Bakara suresi

Bakara suresi, 145. ayet

Bakara suresi, 145. ayet. وَلَئِنْ أَتَيْتَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ بِكُلِّ ءَايَةٍ مَّا تَبِعُوا۟ قِبْلَتَكَ وَمَآ أَنتَ بِتَابِعٍ قِبْلَتَهُمْ وَمَا بَعْضُهُم بِتَابِعٍ قِبْلَةَ بَعْضٍ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ إِنَّكَ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

velein eteyte-lleẕîne ûtü-lkitâbe bikülli âyetim mâ tebi`û ḳibletek. vemâ ente bitâbi`in ḳibletehüm. vemâ ba`ḍuhüm bitâbi`in ḳiblete ba`ḍ. veleini-tteba`te ehvâehüm mim ba`di mâ câeke mine-l`ilmi inneke iẕel lemine-żżâlimîn.

Diyanet İşleri

Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 142–148 · surenin 145. ayeti / 286

Konu Kıble'nin değiştirilmesi Bakara 142–152 3

  1. Bakara 142

    Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da Allah'ındır. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir."

  2. Bakara 143

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne kadar Allah'ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resul'e tabi olanlarla, gerisingeriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.

  3. Bakara 144

    (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

  4. 145

    Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.

  5. Bakara 146

    Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.

  6. Bakara 147

    Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!

  7. Bakara 148

    Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

145. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem insanların hidâyete ermelerini çok arzuladığından dolayı elinden geldiğince onlara nasihat eder, güzel davranır ve Allah’ın emrine uymadıkları takdirde de üzülürdü. Kâfirler içerisinde Allah’ın emrine başkaldıran, Allah’ın rasûllerine karşı büyüklük taslayarak kasten ve düşmanlık olsun diye haddi aşarak hidâyeti terk eden kimseler vardı. İşte Yahudiler ve hıristiyanlar da bunlar arasındadır. Kitap ehlinin bu önceki mensupları Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i bilgisizliklerinden dolayı değil, kesin bilgilerine rağmen inkar etmişlerdi. İşte bundan dolayı Yüce Allah ona şöyle haber vermektedir: “Andolsun ki sen kendilerine kitap verilenlere her türlü âyeti” senin sözlerini açıklayan ve kendisine davet ettiğin şeyi beyan eden her türlü belge ve delili “getirsen bile onlar yine de senin kıblene uymazlar.” Yani sana uymazlar, demektir. Çünkü kıbleye tâbî olmak ona uymanın bir delilidir ve bu ifadelere sebep de kıbledir. Durumun böyle oluşunun sebebi onların bile bile inat eden kimseler olmalarıdır. Onlar hakkı bildikleri halde terk ettiler. Âyetler (belgeler ve mucizeler) ise ancak hakkı açıkça tespit edemeyen ve hakkı arayan kimselere fayda sağlar. Apaçık âyetler böyleleri için durumu açıklığa kavuşturur. Hakka tâbî olmamayı kesinlikle kararlaştırmış olana ise yapabilecek bir şey yoktur.

Ayrıca onlar kendi aralarında da anlaşmazlık halindedirler. Onların kimisi diğerinin kıblesine uymamaktadır. Durum böyle iken ey Muhammed, onlar -gerçekten kıskanç düşmanların iken- senin kıblene tâbî olmamalarında garip kaçan bir şey yoktur? Yüce Allah’ın: “Sen de onların kıblelerine uyacak değilsin.” buyruğu “…uyma!” demekten daha beliğdir. Çünkü böyle bir ifade Peygamber’in onlara muhalefet etme sıfatına sahip olduğunu, bu yüzden de onlara tâbî olmasına imkân olmadığını ifade eder. Burada onlar hakkında “onlara her türlü delil getirilecek olsa bile” denmemiş olması, onların iddialarının lehine getirebilecekleri hiçbir delillerinin bulunmayışından dolayıdır. Aynı şekilde hak kesin delilleri ile açıkça ortaya çıktığı vakit onun hakkında vârid olabilecek birtakım şüphelere cevap getirmeye gerek yoktur. Çünkü bu gibi şüphelerin sonu olmaz ve diğer taraftan bu şüphelerin bâtıl olduğu bilinen bir husustur. Zira apaçık hakka uymayan her bir şeyin bâtıl olduğu bilinen bir şeydir. Dolayısı ile bu gibi şüpheleri çözmek ve ortadan kaldırmakla uğraşmak, nafile işler kabilinden olur.

“Andolsun ki... hevâlarına uyarsan” buyruğunda “hevâları” denilip “dinleri” denilmeyişinin sebebi, izlemekte oldukları yolun tamamen hevadan, nefsi arzulardan ibaret oluşundan dolayıdır. Hatta onlar kendi içlerinde bile bu uydukları şeyin din olmadığını bilirler. Gerçek dini terk eden bir kimse ise kaçınılmaz olarak hevâsına tâbî olur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Hevâsını ilâh edinen kimseyi gördün mü?” (el-Furkan, 25/43)

Senin hak üzere, onların ise bâtıl üzere olduklarına dair “sana gelen bunca ilimden sonra onların hevâlarına uyarsan, o zaman” yani “onlara uyduğun takdirde”… Bu, bu sonuç cümlesinin zihinlerde bile olsa öncesinden ayrılmaması için getirilmiş kayıttır. “muhakkak zalimlerden olursun.” Onlar arasında yer alır ve onların kapsamına girersin. Esasen hakkı ve bâtılı bildikten sonra bâtılı hakka tercih eden kimsenin zulmünden daha büyük hangi zulüm vardır? Hitap burada her ne kadar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e yönelik ise de şüphesiz onun ümmeti de bu hitabın kapsamındadır. Aynı şekilde bizzat kendisi -hâşâ- böyle bir şey yapacak olursa, mertebesinin yüksekliğine ve iyiliklerinin çokluğuna rağmen zalimlerden oluyorsa, başkasının böyle bir işi yapması halinde zalimlerden olması haydi haydi söz konusudur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! Sen beraberinde kendilerine kitap indirilmiş olan Yahudi ve Hristiyanlara kıblenin değiştirilmesinin hak olduğuna dair bütün ayetleri ve delilleri getirsen, yine de senin getirdiğine inat ederek ve hakka uymaya karşı kibirlendikleri için senin kıblene yönelmezler. Allah seni o kıbleden çevirdikten sonra sen de onların kıblesine yönelecek değilsin. Onlardan her biri diğer grubu kafir görmesi sebebiyle zaten onlar da birbirlerinin kıblesine yönelmezler. Sana üzerinde hiçbir şüphe olmayan doğru bilgi geldikten sonra sen, kıble meselesinde ve diğer dini kanunlar ve hükümlerde onların arzularına uyarsan, muhakkak ki o zaman doğru yolu terk edip arzularına uymuş olman sebebiyle zalimlerden olursun. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e yöneltilen bu hitap, onlara uymanın ne kadar çirkin olduğuna delalet eder. Yoksa Allah, Peygamber'ini böyle bir durumdan korumuştur. Bu, kendisinin ardından ümmetini sakındırmak için bir uyarı mahiyetindedir.

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَئِنْ velein ve eğer
  2. أَتَيْتَ eteyte sen getirsen kök: اتي
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimselere
  4. أُوتُوا۟ utu verilen kök: اتي
  5. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap kök: كتب
  6. بِكُلِّ bikulli her türlü kök: كلل
  7. ءَايَةٍۢ ayetin ayeti kök: ايي
  8. مَّا ma değildir
  9. تَبِعُوا۟ tebiu uyacak kök: تبع
  10. قِبْلَتَكَ ۚ kibleteke senin kıblene kök: قبل
  11. وَمَآ ve ma ve değilsin
  12. أَنتَ ente sen (de)
  13. بِتَابِعٍۢ bitabiin uyacak kök: تبع
  14. قِبْلَتَهُمْ ۚ kibletehum onların kıblesine kök: قبل
  15. وَمَا ve ma ve değildir
  16. بَعْضُهُم bea'duhum onların bazısı kök: بعض
  17. بِتَابِعٍۢ bitabiin uymazlar kök: تبع
  18. قِبْلَةَ kiblete kıblesine kök: قبل
  19. بَعْضٍۢ ۚ bea'din diğerlerinin kök: بعض
  20. وَلَئِنِ veleini ve eğer
  21. ٱتَّبَعْتَ ttebea'te uyarsan kök: تبع
  22. أَهْوَآءَهُم ehva'ehum onların keyiflerine kök: هوي
  23. مِّنۢ min -den
  24. بَعْدِ bea'di sonra kök: بعد
  25. مَا ma şey(den)
  26. جَآءَكَ ca'eke sana gelen kök: جيا
  27. مِنَ mine -den
  28. ٱلْعِلْمِ ۙ l-ilmi ilim- kök: علم
  29. إِنَّكَ inneke şüphesiz sen
  30. إِذًۭا izen o takdirde
  31. لَّمِنَ lemine -den (olursun)
  32. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalimler- kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…

  • Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…

  • Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma

    Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da…

  • Aynı olay: Medine'de ilk düzen — Mescid-i Nebevî, kardeşlik, anlaşma

    (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın…

  • Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden…

  • Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler…

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Allah, şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime…

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki kendilerine kitap verilmiş olanlara her türlü delili getirsen de onlar kıblene dönmezler. Sen onların kıblesine asla uyacak değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine uymazlar. Sana gelen bilgiden sonra onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman zalimlerden olursun.

Mustafa İslamoğlu

Sen daha önceden kitap gönderilenlere tüm delilleri getirsen dahi onlar senin kıblene yönelmezler; ve sen de artık onların kıblesine yönelmezsin. Ve ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yönelirler. Sana ilim geldikten sonra eğer onların keyiflerine uysaydın, bu durumda sen kesinlikle kendine zulmedenlerden olurdun.

Muhammed Esed

Ama daha önce kendilerine vahiy tevdi edilmiş olanların önüne bütün delilleri koymuş olsaydın bile senin kıblene yönelmezlerdi; ne sen onların kıblelerine yönelirsin, ne de onlar birbirlerinin kıblelerine yönelirler. Ve eğer sana ilim geldikten sonra onların asılsız görüşlerine uysaydın muhakkak ki zalimlerden olurdun.

Ahmed Hulusi

Kendilerine Kitap verilenlere her ayeti (hakikate işaret eden bilgiyi) getirsen yine de senin kıblene tabi olmazlar! Sen de onların kıblesine tabi olucu değilsin. (Hatta) onlar birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Yemin olsun ki, İlimden sana gelenden sonra onların hevalarına (şartlanmalarına göre oluşan fikirler/istekler) tabi olursan, kesinlikle zalimlerden olursun!

Ali Bulaç

Andolsun, kendilerine kitap verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine (bile) uymaz. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, o zaman gerçekten zalimlerden olursun.

Ali Özek ve heyeti

Sen, ehli kitaba her türlü âyeti (delili) getirsen yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine uymazlar. Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyacak olursan, işte o zaman sen muhakak zâlimlerden olursun.

Ali Rıza Safa

Kitap verilenlere her türlü kanıtı getirsen de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onların bir bölümü de diğerlerinin kıblesine uymazlar. Aslında, sana gelen bilgiden sonra, onların isteklerine uyarsan, kendine yazık edersin.

Bayraktar Bayraklı

Sen, kitap ehline her türlü ayeti getirsen, yine de onlar senin kıblene dönmezler. Sen de onların kıblesine dönecek değilsin. Onlar da birbirlerinin kıblesine dönmezler. Sana gelen bilgiden sonra eğer onların arzularına uyarsan, şüphesizzalimlerden olursun.

Edip Yüksel

Kitap verilenlere her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen de onlar yine senin kıblene yönelmez. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymaz. Sana gelen bu bilgiden sonra, onların keyfine uyarsan zalimlerden olursun.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kitap verilenlere her türlü ayeti (mucizeyi) getirsen de onlar yine senin kıblene yönelmez. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymaz. Sana gelen bu bilgiden sonra, onların keyfine uyarsan zalimlerden olursun.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, sen, o kitap verilmiş olanlara her türlü delili de getirsen yine senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymazsın. Bir kısmı diğer bir kısmının kıblesine de uymuyor. Andolsun ki sana gelen bunca ilmin arkasından tutup onların arzularına uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka haksızlık yapanlardan olursun.

Elmalılı Hamdi Yazır

celalim hakkı için sen o kitab verilmiş olanlara her bürhanı da getirsen yine senin Kıblene tabi olmazlar, sen de onların Kıblesine tabi olmazsın, bir kısmı diğer kısmın Kıblesine tabi değil ki.. celalim hakkı için sana gelen bunca ilmin arkasından sen tutar da onların hevalarına uyacak olursan o takdirde sen de mutlak zulmedenlerdensindir

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Kitap verilenlere hangi ayeti dipnot 1 getirirsen getir, yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar, birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer, sana verilen bunca ilimden dipnot 2 sonra, onların arzularına uyarsan, o zaman zalimlerden olursun.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kanıtı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Vahiy ile verilen bilgiden.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Kitap verilenlere hangi ayeti dipnot 1 getirirsen getir, yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar, birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer, sana verilen bunca ilimden dipnot 2 sonra, onların arzularına uyarsan, o zaman zalimlerden olursun.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kanıtı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Vahiy ile verilen bilgiden.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Kitap verilenlere hangi ayeti dipnot 1 getirirsen getir, yine de onlar senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar, birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer, sana verilen bunca ilimden dipnot 2 sonra, onların arzularına uyarsan, o zaman zalimlerden olursun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kanıtı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Vahiy ile verilen bilgiden.

Gültekin Onan

Andolsun kendilerine kitap verilenlere her türlü ayeti getirsen de onlar yine senin kıblene yönelmez / uymaz. Sen de onların kıblelerine uyacak değilsin. Onlardan bir kısmı bir kısmının kıblesine uymaz. Sana gelen bunca ilimden sonra onların hevalarına uyarsan, o zaman sen elbette / gerçekten zalimlerden olursun.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki (Habibim) sen, kendilerine Kıble verilenlere (kıble mes'elesine dair) her ayeti (burhanı, mu'cizeyi) getirmiş olsan onlar (inadiarmdan) yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine tabi' olucu değilsin. (Hatta) onların kimi kiminin (Yahudiler Hıristiyanların, Hıristiyanlar Yahudilerin) kıblesine uyucu değildir. Andolsun (Habibim) sana gelen bunca ilim (ve vahy) den sonra (bilfarz) onların heva (ve heves) terine uyacak olursan, o takdirde şübhesiz ve muhakkak (kendilerine) yazık etmişlerden (sayılır) sın.

İbni Kesir

Andolsun ki; sen, kendilerine kitab verilmiş olanlara her ayeti getirsen, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onların kimi de, kiminin kıblesine uyacak değildirler. Andolsun ki; sana gelen bunca ilimden sonra şayet sen onların heveslerine uyacak olursan, o takdirde şüphesiz zalimlerden olursun.

Mehmet Alagaş

(142-145) İnsanlardan akılsız olanlar diyecekler ki; onları yöneldikleri kıbleden ne çevirdi. (Şimdi niye başka bir kıbleleri var) De ki doğu da batıda Allah’ındır, dilediğini doğru yola yönlendirir. Böylece sizi, insanlara şahitler olasınız diye vasat / ortanca bir ümmet yaptık, Resul de size şahittir. Biz yöneldikleri yeri, kıble yapmamamızın nedeni, hangilerinizin Resule uyuyor, kim döneklik ediyor, bilelim diyedir, Allah’ın hidayet ettikleri hariç diğerlerine bu, büyük bir şey gelir / ağır gelir. (Hemen itaat edemezler) Allah onların / hidayette olanların imanlarını ziyan edecek / zayi edecek değildir. Allah insanlara şefkatlidir, esirgeyendir. Yüzünün semaya döndüğünü kesinlikle görüyoruz, seni hoşnut olacağın / razı olacağın kıbleye döndüreceğiz, artık yüzünü Mescid-i Haram’a döndür, her ne tarafta olursanız olun o yöne yüzünüzü çevirin. Muhakkak ki kitap verilenler kesinlikle onun, Rabbinden bir gerçek olduğunu bi leceklerdir. Allah yaptıklarından gafil değildir. (Dikkatinden bir şey kaçmaz) Kendilerine kitap verilenlere her bir a yeti versen dahi senin kıblene uymazlar, sen de onların kıblesine uyacak değilsin , Onların bazıları da bazılarının kıblelerine uymazlar (onların h epsinin kıblesi aynı değildir) Sana ilimden bir şeyler geldikten sonra onların keyiflerine hâlâ uyarsan muhakkak ki sen o vakit zalimlerdensindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun ki sen, kendilerine kitap verilmiş olanlara her türlü delili de getirsen, onlar yine de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Zaten onlar da birbirlerinin kıblesine uymazlar. Andolsun ki, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzularına uyarsan, şüphesiz o zaman zalimlerden olursun.

Süleyman Ateş

Sen Kitap verilenlere her türlü ayeti getirsen yine onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, o takdirde sen, mutlaka zalimlerden olursun.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine kitap verilenlere (kitaplarındaki) bütün ayetleri getirsen bile senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. dipnot 1 Sana gelen bu bilgiden sonra tutar da onların arzularına uyarsan sen de yanlışa dalanlardan olursun. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yahudiler Kudüs'teki Süleyman Mabedi'ne yani Beytülmakdis'e, Hristiyanlar da doğuya yönelirler.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine Kitap verilenlere bütün ayetleri (delilleri) getirsen senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlardan hiçbiri diğerinin kıblesine de uymaz. dipnot 1 Sana gelen bu bilgiden sonra onların isteklerine uyarsan, yanlış yapanlara karışır gidersin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yahudiler Kudüs'teki Süleyman Mabedi'ne, yani Beyt-i Makdis'e, Hıristiyanlar da doğuya dönerler.

Şaban Britch

Sen, kitap verilenlere her türlü delili getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar; sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Zaten onlar, birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzularına uyarsan, o zaman sen de zalimlerden olursun.

Şaban Piriş

Sen, kitap verilenlere her belgeyi getirsen, yine de senin kıblene tabi olmazlar; sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Zaten onlar, birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzularına uyarsan o zaman sen de zalimlerden olursun.

Yaşar Nuri Öztürk

Ehlikitap'a sen her türlü mucizeyi getirsen de onlar senin kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uymayacaksın. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle zalimlerden olursun.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If you, Muhammad, were to present Ahl Al-Kitab with signs evincing your Prophethood and Allah’s Omnipotence and Authority, they shall never follow your Kiblah nor shall you follow theirs, nor shall they follow each other’s Qiblah, and should you be tempted to follow their vain wishes given the knowledge imparted to you, then you will miss the path of righteousness and indeed be wrong.

Abdul Haleem

Yet even if you brought every proof to those who were given the Scripture, they would not follow your prayer direction, nor will you follow theirs, nor indeed will any of them follow one another’s direction. If you [Prophet] were to follow their desires, after the knowledge brought to you, you would be doing wrong.

Abdullah Yusuf Ali

Even if thou wert to bring to the people of the Book all the Signs (together), they would not follow Thy Qibla; nor art thou going to follow their Qibla; nor indeed will they follow each other's Qibla. If thou after the knowledge hath reached thee, Wert to follow their (vain) desires,-then wert thou Indeed (clearly) in the wrong.

Abul A'la Maududi

And yet no matter what proofs you bring before the People of the Book they will not follow your direction of Prayer; nor will you follow their direction of Prayer. None is prepared to follow the other’s direction of Prayer. Were you to follow their desires in disregard of the knowledge which has come to you, you will surely be reckoned among the wrong-doers. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The purpose of this verse is to ask the Prophet not to be disturbed by the controversy and remonstrance to which some people had resorted as a result of this change in the direction of Prayer. It was difficult to convince those people by argument, since they suffered from prejudices and intransigence and were unwilling to abandon their traditional qiblah. It was also impossible for the matter to be resolved by adopting the qiblah of any of the contending groups; there were various groups and they were not agreed in respect of the qiblah. If the qiblah of one group had been adopted this would have satisfied only that group. As for the rest, their remonstrating would persist. Furthermore, and more basic in this connection, was the fact that as a Prophet Muhammad ought neither to be concerned to please people, nor haggle with them in order to arrive at compromised solutions. On the contrary, the mission of a Prophet is to adhere firmly, to the knowledge vouchsafed to him by God regardless of all opposition. To deviate from that knowledge to please others is tantamount to offending the prophetic mission and is inconsistent with the gratitude that the Prophet ought to feel for having been favoured with the position of world leadership.

Aisha Bewley

If you were to bring every Sign to those given the Book, they still would not follow your direction. You do not follow their direction. They do not follow each other’s direction. If you followed their whims and desires, after the knowledge that has come to you, you would then be one of the wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

And even if you were to bring to the people of the Scripture (Jews and Christians) all the Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.), they would not follow your Qiblah (prayer direction), nor are you going to follow their Qiblah (prayer direction). And they will not follow each other’s Qiblah (prayer direction). Verily, if you follow their desires after that which you have received of knowledge (from Allâh), then indeed you will be one of the Zâlimûn (polytheists, wrong-doers).

Ali Quli Qarai

Even if you bring those who were given the Book every [kind of] sign, they will not follow your qiblah. Nor shall you follow their qiblah, nor will any of them follow the qiblah of the other. And if you follow their desires, after the knowledge that has come to you, you will indeed be one of the wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

And even if you should bring to those (who went astray and) who have been given the Scripture (before you) all kinds of signs together, they would not follow your Qiblah, nor would you be the follower of their Qiblah, nor would some of them be the follower of one another's Qiblah. And if you (O reader!) should follow their low desires after (all) this knowledge that has come to you, then indeed, you would be of the unjust.

Arthur John Arberry

Yet if thou shouldst bring to those that have been given the Book every sign, they will not follow thy direction; thou art not a follower of their direction, neither are they followers of one another's direction. If thou followest their caprices, after the knowledge that has come to thee, then thou wilt surely be among the evildoers

Bijan Moeinian

Even if you perform the most convincing miracle, Jews and Christians will not [obey the Lord’s commandment and] say their prayers facing Mecca. You, naturally, will not follow their direction either. As a matter of fact, they will not compromise even among themselves. Therefore, now that you have received the commandment, you are obliged to follow it. If you disobey this commandment, you have chosen to join the unjust people.

E. Henry Palmer

And if thou shouldst bring to those who have been given the Book every sign, they would not follow your qiblah; and thou art not to follow their qiblah; nor do some of them follow the qiblah of the others: and if thou followest their lusts after the knowledge that has come to thee then art thou of the evildoers.

Edip-Layth

Even if you come to those who have been given the book with every sign, they will not follow your focal point, nor will you follow their focal point, nor will some of them even follow each other's focal point. If you were to follow their desires after the knowledge that has come to you, then you would be one of the wicked.

George Sale

Verily although thou shouldest shew unto those to whom the scripture hath been given, all kinds of signs, yet they will not follow thy Keblah, neither shalt thou follow their Keblah; nor will one part of them follow the Keblah of the other. And if thou follow their desires, after the knowledge which hath been given thee, verily thou wilt become one of the ungodly.

Hamid S. Aziz

And even if you should bring to the People of the Book every sign, they would not follow your Qiblah (direction, focus, goal); and you are not to follow their Qiblah; nor do some of them follow the Qiblah of the others: and if you follow their lusts (vain desires, prejudices, fantasies) after the knowledge that has come to you, then are you of the wrongdoers.

Mahmoud Ghali

And indeed in case you come up with every sign to the ones to whom the Book was brought, in no way will they follow your Qiblah; and in no way are you a follower of their Qiblah, and in no way are some of them followers of the Qiblah of the others. (Literally: some of them are in on way followers of the Qiblah of some "others") and indeed in case you ever follow their prejudices even after the knowledge that has come to you, lo, surely you are indeed of the unjust.

Marmaduke Pickthall

And even if thou broughtest unto those who have received the Scripture all kinds of portents, they would not follow thy qiblah, nor canst thou be a follower of their qiblah; nor are some of them followers of the qiblah of others. And if thou shouldst follow their desires after the knowledge which hath come unto thee, then surely wert thou of the evil-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

We have seen you turn your face to the heavens. We shall turn you to a Qiblah that will please you. So turn towards the Holy Mosque, and turn towards it wherever you be. And those who are recipients of the Book surely know that this is the truth from their Lord; and God is not negligent of all that you do.

Muhammad Asad

And yet, even if thou wert to place all evidence before those who have been vouchsafed earlier revelation, they would not follow thy direction of prayer; and neither mayest thou follow their direction of prayer, nor even do they follow one another's direction. And if thou shouldst follow their errant views after all the knowledge that has come unto thee thou wouldst surely be among the evildoers.

Mustafa Khattab

Even if you were to bring every proof to the People of the Book, they would not accept your direction ˹of prayer˺, nor would you accept theirs; nor would any of them accept the direction ˹of prayer˺ of another. And if you were to follow their desires after ˹all˺ the knowledge that has come to you, then you would certainly be one of the wrongdoers.

Progressive Muslims

And if you come to those who have been given the Scripture with every sign they will not follow your focal point, nor will you follow their focal point, nor will some of them even follow each others focal point. And if you were to follow their desires after the knowledge that has come to you, then you would be one of the wicked.

Rashad Khalifa

Even if you show the followers of the scripture every kind of miracle, they will not follow your Qiblah. Nor shall you follow their Qiblah. They do not even follow each others' Qiblah. If you acquiesce to their wishes, after the knowledge that has come to you, you will belong with the transgressors.

Sahih International

And if you brought to those who were given the Scripture every sign, they would not follow your qiblah. Nor will you be a follower of their qiblah. Nor would they be followers of one another's qiblah. So if you were to follow their desires after what has come to you of knowledge, indeed, you would then be among the wrongdoers.

Sam Gerrans

And if thou bring those given the Writ every proof they will not follow thy course; neither wilt thou follow their course; nor will they follow each other’s course. And if thou follow their vain desires after what has come to thee of knowledge, thou wilt then be of the wrongdoers.

Shabbir Ahmed

And even if you were to place all evidence before those who previously received the Scripture, they will not accept your Center of Devotion. Nor can you be a follower of their Center, and they do not follow the centers of others. Your job, in the meantime, is to remain sincerely committed to the Divine Plan and not be swayed by people's desires. If you heeded them after the right knowledge has come to you, you will be of those who deviate from justice.

Syed Vickar Ahamed

And even if you were to bring to the people of the Book all the Signs of Allah (together), they would not follow your Qibla (the direction of prayer); Nor are you going to follow their Qibla; Nor indeed will they follow each others Qibla; And after the knowledge has reached you, if you were to follow their (vain) desires— Then you would be clearly among the wrongdoers.

Taqi Usmani

Even if you bring every sign to those who have been given the Book, they would not follow your Qiblah, and you are not to follow their Qiblah, nor are they to follow each other’s Qiblah. If you were to follow their desires despite the knowledge that has come to you, you will then certainly be among the unjust.

The Monotheist Group

And if you come to those who have been given the Book with every sign they will not follow your focal point, nor will you follow their focal point, nor will some of them even follow each others focal point. And if you were to follow their desires after the knowledge that has come to you, then you would be one of the wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 145. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 145. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 145. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩