Diyanet İşleri
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
Bakara suresi
Bakara suresi, 147. ayet. ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ
elḥaḳḳu mir rabbike felâ tekûnenne mine-lmümterîn.
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıble'nin değiştirilmesi Bakara 142–152 3
(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.
Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram'a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
147. “Hak Rabb’indendir.” Yani hak diye adlandırılmaya her şeyden çok daha layık olan, bu haktır. Bunun sebebi onun ihtiva ettiği üstün maksatlar, güzel emirler ile ruhları tezkiye eden, nefsin menfaatlerini elde etmeye teşvik edip onu ifsad eden şeylerin bertaraf edilmesini teşvik eden buyrukları kapsamasıdır. Bunun böyle olması sana Rabb’inden gelmesinden dolayıdır. Çünkü Rabb’in seni terbiye etmesinin bir parçası olarak sana, akıl ve nefisleri terbiyenin yanı sıra bütün maslahatları ihtiva eden bu Kur’ân-ı Kerîm’i indirmiştir. “O halde sakın şüphecilerden olma!” Yani bu hak hususunda senin en küçük bir şüphen dahi olmasın. Aksine onun üzerinde tefekkür et, dikkatle düşün ki bu yolla yakîne ulaşasın. Zira onun üzerinde tefekkür kaçınılmaz olarak şüpheleri uzaklaştırır, yakîne ulaştırır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte bu senin Rabbinden gelen gerçektir. -Ey Peygamber!- Sakın onun doğruluğunda şüphe eden kimselerden olma!
Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma
Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da…
Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma
Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…
Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma
(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın…
Aynı kök: مري (20 geçiş)
Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.
Aynı kök: مري (20 geçiş)
O öyle bir Rab'dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O'nun…
Aynı kök: مري (20 geçiş)
"Size Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indiren O iken ben Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?" (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gerçek olan, Rabbinden (gelen)dir. Sakın şüphelenenlerden olma! dipnot 1
Hakikat Rabbinden gelendir; sakın kuşkuya kapılanlardan olma.
Rablerinden gelen hakikati! O halde sen, şüphe edenlerden olma.
HAK, Rabbindendir (beynini oluşturan Esma bileşiminin sonucudur). O halde sakın (bu gerçekten) şüpheye düşenlerden olma!
Gerçek (hak) Rabbinden (gelen)dir. Şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma.
Hak ( Gerçek olan), Rabbinden gelendir. O halde şüphecilerden olma!
Gerçek, Efendindendir. Artık, sakın kuşkuya düşenler arasında olma.
Hakikat Rabbindendir. O halde şüphelenenlerden olma.
Bu, Efendinden gelen gerçektir; artık kuşkulanma.
Bu, Rabbinden gelen gerçektir; artık kuşkulanma
O gerçek Rabbindendir. Artık sakın şüpheye düşenlerden olma!
O hak rabbından, artık şüpheye düşenlerden olma sakın
Gerçek, Rabb'inden gelendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.
Gerçek, Rabb'inden gelendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.
Gerçek, Rabb'inden gelendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.
Gerçek (hak) rabbinden (gelen)dir. O halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma.
Hak, Rabbindendir. O halde sakın şüphecilerden olma.
Hak, Rabbındandır. Öyleyse asla şüphecilerden olma!
(146-153) Onlar kitabı babalarını tanıdıkları gibi tanırlar / bilirler, onlardan bir bölüm gerçeği bildikleri halde saklarlar, Rabbinden gelen gerçektir, tereddüt edenlerden olma. (Bana gelen ya gerçek değilse tereddütü) Herkes için yöneleceği bir cephe vardır, hayırlarda yarışın, nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Hangi taraftan çıkarsan çık yüzünü Mescid -i Haram’ın yönüne çevir, m uhakkak ki o , Rabbinden bir gerçektir , Allah yaptıklarınızdan gafil değildir / b ihaber değildir. Hangi taraftan çıkarsan çık yüzünü Mescid -i Haram’ın yönüne çevir, nerede olursanız olun yüzlerinizi onun / Mescid-i Haramın yönüne çevirin, ola ki kendilerine zulmedenler hariç, insanlar için, sizin aleyhinize tartışacakları bir delil olmasın , o nlardan ürpermeyin benden ürperin k i üzerinizde nimetimi tamamlayayım, böylelikle belki yola girersiniz. Size sizden bir Resul gönderdik, size ayetlerimizi seli okuyor ve sizi arındırıyor, size kitabı ve gerekçesini öğretiyor, size bilmiyor olduğunuz şeyleri öğretiyor. Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım, bana teşekkür edin kafirlik etmeyin. Ey iman edenler sabır ve namazla yardım isteyin, Allah muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.
Gerçek, senin Rabbinden gelendir. Öyleyse sakın şüpheye düşenlerden olma!
Gerçek, Rabbinden gelendir, artık kuşkulananlardan olma.
Gerçek, senin Rabbinden gelendir. Sakın tereddüt edenlerden olma! dipnot 1
Gerçek, senin Rabbinden gelendir. Sakın şüpheye düşenlerden olma!
Hak, Rabbindendir. Öyleyse şüpheye düşenlerden olma!
Hak, Rabbindendir. Öyleyse şüpheye düşenlerden olma!
Gerçek, Rabb'inden gelir. O halde sakın kuşkuya düşenlerden olma.
But the truth has proceeded to you, O Muhammad, from Allah, your Creator, therefore do not permit their false assertions to cause you doubt and anxiety.
The truth is from your Lord, so do not be one of those who doubt.
The Truth is from thy Lord; so be not at all in doubt.
This is a definite Truth from your Lord; be not, then, among the doubters.
The truth is from your Lord, so on no account be among the doubters.
(This is) the truth from your Lord. So be you not one of those who doubt.
This is the truth from your Lord; so do not be among the skeptics.
It is the truth from your Lord, so (O reader!) do not be of those who doubt and so waver.
The truth comes from thy Lord; then be not among the doubters.
The above mentioned is a commandment from your Lord; do not entertain any doubt about it.
The truth (is) from thy Lord; be not therefore one of those who doubt thereof.
The truth is from your Lord; so do not be one of those who doubt.
Truth is from thy Lord, therefore thou shalt not doubt.
The truth (is) from your Lord; be not, therefore, one of those who doubt.
(It is) the Truth from your Lord; so definitely do not be of the constant wranglers.
It is the Truth from thy Lord (O Muhammad), so be not thou of those who waver.
Those to whom We have sent down the Book know this even as they know their sons. Yet a section among them conceals the truth knowingly.
the truth from thy Sustainer! Be not, then, among the doubters:
˹This is˺ the truth from your Lord, so do not ever be one of those who doubt.
The truth is from your Lord, so do not be one of those who doubt.
This is the truth from your Lord; do not harbor any doubt.
The truth is from your Lord, so never be among the doubters.
The truth is from thy Lord, so be thou not of those who doubt.
It is the Truth from your Lord, so be not you of those who waver.
The Truth is from your Lord; So do not be one of those who doubt.
The truth is from your Lord. So, never be among those who doubt (it)."
The truth is from your Lord, so do not be one of those who doubt.