Diyanet İşleri
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
Bakara suresi
Bakara suresi, 195. ayet. وَأَنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا تُلْقُوا۟ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى ٱلتَّهْلُكَةِ وَأَحْسِنُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
veenfiḳû fî sebîli-llâhi velâ tülḳû bieydîküm ile-ttehlükeh. veaḥsinû. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḥsinîn.
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Savaş hükümleri Bakara 190–195 3
Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse, (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.
Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O halde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın, (fakat ileri gitmeyin). Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve Allah'ın cezasının çetin olduğunu bilin.
Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.
(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın ettiğinizde, Meş'ar-i Haram'da Allah'ı zikredin. Onu, size gösterdiği gibi zikredin. Doğrusu siz onun yol göstermesinden önce yolunu şaşırmışlardan idiniz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
195. Yüce Allah kullarına kendi yolunda harcamalarda (infak) bulunmalarını emretmektedir. Allah yolunda infak ise Allah’a götüren yollarda mal harcamaktır. Bunlar ise yoksula sadaka vermek, yakına sadaka vermek yahut azığının karşılanması gereken kimseye nafaka vermek gibi bütün hayır yollarını kapsar. Bunların en büyüğü ve bunun kapsamına hepsinden öncelikle giren ise Allah yolunda cihad için infak etmek, malını harcamaktır. Çünkü bu yolda infak mal ile cihaddır ve bu da tıpkı beden ile cihad gibi bir farzdır. Bunda çok büyük menfaatler vardır. Müslümanların güçlenmesine, şirkin ve müşriklerin de zayıflatılmasına katkıda bulunulur, Allah’ın dininin uygulanması ve daha bir güçlendirilmesine yardım edilmiş olur. Allah yolunda cihad ancak Allah yolunda infak üzerinde yükselir. Bu uğurda infak, ruh olmaksızın bedenin varlığının mümkün olmamasına benzer. Allah yolunda infak terk edilirse cihad iptal edilmiş olur, düşmanlar müslümanlara musallat olurlar ve daha bir azgınlaşırlar. O halde Yüce Allah’ın: “Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” buyruğu da bu emrin bir nevi gerekçesidir.
Kişinin kendi eli ile kendisini tehlikeye atması da iki türlüdür. Birisi kulun emrolunduğu, bedenin yahut canın helâk olmasını gerektiren veya ona yakın bir noktaya getiren şeyi terk etmesi, canın veya ruhun telefine sebep olan işi yapması dolayısıyla olur. Bunun kapsamına pek çok şey girer. Allah yolunda cihad yahut bu uğurda infakta bulunmayı terk etmek bunlar arasındadır. Çünkü bunlar düşmanın musallat olması sonucunu verir. İnsanın herhangi bir çarpışma yahut korkulu bir yolculuk veya yırtıcı hayvanları ya da yılanları çok olan bir yere gitmesi yahut bir ağaca ya da tehlikeli yüksek bir yapıya çıkması yahut tehlikesi bulunan bir şeyin altına girmesi ve buna benzer şekillerde tehlikeye atılması bunlar arasında yer alır. Bu ve benzerlerini yapan bir kimse kendi eliyle kendisini tehlikeye atmış olur. Allah’a isyan gerektiren işleri devamlı yapmak ve tevbeyi hatırına getirmemek de bunlar arasındadır. Terk edilmeleri ruhu da dini de yok eden Allah’ın emretmiş olduğu farzların terk edilmesi de bunlar arasındadır.
Allah yolunda infak ihsan çeşitlerinden biri olduğundan ötürü Yüce Allah genel olarak ihsanda bulunmayı emrederek: “İhsan edin, şüphesiz Allah ihsan edenleri sever” diye buyurmaktadır. Bu da bütün ihsan çeşitlerini kapsar. Çünkü ayet bu konuda herhangi bir kayıt getirmemektedir. Dolayısıyla az önce geçtiği gibi mal ile ihsan kapsamına girdiği gibi, mevki itibari ile aracı olmakla vb. benzeri yollarla yapılan ihsan da bunun kapsamına girer. Yine iyiliği emredip kötülükten uzaklaştırmaya çalışmak ve faydalı bilgiyi öğretmek de ihsan kapsamına girer. İnsanların ihtiyaçlarını gidermek, sıkıntılarını kaldırmak, hastalarını ziyaret etmek, cenazelerine katılmak, yollarını şaşırmış olanlarına yol göstermek, bir iş yapmakta olana yardımcı olmak, bir işi doğru dürüst yapamayanın yerine o işi yapmak ve buna benzer Allah’ın emretmiş olduğu iyilik türünden olan bütün ihsanlar da bu kapsama dahildir.
Yine Yüce Allah’a ibadet konusundaki ihsan da bunun kapsamına girmektedir. Nitekim ibadetteki ihsan, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in zikrettiği üzere şöyle olur: “İhsan, Allah’a onu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni görür.”
İşte bu niteliklere sahip olan bir kimse Yüce Allah’ın haklarında: “İhsanda bulunanlara daha güzeli ve daha fazlası da vardır.” (Yunus, 10/26) buyurduğu kimselerden olur. Allah böyleleri ile beraberdir, onlara doğruyu gösterir ve onları hakka iletir. Bütün işlerinde de onlara yardımcı olur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Malınızı, cihat ve diğerleri gibi Allah'a itaat etme yollarında infak edin. Cihadı, Allah yolunda gayret etmeyi terk ederek veya kendinizi, helak olmanıza sebep olacak işlere bulaştırarak helak etmeyin. İbadetlerinizi de, muamelelerinizi de, ahlakınızı da güzelleştirin. Şüphesiz Allah, bütün işlerinde ihsan sahibi olanları sever, sevaplarını arttırır ve onları doğru yola muvaffak kılar.
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Bir de Yahudiler, "Allah'ın eli bağlıdır" dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lanete uğrasınlar! Hayır, O'nun iki eli de…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir.…
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.
Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Allah'a ve Resulüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah yolunda infak edin (verin)! (Bunu yapmayarak) kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın! Her türlü iyiliği yapın! Şüphesiz ki Allah güzel davrananları sever.
Bir de Allah yolunda harcayın ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın! Hep iyilik edin: Allah iyilik edenleri sever.
Ve Allah yolunda (sınırsızca) harcayın, kendi elinizle kendinizi mahvetmeyin ve iyilik yapmaya azimle devam edin; unutmayın ki, Allah iyilik yapanları sever.
Fiysebilillah (Allah'a ermek için) karşılıksız bağışlayın ve (cimrilik yaparak) kendi kendinizi mahvetmeyin. . . Ve ihsan edin! Muhakkak Allah ihsan edicileri sever.
Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.
Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Her türlü İşlerinizi de çok iyi yapın; zira Allah, iyi iş yapanları sever.
Allah'ın yolunda yardımlaşmak amacıyla paylaşın. Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın; iyilik yapın. Kuşkusuz, Allah, iyilik yapanları sever.
Allah yolunda harcama yapınız. Kendi kendinizi tehlikeye atmayınız ve iyilik yapmaya devam ediniz; Allah iyilik yapanları sever.
ALLAH yolunda harcayın, kendi kendinizi zarara sokmayın. İyilik edin. ALLAH iyilik edenleri sever.
ALLAH yolunda harcayın, kendi kendinizi zarara sokmayın. İyilik edin. ALLAH iyilik edenleri sever.
Allah yolunda malınızı verin de ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin, çünkü Allah, güzel davrananları sever.
ve Allah yolunda infak eyleyin -masraf verin- de kendi ellerinizle tehlükeye bırakmayın, ve güzel hareket edin, çünkü Allah güzellik edenleri sever
Allah yolunda malınızı infak dipnot 1 edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik yapın. Kuşkusuz, Allah, iyilik yapanları sever.
Allah yolunda malınızı infak dipnot 1 edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik yapın. Kuşkusuz, Allah, iyilik yapanları sever.
Allah yolunda malınızı infak dipnot 1 edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik yapın. Kuşkusuz, Allah, iyilik yapanları sever.
Tanrı yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Kuşkusuz Tanrı iyilik edenleri sever.
Allah yolunda mallarınızı harcayın. Kendinizi tehlikeye atmayın. (Daima da) iyilik edin. Allah muhakkak iyilik edenleri sever.
Allah yolunda infak edin ve ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İhsan edin, şüphesiz Allah ihsan edenleri sever.
(190-195) Allah yolunda sizle savaşanlarla siz de savaşın , taşkınlık etmeyin, muhakkak ki Allah taşkınlık edenleri sevmez. Onları nerede bulursanız öldürün / katledin , sizi nereden çıkardılarsa sizde onları çıkarın. Fitne çıkarmak katletmekten daha şiddetlidir / daha kötüdür, onlar sizi Mescid-i Haram da savaşıncaya kadar siz onlarla Mescid -i Haram da savaşmayın, eğer sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın , kafirlerin cezası bu şekildedir , eğer son verirlerse Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Onlarla fitne olmayıncaya ve din Allah’ın oluncaya kadar savaşın. Şayet son verirlerse düşmanlık ancak zalimleredir. Haram Ay Haram Ay’a hürmetler / dokunulmazlıklar hürmetlere karşılıktır / kısastır. Her kim size saldırırsa saldırdığı kadar siz de ona saldırın, Allah’tan sakının şunu bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir. Allah yolunda harcayın ellerinizle kendinizi tehlikeye / helake atmayın, güzel davranın Allah güzel davrananları sever.
Allah yolunda infak edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İşlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah ihsan sahiplerini sever.
(Mallarınızı) Allah yolunda harcayın, kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın, iyilik edin, doğrusu Allah iyilik edenleri sever.
Allah yolunda harcama yapın. Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın. dipnot 1 Güzel davranın. Allah güzel davrananları sever. dipnot 2
Allah yolunda harcama yapın da kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. dipnot 1 Güzel davranın. Allah güzel davrananları sever.
Allah yolunda harcamada bulunun. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İşlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah, iyi iş yapanları sever.
Allah yolunda harcamada bulunun. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İşlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah, iyi iş yapanları sever.
Allah yolunda harcama yapın/nimetleri paylaşın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Güzel düşünüp güzel işler yapın. Çünkü Allah, güzellik sergileyenleri sever.
And let reverence move you to spend in Allah’s cause and do not cast yourselves into ruin with your own hands, and imprint your deeds with wisdom and piety, for Allah likes those who perfect their illustrious toils and turn their thoughts on moral excellence and benevolence.
Spend in God’s cause: do not contribute to your destruction with your own hands, but do good, for God loves those who do good.
And spend of your substance in the cause of Allah, and make not your own hands contribute to (your) destruction; but do good; for Allah loveth those who do good.
Spend in the Way of Allah and do not cast yourselves into destruction with your own hands; dipnot 1 do good, for Allah loves those who do good. dipnot 2
Spend in the Way of Allah. Do not cast yourselves into destruction. And do good: Allah loves good-doers.
And spend in the Cause of Allâh (i.e. Jihâd of all kinds) and do not throw yourselves into destruction (by not spending your wealth in the Cause of Allâh), and do good. Truly, Allâh loves Al-Muhsinûn [1] (the good-doers).
Spend in the way of Allah, and do not cast yourselves with your own hands into destruction; and be virtuous. Indeed Allah loves the virtuous.
And spend in the cause of Allâh and do not cast yourselves into ruin with your own hands, and do good to others, and verily Allâh loves the doers of good to others.
And expend in the way of God; and cast not yourselves by your own hands into destruction, but be good-doers; God loves the good-doers.
Be generous in charity to please God and do not let your own hand [by being stingy] lead you to your ruin. Perform your obligations in excellence [and not out of obligation]; know that God loves graceful people.
Expend in alms in God's way and be not cast by your own hands into perdition; but do good, for God loves those who do good.
Spend in the cause of God, but do not throw your resources to disaster. Do kindness, for God loves those who do kindness.
Contribute out of your substance toward the defence of the religion of God, and throw not your selves with your own hands into perdition; and do good, for God loveth those who do good.
Expend in alms in the cause of Allah and be not cast by your own hands into perdition; but do good, for Allah loves those who do good.
And expend in the way of Allah; and do not cast (yourselves) by your (own) hands into perdition (i. e., by neglecting to expend in the way of Allah, ), and do fair deeds; surely Allah loves the fair-doers.
Spend your wealth for the cause of Allah, and be not cast by your own hands to ruin; and do good. Lo! Allah loveth the beneficent.
Spend in the way of God, and do not seek destruction at your own hands. So do good for God loves those who do good.
And spend [freely] in God's cause, and let not your own hands throw you into destruction; and persevere in doing good: behold, God loves the doers of good.
Spend in the cause of Allah and do not let your own hands throw you into destruction ˹by withholding˺. And do good, for Allah certainly loves the good-doers.
And spend in the cause of God, but do not throw your resources to disaster. And do kindness, for God loves those who do kindness.
You shall spend in the cause of GOD; do not throw yourselves with your own hands into destruction. You shall be charitable; GOD loves the charitable.
And spend in the way of Allah and do not throw [yourselves] with your [own] hands into destruction [by refraining]. And do good; indeed, Allah loves the doers of good.
And spend in the cause of God, and give not yourselves over to destruction. And do good; God loves the doers of good.
(It is impossible for a greedy, stingy, niggardly person to grow in goodness. Greed, stinginess and hoarding harm the individual and the society). Spend your wealth in the Cause of Allah, and let not your own hands throw you into destruction. Rather, be consistent in benefiting your fellow human beings. Behold, Allah loves the benefactors of humanity.
And from your (own) wealth, spend in the cause of Allah, and make not your own hands contribute to (your) destruction; But do good: Because Allah loves those who do good.
Spend in the way of Allah and do not put yourselves into destruction, and do good. Of course, Allah loves those who do good.
And spend in the cause of God, but do not throw your resources to disaster. And do good, for God loves those who do good.