Bakara suresi · 1–5. ayetler

Kitabın niteliği ve sakınanların vasıfları

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 1. ayet. الٓمٓ

    Diyanet İşleri

    Elif Lam Mim.

    Mehmet Okuyan

    Elif. Lâm. Mîm. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      29 surenin başında bulunan; 14 farklı harften oluşup 14 farkı şekli bulunan; harekelenerek değil, hecelenerek ve kesik kesik okunan bu harflere [mukatta'a] veya [hecâ/teheccî] harfleri denir. Anlamları hakkında kesin ifadelerden kaçınmak gerekir. Ancak bunların birer yemin unsuru olduğu, böylece harfe, cümleye, ayete, sureye, bütünüyle vahye ve bilginin önemine dikkat çekildiği, [nûn] (hokka), [kâf] (dur, dikkat et), [tâhâ] (Hz. Muhammed'in ismi) ve [yâsîn] (ey insan) gibi bir kısmının anlamlarının da bulunduğu belirtilmektedir. İbn Abbas'a göre, bu harflerin her biri "Yüce Allah'ın isimlerinden veya sıfatlarından biri"ne delalet ettiği gibi, Allah'tan başka isimlere de delalet edebilirler. Mesela [elif lâm mîm] deki [elif]"Yüce Allah"a, [lâm] "latîf" sıfatına, [mîm] de "mecîd" ve benzeri sıfatlara delalet etmektedir. Yine burada [elif] "Yüce Allah"a, [lâm] "Cebrail"e, [mîm] ise "Hz. Muhammed"e işaret edebilir. Bu son yaklaşıma göre, vahyin Yüce Allah tarafından Cebrail aracılığıyla Hz. Muhammed'e indirildiği belirtilmiş olur. Bu harfler bir araya getirilirse Yüce Allah'ın isim veya sıfatlarından bir kısmı elde edilebilir. Bu bağlamda bir örnek olarak, İbn Abbas'tan gelen bir rivayete göre, [elif lâm râ, hâ mîm] ve [nûn] harfleri bir araya getirilirse [er-rahmân] kelimesi elde edilmektedir. Şunu belirtelim ki mukatta'a harfleri Kur'an'ın bir harfi bile eksilmeden korunduğunun en belirgin delillerinden birisidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elif-Lam-Mim!

    Muhammed Esed

    Elif-Lam-Mim.

    Ahmed Hulusi

    Eliif, Laaam, Miiim.

    Ali Bulaç

    Elif, Lam, Mim,

    Ali Özek ve heyeti

    Elif. Lâm. Mîm.

    Ali Rıza Safa

    A. L. M. dipnot 11

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 11
      Kur'an'da, bağlantısız harflerin bildirildiği otuz ayet vardır. Yirmi dokuz ayrı surede yer alan ve yer aldıkları surelerin ilk ayetleri olan bağlantısız harfler, Arap abecesindeki yirmi sekiz harfin on dört tanesinden oluşur. Toplam olarak yetmiş sekiz tane bildirilen bağlantısız harfler konusunda, önyazıların dokuzuncu bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Elif, lam, mim.

    Edip Yüksel

    A1 L30 M40 dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu başlangıç harfleri, 14 yüzyıl, Allah tarafından korunan bir sır olarak kaldı. Binlerce müslüman ve oryantalist bilgin onların anlamını çözmek için boşuna çaba harcadı. * Yüce Allah, bu harflerin gizeminin deşifresini belli bir yere, belli bir zamana ve belli bir kişiye sakladı. * Şimdi biz bu başlangıç harflerini, 74. Surede sözü edilen 19 kodu üzerine kurulu matematiksel yapının önemli bir parçası olarak tanıyoruz. * Bu ve daha birçok gizemin açığa çıkması, Kuran'da söz verilen yepyeni bir çağın başladığını ve İslam'da reformun gerçekleşeceğini göstermektedir. * 19 kodu üzerine kurulu matematiksel sistemin deşifre edildiği tarih ilginçtir. * 19 sayısının yanına bu sayının söz edildiği surenin numarası olan 74'ü koyduğunuz vakit 1974 sayısını elde edersiniz. Bu sayı, Dr. Reşad Halife tarafından matematiksel mucizenin keşfedildiği yıldır. * 19 sayısını 74 ile çarptığınızda elde edeceğiniz 1406 sayısı ise Kuran'ın indiği tarih ile mucizenin keşfedildiği tarih arasındaki kameri yılların sayısına denktir. * Başlangıç harflerinin, matematiksel yapı içindeki olağanüstü rolü üzerinde düşünülürse, yedi surenin ilk ayetlerinde yer alan "Bunlar bu hikmetli Kitabın mucizeleridir" ifadesinin sürekli Başlangıç Harflerinden sonra gelmesinin anlamı rahatlıkla anlaşılır. (Örnekler için Üzerinde 19 Var adlı kitabımıza bakabilirsiniz.) A.L.M. harflerinin amacı 2. ayette bildirilir. Bu üç harf 3, 29, 30, 31 ve 32. surelerin başında da bulunur ve başlarında bulundukları surelerdeki tekrar sayılarıyla Kuran'daki matematiksel sistemin bir parçasıdır. * Bu harflerin ikinci anlamları için 15:87 ayetine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    A.L.M.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elif, Lam, Mim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elif, Lam, Mim.

    Erhan Aktaş

    Elif. Lam. Mim dipnot 1 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Elif. Lam. Mim. Bu harfler, Kur'an'ın kendisi ile yazıldığı işaretlerdir. Zira harfler belli şekillerden oluşmuş işaretlerdir. 29 surenin başında yer alan bu harflere, Kur'an ayet, yani işaret diyor: Ayetin anlamlarından biri de "işaret"tir. Hurufu Mukattaa denilen ve anlamı ile ilgili çok farklı yorumlar yapılan bu harfler, Kur'an'ın deyimi ile bu ayetler Kur'an'ın kendisi ile yazıldığı ayetlerdir/işaretlerdir/harflerdir (Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitap'ın ayetleridir 13:1).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elif. Lam. Mim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elif. Lam. Mim.

    Gültekin Onan

    Elif, Lam Mim,

    Hasan Basri Çantay

    Elif, Lam, Mim.

    İbni Kesir

    Elif, Lam, Mim

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Elif Lâm Mim, Bu, içerisinde şüphe olmayan kitaptır, sakınanlara / muttakilere yol göstericidir / kılavuzdur, muttakiler öylelerdir ki gayba iman ederler, namazı kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerden harcarlar / infak ederler (hakkı olandan başkaları için harcarlar, harcama yetkisini onlara verirsen zekat yahut sadaka olur, onlar için sen harcarsan infak olur) Muttakiler öylelerdir ki sana indirilene ve senden önce indirilen ne varsa iman ederler ve diğer hayata / ahirete de inanmışlardır / ikna olmuşlardır, Onlar, Rablerinden bir kılavuz üzeredirler ve işte onlar , kurtuluşa erenlerdir. Kafirler öyleleridir ki onları uyarsan da yahut uyarmasan da bu onlar için aynıdır , onlar iman etmezler, Allah onların kalplerini ve işitmelerini mühürledi, görmeleri üzerinde de perde vardır, onlara çok büyük bir azap / azametli bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elif, Lâm, Mîm. dipnot 1

    Rowwad Tercüme Merkezi — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Surelerin başında bulunan (Hurûf-u Mukatta) ayrılmış harfler, Kur'an'ın mucizevi yapısını göstermektedir. Müşrikler Kur'an'a meydan okumuşlar, ancak onu çürütememişlerdir. Zira o (Kur'an), Arapça'yı meydana getiren harflerden oluşmaktadır. Arapların -en belagatli insanlar olmalarına rağmen- ona benzer bir şey ortaya koyamamış olmaları, Kur'an'ın Allah tarafından bir vahiy olduğunu göstermektedir.

    Süleyman Ateş

    Elif lam mim.

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Mim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından dolayı onların dikkatleri toplama görevi yaptığı söylenebilir.. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    ELİF! LÂM! MÎM! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere  "huruf-i mukattaa" yani tek tek okunan harfler denir. Birlikte okunsa "Elif, Lam, Mim" yerine "elem" şeklinde okunurlar. Bu gibi harfler bazı surelerin başında bulunur. Nebi'mize bu konuda bir soru sorulmamış olması, anlamının bilindiğini gösterir. Bilinmeseydi müşrikler bunu dillerine dolarlardı. Anlamları ile ilgili sahih bir rivayetin olmaması da gösteriyor ki asıl neden, bu harflerin arkasından okunacak ayetlere dikkat çekmektir.

    Şaban Britch

    Elif, lâm, Mîm.

    Şaban Piriş

    Elif, lam, Mim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elif, Lam, Mim.

  2. Bakara suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 2. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ

    Diyanet İşleri

    Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.

    Mehmet Okuyan

    O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. Muttakîler dipnot 1 (duyarlı olanlar) için bir yol göstericidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kök itibariyle [v-k-y] kökünden gelen ve "geçişli" fiil olarak "korumak" anlamına gelen [vekâ] kelimesi, [ittekâ] şeklinde beş harfli kalıpta "geçişsiz" fiil olarak "korunmak", "sorumluluğunu bilmek", "sorumlu davranmak", "hassas ve bilinçli olmak" demektir. Buradan hareketle [et-takvâ/takvâ] kelimesi de "korunmak", "sorumlu davranmak", "duyarlı olmak" gibi anlamlar içermektedir. "Korunmak" anlamındaki [takvâ] kelimesi, "kötülüklerden korunabilme özelliği"dir. Kelimenin bütün bu anlam alanını içine alacak şekilde düşünürsek [takvâ]yı "duyarlı olmak", [muttakî]yi de "duyarlı kişi" olarak tercüme edebiliriz. Şems 91:8'de de ifade edildiği gibi, [takvâ] bir taraftan [fücûr] denen kötülüklere karşı insanın korunabilmesini ifade etmekte, diğer taraftan iyilik yapabilmenin insandaki potansiyelini harekete geçirmeye işaret etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte kendisi hakkında hiçbir kuşkuya yer olmayan bu ilahi kelam, takva sahipleri için bir hidayet rehberidir;

    Muhammed Esed

    Üzerinde hiçbir şüpheye yer olmayan bu ilahi kelam Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara bir rehber (olarak indirilmiş)tir,

    Ahmed Hulusi

    Hakkında şüphe edilmesi mümkün olmayan o Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi (KİTAP), korunmak isteyenlere gerçeği idrak etme kaynağıdır.

    Ali Bulaç

    Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bu kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.

    Ali Rıza Safa

    İşte Kitap! Onda kuşku yoktur. Sorumluluk bilinci taşıyanlar için yol gösterendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendisinde hiç şüphe olmayan bu kitap, sakınanlar için bir rehberdir.

    Edip Yüksel

    Bu, erdemliler için yol gösterici, kuşku içermeyen bir kitaptır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, kuşkusuz, erdemliler için yol gösterici bir kitaptır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte o Kitap, bunda şüphe yok; korunacaklar için hidayetin ta kendisi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte o kitap, bunda şüphe yok, ayni hidayet, korunacaklar için

    Erhan Aktaş

    Bu Kitap, mutlak gerçeğin ta kendisidir. O, muttakiler dipnot 1 için hidayettir. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (Bkz. 38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğru yol göstericisidir. Hidayet, güzel, yumuşak bir şekilde yol göstermek; işaret etmek şeklinde yol göstermek, gerçeğe ve doğruya ulaşmak, hakikatle buluşmak demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu Kitap, mutlak gerçeğin ta kendisidir. O, muttakiler dipnot 1 için hidayettir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva sahipleri. Takva, kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile zarardan korunacak şey arasına konan engel demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğru yol göstericisidir. Hidayet, güzel, yumuşak bir şekilde yol göstermek; işaret etmek şeklinde yol göstermek, gerçeğe ve doğruya ulaşmak, gerçeklikle buluşmak demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu Kitap, kesin gerçeğin ta kendisidir. O, muttakiler dipnot 1 için yol göstericidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendilerini korumaya, güvenceye alan kimseler.

    Gültekin Onan

    Bu, içinde / hakkında kuşku olmayan, muttakiler için yol gösterici (hüden) bir kitaptır.

    Hasan Basri Çantay

    Bu, o kitab'dır ki kendisinde (Allah katından gönderilmiş olduğunda) hiç şübhe yokdur. (O) takvaa sahibleri için doğru yolun ta kendisidir.

    İbni Kesir

    İşte bu kitab, onda hiç bir şüphe yoktur, müttekiler için hidayettir.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Elif Lâm Mim, Bu, içerisinde şüphe olmayan kitaptır, sakınanlara / muttakilere yol göstericidir / kılavuzdur, muttakiler öylelerdir ki gayba iman ederler, namazı kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerden harcarlar / infak ederler (hakkı olandan başkaları için harcarlar, harcama yetkisini onlara verirsen zekat yahut sadaka olur, onlar için sen harcarsan infak olur) Muttakiler öylelerdir ki sana indirilene ve senden önce indirilen ne varsa iman ederler ve diğer hayata / ahirete de inanmışlardır / ikna olmuşlardır, Onlar, Rablerinden bir kılavuz üzeredirler ve işte onlar , kurtuluşa erenlerdir. Kafirler öyleleridir ki onları uyarsan da yahut uyarmasan da bu onlar için aynıdır , onlar iman etmezler, Allah onların kalplerini ve işitmelerini mühürledi, görmeleri üzerinde de perde vardır, onlara çok büyük bir azap / azametli bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiç kuşkusuz bu kitap, takva sahipleri için yol göstericidir.

    Süleyman Ateş

    İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte (beklenen) o Kitap! dipnot 1 Onda hiçbir şüphe yoktur. dipnot 2 Müttakiler dipnot 3 /yanlışlardan sakınanlar için bir rehberdir. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      el-kitab (ٱلْكِتَٰابُ), "o kitap" anlamındadır. Her nebiye kitap verilmiştir (Al-i İmran 3/81-82). Kur'an, Allah'ın, beklenen son kitabıdır (Bakara 2/40-41, 89,101, Şuara 26/196). Herkesin, önceki kitaplarla birlikte bu kitaba da inanma görevi vardır (Bakara 2/136-137, Al-i İmran 3/84-85. Nisa 4/47, A'raf 7/157).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Müttaki, kendini koruyandır (Lisan'ül-Arab). Allah'ın dini fıtrat, tabiatta ve insanın hem fiziksel hem ruhsal yapısında geçerli kanun ve kurallar bütünü olduğu için (Rum 30/30) müttaki, fıtratını koruyan, yanlış yapmaktan sakınan kişidir. O, herhangi bir varlığı Allah'a denk tutmaz (Nisa 4/48, 116-121). Fıtratını koruyaan biri, Kur'an ile karşılaşınca onu kendine rehber edinir. Daima dürüst ve erdemli olmaya ve her türlü yanlıştan sakınmaya çalışır (Bakara 2/177, Zümer 39/32-33). Yalnızca şirk koşmaktan sakınmış kişiyi de Allah, bu yönüyle müttaki sayar. Günahı sevabından çok olursa cezasını çekmek üzere cehenneme sevk edilir ama cezasını çektikten sonra Allah onu, cehennemden kurtarır (Meryem 19/68-72, 86-87).
    4. metne dön, dipnot 4
      Rehber diye çevirdiğimiz "hüda" kelimesi, hidayet kökündendir. Hidayet, nazikçe yol göstermektir (Müfredat). A'raf 7/52; Yunus 10/57; Nahl 16/64, 89, 102; Neml 27/12, 76-77; Lokman 31/1-3.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte o Kitap dipnot 1 budur; içinde şüpheye yer yoktur. Müttakiler için rehberdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adem aleyhisselamdan beri her nebiye verilen Kitap budur (En'am 6/83-90) . Ufak tefek farklılıklar dışında önceki kitapların aynısıdır. (Bakara 2/106) ve Arapça Kur'an haline getirilmiştir. Aslı, Allah katındaki Ana Kitap'tadır. (Zuhruf 43/3-4)
    2. metne dön, dipnot 2
      Müttaki, kendi doğal yapısını koruyan kişidir. Müttekinin zıddı tağut yani sınırları aşan kişidir.

    Şaban Britch

    Hiç kuşkusuz bu kitap, takva sahipleri için yol göstericidir.

    Şaban Piriş

    (2-3) Hiç kuşkusuz bu kitap, kendilerini günahlardan korumaya çalışan, görmediği halde inanan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcayanlar için yol göstericidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte sana o Kitap! Kuşku,çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup sakınanlar için.

  3. Bakara suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

    Mehmet Okuyan

    Onlar gayba (bilinemeyenlere) inanır; namaz kılar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler (verirler).

    Mustafa İslamoğlu

    o hidayete erenler ki, idraki aşan hakikatlere bütünüyle iman ederler, namazı istikamet üzre kılarlar, kendilerine sürekli lutfettiğimiz şeylerden (ihtiyaç sahiplerine) harcarlar;

    Muhammed Esed

    Onlar ki, insan idrakini aşa(n olguların varlığı)na inanırlar ve namazlarında dikkatli ve devamlıdırlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için harcarlar,

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar gayblarındaki (algılayamadıkları) hakikate (Nefslerinin Allah Esma'sının anlamlarının bir terkip - bileşimi şeklinde meydana geldiğine) iman ederler, salatı ikame ederler (fiilen eda yanı sıra anlamını yaşarlar) ve kendilerine verdiğimiz maddi - manevi yaşam gıdasından Allah adına karşılıksız paylaşırlar.

    Ali Bulaç

    Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, gizli gerçeklere inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, gayba inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden Allah yolunda harcarlar.

    Edip Yüksel

    Onlar ki duyularıyla algılayamadıkları gerçekleri de onaylarlar, salatı (dayanışmayı) gözetirler, kendilerine verdiğimiz rızıktan muhtaçlara verirler. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Salat, dayanışma anlamına gelir (75:31-32; 9:5). * Toplumsal dayanışma psikolojik, sosyal, politik ve ekonomik dayanışma biçimlerini kapsar. * Barış yurdunun vatandaşlarından beklenen görevlerdir. Aileyle, arkadaşlarla, şehirdaşlarla, ülkedaşlar ve dünyadaşlarla dayanışma içinde olmamız beklenir. * Bu her Müslümanın görevidir. Kişiyle Yaratıcısı arasındaki dayanışma zihinsel ve psikolojik açıdan çok önemlidir ve bu da her müminin görevidir. * Allah'tan yardım isteme ve erdemli işler yaparak O'nun sistemini destekleme biçiminde bir yardımlaşmadır bu. Salat olarak bilinen ve biçimsel teferruatlarla anlamı kaybedilen salat işte Yaratıcı ile yaratılan arasındaki iletişimdir, dayanışmadır (2:238; 4:101-102; 11:114; 17:78 ve 24:58). * Kişinin Yaratıcısı ile olan iletişimi anlamındaki Namaz için, Kuran'a Göre Salat başlıklı nota bakınız. * Ayetteki "gayb" ifadesine gelince... Öğrenme yöntemi Kuran'ın 17:36 ayetinde deneysel ve rasyonel olarak belirlenir. 41:53 ayeti de objektif realiteye ek olarak sübjektif deneyimden söz eder.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki duyularıyla algılayamadıkları gerçeklere de inanırlar, namazı (salat) gözetirler, kendilerine verdiğimiz rızıktan muhtaçlara verirler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, gayba iman edip namazı dürüst kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden infak ederler.

    Erhan Aktaş

    Onlar; gayba dipnot 1 iman ederler, salatı ikame ederler dipnot 2 ve verdiğimiz rızıktan infak dipnot 3 ederler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratılmış varlıkların idraklerini aşan, gizli, görünmeyen, bilinmez olan ve duyularla kavranamayan şeyler. Gelecekte olacak şeyler. Ahiret hayatına dair bilgiler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı ve Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. Bu yönelmede ritüel salat (namaz) ve dua çok önemli bir yer tutmaktadır. Salatın birçok anlamı bulunmaktadır. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Namaz, Farsça bir kelime olup Kur'an'da geçmez. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İhtiyacı olanlara yardım etmek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar; gayba dipnot 1 inanırlar, salatı ikame ederler dipnot 2 ve verdiğimiz rızıktan infak dipnot 3 ederler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ebedi hayata dair verilen bilgiler. Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.
    2. metne dön, dipnot 2
      İbadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanarak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelirler. Salat, ritüel salat (namaz) anlamının yanı sıra Allah'a yönelmek, dua, destek, dayanışma, yardım, yakından ilgi duyma ve din anlamına gelmektedir. "Salat" sözcüğüne, yalnızca "namaz" olarak anlam verilmesini doğru değildir. Kur'an'da namaz sözcüğü yoktur. Namaz, Farsça bir sözcüktür. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İhtiyacı olanlara karşılıksız yardım etmek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar; gayba dipnot 1 inanırlar, salatı ikame ederler dipnot 2 ve verdiğimiz rızıktan infak dipnot 3 ederler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelirler. İbadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanırlar. Salat, sözcük olarak, "namaz" anlamının yanı sıra Allah'a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, destek, dayanışma, yardımlaşma, yakından ilgi duyma ve din gibi anlamlara da gelmektedir. "Salat" sözcüğüne "namaz" olarak anlam verilmesini doğru bulmadığımızdan; çevirimizde, orijinal şekli olan "salat" sözcüğünü kullandık. Kur'an'da namaz sözcüğü yer almamaktadır. "Namaz," Farsça bir sözcüktür. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, ancak içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından anlaşılabilir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Muhtaç olanlara yardım.

    Gültekin Onan

    Onlar ki gayba inanırlar, namazı gözetirler, kendilerini rızıklandırdıklarımızdan infak ederler.

    Hasan Basri Çantay

    (O takvaa saahibleri ki) onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızk olarak verdiğimizden de (Allah yolunda) harcarlar.

    İbni Kesir

    Onlar ki gayba inanırlar. Namazı kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de infak ederler.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Elif Lâm Mim, Bu, içerisinde şüphe olmayan kitaptır, sakınanlara / muttakilere yol göstericidir / kılavuzdur, muttakiler öylelerdir ki gayba iman ederler, namazı kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerden harcarlar / infak ederler (hakkı olandan başkaları için harcarlar, harcama yetkisini onlara verirsen zekat yahut sadaka olur, onlar için sen harcarsan infak olur) Muttakiler öylelerdir ki sana indirilene ve senden önce indirilen ne varsa iman ederler ve diğer hayata / ahirete de inanmışlardır / ikna olmuşlardır, Onlar, Rablerinden bir kılavuz üzeredirler ve işte onlar , kurtuluşa erenlerdir. Kafirler öyleleridir ki onları uyarsan da yahut uyarmasan da bu onlar için aynıdır , onlar iman etmezler, Allah onların kalplerini ve işitmelerini mühürledi, görmeleri üzerinde de perde vardır, onlara çok büyük bir azap / azametli bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki gaybde (gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a içten dipnot 1 inanan, dipnot 2 namazı düzgün ve sürekli kılan, dipnot 3 kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak eden /hayra harcayan, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Var olduğu halde duyu organlarından uzak olana veya kişinin bilmediği şeylere 'gayb' denir (Müfredat). İnsanın içi, Allah'tan başkası için gaybdır. İman, kalp ile tasdik şartına bağlandığından bir kişinin gerçekten inanıp inanmadığını Allah'tan başkası bilemez (Kasas 28/56, Kaf 50/16-18). Bu sebeple kimse, bir inancı kabule veya inkara zorlanamaz (Bakara 2/256). İman, kesin bilgi sonucunda oluşur (Al-i İmran 3/86-89). Allah, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir şeyin arkasına düşmeyi yasakladığı için (İsra 17/36) "gayba inanmak" diye bir şey olamaz. Ayette geçen el-ğayb (الغيب) kelimesindeki el (ال) takısı muzafunileyhten ıvaz olduğu için tamlayanın yerine geçer ve ona, "gayblarıyla (بغيبهم)" yani "içleriyle" anlamı kazandırır. Bu yüzden kelimeye "içten" anlamı verilmiştir. Allah Teala Mahşer Günü elçilerini topladığında onlara: "Size ne cevap verildi?" diye soracak, onlar da "Bizim bu konuda bir bilgimiz yok. Bütün gaybı bilen sensin!" diyeceklerdir (Maide 5/109).
    2. metne dön, dipnot 2
      İnanmak, güvenmektir. Allah'ın varlığını herkes kabul eder; ama herkes yeterince güvenip teslim olamaz. İnsanı kafir yapan, Allah'a tam güvenmemesidir. Allah'ın varlığını ve birliğini kabul ettiği halde ona tam güvenmeyenler, kendilerini bir şey sanarak kibirlenenlerdir(Bakara 2/34, Zümer 39/59).
    3. metne dön, dipnot 3
      Namaz diye anlam verdiğimiz es-salat (الصلاة)'ın kök anlamı, bir şeyi bırakmamak, sürekli arkasında olmaktır (Lisan'ul-Arab). Namaza salat denmesi, hiçbir şart altında terk edilemeyen ve her gün, belli vakitlerde yerine getirilmesi gereken tek ibadet olmasından dolayıdır.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Hayra harcama" olarak meal verilen infak kelimesinin Arapçadaki temel anlamı "ihraç" yani elden çıkarmadır (Mekayis). Mal kelimesi ile birlikte kullanıldığında malı elden çıkarma yani onu harcama anlamına gelir (Mefatih'ul-Ğayb). Kur'an'da her türlü harcama, hatta kafirlerin yaptığı harcamalar bile infak kelimesiyle ifade edilmiştir (Bakara 2/265, 274, Al-i İmran 3/134, Nisa 4/38, Enfal 8/36). Sadaka ve zekat da infak kapsamına girer (Bakara 2/215, 219, 261-264, 267, Tevbe 9/34, 60, 103). Bu ayet ve benzerlerinde geçen "infak", hayır için yapılan her türlü harcamadır (Enfal 8/3, Ra'd 13/22, İbrahim 14/31, Hac 22/35, Secde 32/16, Fatır 35/29, Şura 42/38).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a içten dipnot 1 inanan, dipnot 2 namazı düzgün ve sürekli kılan dipnot 3 ve verdiğimiz rızıkları yerli yerince harcayanlar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İçten" diye anlam verdiğimiz kelime (الغيب) El-ğayb'dır. Ondaki el (ال) takısı, muzafun ileyhten ıvazdır; بغيبهم /biğaybihim = gayblarıyla demektir. Kişinin içindeki, başkası için gayb olduğundan ayete "içten inanırlar" meali verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnanma, güvenmedir. Allah'ı herkes bilir, ama O'na herkes yeterince güvenip teslim olmaz. İnsanı kafir yapan budur. Bu yüzden iman yerine bazen "inanma", bazen "güvenme", bazen de "inanıp güvenme" kelimeleri kullanılacaktır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetin metninde geçen es-salat = الصلاة 'ın kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan'ul-Arab) Her müminin sürekli yapması gereken ve hiç bir şart altında terk edemeyeceği tek ibadet, namaz olduğu için Kur'an'da ona salat denmiştir. Allah Teala şu ayetlerde, namazın bu özelliğine dikkatimizi çeker:  "Namazları ve orta namazı özenle sürekli kılın; Allah'ın huzurunda saygıyla durun. Eğer korkarsanız, yürüyerek yahut binek üstünde kılın. Güvene kavuşunca, bilmediklerinizi öğreten Allah'ı, size öğrettiği gibi zikredin. (Namazı, Allah'ın ayetlerini kafanıza yerleştirmek için sürekli kılın) (Bakara 2/238-239). (Umduklarına kavuşacak olan müminler) namazlarını özenle sürekli kılanlardır. (Müminun 23/9) Onlar namazlarını özenle sürekli kılanlardır. (Mearic 70/34)

    Şaban Britch

    Gayba inanan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak edenler için yol göstericidir.

    Şaban Piriş

    (2-3) Hiç kuşkusuz bu kitap, kendilerini günahlardan korumaya çalışan, görmediği halde inanan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcayanlar için yol göstericidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki onlar, gayba inananlar, namazı kılanlardır. Ve kendilerine rızk olarak verdiklerimizden, başkalarına pay çıkaranlardır.

  4. Bakara suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Mehmet Okuyan

    Sana indirilene ve senden önce indirilen(ler)e iman eder, ahiret gününe de kesin bir şekilde inanırlar.

    Mustafa İslamoğlu

    ve onlar sana indirilene de; ahiretin varlığına dair ilahi habere mutmain bir kalple inanmıştırlar.

    Muhammed Esed

    Ve onlar (ey peygamber), sana indirilene de senden önce indirilmiş olana da iman ederler, öteki dünyanın varlığından bütün kalpleriyle emindirler.

    Ahmed Hulusi

    Onlar hakikatinden sana (boyutsal geçişle) inzal olunana ve öncekilere inzal olmuşlara iman ederler; geleceklerindeki sonsuz yaşam süreçlerine de ikan (kesin idrakten kaynaklanan kabul) halindedirler.

    Ali Bulaç

    Ve onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; âhiret gününe de kesinkes inanırlar.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, hem sana indirilene hem de senden önce indirilene inanırlar. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Sana indirilene ve senden önce indirilene de iman ederler; ahiret gününe kesinlikle inanırlar.

    Edip Yüksel

    Sana indirileni ve senden önce indirileni onaylarlar. Ahiret konusunda da hiçbir kuşkuları yoktur. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Daha önceki Tanrısal kitaplar tahrifata uğramasına rağmen Tanrısal mesajı hala içerir. * Tevrat ve İncil, SADECE Tanrı'ya kul olma mesajını hala taşır (
      Tesniye 6:4-5 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 6:4

      “Dinle, ey İsrail! Tanrımız RAB tek RABdir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Markos 12:29-30 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 12:29

      İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‹Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rabdir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) Ana mesajla ilgili tüm tahrifatlar kolaylıkla belirlenebilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Ahiret konusunda da hiçbir kuşkuları yoktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlar ki, hem sana indirilene iman ederler, hem senden evvel indirilene. Ahirete kesin inancı da bunlar edinirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler hem senden evvel indirilene, ahırete yakini de bunlar edinirler.

    Erhan Aktaş

    Onlar, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara iman ederler. Ve onlar, ahirete de kesin olarak iman ederler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara inanırlar. Ve onlar, ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara inanırlar. Ve onlar, ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Gültekin Onan

    Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inanırlar. Ahiret konusunda da hiçbir kuşkuları yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    (O takvaa saahibleri ki Habibim) onlar sana indirilene de, senden evvel indirilenlere de inanırlar. Ahirete ise onlar şübhesiz bir bilgi ve inan beslerler.

    İbni Kesir

    Onlar ki sana indirilene de, senden önce indirilmiş olanlara da inanırlar. Ve onlar ahireti de yakınen tanırlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Elif Lâm Mim, Bu, içerisinde şüphe olmayan kitaptır, sakınanlara / muttakilere yol göstericidir / kılavuzdur, muttakiler öylelerdir ki gayba iman ederler, namazı kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerden harcarlar / infak ederler (hakkı olandan başkaları için harcarlar, harcama yetkisini onlara verirsen zekat yahut sadaka olur, onlar için sen harcarsan infak olur) Muttakiler öylelerdir ki sana indirilene ve senden önce indirilen ne varsa iman ederler ve diğer hayata / ahirete de inanmışlardır / ikna olmuşlardır, Onlar, Rablerinden bir kılavuz üzeredirler ve işte onlar , kurtuluşa erenlerdir. Kafirler öyleleridir ki onları uyarsan da yahut uyarmasan da bu onlar için aynıdır , onlar iman etmezler, Allah onların kalplerini ve işitmelerini mühürledi, görmeleri üzerinde de perde vardır, onlara çok büyük bir azap / azametli bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere ve ahirete de kesin olarak iman ederler.

    Süleyman Ateş

    Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar; ahirete de kesinlikle iman ederler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana indirilene de senden önce indirilenlere dipnot 1 de inanıp güvenenler ve ahiret konusunda kesin bir kanaate varanlar,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, önceki kitapları onaylar ve ana metinlerini korur. Bu sebeple onların ana metinlerine inanmak gerekir.

    Şaban Britch

    Onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Şaban Piriş

    Onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hem sana vahyedilene hem de senden önce vahyedilene inananlardır onlar. Ahıreti gereğince kavrayıp anlayanlar da onlardır.

  5. Bakara suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 5. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onlar, Rablerinden gelen kusursuz bir rehberliğe tabidirler; ve işte onlar, evet onlardır sonsuz mutluluğa erenler.

    Muhammed Esed

    İşte Rablerinin gösterdiği yolda yürüyenler onlardır, mutluluğa erişecek olanlarda!

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar, Rablerinden (nefslerini oluşturan Esma bileşiminden kaynaklanan) HÜDA (hakikati idrak) halindedirler ve onlar kurtuluşa ermişlerdir.

    Ali Bulaç

    İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler bunlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.

    Ali Rıza Safa

    İşte onlar, Efendilerinin doğru yolu üzerindedir. Kurtuluşa erişenler, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler.

    Edip Yüksel

    İşte, Efendi'leri tarafından yol gösterilenler ve mutluluğa erenler bunlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte, Rableri tarafından yol gösterilenler ve mutluluğa erenler bunlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlar işte Rablerinden bir hidayet üzerindedir ve bunlar işte o murada eren kurtulmuşlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunlar işte rablarından bir hidayet üzerindedir ve bunlar işte bunlar o murada eren müflihin

    Erhan Aktaş

    Onlar, Rabb'lerinden bir hidayet üzerindedirler. Kurtuluşa erenler onlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Rabb'lerinden bir hidayet üzerindedirler. Kurtuluşa erenler onlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru yol.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Rabb'lerinden gelen bir yol göstericinin izleyicileridir. Kurtuluşa erenler onlardır.

    Gültekin Onan

    İşte bunlar, rablerinden (olan) bir hidayet üzerindedirler ve felaha erenler / erdirilenler bunlardır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte onlar Rablerinden (gelen) Hidayetin tam üzerindedirler. Asıl muradlarına kavuşanlar da işte onlar.

    İbni Kesir

    İşte onlar, rablarından bir hidayet üzeredirler ve işte onlar, felaha erenlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-7) Elif Lâm Mim, Bu, içerisinde şüphe olmayan kitaptır, sakınanlara / muttakilere yol göstericidir / kılavuzdur, muttakiler öylelerdir ki gayba iman ederler, namazı kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerden harcarlar / infak ederler (hakkı olandan başkaları için harcarlar, harcama yetkisini onlara verirsen zekat yahut sadaka olur, onlar için sen harcarsan infak olur) Muttakiler öylelerdir ki sana indirilene ve senden önce indirilen ne varsa iman ederler ve diğer hayata / ahirete de inanmışlardır / ikna olmuşlardır, Onlar, Rablerinden bir kılavuz üzeredirler ve işte onlar , kurtuluşa erenlerdir. Kafirler öyleleridir ki onları uyarsan da yahut uyarmasan da bu onlar için aynıdır , onlar iman etmezler, Allah onların kalplerini ve işitmelerini mühürledi, görmeleri üzerinde de perde vardır, onlara çok büyük bir azap / azametli bir azap vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar Rableri katından bir hidayet üzeredir ve kurtuluşa erecek olanlar onlardır.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır!

    Süleymaniye Vakfı

    işte onlar Rablerinden /Sahiplerinden dipnot 1 gelen rehbere uymuş olanlardır. Onlar, umduklarına kavuşacak olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rab kelimesinin en uygun karşılığı "sahip"tir. Bkz. Fatiha 1/2'nin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahiplerinin (Rablerinin) dipnot 1 doğru yolunda olanlar onlardır. Umduklarını bulacak olanlar da onlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rab kelimesinin en uygun karşılığı "sahip"tir. Evin sahibine rabb'ud- dar (Müfredat), sermaye sahibine de rabb'ül-mal denir. Yusuf aleyhisselam, kralın gönderdiği köleye şöyle demişti: "Rabbine dön de sor bakalım, ellerini kesen kadınların derdi neymiş? Benim Rabbim onların oyunlannı bilir. " (Yusuf 12/50) Bu ayette rab kelimesinin hem Allah hem de kölenin sahibi olan kral için kullanılması tercihimizin doğru olduğunu gösterir.

    Şaban Britch

    İşte onlar Rableri katından bir hidayet üzeredir ve kurtuluşa erecek olanlar onlardır.

    Şaban Piriş

    İşte, Rab'lerinin yolunda olanlar ve kurtuluşa erecek olanlar onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlardır Rablerinden bir hidayet üzere olanlar, işte bunlardır gerçek anlamda kurtuluşu bulanlar.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.