Bakara suresi

Bakara suresi, 90. ayet

Bakara suresi, 90. ayet. بِئْسَمَا ٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ أَن يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بَغْيًا أَن يُنَزِّلَ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٍ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ

bi'seme-şterav bihî enfüsehüm ey yekfürû bimâ enzele-llâhü bagyen ey yünezzile-llâhü min faḍlihî `alâ mey yeşâü min `ibâdih. febâû bigaḍabin `alâ gaḍab. velilkâfirîne `aẕâbüm mühîn.

Diyanet İşleri

Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkar edenlere alçaltıcı bir azap vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 87–93 · surenin 90. ayeti / 286
  1. Bakara 87

    Andolsun, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya mucizeler verdik. Onu Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

  2. Bakara 88

    "Kalplerimiz muhafazalıdır" dediler. Öyle değil. İnkarları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

  3. Bakara 89

    Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah'ın laneti inkarcıların üzerine olsun.

  4. 90

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkar edenlere alçaltıcı bir azap vardır.

  5. Bakara 91

    Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a) inanırız" deyip, ondan sonra geleni (Kur'an'ı) inkar ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat'ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: "Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?"

  6. Bakara 92

    Andolsun, Musa size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.

  7. Bakara 93

    Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı geldik" demişlerdi. İnkarları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat'a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 89–90. ayetler için yazılmıştır.

89-90. “Yanlarındakini doğrulamak üzere onlara Allah tarafından bir Kitap gelince” Yani kendilerinin önceden bilip tanıdıkları, o yaratılmışların en faziletlisi ve peygamberlerin sonuncusu vasıtası ile gelen ve Tevrat’tan yanlarında bulunanı tasdik eden Kitab’ı onlar iyi bilmekte ve şeksiz şüphesiz tanımakta idiler. Hatta müşrikler ile kendi aralarında cahiliye döneminde meydana gelen savaşlarda o Peygamber ile yardıma kavuşacaklarına inanmakta, müşrikleri O’nun gelişi ile ve onunla birlikte savaşacaklarını söyleyerek korkutmakta idiler. O tanıdıkları Nebi ve Kitap gelince inkar ettiler. Bu küfürlerinin sebebi ise Allah’ın kulları arasından dilediği kimselere ihsanını indirmesini kıskanmaları ve taşkınlıkları idi. Bunun üzerine Allah onlara lânet etti ve küfürlerinin çokluğu, şüphe ve şirklerinin ardı arkasına gelmesi sebebi ile onlara gazap üstüne gazap etti. “Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.” Yani can yakıcı, ızdırap verici bir azap vardır. Bu da cehennem ateşini boylamak ve ebedi nimetlerden mahrum kalmaktır. Onların bu halleri ne kötüdür! Allah’a, kitaplarına, Peygamberlerine imanı bırakıp O’na, kitaplarına ve Peygamberlerine küfr etmeleri, onu bilmelerine ve doğruluğuna inanmalarına rağmen böyle bir değiş-tokuşa girmeleri ne kadar kötüdür! O nedenle bu, onların azaplarının daha da büyük olmasına sebeptir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a ve Resulüne iman etmeyi nefislerinin arzuladığı şey karşılığında satmaları ne kötü bir şeydir. Allah'ın indirdiğini inkâr ettiler ve resullerini yalanladılar. Peygamberliğin ve Kuran'ın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmesinden dolayı haset edip zulmettiler. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i inkâr etmeleri ve daha önceden de Tevrat'ı tahrif etmelerinden dolayı Allah Teâlâ'nın şiddetli gazabını hak ettiler. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğini inkâr edenler için kıyamet gününde alçaltıcı bir azap vardır.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. بِئْسَمَا bi'sema ne kötüdür kök: باس
  2. ٱشْتَرَوْا۟ şterav sattıkları şey kök: شري
  3. بِهِۦٓ bihi onunla
  4. أَنفُسَهُمْ enfusehum kendilerini kök: نفس
  5. أَن en için
  6. يَكْفُرُوا۟ yekfuru inkar etmek kök: كفر
  7. بِمَآ bima şeyi
  8. أَنزَلَ enzele indirdiği kök: نزل
  9. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  10. بَغْيًا begyen çekemeyerek kök: بغي
  11. أَن en
  12. يُنَزِّلَ yunezzile (vahiy) indirmesini kök: نزل
  13. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  14. مِن min
  15. فَضْلِهِۦ fedlihi lutfundan kök: فضل
  16. عَلَىٰ ala üzerine
  17. مَن men kimsenin
  18. يَشَآءُ yeşa'u dilediği kök: شيا
  19. مِنْ min -ndan
  20. عِبَادِهِۦ ۖ ibadihi kulları- kök: عبد
  21. فَبَآءُو feba'u uğradılar kök: بوا
  22. بِغَضَبٍ bigadebin gazab kök: غضب
  23. عَلَىٰ ala üstüne
  24. غَضَبٍۢ ۚ gadebin gazaba kök: غضب
  25. وَلِلْكَـٰفِرِينَ velilkafirine ve inkar edenler için kök: كفر
  26. عَذَابٌۭ azabun bir azab vardır kök: عذب
  27. مُّهِينٌۭ muhinun alçaltıcı kök: هون

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بوا (17 geçiş) · Aynı kök: غضب (24 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)

    -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse…

  • Aynı kök: هون (26 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere…

  • Aynı kök: بوا (17 geçiş) · Aynı kök: غضب (24 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: بوا (17 geçiş) · Aynı kök: غضب (24 geçiş)

    Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve (mü'min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah'ın…

  • Aynı kök: شري (25 geçiş) · Aynı kök: هون (26 geçiş)

    İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır.…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

63 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'ın, kullarından dilediğine (peygamberlik) vermesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı) inkâr ederek kendilerini (alçak bir şeye) satmaları ne kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğramışlardı. Ayrıca o kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın indirdiği vahyi kulları arasından istediğine bahşetmesini kıskanmaları ve indirdiği vahyi inkar ederek kişiliklerini satmaları ne fena şey! İşte bunun üzerine (dünyada) katmerli bir gazaba uğradılar: İnkar edenler için (ahirette de) alçaltıcı bir azap vardır.

Muhammed Esed

Allah'ın lütfunu dilediği kuluna bahşetmesini kıskanarak Allah'ın indirdiği hakikati inkar etmeleri ve böylece kendilerini kaptırdıkları şu (boş gurur) ne kötü! Onlar böylece Allah'ın gazabını tekrar tekrar hak ettiler. Ve o hakikati inkar edenler için hazırlanmış utanç verici bir azap vardır.

Ahmed Hulusi

Haset yüzünden, Allah'ın fazlından (hakikatinden şuuruna) inzal ettiği kullarından birini inkar ederek, inkarları yüzünden nefslerindeki hakikati örtmeleri ne kötüdür! Bu yüzdendir ki gazap üstüne gazaba uğradılar (hakikatlerinden perdeli yaşam derekesine düştüler). Hakikati inkar edenler (kafirler) için, alçaltıcı bir azap oluşur.

Ali Bulaç

Allah'ın kullarından, dilediğine kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini 'kıskanarak ve hakka baş kaldırarak' Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azab vardır.

Ali Özek ve heyeti

Onların, Allah'ın kullarından dilediğine (Kitap) indirmesini kıskandıkları için Allah'ın indirdiğini (Kur'ân'ı) inkâr ederek kendilerini çok kötü bir şey karşılığında satmaları ne kadar kötü bir şeydir! Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğradılar. Ayrıca kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.

Ali Rıza Safa

Allah'ın, Kendi lütfundan dilediği kuluna indirdiğini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmek uğruna, benliklerini ne kötü bir şeye sattılar. Bu yüzden, öfke üstüne öfkeye uğradılar. Nankörlük edenler için aşağılayıcı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerini ne kötü şey karşılığında sattılar! Çekemediklerinden dolayı, Allah'ın, kullarından dilediğine vahiy indirmesini ve Allah'ın indirdiğini inkar ettiler. Bu inkarları sebebiyle gazap üstüne gazaba uğradılar. İnanmayanları utanç verici azap beklemektedir.

Edip Yüksel

ALLAH'ın, lütfunu kullarından dilediğine indirmesini çekemeyerek ALLAH'ın indirdiğini inkar etmek için kişiliklerini satmaları ne kötü! Böylece gazap üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azap var.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın, lütfunu kullarından dilediğine indirmesini çekemiyerek ALLAH'ın indirdiğini inkar etmek için kişiliklerini satmaları ne kötü! Böylece gazap üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azap var.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ne kadar çirkindir o (karşılığında) kendilerini sattıkları şey ki; Allah'ın kullarından dilediğine kendi lütfundan vahiy indirmesini çekemeyerek, Allah ne indirdiyse hepsini inkar ettiler. Bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Ve o kafirler için aşağılayan bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne çirkindir o kendilerini sattıkları ki; Allahın kullarından dilediğine kendi fadlından vahiy indirmesine bağyederek, Allah ne indirdise hepsine küfrettiler de gadab üstüne gadaba değdiler ve o kafirler için mühin bir azab var

Erhan Aktaş

Allah'ın, dilediği kimseye kendi lütfundan indirmesini çekemeyerek; Allah'ın indirdiğini küfretmekle dipnot 1 kendilerini ne kötü bir şeye karşılık sattılar. Bundan dolayı art arda gelen gazabı hak ettiler. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 2:88. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın, dilediği kimseye kendi lütfundan indirmesini çekemeyerek; Allah'ın indirdiğini küfretmekle dipnot 1 kendilerini ne kötü bir şeye karşılık sattılar. Bundan dolayı art arda gelen gazabı hak ettiler. Gerçeği yalanlayan nankörler için alçaltıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 2:88

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın, dilediği kimseye kendi lütfundan indirmesini çekemeyerek; Allah'ın indirdiğini inkar etmekle kendilerini ne kötü bir şeye karşılık sattılar. Bundan dolayı artarda gelen gazabı hak ettiler. Gerçeği yalanlayan nankörler için alçaltıcı bir azap vardır.

Gültekin Onan

Tanrı'nın kullarından dilediğine kendi fazlından indirmesini çekemiyerek (bagyen) Tanrı'nın indirdiğine küfretmekle nefslerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylece gazap üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı (mühiyn) bir azap vardır.

Hasan Basri Çantay

Onlar Allahın, kullarından kimi dilerse ona fazi (u kerem) inden (vahyi, peygamberliği) indirmesini (öteden beri) günüledikleri (hased etdikleri) için Allahın (bu kerre) indirdiği şey'i (Kur'an)ı da inkar etmek (şuretiy) le nefslerini ne kötü şey'e değişib satdılar da gazab üstüne gazaba döndüler. O kafirler için (kendilerini) hor ve hakir edici bir azab vardır.

İbni Kesir

Nefislerini ne kötü şeye değişip sattılar. Allah'ın kullarından dilediğine fazlından indirmesine hased ederek Allah'ın indirdiğini inkar ettiler ve gazab üstüne gazaba uğradılar. Küfredenlere alçaltıcı bir azab vardır.

Mehmet Alagaş

(87-91) Kesin olan şu ki Musa’ya kitap verdik, O’nun ardından peş peşe Resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da açıklamaları verdik, Onu Kutsal Ruh ile destekledik , her seferinde Resuller, nefsinizin keyfine uymayan şeyler getirdi diye kibirlenmediniz mi? Bir bölümünüz onu yalanladı bir bölümünüz de öldürüyordunuz. Dediler ki kalbimiz kılıflıdır / örtülüdür. (Kılıf, kılıç kını) bilakis Allah onları küfürlerinden dolayı lanetledi , bu nedenle de onların pek azı iman eder. Ne zaman yanlarında olanı onaylayıcı / tasdi kleyici bir kitap Allah’ın yanından gelse ve üstelik o kitap gelmeden önce de Kafirlere karşı bir fetih talebinde bulunuyor olmalarına rağmen onlara gelen i, tanıdıkları o kitabı inkâr ettiler. Bu nedenle de Allah’ın laneti kafirlerin üzerine oldu. (Sen kafirlere karşı kitap iste gelince de inkâr et bunun bir bedeli olmalı) Allah’ın indirdiğini inkâr ederek satın aldıkları şey ne kötüdür. Allah’ın kullarından istediği birine fazlından indirmiş olmasını çekemediler / kıskandılar, bu nedenle gazap üzerine gazaba uğradılar, kafirler için alçaltıcı / utanılası / adi bir azap vardır. Onlara Allah’ın indirdiğine iman edin denildiğinde dediler ki biz bize indirilene iman ederiz, onun dışındakileri yok sayarız dediler O / Kuran onlarla beraber olanı tasdikleyen gerçektir / haktır. De ki o halde eğer iman ediyorduysanız niçin önceden Allah’ın nebilerini öldürdünüz (Biz kendi kitabımıza inanırız demekle olmuyor Resuller sizin değil miydi?)

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah'ın kullarından dilediğine, (Kitap) indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı) inkâr etmekle, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar. Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kâfirlere alçaltıcı bir azap vardır.

Süleyman Ateş

Allah'ın, kullarından dilediğine lutfuyla (vahiy) indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmek için kendilerini ne alçak şeye sattılar da gazab üstüne gazaba uğradılar. İnkar edenler için alçaltıcı bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın, tercih ettiği dipnot 1 bir kuluna iyilik edip kitap indirmesini kıskanarak Allah'ın indirdiğini görmezlikte direnmekle, kendilerini ne kötü sattılar! Başlarına gazap üstüne gazap geldi. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiilinin kökü, "bir şeyi yapma, var etme" anlamında olan şey (شيء)'dir. (Müfredat). Burada Allah'ın yaptığı, bir kulunu tercih ederek ona kitap indirmesidir. Ayrıca bkz Bakara 2/20. ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu azap, Muhammed aleyhisselamın elçiliğini öldürme çabalarının cezasıdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerini ne kötü sattılar! Allah, seçtiği dipnot 1 bir kuluna iyilik edip Kitap indirdi diye, kıskançlıktan Allah'ın indirdiği her şeye kendilerini kapadılar. Başlarına gazap üstüne gazap geldi. O kafirlerin hak ettikleri, alçaltıcı bir azaptır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Şae="يشاء"  fiili, bir şeyi var etti, demektir. (Müfredat) Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir..

Şaban Britch

Allah’ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah’ın indirdiğine küfretmekle kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar, bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Kâfirlere alçaltıcı bir azap vardır.

Şaban Piriş

Allah'ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmekle kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar, bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın, kullarından dilediğine lütfunun eseri olarak indirdiğini zalimce kıskanarak, Allah'ın vahyettiğini inkar etmeleri uğruna öz benliklerini sattıkları şey ne çirkindir! Bu yüzdendir ki gazap üzerine gazaba çarpıldılar. Gerçeği örtenler için rezil edici bir azap vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

How worthless is the price they received for selling their souls to immorality and wickedness, inequitably rejecting the truth received from Allah guiding into all truth; a defying impiety induced by transgression -natural to them- and by base envy reflecting sincere hatred upon those whom Allah Has mercifully granted, the prerogative of Prophethood, an unreachable excellence. There and then they came again within the measure of Allah's wrath and incurred wrath upon wrath, and the punishment is humiliating to those who deny Allah and ignore His commands.

Abdul Haleem

Low indeed is the price for which they have sold their souls by denying the God-sent truth, out of envy that God should send His bounty to any of His servants He pleases. The disbelievers have ended up with wrath upon wrath, and a humiliating torment awaits them.

Abdullah Yusuf Ali

Miserable is the price for which they have sold their souls, in that they deny (the revelation) which Allah has sent down, in insolent envy that Allah of His Grace should send it to any of His servants He pleases: Thus have they drawn on themselves Wrath upon Wrath. And humiliating is the punishment of those who reject Faith.

Abul A'la Maududi

Evil indeed is what they console themselves with. dipnot 1 They deny the guidance revealed by Allah, grudging that He chose to bestow His gracious bounty (of revelation and prophethood) on some of His servants whom He willed. dipnot 2 Thus they have brought on themselves wrath after wrath, and a humiliating chastisement is in store for such unbelievers.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Another possible rendering of the same verse is: 'And how evil is that for the sake of which they have sold themselves', i.e. for the sake of which they have sacrificed their ultimate happiness and salvation.
  2. metne dön, dipnot 2
    They had longed for the promised Prophet to arise from among their own people. But when he arose among a different people, a people they despised, they decided to reject him. It was as if they thought God was duty-bound to consult them in appointing Prophets, and since in this case He had failed to do so they felt they had a right to be offended by God's 'arbitrariness'.

Aisha Bewley

What an evil thing they have sold themselves for in rejecting what Allah has sent down, outraged that Allah should send down His favour on whichever of His slaves He wills. They have brought down anger upon anger on themselves. The kafirun will have a humiliating punishment.

Al-Hilali & Khan

How bad is that for which they have sold their ownselves, that they should disbelieve in that which Allâh has revealed (the Qur’ân), grudging that Allâh should reveal of His Grace unto whom He wills of His slaves. So they have drawn on themselves wrath upon wrath. And for the disbelievers, there is disgracing torment.

Ali Quli Qarai

Evil is that for which they have sold their souls, by defying what Allah has sent down, out of envy, that Allah should bestow His grace on any of His servants that He wishes. Thus they earned wrath upon wrath, and there is a humiliating punishment for the faithless.

Amatul Rahman Omar

Evil is that thing they have sold themselves for that they should reject that (source of guidance) which Allâh has revealed, grudging that Allâh should send down His grace on such of His servants as He pleases. Thus they have incurred (His) displeasure after displeasure. There awaits these disbelievers a humiliating punishment.

Arthur John Arberry

Evil is the thing they have sold themselves for, disbelieving in that which God sent down, grudging that God should send down of His bounty on whomsoever He will of His servants, and they were laden with anger upon anger; and for unbelievers awaits a humbling chastisement.

Bijan Moeinian

What a shame when someone decides to sell his own soul by choosing to disbelieve in the guidance sent by God; and what for? That God has [not revealed it to whom they wished and that He has] revealed it to the one that He has chosen out of His Grace! In this way they have earned curse upon curse and there is an awful punishment in reserve for the disbelievers.

E. Henry Palmer

For a bad bargain have they sold their souls, not to believe in what God has revealed, grudging because God sends down of His grace on whomsoever of His servants He will; and they have brought on themselves wrath after wrath and for the misbelievers is there shameful woe.

Edip-Layth

Miserable indeed is with what they traded themselves by not appreciating what God has sent down. They did so because of their resentment that God would send down from His grace to whom He pleases from among His servants; thus, they have incurred wrath upon wrath. The ingrates will have a humiliating retribution.

George Sale

For a vile price have they sold their souls, that they should not believe in that which God hath sent down; out of envy, because God sendeth down his favours to such of his servants as he pleaseth: Therefore they brought on themselves indignation on indignation; and the unbelievers shall suffer an ignominious punishment.

Hamid S. Aziz

For a miserable price have they sold their souls, in not believing what Allah has revealed, grudging because Allah sends down of His grace on whomsoever of His servants He will; and they have brought on themselves wrath after wrath and for the disbelievers is there shameful woe.

Mahmoud Ghali

Miserable is that (for which) they have traded themselves, that they have disbelieved in what Allah has sent down, inequitably (grudging) that Allah should (be) sending down of His Grace upon whomever He decides of His bondmen. So they incurred anger upon anger; and for the disbelievers is a degrading torment.

Marmaduke Pickthall

Evil is that for which they sell their souls: that they should disbelieve in that which Allah hath revealed, grudging that Allah should reveal of His bounty unto whom He will of His slaves. They have incurred anger upon anger. For disbelievers is a shameful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

And when the Book was sent to them by God verifying what had been revealed to them already even though before it they used to pray for victory over the unbelievers and even though they recognised it when it came to them, they renounced it. The curse of God be on those who deny!

Muhammad Asad

Vile is that [false pride] for which they have sold their own selves by denying the truth of what God has bestowed from on high, out of envy that God should bestow aught of His favour upon whomsoever He wills of His servants: and thus have they earned the burden of God's condemnation, over and over. And for those who deny the truth there is shameful suffering in store.

Mustafa Khattab

Miserable is the price they have sold their souls for—denying Allah’s revelation and resenting Allah for granting His grace to whoever He wills of His servants! They have earned wrath upon wrath. And such disbelievers will suffer a humiliating punishment.

Progressive Muslims

Miserable indeed is what they purchase with their souls, that they disbelieve in what God has sent down as a resentment that God would send down from His grace to whom He pleases of His servants; thus they have incurred wrath upon wrath. And the rejecters will have a humiliating retribution.

Rashad Khalifa

Miserable indeed is what they sold their souls for - rejecting these revelations of GOD out of sheer resentment that GOD should bestow His grace upon whomever He chooses from among His servants. Consequently, they incurred wrath upon wrath. The disbelievers have incurred a humiliating retribution.

Sahih International

How wretched is that for which they sold themselves - that they would disbelieve in what Allah has revealed through [their] outrage that Allah would send down His favor upon whom He wills from among His servants. So they returned having [earned] wrath upon wrath. And for the disbelievers is a humiliating punishment.

Sam Gerrans

Evil is that for which they sold themselves, denying what God sent down, through sectarian zealotry, that God should send down of His bounty upon whom He wills of His servants. So they incurred wrath upon wrath; and for the false claimers of guidance is a humiliating punishment.

Shabbir Ahmed

Miserable indeed is for which they sell their 'Selves' - that they deny that which Allah has revealed. (Grudgingly, they cannot get over the fact that Allah has chosen a Messenger who is not an Israelite). And that Allah should reveal His bounty to whomever He chooses among His servants. And so (for their discriminatory attitude) they have invited Requital upon Requital. And for all those who thanklessly deny the Guidance and choose to live in darkness, is a logical consequence of suffering that brings them low.

Syed Vickar Ahamed

How bad is the price for which they have sold their souls, because they reject (the teachings) with hate; Which Allah has sent down; Allah by His Grace sends it (the teachings) to any of His servants He pleases. Thus they have drawn on themselves Anger upon Anger. And humiliating is the punishment for those who reject Faith.

Taqi Usmani

Vile is that for which they have sold out their selves: that they should deny what Allah has revealed, grudging that Allah should send down some of His bounty to whomsoever He wills from among His servants. So, they came out with wrath upon wrath. And for the unbelievers, there is humiliating punishment.

The Monotheist Group

Miserable indeed is what they purchase with their souls, that they disbelieve in what God has sent down as a resentment that God would send down from His grace to whom He pleases of His servants; thus they have incurred wrath upon wrath. And the rejecters will have a humiliating retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 90. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 90. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 90. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩