Bakara suresi · 243–252. ayetler

Yurtlarını terk edenler; Tâlût ve Câlût

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 243. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 243. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ خَرَجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَهُمْ أُلُوفٌ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ ٱللَّهُ مُوتُوا۟ ثُمَّ أَحْيَٰهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri görmedin mi? Allah, onlara "ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf ve ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.

    Mehmet Okuyan

    Binlerce (kişi) oldukları hâlde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkıp gidenleri dipnot 1 görmedin mi? dipnot 2 Allah onlara "(manevi olarak) dipnot 3 ölün!" demişti; sonra da onları (manevi olarak) diriltmişti. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmez.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah ayette anlatılan olayda yer alan kişiler hakkında bilgi vermemekte, sadece ölüm korkusuyla yurtlarını terk ettiklerini belirtmektedir. Tefsirlerimizde bunların kim olduklarıyla ilgili çeşitli isimler ve anlaşılması oldukça zor olaylar nakledilmektedir. Yüce Allah kalabalık bir grubun ölüm korkusuyla yurtlarını terk edip gittiklerini, ancak başlarına ibretlik sıkıntılar geldiğini ifade ederken, onların bu durumunun düşünülmesini öncelikle Hz. Muhammed'den ve diğer muhataplardan istemektedir. Onların adeta ölüp ölüp dirildiklerini ifade bağlamında devam eden cümlede bilgi verilmekte ve sonucunda dirilme yaşandığı için bunun ilahi bir lütuf olduğuna dikkat çekilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'da bu şekilde geçen ifadelerde ilk muhatap, her ne kadar Hz. Muhammed ise de kastedilen bütün insanlardır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bilinen anlamda ölüp tekrar diriltilmek reenkarnasyona kapı aralayacağı için ayetin tercüme ettiğimiz şekilde anlaşılması gerekmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sayıları binlerce olduğu halde, ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenleri gözünde canlandırabilir misin!? Allah onlara önce "Ölün!" demiş, peşinden onları hayata döndürmüştü. Hiç şüphesiz Allah insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.

    Muhammed Esed

    Sen, ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kişiyi görmedin mi? Ki bu durumda Allah onlara "Ölün!" diye seslenmiş ve sonra da onları hayata geri döndürmüştü. Unutmayın ki Allah, insanoğluna karşı lütfunda sınırsızdır, ancak insanların çoğu nankördür.

    Ahmed Hulusi

    Ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kişiyi görmedin mi? Allah onlara "Ölün" dedi; sonra da diriltti. Şüphesiz ki Allah insanlara fazl sahibidir; ama insanların ekseriyeti değerlendirmezler (verilen nimeti).

    Ali Bulaç

    Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara: "Ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak, insanların çoğunluğu şükretmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Binlerce oldukları halde, ölüm korkusundan dolayı yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi? Allah onlara «Ölün!» dedi (öldüler). Sonra onları diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkârdır. Lâkin insanların çoğu şükretmez.

    Ali Rıza Safa

    Ölüm korkusuyla yurtlarından ayrılan binlerce kişiyi görmedin mi? Allah, onlara "Ölün!" dedi; sonra da onlara yeniden yaşam verdi. Kuşkusuz, Allah, doğal olarak, İnsanlara Karşı Lütuf Sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kişiyi görmedin mi? Ki bu durumda Allah onlara "ölün" demişti ve sonra da onları hayata döndürmüştü. Unutmayın ki Allah, insanoğluna karşı lütufta sınırsızdır, ancak insanların çoğu nankördür.

    Edip Yüksel

    Sayıları binlerce olduğu halde ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenler dikkatini çekti mi? ALLAH onlara "Ölün" dedi de sonra onları diriltti. ALLAH insanlara lütuf sahibidir; ancak insanların çoğu şükretmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sayıları binlerce olduğu halde ölüm korkusuyla yurtlarını terkedenler dikkatini çekti mi? ALLAH onlara 'Ölün,' dedi de sonra onları diriltti. ALLAH insanlara lütuf sahibidir; ancak insanların çoğu şükretmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkan kimseleri görmez misin? Allah onlara: "Ölün." dedi. Sonra onlara bir hayat verdi. Muhakkak Allah, insanlara karşı bir fazilet sahibidir, ancak insanların pek çokları şükretmiyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakmaz mısın, o kimseler ki? binlerce kişi iken ölüm korkusiyle diyarlarından çıkdılar, Allah da kendilerine "ölün" dedi, Sonra da onlara bir hayat verdi, her halde Allah insanlara karşı, bir adil sahibi ve lakin insanların pek çokları şükretmiyorlar

    Erhan Aktaş

    Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün." dedi; sonra, onlara hayat verdi. dipnot 1 Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmezler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşamak için, yurtlarını ve kendilerini korumak için savaşmayı göze alamamak yok olmayı hak etmek yani ölmek demektir. Bu değerlei korumayı göze almak, bağımsız ve özgür kalmayı gerçekleştirmek ise yeniden hayat bulmak demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün." dedi; sonra, onlara hayat verdi. dipnot 1 Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşamak için, yurtlarını ve kendilerini korumak için savaşmayı göze alamamak yok olmayı hek etmek yani ölmek demektir. Bu değerlei korumayı göze almak, bağımsız ve özgür kalmayı gerçekleştirmek ise yeniden hayat bulmak demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Binlerce kişi oldukları halde, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün." dedi; sonra, onlara hayat verdi. Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmezler.

    Gültekin Onan

    Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Tanrı onlara: "Ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Kuşkusuz Tanrı insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak insanların çoğunluğu şükretmez.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim, sayıları) binlerce olduğu halde ölüm korkusiyle yurdlarından (bırakıb) çıkanları gör (müş gibi bil) medin mi? Allah onlara "Ölüm!" dedi, sonrada kendilerini diriltdi. Her halde Allah insanlara karşı fazl (-ü ınayet) saahibidir. Fakat insanların pek çoğu şükretmezler.

    İbni Kesir

    Binlerce oldukları halde ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allh onlara; (ölün) dedi. Sonra da onları diriltti. Şüphesiz ki, Allah insanlara karşı lutuf sahibidir. Ama insanların pek çoğu şükretmezler.

    Mehmet Alagaş

    (243) Ölüm korkusu ile yurtlarından çıkan binlerce kişiyi görmedin mi? Allah onlara “ölün” dedi, sonra onları diriltti. Allah kesinlikle insanlara karşı faziletlidir ve lakin insanların çoğunluğu teşekkür etmezler. (Ölümden korkan tipleri tek seferde toplu öldürüp toplu diriltti. O halde ölümden değil ateş azabından korkun)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara: “Ölün!” dedi, sonra da onları tekrar diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.

    Süleyman Ateş

    Şu, binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara, "Ölün!" demişti de sonra kendilerini diriltmişti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.

    Süleymaniye Vakfı

    Ölüm korkusuyla yurtlarından çıkmış binlerce kişiyi gözünde canlandırmaz mısın? Allah onlara: "Ölün!" demiş sonra onları tekrar diriltmişti. dipnot 1 Allah insanlara karşı, kesinlikle çok lütufkardır ama insanların çoğu görevini yerine getirmez. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın öldürdükten sonra dirilttiği kişi, geçen süreyi göz açıp kapama gibi hisseder (Nahl 16/77). Çünkü ölüm uyku gibidir (Zümer 39/42). Bu ayette sözü edilenler, düşman korkusundan ülkelerini terk etmiş olabilirler. Allah onları öldürüp yeniden diriltince hepsi kendini, tatlı bir uykudan uyanmış gibi hissedeceğinden bu, onlar için büyük bir lütuf olur. Düşman tehlikesinin geçtiğini de öğrenince mutlu bir şekilde ülkelerine dönerler.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölüm korkusuyla yurtlarından çıkmış binlerce kişiyi gözünde canlandırmadın mı? Allah onlara: "Ölün!" demiş sonra tekrar diriltmişti. İnsanlara ikramda bulunan Allah'tır. Ama insanların çoğu O'na karşı görevini yerine getirmez.

    Şaban Britch

    Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara “Ölün!” dedi, sonra da onları tekrar diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütuf sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.

    Şaban Piriş

    Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "ölün" dedi, sonra da onları tekrar diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı ikram sahibidir. Ama insanların çoğu şükretmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    ölüm korkusuyla binlerce kişi halinde yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün!" dedi de sonra onları diriltti. Şu bir gerçek ki Allah, insanlara karşı çok lütufkardır. Fakat insanların çokları şükretmezler.

  2. Bakara suresi, 244. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 244. ayet. وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah hakkıyla işitendir ve hakkıyla bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    O halde Allah yolunda savaşın! Ama unutmayın ki, Allah her şeyi tarifsiz işitendir, her şeyi sınırsız bilendir.

    Muhammed Esed

    Öyleyse Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    Allah yolunda savaşın ve iyi bilin ki Allah Semi' ve Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Allah yolunda savaşın ve bilin ki, şüphesiz Allah işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    O halde Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın yolunda savaşın. Çünkü iyi bilin ki, Allah, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Öyleyse Allah yolunda savaşınız ve biliniz ki Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    ALLAH yolunda savaşın. Bilesiniz ki ALLAH İşitir, Bilir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran tüm insanları barışa çağırır (2:208). Nitekim evrensel parola olarak seçilen Selam veya Selamün Aleyküm ifadeleri insanları sürekli barışa çağırır (4:94). Savaşa sadece savunma için izin verilir. Savaşın temel prensipleri için bak 60:8-9.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH yolunda savaşın. Bilesiniz ki ALLAH İşitir, Bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde Allah yolunda çarpışın ve Allah'ın işiten ve bilen olduğunu bilin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde Allah yolunda çarpışın ve Allahın semi' alim olduğunu bilin.

    Erhan Aktaş

    O halde Allah yolunda savaşın. Ve bilin ki: Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde Allah yolunda savaşın. Ve bilin ki: Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde Allah yolunda savaşın. Ve bilin ki: Allah, Her Şeyi İşiten ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Tanrı yolunda savaşın ve bilin ki kuşkusuz Tanrı işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah yolunda muhaarebe edin. Bilin ki şübhesiz Allah hakkıyle işidici, kemaliyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah Semi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (244-245) Allah yolunda savaşın, bilin ki Allah işitendir, bilendir. Her kim Allah’a güzel bir borç verirse (garz -ı hasen) Allah onu çokça katlayarak artırır, Allah tutar da basitleştirir de / sıkar da gevşetir de ona döndürüleceksiniz. 246,247,248,249,250,251, (İSRAİL OĞULLARI MELİĞİ TALUT İLE CALUTUN SAVAŞI Musa’dan sonra ki İsrail oğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Bir vakit nebilerine dediler ki bize bir melik / kral yarat da Allah yolunda savaşalım. (Şembil peygamber) Dedi ki size savaş yazılırsa savaşmayarak isyan mı edeceksiniz? Dediler ki yurtlarımızdan ve oğullarımızdan çıkarılmışken bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ne zaman ki onlara savaş yazıldı birazı hariç savaştan yüz çevirdiler , Allah zalimleri bilir. Onlara nebileri dedi ki; Allah size Talut’u melik olarak yarattı. dediler ki bizim üzerimizde nasıl egemenliği / mülkiyeti olabilir ki? Biz, melikliğe ondan daha layığız ona herhangi bir zenginlik te verilmemiş ki? Dedi ki Allah O’nu sizin için seçti ve onun ilim ve cisim olarak / beden olarak gücünü artırdı , Allah mülkünü istediğine verir, Allah kuşatıcıdır, bilendir. Nebileri onlara dedi ki; Onun Melikliğinin göstergesi / ayeti size sandığı / tabutu getirmesidir , onun iç erisinde Rabbinizden bir sakinlik / sükûn vardır, Musa yakınlarının ve Harun yakınlarının bıraktıkları şeyler vardır. (Musa’nın ayakkabısı Harun’un sarığı kudret helvasından bir parça da olduğu rivayeti var Musa’nın asası da olabilir Tevrat levhaları) Onu melekler taşımaktadır. Eğer ki inanıyorsanız işte bunda kesinlikle sizin için ayet vardır. Talut ordusuyla ayrıldı ve dedi ki Allah kesinlikle sizi nehir i le sınamaktadır, her kim ondan içerse benden değildir, her kim de tek elinin avcuyla azcık ondan alması hariç içmeyen de bendendir, onlardan az bir kısmı hariç ondan içtiler. O ve beraberindeki iman edenler sınavı geçtiklerinde / cevaz verildiğinde (geçemeyenler) onlar dediler ki bugün Calut ve ordusunda karşı bir gücümüz / bir takatimiz kalmadı , Allah’la buluşacaklarını düşünenler de dedi ki Allah’ın izni ile nice az birlik nice çok birliğe galip gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir. Calut ve ordusu görününce / barizleşince dediler ki Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabitle , k afir kavme karşı bize yardım et / nusret eyle. Allah’ın izniyle bozguna uğrattılar / hezimete uğrattılar. Davut ta Câlut’u öldürdü. Allah ta O’na egemenlik /meliklik ve gerekçe / hikmet verdi ve O’na istediğini öğretti. Allah’ın insanların bazısını bazısı ile def etmesi / sav ması olmasaydı arz bozulurdu ve lakin Allah alemlerde fazilet sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah yolunda savaşın ve bilin ki; Allah her şeyi işiten ve bilendir.

    Süleyman Ateş

    Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz Allah yolunda savaşın. Bilin ki sizi dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Şaban Britch

    Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah her şeyi işiten, bilendir.

    Şaban Piriş

    Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah her şeyi işiten, bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah yolunda savaşın ve bilin ki Allah, her şeyi duyar, her şeyi bilir.

  3. Bakara suresi, 245. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 245. ayet. مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥٓ أَضْعَافًا كَثِيرَةً وَٱللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُۜطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Kimdir Allah'a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    Kim Allah'a güzel bir borç dipnot 1 verirse, (Allah) da ona (bunun) pek çok katını verir. Allah dar olarak da verir; bol olarak da verir. Yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Kard-ı hasen] kavramı, Yüce Allah'a verilen "güzel borç" anlamında "karşılığı sadece Allah'tan beklenen yardım" demektir. Bu kavram için bkz. Bakara 2:245; Mâide 5:12; Hadîd 57:11, 18; Teğâbun 64:17; Müzzemmil 73:20.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın kat kat fazlasıyla geri ödeyeceği bir güzel borcu O'na verecek olan kimdir? Allah hem daraltır hem genişletir; ve hepiniz sonunda O'na döndürüleceksiniz.

    Muhammed Esed

    Allah'ın kat kat fazlasıyla geriye ödeyeceği bir güzel borcu O'na verecek olan kimdir? Allah alır ve kat kat fazlasıyla verir; ve hepiniz sonunda O'na döndürüleceksiniz.

    Ahmed Hulusi

    Kim, Allah'a güzel bir ödünç verip de karşılığını katbekat geri almayı ister! Allah kabz eder veya bast eder (tutar, sıkar, daraltır veya açar, genişletir, yayar). . . O'na döndürülmektesiniz!

    Ali Bulaç

    Allah'a karşılığını çok arttırma ile kat kat arttıracağı güzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daraltır ve genişletir ve siz O'na döndürüleceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'a güzel bir ödünç verip de Allah'ın da onun karşılığını kat kat artırarak (kendisine vereceği) kim vardır? Allah, hem daraltır, hem genişletir. (Neticede yine) O' na döndürüleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a kim güzel bir borç verirse, katlanarak ona geri verilir. Çünkü Allah, hem daraltır hem de genişletir. Zaten O'na döndürüleceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın kat kat fazlasıyla geriye ödeyeceği bir güzel borcu O'na verecek kimdir? Allah alır ve kat kat fazlasıyla geri verir; hepiniz sonunda O'na döndürüleceksiniz.

    Edip Yüksel

    Kat kat ödenecek güzel bir ödüncü kim ALLAH'a sunar? Kısan da açan da ALLAH'tır. O'na döndürüleceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kat kat ödenecek güzel bir ödüncü kim ALLAH'a, sunar? Kısan da açan da ALLAH'tır. O'na döndürüleceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kimdir o kişi ki, Allah'a güzel bir borç sunsun da Allah ona birçok katlarını katlayıversin. Allah, hem sıkar, hem açar. Hepiniz döndürülüp O'na götürüleceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hani kim var Allaha bir karzı hasen arz edecek ki Allah ona bir çok katlarını katlayıversin, Allah hem sıkar hem açar, hep de döndürülüb ona götürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş

    Kim Allah'a, Allah'ın karşılığını kat kat vereceği, karşılıksız bir borç vermek dipnot 1 ister? Daraltan da genişleten de Allah'tır. Ve dönüşünüz yalnızca O'nadır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Canını feda ederek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim Allah'a, Allah'ın karşılığını kat kat vereceği, karşılıksız bir borç vermek dipnot 1 ister? Daraltan da genişleten de Allah'tır. Ve dönüşünüz yalnızca O'nadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Canını feda ederek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim Allah'a, Allah'ın karşılığını kat kat vereceği, karşılıksız bir borç vermek dipnot 1 ister? Daraltan da genişleten de Allah'tır. Ve dönüşünüz yalnızca O'nadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Canını feda ederek.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya karşılığını çok arttırma ile kat kat arttıracağı güzel bir borcu verecek olan kimdir? Tanrı daraltır ve genişletir ve siz O'na döndürüleceksiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Kimdir o ki Allaha güzel bir ödünc versin de (Allah da) onu katkat, bir çok artırsın? Allah (kimini) daraltır, (kimini) genişletir. Siz (hepiniz) ancak ona döndürü (lüp götürü) leceksiniz.

    İbni Kesir

    Kimdir o ki; Allah'a güzel bir borç versin de Allah onu kat kat fazlasıyla ödesin. Allah, hem darlaştırır, hem de bollaştırır. Ve O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (244-245) Allah yolunda savaşın, bilin ki Allah işitendir, bilendir. Her kim Allah’a güzel bir borç verirse (garz -ı hasen) Allah onu çokça katlayarak artırır, Allah tutar da basitleştirir de / sıkar da gevşetir de ona döndürüleceksiniz. 246,247,248,249,250,251, (İSRAİL OĞULLARI MELİĞİ TALUT İLE CALUTUN SAVAŞI Musa’dan sonra ki İsrail oğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Bir vakit nebilerine dediler ki bize bir melik / kral yarat da Allah yolunda savaşalım. (Şembil peygamber) Dedi ki size savaş yazılırsa savaşmayarak isyan mı edeceksiniz? Dediler ki yurtlarımızdan ve oğullarımızdan çıkarılmışken bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ne zaman ki onlara savaş yazıldı birazı hariç savaştan yüz çevirdiler , Allah zalimleri bilir. Onlara nebileri dedi ki; Allah size Talut’u melik olarak yarattı. dediler ki bizim üzerimizde nasıl egemenliği / mülkiyeti olabilir ki? Biz, melikliğe ondan daha layığız ona herhangi bir zenginlik te verilmemiş ki? Dedi ki Allah O’nu sizin için seçti ve onun ilim ve cisim olarak / beden olarak gücünü artırdı , Allah mülkünü istediğine verir, Allah kuşatıcıdır, bilendir. Nebileri onlara dedi ki; Onun Melikliğinin göstergesi / ayeti size sandığı / tabutu getirmesidir , onun iç erisinde Rabbinizden bir sakinlik / sükûn vardır, Musa yakınlarının ve Harun yakınlarının bıraktıkları şeyler vardır. (Musa’nın ayakkabısı Harun’un sarığı kudret helvasından bir parça da olduğu rivayeti var Musa’nın asası da olabilir Tevrat levhaları) Onu melekler taşımaktadır. Eğer ki inanıyorsanız işte bunda kesinlikle sizin için ayet vardır. Talut ordusuyla ayrıldı ve dedi ki Allah kesinlikle sizi nehir i le sınamaktadır, her kim ondan içerse benden değildir, her kim de tek elinin avcuyla azcık ondan alması hariç içmeyen de bendendir, onlardan az bir kısmı hariç ondan içtiler. O ve beraberindeki iman edenler sınavı geçtiklerinde / cevaz verildiğinde (geçemeyenler) onlar dediler ki bugün Calut ve ordusunda karşı bir gücümüz / bir takatimiz kalmadı , Allah’la buluşacaklarını düşünenler de dedi ki Allah’ın izni ile nice az birlik nice çok birliğe galip gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir. Calut ve ordusu görününce / barizleşince dediler ki Rabbimiz üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabitle , k afir kavme karşı bize yardım et / nusret eyle. Allah’ın izniyle bozguna uğrattılar / hezimete uğrattılar. Davut ta Câlut’u öldürdü. Allah ta O’na egemenlik /meliklik ve gerekçe / hikmet verdi ve O’na istediğini öğretti. Allah’ın insanların bazısını bazısı ile def etmesi / sav ması olmasaydı arz bozulurdu ve lakin Allah alemlerde fazilet sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim Allah rızası için ( karşılığını beklemeden ) gönlünden bir borç verirse ( veya Allah yolunda harcama yaparsa ) bilsin ki ; Allah bunun karşılığını, mükâfaatını kat kat fazlasıyla öder. Rızkı daraltan da genişleten de Allah’tır ve O ‘na döndürüleceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Kimdir o adam ki, Allah'a güzel bir borç versin de, Allah da ona kat kat fazlasıyla (verdiğini) ödesin! Allah (rızkı) kısar da, açar da. Hep O'na döndürüleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim Allah'a güzel bir ödünç verirse dipnot 1 Allah da ona kat kat fazlasını verir. Allah daraltır da genişletir de. (Sonunda) onun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ödünç" anlamına gelen kard (قرض) kelimesinin mastar anlamı "kesmek"tir. Allah'a verilen güzel ödünç de kişinin Allah rızası için kendi malından ayırıp verdiği yani infak ettiği şeydir. Bir önceki ayette savaştan söz edildiği için savaşa hazırlık amacıyla yapılan harcamalar da bu kapsama girer (Enfal 8/60). Allah, karşılık beklemeksizin kendi yolunda yapılan harcamaları kendisine verilen borç olarak kabul eder ve karşılığını ona kat kat fazlasıyla verir (Bakara 2/261, Hadid 57/11, 18, Teğabun 64/17, Müzzemmil 73/20). Karz-ı hasen yani "güzel ödünç" faizsiz borç anlamında da kullanılır. Çünkü faizsiz borç verme işlemi, Allah rızası için faizden vazgeçmektir. Allah bunun karşılığını kat kat verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim Allah'a güzel bir ödünç verirse, Allah ona kat kat fazlasını verir. Daraltan da Allah'tır, genişleten de. Zaten O'nun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Şaban Britch

    Allah’a güzel bir ödünç verip de Allah’ın da onun karşılığını kat kat artırarak vereceği hani kim var? Allah, hem daraltır, hem genişletir, siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.

    Şaban Piriş

    Allah'a güzel bir ödünç verip de Allah'ın da onun karşılığını kat kat artırarak vereceği hani kim var? Allah, hem daraltır, hem genişletir, siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim var Allah'a güzel bir şekilde borç verecek? Ve Allah böyle birinin verdiğini birçok kez katlayarak artıracaktır. Allah, kabz haliyle kısar, bast haliyle açıp genişletir. Ve yalnız O'na döndürülürsünüz.

  4. Bakara suresi, 246. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 246. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلْمَلَإِ مِنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰٓ إِذْ قَالُوا۟ لِنَبِىٍّ لَّهُمُ ٱبْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُّقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِن كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ أَلَّا تُقَٰتِلُوا۟ قَالُوا۟ وَمَا لَنَآ أَلَّا نُقَٰتِلَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِن دِيَٰرِنَا وَأَبْنَآئِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ تَوَلَّوْا۟ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O, "Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım" diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Musa'dan sonra, İsrailoğulları'nın yöneticilerini dipnot 1 görmedin mi? Peygamberlerine, "Bize bir hükümdar gönder (görevlendir) ki (onun komutasında) Allah yolunda savaşalım." demişlerdi. (O peygamber) "Ya size savaş yazılır (farz kılınır) da savaşmazsanız?" deyince, onlar da "Yurtlarımızdan çıkarılmış, çocuklarımızdan (uzaklaştırılmış olduğumuz) hâlde Allah yolunda neden savaşmayalım ki?" demişlerdi. Kendilerine savaş yazılınca (farz kılınınca), içlerinden azı hariç yüz çevirmişler (kaçmışlar)dı. dipnot 2 Allah zalimleri bilendir. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Hz. Musa'dan sonraki dönemlerde İsrailoğulları'nın yöneticilerinin kendilerine bir hükümdar tayin etmesi için peygamberlerine teklifte bulunduklarını haber vermektedir. Bu halkın tam olarak kimler olduğu ve peygamberlerinin hangi peygamber olduğu ayette açıklanmamaktadır. Ancak bazı meal yazarları ve müfessirler bu peygamberin Samuel/Eşmoil (İsmail), kavminin ise M.Ö. 1020 yıllarında Mısır ve Filistin bölgesinde yaşayan bir topluluk olduğunu ifade etmektedir. (Yazır, [Hak Dini], II, 139; Esed, [Kur'an Mesajı], s. 74'te 236. not). Bu noktada farklı isimler de ileri sürülmektedir. Bu milletin Hz. Davud döneminde yaşadığı, konunun son ayeti olan Bakara 2:251'den anlaşılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada, insanların nankörlüğü ve sözlerinde durmamaları anlatılmakta, verilen sözde durmamanın sebep olacağı sıkıntılara dikkat çekilmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu kişilere "zalim" denmesinin sebebi, yapılması gerekeni yapmamalarıdır. Çünkü "adalet", bir şeyi yerli yerince yapmak; "zulüm" ise bir şeyi yerinden etmek, yapılması gerekeni yapmamak, yapılmaması gerekeni yapmaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerinin, peygamberlerinden birine "Bize bir kral tayin et ki Allah yolunda savaşalım" dediklerini görmedin mi? O da dedi ki: "Ya size savaş emredildikten sonra savaşmaktan geri durarak isyan ederseniz?" Cevap verdiler: "Biz, yurdumuzdan ve çoluk-çocuğumuzdan ayrı düşürülmüşken neden savaşmayalım?" Oysa ki savaşmak onlara emredilince, pek azı dışında hepsi yüz çevirdiler. Allah, gerçek zalimlerin kim olduğunu çok iyi bilmektedir.

    Muhammed Esed

    Musa'dan sonra İsrail oğullarının önde gelenlerinin, peygamberlerden birine: "Bize bir kral tayin et ki Allah yolunda savaşalım!" dediklerini bilmez misin? O: "Ya savaşmanız emredilir de savaştan kaçarsanız?" diye sordu. Onlar: "Biz ve çocuklarımız yurtlarımızdan sürülmüşken Allah yolunda neden savaşmayalım?" diye cevap verdiler. Halbuki savaşmak onlara emredilince, birkaçı dışında, uzak durdular; ama Allah zalimleri çok iyi biliyordu.

    Ahmed Hulusi

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerinden bir grubu görmedin mi? Hani onlar Nebilerine: "Bizim için bir Melik ba's et de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O Nebi de sordu: "Ya üzerinize savaş hükmolur da savaşmazsanız?". . . Dediler: "Biz niye Allah yolunda savaşmayalım ki? Üstelik yurdumuzdan, çocuklarımızdan olmuşken!" Ne zaman ki üzerlerine savaşmak hükmoldu, onlardan pek azı hariç savaşmaktan yüz çevirdiler. Allah zalimleri (onları Esma'sından yaratan olması dolayısıyla) Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi, O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.)" demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı (öngörüldüğü) zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.

    Ali Özek ve heyeti

    Mûsâ'dan sonra İsrâioğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Kendilerine gönderilmiş bir peygambere: «Bize bir hükümdar gönder ki (onun komutasında) Allah yolunda savaşalım» demişlerdi. (O da onlara:) «Ya size savaş farz kılınır da savaşmazsanız?» dedi. «Yurtlarımızdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda neden savaşmayalım?» dediler. Kendilerine savaş farz kılınınca, içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah zâlimleri en iyi bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Musa'dan sonra, İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Kendilerine gelen bir peygambere, şöyle dediler: "Bize, bir kral gönder; Allah'ın yolunda savaşalım!" O da "Savaş üzerinize yazılmasına karşın savaşmazsanız?" dedi. "Allah'ın yolunda neden savaşmayalım? Üstelik yurdumuzdan ve oğullarımızdan uzaklaştırıldık!" dediler. Fakat onların üzerine savaş yazılınca, çok azı dışında yüz çevirdiler. Allah, haksızlık yapanları zaten bilir. dipnot 46

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 46
      İsrailoğullarının bir kral istemesi, Tevrat,
      I. Samuel 8:5 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 8:5

      Ona, “Bak, sen yaşlandın” dediler, “Oğulların da senin yolunda yürümüyor. Şimdi, öteki uluslarda olduğu gibi, bizi yönetecek bir kral ata.”

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetinde, şöyle yazılıdır: "Bak, sen yaşlandın; oğulların da senin yolunda yürümüyor. Şimdi, bizi yönetecek bir kral belirle."

    Bayraktar Bayraklı

    Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın önde gelenlerinin, peygamberlerinden birine,"Bize bir hükümdar tayin et ki Allah yolunda savaşalım" dediklerini bilmez misin? O,"Ya savaşmanız emredilir de savaşmaktan kaçınırsanız?" dediğinde, onlar,"Biz ve çocuklarımız yurtlarımızdan sürülmüşken, Allah yolunda neden savaşmayalım?" diye cevap verdiler. Halbuki savaşmak onlara emredilince birkaçı dışında uzak durdular. Allah zalimleri iyi bilmektedir.

    Edip Yüksel

    Şu olay dikkatini çekmedi mi? İsrail oğullarının ileri gelenleri, Musa'dan sonra peygamberlerinden birine, "Bize bir lider atasan da ALLAH uğrunda savaşsak" demişlerdi. "Ya savaş gerekir de savaşmazsanız?!" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan ve çocuklarımızdan uzaklaştırılmış durumda iken neden ALLAH yolunda savaşmayalım" diye karşılık vermişlerdi. Fakat kendilerine savaş farz edilince pek azı hariç yüz çevirdiler. ALLAH zalimleri Bilir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Aynı olay, Tevrat'ın 1. Samuel, Bab 9, ayet 10 ‘da anlatılır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şu olay dikkatini çekmedi mi? İsrailoğullarının ileri gelenleri, Musa'dan sonra peygamberlerinden birine, 'Bize bir kral atasan da ALLAH uğrunda savaşsak,' demişlerdi. 'Ya savaş gerekir de savaşmazsanız?!,' demişti. Onlar, 'Yurdumuzdan ve çocuklarımızdan uzaklaştırılmış durumda iken neden ALLAH yolunda savaşmayalım,' diye karşılık vermişlerdi. Fakat kendilerine savaş farzedilince pek azı hariç yüz çevirdiler. ALLAH zalimleri Bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerine baksana! Hani peygamberlerinden birine: "Bize bir hükümdar gönder, Allah yolunda savaşalım." dediler. O: "Ya üzerinize farz edilir de savaşmamazlık ederseniz?" dedi. Onlar: "Neden Allah yolunda savaşmayalım? Yurtlarımızdan çıkarıldık, çocuklarımızdan ayrı bırakıldık." dediler. Bunun üzerine savaş, kendilerine farz kılındığı zaman, pek azı dışındakiler dönüverdiler. Allah, o zalimleri bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Baksan a Beni İsrailin Musadan sonra yüze gelenlerine hani bir Peygamberlerine "bize bir melik gönder Allah yolunda muharebe edelim" dediler, nasıl dedi, üzerinize farz kılınırsa muharebe etmeyi verir misiniz? biz, dediler, neye muharebe etmiyelim? yurdlarımızdan çıkarıldık evladlarımızdan cüda edildik, vektaki bunun üzerine muharebe kendilerine farz kılındı fakat pek azından maadası dönüverdiler, Allah o zalimleri bilir

    Erhan Aktaş

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının meleleri dipnot 1 , Nebi'lerine: "Bize bir komutan tayin et de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O: "Ya savaş üzerinize yazılır dipnot 2 da savaşmazsanız?" dedi. Onlar: "Yurdumuzdan çıkarılıp çocuklarımızdan koparılmışken, niçin Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Fakat üzerlerine savaş yazılınca dipnot 3 da içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları sınıfı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerekli görülür, hüküm verilir, zorunlu kılınır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Gerekli görülünce, hüküm verilince.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın meleleri dipnot 1 , nebilerine: "Bize bir komutan tayin et de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O: "Ya savaş üzerinize yazılır dipnot 2 da savaşmazsanız." dedi. Onlar: "Yurdumuzdan çıkarılıp çocuklarımızdan koparılmışken, niçin Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Fakat üzerlerine savaş yazılınca dipnot 3 da içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları sınıfı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gerekli görülür, hüküm verilir, zorunlu kılınır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Gerekli görülünce, hüküm verilince.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın ileri gelenlerinin, nebilerinden birine: "Bize bir komutan tayin et de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O: "Ya savaş üzerinize farz kılınır da savaşmazsanız." demişti. Onlar: "Yurdumuzdan çıkarılıp çocuklarımızdan koparılmışken, niçin Allah yolunda savaşmayalım?" demişlerdi. Fakat üzerlerine savaş yazılınca da içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.

    Gültekin Onan

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani nebilerinden birine: "Bize bir melik gönder de Tanrı yolunda savaşalım" demişlerdi. O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Tanrı yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık)" demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı zaman, az bir kısmı dışında yüz çevirdiler. Tanrı zalimleri bilir.

    Hasan Basri Çantay

    Musadan sonra İsrail oğullarının ileri gelenlerine bakmadın mı? Hani onlar, peygamberlerine "Bize bir hükümdar gönder (ta'yin et) de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O (da): "Ya üzerinize bir muhaarebe yazılıb (farz edilib) de savaşı tutmayıverirseniz?" demişdi. Onlar (şöyle) söylemişlerdi: "Allah yolunda neye savaşmayalım? Hem hakıykaten yurdlarımızdan çıkarıldık, hem evladlarımızdan (mahrum edildik)". Fakat vakta ki uhdelerine savaş yazıldı, içlerinden birazı müstesna olmak üzere, (muhaarebeden) yüz çevirdiler. Allah çok iyi bilicidir o zaalimleri.

    İbni Kesir

    Musa'dan sonra İsrailoğullarından bir cemaate bakmadın mı? Hani, onlar peygamberlerine bize bir hükümdar gönder ki, Allah yolunda savaşalım, dediler. Peygamberleri de: Üzerinize savaş farz edilir de ya savaşmazsanız? dedi. Onlar dediler ki: Biz Allah yolunda neden savaşmayalım? Hem yurtlarımızdan çıkarıldık, hem de oğullarımızdan (ayrıldık) . Fakat onların üzerine savaş farz edildiği vakit, içlerinden pek azı müstesna hep geri döndüler. Allah, zalimleri çok iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ'dan sonra İsrailoğulları'nın ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine: "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. Peygamberleri:" Ya, savaş size farz olunca savaşmazsanız?" demişti. "Bizler neden Allah yolunda savaşmayalım ki, biz yurtlarımızdan ve oğullarımızdan uzaklaştırıldık" demişlerdi. Fakat üzerlerine savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç yüz çevirdiler. Allah, zalimleri şüphesiz bilir.

    Süleyman Ateş

    Musa'dan sonra İsrail oğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerine: "Bize bir hükümdar gönder, (onun önderliğinde) Allah yolunda savaşalım." demişlerdi. "Ya size savaş yazılınca savaşmazsanız?" dedi. Dediler: "Bizler neden Allah yolunda savaşmayalım ki; oysa biz yurtlarımızdan ve oğullarımızın arasından çıkarılıp sürüldük?" Fakat kendilerine savaş yazılınca, içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa'dan sonra, İsrailoğullarının önde gelenlerini gözünde canlandırmaz mısın? Bir gün nebilerine: dipnot 1 "Bize bir kral görevlendir de Allah yolunda savaşalım!" demişlerdi. O da: "Ya savaş emredilir de savaşmazsanız?" dedi. Onlar: "Hem yurtlarımızdan hem çocuklarımızdan ayrı düşürülmüşken ne diye Allah yolunda savaşmayalım!" dediler. Ne zaman ki savaş onlara farz kılındı, pek azı dışında hepsi vazgeçti. dipnot 2 Allah o zalimleri iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta, burada sözü geçen nebinin Samuel, kral olarak atanan kişinin de Saul olduğu ifade edilir. (Bkz
      1. Samuel 9:15-17 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 9:15

      Saul gelmeden bir gün önce RAB Samuele şunu açıklamıştı:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ve 1.Samuel 8-9 babları).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'dan sonra, İsrailoğullarının ileri gelenlerini gözünde canlandırmadın mı? Onlar Nebilerine "İçimizden bir başkomutan dipnot 1 çıkar da Allah yolunda savaşalım!" demişlerdi. "Ya savaş emredilir de savaşmazsanız?" dedi. "Kaybedecek neyimiz kaldı ki Allah yolunda savaşmayalım! Hem yurtlarımızdan çıkarılmışız hem çocuklarımızdan ayrı düşürülmüşüz." dediler. Savaş üzerlerine yazılınca, pek azı dışında hepsi kaçıverdi. O zalimleri bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yönetim ve yetki elinde olana melik denir. Buradaki melik, savaşı yönetecek kişi olduğu için başkomutan demektir.

    Şaban Britch

    Musa’dan sonra İsrailoğulları'nın ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine: Bize, bir hükümdar gönder de, Allah yolunda savaşalım demişlerdi. Peygamberleri: Ya, savaş size farz olunca savaşmazsanız? demişti. Bizler neden Allah yolunda savaşmayalım ki, biz yurtlarımızdan ve oğullarımızdan uzaklaştırıldık, demişlerdi. Fakat üzerlerine savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç yüz çevirdiler. Allah, zalimleri şüphesiz bilir.

    Şaban Piriş

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine: -Bize, bir hükümdar gönder de, Allah yolunda savaşalım demişlerdi. Peygamberleri: -Ya, savaş size farz olunca savaşmazsanız? demişti de: -Bizler neden Allah yolunda savaşmayalım ki, biz yurtlarımızdan ve oğullarımızdan uzaklaştırıldık, demişlerdi. Fakat üzerlerine savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç yüz çevirdiler. Allah, zalimleri şüphesiz bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın kodamanlar meclisini görmedin mi? Kendilerine gelen bir peygambere şöyle demişlerdi: "Bize bir kral gönder, Allah yolunda çarpışalım." Peygamber dedi ki: "Üstünüze savaş yazılır da savaşmazsanız ne olacak?" Dediler ki: "Nasıl olur da Allah yolunda savaşmayız? Yurtlarımızdan çıkarıldık, oğullarımızdan uzak düşürüldük." Nihayet, üzerlerine savaş yazıldığında pek azı hariç yüz çevirdiler. Allah, zalimleri çok iyi bilir.

  5. Bakara suresi, 247. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 247. ayet. وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكًا قَالُوٓا۟ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُ ٱلْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ أَحَقُّ بِٱلْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِّنَ ٱلْمَالِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُۥ بَسْطَةً فِى ٱلْعِلْمِ وَٱلْجِسْمِ وَٱللَّهُ يُؤْتِى مُلْكَهُۥ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona zenginlik de verilmemiştir" dediler. Peygamberleri şöyle dedi: "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Peygamberleri onlara "Elbette Allah, Talut'u dipnot 1 size hükümdar olarak gönderdi (görevlendirdi)" deyince, onlar "Biz hükümdarlığa daha layık olduğumuz hâlde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar verilmemişken, nasıl o bize hükümdar olur?" demişlerdi. (O peygamber) şöyle demişti: "Allah onu sizin üzerinize seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah, hükümdarlığı dilediğine (layık olana) verir. Allah, (imkânları) geniş olandır, bilendir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Talut], hükümdar olarak belirlenen, uzun, kuvvetli bir şahıs olarak tanımlanabilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Peygamberleri onlara, "İşte, Allah size Talut'u hükümdar tayin etti" deyince şöyle karşı çıktılar: "Biz yönetime ondan daha layıkken ve ona büyük bir servet de verilmemişken, nasıl olur da o bizim üzerimize otorite sahibi olabilir ki?" Cevap verdi: Çünkü Allah onu seçti, ilimde kuşatıcı bir derinlik ve fiziki üstünlük sahibi kıldı. Ve Allah otoriteyi dilediğine bahşeder: zira Allah sınırsız güç sahibidir, her şeyi bilendir.

    Muhammed Esed

    Ve onların peygamberi, toplumunun önde gelenlerine, "Bakın," dedi, "Allah Talut'u size kral olarak tayin etti." Onlar: "Biz hükümranlığa ondan daha çok layık iken nasıl bizim üzerimizde hüküm sahibi olabilir?" dediler. (Peygamber) "Bakın," dedi, "Allah onu sizden daha üstün kılmış ve ona derin bilgi ve mükemmel bir beden bahşetmiştir. Ve Allah, hükümranlığı istediğine verir: zira Allah her şeyi kuşatan, her şeyi bilendir."

    Ahmed Hulusi

    Nebileri onlara dedi ki: "Muhakkak ki Allah, Talut'u sizin için Melik olarak ba's etti. " Dediler: "Nasıl olur da o bizim üzerimize mülk sahibi olur? Biz mülkümüze ondan daha çok hak sahibiyiz. Üstelik servet itibarıyla zengin de değildir. " Nebileri dedi ki: "Muhakkak ki Allah onu sizin üzerinize seçti, ilimde derinlik, bedende genişlik verdi. " Allah mülkünü (mülkünde tasarrufu) dilediğine verir. Allah Vasi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedeni gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir."

    Ali Özek ve heyeti

    Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Tâlût'u size hükümdâr olarak gönderdi, dedi. (Bunun üzerine onlar:) Biz, hükümdârlığa daha lâyık olduğumuz halde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar verilmemişken o bize nasıl hükümdâr olur? dediler. (Peygamberleri de onlara:) «Allah sizin üzerinize onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah (fazlı ve lütfu) geniş olan ve herşeyi hakkıyla bilendir» dedi.

    Ali Rıza Safa

    Peygamberleri, onlara, şöyle dedi: "Allah, Talut'u, size kral olarak gönderdi!" Dediler ki: "Yönetim hakkına ondan daha çok yaraşır olmamıza karşın, üstelik ona bir varlık da verilmemişken, nasıl olur da bize kral olabilir?" Dedi ki: "Allah, onu üzerinize seçti; onun bilgisini ve gücünü artırdı. Allah, yönetimi dilediğine verir. Çünkü Allah, Lütfu Geniştir; Bilendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onların peygamberi, toplumunun önde gelenlerine, "Bakın" dedi;"Allah, Talut'u size hükümdar olarak tayin etti!" Onlar,"Biz hükümdarlığa ondan daha layık iken ve ona fazla bir servet de verilmemişken nasıl bizim üzerimize hüküm sahibi olabilir?" dediler. Peygamber,"Bakın" dedi;"Allah onu sizden daha üstün kılmış, ona derin bilgi ve mükemmel bir beden bahşetmiştir. Allah hükümranlığı istediğine verir; zira Allah, her şeyi kuşatan ve her şeyi bilendir."

    Edip Yüksel

    Peygamberleri onlara, "ALLAH size lider olarak Talut'u atadı" dedi. Onlar, "Biz yönetime ondan daha layık olduğumuz halde nasıl olur da üzerimize buyruk sahibi olabilir? Üstelik zengin biri de değil" dediler. O da, "ALLAH onu üzerinize seçti. Onun bilgi ve beden gücünü arttırdı" dedi. ALLAH mülkünü dilediğine verir. ALLAH Cömerttir, Bilendir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Liderde bulunması gereken niteliklerin arasında bilgi ve vücut sağlığının önemli olduğu anlaşılıyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Peygamberleri onlara, 'ALLAH size kral olarak Talut'u atadı,' dedi. Onlar, 'Biz yönetime ondan daha layık olduğumuz halde nasıl olur da üzerimize buyruk sahibi olabilir? Üstelik zengin biri de değil,' dediler. O da, 'ALLAH onu üzerinize seçti. Onun bilgi ve beden gücünü arttırdı,' dedi. ALLAH mülkünü dilediğine verir. ALLAH Cömerttir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Peygamberleri onlara: "İşte Allah, size hükümdar olarak Talut'u gönderdi." demişti. Onlar: "O nasıl bize hükümdar olabilir ki? Halbuki biz hükümdarlığa ondan daha layıkız. O, malca da bir bolluk verilmiş biri değil." dediler. Peygamber: "Onu, Allah size hükümdar seçmiş, bilgi ve fizikçe artırmıştır, hem Allah, hükümdarlığı dilediğine verir. Allah geniş mülk sahibi, her şeyi bilendir." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Peygamberleri onlara işte, demişti: Allah size melik olmak üzere Talutu gönderdi, A! dediler, ona bizim üzerimize melik olmak nereden? melikliğe biz ondan daha layık iken; malce bir genişliğe de nail edilmiş değil, onu, dedi: sizin üzerinize Allah intihab etmiş ve ilimde, cisimde ona ziyade bir vüs'at vermiş, hem Allah mülkünü dilediğine verir, Allah vasi'dir alimdir

    Erhan Aktaş

    Nebi'leri onlara: "Allah size Talut'u komutan olarak tayin etti." dedi. Onlar: "Biz komutanlığa ondan daha layık olduğumuz ve o fazla bir servete de sahip değilken, bize nasıl komutan olabilir?" dediler. O da: "Allah, onu üzerinize seçti, ona geniş bir bilgi ve üstün bir güç verdi." dedi. Zira Allah, gücü hak edene verir. Allah, Her Şeyi Kuşatan ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nebileri onlara: "Allah size Talut'u komutan olarak tayin etti." dedi. Onlar: "Biz komutanlığa ondan daha layık olduğumuz ve o fazla bir servete de sahip değilken, bize nasıl komutan olabilir?" dediler. O da: "Allah, onu üzerinize seçti, ona geniş bir bilgi ve üstün bir güç verdi." dedi. Zira Allah, gücü hak edene verir. Allah, Her Şeyi Kuşatan ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nebileri onlara: "Allah size Talut'u komutan olarak tayin etti." dedi. Onlar: "Biz komutanlığa ondan daha layık olduğumuz ve o fazla bir servete de sahip değilken, bize nasıl komutan olabilir?" dediler. O da: "Allah, onu üzerinize seçti, ona geniş bir bilgi ve üstün bir güç verdi." dedi. Zira Allah, gücü dilediğine verir. Allah, Her Şeyi Kuşatan ve Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Onlara peygamberleri dedi ki: "Tanrı size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa ona göre çok daha hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Tanrı size onu seçti ve onun bilgisini ve bedensel gücünü arttırdı. Tanrı kime dilerse mülkünü verir; Tanrı (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir."

    Hasan Basri Çantay

    Onlara peygamberleri: "Hakıykat, Allah size bir padişah olarak Taalut'u göndermişdir" dedi. Dediler ki: "Biz hükümdarlığa ondan daha layık iken ve ona maldan da bir bolluk verilmemişken nasıl olur da bizim başımızda padişahlık onun olabilir?" (Peygamber) dedi: "Şübhesiz Allah onu sizin üstünüze beğenib seçmişdir. Ona bilgice, vücudca (kuvvetçe) de bir üstünlük vermişdir. Allah mülkünü kime dilerse ona verir. Allah (in rahmeti, ilmi her şey'e yaygın ve lutf-ü keremi) boldur. Gerçek bilicidir.

    İbni Kesir

    Peygamberleri onlara dedi ki: İşte Allah hükümdar olarak size Talut'u gönderdi. Onlar: Biz hükümdarlığa ondan daha layık iken ve ona malca bolluk da verilmemişken nasıl olur da bizim başımıza hükümdar olabilir? dediler. Peygamberleri de dedi ki: Allah onu sizin üstünüzde beğenip seçmiştir. O'na bilgice ve vücutça da bir üstünlük vermiştir. Şüphesiz ki Allah; mülkünü dilediğine verir. Ve Allah, Vasi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Peygamberleri onlara, dedi ki: Allah, Tâlût’u size hükümdar gönderdi. O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona, malca da bir bolluk verilmemiştir, dediler. Peygamber de: Allah, onu sizin üzerinize seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah’ın lütfu geniştir. O, her şeyi bilendir, dedi.

    Süleyman Ateş

    Peygamberleri onlara dedi ki: "Allah Talut'u size hükümdar gönderdi." Dediler ki: "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layıkız, ona bol mal da verilmemiştir." Dedi: "Allah onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah mülkünü dilediğine verir. Allah(ın lutfu) geniştir, (O, herşeyi) bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Nebileri onlara "Allah, size kral olarak Talut'u görevlendirdi" dedi. Onlar da: "O bize nasıl kral olabilir! Krallık ondan çok bizim hakkımızdır. Ona fazla bir mal verilmiş de değil!" dediler. dipnot 1 Nebileri ise şöyle dedi: "Onu başınıza Allah seçti. Ona, bilgi ve vücut bakımından üstünlük de verdi. Allah yetkiyi, tercih ettiğine verir. dipnot 2 Allah, imkanları geniş olan ve daima bilendir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat /
      1. Samuel 10/27 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 10:27

      Ama bazı kötü kişiler, “O bizi nasıl kurtarabilir?” diyerek Saul'u küçümsediler ve ona armağan vermediler. Saul ise buna aldırmadı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      .
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nebileri onlara "Size başkomutan olarak Allah, Talut'u çıkardı." dedi. "O bize nasıl komutan olabilir? Başkomutanlık ondan çok bizim hakkımızdır. Onun fazla bir malı da yok!" dediler. Nebi, "Onu, sizin üzerinize Allah seçti. Ona, bilgi ve vücut bakımından üstünlük verdi. Allah yetkiyi, tercih ettiğine verir." dedi. İmkanları geniş olan ve her şeyi bilen Allah'tır.

    Şaban Britch

    Peygamberleri onlara, dedi ki: Allah, Talût’u size hükümdar gönderdi. O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona, malca da bir bolluk verilmemiştir, dediler. Peygamber de: Allah, onu sizin üzerinize seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah’ın lütfu geniştir. O, her şeyi bilendir, dedi

    Şaban Piriş

    Peygamberleri onlara, dedi ki: -Allah, Talut'u size hükümdar gönderdi. -O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layıkız. Ona, malca da bir bolluk verilmemiştir, dediler. Peygamber de: -Allah, onu sizin üzerinize seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah'ın lütfu geniştir. O, her şeyi bilendir, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Peygamberleri onlara dedi ki: "Allah, Talut'u size kral gönderdi." Şöyle konuştular: "O bizim üzerimizde nasıl saltanat kurabilir? Yönetimde biz ondan daha çok hak sahibiyiz. Ona bir mal genişliği de verilmemiştir." Peygamber dedi ki: "Allah onu seçip size üst olarak gönderdi. Onu bilgi ve beden gücü yönünden üstün kıldı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, mülkü genişletendir, her şeyi bilendir.

  6. Bakara suresi, 248. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 248. ayet. وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ءَايَةَ مُلْكِهِۦٓ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحْمِلُهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa ailesinin, Harun ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır."

    Mehmet Okuyan

    Peygamberleri onlara şöyle demişti: "Onun hükümdarlığının işareti, meleklerin taşıdığı, içinde Rabbinizden bir ferahlık ve sükûnet, Musa'nın ailesinin ve Harun'un ailesinin bıraktıklarından bir kalıntı bulunan Tâbût'un dipnot 1 size gelmesidir. İnananlarsanız şüphesiz ki bunda sizin için bir delil vardır.""

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Tâbût], Hz. Musa'nın emanetlerinin bulunduğu sandıktır. Yüce Allah söz konusu toplumun yöneticilerine, Talut'un görevlendirilmesiyle ilgili delil olarak peygamberlerinin kendilerine o Tâbût'un gelmesini söylediğini ifade etmektedir. Burada sözü edilen [Tâbût], o dönemde bilinen ve itibar gören bir nesne olduğu için [et-tâbût] kelimesinin başında [eliflâm] takısı getirilmektedir. Anlaşılıyor ki [Tâbût]'un içinde o günkü muhatapları ikna edebilecek, konuyla ilgili anlaşmazlıkları bitirebilecek, hatta Talut'un görevlendirilmiş olduğuna dair bir bilgi mevcuttu. Eski kaynaklarımızdaki bilgilere göre ise bu sandığın içerisinde Tevrat'ın orijinal metinleri, Hz. Musa ile Hz. Harun'un şahsî eşyaları ve Hz. Musa'nın asası bulunuyordu (Taberî, [Câmi‘u'l-beyân], II, 606-617; Zemahşerî, [el-Keşşâf], I, 289).

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Peygamberleri onlara dedi ki: "Bakın, onun otoritesini meşru kılan belge olarak size içinde Rabbiniz tarafından bahşedilmiş bir gönül huzuru ile Musa'nın ailesi ve Harun'un ailesinden geriye kalan, meleklerin yüklediği bir gönül bağışlanacaktır. Eğer gerçekten inanıyorsanız, bunda sizin için bir işaret vardır."

    Muhammed Esed

    Ve Peygamberleri olan, "Bakın, meşru hükümranlığın bir işareti olarak size içinde Rabbiniz tarafından bahşedilmiş bir iç huzuru, bir sükunet bulunan ve Musa'nın ve Harun'un ailelerinden geriye kalmış olup da meleklerce muhafaza edilen mirası içinde barındıran bir kalp bağışlanacaktır. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız, bunda sizin için bir işaret vardır" dedi.

    Ahmed Hulusi

    Nebileri onlara dedi ki: "Muhakkak ki onun hükümranlığının işareti, o tabutun (kalbin - şuurun) size gelmesidir. Ki onun içinde Rabbinizden bir sekine (iç huzuru - ferahlık), Musa ve Harun neslinden bir geriye kalan (ilim) vardır. Onu melaike (nefsinizdeki Esma kuvveleri) getirecektir. Muhakkak ki bunda kesin açık bir işaret vardır, eğer iman ehli iseniz. "

    Ali Bulaç

    Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: "Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır."

    Ali Özek ve heyeti

    Peygamberleri onlara: Onun hükümdârlığının alâmeti, içinde, Rabbinizden gelen bir gönül rahatlığıyla Mûsâ ve Harun ailesinin bıraktığı şeylerden artakalanların bulunduğu ve meleklerin taşıdığı sandığın gelmesidir. Eğer mü'min iseniz sizin için bunda şüphesiz (ibret alınacak) bir delil vardır, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Peygamberleri, onlara, şöyle dedi: "Onun yönetiminin kanıtı, sandığın size gelmesidir. Onda, Efendinizden bir dinginlik, Musa ailesinin ve Harun ailesinin geriye bıraktıklarından kalıntılar vardır; onu, melekler taşır. Aslında, işte bunda, sizin için kesinlikle bir gösterge vardır; eğer inanıyorsanız?" dipnot 47

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 47
      Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda "Sandık"olarak çevrilen "Tabutü" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde, "Tabut" veya "Kalıntı" biçiminde çevrilmiş ve Tevrat ayetlerinde geçen, "On Emir yazıtlarının saklandığı sandık" olarak yorumlanmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamberleri onlara,"Onun hükümranlığının delili, tabutun/sandukanın size gelmesidir. Meleklerin taşıdığı o tabutun/sandukanın içinde Rabbinizden size bir huzur; Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir kalıntı vardır. Eğer inanmış kimseler iseniz sizin için bunda şüphesiz bir ders vardır" dedi.

    Edip Yüksel

    Peygamberleri onlara: "Onun hükümdarlığının kanıtı, sandığın size gelmesidir. Onda Efendinizden bir huzur ve Musa ile Harun'un halkının geriye bıraktığı bir kalıntı bulacaksınız. Onu melekler taşımaktadır. Gerçeği onaylıyorsanız bunda sizi ikna edecek bir delil var."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Peygamberleri onlara: 'Onun hükümdarlığının kanıtı, sandığın size gelmesidir. Onda Rabbinizden bir huzur ve Musa ile Harun'un halkının geriye bıraktığı bir kalıntı bulacaksınız. Onu melekler taşımaktadır. İnanıyorsanız bunda sizi ikna edecek bir delil var.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Peygamberleri onlara: "Haberiniz olsun, onun hükümdarlığının alameti, içinde sizlere Rabbından bir rahatlık ve Musa ile Harun ailesinin bıraktıklarından bir kısmı bulunan bir sandığın gelmesi olacaktır. Onu melekler getirecektir. Eğer inanan kişilerseniz, elbette size bunda kesin bir delil vardır." demişti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Peygamberleri onlara şunu da söylemişdi: Haberiniz olsun onun melikliğinin alameti size o Tabutun gelmesi olacaktır, ki onda rabbınızdan bir sekine ve ali Musa ile ali Harunun metrükatından bir bakiyye vardır, onu Melaike getirecektir, elbette bunda size kat'i bir alamet vardır, eğer mü'minlerseniz

    Erhan Aktaş

    Nebi'leri onlara: "Onun komutanlık kanıtı, içinde Rabb'inizden bir sekine dipnot 1 ve Musa ile Harun soyundan bakiye kalanların bulunduğu ve meleklerin dipnot 2 taşıdığı, yüklendiği bir sandığın size gelmesidir. Eğer iman edenlerdenseniz, kuşkusuz bunda sizin için kesin bir ayet dipnot 3 vardır." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Teskin edici, dinginlik ve huzur verici şey. Sandığın içinde olanlara kavuşmanın verdiği mutluluk.
    2. metne dön, dipnot 2
      Melek" kelimesinin çoğulu "melaike"dir. "Kuvvet, mülk, melik, yönetim gücü, elçi, haber verici" demek olan "melek" kelimesi, terim olarak, Allah'ın bütün emirlerine uyan, O'na hiç isyan etmeyen varlıkları ifade etmektedir (Bkz. 21:27). Melek, aynı zamanda Allah'ın kullandığı "güç" güçlü varlık demektir. Melek, Kur'an'da ayrıca, "hafıza, koruyucu melek, cesaret, rüzgar, zorba anlamında ve bu ayette de ifade edildiği gibi yük taşıyan varlılar/hayvanlar anlamlarında da kullanılmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kanıt.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nebileri onlara: "Onun komutanlık kanıtı, içinde Rabb'inizden bir sekine dipnot 1 ve Musa ile Harun soyundan bakiye kalanların bulunduğu ve meleklerin dipnot 1 taşıdığı, yüklendiği bir sandığın size gelmesidir. Eğer inanmış kimselerseniz, kuşkusuz bunda sizin için kesin bir ayet dipnot 3 vardır." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Teskin edici, dinginlik ve huzur verici şey. Sandığın içinde olanlara kavuşmanın verdiği mutluluk.
    2. metne dön, dipnot 2
      Güçlü varlıkların. Melek, aynı zamanda Allah'ın kullandığı "güç" güçlü varlık demektir
    3. metne dön, dipnot 3
      Kanıt.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nebileri onlara: "Onun komutanlık kanıtı, içinde Rabb'inizden bir sekine dipnot 1 ve Musa ile Harun soyundan bakiye kalanların bulunduğu ve meleklerin/güçlü varlıkların taşıdığı, yüklendiği bir sandığın size gelmesidir. Eğer inanmış kimselerseniz, kuşkusuz bunda sizin için kesin bir ayet dipnot 2 vardır." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Teskin edici, dinginlik ve huzur verici şey.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kanıt.

    Gültekin Onan

    Peygamberleri onlara (şöyle) dedi: "Onun hükümdarlığının ayeti size Tabutun gelmesi (olacaktır ki) onda rabbinizden 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inançlılar iseniz, bunda kuşkusuz sizin için bir ayet vardır."

    Hasan Basri Çantay

    Peygamberleri onlara (şöyle de) söyledi: "Gerçek, onun hükümdarlığının açık alameti size o Tabutun gelmesi olacakdır ki içinde Rabbinizden bir sekinet ve Musa haanedaniyle Harun ailesinin metrukatından bir bakiyye vardır. Meleklere onu yüklen (ib getir) ecekdir. Elbette bunda size kafi bir alamet (ve ibret) vardır, eğer iman etmiş (kimse) lerseniz.

    İbni Kesir

    Peygamberi onlara dedi ki: Gerçekten onun hükümdarlığının alameti size Tabut'un gelmesidir ki, onda Rabbınızdan bir "Sekine" ve Musa hanedanıyla Harun hanedanının terkettiklerinden bir kalıntı vardır. Melekler onu yüklenecektir. Şayet inananlardan iseniz; elbette bunda, sizin için kesin bir ayet vardır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Peygamberleri onlara, “Onun hükümdarlığının alameti, size sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden gelen bir huzur, Mûsâ ailesinin ve Hârûn ailesinin bıraktıklarından kalanlar vardır ve onu melekler taşır. Eğer iman etmişseniz, bunda sizin için apaçık delil vardır” dedi.

    Süleyman Ateş

    Ve peygamberleri onlara dedi ki; "Onun hükümdarlığının alameti, içinde Rabbinizden bir huzur ve Musa ailesinin, Harun ailesinin geriye bıraktığından bir kalıntı bulunan, meleklerin taşıdığı (Allah'ın Ahid sandığı) Tabut'un size gelmesidir. Eğer inanıyorsanız bunda sizin için (Talut'un hükümdarlığına) kesin bir alamet vardır."

    Süleymaniye Vakfı

    Nebileri onlara dedi ki: "Ona krallık verildiğinin belgesi, size o sandığın dipnot 1 gelmesidir. İçinde Rabbinizden sizi rahatlatacak bir şey, bir de Musa ve Harun ailelerinin bıraktığı hatıralar dipnot 2 olacak ve onu melekler taşıyacaktır. Eğer inanıyorsanız bunda sizin için gerçek bir ayet /gösterge vardır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O sandık, on emrin yazılı olduğu levhaların (A'raf 7/145, 150, 154) muhafaza edildiği Ahid Sandığıdır. Bu sandık ile ilgili olarak Tevrat'ta Allah'ın Musa aleyhisselama verdiği şu emirler yer alır: "Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun. İçini de dışını da saf altınla kapla. Çevresine altın pervaz yap. Dört altın halka döküp dört ayağına tak. İkisi bir yanda, ikisi öbür yanda olacak. Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla. Sandığın taşınması için sırıkları yanlardaki halkalara geçir. Sırıklar sandığın halkalarında kalacak, çıkarılmayacak. Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy." (Tevrat, Mısır'dan Çıkış 25:10-16).
    2. metne dön, dipnot 2
      Sandığın içinde ne olduğu Tevratta, İbraniler 9:3-4 bölümünde anlatılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nebileri onlara dedi ki: "Ona komutanlık verildiğinin işareti, size Sandık'ın dipnot 1 gelmesidir. İçinde Sahibinizden (Rabbinizden) sizi rahatlatacak bir şey, Musa ve Harun ailelerinin bıraktığı hatıralar olacak ve onu melekler taşıyacaktır. Eğer inanıyorsanız bunda sizin için gerçek bir gösterge vardır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      On emrin yazılı olduğu levhaların muhafaza edildiği sandık. (Abdurrahman KÜÇÜK, Ahid Sandığı, DİA)

    Şaban Britch

    Ve yine onlara Peygamberleri şöyle dedi: O’nun, hükümdarlığının alameti sandığın size gelmesidir. Onun içinde Rabbinizden bir ferahlık ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin geriye bıraktıklarından bir kalıntı vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanıyorsanız, bunda sizin için kesin bir alâmet vardır.

    Şaban Piriş

    Ve yine onlara Peygamberleri, şöyle dedi: -O'nun, hükümdarlığının alameti sandığın size gelmesidir. Onun içinde Rabbiniz'den bir ferahlık ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin geriye bıraktıklarından bir kalıntı vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanıyorsanız, bunda sizin için kesin bir alamet vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nebileri onlara şöyle söyledi: "Onun mülk ve saltanatının belirtisi o Tabutun size gelmesidir. Onun içinde Rabb'inizden bir huzur, Harun hanedanının, Musa hanedanının bıraktığından bir kalıntı vardır, Onu melekler taşır. Eğer iman sahipleri iseniz, bunda sizin için elbette bir ibret vardır."

  7. Bakara suresi, 249. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 249. ayet. فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِٱلْجُنُودِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ مُبْتَلِيكُم بِنَهَرٍ فَمَن شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنِّى وَمَن لَّمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُۥ مِنِّىٓ إِلَّا مَنِ ٱغْتَرَفَ غُرْفَةًۢ بِيَدِهِۦ فَشَرِبُوا۟ مِنْهُ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَلَمَّا جَاوَزَهُۥ هُوَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ قَالُوا۟ لَا طَاقَةَ لَنَا ٱلْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالَ ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ ٱللَّهِ كَم مِّن فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةًۢ بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka." dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) "Bugün bizim Calut'a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: "Allah'ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir."

    Mehmet Okuyan

    Talut askerlerle birlikte (savaş için) ayrılınca şöyle demişti: "Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Ondan içen benden değildir, onu tatmayan bendendir; eliyle (sadece) bir avuç alan hariç." dipnot 1 İçlerinden azı hariç hepsi ırmaktan içmişlerdi. O (Talut) ve onunla birlikte iman edenler birlikte ırmağı geçince "Bugün bizim Calut'a dipnot 2 ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yoktur." demişlerdi. Allah'(ın huzurun)a varacaklarına inananlar, "Sayıca az nice birlik(ler), Allah'ın izniyle sayıca çok birlik(ler)i yenmiştir. dipnot 3 Allah sabredenlerle beraberdir." demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada nehirden tadılmaması emredilmesine rağmen bir avuç suyun istisna tutulmasının sebebi, muhtemelen suyun içilmesi değil, o suyla yüzün yıkanması veya başka bir amaçla kullanılmasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Calut,] hükümdar Talut'un savaştığı ve sonunda mağlup ettiği düşmanının ismidir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu cümle savaşta kalabalıkların değil, inanmış ve donanımlı kişilerin galip gelebileceğini göstermektedir. Bu konuda benzer mesajlar: Enfâl 8:19, 65; Tevbe 9:25.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Talut ordusuyla hareket geçtiği zaman dedi ki: "Bakın, Allah sizi bir ırmakla sınayacak; kim ondan içerse benden değildir, kim de ondan tatmazsa bendendir; ancak bir avuç içen bundan müstesnadır. Onlardan pek azı dışında, hepsi ondan (kana kana) içtiler. O ve ona inananlar ırmağı geçtikleri sırada, (ırmağın beri tarafında kalanlar) dediler ki: "Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok". (Fakat) Allah'a kavuşacaklarına kesin gözüyle bakanlar da dediler ki: "Nice sayıca az (örgütlü ve disiplinli) topluluk, Allah'ın izniyle nice sayıca çok (örgütsüz ve başı bozuk) topluluklara galip gelmiştir: Zira Allah direnenlerle beraberdir."

    Muhammed Esed

    Ve Talut, kuvvetleriyle yola koyulduğunda "Bakın," dedi, "Allah sizi şimdi bir nehirle imtihan edecek: ondan içen benden olmayacak, onu tatmaktan sakınan ise benden olacaktır; ondan sadece bir avuç dolusu içen ise affa mazhar olacaktır." Ancak, birkaçı dışında hepsi ondan (dolu dolu) içtiler.O ve ona inananlar nehri geçer geçmez ötekiler: "Calut ve kuvvetlerine karşı (koymak için) bugün hiç gücümüz yok!" dediler.(Ama) kesin olarak Allah'a kavuşacaklarını bilenler: "Nice küçük topluluklar, Allah'ın izniyle büyük kalabalıklara üstün gelmiştir! Zira Allah, güçlüklere karşı sabırlı olanlarla beraberdir." diye cevap verdiler.

    Ahmed Hulusi

    Talut, ordusuyla yola çıktığında (askerlerine) dedi ki: "Muhakkak Allah sizi bir nehir ile sınayacaktır. Kim ondan içerse benden değildir. Kim ondan tatmazsa o da bendendir. Eliyle bir avuç kadar alan müstesna". . . Fakat içlerinden pek azı hariç, ondan içtiler. Ne zaman ki O ve beraberindekiler nehrin karşı yakasına geçtiler, "Calut ve ordusuna karşı savaşacak gücümüz kalmadı" dediler. Allah'a kavuşacaklarını (imanları sebebiyle) özlerinden gelen (yakin) ile bilenler ise: "Pek çok defa, az bir topluluk Allah'ın izniyle (biiznillah), kendilerinden çok fazla topluluğu yenmiştir. Allah dayananlar ile beraberdir" dediler.

    Ali Bulaç

    Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir."

    Ali Özek ve heyeti

    Tâlût askerlerle beraber (cihad için) ayrılınca: Biliniz ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Kim ondan sadece eliyle bir avuç alırsa, bendendir, dedi. İçlerinden pek azı müstesna hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve iman edenler beraberce ırmağı geçince: Bugün bizim Câlût'a ve askerlerine karşı koyacak hiç gücümüz yoktur, dediler. Allah’ın huzuruna varacaklarına inananlar: Nice az sayıda bir birlik Allah'ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.

    Ali Rıza Safa

    Talut, orduyla birlikte ayrıldığı zaman, şöyle dedi: "Kuşkusuz, Allah, sizi ırmakla Sınayandır. Kim ondan içerse, benden değildir; kim doymadan yalnızca bir avuç içerse bendendir!" Ancak, çok azı dışında içtiler. O ve onunla birlikte inananlar ırmağı geçince, "Calut ve ordusuna karşı bugün gücümüz yok!" dediler. Allah'a kesinlikle kavuşacaklarına inananlar ise şöyle dediler: "Nice küçük topluluk, Allah'ın izniyle, büyük topluluklara üstün gelmiştir. Çünkü Allah, Dirençli Olanlarla Birliktedir!" dipnot 48

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 48
      İsrailoğullarının su ile sınanmaları, Tevrat,
      I. Samuel 14:24-28 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 14:24

      O gün İsrailliler bitkindi. Çünkü Saul, “Ben düşmanlarımdan öç alıncaya kadar, akşama dek kim yemek yerse lanetli olsun!” diye halka ant içirmişti. Bu yüzden de kimse bir şey yememişti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İsrailoğulları, o gün tükenmişti. Çünkü Saul ‘Ben düşmanlarımdan öç alıncaya değin, akşama dek, kim yemek yerse, lanetli olsun!' diye yemin ettirmişti. Bu yüzden kimse bir şey yememişti. Askerler, her yanı bal dolu bir ormana girince, toprakta akan balları gördüler. Ama ettikleri yeminden korktukları için hiçbiri bala dokunmadı. Saul'un oğlu, babasının halka yemin ettirdiğini duymamıştı. Elindeki değneği uzatıp, ucunu bal gümecine batırdı; biraz bal tadar tatmaz gözleri parladı. Bunun üzerine, oradakilerden birisi, şöyle dedi: ‘Baban ‘Bugün kim yemek yerse, lanetli olsun!' diye askerlere yemin ettirdi; askerlerin güçsüz düşmesi bundandır.'"

    Bayraktar Bayraklı

    Talut, kuvvetleriyle yola koyulduğunda,"Bakın" dedi;"Allah sizi bir nehirle imtihan edecek: Ondan içen benden olmayacak, onu tatmaktan sakınan ise benden olacaktır; ondan sadece bir avuç dolusu içen ise affa mazhar olacaktır." Ancak birkaçı dışında hepsi ondan içtiler. O ve ona inananlar nehri geçer geçmez ötekiler,"Calut ve askerlerine karşı bugün hiç gücümüz yok" dediler. Kesin olarak Allah'a kavuşacaklarını bilenler ise,"Nice küçük topluluklar, Allah'ın izniyle büyük kalabalıklara üstün gelmiştir; zira Allah güçlüklere karşı sabırlı olanlarla beraberdir" diye cevap verdiler.

    Edip Yüksel

    Talut ordunun kumandasını alınca şunları bildirdi: "ALLAH sizi bir ırmakla sınayacak. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmayıp sadece eliyle bir yudum alırsa bendendir." Pek azı dışında hepsi ondan içti. O, beraberindeki iman edenlerle ırmağı geçince, "Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok" dediler. ALLAH ile karşılaşacaklarını sananlar ise şöyle dediler: "Sayıca az nice bölük, ALLAH'ın izniyle kalabalık bölükleri yenmiştir. ALLAH sabredenlerle beraberdir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Talut ordunun kumandasını alınca şunları bildirdi: 'ALLAH sizi bir ırmakla sınayacak. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmayıp sadece eliyle bir yudum alırsa bendendir.' Pek azı dışında hepsi ondan içti. O, beraberindeki inananlarla ırmağıgeçince, 'Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok,' dediler. ALLAH ile karşılaşacaklarına inananlar ise şöyle dediler: 'Sayıca az nice bölük, ALLAH'ın izniyle kalabalık bölükleri yenmiştir. ALLAH sabredenlerle beraberdir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Talut ordusuyla hareket ettiği zaman: "Allah sizi bir ırmakla deneyecek, kim ondan içerse benden değildir. Kim ondan tatmazsa işte o, bendendir, ancak eliyle bir avuç alanlara izin var." dedi. Derken oraya varır varmaz pek azı hariç hepsi ondan içtiler. Talut ve beraberinde iman edenler ırmağı geçtiler. O zaman da: "Bizim bugün Calut ve ordusuyla savaşacak gücümüz yok." dediler. Allah'a ulaşacaklarına inananlar: "Nice az bir topluluk, Allah'ın izniyle sayıca çok bir topluluğu yenmiştir. Allah sabırlılarla beraberdir." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vaktaki Talut ordu ile hareket etti, muhakkak, dedi: Allah sizi bir nehrile imtihan edecek, kim ondan içerse benden değil, kim onu tatmazsa işte o benden, ancak eliyle bir avuc alan müstesna, derken varır varmaz ondan içtiler, ancak içlerinden pek azı müstesna kaldılar, derken Talut ve maiyetinde iman edenler nehri geçtiler, o vakıt de "bizim bu gün Calut ile ordusuna takatımız yok" dediler, Allaha mülaki olacaklarına kani' olanlar ise şu cevabı verdiler "nice az bir cemiyet, çok bir cemiyete Allahın izniyle galebe çalmışlar, Allah sabırlılarla beraberdir"

    Erhan Aktaş

    Talut, askerleriyle yola çıkınca onlara: "Allah, sizi bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Bir avuç kadar tatmakla yetinirse o bendendir." dedi. Çok azı hariç, ondan doyasıya içtiler. O ve yanında yer alan İman Edenler, nehri geçince: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı savaşacak gücümüz kalmadı." dediler. Allah'a kavuşacaklarına iman edenler dipnot 1 ise: "Nice az topluluklar, Allah'ın izni ile dipnot 2 nice çok topluluklara galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a olan bağlılıklarında tam bir içtenlik ve sadakat içinde olanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Talut, askerleriyle yola çıkınca onlara: "Allah, sizi bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse benden değildir. Bir avuç kadar tatmakla yetinirse o bendendir." dedi. Çok azı hariç, ondan doyasıya içtiler. O ve yanında yer alan inananlar, nehri geçince: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı savaşacak gücümüz kalmadı." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inananlar dipnot 1 ise: "Nice az topluluklar, Allah'ın izni ile dipnot 2 nice çok topluluklara galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a olan bağlılıklarında tam bir içtenlik ve sadakat içinde olanlar. (59:23)
    2. metne dön, dipnot 2
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Talut, askerleriyle yola çıkınca onlara: "Allah, sizi bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan bir avuç kadar tatmakla yetinirse o bendendir, kim de ondan doyasıya içerse benden değildir." dedi. Çok azı hariç, ondan doyasıya içtiler. O ve yanında yer alan inananlar, nehri geçince: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı savaşacak gücümüz kalmadı." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inananlar dipnot 1 ise: "Nice az topluluklar, Allah'ın izni ile nice çok topluluklara galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a olan bağlılıklarında tam bir içtenlik ve sadakat içinde olanlar. (59 Haşr, 23)

    Gültekin Onan

    Talut orduyla birlikte ayrıldığında (şöyle) dedi: "Doğrusu Tanrı sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tatmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber inananlarla (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Tanrı'ya kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Tanrı'nın izniyle galip gelmiştir. Tanrı sabredenlerle beraberdir."

    Hasan Basri Çantay

    Vaktaki Taalut ordusiyle ayrılıb çıkdı, dedi ki: "Şübhesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edicidir, işte kim ondan (kana kana) içerse benden değil, kim onu tutmazsa artık o benden. Eliyle bir avuç alanlar başka (onlara müsaade var)". Derken (ırmağa varır varmaz), içlerinden birazı müstesna olmak üzere ondan (bol bol) içdiler. Nihayet o (Taalut) ve mahiyyetindeki mü'minler vaktaki onu (ırmağı) geçdiler, (beri yanda kalanlar) dediler ki: "Bugün bizim Caluta ve ordusuna karşı (duracak) takatimiz yokdur". (Ahiretde) muhakkak Allaha kavuşacaklarını bilenler (ve itaatle ırmağı geçenler) ise "Nice az bir cem'iyyet, daha çok bir cem'iyyete Allanın izniyle galebe etmişdir. Allah sabır (ve sebat) edenlerle beraberdir" dediler.

    İbni Kesir

    Talut orduyla birlikte ayrılıp çıktığı vakit dedi ki: Allah, sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim de ondan tatmazsa şüphesiz ki bendendir. Eliyle bir avuç alanlar başka. Derken onlardan birazı müstesna olmak üzere hepsi de ondan içiverdiler. Talut ve beraberindeki mü'minler ırmağı geçtikleri vakit; bizim bugün Calut ve ordusuna karşı gücümüz yoktur, dediler. Mutlaka Allah'a kavuşacaklarını bilenlerse dediler ki: Nice az topluluk, Allah'ın izniyle pek çok topluluğu yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tâlût, ordusuyla birlikte ayrıldığında: "Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim sudan içerse benden değildir, sadece eliyle bir avuç almasından başka ondan tatmayan bendendir." dedi. Onlardan pek azı hariç o sudan içtiler. Nihayet Tâlût ve kendisiyle beraber iman edenler ırmağı geçince, ötekiler: "Bugün Câlût’a ve onun ordusuna karşı koyacak gücümüz yok." dediler. Rablerine kavuşacaklarını düşünenler ise: "Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir." dediler.

    Süleyman Ateş

    Talut, askerleri(ni) yürütüp (ordugahtan) çıkarınca dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Ondan (kana kana) tadmayıp sadece eliyle bir avuç alan bendendir." İçlerinden pek azı hariç, hepsi ondan içtiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber inananlar, ırmağı geçince: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı bizim gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına kanaat getirenler ise: "Nice az bir topluluk var ki, Allah'ın izniyle çok topluluğa galib gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir." dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Talut askerleriyle birlikte ayrılınca dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla yıpratıcı bir imtihandan geçirecektir. Kim o ırmaktan içerse benden değildir, kim de yiyeceğine bile katmazsa bendendir; ama eliyle bir avuç alan alabilir." dipnot 1 Sonra pek azı dışında hepsi ondan içtiler. O ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı koymaya gücümüz yok." Allah'la yüzleşeceklerini düşünenler ise şöyle dediler: "Nice küçük birlikler, Allah'ın izniyle, büyük birliklere üstün gelmiştir. Allah sabredenlerle /duruşunu bozmayanlarla beraberdir." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir komutan Allah adına konuşamayacağı için söylediği bu sözlerin, Allah tarafından beraberlerindeki Nebi'ye yapılan vahiy olması gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Talut askerleriyle birlikte ayrılınca dedi ki "Allah bir ırmakla sizi ağır imtihandan geçirecektir. Kim ondan içerse benden değildir, eliyle bir avuç alan alabilir. Kim de yiyeceğine bile katmazsa bendendir." Sonra pek azı dışında hepsi ondan içtiler. O ve beraberindeki müminler ırmağı geçince şöyle dediler: "Bugün Calut'a ve askerlerine karşı koymayı göze alacak durumda değiliz" Allah'ın huzuruna çıkacakları inancında olanlar ise şöyle dediler: "Nice küçük birlikler, Allah'ın izniyle, büyük birlikleri alt etmiştir. Sabredenlerin yanında olan Allah'tır."

    Şaban Britch

    Talut, ordusuyla birlikte ayrıldığında: Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim sudan içerse benden değildir, sadece eliyle bir avuç almasından başka ondan tatmayan bendendir, dedi. Onlardan pek azı hariç o sudan içtiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber iman edenler ırmağı geçince, ötekiler: Bugün Câlût’a ve onun ordusuna karşı koyacak gücümüz yok, dediler. Rablerine kavuşacaklarını düşünenler ise: Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.

    Şaban Piriş

    Talut, ordusuyla birlikte ayrıldığında: -Allah, sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim sudan içerse benden değildir, sadece eliyle bir avuç almasından başka ondan tatmayan bendendir, dedi. Onlardan pek azı hariç o sudan içtiler. Nihayet Talut ve kendisiyle beraber iman edenler ırmağı geçince, ötekiler: -Bugün Calut'a ve onun ordusuna karşı koyacak gücümüz yok, dediler. Rablerine kavuşacaklarını düşünenler ise: -Nice sayıca az topluluklar, Allah'ın izni ile sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Talut, askerleriyle yola çıkınca dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan içen benden değildir. Ama onu tatmayan bendendir. Eliyle bir avuç alan kişi başka." Bunun ardından, pek azı müstesna olmak üzere ondan içtiler. Nihayet o ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı hiç bir gücümüz yoktur." Allah'a kavuşacaklarını düşünenler ise şöyle konuştular: "Sayıca az nice topluluk vardır ki, sayıca çok nice topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir."

  8. Bakara suresi, 250. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 250. ayet. وَلَمَّا بَرَزُوا۟ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    (Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kafir kavme karşı bize yardım et."

    Mehmet Okuyan

    Calut ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında, dipnot 1 (Talut'un askerleri) "Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır! Ayaklarımızı sabit tut! kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." diye dua etmişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Talut'la beraber hareket eden ordusunun Calut ve askerleriyle savaşmak üzere savaş meydanına çıktıklarında ve muhtemelen savaşa tutuştuklarında, savaşın ancak ve ancak Allah'ın yardımıyla kazanılacağını bildikleri için Yüce Allah'a dua ettiklerini haber vermektedir. Önceki ayetin sonunda yer alan "Allah sabredenlerle beraberdir" cümlesini söyleyen bu kişiler Allah'tan çeşitli dileklerde bulunmuşlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar Calut ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır boca et ve ayaklarımızı (hak üzre) sabit tut; ve kafirler güruhuna karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.

    Muhammed Esed

    Onlar Calut ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde, "Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.

    Ahmed Hulusi

    Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında dua ettiler: "Rabbimiz dayanma kuvvesi ver, ayaklarımızı sabitle, kaydırma ve inkarcılar topluluğuna karşı bize kazanma gücü ver. "

    Ali Bulaç

    Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et."

    Ali Özek ve heyeti

    Câlût ve askerleriyle savaşa tutuştuklarında: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et, dediler.

    Ali Rıza Safa

    Calut ve ordusuyla karşı karşıya geldiklerinde, şöyle dediler: "Efendimiz! Üzerimize direnç yağdır, ayaklarımızı sağlamlaştır ve nankörlük eden topluma karşı bize yardım et!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar Calut ve kuvvetleriyle karşı karşıya geldiklerinde, "Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkar eden bu topluma karşı bize yardım et!" diye dua ettiler.

    Edip Yüksel

    Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle dediler: "Efendimiz, bize direnme gücü ver, ayaklarımızı sağlam tut, inkarcılara karşı bize yardım et."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle dediler: 'Rabbimiz, bize direnme gücü ver, ayaklarımızı sağlam tut, inkarcılara karşı bize yardım et.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Calut ve ordusuna karşı meydana çıktıklarında şöyle dediler: "Ey bizleri yetiştiren Rabbimiz, üzerimize sabır dök, ayaklarımıza sebat ve dayanıklılık ver ve bizi bu kafirler topluluğuna karşı zafere ulaştır."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve vaktaki Calut ve ordusuna karşı meydana çıktılar şöyle dediler "Ey bizleri yetişdiren rabbımız üzerlerimize sabır dök ve ayaklarımıza sebat ver ve bizi kafirler kavmine karşı muzaffer buyur."

    Erhan Aktaş

    Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, Kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Calut ve askerleriyle karşı karşıya geldikleri zaman: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, kafir kavme karşı bize yardım et." dediler.

    Gültekin Onan

    Onlar Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler kavmine karşı bize yardım et."

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (Taaluta itaat eden mü'minler), Calut ile askerlerine karşı çıkdıkları zaman (niyaz edib) dediler ki: "Ey Rabbimiz, üzerimize (yağmur gibi) sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver (er meydanından kaydırma). Bu kafirler güruhuna karşı bize yardım et".

    İbni Kesir

    Calut ve askerlerine karşı çıktıkları zaman, dediler ki: Ey Rabbımız, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımıza sebat ver ve bizi kafirler güruhuna karşı muzaffer kıl.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında: "Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kâfir topluma karşı bize yardım et, zafer ver!" dediler.

    Süleyman Ateş

    (Talut'un askerleri) Calut ve askerlerinin karşısına çıktıklarında şöyle dediler: "Rabbimiz, üzerimize sabır dök! ayaklarımızı sağlam tut ve o kafir millete karşı bize yardım et!"

    Süleymaniye Vakfı

    Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında şöyle dua ettiler: "Rabbimiz! Sabrımızı /direnme gücümüzü artırdıkça artır! Ayaklarımızı sabit kıl! Kafirler toplumuna karşı bize yardım et!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Calut ve ordusunun karşısına çıktıklarında şöyle dua ettiler: "Ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Bize direnme gücü ver! Ayaklarımızı kaydırma! Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!"

    Şaban Britch

    Câlût ve ordusuna karşı çıktıklarında: Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kâfir topluma karşı bize yardım et, zafer ver, dediler.

    Şaban Piriş

    Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında: -Rabbimiz! üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza sebat ver, bu kafir topluma karşı bize yardım et, zafer ver, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle yakardılar: "Ey Rabb'imiz, üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı yere sağlam bastır. Ve küfre sapanlara karşı bize yardım et."

  9. Bakara suresi, 251. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 251. ayet. فَهَزَمُوهُم بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَقَتَلَ دَاوُۥدُ جَالُوتَ وَءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُۥ مِمَّا يَشَآءُ وَلَوْلَا دَفْعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لَّفَسَدَتِ ٱلْأَرْضُ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah'ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün alemlere karşı lütuf sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın izniyle onları yenmişler, Davud da Calut'u öldürmüştü. Allah ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) vermiş, dilediği ilimlerden öğretmişti. dipnot 1 Allah'ın insanlardan bir kısmını(n kötülüğünü) diğerleriyle savması olmasaydı, elbette yeryüzü bozguna uğrardı. Fakat Allah bütün insanlığa karşı iyilik sahibidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Calut'u öldüren Davud, Hz. Süleyman'ın babası olan hükümdar peygamber Hz. Davud'dur. Yüce Allah ona mülk yani hükümdarlık vermiş, ayrıca hikmet denen "kararlarında isabet edebilecek muhakeme gücü" kendisine ihsan etmiştir. Bu özellikler Hz. Davud'a peygamberlik verildiğinin ifadesidir. Enbiyâ 21:79'da Hz. Davud'a "hüküm ve ilim", Neml 27:15'te de "ilim" verildiği ifade edilmektedir ki burada sözü edilen ilmin kaynağı, yorumunu yapmakta olduğumuz ayette geçen "dilediğinden ona öğretmişti" şeklinde ifade edilmektedir. Sâd 38:20'de ise ona "hikmet"le beraber "çok güzel konuşabilme özelliği"nin de verildiği bildirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Ve Davut Calut'u öldürdü, bunun ardından Allah da ona hükümranlık ve adil hüküm liyakati verdi ve dilediklerine öğretti. Eğer Allah insanların bazısını diğer bazısıyla savunmamış olsaydı, yeryüzü fesada giderdi. Ve fakat Allah bütün varlıklara karşı sınırsız lütuf sahibidir.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine, onları Allah'ın izniyle bozguna uğrattılar, Davud da Calut'u öldürdü; Allah ona hükümranlık ve hikmet verdi ve istediği şeyin bilgisini öğretti. Ve eğer Allah, insanlara kendilerini başkalarına karşı savunma gücü vermeseydi yeryüzü çürüme ve yozlaşmaya maruz kalırdı: ama Allah bütün alemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Derken (biiznillah) nefslerinin hakikati olan Allah Esma'sının elvermesiyle, onları hezimete uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah (Davud'a) mülkü ve Hikmeti verdi ve dilediğini ona talim etti (programladı Esma'sıyla özünden gelen bir yolla). Eğer Allah insanların (eliyle) diğer bir kısmını saf dışı etmeseydi, elbette arz bozulurdu (yaşanmaz olurdu). Fakat Allah'ın fazlı alemler üzerinedir.

    Ali Bulaç

    Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonunda Allah'ın izniyle onları yendiler. Dâvud da Câlût'u öldürdü. Allah ona (Dâvud'a) hükümdârlık ve hikmet verdi, dilediği ilimlerden ona öğretti. Eğer Allah’ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü fesâda uğrar (altüst olur)dı. Lâkin Allah bütün âlemlere karşı lütuf ve kerem sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Allah'ın izniyle, onları bozguna uğrattılar; Davut, Calut'u öldürdü. Allah, Ona, hem yönetim yetisi hem de bilgelik verdi ve dilediğini Ona öğretti. Allah'ın, insanların bir bölümüyle, diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzünde kesinlikle karışıklık çıkardı. Fakat Allah, Evrenlere Karşı Lütuf Sahibidir. dipnot 49

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 49
      Talut ve Calut arasında süregelen öykünün "Davut, Calut'u öldürdü!" biçiminde sona ermesi, Davut peygamberin savaşın sonunda ortaya çıkarak Calut'u öldürmüş olduğu izlenimi vermektedir. Talut'un, Allah tarafından İsrailoğullarına kral olarak gönderildiği bildirilmesine karşın, kimi yorumcular tarafından, Davut peygamberin bu ayetlerde Talut ismiyle bildirilmiş olduğu biçiminde yorumlanmıştır. Kur'an'ın, sayısal bir örgü düzeniyle korunduğunu savlayan araştırmacılar ise Kur'an'daki her harf belirlenmiş sayılarda kullanıldığı için, bu durumun, sayısal örgüyü oluşturan harf sayılarıyla ilişkili olduğunu öne sürmüşlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud da Calut'u öldürdü; Allah ona hükümranlık ve hikmet verdi ve istediği her şeyin bilgisini öğretti. Eğer Allah, insanlara kendilerini başkalarına karşı savunma gücü vermeseydi, yeryüzü çürüme ve yozlaşmaya maruz kalırdı. Allah, bütün insanlara karşı sınırsız lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel

    Nihayet ALLAH'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut Calut'u öldürdü. ALLAH ona hükümdarlık ve anlayış verdi, ona dilediğini öğretti. ALLAH insanların bir kısmıyla bir kısmını savmasaydı yeryüzü bozulurdu. Fakat ALLAH tüm yaratıklara karşı lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nihayet ALLAH'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut Calut'u öldürdü. ALLAH ona hükümdarlık ve anlayış verdi, ona dilediğini öğretti. ALLAH insanların bir kısmıyla bir kısmını savmasaydı yeryüzü bozulurdu. Fakat ALLAH tüm yaratıklara karşı lütufsahibidir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böylece Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut'u öldürdü, Allah kendisine hükümdarlık ve peygamberlik verdi ve ona dilediği şeyleri öğretti. Allah'ın insanları birbirleriyle önlemesi olmasaydı yeryüzü mutlaka bozulup gitmişti. Fakat Allah'ın bütün akıl sahibi varlıklara karşı bir iyiliği vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken Allahın izniyle onları temamen bozdular, Davud Calutu öldürdü ve Allah kendisine mülk ve hikmet verdi ve daha dilediğinden ona ta'lim de buyurdu, Allahın insanları birbiriyle defetmesi olmasa idi Arz, mutlak fesad bulmuş gitmişti ve lakin Allahın zevil'ukul alemlerine bir fazlı var

    Erhan Aktaş

    Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, O'na güç ve hikmet dipnot 1 verdi. O'na dilediğinden öğretti. Eğer, Allah, insanların bir kısmını bir kısmıyla savmasaydı, yeryüzü bozguna uğrardı. Ancak, Allah, bütün alemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yanlışa, sapkınlığa engel olma bilgisi, bilgeliği. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın izniyle dipnot 1 onları yenilgiye uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, O'na güç ve hikmet dipnot 2 verdi. O'na dilediğinden öğretti. Eğer, Allah, insanların bir kısmını bir kısmıyla savmasaydı, yeryüzü bozguna uğrardı. Ancak, Allah, bütün alemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre" anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yanlışa, sapkınlığa engel olma bilgisi, bilgeliği. Sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, O'na güç ve hikmet dipnot 1 verdi. O'na dilediğinden öğretti. Eğer, Allah, insanların bir kısmını bir kısmıyla savmasaydı, yeryüzü bozguna uğrardı. Ancak, Allah, bütün alemlere karşı sınırsız lütuf sahibidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağlıklı ve derinlikli düşünme, gerçeği kavrama, doğru hüküm verme yetisi. Yargı, yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma.

    Gültekin Onan

    Böylece onları Tanrı'nın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davut Calut'u öldürdü.Tanrı da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Tanrı'nın insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Tanrı alemlere karşı büyük fazl sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Derken (düşmanla karşılaşır karşılaşmaz) Allahın izniyle onları (düşmanlarını) bozguna uğratdılar (Mü'minlerin arasında bulunan) Davud da Calutu öldürdü. Allah da ona (Eşmuilin ve Taalutun vefatından sonra, bir arada) saltanat ve hikmeti (peygamberliği) verdi ve daha dilemekde olduğundan da ba'zı şeyler öğretdi. Eğer Allah insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile önleyib savmasaydı yer (yüzü) muhakkak fesada uğrardı. Fakat Allah, alemlere karşı büyük fazi (-u inayet) saahibidir.

    İbni Kesir

    Allah'ın izniyle onları hemen hezimete uğrattılar. Davud da Calut'u öldürdü. Allah ona mülk ve hikmet verdi. Dilemekte olduğunu da ona öğretti. Şayet Allah'ın insanları birbiriyle def'edip savması olmasaydı yeryüzü muhakkak fesada uğrardı. Ancak Allah, alemler üzerinde lutuf sahibidir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Neticede Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Dâvut da, Câlût’u öldürdü. Allah, Davut’a hükümdarlık ve hikmet verdi, ona dilediğinden öğretti. Allah’ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah, âlemlere karşı lütuf sahibidir.

    Süleyman Ateş

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozdular, Davud Calut'u öldürdü; Allah ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah, insanların bir kısmıyle diğerlerini savmasaydı, dünya bozulurdu. Fakat Allah, bütün alemlere karşı lutuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davut, Calut'u öldürdü. dipnot 1 Allah ona krallık ve hikmet verdi, gerekli gördüğü her şeyi öğretti. dipnot 2 Allah insanların bir kısmıyla diğerlerini engellemezse kesinlikle yeryüzünde düzen bozulur. dipnot 3 Fakat Allah, bütün varlıklara karşı lütufkardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu olaylar, Tevrat'ın 1. Samuel kitabında anlatılır. Talut'un ismi "Saul", Calut'unki ise "Golyat" şeklinde geçmektedir. Samuel aleyhisselam nebi iken Allah'ın emriyle Talut'u İsraililerin kralı olarak atadı (1.Samuel 9-16 babları ve
      1.Samuel 17:8-11 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 17:8

      Golyat durup İsrail ordusuna, “Neden savaş düzeni aldınız?” diye haykırdı, “Ben Filistliyim, sizse Saulun kölelerisiniz. Aranızdan karşıma çıkacak birini seçin.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajları). Talut ve Calut'un orduları karşı karşıya geldiğinde Davud aleyhisselam, Calut'un meydan okumasına cevap verip onu öldürmüş, Talut da bundan dolayı Davud'a orduda yüksek rütbe vermiştir (
      1.Samuel 18:5 — Eski Ahit, 1. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Samuel 18:5

      Davut Saulun kendisini gönderdiği her yere gitti ve başarılı oldu. Bu yüzden Saul ona ordusunda üstün bir rütbe verdi. Bu olay bütün halkı, Saulun görevlilerini bile hoşnut etti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ). Sonrasında da Davud'a krallık (
      2. Samuel 5:1-4 — Eski Ahit, 2. Samuel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 2. Samuel 5:1

      İsrailin bütün oymakları Hevronda bulunan Davuta gelip şöyle dediler: “Biz senin etin, kemiğiniz.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) ve nebilik verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra Allah'ın izniyle onları yenilgiye uğrattılar. Davut, Calut'u öldürdü. Allah da ona hükümdarlık ve hikmet dipnot 1 verdi, ona uygun gördüğü her şeyi öğretti. Allah insanların bir kısmıyla diğerlerini engellemezse, tabii düzen bozulur. İkramı herkesi kapsayan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru karar alma kabiliyeti.

    Şaban Britch

    Neticede Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut da, Câlût’u öldürdü. Allah, Davud’a hükümdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediğinden öğretti. Allah’ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah, alemlere karşı lütuf sahibidir.

    Şaban Piriş

    Neticede Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut da, Calut'u öldürdü. Allah, Davud'a hükümdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediğinden öğretti. Allah'ın insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah, alemlere karşı lütuf sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nihayet Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Ve Davud Calut'u öldürdü. Ve Allah, Davud'a mülk/saltanat ve hikmet verdi. Ve ona dilediği şeylerden öğretti. Eğer Allah'ın, bazı insanları diğer bazılarıyla savması olmasaydı, yeryüzü bozguna uğrardı. Ama Allah alemlere karşı çok lütufkardır.

  10. Bakara suresi, 252. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 252. ayet. تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

    Diyanet İşleri

    İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.

    Mehmet Okuyan

    İşte şu(nlar), Allah'ın sana bir amaç ile tilavet etmekte (okuyup aktarmakta) olduğumuz ayetleridir. dipnot 1 Şüphesiz ki sen elçilerdensin.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:108; Câsiye 45:6.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bunlar Allah'ın mesajlarıdır; biz bunları sana gerçek bir amaca mebni olarak ilerletiyoruz, çünkü sen kendisine mesaj gönderilenlerdensin.

    Muhammed Esed

    Bunlar Allah'ın mesajlarıdır: Biz (ey Peygamber,) hakikati ortaya koyan bu (mesaj)ları sana iletiyoruz: doğrusu sen, bu mesajların emanet edildiği (elçilerden)sin.

    Ahmed Hulusi

    Bunlar Allah işaretleri. . . Onları sana Hak olarak anlatıyoruz. . . Sen irsal olan Rasullerdensin.

    Ali Bulaç

    İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; onları sana bir hak olarak okuyoruz. Sen de gönderilen elçilerdensin.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunlar Allah'ın âyetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyor (anlatıyor)uz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.

    Ali Rıza Safa

    İşte bunlar, gerçek olarak sana okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Kuşkusuz, sen, gönderilenler arasındasın.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana doğru olarak anlatıyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.

    Edip Yüksel

    Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz ALLAH'ın ayetleridir ve elbette sen elçilerden birisin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz ALLAH'ın ayetleridir ve elbette sen elçilerden birisin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir. Onları, sana dosdoğru okuyoruz. Şüphesiz ki sen gönderilen peygamberlerdensin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunlar Allahın ayetleri, onları sana bihakkın tilavet ediyoruz, muhakkak ki sen o gönderilen Resullerdensin

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir. Biz, onları sana gerçek olarak okuyoruz. Kuşkusuz, sen, gönderilenlerdensin.

    Gültekin Onan

    İşte bunlar Tanrı'nın ayetleridir; onları sana bir hak olarak okuyoruz. Sen de gönderilenlerdensin.

    Hasan Basri Çantay

    Bunlar Allahın ayetleridir ki onları (Habibim) sana Hak olarak okuyoruz. Sen şübhesiz, muhakkak gönderilen peygamberlerdensin.

    İbni Kesir

    İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz ki sen elçilerdensin.

    Mehmet Alagaş

    (252-253) Bunlar Allah’ın ayetleridir, onları sana gerçek olarak okuyoruz, kesinlikle sen de elçilerdensin. İşte bunlar Resullerdir , bazısını bazına faziletli kıldık, onlardan birileriyle Allah konuştu / kelam etti, bazısının derecesini yükseltti. Meryem oğlu İsa’ya açık beyanatlar verdi , O’nu Kutsal Ruh ile destekledi , eğer Allah dileseydi kendilerine beyanatlar geldiği halde Ondan sonra gelenler, daha sonra gelenleri öldüremezlerdi ve lakin karşıt fikirli oldular / ihtilaf ettiler. Onlardan birileri iman etti birileri yok saydı / kafir oldu. Eğer Allah dileseydi öldüremezlerdi. Ve lakin Allah, murat ettiğini yapar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bunlar Allah’ın ayetleridir. Biz onları sana hakkıyla okuyoruz. Şüphesiz sen de gönderilmiş peygamberlerdensin.

    Süleyman Ateş

    Bunlar, Allah'ın ayetleridir; bunları sana gerçek ile okuyoruz (bunlarla sana gerçekleri açıklıyoruz). Elbette sen gönderilen elçilerdensin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar Allah'ın ayetleridir. O, bunları sana doğru bir biçimde aktarıyor. dipnot 1 Sen de O'nun elçilerindensin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu)

    Şaban Britch

    İşte bunlar Allah’ın ayetleridir. Biz onları sana hakkiyle okuyoruz. Şüphesiz, sen de peygamberlerdensin.

    Şaban Piriş

    İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana hakkiyle okuyoruz. Şüphesiz, sen de peygamberlerdensin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlar Allah'ın ayetleri. Onları sana hak olarak okuyoruz. Yemin olsun ki sen, gönderilen elçilerdensin.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.