Bakara suresi

Bakara suresi, 58. ayet

Bakara suresi, 58. ayet. وَإِذْ قُلْنَا ٱدْخُلُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ فَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًا وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُولُوا۟ حِطَّةٌ نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطَٰيَٰكُمْ وَسَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ

veiẕ ḳulne-dḫulû hâẕihi-lḳaryete fekülû minhâ ḥayŝü şi'tüm ragadev vedḫulü-lbâbe süccedev veḳûlû ḥiṭṭatün nagfir leküm ḫaṭâyâküm. vesenezîdü-lmuḥsinîn.

Diyanet İşleri

Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz" demiştik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 55–61 · surenin 58. ayeti / 286

Konu Tövbe, Allah'ı görme isteği, gölge ve kudret helvası Bakara 54–59 3

  1. Bakara 55

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  2. Bakara 56

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

  3. Bakara 57

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar (verdiğimiz nimetlere nankörlük etmekle) bize zulmetmediler, fakat kendilerine zulmediyorlardı.

  4. 58

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz" demiştik.

  5. Bakara 59

    Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir azap indirdik.

  6. Bakara 60

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. "Allah'ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın" demiştik.

  7. Bakara 61

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin" demiştiniz. O da size, "İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var" demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

58. “Hani “Şu kasabaya girin ve orada istediğinizi bol bol yiyin.” Bu da İsrailoğullarına isyan etmelerinden sonra Yüce Allah’ın onlara ihsan ettiği nimetler arasındadır. Allah kendileri için güç kaynağı, yurt ve mesken olacak bir kasabaya girmelerini emretti. Burada onlara rahatça ve bolca elde edecekleri bir rızık verilecekti. Bu kasabaya girişleri ise Yüce Allah’a zilletle boyun eğmek suretinde olacaktı. Fiilen, kapısından “secde ederek” yani, zillet ile ve boyun eğerek; sözlü olarak da “hıtta” diyerek, yani Yüce Allah’tan günahlarının bağışlanmasını isteyerek ve af dileyerek bunu gerçekleştireceklerdi. Böylece günahlarınızın bağışlanmasını isteyin “ki günahlarınızı bağışlayalım. Biz iyilik edenlerin (mükafatını)” amelleri sebebi ile gerek dünyada, gerekse âhirette “daha da artıracağız.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Size, Beytul Makdis'e girin, dilediğiniz yerde istediğiniz güzel şeylerden bol bol afiyetle yiyin. Oraya girerken Allah'a secde ederek/boynu bükük, zelil olun, Allah'tan: "Rabbimiz günahlarımızı bağışla" diyerek isteyin size icabet edelim. Amellerinde güzel davrananların mükâfatını güzelliklerinden dolayı arttıracağız dediğimiz zaman Allah'ın size bahşetmiş olduğu nimetlerini hatırlayın.

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz hani
  2. قُلْنَا kulna demiştik ki kök: قول
  3. ٱدْخُلُوا۟ dhulu girin kök: دخل
  4. هَـٰذِهِ hazihi şu
  5. ٱلْقَرْيَةَ l-karyete kente kök: قري
  6. فَكُلُوا۟ fekulu yeyin kök: اكل
  7. مِنْهَا minha oradan
  8. حَيْثُ haysu yerde kök: حيث
  9. شِئْتُمْ şi'tum dilediğiniz kök: شيا
  10. رَغَدًۭا ragaden bol bol kök: رغد
  11. وَٱدْخُلُوا۟ vedhulu girin kök: دخل
  12. ٱلْبَابَ l-babe kapıdan kök: بوب
  13. سُجَّدًۭا succeden secde ederek kök: سجد
  14. وَقُولُوا۟ ve kulu ve deyin kök: قول
  15. حِطَّةٌۭ hittatun hitta (ya Rabbi bizi affet) kök: حطط
  16. نَّغْفِرْ negfir biz de bağışlayalım kök: غفر
  17. لَكُمْ lekum sizin
  18. خَطَـٰيَـٰكُمْ ۚ hatayakum hatalarınızı kök: خطا
  19. وَسَنَزِيدُ ve senezidu ve daha fazlasını vereceğiz kök: زيد
  20. ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine güzel davrananlara kök: حسن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حطط (2 geçiş) · Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kök: بوب (27 geçiş)

    O zaman onlara denilmişti ki: "Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve 'Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)' deyin. Kentin kapısından…

  • Aynı kök: رغد (3 geçiş) · Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: رغد (3 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş)

    Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: سجد (92 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara,…

  • Aynı kök: سجد (92 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü…

  • Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi. Diğeri, "Ben de rüyamda başımın üzerinde,…

  • Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    "Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani (İsrailoğulları'na) şöyle demiştik: "Şu şehre girip (yerleşin); onun (nimetlerinden) dilediğiniz gibi bolca yiyip (yararlanın)! dipnot 1 Kapıdan eğilerek (saygıyla) girin ve "Hıttah! (Bizi bağışla!)" dipnot 2 deyin ki sizin için hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananların (ödülünü) ileride daha da artıracağız."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada geçen [el-karyeh] kelimesi öncelikle "köy, kasaba" anlamına gelse de burada kastedilenin Filistin toprakları, Beyt-i Makdis olduğu ifade edilmektedir. Bazıları burasının Eriha veya İlya olduğu kanaatindedir. Bu nedenle biz de söz konusu kelimeye "şehir" anlamını vermeyi tercih ettik.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yüce Allah İsrailoğulları'na hitap ederek şehre kapısından boyun eğerek girmelerini, bu sırada [hıttah] yani "af diliyoruz", "hatalarımızı bağışla" demelerini emrettiğini ifade etmektedir. Kapıdan secde ederek girmeleri, azgın, vurdumduymaz ve şımarık bir şekilde değil de mütevazı, alçak gönüllülükle, saygılı ve edepli bir edayla girmeleri anlamına gelmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Bir zaman da demiştik ki: Girin şu şehre, canınızın çektiklerinden bol bol yiyin! Ama (şehre ait) kapıdan tevazu içerisinde iki büklüm girin ve "Bizi affet!" diyin! Böylece biz de sizin hatalarınızı affedelim. Sonuçta, Allah'ı görür gibi kulluk edenlere ikramımızı arttıracağız.

Muhammed Esed

Ve yine (hatırlayın o günleri), Biz, "Bu beldeye girin ve yiyeceklerinden dilediğiniz kadar bol bol yiyin; fakat kapıdan (tevazu içinde) boyun eğerek girin ve 'Günahlarımızın yükünü üzerimizden kaldır!' deyin ki, günahlarınızı bağışlayayım ve iyilik yapanlara sınırsız mükafat vereyim" demiştik.

Ahmed Hulusi

Hani şunu demiştik onlara: "Şu karyeye (boyuta) girin ve orada dilediğiniz şekilde (o boyutun nimetlerini) yeyin. . . Kapısından da secde ederek (varlığınızın yokluğunu, yalnızca Allah Esma'sının var olduğunu itiraf ederek) girin ve (benlik hissinizden dolayı) mağfiret dileyin. . . Ki (benliğinizin oluşturduğu) hatalarınızı mağfiret edelim.  Kendisine bağışlananları başkalarıyla karşılıksız paylaşanlara (muhsinlere) daha da arttıracağız. "

Ali Bulaç

Ve hatırlayın, demiştik ki: "Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız."

Ali Özek ve heyeti

(İsrâiloğullarına:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yiyin, kapısından secde ederek (eğilerek) girin, (girerken) «Hıtta!» (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayalım; zira biz, iyi davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik.

Ali Rıza Safa

Bir de şöyle demiştik: "Şu kente girin; artık, istediğiniz yerden bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve ‘Bizi bağışla!' deyin ki, suçlarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara, daha da çoğunu vereceğiz!"

Bayraktar Bayraklı

İsrailoğulları'na, "bu kente giriniz, orada bulunanlardan bol bol yiyiniz; kapısından boyun eğerek giriniz;'Hıtta/hatalıyız'deyiniz ki hatalarınızı bağışlayalım. Çünkü biz, iyi davrananlara fazlasıyla vereceğiz" demiştik.

Edip Yüksel

"Bu şehre girin. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Kapıdan alçak gönüllü olarak girin ve dostça konuşun ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara daha fazlasını veririz" demiştik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bu şehre girin. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Kapıdan alçak gönüllü olarak girin ve dostça konuşun ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara daha fazlasını veririz,' demiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bir vakit: "Şu şehre girin de nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve secde ederek kapıdan girin "günahlarımızı bağışla" deyin ki, size günahlarınızı mağfiret ediverelim, iyilik edenlere ise (nimetlerimizi) daha artıracağız" dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir vakit "şu şehre girin de ni'metlerinden dilediğiniz veçhile bol bol yeyin ve secdeler ederek kapıya girin ve "hıtta" deyin ki size hatı'elerinizi mağfiret ediverelim, muhsinlere ise daha artıracağız" dedik

Erhan Aktaş

Hani: "Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde dipnot 1 ederek girin. Ve "Bizi bağışla." deyin ki Biz de yanlışlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz." demiştik.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onların yasa ve kurallarını kabullenerek. Secde; itaat etmek, emrine amade olmak ve üstünlüğünü kabul etmek demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani: "Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde dipnot 1 ederek girin. Ve "bizi bağışla" deyin ki Biz de yanlışlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz." demiştik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onların yasa ve kurallarını kabullenerek. Secde; itaat etmek, emrine amade olmak ve üstünlüğünü kabul etmek anlamına gelen bir sözcüktür

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani: " Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde dipnot 1 ederek girin. Ve bizi bağışla deyin ki Biz de hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz." demiştik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onların yasa ve kurallarını kabullenerek.

Gültekin Onan

Ve demiştik ki: "Şu şehre girin. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve "dileğimiz bağışlanmadır" deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Muhsinlerin (alacaklarını / karşılıklarını / ecirlerini) arttıracağız (seneziydülmuhsiniyn)".

Hasan Basri Çantay

Hani: ("Tih" den çıkdıkdan sonra) şu kasabaya girib dilediğiniz yerde istediğinizi bol bol yeyin, kapısından secde ederek (eğilerek, saygı göstererek) girin ve (dileğimiz) hıtta (dır, günahlarımızın dökülüp düşmesidir) deyin, (tevbe edin de o sayede) kusurlarınızı örtelim, iyilik (ve itaat) edenler (in ecrin) i ise daha artıracağız" demişdik.

İbni Kesir

Hani; şu kasabaya girin, dilediğiniz yerde istediğinizi bol bol yeyin, kapısından secde ederek girin, affet deyin, kusurlarınızı örtelim. İyilik

Mehmet Alagaş

(51-61) Musa’dan kırk gece sözü / vaadi aldık , sonra Onun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz , siz zalimdiniz. Sonra bunun ardından sizi böylelikle belki şükredersiniz diye sizi affettik, Bir vakit Musa’ya kitabı ve Ayırıcıyı / Furkan’ı verdik ki böylelikle belki yola girersiniz. Musa kavmine dedi ki ey kavmim siz buzağıyı edinmek suretiyle nefislerinize zulmettiniz, yaratıcınıza vazgeçmiş olarak tövbe edin ve de “kendinizi öldürün”, işte bu, sizin için yaratıcınız yanında daha hayırlıdır , sizin tövbele riniz kabul eder , O, kesinlikle tövbeleri çokça kabul edendir, esirgeyendir dedi. Siz de dediniz ki Ey Musa! Açıkça Allah’ı görmedikçe sana iman etmeyeceğiz” sizi bir yıldırım yakaladı / öldürdü. (Firavun ailesini boğarken ki baktığınız gibi) siz de bakıyordunuz, s onra sizi ölümünüzün ardından yeniden dirilttik böylelikle belki teşekkür edersiniz. Üzerinize buluttan bir gölge yaptık , üzerinize menne ve selva indirdik / bıldırcın eti ve kudret helvası indirdik, rızık olarak size verdiklerimizin hoş ve temiz olanlarından yiyin dedik, bize zulüm edemediler ve lakin kendilerine zulmettiler. Bir vakit size “Bu memlekete girin, istediğiniz taraftan bol bol yiyin, kapıdan secde ederek girin, günahlarımızı bizden kaldır / hıtta deyin, biz de sizi günahlarınızdan bağışlayalım, güzel davrananlara ilerde ziyadesiyle vereceğiz dedik. Kafirler kendilerine söyleneni başka bir sözle değiştirdiler (Hıtta yerine kılçıklı buğday anlamında hınta dediler güya dalga geçtiler , tahrif harfle başlar ) ve biz de yoldan çıkmaları / fasık olmaları nedeniyle zalimler üzerine pislik bir azap indirdik. Musa kavmi için su dilemişti, biz de asan ile vur taşa dedik, Ondan on iki göze fışkırdı. (Yakub’un on iki soyu) Her bir insan içeceği yeri bildi , Allah’ın rızkından yiyin için haddi aşıp arzda bozgunculuk çıkarmayın. Bir vakit de dediniz ki Ey Musa tek yemeğe dayanamıyoruz , Rabbine dua et bizim için, arzın yetiştirdiği şeylerden baklasından, kabağından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarsın , dedi ki hayırlı olanı daha değersiz olanla / edna olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehire / Mısır’a (ekim dikim yapılan yer) inin, sorduklarınız sizin için orada var. Üzerlerine zillet / utanç ve yoksulluk damgası vuruldu , Allah’tan bir azaba çarpıldılar , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok sayıyor olmalarındandı ve haksız yere nebileri öldürüyor olmalarındandı , bu, onların haddi aşıp isyan etmelerinden dolayıydı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani: (İsrailoğullarına) "Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek/boynu bükük, zelil olarak girin ve “Bağışla” deyin de sizi bağışlayalım. Güzel davrananların mükâfatını da artıracağız." demiştik.

Süleyman Ateş

Demiştik ki: "Şu kente girin, oradan dilediğiniz yerde bol bol yeyin; secde ederek kapıdan girin ve "hitta (ya Rabbi, bizi affet)" deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım, güzel davrananlara daha fazlasını da veririz.

Süleymaniye Vakfı

Bir gün şöyle demiştik: "Şu kente girin; istediğiniz yerden bol bol yiyin. O kapıdan boyun eğerek girin dipnot 1 ve 'Günah yükümüzü kaldır!' deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara daha fazlasını vereceğiz." dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetin bu bölümünün meali "secde ederek girin" şeklindedir. Arap dilinde secde, eğilme ve boyun eğmedir (Müfredat). Türkçede secde denildiğinde sadece namazda yapılan secde anlaşıldığı için "boyun eğerek girin" anlamı verilmiştir.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün şöyle demiştik: "Şu şehre girin de beğendiğiniz yerden, çekinmeden dipnot 1 yiyin. Secde edip kapıdan girin ve ‘hıtta!' (günah yükümüzü kaldır!) deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara ikramımız olacaktır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen rağad رغد, güzellik ve bolluk demektir (Müfredat). Çekinmeden, sözü her iki anlamı da ifade eder.

Şaban Britch

Hani: "Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek/boynu bükük, zelil olarak girin ve “Bağışla” deyin de sizi bağışlayalım. Güzel davrananların mükâfatını da artıralım." demiştik.

Şaban Piriş

Hani: -Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek girin ve "bağışla" deyin de sizi bağışlayalım. Güzel davrananların mükafatını da artıralım, demiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Şöyle demiştik: "Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve 'Affet bizi!' deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Remember that once We extended Our mercy to you redeeming you from the wilderness. We said to you: "Make entry into this town –AL-Quds- and eat as you will, wherever you will; it is all replete with choice of all delights and enjoy all that is wholesome and affords pleasure. Humble yourselves and bow your knees to Me as you go through the gate and let your bosoms surge forth and answer thanks. Express your thoughts in words invoking Me to relieve your hearts and unload your burden of sins. We will forgive your iniquities and reward those whose deeds are imprinted with wisdom and piety with what runs higher than what corresponds with their piety"

Abdul Haleem

Remember when We said, ‘Enter this town and eat freely there as you will, but enter its gate humbly and say, "Relieve us!" Then We shall forgive you your sins and increase the rewards of those who do good.’

Abdullah Yusuf Ali

And remember We said: "Enter this town, and eat of the plenty therein as ye wish; but enter the gate with humility, in posture and in words, and We shall forgive you your faults and increase (the portion of) those who do good."

Abul A'la Maududi

And recall when We said: "Go into this town dipnot 1 and eat abundantly of its food; but enter the gate prostrate, saying, “Repentance". dipnot 2 We will forgive you your sins and shall bestow more favour on the doers of good.”

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It has not yet been possible to arrive at any conclusion about the identity of the locality mentioned here. The series of events in the context of which God's command to enter the city is mentioned belong to the period of the exodus of the Children of Israel in the Sinai peninsula. It is therefore probable that the place mentioned in this verse is some Sinaitic city. Another plausible suggestion is that it is Shattim, which was located opposite Jericho on the eastern bank of the river Jordan. According to the Bible the Israelites conquered this town during the last years of the life of Moses. After the conquest the Israelites became so decadent that God smote them with a plague from which twenty-four thousand died (
    Numbers 25: 1-9 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Çölde Sayım 25:1

    İsrailliler Şittimde yaşarken, erkekleri Moavlı kadınlarla zina etmeye başladı.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ).
  2. metne dön, dipnot 2
    God's command was to enter the city not with the arrogance of tyrannical conquerors, but with the humility of men of God (in the manner in which the Prophet would later enter Makka at the time of its conquest). As for 'hit ' tah', it could either mean that when they entered the town they should seek God's pardon for their sins or that instead of plundering and massacring people in the wake of their conquest, they should proclaim an amnesty.

Aisha Bewley

Remember when We said, ‘Go into this town. and eat from it wherever you like, freely. Enter the gate prostrating and say, "Relieve us of our burdens!" Your mistakes will be forgiven. We will grant increase to all good-doers.’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when We said: "Enter this town (Jerusalem) and eat bountifully therein with pleasure and delight wherever you wish, and enter the gate in prostration (or bowing with humility) and say: ‘Forgive us,’ and We shall forgive you your sins and shall increase (reward) for the good-doers."

Ali Quli Qarai

And when We said, ‘Enter this town, and eat thereof freely whencesoever you wish, and enter prostrating at the gate, and say, ‘‘Relieve [us of the burden of our sins],’’ that We may forgive your iniquities, and soon We will enhance the virtuous. ’

Amatul Rahman Omar

And when We said, `Enter this (near-at-hand) township and eat from it as you wish freely, and enter the gate submissively and go on praying, "(O Lord!) relieve us of the burden of our faults. " We shall (then) protect you against the evil consequences of your faults and We shall multiply the reward of those who do good to others.'

Arthur John Arberry

And when We said, 'Enter this township, and eat easefully of it wherever you will, and enter in at the gate, prostrating, and say, Unburdening; We will forgive you your transgressions, and increase the good-doers. '

Bijan Moeinian

Remember also when I said: "[Fight with the unjust habitants of Jerusalem, conquer and] Enter into the town [Jerusalem] where you will find as many provisions as you want. Enter the gate (of the town) bowing down with humility invoking God’s name and granting general amnesty (to the inhabitants after the conquest.) Then I will forgive your sins and reward you generously." [They replied: “Moses, you and your God go fight for us and once you conquer the town we will join you!]”

E. Henry Palmer

And when we said, 'Enter this city and eat therefrom as plentifully as ye wish; and enter the gate worshipping and say 'hittatun. So will we pardon you your sins and give increase unto those who do well.'

Edip-Layth

We said, "Enter this town, and eat from it as plentifully as you wish; and enter the gate humbly, and talk amicably, We will then forgive your mistakes, and We will increase for the good-doers."

George Sale

And when We said, enter into this city, and eat of the provisions thereof plentifully as ye will; and enter the gate worshipping, and say, forgiveness! We will pardon you your sins, and give increase unto the well-doers.

Hamid S. Aziz

And when We said, "Enter this city and eat there from as plentifully as you wish; and enter the gate worshipping and say "hittatun" (repentance and surrender to Allah). So will We pardon you your sins and give increase unto those who do right."

Mahmoud Ghali

And (remember) as We said, "Enter this town, so eat opulently of it where you decide, and enter (in at) the gate, constantly prostrating and say, (Unburdening)" (Literally: these "killings") (Then) We forgive you your sins and We will soon increase the fair-doers.

Marmaduke Pickthall

And when We said: Go into this township and eat freely of that which is therein, and enter the gate prostrate, and say: "Repentance." We will forgive you your sins and will increase (reward) for the right-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

And remember, We said to you: "Enter this city, eat wherever you like, as much as you please, but pass through the gates in humility and say: 'May our sins be forgiven. ' We shall forgive your trespasses and give those who do good abundance.

Muhammad Asad

And [remember the time] when We said: "Enter this land, and eat of its food as you may desire. abundantly; but enter the gate humbly and say, `Remove Thou from us the burden of our sins', [whereupon] We shall forgive you your sins, and shall amply reward the doers of good."

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when We said, "Enter this city and eat freely from wherever you please; enter the gate with humility, saying, ‘Absolve us.’ We will forgive your sins and multiply the reward for the good-doers."

Progressive Muslims

And We said: "Enter this town, and eat from it as plentifully as you wish; and enter the gate while prostrating, and Say: "Our load is removed", We will then forgive your mistakes, and We will increase for the good doers. "

Rashad Khalifa

Recall that we said, "Enter this town, where you will find as many provisions as you like. Just enter the gate humbly, and treat the people nicely. We will then forgive your sins, and increase the reward for the pious."

Sahih International

And [recall] when We said, "Enter this city and eat from it wherever you will in [ease and] abundance, and enter the gate bowing humbly and say, 'Relieve us of our burdens. ' We will [then] forgive your sins for you, and We will increase the doers of good [in goodness and reward]."

Sam Gerrans

And when We said: “Enter this city, and eat freely of it wheresoever you will. And enter the gate in submission, and say: ‘A mitigation!’ We will forgive you your offences, and will increase the doers of good.”

Shabbir Ahmed

Then We commanded you, "Enter this town (the sacred land of Palestine (5:21)) and enjoy the provisions - partake as you desire. But enter the gate humbly saying, HITTATUN (Our Lord! Pardon our misdeeds since we mend our ways). Then do what you say and We shall forgive you your faults and amply reward the doers of good."

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when, We said: "Enter this town, and eat from the plentiful in there as you wish; But enter the gate with humility, in (your) way and in (your) words, and We shall forgive you for your faults and increase (the portion of) those who do good. "

Taqi Usmani

When We said, "Enter this town, and eat to your heart’s content wherever you wish in it; and enter the gate prostrating yourselves and say: HiTTah (we seek forgiveness), so that We forgive your errors. And We shall give much more to those who do good."

The Monotheist Group

And We said: "Enter this town, and eat from it as you wish bountifully. And enter the passageway by crouching, and say: "Our load is removed," so that your wrongdoings will be forgiven, and We will increase for the good doers."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 58. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 58. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 58. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩