Diyanet İşleri
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.
Bakara suresi
Bakara suresi, 180. ayet. كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا ٱلْوَصِيَّةُ لِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ بِٱلْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ
kütibe `aleyküm iẕâ ḥaḍara eḥadekümü-lmevtü in terake ḫayran. elveṣiyyetü lilvâlideyni vel'aḳrabîne bilma`rûf. ḥaḳḳan `ale-lmütteḳîn.
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kısas ve vasiyet Bakara 178–182 3
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin varisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.
Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.
Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
180. Ey mü’minler topluluğu “sizden birine ölüm gelip çattığı zaman” yani ölümün kertesine getiren hastalık vb. gibi ölümün belirtileri görülecek olursa ve “eğer hayır (mal) bırakacaksa” vasiyette bulunmayı Allah size farz kılmıştır. Bu buyrukta ve bundan başka birçok buyrukta geçen “hayır” örfen çok mal anlamındadır. Bu durumda olan bir kimsenin annesine, babasına ve insanlar arasında kendisine en yakın olanlara örfe göre vasiyette bulunmakla görevlidir. Bu da durumuna göre israfa sapmadan, yakın olanları bırakıp sadece uzak akrabaya vasiyete kalkışmadan, aksine onları yakınlık derecelerine ve ihtiyaçlarına göre sıraya koyarak yapmalıdır. Nitekim ayette akrabanın “daha yakın olanlar” anlamına gelen “والأقربين” ismi tafdil sîgası ile ifade edilmesi de bundan dolayıdır.
“Takvâ sahipleri üzerine bir hak olarak” buyruğu, bunun farz olduğuna delil teşkil etmektedir. Çünkü “hak” sabit olan demektir. Ayrıca Allah bunu takvânın gerekleri arasında saymıştır.
Şunu bilmek gerekir ki müfessirlerin çoğunluğu (cumhuru) bu âyet-i kerimenin miras âyetleri ile nesh edildiği görüşündedirler. Bazılarının görüşüne göre ise bu ayet, mirasçılar hakkında değil sadece anne baba ve yakın akrabalar hakkındadır. Ancak böyle bir tahsise dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu hususta en uygun olanı şöyle söylemektir: Anne babaya ve akrabalara dair bu vasiyet ile ilgili buyruk mücmeldir. Yüce Allah bunu (o dönemlerde) cari bir örfe (maruf) göre indirmiştir. Daha sonra Yüce Allah mirasçı olan anne baba ile onların dışında kalan diğer mirasçı akrabaları ve onların haklarını miras âyetleri ile genişçe açıklamış ve böylece daha önce mücmel olan “marûf/örfe göre” tabiri de açıklık kazanmıştır. Böylelikle de anne baba ile onların dışında olup herhangi bir kişi ya da bir nitelik dolayısıyla hacbedilerek miras alamayan kimseler hakkında bu vasiyet hükmü baki kalmıştır. O nedenle kişi, insanlar arasında iyiliğine en layık olan bu kimselere vasiyette bulunmak ile emrolunmuştur. Böyle bir açıklamayı ümmet ittifakla kabul eder. Böylelikle de az önce geçen iki görüşün arası bulunmuş olur. Çünkü her bir görüş sahibi bir hususu göz önünde bulundurmuş ve böylelikle farklı noktalardan hareket etmiştir. Böyle bir açıklama ile de ittifak ve uyum gerçekleşmekte, âyetler bir arada anlaşılabilmektedir. Gerçek şu ki eğer buyrukların bir arada mütalaası mümkün ise bu, sahih delil ile tespit edilemeyen nesh iddiasından daha güzeldir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sizlerden biriniz üzerinde ölüm alametleri veya sebepleri göründüğünde, eğer çok mal geride bırakacaksa, anasına, babasına ve şeriatın belirlediği akrabaya malın üçte birini aşmaması şartıyla vasiyet etmesi sizlere farz kılındı. Bunu yapmak, Allah Teâlâ'dan korkan kimseler üzerinde tekit edilmiş bir görevdir. Bu hüküm miras ayetlerinin indirilmesinden daha önceydi. Miras ayetleri indiğinde, ölüye kimlerin mirasçı olacağını ve ne kadar miras alacaklarını belirledi.
Aynı kök: وصي (32 geçiş) · Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)
Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde…
Aynı kök: وصي (32 geçiş) · Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş)
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…
Aynı kök: وصي (32 geçiş) · Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş)
Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu…
Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara…
Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)
Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay…
Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)
(Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı (ahitleştiğiniz)…
Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kafir…
Aynı kök: احد (85 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Herhangi birinize ölüm gelip de, "Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demeden önce, size rızık…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Birinize ölüm geldiği zaman, bir hayır (mal) bırakacaksa ana babaya ve yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakîler (duyarlı olanlar) üzerinde bir borç olarak farz kılınmıştır. dipnot 1
Herhangi birinize ölüm yaklaştığında eğer geriye bir değer bırakıyorsa, münasip bir biçimde anne-babaya ve yakın akrabaya vasiyet etmek size farz kılındı. Bu, Allah'a karşı sorumluluk duyanların uymaları gereken bir hakikattir.
Herhangi birinize ölüm yaklaştığında, eğer arkasında yeterli bir servet bırakıyorsa, ebeveynine ve (diğer) yakın akrabalarına uygun şekilde vasiyette bulunmak size farz kılındı: Bu, Allah'a karşı sorumluluk bilincini duyanlar için bir yükümlülüktür.
Birinize ölüm yaklaştığında eğer bir hayır (miras - mal) bırakacaksa, ana-babası veya akrabaları için vasiyet etsin. Bu korunmak isteyenler için bir haktır!
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı).
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek Allah’tan korkanlar üzerine bir borçtur.
Birinize ölüm geldiğinde, arkasında bir iyilik bırakacaksa, annebabaya ve akrabalara, uygun bir son istekte bulunması, sorumluluk bilinci taşıyanların üzerine bir yükümlülüktür.
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek sakınanlar üzerine bir borçtur.
Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir. dipnot 1
Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir.
Birinize ölüm geldiği vakit, bir mal bırakacaksa, babası, annesi ve en yakın akrabası için meşru bir biçimde vasiyette bulunması, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerine yapılması gerekli bir hak olarak üzerinize yazıldı.
Birinize ölüm geldiği vakit bir hayır -bir mal- bırakacaksa, babası ve anası ve en yakın akrıbası için meşru bir surette vasıyyet etmek müttekiler üzerine icrası vacib bir hak olarak üzerinize yazıldı
Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır dipnot 1 bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, takva sahibi olanların üzerine bir hak olarak yazıldı. dipnot 2
Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır dipnot 1 bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, takva sahibi olanların üzerine bir hak olarak yazıldı. dipnot 2
Birinize ölüm geldiği zaman; eğer geride bir hayır dipnot 1 bırakıyorsa, anneye, babaya, yakın akrabaya örfe uygun bir şekilde vasiyette bulunmak, muttakilerin dipnot 2 üzerine bir hak olarak yazıldı. dipnot 3
Sizden birine ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meşru) bir tarzda vasiyette bulunması - Tanrı'ya karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak - size yazıldı.
Sizden birinize ölüm gelib çatdığı vakit eğer mal bırakacaksa anaya, babaya, yakın akrabaya meşru' bir suretde vasıyyetde bulunmak takvaa sahihleri üzerinde bir hak olarak farzedildi.
Sizden birinize ölüm geldiği zaman; eğer bir hayır bırakacaksa; anaya, babaya, yakın akrabaya, ma'ruf şekilde vasiyette bulunması farz kılındı. Bu, takva sahibleri üzerinde bir haktır.
(180-182) Ölüme hazır hale gelmiş sizden biri, bir hayır bırakacaksa, vasiyetini örfe uygun olarak ana babaya, yakınlara yap ması sakınanlar üzerine bu bir borçtur / sorumluluktur, işitmesinin ardından işittiği şeyi kim değiştirirse (Vasiyeti) kesinlikle onun günahı değiştirenin üzerinedir , Allah işitendir , bilendir. Kim de vasiyet edenin önyargısından veya günaha girmesinden korkarsa onların arasını ıslah etmesi gerekir , bunda O’na/ araya girip ıslah edene , herhangi bir günah yoktur.
Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer geriye bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine farz kılındı.
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır (mal) bırakacaksa, anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyyet etmek, korunanlar üzerine bir borçtur.
Birinize ölüm gelmiş de geriye mal bırakmışsa, ana-baba ve en yakınlara karşı size yüklenen o vasiyeti (mirası paylaştırma görevini) dipnot 1 marufa /belirlenmiş paylara göre yerine getirmeniz size farz kılınmıştır. Bu, yanlışlardan sakınanların boynuna borçtur.
Birinize ölüm gelir de geriye mal bırakmış olursa, onu, anası, babası ve en yakınları arasında belirlenmiş paylara göre bölüştürmek, dipnot 1 içinizden Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar üzerine farz kılınmıştır.
Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer geriye bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine farz kılındı.
Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine bir borç olarak yazıldı.
İçinizden birine ölüm geldiğinde, eğer bir hayır bırakacaksa, üzerinize yazılan şudur: Ana-babaya, akrabaya, örfe uygun vasiyette bulunmak. Takva sahipleri üstüne bir hak olarak...
A prescriptive rule is decreed when you feel death approaching and he possesses useful, exchangeable valuables he shall leave behind, then he shall bequeath part of it equitably to the parents and next of kin. This is an obligation for those who are dutiful and revere Allah.
it is prescribed that he should make a proper bequest to parents and close relatives- a duty incumbent on those who are mindful of God.
It is prescribed, when death approaches any of you, if he leave any goods that he make a bequest to parents and next of kin, according to reasonable usage; this is due from the Allah-fearing.
It is decreed that when death approaches, those of you who leave behind property shall bequeath equitably to parents and kinsmen. This is an obligation on the God-fearing. dipnot 1
It is prescribed for you, when death approaches one of you and if he has some goods to leave, to make a will in favour of his parents and relatives, correctly and fairly: a duty for all those who have taqwa.
It is prescribed for you, when death approaches any of you, if he leaves wealth, that he makes a bequest to parents and next of kin, according to reasonable manners. (This is) a duty upon Al-Muttaqûn (the pious - See V.2: 2).
Prescribed for you, when death approaches any of you and he leaves behind any property, is that he make a bequest for his parents and relatives, in an honourable manner, —an obligation on the Godwary.
It has been prescribed for you at the time of death to any one of you, that if the (dying) person is leaving considerable wealth behind, to make a will to his parents and the near of kin to act with equity and fairness. This is an obligation incumbent on those who guard against evil.
Prescribed for you, when any of you is visited by death, and he leaves behind some goods, is to make testament in favour of his parents and kinsmen honourably -- an obligation on the godfearing.
Another obligation of a believer is the preparation of a will. The God fearing people should divide whatever they leave behind in an equitable manner between their parents and their relatives [the guidelines are revealed later in Ch. 4.]
It is prescribed for you that when one of you is face to face with death, if he leave (any) goods, the legacy is to his parents, and to his kinsmen, in reason. A duty this upon all those that fear.
It is decreed for you that if death should come to any of you, that it is best if he/she leaves a property, then a will should be for parents and relatives, according to recognized norms. This is due right for the righteous.
It is ordained you, when any of you is at the point of death, if he leave any goods, that he bequeath a legacy to his parents, and kindred, according to what shall be reasonable. This is a duty incumbent on those who fear God.
It is prescribed for you that when any of you is facing death, if he leaves any goods, that he makes reasonable bequests to his parents, and to his kinsmen. It is a duty upon all those that are God-fearing.
Prescribed for you, when death is present to any of you, in case he leaves behind some charitable (benefit), is to make testament to parents and nearest kin, with beneficence-truly (binding) on the pious.
It is prescribed for you, when death approacheth one of you, if he leave wealth, that he bequeath unto parents and near relatives in kindness. (This is) a duty for all those who ward off (evil).
It is ordained that when any one of you nears death, and he owns goods and chattels, he should bequeath them equitably to his parents and next of kin. This is binding on those who are upright and fear God.
IT IS ordained for you, when death approaches any of you and he is leaving behind much wealth, to make bequests in favour of his parents and [other] near of kin in accordance with what is fair: I this is binding on all who are conscious of God.
It is prescribed that when death approaches any of you—if they leave something of value—a will should be made in favour of parents and immediate family with fairness.[1] ˹This is˺ an obligation on those who are mindful ˹of Allah˺.
It is decreed for you that if death should come to any of you, that it is best if he leaves a will for his family and relatives out of goodness; this is a truth for the righteous.
It is decreed that when death approaches, you shall write a will for the benefit of the parents and relatives, equitably. This is a duty upon the righteous.
Prescribed for you when death approaches [any] one of you if he leaves wealth [is that he should make] a bequest for the parents and near relatives according to what is acceptable - a duty upon the righteous.
Prescribed for you when death is present with one of you, if he leaves wealth: the bequest to parents and relatives according to what is fitting is binding upon those of prudent fear.
(Regarding proper dispensation of property) it is ordained for you that before death approaches any of you, and he is leaving behind much wealth - that he prepares a will for parents and family in a decent manner. This is a binding duty on all those who wish to walk aright. (Any oversight or leftover from the will shall be distributed according to portions described in (4:11)).
It is prescribed for you when death approaches any of you, if he leaves any goods, that he make a will to (give to the) parents and next of kin, according to reasonable usage: (This is) due from those who fear Allah.
It is enjoined upon you, when death approaches any one of you and he leaves some wealth, that he must bequeath for the parents and the nearest of kin in the approved manner, being an obligation on the God-fearing.
It is decreed for you that if death should come to any of you, that it is best if he leaves a will for his family and relatives out of goodness; this is a truth for the righteous.