Bakara suresi

Bakara suresi, 20. ayet

Bakara suresi, 20. ayet. يَكَادُ ٱلْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَٰرَهُمْ كُلَّمَآ أَضَآءَ لَهُم مَّشَوْا۟ فِيهِ وَإِذَآ أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا۟ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

yekâdü-lberḳu yaḫṭafü ebṣârahüm. küllemâ eḍâe lehüm meşev fîhi veiẕâ ażleme `aleyhim ḳâmû. velev şâe-llâhü leẕehebe bisem`ihim veebṣârihim. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

Diyanet İşleri

Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 17–23 · surenin 20. ayeti / 286

Konu Münafıklar ve iki benzetme Bakara 8–20 3

  1. Bakara 17

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

  2. Bakara 18

    Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  3. Bakara 19

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmıştır.

  4. 20

    Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  5. Bakara 21

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız.

  6. Bakara 22

    O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a ortaklar koşmayın.

  7. Bakara 23

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

20. O şimşek, sözü geçen karanlıklar arasında “önlerini aydınlattı mı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktü mü ayakta kalakalırlar.” Yani oldukları yerde dururlar. İşte münafıkların durumu da böyledir! Kur’ân’ı, ondaki emirleri, yasakları, vaatleri ve tehditleri işittiklerinde parmakları ile kulaklarını tıkarlar, onun emir ve yasaklarından, vaat ve tehditlerinden yüz çevirirler. Tehditleri onları korkutur, vaatleri de rahatsız eder. O nedenle güçleri yettiği kadarı ile bütün bunlardan yüz çevirirler. Sağanak yağmura tutulup da gök gürültüsünü işiten, bundan dolayı da ölüm korkusu içinde parmakları ile kulaklarını tıkayan kimsenin sağanak yağmurdan hoşlanmaması gibi onlar da bunlardan hoşlanmazlar. Bu durumdaki birisi belki içinde bulunduğu halden kurtulabilir; ama münafıklar nasıl kurtulacaklar?! Zira Yüce Allah onları kudreti ve ilmi ile çepeçevre kuşatmıştır. Ne O’ndan kurtulabilirler, ne de O’nu aciz bırakabilirler. Aksine O, aleyhlerine olmak üzere amellerini tespit etmektedir ve eksiksiz bir şekilde amellerinin karşılığını verecektir.

Münafıklar manen sağır, kör ve dilsiz olduklarından ve imana götüren yollar kendilerine kapalı olduğundan ötürüdür ki Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Eğer Allah dileseydi” maddi olarak “işitmelerini de görmelerini de alıverirdi”. Bu buyrukta yaptıklarından sakınmaları ve birtakım kötülüklerden ve münafıklıklarından vazgeçmeleri için dünyada karşı karşıya kalabilecekleri ceza ile tehdit edilmektedirler.

“Şüphesiz ki Allah her şeye güç yetirendir.” O nedenle hiçbir şey O’nu aciz bırakamaz. O’nun kudretindendir ki bir şeyi diledi mi, herhangi bir engel ve karşı çıkma söz konusu olmaksızın onu yapar. Bu ve benzeri âyet-i kerimelerde yaptıkları fiillerin Yüce Allah’ın kudretine dâhil olmadığını söyleyen Kaderiyenin görüşleri reddedilmektedir. Çünkü onların yaptıkları fiiller de Yüce Allah’ın: “Şüphesiz ki Allah her şeye güç yetirendir.” buyruğu kapsamındaki “her şeye” arasındadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Az kalsın yıldırımın parıltısı ve ışıltısı onların gözünü alı verecekti. Şimşek her çaktığında etrafı aydınlatır, onlar da yollarına devam ederler. Şimşeğin ışığı etrafı aydınlatmayınca onlar karanlıkta kalır ve hareket edemez hale gelirler. Eğer Allah isteseydi, her şeye yeten kamil kudretiyle onları sağır ve kör eder, haktan yüz çevirmelerinden ötürü bir daha bu duyuları onlara geri dönmezdi. Bu ayetlerde geçen yağmur, Kur'an'ın misali, gök gürültüsünün sesi Kur'andaki yasaklanan şeylerin misali, şimşeğin parıltısı ise zaman zaman kendilerine açıkça gözüken hakkın misalidir. Gök gürültüsünün sesinin şiddetinden kulaklarını tıkamaları, haktan yüz çevirip ona icabet etmemelerinin misalidir. Münafıklar ile kendileri hakkında örnek verilen iki sınıf insan arasındaki ortak benzerlik (haktan) istifade edemeyişleridir. Ateş misalinde ise, ateşi yakan kimse karanlıkta kalmak ve ateşin yakıcılığı dışında hiç bir şeyden yararlanamamıştır. Su misalindeki kimse, gök gürültüsü ve yıldırımın korku ve rahatsızlığından başka bir şey hissetmemiştir. İşte münafık kimsenin durumu da böyledir, İslam dininde şiddet ve katılıktan başka bir şey görmezler.

Kelimeler

25 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَكَادُ yekadu neredeyse kök: كود
  2. ٱلْبَرْقُ l-berku şimşek kök: برق
  3. يَخْطَفُ yehtafu kapıverecek kök: خطف
  4. أَبْصَـٰرَهُمْ ۖ ebsarahum gözlerini kök: بصر
  5. كُلَّمَآ kullema zaman kök: كلل
  6. أَضَآءَ eda'e aydınlattığı kök: ضوا
  7. لَهُم lehum onları
  8. مَّشَوْا۟ meşev yürürler kök: مشي
  9. فِيهِ fihi o(nun ışığı)nda
  10. وَإِذَآ ve iza zaman
  11. أَظْلَمَ ezleme karanlık çöktüğü kök: ظلم
  12. عَلَيْهِمْ aleyhim üzerlerine
  13. قَامُوا۟ ۚ kamu dikilip kalırlar kök: قوم
  14. وَلَوْ velev eğer
  15. شَآءَ şa'e dileseydi kök: شيا
  16. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  17. لَذَهَبَ lezehebe elbette götürürdü kök: ذهب
  18. بِسَمْعِهِمْ bisem'ihim işitmelerini kök: سمع
  19. وَأَبْصَـٰرِهِمْ ۚ ve ebsarihim ve görmelerini kök: بصر
  20. إِنَّ inne Şüphesiz
  21. ٱللَّهَ llahe Allah'ın kök: اله
  22. عَلَىٰ ala üzerine
  23. كُلِّ kulli her kök: كلل
  24. شَىْءٍۢ şey'in şey kök: شيا
  25. قَدِيرٌۭ kadirun gücü yeter kök: قدر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: برق (7 geçiş) · Aynı kök: كود (24 geçiş) · Aynı kök: ذهب (56 geçiş)

    Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O,…

  • Aynı kök: ضوا (6 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir…

  • Aynı kök: ضوا (6 geçiş) · Aynı kök: كود (24 geçiş)

    Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci…

  • Aynı kök: ضوا (6 geçiş) · Aynı kök: ذهب (56 geçiş)

    Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları…

  • Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: مشي (23 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür.…

  • Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah, buna hakkıyla gücü yetendir.

  • Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü

    O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(O esnada) şimşek, neredeyse gözlerini alacakmış (gibi çakar). (Şimşek) onlar için (etrafı) aydınlatınca orada (birazcık) yürürler; üzerlerine karanlık çökünce de oldukları yerde kala kalırlar. Allah dileseydi elbette onların işitme (duyu)larını ve gözlerini giderirdi. Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.

Mustafa İslamoğlu

Şimşek neredeyse gözlerini kör eder; onları ne zaman aydınlatsa, o aydınlıkta yol alırlar; ne zaman da karanlık üzerlerine çökse, ayakta kalakalırlar. Ve eğer Allah dileseydi, işitme ve görme duyularını giderirdi; çünkü Allah'ın her şeye gücü yeter.

Muhammed Esed

Çakan şimşekler neredeyse gözlerini alıverir; ışık verince hareket ederler, karanlık çökünce oldukları yerde çakılıp kalırlar. Şayet Allah dileseydi, onları işitme ve görme (yetenek)lerinden yoksun bırakabilirdi: Çünkü Allah her şeye kadirdir.

Ahmed Hulusi

O şimşek (hakikat ışığı) neredeyse göze dayalı müşahedelerini kapsayacak. Onlara her aydınlık geldiğinde, o hakikat ışığıyla birkaç adım ilerler, hakikat ışığı kesilince de içine düştükleri karanlıkta kalakalırlar. Allah dilemiş olsaydı Semi' ve Basıyr isminin onlarda açığa çıkmasını kısardı. Kesinlikle Allah her şeye Kaadir'dir.

Ali Bulaç

Çakan şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini her aydınlattığında (biraz) yürürler, üzerlerine karanlık basıverince de kalakalırlar. Allah dileseydi, işitmelerini de görmelerini de gideriverirdi. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.

Ali Özek ve heyeti

(O esnada) şimşek sanki gözlerini çıkaracakmış gibi çakar, onlar için etrafı her aydınlattığında orada birazcık yürürler, karanlık üzerlerine çökünce de oldukları yerde kalırlar. Allah dileseydi elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Allah şüphesiz her şeye kadirdir.

Ali Rıza Safa

Çakan şimşek, neredeyse gözlerini çıkaracak. Önlerini aydınlattıkça yürürler; üzerlerine karanlık çökünce de çakılıp kalırlar. Oysa Allah dileseydi, duymalarını ve görmelerini kesinlikle yok ederdi. Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir.

Bayraktar Bayraklı

Neredeyse gözlerini kapıverecek olan şimşek önlerini aydınlattığında onun ışığında yürürler; üzerlerine karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir.

Edip Yüksel

Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek! Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık basınca da dikilir kalırlar. ALLAH dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. ALLAH her şeye gücü yetendir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek! Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık basınca da dikilir kalırlar. ALLAH dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. ALLAH herşeye gücü yetendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek; önlerini aydınlatınca ışığında yürüyorlar, karanlıklar üzerlerine çökünce de dikilip kalıyorlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini alıverirdi. Şüphe yok ki, Allah her şeye gücü yetendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimşek nerede ise gözlerini kapıverecek önlerini aydınlattımı ışığında yürüyorlar, karanlık üzerlerine çöktü mü dikilip kalıyorlar, Allah dilemiş olsa idi elbet işitmelerini görmelerini de alıverirdi, şüphe yok ki Allah her şeye kadir, daima kadirdir

Erhan Aktaş

Şimşek, neredeyse görmelerini yok edecekti. Şimşek, aydınlık verince ışığında yürürler; üzerlerine karanlık çökünce de oldukları yerde kalakalırlar. Allah dileseydi onların işitme ve görme yeteneklerini tamamen yok ederdi. Kuşkusuz, Allah'ın gücü her şeye yeter.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şimşek, neredeyse görmelerini yok edecekti. Şimşek, aydınlık verince ışığında yürürler; üzerlerine karanlık çökünce de oldukları yerde kalakalırlar. Allah dileseydi onların işitme ve görme yeteneklerini tamamen yok ederdi. Kuşkusuz, Allah'ın gücü her şeye yeter.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şimşek, neredeyse görmelerini yok ediverecekti. Şimşek, aydınlık verince ışığında yürürler; üzerlerine karanlık çökünce de oldukları yerde kalakalırlar. Allah dileseydi onların işitme ve görme yeteneklerini tamamen yok ederdi. Kuşkusuz, Allah'ın gücü her şeye yeter.

Gültekin Onan

Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek! Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık basınca da dikilir kalırlar. Tanrı dileseydi işitmelerini de, görmelerini de gideriverirdi. Tanrı herşeye gücü yetendir (kadir).

Hasan Basri Çantay

O şimşek hemen hemen gözlerini kapıp alıverecek. Onları aydınlatınca (ışığı) içinde yürürler, başlarına karanlık çökünce ise dikilib kalırlar. Allah dileseydi onların işitmelerini, gözlerini de giderirdi. Şübhe yok ki Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.

İbni Kesir

Az kalsın şimşek gözlerini alıverecek. Onları aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık basınca dikilip kalıverirler. Şayet Allah, dileseydi onların işitmelerini de, görmelerini de giderirdi. Muhakkak ki Allah, her şeye Kadir'dir.

Mehmet Alagaş

(8-20) İnsanlardan Allah’a ve diğer güne / ahiret gününe inanıyoruz diyenler var, onlar iman etmiş değillerdir, Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya / kandırmaya çalışırlar oysa onlar ancak kendilerini aldatıyorlar ve bilincinde değiller / şuurunda değiller, k alplerinde hastalık vardır, Allah’ta hastalıklarını / marazlarını artırmıştır. Onlara, yalanlıyor olmalarından dolayı acıtıcı /elemli bir azap vardır , onlara, arzda bozgun / fesat çıkarmayın denildiğinde derler ki biz ıslah edicileriz , hayır onlar kesinlikle ve kesinlikle bozguncudurlar ve fakat bilincinde değillerdir , onlara insanların iman ettiği gibi siz de iman edin denildiğinde akılsızların / sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz derler , hayır asıl onlar akılsızdırlar/sefihtirler ve fakat bilmiyorlar , iman edenlerle buluştuklarında iman ettik derler, şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise biz sizle beraberiz biz onlarla alay ediyoruz derler, Allah’ ta onlarla alay eder ve taşkınlıkları içerisinde bocalasınlar diye de onlara süre tanır, (Münafığın bu şekil imanı onu ölünceye kadar emniyette tutar, öldükten sonrası felaket.) Sapıklığı, yola girmiş olmaya tercih edip satın alanlar, ticaretlerinde kâr edemediler onlar yolu da bulamadılar, onların misali, ateş yakan birisine benzer, yakılan ateş etrafını ışıklandırınca, Allah’ın onların ışığını gidermesi ile onları karanlıkta bırakması ve onların artık görememesi gibidir, sağırdırlar dilsizdirler, kördürler, onlar gerisin geri dönemezler (karanlıktaki halleri budur) yahut o kişi, gökten boşalan, içinde karanlığın, gök gürültüsünün ve şimşeğin olduğu yağışa tutulan birileri gibidir, yıldırımdan dolayı ölüm korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkarlar, Allah, kafirleri kuşatmıştır, şimşek çakar gözleri kamaşır , her bir aydınlanmasında o yağmurda ancak yürüyebilirler, karanlıktayken / şimşek çakmazken de ayakta kalakalırlar, eğer Allah dileseydi işitmelerini de görmelerini de giderirdi (ne şimşek görürlerdi ne gök gürültüsü duyarlardı) Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

(O esnada) şimşek onların gözlerini aniden alacakmış gibi olur. Şimşek parıldadığında yürürler, ortalık birden kararınca da orada dikilip kalıverirler. Eğer Allah isteseydi onların kulaklarını sağır ve gözlerini kör ederdi. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.

Süleyman Ateş

Neredeyse gözlerini kapıverecek olan şimşek önlerini aydınlattı mı o(nun ışığı)nda yürürler, üzerlerine karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi elbette işitmelerini ve görmelerini de götürürdü. Şüphesiz Allah'ın her şeyi yapmaya gücü yeter.

Süleymaniye Vakfı

O şimşek, neredeyse gözlerini çıkaracak gibi olur. Ne zaman önlerini aydınlatsa o aydınlıkta yürür, dipnot 1 üzerlerine karanlık çökünce de kalakalırlar. Allah farklı bir tercihte bulunsaydı dipnot 2 kesinlikle onların görme ve dinleme özelliklerini yok ederdi. dipnot 3 Şüphesiz Allah, her şeye bir ölçü koyar. dipnot 4

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Münafıklar, hesaplarına uyan ayetler arar, birçok ayeti bağlamından koparıp Müslümanları saptırmaya çalışırlar (Al-i İmran 3/7, 78-80, Maide 5/41). Bazılarının en büyük arzusu, nebimizin sözlerini, ayet seviyesine çıkarmaktır. Bunlar, nebi ve resul kelimelerinde anlam kayması yaparak Muhammed aleyhisselamın nebi sıfatıyla söylediği sözleri veya onun adına uydurulan rivayetleri resul sıfatıyla tebliğ ettiği ayetler seviyesine çıkarmış ve onu, Allah'ın yanında ikinci bir ilah saymışlardır. Bunları bilen Nebimiz, kendi sözlerinin yazılmasını yasaklamıştır (Müslim Adab 32). Ebubekir ve Ömer (r.a.) döneminde yasak sürmüş ama daha sonra önleri açılmıştır.(Şura 42/52-53, En'am 6/122-123)
  2. metne dön, dipnot 2
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın bir şeyi yapması o şeyi var etmesi, insanın bir şeyi yapması da o şeyin oluşması için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "bir şeyi yaptı veya yarattı", insan olursa "bir şeyi yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
  3. metne dön, dipnot 3
    Gözlerini ve kulaklarını doğrulara kapattıkları için bu ceza, suçlarına denk olur. Ama Allah, işlenen suçun cezasını hemen vermez, daha sonraya bırakır.(Nahl 16/61)
  4. metne dön, dipnot 4
    Ayetteki kadir (قدير), "ölçü koyan" anlamındadır. Bu kelimeye "gücü yeten" anlamı verilir. Ölçüyü en güçlü olan koyar ama ayete "gücü yeten" anlamı verilince kelimenin ölçü ile ilişkisi kesilmiş olur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O şimşek (Kur'an nuru), gözlerini söküp çıkaracak gibi olur. Ne zaman önlerini aydınlatsa yürürler, gözlerini kamaştırınca da kalakalırlar dipnot 1 . Allah cezalandırmayı tercih etseydi dipnot 2 onları tümüyle kör ve sağır ederdi dipnot 3 . Ama her şeye bir ölçü koyan Allah'tır dipnot 4 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hesaplarına gelen ayetlerden yararlanır, gelmeyenlerin parlaklığı karşısında susarlar. Ayetteki azleme (اًذعلم) fiilinin,"karanlığın bastırması" yanında "parıldama" anlamı da vardır. (El- ayn). "şimşek, gözlerini söküp çıkaracak gibi olur" sözü, münafıkların, Kur'an'ın parlaklığı karşısında sustuklarım gösterdiğinden buraya uygun olan ‘parıldama' anlamıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Şae = شاء" fiili, bir şeyi var etti, demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gözlerini ve kulaklarını doğrulara kapadıkları için bu, işledikleri suça denk ceza olurdu. "Allah, yaptıkları yanlışlardan dolayı insanları yakalasaydı yeryüzünde kıpırdayan kimseyi bırakmazdı. Ama Allah, onları belli bir süreye kadar erteler." (Nahl 16/61)
  4. metne dön, dipnot 4
    Ayetteki kadir = قدير kelimesi, "ölçü koyan" anlamındadır ama gelenekte "gücü yeter" anlamı verilir, ölçüyü en büyük güce sahip olan koyar, ama ayete "gücü yeter" anlamı verilince kelimenin ölçü ile ilişkisi kesilmiş olur.

Şaban Britch

Şimşek onların gözlerini aniden alacakmış gibi olur; şimşek parıldadığında yürürler, ortalık birden kararınca da orada dikilip kalıverirler, eğer Allah isteseydi onları sağır ve kör ederdi. Allah’ın her şeye gücü yeter.

Şaban Piriş

Şimşek gözlerini kamaştırır gibi olur; şimşek parıldadığında yürürler, ortalık birden kararınca da orada dikilip kalıverirler, eğer Allah isteseydi onları sağır ve kör ederdi. Allah'ın her şeye gücü yeter.

Yaşar Nuri Öztürk

Şimşek, neredeyse gözlerini çarpıp götürüverecek. Kendilerine her aydınlık sunduğunda, orada yürürler. Üzerlerine karanlık binince çakılıp kalırlar. Eğer Allah dileseydi, işitme güçlerini de gözlerini de elbette alıp götürürdü. Çünkü Allah her şeye Kadir'dir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Lightning very nearly snatches their sense of sight; as often as it emits for them gleams they proceed under its light and when it darkens, their eyes shrivel into darkness in their heads and they stand dead; and had Allah willed He would have deprived them of their sense of hearing and that of sight, faculties divine; He is indeed Qadirun (Omnipotent) to effect all things.

Abdul Haleem

The lightning almost snatches away their sight: whenever it flashes on them they walk on and when darkness falls around them they stand still. If God so willed, He could take away their hearing and sight: God has power over everything.

Abdullah Yusuf Ali

The lightning all but snatches away their sight; every time the light (Helps) them, they walk therein, and when the darkness grows on them, they stand still. And if Allah willed, He could take away their faculty of hearing and seeing; for Allah hath power over all things.

Abul A'la Maududi

It is as if the lightning would snatch their sight; whenever it gleams a while for them they walk a little, and when darkness covers them they halt. dipnot 1 If Allah so willed, He could indeed take away their hearing and their sight. dipnot 2 Surely Allah is All-Powerful.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The first parable refers to those hypocrites who disbelieved completely but had become Muslims merely, to further their worldly interests. The second parable refers to those who were prone to doubt and hesitation or whose faith was weak; who believed in the Truth but not to the extent of exposing themselves to hardships for its sake. The 'violent rainstorm' here alludes to Islam, which came to the world as a blessing. 'Pitch-dark clouds, thunder and lightning' refer to trials, tribulations and difficulties which confronted the Islamic movement, owing to the violent opposition and resistance of those committed to Ignorance. The last part of the parable portrays the state of mind of the hypocrites. They move a little ahead when circumstances seem favourable, but when either difficulties cloud the horizon, or when they are given directives which run counter to their desires or inherited prejudices, they are seized with alarm and come to a halt.
  2. metne dön, dipnot 2
    Just as God has completely deprived the first category of hypocrites of their 'light of perception', He could have rendered these other hypocrites totally blind and deaf. But it is not God's way to deprive anyone of sight and hearing while he is willing to see and hear. Hence, God allowed them to retain their sight and hearing to the extent they were prepared to see and hear the Truth.

Aisha Bewley

The lightning all but takes away their sight. Whenever they have light, they walk in it but whenever darkness covers them, they halt. If Allah wished, He could take away their hearing and their sight. Allah has power over all things.

Al-Hilali & Khan

The lightning almost snatches away their sight, whenever it flashes for them, they walk therein, and when darkness covers them, they stand still. And if Allâh willed, He could have taken away their hearing and their sight. Certainly, Allâh has power over all things.

Ali Quli Qarai

The lightning almost snatches away their sight: whenever it shines for them, they walk in it, and when the darkness falls upon them, they stand. Had Allah willed, He would have taken away their hearing and their sight. Indeed Allah has power over all things.

Amatul Rahman Omar

The lightning (being so intensely dazzling) may well-nigh snatch away their sight. As often as it flashes for them they walk (a few steps) in it (- its light), and when it darkens against them they come to a halt. Indeed, if Allâh had so willed He would have taken away their hearing and their sight. Allâh is indeed Possessor of power to do all that He will.

Arthur John Arberry

the lightning wellnigh snatches away their sight; whensoever it gives them light, they walk in it, and when the darkness is over them, they halt; had God willed, He would have taken away their hearing and their sight. Truly, God is powerful over everything.

Bijan Moeinian

The lightening makes them almost blind but provides them with a few second of insight so that they take a few steps forward. If God decides to deprive them even of this favor (a few second of light), he can make them completely deaf and blind as he is capable of doing anything that he wishes.

E. Henry Palmer

The lightning well-nigh snatches off their sight, whenever it shines for them they walk therein; but when it is dark for them they halt; and if God willed He would go off with their hearing and their sight; verily, God is mighty over all.

Edip-Layth

The lightning nearly snatches away their sight, whenever it lights the path, they walk in it, and when it becomes dark for them, they stand. Had God willed, He would have taken away their hearing and their sight. God is capable of all things.

George Sale

the lightning wanteth but little of taking away their sight; so often as it enlighteneth them, they walk therein, but when darkness cometh on them, they stand still; and if God so pleased, he would certainly deprive them of their hearing and their sight, for God is almighty.

Hamid S. Aziz

The lightning well-nigh snatches off their sight, whenever it shines for them they walk therein; but when it is dark for them they halt; and if Allah willed He would go off with their hearing and their sight; verily, Allah is mighty over all.

Mahmoud Ghali

The lightning almost snatches their beholdings (Literally: eyesights); whenever it illuminates for them they walk in it, and when it darkens over them, they keep stationed; and if Allah had so decided, He would indeed have gone away with (i. e., taken away) their hearing and their beholdings. (Literally: eyesights) Surely Allah is Ever Determiner over everything.

Marmaduke Pickthall

The lightning almost snatcheth away their sight from them. As often as it flasheth forth for them they walk therein, and when it darkeneth against them they stand still. If Allah willed, He could destroy their hearing and their sight. Lo! Allah is able to do all things.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily the lightning could snatch away their eyes. When it flashes forth they walk in its flare. When darkness returns they stand still. And if the Lord wills so He could take away their hearing and sight; surely God is all-powerful.

Muhammad Asad

The lightning well-nigh takes away their sight; whenever it gives them light, they advance therein, and whenever darkness falls around them, they stand still. And if God so willed, He could indeed take away their hearing and their sight: for, verily, God has the power to will anything.

Mustafa Khattab

It is as if the lightning were about to snatch away their sight. Whenever lightning strikes, they walk in its light, but when darkness covers them, they stand still. Had Allah willed, He could have taken away their hearing and sight. Surely Allah is Most Capable of everything.

Progressive Muslims

The lightning nearly snatches away their sight, whenever it lights the path they walk in it, and when it becomes dark for them they stand. Had God willed, He would have taken away their hearing and their sight; God is capable of all things.

Rashad Khalifa

The lightning almost snatches away their eyesight. When it lights for them, they move forward, and when it turns dark, they stand still. If GOD wills, He can take away their hearing and their eyesight. GOD is Omnipotent.

Sahih International

The lightning almost snatches away their sight. Every time it lights [the way] for them, they walk therein; but when darkness comes over them, they stand [still]. And if Allah had willed, He could have taken away their hearing and their sight. Indeed, Allah is over all things competent.

Sam Gerrans

The lightning nigh snatches away their sight; whenever it gives them light, they walk therein; and when it darkens over them, they stand still. And had God willed, He would have taken away their hearing and their sight; God is over all things powerful.

Shabbir Ahmed

(People who reject the Divine Revelation and rely solely on their intellect, do not realize that Revelation is to the intellect what sunlight is to the human eye. It takes them out of darkness into Light (2:257)). They walk a few steps, as if in flashes of lightning, in a stop and go fashion. And when darkness prevails, they stand still. It is the Law of Allah that those who defy Reason eventually have the proper use of their perceptual senses, hearing and vision, taken away. Behold, Allah is the All-Powerful Designer of His Laws and He has Supreme Control over all things. ((2:201), (7:183), (11:15), (17:18-21), (29:54), (30:24), (42:20), (79:36), (82:16)).

Syed Vickar Ahamed

The lightning almost snatches away their sight, every time the light (helps) them, they walk in there, and when the darkness covers them, they stand still. And if Allah willed, He could take away their hearing and their sight; Because Allah has power (Khadir) over all things.

Taqi Usmani

and lightning (all but) snatches away their eyesight; every time a flash gives them light, they walk by it; and when darkness falls upon them, they stand still. And if Allah willed, He would certainly take away their hearing and their eyes: surely Allah is powerful to do anything.

The Monotheist Group

The lightning nearly snatches their sight, whenever it lights the path they walk in it, and when it becomes dark for them they stand. Had God willed, He would have taken their hearing and their sight; God is capable of all things.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 20. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 20. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 20. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩