Bakara suresi

Bakara suresi, 30. ayet

Bakara suresi, 30. ayet. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى جَاعِلٌ فِى ٱلْأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوٓا۟ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

veiẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî câ`ilün fi-l'arḍi ḫalîfeh. ḳâlû etec`alü fîhâ mey yüfsidü fîhâ veyesfikü-ddimâ'. venaḥnü nüsebbiḥu biḥamdike venüḳaddisü lek. ḳâle innî a`lemü mâ lâ ta`lemûn.

Diyanet İşleri

Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 27–33 · surenin 30. ayeti / 286

Konu Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş Bakara 30–39 3

  1. Bakara 27

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

  2. Bakara 28

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O'na döndürüleceksiniz.

  3. Bakara 29

    O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

  4. 30

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.

  5. Bakara 31

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin" dedi.

  6. Bakara 32

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin" dediler.

  7. Bakara 33

    Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

30. Bu ayetle insanlığın atası Âdem aleyhisselam’ın yaratılmasına ve O’nun faziletine dair açıklamalara başlanmaktadır. Yüce Allah O’nu yaratmak isteyince, meleklere bu hususu bildirmiş ve O’nu yeryüzünde halifelik konumuna getireceğini haber vermiştir. Melekler ise: “Biz seni hamdinle tesbih/tenzih” yani seni hamdine ve celaline yaraşır şekilde tenzih “ve takdis ettiğimiz halde orada” günahlar işleyerek “fesad çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” demişlerdi. Burada umum (olan fesat) ifadesinden sonra hususi (bir fesat olan öldürme) ifadesinin kullanılarak (öldürmenin ayrıca zikredilmesi) öldürme fesadının ağırlığını açıklamak içindir. Melekler zanlarına göre yeryüzünde yaratılacak bir kimse bu işleri yapacaktı. Bu yüzden Yüce Allah’ı bundan tenzih ve tazim ettiler. Yüce Allah’a kendilerinin her türlü fesat çıkarmaktan uzak bir şekilde kendisine ibadet etmekte olduklarını da söylediler ve: “Biz seni hamdinle tesbih/tenzih ve takdis ettiğimiz halde...” dediler. “Takdis ettiğimiz” ifadesinin “yalnız seni takdis ederiz ve takdisi sana has kılarız” anlamına gelme ihtimali olduğu gibi “kendi nefislerimizi senin için takdis ederiz” anlamına gelme ihtimali de vardır. Yani biz güzel ahlâk ile nefislerimizi senin için temizler ve kötü huylardan arındırırız. Bu güzel ahlâk ise Allah’ı sevmek, O’ndan korkmak ve O’nu ta’zim etmek vb.dir.

Yüce Allah meleklere şöyle dedi: “Elbette ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim.” Bu halife ile ilgili olarak sizin bilmediğiniz şeyleri ben biliyorum. Çünkü sizin bu sözleriniz kendi zannınıza dayalıdır. Ben ise açıkta olanı da, gizli olanı da bilirim. Bu halifenin yaratılması ile meydana gelecek hayrın onun yaratılmasındaki şerden kat kat fazla olduğunu da bilirim. Bu hususta sadece Yüce Allah’ın Âdem’in soyundan gelenler arasında peygamberleri, sıddıkları, şehitleri ve salihleri seçmesi, bütün insanlara Allah'ın varlığına dair belgelerin/âyetlerin açıkça ortaya konması, yine bu halife yaratılmasaydı söz konusu olmayacak olan cihad ve benzeri ibadetlerin gerçekleşmesi, mükelleflerin tabiatlarında saklı bulunan hayır ve şerrin imtihan ile ortaya çıkması, Allah’ın dostunun düşmanından ayırt edilmesi, Allah’ın hizbi ile O’na savaş açanların belirginleşmesi, İblisin içinde saklı bulunan kötülük ve şerrin su yüzüne çıkması vb. gibi -ki bütün bunlar çok büyük hikmetlerdir- bu hikmetlerden birisinin bulunması bile, Âdem’in yaratılış hikmetini açıklamak için yeterlidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah -Subhânehu ve Teâlâ- yeryüzünde birbirinin yerini alacak beşeri yaratacağını meleklere söylediğini haber vermiştir. Bu beşer, Allah'a itaat ederek yeryüzünü imar edecektir. Bunun akabinde melekler Rablerine -kendilerine doğruyu göstermesi için- yeryüzünde âdemoğlunu halife kılmasının hikmetini sormuşlardır. Hâlbuki, insanlar yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak, zulümle kan dökeceklerdir. Melekler şöyle demiştir: Biz sana itaat edenleriz, seni eksik sıfatlardan tenzih eder sana hamt ederiz. Celalini ve kemalini tazim edenleriz. Bunlarda ihmalkâr davranmayız. Allah Teâlâ onların bu sorusuna şöyle cevap vermiştir: Yaratılmalarındaki olağanüstü hikmetleri ve halife kılınmalarındaki büyük hedef hususunda sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim.

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz bir zamanlar
  2. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  3. رَبُّكَ rabbuke Rabbin kök: ربب
  4. لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ lilmelaiketi meleklere kök: ملك
  5. إِنِّى inni şüphesiz ben
  6. جَاعِلٌۭ cailun yaratacağım kök: جعل
  7. فِى fi -nde
  8. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzü- kök: ارض
  9. خَلِيفَةًۭ ۖ halifeten bir halife kök: خلف
  10. قَالُوٓا۟ kalu dediler (melekler) kök: قول
  11. أَتَجْعَلُ etec'alu mi yaratacaksın? kök: جعل
  12. فِيهَا fiha orada
  13. مَن men kimse
  14. يُفْسِدُ yufsidu bozgunculuk yapan kök: فسد
  15. فِيهَا fiha orada
  16. وَيَسْفِكُ ve yesfiku döken kök: سفك
  17. ٱلدِّمَآءَ d-dima'e kan kök: دمو
  18. وَنَحْنُ venehnu oysa biz
  19. نُسَبِّحُ nusebbihu tesbih ediyor kök: سبح
  20. بِحَمْدِكَ bihamdike seni överek kök: حمد
  21. وَنُقَدِّسُ ve nukaddisu ve takdis ediyoruz kök: قدس
  22. لَكَ ۖ leke seni
  23. قَالَ kale dedi kök: قول
  24. إِنِّىٓ inni şüphesiz ben
  25. أَعْلَمُ ea'lemu bilirim kök: علم
  26. مَا ma şeyleri
  27. لَا la değilsiniz
  28. تَعْلَمُونَ tea'lemune siz biliyor kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سفك (2 geçiş) · Aynı kök: دمو (10 geçiş)

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…

  • Aynı kök: قدس (10 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    O, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı,…

  • Aynı kök: قدس (10 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ı tespih eder.

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    Gök gürlemesi O'na hamd ederek tespih eder. Melekler de O'nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar…

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    Melekleri de, Rablerini hamd ile tesbih edip yücelterek Arş'ın etrafını kuşatmış halde görürsün. Artık kulların arasında adaletle hüküm verilmiş ve…

  • Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Hamd

    Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma…

  • Aynı kök: قدس (10 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife (sorumlu) görevlendireceğim" dipnot 1 demişti. Onlar "Biz seni hamdinle (övgüyle) tesbih ediyor (yüceltiyor) ve kutsallıkla anıyorken, dipnot 2 yeryüzünde bozgunculuk çıkarmakta ve kan dökmekte olanı (insanı) mı halife görevlendiriyorsun?" demişlerdi. (Allah da onlara): "Şüphesiz ki sizin bilemeyeceğiniz şeyleri ben bilirim." demişti.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada Yüce Allah'ın yeryüzünde bir halife (sorumlu) görevlendirmesinden söz edilmektedir. İlk insan neslinin bir şeyden yaratılmasından söz eden ayetler ise Hicr 15:26, 28 ve Sâd 38:71'dir.
  2. metne dön, dipnot 2
    [Takdis], Yüce Allah'ı kutsallığın kaynağı bilip O'nu bu şekilde anmak, bütün olumlu ve tastamam sıfatlarla birlikte bilerek yüceltmektir.

Mustafa İslamoğlu

Hani, senin Rabbin melaikeye "Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim" dediği zaman da şöyle sormuşlardı: Yeryüzüne fesat çıkaran ve kan dökmekte olan birini mi atayacaksın; üstelik biz seni hamd ile tesbih ve takdis edip dururken?" (Allah) cevap verdi: "Şu kesin ki, ben sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim."

Muhammed Esed

İşte o zaman Rabbin meleklere: "Bakın, Ben yeryüzünde ona sahip çıkacak birini yaratacağım!" demişti. Onlar: "Seni övgüyle yüceltip takdis eden bizler dururken, orada bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. (Allah) "Sizin bilmediğiniz (çok şey var, onları) Ben bilirim!" diye cevapladı.

Ahmed Hulusi

Rabbin meleklere: "Ben arzda (bedende) bir halife (Esma mertebesinin farkındalığıyla yaşayan şuur sahibi) meydana getireceğim" dedi. Onlar da: "Orada fesat çıkarıp kan döken birini mi meydana getireceksin; biz seni hamdinle (bizde açığa çıkardığın varlığını değerlendirme haliyle) tespih (her an yeni hale dönüşen isteğine kulluk ederek) ve kudsiyetini (her türlü eksiklikten beri oluşunu) dillendirmiyor muyuz?" dediler. (Buyurdu): "BEN sizin bilmediklerinizin Aliymiyim!. . "

Ali Bulaç

Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi.

Ali Özek ve heyeti

Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak ve kanlar dökecek kimseler mi yaratacaksın? Dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğiniz şeyleri ben bilirim, dedi.

Ali Rıza Safa

Efendin, meleklere, şöyle demişti: "Aslında, yeryüzünün yeni yöneticisi olacak birisini atayacağım!" Dediler ki: "Orada bozgunculuk yapacak ve kan akıtacak birisini mi atayacaksın? Oysa biz, övgülerle Seni yüceltiyoruz ve kutsuyoruz!" Dedi ki: "Kuşkusuz, Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim!"

Bayraktar Bayraklı

Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" dediği vakit melekler, "Biz seni överek anarken ve yüceltip dururken, orada fesat çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?" dediler. Allah, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" diye cevap verdi.

Edip Yüksel

Efendin, meleklere şöyle demişti: "Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim." melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak, kan akıtacak birisini mi yerleştireceksin? Halbuki biz seni överek yüceltiyor ve mutlak otoriteni onaylıyoruz" dediler. "Bilmediğinizi Ben bilirim" dedi. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Halife Kuran'da "izleyen" veya "daha sonra gelip egemen olan" anlamında kullanılır. Allah'ın halifesi olmaz. * Adem'den önce yeryüzünde (Homo Sapiens) kan döken vahşi bir primat olmalı. * Buna tanık olan melekler o vahşi yaratığı izleyecek versiyon konusunda endişelerini dile getiriyor. * Evrim yoluyla yaratılış için bak: 24:45; 29:19-20; 71:14-17 ve 7:69.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbin, meleklere şöyle demişti: 'Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim.' Melekler de: 'Orada bozgunculuk yapacak, kan akıtacak birisini mi yerleştireceksin? Halbuki biz seni överek yüceltiyor ve mutlak otoriteni onaylıyoruz,' dediler. 'Bilmediğinizi Ben bilirim,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Düşün ki, Rabbin meleklere: "Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife tayin edeceğim." dediği vakit, "Biz seni tesbih ve takdis edip dururken orada fesat çıkaracak ve kanlar akıtacak bir yaratık mı yaratacaksın?" dediler. "Her halde Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim!" buyurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve düşün ki rabbin melaikeye "Ben Yerde muhakkak bir halife yapacağım" dediği vakıt "A!.. Orada fesat edecek ve kanlar dökecek bir mahluk mu yaratacaksın?. biz hamdinle tesbih ve seni takdis edip dururken" dediler. "Her halde ben sizin bilemiyeceğiniz şeyler bilirim" buyurdu

Erhan Aktaş

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere dipnot 1 : "Ben yeryüzünde bir dipnot 2 halife dipnot 3 tayin dipnot 4 edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Melek" kelimesinin çoğulu "melaike"dir. "Kuvvet, mülk, melik, yönetim gücü, elçi, haber verici" demek olan "melek" kelimesi, terim olarak, Allah'ın bütün emirlerine uyan, O'na hiç isyan etmeyen varlıkları ifade etmektedir (Bkz. 21:27). Melek, aynı zamanda Allah'ın kullandığı "güç" güçlü varlık demektir. Melek, Kur'an'da ayrıca, "hafıza, koruyucu melek, cesaret, rüzgar, zorba, yük taşıyan; öküz, eşek vb. (2:248) anlamlarında da kullanılmaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Bir" kelimesi; sayı anlamında bir kişiyi değil, görev ve statü anlamında görevlendirilecek zümreyi kastetmektedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Kur'an, bu kelimeyi, irade ve akıl verilerek, yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yöneten, imar eden anlamında (Bkz. 35:39.), ve bir de önceki toplumların yerine geçen ardıl anlamında kullanmaktadır. Vekalet etmek, vekil ve naib olmak sıfatıyla "Allah'ın yeryüzündeki temsilciliği, vekilliği" olarak anlam kazanan ve halifenin de "Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi, vekili" sayılması şeklinde siyasallaşan, "halife" kelimesinin, Kur'an'da yer alan Halife kelimesi ile bir ilgisi yoktur.
  4. metne dön, dipnot 4
    "Halife yaratacağım" anlamındaki çeviriler yanlıştır. Zira ayette "yaratmak" anlamı verilen "cai'lun" kelimesi, "yaratmak" değil, "yapmak", "kılmak" demektir. Bu nedenle doğru anlam; -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım değil- insana yeryüzünde yönetici ve düzenleyici olarak sorumluluk vereceğim, onu görevlendireceğim; onu yeryüzüne halife (yönetici, düzenleyici ve onarıcı) olarak tayin edeceğimdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir dipnot 1 halife dipnot 2 tayin dipnot 3 edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife dipnot 2 yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Bir" sözcüğü; sayı anlamında bir kişiyi değil, görev ve statü anlamında görevlendirilecek zümreyi kastetmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sözcük anlamı ardıl olan halife; terim olarak, birinin yerine geçmek; vekalet etmek, vekil ve naip demektir. Halife sözcüğünün ayetteki anlamı, irade ve akıl verilerek yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, imar eden, yeryüzünün yöneticisi ve onarıcısı anlamındadır.
  3. metne dön, dipnot 3
    "Halife yaratacağım" anlamındaki çeviriler yanlıştır. Zira ayette "yaratmak" anlamı verilen "cai'lun" sözcüğü, "yaratmak" değil, "yapmak", "kılmak" demektir. Bu nedenle doğru anlam; -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım değil- insana yeryüzünde yönetici ve düzenleyici olarak sorumluluk vereceğim, onu görevlendireceğim; onu halife (yönetici, düzenleyici ve onarıcı) olarak tayin edeceğimdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir dipnot 1 halife dipnot 2 tayin dipnot 3 edeceğim." demişti. Melekler: "Seni övgü ile yüceltip kutsayan bizler dururken orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi yönetici yapacaksın?" dediler. Allah da: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Bir" sözcüğü; sayı anlamında bir kişiyi değil, görev ve statü anlamında görevlendirilecek zümreyi kastetmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sözcük anlamı ardıl olan halife; terim olarak, birinin yerine geçmek; vekalet etmek, vekil ve naip demektir. Halife sözcüğü; ayette, irade ve akıl verilerek yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yeryüzünün yöneticisi ve onarıcısı anlamında kullanılmıştır.
  3. metne dön, dipnot 3
    "Halife yaratacağım" şeklindeki çeviriler yanlıştır. Zira ayette, "cai'lun" sözcüğü yer almaktadır. Bu sözcük, "yaratmak" değil, "yapmak", "kılmak" demektir. Böyle olunca, doğru anlam; -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım değil- insana yeryüzünde yönetici ve düzenleyici olarak sorumluluk vereceğim, onu görevlendireceğim; onu halife (yönetici, düzenleyici ve onarıcı) olarak tayin edeceğimdir.

Gültekin Onan

Rabbin, meleklere şöyle demişti: "Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim / Yeryüzünde bir halife varedeceğim / Yeryüzünde (birisini) halife yapacağım (caılün)". Melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak (yüfsidü), kan akıtacak (yesfiküddima) birisini mi yerleştireceksin / var edeceksin / (halife) yapacaksın? Halbuki biz seni hamdinle yüceltiyor (nüsebbihu) ve kutsuyoruz (nükaddisu)" dediler. "Sizin bilmediğinizi / bilmediklerinizi / bilemeyeceklerinizi ben bilirim" dedi.

Hasan Basri Çantay

Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben yer yüzünde (benim emirlerimi tebliğ ve infaza me'mur) bir halife (bir insan, adem) yaratacağım" demişdi. (Melekler) de: "Biz seni hamdinle tesbih ve seni takdis (ayıblardan, eş koşmakdan, eksikliklerden tenzih) edib dururken (yerde) orada bozgunculuk edecek, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?" demişlerdi. Allah (da) "Sizin bilemeyeceğinizi her halde ben bilirim" demişdi.

İbni Kesir

Hani Rabbın meleklere: Ben, yeryüznde bir halife yaratacağım, demişti de melekler: Biz seni hamd ile tesbih, takdis eder dururken yeryüzünde fesad çıkarıp, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın? demişlerdi. Allah da: Sizin bilmediklerinizi ben bilirim, buyurmuştu.

Mehmet Alagaş

(30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım." demişti. Melekler de: "Yeryüzünde bozgunculuk edecek, kanlar dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni (durmadan) hamt ile tesbih ve takdis ediyoruz." dediler. Allah da "Sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim." buyurmuştu.

Süleyman Ateş

Bir zamanlar Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım," demişti. (Melekler): "Orada bozgunculuk yapan, kan döken birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz?" dediler. (Rabbin): Ben sizin bilmediklerinizi bilirim," dedi.

Süleymaniye Vakfı

Rabbin bir gün meleklere: "Yeryüzünde bir halife /muhalif varlık oluşturuyorum." dedi. Melekler: "Orada düzeni bozacak ve kan dökecek birini mi oluşturuyorsun? dipnot 1 Her şeyi mükemmel yaptığın için sana yine de boyun eğeriz. Senden dolayı onu kutsal sayarız." dipnot 2 dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi. dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halife (خَلِيفَةً), "bir şeyin bir şeyden sonra gelip yerine geçmesi, öncekine muhalefet etme ve değişme anlamlarına gelen half (خلف) kökündendir (Mekayis). Feil (فعيل) kalıbında olduğu için hem ism-i fail /eylemi yapan hem de ism-i mef'ul /eylemden etkilenen için kullanılır. Bu ayette kelimenin "muhalefet eden" anlamının kastedildiği, insanın yaratılışından gelen temel özelliğini anlatan şu ayetler okunduğunda açıkça ortaya çıkar: "Rabbin tercihini farklı yapsaydı elbette insanları tek bir ümmet /hep doğru davrananlar topluluğu yapardı. Ama onlar, muhalif olmayı sürdüreceklerdir. Rabbinin ikramda bulundukları /doğru yolda saydıkları bunun dışındadır. O, insanları bunun için yaratmıştır." (Hud 11/118-119). Burada melekler, muhalif yapıda yaratılan insanın düzeni bozup kan dökeceği ile ilgili endişelerini dile getirmişlerdir. Hayvanlar birbirlerinin kanını döktüğü için onların vücut yapısına benzer özellikte yaratılacak muhalif yapıdaki varlık düzeni bozabilir ve kan dökebilir. Allah bunu kabul etmekle birlikte Adem'e öğreteceği ama meleklerin bilmediği bir şeye dikkat çekmiş ve onu, sonraki ayetlerde anlatmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Takdis (تقديس), "mukaddes sayma" demektir. "Nukaddisu lek" sözü, nukaddisuhu lek (نُقَدِّسُه لَكَ) anlamındadır. Bu takdirin yapılması, nukaddisu fiilinin, gizli olan mef'ulünün açığa çıkarılması sebebiyledir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Allah bu haberi verdiği sırada Mele-i a'la'da yani meleklerin en üst seviyedeki topluluğu arasında çekişme çıktı (Sad 38/69-78). Allah'a olan bu itirazları, o çekişmenin bir yansımasıdır. Demek ki melekler de muhalif yapıda imişler. Bu ayetler ve ilgili diğer ayetler (A'raf 7/11-13) İblis'in de o zaman Mele-i a'la'da görevli olduğunun açık delilidir. Yahudilerin sözlü geleneğine ait Tevrat dışı eserlerde de Adem'in yaratılışı ve meleklerin ona secde etmeleriyle ilgili anlatılar yer alır; meleklerin Adem yaratılmadan önceki tartışmalarından ve bazı itirazlarından bahsedilir; İblis'in diğer bütün meleklerden daha üstün bir konumda olduğu anlatılır. Ancak Adem'e secde etmeyi kabul etmediği için makamından kovulur ve yeryüzüne sürgün edilir [TB Sanhedrin 38a-38b; Midrash, Bereshit Rabbeti].

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sahibin (Rabbin) bir gün meleklere, "Yeryüzünde bir muhalif varlık dipnot 1 yaratıyorum." dedi. Melekler, "Orada tabii düzeni bozacak ve kan dökecek bir varlık mı oluşturuyorsun? Ama sen yaptığını güzel yaparsın, sana içten boyun eğmemiz bundandır. Senden dolayı onu değerli sayarız." dipnot 2 dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Muhalif varlık halife'nin sözlük anlamıdır. Halif (خَلِيفَة) kelimesine mübalağa (abartı) için ta(ة)'nın eklenmesiyle oluşmuştur. (Lisan'ul-Arab) İsm-i fail olarak (الخالف), birinin yerine geçen muhalif olan veya arkada kalan anlamlarına gelir. İsm-i mef'ul (المخلوف)  da yerine başkası geçen, muhalefet edilen ve arkasında birini bırakan demektir. Allah Teala şöyle demiştir: "Rabbin farklı tercihte bulunsaydı insanları tek bir toplum yapardı, Sahibinin (Rabbinin) ikramda bulundukları dışında kalanlar birbirlerine muhalif olmayı sürdüreceklerdir. O, onları bunun için yaratmıştır..." (Hud 11/118-119)
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayetteki takdis (تقديس),  arındırma demektir (Mekayis). Burada düzen bozuculuktan ve kan dökücülükten arındırma kastedildiği için "değerli sayma" anlamı uygun düşmektedir. "Nukaddisu lek" sözü, "nukaddisuhu lek" takdirindedir.

Şaban Britch

Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Melekler de: "Yeryüzünde bozgunculuk edecek, kan dökecek birilerini mi yaratacaksın? Oysa biz seni (durmadan) hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz" dediler. "Sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim" dedi.

Şaban Piriş

Rabbin meleklere: -Ben yeryüzünde bir yönetici yaratacağım, demişti. Melekler de: -Yeryüzünde bozgunculuk edecek, kan dökecek birilerini mi yaratacaksın? Oysa biz seni durmadan hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz, dediler. -Sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım." demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz." Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

For once Allah made a proclamation, to the angels of a great event; He said to them: "I am inducting a Vicegerent* on earth. " The angels said: "Will You assign the earth to someone who shall make mischief therein, create discord and shed blood, while we adore Your Eternal Name and to You we express our feelings of warm approbation and extoll Your glorious attributes!" "But I am," said Allah, "AL-'Alim, Who knows what you do not know."

Abdul Haleem

[Prophet], when your Lord told the angels, ‘I am putting a successor on earth,’ they said, ‘How can You put someone there who will cause damage and bloodshed, when we celebrate Your praise and proclaim Your holiness?’ but He said, ‘I know things you do not.’

Abdullah Yusuf Ali

Behold, thy Lord said to the angels: "I will create a vicegerent on earth." They said: "Wilt Thou place therein one who will make mischief therein and shed blood?- whilst we do celebrate Thy praises and glorify Thy holy (name)?" He said: "I know what ye know not."

Abul A'la Maududi

Just think dipnot 1 when your Lord said to the angels: dipnot 2 "Lo! I am about to place a vicegerent dipnot 3 on earth," they said: “Will You place on it one who will spread mischief and shed blood dipnot 4 while we celebrate Your glory and extol Your holiness?” dipnot 5 He said: “Surely I know what you do not know.” dipnot 6

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Thus far man has been summoned to serve and obey God on the grounds that God is his creator and sustainer, that in His grasp lies man's life and death, that He alone is the Lord Who rules over the entire universe in which he lives. In view of this, the only attitude which can be deemed appropriate for man is one of service and subjection to God. The same idea is presented in the following section, but supported on slightly different grounds In this connection the Qur'an defines precisely the true nature of man and his correct position in the universe. It also enlightens us to a period of man's past which is otherwise inaccessible. What the Qur'an tells us here, with its practical consequences, is of far greater value than knowledge derived by unearthing bones and pottery, and piecing together scattered fragments of information with the help of conjecture.
  2. metne dön, dipnot 2
    The word malak in Arabic means 'message'
  3. metne dön, dipnot 3
    'Khalifah' or vicegerent is one who exercises the authority delegated to him by his principal, and does so in the capacity of his deputy and agent. Hence, whatever authority he possesses is not inherently his own, but is derived from, and circumscribed by, the limits set by his principal. A vicegerent is not entitled to do what he pleases, but is obliged to carry out the will of his master. If the vicegerent were either to begin thinking himself the real owner and to use the authority delegated to him in whatever manner he pleased, or if he were to acknowledge someone other than the real owner as his lord and master and to follow his directions, these would be deemed acts of infidelity and rebellion.
  4. metne dön, dipnot 4
    This was not said by way of objection or protest. It was said rather by way of inquiry and in order to satisfy their curiosity; it is inconceivable that the angels could object to any of God's decisions. The word 'vicegerent' suggested to them that the proposed species of creation would be placed on earth with some authority. It was incomprehensible to them how a species of being which had been invested with discretionary power and authority could conform with the overall order of the universe, which is based on absolute and involuntary subservience to the Will of God. They thought that investing anyone with authority in any part of the universe would lead to mischief and disorder. It is this aspect which the angels were curious about.
  5. metne dön, dipnot 5
    This does not mean that the angels considered themselves suitable for 'vicegerency'. They merely wanted to point out that God's orders were already being carried out fully, that they - the angels - were engaged in doing His will and that according to His Divine will the entire universe was kept in a state of absolute purity; moreover, God's glory was constantly being extolled and His holiness celebrated. Since allthese things were being done, they wanted to ask what gap was still considered to exist that called for the creation of a new species of being to fill it.The word tasbih has two meanings: (i) to proclaim glory and (ii) to exert oneself earnestly and energetically. In the same way taqdis has two meanings: (i) to celebrate or proclaim holiness and (ii) to purify.
  6. metne dön, dipnot 6
    This was an answer to the latter doubt expressed by the angels. The angels were told that the reason for the appointment of a vicegerent was best known to God alone and could not be understood by them. Despite the services rendered by the angels, something over and above their work was still required. God decided, therefore, to create a new species of being in the world and to invest it with some authority.

Aisha Bewley

When your Lord said to the angels, ‘I am putting a khalif on the earth,’ they said, ‘Why put on it one who will cause corruption on it and shed blood when we glorify You with praise and proclaim Your purity?’ He said, ‘I know what you do not know. ’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when your Lord said to the angels: "Verily, I am going to place (mankind) generations after generations on earth." They said: "Will You place therein those who will make mischief therein and shed blood, - while we glorify You with praises and thanks and sanctify You." He (Allâh) said: "I know that which you do not know."

Ali Quli Qarai

When your Lord said to the angels, ‘Indeed I am going to set a viceroy on the earth,’ they said, ‘Will You set in it someone who will cause corruption in it, and shed blood, while we celebrate Your praise and proclaim Your sanctity?’ He said, ‘Indeed I know what you do not know. ’

Amatul Rahman Omar

And (recall) when your Lord said to the angels, `I am (according to My usual practice) going to appoint a supreme religious head in the land (to convey My Message to human beings and to execute My will in the universe). ' They said, `Will You create (also) therein such (people) as will cause disorder in it and shed blood while we already glorify You with Your true praise and extol Your holiness.' He (- God) answered, `I know that which you do not know.'

Arthur John Arberry

And when thy Lord said to the angels, 'I am setting in the earth a viceroy. ' They said, 'What, wilt Thou set therein one who will do corruption there, and shed blood, while We proclaim Thy praise and call Thee Holy?' He said, 'Assuredly I know that you know not.'

Bijan Moeinian

Your Lord said to the angles: "I am going to place man as my representative on earth. " They said: “Will you place on earth the one who will make mischief and shed blood? You know that we sing Your praises and glorify You [would you kindly explain the rational behind this decision of yours?]

E. Henry Palmer

And when thy Lord said unto the angels, 'I am about to place a vicegerent in the earth,' they said, 'Wilt Thou place therein one who will do evil therein and shed blood? we celebrate Thy praise and hallow Thee. ' Said (the Lord), 'I know what ye know not.'

Edip-Layth

Your Lord said to the controllers, "I am placing a successor on earth." They said, "Would You place in it he who would corrupt it, and shed blood, while we sing Your glory, and praise You?" He said, "I know what you do not know."

George Sale

When thy Lord said unto the angels, I am going to place a substitute on earth; they said, Wilt thou place there one who will do evil therein, and shed blood? But we celebrate thy praise, and sanctify Thee. God answered, verily I know that which ye know not;

Hamid S. Aziz

And when your Lord said unto the angels, "I am about to place a Vicegerent (Agent, Successor, Inheritor) in the earth," they said, "Will you place therein one who will do evil therein and shed blood? While we celebrate Thy praise and glorify Thee. " Said (the Lord), "I know what you know not."

Mahmoud Ghali

And (remember) as your Lord said to the Angels, "Surely I am making in the earth a successor. " They said, "Will You make therein one who will corrupt in it and shed blood (Literally: bloods) while we (are the ones who) extol (with) Your praise and call You Holy? Literally: hallow for you)" He said, "Surely I know whatever you do not know."

Marmaduke Pickthall

And when thy Lord said unto the angels: Lo! I am about to place a viceroy in the earth, they said: Wilt thou place therein one who will do harm therein and will shed blood, while we, we hymn Thy praise and sanctify Thee? He said: Surely I know that which ye know not.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember, when your Lord said to the angels: "I have to place a trustee on the earth," they said: "Will You place one there who would create disorder and shed blood, while we intone Your litanies and sanctify Your name?" And God said: "I know what you do not know. "

Muhammad Asad

AND LO! Thy Sustainer said unto the angels: "Behold, I am about to establish upon earth one who shall inherit it. " They said: "Wilt Thou place on it such as will spread corruption thereon and shed blood -whereas it is we who extol Thy limitless glory, and praise Thee, and hallow Thy name?" [God] answered: "Verily, I know that which you do not know."

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when your Lord said to the angels, "I am going to place a successive ˹human˺ authority on earth." They asked ˹Allah˺, “Will You place in it someone who will spread corruption there and shed blood while we glorify Your praises and proclaim Your holiness?” Allah responded, “I know what you do not know.”[1]

Progressive Muslims

And your Lord said to the Angels: "I am placing a successor on Earth. " They said: "Would You place in it he who would corrupt in it, and spill blood, while we sing Your glory, and praise You" He said: "I know what you do not know."

Rashad Khalifa

Recall that your Lord said to the angels, "I am placing a representative (a temporary god) on Earth." They said, "Will You place therein one who will spread evil therein and shed blood, while we sing Your praises, glorify You, and uphold Your absolute authority?" He said, "I know what you do not know."

Sahih International

And [mention, O Muúammad], when your Lord said to the angels, "Indeed, I will make upon the earth a successive authority. " They said, "Will You place upon it one who causes corruption therein and sheds blood, while we declare Your praise and sanctify You?" Allah said, "Indeed, I know that which you do not know."

Sam Gerrans

And when thy Lord said to the angels: “I am placing in the earth a successor,” they said: “Wilt Thou place therein one who will do harm therein, and shed blood, while we give glory with Thy praise and hallow Thee?” He said: “I know what you know not.”

Shabbir Ahmed

He announced His Plan to the angels (the Universal physical Laws), "Behold, I am about to place a creation in the earth that will inherit it. " They exclaimed, "Will you place on it such creation as will cause disorder therein and shed blood! Whereas we strive to establish Your glory in the Universe and make it manifest that You Lord are Impeccable!" He answered, "Behold, I know that which you know not." ((15:27), (16:49-50)). Human evolution: ((6:2), (7:189), (22:5), (23:12-13), (25:54), (32:7-9), (35:11), (37:11), (71:17)).

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when your Lord said to the angels; "I will create a vicegerent on earth. " They said: "Will You place in there, one who will make mischief and shed blood in there? While we (indeed) celebrate Your Praises and glorify Your Holy (Name)?" He said: "I do know what you do not know."

Taqi Usmani

(Remember) when your Lord said to the angels, "I am going to create a deputy on the earth!" They said, “Will You create there one who will spread disorder on the earth and cause bloodshed, while we proclaim Your purity, along with your praise, and sanctify Your name?” He said, “Certainly, I know what you know not.”

The Monotheist Group

And your Lord said to the angels: "I am placing a successor on the earth." They said: "Will You place in it he who would make corruption in it, and spill blood; while we praise by Your glory, and exalt to You?" He said: "I know what you do not know."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩