Bakara suresi

Bakara suresi, 180. ayet

Bakara suresi, 180. ayet. كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا ٱلْوَصِيَّةُ لِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ

kütibe `aleyküm iẕâ ḥaḍara eḥadekümü-lmevtü in terake ḫayran. elveṣiyyetü lilvâlideyni vel'aḳrabîne bilma`rûf. ḥaḳḳan `ale-lmütteḳîn.

Diyanet İşleri

Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 177–183 · surenin 180. ayeti / 286

Konu Kısas ve vasiyet Bakara 178–182 3

  1. Bakara 177

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

  2. Bakara 178

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin varisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.

  3. Bakara 179

    Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.

  4. 180

    Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.

  5. Bakara 181

    Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  6. Bakara 182

    Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  7. Bakara 183

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

180. Ey mü’minler topluluğu “sizden birine ölüm gelip çattığı zaman” yani ölümün kertesine getiren hastalık vb. gibi ölümün belirtileri görülecek olursa ve “eğer hayır (mal) bırakacaksa” vasiyette bulunmayı Allah size farz kılmıştır. Bu buyrukta ve bundan başka birçok buyrukta geçen “hayır” örfen çok mal anlamındadır. Bu durumda olan bir kimsenin annesine, babasına ve insanlar arasında kendisine en yakın olanlara örfe göre vasiyette bulunmakla görevlidir. Bu da durumuna göre israfa sapmadan, yakın olanları bırakıp sadece uzak akrabaya vasiyete kalkışmadan, aksine onları yakınlık derecelerine ve ihtiyaçlarına göre sıraya koyarak yapmalıdır. Nitekim ayette akrabanın “daha yakın olanlar” anlamına gelen “والأقربين” ismi tafdil sîgası ile ifade edilmesi de bundan dolayıdır.

“Takvâ sahipleri üzerine bir hak olarak” buyruğu, bunun farz olduğuna delil teşkil etmektedir. Çünkü “hak” sabit olan demektir. Ayrıca Allah bunu takvânın gerekleri arasında saymıştır.

Şunu bilmek gerekir ki müfessirlerin çoğunluğu (cumhuru) bu âyet-i kerimenin miras âyetleri ile nesh edildiği görüşündedirler. Bazılarının görüşüne göre ise bu ayet, mirasçılar hakkında değil sadece anne baba ve yakın akrabalar hakkındadır. Ancak böyle bir tahsise dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu hususta en uygun olanı şöyle söylemektir: Anne babaya ve akrabalara dair bu vasiyet ile ilgili buyruk mücmeldir. Yüce Allah bunu (o dönemlerde) cari bir örfe (maruf) göre indirmiştir. Daha sonra Yüce Allah mirasçı olan anne baba ile onların dışında kalan diğer mirasçı akrabaları ve onların haklarını miras âyetleri ile genişçe açıklamış ve böylece daha önce mücmel olan “marûf/örfe göre” tabiri de açıklık kazanmıştır. Böylelikle de anne baba ile onların dışında olup herhangi bir kişi ya da bir nitelik dolayısıyla hacbedilerek miras alamayan kimseler hakkında bu vasiyet hükmü baki kalmıştır. O nedenle kişi, insanlar arasında iyiliğine en layık olan bu kimselere vasiyette bulunmak ile emrolunmuştur. Böyle bir açıklamayı ümmet ittifakla kabul eder. Böylelikle de az önce geçen iki görüşün arası bulunmuş olur. Çünkü her bir görüş sahibi bir hususu göz önünde bulundurmuş ve böylelikle farklı noktalardan hareket etmiştir. Böyle bir açıklama ile de ittifak ve uyum gerçekleşmekte, âyetler bir arada anlaşılabilmektedir. Gerçek şu ki eğer buyrukların bir arada mütalaası mümkün ise bu, sahih delil ile tespit edilemeyen nesh iddiasından daha güzeldir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sizlerden biriniz üzerinde ölüm alametleri veya sebepleri göründüğünde, eğer çok mal geride bırakacaksa, anasına, babasına ve şeriatın belirlediği akrabaya malın üçte birini aşmaması şartıyla vasiyet etmesi sizlere farz kılındı. Bunu yapmak, Allah Teâlâ'dan korkan kimseler üzerinde tekit edilmiş bir görevdir. Bu hüküm miras ayetlerinin indirilmesinden daha önceydi. Miras ayetleri indiğinde, ölüye kimlerin mirasçı olacağını ve ne kadar miras alacaklarını belirledi.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كُتِبَ kutibe yazıldı kök: كتب
  2. عَلَيْكُمْ aleykum size
  3. إِذَا iza zaman
  4. حَضَرَ hadera geldiği kök: حضر
  5. أَحَدَكُمُ ehadekumu birinize kök: احد
  6. ٱلْمَوْتُ l-mevtu ölüm kök: موت
  7. إِن in eğer
  8. تَرَكَ terake bırakacaksa kök: ترك
  9. خَيْرًا hayran bir hayır (mal) kök: خير
  10. ٱلْوَصِيَّةُ l-vesiyyetu vasiyyet etmek kök: وصي
  11. لِلْوَٰلِدَيْنِ lilvalideyni anaya babaya kök: ولد
  12. وَٱلْأَقْرَبِينَ vel'ekrabine ve yakınlara kök: قرب
  13. بِٱلْمَعْرُوفِ ۖ bil-mea'rufi uygun bir biçimde kök: عرف
  14. حَقًّا hakkan bir haktır (borçtur) kök: حقق
  15. عَلَى ala üzerine
  16. ٱلْمُتَّقِينَ l-muttekine muttakiler kök: وقي

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وصي (32 geçiş) · Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde…

  • Aynı kök: وصي (32 geçiş) · Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş)

    Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…

  • Aynı kök: وصي (32 geçiş) · Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş)

    Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu…

  • Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara…

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay…

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz)…

  • Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kafir…

  • Aynı kök: احد (85 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Herhangi birinize ölüm gelip de, "Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demeden önce, size rızık…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Birinize ölüm geldiği zaman, bir hayır (mal) bırakacaksa ana babaya ve yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakîler (duyarlı olanlar) üzerinde bir borç olarak farz kılınmıştır. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah ekonomik hayata dair çok önemli bir konuya, ölümden önce yakınlara vasiyet edilmesi gerektiğine değinmekte, bu konudaki hükmünün de "farz olduğunu" ifade etmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Herhangi birinize ölüm yaklaştığında eğer geriye bir değer bırakıyorsa, münasip bir biçimde anne-babaya ve yakın akrabaya vasiyet etmek size farz kılındı. Bu, Allah'a karşı sorumluluk duyanların uymaları gereken bir hakikattir.

Muhammed Esed

Herhangi birinize ölüm yaklaştığında, eğer arkasında yeterli bir servet bırakıyorsa, ebeveynine ve (diğer) yakın akrabalarına uygun şekilde vasiyette bulunmak size farz kılındı: Bu, Allah'a karşı sorumluluk bilincini duyanlar için bir yükümlülüktür.

Ahmed Hulusi

Birinize ölüm yaklaştığında eğer bir hayır (miras - mal) bırakacaksa, ana-babası veya akrabaları için vasiyet etsin. Bu korunmak isteyenler için bir haktır!

Ali Bulaç

Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı).

Ali Özek ve heyeti

Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek Allah’tan korkanlar üzerine bir borçtur.

Ali Rıza Safa

Birinize ölüm geldiğinde, arkasında bir iyilik bırakacaksa, annebabaya ve akrabalara, uygun bir son istekte bulunması, sorumluluk bilinci taşıyanların üzerine bir yükümlülüktür.

Bayraktar Bayraklı

Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek sakınanlar üzerine bir borçtur.

Edip Yüksel

Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Mezhepçiler, bu ayetin "artık akrabalara vasiyet yoktur" Hadisiyle geçersiz kılındığını iddia ederler. Allah'ın ayetlerini Hadislerle değiştirenleri Muhammed peygamber ahirette suçlayacaktır (25:30)

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Birinize ölüm geldiği vakit, bir mal bırakacaksa, babası, annesi ve en yakın akrabası için meşru bir biçimde vasiyette bulunması, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerine yapılması gerekli bir hak olarak üzerinize yazıldı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Birinize ölüm geldiği vakit bir hayır -bir mal- bırakacaksa, babası ve anası ve en yakın akrıbası için meşru bir surette vasıyyet etmek müttekiler üzerine icrası vacib bir hak olarak üzerinize yazıldı

Erhan Aktaş

Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır dipnot 1 bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, takva sahibi olanların üzerine bir hak olarak yazıldı. dipnot 2

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mal, mülk, varlık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Takdir edildi. Zorunlu kılındı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır dipnot 1 bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, takva sahibi olanların üzerine bir hak olarak yazıldı. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mal, mülk, varlık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Takdir edildi. Zorunlu kılındı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır dipnot 1 bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, muttakilerin dipnot 2 üzerine bir hak olarak yazıldı. dipnot 3

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mal, mülk, varlık.
  2. metne dön, dipnot 2
    Takva sahibi olanların; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya/güvenceye alanların.
  3. metne dön, dipnot 3
    Farz kılındı.

Gültekin Onan

Sizden birine ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması - Tanrı'ya karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak - size yazıldı.

Hasan Basri Çantay

Sizden birinize ölüm gelib çatdığı vakit eğer mal bırakacaksa anaya, babaya, yakın akrabaya meşru' bir suretde vasıyyetde bulunmak takvaa sahihleri üzerinde bir hak olarak farzedildi.

İbni Kesir

Sizden birinize ölüm geldiği zaman; eğer bir hayır bırakacaksa; anaya, babaya, yakın akrabaya, ma'ruf şekilde vasiyette bulunması farz kılındı. Bu, takva sahibleri üzerinde bir haktır.

Mehmet Alagaş

(180-182) Ölüme hazır hale gelmiş sizden biri, bir hayır bırakacaksa, vasiyetini örfe uygun olarak ana babaya, yakınlara yap ması sakınanlar üzerine bu bir borçtur / sorumluluktur, işitmesinin ardından işittiği şeyi kim değiştirirse (Vasiyeti) kesinlikle onun günahı değiştirenin üzerinedir , Allah işitendir , bilendir. Kim de vasiyet edenin önyargısından veya günaha girmesinden korkarsa onların arasını ıslah etmesi gerekir , bunda O’na/ araya girip ıslah edene , herhangi bir günah yoktur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer geriye bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine farz kılındı.

Süleyman Ateş

Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır (mal) bırakacaksa, anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyyet etmek, korunanlar üzerine bir borçtur.

Süleymaniye Vakfı

Birinize ölüm gelmiş de geriye mal bırakmışsa, ana-baba ve en yakınlara karşı size yüklenen o vasiyeti (mirası paylaştırma görevini) dipnot 1 marufa /belirlenmiş paylara göre yerine getirmeniz size farz kılınmıştır. Bu, yanlışlardan sakınanların boynuna borçtur.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "O vasiyet" diye anlam verdiğimiz "el-vasiyye (الوصية)" Allah'ın yüklediği mirası paylaştırma görevidir. Çünkü mirasla ilgili olan Nisa 4/11. ayet, "Allah size vasiyet eder (يُوصِيكُمُ اللَّهُ) = görev yükler" diye başlar. Nisa 4/12. ayet de "Allah tarafından yapılan vasiyet /verilen görev (وَصِيَّةً مِنَ اللَّه)" diye biter. Bu ayetteki "maruf (ٱلْمَعْرُوفِ)" ise mirasla ilgili ayetlerde belirlenmiş payları gösterir (Nisa 4/11-12, 33, 176).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Birinize ölüm gelir de geriye mal bırakmış olursa, onu, anası, babası ve en yakınları arasında belirlenmiş paylara göre bölüştürmek, dipnot 1 içinizden Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar üzerine farz kılınmıştır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Paylara göre bölüştürme görevi" diye tercüme ettiğimiz kelime "الْوَصِيَّةُ = el-vasiyyeh/o vasiyet"tir. Vasiyet birine bir görev yüklemektir. (Lisan). el-vasiyyeh'deki "el" takısı muzafun ileyhten ıvazdır; vassiyet'üt-taksim = paylaştırma görevi, anlamındadır. Bu görev, ilgili ayetlerdeki ölçülere göre mirası paylaştırma görevidir.

Şaban Britch

Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer geriye bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine farz kılındı.

Şaban Piriş

Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine bir borç olarak yazıldı.

Yaşar Nuri Öztürk

İçinizden birine ölüm geldiğinde, eğer bir hayır bırakacaksa, üzerinize yazılan şudur: Ana-babaya, akrabaya, örfe uygun vasiyette bulunmak. Takva sahipleri üstüne bir hak olarak...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

A prescriptive rule is decreed when you feel death approaching and he possesses useful, exchangeable valuables he shall leave behind, then he shall bequeath part of it equitably to the parents and next of kin. This is an obligation for those who are dutiful and revere Allah.

Abdul Haleem

it is prescribed that he should make a proper bequest to parents and close relatives- a duty incumbent on those who are mindful of God.

Abdullah Yusuf Ali

It is prescribed, when death approaches any of you, if he leave any goods that he make a bequest to parents and next of kin, according to reasonable usage; this is due from the Allah-fearing.

Abul A'la Maududi

It is decreed that when death approaches, those of you who leave behind property shall bequeath equitably to parents and kinsmen. This is an obligation on the God-fearing. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This injunction relates to a period of time when no rules had been laid down for the distribution of inheritance. Thus everyone was required to make testamentary disposal of their property so as to ensure that no disputes arose in the family and no legitimate claimant to inheritance was deprived of his due share. Later when God revealed a set of laws regarding the distribution of inheritance see (Qur'an 4: 11 ff.), the Prophet elucidated further the laws relating to testamentary disposition and inheritance by expounding two rules.First, that no person can make any will regarding his estate in favour of any of his legal heirs. Their portions were laid down in the Qur'an and neither increase nor decrease in this was permissible, nor could any heir be disinherited, nor anything willed in favour of any heir over and above his legal portion. (See the Tradition: 'There may be no will in favour of the heir.' See Abu Da'ud, 'Al-Wasaya', 6; Tirmidhi, 'Al-Wasaya', 5; Nasa'i, 'Al-Wasaya', 5; Ibn Majah, 'Al-Wasaya', 5 - Ed.) Second, that testamentary disposition might be made to the extent of one third of the estate, but no more. (See Bukhari, 'Al-Wasaya', 2 and 3; Muslim, 'Al-Wasiyah', 5-10; Abu Da'ud, 'Al-Wasaya', 2 - Ed.) The purpose underlying these explanatory directives of the Prophet seems to be that at least two-thirds of the estate should be left aside to be distributed among the legal heirs according to the Qur'anic rules, and that a will could be made in respect of the whole or part of the remaining one-third. This could be made in favour of either relatives, whether close or distant, who are not legal heirs, or others not related by the blood-tie but who are deserving of assistance. Likewise, a will could be made in favour of charitable causes which are found worthy of support. In later times people began to regard this directive regarding testamentary disposal as a recommendation only. The result was that this rule fell largely into disuse. It is significant, however, that the Qur'an mentions it as 'an obligation on the God-fearing'. Were Muslims to make this injunction an operative institution no trace would remain of the problems which agitate their minds respecting the Islamic law of inheritance , for example grandchildren whose parents had predeceased their paternal or maternal grandparents and who, under Islamic law, were not entitled to inherit from their grandparents. (The author suggests that re-activating the Qur'anic directive on testamentary disposal is the answer to this and similar problems - Ed.)

Aisha Bewley

It is prescribed for you, when death approaches one of you and if he has some goods to leave, to make a will in favour of his parents and relatives, correctly and fairly: a duty for all those who have taqwa.

Al-Hilali & Khan

It is prescribed for you, when death approaches any of you, if he leaves wealth, that he makes a bequest to parents and next of kin, according to reasonable manners. (This is) a duty upon Al-Muttaqûn (the pious - See V.2: 2).

Ali Quli Qarai

Prescribed for you, when death approaches any of you and he leaves behind any property, is that he make a bequest for his parents and relatives, in an honourable manner, —an obligation on the Godwary.

Amatul Rahman Omar

It has been prescribed for you at the time of death to any one of you, that if the (dying) person is leaving considerable wealth behind, to make a will to his parents and the near of kin to act with equity and fairness. This is an obligation incumbent on those who guard against evil.

Arthur John Arberry

Prescribed for you, when any of you is visited by death, and he leaves behind some goods, is to make testament in favour of his parents and kinsmen honourably -- an obligation on the godfearing.

Bijan Moeinian

Another obligation of a believer is the preparation of a will. The God fearing people should divide whatever they leave behind in an equitable manner between their parents and their relatives [the guidelines are revealed later in Ch. 4.]

E. Henry Palmer

It is prescribed for you that when one of you is face to face with death, if he leave (any) goods, the legacy is to his parents, and to his kinsmen, in reason. A duty this upon all those that fear.

Edip-Layth

It is decreed for you that if death should come to any of you, that it is best if he/she leaves a property, then a will should be for parents and relatives, according to recognized norms. This is due right for the righteous.

George Sale

It is ordained you, when any of you is at the point of death, if he leave any goods, that he bequeath a legacy to his parents, and kindred, according to what shall be reasonable. This is a duty incumbent on those who fear God.

Hamid S. Aziz

It is prescribed for you that when any of you is facing death, if he leaves any goods, that he makes reasonable bequests to his parents, and to his kinsmen. It is a duty upon all those that are God-fearing.

Mahmoud Ghali

Prescribed for you, when death is present to any of you, in case he leaves behind some charitable (benefit), is to make testament to parents and nearest kin, with beneficence-truly (binding) on the pious.

Marmaduke Pickthall

It is prescribed for you, when death approacheth one of you, if he leave wealth, that he bequeath unto parents and near relatives in kindness. (This is) a duty for all those who ward off (evil).

Mohamed Ahmed - Samira

It is ordained that when any one of you nears death, and he owns goods and chattels, he should bequeath them equitably to his parents and next of kin. This is binding on those who are upright and fear God.

Muhammad Asad

IT IS ordained for you, when death approaches any of you and he is leaving behind much wealth, to make bequests in favour of his parents and [other] near of kin in accordance with what is fair: I this is binding on all who are conscious of God.

Mustafa Khattab

It is prescribed that when death approaches any of you—if they leave something of value—a will should be made in favour of parents and immediate family with fairness.[1] ˹This is˺ an obligation on those who are mindful ˹of Allah˺.

Progressive Muslims

It is decreed for you that if death should come to any of you, that it is best if he leaves a will for his family and relatives out of goodness; this is a truth for the righteous.

Rashad Khalifa

It is decreed that when death approaches, you shall write a will for the benefit of the parents and relatives, equitably. This is a duty upon the righteous.

Sahih International

Prescribed for you when death approaches [any] one of you if he leaves wealth [is that he should make] a bequest for the parents and near relatives according to what is acceptable - a duty upon the righteous.

Sam Gerrans

Prescribed for you when death is present with one of you, if he leaves wealth: the bequest to parents and relatives according to what is fitting is binding upon those of prudent fear.

Shabbir Ahmed

(Regarding proper dispensation of property) it is ordained for you that before death approaches any of you, and he is leaving behind much wealth - that he prepares a will for parents and family in a decent manner. This is a binding duty on all those who wish to walk aright. (Any oversight or leftover from the will shall be distributed according to portions described in (4:11)).

Syed Vickar Ahamed

It is prescribed for you when death approaches any of you, if he leaves any goods, that he make a will to (give to the) parents and next of kin, according to reasonable usage: (This is) due from those who fear Allah.

Taqi Usmani

It is enjoined upon you, when death approaches any one of you and he leaves some wealth, that he must bequeath for the parents and the nearest of kin in the approved manner, being an obligation on the God-fearing.

The Monotheist Group

It is decreed for you that if death should come to any of you, that it is best if he leaves a will for his family and relatives out of goodness; this is a truth for the righteous.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 180. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 180. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 180. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩