Bakara suresi

Bakara suresi, 93. ayet

Bakara suresi, 93. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱسْمَعُوا۟ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

veiẕ eḫaẕnâ mîŝâḳaküm verafa`nâ fevḳakümu-ṭṭûr. ḫuẕû mâ âteynâküm biḳuvvetiv vesme`û. ḳâlû semi`nâ ve`aṣaynâ veüşribû fî ḳulûbihimü-l`icle biküfrihim. ḳul bi'semâ ye'müruküm bihî îmânüküm in küntüm mü'minîn.

Diyanet İşleri

Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkarları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 90–96 · surenin 93. ayeti / 286
  1. Bakara 90

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkar edenlere alçaltıcı bir azap vardır.

  2. Bakara 91

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

  3. Bakara 92

    Andolsun, Musa size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.

  4. 93

    Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkarları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!

  5. Bakara 94

    De ki: "Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil de, yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!"

  6. Bakara 95

    Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir.

  7. Bakara 96

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Halbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

93. “Hani sizden bir söz almış ve Tur’u üstünüze kaldırıp; “Size verdiğimiz (Kitabı) kuvvetle tutun ve dinleyin” demiştik.” Dinlemek hakkındaki bu emir, verileni kabul, ona itaat ve emri yerine getirmek şeklindeki dinlemedir. “Onlar ise “Dinledik, isyan ettik” demişlerdi.” Bunun yerine böyle bir tutum takınmışlardı. “Küfürleri yüzünden buzağı (sevgisi) kalplerine içirildi.” Yani buzağıya ve ona ibadete karşı duydukları sevgi kalplerini çepeçevre kuşatmış ve küfürleri sebebi ile bu sevgi kalplerinin tâ içine sinmişti.

“De ki: “Eğer mümin iseniz, imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!” Yani sizler iman iddiasında bulunuyor ve hak dine bağlı olmakla övünüyorsunuz. Hâlbuki sizler hem peygamberleri öldürmüş, hem de Allah’ın Peygamberi sizin yanınızda olmadığı sırada Allah’ı bırakıp buzağıyı ilâh edinmiştiniz. Allah’ın emir ve yasaklarını ise ancak tehdit edildikten ve üzerinize Tur’un kaldırılmasından sonra kabul etmiş, sözlü olarak emirlere uyacağınızı söylemekle birlikte fiilen bu sözünüzü de bozmuş idiniz. Sahibi olduğunuzu iddia ettiğiniz bu iman nasıl bir imandır, bu din ne biçim bir dindir? Eğer iddianıza göre iman bu demekse, kişiyi azgınlığa götüren, Allah’ın Peygamberlerini inkâra ve pek çok hususta Allah’a isyana götüren iman ne kadar kötü bir imandır! Hâlbuki bilinen şudur: Sağlıklı bir iman, sahibine her türlü hayrı yapmayı emreder ve her türlü kötülükten de onu alıkoyar. Böylelikle sizin yalan söylediğiniz ortaya çıkmakta ve çelişkileriniz açıkça belli olmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa -aleyhisselam-'a ittiba edeceğinize ve Allah'ın katından getirdiğini kabul edeceğinize dair sizden aldığımız sözü hatırlayın. Sizi korkutmak için dağı üzerinize kaldırdık. Size: "Tevrat'ta indirmiş olduğumuz şeye ciddiyet ve çalışkanlıkla, kabul etmek için dinleyerek ve itaat ederek sarılın, eğer bunu yapmaz iseniz dağı başınıza geçiririz!" dedik. Sizler de: "Kulaklarımızla işittik, amellerimizle karşı geldik" dediniz. Küfürlerinden dolayı kalplerine, buzağıya ibadet etmeleri yerleşti. Ey Peygamber! de ki: "Eğer müminlerden iseniz Allah'ı inkâr etmenizi emreden bu imanınız ne kötüdür. Çünkü doğru iman ile birlikte küfür olmaz."

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz hani bir zaman
  2. أَخَذْنَا ehazna almıştık kök: اخذ
  3. مِيثَـٰقَكُمْ misakakum kesin sözünüzü kök: وثق
  4. وَرَفَعْنَا ve rafea'na ve kaldırmıştık kök: رفع
  5. فَوْقَكُمُ fevkakumu üzerinize kök: فوق
  6. ٱلطُّورَ t-tura Tur(dağın)ı kök: طور
  7. خُذُوا۟ huzu tutun kök: اخذ
  8. مَآ ma şeyi
  9. ءَاتَيْنَـٰكُم ateynakum size verdiğimiz kök: اتي
  10. بِقُوَّةٍۢ bikuvvetin kuvvetle kök: قوي
  11. وَٱسْمَعُوا۟ ۖ vesmeu dinleyin (demiştik) kök: سمع
  12. قَالُوا۟ kalu dediler kök: قول
  13. سَمِعْنَا semia'na dinledik kök: سمع
  14. وَعَصَيْنَا ve asayna ve isyan ettik kök: عصي
  15. وَأُشْرِبُوا۟ ve uşribu ve içirildi kök: شرب
  16. فِى fi
  17. قُلُوبِهِمُ kulubihimu kalblerine kök: قلب
  18. ٱلْعِجْلَ l-icle buzağı (sevgisi) kök: عجل
  19. بِكُفْرِهِمْ ۚ bikufrihim inkarlarıyla kök: كفر
  20. قُلْ kul de ki kök: قول
  21. بِئْسَمَا bi'sema ne kötü şey kök: باس
  22. يَأْمُرُكُم ye'murukum size emrediyor kök: امر
  23. بِهِۦٓ bihi onunla
  24. إِيمَـٰنُكُمْ imanukum imanınız kök: امن
  25. إِن in eğer
  26. كُنتُم kuntum iseniz kök: كون
  27. مُّؤْمِنِينَ mu'minine inanan kimseler kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: طور (11 geçiş) · Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: رفع (29 geçiş)

    Hani, (Tevrat ile amel edeceğinize dair) sizden sağlam bir söz almış, Tur dağını da tepenize dikmiş ve "Sakınasınız diye, size verdiğimiz Kitab'ı…

  • Aynı kök: طور (11 geçiş) · Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: رفع (29 geçiş)

    Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara,…

  • Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Aynı kök: فوق (43 geçiş)

    Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak…

  • Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Aynı kök: فوق (43 geçiş)

    O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hakim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün…

  • Aynı kök: رفع (29 geçiş) · Aynı kök: فوق (43 geçiş)

    Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle…

  • Aynı kök: قوي (42 geçiş) · Aynı kök: فوق (43 geçiş)

    Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı…

  • Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye sağlam söz almıştı. Fakat…

  • Aynı kök: عصي (32 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani sizden sağlam bir söz almış, üzerinize (Sînâ) dipnot 1 Dağı(nı âdeta) kaldırmıştık. dipnot 2 (Onlara) "Size verdiğimizi kuvvetle alın (ona sıkıca tutunun); dipnot 3 (ondaki gerçekleri) dinleyin!" (demiştik). Onlar ise "İşittik ve isyan ettik." demişlerdi. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı(ya tapma sevgisi) içirilmişti dipnot 4 (doldurulmuştu). De ki: "(Böyle) inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!"

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki dağın Sînâ Dağı olduğunun delili Mü'minûn 23:20 ve Tîn 95:2'dir.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Dağın kaldırılması" mecaz olarak "dağın sarsılması ve durumun sıkıntı vermesi" olabilir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.
  4. metne dön, dipnot 4
    İnkârcıların kalplerine buzağıya tapma sevgisinin doldurulmasının sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani insanların kararlı bir şekilde inkar etmesi, inkarcılığı sürdürmesi inkâr "sebep", bunun sonucunda kalplerine buzağıya tapma sevgisinin doldurulması ise "sonuç"tur.

Mustafa İslamoğlu

Hani, bir zaman (Sina) Dağı'nı üzerinize yükselterek sizden kesin söz almıştık: "Size gönderdiğimiz mesajı hayata uygulayın ve artık hakikatı duyun!" Buna karşın "İşittik ve itaat ettik\\isyan ettik" dediler. Küfürleri sebebiyle buzağı (heykeli) gönüllerinde taht kurdu. De ki onlara: Bozuk inancınız size ne fena şeyler yaptırıyor? Eğer gerçekten inandıysanız (böyle yapmazdınız).

Muhammed Esed

Biz o zaman, Sina Dağı'nı üzerinize şahit tutarak, "Size emanet ettiğimiz şeye (bütün) gücünüzle sarılın ve ona kulak verin!" (diyerek) sizden kesin bir taahhüt almıştık. (Bütün bu hatırlatmalara rağmen) onlar; "Dinledik, ama itaat etmiyoruz!" derler. Zira, hakikati reddetmeleri yüzünden bunların kalplerini (altın) buzağı sevgisi kaplamıştır. De ki: "Ne kötü (şu) inancınızın sizi yönelttiği (şey)! Eğer gerçekten bir şeylere inanıyorsanız."

Ahmed Hulusi

Biz sizden söz almıştık, Tur'u (benlik dağı) üzerinizde kaldırmıştık. . . "Verdiğimizi özünüzdeki kuvve ile yaşayın, algılayın ve gereğine uyun" (demiştik). Onlar ise: "Algıladık ama kabul etmedik" dediler. Bu inkarları yüzünden kalpleri buzağı sevgisiyle (dışsallıkla) doldu! De ki: "İman edenleriz diyorsanız, imanınızın getirisi de buysa, ne kötü bir şey bu!"

Ali Bulaç

Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve baş kaldırdık." İnkarları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?"

Ali Özek ve heyeti

Hatırlayın ki, sizden kesin bir söz almış veTûr'u da üzerinize kaldırarak size verdiğimize kuvvetlice tutunun ve (emirlerini) dinleyin, demiştik. Onlar: İşittik ve isyan ettik, dediler. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı sevgisi dolduruldu. De ki: Eğer inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!

Ali Rıza Safa

Sizden kesin söz aldığımızda, dağı üzerinize yükseltmiştik. "Size verdiğimize sımsıkı sarılın ve dinleyin!" Dediler ki: "Dinledik ve karşı geliyoruz!" Nankörlük ettikleri için, yüreklerinde buzağı yer etmişti. De ki: "İnancınız, sizi ne kötü yönlendiriyor; eğer inanıyorsanız?"

Bayraktar Bayraklı

Hatırlayınız ki, "Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri dikkatlice dinleyin" diye sizden söz almış ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık. Onlar, "İşittik ve isyan ettik" dediler. İnkarları sebebiyle buzağı sevgisi gönüllerine dolduruldu. De ki: "Eğer inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!"

Edip Yüksel

Hani üzerinize Tur dağını kaldırıp sizden söz almıştık: "Size verdiğim emirlere sıkıca sarılın ve dinleyin." Fakat "Dinledik ve karşı geldik" dediler. İnkarlarından dolayı kalpleri buzağı ile kandı. De ki: "Onaylamışsanız, onayınız size ne de kötü yön veriyor!"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hani üzerinize Tur dağını kaldırıp sizden söz almıştık: 'Size verdiğim emirlere sıkıca sarılın ve dinleyin.' Fakat 'Dinledik ve karşı geldik,' dediler. İnkarlarından dolayı kalpleri buzağı ile kandı. De ki: 'İnanmışsanız, inancınız size ne de kötü yön veriyor!'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir vakit: "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın ve O'nu dinleyin" diye Tur'u tepenize kaldırıp sizden söz aldık. "Duyduk, isyan ettik." dediler ve inkarları yüzünden dana sevgisi iliklerine kadar işledi. De ki: "Eğer sizler inanmış kimseler iseniz inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir vakit size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve dinleyin diye Turu tepenize kaldırıb misakınızı aldık, dinledik ısyan ettik dediler, ve küfürleriyle danayı kalblerinde iliklerine işlettiler, eğer, de: sizler mü'minlerseniz imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor?

Erhan Aktaş

Hani sizden, "Size verdiğimizi kuvvetlice alın ve dinleyin." diye kesin söz almış ve Tur'u üzerinize yükseltmiştik dipnot 1 . Demişlerdi ki: "Dinledik; ama itaat etmiyoruz." Küfürleri yüzünden kalplerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer gerçekten inanıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!"

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sizin öncünüzü Tur'a yükseltmiştik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani sizden, "Size verdiğimizi kuvvetlice alın ve dinleyin." diye kesin söz almış ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık dipnot 1 . Demişlerdi ki: "Dinledik ama itaat etmiyoruz." Küfr'leri yüzünden kalplerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer gerçekten inanıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!"

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sizin öncünüzü Tur'a yükseltmiştik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani sizden, "Size verdiğimizi kuvvetlice alın ve dinleyin." diye kesin söz almış ve Tur'u üzerinize kaldırmıştık dipnot 1 . Demişlerdi ki: "Dinledik ama itaat etmiyoruz." Küfürleri yüzünden buzağı kalplerine yerleştirildi. De ki: "Eğer gerçekten inanıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!"

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sizin öncünüzü Tur'a yükseltmiştik.

Gültekin Onan

Hani sizden misak almış ve üzerinize Tur (dağını) kaldırmıştık / yükseltmiştik: "Size verdiğime sıkıca sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve karşı geldik / baş kaldırdık" (asayna). Küfürlerinden dolayı buzağı (tutkusu) kalplerine sinmişti / içirilmişti (üşribu). De ki: "Eğer inançlılar iseniz inancınız size ne kötü / çirkin (şeyler) buyuruyor VEYA inançlılar olsaydınız inancınız size kötü / böyle çirkin şeyler buyurmazdı".

Hasan Basri Çantay

Bir vakit "Size verdiğimiz (Tevrat) ı kuvvetle tutun (ona sımsıkı yapışın, söz) dinleyin" (diye) "Tur" u tepenizin üstüne kaldırıb sizden te'minatlı va'd almışdık. "(Kulağımızla) dinledik, (kalbimizle) isyan etdik" demişlerdi. (Çünkü) küfürleri yüzünden özlerine buzağı (bir su gibi) içirilmiş (iyice işlemiş) di. De ki: "Eğer mü'min (kimse) ler iseniz inancınız size ne kötü şey emrediyor."

İbni Kesir

Hani; size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun ve dinleyin, diye Tur'u tepenize dikmiş ve sizden misak almıştık. İşittik ve karşı geldik dediler ve küfürleri yüzünden buzağı sevgisi kalblerine sindirildi. Eğer inananlardansanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor? de.

Mehmet Alagaş

(92-96) Kesin olan şu ki, Musa açıklamalarla size geldi, sonra siz O’nun ardından / Musa’nın ardından buzağıyı edindiniz, siz zalimlersiniz. Bir vakit sizden söz aldık / misak aldık üzerinize Tur’u yükselttik, size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve işitin dediler ki işittik ve isyan ettik. Kafirliklerinden dolayı kalplerine buzağı sevgisi içirildi. Eğer ki iman ediyorlar ise imanları onlara ne kötü bir şey emrediyor. (Bu nasıl bir iman ki sizi buzağıya götürdü) De ki Allah’ın yanında ahiret yurdu insanlardan diğerlerine değil de size özel ise eğer , bu sözünüze de sadıksanız ölümü dileyin / temenni edin. Onlar elleriyle takdim ettikleri nedeniyle onu / ölümü ebediyen dilemezler , Allah zalimleri bilendir. İnsanlardan ve ortak koşanlardan hayat üzerine en hırslılar olarak onları bulursun, onlardan her biri bin yıl ömür sürmeyi arzu eder, oysa ki kişinin ömürlendirilmesi onu azaptan uzaklaştıracak değildir, Allah yaptıklarını görendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani, Tûr dağını tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimize (Kitab’a) sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar: “İşittik, karşı geldik” demişlerdi. Küfürleri yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine içirilip, sindirilmişti. Onlara de ki: "(Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!"

Süleyman Ateş

Bir zaman üzerinize Tur(dağın)ı kaldırıp sizden kesin söz almıştık: "Size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun, dinleyin!" (demiştik). "Dinledik ve isyan ettik." dediler. İnkarlarıyla kalblerine buzağı sevgisi içirildi. De ki: "Eğer inanan kimseler iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor."

Süleymaniye Vakfı

Bir gün Tur'u /Sina Dağı'nı tepenize kaldırarak dipnot 1 sizden kesin söz almış, "Size verdiğimize sıkı sarılın ve dinleyin!" demiştik. Siz de "Dinledik ve sıkı sarıldık!" dipnot 2 demiştiniz. dipnot 3 Oysa (kitabı) görmezlikte direnmeniz yüzünden boğa tutkusu içinize işlemişti. dipnot 4 De ki: "Eğer inanıp güvenen kişilerseniz inancınız sizden ne kötü şey istiyor!" dipnot 5

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Gelenekte buraya "dinledik ve isyan ettik" anlamı verilir ama "isyan ettik" diyenler Allah'a söz vermiş olamazlar. Asa (عصى)'nın "değneğe sarılır gibi sarılma" (Lisan'ul-Arab) anlamı da olduğundan "asayna"ya "sıkı sarıldık" anlamını vermek gerekir (Bkz. Nisa 46'nın dipnotu). Tevrat'ın ilgili bölümü şöyledir: "(Musa) antlaşma kitabını alıp halka okudu. Halk, 'Şama'nu ve asinu = Rabb'in her söylediğini yapacağız, Onu dinleyeceğiz' dedi." (Çıkış 24/3-7)
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
  4. metne dön, dipnot 4
  5. metne dön, dipnot 5
    Hem "dinledik ve sıkı sarıldık" diyorsunuz hem de boğa tutkusundan vazgeçmiyorsunuz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün Tur'u tepenize kaldırarak dipnot 1 sizden kesin söz almış, "Size verdiğimize sıkı sarılın ve dinleyin!" demiştik. Siz de "Dinledik ve sıkı sarıldık" dipnot 2 demiştiniz. Oysa ayetleri görmezlikten gelmeniz sebebiyle buzağı tutkusu içinize işlemişti dipnot 3 . De ki "Kendinizi mümin sayıyorsanız, inancınız sizden ne kötü şey istiyor!" dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Bir gün o dağı adeta bir gölgelik gibi üzerlerine kaldırdık; başlarına düşeceğini sandılar. Size verdiğimizi (Tevrat'ı) sıkı tutun. İçindekilerini düşünün ki kendinizi koruyabilesiniz" dedik." (Araf 7/171)
  2. metne dön, dipnot 2
    Gelenekte buraya "dinledik ve isyan ettik" anlamı verilir ama onu söyleyen, söz vermiş olmaz. Asa'nın "değneği tutar gibi tutma" (Lisan) anlamı da olduğundan "semi'na ve asayna"ya: "dinledik ve sıkı sarıldık" mealini vermek gerekir (Nisa 4/46'nın dipnotuna bkz.). Tevrat'ın ilgili bölümü şöyledir: "(Musa) antlaşma kitabını alıp halka okudu. Halk, «Şama'nu ve asinu = Rabb'in her söylediğini yapacağız, O'nu dinleyeceğiz» dedi." (Tevrat, Çıkış 24/3-7)
  3. metne dön, dipnot 3
    Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu).
  4. metne dön, dipnot 4
    Bir taraftan inandık ve sıkı sarıldık diyorsunuz, diğer taraftan buzağı tutkusundan vazgeçmiyorsunuz.

Şaban Britch

Bir vakit de sizden üzerinize Tur dağı kaldırarak kesin söz almıştık: Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin, demiştik. İşittik ve karşı geldik, dediler de küfürleri yüzünden gönüllerine buzağı sevgisi sindirildi. De ki: Eğer mümin iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor!

Şaban Piriş

Bir vakit de sizden üzerinize dağı kaldırarak kesin söz almıştık: -Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin, demiştik. -İşittik ve karşı geldik, dediler de küfürleri yüzünden gönüllerine buzağı sevgisi sindirildi. De ki: -Eğer mümin iseniz, imanınız size ne kötü şey emrediyor!

Yaşar Nuri Öztürk

Hani kesin söz almıştık sizden de Tur'u üzerinize kaldırmıştık. "Size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve dinleyin." demiştik. Şöyle demişlerdi: "Dinledik ve isyan ettik." İnkarları yüzünden gönüllerine buzağı içirildi. De ki: "Eğer inanan kişilerseniz, ne kötü şeydir size imanınızın emretmekte olduğu..."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And Recall when you camped at the foot of Mount and heaven thundered and the awe inspiring echoes thundered in your ears as We entered with you into a Covenant and We stabilized the mountain above you when it shook with such fits for the profound reverence dutiful to Allah and We said: "Adhere to all that We have imparted to you in AL-Tawrah and observe and esteem the code of discipline and regulations, hold to your promise, pay attention and regard". And your people said: "We have opened our hearts' ears " But their actions did not accord to their words. They impiously took the calf and drank with delight, to tame their wicked feelings. Say to them, O Muhammad: "If these are the principles of your faith steering your course of action, then how worthless is your apprehension of divine truth and system of religious belief, if you truly represent yourselves as people of faith?"

Abdul Haleem

Remember when We took your pledge, making the mountain tower above you, and said, ‘Hold on firmly to what We have given you, and listen to [what We say].’ They said, ‘We hear and we disobey,’ and through their disbelief they were made to drink [the love of] the calf deep into their hearts. Say, ‘How evil are the things your belief commands you to do, if you really are believers!’

Abdullah Yusuf Ali

And remember We took your covenant and We raised above you (the towering height) of Mount (Sinai): (Saying): "Hold firmly to what We have given you, and hearken (to the Law)": They said:" We hear, and we disobey:" And they had to drink into their hearts (of the taint) of the calf because of their Faithlessness. Say: "Vile indeed are the behests of your Faith if ye have any faith!"

Abul A'la Maududi

Recall the covenant We made with you and caused the Mount to tower above you, stressing: "Hold to what We have given you with full strength and give heed to it." But their forefathers said: “We hear, but we disobey” – for their hearts were overflowing with love for the calf because of their unbelief. Say: “If you are people of faith, then evil are the things that your faith enjoins upon you.”

Aisha Bewley

Remember when We made a covenant with you and lifted up the Mount above your heads: ‘Take hold vigorously of what We have given you and listen. ’ They said, ‘We hear and disobey.’ They were made to drink the Calf into their hearts because of their kufr. Say, ‘If you are muminun, what an evil thing your iman has made you do.’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when We took your covenant and We raised above you the Mount (saying), "Hold firmly to what We have given you and hear (Our Word)." They said, "We have heard and disobeyed." And their hearts absorbed (the worship of) the calf because of their disbelief. Say: "Worst indeed is that which your faith enjoins on you if you are believers."

Ali Quli Qarai

And when We took covenant with you and raised the Mount above you [declaring], ‘Hold on with power to what We have given you, and listen!’ They said, ‘We hear, and disobey,’ and their hearts had been imbued with [the love of] the Calf, due to their faithlessness. Say, ‘Evil is that to which your faith prompts you, should you be faithful!’

Amatul Rahman Omar

And (recall) when We took a covenant from you, (while you had encamped at the foot of Sinai) with (the summits of) the Mount towering above you, (and We had said,) `Hold fast to that which we have given you and obey. ' (But) those (of you who were given this commandment) said, `We hear and we disobey.' Their hearts were, in fact, permeated with (the love of) the calf (worship) due to their disbelief. Say, `Evil is the way to which your faith leads you, if you are believers at all.'

Arthur John Arberry

And when We took compact with you, and raised over you the Mount: 'Take forcefully what We have given you and give ear. ' They said, 'We hear, and rebel'; and they were made to drink the Calf in their hearts for their unbelief. Say: 'Evil is the thing your faith bids you to, if you are believers.'

Bijan Moeinian

I took a solemn pledge from you while raising the Mount Sinai over your heads: "Follow my revelations to the point and be obedient. " They promised to believe but they rebelled. They were such phonies that they worshipped a cow! Tell them (O Mohammad): “If yours is belief, it is indeed a strange belief that makes you to do such evil things.”

E. Henry Palmer

And when we took a covenant with you and raised the mountain over you, 'Take what we have given you with resolution and hear;' they said, 'We hear but disobey;' and they were made to drink the calf down into their hearts for their unbelief. Say, 'An evil thing is it which your belief bids you do, if ye be true believers.'

Edip-Layth

We took your covenant, and raised the mount above you, "Take what We have given you with strength, and listen." They said, "We hear and disobey!" and they had consumed the calf inside their hearts by their rejection. Say, "Miserable indeed is what your acknowledgement instructs you if you are those who acknowledge!"

George Sale

And when we accepted your covenant and lifted the mountain of Sinai over you, saying, receive the law which we have given you, with a resolution to perform it, and hear; they said, we have heard, and have rebelled: And they were made to drink down the calf into their hearts for their unbelief. Say, a grievous thing hath your faith commanded you, if ye be true believers.

Hamid S. Aziz

And remember when We took a covenant with you and raised the mountain (Sinai) over you, "Take what We have given you with resolution and hear (the Law);" they said, "We hear but disobey;" and they were made to drink (the sin of) the calf down into their heart for their faithlessness. Say, "A vile thing is it which your faith bids you do, if you have any faith."

Mahmoud Ghali

And as We took compact with you (Literally: took your compact) and raised above you the Tûr (i. e. the Mount): "Take powerfully what We have brought you and give ear to (Our Word)." They said, "We have heard, and we disobey." And they were made to drink the Calf in their hearts (i.e., their hearts were filled with love for it) for their disbelief. Say, "Miserable is that to which your belief commands you, in case you are believers!"

Marmaduke Pickthall

And when We made with you a covenant and caused the Mount to tower above you, (saying): Hold fast by that which We have given you, and hear (Our Word), they said: We hear and we rebel. And (worship of) the calf was made to sink into their hearts because of their rejection (of the covenant). Say (unto them): Evil is that which your belief enjoineth on you, if ye are believers.

Mohamed Ahmed - Samira

Although Moses had come to you with evidence of the truth, you chose the calf in his absence, and you transgressed.

Muhammad Asad

And, lo, We accepted your solemn pledge, raising Mount Sinai high above you, [saying,] "Hold fast with [all your] strength unto what We have vouchsafed you, and hearken unto it!" [But] they say, "We have heard, but we disobey" - for their hearts are filled to overflowing with love of the [golden] calf because of their refusal to acknowledge the truth. Say: "Vile is what this [false] belief of yours enjoins upon you-if indeed you are believers!"

Mustafa Khattab

And when We took your covenant and raised the mountain above you ˹saying˺, "Hold firmly to that ˹Scripture˺ which We have given you and obey," they answered, “We hear and disobey.” The love of the calf was rooted in their hearts because of their disbelief. Say, ˹O Prophet,˺ “How evil is what your ˹so-called˺ belief prompts you to do, if you ˹actually˺ believe ˹in the Torah˺!”

Progressive Muslims

And We took your covenant, and raised the mount above you: "Take what We have given you with strength, and listen. " They said: "We hear and disobey!", and they had consumed the calf inside their hearts by their disbelief. Say: "Miserable indeed is what your belief orders of you if you are believers!"

Rashad Khalifa

We made a covenant with you, as we raised Mount Sinai above you, saying, "You shall uphold the commandments we have given you, strongly, and listen." They said, "We hear, but we disobey." Their hearts became filled with adoration for the calf, due to their disbelief. Say, "Miserable indeed is what your faith dictates upon you, if you do have any faith."

Sahih International

And [recall] when We took your covenant and raised over you the mount, [saying], "Take what We have given you with determination and listen. " They said [instead], "We hear and disobey." And their hearts absorbed [the worship of] the calf because of their disbelief. Say, "How wretched is that which your faith enjoins upon you, if you should be believers."

Sam Gerrans

And when We took your agreement and raised the mount above you: “Hold fast what We give you, and listen,” they said: “We hear and we oppose”; and they were filled with drinking the calf in their hearts for their denial. Say thou: “Evil is what your faith enjoins upon you, if you be believers.”

Shabbir Ahmed

Recall again the Covenant We made with you in the Valley of the Mount Sinai, with the mountain towering over you, saying, "Hold firmly to what We have given you, and listen with your hearts!" They said, "We hear and we disobey". The desire to worship a tangible deity was so strong in them that their hearts were infused with the love of the calf, because of their persistent failure to see the Truth. Say, "If your faith teaches you to go back to the primitive ways of worship, then you are in a pitiable state of mind - if you are at all believers."

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when, We took your Promise and We raised above you Mount (Sinai, saying): "Hold firmly to what We have given you, and obey:" They said: "We hear, and we disobey:" And they had to take into their hearts the worship of the calf because they have no Faith. Say: "The commands of your Faith are truly not enough— If you have any faith!"

Taqi Usmani

And when We took a pledge from you, and raised high the (mount of) Tūr above you: "Hold fast to what We have given you, and listen"! They said, “We have heard and disobeyed.” And, on account of their denial, they were soaked with love for the calf in their hearts. Say: “Evil is that which your faith enjoins upon you, if you are believers.”

The Monotheist Group

And We took your covenant, and raised the mount above you: "Take what We have given you with strength, and listen." They said: "We hear and disobey!" And they had consumed the calf inside their hearts by their disbelief. Say: "Miserable indeed is what your belief orders of you if you are believers!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 93. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 93. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 93. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩