Bakara suresi

Bakara suresi, 255. ayet

Bakara suresi, 255. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

allâhü lâ ilâhe illâ hû. elḥayyü-lḳayyûm. lâ te'ḫuẕühû sinetüv velâ nevm. lehû mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. men ẕe-lleẕî yeşfe`u `indehû illâ biiẕnih. ya`lemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm. velâ yüḥîṭûne bişey'im min `ilmihî illâ bimâ şâ'. vesi`a kürsiyyühü-ssemâvâti vel'arḍ. velâ yeûdühû ḥifżuhümâ. vehüve-l`aliyyü-l`ażîm.

Diyanet İşleri

Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 252–258 · surenin 255. ayeti / 286

Konu Peygamberler arasındaki fark, Âyetü'l-Kürsî, dinde zorlama yok Bakara 253–257 3

  1. Bakara 252

    İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin.

  2. Bakara 253

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkar edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lakin Allah dilediğini yapar.

  3. Bakara 254

    Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.

  4. 255

    Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

  5. Bakara 256

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  6. Bakara 257

    Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin velileri ise tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalırlar.

  7. Bakara 258

    Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, "Benim Rabbim diriltir, öldürür." demiş; o da, "Ben de diriltir, öldürürüm" demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir" deyince, kafir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

255. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu âyet-i kerimenin -tevhid ve azamete dair hususları, yüce yaratıcının engin sıfatlarını ihtiva etmesi dolayısıyla- Kur’ân-ı Kerîm’in en büyük âyeti olduğunu haber vermiştir.

“Allah... O’ndan başka (hak) ilâh yoktur.” Bütün anlamları ile uluhiyyet yalnız O’nundur. O’ndan başka hiç kimse ulûhiyyet ve ubudiyyete hak sahibi değildir. O’ndan başkasının ulûhiyyeti geçersiz, O’ndan başkasına yapılan ibadet bâtıldır.

“Hayy’dır” Yani kâmil bir hayatın tüm manalarına ve bu hayatın gerektirdiği işitme, görme, kudret, irade vb. bütün zatî sıfatlara sahiptir. “Kayyûm’dur” bütün fiili sıfatlar bunun kapsamına girmektedir. Çünkü O, hem bizatihi kaim (var olan)dır ve mahlukatının hiçbirisine muhtaç değildir. Hem de bütün varlıkları O, var etmiştir ve varlıklarını devam ettiren de yne O’dur. Bu varlıkların hem var olmaları hem de varlıklarını devam ettirebilmeleri için gerek duydukları her şeyi onlara O sağlar.

Hayat ve kayyûmiyetinin kemâlinin bir gereği olarak da “Ne uyuklama tutar O’nu, ne de uyku.” Çünkü uyuklama ve uyku; zaaf, acizlik ve çözülüş ile karşı karşıya kalan yaratılmışlara arız olan şeylerdir. Azamet, kibriyâ ve celâl sahibi olana ise ârız olmazlar.

“Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnız O’nundur” Yüce Allah göklerde ve yerde bulunan şeylerin mutlak maliki olduğunu haber vermektedir. Hepsi Allah’ın kulu ve mülküdürler. Onlardan hiçbir kimse bu konumun dışına çıkamaz. Çünkü “göklerde ve yerde kim varsa hepsi Rahman’ın huzuruna ancak kul olarak gelecektir.” (Meryem, 19/93) O bütün mülklerin malikidir. Hükümranlık, tasarruf, egemenlik ve kibriya sıfatları yalnız O’nundur.

Malik (yegane hükümran) oluşunun bir gereği olarak “O’nun izni olmaksızın O’nun katında şefaat edecek” hiçbir kimse yoktur. Bütün hatırı sayılır kimseler ve şefaatçi olacak olanlar da O’nun mülkü ve kullarıdır. O, kendilerine izin vermeden hiçbirisi şefaata kalkışamayacaktır: “De ki: Şefaat tamamıyla Allah’ındır. Gökler’in ve yerin hükümranlığı yalnız O’nundur.” (ez-Zümer, 39/44) Allah razı olacağı kimseler müstesna hiçbir kimseye şefaat edilmesine izin vermeyecektir. Razı olacakları da ancak kendisini tevhid edip rasüllerine tabi olanlardır. Bu niteliğe sahip olmayan kimselerin ise şefaatta hiçbir nasipleri olmayacaktır.

Daha sonra Yüce Allah geniş ve kuşatıcı bilgisini haber vermektedir: “O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir” Mahlûkatın gelecekteki sonu gelmez bütün hallerini bildiği gibi, sınırı bulunmayan geçmişe dair her şeyi de bilir. Hiçbir şey -gizli sanılsa dahi- O’na gizli kalmayacaktır: “O, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediklerini bilir.” (el-Mü’min, 40/19)

Yaratılmışlardan hiçbir kimse “O’nun ilminden kendisinin dilediğinden başka hiçbir şeyi kavrayamaz.” Allah’ın ilminden ve malumatından hiçbir şeyi kuşatamazlar. Burada “dilediğinden başka” denilerek istisna edilen ilim, Allah’ın onları muttali kıldığı şer’î ve kaderî hususlardır. Onların bu bildikleri ise Yüce Allah’ın ilmi ve malumatı karşısında son derece basit, geçici ve oldukça azdır. Nitekim yaratılmışlar arasında onu en iyi bilen peygamberler ve melekler dahi “Rabbimiz, seni tenzih ederiz, senin bize öğrettiğinden başka bir şey bilmeyiz” (el-Bakara, 2/32) demişlerdir.

Daha sonra Yüce Allah azamet ve celaline dair haber vermekte ve Kürsîsinin göklerle yeri kuşattığını bildirmektedir. Ayrıca hem gökleri ve yeri hem de içlerinde bulunan bütün âlemleri mahlukat içinde yaratmış olduğu sebep ve nizamlar vasıtasıyla koruduğunu bildirmektedir. Bununla beraber azametinin ve kudretinin kemali, ahkâmındaki hikmetinin genişliği dolayısıyla bütün bunları koruması O’na hiçbir şekilde ağır gelmez.

“O Aliyy’dir,” Zatıyla bütün mahlukatın üstünde Arş’ın üzerindedir. Sıfatlarının azameti ile yücedir, bütün mahlukatı emir ve hükmüne tabi kılmış olması ile yücedir. Bütün varlıklar O’na boyun eğmiştir, bütün zorluklar O’na itaat etmiştir, boyunlar O’nun önünde zilletle eğilmiştir.

“Azîmdir” azamet, Kibriya, şan, şeref ve üstünlük sıfatlarının tümüne sahiptir. Kalpler O’nu sever, ruhlar O’nu tazim eder. Arifler her şeyin azametinin -nitelendirilemeyecek kadar büyük olsa dahi- O çok büyük ve yüce olanın azameti önünde hiçbir şey olmadığını bilirler.

Manaların en üstünleri olan bu manaları ihtiva eden bir âyet, elbette Kur’ân’ın en büyük âyeti olmayı hak etmektedir. Bu âyeti dikkatle düşünerek ve anlayarak okuyan bir kimsenin kalbi yakîn, irfan ve iman ile dolar. Bu suretle şeytanın şerlerinden korunmaya da layık olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah olmayandır. O; kamil bir hayata sahip olan ve kendisine ölümün ve bir eksikliğin asla ulaşmadığı el-Hayy'dır. O, kendi nefsi ile kaim olan ve yarattıklarının hepsinden müstağni olan (onlara hiçbir şekilde ihtiyaç duymayan) ve mahlukatın tamamının ise her halinde kendisine muhtaç olup O'nun ile kaim olduğu el-Kayyûm'dur. O'nu uyuklama ve uyku almaz. Bu O'nun hayatının ve kendi nefsi ile kaim oluşunun kemâli sebebiyledir. Göklerde ve yerdeki mülk tek başına O'nundur. O'nun izni olmadan O'nun katında hiç kimse şefaat edemez. (Ancak O'nun izninden ve razı olmasından sonra biri, başka bir kimse için şefaatçi olabilir) O, yarattığı kullarının işlerinde vuku bulan her şeyi bilendir ve aynı şekilde onların gelecekte karşılaşacakları ve meydana gelecek olan şeyleri de bilendir. Kullar, Allah'ın ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar ve kuşatamazlar. Ancak Allah'ın kendilerine izin verdiği kadarını kavrayabilirler. O'nun kürsüsü -burası Rabb Teâlâ'nın ayaklarını koyduğu yerdir- bütün genişliğine yüceliğine rağmen gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri korumak ve bunları muhafaza etmek O'na ağır gelmez. O, zatı, kadri ve üstünlüğü ve galip oluşu ile yüce olandır. Mülkünde ve hükümranlığında azametli olandır.

Kelimeler

50 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱللَّهُ allahu Allah (ki) kök: اله
  2. لَآ la yoktur
  3. إِلَـٰهَ ilahe tanrı kök: اله
  4. إِلَّا illa başka
  5. هُوَ huve O'ndan
  6. ٱلْحَىُّ l-hayyu daima diridir kök: حيي
  7. ٱلْقَيُّومُ ۚ l-kayyumu koruyup yöneticidir kök: قوم
  8. لَا la
  9. تَأْخُذُهُۥ te'huzuhu O'nu tutmaz kök: اخذ
  10. سِنَةٌۭ sinetun ne bir uyuklama kök: وسن
  11. وَلَا vela ve ne de
  12. نَوْمٌۭ ۚ nevmun bir uyku kök: نوم
  13. لَّهُۥ lehu O'nundur
  14. مَا ma ne
  15. فِى fi varsa
  16. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerde kök: سمو
  17. وَمَا ve ma ve ne
  18. فِى fi varsa
  19. ٱلْأَرْضِ ۗ l-erdi yerde kök: ارض
  20. مَن men kimdir
  21. ذَا za
  22. ٱلَّذِى llezi ki
  23. يَشْفَعُ yeşfeu şefaat edebilir kök: شفع
  24. عِندَهُۥٓ indehu kendisinin katında kök: عند
  25. إِلَّا illa dışında
  26. بِإِذْنِهِۦ ۚ biiznihi O'nun izni kök: اذن
  27. يَعْلَمُ yea'lemu bilir kök: علم
  28. مَا ma olanı
  29. بَيْنَ beyne kök: بين
  30. أَيْدِيهِمْ eydihim onların önünde kök: يدي
  31. وَمَا ve ma ve olanı
  32. خَلْفَهُمْ ۖ halfehum arkalarında kök: خلف
  33. وَلَا ve la
  34. يُحِيطُونَ yuhitune kavrayamazlar kök: حوط
  35. بِشَىْءٍۢ bişey'in hiçbir şey kök: شيا
  36. مِّنْ min -nden
  37. عِلْمِهِۦٓ ilmihi O'nun ilmi- kök: علم
  38. إِلَّا illa dışında
  39. بِمَا bima şeyler
  40. شَآءَ ۚ şa'e dilediği kök: شيا
  41. وَسِعَ vesia kaplamıştır kök: وسع
  42. كُرْسِيُّهُ kursiyyuhu O'nun Kürsüsü kök: كرس
  43. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati gökleri kök: سمو
  44. وَٱلْأَرْضَ ۖ vel'erde ve yeri kök: ارض
  45. وَلَا ve la
  46. يَـُٔودُهُۥ yeuduhu O'na ağır gelmez kök: اود
  47. حِفْظُهُمَا ۚ hifzuhuma onları koru(yup gözet)mek kök: حفظ
  48. وَهُوَ ve huve O
  49. ٱلْعَلِىُّ l-aliyyu yücedir kök: علو
  50. ٱلْعَظِيمُ l-azimu büyüktür kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Allah katında, O'nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince…

  • Aynı kök: كرس (2 geçiş)

    Andolsun, biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize yöneldi.

  • Aynı kök: حوط (28 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahman'ı kuşatamaz.

  • Aynı kök: حفظ (44 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah'ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    Firavun, "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi…

  • Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" diyorlar.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah (ki) O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. Kendisini ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerde ve yerdekilerin hepsi yalnızca O'na aittir. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir ki! Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. dipnot 1 (Bildirmeyi) dilediklerinin dışında (kimse) O'nun bilgisinden hiçbir şeyi kuşatamaz. O'nun egemenliği dipnot 2 gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O yücedir, büyüktür. dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Tâhâ 20:110; Enbiyâ 21:28; Hacc 22:76.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yüce Allah'ın [kürsî]si, O'nun mutlak egemenliği ve otoritesini göstermektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    [Ayet'el kürsî] olarak da bilinen bu ayet Yüce Allah'ın sıfatları hakkında toplu ve genel bilgiler içermektedir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:2, 26-27; En‘âm 6:101-103; Nûr 24:35; Şûrâ 42:11; Haşr 59:22-24; İhlâs 112:1-4.

Mustafa İslamoğlu

Allah, kendisinden başka ilah olmayan, mutlak diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağıdır; ne gaflet basar O'nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde olan her bir şey O'nundur: O'nun izni olmaksızın katında şefaat edecek olan kimmiş bakayım? O, kullarının önünde-açıkta olan şeyleri de, ardında-gizli olan şeyleri de bilir; oysa onlar, O dilemedikçe O'nun ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudret ve otoritesi gökleri ve yeri kaplamıştır; üstelik onları görüp gözetmek O'na güç gelmez: zira yüce ve azametli olan yalnızca O'dur.

Muhammed Esed

Allah -O'ndan başka ilah yoktur-; Her zaman diridir, bütün varlıkların kendi kendine yeterli yegane kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyku. Yeryüzünde ve göklerde ne varsa O'nundur. O'nun izni olmaksızın nezdinde şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da, onlardan gizli tutulanı da bilir; oysa O dilemedikçe insanlar O'nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar ve onların korunup desteklenmesi O'na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O'dur.

Ahmed Hulusi

Allah O, tanrı yoktur sadece HU! Hayy ve Kayyum (yegane hayat olan ve her şeyi kendi isimlerinin anlamı ile ilminde oluşturan - devam ettiren); O'nda ne uyuklama (alemlerden bir an için olsun ayrılık), ne de uyku (yaratılmışları kendi haline bırakıp kendi Zati dünyasına çekilme) söz konusudur. Semalarda ve arzda (alemlerdeki tümel ilim ve fiiller boyutunda) ne varsa hepsi O'nundur. Nefsinin hakikati olan Esma mertebesinden açığa çıkan kuvve olmaksızın (biiznihi) O'nun indinde kim şefaat edebilir. . . Bilir onların yaşadıkları boyutu ve algılayamadıkları alemleri. . . O'nun dilemesi (elvermiş olması) olmadıkça ilminden bir şey ihata edilemez. Kürsüsü (hükümranlık ve tasarrufu {rububiyeti}) semaları ve arzı kapsamıştır. Onları muhafaza etmek O'na ağır gelmez. O Aliy (sınırsız yüce) ve Aziym'dir (sonsuz azamet sahibi).

Ali Bulaç

Allah... O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.

Ali Özek ve heyeti

Allah, O'ndan başka ilâh yoktur; O, Hayy (diri) dir; Kayyûm'dur. O'nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun ilminden kendisinin dilediği dışında hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

Ali Rıza Safa

"Allah! O'ndan başka Tanrı yoktur. Yaşayan ve Sonsuzdur; Her Şeyin Kaynağı ve Dayanağıdır. O'nun, aymazlığı da uykusu da olmaz. Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. O'nun izni olmadıkça, O'nun katında, kim ara buluculuk yapabilir? Onların yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O'nun bilgisinden, dilediği kadarının dışında, hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun, her şeyi kuşatan egemenliği, gökleri ve yeryüzünü kaplayıp kuşatmıştır. Onları koruyup gözetmek, O'na zor gelmez. O, Yücedir; Büyüklüğü Sınırsızdır!" dipnot 50

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 50
    Bu ayet, ayetin içinde geçen Kürsiyyu sözcüğü nedeniyle, Ayetül Kürsü -Her Şeyi Kuşatan Egemenlik Ayeti- olarak isimlendirilir.

Bayraktar Bayraklı

Allah'tan başka ilah yoktur; her zaman diridir; bütün varlıkların kendi kendine yeterli kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun izni olmaksızın katında şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da arkalarında olanı da bilir; O dilemedikçe insanlar O'nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar. Onların korunup desteklenmesi O'na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O'dur.

Edip Yüksel

ALLAH: O'ndan başka tanrı yoktur, Yaşayandır, Sürekli Gözetendir. Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir? Onların geçmişini ve geleceğini bilir. Dilediği miktar dışında O'nun bilgisinden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları düzen içinde korumak onu yormaz. O Yücedir, Büyüktür.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH: O'ndan başka tanrı yoktur, Yaşayandır, Sonsuzdur. Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir? Onların geçmişini ve geleceğini bilir. Dilediği miktar dışında O'nun bilgisinden hiç bir şeyi kavrayamazlar. Egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları düzen içinde korumak onu yormaz. O Yücedir, Büyüktür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'dan başka hiç bir tanrı yoktur. O, daima yaşayan, daima duran, bütün varlıkları ayakta tutandır. O'nu ne gaflet basar, ne de uyur. Göklerdeki ve yerdeki herşey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek, ona bir ağırlık da vermez. O, çok ulu ve çok büyüktür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah, başka tanrı yok ancak o, daima yaşıyan, daima duran tutan hayy-ü kayyum o, ne gaflet basar onu ne uyku, göklerdeki ve yerdeki hep onun, kimin haddine ki onun izni olmaksızın huzurunda şafaat edecek? Onların önlerinde ne var arkalarında ne var hepsini bilir, onlar ise onun dilediği kadarından başka ilm-i ilahisinden hiç bir şey kavrıyamazlar, onun kürsisi bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüb gözetmek ona bir ağırlık da vermez. O öyle ulu, öyle büyük azametlidir.

Erhan Aktaş

Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur ne de O'nu bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın dipnot 1 O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların dipnot 2 önlerinde ve arkalarında dipnot 3 olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İzni olmaksızın şefaate bulunabilecek kimmiş" ile kastedilen şey; şefaat etmek için birilerine izin verileceği anlamında değildir. Bir önceki ayette ve daha birçok ayette de denildiği gibi Kur'an'a göre "şefaat inancı" kesinlikle şirktir. Burada, Müşriklere cevap verilmektedir: Onların kendilerine şefaat edeceklerini öne sürdükleri ilahlarına böyle bir yetkinin, böyle bir iznin verilmediği ifade edilmektedir. Birilerinin şefaat edebilmesi için Allah'ın yetki vermesi gerekir, Allah da yetki vermediğine göre, kimse şefaat edemeyecektir, denmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yarattıklarının, kullarının.
  3. metne dön, dipnot 3
    Geçmiş ve geleceklerini, bildiklerini bilmediklerini.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur ne de O'nu bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın dipnot 1 O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların dipnot 2 önlerinde ve arkalarında dipnot 3 olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İzni olmaksızın şefaate bulunabilecek kimmiş" ile kastedilen şey; şefaat etmek için birilerine izin verileceği anlamında değildir. Bir önceki ayette ve daha birçok ayette de denildiği gibi Kur'an'a göre "şefaat inancı" kesinlikle şirktir. Burada, müşriklere cevap verilmektedir: Onların kendilerine şefaat edeceklerini öne sürdükleri ilahlarına böyle bir yetkinin, böyle bir iznin verilmediği ifade edilmektedir. Birilerinin şefaat edebilmesi için Allah'ın yetki vermesi gerekir, Allah da yetki vermediğine göre, kimse şefaat edemeyecektir, denmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yarattıklarının, kullarının.
  3. metne dön, dipnot 3
    Geçmiş ve geleceklerini, bildiklerini bilmediklerini.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur, ne de O'nu bir uyuklama tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın dipnot 1 O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların önlerinde ve arkalarında olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "İzni olmaksızın şefaatte bulunabilecek kimmiş" ile kast edilen şey; şefaat etmek için birilerine izin verileceği anlamı değildir. Bir önceki ayette ve daha birçok ayette de denildiği gibi, Kur'an'a göre "şefaat inancı" kesinlikle şirktir. Burada, müşriklere cevap verilmekte, onların kendilerine şefaat edeceklerini öne sürdükleri ilahları için, onlara böyle bir yetkinin verilmediği ifade edilmektedir. Birilerinin şefaat edebilmesi için, Allah'ın yetki vermesi gerekir, Allah da yetki vermediğine göre, kimse şefaat edemeyecektir, denmektedir.

Gültekin Onan

Tanrı... O'ndan başka tanrı yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.

Hasan Basri Çantay

Allah (o Allahdır ki) kendinden başka hiç bir Tanrı yokdur. (O, zati, ezeli ve ebedi hayaat ile) diridir (baakıydir). Zatiyle ve kemaliyle kaaimdir. (Yaratdıklarının heran tedbir-ü hıfzında yegane haakimdir, her şey onunla kaaimdir). Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onun. Onun izni olmadıkça nezdinde şefaat edecek kim miş. O (yaratdıklarının) önlerindekini, arkalarındakini, (yapdıklarını, yapacaklarını, bildiklerini, bilmediklerini, açıkladıklarını, gizlediklerini, dünyalarını, ahiretlerini, hülasa her şey'ini, her şey'ini) bilir. (Mahlukatı) onun ilminden yalnız kendisinin dilediğinden başka hiç bir şey'i (kaabil değil) kavrayamazlar. Onun kürsüsü gökleri ve yeri (kucaklamışdır, o kadar) vasi'dir. Bunların nigehbanlığı Ona ağır da gelmez. O, çok yüce, çok büyükdür.

İbni Kesir

Allah O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Hayy ve Kayyum'dur. O'nu dalgınlık ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi de O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Önlerinde ve arkalarında ne varsa bilir. Dilediği kadarından başka O'nun ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. Kürsi'si gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O'na ağırlık vermez. O, öyle ulu, öyle yücedir.

Mehmet Alagaş

(254-255) Ey iman edenler; alışverişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmezden önce, sizlere verdiğimiz rızıklardan harcayın. Kafirler, onlar zalimlerdir. Allah, ondan başka ilah yoktur, diridir ve ayaktadır ne bir uyuklama ne de uyku onu alamaz, semalarda ve Arzda ne varsa O’nundur , O’nun yanında O’nun izin verdiği dışında kim şefaat edebilir ki? Ellerinizde olanı da geride bıraktıklarınızı da bilir O ’nun bilgisini hiçbir şey, istediği kadarı hariç kuşatamaz / çevreleyemez. Onun zemini / kürsüsü semalar ve a rzı kapsamaktadır, her ikisini (gökleri ve yeri) korumak / muhafaza altına almak O’na zor değildir ve O, yücedir ve de büyüktür.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir hak ilâh olmayandır; Hayy'dır (diridir); Kayyûm'dur. (kendi zâtiyle kâimdir.) O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan, O'nun yanında kim şefaat edebilir? Onların önünde ve arkasında olan her şeyi bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsü'sü gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

Süleyman Ateş

Allah, ki O'ndan başka tanrı yoktur, daima diri ve yaratıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır (O yüce padişah, göklere, yere, bütün kainata hükmetmektedir). Onları koru(yup gözet)mek, kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.

Süleymaniye Vakfı

Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. Daima diridir, her şey gözetimi altındadır. dipnot 1 Onu ne uyuklama ne de uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey onundur. Ondan izinsiz, onun katında kim birine şefaat edebilir! dipnot 2 O, onların önlerinde olanı da arkalarında kalanı da bilir. Ama onlardan hiçbiri, onun bilgisinden onun gerekli gördüğü kadarı dışında bir şey kavrayamaz. Hakimiyeti, gökleri de kapsar yeri de. Bu ikisini korumak ona zor gelmez. dipnot 3 O yücedir, büyüktür.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Cennete gitmiş biri, bilerek işlediği şirk günahı ile değil de (Bakara 2/22) diğer günahlarından dolayı cehenneme girip cezasını çekmiş bir yakınına, Allah'ın onayıyla şefaat edebilir yani onu yanına alabilir (A'raf 7/46-49, Meryem 19/86-87, Tur 52/21). Çünkü Allah'ın onayı olmadan şefaat olmaz (Taha 20/109, Sebe 34/23).
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O, Allah'tır. O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, sürekli işinin başındadır. O'nu ne uyuklama tutar ne de uyku! Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaati (birinin yanında olmayı) kim göze alabilir? dipnot 1 Onların önlerinde olanı da arkalarında kalanı da O bilir. Onlar, O'nun bilgisinden izin verdiği kadarı dışında bir şey kavrayamazlar. Hakimiyeti, gökleri de kapsar yeri de. Bu ikisini korumak O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır (el-Ayn, Müfredat).
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayet, Allah dışındaki varlıkların gerçek olduğunu bildirmekte ve vahdet-i vücudu reddetmektedir. Çünkü vahdet-i vücuda göre Allah'tan başka varlık yoktur, varlık diye bilinenler onun gölgesidir. Onlara göre gölge de yoktur.

Şaban Britch

Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Diri (hayat sahibi) ve kaimdir. O’nu bir uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan yanında kim şefaat edebilir? Önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun ilminden dilediği kadarı hariç hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

Şaban Piriş

Allah, O'ndan başka ilah yoktur. Diri (hayat sahibi) ve yaratıklarının üzerinde gözeticidir. O'nu bir uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan yanında kim şefaat edebilir? Önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden -dilediği kadarı hariç- hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun otoritesi, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O'na asla ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'tan başka ilah yok. Hayy'dır O, sürekli diridir; Kayyum'dur O, kudretin kaynağıdır. Ne gaflet yaklaşır O'na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O'nun dur. O'nun huzurunda, bizzat O'nun izni olmadıkça, kim şefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!... İnsanlar O'nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiç bir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O'na hiç de zor gelmez. Aliy'dir O, yüceliği sınırsızdır; Azim'dir O, büyüklüğü sınırsızdır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah, there is no Ilah but He, The Eternal, the Absolute, Purveyor of sustenance for all, and AL-Qayum (Omnipotent) Who preserves existence. It is not congruous with His divine nature to slumber or sleep. To Him belong all in the heavens and on earth. Who is it Who can intercede on behalf of another in His August Presence but by the graceful proclamation of His permission? He knows His creatures’ experiences and the course of coming events which bridge their span and no one can comprehend anything of His knowledge nor can anything be known except as He will. His Throne, His knowledge and His dominance and command extend over the heavens and earth, whose preservation does not tire Him or worn out with fatigue, and He is above all and beyond all, He is the Unique, whose attributes belong to the highest regions of thought and reality.

Abdul Haleem

God: there is no god but Him, the Ever Living, the Ever Watchful.Neither slumber nor sleep overtakes Him. All that is in the heavens and in the earth belongs to Him. Who is there that can intercede with Him except by His leave? He knows what is before them and what is behind them, but they do not comprehend any of His knowledge except what He wills. His throne extends over the heavens and the earth; it does not weary Him to preserve them both. He is the Most High, the Tremendous.

Abdullah Yusuf Ali

Allah! There is no god but He,-the Living, the Self-subsisting, Eternal. No slumber can seize Him nor sleep. His are all things in the heavens and on earth. Who is there can intercede in His presence except as He permitteth? He knoweth what (appeareth to His creatures as) before or after or behind them. Nor shall they compass aught of His knowledge except as He willeth. His Throne doth extend over the heavens and the earth, and He feeleth no fatigue in guarding and preserving them for He is the Most High, the Supreme (in glory).

Abul A'la Maududi

Allah, the Ever-Living, the Self-Subsisting by Whom all subsist, there is no god but He. dipnot 1 Neither slumber seizes Him, nor sleep; dipnot 2 to Him belongs all that is in the heavens and all that is in the earth. dipnot 3 Who is there who might intercede with Him save with His leave? dipnot 4 He knows what lies before them and what is hidden from them, whereas they cannot attain to anything of His knowledge save what He wills them to attain. dipnot 5 His Dominion dipnot 6 overspreads the heavens and the earth, and their upholding wearies Him not. He is All-High, All-Glorious. dipnot 7

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Irrespective of the number of gods or objects of worship set up by ignorant people, the fact remains that godhead in its entirety, belongs exclusively to the Eternal Being, Who is indebted to no one for His existence. In fact, He is not only self-existent, but upon Him rests the entire order of the universe. He alone wields all sovereign authority over His dominion. None shares either His attributes or His power and might, and no one has the same claims against the creatures as He. Hence, if anywhere in the heavens or the earth someone sets up anything or anybody as an object of worship and service (ilah) either instead of or in addition to the One True God this amounts to declaring war on reality.
  2. metne dön, dipnot 2
    This is a refutation of the ideas of those who, in formulating their concepts of God, are inclined to consider God analogous to their own imperfect selves and hence ascribe to God the weaknesses characteristic of human beings. An instance at hand is the famous Biblical statement that God created the heavens and the earth in six days and on the seventh day He rested (see Genesis, chapters 1 and 2).
  3. metne dön, dipnot 3
    To God belongs the heavens and the earth and everything therein. There is no one who shares anything with God in governance either of the heavens or of the earth. Any conceivable being other than God would necessarily be a part of the universe and thus belong to, and be a subject of, God rather than His partner and equal.
  4. metne dön, dipnot 4
    This is a refutation of the ideas of those polytheists who consider either saints, angels or other beings to be so influential with God that if they were adamant in demanding something of Him, their demand would prevail. They are being told that, far from anyone having the power to impose his will on God, none - not even the greatest Prophets and the most highly esteemed angels - will dare utter one word in the majestic court of the Lord unless they are expressly permitted to do so.
  5. metne dön, dipnot 5
    Here another blow is struck against polytheism. On the basis of the concept of God's unlimited sovereignty and omnipotence it was stressed, in the foregoing verses, that no one shares independently in God's governance of the universe, and no one is so powerful with God that his intercession would decisively influence His judgement. The same point is stressed here but in a different manner. It is pointed out that no one possesses the knowledge that would enable him to comprehend the order of the universe and the considerations underlying it, so no one can legitimately interfere in its governance. The knowledge of human beings, of jinn, of angels and of all other creatures is limited and imperfect. No one's knowledge embraces all the facts of the universe. If someone did have the right to interfere even in only a part of the universe, and if his suggestions were of necessity to be put into effect, the entire order of the universe would be disrupted. Creatures are incapable of understanding what is best for them, and do not have the capacity to know how best the universe should be governed. It is God alone Who knows everything.
  6. metne dön, dipnot 6
    The Arabic term kursi signifies sovereignty, dominion and authority.(The word Kursi has been variously interpreted by Muslim scholars. The literal meaning is obvious; it signifies that which one sits on. Scholars have differed, however, as to whether the word has been used in the Qur'an literally or figuratively. They have also disagreed whether the Kursi and 'Arsh Which occur in the Qur'an have one and the same meaning or are different. The main opinions expressed by the scholars are the following: (i) that Kursi signifies God's knowledge, a view attributed to Ibn 'Abbas; (ii) that it is identical with 'Arsh (Throne), a view attributed to Hasan al-Basri; (iii) that it signifies God's power (iv ) in opposition to such views a large number of scholars insist that Kursi should be considered a reality rather than be understood figuratively. In addition to many earlier scholars, this was vigorously championed by Ibn Taymiyah. It should be remembered, however, that Ibn Taymiyah and others who hold this opinion, side by side with affirming that Kursi is a reality, also emphasize that man has no knowledge about the nature and modality of Kursi and that it ought to be treated as something unique, being related to God Who is unique both in His essence and attributes. (See the commentaries of Alusi. Tabari, Qurtubi, Ibn Kathir and Shawkani on this verse. See also Ibn Taymiyah, Majmu al-Fatawa 1bn Taymiyah, vol. 5, pp. 55-8 and vol. 6, pp. 584-5. It is interesting to note that Sayyid Qutb, (martyred 1386 A.H/966 C.E.), a contemporary of Mawdudi and one of the most influential Islamic thinkers of our time, has interpreted the verse exactly, as Mawdudi did - Ed.)
  7. metne dön, dipnot 7
    This verse is generally known as the 'Verse of the Throne' and it provides in one piece a knowledge of God without parallel. The question that arises here is: What is the occasion for describing the Lord of the Universe and His attributes? In order to appreciate this one should rehearse the discourse beginning with( verse 243) and continuing up to this point. In this discourse the believers were urged to strive with their lives and belongings to establish the true faith and were warned to get rid of the weaknesses which had characterized the conduct of the Israelites. A fundamental fact about war - that victory and success do not depend upon superiority in either numbers or weapons - was then indicated. They depend rather on faith, fortitude, discipline and firm resolution. Thereafter the Divine wisdom underlying fighting was disclosed, namely that God removes one set of people by means of another in order to maintain the good administration of the world. For were one group's dominance to be assured in perpetuity, the lives of all other human beings mould become miserable.This was followed by the clarification of a misunderstanding which often arises in the minds of ignorant people. This misunderstanding arose from the false assumption that God had sent His Prophets so that all diversity and disagreement might come to an end. The people who accepted this premise, however, saw considerable diversity and disagreement, and were aware that falsehood existed side by side with Truth. They were agitated by the thought that this state of affairs might suggest helplessness on God's part, that He had failed to stamp out the evils He wanted to. In reply to this it was pointed out that it was not God's will to compel all human beings to follow one and the same way. Had it been so, man could not have deviated from the course set for him by God. This observation was followed by a passing reference to the subject with which the discourse opened. Finally, the point is made that no matter how many divergent beliefs, viewpoints, ways of life and conduct exist in actual life, the reality underlying the order of the universe is the one stated in this verse, and it remains unaffected by the misconceptions of people. On the other hand, however, it is not God's purpose to compel people to accept it. Whoever accepts it will find it to his own benefit; whoever rejects it, will find the result harmful.

Aisha Bewley

Allah, there is no god but Him, the Living, the Self-Sustaining. He is not subject to drowsiness or sleep. Everything in the heavens and the earth belongs to Him. Who can intercede with Him except by His permission? He knows what is before them and what is behind them but they cannot grasp any of His knowledge save what He wills. His Footstool encompasses the heavens and the earth and their preservation does not tire Him. He is the Most High, the Magnificent.

Al-Hilali & Khan

Allâh! Lâ ilâha illa Huwa (none has the right to be worshipped but He), Al-Hayyul-Qayyum (the Ever Living, the One Who sustains and protects all that exists). Neither slumber nor sleep overtakes Him. To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. Who is he that can intercede with Him except with His Permission? He knows what happens to them (His creatures) in this world, and what will happen to them in the Hereafter. And they will never compass anything of His Knowledge except that which He wills. His Kursî [1] extends over the heavens and the earth, and He feels no fatigue in guarding and preserving them. And He is the Most High, the Most Great. [This Verse 2:255 is called Ayat-ul-Kursî ]

Ali Quli Qarai

Allah—there is no god except Him— is the Living One, the All-sustainer. Neither drowsiness befalls Him nor sleep. To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. Who is it that may intercede with Him except with His permission? He knows that which is before them and that which is behind them, and they do not comprehend anything of His knowledge except what He wishes. His seat embraces the heavens and the earth, and He is not wearied by their preservation, and He is the All-exalted, the All-supreme.

Amatul Rahman Omar

Allâh, there is no other, cannot be and will never be One worthy of worship but He, the Ever Living, Self-Subsisting and All-Sustaining. Slumber overtakes Him not, nor sleep. Whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth belongs to Him. Who is there that will intercede with Him, save by His leave? He knows their future and their past; and they encompass nothing of His knowledge (of the things) except of such (things) as He (Himself) pleases (to tell). His knowledge and suzerainty extends over the heavens and the earth and the care of them both tires Him not. He is the Supreme, the Great.

Arthur John Arberry

God there is no god but He, the Living, the Everlasting. Slumber seizes Him not, neither sleep; to Him belongs all that is in the heavens and the earth. Who is there that shall intercede with Him save by His leave? He knows what lies before them and what is after them, and they comprehend not anything of His knowledge save such as He wills. His Throne comprises the heavens and earth; the preserving of them oppresses Him not; He is the All-high, the All-glorious.

Bijan Moeinian

There is no deity beside God. He is Alive and Eternal. He never sleeps nor takes a recess. Anything that exists in the heavens and on earth belongs to Him. No body has the power of intercession in His Court except with His permission. He knows what have people done in the past and what is awaiting them. No one is as knowledgeable as God and He gives as much knowledge as He wills to whoever He decides to bless him with. His Kingship is spread all over the universe and includes the earth and the heavens. Ruling over such vast realm of existence does not bother Him a bit as He is The Most High, the Great.

E. Henry Palmer

God, there is no god but He, the living, the self-subsistent. Slumber takes Him not, nor sleep. His is what is in the heavens and what is in the earth. Who is it that intercedes with Him save by His permission? He knows what is before them and what behind them, and they comprehend not aught of His knowledge but of what He pleases. His throne extends over the heavens and the earth, and it tires Him not to guard them both, for He is high and grand.

Edip-Layth

God, there is no god but He, the Living, the Sustainer. No slumber or sleep overtakes Him; to Him belongs all that is in the heavens and in the earth. Who will intercede with Him except by His leave? He knows their present and their future, and they do not have any of His knowledge except for what He wishes. His throne encompasses all of the heavens and the earth and it is easy for Him to preserve them. He is the High, the Great.

George Sale

God! There is no God but he; the living, the self-subsisting: Neither slumber nor sleep seizeth him; to him belongeth whatsoever is in heaven, and on earth. Who is he that can intercede with him, but through his good pleasure? He knoweth that which is past, and that which is to come unto them, and they shall not comprehend any thing of his knowledge, but so far as he pleaseth. His throne is extended over heaven and earth, and the preservation of both is no burden unto him. He is the high, the mighty.

Hamid S. Aziz

Allah, there is no God but He, the Living, the Eternal. Slumber takes Him not, nor sleep. To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth. Who is it that intercedes with Him save by His permission? He knows what is before them and what behind them, and they comprehend nothing of His Knowledge but of what He pleases. His throne extends over the heavens and the earth, and it tires Him not to preserve them both, for He is Sublime, the Grand.

Mahmoud Ghali

Allah. There is no god except He, The Ever-Living, The Superb Upright Sustainer. Slumber does not overtake Him, nor sleep; to Him (belongs) whatever is in the heavens and whatever is in the earth. Who is there that intercedes for His Providence except by His Permission? He knows whatever is in front of them (Literally: between their hands) and whatever is behind them, and they do not encompass anything of His Knowledge except whatever He has decided. His Chair embraces the heavens and the earth; the preserving of them (Literally: them both) does not tire Him; and He is The Ever-Exalted, The Ever-Magnificent.

Marmaduke Pickthall

Allah! There is no deity save Him, the Alive, the Eternal. Neither slumber nor sleep overtaketh Him. Unto Him belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. Who is he that intercedeth with Him save by His leave? He knoweth that which is in front of them and that which is behind them, while they encompass nothing of His knowledge save what He will. His throne includeth the heavens and the earth, and He is never weary of preserving them. He is the Sublime, the Tremendous.

Mohamed Ahmed - Samira

God: There is no god but He, the living, eternal, self-subsisting, ever sustaining. Neither does somnolence affect Him nor sleep. To Him belongs all that is in the heavens and the earth: and who can intercede with Him except by His leave? Known to Him is all that is present before men and what is hidden (in time past and time future), and not even a little of His knowledge can they grasp except what He will. His seat extends over heavens and the earth, and He tires not protecting them: He alone is all high and supreme.

Muhammad Asad

GOD - there is no deity save Him, the Ever-Living, the Self-Subsistent Fount of All Being. Neither slumber overtakes Him, nor sleep. His is all that is in the heavens and all that is on earth. Who is there that could intercede with Him, unless it be by His leave? He knows all that lies open before men and all that is hidden from them, whereas they cannot attain to aught of His knowledge save that which He wills [them to attain]. His eternal power overspreads the heavens and the earth, and their upholding wearies Him not. And he alone is truly exalted, tremendous.

Mustafa Khattab

Allah! There is no god ˹worthy of worship˺ except Him, the Ever-Living, All-Sustaining. Neither drowsiness nor sleep overtakes Him. To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. Who could possibly intercede with Him without His permission? He ˹fully˺ knows what is ahead of them and what is behind them, but no one can grasp any of His knowledge—except what He wills ˹to reveal˺. His Seat[1] encompasses the heavens and the earth, and the preservation of both does not tire Him. For He is the Most High, the Greatest.[2]

Progressive Muslims

God, there is no god but He, the Living, the Sustainer. No slumber or sleep overtakes Him; to Him belongs all that is in heavens and in the Earth. Who will intercede with Him except by His leave He knows their present and their future, and they do not have any of His knowledge except for what He wishes. His throne encompasses all of the heavens and the Earth and it is easy for Him to preserve them. He is the High, the Great.

Rashad Khalifa

GOD: there is no other god besides Him, the Living, the Eternal. Never a moment of unawareness or slumber overtakes Him. To Him belongs everything in the heavens and everything on earth. Who could intercede with Him, except in accordance with His will? He knows their past, and their future. No one attains any knowledge, except as He wills. His dominion encompasses the heavens and the earth, and ruling them never burdens Him. He is the Most High, the Great.

Sahih International

Allah - there is no deity except Him, the Ever-Living, the Sustainer of [all] existence. Neither drowsiness overtakes Him nor sleep. To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. Who is it that can intercede with Him except by His permission? He knows what is [presently] before them and what will be after them, and they encompass not a thing of His knowledge except for what He wills. His Kursi extends over the heavens and the earth, and their preservation tires Him not. And He is the Most High, the Most Great.

Sam Gerrans

God, there is no god save He, the Living, the Eternal. Neither slumber nor sleep overtakes Him; to Him belongs what is in the heavens and what is in the earth — who will intercede with Him save by His leave? He knows what is before them and what is after them, and they encompass not anything of His knowledge save what He wills. His Throne overspreads the heavens and the earth, and the preservation thereof wearies Him not; and He is the Exalted, the Great.

Shabbir Ahmed

These directions, tidings and warnings come from Allah, the One True God. There is no god but He, the Living, the Originator of life, the Self-Subsisting Sustainer of all creation. Neither slumber, nor sleep overtakes Him. All that exists in the Highs and the Lows, in the Heavens and the Earth, belongs to Him alone. Who can intercede in His Court, except as a witness of Law? His Knowledge transcends time and space. No one can encompass a trace of His Knowledge but through His Laws. The Throne of His Supreme Control extends over the Highs and the Lows. No fatigue touches Him as He benevolently guards His Dominion and creation. He is the Glorious, the Supreme.

Syed Vickar Ahamed

Allah! There is no god but He— The Living, — The Self-Sufficient,— The Infinitely Enduring,— Slumber or sleep never reaches Him. All things are His, in the heavens and on the earth. Who is there who can plead in His presence except as He permits? He knows what (appears to His creatures), before or after or behind them. They shall not understand the smallest fragment of His knowledge except as He wills. His Throne extends over the heavens and over the earth, and He does not tire in guarding and preserving them; And He is the Most High (Al-A'li), the Supreme (Al-Azeem, in Glory). [This Holy Verse glorifying Allah is known as Ayât-ul-Kursi.]

Taqi Usmani

Allah: There is no god but He, the Living, the All-Sustaining. Neither dozing overtakes Him nor sleep. To Him belongs all that is in the heavens and all that is on the earth. Who can intercede with Him without His permission? He knows what is before them and what is behind them; while they encompass nothing of His knowledge, except what He wills. His Kursiyy (Chair) extends to the Heavens and to the Earth, and it does not weary Him to look after them. He is the All-High, the Supreme.

The Monotheist Group

God, there is no god except He, the Living, the Sustainer. No slumber or sleep overtakes Him; to Him belongs all that is in the heavens and the earth. Who will intercede with Him except with His permission? He knows their present and their future, and they do not have any of His knowledge except for what He wishes. His Throne encompasses all of the heavens and the earth and it is easy for Him to preserve them. He is the Most High, the Great.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 255. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 255. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 255. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩