5. sure

Mâide Suresi المائدة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 15 konu
  1. Akitler; helal ve haram yiyecekler; Kitap ehliyle evlilik 1–5 karşılaştır — Akitler; helal ve haram yiyecekler; Kitap ehliyle evlilik
  2. Abdest ve gusül; adaletle şahitlik 6–11 karşılaştır — Abdest ve gusül; adaletle şahitlik
  3. İsrâiloğullarından ve Hıristiyanlardan alınan söz 12–19 karşılaştır — İsrâiloğullarından ve Hıristiyanlardan alınan söz
  4. Mûsâ ve kutsal toprak 20–26 karşılaştır — Mûsâ ve kutsal toprak
  5. Âdem'in iki oğlu; bir cana kıymak 27–34 karşılaştır — Âdem'in iki oğlu; bir cana kıymak
  6. Vesile aramak; hırsızlık cezası ve tövbe 35–40 karşılaştır — Vesile aramak; hırsızlık cezası ve tövbe
  7. Tevrat, İncil ve Kur'an ile hükmetmek 41–50 karşılaştır — Tevrat, İncil ve Kur'an ile hükmetmek
  8. Dost edinme ve Allah'ın taraftarları 51–56 karşılaştır — Dost edinme ve Allah'ın taraftarları
  9. Dini alaya alanlar; "Allah'ın eli bağlıdır" diyenler 57–66 karşılaştır — Dini alaya alanlar; "Allah'ın eli bağlıdır" diyenler
  10. Tebliğ emri; teslîs ve dinde aşırılık 67–77 karşılaştır — Tebliğ emri; teslîs ve dinde aşırılık
  11. Lânetlenenler ve mü'minlere en yakın olanlar 78–86 karşılaştır — Lânetlenenler ve mü'minlere en yakın olanlar
  12. Helâli haram kılmamak; yemin kefareti; içki ve kumar 87–93 karşılaştır — Helâli haram kılmamak; yemin kefareti; içki ve kumar
  13. İhramda av yasağı ve Kâbe 94–100 karşılaştır — İhramda av yasağı ve Kâbe
  14. Gereksiz soru sormamak; uydurulan adaklar; vasiyette şahitlik 101–108 karşılaştır — Gereksiz soru sormamak; uydurulan adaklar; vasiyette şahitlik
  15. Kıyamet günü Îsâ'ya sorulan ve gökten inen sofra 109–120 karşılaştır — Kıyamet günü Îsâ'ya sorulan ve gökten inen sofra

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Akitler; helal ve haram yiyecekler; Kitap ehliyle evlilik 1–5

  1. Mâide suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَوْفُوا۟ بِٱلْعُقُودِ أُحِلَّتْ لَكُم بَهِيمَةُ ٱلْأَنْعَٰمِ إِلَّا مَا يُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ غَيْرَ مُحِلِّى ٱلصَّيْدِ وَأَنتُمْ حُرُمٌ إِنَّ ٱللَّهَ يَحْكُمُ مَا يُرِيدُ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû evfû bil`uḳûd. üḥillet leküm behîmetü-l'en`âmi illâ mâ yütlâ `aleyküm gayra müḥilli-ṣṣaydi veentüm ḥurum. inne-llâhe yaḥkümü mâ yürîd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, Akitlerinizin dipnot 1 gereğini yerine getirin. (Aşağıda) okunacak olanlar dışındaki en'am size helal (serbest) kılınmıştır ama ihramlı iken avladığınızı helal görmeyin dipnot 2 . Allah istediği hükmü verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Akit, sözleşme demektir. Müminlerin asıl sözleşmeleri Allah iledir. Bu şekilde oluşturdukları bağa itikad denir. İtikad, kişinin inancını gösterir. Yaptığı ameller (işler) de bu inancının gereğidir. Burada ifade edilen helal ve haramlar, bu itikadın gereklerindendir. Müminler, insanlarla yaptıkları sözleşmelere de uymak zorundadırlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      - Bakara 2/173

    Ayet detayı — Mâide suresi, 1. ayet

  2. Mâide suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 2. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُحِلُّوا۟ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهْرَ ٱلْحَرَامَ وَلَا ٱلْهَدْىَ وَلَا ٱلْقَلَٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلْبَيْتَ ٱلْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّن رَّبِّهِمْ وَرِضْوَٰنًا وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَٱصْطَادُوا۟ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَـَٔانُ قَوْمٍ أَن صَدُّوكُمْ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ أَن تَعْتَدُوا۟ وَتَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ وَلَا تَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tüḥillû şe`âira-llâhi vele-şşehra-lḥarâme vele-lhedye vele-lḳalâide velâ âmmîne-lbeyte-lḥarâme yebtegûne faḍlem mir rabbihim veriḍvânâ. veiẕâ ḥaleltüm faṣṭâdû. velâ yecrimenneküm şeneânü ḳavmin en ṣaddûküm `ani-lmescidi-lḥarâmi en ta`tedû. vete`âvenû `ale-lbirri vettaḳvâ. velâ te`âvenû `ale-l'iŝmi vel`udvân. vetteḳu-llâh. inne-llâhe şedîdü-l`iḳâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, Allah'a kulluğun simgelerine, haram (yasak) ayına, hac kurbanına, gerdanlıklı kurbanlara dipnot 1 ve Rablerinin ikramını ve rızasını aramak için Kabe'ye yönelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'dan men eden bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi aşırılığa sevk etmesin. İyilikte ve kendinizi korumada (takvada) yardımlaşın ama günahta ve taşkınlıkta yardımlaşmayın. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun çünkü Allah'ın cezası pek ağırdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ... Bir hayvanın kurban olarak belirlendiğini göstermek için boynuna takılan halka, nişan, işaret.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 2. ayet

  3. Mâide suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 3. ayet. حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحْمُ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلْمُنْخَنِقَةُ وَٱلْمَوْقُوذَةُ وَٱلْمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسْتَقْسِمُوا۟ بِٱلْأَزْلَٰمِ ذَٰلِكُمْ فِسْقٌ ٱلْيَوْمَ يَئِسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن دِينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَٱخْشَوْنِ ٱلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِى وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلْإِسْلَٰمَ دِينًا فَمَنِ ٱضْطُرَّ فِى مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِّإِثْمٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ḥurrimet `aleykümü-lmeytetü veddemü velaḥmü-lḫinzîri vemâ ühille ligayri-llâhi bihî velmünḫaniḳatü velmevḳûẕetü velmüteraddiyetü venneṭîḥatü vemâ ekele-ssebü`u illâ mâ ẕekkeytüm vemâ ẕübiḥa `ale-nnüṣubi veen testaḳsimû bil'ezlâm. ẕâliküm fisḳ. elyevme yeise-lleẕîne keferû min dîniküm felâ taḫşevhüm vaḫşevn. elyevme ekmeltü leküm dîneküm veetmemtü `aleyküm ni`metî veraḍîtü lekümü-l'islâme dînâ. femeni-ḍṭurra fî maḫmeṣatin gayra mütecânifil liiŝmin feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size haram kılınanlar şunlardır: Ölü hayvan (leş), kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olanlar. Boğulan, vurulan dipnot 1 , bir yerden düşen, boynuz darbesi alan ve yırtıcılar tarafından yenen hayvanları, ölmeden keserseniz haram olmazlar. Sunaklar dipnot 2 üzerinde kesilenler ile çekilişle kısmet aramanız dipnot 3 da size haramdır. Bütün bunlar fısk (yoldan çıkmak) olur. Ayetleri görmezlikte direnenler (kafirler), bugün dininizden ümitlerini kesmişlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi olgunlaştırdım, size olan nimetimi tamamladım. Size din olarak İslam'ı uygun gördüm. Her kim günaha eğilimi olmadan açlıktan dolayı (bu yasakları çiğnemeye) mecbur kalırsa Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazı ülkelerde, anlına demir saplanarak küçük beyni dağıtılan hayvanlar, ölmeden önce kesilirlerse haram olmazlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dini tören yapılan taş masa. (Türk Dil Kurumu)
    3. metne dön, dipnot 3
      Tombalar ve piyongo çekilişlerine katılmak ve onlardan kazanç elde etmek haramdır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 3. ayet

  4. Mâide suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 4. ayet. يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَآ أُحِلَّ لَهُمْ قُلْ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُ وَمَا عَلَّمْتُم مِّنَ ٱلْجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ ٱللَّهُ فَكُلُوا۟ مِمَّآ أَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَٱذْكُرُوا۟ ٱسْمَ ٱللَّهِ عَلَيْهِ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    yes'elûneke mâẕâ üḥille lehüm. ḳul üḥille lekümu-ṭṭayyibâtü vemâ `allemtüm mine-lcevâriḥi mükellibîne tü`allimûnehünne mimmâ `allemekümü-llâh. fekülû mimmâ emsekne `aleyküm veẕkürü-sme-llâhi `aleyh. vetteḳu-llâh. inne-llâhe serî`u-lḥisâb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana, kendileri için neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki "Temiz olanlar helal kılındı." Eğittiğiniz ve Allah'ın verdiği bilgi ile yetiştirdiğiniz avcı hayvanların, sizin için tuttuklarını "Bismillah (Allah'ın adıyla)" diyerek yiyin. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun çünkü Allah, hesabı çabuk görür.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 4. ayet

  5. Mâide suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 5. ayet. ٱلْيَوْمَ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُ وَطَعَامُ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ حِلٌّ لَّكُمْ وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَّهُمْ وَٱلْمُحْصَنَٰتُ مِنَ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱلْمُحْصَنَٰتُ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ إِذَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَٰفِحِينَ وَلَا مُتَّخِذِىٓ أَخْدَانٍ وَمَن يَكْفُرْ بِٱلْإِيمَٰنِ فَقَدْ حَبِطَ عَمَلُهُۥ وَهُوَ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    elyevme üḥille lekümu-ṭṭayyibât. veṭa`âmü-lleẕîne ûtü-lkitâbe ḥillül leküm. veṭa`âmüküm ḥillül lehüm. velmuḥṣanâtü mine-lmü'minâti velmuḥṣanâtü mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm iẕâ âteytümûhünne ücûrahünne muḥṣinîne gayra müsâfiḥîne velâ mütteḫiẕî aḫdân. vemey yekfür bil'îmâni feḳad ḥabiṭa `amelüh. vehüve fi-l'âḫirati mine-lḫâsirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bugün size, temiz olanlar helal kılındı. Kendilerine Kitap verilmiş olanların yiyeceği size helal, sizin yiyeceğiniz de onlara helaldir. Mehirlerini verir, namuslu olur, gizli dost tutmazsanız, iffetli (namuslu) mümin kadınlar ile kendilerine Kitap verilmiş olanların iffetlileri size helaldir dipnot 1 . Kim imanını göz ardı ederse yaptıkları boşa gider, Ahiret'te kaybedenlere karışır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ....

    Ayet detayı — Mâide suresi, 5. ayet

Abdest ve gusül; adaletle şahitlik 6–11

  1. Mâide suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 6. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغْسِلُوا۟ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى ٱلْمَرَافِقِ وَٱمْسَحُوا۟ بِرُءُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى ٱلْكَعْبَيْنِ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَٱطَّهَّرُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḳumtüm ile-ṣṣalâti fagsilû vucûheküm veeydiyeküm ile-lmerâfiḳi vemseḥû biruûsiküm veercüleküm ile-lka`beyn. vein küntüm cünüben feṭṭahherû. vein küntüm merḍâ ev `alâ seferin ev câe eḥadüm minküm mine-lgâiṭi ev lemestümü-nnisâe felem tecidû mâen feteyemmemû ṣa`îden ṭayyiben femseḥû bivucûhiküm veeydîküm minh. mâ yürîdü-llâhü liyec`ale `aleyküm min ḥaraciv velâkiy yürîdü liyüṭahhiraküm veliyütimme ni`metehû `aleyküm le`alleküm teşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınızı ve ayak bileği kemiklerine kadar ayaklarınızı mesh edin dipnot 1 . Eğer cünüp olmuşsanız dipnot 2 yıkanın. Hasta veya yolcu olur yahut sizden biri ayak yolundan dipnot 3 gelir ya da kadınlarınızla birlikte olur da dipnot 4 su bulamazsanız, temiz yüzeye (toprağa) yönelin; onunla yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Allah, size güçlük çıkarmak istemez. Onun isteği sizi arındırmak dipnot 5 ve size olan nimetini tamamlamaktır. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      -Mesh: Bir şeyin üzerine elle dokunma.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cünüp: Cinsel ilişkiye girmişseniz
    3. metne dön, dipnot 3
      Kişinin boşaltma ihtiyacını giderdiği yer, tuvalet, hela
    4. metne dön, dipnot 4
      Cinsel ilişki
    5. metne dön, dipnot 5
      Enfal 8/11: O gün güven içinde sizi uykuya daldırmış, sizi arındırmak, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı yere sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırmıştı

    Ayet detayı — Mâide suresi, 6. ayet

  2. Mâide suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 7. ayet. وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِى وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذْ قُلْتُمْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    veẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm vemîŝâḳahü-lleẕî vâŝeḳaküm bihî iẕ ḳultüm semi`nâ veeṭa`nâ. vetteḳu-llâh. inne-llâhe `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın size olan nimetini ve sizinle sözleştiği zaman O'na verdiğiniz sözü hatırlayın; hani "İşittik ve itaat ettik" dipnot 1 demiştiniz. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun, çünkü Allah içinizde olanı bilir

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğunu kavrayanlar, Allah'a içten söz verirler. Bunu gösteren ayet şudur: "Bu elçi, Sahibinden (Rabbinden) kendine indirilen her şeye inanıp güvenmiştir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız." derler. Şunu da derler: "Dinledik ve boyun eğdik! Bağışla bizi ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Dönüp varılacak yer, Senin huzurundur." (Bakara 2/285)

    Ayet detayı — Mâide suresi, 7. ayet

  3. Mâide suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 8. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ لِلَّهِ شُهَدَآءَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَـَٔانُ قَوْمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعْدِلُوا۟ ٱعْدِلُوا۟ هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kûnû ḳavvâmîne lillâhi şühedâe bilḳisṭ. velâ yecrimenneküm şeneânü ḳavmin `alâ ellâ ta`dilû. i`dilû. hüve aḳrabü littaḳvâ. vetteḳu-llâh. inne-llâhe ḫabîrum bimâ ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, Allah için dik duran ve hakça şahitlik yapan kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi dengesiz davranma suçuna sürüklemesin. Siz adil (dengeli) olun; kendinizi korumak için uygun dipnot 1 olan budur. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun. Çünkü Allah, yaptığınız şeyin iç yüzünü bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      akrab(أَقْرَبُ) kelimesi ism-i tefdil değil, sıfat-ı müşebbehe sayılarak anlam verilmiştir. Çünkü ayet dengesiz davranmayı yasaklamaktadır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 8. ayet

  4. Mâide suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 9. ayet. وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ

    ve`ade-llâhü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm magfiratüv veecrun `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara söz vermiştir. Onlar için hem bağışlanma hem de büyük bir ödül vardır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 9. ayet

  5. Mâide suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 10. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezden gelenler ve ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlar var ya; işte onlar cehennem ahalisidir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 10. ayet

  6. Mâide suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 11. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَن يَبْسُطُوٓا۟ إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm iẕ hemme ḳavmün ey yebsüṭû ileyküm eydiyehüm fekeffe eydiyehüm `anküm. vetteḳu-llâh. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, Allah'ın üzerinizde olan nimetini hatırlayın; hani bir gün bir topluluk, içinize elini sokmaya çalıştı da Allah onları engelledi. Siz Allah'tan çekinin ve kendinizi koruyun. Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 11. ayet

İsrâiloğullarından ve Hıristiyanlardan alınan söz 12–19

  1. Mâide suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 12. ayet. وَلَقَدْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَبَعَثْنَا مِنْهُمُ ٱثْنَىْ عَشَرَ نَقِيبًا وَقَالَ ٱللَّهُ إِنِّى مَعَكُمْ لَئِنْ أَقَمْتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَيْتُمُ ٱلزَّكَوٰةَ وَءَامَنتُم بِرُسُلِى وَعَزَّرْتُمُوهُمْ وَأَقْرَضْتُمُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا لَّأُكَفِّرَنَّ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَلَأُدْخِلَنَّكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ فَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

    veleḳad eḫaẕe-llâhü mîŝâḳa benî isrâîl. vebe`aŝnâ minhümü-ŝney `aşera neḳîbâ. veḳâle-llâhü innî me`aküm. lein eḳamtümu-ṣṣalâte veâteytümü-zzekâte veâmentüm birusülî ve`azzertümûhüm veaḳraḍtümü-llâhe ḳarḍan ḥasenel leükeffiranne `anküm seyyiâtiküm veleüdḫilenneküm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâr. femen kefera ba`de ẕâlike minküm feḳad ḍalle sevâe-ssebîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah on iki öncü göndererek İsrailoğullarından kesin söz almış ve demişti ki "Ben sizinleyim. Eğer namazı tam kılar, zekat verir, elçilerime inanıp güvenir, onları destekler, Allah'a güzel bir ödünç dipnot 1 verirseniz günahlarınızı dipnot 2 kusurlarınızı bağışlar, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra hanginiz ayetleri görmezlikten gelirse (kafirlik ederse) düz yoldan çıkmış olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ödünç Allah rızası için ve onun yolundan mallardan ve canlardan yapılan harcamalardır. Bakınız (Bakara 2/245), (Hadid 57/11), (Hadid 57/18), (Tegabun 64/17), (Müzemmil 73/20)
    2. metne dön, dipnot 2
      (Bakara 2/217  ayetine göre GÜNAH) (Araf 7/193 ayetine göre KÖTÜLÜK) (Araf 7/195 ayetine göre HATA)

    Ayet detayı — Mâide suresi, 12. ayet

  2. Mâide suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 13. ayet. فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَٰقَهُمْ لَعَنَّٰهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَٰسِيَةً يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱصْفَحْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    febimâ naḳḍihim mîŝâḳahüm le`annâhüm vece`alnâ ḳulûbehüm ḳâsiyeh. yüḥarrifûne-lkelime `am mevâḍi`ihî venesû ḥażżam mimmâ ẕükkirû bih. velâ tezâlü teṭṭali`u `alâ ḫâinetim minhüm illâ ḳalîlem minhüm fa`fü `anhüm vaṣfaḥ. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sözlerinden caydıkları için onları dışladık (lanetledik), kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırarak tahrif dipnot 1 ederler. Kendilerine hatırlatılan gerçeklerden nasip almayı unuttular. Pek azı müstesna onların yaptıkları bir hainliği haber alırsın. Yine de onları bağışla ve aldırma çünkü Allah, güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eski Ahid,
      Yeremya 7/22-24 — Eski Ahit, Yeremya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeremya 7:22

      Çünkü atalarınızı Mısırdan çıkardığımda, yakmalık sunularla kurbanlar hakkında onlara seslenip buyruk vermedim.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ; 8/8.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 13. ayet

  3. Mâide suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 14. ayet. وَمِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّا نَصَٰرَىٰٓ أَخَذْنَا مِيثَٰقَهُمْ فَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ فَأَغْرَيْنَا بَيْنَهُمُ ٱلْعَدَاوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ وَسَوْفَ يُنَبِّئُهُمُ ٱللَّهُ بِمَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ

    vemine-lleẕîne ḳâlû innâ neṣârâ eḫaẕnâ mîŝâḳahüm fenesû ḥażżam mimmâ ẕükkirû bih. feagraynâ beynehümü-l`adâvete velbagḍâe ilâ yevmi-lḳiyâmeh. vesevfe yünebbiühümü-llâhü bimâ kânû yaṣne`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz nasraniyiz dipnot 1 diyenlerden de söz aldık ama kendilerine hatırlatılan görevin dipnot 2 bir kısmını unutmuş gözüktüler. Biz de aralarına (mezardan) kalkış gününe kadar sürecek düşmanlık ve nefret yerleştirdik dipnot 3 . Allah onlara neler yaptıklarını, günü gelince bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nasrani ile Hıristiyan farkı var mı, ortaya koymak lazım. (Al-i İmran 3/55 O gün Allah şöyle dedi: 'Bak İsa, ben seni vefat ettireceğim ve katıma yükselteceğim. Seni o tanımazlardan arındıracağım. Sana uyanları da kıyamet gününe kadar, o tanımazlara üstün kılacağım. Sonunda hepiniz bana döneceksiniz. İşte o zaman, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları karara bağlayacağım.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Gelecek peygambere inanma görevi(Isr) Bkz.: Bakara 2/286 ve dipnotu
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu, Allah'ın emrine uymamanın cezasıdır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 14. ayet

  4. Mâide suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 15. ayet. يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا مِّمَّا كُنتُمْ تُخْفُونَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَعْفُوا۟ عَن كَثِيرٍ قَدْ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورٌ وَكِتَٰبٌ مُّبِينٌ

    yâ ehle-lkitâbi ḳad câeküm rasûlünâ yübeyyinü leküm keŝîram mimmâ küntüm tuḫfûne mine-lkitâbi veya`fû `an keŝîr. ḳad câeküm mine-llâhi nûruv vekitâbüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 size, Kitap'tan gizlediğiniz birçok şeyi ortaya çıkaran, birçoğuna da dokunmayan Elçimiz (Kitabımız) geldi. Size Allah'tan bir nur ve açık bir kitap geldi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler!

    Ayet detayı — Mâide suresi, 15. ayet

  5. Mâide suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 16. ayet. يَهْدِى بِهِ ٱللَّهُ مَنِ ٱتَّبَعَ رِضْوَٰنَهُۥ سُبُلَ ٱلسَّلَٰمِ وَيُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذْنِهِۦ وَيَهْدِيهِمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    yehdî bihi-llâhü meni-ttebe`a riḍvânehû sübüle-sselâmi veyuḫricühüm mine-żżulümâti ile-nnûri biiẕnihî veyehdîhim ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, rızasına uyanlara o Kitapla güvenlik ve esenlik yollarını gösterir, (rızasına uyduklarını) onaylamasıyla birlikte de onları, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp doğru bir yola sokar.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 16. ayet

  6. Mâide suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 17. ayet. لَّقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ أَن يُهْلِكَ ٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُۥ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    leḳad kefera-lleẕîne ḳâlû inne-llâhe hüve-lmesîḥu-bnü meryem. ḳul femey yemlikü mine-llâhi şey'en in erâde ey yühlike-lmesîḥa-bne meryeme veümmehû vemen fi-l'arḍi cemî`â. velillâhi mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. yaḫlüḳu mâ yeşâ'. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Meryem oğlu Mesih Allah'tır" diyenler kafir oldular. De ki: "Allah; Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olan herkesi yok etmek isterse ona karşı koymaya kimin gücü yeter?" Göklerde, yerde ve bu ikisinin arasında tüm yetkiler Allah'ın elindedir. O, neyi tercih ederse onu yaratır. Allah, her şeye ölçü koyar.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 17. ayet

  7. Mâide suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 18. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ وَٱلنَّصَٰرَىٰ نَحْنُ أَبْنَٰٓؤُا۟ ٱللَّهِ وَأَحِبَّٰٓؤُهُۥ قُلْ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُم بَلْ أَنتُم بَشَرٌ مِّمَّنْ خَلَقَ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    veḳâleti-lyehûdü venneṣârâ naḥnü ebnâü-llâhi veeḥibbâüh. ḳul felime yü`aẕẕibüküm biẕünûbiküm. bel entüm beşerum mimmen ḫaleḳ. yagfiru limey yeşâü veyü`aẕẕibü mey yeşâ'. velillâhi mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. veileyhi-lmeṣîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yahudiler ve Hıristiyanlar: "Biz, Allah'ın oğulları ve sevdiği kimseleriz" dediler dipnot 1 . De ki "Öyleyse niçin günahlarınızdan dolayı size azab ediyor?" Hayır, siz O'nun yarattığı insanlardansınız. Allah, bağışlanmayı tercih edeni bağışlar; azabı tercih edene de azab eder dipnot 2 . Göklerde, yerde ve bu ikisinin arasında tüm yetkiler Allah'ın elindedir. Dönüş O'nadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      22 Sonra firavuna de ki, 'RAB şöyle diyor: İsrail benim ilk oğlumdur. 23 Sana, bırak oğlum gitsin, bana tapsın, dedim. Ama sen onu salıvermeyi reddettin. Bu yüzden senin ilk oğlunu öldüreceğim.>» Çıkış 4
    2. metne dön, dipnot 2
      - Bunun kuralını Allah koyar.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 18. ayet

  8. Mâide suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 19. ayet. يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَىٰ فَتْرَةٍ مِّنَ ٱلرُّسُلِ أَن تَقُولُوا۟ مَا جَآءَنَا مِنۢ بَشِيرٍ وَلَا نَذِيرٍ فَقَدْ جَآءَكُم بَشِيرٌ وَنَذِيرٌ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    yâ ehle-lkitâbi ḳad câeküm rasûlünâ yübeyyinü leküm `alâ fetratim mine-rrusüli en teḳûlû mâ câenâ mim beşîriv velâ neẕîr. feḳad câeküm beşîruv veneẕîr. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Ehl-i Kitap dipnot 1 , elçilere ara verildikten sonra, size her şeyi açıkça ortaya koyan Elçimiz geldi. "Bize müjdeci ve uyarıcı biri gelmedi" diyebilirdiniz ama işte müjdeci ve uyarıcı geldi. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Ayet detayı — Mâide suresi, 19. ayet

Mûsâ ve kutsal toprak 20–26

  1. Mâide suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 20. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنۢبِيَآءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكًا وَءَاتَىٰكُم مَّا لَمْ يُؤْتِ أَحَدًا مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

    veiẕ ḳâle mûsâ liḳavmihî yâ ḳavmi-ẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm iẕ ce`ale fîküm embiyâe vece`aleküm mülûkâ. veâtâküm mâ lem yü'ti eḥadem mine-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Musa halkına dedi ki "Ey halkım, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. İçinizden nebiler çıkardı ve sizi melikler (önderler) yaptı. Bu alemde dipnot 1 kimseye vermediğini size verdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çağdaşlarınız arasında

    Ayet detayı — Mâide suresi, 20. ayet

  2. Mâide suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 21. ayet. يَٰقَوْمِ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْأَرْضَ ٱلْمُقَدَّسَةَ ٱلَّتِى كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَارِكُمْ فَتَنقَلِبُوا۟ خَٰسِرِينَ

    yâ ḳavmi-dḫulü-l'arḍa-lmüḳaddesete-lletî ketebe-llâhü leküm velâ terteddû `alâ edbâriküm fetenḳalibû ḫâsirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Halkım, Allah'ın size yazgısı (emri) olan şu kutsal toprağa girin; gerisin geri dönmeyin; yoksa elinizde ve avucunuzda olanı kaybedersiniz."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 21. ayet

  3. Mâide suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 22. ayet. قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ فِيهَا قَوْمًا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا حَتَّىٰ يَخْرُجُوا۟ مِنْهَا فَإِن يَخْرُجُوا۟ مِنْهَا فَإِنَّا دَٰخِلُونَ

    ḳâlû yâ mûsâ inne fîhâ ḳavmen cebbârîn. veinnâ len nedḫulehâ ḥattâ yaḫrucû minhâ. feiy yaḫrucû minhâ feinnâ dâḫilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Bak Musa! Orada bir topluluk var, hepsi de zorba kimseler; onlar çıkmadıkça biz oraya giremeyiz. Eğer çıkarlarsa biz de gireriz."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 22. ayet

  4. Mâide suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 23. ayet. قَالَ رَجُلَانِ مِنَ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمَا ٱدْخُلُوا۟ عَلَيْهِمُ ٱلْبَابَ فَإِذَا دَخَلْتُمُوهُ فَإِنَّكُمْ غَٰلِبُونَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَتَوَكَّلُوٓا۟ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    ḳâle racülâni mine-lleẕîne yeḫâfûne en`ame-llâhü `aleyhime-dḫulû `aleyhimü-lbâb. feiẕâ deḫaltümûhü feinneküm gâlibûne ve`ale-llâhi fetevekkelû in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O korkanlardan Allah'ın nimet verdiği iki kişi dedi ki "Onlara şu kapıdan hücum edin; oradan girerseniz galip gelirsiniz. Eğer inanıp güveniyorsanız yanlız Allah'a dayanın."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 23. ayet

  5. Mâide suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 24. ayet. قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَآ أَبَدًا مَّا دَامُوا۟ فِيهَا فَٱذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ

    ḳâlû yâ mûsâ innâ len nedḫulehâ ebedem mâ dâmû fîhâ feẕheb ente verabbüke feḳâtilâ innâ hâhünâ ḳâ`idûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Musa'nın halkı) Dediler ki "Bak Musa! Onlar orada olduğu müddetçe biz asla oraya giremeyiz. Sen ve Rabbin gidin, savaşın. Biz burada oturuyoruz."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 24. ayet

  6. Mâide suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 25. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِى وَأَخِى فَٱفْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ

    ḳâle rabbi innî lâ emlikü illâ nefsî veeḫî fefruḳ beynenâ vebeyne-lḳavmi-lfâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa dedi ki "Ey Rabbim, benim gücüm sadece kendime ve kardeşime yeter. Artık bizimle o yoldan çıkmış topluluğunun arasını ayır."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 25. ayet

  7. Mâide suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 26. ayet. قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ أَرْبَعِينَ سَنَةً يَتِيهُونَ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَا تَأْسَ عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ

    ḳâle feinnehâ müḥarrametün `aleyhim erbe`îne seneh. yetîhûne fi-l'arḍi felâ te'se `ale-lḳavmi-lfâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah buyurdu ki "Artık orası kırk yıl onlara haram kılınmıştır. Oturdukları yerde şaşkın şaşkın dönüp dolaşsınlar. Sakın o yoldan çıkmışlar topluluğuna acıma."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 26. ayet

Âdem'in iki oğlu; bir cana kıymak 27–34

  1. Mâide suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 27. ayet. وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ٱبْنَىْ ءَادَمَ بِٱلْحَقِّ إِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ أَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ ٱلْـَٔاخَرِ قَالَ لَأَقْتُلَنَّكَ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْمُتَّقِينَ

    vetlü `aleyhim nebee-bney âdeme bilḥaḳḳ. iẕ ḳarrabâ ḳurbânen fetüḳubbile min eḥadihimâ velem yüteḳabbel mine-l'âḫar. ḳâle leaḳtülennek. ḳâle innemâ yeteḳabbelü-llâhü mine-lmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara Adem'in iki oğluna ait şu olayı tüm gerçekliği ile anlat. Bir gün Allah'a birer sunuda dipnot 1 bulunmuşlardı da birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. (Sunusu kabul edilmeyen:) "Seni kesinlikle öldüreceğim" dedi. Öteki: "Allah sadece kendinden çekinerek korunanlarınkini kabul eder" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ......

    Ayet detayı — Mâide suresi, 27. ayet

  2. Mâide suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 28. ayet. لَئِنۢ بَسَطتَ إِلَىَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنِى مَآ أَنَا۠ بِبَاسِطٍ يَدِىَ إِلَيْكَ لِأَقْتُلَكَ إِنِّىٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    leim besaṭte ileyye yedeke litaḳtülenî mâ ene bibâsiṭiy yediye ileyke liaḳtülek. innî eḫâfü-llâhe rabbe-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sen, beni öldürmek için elini kaldırsan bile ben seni öldürmek için elimi kaldırmam. Çünkü ben, bütün varlıkların Sahibi (Rabbi) olan Allah'tan korkarım.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 28. ayet

  3. Mâide suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 29. ayet. إِنِّىٓ أُرِيدُ أَن تَبُوٓأَ بِإِثْمِى وَإِثْمِكَ فَتَكُونَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُا۟ ٱلظَّٰلِمِينَ

    innî ürîdü en tebûe biiŝmî veiŝmike fetekûne min aṣḥâbi-nnâr. veẕâlike cezâu-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsterim ki hem benim günahımı hem de kendi günahını sırtlanasın da cehennem ahalisinden olasın dipnot 1 . Yanlış yapanların cezası işte budur."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günahkar olduğun için Allah kurbanını kabul etmedi. İsterim ki bana karşı işleyeceğin suçun günahını da üstlenip cehennemliklerden olasın.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 29. ayet

  4. Mâide suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 30. ayet. فَطَوَّعَتْ لَهُۥ نَفْسُهُۥ قَتْلَ أَخِيهِ فَقَتَلَهُۥ فَأَصْبَحَ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    feṭavve`at lehû nefsühû ḳatle eḫîhi feḳatelehû feaṣbeḥa mine-lḫâsirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçinden bir dürtü onu, kardeşini öldürmeye itti ve öldürdü. Böylece kaybedenlere karıştı gitti.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 30. ayet

  5. Mâide suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 31. ayet. فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُرِيَهُۥ كَيْفَ يُوَٰرِى سَوْءَةَ أَخِيهِ قَالَ يَٰوَيْلَتَىٰٓ أَعَجَزْتُ أَنْ أَكُونَ مِثْلَ هَٰذَا ٱلْغُرَابِ فَأُوَٰرِىَ سَوْءَةَ أَخِى فَأَصْبَحَ مِنَ ٱلنَّٰدِمِينَ

    febe`aŝe-llâhü gurâbey yebḥaŝü fi-l'arḍi liyüriyehû keyfe yüvârî sev'ete eḫîh. ḳâle yâ veyletâ e`aceztü en ekûne miŝle hâẕe-lgurâbi feüvâriye sev'ete eḫî. feaṣbeḥa mine-nnâdimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermesi için, yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazık bana, ne kadar aciz kaldım! Şu karga kadar olup kardeşimin cesedini gömemedim!" dedi. Sonra ettiğine pişman oldu.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 31. ayet

  6. Mâide suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 32. ayet. مِنْ أَجْلِ ذَٰلِكَ كَتَبْنَا عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَنَّهُۥ مَن قَتَلَ نَفْسًۢا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِى ٱلْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ ٱلنَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَآ أَحْيَا ٱلنَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم بَعْدَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ

    min ecli ẕâlik. ketebnâ `alâ benî isrâîle ennehû men ḳatele nefsem bigayri nefsin ev fesâdin fi-l'arḍi fekeennemâ ḳatele-nnâse cemî`â. vemen aḥyâhâ fekeennemâ aḥye-nnâse cemî`â. veleḳad câethüm rusülünâ bilbeyyinât. ŝümme inne keŝîram minhüm ba`de ẕâlike fi-l'arḍi lemüsrifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu sebeple İsrailoğullarına şunu yazdık: Kim, adam öldürmemiş veya ortalığı birbirine katmamış birini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir hayatı kurtarırsa bütün insanları hayatını kurtarmış gibi olur. Elçilerimiz onlara, açık belgelerle (mucizelerle) gelmişlerdi. Buna rağmen onların çoğu aşırı davranışlar göstermişlerdi.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 32. ayet

  7. Mâide suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 33. ayet. إِنَّمَا جَزَٰٓؤُا۟ ٱلَّذِينَ يُحَارِبُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا أَن يُقَتَّلُوٓا۟ أَوْ يُصَلَّبُوٓا۟ أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم مِّنْ خِلَٰفٍ أَوْ يُنفَوْا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ ذَٰلِكَ لَهُمْ خِزْىٌ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    innemâ cezâü-lleẕîne yüḥâribûne-llâhe verasûlehû veyes`avne fi-l'arḍi fesâden ey yüḳattelû ev yüṣallebû ev tüḳaṭṭa`a eydîhim veercülühüm min ḫilâfin ev yünfev mine-l'arḍ. ẕâlike lehüm ḫizyün fi-ddünyâ velehüm fi-l'âḫirati `aẕâbün `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a ve elçisine karşı savaşan ve ortalığı birbirine katmaya çalışanların cezası öldürülmeleri veya asılmaları yahut ellerinin ve ayaklarının çapraz olarak kesilmesi ya da bulundukları yerden sürülmeleridir[1]. Bu, dünyada uğrayacakları rezilliktir. Ahirette ise onları büyük bir azap beklemektedir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 33. ayet

  8. Mâide suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 34. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِن قَبْلِ أَن تَقْدِرُوا۟ عَلَيْهِمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ille-lleẕîne tâbû min ḳabli en taḳdirû `aleyhim. fa`lemû enne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ele geçirmenizden önce dönüş yaparlarsa başka dipnot 1 . Bilin ki Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz.:Furkan 25/68-71

    Ayet detayı — Mâide suresi, 34. ayet

Vesile aramak; hırsızlık cezası ve tövbe 35–40

  1. Mâide suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 35. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱبْتَغُوٓا۟ إِلَيْهِ ٱلْوَسِيلَةَ وَجَٰهِدُوا۟ فِى سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe vebtegû ileyhi-lvesîlete vecâhidû fî sebîlihî le`alleküm tüfliḥûn.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 35. ayet

  2. Mâide suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 36. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ أَنَّ لَهُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفْتَدُوا۟ بِهِۦ مِنْ عَذَابِ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    inne-lleẕîne keferû lev enne lehüm mâ fi-l'arḍi cemî`av vemiŝlehû me`ahû liyeftedû bihî min `aẕâbi yevmi-lḳiyâmeti mâ tüḳubbile minhüm. velehüm `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezden gelenlere (kafirlere) gelince, yeryüzündeki her şey hatta bir o kadarı daha ellerinde olsa ve (mezardan) kalkış gününün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler kabul edilmeyecektir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 36. ayet

  3. Mâide suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 37. ayet. يُرِيدُونَ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنْهَا وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

    yürîdûne ey yaḫrucû mine-nnâri vemâ hüm biḫâricîne minhâ. velehüm `aẕâbüm müḳîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O ateşten çıkmak isteyecekler ama çıkamayacaklardır. Onların hak ettiği kalıcı bir azaptır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 37. ayet

  4. Mâide suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 38. ayet. وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقْطَعُوٓا۟ أَيْدِيَهُمَا جَزَآءًۢ بِمَا كَسَبَا نَكَٰلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    vessâriḳu vessâriḳatü faḳṭa`û eydiyehümâ cezâem bimâ kesebâ nekâlem mine-llâh. vellâhü `azîzün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Erkek hırsız ile kadın hırsızın ellerini kesin ki kazandıklarına karşılık bir ceza, Allah tarafından bir caydırma olsun. Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 38. ayet

  5. Mâide suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 39. ayet. فَمَن تَابَ مِنۢ بَعْدِ ظُلْمِهِۦ وَأَصْلَحَ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَتُوبُ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    femen tâbe mim ba`di żulmihî veaṣleḥa feinne-llâhe yetûbü `aleyh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim, yaptığı bu yanlıştan sonra dönüş yapar ve kendini düzeltirse, Allah onun dönüşünü(tevbesini) kabul eder. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 39. ayet

  6. Mâide suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 40. ayet. أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    elem ta`lem enne-llâhe lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍi yü`aẕẕibü mey yeşâü veyagfiru limey yeşâ'. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilmez misin göklerde ve yerde tüm yetki Allah'ın elindedir. O, azabı hak edene azab eder, affı hak edeni de affeder. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 40. ayet

Tevrat, İncil ve Kur'an ile hükmetmek 41–50

  1. Mâide suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 41. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِأَفْوَٰهِهِمْ وَلَمْ تُؤْمِن قُلُوبُهُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ سَمَّٰعُونَ لِقَوْمٍ ءَاخَرِينَ لَمْ يَأْتُوكَ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ مِنۢ بَعْدِ مَوَاضِعِهِۦ يَقُولُونَ إِنْ أُوتِيتُمْ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمْ تُؤْتَوْهُ فَٱحْذَرُوا۟ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتْنَتَهُۥ فَلَن تَمْلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمْ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمْ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

    yâ eyyühe-rrasûlü lâ yaḥzünke-lleẕîne yüsâri`ûne fi-lküfri mine-lleẕîne ḳâlû âmennâ biefvâhihim velem tü'min ḳulûbühüm. vemine-lleẕîne hâdû semmâ`ûne lilkeẕibi semmâ`ûne liḳavmin âḫarîne lem ye'tûk. yüḥarrifûne-lkelime mim ba`di mevâḍi`ih. yeḳûlûne in ûtîtüm hâẕâ feḫuẕûhü veil lem tü'tevhü faḥẕerû. vemey yüridi-llâhü fitnetehû felen temlike lehû mine-llâhi şey'â. ülâike-lleẕîne lem yüridi-llâhü ey yüṭahhira ḳulûbehüm. lehüm fi-ddünyâ ḫizyüv velehüm fi-l'âḫirati `aẕâbün `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Elçi, içten güvenmedikleri halde ağızları ile "İnanıp güvendik!" diyenlerin ve Yahudilerin, ayetlerin üstünü örtmede yarışması seni üzmesin. Onlar yalan için kulak kesilir, sana gelmeyen bir topluluk için dinler, kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırırlar. "Size şu verilirse alın, verilmezse almayın" derler. Allah, kimi bozguna uğratmak isterse sen onun için Allah'tan bir yardım alamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onların payına düşen dünyada rezil olmak, ahirette de şiddetli bir azaba çarpılmaktır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 41. ayet

  2. Mâide suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 42. ayet. سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحْتِ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًٔا وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

    semmâ`ûne lilkeẕibi ekkâlûne lissuḥt. fein câûke faḥküm beynehüm ev a`riḍ `anhüm. vein tü`riḍ `anhüm feley yeḍurrûke şey'â. vein ḥakemte faḥküm beynehüm bilḳisṭ. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḳsiṭîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yalan için kulak kesilir, boyuna haram yerler. Sana başvururlarsa ister aralarında hakem ol, ister ilgilenme. Onlarla ilgilenmezsen sana bir zarar veremezler. Eğer hakem olursan aralarında hakça hüküm ver. Allah, hakka uygun davrananları sever.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 42. ayet

  3. Mâide suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 43. ayet. وَكَيْفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِندَهُمُ ٱلتَّوْرَىٰةُ فِيهَا حُكْمُ ٱللَّهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوْنَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَمَآ أُو۟لَٰٓئِكَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ

    vekeyfe yüḥakkimûneke ve`indehümü-ttevrâtü fîhâ ḥukmü-llâhi ŝümme yetevellevne mim ba`di ẕâlik. vemâ ülâike bilmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ellerinde Tevrat, içinde de Allah'ın hükmü varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyor sonra da yüz çeviriyorlar? Bunlar inanıp güvenmiş kimseler değillerdir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 43. ayet

  4. Mâide suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 44. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَا ٱلتَّوْرَىٰةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسْلَمُوا۟ لِلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ بِمَا ٱسْتُحْفِظُوا۟ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ عَلَيْهِ شُهَدَآءَ فَلَا تَخْشَوُا۟ ٱلنَّاسَ وَٱخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    innâ enzelne-ttevrâte fîhâ hüdev venûr. yaḥkümü bihe-nnebiyyûne-lleẕîne eslemû lilleẕîne hâdû verrabbâniyyûne vel'aḥbâru bime-stuḥfiżû min kitâbi-llâhi vekânû `aleyhi şühedâ'. felâ taḫşevu-nnâse vaḫşevni velâ teşterû biâyâtî ŝemenen ḳalîlâ. vemel lem yaḥküm bimâ enzele-llâhü feülâike hümü-lkâfirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçinde (doğru yola) bir rehber ve nur olan Tevrat'ı biz indirdik. Allah'a teslim olmuş nebiler, Yahudiler arasında onunla hükmederlerdi. Hocalar ve alimler ise kendilerinden Allah'ın kitabını korumaları istenmesi sebebiyle onunla hükmederler ve ona şahit olurlardı. Siz, insanlardan korkmayın; benden korkun. Ayetlerimi geçici bir bedelle değişmeyin. Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyenler, kafir olanlardır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 44. ayet

  5. Mâide suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 45. ayet. وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَآ أَنَّ ٱلنَّفْسَ بِٱلنَّفْسِ وَٱلْعَيْنَ بِٱلْعَيْنِ وَٱلْأَنفَ بِٱلْأَنفِ وَٱلْأُذُنَ بِٱلْأُذُنِ وَٱلسِّنَّ بِٱلسِّنِّ وَٱلْجُرُوحَ قِصَاصٌ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِۦ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَّهُۥ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    veketebnâ `aleyhim fîhâ enne-nnefse binnefsi vel`ayne bil`ayni vel'enfe bil'enfi vel'üẕüne bil'üẕüni vessinne bissinni velcürûḥa ḳiṣâṣ. femen teṣaddeḳa bihî fehüve keffâratül leh. vemel lem yaḥküm bimâ enzele-llâhü feülâike hümu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara o kitapta şunu yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve her yaraya karşılık kısas gerekir. Kim onu sadakasına sayarak bağışlarsa bu kendi için keffaret dipnot 1 olur. Kim Allahın indirdiğine göre hükmetmezse onlar, yanlış yapan kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kefere kökünden olan keffaret kelimesi, suçun üstünü örten şey anlamına gelir. Türk okuyucunun kafirlik ve kafir kavramlarını anlaması bakımından önemlidir çünkü kefaret, Türkçe'ye de Arapça anlamına çok yakın bir şekilde geçmiştir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 45. ayet

  6. Mâide suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 46. ayet. وَقَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ فِيهِ هُدًى وَنُورٌ وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ

    veḳaffeynâ `alâ âŝârihim bi`îse-bni meryeme müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi mine-ttevrât. veâteynâhü-l'incîle fîhi hüdev venûruv vemüṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi mine-ttevrâti vehüdev vemev`iżatel lilmütteḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onların izinden Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı tasdik etsin diye gönderdik. Ona da içinde bir rehber ve nur olan İncil'i, önündeki Tevratı tasdik etsin, çekinerek korunanlar için bir rehber ve doğru bilgi (öğüt) olsun diye verdik.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 46. ayet

  7. Mâide suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 47. ayet. وَلْيَحْكُمْ أَهْلُ ٱلْإِنجِيلِ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فِيهِ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    velyaḥküm ehlü-l'incîli bimâ enzele-llâhü fîh. vemel lem yaḥküm bimâ enzele-llâhü feülâike hümü-lfâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İncil'i bilenler, Allah'ın o kitapta indirdiği ile hüküm versinler. Kim Allah'ın indirdiğine göre hükmetmezse onlar yolda çıkmış (fasık) dipnot 1 kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fasık: Allah'ın indirdiğine güvenmeyip onunla hükmetmeyerek, yoldan çıkanlar

    Ayet detayı — Mâide suresi, 47. ayet

  8. Mâide suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 48. ayet. وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلْحَقِّ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِى مَآ ءَاتَىٰكُمْ فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

    veenzelnâ ileyke-lkitâbe bilḥaḳḳi müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi mine-lkitâbi vemüheyminen `aleyhi faḥküm beynehüm bimâ enzele-llâhü velâ tettebi` ehvâehüm `ammâ câeke mine-lḥaḳḳ. liküllin ce`alnâ minküm şir`atev veminhâcâ. velev şâe-llâhü lece`aleküm ümmetev vâḥidetev velâkil liyeblüveküm fî mâ âtâküm festebiḳu-lḫayrât. ile-llâhi merci`uküm cemî`an feyünebbiüküm bimâ küntüm fîhi taḫtelifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gerçekleri içeren bu Kitabı sana, önceki Kitapları onaylayıcı ve koruyucu özellikte indirdik. O halde aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen doğruları bırakıp onların arzularına uyma. Her birinize bir şeriat (kitap) ve bir yöntem (hikmet) verdik dipnot 1 . Allah sizi tek bir toplum (tek bir nebinin ümmeti) yapmayı tercih etseydi yapardı. Oysa verdiği şeylerle sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için (böyle yaptı). Öyleyse (tartışma yerine dipnot 2 ) iyi işlerde yarışın. Tekrar hayata dönünce hep birlikte Allah'ın huzurunda toplanacaksınız. O, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları size bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah nebilerinden kesin söz aldığında şöyle demişti: "Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi (bir kitap) gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ısr) yüklendiniz mi?". Onlar: "Kabul ettik" demişlerdi. Allah: "Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim" demişti. Bundan sonra sözünden dönenler, yoldan çıkmış olurlar." (Al-i İmran 3/81-82)
    2. metne dön, dipnot 2
      "Gerçek, senin Rabbinden gelendir. Sakın tartışmaya girenlerden olma! Herkesin bir hedefi olur ve ona yönelir. (tartışma yerine) İyi işlerde yarışın. Nerede olursanız olun, Allah sizi bir araya getirecektir. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır." (Bakara 2/147-148)

    Ayet detayı — Mâide suresi, 48. ayet

  9. Mâide suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 49. ayet. وَأَنِ ٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ وَٱحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَنۢ بَعْضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمْ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَٰسِقُونَ

    veeni-ḥküm beynehüm bimâ enzele-llâhü velâ tettebi` ehvâehüm vaḥẕerhüm ey yeftinûke `am ba`ḍi mâ enzele-llâhü ileyk. fein tevellev fa`lem ennemâ yürîdü-llâhü ey yüṣîbehüm biba`ḍi ẕünûbihim. veinne keŝîram mine-nnâsi lefâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; onların arzularına uyma. Dikkatli ol! Allah'ın indirdiği emirlerin herhangi birinden seni şaşırtabilirler. Yüz çevirirlerse bil ki bazı günahlarına karşılık Allah, kesinlikle onların başına bir kötülük gelmesini istiyordur. Zaten insanların çoğu yoldan çıkmıştır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 49. ayet

  10. Mâide suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 50. ayet. أَفَحُكْمَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ ٱللَّهِ حُكْمًا لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ

    efeḥukme-lcâhiliyyeti yebgûne. vemen aḥsenü mine-llâhi ḥukmel liḳavmiy yûḳinûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Cahiliye dipnot 1 hükümlerini mi arıyorlar? İkna olmak isteyen bir topluluk için kimin hükmü Allah'ın hükmünden güzel olabilir?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayete göre Allah'ın hükmü dışında kalan bütün hükümler cahiliye hükmüdür.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 50. ayet

Dost edinme ve Allah'ın taraftarları 51–56

  1. Mâide suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 51. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْيَهُودَ وَٱلنَّصَٰرَىٰٓ أَوْلِيَآءَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُۥ مِنْهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕü-lyehûde venneṣârâ evliyâ'. ba`ḍuhüm evliyâü ba`ḍ. vemey yetevellehüm minküm feinnehû minhüm. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Yahudileri ve Hristiyanları dost (veli) bilmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır. Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 51. ayet

  2. Mâide suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 52. ayet. فَتَرَى ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يُسَٰرِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَىٰٓ أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةٌ فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِىَ بِٱلْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِّنْ عِندِهِۦ فَيُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَآ أَسَرُّوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ نَٰدِمِينَ

    fetere-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuy yüsâri`ûne fîhim yeḳûlûne naḫşâ en tüṣîbenâ dâirah. fe`ase-llâhü ey ye'tiye bilfetḥi ev emrim min `indihî feyuṣbiḥû `alâ mâ eserrû fî enfüsihim nâdimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kalplerinde hastalık olanların, onların arasında koşuştuğunu görürsün; "Çepeçevre kuşatılmaktan korkuyoruz" derler. Bakarsın Allah, hastalıklarını açığa çıkarır veya katından bir iş meydana getirir de içlerinde gizledikleri şeylerden dolayı pişman olurlar.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 52. ayet

  3. Mâide suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 53. ayet. وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَأَصْبَحُوا۟ خَٰسِرِينَ

    veyeḳûlü-lleẕîne âmenû ehâülâi-lleẕîne aḳsemû billâhi cehde eymânihim innehüm leme`aküm. ḥabiṭat a`mâlühüm feaṣbeḥû ḫâsirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (O zaman) Müminler derler ki "Bunlar mı bizimle dipnot 1 birlikte olduklarına dair Allah'a yemin edip duranlar?" Onların emekleri boşa gider ve hüsrana düşerler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki ifade "sizinle" olduğu halde, bizimle diye tercüme edilmiştir. Sebebi Türkçede böyle ifade edilmesidir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 53. ayet

  4. Mâide suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 54. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَسَوْفَ يَأْتِى ٱللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû mey yertedde minküm `an dînihî fesevfe ye'ti-llâhü biḳavmiy yüḥibbühüm veyüḥibbûnehû eẕilletin `ale-lmü'minîne e`izzetin `ale-lkâfirîn. yücâhidûne fî sebîli-llâhi velâ yeḫâfûne levmete lâim. ẕâlike faḍlü-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü vâsi`un `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Sizden kim dininden dönerse Allah, çok geçmeden onların yerine sevdiği bir topluluk getirir; onlar da O'nu severler. İnanıp güvenenlere karşı saygılı, ayetleri görmezden gelenlere karşı başları dik olur. Allah yolunda mücadele eder ve kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte Allah'ın lütfu budur; onu, tercihini doğru yapana verir. Allah'ın imkanları geniştir, her şeyi bilir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 54. ayet

  5. Mâide suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 55. ayet. إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمْ رَٰكِعُونَ

    innemâ veliyyükümü-llâhü verasûlühû velleẕîne âmenü-lleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte vehüm râki`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin yakın dostunuz (veliniz) sadece Allah ve Elçisidir; bir de namazını tam kılan ve saygıyla zekatını veren müminlerdir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 55. ayet

  6. Mâide suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 56. ayet. وَمَن يَتَوَلَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَإِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

    vemey yetevelle-llâhe verasûlehû velleẕîne âmenû feinne ḥizbe-llâhi hümü-lgâlibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim Allah'ı, Elçisini ve inanıp güvenenleri (müminleri) dost (veli) edinirse bilsin ki zafer, Allah'tan yana olanlarındır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 56. ayet

Dini alaya alanlar; "Allah'ın eli bağlıdır" diyenler 57–66

  1. Mâide suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 57. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَٱلْكُفَّارَ أَوْلِيَآءَ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕü-lleẕîne-tteḫaẕû dîneküm hüzüvev vele`ibem mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳabliküm velküffâra evliyâ'. vetteḳu-llâhe in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler, sizden önce kendilerine Kitap verilenler arasından dininizi hafife alıp oyun edinenleri ve ayetleri görmezlikten gelen diğerlerini veli edinmeyin. İnanıp güveniyorsanız Allah'tan çekinin.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 57. ayet

  2. Mâide suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 58. ayet. وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًا ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ

    veiẕâ nâdeytüm ile-ṣṣalâti-tteḫaẕûhâ hüzüvev vele`ibâ. ẕâlike biennehüm ḳavmül lâ ya`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Birbirinizi namaza çağırdığınız zaman onu hafife alıp oyun edinirler. Bu, onların, aklını kullanmayan bir topluluk olmaları sebebiyledir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 58. ayet

  3. Mâide suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 59. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ هَلْ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلُ وَأَنَّ أَكْثَرَكُمْ فَٰسِقُونَ

    ḳul yâ ehle-lkitâbi hel tenḳimûne minnâ illâ en âmennâ billâhi vemâ ünzile ileynâ vemâ ünzile min ḳablü veenne ekŝeraküm fâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 Sizin bizi yadırgamanızın sebebi, bizim Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inanıp güvenmemizden başka nedir? Sizin çoğunuz yoldan çıkmış fasıklarsınız."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Ayet detayı — Mâide suresi, 59. ayet

  4. Mâide suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 60. ayet. قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذَٰلِكَ مَثُوبَةً عِندَ ٱللَّهِ مَن لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ ٱلْقِرَدَةَ وَٱلْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ ٱلطَّٰغُوتَ أُو۟لَٰٓئِكَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضَلُّ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ

    ḳul hel ünebbiüküm bişerrim min ẕâlike meŝûbeten `inde-llâh. mel le`anehü-llâhü vegaḍibe `aleyhi vece`ale minhümü-lḳiradete velḫanâzîra ve`abede-ṭṭâgût. ülâike şerrum mekânev veeḍallü `an sevâi-ssebîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Allah katında cezası daha kötü olanları size bildireyim mi? Allah'ın dışladığı (lanetlediği), gazabına uğrattığı, kimini maymunlara, kimini domuzlara çevirdiği kimseler ve bir de azgınlara kul olanlar var ya, işte onların durumu daha kötüdür. Onlar, doğru yoldan iyice sapmışlardır."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 60. ayet

  5. Mâide suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 61. ayet. وَإِذَا جَآءُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَقَد دَّخَلُوا۟ بِٱلْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا۟ بِهِۦ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُوا۟ يَكْتُمُونَ

    veiẕâ câûküm ḳâlû âmennâ veḳad deḫalû bilküfri vehüm ḳad ḫaracû bih. vellâhü a`lemü bimâ kânû yektümûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Size geldiklerinde "İnanıp güvendik" derler, oysa kafir girerler, kafir çıkarlar. Allah onların gizlediklerini daha iyi bilir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 61. ayet

  6. Mâide suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 62. ayet. وَتَرَىٰ كَثِيرًا مِّنْهُمْ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَأَكْلِهِمُ ٱلسُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    veterâ keŝîram minhüm yüsâri`ûne fi-l'iŝmi vel`udvâni veeklihimü-ssuḥt. lebi'se mâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göreceksin; onlardan çoğu günah, düşmanlık ve haram yeme yarışına gireceklerdir. Yaptıkları işler ne kötüdür.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 62. ayet

  7. Mâide suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 63. ayet. لَوْلَا يَنْهَىٰهُمُ ٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ عَن قَوْلِهِمُ ٱلْإِثْمَ وَأَكْلِهِمُ ٱلسُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ

    levlâ yenhâhümü-rrabbâniyyûne vel'aḥbâru `an ḳavlihimü-l'iŝme veeklihimü-ssuḥt. lebi'se mâ kânû yaṣne`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Din adamları dipnot 1 ve bilginleri, bunların günah söz söylemelerini ve haram yemelerini yasaklasalardı olmaz mıydı? Onları ne kötü yetiştiriyorlar dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz.:Al-i İmran 3/79
    2. metne dön, dipnot 2
      سورة طه   (20) ص   314  إِذْ أَوْحَيْنَا إِلَى أُمِّكَ مَا يُوحَى {38}  أَنِ اقْذِفِيهِ فِي التَّابُوتِ فَاقْذِفِيهِ فِي الْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ الْيَمُّ بِالسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ لِّي وَعَدُوٌّ لَّهُ وَأَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِّنِّي وَلِتُصْنَعَ عَلَى عَيْنِي {39} صنع kelimesinin yetiştirmek anlamına olduğu bu ayetten çıkar.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 63. ayet

  8. Mâide suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 64. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُوا۟ بِمَا قَالُوا۟ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيْفَ يَشَآءُ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ كُلَّمَآ أَوْقَدُوا۟ نَارًا لِّلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا ٱللَّهُ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْمُفْسِدِينَ

    veḳâleti-lyehûdü yedü-llâhi maglûleh. gullet eydîhim velü`inû bimâ ḳâlû. bel yedâhü mebsûṭatâni yünfiḳu keyfe yeşâ'. veleyezîdenne keŝîram minhüm mâ ünzile ileyke mir rabbike ṭugyânev veküfrâ. veelḳaynâ beynehümü-l`adâvete velbagḍâe ilâ yevmi-lḳiyâmeh. küllemâ evḳadû nâral lilḥarbi aṭfeehe-llâhü veyes`avne fi-l'arḍi fesâdâ. vellâhü lâ yüḥibbü-lmüfsidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yahudiler "Allah'ın eli sıkıdır" dediler. Sıkı olan onların elidir. Böyle dedikleri için dışlandılar (lanetlendiler). Hayır, Allah'ın iki eli de açıktır; nasıl tercih ederse öyle verir. Rabbinin sana indirdiği, onlardan birçoğunun azgınlığını ve kafirliğini artıracaktır. Onların arasına, (mezardan) kalkış gününe kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret sokmuşuzdur. Ne zaman bir savaş ateşi tutuştursalar Allah söndürür. Onlar kurulu (doğal) düzeni bozmak için çaba gösterirler. Allah, bozguncuları sevmez.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 64. ayet

  9. Mâide suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 65. ayet. وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأَدْخَلْنَٰهُمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    velev enne ehle-lkitâbi âmenû vetteḳav lekeffernâ `anhüm seyyiâtihim veleedḫalnâhüm cennâti-nne`îm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer Ehl-i Kitap dipnot 1 inanıp güvense ve kendilerini (büyük günahlardan) korusalardı , günahlarını dipnot 2 bağışlar, onları nimetlerle dolu cennetlere sokardık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler
    2. metne dön, dipnot 2
      (Bakara 2/217  ayetine göre GÜNAH) (Araf 7/193 ayetine göre KÖTÜLÜK) (Araf 7/195 ayetine göre HATA)

    Ayet detayı — Mâide suresi, 65. ayet

  10. Mâide suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 66. ayet. وَلَوْ أَنَّهُمْ أَقَامُوا۟ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِم مِّن رَّبِّهِمْ لَأَكَلُوا۟ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِم مِّنْهُمْ أُمَّةٌ مُّقْتَصِدَةٌ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ سَآءَ مَا يَعْمَلُونَ

    velev ennehüm eḳâmü-ttevrâte vel'incîle vemâ ünzile ileyhim mir rabbihim leekelû min fevḳihim vemin taḥti ercülihim. minhüm ümmetüm muḳteṣideh. vekeŝîrum minhüm sâe mâ ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni dipnot 1 uygulasalardı, üstlerinden ve altlarından nimetlere boğulurlardı. Aralarında dengeli davranan bir toplum(ümmet) vardır ama onlardan çoğunun davranışı ne kötüdür!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahiplerinden kendilerine indirilen, 68. ayette bildirildiğine göre Kur'an-ı Kerim'dir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 66. ayet

Tebliğ emri; teslîs ve dinde aşırılık 67–77

  1. Mâide suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 67. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغْ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُۥ وَٱللَّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ ٱلنَّاسِ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    yâ eyyühe-rrasûlü bellig mâ ünzile ileyke mir rabbik. veil lem tef`al femâ bellagte risâleteh. vellâhü ya`ṣimüke mine-nnâs. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Elçi! Rabbinden sana ne indirildiyse onu tebliğ et. Tebliğ etmezsen vazifeni yapmış olmazsın. Allah, seni insanlardan korur. Allah, kafirler topluluğunu yola getirmez.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 67. ayet

  2. Mâide suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 68. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَسْتُمْ عَلَىٰ شَىْءٍ حَتَّىٰ تُقِيمُوا۟ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا فَلَا تَأْسَ عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    ḳul yâ ehle-lkitâbi lestüm `alâ şey'in ḥattâ tüḳîmü-ttevrâte vel'incîle vemâ ünzile ileyküm mir rabbiküm. veleyezîdenne keŝîram minhüm mâ ünzile ileyke mir rabbike ṭugyânev veküfrâ. felâ te'se `ale-lḳavmi-lkâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ey Ehl-i Kitap dipnot 1 , Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı tam olarak yerine getirmedikçe temelsiz kalırsınız." Rabbinden sana indirilen (Kur'an), onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracaktır. Artık o kafirler topluluğuna üzülme.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Ayet detayı — Mâide suresi, 68. ayet

  3. Mâide suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 69. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلصَّٰبِـُٔونَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    inne-lleẕîne âmenû velleẕîne hâdû veṣṣâbiûne venneṣârâ men âmene billâhi velyevmi-l'âḫiri ve`amile ṣâliḥan felâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenenlerden; Yahudi olanlardan, Sabii ve Hıristiyanlardan kim Allah'a ve Ahiret gününe inanıp güvenir ve iyi iş yaparsa, onlar ne bir korku duyar ne de üzülürler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendine peygamber tebliği ulaşmayan, sadece şirkten ve bildiği doğrulardan sorumlu olur.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 69. ayet

  4. Mâide suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 70. ayet. لَقَدْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهِمْ رُسُلًا كُلَّمَا جَآءَهُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُهُمْ فَرِيقًا كَذَّبُوا۟ وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ

    leḳad eḫaẕnâ mîŝâḳa benî isrâîle veerselnâ ileyhim rusülâ. küllemâ câehüm rasûlüm bimâ lâ tehvâ enfüsühüm ferîḳan keẕẕebû veferîḳay yaḳtülûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsrailoğullarından söz aldık, onlara resuller gönderdik. Ama bir resul onlara, ne zaman hoşlanmadıkları bir şey getirse, kimini yalancı saydılar, kimini de öldürdüler.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 70. ayet

  5. Mâide suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 71. ayet. وَحَسِبُوٓا۟ أَلَّا تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُوا۟ وَصَمُّوا۟ ثُمَّ تَابَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُوا۟ وَصَمُّوا۟ كَثِيرٌ مِّنْهُمْ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

    veḥasibû ellâ tekûne fitnetün fe`amû veṣammû ŝümme tâbe-llâhü `aleyhim ŝümme `amû veṣammû keŝîrum minhüm. vellâhü beṣîrum bimâ ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zor bir imtihandan geçirilmeyeceklerini sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, dönüşlerini (tevbe) kabul etti. Ama onların çoğu daha sonra yine de kör ve sağır kesildi. Allah, onların yaptığı herşeyi görür.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 71. ayet

  6. Mâide suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 72. ayet. لَقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ ٱلْمَسِيحُ يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ إِنَّهُۥ مَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدْ حَرَّمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ ٱلْجَنَّةَ وَمَأْوَىٰهُ ٱلنَّارُ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ

    leḳad kefera-lleẕîne ḳâlû inne-llâhe hüve-lmesîḥu-bnü meryem. veḳâle-lmesîḥu yâ benî isrâîle-`büdü-llâhe rabbî verabbeküm. innehû mey yüşrik billâhi feḳad ḥarrame-llâhü `aleyhi-lcennete veme'vâhü-nnâr. vemâ liżżâlimîne min enṣâr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler, kafir olmuşlardır. Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrail oğulları, benim ve sizin Rabbiniz dipnot 1 olan Allah'a kul olun. Kim Allah'a ortak oluşturursa Allah ona cenneti yasak (haram) eder. Onun gideceği yer cehennemdir. Yanlış yapanın yardımcısı olmaz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibi

    Ayet detayı — Mâide suresi, 72. ayet

  7. Mâide suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 73. ayet. لَّقَدْ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ ثَالِثُ ثَلَٰثَةٍ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّآ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ وَإِن لَّمْ يَنتَهُوا۟ عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    leḳad kefera-lleẕîne ḳâlû inne-llâhe ŝâliŝü ŝelâŝeh. vemâ min ilâhin illâ ilâhüv vâḥid. veil lem yentehû `ammâ yeḳûlûne leyemessenne-lleẕîne keferû minhüm `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler gerçekten kafir olmuşlardır. Halbuki bir tek ilah dışında ilah yoktur. Böyle demeyi bırakmazlarsa bu kafirleri acıklı bir azap saracaktır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 73. ayet

  8. Mâide suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 74. ayet. أَفَلَا يَتُوبُونَ إِلَى ٱللَّهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُۥ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    efelâ yetûbûne ile-llâhi veyestagfirûneh. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a dönüş yapıp (tevbe) ondan bağışlanma dileseler (mağfiret) olmaz mı? Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 74. ayet

  9. Mâide suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 75. ayet. مَّا ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ وَأُمُّهُۥ صِدِّيقَةٌ كَانَا يَأْكُلَانِ ٱلطَّعَامَ ٱنظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ ثُمَّ ٱنظُرْ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    me-lmesîḥu-bnü meryeme illâ rasûl. ḳad ḫalet min ḳablihi-rrusül. veümmühû ṣiddîḳah. kânâ ye'külâni-ṭṭa`âm. ünżur keyfe nübeyyinü lehümü-l'âyâti ŝümme-nżur ennâ yü'fekûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Meryem oğlu Mesih sadece Elçi'dir. Ondan önce gelmiş elçiler de vardır. Annesi ise doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Şimdi sen şu ayetleri nasıl açıkladığımıza bak; bir de onların nasıl yanlışa sürüklendiklerine bak.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 75. ayet

  10. Mâide suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 76. ayet. قُلْ أَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًا وَٱللَّهُ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    ḳul eta`büdûne min dûni-llâhi mâ lâ yemlikü leküm ḍarrav velâ nef`â. vellâhü hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Size zararı veya faydası olmayacak birini Allah ile kendi aranıza koyup ona kulluk mu ediyorsunuz?" Allah, her şeyi dinleyen ve bilendir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 76. ayet

  11. Mâide suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 77. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا تَغْلُوا۟ فِى دِينِكُمْ غَيْرَ ٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوٓا۟ أَهْوَآءَ قَوْمٍ قَدْ ضَلُّوا۟ مِن قَبْلُ وَأَضَلُّوا۟ كَثِيرًا وَضَلُّوا۟ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ

    ḳul yâ ehle-lkitâbi lâ taglû fî dîniküm gayra-lḥaḳḳi velâ tettebi`û ehvâe ḳavmin ḳad ḍallû min ḳablü veeḍallû keŝîrav veḍallû `an sevâi-ssebîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 Dininizde aşırılık yapmayın. Evvelce sapmış, birçoklarını da saptırmış bir topluluğun hevasına uymayın. Onlar, doğru yoldan sapmışlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Ayet detayı — Mâide suresi, 77. ayet

Lânetlenenler ve mü'minlere en yakın olanlar 78–86

  1. Mâide suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 78. ayet. لُعِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ لِسَانِ دَاوُۥدَ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ

    lü`ine-lleẕîne keferû mim benî isrâîle `alâ lisâni dâvûde ve`îse-bni meryem. ẕâlike bimâ `aṣav vekânû ya`tedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İsrailoğullarından ayetleri görmezlikten gelenler (kafir olanlar), Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle dışlandılar (lanetlendiler). Bunun sebebi, isyan etmeleri ve saldırgan olmalarıydı.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 78. ayet

  2. Mâide suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 79. ayet. كَانُوا۟ لَا يَتَنَاهَوْنَ عَن مُّنكَرٍ فَعَلُوهُ لَبِئْسَ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

    kânû lâ yetenâhevne `am münkerin fe`alûhü. lebi'se mâ kânû yef`alûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşledikleri kötülüklerden dolayı biri diğerine karşı çıkmazdı. Yapmakta oldukları şey ne kötüydü.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 79. ayet

  3. Mâide suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 80. ayet. تَرَىٰ كَثِيرًا مِّنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَبِئْسَ مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ أَنفُسُهُمْ أَن سَخِطَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَفِى ٱلْعَذَابِ هُمْ خَٰلِدُونَ

    terâ keŝîram minhüm yetevellevne-lleẕîne keferû. lebi'se mâ ḳaddemet lehüm enfüsühüm en seḫiṭa-llâhü `aleyhim vefi-l`aẕâbi hüm ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onların çoğunun, ayetleri görmezlikten gelen o kimselerle içli dışlı olduklarını göreceksin. Allah'ı kızdırarak kendileri için ne kötü bir gelecek hazırlarlar. Onlar sürekli azap içinde kalacaklardır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 80. ayet

  4. Mâide suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 81. ayet. وَلَوْ كَانُوا۟ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِىِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    velev kânû yü'minûne billâhi vennebiyyi vemâ ünzile ileyhi me-tteḫaẕûhüm evliyâe velâkinne keŝîram minhüm fâsiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer Allah'a, Nebi'ye ve ona indirilmiş olana inanıp güvenmiş olsalardı onları dost (veli) edinmezlerdi. Ama onların çoğu yoldan çıkmış fasıklardır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 81. ayet

  5. Buradan itibaren cüz 7

    Mâide suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 82. ayet. لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ ٱلنَّاسِ عَدَٰوَةً لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلْيَهُودَ وَٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ وَلَتَجِدَنَّ أَقْرَبَهُم مَّوَدَّةً لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّا نَصَٰرَىٰ ذَٰلِكَ بِأَنَّ مِنْهُمْ قِسِّيسِينَ وَرُهْبَانًا وَأَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

    letecidenne eşedde-nnâsi `adâvetel lilleẕîne âmenü-lyehûde velleẕîne eşrakû. veletecidenne aḳrabehüm meveddetel lilleẕîne âmenü-lleẕîne ḳâlû innâ neṣârâ. ẕâlike bienne minhüm ḳissîsîne veruhbânev veennehüm lâ yestekbirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göreceksin, insanlar arasında inanıp güvenenlere (müminlere) ileri derecede düşman olanlar, Yahudiler ile müşrikler olacaktır. Yine göreceksin, inanıp güvenenlere en yakın olanlar da biz Nasraniyiz (Hristiyan) diyenler olacaktır. Bunun sebebi içlerinde büyüklük taslamayan dipnot 1 araştırıcı alimlerin ve din adamlarının bulunmasıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burası hal cümlesi sayılmıştır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 82. ayet

  6. Mâide suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 83. ayet. وَإِذَا سَمِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَى ٱلرَّسُولِ تَرَىٰٓ أَعْيُنَهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا۟ مِنَ ٱلْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    veiẕâ semi`û mâ ünzile ile-rrasûli terâ a`yünehüm tefîḍu mine-ddem`i mimmâ `arafû mine-lḥaḳḳ. yeḳûlûne rabbenâ âmennâ fektübnâ me`a-şşâhidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, o elçiye indirileni işittiklerinde tanıdıkları o gerçeklerden dolayı gözleri yaşarır. Derler ki "Rabbimiz! İnanıp güvendik; bizi şahitler dipnot 1 arasına yaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eşhedu ile ilgilidir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 83. ayet

  7. Mâide suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 84. ayet. وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَمَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْحَقِّ وَنَطْمَعُ أَن يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلصَّٰلِحِينَ

    vemâ lenâ lâ nü'minü billâhi vemâ câenâ mine-lḥaḳḳi venaṭme`u ey yüdḫilenâ rabbünâ me`a-lḳavmi-ṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbimizin bizi iyiler topluluğuna katmasını beklerken, Allah'a ve bize gelen bu gerçeğe biz neden güvenmeyelim."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 84. ayet

  8. Mâide suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 85. ayet. فَأَثَٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُوا۟ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْمُحْسِنِينَ

    feeŝâbehümü-llâhü bimâ ḳâlû cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. veẕâlike cezâü-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böyle demelerinden dolayı Allah da onlara, içinden ırmaklar akan ve sürekli kalacakları cennetler verecektir. Güzel davrananların alacağı karşılık işte budur.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 85. ayet

  9. Mâide suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 86. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezden gelenler (kafiler) ve ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlar, cehennem ahalisidir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 86. ayet

Helâli haram kılmamak; yemin kefareti; içki ve kumar 87–93

  1. Mâide suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 87. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُحَرِّمُوا۟ طَيِّبَٰتِ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tüḥarrimû ṭayyibâti mâ eḥalle-llâhü leküm velâ ta`tedû. inne-llâhe lâ yüḥibbü-lmü`tedîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah'ın size helal kıldığı şeylerden hoşunuza gidenleri kendinize yasaklamayın. Aşırı da gitmeyin. Allah, aşırılık yapanları sevmez.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 87. ayet

  2. Mâide suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 88. ayet. وَكُلُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلًا طَيِّبًا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤْمِنُونَ

    vekülû mimmâ razeḳakümü-llâhü ḥalâlen ṭayyibâ. vetteḳu-llâhe-lleẕî entüm bihî mü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın size verdiği rızıkların helal ve temiz olanından yiyin ve inanıp güvendiğiniz Allah'tan çekinin.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 88. ayet

  3. Mâide suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 89. ayet. لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلْأَيْمَٰنَ فَكَفَّٰرَتُهُۥٓ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَٰكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ أَوْ تَحْرِيرُ رَقَبَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٍ ذَٰلِكَ كَفَّٰرَةُ أَيْمَٰنِكُمْ إِذَا حَلَفْتُمْ وَٱحْفَظُوٓا۟ أَيْمَٰنَكُمْ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    lâ yüâḫiẕükümü-llâhü billagvi fî eymâniküm velâkiy yüâḫiẕüküm bimâ `aḳḳattümü-l'eymân. fekeffâratühû iṭ`âmü `aşerati mesâkîne min evseṭi mâ tuṭ`imûne ehlîküm ev kisvetühüm ev taḥrîru raḳabeh. femel lem yecid feṣiyâmü ŝelâŝeti eyyâm. ẕâlike keffâratü eymâniküm iẕâ ḥaleftüm. vaḥfeżû eymâneküm. keẕâlike yübeyyinü-llâhü leküm âyâtihî le`alleküm teşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama yeminlerinizle bağladığınız şeylerden dolayı sorumlu tutar. Onun keffareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on çaresizi dipnot 1 doyurmak veya giydirmek ya da bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Bunları bulamayan üç gün oruç tutar. Bu, yemin bozmanın kefaretidir. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, ayetlerini size böyle açıklar ki görevinizi yerine getiresiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Ayet detayı — Mâide suresi, 89. ayet

  4. Mâide suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 90. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْخَمْرُ وَٱلْمَيْسِرُ وَٱلْأَنصَابُ وَٱلْأَزْلَٰمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ فَٱجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inneme-lḫamru velmeysiru vel'enṣâbü vel'ezlâmü ricsüm min `ameli-şşeyṭâni fectenibûhü le`alleküm tüfliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Hamr (kişiyi sarhoş edip uyuşturan şeyler) dipnot 1 , şans oyunları dipnot 2 , sunaklar dipnot 3 ve ezlam dipnot 4 , şeytan işi zararlılardır. Onlardan uzak durun ki umduğunuza kavuşasınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada ‘hımar = الخمار' baş örtüsü, ‘ham = الخمر aklı örten şeydir. Bugünkü anlamında bunlar sarhoş edici ve uyuşturucu (narkotik) maddelerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Meysir: Üç ayette şarapla birlikte zikredilen meysir (el-Bakara 2/219, el-Maide 5/90-91) kesin olarak yasaklanmıştır. Kolayca mala kavuşmayı amaçlayan bütün şans oyunları; piyango, tombala ve her türlü kumar bu kapsama girer.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dini tören yapılan taş masa. (Türk Dil Kurumu)
    4. metne dön, dipnot 4
      Cahiliye Arapları yolculuğa çıkma, savaşa gitme, evlenme, şüpheli çocukların nesebini tayin etme, ticaret yapma, su kuyusu açma, hatta kumar oynama gibi kendilerince önemli olan işlere başlamadan önce tahtadan yapılmış ve kanat takılmamış ince oklar üzerine "yap, yapma" şeklinde alternatifler yazıp bir torbaya koyarlar, daha sonra içlerinden birini çekerek çıkan yazıya göre girişilen işin kendileri için uğurlu veya uğursuz olacağına inanır ve ona göre hareket ederlerdi. Ezlamın beyaz çakıl taşlarından yapılmış tavla zarı şeklinde veya satranç taşları gibi olduğunu rivayet edenler de vardır. Arap tarihçileri ezlamı iki grupta toplarlar. 1. Fal Okları. Sayısına ve bulunduğu kimselere göre ikiye ayrılır. a) Üçlü fal okları. Herkesin yanında taşıdığı üç okun birinde, "Rabbim bana emretti" veya "yap"; diğerinde, "Rabbim bana yasak etti" yahut "yapma" diye yazılır, üçüncüsünde ise yazı bulunmaz ve çekilen kısmette ne çıkarsa ona göre hareket edilirdi. Eğer yazısız ok isabet ederse kısmet çekme işlemi tekrarlanırdı. b) Yedili fal okları. Kabe'nin içindeki Hübel adlı putun yanında veya kahinlerle hakimlerin nezdinde bulunan ve her biri üzerinde "evet", "hayır", "sizden", "başkasından", "açık değil", "diyet", "su" ifadelerinden biri yazılmış olan yedi ok bir işi yapmak veya yapmamak, nesebi şüpheli görülen bir çocuğun babasını belirlemek, öldürülen kimsenin diyetini ödetmek, su kuyusu açmak, evlenmek gibi değişik maksatlarla kullanılırdı. Bu işlerden biriyle ilgili olarak kısmetini tayin etmek isteyen kişi hediyelerle birlikte Kabe'nin hizmetçisine yahut yedi oku bulunan kahinlere gider, kısmet çektirir, çıkan sonucun putların iradesine uygun olduğuna inanır ve ona göre hareket ederdi. 2. Kumar Okları. On oktan oluşan ve bir tür piyango çekilişine benzeyen bu okların üçü boş bırakılır, yedisine birden yediye kadar hisseler takdir edilip yazılırdı. On kişi arasında yapılan çekilişte boş okları çekenler ortaya konan maldan pay alamadıkları gibi kumara konu teşkil eden malın parasını da öderlerdi. Bu tür oklar daha çok bir deveyi kesip etini çeşitli hisselere ayırmak suretiyle oynanan kumarda kullanılırdı (DİA-Musafa Öz).

    Ayet detayı — Mâide suresi, 90. ayet

  5. Mâide suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 91. ayet. إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ فِى ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَعَنِ ٱلصَّلَوٰةِ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ

    innemâ yürîdü-şşeyṭânü ey yûḳi`a beynekümü-l`adâvete velbagḍâe fi-lḫamri velmeysiri veyeṣuddeküm `an ẕikri-llâhi ve`ani-ṣṣalâh. fehel entüm müntehûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şeytanın istediği tek şey Hamr (kişiyi sarhoş edip uyuşturan şey) ve kumarla aranıza düşmanlık ve nefret sokmak bir de Allah'ın Zikri'nden (Kur'an'dan) ve namazdan sizi alıkoymaktır. Artık vazgeçersiniz değil mi?

    Ayet detayı — Mâide suresi, 91. ayet

  6. Mâide suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 92. ayet. وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَٱحْذَرُوا۟ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    veeṭî`ü-llâhe veeṭî`ü-rrasûle vaḥẕerû. fein tevelleytüm fa`lemû ennemâ `alâ rasûline-lbelâgu-lmübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a itaat edin, Elçi'ye itaat edin ve dikkatli olun. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki Elçimizin sorumluluğu her şeyi açıklayan bir tebliğden ibarettir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 92. ayet

  7. Mâide suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 93. ayet. لَيْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوٓا۟ إِذَا مَا ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّأَحْسَنُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    leyse `ale-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti cünâḥun fîmâ ṭa`imû iẕâ me-tteḳav veâmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti ŝümme-tteḳav veâmenû ŝümme-tteḳav veaḥsenû. vellâhü yüḥibbü-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar, yiyip içtikleri şeyden dolayı sorumlu tutulmazlar dipnot 1 . Bu, çekindikleri, inanıp güvendikleri ve iyi işler yaptıkları, yine çekindikleri, inandıkları yine de çekindikleri ve güzel davrandıkları takdirde böyledir. Allah güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..

    Ayet detayı — Mâide suresi, 93. ayet

İhramda av yasağı ve Kâbe 94–100

  1. Mâide suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 94. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَيَبْلُوَنَّكُمُ ٱللَّهُ بِشَىْءٍ مِّنَ ٱلصَّيْدِ تَنَالُهُۥٓ أَيْدِيكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَخَافُهُۥ بِٱلْغَيْبِ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû leyeblüvennekümü-llâhü bişey'im mine-ṣṣaydi tenâlühû eydîküm verimâḥuküm liya`leme-llâhü mey yeḫâfühû bilgayb. femeni-`tedâ ba`de ẕâlike felehû `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Allah, ellerinizin ve mızraklarınızın ulaşacağı şekilde tuzağınıza düşen şeylerle sizi imtihandan geçirecektir. Allah bunu, içten içe dipnot 1 kendinden korkanı bilmek için yapacaktır. Bundan sonra kim aşırı giderse onun için acıklı bir azap vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz Bakara 2/3 ayeti "içten" kelimesi ve dipnotu

    Ayet detayı — Mâide suresi, 94. ayet

  2. Mâide suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 95. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْتُلُوا۟ ٱلصَّيْدَ وَأَنتُمْ حُرُمٌ وَمَن قَتَلَهُۥ مِنكُم مُّتَعَمِّدًا فَجَزَآءٌ مِّثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ ٱلنَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِۦ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ هَدْيًۢا بَٰلِغَ ٱلْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّٰرَةٌ طَعَامُ مَسَٰكِينَ أَوْ عَدْلُ ذَٰلِكَ صِيَامًا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمْرِهِۦ عَفَا ٱللَّهُ عَمَّا سَلَفَ وَمَنْ عَادَ فَيَنتَقِمُ ٱللَّهُ مِنْهُ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ taḳtülu-ṣṣayde veentüm ḥurum. vemen ḳatelehû minküm müte`ammiden fecezâüm miŝlü mâ ḳatele mine-nne`ami yaḥkümü bihî ẕevâ `adlim minküm hedyem bâliga-lka`beti ev keffâratün ṭa`âmü mesâkîne ev `adlü ẕâlike ṣiyâmel liyeẕûḳa vebâle emrih. `afe-llâhü `ammâ selef. vemen `âde feyenteḳimü-llâhü minh. vellâhü `azîzün ẕü-ntiḳâm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! İhramlıyken avı öldürmeyin. Hanginiz onu, bilerek öldürürse öldürdüğüne denk bir hayvanı ceza kurbanı olarak Kabe'ye ulaştırması gerekir. Bu konudaki kararı sizden güvenilir iki kişi verir. Ceza, yoksulları doyuracak keffaret, yahut suçu dengeleyecek oruç dipnot 1 şeklinde de olabilir. Bu, işlediği suçun cezasını çekmesi içindir. Allah, öncekilerini bağışlamıştır. Bundan sonra o suçu kim tekrar işlerse Allah ona hak ettiği cezayı verir. Üstün olan, hak edildiği kadar ceza veren Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "suçu dengeleyecek oruç" için şu ayete temel alınır:  "....Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden yararlanan kişi, kolayında olan bir hedy keser. Bulamayan, üç gün hacda, yedi gün de geri döndüğünde oruç tutar. Toplamı on gün eder..." (Bakara 2/196) Hedy, gerdanlıklı olmayan kurbandır. (Taberi) Öldürülen av, küçük baş hayvan kadarsa oruç 10 gün tutulur. Daha büyük veya daha küçükse bununla kıyaslanarak oruçta gün sayısı berilenir. Yoksulları doyuracak keffareti belirlemek için de hayvana biçilecek değere bakılır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 95. ayet

  3. Mâide suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 96. ayet. أُحِلَّ لَكُمْ صَيْدُ ٱلْبَحْرِ وَطَعَامُهُۥ مَتَٰعًا لَّكُمْ وَلِلسَّيَّارَةِ وَحُرِّمَ عَلَيْكُمْ صَيْدُ ٱلْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًا وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    üḥille leküm ṣaydü-lbaḥri veṭa`âmühû metâ`al leküm velissâyyârah. veḥurrime `aleyküm ṣaydü-lberri mâ dümtüm ḥurumâ. vetteḳu-llâhe-lleẕî ileyhi tuḥşerûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz ve yolcular yararlansın diye deniz avı ve yiyeceği size helal kılındı. Kara avı ise ihramda olduğunuz sürece haram kılındı. Bir gün topluca huzuruna çıkarılacağınız Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 96. ayet

  4. Mâide suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 97. ayet. جَعَلَ ٱللَّهُ ٱلْكَعْبَةَ ٱلْبَيْتَ ٱلْحَرَامَ قِيَٰمًا لِّلنَّاسِ وَٱلشَّهْرَ ٱلْحَرَامَ وَٱلْهَدْىَ وَٱلْقَلَٰٓئِدَ ذَٰلِكَ لِتَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَأَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    ce`ale-llâhü-lka`bete-lbeyte-lḥarâme ḳiyâmel linnâsi veşşehra-lḥarâme velhedye velḳalâid. ẕâlike lita`lemû enne-llâhe ya`lemü mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍi veenne-llâhe bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah Kabe'yi; o saygıdeğer binayı, insanların dirliğine sebep kıldı. Haram ayını, boyunlarına gerdanlık bağlanmış veya bağlanmamış kurbanları da öyle yaptı. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini bilmeniz içindir. Allah, her şeyi bilir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 97. ayet

  5. Mâide suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 98. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ وَأَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    i`lemû enne-llâhe şedîdü-l`iḳâbi veenne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilin ki Allah'ın cezası pek ağırdır ve yine bilin ki Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 98. ayet

  6. Mâide suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 99. ayet. مَّا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ

    mâ `ale-rrasûli ille-lbelâg. vellâhü ya`lemü mâ tübdûne vemâ tektümûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elçiye düşen tebliğdir, o kadar. Allah, açığa vurduğunuzu da gizlediklerinizi de bilir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 99. ayet

  7. Mâide suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 100. ayet. قُل لَّا يَسْتَوِى ٱلْخَبِيثُ وَٱلطَّيِّبُ وَلَوْ أَعْجَبَكَ كَثْرَةُ ٱلْخَبِيثِ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    ḳul lâ yestevi-lḫabîŝü veṭṭayyibü velev a`cebeke keŝratü-lḫabîŝ. fetteḳu-llâhe yâ ûli-l'elbâbi le`alleküm tüfliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Pis ile temiz bir olmaz" İsterse pis olanların çokluğu seni etkilemiş olsun. Ey sağlam duruşlu olanlar, siz Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun ki umduğunuza kavuşasınız.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 100. ayet

Gereksiz soru sormamak; uydurulan adaklar; vasiyette şahitlik 101–108

  1. Mâide suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 101. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَسْـَٔلُوا۟ عَنْ أَشْيَآءَ إِن تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِن تَسْـَٔلُوا۟ عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ ٱلْقُرْءَانُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهَا وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tes'elû `an eşyâe in tübde leküm tesü'küm. vein tes'elû `anhâ ḥîne yünezzelü-lḳur'ânü tübde leküm. `afe-llâhü `anhâ. vellâhü gafûrun ḥalîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Her şeyi sormayın; açıklansa hoşunuza gitmez dipnot 1 . Kur'an indirilirken sorarsanız açıklanır ama Allah onlardan sorumlu tutmamıştır. Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bakara olayında olduğu gibi

    Ayet detayı — Mâide suresi, 101. ayet

  2. Mâide suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 102. ayet. قَدْ سَأَلَهَا قَوْمٌ مِّن قَبْلِكُمْ ثُمَّ أَصْبَحُوا۟ بِهَا كَٰفِرِينَ

    ḳad seelehâ ḳavmüm min ḳabliküm ŝümme aṣbeḥû bihâ kâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden önce bir topluluk böyle sorular sormuşlar sonra o yüzden kafir olmuşlardı dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhammed Esed Meali ayet açıklaması : İbni Hazm'ın geliştirdiği yasama prensiplerini esas alan Reşid Rıza yukarıdaki ayeti şöyle açıklar: "Birçok hukukçumuz (fukaha'), kendi sübjektif kıyas yöntemleriyle insanların dini yükümlülüklerini (tekalif) gereksiz yere genişletmişler, böylece,
    2. metne dön, dipnot 2
      [Kur'an'ın] apaçık dilinin sona erdirdiği güçlüklere ve karmaşıklıklara yeniden hayatiyet kazandırmışlardır: Bu da, birçok Müslümanın ve yönetimlerinin İslam Hukuku'nun bütünlüğünden uzaklaşmalarına yol açmıştır" (Menar VII, 138).

    Ayet detayı — Mâide suresi, 102. ayet

  3. Mâide suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 103. ayet. مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةٍ وَلَا سَآئِبَةٍ وَلَا وَصِيلَةٍ وَلَا حَامٍ وَلَٰكِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَأَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

    mâ ce`ale-llâhü mim beḥîrativ velâ sâibetiv velâ veṣîletiv velâ ḥâmiv velâkinne-lleẕîne keferû yefterûne `ale-llâhi-lkeẕib. veekŝeruhüm lâ ya`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ne Bahire'yi ne Saibe'yi ne Vasile'yi ve ne de Hami'yi meşru kılmıştır. Fakat kafirlik edenler yalanlarını Allah'a mal ediyorlar. Onların çoğu aklını kullanmaz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bahire; Cahiliye Arapları tarafından sütünün içilmesinin, sırtına binilmesinin ve yük yüklenmesinin haram olduğunu göstermek için kulakları yarılan dişi develer anlamına gelmektedir. Saibe; on batın yavrulayan ve yavrularının hepsi dişi olan ve bu yüzden sahipleri tarafından ölünceye kadar etinden, sütünden ve yününden yararlanılmayan deveye denildiği gibi, bir nimete şükür olarak adanan veya bir hastalıktan kurtulan birinin adak olarak serbest bıraktığı hayvana da aynı isim verilmiştir. Cahiliye Arapları beş batında ikiz olarak toplam on dişi doğuran koyunu Vasile olarak adlandırırlardı. Eğer hayvan bundan sonra tekrar doğurursa doğan yavrular erkeklerin olur, kadınlar ondan yiyemezlerdi. Ancak bu yavru ölürse o zaman kadın erkek herkes bunun etini yiyebilirdi. Hami ise Cahiliye Araplarının, sulbünden fazlaca döl alınan ve yaşlanmış olan erkek deveye verdikleri isimdir. Bu deveyi putlarına adayarak serbest bırakırlar ve ölünceye kadar hiçbir şekilde ondan yararlanmazlardı. Buraya kadar özellikleri anlatılan hayvanların tariflerinde karışıklıklar ve hatta çelişkiler görülmektedir. Mesela bir görüşe göre bahire için verilen tanım, başka bir görüşe göre saibe veya vasile için verilebilmektedir. Tanımlardaki bu ihtilaflara tefsirinde yer veren Taberi şu açıklamayı yapmaktadır: "Cahiliye Araplarının yaptıkları bu işlerle ilgili olarak varit olan haberler ihtilaflıdır. Karışıklıktan dolayı (hangi ismin hangi hayvana tekabül ettiğini) işin iç yüzünü/keyfiyetini bilemeyebiliriz Bunun bir zararı da olmaz. Burada önemli olan, o dönemde bazı insanların şeytana uyarak Allah'ın haram kılmadığı bir takım hayvanları kendi başlarına haram kılmış olmalarıdır. Bu yüzden Allah onları kınamış / azarlamış ve bu şeylerin hepsinin helal olduğunu bildirmiştir." (Taberi, Tefsir, c: 5, s. 93) Tanımlardaki bu karışıklık, muhtemelen söz konusu hayvanlarda ortak özelliklerin çok olmasından kaynaklanmaktadır. Zira yukarıda sayılan dört tür hayvanla ilgili olarak zikredilen rivayetlerde en çok tekrarlanan hususlar; bunların bir sebepten dolayı serbest bırakılmaları, etlerinden, sütlerinden ve yünlerinden ölünceye kadar yararlanılmamaları ve bazılarının sadece erkeklere helal, kadınlara haram sayılmasıdır. Bu dört tür hayvanın özelliklerinden yola çıkarak -Muhammed Esed'in yaptığı gibi- dördüne birden "müşrik Araplar tarafından kutsanmış hayvanlar" tanımı yapılabilir. Zira dördünün de ortak özelliği kutsanmış olmalarıdır.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 103. ayet

  4. Mâide suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 104. ayet. وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُوا۟ حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ

    veiẕâ ḳîle lehüm te`âlev ilâ mâ enzele-llâhü veile-rrasûli ḳâlû ḥasbünâ mâ vecednâ `aleyhi âbâenâ. evelev kâne âbâühüm lâ ya`lemûne şey'ev velâ yehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara: "Allahın indirdiğine ve Elçisine gelin" dense, "Atalarımızda gördüğümüz bize yeter" derler. Ya ataları bir şeyi bilememiş ve doğru yolu bulamamışlarsa?

    Ayet detayı — Mâide suresi, 104. ayet

  5. Mâide suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 105. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ عَلَيْكُمْ أَنفُسَكُمْ لَا يَضُرُّكُم مَّن ضَلَّ إِذَا ٱهْتَدَيْتُمْ إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû `aleyküm enfüseküm. lâ yeḍurruküm men ḍalle iẕe-htedeytüm. ile-llâhi merci`uküm cemî`an feyünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Kendi işinize bakın. Siz doğru yolda olduktan sonra sapanların size zararı olmaz. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, yapıp ettiğiniz şeyleri size bildirecektir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 105. ayet

  6. Mâide suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 106. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ شَهَٰدَةُ بَيْنِكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ حِينَ ٱلْوَصِيَّةِ ٱثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ أَوْ ءَاخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ إِنْ أَنتُمْ ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَأَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةُ ٱلْمَوْتِ تَحْبِسُونَهُمَا مِنۢ بَعْدِ ٱلصَّلَوٰةِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ لَا نَشْتَرِى بِهِۦ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ وَلَا نَكْتُمُ شَهَٰدَةَ ٱللَّهِ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلْـَٔاثِمِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû şehâdetü beyniküm iẕâ ḥaḍara eḥadekümü-lmevtü ḥîne-lveṣiyyeti-ŝnâni ẕevâ `adlim minküm ev âḫarâni min gayriküm in entüm ḍarabtüm fi-l'arḍi feeṣâbetküm müṣîbtü-lmevt. taḥbisûnehümâ mim ba`di-ṣṣalâti feyuḳsimâni billâhi ini-rtebtüm lâ neşterî bihî ŝemenev velev kâne ẕâ ḳurbâ velâ nektümü şehâdete-llâhi innâ iẕel lemine-l'âŝimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Sizden birine ölüm hali gelir de vasiyet edecek olursa içinizden güvenilir iki kişi aranızda şahit olsun. Eğer yolculuk yaptığınız sırada ölüm gelip çatarsa sizin dışınızdan iki kişi de olabilir. Şahitlerden şüphelenirseniz namazdan sonra alıkoyar, şöyle yemin ettirirsiniz: "Vallahi bu işten bir kazancımız yoktur, isterse en yakınımız olsun. Allah için yapılan şahitliği de gizlemeyiz. Öyle olsa elbette günaha gireriz."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 106. ayet

  7. Mâide suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 107. ayet. فَإِنْ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسْتَحَقَّآ إِثْمًا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْأَوْلَيَٰنِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعْتَدَيْنَآ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    fein `uŝira `alâ ennehüme-steḥaḳḳâ iŝmen feâḫarâni yeḳûmâni meḳâmehümâ mine-lleẕîne-steḥaḳḳa `aleyhimü-l'evleyâni feyuḳsimâni billâhi leşehâdetünâ eḥaḳḳu min şehâdetihimâ veme-`tedeynâ. innâ iẕel lemine-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer şahitlerin, dalavereyle hak yiyecekleri sezilirse, haklarını yemek istedikleri kişilerden ikisi onların yerine geçsin, şöyle yemin etsinler: "Vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkını istemiyoruz. Öyle yaparsak elbette yanlış yapanlardan oluruz."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 107. ayet

  8. Mâide suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 108. ayet. ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن يَأْتُوا۟ بِٱلشَّهَٰدَةِ عَلَىٰ وَجْهِهَآ أَوْ يَخَافُوٓا۟ أَن تُرَدَّ أَيْمَٰنٌۢ بَعْدَ أَيْمَٰنِهِمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱسْمَعُوا۟ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    ẕâlike ednâ ey ye'tû bişşehâdeti `alâ vechihâ ev yeḫâfû en türadde eymânüm ba`de eymânihim. vetteḳu-llâhe vesme`û. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylesi gereği gibi şahitlik için yeterli, yeminlerinin daha sonra başka yeminlerle reddedilmesi korkularını iyice azaltmak için uygun olur. Siz, Allah'tan çekinin ve dinleyin. Allah, yoldan çıkan fasıklar topluluğunu yola getirmez.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 108. ayet

Kıyamet günü Îsâ'ya sorulan ve gökten inen sofra 109–120

  1. Mâide suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 109. ayet. يَوْمَ يَجْمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبْتُمْ قَالُوا۟ لَا عِلْمَ لَنَآ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    yevme yecme`u-llâhü-rrusüle feyeḳûlü mâẕâ ücibtüm. ḳâlû lâ `ilme lenâ. inneke ente `allâmü-lguyûb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, elçilerini bir araya toplayacağı gün onlara: "Nasıl karşılandınız?" diye soracak, onlar da "Bizde bir bilgi olmaz; bütün gaybı (her şeyin içyüzünü) dipnot 1 sen bilirsin" diyeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İman kalp ile tasdik olduğundan çağrılarına cevap verenlerin ne derece samimi olduklarını yalnız Allah bilir.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 109. ayet

  2. Mâide suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 110. ayet. إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱذْكُرْ نِعْمَتِى عَلَيْكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذْ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًا وَإِذْ عَلَّمْتُكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ بِإِذْنِى فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِى وَتُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ بِإِذْنِى وَإِذْ تُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِى وَإِذْ كَفَفْتُ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذْ جِئْتَهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    iẕ ḳâle-llâhü yâ `îse-bne meryeme-ẕkür ni`metî `aleyke ve`alâ vâlidetik. iẕ eyyettüke birûḥi-lḳudüsi tükellimü-nnâse fi-lmehdi vekehlâ. veiẕ `allemtüke-lkitâbe velḥikmete vettevrâte vel'incîl. veiẕ taḫlüḳu mine-ṭṭîni kehey'eti-ṭṭayri biiẕnî fetenfüḫu fîhâ fetekûnü ṭayram biiẕnî vetübriü-l'ekmehe vel'ebraṣa biiẕnî. veiẕ tuḫricü-lmevtâ biiẕnî. veiẕ kefeftü benî isrâîle `anke iẕ ci'tehüm bilbeyyinâti feḳâle-lleẕîne keferû minhüm in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün Allah, şöyle diyecektir: "Meryem oğlu İsa! Senin ve annenin üstünde olan iyiliklerimi hatırla. Hani seni Kutsal Ruh'la desteklemiştim; hem beşikte hem de yetişkin iken insanlara konuşma yapıyordun. Bir de sana yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. İznimle topraktan kuş şeklinde bir şey yaratır, sonra ona üflerdin de yine iznimle kuş oluverirdi. Anadan doğma körü ve abraşı iznimle tamamen iyileştirirdin. Yine iznimle mezardan ölüyü (diri olarak) çıkartırdın. Seni İsrail oğullarından da kurtarmıştım; çünkü onlara açık mucizelerle geldiğin halde onların görmezlikten gelenleri: "Bu açık bir büyüdür" demişlerdi."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 110. ayet

  3. Mâide suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 111. ayet. وَإِذْ أَوْحَيْتُ إِلَى ٱلْحَوَارِيِّـۧنَ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِى وَبِرَسُولِى قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَٱشْهَدْ بِأَنَّنَا مُسْلِمُونَ

    veiẕ evḥaytü ile-lḥavâriyyîne en âminû bî vebirasûlî. ḳâlû âmennâ veşhed biennenâ müslimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün havarilere "Bana ve Elçime inanıp güvenin" diye vahyettim. Onlar da "İnanıp güvendik; sen şahit ol bizler Allah'a teslim olan (müslüman) kimseleriz" diye karşılık verdiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Ayet detayı — Mâide suresi, 111. ayet

  4. Mâide suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 112. ayet. إِذْ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَطِيعُ رَبُّكَ أَن يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ قَالَ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    iẕ ḳâle-lḥavâriyyûne yâ `îse-bne meryeme hel yesteṭî`u rabbüke ey yünezzile `aleynâ mâidetem mine-ssemâ'. ḳâle-tteḳu-llâhe in küntüm mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün havariler dediler ki "Meryem oğlu İsa! Rabbinin bize, gökten sofra indirmeye gücü yeter mi?" Dedi ki "Eğer inanıp güvenmiş kimseler iseniz Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 112. ayet

  5. Mâide suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 113. ayet. قَالُوا۟ نُرِيدُ أَن نَّأْكُلَ مِنْهَا وَتَطْمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعْلَمَ أَن قَدْ صَدَقْتَنَا وَنَكُونَ عَلَيْهَا مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

    ḳâlû nürîdü en ne'küle minhâ vetaṭmeinne ḳulûbünâ vena`leme en ḳad ṣadaḳtenâ venekûne `aleyhâ mine-şşâhidîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Biz istiyoruz ki o sofradan yiyelim, içimiz rahatlasın, hem de senin doğru söylediğini bilelim ve ona şahitler olalım."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 113. ayet

  6. Mâide suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 114. ayet. قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلْ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةً مِّنكَ وَٱرْزُقْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

    ḳâle `îse-bnü meryeme-llâhümme rabbenâ enzil `aleynâ mâidetem mine-ssemâi tekûnü lenâ `îdel lievvelinâ veâḫirinâ veâyetem mink. verzuḳnâ veente ḫayru-rrâziḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Meryem oğlu İsa dedi ki "Ey Allahım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir. Bizim için, öncekiler ve sonra gelenlerimiz için bir bayram hem de senden bir mucize olsun. Bize rızık ver. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 114. ayet

  7. Mâide suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 115. ayet. قَالَ ٱللَّهُ إِنِّى مُنَزِّلُهَا عَلَيْكُمْ فَمَن يَكْفُرْ بَعْدُ مِنكُمْ فَإِنِّىٓ أُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا لَّآ أُعَذِّبُهُۥٓ أَحَدًا مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâle-llâhü innî münezzilühâ `aleyküm. femey yekfür ba`dü minküm feinnî ü`aẕẕibühû `aẕâbel lâ ü`aẕẕibühû eḥadem mine-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah dedi ki "O sofrayı size indireceğim ama bundan sonra sizden kim görmezlikten gelirse (kafirlik ederse) ona öyle bir azap edeceğim ki o azabı bu alemde kimseye yapmayacağım."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 115. ayet

  8. Mâide suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 116. ayet. وَإِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ءَأَنتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِى وَأُمِّىَ إِلَٰهَيْنِ مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالَ سُبْحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِى بِحَقٍّ إِن كُنتُ قُلْتُهُۥ فَقَدْ عَلِمْتَهُۥ تَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِى وَلَآ أَعْلَمُ مَا فِى نَفْسِكَ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    veiẕ ḳâle-llâhü yâ `îse-bne meryeme eente ḳulte linnâsi-tteḫiẕûnî veümmiye ilâheyni min dûni-llâh. ḳâle sübḥâneke mâ yekûnü lî en eḳûle mâ leyse lî biḥaḳḳ. in küntü ḳultühû feḳad `alimteh. ta`lemü mâ fî nefsî velâ a`lemü mâ fî nefsik. inneke ente `allâmü-lguyûb.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün Allah, şöyle diyecektir: "Meryem oğlu İsa! İnsanlara 'Beni ve anamı Allah ile aranıza iki tanrı olarak koyun?' diyen sen misin?" İsa diyecek ki "Ben sana içten boyun eğerim. Benim doğru olmayanı söylemem olacak şey değildir. Eğer söylediysem, zaten bilirsin. Sen, benim içimdekini bilirsin ama ben senin içindekini bilmem. Bütün gaybı (her şeyin içyüzünü) bilen sadece sensin.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 116. ayet

  9. Mâide suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 117. ayet. مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَآ أَمَرْتَنِى بِهِۦٓ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِى كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    mâ ḳultü lehüm illâ mâ emertenî bihî eni-`büdü-llâhe rabbî verabbeküm. veküntü `aleyhim şehîdem mâ dümtü fîhim. felemmâ teveffeytenî künte ente-rraḳîbe `aleyhim. veente `alâ külli şey'in şehîd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bana ne emrettiysen onlara onu söyledim. "Benim Rabbim dipnot 1 ve sizin de Rabbiniz olan Allah'a kul olun" dedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahittim. Beni vefat ettirdikten dipnot 2 sonra onlar, sadece senin gözlemin altındaydılar. Her şeye şahit olan sensin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibi
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın İsa(as) vefat ettirdiğini "Ey İsa, ben seni vefat ettireceğim, ...." (Ali İmran 3/55) bildiriyor.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 117. ayet

  10. Mâide suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 118. ayet. إِن تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِن تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    in tü`aẕẕibhüm feinnehüm `ibâdük. vein tagfir lehüm feinneke ente-l`azîzü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer azap edersen onlar senin kullarındır. Ama bağışlarsan üstün olan sen, doğru kararlar veren sensin."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 118. ayet

  11. Mâide suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 119. ayet. قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوْمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدْقُهُمْ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    ḳâle-llâhü hâẕâ yevmü yenfe`u-ṣṣâdiḳîne ṣidḳuhüm. lehüm cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. raḍiye-llâhü `anhüm veraḍû `anh. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah diyecek ki "Bugün doğruların doğruluklarından yararlanacağı gündür. İçinden ırmaklar akan cennetler onlarındır ve ebediyen orada kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razı olacaklardır. En büyük kurtuluş işte budur."

    Ayet detayı — Mâide suresi, 119. ayet

  12. Mâide suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Mâide suresi, 120. ayet. لِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا فِيهِنَّ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌۢ

    lillâhi mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ fîhinn. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve onlardaki her şeyin hakimi Allah'tır. O, her şeye bir ölçü koymuştur.

    Ayet detayı — Mâide suresi, 120. ayet