Bakara suresi

Bakara suresi, 142. ayet

Bakara suresi, 142. ayet. سَيَقُولُ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَ ٱلنَّاسِ مَا وَلَّىٰهُمْ عَن قِبْلَتِهِمُ ٱلَّتِى كَانُوا۟ عَلَيْهَا قُل لِّلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

seyeḳûlü-ssüfehâü mine-nnâsi mâ vellâhüm `an ḳibletihimü-lletî kânû `aleyhâ. ḳul lillâhi-lmeşriḳu velmagrib. yehdî mey yeşâü ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Diyanet İşleri

Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da Allah'ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 139–145 · surenin 142. ayeti / 286

Konu Kıble'nin değiştirilmesi Bakara 142–152 3

  1. Bakara 139

    Onlara de ki: "Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz O'na gönülden bağlanmış kimseleriz."

  2. Bakara 140

    Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idiler" mi diyorsunuz? De ki: "Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah tarafından kendisine ulaşan bir gerçeği gizleyen kimseden daha zalim kimdir? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

  3. Bakara 141

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

  4. 142

    Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da Allah'ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir."

  5. Bakara 143

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne kadar Allah'ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resul'e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

  6. Bakara 144

    (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

  7. Bakara 145

    Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

142. Bu âyet-i kerime bir mucize, bir teselli, mü’minlerin kalplerini tatmin, bir itiraz ve ona dair üç yönden cevap ihtiva etmekte; Allah’ın hükmüne ve dinine karşı itiraz edenlerin niteliği ile müslümanların niteliğini ortaya koymaktadır.

Yüce Allah insanlar arasından akılsız birtakım kimselerin itiraz edeceklerini haber vermektedir. Akılsızlar ise bizzat kendi maslahatlarını dahi bilemeyen, aksine onları zâyi edip en basit değerler karşısında değiştiren kimselerdir. Yahudiler, hıristiyanlar ve Allah’ın hüküm ve şeriatlerine itiraz eden benzeri kimseler hep akılsızdır. Şöyle ki; müslümanlar önceleri Mekke’de kaldıkları sürece (namazlarında) Beytü’l-Makdis’e yönelmekle emrolunmuşlardı. Daha sonra Medine’ye hicretten itibaren yaklaşık bir buçuk yıl kadar bir süre de aynı yere yönelmekle emrolunmuşlardı. Yüce Allah ilerde bir kısmına işaret edeceği birtakım hikmetler dolayısı ile Kabe’ye yönelmelerini emretti. O’nun hikmeti de bu emri vermesini gerektiriyordu. Böylelikle Yüce Allah insanlar arasından birtakım akılsızların mutlaka: “Onları daha önce yöneldikleri kıblelerinden döndüren nedir?” diyeceklerini müslümanlara haber vermektedir. Yani onları Beytu’l-Makdis’e dönmekten alıkoyan şey nedir? Daha önce yöneldikleri kıble ise Beytü’l-Makdis idi. Bu, Yüce Allah’ın hüküm ve Şeriatına bir itirazdır. O’nun lütuf ve ihsanına bir itirazdır. Yüce Allah mü’minleri teselli ederek bunun meydana geleceğini haber vermekte, ancak bu itirazı kıt akıllı, kısır düşünceli ve dine bağlılığı zayıf kimselerin yapacağını belirtmektedir. Öyleyse onlara aldırış etmeyin, çünkü bu sorunun kaynağı artık bilinmektedir. Zaten aklı başında bir kimse akılsız bir kimsenin itirazına aldırış etmez ve onu kafasına takmaz.

Âyet-i kerime aynı şekilde Yüce Allah’ın hükümlerine cahil ve hakka karşı bile bile inat eden sefihlerden başkasının itiraz etmeyeceğini de göstermektedir. Aklı başında doğru yol üzerinde yürüyen bir mü’min ise Rabb’inin hükümlerini kabul ile karşılar, onlara itaat ve teslimiyetle bağlı olduğunu ortaya koyar. Nitekim Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Allah ve Rasûlü bir işi hükme bağladığında hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadına o işlerinde istediklerini yapmak hakkı yoktur.” (el-Ahzab, 33/36); “Hayır! Rabb’ine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümden dolayı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar.” (en-Nisa, 4/65); “Aralarında hükmetmek üzere Allah’a ve Rasûlü’ne davet olunduklarında mü’minlerin sözleri ancak; “İşittik ve itaat ettik” demektir.” (en-Nur, 24/51)

Yüce Allah’ın; “akılsızlar” buyruğunda, aslında onların sözlerine cevap vermeye gerek bırakmayacak ve aldırmamayı haklı çıkartacak bir mana vardır; ancak bununla birlikte Yüce Allah bu şüpheyi cevapsız bırakmayıp izale etmekte ve birtakım kalplerde ortaya çıkabilecek itirazların varlığı ihtimali ile bu şüphenin gerçek yüzünü açığa çıkartıp onlara cevap olmak üzere “De ki: Doğu da, batı da Allah’ındır. O dilediği kimseyi dosdoğru yola iletir.” diye buyurmaktadır. Yani doğu da batı da Allah’ın mülkü olduğuna göre, O’nun mülkü dışında hiçbir cihet kalmamaktadır. Bununla birlikte O dilediği kimseyi dosdoğru yola iletir. İşte İbrahim aleyhisselam’ın dininin bir parçasını teşkil eden bu kıbleye sizleri iletmesi de dilediği kimseleri dosdoğru yola iletmenin bir parçasıdır. O halde Yüce Allah’ın mülkü kapsamı içerisinde bulunan bir kıbleye sizi yönlendirdiği için itiraz edenlerin itirazlarının sebebi ne? Çünkü siz O’nun mülkünde olmayan bir tarafa dönmüş değilsiniz. Durumun böyle olması, yalnızca O’nun emrine teslimiyeti gerektirir. Nasıl böyle olmasın ki? Çünkü Allah’ın üzerinizdeki lütfunun hidâyet ve ihsanının bir delili de sizi buna iletmiş olmasıdır. Size itiraz eden aslında -sizi kıskandığı ve çekemediği için- Allah’ın lütfuna itiraz etmektedir.

Yüce Allah’ın: “O dilediği kimseyi dosdoğru yola iletir” buyruğu mutlak bir buyruktur. Mutlak buyruklar ise mukayyede hamledilir (onunla birlikte değerlendirilir). Şüphesiz hidâyet ve dalâletin Yüce Allah’ın hikmet ve adaletinin gerektirdiği birtakım sebepleri vardır ve o hitabının başka yerlerinde hidâyetin birtakım sebeplerini de bildirilmektedir. Kul bu sebepleri yerine getirdiği takdirde hidâyeti elde eder. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır: “Allah onunla rızasına uyanları selamet yollarına hidâyet eder.” (el-Maide, 5/16) Bu âyet-i kerimede bu ümmetin hidâyet bulmasını gerektiren sebep, bütün hidâyet türleri ile ve mutlak olarak (kayıtsız olarak) gelmiştir. Bu hidâyet de Allah’ın bu ümmete bir lütuf ve ihsanıdır. Bu yüzden Yüce Allah bir sonraki ayette şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yahudilerden ve onlara benzeyen münafıklardan aklı kıt, cahil insanlar şöyle diyecekler: Daha önceki kıbleleri olan Beytu'l-Makdis'den Müslümanları döndüren nedir? Ey Peygamber! Onlara cevaben de ki: Doğunun, batının ve bunların dışında kalan bütün yönlerin mülkü bir tek Allah'a aittir. Kullarından dilediğini hangi yöne doğru isterse yönlendirir. O Allah, dilediği kullarını içinde hiçbir eğrilik ve sapma bulunmayan doğru yola iletir.

Kelimeler

21 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. سَيَقُولُ seyekulu diyecekler ki kök: قول
  2. ٱلسُّفَهَآءُ s-sufeha'u bazı beyinsizler kök: سفه
  3. مِنَ mine -dan
  4. ٱلنَّاسِ n-nasi insanlar- kök: نوس
  5. مَا ma nedir
  6. وَلَّىٰهُمْ vellahum onları çeviren kök: ولي
  7. عَن an -nden
  8. قِبْلَتِهِمُ kibletihimu kıbleleri- kök: قبل
  9. ٱلَّتِى lleti o ki
  10. كَانُوا۟ kanu bulunurlar kök: كون
  11. عَلَيْهَا ۚ aleyha üzerinde
  12. قُل kul de ki kök: قول
  13. لِّلَّهِ lillahi Allah'ındır kök: اله
  14. ٱلْمَشْرِقُ l-meşriku doğu kök: شرق
  15. وَٱلْمَغْرِبُ ۚ velmegribu ve batı kök: غرب
  16. يَهْدِى yehdi O iletir kök: هدي
  17. مَن men kimseyi
  18. يَشَآءُ yeşa'u dilediğini (dileyeni) kök: شيا
  19. إِلَىٰ ila -a
  20. صِرَٰطٍۢ siratin yol- kök: صرط
  21. مُّسْتَقِيمٍۢ mustekimin doğru kök: قوم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş) · Aynı kök: غرب (19 geçiş)

    Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş) · Aynı kök: غرب (19 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş) · Aynı kök: غرب (19 geçiş)

    Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim…

  • Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…

  • Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma

    (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın…

  • Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma

    Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak…

  • Aynı kök: سفه (11 geçiş)

    Onlara, "İnsanların inandıkları gibi siz de inanın" denildiğinde ise, "Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?" derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar…

  • Aynı kök: سفه (11 geçiş)

    Kendini bilmeyenden başka İbrahim'in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim'i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İnsanlardan bazı beyinsizler "Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları (Müslümanları) çeviren nedir?" diyecekler. dipnot 1 De ki: "Doğu da Batı da yalnızca Allah'a aittir. Dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Muhammed Mekke'de namazını kılarken Al-i İmrân 3:96'daki bilgiler gereği ilk mabet olması, Bakara 2:125, İbrâhîm 14:37 ve Hacc 22:26'daki ifadeler gereği Hz. İbrahim'in ve Hz. İsmail'in yöneldikleri kıble olması nedeniyle Kâbe'ye doğru namaz kılıyordu. Rivayetlere göre Kâbe'nin güney tarafında durarak kuzeye doğru Kudüs'ü de önüne alarak ibadet ediyordu. Hz. Muhammed çok kısa bir süre de olsa önce Mekke'de, ardından Medine'ye hicret edince oradaki kitap ehlinin yöneldiği kıble olması itibariyle, kuzeye doğru Beyt-i Makdis'e yönelme içtihadında bulunmuştu. Çünkü onlar da kendilerince ibadetlerini bir kıble bilinciyle yerine getirdikleri için, Hz. Muhammed de konu hakkında henüz herhangi bir ilahi prensip belirlenmemiş olması nedeniyle onlarla aynı yöne dönmeyi tercih etmiş olabilir.

Mustafa İslamoğlu

İnsanlar arasından beyinsizler çıkıp diyecekler ki: "Daha önce yöneldikleri kıbleden onları çeviren sebep nedir?" De ki: "Doğu da batı da Allah'ındır: O dileyen kimseyi doğru yola yöneltmeyi diler.

Muhammed Esed

İnsanlar arasındaki dar kafalı düşünceler, "Şimdiye kadar uydukları kıbleden onları vazgeçiren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da Batı da Allah'ındır; O, dilediğini doğru yola iletir."

Ahmed Hulusi

İnsanların, anlayışı kıt ve aşağılık yaşam ehli olanları "Onları eski kıblelerinden (Kudüs'ten Kabe'ye) döndüren (gerekçe) nedir?" derler. De ki: "Batı da doğu da Allah'ındır. Dilediğine hidayet eder, sırat-ı müstakime yönelmesi için. "

Ali Bulaç

Bir takım beyinsiz insanlar: "Onları daha önceki kıblelerinden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da Allah'ındır, batı da. O dilediğini doğru yola yöneltir."

Ali Özek ve heyeti

İnsanlardan bir kısım beyinsizler: Yönelmekte oldukları kıblelerinden onları çeviren nedir? diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola iletir.

Ali Rıza Safa

İnsanlar arasındaki kimi beyinsizler, şöyle diyecekler: "Yöneldikleri kıblelerinden, onları çeviren nedir?" De ki: "Doğu da batı da Allah'ın malıdır. Dilediğini dosdoğru yola eriştirir!"

Bayraktar Bayraklı

Bazı dar kafalı insanlar, "Şimdiye kadar uydukları kıbleden onları vazgeçiren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da batı da Allah'ındır; O, dileyeni doğru yola iletir."

Edip Yüksel

Halktan bazı beyinsizler: "Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da batı da ALLAH'ındır. O dilediğini/dileyeni doğru yola iletir." dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Kabe'nin tüm yöredeki kabilelerin kıblesi oluşu, genelde Araplar için, özelde Kureyş kabilesi için dinin ötesinde ekonomik ve politik bir öneme sahipti. Müşriklerin, ataları olan İbrahim'in anısını devam ettirdiklerini bildirir Kuran ayetleri. Kıble ile ilgili ayetler inmeden önce Müslümanlar Mekkeli müşrikler gibi Kabe'ye yöneliyorlardı. Ne var ki, kendilerine uygulanan işkence ve zulüm sonucu müslümanlar Medine'ye hicret edip yeni bir site-devleti kurdular. * Merkezi Mekke'de olan mollagarşik müşrik koalisyonun yüklediği savaşların ve Medineli Hıristiyanlarla olan yakın ilişkinin oluşturduğu ekonomik ve psikolojik faktörlerin etkisiyle Müslümanlar bir başka yere (Kudüs'e) yönelmeye karar verdiler. * Ne var ki, Allah Müslümanların Mescid-i Haram'a (Sınırlanmış Mescid'e) dönmelerini istedi. Bunu 2:142-145 ayetlerinden anlıyoruz. * Bu ayetler, Müslümanların "eski kıbleleri olan" Sınırlı Mescid'e dönmelerini emrederek peygamberimiz dönemindeki müslümanlar için zorlu bir sınav oluşturmuştur. Medine'deki Hıristiyan toplumla olan ilişkilerin oluşturduğu sosyal ve ekonomik çıkarları tercih edenler ve olayların oluşturduğu politik duyguların etkisinden kurtulamayanlar bu kıble değişimini kabul edemeyerek dinden dönmüşlerdir (2:142-144). * Kısacası, kıblenin değişimini emreden ayetler, daha önce inen bir ayetin hükmünü nesh etmemiştir. Muhammed peygamber liderliğinde Kabe'den başka bir kıbleye yönelen müminlerin tekrar Kabe'ye dönmesini ilk kez emreden ayetler olsa olsa bu toplumsal kararı nesh etmiştir / kaldırmıştır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Halktan bazı beyinsizler: 'Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir?,' diyecekler. De ki: 'Doğu da batı da ALLAH'ındır. O dileyeni doğru yola iletir.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnsanlardan beyinsiz takımı: "Bunları bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyeceklerdir. De ki: "Doğu da batı da Allah'ındır. O, dilediği kimseyi doğru bir caddeye çıkarır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nas içinde süfeha takımı "bunları bulundukları Kıbleden çeviren ne? diyecek, Deki Meşrık da Magrib de Allahındır, o kimi dilerse doğru bir caddeye çıkarır

Erhan Aktaş

İnsanlardan, birtakım beyinsizler: "Daha önce yöneldiğiniz kıbleden sizi çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da Batı da Allah'ındır. O, hak edeni dipnot 1 doğru yola iletir."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kelimesi kelimesine, dilediğini. Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 76:3).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnsanlardan, birtakım beyinsizler: "Daha önce yöneldiğiniz kıbleden sizi çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da Batı da Allah'ındır. O, Hak eden kimseyi doğru yola iletir."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnsanlardan, bir takım düşüncesizler: "Daha önce yöneldiğiniz kıbleden sizi çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da Allah'ındır. O, dileyen dipnot 1 kimseyi doğru yola iletir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir demektir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

Gültekin Onan

Bir takım beyinsiz insanlar: "Onları daha önceki kıblelerinden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da Tanrı'nındır, batı da. O dilediğini doğru yola iletir".

Hasan Basri Çantay

İnsanlardan (Yahudi ve müşriklerden) bir takım beyinsizler: "(Müslümanların namazda kıble edinib) üzerinde durdukları (devam etdikleri eski) Kıblesinden çeviren (sebeb) nedir?" diyecekler. De ki (Habibim): "Doğu da Allahın, batı da. O, kimi dilerse onu doğru yola iletir."

İbni Kesir

İnsanlardan bir kısım beyinsizler diyeceklerdir ki: Onları üzerinde bulundukları kıblelerinden ne çevirdi? De ki: Doğu da Batı da Allah'ındır. O, dilediği kimseyi doğru yola iletir.

Mehmet Alagaş

(142-145) İnsanlardan akılsız olanlar diyecekler ki; onları yöneldikleri kıbleden ne çevirdi. (Şimdi niye başka bir kıbleleri var) De ki doğu da batıda Allah’ındır, dilediğini doğru yola yönlendirir. Böylece sizi, insanlara şahitler olasınız diye vasat / ortanca bir ümmet yaptık, Resul de size şahittir. Biz yöneldikleri yeri, kıble yapmamamızın nedeni, hangilerinizin Resule uyuyor, kim döneklik ediyor, bilelim diyedir, Allah’ın hidayet ettikleri hariç diğerlerine bu, büyük bir şey gelir / ağır gelir. (Hemen itaat edemezler) Allah onların / hidayette olanların imanlarını ziyan edecek / zayi edecek değildir. Allah insanlara şefkatlidir, esirgeyendir. Yüzünün semaya döndüğünü kesinlikle görüyoruz, seni hoşnut olacağın / razı olacağın kıbleye döndüreceğiz, artık yüzünü Mescid-i Haram’a döndür, her ne tarafta olursanız olun o yöne yüzünüzü çevirin. Muhakkak ki kitap verilenler kesinlikle onun, Rabbinden bir gerçek olduğunu bi leceklerdir. Allah yaptıklarından gafil değildir. (Dikkatinden bir şey kaçmaz) Kendilerine kitap verilenlere her bir a yeti versen dahi senin kıblene uymazlar, sen de onların kıblesine uyacak değilsin , Onların bazıları da bazılarının kıblelerine uymazlar (onların h epsinin kıblesi aynı değildir) Sana ilimden bir şeyler geldikten sonra onların keyiflerine hâlâ uyarsan muhakkak ki sen o vakit zalimlerdensindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İnsanlardan bazı akılsızlar şöyle diyeceklerdir: "Onları şimdiye kadar yöneldikleri kıblelerinden çeviren nedir?" De ki: "Doğu da, batı da Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola iletir."

Süleyman Ateş

İnsanlardan bazı beyinsizler: "Onları, üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da batı da Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola iletir."

Süleymaniye Vakfı

Bu insanlardan akılsızlık edenler dipnot 1 şöyle diyeceklerdir: "Bunları yönelmekte oldukları kıbleden (Kudüs'ten) çeviren nedir ki!" De ki: "Doğu da Allah'ındır, batı da! dipnot 2 O, gereğini yapanı doğru bir yola yöneltir" dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Akılsızlar" diye meal verdiğimiz "es-süfeha" Bakara 2/13'te münafıkların özelliği olarak anlatılmaktadır. Bakara 2/75-76'da kimi Yahudilerin, Kur'an ayetlerini anladıktan sonra onları tahrif etmek için münafıklık yaptıkları ifade edildiğinden "süfeha" kelimesi, kıble değişiminden rahatsız olan kesimin Yahudi münafıklar olduğunu gösterir. Bakara 2/145'e göre buna Hristiyanlar da dahildir.
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    Şae (شاء) fiilinin kökü, "bir şeyi yapma, var etme" anlamında olan şey (شيء)'dir. (Müfredat). Allah'ın doğru yola yönelttikleri, görevlerini yerine getiren yani gereğini yapan kişilerdir. Ayrıca bkz: Bakara 2/20. ayetin dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnsanlardan kimi akılsızlar şöyle diyecekler: "Bunları, yöneldikleri kıbleden çeviren nedir ki!" dipnot 1 De ki: "Doğu da Allah'ındır, batı da! O, doğru tercihte bulunanı doğru bir yola yöneltir."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müslümanlar önceleri, Yahudiler gibi Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e yönelerek namaz kılarlardı. Ayete göre kimi Yahudiler de onlarla birlikte namaz kılıyorlardı. Çünkü kıblenin değişmesi onlardan başkasını rahatsız etmezdi.

Şaban Britch

İnsanlardan bir takım beyinsizler: "Üzerlerinde bulundukları kıblelerinden onları döndüren nedir?" diyecekler. De ki: Doğu da batı da Allah’a aittir. O dilediği kimseyi doğru yola iletir.

Şaban Piriş

İnsanlardan bir takım beyinsizler: -Üzerlerinde bulundukları kıblelerinden onları döndüren nedir? diyecekler. De ki: -Doğu da batı da Allah'a aittir. O dilediği kimseyi doğru yola iletir.

Yaşar Nuri Öztürk

İnsanlar içinden bazı beyinsizler: "Onları, yönelmekte oldukları kıbleden ne çevirdi?" diyecekler. De ki: "Doğu da Allah'ın, batı da. O, dilediğini dosdoğru yola kılavuzlar."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And the fool among the people, were excited by the perception of an unexpected and inexplicable, bewildering event, so they began to speak their thoughts; they said: "What made the Muslims change their Qiblah, the direction to which they turn at prayer?" Say to them, O Muhammad: "To Allah belong the East with its four cardinal points where the sun rises and the West with its four cardinal points where the sun sets; He guides whom He will to the path of righteousness. ."

Abdul Haleem

The foolish people will say, ‘What has turned them away from the prayer direction they used to face?’ Say, ‘East and West belong to God. He guides whoever He will to the right way.’

Abdullah Yusuf Ali

The fools among the people will say: "What hath turned them from the Qibla to which they were used?" Say: To Allah belong both east and West: He guideth whom He will to a Way that is straight.

Abul A'la Maududi

The block-headed will say: "What has turned them away from the direction they formerly observed in Prayer?" dipnot 1 Say: “To Allah belong the East and the West; He guides whomsoever He wills onto a Straight Way.” dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    After his migration to Madina the Prophet continued to pray in the direction of Jerusalem for between sixteen and seventeen months. Subsequently, he received the order to pray in the direction of the Ka'bah. See( verse 144 below)
  2. metne dön, dipnot 2
    This is the first answer to the objections of these ignorant people. Their narrow minds and limited vision led them to undue attachment to such formalities as the direction and locale of Prayer. They presumably conceived God to be confined to a particular direction. In reply to their absurd objection the first thing which was explained was that all directions belong to God. Fixing any particular direction for Prayer does not mean that God is confined to that direction. All those who have been favoured with God's true guidance rise above such limitations of outlook so that it is easy for them to grasp the universal verities of religion. (See also (nn. 115 and 116 above.)

Aisha Bewley

The fools among the people will ask, ‘What has made them turn round from the direction they used to face?’* Say, ‘Both East and West belong to Allah. He guides whoever He wills to a straight path.’

Al-Hilali & Khan

The fools among the people (pagans, hypocrites, and Jews) will say, "What has turned them (Muslims) from their Qiblah [prayer direction (towards Jerusalem)] to which they used to face in prayer." Say, (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) "To Allâh belong both, east and the west. He guides whom He wills to the Straight Way."

Ali Quli Qarai

The foolish among the people will say, ‘What has turned them away from the qiblah they were following?’ Say, ‘To Allah belong the east and the west. He guides whomever He wishes to a straight path.’

Amatul Rahman Omar

The weak-minded among the people will say, `What has made these (Muslims) turn from their (first) Qiblah (- the direction they were facing in their Prayer, the holy place of worship at Jerusalem) to which they conformed (so far)?' Say, `To Allâh belongs the east and the west, He guides him who wishes (to be guided) to the right path. '

Arthur John Arberry

The fools among the people will say, 'What has turned them from the direction they were facing in their prayers aforetime?' Say: "To God belong the East and the West; He guides whomsoever He will to a straight path. '

Bijan Moeinian

Foolish people will say: "How come they were praying towards Jerusalem and now suddenly they changed their direction towards Mecca? Let them know: “East or west belongs to God and He is the One Who shows the way to be followed to those who He is pleased with. "

E. Henry Palmer

The fools among men will say, 'What has turned them from their qiblah, on which they were agreed?' Say, 'God's is the east and the west, He guides whom He will unto the right path. '

Edip-Layth

The foolish from amongst the people will say, "What has turned them away from the focal point that they were on?" Say, "To God is the east and the west, He guides whomsoever He wishes to a straight path."

George Sale

The foolish men will say, what hath turned them from their Keblah, towards which they formerly prayed? Say, unto God belongeth the east and the west: He directeth whom he pleaseth into the right way.

Hamid S. Aziz

The fools among men will say, "What has turned them from their Qiblah (direction, focus, goal), to which they were used?" Say, "Allah's is the East and the West, He guides whom He will unto the Straight Way. "

Mahmoud Ghali

The foolish ones among mankind will say, "What has turned them away from their Qiblah (The Qiblah is the Kacbah at Makkah, towards which the Muslims face in prayer) which they had been (facing)?" Say, "To Allah (belong) the East and West; He guides whomever He decides to a straight Path. "

Marmaduke Pickthall

The foolish of the people will say: What hath turned them from the qiblah which they formerly observed? Say: Unto Allah belong the East and the West. He guideth whom He will unto a straight path.

Mohamed Ahmed - Samira

They were the people, and they have passed away. Theirs the reward for what they did, as yours will be for what you do. You will not be questioned about their deeds.

Muhammad Asad

THE WEAK-MINDED among people will say, "What has turned them away from the direction of prayer which they have hitherto observed?" Say: "God's is the east and the west; He guides whom He wills onto a straight way. "

Mustafa Khattab

The foolish among the people will ask, "Why did they turn away from the direction of prayer they used to face?"[1] Say, ˹O Prophet,˺ “The east and west belong ˹only˺ to Allah. He guides whoever He wills to the Straight Path.”

Progressive Muslims

The foolish from amongst the people will Say: "What has turned them away from the focal point that they were on" Say: "To God is the east and the west, He guides whomsoever He wishes to a straight path. "

Rashad Khalifa

The fools among the people would say, "Why did they change the direction of their Qiblah?" Say, "To GOD belongs the east and the west; He guides whoever wills in a straight path."

Sahih International

The foolish among the people will say, "What has turned them away from their qiblah, which they used to face?" Say, "To Allah belongs the east and the west. He guides whom He wills to a straight path."

Sam Gerrans

The foolish among mankind will say: “What has turned them from their course which they were on?” Say thou: “To God belong the East and the West. He guides whom He wills to a straight path.”

Shabbir Ahmed

The people of little understanding will say, "What has turned them from the Center of Devotion (Jerusalem) which people formerly observed? Say, "The East and the West belong to Allah. " He shows the Straight Path to him who wills to be shown it."

Syed Vickar Ahamed

The foolish ones among the men, will say: "What has turned them (the believers) away from their Qibla (the direction of prayer) that they were used to praying?" Say: "To Allah belong both the East and West: He guides whom He will to the Straight Path. "

Taqi Usmani

The foolish among the people will say: "What has turned them away from their Qiblah which they used to observe?" Say: “To Allah belong the East and the West. He guides whom He wills to a straight path.”

The Monotheist Group

The foolish from among the people will say: "What has turned them away from the focal point that they were on?" Say: "To God are the east and the west, He guides whomsoever He wishes to a straight path."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 142. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 142. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 142. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩