Bakara suresi

Bakara suresi, 35. ayet

Bakara suresi, 35. ayet. وَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

veḳulnâ yâ âdemü-skün ente vezevcüke-lcennete vekülâ minhâ ragaden ḥayŝü şi'tümâ. velâ taḳrabâ hâẕihi-şşecerate fetekûnâ mine-żżâlimîn.

Diyanet İşleri

Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 32–38 · surenin 35. ayeti / 286

Konu Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş Bakara 30–39 3

  1. Bakara 32

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin" dediler.

  2. Bakara 33

    Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.

  3. Bakara 34

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu.

  4. 35

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  5. Bakara 36

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.

  6. Bakara 37

    Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

  7. Bakara 38

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. Yüce Allah, Âdem’i yaratıp onu üstün kıldıktan sonra kendisiyle huzur ve sükun bulup yakınlık kuracağı zevcesini yaratmış böylelikle de O’na olan nimetini tamamlamıştır. Sonra her ikisine de Cennet’te kalmalarını, oradan istedikleri gibi bol bol yemelerini emir buyurmuştur: “Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet’i mesken edinin ve ondan dilediğiniz yerden bol bol yiyin.” Yani dilediğiniz çeşitli meyve ve ürünlerden yiyin. Yüce Allah başka bir ayette geçtiği üzere ona: “Çünkü sen orada aç da kalmazsın çıplak da. Ve sen orada hiç şüphesiz susuz da kalmazsın, güneşte de yanmazsın.” (Tâhâ, 20/118-119) buyurmuştur.

“(Fakat) şu ağaca yaklaşmayın!” Burada sözü edilen ağaç Cennet ağaçlarından bir ağaçtır, onun hangi tür ağaç olduğunu en iyi Allah bilir. Ona ve eşine bu ağaca yaklaşmanın yasaklanması ya imtihan ve sınama içindi, yahut da bizce bilinmeyen başka bir hikmete mebni idi. “Yoksa zalimlerden olursunuz.” Bu buyruk söz konusu yasağın haram kılmaya yönelik olduğunu göstermektedir. Çünkü aksine hareket edilmesi halinde zalim olunacağını belirtilmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dedik ki: Ey Âdem! Sen ve eşin -Havva- cennete yerleşin. Cennet'in hangi mekânından isterseniz afiyetle bol bol yiyin, orada rahatsızlık veren hiçbir şey yoktur. Siz ikinize (meyvesini) yemeği yasakladığım şu ağaca kesinlikle yaklaşmayın. Size emrettiğim şeye karşı gelerek zalimlerden olursunuz.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقُلْنَا ve kulna ve dedik ki kök: قول
  2. يَـٰٓـَٔادَمُ ya ademu Adem
  3. ٱسْكُنْ skun oturun kök: سكن
  4. أَنتَ ente sen
  5. وَزَوْجُكَ ve zevcuke ve eşin kök: زوج
  6. ٱلْجَنَّةَ l-cennete cennette kök: جنن
  7. وَكُلَا ve kula ve yeyin kök: اكل
  8. مِنْهَا minha ondan
  9. رَغَدًا ragaden bol bol kök: رغد
  10. حَيْثُ haysu yerde kök: حيث
  11. شِئْتُمَا şi'tuma dilediğiniz kök: شيا
  12. وَلَا vela -mayın
  13. تَقْرَبَا tekraba yaklaş- kök: قرب
  14. هَـٰذِهِ hazihi şu
  15. ٱلشَّجَرَةَ ş-şecerate ağaca kök: شجر
  16. فَتَكُونَا fetekuna olursunuz kök: كون
  17. مِنَ mine -den
  18. ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalimler- kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem

    "Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: رغد (3 geçiş) · Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

  • Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    (18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş…

  • Aynı kök: حيث (31 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    O zaman onlara denilmişti ki: "Şu memlekete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi yiyin ve 'Hıtta (Ya Rabbi, bizi affet)' deyin. Kentin kapısından…

  • Aynı kök: شجر (27 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Âdem · Ortak kavram: Cennet

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…

  • Aynı kök: رغد (3 geçiş)

    Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük…

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: زوج (81 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Biz de şöyle dedik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun."

  • Aynı kıssa: Hz. Âdem · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şöyle demiştik: "Ey Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye dipnot 1 yerleşip, dilediğiniz yerden bolca yiyin! Şu ağaca yaklaşmayın; yoksa kaybedenlerden olursunuz."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada geçen [el-cenneh] kelimesi dünyadaki bir "bahçe"dir; mahşerde müminlere vadedilen "cennet" değildir. Çünkü Hz. Adem ve ilk insan nesli, bu dünyada ve bu topraktan yaratılmıştır.

Mustafa İslamoğlu

Ve dedik ki: "Adem! Sen ve eşin şu bahçeye yerleşin, orada canınızın çektiği her şeyden serbestçe yiyin, şu ağaca da yaklaşayım demeyin, sonra zalimlerden olursunuz."

Muhammed Esed

Ve (sonra) "Ey Adem" dedik: "Sen ve eşin bu bahçeye yerleşin ve orada dilediğinizden serbestçe yiyin; ancak bir tek şu ağaca yaklaşmayın ki zalimlerden olmayasınız."

Ahmed Hulusi

Bundan sonra dedik ki: "Ey Adem, sen ve senin halini, yaşamını paylaştığın (eşin - bedenin), cennet boyutunu mesken edinin. Dilediğinizce bu boyutun nimetleriyle yaşayın ve şu ağaca da yaklaşmayın, (yaklaşırsanız) zalimlerden olursunuz. "

Ali Bulaç

Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Ali Özek ve heyeti

Biz:«Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin ve dilediğiniz yerde O'nun nimetlerinden bol bol yiyin. (Ancak) şu ağaca yaklaşmayın; yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz» dedik.

Ali Rıza Safa

Ve şöyle dedik: "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşin ve istediğiniz yerden bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın; kendinize yazık edersiniz!" dipnot 14

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 14
    Halk arasında Havva olarak bilinen Adem peygamberin eşi, Kur'an'da "Adem ve eşi" olarak bildirilmiştir. Havva ismi, Tevrat ve İncil ayetlerinde geçer. Tevrat, Yaratılış 3:20; "Adem, karısına Havva adını verdi. Çünkü o, tüm insanların annesiydi." İncil,
    I. Timoteos 2:13 — Yeni Ahit, 1. Timoteos; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · 1. Timoteos 2:13

    Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ,14; "Önce Adem, sonra Havva yaratıldı." Yasaklanan ağaç konusu ise Tevrat, Yaratılış 2:15-17 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Rab, Aden bahçesini işlemesi için Adem'i oraya yerleştirdi ve şöyle buyruk verdi: ‘Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin. Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün."

Bayraktar Bayraklı

Adem'e şöyle dedik: "Sen ve eşin birlikte cennete yerleşiniz, ikiniz de oradaki nimetlerden istediğinizi bol bol yiyiniz, ancak şu ağaca yaklaşmayınız, yoksa zalim/büyük hata yapanlardan olursunuz."

Edip Yüksel

"Adem! Eşinle birlikte bahçede kal. Dilediğiniz yerde ondan bolca yiyin; ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!" dedik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Adem! Eşinle birlikte cennette kal. Dilediğiniz yerde ondan bolca yeyin; ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!,' dedik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin, ikiniz de orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin, ancak şu ağaca yaklaşmayın ki, haddini aşan zalimlerden olmayasınız."

Elmalılı Hamdi Yazır

ve dedik ki "ya Adem sen ve zevcen Cenneti mesken edin, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın ki haddi aşan zalimlerden olmayasınız

Erhan Aktaş

Dedik ki: "Ey Adem! Eşinle birlikte cennette dipnot 1 oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye dipnot 2 yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cennetin anlamlarından biri de bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamında "bahçe" demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Eş'şecere" kelimesi, kelime olarak ağaç, yön değiştirme ve kargaşa çıkarma anlamına gelmektedir. Ayette, ağaç kelimesi, dünya nimetlerine gereğinden fazla yönelme, yaradılışı bozacak düzeyde dünyaya tutkuyla bağlanma, mal biriktirme, mülk edinme tutkusu ve kargaşa çıkarma anlamında alegorik bir anlatımdır (4:65, 17:60). Ağaç, Sümerler'de gücün ve çokluğun simgesiydi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dedik ki: "Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette dipnot 1 oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye dipnot 2 yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cennet; bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamında"bahçe" demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Eş'şecere" sözcüğü, sözcük olarak ağaç, yön değiştirme ve kargaşa çıkarma anlamına gelmektedir. Ayette, ağaç sözcüğü, dünya nimetlerine gereğinden fazla yönelme, yaradılışı bozacak düzeyde dünyaya tutkuyla bağlanma, mal biriktime, mülk edinme tutkusu ve kargaşa çıkarma anlamında alegorik olarak kullanılmıştır. (4:65; 17:60). Ağaç, Sümerlerde de gücün ve çokluğun simgesiydi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dedik ki: "Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette dipnot 1 oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu ağaca dipnot 2 yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Cennet, "bahçe" demektir; bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamına gelmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Eş'şecerate: Sözcük olarak "ağaç" anlamına gelse de bu sözcüğün ağaçtan başka anlamları da bulunmaktadır. Burada ağaç sözcüğü mecaz (söz oyunu) anlamıyla kullanılmış olup, dünya nimetlerine gereğinden fazla yönelme, yaradılışı bozacak düzeyde dünyaya tutkuyla bağlanmayı ifade etmektedir. (İSRA 60)

Gültekin Onan

Ve dedik ki: "Ey Adem! Eşinle birlikte cennette kal / yerleş / otur (üskün). Dilediğiniz yerden bolca yiyin ancak şu ağaca (hazihişşecerete) yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!"

Hasan Basri Çantay

Ve demişdik ki: "Ey Adem, sen eşinle beraber Cennetde yerleş, Ondan (Cennetin yiyeceklerinden), neresinden isterseniz, ikiniz de bol bol yeyin. (Fakat) şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de (nefsine) zulmedenlerden olursunuz".

İbni Kesir

Ve demiştik ki: Ey Adem, sen, eşinle birlikte cennette otur. Dilediğiniz O'na döndürüleceksiniz.

Mehmet Alagaş

(30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ve demiştik ki: "Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet'e yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Süleyman Ateş

Dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette oturun, ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!"

Süleymaniye Vakfı

Dedik ki: "Adem! Sen ve eşin şu bahçeye dipnot 1 yerleşin. İstediğiniz yerden bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapanlardan dipnot 2 olursunuz." dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Adem ve eşinin yerleştirildiği cennet, bir bahçedir. Arapçada gövdeli bitkilerle örtülü yere 'cennet' denir (Müfredat, Bakara 2/266). İnsanlar dünyada yaratılır, orada yaşar ve ölürler. Tekrar dirilme de orada olacağından bu bahçe, dünyadadır. (Bakara 2/30, A'raf 7/25). Arapçada insanın gece kalabileceği yere beyt denir (Müfredat). İnsanlar için kurulan ilk beyt, hac ibadetinin yapıldığı Arafat, Müzdelife, Mina, Kabe, Safa ve Merve'yi içine alan Bekke'dedir (Al-i İmran 3/96-97). Arafat vakfesini tamamlayan hacılar Meş'ar-i Haram'a /Müzdelife'ye doğru sel gibi akarlar (Bakara 2/198) Müzdelife ile başlayıp Ka'be'ye kadar uzanan bölge, ekin bitmeyen bir vadidir (İbrahim 14/37) Bu sebeple Adem ve eşinin yerleştirildiği cennet yani bahçe Arafat dışında bir yer olamaz. Hacca gidenlerin tamamını barındıracak büyüklükteki Arafat, bugün de bir bahçe konumundadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Arapçada "zulm (ظلم)" kelimesi, "Bir şeyi, olması gerekenden farklı bir yere koymak" anlamındadır (Lisan'ul Arab). Kur'an'da, işlenen büyük - küçük günahları (Bakara 2/254, Fatır 35/32) ve haksızlığı ifade etmek için kullanılmıştır. Bu kelime Türkçede: "Adalete aykırı davranma, hak edene hakkını vermeme, haksızlık, adaletsizlik" anlamında kullanılır (Kubbealtı Lugatı). Bu anlam farkından dolayı kelime tarafımızdan, "zulüm" değil, bağlamına göre "yanlış yapmak" veya "haksızlık etmek" şeklinde tercüme edilmiştir.
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedik ki: "Âdem! Sen eşinle birlikte şu bahçeye dipnot 1 yerleş; beğendiğiniz yerden çekinmeden dipnot 2 yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapmış dipnot 3 olursunuz".

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Orası dünyadaki bir bahçedir. Arapçada cennet, üstünde bitki örtüsü bulunan yer anlamındadır.  (Bakara 2/30). ayete göre Adem, dünyada yaratıldı ve kendine dünyadaki varlıkların bilgisi öğretildi. (Araf 7/25). ayete göre de o ve onun soyundan gelenler, burada yaşayacak, burada ölecek ve kıyamet günü yeniden yaratılışları burada olacaktır. Adem ve Havva'nın dünyanın dışında bir yere götürüldüklerine dair tek bir delil yoktur. Onların yerleştirildikleri yer Ahirette müminlerin gideceği cennet olamaz. O Cennet, imtihan yeri değil, imtihanı kazananlara ödül olarak verilecek yerdir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette geçen rağad =رغد  güzellik ve bolluk anlamına gelir(Müfredat). Ona "hiç çekinmeden" anlamı vermemiz bundandır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Zulüm, yanlış yapmaktır (Müfredat). Bu kökten kelimelere "yanlış yapma" anlamı vermemiz bundandır.

Şaban Britch

Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik.

Şaban Piriş

-Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Adem'e şöyle buyurmuştuk: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin ve ondan dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We created from Adam his mate* who was mated to his design and said to him: "O Adam, make abode you and your wife in Paradise and eat as you will and wherever you will, it is all replete with choice of all delights, but do avoid this particular tree, keep off it and do not draw near it lest you both be wrongful of actions. " *

Abdul Haleem

We said, ‘Adam, live with your wife in this garden. Both of you eat freely there as you will, but do not go near this tree, or you will both become wrongdoers.’

Abdullah Yusuf Ali

We said: "O Adam! dwell thou and thy wife in the Garden; and eat of the bountiful things therein as (where and when) ye will; but approach not this tree, or ye run into harm and transgression."

Abul A'la Maududi

And We said: "O Adam, live in the Garden, you and your wife, and eat abundantly of whatever you wish but do not approach this tree dipnot 1 or else you will be counted among the wrong-doers." dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This indicates that before man was sent to earth Moreover, for this kind of test Paradise was the best possible place. What God wanted to impress on man was that the only place that befits man's station is Paradise, and that if man turns from the course of obedience to God as a result of Satanic allurements, he will remain deprived of it in the Next Life even as he was deprived of it once before. The only way he can recover his true status and reclaim the lost Paradise is by resisting effectively the enemy who is always trying to drive him off the course of obedience to God.
  2. metne dön, dipnot 2
    The use of the word 'wrong-doer' is highly significant. 'Wrong-doing' consists in withholding someone's rights and the wrong-doer is one who withholds those rights from their legitimate claimants. Anyone who disobeys God withholds three major rights. The first is what is due to God, for He has the right to be obeyed. Second, there are the rights of all those things which a man employs in disobeying God. The parts of his body, his mental energy, his fellow-beings, those angels who, under Divine dispensation, have been appointed to enable him to achieve his aims. both righteous and unrighteous, the material objects which he employs in his acts of disobedience - all these have a rightful claim upon him to be used in ways that please God. But when he uses them in ways which displease God he commits wrong against them all. Third, he wrongs his own self which has the right to be saved from perdition. By inviting punishment from God because of his disobedience he wrongs his own self as well. It is for these reasons that the word 'wrong' is often used in the Qur'an for sin, and the word 'wrong-doer' for sinner

Aisha Bewley

We said, ‘Adam, live in the Garden, you and your wife, and eat freely from it wherever you will. But do not approach this tree and so become wrongdoers.’

Al-Hilali & Khan

And We said: "O Adam! Dwell you and your wife in the Paradise and eat both of you freely with pleasure and delight, of things therein as wherever you will, but come not near this tree or you both will be of the Zâlimûn (wrong-doers)."

Ali Quli Qarai

We said, ‘O Adam, dwell with your mate in paradise, and eat thereof freely whencesoever you wish; but do not approach this tree, lest you should be among the wrongdoers. ’

Amatul Rahman Omar

And We said, `O Adam! dwell you and your wife in this garden and eat freely and plentifully from it as you will. But you shall not go near this tree (- evil) lest you should be of the unjust.'

Arthur John Arberry

And We said, 'Adam, dwell thou, and thy wife, in the Garden, and eat thereof easefully where you desire; but draw not nigh this tree, lest you be evildoers. '

Bijan Moeinian

Then God said: "O Adam, live with your wife in Paradise and eat freely every fruit and enjoy every provision but do not approach this given tree (as a test of your obedience. ")

E. Henry Palmer

And we said, 'O Adam dwell, thou and thy wife, in Paradise, and eat therefrom amply as you wish; but do not draw near this tree or ye will be of the transgressors.

Edip-Layth

We said, "O Adam, reside you and your mate in the paradise, and eat from it bountifully as you both wish, and do not approach this tree, else you will be of those who did wrong."

George Sale

And We said, O Adam, dwell thou and thy wife in the garden, and eat of the fruit thereof plentifully wherever ye will; but approach not this tree, lest ye become of the number of the transgressors.

Hamid S. Aziz

And we said, "O Adam dwell, you and your wife, in Paradise, and eat there from amply as you wish; but do not draw near this tree or you will be of the transgressors.

Mahmoud Ghali

And We said, "O Adam, dwell, you and your spouse in the Garden, and eat (Both of you) thereof opulently where you decide to, and (both of) you should not draw near this tree, (or) then you (both) would be of the unjust. "

Marmaduke Pickthall

And We said: O Adam! Dwell thou and thy wife in the Garden, and eat ye freely (of the fruits) thereof where ye will; but come not nigh this tree lest ye become wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

And We said to Adam: "Both you and your spouse live in the Garden, eat freely to your fill wherever you like, but approach not this tree or you will become transgressors.

Muhammad Asad

And We said: "O Adam, dwell thou and thy wife in this garden, and eat freely thereof, both of you, whatever you may wish; but do not approach this one tree, lest you become wrongdoers. "

Mustafa Khattab

We cautioned, "O Adam! Live with your wife in Paradise and eat as freely as you please, but do not approach this tree, or else you will be wrongdoers."

Progressive Muslims

And We said: "O Adam, reside you and your mate in the paradise, and eat from it bountifully as you both wish, and do not approach this tree, else you will be of those who did wrong. "

Rashad Khalifa

We said, "O Adam, live with your wife in Paradise, and eat therefrom generously, as you please, but do not approach this tree, lest you sin."

Sahih International

And We said, "O Adam, dwell, you and your wife, in Paradise and eat therefrom in [ease and] abundance from wherever you will. But do not approach this tree, lest you be among the wrongdoers."

Sam Gerrans

And We said: “O Adam: dwell thou and thy wife in the garden, and eat thereof freely wheresoever you will; but approach not this tree lest you be of the wrongdoers.”

Shabbir Ahmed

(With these propensities) We told (the early humans, male and female) Adam and his wife, "Reside in this land which is Paradise. Eat the fruit thereof as you please. But go not near this Tree (of discord)." If you branched off into parties, sects and groups, you shall replace your Paradise with Hell. ('Zulm' = To displace something from its rightful place. (2:213), (10:19), (20:117-118)).

Syed Vickar Ahamed

And We said: "O Adam! You and your wife live in the Garden; And eat of the plentiful things in there (wherever and whenever) you want; But do not approach this tree, or you will run into harm and transgression. "

Taqi Usmani

And We said, "O ’Ādam, dwell, you and your wife, in Paradise; and eat at pleasure wherever you like, but do not go near this tree, otherwise you will be (counted) among the transgressors."

The Monotheist Group

And We said: "O Adam, reside you and your mate in the paradise, and eat from it bountifully as you both wish, and do not come near this tree, else you will be of those who have wronged."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩