Bakara suresi

Bakara suresi, 85. ayet

Bakara suresi, 85. ayet. ثُمَّ أَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًا مِّنكُم مِّن دِيَٰرِهِمْ تَظَٰهَرُونَ عَلَيْهِم بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَإِن يَأْتُوكُمْ أُسَٰرَىٰ تُفَٰدُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ ٱلْكِتَٰبِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ فَمَا جَزَآءُ مَن يَفْعَلُ ذَٰلِكَ مِنكُمْ إِلَّا خِزْىٌ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُرَدُّونَ إِلَىٰٓ أَشَدِّ ٱلْعَذَابِ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

ŝümme entüm hâülâi taḳtülûne enfüseküm vetuḫricûne ferîḳam minküm min diyârihim. teżâherûne `aleyhim bil'iŝmi vel`udvân. veiy ye'tûküm üsârâ tüfâdûhüm vehüve müḥarramün `aleyküm iḫrâcühüm. efetü'minûne biba`ḍi-lkitâbi vetekfürûne biba`ḍ. femâ cezâü mey yef`alü ẕâlike minküm illâ ḫizyün fi-lḥayâti-ddünyâ. veyevme-lḳiyâmeti yüraddûne ilâ eşeddi-l`aẕâb. veme-llâhü bigâfilin `ammâ ta`melûn.

Diyanet İşleri

Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 82–88 · surenin 85. ayeti / 286

Konu Misak: ana babaya iyilik, kan dökmemek Bakara 83–86 3

  1. Bakara 82

    İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  2. Bakara 83

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz" diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.

  3. Bakara 84

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hala şahitlik etmektesiniz.

  4. 85

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

  5. Bakara 86

    Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.

  6. Bakara 87

    Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

  7. Bakara 88

    "Kalplerimiz muhafazalıdır" dediler. Öyle değil. İnkarları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 84–85. ayetler için yazılmıştır.

84-85. Bu ayetlerde sözü geçen tutum, Medine’de vahyin indirildiği dönemde bulunanların tutumudur. Şöyle ki Ensar’ı oluşturan Evs ile Hazreçliler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamber olarak gönderilmesinden önce müşrik idiler ve cahiliye âdeti üzere birbirleri ile çarpışıyorlardı. İşte bu halde oldukları sırada Kurayza oğulları, Nadir oğulları ve Kaynuka oğulları diye bilinen üç yahudi grubu gelip onların bulundukları bölgeye yerleştiler. Ve onların her bir kesimi Medinelilerden bir kesimle antlaştılar. Birbirleri ile savaşacak olurlarsa yahudiler de o Araplarla savaşan kendi antlaşmalılarına, diğer Araplara karşı yardımcı oluyorlardı. Karşı taraftaki Araplara da bir başka yahudi kesimi yardımcı oluyordu. Böylelikle bir yahudi diğer bir yahudiyi öldürebiliyor ve herhangi bir sürgün ve talan söz konusu olduğu takdirde onu yurdundan çıkarabiliyordu. Daha sonra savaş sona erdiğinde eğer iki kesim arasında birtakım kimseler esir düşmüş ise fidye vererek biri diğerini esaretten kurtarıyordu. Hâlbuki şu üç husus onlara emredilmiş ve farz kılınmıştı: Biri diğerinin kanını dökmeyecekti, biri diğerini yurdundan çıkarmayacaktı ve onlardan birisinin esir olduğu görülecek olursa fidye vererek onu kurtaracaklardır. Onlar son emri yerine getirdiler. İlk iki emri ise terk ettiler. İşte Yüce Allah bu hususa işaret ederek ve onların bu yaptıklarını reddederek şöyle buyurmaktadır:

“Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıyorsunuz da” bu fidye vererek esirleri kurtarmaktır; “bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” Bu da (dindaşlarını) öldürmeleri ve yurtlarından çıkarmalarıdır. Bu buyrukta imanın verilen emirleri yerine getirmeyi, yasaklardan da kaçınmayı gerektirdiğine ve emir olarak verilen buyrukların imandan olduğuna dair delil vardır. Daha sonra Yüce Allah bu şekilde davrananlar hakkında şöyle buyurmaktadır: “İçinizden böyle yapanların cezası dünya hayatında zilletten başka bir şey değildir.” Nitekim bu gerçekleşmiş ve Yüce Allah onları hor ve hakir düşürmüş, Rasûlü’nü onlara galip getirmiş, O da kimilerini öldürmüş, kimilerini esir etmiş, kimilerini de yurtlarından sürgüne göndermiştir. “Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine” en büyüğüne “itilirler. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” Daha sonra Yüce Allah onların Kitab’ın bir bölümünü inkar edip bir bölümüne iman etmelerine sebep olan şeyi şöylece haber vermektedir:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra sizler vermiş olduğunuz bu söze muhalefet ediyorsunuz. Birbirinizi öldürüyorsunuz. Sizden bir takım insanlara karşı zulüm ve düşmanlık ediyor ve düşmanlardan yardım alarak onları yurtlarından çıkarıyorsunuz. Düşmanın elinden esir olarak geldiklerinde ise, onları fidye verip kurtarmak için çaba sarf ediyorsunuz. Bununla birlikte onları yurtlarından çıkarmak size haram kılınmıştır. Yoksa siz Tevrat'ta esirlerin fidyesini ödemenin gerekliliğine iman ediyor ve onda zikredilen kanların (canların) muhafaza edilmesi ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmanın yasaklanmasını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmak ve alçaklıktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. Bilakis O, yaptıklarınızdan haberdar olandır. Bunun ile size yaptıklarınızın karşılığını verecektir.

Kelimeler

49 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe Ama
  2. أَنتُمْ entum siz
  3. هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i
  4. تَقْتُلُونَ tektulune öldürüyorsunuz kök: قتل
  5. أَنفُسَكُمْ enfusekum birbirinizi kök: نفس
  6. وَتُخْرِجُونَ ve tuhricune ve çıkarıyorsunuz kök: خرج
  7. فَرِيقًۭا ferikan bir grubu kök: فرق
  8. مِّنكُم minkum sizden
  9. مِّن min
  10. دِيَـٰرِهِمْ diyarihim yurtlarından kök: دور
  11. تَظَـٰهَرُونَ tezaherune birleşiyorsunuz kök: ظهر
  12. عَلَيْهِم aleyhim onlara karşı
  13. بِٱلْإِثْمِ bil-ismi günah kök: اثم
  14. وَٱلْعُدْوَٰنِ vel'udvani ve düşmanlıkla kök: عدو
  15. وَإِن ve in ve eğer
  16. يَأْتُوكُمْ ye'tukum size geldiklerinde kök: اتي
  17. أُسَـٰرَىٰ usara esir olarak kök: اسر
  18. تُفَـٰدُوهُمْ tufaduhum fidyelerini veriyorsunuz kök: فدي
  19. وَهُوَ vehuve ve o
  20. مُحَرَّمٌ muharramun yasaklanmış iken kök: حرم
  21. عَلَيْكُمْ aleykum size
  22. إِخْرَاجُهُمْ ۚ ihracuhum onları çıkarmak kök: خرج
  23. أَفَتُؤْمِنُونَ efetu'minune yoksa siz inanıyorsunuz da kök: امن
  24. بِبَعْضِ bibea'di bir kısmına kök: بعض
  25. ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitabın kök: كتب
  26. وَتَكْفُرُونَ ve tekfurune inkar mı ediyorsunuz kök: كفر
  27. بِبَعْضٍۢ ۚ bibea'din bir kısmını kök: بعض
  28. فَمَا fema nedir?
  29. جَزَآءُ ceza'u cezası kök: جزي
  30. مَن men kimsenin
  31. يَفْعَلُ yef'alu yapan kök: فعل
  32. ذَٰلِكَ zalike bunu
  33. مِنكُمْ minkum sizden
  34. إِلَّا illa başka
  35. خِزْىٌۭ hizyun rezil olmaktan kök: خزي
  36. فِى fi -nda
  37. ٱلْحَيَوٰةِ l-hayati hayatı- kök: حيي
  38. ٱلدُّنْيَا ۖ d-dunya dünya kök: دنو
  39. وَيَوْمَ ve yevme ve gününde kök: يوم
  40. ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet kök: قوم
  41. يُرَدُّونَ yuraddune onlar itilirler kök: ردد
  42. إِلَىٰٓ ila
  43. أَشَدِّ eşeddi en şiddetlisine kök: شدد
  44. ٱلْعَذَابِ ۗ l-azabi azabın kök: عذب
  45. وَمَا ve ma değildir
  46. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  47. بِغَـٰفِلٍ bigafilin gafil kök: غفل
  48. عَمَّا amma -dan
  49. تَعْمَلُونَ tea'melune yaptıklarınız- kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş)

    Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: "Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez.…

  • Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş)

    Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine…

  • Aynı kök: اسر (6 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kök: فرق (72 geçiş)

    Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor,…

  • Aynı kök: فدي (13 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş)

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş)

    De ki: "Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak…

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş)

    Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ardından siz öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, günahta ve düşmanlıkta onlara karşı birbirinize arka çıkıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu hâlde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye veri(p onları kurtarı)yorsunuz. dipnot 1 Yoksa siz Kitab'ın (Tevrat'ın) bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? dipnot 2 Böyle davrananlarınızın cezası, dünya hayatında rezillikten başka nedir ki! Kıyamet gününde ise en şiddetli azaba çarptırılacaklardır. Allah yapmakta olduklarınızdan asla habersiz değildir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah İsrailoğullarından aldığı sözlerle ilgili olarak yaptığı uyarılara itibar etmediklerini, emirleri tutmadıkları için kendileriyle çeliş-tiklerini, bunun zararını kendilerinin çektiğini bildirmekte, bu duruma kendi kitaplarındaki bilgilerle de şahit olduklarını ifade etmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kitabın yani vahyin bir bölümüne inanıp bir kısmını inkârın küfür olduğu Nisâ 4:150-151'de bildirilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Bütün bunlara rağmen birbirinizi katleden, günah ve düşmanlıkta dayanışma sergileyerek kendi içinizden bir kısımını yurtlarından çıkaran -ki onların çıkarılması size kesinlikle yasaklanmıştı- ve elinize esir düşdüklerinde onları ancak fidye karşılığı serbest bırakan yine sizlerdiniz. Şimdi siz vahyin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? İyi bilin ki, sizden kim böyle yaparsa, kesinlikle onun cezası dünya hayatında zilletten başka bir şey olmayacaktır. Ahirette ise azabın en acıklısına mahkum olacaklar. Zira Allah yaptıklarınıza karşı duyarsız değildir.

Muhammed Esed

Buna rağmen yine sizlersiniz birbirinizi katleden ve -kesinlikle yasaklanmış olduğu halde- kendi halkınızdan bir kısmını yurtlarından süren, onlara karşı günahkarlık ve nefrette yarışıp yardımlaşan ve esir olarak elinize düştüklerinde onları ancak fidye alarak bırakan! Böyle yaparak, ilahi kelamın bir kısmına inanıyor, diğer kısmını inkar mı ediyorsunuz? Öyleyse bilin ki, içinizden böyle yapanların karşılığı, bütün dünya hayatında zilletten ve Kıyamet Günü en acıklı azaba uğratılmaktan başka bir şey olmayacaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

Ahmed Hulusi

Halbuki siz birbirinizi öldürüyorsunuz, içinizden bir grubu yurtlarından çıkartıyorsunuz. Onlar aleyhine haksız yere düşmanlıkta birleşiyorsunuz. Esir olup da geri getirilirlerse fidyelerini verip onları aranızdan çıkartıyorsunuz (oysa bu haramdı). Yoksa siz (Kitabın) hakikat bilgisinin bir kısmına iman edip bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanların ereceği karşılık, dünya yaşamında rezil olmaktır. Kıyamet sürecinde ise azabın en şiddetlisine düçar olurlar! Allah yaptıklarınızdan hakikatiniz olarak gafil değildir.

Ali Bulaç

Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

Ali Özek ve heyeti

Bu misakı kabul eden sizler, (verdiğiniz sözün tersine) birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir zümreyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı yardımlaşıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde (hem çıkarıyor hem de) size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtarıyorsunuz. Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak zillettir. Kıyâmet gününde ise en şiddetli azaba uğratılacaklardır. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.

Ali Rıza Safa

Yine de birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir kümeyi yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız size yasaklanmış olmasına karşın, size tutsak düştük lerinde kurtulmalık istiyorsunuz. Yoksa Kitap'ın bir bölümüne inanıp, bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? İşte, aranızdan böyle yapanların cezası, dünya yaşamında aşağılanmaktır. Yeniden Yaratılış Günü'nde ise yaman bir cezaya uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan zaten habersiz değildir.

Bayraktar Bayraklı

Bu sözleşmeyi kabul eden sizler, verdiğiniz sözün aksine birbirinizi öldürüyor ve aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz. Günah ve düşmanlıkta onlara karşı birleşip yardımlaşıyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde, size esir olarak geldiklerinde, fidyeleşip esir değişimi yapıyorsunuz. Siz kitabın bir kısmına inanıyor, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında rüsvaylıktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de onlar, en şiddetli azaba iletilecekler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Edip Yüksel

Tüm bunlardan sonra, sizler hala birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde bir de onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmını onaylayıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve Diriliş Gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? ALLAH yaptıklarınızdan gafil değil.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Tüm bunlardan sonra, sizler hala birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde bir de onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve Diriliş Gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? ALLAH yaptıklarınızdan gafil değil.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra sizler yine şöyle kimselersiniz ki kendi kendinizi öldürüyorsunuz ve içinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyorsunuz, aleyhlerinde günah ve düşmanlıkla birleşip yardımlaşıyorsunuz. Şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkışıyorsunuz. Oysa çıkarılmaları size haram kılınmıştı. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Şu halde içinizde böyle yapanlar sonuçta dünya hayatında rüsvaylıktan başka ne kazanırlar? Kıyamet günü de en şiddetli azaba kakılırlar. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da sizler ta şunlarsınız ki kendilerinizi öldürüyorsunuz ve kendinizden bir firkayı diyarlarından çıkarıyorsunuz, aleyhlerinde ism-ü udvan ile birleşiyor tezahürde bulunuyorsunuz ve şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeğe kalkıyorsunuz, halbuki çıkarılmaları üzerinize haram kılınmış idi, ya siz kitabın bir kısmına inanıp da bir kısmına küfür mü ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar binnetice Dünya hayatında bir rüsvalıktan başka ne kazanırlar, kıyamet günü de en şiddetli azaba kakılırlar, Allah yaptıklarınızdan gafil değildir

Erhan Aktaş

Sonra siz o kimselersiniz ki; birbirinizi öldüren, bir kısmınızı yurtlarından çıkarıp, onlara karşı günahta ve düşmanlıkta iş birliği yapanlarsınız. Bir de esir olarak size gelirlerse, onlarla fidyeleşiyorsunuz. dipnot 1 Oysa onları yurtlarından çıkarmak, üzerinize haram kılınmıştı. Yoksa böyle yapmakla Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanma, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğramaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Fidye karşılığında bırakıyorsunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra siz o kimselersiniz ki; birbirinizi öldüren, bir kısmınızı yurtlarından çıkarıp, onlara karşı günahta ve düşmanlıkta iş birliği yapanlarsınız. Bir de esir olarak size gelirlerse, onlarla fidyeleşiyorsunuz. dipnot 1 Oysa onları yurtlarından çıkarmak, üzerinize haram kılınmıştı. Yoksa böyle yapmakla Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz. Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanma, Kıyamet Günü'nde de en şiddetli azaba uğramaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Fidye karşılığında bırakıyorsunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra siz o kimselersiniz ki; birbirinizi öldüren, bir kısmınızı yurtlarından çıkarıp, onlara karşı günahta ve düşmanlıkta işbirliği yapanlarsınız. Bir de esir olarak size gelirlerse onlarla esir değişimi yapıyorsunuz. Oysa, onları yurtlarından çıkarmak, üzerinize haram kılınmıştı. Yoksa böyle yapmakla Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz. Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanma, Kıyamet Günü'nde de en şiddetli azaba uğramaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Gültekin Onan

(Tüm bunlardan) sonra, sizler hala birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir bölümü (ferai) yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde bir de onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına küfür mü ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve diriliş gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? Tanrı yaptıklarınızdan gafil değildir.

Hasan Basri Çantay

(Öyle oldukdan) sonra sizler, yine onlarsınız ki (işte) kendilerinizi öldürüyor, içinizden bir fırkayı yurdlarından çıkarıyor, aleyhlerinde günah ile, düşmanlıkla birleşib yardımlaşıyorsunuz. Eğer size esir olub gelirlerse kendileriyle fidyeleşir (esir mübadelesi yapar, Yine onların; yurdlarında kalmasına müsaade etmez) siniz. Halbuki onların çıkarılması size haram kılınmışdı. Yoksa siz Kitabın (fidyeye aid) bir kısmına inanıyorsunuz da (Katl-i nefsi, nefyi, kötülükde yardımlaşmayı men' eden) bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapan (lar) ın cezası dünya hayaatında bir rüsvaylıkdan (esir ve makhur yaşamakdan) başka (bir şey) değildir. Kıyamet gününde de onlar azabın en çetinine itileceklerdir. Allah, ne yaparsanız (hiç birinden) gaafil değildir.

İbni Kesir

Sonra sizler; birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımını yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkla birleşen, onları (yurtlarından) çıkarmak haram kılınmışken esir olarak geldiklerinde fidyeleşmeye kalkan kimselersiniz. Yoksa kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanın cezası; dünya hayatında rezil olmaktan başka birşey değildir. Kıyamet gününde ise onlar, azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

Mehmet Alagaş

(83-86) Bir vakit İsrailoğullarından bir söz almıştık Allah’tan başkasına tapmayın, anne babaya , yakınlığı olanlara, yetimlere ve yoksunlara / miskinlere güzel davranışlarda bulunun, namazı kalkıp kılın, zekâtı verin. Sonra azınız hariç yüz çevirdiniz (verilen sözü adeta duvara astınız) döneklik ettiniz. Yine bir vakit sizden söz aldık kanlarınızı dökmeyeceksiniz birbirinizi yurtlarınızdan / diyarlarınızdan çıkarmayacaksınız sonra bu sözü tekrar ettiniz ve sizler şahitlik te ettiniz. Sonra siz, işte şunlarsınız; birbirinizi öldürüyorsunuz, bir bölümünüz sizden birilerini diyarlarından çıkarıyor, onlar aleyhine günah ve düşmanlık hususunda birbirinizle yardımlaşıyorsunuz, esir olarak size getirildiklerinde onlardan fidye alıyorsunuz , size haram olmasına rağmen onları yurtlarından çıkarıyorsunuz. Siz kitabın bir kısmına mı inanıyorsunuz? Bir kısmını da inkâr mı ediyorsunuz? Sizden bu şekilde yapanın cezası dünya hayatında utanılacak haldir / rezilliktir, kıyamet gününde ise azabın daha şiddetlisine geri itilirler (raddü). Allah yapıyor olduklarınızdan gafil değildir. Onlar ki ahiret hayatı yerine dünya hayatının müşterisi olmuş almışlardır , onlardan azap kesinlikle hafifletilmeyecektir , onlara yardım da edilmeyecektir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz kitabın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu hâlde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka bir şey değildir. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Süleyman Ateş

Ama siz yine birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz; onlara karşı günah ve düşmanlık yapmakta birleşiyorsunuz, onları çıkarmak size yasaklanmış iken (çıkarıyorsunuz, sonra da) esir olarak geldiklerinde fidyelerini veriyor (kurtarıyor)sunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Kıyamet gününde de (onlar) azabın en şiddetlisine itilirler. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.

Süleymaniye Vakfı

Artık siz öyle bir haldesiniz ki birbirinizi öldürüyor, içinizden birtakım insanları yurtlarından çıkarıyor, onlara karşı günah dipnot 1 ve düşmanlık konusunda birbirinize destek veriyorsunuz. Esir olarak geldiklerinde de fidye verip kurtarıyorsunuz. Oysa onları çıkarmanız size zaten yasaktır. Şimdi siz, o kitabın (Tevrat'ın) bir bölümüne inanıyor, bir bölümünü görmezlikte direniyor musunuz? İçinizden bunu yapanın hak ettiği, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Böyleleri kıyamet /mezardan kalkış günü de azabın en çetinine dipnot 2 çarptırılırlar. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    'Günah' anlamı verdiğimiz ism (إِثْمَ), kişiyi sevaptan yani iyiliklerden uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Allah, 'ism' olarak tanımladığı her davranışı, haram saymıştır (A'raf 7/33).
  2. metne dön, dipnot 2
    "En çetin" diye anlam verdiğimiz eşedd (أَشَدِّ) kelimesi, "en üst seviyede bağlantılı" anlamındadır (Müfredat). Allah, vereceği cezayı, kulunun suçuna bağlamıştır(En'am 6/160).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Artık siz öyle bir haldesiniz ki birbirinizi öldürüyor, içinizden birtakımını yurtlarından çıkarıyor, onlara yapılan kötülük ve düşmanlığa destek veriyorsunuz. Esir düştükleri haberi gelince de fidye verip kurtarıyorsunuz. Onları sürgün etmek size zaten haramdır. Şimdi siz, Kitabın bir bölümüne inanıyor, bir bölümünü görmezlikten mi geliyorsunuz? İçinizden bunu yapanın hak ettiği nedir? Şu hayatta perişanlıktan başkası mı? Böylelerine Kıyamet dipnot 1 gününde en şiddetli azap verilir. Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyamet, ayağa kalkmak demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalkacakları günün adıdır.

Şaban Britch

Buna rağmen, yine birbirinizi öldüren, aranızdan bir grubu yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, onları çıkarmak haramken (hem çıkarıyor hem de) size esir olarak geldiklerinde fidyelerini veren kimselersiniz; yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka nedir? Allah sizin yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir.

Şaban Piriş

Buna rağmen, yine birbirinizi öldüren, aranızdan bir grubu yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, -onları çıkarmak haramken- size esir olarak geldiklerinde fidyelerini veren kimselersiniz; yoksa, siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka nedir? Allah sizin yaptıklarınızın hiç birinden gafil değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bütün bunlardan sonra siz şu insanlarsınız: Birbirinizi öldürüyorsunuz. İçinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onlar aleyhine kötülük ve düşmanlık hususunda dayanışmaya giriyorsunuz. Esasında onları yurtlarından çıkarmak size haram edildiği halde, esir olarak size geldiklerinde fidyelerini veriyorsunuz. Şimdi siz Kitap'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezillikten başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise böyleleri azabın en şiddetlisine itilir. Allah, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Yet again you ignore the principles you supported and you kill each other and expel some of your own people from their homes and you ally yourselves with their enemies in sin and transgression against the divine law and moral principles. When some of them fall into captivity you revert to the principles in AL-Tawrah and redeem them, albeit the same principles forbid you to shed your own blood nor to expel each other from your homes. Do you people credit part of the Book upon the ground of Allah’s Authority and discredit part upon the ground of your authority? Indeed, he who adopts this line of conduct shall suffer for his offence; he shall be lost to shame here. Such persons shall be delivered to the abyss with its torrential scorching and roaring flames Hereafter; they shall suffer torment and be put to torture; and Allah is not unaware of what you do.

Abdul Haleem

Yet here you are, killing one another and driving some of your own people from their homes, helping one another in sin and aggression against them. If they come to you as captives, you still pay to set them free, although you had no right to drive them out. So do you believe in some parts of the Scripture and not in others? The punishment for those of you who do this will be nothing but disgrace in this life, and on the Day of Resurrection they will be condemned to the harshest torment: God is not unaware of what you do.

Abdullah Yusuf Ali

After this it is ye, the same people, who slay among yourselves, and banish a party of you from their homes; assist (Their enemies) against them, in guilt and rancour; and if they come to you as captives, ye ransom them, though it was not lawful for you to banish them. Then is it only a part of the Book that ye believe in, and do ye reject the rest? but what is the reward for those among you who behave like this but disgrace in this life?- and on the Day of Judgment they shall be consigned to the most grievous penalty. For Allah is not unmindful of what ye do.

Abul A'la Maududi

And here you are, killing one another, turning out a party of your own from their homelands, aiding one another against them in sin and enmity, and if they come to you as captives you ransom them although the very act of expelling them was unlawful to you. Do you believe in a part of the Scripture and reject the rest? dipnot 1 What else, then, could be the retribution of those among you who do this than that they should live in degradation in the present life, and that on the Day of Resurrection they should be sent to the severest chastisement? Allah is not heedless of what you do.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Before the advent of the Prophet (peace be on him) the Jewish tribes who lived on the outskirts of Madina had concluded an alliance with the Arab tribes of Aws and Khazraj. When the Arab tribes fought against one another each Jewish tribe fought on the side of its allies, which led to fratricide and so to a flagrant violation of the Book of God. Moreover, when the war ended the captives were ransomed. This ransom was justified on the basis of scriptural arguments; they extolled the Word of God when it permitted the ransom of prisoners of war, but attached no significance at all to the same Word of God when it prohibited mutual feuding.

Aisha Bewley

Then you are the people who are killing one another and expelling a group among you from their homes, ganging up against them in wrongdoing and enmity. Yet if they are brought to you as captives, you ransom them, when it was forbidden for you to expel them in the first place! Do you, then, believe in one part of the Book and reject the other? What repayment will there be for any of you who do that except disgrace in this world? And on the Day of Rising, they will be returned to the harshest of punishments. Allah is not unaware of what ytheyou do.

Al-Hilali & Khan

After this, it is you who kill one another and drive out a party of you from their homes, assist (their enemies) against them, in sin and transgression. And if they come to you as captives, you ransom them, although their expulsion was forbidden to you. Then do you believe in a part of the Scripture and reject the rest? Then what is the recompense of those who do so among you, except disgrace in the life of this world, and on the Day of Resurrection they shall be consigned to the most grievous torment. And Allâh is not unaware of what you do.

Ali Quli Qarai

Then there you were, killing your folks and expelling a part of your folks from their homes, backing one another against them in sin and aggression! And if they came to you as captives, you would ransom them, though their expulsion itself was forbidden you. What! Do you believe in part of the Book and defy another part? So what is the requital of those of you who do that except disgrace in the life of this world? And on the Day of Resurrection, they shall be consigned to the severest punishment. And Allah is not oblivious of what you do.

Amatul Rahman Omar

Yet, you are the very people who (violating the terms of the covenant) slay your own people and expel a from among you from their homes, backing up one another against them sinfully and transgressingly. And if they come to you as captives (seeking your help), you ransom them, while their very expulsion was forbidden to you. Do you believe only in a part of the Script (- covenant) while a part you deny? What is the recompense of those among you (who act like that) except disgrace in this life? And on the Day of Resurrection they shall be given over to the severest chastisement. And Allâh is not at all unmindful as to what you do.

Arthur John Arberry

Then there you are killing one another, and expelling a party of you from their habitations, conspiring against them in sin and enmity; and if they come to you as captives, you ransom them; yet their expulsion was forbidden you. What, do you believe in part of the Book, and disbelieve in part? What shall be the recompense of those of you who do that, but degradation in the present life, and on the Day of Resurrection to be returned unto the most terrible of chastisement? And God is not heedless of the things you do.

Bijan Moeinian

Now here you are: killing each other, driving your own brothers out of their homes and gang up against each other. Even if the other side surrenders, you demand ransom for them in spite of the fact that the aggression against them was wrong at first place. You believe in a part of your book and disregard the other! What other punishment such people deserve except a miserable life in this world and a sever punishment in Hereafter. God is not unaware of what you do.

E. Henry Palmer

Yet ye were those who slay your kinsmen and turn a party out of their homes, and back each other up against them with sin and enmity. But if they come to you as captives ye ransom them!- and yet it is as unlawful for you to turn them out. Do ye then believe in part of the Book and disbelieve in part? But the reward of such among you as do that shall be nought else but disgrace in this worldly life, and on the day of the resurrection shall they be driven to the most grievous torment, for God is not unmindful of what ye do.

Edip-Layth

But here you are killing each other and driving out a group of you from their homes; you act towards them with evil and animosity. If they come to you as prisoners, you ransom them while it was forbidden for you to drive them out! Do you acknowledge some of the book and reject some? The punishment for those amongst you who do so is humiliation in this worldly life; and on the day of Resurrection, they will be returned to the most severe retribution. God is not oblivious of what you all do.

George Sale

Afterwards ye were they who slew one another, and turned several of your brethren out of their houses, mutually assisting each other against them with injustice and enmity; but if they come captives unto you, ye redeem them: Yet it is equally unlawful for you to dispossess them. Do ye therefore believe in part of the book of the law, and reject other part thereof? But whoso among you doth this, shall have no other reward than shame in this life, and on the day of resurrection they shall be sent to a most grievous punishment; for God is not regardless of that which ye do.

Hamid S. Aziz

Yet you were those who slay your kinsmen and turn a party out of their homes, and back each other up against them with sin and enmity. But if they come to you as captives you ransom them! - and yet it is as unlawful for you to turn them out. Do you then believe in part of the Book and reject the rest? But the reward of such among you as do that shall be naught else but disgrace in this worldly life, and on the day of Judgment shall they be driven to the most grievous torment, for Allah is not unmindful of what you do.

Mahmoud Ghali

(Yet) thereafter, you are these (who) kill yourselves (i. e. kill some of you) and drive out a group among you from their residences, backing each other against them in vice and hostility; and in case they come up to you captured, you ransom them, (while) driving them out is prohibited for you. Do you then believe in some (parts) of the Book and disbelieve in other parts? (Literally: in some parts) So in no way is the recompense of whoever of you performs that (anything) except disgrace in the present (Literally: the lowly (life), i.e., the life of this world) life, and on the Day of the Resurrection they are to be turned back to the strictest torment. And in no way is Allah ever heedless of whatever you do.

Marmaduke Pickthall

Yet ye it is who slay each other and drive out a party of your people from their homes, supporting one another against them by sin and transgression? - and if they came to you as captives ye would ransom them, whereas their expulsion was itself unlawful for you - Believe ye in part of the Scripture and disbelieve ye in part thereof? And what is the reward of those who do so save ignominy in the life of the world, and on the Day of Resurrection they will be consigned to the most grievous doom. For Allah is not unaware of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

But you still kill one another, and you turn a section of your people from their homes, assisting one another against them with guilt and oppression. Yet when they are brought to you as captives you ransom them, although forbidden it was to drive them away.

Muhammad Asad

And yet, it is you who slay one another and drive some of your own people from their homelands, aiding one another against them in sin and hatred; but if they come to you as captives, you ransom them - although the very [act of] driving them away has been made unlawful to you!. Do you, then, believe in some parts of the divine writ and deny the truth pf other parts? What, then, could be the reward of those among you who do such things but ignominy in the life of this world and, on the Day of Resurrection, commitment to most grievous suffering? For God is not unmindful of what you do.

Mustafa Khattab

But here you are, killing each other and expelling some of your people from their homes, aiding one another in sin and aggression; and when those ˹expelled˺ come to you as captives, you still ransom them—though expelling them was unlawful for you.[1] Do you believe in some of the Scripture and reject the rest? Is there any reward for those who do so among you other than disgrace in this worldly life and being subjected to the harshest punishment on the Day of Judgment? For Allah is never unaware of what you do.

Progressive Muslims

But then here you are killing each other and driving out a group of you from their homes; you act towards them with evil and animosity. And if they come to you as prisoners, you ransom them while it was forbidden for you to drive them out! Do you believe in some of the Scripture and disbelieve in some The punishment for those amongst you who do so is humiliation in this worldly life, and on the Day of Resurrection they will be returned to the most severe retribution. God is not unaware of what you all do.

Rashad Khalifa

Yet, here you are killing each other, and evicting some of you from their homes, banding against them sinfully and maliciously. Even when they surrendered, you demanded ransom from them. Evicting them was prohibited for you in the first place. Do you believe in part of the scripture and disbelieve in part? What should be the retribution for those among you who do this, except humiliation in this life, and a far worse retribution on the Day of Resurrection? GOD is never unaware of anything you do.

Sahih International

Then, you are those [same ones who are] killing one another and evicting a party of your people from their homes, cooperating against them in sin and aggression. And if they come to you as captives, you ransom them, although their eviction was forbidden to you. So do you believe in part of the Scripture and disbelieve in part? Then what is the recompense for those who do that among you except disgrace in worldly life; and on the Day of Resurrection they will be sent back to the severest of punishment. And Allah is not unaware of what you do.

Sam Gerrans

Then are you those who kill your own, and turn a faction among you out of their homes, assisting one another against them in sin and enmity; and if they come to you as captives, you ransom them, but unlawful for you was their expulsion. Do you believe in part of the Writ and deny part? Then what is the reward of him among you who does that save disgrace in the life of this world? And on the Day of Resurrection they are sent back to the harshest punishment; and God is not unmindful of what you do.

Shabbir Ahmed

Yet you it is who subdue and slay your own folk, and evict a weak faction among you from their homes. And you support one another in hurting the community and sowing the seeds of discord. And when these homeless people get enslaved by others and are brought to you, you ransom them, whereas it was unlawful for you to evict them in the first place. What! Do you wish to accept one part of the Scripture and reject the other? Think then, what the reward of such wrongdoing must be, nothing but disgrace in the life of this world - and on the Day of Resurrection the most grievous chastisement! For Allah is not unaware of what you do. (The verse is referring to the Jewish community of Madinah, but as is always the case in the Qur'an, the Commands have a wide historical applicability - in this case, to oppressive societies anywhere anytime.)

Syed Vickar Ahamed

After (all of) this, you are the same people, who kill among yourselves, and banish a party of your people from their homes; Help (their enemies) against them, in guilt and hate; And if they come to you as captives, you ransom them though it was not right for you to remove them (from their homes). Is it only a part of the Book that you believe in? And do you reject the rest? But what is the reward for those among you who behave like this except disgrace in this life? And on the Day of Judgment they shall receive the most painful penalty. And Allah is aware of what you do.

Taqi Usmani

Yet, here you are, killing one another, and driving a group of your own people out of their homes, supporting each other against them in sin and aggression - and if they come to you as prisoners, you would ransom them, while their very expulsion was unlawful for you! Do you, then, believe in some parts of the Book, and disbelieve in others? So, what can be the punishment of those among you who do that, except disgrace in present life? And, on the Day of Judgement, they shall be turned to the most severe punishment. And Allah is not unaware of what you do.

The Monotheist Group

But then here you are killing each other and expelling a group of you from their homes; you act towards them with evil and animosity. And if they come to you as prisoners, you ransom them while it was unlawful for you to expel them! Do you believe in part of the Book and disbelieve in part? The punishment for those among you who do so is humiliation in this worldly life, and on the Day of Resurrection they will be delivered to the most severe retribution. God is not unaware of what you all do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 85. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 85. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 85. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩