Bakara suresi

Bakara suresi, 188. ayet

Bakara suresi, 188. ayet. وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ وَتُدْلُوا۟ بِهَآ إِلَى ٱلْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا۟ فَرِيقًا مِّنْ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ بِٱلْإِثْمِ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

velâ te'külû emvâleküm beyneküm bilbâṭili vetüdlû bihâ ile-lḥukkâmi lite'külû ferîḳam min emvâli-nnâsi bil'iŝmi veentüm ta`lemûn.

Diyanet İşleri

Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 185–191 · surenin 188. ayeti / 286

Konu Haksız kazanç ve hilaller Bakara 188–189 3

  1. Bakara 185

    (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah'ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir.

  2. Bakara 186

    Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.

  3. Bakara 187

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, ayetlerini insanlara böylece açıklar.

  4. 188

    Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin.

  5. Bakara 189

    Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah'a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

  6. Bakara 190

    Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.

  7. Bakara 191

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kafirlerin cezası böyledir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

188. “Mallarınızı” yani sizden başkalarının mallarını “batıl yollarla yemeyin.” Burada “mallarınızı” diye buyrulmuş olması müslüman bir kimsenin kendisi için sevdiği şeyi kardeşi için sevmesi, onun malına tıpkı kendi malına saygı gösterdiği gibi saygı göstermesi gerektiğinden dolayıdır. Diğer taraftan bir kimsenin başkasının malını yemesi, başkasına da gücü yetmesi halinde kendi malını yeme cesaretini kazandırır.

Mal yeme biri hak diğeri de batıl yolla olmak üzere iki türlü olduğundan ve haram olan da sadece batıl yolla yeme olduğundan dolayı Yüce Allah, yenilen malı bu şekilde batılla kayıtlamıştır. Bunun kapsamına gasp, hırsızlık, emanet bırakılan veya ödünç verilen bir mala yahut buna benzer bir şeye hainlik etmek de girmektedir. Yine faiz akitleri, bütün çeşitleri ile kumar da bu batıl yollarla yemenin kapsamına girmektedir. Çünkü bu şekilde yenilen mallar mubah olan bir bedel karşılığında yenilmemektedir. Alışverişte, kira ve benzerlerinde aldatma sureti ile malların yenilmesi de batıl yollarla yeme kapsamı içerisindedir. Ücretle çalıştırılanların ücretlerinin yenilmesi de bu kapsama dâhildir. Ücretle çalışanların gereğini yerine getirmedikleri bir işin ücretini almaları da böyledir. Yalnızca Allah rızası gözetilmedikçe geçerli olmayan, Allah’a yakınlaştırıcı ameller ve ibadetler karşılığında ücret almak da bu kapsama girmektedir. Zekâtlardan, sadakalardan, vakıflardan ve vasiyetlerden, hak sahibi olmayan kimselerin bir şeyler almaları yahut haklarından fazlasını almaları da bu kapsama dâhildir.

Bütün bunlar ve benzer şekiller, batıl yollarla mal yeme çerçevesi içerisindedir ve hiçbir şekilde helâl değildir. Hatta bu konuda bir anlaşmazlık çıksa ve şeriatla hükmeden bir hakimin huzurunda dava açılsa, malı batıl yolla yemek isteyen kişi de haklının delilini hükümsüz kılacak şekilde bir delil ortaya koysa ve hakim de buna binaen o haksız kimsenin lehine hüküm verecek olsa dahi bu böyledir. Zira hâkimin verdiği bu hüküm ne haram olan bir şeyi mubah kılabilir, ne de helâl olan bir şeyi haram kılabilir. Çünkü hâkim ancak işittiğine uygun olarak hüküm verir, yoksa işlerin hakikatleri olduğu gibidir. O nedenle hâkimin verdiği hükümde haksız olan için ne rahat etme ne malın helâl olma ihtimali ne de huzur söz konusu değildir.

Bir kimse hâkime batıl bir delil sunacak olsa, hâkim de buna dayanarak onun lehine hüküm verecek olsa, bu helâl olmayan şey o kimse için helâl olmaz ve böyle bir kimse başkasının malını batıl yol ile ve günah ile -hem de bunu bile bile- yemiş olur. Böyle birisinin cezası da daha ağır olur, buna binaen ona verilecek ceza da daha ağırdır.

Buna binaen vekil, kendisine vekalet verenin davasında haksız olduğunu bilir ise haksız olan adına davayı sürdürmesi, onu savunması helâl değildir. Nitekim Yüce Allah: “Hainlerin savunucusu olma!” (en-Nisa, 4/105) buyurmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sizler, hırsızlık, gasp, dolandırma gibi, kanunsuz bir şekilde birbirinizin mallarını almayın. Allah'ın bunu haram kıldığını bildiğiniz halde, günaha bulaşarak bunlarla insanların mallarından bir kısmını almak için iktidar sahiplerinin önünde çekişmeyin. Haram olduğunu bile bile günah işlemek, hem daha çirkin, hem de cezası daha büyüktür.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la
  2. تَأْكُلُوٓا۟ te'kulu yemeyin kök: اكل
  3. أَمْوَٰلَكُم emvalekum mallarınızı kök: مول
  4. بَيْنَكُم beynekum aranızda kök: بين
  5. بِٱلْبَـٰطِلِ bil-batili batıl (sebepler) ile kök: بطل
  6. وَتُدْلُوا۟ ve tudlu ve atmayın kök: دلو
  7. بِهَآ biha onları
  8. إِلَى ila
  9. ٱلْحُكَّامِ l-hukkami hakimler(in önün)e kök: حكم
  10. لِتَأْكُلُوا۟ lite'kulu yemeniz için kök: اكل
  11. فَرِيقًۭا ferikan bir kısmını kök: فرق
  12. مِّنْ min
  13. أَمْوَٰلِ emvali mallarından kök: مول
  14. ٱلنَّاسِ n-nasi insanların kök: نوس
  15. بِٱلْإِثْمِ bil-ismi günah bir biçimde kök: اثم
  16. وَأَنتُمْ veentum ve siz
  17. تَعْلَمُونَ tea'lemune bildiğiniz halde kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin.…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    (160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların…

  • Aynı kök: بطل (36 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve…

  • Aynı kök: دلو (4 geçiş)

    Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca, "Müjde! Müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı…

  • Aynı kök: دلو (4 geçiş)

    Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: فرق (72 geçiş)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Mallarınızı aranızda batıl sebep(ler)le yemeyin! dipnot 1 Bilerek insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için onları (malları) hakimlere (rüşvet olarak) vermeyin! dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle Nisâ 4:29 ve Mutaffifîn 83:1-3. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Buradaki [el-hukkâm] kelimesi, Nisâ 4:35 gereği herhangi bir işteki her bir hakem, bilirkişi, yargıç, ilgili kişi vs.dir; mesaj sadece "hakimler"le sınırlı değildir; rüşvet verilen herkesi içermektedir.

Mustafa İslamoğlu

Birbirinizin mallarını gayr-ı meşru bir biçimde yemeyin ve günaha girerek bile bile insanların hakkını yemek için o malları kullanarak yetkililere ulaşmayın!

Muhammed Esed

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yiyip tüketmeyin ve başkalarına ait meşru mallardan hiçbirini bilerek haksızlıkla tüketmek için hukuki hilelere başvurmayın.

Ahmed Hulusi

Mallarınızı, aranızda, gerçeklerle bağdaşmayan şekilde yemeyin. Ve bilip durduğunuz halde insanların mallarından haksız yere yemek için hükmedicilere koşmayın.

Ali Bulaç

Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.

Ali Özek ve heyeti

Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin.

Ali Rıza Safa

Birbirinizin mallarını haksızlıkla aranızda yemeyin. İnsanların mallarından bir bölümünü bilerek haksızlıkla yemek için, onları yargıçlara rüşvet olarak vermeyin. dipnot 34

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 34
    "Yargıçlara rüşvet olarak vermeyin!" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Yargıçlara aktarmayın!" veya "Yargıçlara rüşvetlerle koşmayın!" veya "Görevlilere rüşvet vermeyin!" veya "Hakimlere, idarecilere, iktidardakilere rüşvet olarak vermeyin!" veya "Hukuk hilelerine başvurmayın!" biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyiniz. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollarla yemeniz için o malları rüşvet olarakhakimlere vermeyiniz.

Edip Yüksel

Paralarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin. Halkın parasını haksız yere yemek amacıyla bile bile memurlara/yöneticilere rüşvet vermeyin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Paralarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin. Halkın parasını haksız yere yemek amacıyla bile-bile memurlara/yöneticiler rüşvet vermeyin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de aranızda mallarınızı haksız sebeplerle yemeyin, insanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için o malları hakimlere sarkıtmayın (dava konusu yapmayın.)

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeble yemeyin nasın emvalinden bir kısmını bile bile günah ile yemek için o malları hakimlere sarkıtmayın

Erhan Aktaş

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu dipnot 1 bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hakkınız olmadığını.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu dipnot 1 bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hakkınız olmadığını.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu dipnot 1 bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hakkınız olmadığını.

Gültekin Onan

Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın.

Hasan Basri Çantay

Aranızda (birbirinizin) mallarınızı haksız sebeblerle yemeyin ve kendiniz bilib dururken insanların mallarından bir kısmını günah (ı mucip suretler) le yemeniz için onları (o malları) haakimlere aktarma etmeyin.

İbni Kesir

Mallarınızı aranızda batıl ile yemeyin. Ve insanların mallarından bir kısmını, siz bildiğiniz halde günahla yemek için onları hakimlere aktarmayın.

Mehmet Alagaş

(183-189) Ey iman edenler size de tıpkı sizden öncekiler gibi sayılı günlerde oruç yazıldı, böylelikle belki korunursunuz, sizden her kim hasta ise veya yolculukta / seferde ise orucu, sayısınca diğer günlerde tutar , orucu tutmaya takati olmayanlar miskini yedirerek fidyesini (sorumluluktan kurtaran bedel ini) verirler, kim de gönlünden ilave hayır yaparsa o yaptığı kendi hayrınadır , tabi ki Oruç tutmanız eğer biliyorsanız sizin için hayırlıdır. (Oruç ile fidye arası tercih te kalırsanız ) Ramazan ayında Kur’an insanlara bir kılavuz, kılavuza dair açıklamalar ve ayırt edici olması için indirildi. Kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun kim hasta ise yahut yolculukta ise sayısınca diğer günlerde oruç tutsun, Allah sizin için kolaylık diler / murad eder zorluk istemez , s ayıyı / adet i tamamlayınız, size kılavuzluk etmesinden dolayı Allah’ı büyükleyiniz. (En büyük sensin deyiniz) Böylelikle belki teşekkür etmiş olursunuz. Kullarım sana benden sorduklarında kesinlikle ben yakınım, çağrıda bulunanın çağrısına çağırdığında cevap veririm o halde siz de bana cevap veriniz ve bana iman ediniz böylelikle belki yetişkin / reşit olursunuz. Oruç gecesi kadınlarınıza şehvetle yaklaşmanız helaldir , onlar sizin elbiselerinizdir, siz de onların elbiselerisiniz. Allah nefislerinize yazık ettiğinizi bildi ve sizin tövbenizi kabul etti ve sizi affetti, şimdi onlarla ilişkide / mübaşeret de bulunabilirsiniz. Allah’ın sizin için yazdığı şeyi arayın. Gün doğumunda beyaz ip ile siyah ip iyice belirinceye kadar yiyin ve için ( Fecir; doğru/sadık ve yalan/kazıb dikey aydınlık, gecenin gündüzden ayrıldığı an) sonrada geceye kadar orucu tamamlayın. Onlarla (kadınlarla) itikafta iken mescitler de ilişki de bulunmayın. (İtikaftakilere İftardan sonra da yasak) İşte bu Allah’ın sınırlarıdır / hudududur , onlara yakınlaşmayın . İnsanlar için ayetlerini Allah böyle açıklıyor, böylelikle belki sakınırsınız. Aranızda malları geçersiz / batıl bir şekilde yemeyin onların mallarının bir bölümünü yemek için rüşvet olarak hâkimlere aktarmayın. (Kovayla su aktarmak gibi) bunu günah olarak siz de biliyorsunuz. Sana hilalleri (ayın hilal şeklini) soruyorlar, de ki onlar hac ve insanlar için vakit bildirimleridir. Evlerin arkalarından girmek iyi bir şey değildir ve fakat sakınmak iyiliktir. Evlere kapılarından giriniz ve Allah’tan sakınınız böylelikle belki kurtuluşa erersiniz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere/yöneticilere (rüşvet olarak) vermeyin.

Süleyman Ateş

Mallarınızı, aranızda batıl (sebepler) ile yemeyin; bile bile insanların mallarından bir kısmını günah bir biçimde yemeniz için onları hakimler(in önün)e atmayın (hakimlere götürmeyin veya onlara rüşvet vermeyin).

Süleymaniye Vakfı

Mallarınızı aranızda batıl /Kur'an'a aykırı yollarla yemeyin. dipnot 1 Ayrıca, insanların mallarının bir kısmını yemek için, bile bile günaha girerek onu yetkililere (rüşvet olarak) vermeyin! dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Batıl yolla mal yemek şu şekillerde olur: Ölçüde ve tartıda eksiltme yapmak (Mutaffifin 83/1-3, İsra 17/35), faiz yemek (Bakara 2/275, 278-279, Al-i İmran 3/130), kumar ve şans oyunları (Bakara 2/219, Maide 5/90-91), gasp (Kehf 18/79), hırsızlık (Maide 5/38), yetim malı yemek (Nisa 4/2, 6,10), boşadığı hanıma verdiği bir şeyi geri almak (Bakara 2/229, Nisa 4/20-21), başkasının malını yemek için yetkililere rüşvet vermek, ayetleri gizlemek (Bakara 2/174) ve din istismarı (Tevbe 9/34). (Nisa 4/29).
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayet, rüşvetin haram olduğunu bildirmektedir. Rüşvet, başkasının malını bile bile haksız yere yemek için yetkililere mal vermektir. Kişi, kendi meşru hakkını almak için yetkililere mal vermek zorunda kalırsa bu, verene değil, alana haram olur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Bile bile günaha girip insanların mallarını yemek için malınızı (rüşvet olarak) yetkililere vermeyin. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayet rüşveti yasaklamaktadır. Rüşvet, başkasının malını bile bile haksız yere yemek için yetkililere mal vermektir. Kişi, kendi hakkını almak için yetkililere mal vermek zorunda kalırsa verene değil, alana haram olur.

Şaban Britch

Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin ve bildiğiniz halde insanların mallarından bir kısmını günahı gerektirecek şekilde yemek için onu hakimlere (rüşvet olarak) aktarmayın.

Şaban Piriş

Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle yemeyin ve bildiğiniz halde insanların mallarından bir kısmını günahı gerektirecek şekilde yemek için onu hakimlere (rüşvet olarak) aktarmayın.

Yaşar Nuri Öztürk

Mallarınızı aranızda haksız ve uydurma yollara baş vurarak yemeyin; bilip durduğunuz halde insanların mallarından bir kısmını günaha saparak yemek için onları yargıçlara aktarmayın.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And do not usurp others’ possessions unlawfully and present bribes to their judges to sway their discernment so that you sinfully devour a part of peoples’ possessions being aware of your evil doings.

Abdul Haleem

Do not consume your property wrongfully, nor use it to bribe judges, intending sinfully and knowingly to consume parts of other people’s property.

Abdullah Yusuf Ali

And do not eat up your property among yourselves for vanities, nor use it as bait for the judges, with intent that ye may eat up wrongfully and knowingly a little of (other) people's property.

Abul A'la Maududi

Do not usurp one another’s possessions by false means, nor proffer your possessions to the authorities so that you may sinfully and knowingly usurp a portion of another’s possessions. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    One meaning of this verse is that people should not try to seek illegitimate benefits by bribing magistrates. Another meaning is that when a person is aware that the property, he claims rightfully belongs to someone else, he should not file a judicial petition either because the other party lacks the evidence to support their case or because by trickery and cunning the petitioner can usurp that property. It is possible that the judicial authority would decide the case in favour of the false claimant on the basis of the formal strength of the claim, but as this judicial verdict would merely be the result of the chicanery to which the claimant had resorted he would not become its rightful owner. In spite of the judgement of the court the property would remain unlawful for him in the sight of God. It has been reported in a Tradition that the Prophet said: 'I am merely a human being and you bring to me your disputes. It is possible that some of you will be more impressive in argument than others, so that 1 may give judgement in favour of one on the basis of what 1 hear. Beware that if 1 award to someone what belongs to his brother, I will have assigned to him a lump of Fire.' (Bukhari, 'Shahadat', 27; Muslim, 'Aqdiayah', 4; Abu Da'ud , 'Aqdiayah', 7; Tirmidhi, 'Ahkam', 11, 18; Nasai 'Qudat', 12, 33; 1bn Majah, 'AhkAm', 5, etc. - Ed.)

Aisha Bewley

Do not devour one another’s property by false means nor offer it to the judges as a bribe, trying through crime to knowingly usurp a portion of other people’s property.

Al-Hilali & Khan

And eat up not one another’s property unjustly (in any illegal way e.g. stealing, robbing, deceiving, etc.), nor give bribery to the rulers (judges before presenting your cases) that you may knowingly eat up a part of the property of others sinfully.

Ali Quli Qarai

Do not eat up your wealth among yourselves wrongfully, nor proffer it to the judges in order to eat up a part of the people’s wealth sinfully, while you know [that it is immoral to do so].

Amatul Rahman Omar

Do not appropriate one another's property with inequity (and by false means) nor seek to gain access thereby to the authorities so that you may appropriate a portion of (other) people's property by sinful means (and bribery) and that (too) knowingly (that you have no right to do so).

Arthur John Arberry

Consume not your goods between you in vanity; neither proffer it to the judges, that you may sinfully consume a portion of other men's goods, and that wittingly.

Bijan Moeinian

Do not devour each others’ property illicitly neither bribe a judge to make an unjust decision in your favor; you know very well that it is wrong.

E. Henry Palmer

Devour not your wealth among yourselves vainly, nor present it to the judges that ye may devour a part of the wealth of men sinfully, the while ye know.

Edip-Layth

Do not consume your money between you unjustly by bribing the decision-makers so that you may consume a part of the other people's money sinfully while you know!

George Sale

Consume not your wealth among your selves in vain; nor present it unto judges, that ye may devour part of men's substance unjustly, against your own consciences.

Hamid S. Aziz

Devour not your wealth among yourselves vainly, nor present it to the judges that you may devour a part of the wealth of other men sinfully and knowingly.

Mahmoud Ghali

And do not eat up your riches among yourselves untruthfully and do not proffer them to the judges, that you may viciously eat up some (i. e. a portion; literally a group) of other men's riches, (while) you know (it).

Marmaduke Pickthall

And eat not up your property among yourselves in vanity, nor seek by it to gain the hearing of the judges that ye may knowingly devour a portion of the property of others wrongfully.

Mohamed Ahmed - Samira

And do not consume each other's wealth in vain, nor offer it to men in authority with intent of usurping unlawfully and knowingly a part of the wealth of others.

Muhammad Asad

AND DEVOUR NOT one another's possessions wrongfully, and neither employ legal artifices with a view to devouring sinfully, and knowingly, anything that by right belongs to others.

Mustafa Khattab

Do not consume one another’s wealth unjustly, nor deliberately bribe authorities in order to devour a portion of others’ property, knowing that it is a sin.

Progressive Muslims

And do not consume your money between you unjustly by bribing the decision makers so that you may consume a part of the other people's money sinfully while you know!

Rashad Khalifa

You shall not take each others' money illicitly, nor shall you bribe the officials to deprive others of some of their rights illicitly, while you know.

Sahih International

And do not consume one another's wealth unjustly or send it [in bribery] to the rulers in order that [they might aid] you [to] consume a portion of the wealth of the people in sin, while you know [it is unlawful].

Sam Gerrans

And consume not your wealth among yourselves in vanity, neither offer it to the authorities that you might consume part of the property of the people through sin, when you know.

Shabbir Ahmed

(When you abstain from the Permissible during the annual training period, you empower yourselves to easily refrain from the forbidden. ) So, devour not the wealth and property of one another unjustly, nor bribe the officials or the judges to deprive others of their possessions. Know that this kind of behavior drags down the individual and collective potential of the society.

Syed Vickar Ahamed

And do not eat up one another's property among yourselves for show or pettiness, and do not use it as bribe for the judges, with intent that you may eat up wrongfully and knowingly (even) a little of (other) peoples property.

Taqi Usmani

Do not eat up each other’s property by false means, nor approach with it the authorities to eat up a portion of the property of the people sinfully, while you know (that you are unjust in doing so).

The Monotheist Group

And do not consume your money between you unjustly by bribing the decision makers so that you may consume a part of the money of other people sinfully while you know!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 188. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 188. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 188. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩