan ehlikitap da gelecek son kitaba inanma yükümlülüğünü kendi elindeki kitapta bulur ve Kur'an ile ilişkisini kurarak onun da Allah'ın ayetlerinden oluştuğunu anlar.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine verdiğimiz Kitaba hakkıyla uyanlar dipnot 1 bu Kitaba inanırlar. Kaybedenler, bunu görmezlikten gelenlerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle önceki cümlenin bedel-i ba'zı sayılmıştır.

Şaban Britch

Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, işte bunlar O’na iman eden kimselerdir. Kim O'na küfrederse işte asıl hüsrana uğrayacaklar da onlardır.

Şaban Piriş

Kendilerine verdiğimiz kitabı hakkıyla okuyanlar, işte bunlar O'na iman eden kimselerdir. Onu tanımayanlar ise işte asıl hüsrana uğrayacaklar da onlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine Kitap'ı verdiklerimiz onu, okunuşunun hakkını vererek okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Onu inkar edenlere gelince, onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those people to whom We gave AL-Tawrah and AL-Injil, who read their Book with careful scrutiny in search of truth, shall recognize what really proceeded from Allah and what has been adulterated by base admixture of false glosses. Such persons shall comprehend the truth and accordingly honour the Quran. And he who refuses to acknowledge the truth proceeded from Allah shall be an inherent loser.

Abdul Haleem

Those to whom We have given the Scripture, who follow it as it deserves, are the ones who truly believe in it. Those who deny its truth will be the losers.

Abdullah Yusuf Ali

Those to whom We have sent the Book study it as it should be studied: They are the ones that believe therein: Those who reject faith therein,- the loss is their own.

Abul A'la Maududi

Those to whom We have given the Scripture, and who recite it as it ought to be recited, they truly believe in it; dipnot 1 and those who disbelieve in it, they are the real losers.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This refers to the pious element among the People of the Book. Since these people read the Book with sincerity and honesty of purpose, they are inclined to accept whatever they find to be true according to it.

Aisha Bewley

Those to whom We have given the Book, who recite it in the way it should be recited, such people have iman in it. As for those who reject it, they are the losers.

Al-Hilali & Khan

Those (who embraced Islâm from Banî Israel) to whom We gave the Book [the Taurât (Torah)] [or those (Muhammad’s صلى الله عليه وسلم companions) to whom We have given the Book (the Qur’ân)] recite it (i.e. obey its orders and follow its teachings) as it should be recited (i.e. followed), they are the ones who believe therein. And whoso disbelieve in it (the Qur’ân), those are they who are the losers. (Tafsir Al-Qurtubî).

Ali Quli Qarai

Those to whom We have given the Book follow it as it ought to be followed: they have faith in it. As for those who defy it —it is they who are the losers.

Amatul Rahman Omar

They (- the true Muslims), to whom We have given the Book, follow it as it deserves to be followed. It is they who truly believe in it. And whoso does not believe therein, these are they who are the utter losers.

Arthur John Arberry

Those to whom We have given the Book and who recite it with true recitation, they believe in it; and whoso disbelieves in it, they shall be the losers.

Bijan Moeinian

When the people, to whom the Scripture is given, read the Qur’an (the way that it should be read [objectively with no pre-judgments]) they believe in it. Those who choose to disregard it should know that they are simply the losers.

E. Henry Palmer

They to whom we have brought the Book and who read it as it should be read, believe therein; and whoso disbelieve therein, 'tis they who lose thereby.

Edip-Layth

Those whom We have given the book and they recite it truthfully the way it deserves to be recited; they acknowledge it. As for those who do not appreciate it, they are the losers.

George Sale

They to whom we have given the book of the Koran, and who read it with its true reading, they believe therein; and whoever believeth not therein, they shall perish.

Hamid S. Aziz

They to whom We have brought the Book and who read it as it should be studied, they are the ones that believe therein; and whoever rejects faith therein, it is they who are the losers.

Mahmoud Ghali

The ones to whom We have brought the Book recite it with its true recitation: those believe in it; and whoever disbelieves in it, then those are they (who are) the losers.

Marmaduke Pickthall

Those unto whom We have given the Scripture, who read it with the right reading, those believe in it. And whoso disbelieveth in it, those are they who are the losers.

Mohamed Ahmed - Samira

The Jews and Christians will never be pleased with you until you follow their way. Say: "God's guidance alone is true guidance;" for if you give in to their wishes after having received the (Book of) knowledge from God, then none will you have as friend or helper to save you.

Muhammad Asad

Those unto whom We have vouchsafed the divine writ [and who] follow it as it ought to be followed -it is they who [truly] believe in it; whereas all who choose to deny its truth -it is they, they who are the losers!

Mustafa Khattab

Those We have given the Book follow it as it should be followed. It is they who ˹truly˺ believe in it. As for those who reject it, it is they who are the losers.

Progressive Muslims

Those to whom We have given the Scripture and they recite it as it truthfully deserves to be recited; they believe in it. As for those who disbelieve in it, they are the losers.

Rashad Khalifa

Those who received the scripture, and know it as it should be known, will believe in this. As for those who disbelieve, they are the losers.

Sahih International

Those to whom We have given the Book recite it with its true recital. They [are the ones who] believe in it. And whoever disbelieves in it - it is they who are the losers.

Sam Gerrans

Those to whom We gave the Writ recite it with the recital due it; they believe in it. And whoso denies it, it is they who are the losers.

Shabbir Ahmed

Those unto whom We have given the Book, who read it with the right reading (carefully study it beyond mere recitation), and then follow it as it should be followed - it is they who truly believe in it. And whoever does not believe in it this way - it is they, they who are the losers. ('Tilawat' = Recitation with understanding and then following it).

Syed Vickar Ahamed

Those to whom We have sent the Book, study it as it should be studied: They are the ones who believe in it: And for those who reject faith in it, the loss is their own.

Taqi Usmani

Those to whom We have given the Book and they recite it observing the rights of its recitation - they are the ones who believe in it. And those who disbelieve in it, they are the losers.

The Monotheist Group

Those to whom We gave the Book, they recite it as it truthfully deserves to be recited; they believe in it. As for those who disbelieve in it, they are the losers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 121. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 121. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 121. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩