Diyanet İşleri
Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
Bakara suresi · 168–176. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Bakara suresi, 168. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُوا۟ مِمَّا فِى ٱلْأَرْضِ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ
Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların temiz (ve) helal olanlarından yiyin! dipnot 1 Şeytanın adımlarını izlemeyin! dipnot 2 Şüphesiz ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Ey insanlık! Yeryüzündeki helal ve temiz olan her şeyden yararlanın! Şeytanın izinden gitmeyin! Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır:
Ey İnsanlar! Yeryüzünde meşru ve iyi ne varsa ondan nasibinizi alın ve Şeytanın izinden gitmeyin: Zira o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey insanlar, arzda (beden boyutuna ait) olanların helal ve temiz olanlarından (sizi hakikatinizden perdelemeyecek olan şeylerden) yeyiniz. Şeytanın (karnınızdaki ikinci beyninizin oluşturduğu isteklere dayalı sizi harekete geçiren) adımlarına tabi olmayınız. Muhakkak ki o apaçık düşmandır.
Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın adımlarına uymayın; zira şeytan sizin için apaçık bir düşmandır.
Ey insanlar! Yeryüzündeki helal olan temiz şeylerden yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Aslında, o, apaçık düşmanınızdır.
Ey insanlar! Yeryüzündeki yiyeceklerin helal ve temiz olanlarından yiyiniz, şeytanın adımlarını takip etmeyiniz; gerçekten o, sizin açık düşmanınızdır.
İnsanlar! Yerin helal ve temiz ürünlerinden yiyin, sapkının adımlarını izlemeyin; o size açık düşmandır.
İnsanlar! Yerin helal ve temiz ürünlerinden yeyin, Şeytanın adımlarını izlemeyin; o size açık düşmandır.
Ey insanlar, bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal ve temiz olmak şartıyla yiyin; fakat şeytanın adımlarına uymayın! Çünkü o sizin açık bir düşmanınızdır.
Ey insanlar bütün Arzdaki nimetlerimden halal olmak, pak olmak şartiyle yeyin, fakat Şeytanın adımlarına uymayın çünkü o size belli bir düşmandır
Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve tayyib dipnot 1 olanlarından yiyin. Şeytanın dipnot 2 izinden gitmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve tayyib dipnot 1 olanlarından yiyin. Şeytanın izinden gitmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve tayyip dipnot 1 olanlarından yiyin. Şeytanın izinden gitmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o size apaçık bir düşmandır.
Ey insanlar, yerdeki şeylerden, halal ve temiz olmak şartıyle, yeyin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, size hakıykaten apaçık bir düşmandır.
Ey insanlar; yeryüzünde bulunan helal ve temiz şeylerden yeyin. Şeytanın adımlarına uymayın. Şüphesiz ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.
(168-173) Ey insanlar arzda, yasaklanmamış ve temiz olan şeyleri yiyin, şeytanın adımlarına uymayın / peşinden gitmeyin , O, kesinlikle size apaçık bir düşmandır , muhakkak ki o , size, kötülüğü ve iğrençliği / hayasızlığı ve dahi Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara Allah’ın indirdiğine tabi olun denildiğinde biz babalarımızı neyin üzerinde buldu isek ona tabi oluruz derler, şayet babaları bir şey akledemeyen ve yola girememiş kişiler olsalar da mı? Kafirlerin misali ancak bağırma ve çağırmay la işitebilecek olana seslenmek gibidir , sağırdırlar dilsizdirler ve kördürler akletmezler. Ey iman edenler sizi rızıklandırdığımız şeylerin hoş olanlarından yiyin , eğer ki ona ibadet ediyorsanız Allah’a şükredin / teşekkür edin. Ölü, kan, domuz eti ve Allah’ın dışında biri için kesilen kesinlikle size haram edilmiş şeylerdir, kim dara düşerse / zorda kalırsa hakka girmeden / haddi aşmamak şartıyla yiyebilir , Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyendir.
Ey insanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin. Şeytan'ın adımlarına uymayın! Zira o sizin için apaçık bir düşmandır.
Ey insanlar, yeryüzünde bulunan helal ve temiz şeylerden yeyin, şeytanın adımlarını izlemeyin; çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır.
Ey insanlar! Yeryüzündekilerden helal, temiz ve lezzetli dipnot 1 olanları yiyin! dipnot 2 Şeytanın izinden gitmeyin! Çünkü o sizin için açık bir düşmandır. dipnot 3
Ey insanlar! Yeryüzündeki her şeyin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytan'ın izinden gitmeyin! O sizin açık düşmanınızdır.
Ey insanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin. Şeytanın adımlarına uymayın! Zira o sizin için apaçık bir düşmandır.
-Ey insanlar, Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin. Şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır.
Ey insanlar! Yeryüzündeki nimetlerden temiz ve helal olmak şartıyla yiyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o size açık bir düşmandır.
Bakara suresi, 169. ayet. إِنَّمَا يَأْمُرُكُم بِٱلسُّوٓءِ وَٱلْفَحْشَآءِ وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
O, size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
O, size ancak kötülüğü, çirkinliği ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
size yalnızca kötüyü, gayr-ı meşru olanı ve bilmediğiniz şeyleri Allah'a yakıştırmanızı telkin eder.
Sizi yalnız kötülük işlemeye, iğrenç ve çirkin işler yapmaya ve hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyleri Allah'a isnat etmeye çağırır.
O (şeytan) size ancak egonuzu kuvvetlendirecek fikir ve fiilleri, yalnızca helal olmayan bedensel zevkler için yaşamayı ve Allah hakkında ilme dayanmayan şekilde hüküm vermenizi emreder.
O Size yalnızca kötülügü çirkin –hayasızlığı ve Allaha karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
O size, sadece kötülüğü, hayasızlığı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
Aslında, o, kötülük yapmanız, sağtöreye uygun olmayan edimlerde bulunmanız ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemeniz için sizi zorlar.
Şeytan, size ancak kötüyü, çirkini ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
O size kötülüğü, fuhşu ve ALLAH'a bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı emreder.
O size kötülüğü, hayasızlığı ve ALLAH'a bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı emreder.
O size hep çirkin ve murdar işleri emreder ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi ister.
o size hep çirkin ve murdar işleri emreder ve Allaha karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister
Şeytan size, ancak kötülüğü, fahşayı dipnot 1 ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemeyi telkin eder.
O dipnot 1 , size, ancak kötülüğü, fahşayı dipnot 2 ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemeyi telkin eder.
O, size, ancak kötülüğü ve fahşa dipnot 1 yapmayı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemeyi telkin eder.
O size yalnızca kötülüğü, çirkin-hayasızlığı ve Tanrı'ya karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi buyurur.
O, size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve Allaha karşı bilmeyeceğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
O; size yalnız kötülüğü, hayasızlığı ve Allah'a karşı bilmeyeceğiniz şeyi söylemenizi emreder.
(168-173) Ey insanlar arzda, yasaklanmamış ve temiz olan şeyleri yiyin, şeytanın adımlarına uymayın / peşinden gitmeyin , O, kesinlikle size apaçık bir düşmandır , muhakkak ki o , size, kötülüğü ve iğrençliği / hayasızlığı ve dahi Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara Allah’ın indirdiğine tabi olun denildiğinde biz babalarımızı neyin üzerinde buldu isek ona tabi oluruz derler, şayet babaları bir şey akledemeyen ve yola girememiş kişiler olsalar da mı? Kafirlerin misali ancak bağırma ve çağırmay la işitebilecek olana seslenmek gibidir , sağırdırlar dilsizdirler ve kördürler akletmezler. Ey iman edenler sizi rızıklandırdığımız şeylerin hoş olanlarından yiyin , eğer ki ona ibadet ediyorsanız Allah’a şükredin / teşekkür edin. Ölü, kan, domuz eti ve Allah’ın dışında biri için kesilen kesinlikle size haram edilmiş şeylerdir, kim dara düşerse / zorda kalırsa hakka girmeden / haddi aşmamak şartıyla yiyebilir , Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyendir.
Muhakkak ki o size, kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
O size daima kötülük ve çirkin iş (yapmanızı), Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemenizi emreder.
Şeytan sizden kötülükler ve çirkin işler yapmanızı, bir de (O'na ait olduğunu) bilmediğiniz şeyleri Allah'a mal etmenizi ister. dipnot 1
O, sizden kötülükler ve çirkinlikler yapmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi ister.
Muhakkak size, kötülüğü, ahlaksızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
Muhakkak size, kötülüğü, ahlaksızlığı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
Hiç kuşkusuz o, size kötülük, çirkinlik/düzensizlik ve pislik emreder. Ve size, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi buyurur durur.
Bakara suresi, 170. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَآ أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" denildiğinde, "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?
Onlara (müşriklere) "Allah'ın indirdiğine uyun!" dendiği zaman, onlar "Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz dipnot 1 (yol)a uyarız." dediler. dipnot 2 Ataları hiçbir şey akıl etmemiş, doğruyu bulamamış olsalar da mı?
Onlara "Allah'ın indirdiklerine uyun!" denildiği zaman, "Hayır, biz atalarımızın üzerinde bulunduğu geleneğe uyarız!" derler. Ya ataları hiç akıllarını kullanmamış ve doğru yolu bulamışsalar?
Ama onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" denildiğinde bazıları: "Hayır, biz (yalnız) atalarımızdan gördüğümüz (inanç ve eylemler)e uyarız!" diye cevap verirler. Ya ataları akıllarını hiç kullanmamış ve hidayetten nasip almamış iseler?
Onlara: "Allah'ın inzal ettiğine (varlığın ve varlığınızın Allah Esma'sı olduğuna ve Sünnetullah bilgisine) iman edin" denildiğinde onlar: "Hayır, babalarımız neye tabi ise biz de onların tabi olduklarına (dışsal tanrısallığa) uyarız" derler. . . Ya babaları gerçeğe akıl erdiremeyen hakikati bulamamış kişidiyseler?
Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?
Onlara (müşriklere): Allah’ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar, «Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız» dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?
"Allah'ın indirdiğine bağlı kalın!" denildiğinde, şöyle derler: "Hayır! Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye bağlı kalacağız!" Ataları, bir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayanlar olsa bile mi?
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyunuz" dendiğinde, "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler. Ya ataları akıllarını kullanamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler de mi?
Onlara, "ALLAH'ın indirdiğine uyun" dense, "Hayır, biz atalarımızın izlediği yolu izleriz" derler. Peki, ataları bir şey düşünemeyen ve doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?!
Onlara, 'ALLAH'ın indirdiğine uyun,' dense, 'Hayır, biz atalarımızın izlediği yolu izleriz,' derler. Peki, ataları bir şey düşünemiyen ve doğru yolu bulamıyan kimseler olsalar da mı?!
Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiğinde, "Hayır, atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız." dediler. Ya ataları birşeye akıl erdirememiş ve doğruyu seçememiş idiyseler?
Allahın indirdiğine uyun denildiği vakit de onlara yok dediler: Atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız, ya ataları bir şeye akl erdiremez ve doğruyu seçemez idiseler demi?
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiği zaman, onlar: "Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüz şeylere uyarız." derler. Ya ataları akıllarını kullanmayan ve doğru yolu bulamamış kimselerse?
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiği zaman, onlar: "Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüz şeylere uyarız." derler. Ya ataları akıllarını kullanmayan ve doğru yolu bulamamış kimselerse?
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiği zaman, Onlar: "Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüz şeylere uyarız." derler. Ya ataları akıllarını kullanmayan ve doğru yolu bulamamış kimselerse?
Ne zaman onlara: "Tanrı'nın indirdiklerine uyun" denilse; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya ataları bir şey akledemeyen ve doğru yolu da bulamamış kimseler olsalar da mı?
Onların (müşriklere); "Allahın indirdiğine uyun" denildiği zaman onlar: "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulunduğumuz şey'e uyarız" derler. Ya ataları birşey anlamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler?
Onlara; Allah'ın indirdiğine uyun, denildiği zaman, onlar hayır, biz atalarımızın üzerinde bulunduğumuz şeye uyarız, dediler. Peki, ya ataları bir şey akledemeyen, doğruyu bulamayan kimseler olsa da mı?
(168-173) Ey insanlar arzda, yasaklanmamış ve temiz olan şeyleri yiyin, şeytanın adımlarına uymayın / peşinden gitmeyin , O, kesinlikle size apaçık bir düşmandır , muhakkak ki o , size, kötülüğü ve iğrençliği / hayasızlığı ve dahi Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara Allah’ın indirdiğine tabi olun denildiğinde biz babalarımızı neyin üzerinde buldu isek ona tabi oluruz derler, şayet babaları bir şey akledemeyen ve yola girememiş kişiler olsalar da mı? Kafirlerin misali ancak bağırma ve çağırmay la işitebilecek olana seslenmek gibidir , sağırdırlar dilsizdirler ve kördürler akletmezler. Ey iman edenler sizi rızıklandırdığımız şeylerin hoş olanlarından yiyin , eğer ki ona ibadet ediyorsanız Allah’a şükredin / teşekkür edin. Ölü, kan, domuz eti ve Allah’ın dışında biri için kesilen kesinlikle size haram edilmiş şeylerdir, kim dara düşerse / zorda kalırsa hakka girmeden / haddi aşmamak şartıyla yiyebilir , Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyendir.
Onlara, (Müşriklere) “Allah'ın indirdiği kitaba uyunuz!” dendiği zaman, “Hayır, biz atalarımızın yoluna uyarız” derler. Ya ataları akıl erdiremeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?
Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun!" dense, "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz(yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir şey düşünmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (atalarının yoluna uyacaklar)?
Onlara "Allah'ın indirdiğine uyun!" denildiğinde, "Hayır! Biz atalarımızdan ne görmüşsek ona uyarız!" derler. Ataları akıllarını bir şeye çalıştırmamış ve doğru yola girmemiş olsalar da mı (uyacaklar)? dipnot 1
Onlara "Allah'ın indirdiğine uyun!" dense, "Hayır! Biz atalarımızı hangi yolda bulmuşsak, ona uyarız!" derler. Peki, ataları akıllarını bir şeye çalıştırmamış ve doğru yola da girmemişlerse, yine uyacaklar mı?
Onlara, Allah’ın indirdiğine uyun denilince: "Hayır, biz, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uyarız" derler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?
Onlara, Allah'ın indirdiğine uyun denilince: -Hayır, biz, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uyarız, derler; ya ataları bir şeye akıl erdiremeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun" dendiğinde: "Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!...
Bakara suresi, 171. ayet. وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ كَمَثَلِ ٱلَّذِى يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ إِلَّا دُعَآءً وَنِدَآءً صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ
İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı anlamazlar.
Kâfir olanların durumu, (çobanın) bağırıp çağırmasından başka bir şey duymayanın durumuna benzer. Onlar (gerçeğe karşı) sağırdır, dilsizdir, kördür; dipnot 1 onlar akıl da etmezler.
İşte inkarda direnen bu kimselerin durumu, şu (sürüye) benzer: Bir sürü (düşünün ki), çobanın canhıraş haykırışını yalnızca çığlık-bağlık olarak algılıyor. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; çünkü onlar akıllarını kullanmazlar.
Böylece, hakikati inkara şartlanmış olanların durumu, çobanın haykırışını işiten ama onu yalnız bir ses ve çağrı şeklinde algılayan sürünün durumuna benzer. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; zira akıllarını kullanmazlar.
Kafirlerin hali, kendilerine yönelen, çağıranların sesini duyup da ne dediğini anlamayanların haline benzer. Çünkü onlar (anlayışları itibarıyla) sağırdırlar, dilsizdirler (Hakk'ı dillendiremezler), kördürler (apaçık hakikati değerlendiremezler). Akıllarını kullanmazlar!
İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler.
(Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kâfirlerin durumu, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünmezler.
Nankörlük edenlerin durumu, kendi bağırtısı yüzünden, bağırtı ve çağırtıdan başka bir şey duymayan kişinin durumunun tıpkısıdır. Onlar, sağırdır, dilsizdir, kördür; artık akıl etmezler.
Allah'ın indirdiğine tabi olma çağrısına aldırış etmeyen kafirlerin durumu, sadece çobanın bağırıpçağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar manen sağır, dilsiz ve kördürler. Bu sebepten dolayı da düşünmezler.
İnkarcıların durumu, sözleri ancak bağırma ve çağırma biçiminde algılayarak anlamadan tekrarlayan kişi gibidir. Sağır, dilsiz ve kördürler; düşünmezler.
İnkarcıların durumu, sözleri ancak bağırma ve çağırma biçiminde algılayarak (anlamadan) tekrarlayan kişi gibidir. Sağır, dilsiz ve kördürler; düşünmezler.
O kafirlerin durumu, sadece bir çağırma ve bağırmadan başkasını duymaz bir kulakla haykıranın durumuna benzer. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler.
o kafirlerin meseli sade bir çağırma veya bağırmadan başkasını duymaz bir kulakla haykıranın haline benzer, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler
Kafirlerin durumu, çağırmaktan, seslenmekten başka bir şey duymayan haykıran kimsenin durumu gibidir. dipnot 1 Onlar; sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bu nedenle, akıllarını da kullanmazlar.
Kafirlerin durumu, çağırmaktan, seslenmekten başka bir şey duymayan haykıran kimsenin durumu gibidir. dipnot 1 Onlar; sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bu nedenle, akıllarını da kullanmazlar.
Gerçeği yalanlayan nankörlerin durumu, bağırılıp çağırılmayı duyan dipnot 1 , ancak bunu yalnız bir ses şeklinde algılayan sürünün durumuna benzer. Onlar; sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bu nedenle, akıllarını da kullanmazlar.
Kafirlerin örneği, bağırıp çağırmadan başka birşey işitmeyip (...) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akledemezler.
O küfredenlerin haali bağırıb çağırışdan başka bir şey duymayan (anlamayan hayvanlara durmayıb) haykıran (bir çoban) ın haaline (ne kadar da) benziyor. (Onlar bir sürü) sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Onun için düşünmezler.
Küfredenlerin misali; bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayana haykıranınki gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akledemezler.
(168-173) Ey insanlar arzda, yasaklanmamış ve temiz olan şeyleri yiyin, şeytanın adımlarına uymayın / peşinden gitmeyin , O, kesinlikle size apaçık bir düşmandır , muhakkak ki o , size, kötülüğü ve iğrençliği / hayasızlığı ve dahi Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara Allah’ın indirdiğine tabi olun denildiğinde biz babalarımızı neyin üzerinde buldu isek ona tabi oluruz derler, şayet babaları bir şey akledemeyen ve yola girememiş kişiler olsalar da mı? Kafirlerin misali ancak bağırma ve çağırmay la işitebilecek olana seslenmek gibidir , sağırdırlar dilsizdirler ve kördürler akletmezler. Ey iman edenler sizi rızıklandırdığımız şeylerin hoş olanlarından yiyin , eğer ki ona ibadet ediyorsanız Allah’a şükredin / teşekkür edin. Ölü, kan, domuz eti ve Allah’ın dışında biri için kesilen kesinlikle size haram edilmiş şeylerdir, kim dara düşerse / zorda kalırsa hakka girmeden / haddi aşmamak şartıyla yiyebilir , Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyendir.
(Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kâfirlerin durumu, çobanların çağırdığı fakat, onun bağırıp çağırışından başka bir şey işitmeyen (bir şey anlamayan) hayvanların durumu gibidir. Onlar öyle sağır, dilsiz ve körlerdir ki akıllarını kullanmazlar.
O inkar edenler(i Hakk'a çağıran)ın durumu, tıpkı bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyen (işittiği sesin manasını anlamayan hayvanlar)a haykıran kimsenin durumu gibidir. (Onlar), sağır, dilsiz ve kördürler, onun için düşünmezler.
Kafirlik eden bu kimselerin durumu, duyduğu şeyi, sadece bağırıp çağırma olarak algılayıp öten karganın dipnot 1 durumu gibidir. Sağır, dilsiz ve kör kesilirler. Onlar akıllarını kullanmazlar /doğru bağlantı kurmazlar. dipnot 2
Kendilerini ayetlere kapatanların dipnot 1 durumu, çağırma ve bağırma dışında bir anlama veremediği sese karşı öten karganın dipnot 2 durumu gibidir. Sağır, dilsiz ve kör kesilirler. Onlar akıllarını kullanmazlar.
Allah’a küfredenlerin hali, çobanların çağırdığı fakat, onun bağırıp çağırışından başka bir şey işitmeyen (bir şey anlamayan) hayvanların durumu gibidir. Onlar, öyle sağır, dilsiz ve körlerdir ki akıllarını kullanmazlar.
Allah'a nankörlük edenlerin hali, çobanların çağırdığı fakat, onun bağırıp çağırışından başka bir şey işitmeyen hayvanların durumu gibidir. Onlar, öyle sağır, dilsiz ve körlerdir ki akıllarını kullanmazlar.
O küfre sapanların durumu, bağırıp çağırma dışında bir şeyi işitmeyen varlıklara haykıranın durumuna benzer. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bu yüzden akıllarını işletemez onlar.
Bakara suresi, 172. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِلَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah'a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah'a şükredin.
Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin! dipnot 1 Yalnız O'na ibadet ediyorsanız Allah'a şükredin! dipnot 2
Siz ey iman edenler! Size rızık olarak bahşettiğimiz şeylerin temiz olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin; gerçekten O'na kulluk ediyorsanız eğer.
Ey imana ermiş olanlar! Size rızk olarak sağladığımız iyi şeylerden nasiplenin ve Allah'a şükredin, eğer gerçekten O'na kulluk ediyorsanız.
Ey iman edenler, sizi rızıklandırdıklarımızdan temiz olanlarını yeyin. Ve Allah'a şükredin (bunu değerlendirin), eğer yalnızca O'na kulluk etmek istiyorsanız.
Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin.
Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin, eğer siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin.
Ey inanca çağırılanlar! Size verdiğimiz temiz yiyeceklerden yiyin ve Allah'a şükredin; eğer yalnızca O'na hizmet ediyorsanız?
Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyiniz. Eğer sadece Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na şükrediniz.
Gerçeği onaylayanlar, size verdiğimiz rızıkların iyilerinden yiyin. ALLAH'a şükredin, sadece O'na hizmet ediyorsunuz.
İnananlar, size verdiğimiz rızıkların iyilerinden yeyin. ALLAH'a şükredin, sadece O'na tapıyorsanız.
Ey iman edenler, size kısmet ettiğimiz rızıkların hoşlarından yiyin ve Allah'a şükredin, eğer yalnızca O'na tapıyorsanız!
Ey o bütün iman edenler! size kısmet ettiğimiz rızıkların hoşlarından yeyin ve Allaha şükreyleyin eğer ancak ona tapıyorsanız
Ey İman Edenler! Eğer, sadece O'na kulluk ediyorsanız, size rızık olarak verdiğimiz şeylerin sağlıklı, temiz, ve iyi olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin.
Ey iman edenler! Eğer, sadece O'na kulluk ediyorsanız, size rızık olarak verdiğimiz şeylerin sağlıklı, temiz, ve iyi olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin.
Ey iman edenler! Eğer, sadece O'na kulluk ediyorsanız, size rızık olarak verdiğimiz şeylerin tayyiblerinden dipnot 1 yiyin ve Allah'a şükredin.
Ey inananlar, size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Tanrı'ya şükredin.
Ey iman edenler, size rızk olarak verdiğimiz şeylerin (maddeten ve manen) en temiz olanlarından yeyin, Allaha şükredin, eğer (hakıykaten) ona kulluk ediyorsanız.
Ey iman edenler; size rızık olarak veridğimiz şeylerin temiz olanlarından yeyin, Allah'a şükredin, eğer O'na kulluk ediyorsanız.
(168-173) Ey insanlar arzda, yasaklanmamış ve temiz olan şeyleri yiyin, şeytanın adımlarına uymayın / peşinden gitmeyin , O, kesinlikle size apaçık bir düşmandır , muhakkak ki o , size, kötülüğü ve iğrençliği / hayasızlığı ve dahi Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara Allah’ın indirdiğine tabi olun denildiğinde biz babalarımızı neyin üzerinde buldu isek ona tabi oluruz derler, şayet babaları bir şey akledemeyen ve yola girememiş kişiler olsalar da mı? Kafirlerin misali ancak bağırma ve çağırmay la işitebilecek olana seslenmek gibidir , sağırdırlar dilsizdirler ve kördürler akletmezler. Ey iman edenler sizi rızıklandırdığımız şeylerin hoş olanlarından yiyin , eğer ki ona ibadet ediyorsanız Allah’a şükredin / teşekkür edin. Ölü, kan, domuz eti ve Allah’ın dışında biri için kesilen kesinlikle size haram edilmiş şeylerdir, kim dara düşerse / zorda kalırsa hakka girmeden / haddi aşmamak şartıyla yiyebilir , Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyendir.
Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve eğer sadece Allah'a ibadet ediyorsanız, O'na şükredin.
Ey inananlar, size verdiğimiz rızıkların iyilerinden yeyin, Allah'a tapıyorsanız, O'na şükredin.
Ey inanıp güvenenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve lezzetli olanlarından yiyin! Yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız ona karşı görevinizi yerine getirin! dipnot 1
Ey Allah'a inanıp güvenenler! Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerin temiz olanlarından yiyin! Yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na karşı görevinizi yerine getirin!
Ey iman edenler! Sizi rızıklandırdığımız temiz şeylerden yiyin ve eğer gerçekten yalnız Allah’a ibadet ediyorsanız, ona şükredin.
-Ey iman edenler! Sizi rızıklandırdığımız temiz şeylerden yiyin ve eğer gerçekten yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, ona şükredin.
Ey iman sahipleri! Size verdiğimiz rızkların temizlerinden yiyin ve - eğer kendisine kulluk ediyorsanız - Allah'a şükredin.
Bakara suresi, 173. ayet. إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ بِهِۦ لِغَيْرِ ٱللَّهِ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Şüphesiz ki (Allah) size leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen (hayvan)ı haram kılmıştır. dipnot 1 (Ancak) azgınlık yapmayacak ve sınırı aşmayacak şekilde kim (bunlardan yemek) zorunda kalırsa, (bilsin ki) ona herhangi bir vebal yoktur. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
O, size yalnızca leşi, kanı, domuz etini ve üzerine Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanı haram kıldı. Kim bunlara mecbur kalırsa -iştahı kabarmadan ve haddi aşmadan- ona bir günah yoktur: Allah tarifsiz bağışlayıcıdır, eşsiz merhamet kaynağıdır.
O, size yalnız leşi, kanı, domuz etini ve üzerinde Allah'ın adından başka bir adın anıldığı şeyi yasakladı. Ama kim onlara mecbur kalırsa -bir arzu ve iştah duymamak ve zaruri ihtiyacının üstüne çıkmamak şartıyla- günaha girmiş olmaz: çünkü, unutmayın, Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
Size yalnızca ölmüş hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olanı haram kılmıştır. Ama zor durumda kalanın, kendine zulmetmeden, (haram kılınanı) helal kabul etmeyerek ve haddi aşmadan (ihtiyaç fazlasına kaçmadan) yemesinde üzerine bir suç yoktur. Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
O, size ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir.
Yalnızca, leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası için kesilmiş olanları size yasaklamıştır. Yine de kim umarsız kalırsa, başkasının hakkına saldırmaz ve sınırı aşmazsa üzerine suç yoktur. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Allah size yalnız leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası için kesilmiş olanı yasaklamıştır. Fakat kim bunlardan yemek zorunda kalırsa, aşırıya kaçmamak ve sınırı aşmamak şartıyla ona günah yoktur. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayandır; çok merhamet edendir.
O, size sadece leş, kan, domuz eti ve ALLAH'tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Her kim mecbur kalırsa, suistimal yolunu aramamak ve sınırı aşmamak koşuluyla günah işlemiş olmaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
O, size sadece leş, kan, domuz eti ve ALLAH'tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Her kim (bunları yemeye) mecbur kalırsa, (suistimal yolunu) aramamak ve sınırı aşmamak koşuluyla günah işlemiş olmaz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
O, size, yalnız hayvan ölüsü, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni yasakladı. Ancak, kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zorunlu olan miktarı geçmemek şartıyla ona da günah yükletilmez. Çünkü Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.
o size yalnız şunları haram kıldı: meyte, kan, hınzır eti, bir de Allahın gayrisinin namına kesilen; sonra kim bunlardan yemeğe muztar kalırsa diğerin hakkına tecavüz etmemek ve zaruret mıkdarını geçmemek şartile ona da günah yükletilmez, çünkü Allah gafur, rahimdir
O; size, sadece ölü hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Mecbur kalan bir kimsenin, haddi aşmamak ve istismar etmemek koşuluyla, bunları yemesinde bir günah yoktur. Kuşkusuz, Allah'ın Rahmeti Bol ve Kesintisiz'dir.
O; size, sadece ölü hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Mecbur kalan bir kimsenin, haddi aşmamak ve istismar etmemek koşuluyla, bunları yemesinde bir günah yoktur. Kuşkusuz, Allah'ın Rahmeti Bol ve Kesintisiz'dir.
O; size, sadece ölü hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Mecbur kalan bir kimsenin, haddi aşmamak ve istismar etmemek koşuluyla, bunları yemesinde bir günah yoktur. Kuşkusuz, Allah'ın Rahmeti Bol ve Kesintisiz'dir.
O, size (sadece) leşi, kanı, domuz etini ve Tanrı 'dan başkası adına kesileni kesin olarak haram kıldı. Fakat kim (bunları yemeye) muhtaç / mecbur kalırsa, (suistimal yolunu) aramamak/taşkınlık yapmamak ve sınırı aşmamak koşuluyla (ölmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur. Gerçekten Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.
O, size ölüyü (murdar hayvanı), kanı, domuz etini, bir de Allahdan başkası için kesileni kat'iyyen haram kıldı. Fakat kim bunlardan yemiye muztar kalırsa (kimseye) saldırmamak ve haddi (ölmeyecek mikdarı) geçmemek şartıyle onun üzerine günah yokdur. Şübhesiz ki Allah çok yarğılayıcıdır, hakkıyle esirgeyicidir.
O, size; ölüyü, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası için kesileni haram kılmıştır. Ancak kim mecbur kalırsa saldırmamak ve sınırı aşmamak şartıyla günah yoktur. Muhakkak ki Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.
(168-173) Ey insanlar arzda, yasaklanmamış ve temiz olan şeyleri yiyin, şeytanın adımlarına uymayın / peşinden gitmeyin , O, kesinlikle size apaçık bir düşmandır , muhakkak ki o , size, kötülüğü ve iğrençliği / hayasızlığı ve dahi Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara Allah’ın indirdiğine tabi olun denildiğinde biz babalarımızı neyin üzerinde buldu isek ona tabi oluruz derler, şayet babaları bir şey akledemeyen ve yola girememiş kişiler olsalar da mı? Kafirlerin misali ancak bağırma ve çağırmay la işitebilecek olana seslenmek gibidir , sağırdırlar dilsizdirler ve kördürler akletmezler. Ey iman edenler sizi rızıklandırdığımız şeylerin hoş olanlarından yiyin , eğer ki ona ibadet ediyorsanız Allah’a şükredin / teşekkür edin. Ölü, kan, domuz eti ve Allah’ın dışında biri için kesilen kesinlikle size haram edilmiş şeylerdir, kim dara düşerse / zorda kalırsa hakka girmeden / haddi aşmamak şartıyla yiyebilir , Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyendir.
Allah size, ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanları haram kıldı. Kim bunları yemeye mecbur kalırsa, taşkınlık etmemek, aşırı gitmemek şartıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
Allah size leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur kalırsa, (başkasına) saldırmadan ve sınırı aşmadan (bunlardan) yemesinde bir günah yoktur. Muhakkak ki Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Allah size sadece (kesilmeden) ölmüş hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adı anılarak kesilmiş olanı haram kılmıştır. dipnot 1 Fakat kim çaresiz kalır da birinin hakkına saldırmadan ve ihtiyaç sınırını da aşmadan bunlardan yerse ona bir günah dipnot 2 yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.
O, size sadece meyteyi (kesilmeden ölmüş hayvanı), akmış kanı, dipnot 1 domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olanı haram kılmıştır. dipnot 2 Kim darda kalır da birinin hakkına saldırmadan ve ihtiyaç sınırını da aşmadan bunlardan yerse, doğal yapısından uzaklaşmaz dipnot 3 . Çokça bağışlayan ve iyiliği bol olan Allah'tır.
Allah, size ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan başkası için kesileni haram kıldı. Bununla beraber, mecbur kalanın, taşkınlık etmemek, aşırı gitmemek şartıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.
Allah, size ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkası için kesileni haram kıldı. Bununla beraber, mecbur kalanın, taşkınlık etmemek, aşırı gitmemek şartıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve esirgeyendir.
Allah size leşi, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Ama zorda kalanın, sınırı aşmadan, şuna-buna haksızlık ve tecavüze gitmeden yemesinde kendisi için günah yoktur. Allah çok affedici, çok merhametlidir.
Bakara suresi, 174. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَشْتَرُونَ بِهِۦ ثَمَنًا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ إِلَّا ٱلنَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Allah'ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Allah'ın indirdiği kitaptakileri gizleyip dipnot 1 onu az bir değer karşılığında satanlar (var ya), işte onlar karınlarında ateşten başka bir şey yemeyenlerdir. Kıyamet günü Allah onlara konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elem verici bir azap vardır. dipnot 2
Şüphesiz Allah'ın indirdiği ilahi mesajdan bir kısmını gizleyenler ve bunu az bir gelir karşılığında pazarlayanlar da var. Onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onları temizlemeyecek, can yakıcı azab da onların olacak.
Allah'ın indirdiği vahiyden bazı kısımları gizleyenler ve bunu az bir kazanç karşılığı değiştirenlere gelince: onlar karınlarını ateşle doldurur. Ve Kıyamet Günü Allah onlarla ne konuşacak, ne de (günahlarından) onları arındıracaktır; şiddetli azap onları beklemektedir.
Onlar ki, Allah'ın Kitaptan inzal ettiğini (varlığın hakikati ve Sünnetullah bilgisini) gizleyip, onu (hakikatlerini) az bir paraya (dünyasal değere) satarlar; işte onlar batınlarını (dünyalarını) ateşten (yakıcı) başka bir şeyle doldurmuş olmazlar. Kıyamet sürecinde Allah onlarla konuşmaz ve onları tezkiye etmez. Onlar için feci azap vardır.
Allah'ın indirdiği Kitaptan bir şeyi gözardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır.
Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi (âhir zaman Peygamberinin vasıflarını) gizleyip onu az bir paha ile değişenler yok mu, işte onların yiyip de karınlarına doldurdukları, ateşten başka bir şey değildir. Kıyâmet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Kuşkusuz, Allah'ın indirdiği Kitap'tan bir şeyleri gizleyenler ve Onu az bir değere satanlar; işte onların yedikleri, karınlarındaki ateşten başka bir şey değildir. Allah, Yeniden Yaratılış Günü'nde, onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.
Allah'ın indirdiği kitabın bir kısmını gizleyenler ve onu az bir değere değişenler, karınlarına ateşten başka bir şey tıkmış olmazlar;kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onları temize çıkartmayacaktır; onlara acıklı bir azap vardır.
ALLAH'ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyip onu az bir değere değişenler, karınlarına ateş tıkınıyorlar. Diriliş Gününde ALLAH onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Onlara acı verici bir azap var.
ALLAH'ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyip onu az bir değere değişenler, karınlarına ateş tıkınıyorlar. Diriliş Gününde ALLAH onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Onlara acı verici bir azap var.
Allah'ın indirdiği kitaptan birşeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar muhakkak ki, karınlarına ateşten başka bir şey yemezler ve kıyamet günü Allah onlarla ne konuşur, ne de onları temize çıkarır; onlara sadece pek elem veren bir azap vardır.
Allahın indirdiği kitabdan bir şeyi ketmedib de bununla biraz para alanlar muhakkak ki onlar karınlarında ateşden başka bir şey yemezler ve kıyamet günü Allah onlara ne söyler ne de kendilerini tezkiye eder, onlara sade bir "azabı elim" vardır
Allah'ın indirdiği Kitap'tan bir kısmını gizleyip, onu az bir değer karşılığında değiştirenler var ya, işte onlar, bununla karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Allah, onlarla kıyamet gününde ne konuşacak ne de onları temize çıkaracaktır. Ve onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Allah'ın indirdiği Kitap'tan bir kısmını gizleyip, onu az bir değer karşılığında değiştirenler var ya, işte onlar, bununla karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Allah, onlarla Kıyamet Günü'nde ne konuşacak ne de onları temize çıkaracaktır. Ve onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Allah'ın indirdiği Kitap'tan bir kısmını gizleyip, onu az bir değer karşılığında değiştirenler var ya, işte onlar, bununla karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Allah, onlarla Kıyamet Günü'nde ne konuşacak ne de onları temize çıkaracaktır. Ve onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Tanrı'nın indirdiği kitaptan bir şeyi gözardı edip saklayanlar ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Diriliş / kıyamet gününde Tanrı onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Onlara acı verici bir azap vardır.
Allanın indirdiği Kitabdan (Peygamberin vasıflarına dair) bir şey'i gizleyib de onunla az bir bahayi (hasis, bir menfaati) satın alanlar (yok mu?) Onlar karınlarına ateşden başka (bir şey) yemiş olamazlar. Kıyaamet günü Allah onlarla konuşmaz, onları temize de çıkarmaz. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.
Allah'ın indirdiği kitabtan birşey gizleyip de, onu az bir pahaya satanlar; işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey yemezler. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz. Onları temize de çıkarmaz. Ve onlar için acıklı bir azab vardır.
(174-176) Allah’ın kitaptan indirdiklerini saklayanlar ve az bir pahaya bunun satıcısı olanlar, işte onlar, karınlarına ateş dışında bir şey yemiyorlar, Allah, kıyamet günü onlarla konuşmaz / kelam etmez ve onları arındırmaz , onlar için acıtıcı bir azap vardır. İşte onlar, dalaleti hidayet, azabı da bağışlanma karşılığında satın alanlardır , ateşe ne kadar sabredebilirler ki? İşte bu, Allah’ın kitabı gerçek olarak indirmesinden dolayıdır , muhakkak ki kitap hakkında karşıtlaşanlar / muhalefet edenler uzak bir ayrışma içindedirler.
Allah'ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyip de, onu az bir kazanç karşılığı değiştirenlere gelince, onlar karınlarını Cehennem ateşinden başka bir şeyle doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Allah'ın indirdiği Kitaptan bir şey gizleyip, onu birkaç paraya satanlar var ya, işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey koymuyorlar. Kıyamet günü Allah ne onlara konuşacak ve ne de onları temizleyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.
Allah'ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyen ve karşılığında geçici dipnot 1 bir çıkar elde edenler, karınlarına sadece ateş doldurmuş olurlar. Allah, kıyamet /mezardan kalkış günü onlarla konuşmaz ve onları temize çıkarmaz. Hak ettikleri acıklı bir azaptır. dipnot 2
Allah'ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyen ve karşılığında, tükenip gidecek dipnot 1 bir bedel alanlar, karınlarına sadece ateş doldururlar. Allah Kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları aklamaz. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.
Allah’ın indirdiği kitaptan, bir şeyi gizleyip, onu az bir pahaya satanlar, işte onlar, karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.
Allah'ın indirdiği kitaptan, bir şeyi gizleyip, onu az bir pahaya satanlar, işte onlar, karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.
Allah'ın Kitap'tan indirdiği şeyi gizleyip onu basit bir ücret karşılığı satanlar, karınlarında ateşten başka bir şey yemiş olmazlar, Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacaktır, onları arındırmayacaktır da... Onlar için korkunç bir azap vardır.
Bakara suresi, 175. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ وَٱلْعَذَابَ بِٱلْمَغْفِرَةِ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى ٱلنَّارِ
İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
Onlar hidayet karşılığında sapkınlığı, bağışlanma karşılığında da azabı satın alanlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar! dipnot 1
İşte onlar hidayet karşılığında sapıklığı, mağfiret karşılığında azabı satın aldılar. Meğerse ateşe ne kadar da dayanıklıymışlar!?
İşte onlar hidayet karşılığında sapıklığı ve mağfiret karşılığında azabı satın almışlardır. Oysa ateşten ne kadar az korkar görünüyorlar!
İşte bunlar BilHÜDA (nefslerinin hakikati olan Allah Esma'sına iman) karşılığında dalaleti (dışa yönelik tanrı inancına sapmak); mağfiret (hakikatindeki Esma inancı getirisi olan bağışlanma) yerine azabı satın almışlardır. Bunlar ateşe karşı ne kadar dayanıklı imişler!
Onlar, hidayete karşılık sapıklığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın almışlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!
Hidâyet (doğru yol) e karşılık sapıklığı ve mağfirete karşılık da azâbı satın alanlar işte onlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!
İşte onlar, doğru yol karşılığında sapkınlığı ve bağışlanma karşılığında cezayı satın almışlardır. Ateşe karşı, öylesine duyarsızlar.
Onlar doğru yol karşılığında sapıklığı, bağışlanmaya bedel olarak da azabı satın almışlardır. Onlar ateşe ne kadar dayanıklıdırlar!
Onlar, hidayet karşılığında sapıklığı ve affedilme karşılığında azabı satın almışlardır. Ateşe ne kadar da dayanıklıdırlar!
Onlar, hidayet karşılığında sapıklığı ve affedilme karşılığında azabı satın almışlardır. Ateşe ne kadar da dayanıklıdırlar!
İşte onlar, hidayeti verip sapıklığı, bağışlamayı bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Bunlar ateşe ne kadar da dayanıklı şeyler!
Onlar işte hidayeti verib dalaleti, mağfireti bırakıb azabı satın alan kimseler, bunlar ateşe ne sabırlı şeyler!...
İşte onlar, hidayete dipnot 1 karşılık sapkınlığı satın alanlardır; bağışlanmaya karşılık azabı. Ateşe ne kadar dayanıklıdırlar!
İşte onlar, hidayete dipnot 1 karşılık sapkınlığı satın alanlardır; bağışlanmaya karşılık azabı. Ateşe ne kadar dayanıklıdırlar!
İşte onlar, hidayete dipnot 1 karşılık sapkınlığı, bağışlanmaya karşılık azabı satın alanlardır. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!
Onlar, hidayet karşılığında sapıklığı ve bağışlanma karşılığında azabı satın almışlardır. Ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar.
Onlar doğru yolu bırakıb sapıklığı, mağfirete bedel azaabı satın almış kimselerdir. Onlar ateşe karşı ne de sabırlıdırlar!.
Onlar, hidayet karşılığında dalaleti, mağfiret karşılığında azabı satın almışlardır. Onlar, ateşe karşı ne de sabırlıdırlar.
(174-176) Allah’ın kitaptan indirdiklerini saklayanlar ve az bir pahaya bunun satıcısı olanlar, işte onlar, karınlarına ateş dışında bir şey yemiyorlar, Allah, kıyamet günü onlarla konuşmaz / kelam etmez ve onları arındırmaz , onlar için acıtıcı bir azap vardır. İşte onlar, dalaleti hidayet, azabı da bağışlanma karşılığında satın alanlardır , ateşe ne kadar sabredebilirler ki? İşte bu, Allah’ın kitabı gerçek olarak indirmesinden dolayıdır , muhakkak ki kitap hakkında karşıtlaşanlar / muhalefet edenler uzak bir ayrışma içindedirler.
Onlar doğru yolu bırakıp sapıklığı; mağfireti bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!
Onlar hidayet karşılığında sapıklık, mağfiret karşılığında azab satın almışlardır. Onlar ateşe, karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
Onlar bu rehber /Kur'an karşılığında sapkınlığı, dipnot 1 bağışlanma karşılığında azabı satın almış kimselerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklılarmış! dipnot 2
Onlar yoldan çıkmayı, rehbere uymaya; azabı, bağışlanmaya tercih edenlerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklılarmış!
Onlar doğru yolu bırakıp sapıklığı; mağfireti bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Ateşe karşı ne de sabırlıdırlar!
Onlar doğru yolu bırakıp sapıklığı; mağfireti bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Ateşe karşı ne de sabırlıdırlar.(!)
İşte bunlar hidayeti satıp şaşkınlığı, affedilmeyi satıp azabı almışlardır. Ne kadar da dayanıklıdırlar ateşe!...
Bakara suresi, 176. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَفِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍ
Bu (azab) da, Allah'ın, Kitab'ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.
Onun (azabın) sebebi, Allah'ın, kitabı bir amaç ile indirmiş olmasıdır. (Buna rağmen) kitap hakkında ayrılığa düşenler, elbette derin bir anlaşmazlığın içindedir.
İşte bu sebeple Allah, ilahi kelamı hakikati ortaya çıkarmak için indirdi. Onlar Kitab üzerinde anlaşmazlığa düşerek, hakta bir hayli uzaklaştılar.
İşte böyle; hakikati ortaya koymak için ilahi kelamı indiren Allah olduğuna göre, ona karşı kendi görüşlerini dayatanlar derin bir açmazdadırlar.
Bundan dolayıdır ki, (biennAllah) Allah, ilmindeki, varlığın hakikati ve Sünnetullah bilgisinin açığa çıkmış hali olan evren içre evrenler ilmini (Kitap) bizatihi Hak olarak (bilHakk) inzal etmiştir. Muhakkak ki Kitapta (bu bilgide - oluşta) ihtilaf edenler (bu gerçeğe karşı çıkanlar) kesinlikle gerçekten çok uzağa (şikakı baiyd) düşmüşlerdir.
Bu, Allah'ın Kitabı şüphesiz hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise uzak bir ayrılık içindedirler.
O azabın sebebi, Allah’ın, kitabı hak olarak indirmiş olmasıdır. (Buna rağmen farklı yorum yapıp) kitapta ayrılığa düşenler, elbette derin bir anlaşmazlığın içine düşmüşlerdir.
Allah, Kitap'ı, gerçek olarak indirdiği için böyle olacaktır. Kitap hakkında uyuşmazlığa düşenler, kesinlikle derin bir ayrılık içindedirler.
Bu azabın sebebi, Allah'ın kitabı hak olarak indirmiş olmasıdır. Kitap hakkında anlaşmazlığa düşenler elbette derin bir ayrılığa düşmüşlerdir.
Böyledir; çünkü ALLAH gerçeği içeren kitabı indirmiştir ve kitap hakkında tartışanlar ise doğrusu derin bir anlaşmazlık içindedir.
Böyledir; çünkü ALLAH gerçeği içeren kitabı indirmiştir ve kitap hakkında tartışanlar ise doğrusu derin bir anlaşmazlık içindedir.
Zira bu azabın sebebi Allah'ın kitabı gerçekle indirmiş olmasındandır. Kitapta ayrılığa düşenler ise şüphesiz, haktan uzak bir ayrılık içindedirler.
Zira şüphesiz ki Allah kitabı sebebi hak ile indirdi, kitabda ıhtilaf edenler ise şüphesiz haktan uzak bir şıkak içindedirler
İşte bu, Allah'ın Hakk olarak indirdiği Kitap hakkında, onların anlaşmazlığa düşmeleri ve derin bir ayrılık içinde olmalarındandır.
İşte bu, Allah'ın Hakk olarak indirdiği Kitap hakkında, onların anlaşmazlığa düşmeleri ve derin bir ayrılık içinde olmalarındandır.
İşte bu, Allah'ın Hakk olarak indirdiği Kitap hakkında, onların anlaşmazlığa düşmeleri ve derin bir ayrılık içinde olmalarındandır.
Bu Tanrı'nın kitabı kuşkusuz hak olarak indirmesindendir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise doğrusu derin bir anlaşmazlık/ayrılık içindedir.
Bu (azabın) sebebi şudur: Çünkü Allah Kitabı şübhesiz hak olarak indirmişdir. O kitab (ın inzal, tasdıyk ve sıhhatin) da ihtilafa düşenler elbette (Hakdan) uzak bir ayrılık içindedirler.
Bu, Allah'ın kitabı hak olarak indirilmiş olup, o kitabda ihtilafa düşenlerin şüphesiz ki, pek uzak bir şikak içinde olmalarındandır.
(174-176) Allah’ın kitaptan indirdiklerini saklayanlar ve az bir pahaya bunun satıcısı olanlar, işte onlar, karınlarına ateş dışında bir şey yemiyorlar, Allah, kıyamet günü onlarla konuşmaz / kelam etmez ve onları arındırmaz , onlar için acıtıcı bir azap vardır. İşte onlar, dalaleti hidayet, azabı da bağışlanma karşılığında satın alanlardır , ateşe ne kadar sabredebilirler ki? İşte bu, Allah’ın kitabı gerçek olarak indirmesinden dolayıdır , muhakkak ki kitap hakkında karşıtlaşanlar / muhalefet edenler uzak bir ayrışma içindedirler.
Bu azabın sebebi şudur: Şüphesiz Allah, bu kitabı hak olarak indirmiştir. O kitap hakkında ihtilafa düşenler elbette haktan uzak bir ayrılık içindedirler.
(Onlara) böyle(azab edilecek)dir. Çünkü Allah, Kitabı gerçekle indirmiştir. Kitapta ayrılığa düşenler, elbette derin bir anlaşmazlık içindedirler.
Bütün bunların sebebi, gerçekleri içeren kitabı Allah'ın indirmiş olmasıdır. dipnot 1 Kitaba ters düşenler ise derin bir ayrılık içine girmiş olurlar. dipnot 2
Olacağı budur; gerçekleri içeren bu Kitabı Allah indirmiştir. Kitab'a ters düşenler ise derin bir ikilem içindedirler.
(Bu azabın sebebi şudur:) Allah, kitabı şüphesiz hak olarak indirmiştir. O kitapta ihtilafa düşenler elbette haktan uzak bir ayrılık içindedirler.
(Bu azabın sebebi şudur:) Allah, kitabı şüphesiz hak olarak indirmiştir. O kitapta ihtilafa düşenler elbette haktan uzak bir ayrılık içindedirler.
Bu böyledir. Çünkü Allah, Kitap'ı hak olarak indirmiştir. Kitap'ta çekişmeye girenler, şıkak'a düşmüşlerdir/bütünden uzaklaştırıcı bir kopuşun tam içindedirler,
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.