Bakara suresi · 30–39. ayetler

Âdem'in yaratılışı ve yeryüzüne iniş

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 30. ayet. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى جَاعِلٌ فِى ٱلْأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُوٓا۟ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler. Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Hani Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife (sorumlu) görevlendireceğim" dipnot 1 demişti. Onlar "Biz seni hamdinle (övgüyle) tesbih ediyor (yüceltiyor) ve kutsallıkla anıyorken, dipnot 2 yeryüzünde bozgunculuk çıkarmakta ve kan dökmekte olanı (insanı) mı halife görevlendiriyorsun?" demişlerdi. (Allah da onlara): "Şüphesiz ki sizin bilemeyeceğiniz şeyleri ben bilirim." demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada Yüce Allah'ın yeryüzünde bir halife (sorumlu) görevlendirmesinden söz edilmektedir. İlk insan neslinin bir şeyden yaratılmasından söz eden ayetler ise Hicr 15:26, 28 ve Sâd 38:71'dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Takdis], Yüce Allah'ı kutsallığın kaynağı bilip O'nu bu şekilde anmak, bütün olumlu ve tastamam sıfatlarla birlikte bilerek yüceltmektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani, senin Rabbin melaikeye "Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim" dediği zaman da şöyle sormuşlardı: Yeryüzüne fesat çıkaran ve kan dökmekte olan birini mi atayacaksın; üstelik biz seni hamd ile tesbih ve takdis edip dururken?" (Allah) cevap verdi: "Şu kesin ki, ben sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim."

    Muhammed Esed

    İşte o zaman Rabbin meleklere: "Bakın, Ben yeryüzünde ona sahip çıkacak birini yaratacağım!" demişti. Onlar: "Seni övgüyle yüceltip takdis eden bizler dururken, orada bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. (Allah) "Sizin bilmediğiniz (çok şey var, onları) Ben bilirim!" diye cevapladı.

    Ahmed Hulusi

    Rabbin meleklere: "Ben arzda (bedende) bir halife (Esma mertebesinin farkındalığıyla yaşayan şuur sahibi) meydana getireceğim" dedi. Onlar da: "Orada fesat çıkarıp kan döken birini mi meydana getireceksin; biz seni hamdinle (bizde açığa çıkardığın varlığını değerlendirme haliyle) tespih (her an yeni hale dönüşen isteğine kulluk ederek) ve kudsiyetini (her türlü eksiklikten beri oluşunu) dillendirmiyor muyuz?" dediler. (Buyurdu): "BEN sizin bilmediklerinizin Aliymiyim!. . "

    Ali Bulaç

    Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak ve kanlar dökecek kimseler mi yaratacaksın? Dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğiniz şeyleri ben bilirim, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Efendin, meleklere, şöyle demişti: "Aslında, yeryüzünün yeni yöneticisi olacak birisini atayacağım!" Dediler ki: "Orada bozgunculuk yapacak ve kan akıtacak birisini mi atayacaksın? Oysa biz, övgülerle Seni yüceltiyoruz ve kutsuyoruz!" Dedi ki: "Kuşkusuz, Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim!"

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" dediği vakit melekler, "Biz seni överek anarken ve yüceltip dururken, orada fesat çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?" dediler. Allah, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" diye cevap verdi.

    Edip Yüksel

    Efendin, meleklere şöyle demişti: "Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim." melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak, kan akıtacak birisini mi yerleştireceksin? Halbuki biz seni överek yüceltiyor ve mutlak otoriteni onaylıyoruz" dediler. "Bilmediğinizi Ben bilirim" dedi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Halife Kuran'da "izleyen" veya "daha sonra gelip egemen olan" anlamında kullanılır. Allah'ın halifesi olmaz. * Adem'den önce yeryüzünde (Homo Sapiens) kan döken vahşi bir primat olmalı. * Buna tanık olan melekler o vahşi yaratığı izleyecek versiyon konusunda endişelerini dile getiriyor. * Evrim yoluyla yaratılış için bak: 24:45; 29:19-20; 71:14-17 ve 7:69.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin, meleklere şöyle demişti: 'Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim.' Melekler de: 'Orada bozgunculuk yapacak, kan akıtacak birisini mi yerleştireceksin? Halbuki biz seni överek yüceltiyor ve mutlak otoriteni onaylıyoruz,' dediler. 'Bilmediğinizi Ben bilirim,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Düşün ki, Rabbin meleklere: "Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife tayin edeceğim." dediği vakit, "Biz seni tesbih ve takdis edip dururken orada fesat çıkaracak ve kanlar akıtacak bir yaratık mı yaratacaksın?" dediler. "Her halde Ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim!" buyurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve düşün ki rabbin melaikeye "Ben Yerde muhakkak bir halife yapacağım" dediği vakıt "A!.. Orada fesat edecek ve kanlar dökecek bir mahluk mu yaratacaksın?. biz hamdinle tesbih ve seni takdis edip dururken" dediler. "Her halde ben sizin bilemiyeceğiniz şeyler bilirim" buyurdu

    Erhan Aktaş

    Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere dipnot 1 : "Ben yeryüzünde bir dipnot 2 halife dipnot 3 tayin dipnot 4 edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melek" kelimesinin çoğulu "melaike"dir. "Kuvvet, mülk, melik, yönetim gücü, elçi, haber verici" demek olan "melek" kelimesi, terim olarak, Allah'ın bütün emirlerine uyan, O'na hiç isyan etmeyen varlıkları ifade etmektedir (Bkz. 21:27). Melek, aynı zamanda Allah'ın kullandığı "güç" güçlü varlık demektir. Melek, Kur'an'da ayrıca, "hafıza, koruyucu melek, cesaret, rüzgar, zorba, yük taşıyan; öküz, eşek vb. (2:248) anlamlarında da kullanılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Bir" kelimesi; sayı anlamında bir kişiyi değil, görev ve statü anlamında görevlendirilecek zümreyi kastetmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kur'an, bu kelimeyi, irade ve akıl verilerek, yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yöneten, imar eden anlamında (Bkz. 35:39.), ve bir de önceki toplumların yerine geçen ardıl anlamında kullanmaktadır. Vekalet etmek, vekil ve naib olmak sıfatıyla "Allah'ın yeryüzündeki temsilciliği, vekilliği" olarak anlam kazanan ve halifenin de "Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi, vekili" sayılması şeklinde siyasallaşan, "halife" kelimesinin, Kur'an'da yer alan Halife kelimesi ile bir ilgisi yoktur.
    4. metne dön, dipnot 4
      "Halife yaratacağım" anlamındaki çeviriler yanlıştır. Zira ayette "yaratmak" anlamı verilen "cai'lun" kelimesi, "yaratmak" değil, "yapmak", "kılmak" demektir. Bu nedenle doğru anlam; -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım değil- insana yeryüzünde yönetici ve düzenleyici olarak sorumluluk vereceğim, onu görevlendireceğim; onu yeryüzüne halife (yönetici, düzenleyici ve onarıcı) olarak tayin edeceğimdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir dipnot 1 halife dipnot 2 tayin dipnot 3 edeceğim." demişti. Melekler: orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife dipnot 2 yapacaksın? Oysa biz Seni övgü ile yüceltip kutsuyoruz." dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bir" sözcüğü; sayı anlamında bir kişiyi değil, görev ve statü anlamında görevlendirilecek zümreyi kastetmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sözcük anlamı ardıl olan halife; terim olarak, birinin yerine geçmek; vekalet etmek, vekil ve naip demektir. Halife sözcüğünün ayetteki anlamı, irade ve akıl verilerek yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, imar eden, yeryüzünün yöneticisi ve onarıcısı anlamındadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Halife yaratacağım" anlamındaki çeviriler yanlıştır. Zira ayette "yaratmak" anlamı verilen "cai'lun" sözcüğü, "yaratmak" değil, "yapmak", "kılmak" demektir. Bu nedenle doğru anlam; -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım değil- insana yeryüzünde yönetici ve düzenleyici olarak sorumluluk vereceğim, onu görevlendireceğim; onu halife (yönetici, düzenleyici ve onarıcı) olarak tayin edeceğimdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Bir zamanlar Rabb'in, meleklere: "Ben yeryüzünde bir dipnot 1 halife dipnot 2 tayin dipnot 3 edeceğim." demişti. Melekler: "Seni övgü ile yüceltip kutsayan bizler dururken orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi yönetici yapacaksın?" dediler. Allah da: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bir" sözcüğü; sayı anlamında bir kişiyi değil, görev ve statü anlamında görevlendirilecek zümreyi kastetmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sözcük anlamı ardıl olan halife; terim olarak, birinin yerine geçmek; vekalet etmek, vekil ve naip demektir. Halife sözcüğü; ayette, irade ve akıl verilerek yeryüzünü düzenleyen, yönlendiren, yeryüzünün yöneticisi ve onarıcısı anlamında kullanılmıştır.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Halife yaratacağım" şeklindeki çeviriler yanlıştır. Zira ayette, "cai'lun" sözcüğü yer almaktadır. Bu sözcük, "yaratmak" değil, "yapmak", "kılmak" demektir. Böyle olunca, doğru anlam; -Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım değil- insana yeryüzünde yönetici ve düzenleyici olarak sorumluluk vereceğim, onu görevlendireceğim; onu halife (yönetici, düzenleyici ve onarıcı) olarak tayin edeceğimdir.

    Gültekin Onan

    Rabbin, meleklere şöyle demişti: "Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim / Yeryüzünde bir halife varedeceğim / Yeryüzünde (birisini) halife yapacağım (caılün)". Melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak (yüfsidü), kan akıtacak (yesfiküddima) birisini mi yerleştireceksin / var edeceksin / (halife) yapacaksın? Halbuki biz seni hamdinle yüceltiyor (nüsebbihu) ve kutsuyoruz (nükaddisu)" dediler. "Sizin bilmediğinizi / bilmediklerinizi / bilemeyeceklerinizi ben bilirim" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben yer yüzünde (benim emirlerimi tebliğ ve infaza me'mur) bir halife (bir insan, adem) yaratacağım" demişdi. (Melekler) de: "Biz seni hamdinle tesbih ve seni takdis (ayıblardan, eş koşmakdan, eksikliklerden tenzih) edib dururken (yerde) orada bozgunculuk edecek, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?" demişlerdi. Allah (da) "Sizin bilemeyeceğinizi her halde ben bilirim" demişdi.

    İbni Kesir

    Hani Rabbın meleklere: Ben, yeryüznde bir halife yaratacağım, demişti de melekler: Biz seni hamd ile tesbih, takdis eder dururken yeryüzünde fesad çıkarıp, kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın? demişlerdi. Allah da: Sizin bilmediklerinizi ben bilirim, buyurmuştu.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım." demişti. Melekler de: "Yeryüzünde bozgunculuk edecek, kanlar dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni (durmadan) hamt ile tesbih ve takdis ediyoruz." dediler. Allah da "Sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim." buyurmuştu.

    Süleyman Ateş

    Bir zamanlar Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım," demişti. (Melekler): "Orada bozgunculuk yapan, kan döken birisini mi halife yapacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz?" dediler. (Rabbin): Ben sizin bilmediklerinizi bilirim," dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbin bir gün meleklere: "Yeryüzünde bir halife /muhalif varlık oluşturuyorum." dedi. Melekler: "Orada düzeni bozacak ve kan dökecek birini mi oluşturuyorsun? dipnot 1 Her şeyi mükemmel yaptığın için sana yine de boyun eğeriz. Senden dolayı onu kutsal sayarız." dipnot 2 dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Halife (خَلِيفَةً), "bir şeyin bir şeyden sonra gelip yerine geçmesi, öncekine muhalefet etme ve değişme anlamlarına gelen half (خلف) kökündendir (Mekayis). Feil (فعيل) kalıbında olduğu için hem ism-i fail /eylemi yapan hem de ism-i mef'ul /eylemden etkilenen için kullanılır. Bu ayette kelimenin "muhalefet eden" anlamının kastedildiği, insanın yaratılışından gelen temel özelliğini anlatan şu ayetler okunduğunda açıkça ortaya çıkar: "Rabbin tercihini farklı yapsaydı elbette insanları tek bir ümmet /hep doğru davrananlar topluluğu yapardı. Ama onlar, muhalif olmayı sürdüreceklerdir. Rabbinin ikramda bulundukları /doğru yolda saydıkları bunun dışındadır. O, insanları bunun için yaratmıştır." (Hud 11/118-119). Burada melekler, muhalif yapıda yaratılan insanın düzeni bozup kan dökeceği ile ilgili endişelerini dile getirmişlerdir. Hayvanlar birbirlerinin kanını döktüğü için onların vücut yapısına benzer özellikte yaratılacak muhalif yapıdaki varlık düzeni bozabilir ve kan dökebilir. Allah bunu kabul etmekle birlikte Adem'e öğreteceği ama meleklerin bilmediği bir şeye dikkat çekmiş ve onu, sonraki ayetlerde anlatmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takdis (تقديس), "mukaddes sayma" demektir. "Nukaddisu lek" sözü, nukaddisuhu lek (نُقَدِّسُه لَكَ) anlamındadır. Bu takdirin yapılması, nukaddisu fiilinin, gizli olan mef'ulünün açığa çıkarılması sebebiyledir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah bu haberi verdiği sırada Mele-i a'la'da yani meleklerin en üst seviyedeki topluluğu arasında çekişme çıktı (Sad 38/69-78). Allah'a olan bu itirazları, o çekişmenin bir yansımasıdır. Demek ki melekler de muhalif yapıda imişler. Bu ayetler ve ilgili diğer ayetler (A'raf 7/11-13) İblis'in de o zaman Mele-i a'la'da görevli olduğunun açık delilidir. Yahudilerin sözlü geleneğine ait Tevrat dışı eserlerde de Adem'in yaratılışı ve meleklerin ona secde etmeleriyle ilgili anlatılar yer alır; meleklerin Adem yaratılmadan önceki tartışmalarından ve bazı itirazlarından bahsedilir; İblis'in diğer bütün meleklerden daha üstün bir konumda olduğu anlatılır. Ancak Adem'e secde etmeyi kabul etmediği için makamından kovulur ve yeryüzüne sürgün edilir [TB Sanhedrin 38a-38b; Midrash, Bereshit Rabbeti].

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sahibin (Rabbin) bir gün meleklere, "Yeryüzünde bir muhalif varlık dipnot 1 yaratıyorum." dedi. Melekler, "Orada tabii düzeni bozacak ve kan dökecek bir varlık mı oluşturuyorsun? Ama sen yaptığını güzel yaparsın, sana içten boyun eğmemiz bundandır. Senden dolayı onu değerli sayarız." dipnot 2 dediler. Allah: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Muhalif varlık halife'nin sözlük anlamıdır. Halif (خَلِيفَة) kelimesine mübalağa (abartı) için ta(ة)'nın eklenmesiyle oluşmuştur. (Lisan'ul-Arab) İsm-i fail olarak (الخالف), birinin yerine geçen muhalif olan veya arkada kalan anlamlarına gelir. İsm-i mef'ul (المخلوف)  da yerine başkası geçen, muhalefet edilen ve arkasında birini bırakan demektir. Allah Teala şöyle demiştir: "Rabbin farklı tercihte bulunsaydı insanları tek bir toplum yapardı, Sahibinin (Rabbinin) ikramda bulundukları dışında kalanlar birbirlerine muhalif olmayı sürdüreceklerdir. O, onları bunun için yaratmıştır..." (Hud 11/118-119)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki takdis (تقديس),  arındırma demektir (Mekayis). Burada düzen bozuculuktan ve kan dökücülükten arındırma kastedildiği için "değerli sayma" anlamı uygun düşmektedir. "Nukaddisu lek" sözü, "nukaddisuhu lek" takdirindedir.

    Şaban Britch

    Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Melekler de: "Yeryüzünde bozgunculuk edecek, kan dökecek birilerini mi yaratacaksın? Oysa biz seni (durmadan) hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz" dediler. "Sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim" dedi.

    Şaban Piriş

    Rabbin meleklere: -Ben yeryüzünde bir yönetici yaratacağım, demişti. Melekler de: -Yeryüzünde bozgunculuk edecek, kan dökecek birilerini mi yaratacaksın? Oysa biz seni durmadan hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz, dediler. -Sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım." demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz." Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim."

  2. Bakara suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 31. ayet. وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلْأَسْمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِى بِأَسْمَآءِ هَٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) Âdem'e bütün isimleri öğretmiş, sonra onları meleklere yöneltip "Doğruysanız şunların isimlerini bana bildirin." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Adem'e tüm isimleri öğretti, bunun ardından onları meleklere takdim etti ve dedi ki: "Hadi, eğer sözünüzün arkasında duruyorsanız şunların isimlerini bana bir bir haber verin!"

    Muhammed Esed

    Ve O, Adem'e her şeyin ismini öğretti, sonra onları meleklerin önüne koydu ve "Dedikleriniz doğruysa haydi bu (şeylerin) isimlerini Bana söyleyin bakalım!"dedi.

    Ahmed Hulusi

    Sonra Adem'e (Esma'nın programlanışı, Esma bileşiminin açığa çıkışıyla yoktan var edilene) bütün Esma'yı (Esma ül Hüsna'sının anlamlarını açığa çıkarmayı ve kavramayı) talim etti (programladı). Sonra melaikeye: "Eğer dediğinizde ısrarlı iseniz bana (Adem'in) varlığındaki Esma'nın (özelliklerinin) neler olduğunu anlatın" dedi.

    Ali Bulaç

    Ve Adem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: "Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah Âdem’e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Ve Âdem'e, tüm isimleri öğretti. Sonra, onları meleklerin önüne koyarak, şöyle dedi: "Bunları, isimleriyle Bana bildirin; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra o varlıkları ve nesneleri meleklerin karşısına çıkarıp "Görüşünüzde doğru iseniz, bunların adlarını bana söyleyiniz" dedi.

    Edip Yüksel

    Adem'e tüm isimleri (nitelemeleri) öğretti, sonra onları meleklere sunup, "Doğru iseniz, şunların isimlerini (özelliklerini, niteliklerini) siz bana bildirin" dedi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Hayvanlar, bitkiler, aletler, kimyasal bileşikler vs.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Adem'e tüm isimleri (nitelemeleri) öğretti, sonra onları meleklere sunup, 'Doğru iseniz, şunların isimlerini (özelliklerini, niteliklerini) siz bana bildirin,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra o isimlerin delalet ettiği şeyleri meleklere gösterip: "Haydi davanızda doğru iseniz, Bana şunları isimleriyle haber verin!" buyurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Ademe bütün esmayı ta'lim eyledi, sonra o alemini melaikeye gösterip "Haydin davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin" buyurdu

    Erhan Aktaş

    Allah, Adem'e bütün isimleri dipnot 1 öğretti. Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Varlıkların özelliklerini bilmeyi; onları tanımlamayı, özelliklerine göre isimlendirmeyi yapabilecek bilgi, yetenek ve akıl verdi. Varlığa isim vermek; onun ne olduğunu tanımak ve bilmek demektir. Bu bilgi, aynı zamanda onu nasıl kullanacağını da sağlayacak bir bilgidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah ile melekler arasında geçen bu konuşma doğrudan olmuş bir konuşma değil, alegorik* bir anlatımdır. *Alegori: Bir fikrin, davranışın eylemin, duygunun, bir kavramın ya da bir nesnenin simgelerle, sembollerle ifade edilmesi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, Âdem'e bütün isimleri dipnot 1 öğretti. Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Varlıkların özelliklerini bilmeyi; onları tanımlamayı, özelliklerine göre isimlendirmeyi yapabilecek bilgi, yetenek ve akıl verdi. Varlığa isim vermek; onun ne olduğunu tanımak ve bilmek demektir. Bu bilgi, aynı zamanda onu nasıl kullanacağını da sağlamaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah ile melekler arasında geçen bu konuşma doğrudan olmuş bir konuşma değil alegorik* bir anlatımdır. *Alegori: Bir fikrin, davranışın eylemin, duygunun, bir kavramın ya da bir nesnenin simgelerle, sembollerle ifade edilmesi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, Âdem'e bütün isimleri dipnot 1 öğretti. Sonra onları meleklere sunup: "Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bunların isimlerini bana bildirin." dedi. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Varlıkların özelliklerini bilmeyi; onları tanımlamayı, özelliklerine göre isimlendirmeyi yapabilecek bilgi, yetenek ve akıl verdi. Varlığa isim vermek; onun ne olduğunu tanımak ve bilmek demektir. Bu bilgi, aynı zamanda onu nasıl kullanacağını da sağlayacaktır. İnsanın bir şeyi yaparken "araç" kullanabilmesi, bu isimlendirmenin/içeriğini bilmesinin sayesindedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah ile melekler arasında geçen bu diyalog, bizatihi olmuş bir görüşme olarak değil; mesajın, "temsili bir dille somutlaştırılarak anlatılması" olarak anlaşılmalıdır.

    Gültekin Onan

    Ve Adem'e tüm isimleri öğretti, sonra onları meleklere sunup (aredahüm), "Doğru sözlü / dürüst (sadık) iseniz, şunların isimlerini siz bana bildirin (enbiuniy)" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    Ademe bütün isimleri öğretmişdi. Sonra onları (onların delalet etdikleri alemleri, eşyayi) meleklere gösterib: "Doğrucular iseniz (her şeyin iç yüzünü biliyorsanız) bunları adlarıyle bana haber verin" demişdi.

    İbni Kesir

    Allah, Adem'e bütün isimleri öğretmiş, sonra onları meleklere göstererek: Eğer sadıklardan iseniz, bunların adlarını bana söyleyin, buyurmuştur.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin.” dedi.

    Süleyman Ateş

    Adem'e isimlerin tümünü öğretti, sonra onları meleklere sunup: "Haydi, doğru iseniz onların isimlerini bana söyleyin," dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Adem'e bütün varlıkların isimlerini /özelliklerini dipnot 1 öğretti, dipnot 2 sonra onları dipnot 3 meleklere gösterdi: "(Muhalif varlık konusunda) Doğru sözlü kimselerseniz bana şunların isimlerini /özelliklerini anlatın!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada isim, bir şeyi tanımlayan, neye yaradığını gösteren ve akılda tutmaya yarayan sözdür (Müfredat).
    2. metne dön, dipnot 2
      el-esma (الاسماء)'daki el (ال) takısı muzafun ileyhten ıvazdır yani isim tamlamasındaki tamlayanın yerine geçmiştir; esma'ul- mevcudat = varlıkların isimleri anlamındadır. Allah Adem'e göklerde ve yerdeki (Bakara 2/33) varlıkların isimlerini, neye yaradıklarını ve onlardaki bilgileri öğretmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Bütün isimleri (الأَسْمَاء كُلَّهَا)" ifadesinde yer alan ve akılsız varlıklar için kullanılan ha (ها) zamiri, "onları gösterdi (عَرَضَهُمْ)" ifadesinde, akıllı varlıklar için kullanılan hum (هُمْ) zamirine dönüşmüştür. Arapçada akıl, "aklı kullanarak yararlanılan bilgi" anlamına da gelir (Müfredat). Zamirlerdeki bu dönüşüm, Adem aleyhisselama, varlıkların isimleri yanında aklı kullanarak elde edilecek bilgilerin de öğretildiğini gösterir. Bunlar, yaratılan ayetlerdeki bilgilerdir. İndirilen ayetlerdeki bilgilere de akıllı varlıklar için olan hum (هم) ile gönderme yapılmıştır (Bakara 2/136 ve Al-i İmran 3/84). Allah Adem'e yazıyı da öğretmiş ve o bilgileri ona yazdırmıştır (Alak 96/4-5).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Âdem'e her varlığın ismini (neye yaradığını) öğretti, dipnot 1 sonra onları meleklere gösterdi: "İddianızda haklıysanız bana şunların isimlerini söyleyin!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      El - esma = الاسماء'daki  el (ال) takısı muzafun ileyhten ıvazdır; esma'ul-mevcudat = varlıkların isimleri anlamındadır. Allah Adem'e varlıkların isimlerini, neye yaradıklarını ve onlardaki gizli bilgiyi öğretmişti.

    Şaban Britch

    Allah, Adem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere göstererek: Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin, dedi.

    Şaban Piriş

    Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere göstererek:-Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Adem'e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz."

  3. Bakara suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 32. ayet. قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ لَا عِلْمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَآ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Melekler): "Sen yücesin; bize öğrettiklerinden başka bilgimiz yoktur. Yalnızca sen bilensin; doğru hüküm verensin." demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    (Melekler) cevapladılar: "Sen tek otoritesin, bizim Senin bize öğrettiğinden başka bir ilmimiz olamaz; yalnızca Sensin her şeyi tam bilen, her hükmünde tam isabet kaydeden."

    Muhammed Esed

    Onlar: "Sen kudret ve egemenlikte kusursuz ve eksiksizsin! Senin bize bildirdiğin dışında bir bilgimiz yoktur. Doğrusu yalnız Sensin her şeyi bilen, gerçek hikmet Sahibi!" diye cevap verdiler.

    Ahmed Hulusi

    (Bunu değerlendiremeyen melaike): "Subhaneke (her an yeni bir şey yaratıp bunlarla da asla kayıtlanmayan ve sınırlanmayansın)! Bizde açığa çıkarttığın ilimden başkasını bilmemiz asla mümkün değil! Şüphesiz ki sen, Mutlak İlim (Aliym) ve bunu bir sistem içinde (Hakiym) açığa çıkaransın!"

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın."

    Ali Özek ve heyeti

    Melekler: (Rabbimiz) Seni (noksan sıfatlardan) tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alîm (herşeyi bilen) ve hakîm olan ancak sensin, dediler.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. Bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Kuşkusuz, Sen, Bilensin; Bilgelik ve Adaletle Yönetensin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Melekler, "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız! Bizim senin öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Her şeyi bilen ve hikmet sahibi sensin" dediler.

    Edip Yüksel

    Dediler: "Sen Yücesin, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yok. Sen Bilensin, Bilgesin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler: 'Sen Yücesin, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yok. Sen Bilensin, Bilgesin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Melekler: "Seni bütün eksikliklerden tenzih ederiz Ya Rab! Bizim için, senin bize bildirdiğinden başka bilgi mümkün değildir. O her şeyi bilen hüküm sahibi sadece Sensin Sen!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Subhansın Yarab! Bizim için senin bize bildirdiğinden başka ilim ne mümkin, o alim, hakim sen, şüphesiz sensin" dediler

    Erhan Aktaş

    Melekler de: "Sen subhansın. dipnot 1 Bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen her şeyi gerçeği ile bilensin." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sen bütün kusur ve eksiklikten uzaksın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Melekler de: "Sen subhansın. dipnot 1 Bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen her şeyi gerçeği ile bilensin." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sen her türlü kusur ve eksiklikten uzaksın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Melekler de: "Sen her türlü kusur ve eksiklikten uzaksın. Bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen her şeyi gerçeği ile bilensin." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Sen yücesin (sübhaneke), senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz / bildiğimiz yok. Sen bilensin, hakimsin (aliymülhakiym)".

    Hasan Basri Çantay

    (Melekler) de: "Seni tenzih ederiz. Senin bize öğretdiğinden başka bizim hiç bir bilgimiz yok. Çünkü (her şey'i) hakkıyle bilen, hüküm ve hikmet sahibi olan şübhesiz ki sensin Sen" demişlerdi.

    İbni Kesir

    Melekler ise: Sana tesbih ederiz, bize öğrettiğinden başka bilgimiz yok. Alim, Hakim Sensin Sen, demişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Melekler) "Sen yücesin! Seni eksiklikten tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka hiçbir ilmimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” dediler.

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Sen yücesin (ya Rab); bizim senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakimsin (her şeyin içyüzünü bilen, her şeyi yerli yerince yapansın.)

    Süleymaniye Vakfı

    Melekler, "Biz sana boyun eğeriz, senin öğrettiğin dışında bir bilgimiz yoktur. Her şeyi bilen ve bütün kararları doğru olan sensin." dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Melekler, "Biz sana içten boyun eğeriz, bizde senin öğrettiğin dışında bilgi olmaz. Her şeyi bilen ve kararları doğru olan Sensin." dediler.

    Şaban Britch

    "Sen yücesin! Seni eksiklikten tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Bilen ve hüküm veren sensin" dediler.

    Şaban Piriş

    -Sen yücesin! Yalnız sen eksiklikten uzaksın senin bize öğrettiğinden başka bizim hiç bir bilgimiz yoktur. Bilen ve hüküm veren sensin, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim'sin, her şeyi en iyi şekilde bilirsin; Hakim'sin, her şeyin bütün hikmetlerine sahipsin."

  4. Bakara suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 33. ayet. قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Allah:) "Ey Âdem! Onların (eşyanın) isimlerini onlara (meleklere) bildir." demiş, (Âdem) isimlerini kendilerine bildirince "Ben size, şüphesiz ki göklerin ve yerin gaybını (bilinemeyenini) bilirim; açıkladıklarınızı da gizlemiş olduklarınızı da bilirim' dememiş miydim?" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah) buyurdu: "Ey Adem! Şunların isimlerini onlara bildir." Onların isimlerini (meleklere) bildirince de; "Size dememiş miydim "Ben bilirim göklerin ve yerin sırrını, gözlediklerinizin ve açıkladıklarınızın tümünü de ben bilirim" diye?"

    Muhammed Esed

    O: "Ey Adem, bu (şeylerin) isimlerini onlara bildir!" buyurdu. (Adem) isimleri onlara bildirince (Allah): "Size, 'göklerin ve yerin gizli gerçeğini, açıkladıklarınızın ve gizlediklerinizin tümünü yalnız Ben bilirim' dememiş miydim?" dedi.

    Ahmed Hulusi

    (Hitap etti): "Ya Adem (yoktan var olmuş, Esma ile hayat bulmuş) varlığındaki isimlerin hakikatinden onlara söz et. " Adem onlara (varlığını oluşturan Allah) isimlerinin işaret ettiği manalardan haber verince (yani bu isimlerin özellikleri kendisinde açığa çıkınca); Allah onlara fark ettirdi: "Demedim mi size ben, muhakkak ki bilirim semalar (şuur boyutu) ve arz (beden) boyutunun gaybını (açığa çıkmamış sırlarını, özelliklerini). . . Ve ben bilirim gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı!"

    Ali Bulaç

    (Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da ben bilirim."

    Ali Özek ve heyeti

    (Bunun üzerine:) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere bildir, dedi. Âdem onların isimlerini onlara bildirince: (Allah: ) Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Ey Âdem! Bunları, isimleriyle onlara bildir!" dedi. İsimleriyle onlara bildirince, şöyle dedi: "Size söylemedim mi? Kuşkusuz, göklerin ve yeryüzünün gizli gerçeklerini bilirim. Açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilirim!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, "Ey Adem! Onlara eşyanın isimlerini anlat" dedi. Adem, onların isimlerini meleklere anlatınca Allah, "Size demedim mi, göklerin ve yerin sırlarını ben bilirim ve ben sizin açıkladığınız ve gizlediğiniz şeyleri de bilirim" dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi: "Adem! Onların isimlerini şunlara haber ver." İsimlerini onlara haber verince, "Size, yerin ve göklerin sırlarını biliyorum, açıkladığınızı da gizlediğinizi de biliyorum dememiş miydim" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi: 'Adem! Onların isimlerini şunlara haber ver.' İsimlerini onlara haber verince, 'Size, yerin ve göklerin sırlarını biliyorum, açıkladığınızı da gizlediğinizi de biliyorum dememiş miydim,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Adem, bunlara onları isimleriyle haber ver! buyurdu. Bu emir üzerine Adem, onlara isimleriyle bunları haber verince buyurdu ki: "Size demedim mi Ben her halde göklerin ve yerin sırrını bilirim! Ve sizin açıkladığınız ve gizlediğiniz şeyleri de biliyorum!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey Adem bunlara onları isimleriyle haber ver buyurdu. Bu emir üzerine Adem onlara isimleriyle onları haber veriverince de buyurdu ki demedim mi size Ben her halde Semavüt-ü Arzın gaybini bilirim, ve biliyorum ne izhar ediyorsunuz da ne ketmeyliyordunuz

    Erhan Aktaş

    Allah: "Ey Adem! Bunların isimlerini onlara bildir." dedi. Adem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: "Göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?" dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2:3. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah: "Ey Âdem! Bunların isimlerini onlara bildir." dedi. Âdem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: "Göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ebedi hayata dair verilen bilgiler. Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah: "Ey Âdem! Bunların isimlerini onlara bildir." dedi. Adem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: "Göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Ey Adem! Onların isimlerini şunlara bildir / bunları onlara isimleriyle bildir." İsimlerini onlara bildirince, "Size, göklerin ve yerin gaybını ben bilirim, açıkladıklarınızı / açığa vurduklarınızı da (tübdune) gizlediklerinizi de (tektümun) biliyorum / bilirim dememiş miydim?" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    (Allah) "Ey Adem, onları adlariyle kendilerine haber ver" deyib de o da onları isimleriyle söyleyiverince (şöyle) dedi: "Size demedim mi ki göklerin ve yerin gaybını şübhesiz ben bilirim. Neyi açıklarsanız, neyi de gizlemişseniz ben biliyorum."

    İbni Kesir

    Allah: Ey Adem, onları'adları ile kendilerine bildir, dedi. Adem, adlarını söyleyince; Size demedim mi ki ben, göklerin de, yerin de gizliliklerini muhakkak bilirim. Ve sizlerin neyi açıklayıp neyi gizler olduğunuzu da bilirim, buyurdu.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah: “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” buyurdu.

    Süleyman Ateş

    (Allah) dedi ki: "Ey Adem, bunlara onların isimlerini haber ver." (Adem), bunlara onların isimlerini haber verince (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı ve içinizde gizlemekte olduğunuz şeyleri bilirim, dememiş miydim? dedi

    Süleymaniye Vakfı

    Allah: "Adem! Meleklere şunların isimlerini /özelliklerini anlat!" dedi. Adem onlara o isimleri anlatınca, "Size dememiş miydim, ben göklerin ve yerin gaybını /gizlisini saklısını bilirim. Neyi açığa vurduğunuzu, (içinizde) neyi sakladığınızı dipnot 1 da bilirim." dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu söz, meleklerin Adem'i kıskandıklarını gösterdiğinden verilen secde emri ile zor bir imtihana sokulmuşlardı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Allah, "Âdem! Meleklere şunların isimlerini (neye yaradıklarını) söyle!" dedi. Âdem onlara o isimleri söyleyince, "Size dememiş miydim, ben göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 (gizlisini, saklısını) bilirim. Neyi açığa vurduğunuzu, içinizde neyi sakladığınızı dipnot 2 da bilirim." dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      O bilgi, melekler için gayb yani bilinemezdir. Adem'e öğretildiği için onun açısından gayb olmaktan çıkmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu söz, meleklerin Adem'i kıskandıklarını gösterir. Adem'e secde emri, onlar için zor bir imtihan olmuştu.

    Şaban Britch

    Allah: Ey Adem! Onlara, bunların isimlerini haber ver, dedi. Adem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah: Size göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ben bilirim demedim mi? Sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de ben bilirim, dedi.

    Şaban Piriş

    Allah: -Ey Adem! Onlara, bunların isimlerini haber ver, dedi. Adem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah: -Size göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ben bilirim demedim mi? Sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de ben bilirim, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah buyurdu: "Ey Adem, haber ver onlara onların adlarını." Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim."

  5. Bakara suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 34. ayet. وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ وَٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu.

    Mehmet Okuyan

    Hani meleklere "Âdem için (Allah'a) secde edin." demiştik; onlar da hemen secde etmişti. İblis hariç. dipnot 1 Yüz çevirmiş, kibirlenmiş, kâfirlerden olmuştu.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki hitabın meleklere yönelik olması ile İblis'in hariç tutulma durumu birbirine karıştırılmamalıdır. Zira Kehf 18:50'de belirtildiği üzere o, cinlerdendi. Ayrıca A‘râf 7:12'de "Adem için (Allah'a) secde etme" emri meleklerden ayrı olarak doğrudan İblis'e hitaben de yer almaktadır. Ayetteki "İblis hariç" kısmını ayrı bir cümle olarak tercüme etmemizin sebebi Hicr 15:31 ve Sâd 38:74. ayetlerin başındaki kullanımlardır. Benzer mesajlar: A‘râf 7:11; Hicr 15:31; İsrâ 17:61; Kehf 18:50; Tâhâ 20:116; Sâd 38:74.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte o zaman meleklere demiştik ki: "Adem(oğlu) için emre amade olun! İblis hariç, hepsi emre amade olmuştular. O (ise) emre karşı geldi, büyüklük tasladı ve nankörlerden oldu.

    Muhammed Esed

    Sonra Meleklere "(Haydi!) Adem'in önünde yere kapanın" dediğimizde İblis dışında hepsi yere kapandı, o ise reddetti ve (üstelik) küstahça böbürlendi: Böylece hakkı inkar edenlerden oldu.

    Ahmed Hulusi

    Meleklere: "Secde edin Adem'e" dediğimizde secde ettiler (yoktan varolmuştaki Esma'dan meydana gelmiş varlığa - Esma mertebesine). . . Ancak İblis, benliğinin yüceliğinden (enfüsünde gördüğüyle afaktaki hakikatten perdelenerek) inkar etti. Hakikati inkar edenlerden (kafir) oldu.

    Ali Bulaç

    Ve meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu.

    Ali Özek ve heyeti

    Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu.

    Ali Rıza Safa

    Meleklere; "Âdem'e secde edin!" dediğimizde, İblis dışında secde ettiler; büyüklük taslayarak kaçındı ve nankörlük etti.

    Bayraktar Bayraklı

    Meleklere, "Adem'e secde ediniz" dediğimiz vakit İblis'ten başka hepsi secde ettiler. İblis secde etmedi, kibirlendi ve kafirlerden oldu.

    Edip Yüksel

    Meleklere, "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç hepsi secde ettiler, o ise diretti, büyüklük tasladı ve nankörlük etti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Meleklere, 'Adem'e secde edin,' dedik. İblis hariç hepsi secde ettiler, o ise diretti, büyüklük tasladı ve nankörlük etti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o vakit meleklere: "Adem için secde edin!" dedik, derhal secde ettiler. Ancak İblis dayattı, kibrine yediremedi, zaten o kafirlerden idi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o vakit melaikeye "Adem için secde edin" dedik, derhal secde ettiler, ancak İblis dayattı, kibrine yediremedi, zaten kafirlerden idi

    Erhan Aktaş

    Sonra meleklere: "Adem için secde dipnot 1 edin." dedik. İblis dipnot 2 hariç hemen secde ettiler. O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O Kafirlerdendi. dipnot 3

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secde; tam bir teslimiyet içinde Allah'a bağlılık göstermek, itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek, saygı göstermek ve içtenlikle boyun eğmek demektir. Diğer bir anlamı ile de secde bütün bir varlığın Allah'ın evrene koyduğu işleyiş yasalarına tabi olması, boyun bükmesidir. Namaz kılarken alnı yere koymak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şeytanın özelliklerinden birisini ifade eden bir sıfattır. Şeytan-i racim, İblis olarak anılmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      İblis, secde etmediği için Kafir olmadı; o, zaten kafirdi; Kafir olduğu için secde etmedi. Bu nedenle "Kafir oldu" şeklinde yapılan çeviriler doğru değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra meleklere: "Âdem için secde edin." dipnot 1 dedik. İblis dipnot 2 hariç hemen secde ettiler. O, yüz çevirip büyüklük tasladı. O kafirlerdendi. dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secde; itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şeytanın bir tür başka özelliğini ifade eden bir sıfattır. Şeytan-i racim, İblis olarak anılmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      İblis, secde etmediği için kafir olmadı; o, zaten kafirdi; kafir olduğu için secde etmedi. Bu nedenle "kafir oldu" şeklinde yapılan çeviriler doğru değil.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra meleklere: "Âdem'e secde edin" dipnot 1 dedik. İblis hariç bütün melekler secde ettiler. dipnot 2 O, yüz çevirip büyüklük tasladı. Ve o kafirlerdendi. dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adem'in halifeliğini kabullenin, onaylayın.
    2. metne dön, dipnot 2
      İblis hariç meleklerin tamamı Adem'in halifeliğini kabullendiler.
    3. metne dön, dipnot 3
      İblis secde etmediğinden dolayı kafir olmadı; o, evveliyatında da zaten kafirdi. Kafir olduğu için secde etmedi. Bu nedenle, "Kafir oldu." şeklinde yapılan çevirilerin doğru olmadığı kanaatindeyiz.

    Gültekin Onan

    Ve meleklere, "Adem'e secde edin" dedik. İblis dışında (hepsi) secde ettiler, o ise diretti / yüz çevirdi (eba), büyüklüklendi / böbürlendi (vestekbere) ve kafirlerden oldu.

    Hasan Basri Çantay

    Hani meleklere: "Ademe (yahud: Adem için Allaha) secde edin" demişdik de (şeytanların reisi olan) iblisden başkası hemen secde etmişlerdi. O ise dayatmış, kibirlenmek istemişdi. (Zaten de) o kafirlerdendi.

    İbni Kesir

    Hani meleklere: Adem'e secde edin demiştik de onlar hemen secde edivermişlerdi. Sadece şeytan kaçınmış, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani Meleklere: "Âdem'e (saygı ve hürmet için) secde edin!" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen secde edivermişlerdi. İblis bundan kaçınmış, büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştu.

    Süleyman Ateş

    Meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik, hemen secde ettiler: Yalnız İblis diretti, böbürlendi, nankörlerden oldu.

    Süleymaniye Vakfı

    Meleklere "Adem'e secde edin /onun karşısında saygıyla eğilin!" dipnot 1 dediğimizde hepsi hemen secde etti, İblis hariç. O direndi, büyüklendi ve kafirlerden dipnot 2 oldu. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secdenin kök anlamı eğilmedir (Müfredat). Bu sebeple Güneş, Ay, gezegenler, dünya ve yıldızlar arasında oluşan eğimler /deklinasyon ve ona bağlı olarak gölgenin uzayıp kısalması, "secde" kelimesiyle ifade edilmiştir (Nahl 16/48, Ra'd 13/15). Bazı ayetlerde sadece itaat anlamında (Hac 22/18, İnşikak 84/21), bazılarında da itaat ile birlikte fiziki eğilme anlamında kullanılır (Bakara 2/34, 58, Nisa 4/154, A'raf 7/161, Yusuf 12/4 ve 100). Nitekim namazda, vücudumuz ayaklar, eller ve dizler üzerinde yere paralelken alnı yere koymak da Allah'a itaat ederek eğilme anlamındaki secdedir (Nisa 4/102-103).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın imtihan için yarattığı varlıklar, insanlar ve cinlerdir (Zariyat 51/56). Melekler, cinlerin Allah tarafından görevlendirilmiş olanlarıdır. İblis de Allah'ın melek olarak görevlendirdiği cinlerdendir. Secde emri meleklere verildiği için İblis melek olmasaydı secdeden sorumlu tutulamazdı. Secde etmemesinin sebebi kendini büyük görüp direnmesidir. Bu suçu hangi melek işlese aynı duruma düşer (Nisa 4/172-173). "Kafirlerden oldu" sözü, İblis'ten önce de kafir olanların varlığını gösterir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Meleklere "Âdem'e secde edin!" dediğimizde hemen secdeye kapandılar ama İblis öyle yapmadı, büyüklenerek direndi ve kafirlerden dipnot 1 oldu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kafirlerden oldu" sözü, İblis'ten önce de bazı meleklerin kafir olduklarını gösterir. Melek, elçi anlamındadır (Müfredat). Onlar      Allah'ın, birçok konuda elçi olarak görevlendirdiği cinlerdir. Allah  Teala şöyle demiştir: "Cinleri ve insanları, sadece bana kulluk etsinler      diye yarattım." (Zariyat 51/56) Şu ayet bunu açıkça anlatmaktadır: "Bir gün meleklere, ‘Adem'e secde edin!' dedik. İblis'in dışındakiler      hemen secdeye kapandılar. O da o cinlerdendi ama Sahibinin (Rabbinin) emrinden çıktı." (Kehf 18/50) Bu ayeti doğru anlamak için: "Rabbinin emrinden çıkmayan cinler hangileriydi?" diye sormak gerekir. Bunun tek cevabı "melekler" olur. O zaman, meleklerin cinlerden olmadığı, sorumsuz varlıklar olduğu ve günah işleyemeyeceği şeklindeki algı yönetiminin önü kesilir. Burada emirden çıkan meleğin adı İblis'tir. İblis, meleklerden olmasaydı secdeden sorumlu tutulamazdı. Ayete göre secde etmemesinin tek sebebi kendini büyük görüp direnmesidir. Bu suçu hangi melek işlese aynı cezaya çarptırılır. İlgili ayetler şöyledir: "Mesih, Allah'a kul olmaktan geri durmaz. Mukarreb (Allah'a akın) melekler de öyledir. Kim O'na kulluktan geri durur da büyüklük taslarsa (bilmeli ki) Allah, onların hepsini huzuruna toplayacaktır. İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara hem ücretlerini tastamam verecek hem de ikramda bulunacaktır. Kul olmayı kendine yakıştıramayıp büyüklük taslayanları da acıklı bir azaba çarptıracaktır. Onlar, kendileri için Allah ile aralarına girecek ne bir dost (veli) ne de yardımcı bulacaklardır." (Nisa 4/172-173)

    Şaban Britch

    Meleklere: Adem'e secde edin, demiştik de onlar da hemen secde edivermişlerdi. Sadece İblis kaçınmış, büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştu.

    Şaban Piriş

    Meleklere: -Adem için secde edin, demiştik de onlar da hemen secde edivermişlerdi. Sadece İblis kaçınmış, büyüklenmiş ve kafirlerden olmuştu.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O vakit biz meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.

  6. Bakara suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 35. ayet. وَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

    Mehmet Okuyan

    Şöyle demiştik: "Ey Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye dipnot 1 yerleşip, dilediğiniz yerden bolca yiyin! Şu ağaca yaklaşmayın; yoksa kaybedenlerden olursunuz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [el-cenneh] kelimesi dünyadaki bir "bahçe"dir; mahşerde müminlere vadedilen "cennet" değildir. Çünkü Hz. Adem ve ilk insan nesli, bu dünyada ve bu topraktan yaratılmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve dedik ki: "Adem! Sen ve eşin şu bahçeye yerleşin, orada canınızın çektiği her şeyden serbestçe yiyin, şu ağaca da yaklaşayım demeyin, sonra zalimlerden olursunuz."

    Muhammed Esed

    Ve (sonra) "Ey Adem" dedik: "Sen ve eşin bu bahçeye yerleşin ve orada dilediğinizden serbestçe yiyin; ancak bir tek şu ağaca yaklaşmayın ki zalimlerden olmayasınız."

    Ahmed Hulusi

    Bundan sonra dedik ki: "Ey Adem, sen ve senin halini, yaşamını paylaştığın (eşin - bedenin), cennet boyutunu mesken edinin. Dilediğinizce bu boyutun nimetleriyle yaşayın ve şu ağaca da yaklaşmayın, (yaklaşırsanız) zalimlerden olursunuz. "

    Ali Bulaç

    Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

    Ali Özek ve heyeti

    Biz:«Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin ve dilediğiniz yerde O'nun nimetlerinden bol bol yiyin. (Ancak) şu ağaca yaklaşmayın; yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz» dedik.

    Ali Rıza Safa

    Ve şöyle dedik: "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşin ve istediğiniz yerden bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın; kendinize yazık edersiniz!" dipnot 14

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 14
      Halk arasında Havva olarak bilinen Adem peygamberin eşi, Kur'an'da "Adem ve eşi" olarak bildirilmiştir. Havva ismi, Tevrat ve İncil ayetlerinde geçer. Tevrat, Yaratılış 3:20; "Adem, karısına Havva adını verdi. Çünkü o, tüm insanların annesiydi." İncil,
      I. Timoteos 2:13 — Yeni Ahit, 1. Timoteos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · 1. Timoteos 2:13

      Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,14; "Önce Adem, sonra Havva yaratıldı." Yasaklanan ağaç konusu ise Tevrat, Yaratılış 2:15-17 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Rab, Aden bahçesini işlemesi için Adem'i oraya yerleştirdi ve şöyle buyruk verdi: ‘Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin. Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün."

    Bayraktar Bayraklı

    Adem'e şöyle dedik: "Sen ve eşin birlikte cennete yerleşiniz, ikiniz de oradaki nimetlerden istediğinizi bol bol yiyiniz, ancak şu ağaca yaklaşmayınız, yoksa zalim/büyük hata yapanlardan olursunuz."

    Edip Yüksel

    "Adem! Eşinle birlikte bahçede kal. Dilediğiniz yerde ondan bolca yiyin; ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!" dedik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Adem! Eşinle birlikte cennette kal. Dilediğiniz yerde ondan bolca yeyin; ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!,' dedik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin, ikiniz de orada dilediğiniz yerde bol bol yiyin, ancak şu ağaca yaklaşmayın ki, haddini aşan zalimlerden olmayasınız."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve dedik ki "ya Adem sen ve zevcen Cenneti mesken edin, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın ki haddi aşan zalimlerden olmayasınız

    Erhan Aktaş

    Dedik ki: "Ey Adem! Eşinle birlikte cennette dipnot 1 oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye dipnot 2 yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennetin anlamlarından biri de bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamında "bahçe" demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Eş'şecere" kelimesi, kelime olarak ağaç, yön değiştirme ve kargaşa çıkarma anlamına gelmektedir. Ayette, ağaç kelimesi, dünya nimetlerine gereğinden fazla yönelme, yaradılışı bozacak düzeyde dünyaya tutkuyla bağlanma, mal biriktirme, mülk edinme tutkusu ve kargaşa çıkarma anlamında alegorik bir anlatımdır (4:65, 17:60). Ağaç, Sümerler'de gücün ve çokluğun simgesiydi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dedik ki: "Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette dipnot 1 oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye dipnot 2 yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennet; bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamında"bahçe" demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Eş'şecere" sözcüğü, sözcük olarak ağaç, yön değiştirme ve kargaşa çıkarma anlamına gelmektedir. Ayette, ağaç sözcüğü, dünya nimetlerine gereğinden fazla yönelme, yaradılışı bozacak düzeyde dünyaya tutkuyla bağlanma, mal biriktime, mülk edinme tutkusu ve kargaşa çıkarma anlamında alegorik olarak kullanılmıştır. (4:65; 17:60). Ağaç, Sümerlerde de gücün ve çokluğun simgesiydi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dedik ki: "Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette dipnot 1 oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu ağaca dipnot 2 yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennet, "bahçe" demektir; bağlık, bahçelik, yeşillikli yer anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Eş'şecerate: Sözcük olarak "ağaç" anlamına gelse de bu sözcüğün ağaçtan başka anlamları da bulunmaktadır. Burada ağaç sözcüğü mecaz (söz oyunu) anlamıyla kullanılmış olup, dünya nimetlerine gereğinden fazla yönelme, yaradılışı bozacak düzeyde dünyaya tutkuyla bağlanmayı ifade etmektedir. (İSRA 60)

    Gültekin Onan

    Ve dedik ki: "Ey Adem! Eşinle birlikte cennette kal / yerleş / otur (üskün). Dilediğiniz yerden bolca yiyin ancak şu ağaca (hazihişşecerete) yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!"

    Hasan Basri Çantay

    Ve demişdik ki: "Ey Adem, sen eşinle beraber Cennetde yerleş, Ondan (Cennetin yiyeceklerinden), neresinden isterseniz, ikiniz de bol bol yeyin. (Fakat) şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de (nefsine) zulmedenlerden olursunuz".

    İbni Kesir

    Ve demiştik ki: Ey Adem, sen, eşinle birlikte cennette otur. Dilediğiniz O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve demiştik ki: "Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet'e yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

    Süleyman Ateş

    Dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette oturun, ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!"

    Süleymaniye Vakfı

    Dedik ki: "Adem! Sen ve eşin şu bahçeye dipnot 1 yerleşin. İstediğiniz yerden bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapanlardan dipnot 2 olursunuz." dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adem ve eşinin yerleştirildiği cennet, bir bahçedir. Arapçada gövdeli bitkilerle örtülü yere 'cennet' denir (Müfredat, Bakara 2/266). İnsanlar dünyada yaratılır, orada yaşar ve ölürler. Tekrar dirilme de orada olacağından bu bahçe, dünyadadır. (Bakara 2/30, A'raf 7/25). Arapçada insanın gece kalabileceği yere beyt denir (Müfredat). İnsanlar için kurulan ilk beyt, hac ibadetinin yapıldığı Arafat, Müzdelife, Mina, Kabe, Safa ve Merve'yi içine alan Bekke'dedir (Al-i İmran 3/96-97). Arafat vakfesini tamamlayan hacılar Meş'ar-i Haram'a /Müzdelife'ye doğru sel gibi akarlar (Bakara 2/198) Müzdelife ile başlayıp Ka'be'ye kadar uzanan bölge, ekin bitmeyen bir vadidir (İbrahim 14/37) Bu sebeple Adem ve eşinin yerleştirildiği cennet yani bahçe Arafat dışında bir yer olamaz. Hacca gidenlerin tamamını barındıracak büyüklükteki Arafat, bugün de bir bahçe konumundadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arapçada "zulm (ظلم)" kelimesi, "Bir şeyi, olması gerekenden farklı bir yere koymak" anlamındadır (Lisan'ul Arab). Kur'an'da, işlenen büyük - küçük günahları (Bakara 2/254, Fatır 35/32) ve haksızlığı ifade etmek için kullanılmıştır. Bu kelime Türkçede: "Adalete aykırı davranma, hak edene hakkını vermeme, haksızlık, adaletsizlik" anlamında kullanılır (Kubbealtı Lugatı). Bu anlam farkından dolayı kelime tarafımızdan, "zulüm" değil, bağlamına göre "yanlış yapmak" veya "haksızlık etmek" şeklinde tercüme edilmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedik ki: "Âdem! Sen eşinle birlikte şu bahçeye dipnot 1 yerleş; beğendiğiniz yerden çekinmeden dipnot 2 yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapmış dipnot 3 olursunuz".

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Orası dünyadaki bir bahçedir. Arapçada cennet, üstünde bitki örtüsü bulunan yer anlamındadır.  (Bakara 2/30). ayete göre Adem, dünyada yaratıldı ve kendine dünyadaki varlıkların bilgisi öğretildi. (Araf 7/25). ayete göre de o ve onun soyundan gelenler, burada yaşayacak, burada ölecek ve kıyamet günü yeniden yaratılışları burada olacaktır. Adem ve Havva'nın dünyanın dışında bir yere götürüldüklerine dair tek bir delil yoktur. Onların yerleştirildikleri yer Ahirette müminlerin gideceği cennet olamaz. O Cennet, imtihan yeri değil, imtihanı kazananlara ödül olarak verilecek yerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen rağad =رغد  güzellik ve bolluk anlamına gelir(Müfredat). Ona "hiç çekinmeden" anlamı vermemiz bundandır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Zulüm, yanlış yapmaktır (Müfredat). Bu kökten kelimelere "yanlış yapma" anlamı vermemiz bundandır.

    Şaban Britch

    Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik.

    Şaban Piriş

    -Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve Adem'e şöyle buyurmuştuk: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin ve ondan dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz."

  7. Bakara suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 36. ayet. فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍ

    Diyanet İşleri

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.

    Mehmet Okuyan

    (Ağaçtan yiyince) Şeytan onları(n ayaklarını) kaydırıp bulundukları yerden onları çıkarmıştı (çıkarılmalarına sebep olmuştu). (Bunun üzerine) "Bir kısmınız diğerine düşman olarak inin! dipnot 1 Sizin için yeryüzünde (bahçe dışında) belirli bir süre kalma ve geçim imkânları vardır." demiştik.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki "iniş", mahşerde yaratılacak "cennet"ten değil, "dünyada bulunulan bir bahçeden çıkış"tır. Cennetten inişle ilgili ayrıca bkz. A'râf 7:13, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat Şeytan onların ayaklarını kaydırdı, böylece sahip oldukları müstesna konumdan uzaklaştırdı. Ve Biz dedik ki: "Birbirinize düşman olarak çıkıp gidin! Zira yeryüzünde, geçici bir hayat alanı ve tadımlık bir haz sizi bekliyor!"

    Muhammed Esed

    Ama Şeytan orada ikisini de yoldan çıkardı ve böylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. Bu yüzden Biz: "İnin, (bundan böyle) kiminiz kiminize düşman olarak yaşayın ve yeryüzünü bir müddet için mesken edinip orada geçiminizi sağlayın!" dedik.

    Ahmed Hulusi

    Bundan sonra şeytan onları içinde yaşadıkları (boyuttan) kaydırttı. Biz de dedik ki: "Bir kısmınız diğerine (ruh ve beden) düşman olarak inin. Sizin (ve nesliniz) için bir süre arzda (beden boyutu şartlarında) yaşam ve belli bir süre oradan yararlanma söz konusudur. "

    Ali Bulaç

    Fakat Şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları (durum)dan çıkardı. Biz de: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır" dedik.

    Ali Özek ve heyeti

    Ne var ki Şeytan onları oradan uzaklaştırmış ve içinde bulundukları (o rahat durumdan, cennetten) çıkarmıştı. Bunun üzerine; «Biz de bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek nimet vardır» dedik.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, şeytan ayaklarını kaydırarak, bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle dedik: "Birbirinize düşman olarak inin! Belirli bir zamana dek, yeryüzünde sizin için bir yerleşim ve geçinme vardır!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine şeytan, onları bulundukları yerden kaydırıp çıkardı. Biz de, "Birbirinize düşman olarak oradan ininiz ve yeryüzünde belli bir zamana kadar ikamet edip yaşayacaksınız" dedik.

    Edip Yüksel

    Sapkın, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, "Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız" dedik. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Hadis kitapları yoluyla Müslümanlarca da kabul gören * Yahudi hikayesine göre, Sapkına (Şeytana) ilk olarak Adem'in eşi uymuştur. * Kuran ise ikisinin birlikte suç işlediğini bildirir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şeytan, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, 'Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız,' dedik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları o bolluk içindeki yerden çıkardı. Biz de: "Haydi kiminiz kiminize düşman olarak inin ve yerde bir zamana kadar kalıp nasibinizi alacaksınız." dedik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine Şeytan onları oradan kaydırdı, ikisini de bulundukları naz-ü naimden çıkardı, biz de haydi dedik bazınız bazınıza düşman olarak inin ve size yerde bir zamana kadar bir karar ve bir nasip alma var

    Erhan Aktaş

    Fakat şeytan dipnot 1 onları, oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin dipnot 2 . Yeryüzü, belli bir süreye kadar size barınak ve geçinme yeri olacak." dedik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsünün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "İhbitu", kelimesi "inin" anlamına gelmektedir. Ancak bu inme, yüksek bir yerden alçak bir yere inmek anlamında değil, iyi bir konumdan, kötü bir konuma inmektir. Değerde azalmayı ifade etmektedir. Ayette, "köyden şehre inmek" deyimindeki "inme" anlamındaki inmeden, yani "yer değişikliğinden" söz edilmektedir. Dolayısıyla "Cennet'ten Dünya'ya inmek" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. "İhbitu/inin kelimesi bu surenin 61. ayetinde de bir yerden başka bir yere gitmek anlamda geçmektedir. Kelime, söz konusu ayette, "Mısır'a inin." şeklinde yer almaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat şeytan onları, oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin. dipnot 1 Yeryüzü, belli bir süreye kadar size barınak ve geçinme yeri olacak." dedik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İhbitu", sözcüğü "inin" anlamına gelmektedir. Ancak bu inme, yüksek bir yerden alçak bir yere inmek anlamında değil, iyi bir konumdan, kötü bir konuma inmektir. Değerde azalmayı ifade etmektedir. Ayette, "köyden şehre inmek" deyimindeki "inme" anlamındaki inmeden, yani "yer değişikliğinden" söz edilmektedir. Dolayısıyla "Cennet'ten dünyaya inmek" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. "İhbitu/inin sözcüğü bu surenin
    2. metne dön, dipnot 2
      ayetinde de bu anlamda geçmektedir. Sözcük, söz konusu ayette, "Mısır'a inin." şeklinde yer almaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat şeytan onları, oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin. dipnot 1 Yeryüzü, belli bir süreye kadar size barınak ve geçinme yeri olacak." dedik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İhbitu", sözcüğü "inin" anlamına gelmektedir. Ancak bu inme, yüksek bir yerden alçak bir yere inmek anlamında değil, iyi bir konumdan, kötü bir konuma inmektir. Değerde azalmayı ifade etmektedir. Ayette, "köyden şehre inmek" deyimindeki "inme" anlamındaki inmeden, yani "yer değişikliğinden" söz edilmektedir. Güzel bir mekandan ayırıp, kötü bir mekana gönderilmek kast edilmiştir. Dolayısıyla "Cennet'ten dünyaya inmek" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. "İhbitu/inin sözcüğünün bu anlamda kullanıldığını, bu surenin 61. ayetinde de görmekteyiz. Sözcük, söz konusu ayette, "Mısır'a inin." şeklinde yer almaktadır.

    Gültekin Onan

    Şeytan, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, "Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız" dedik.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine Şeytan onları (n ayağını) oradan kaydırıp içinde bulunduklarından (onun ni'metlerinden) onları çıkarıvermiş (mahrum edivermiş) di. Biz de: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yer yüzünde sizin için bir vakta (ömrünüzün sonuna) kadar durak ve faidelenecek şey vardır" demişdik.

    İbni Kesir

    Nihayet şeytan onları cennetten kaydırdı. Onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de: Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde sizin için bir zamana kadar yerleşim ve faydalanma vardır, dedik.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara: "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde sizin için bir barınak ve belli bir süreye kadar orada yaşamak vardır." dedik.

    Süleyman Ateş

    Derken şeytan onlar(ın ayağın)ı oradan kaydırdı, içinde bulundukları (ni'met yurdu)ndan çıkardı. (Biz de) dedik ki: "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin, yeryüzünde kalıp bir süre yaşamanız lazımdır."

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra o şeytan, dipnot 1 o ağaç yüzünden ikisinin de ayaklarını kaydırdı ve onları bulundukları yerden çıkardı. dipnot 2 (Üçüne birden) şöyle dedik: "Biriniz diğerine düşman olarak oradan inin! dipnot 3 Sizin için bu topraklarda yerleşecek yer ve bir süreye kadar geçiminizi sağlayacak şeyler de bulunacaktır." dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İblis, Allah'ın emrine uymamakta ısrar edince 'şeytan' olarak nitelendi. Çünkü şeytan, doğru yoldan uzaklaşan ve başkalarını da oradan uzaklaştırmaya çalışan insana ve cine denir (En'am 6/112, Nas 114/1-6).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Düşman anlamı verdiğimiz kelimenin kökü olan adv (عدو), haddini aşmak ve uyumsuzluk anlamındadır (Müfredat). Ayetteki "inin (اهْبِطُواْ) emri çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü ifade ettiğinden buradaki üçüncü varlık İblis'tir. O, insana muhaliftir. Muhalefet eşler ve çocuklar arasında da olur (A'raf 7/24, Taha 20/123, Teğabun 64/14).
    4. metne dön, dipnot 4
      İnsan bu dünyada yaratılmıştır. Burada yaşayacak, burada ölecek ve yeniden burada dirilecektir (A'raf 7/25, Taha 20/55, Nuh 71/17-18, Mürselat 77/25-26). Meleklerin görev yaptıkları yer, birinci kat semadadır (Saffat 37/6-10). İblis secde etmeyince oradan uzaklaştırılmış (A'raf 7/13) ve cin şeytanlarının tamamının birinci kat semaya çıkışları yasaklanmıştır (Mülk 67/5). Şeytan olmayan cinler birinci kat semaya çıkabilmektedir (Cin 72/8-11).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra Şeytan, o ağaç yüzünden ayaklarını kaydırdı da onları bulundukları yerden çıkardı. Onlara şöyle dedik: "İnin oradan! Biriniz diğerinin hakkına göz dikecek. dipnot 1 Sizin için bu topraklarda yerleşecek yer ve bir süreye kadar geçineceğiniz şeyler bulunacaktır".

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimenin kökü olan adv =عدو, sınırı aşmak ve uyumsuzluk demektir (Müfredat). Şeytan insana muhaliftir. Muhalefet karı-koca arasında da olduğu için Allah Teala bunun normal karşılanmasını istemiştir.

    Şaban Britch

    Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara: Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde sizin için bir barınak ve belli bir süreye kadar orada yaşamak vardır, dedik.

    Şaban Piriş

    Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara: -Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz, dedik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet / bir yararlanma imkanı olacaktır.

  8. Bakara suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 37. ayet. فَتَلَقَّىٰٓ ءَادَمُ مِن رَّبِّهِۦ كَلِمَٰتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan

    Âdem, Rabbinden birtakım (öğretici) sözler almıştı dipnot 1 ve (Rabbi de) tevbesini kabul etmişti. Şüphesiz ki yalnızca O, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Adem'in aldığı kelimeler ve yaptığı dua için bu ayet A‘râf 7:23. ayetiyle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat Adem Rabbinden aldığı birtakım kelimelere sarıldı, (Allah) da onun tevbesini kabul etti: çünkü O, evet O'ydu tevbeleri kabul etme makamında olan, her işinde merhamet sahibi olan.

    Muhammed Esed

    Derken Adem Rabbinden (yol gösterici) sözler aldı. Ve (Allah) O'nun tevbesini kabul etti: Çünkü yalnız O'dur tevbeleri kabul eden, rahmet dağıtan.

    Ahmed Hulusi

    Adem, Rabbinden (beynindeki Esma mertebesi boyutundan) gelen ilim ile -kelimeler- (yapmaması gerekeni fark edip, kendisinden açığa çıkan vehmine tabi olma hatasını itiraf edip) tövbe etti. Tövbesi kabul edildi. Şüphesiz ki HU; O, tövbeyi kabul edip Rahıymiyeti ile bunun güzel sonuçlarını yaşatandır.

    Ali Bulaç

    Derken Adem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. Bunun üzerine (Allah da) tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu durum devam ederken Adem, Rabbinden bir takım kelimeler aldı ve tevbe etti. Çünkü O (Allah), tevbeleri çokça kabul eden ve merhameti bol olandır.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Âdem'in, Efendisinden öğrendiği sözler sayesinde, Onun pişmanlığını kabul etti. Kuşkusuz, O, Pişmanlıkları Kabul Edendir; Merhametlidir. dipnot 15

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 15
      Adem peygamberin eşiyle birlikte cennetten çıkarılması ve birbirine düşman olarak yeryüzüne indirilmesi, Tevrat, Yaratılış 3:1-24 ayetlerinde, özetle, şöyle yazılıdır: "Rab, yılana, şöyle dedi: ‘Bu yaptığından dolayı, tüm evcil ve yabanıl hayvanların en lanetlisi sen olacaksın. Karnının üzerinde sürünecek, yaşamın boyunca toprak yiyeceksin. Seninle kadını; onun soyuyla senin soyunu birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu, senin başını ezecek; sen, onun topuğuna saldıracaksın.' Rab, kadına, şöyle dedi: ‘Çocuk doğururken sana çok acı çektireceğim; ağrı çekerek doğum yapacaksın. Kocana istek duyacaksın; seni, o yönetecek.' Rab, Adem'e de şöyle dedi: ‘Karının sözünü dinlediğin ve meyvesini yemeyeceksin dediğim ağaçtan yediğin için toprak lanetlendi. Yaşamın boyunca, emek vermeden yiyecek bulamayacaksın.' Böylece Rab, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere, Adem'i, Aden bahçesinden çıkardı; onu kovdu."

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine Adem, Rabbinden bazı kelimeler alıp öğrendi. Allah da tövbesini kabul etti. Çünkü Allah, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir.

    Edip Yüksel

    Adem, Efendinden kelimeler aldı. Bunun üzerine onun tövbesini kabul etti. O, yönelişlere karşılık verendir, Rahim'dir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Adem, Rabb'inden kelimeler aldı. Bunun üzerine onun tevbesini kabul etti. O, yönelişlere karşılık verendir, Rahim'dir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu ara Adem Rabbinden bir takım kelimeler belleyip O'na yalvardı. O da tevbesini kabul buyurup ona yine baktı. Gerçekten tevbeyi çok kabul eden ve çok merhamet eden ancak O'dur!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    derken Adem rabbından bir takım kelimeler telakkı etti yalvardı, o da tevbesini kabul buyurup ona yine baktı, Filhakika odur ancak öyle tevvab öyle rahim

    Erhan Aktaş

    Derken Adem, Rabb'inden kelimeler dipnot 1 aldı. Böylece, Adem'in tevbesini dipnot 2 kabul etti. Kuşkusuz O, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan aldığı uyarıyla/vahiyle hatasını anladı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dönüş yapmak, Allah'a yönelmektir (Bkz. 13:30). Bağışlanmaya konu olan şeyleri terk etmektir. Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek ve yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Derken Âdem, Rabb'inden kelimeler dipnot 1 aldı. Böylece, Âdem'in tevbesini kabul etti. Kuşkusuz O, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan aldığı uyarıyla/vahiyle hatasını anladı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Derken Âdem, Rabb'inden kelimeler dipnot 1 aldı. Böylece, Adem'in tövbesini kabul etti. Kuşkusuz O, Tövbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan aldığı uyarıyla/vahiyle hatasını anladı.

    Gültekin Onan

    Adem, rabbinden kelimeler aldı. Bunun üzerine onun tevbesini kabul etti. O, yönelişlere karşılık verendir, rahimdir.

    Hasan Basri Çantay

    Derken Adem Rabbinden kelimeler belleyip aldı (Ona yalvardı). O da Tevbesini kabul etdi. Çünkü tevbeyi en çok kabul eden, asıl esirgeyen odur.

    İbni Kesir

    Adem, Rabbından kelimeler belleyip aldı. Bunun üzerine onun tevbesini kabul etti. Şüphesiz ki Tevvab, Rahim O'dur, O.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabbine yalvardı). O da bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

    Süleyman Ateş

    Adem, Rabbinden birtakım kelimeler aldı (onlarla amel edip Rabbine yalvardı, O da) bunun üzerine onun tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeyi çok kabul eden (kulunun günahından geçen) dir, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Âdem Sahibinden (Rabbinden) uyarılar aldı dipnot 1 (ve tevbe etti). Sahibi (Rabbi) de tevbesini kabul etti. Dönüş yapanı (tevbe edeni) kabul eden, ikramı bol olan O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahipleri (Rableri) seslendi: "Size bu ağacı yasak etmedim mi? Demedim mi ki: Şeytan sizin açık düşmanınızdır?" Dediler ki: "Rabbimiz! Ne ettikse kendimize ettik. Bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, kaybedenlere karışır gideriz."  (Araf 7/22-23)

    Şaban Britch

    Adem, Rabbinden emirler aldı, onları yerine getirdi. Bunun üzerine, Rabbi de tevbesini kabul etti. Nitekim O, tevbeleri kabul eden ve çok merhametli olandır.

    Şaban Piriş

    Adem, Rabbinden emirler aldı, onları yerine getirdi. Bunun üzerine, Rabbi de tevbesini kabul etti. Nitekim O, tevbeleri daima kabul eden ve merhametli olandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine Adem, Rabb'inden bazı kelimeler öğrenip belledi de O'na yöneldi. O da onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvab'dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; Rahim'dir, rahmetini cömertçe yayar.

  9. Bakara suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 38. ayet. قُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ مِنْهَا جَمِيعًا فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًى فَمَن تَبِعَ هُدَاىَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    Diyanet İşleri

    "İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik.

    Mustafa İslamoğlu

    Emrettik: Oradan hep birlikte çıkıp inin! Ne var ki, Benden bir rehberliğin size ulaşması şarttır. Her kim (kendisine ulaşan) rehberliğime uyarsa, artık onlar geleceğe dair kaygi geçmişe dair hüzün duymayacaklar.

    Muhammed Esed

    Biz, "Hepiniz buradan çıkıp gidin!" dedikse de size yol göstericiliğimiz devam edecektir: ve Benim yol gösterici mesajlarıma uyanlar için artık ne korku vardır, ne de üzüntü;

    Ahmed Hulusi

    Dedik: "İnin hepiniz oradan (kendinizi bedensiz hissettiğiniz şuur boyutundan - cennet yaşamından). . . Benden size HÜDA (hakikatinizi idrak ettirici Rasul - ilim) geldiğinde kim HÜDAma tabi olursa onlara ne korku vardır ne de mahzun olacakları bir şey. "

    Ali Bulaç

    Dedik ki: "Oradan tümünüz inin. Bundan sonra size benden bir hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır."

    Ali Özek ve heyeti

    Dedik ki: Hepiniz oradan inin! Eğer benden size bir hidâyet gelir de her kim hidâyetime tâbi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.

    Ali Rıza Safa

    "İkiniz de oradan inin!" dedik; "Bundan böyle, Benden size bir yol gösteren geldiğinde, Benim yoluma kim bağlı kalırsa, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler!"

    Bayraktar Bayraklı

    Dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benden doğru yolu gösteren bir rehber geldiğinde, kim rehberime uyarsa, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir".

    Edip Yüksel

    "Oradan topluca ininiz" dedik, "Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, o yol göstericiye uyanlar için artık bir korku yok ve onlar üzülmeyecekler."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Oradan topluca ininiz,' dedik, 'Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, o yol göstericiye uyanlar için artık bir korku yok ve onlar üzülmeyecekler.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dedik ki: "Hepiniz oradan inin!" Sonra Benden size ne zaman bir yol gösterici gelir de kim o yol göstericinin izince giderse, onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedik: İnin oradan hepiniz, sonra benden size ne zaman bir hidayetci gelir de kim o hidayetcimin izince giderse onlara bir korku yoktur ve mahzun olacaklar onlar değildir

    Gültekin Onan

    "Oradan topluca ininiz" dedik. "Yalnız benden size bir yol gösterici geldiği zaman, o yol göstericiye uyanlar için artık bir korku yok ve onlar üzülmeyecekler."

    Hasan Basri Çantay

    (Evet, öyle) Dedik: Hepiniz oradan inin. Sonra size benden bir hidayet (ci rehber) gelir de kim benim hidayetimin izince giderse artık onlara hiçbir korku (ve tehlike) yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.

    İbni Kesir

    Dedik ki; hepiniz oradan inin. Eğer, tarafımdan size bir hidayet gelir de, kim benim hidayetime uyarsa, artık onlar için hiçbir korku yoktur. Ve onlar mahzun da olacak değillerdir.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dedik ki: "Hepiniz oradan (Cennet'ten) inin.Tarafımdan size bir yol gösterici gelir de kim ona uyarsa, onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir."

    Süleyman Ateş

    "Hepiniz oradan inin," dedik, "Yalnız (iyi bilin ki) size benden bir hidayet geldiği zaman, kimler benim hidayetime uyarsa artık onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı

    (O üçüne) şunu da söyledik: "Oradan hep birlikte inin! Tarafımdan size bir rehber (kitap) gelir de rehberime kim uyarsa onların üzerinde ne bir korku olur ne de üzülürler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre Adem o zaman nebi değildi. Allah onu seçip nebi yapınca (Al-i İmran 3/33) bir rehber verdi (Taha 20/122). Rehber anlamına gelen "hüda" kelimesi, bu surenin ikinci ayetinde Allah'ın kitabının ana özelliği sayıldığından bu ayetteki rehber, Adem'e verilen kitaptır. O kitap, cinlerden olan İblis'i de bağlar. Çünkü cinler de insanlar gibi imtihan için yaratılmış (Zariyat 51/55-56) ve Allah'ın kitabından sorumlu tutulmuşlardır (Ahkaf 46/29-32). İblis, son insan ölünceye kadar yaşama garantisi aldığından (A'raf 7/14-15) tövbe /dönüş için vaktinin olduğunu düşünüyor olabilir; ama o saat, hiç beklemediği bir anda gelecektir (A'raf 7/187, Nahl 16/77, Zuhruf 43/66). Cehennem ile ilgili ayetlerde İblis ifadesi geçmez, sadece İblis'in ordusunun yani takipçilerinin oraya atılacağı ifade edilir (Şuara 26/91-95). Ama kafir olarak ölen Firavun'un, ordusuyla beraber cehenneme atılacağı, açıkça bildirilmiştir (Kasas 28/36-42). Şeytanlar, takipçileri ile birlikte cehenneme gireceklerdir (Meryem 19/68).İblis davasından dönmezse o da oraya girecektir (Sad 38/84-85) Şeytan, insandan da cinden de olur (En'am 6/112, Nas 114/1-6) Bütün bunlar, tevbe kapısının, diğer şeytanlar gibi İblis'e de açık olduğunu gösterir (Nisa 4/17-18). Çünkü Allah, ahirette herkese yaptığının karşılığını verecek ve hiçbir kuluna haksızlık etmeyecektir (Fussilet 41/46).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara şöyle dedik: "Oradan hep birlikte inin! dipnot 1 Tarafımdan size bir rehber gelirse, dipnot 2 rehberime uyanlarda ne korku olur ne de üzüntü çekerler."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnin "ihbitu اهْبِطُواْ" emri çoğuldur. Arapçada çoğul, en az üçü gösterdiğinden inenler; Adem, Havva ve İblis'tir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete göre Adem o zaman Nebi değildi. Allah daha sonra onu, ailesi içinden seçip Nebi yapınca (Al-i İmran 3/33) kendisine bir rehber vermişti. Rehber anlamı verdiğimiz  huda =هُدًى kelimesi, bu surenin ikinci ayetinde Allah'ın kitabının tek özelliği sayıldığından buradaki rehber, Adem'e verilecek kitaptır. .

    Şaban Britch

    Hepiniz oradan inin, dedik. Tarafımdan size bir hidayet gelecektir; benim hidayetime uyan kimselere hiçbir korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.

    Şaban Piriş

    -Hepiniz oradan inin, dedik. Tarafımdan size bir yol gösterici gelecektir; benim yol göstericime uyan kimselere hiçbir korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hepiniz oradan aşağı inin." dedik. Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiç bir korku yoktur. Onlar kederle de yüz yüze gelmeyeceklerdir.

  10. Bakara suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar ateş halkıdır; onlar orada ebedî kalıcıdır." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennemin ebedî oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:39, 81, 162, 217, 257, 275; Al-i İmrân 3:88, 116; Nisâ 4:14, 56, 93, 169; Mâide 5:37, 80; En‘âm 6:128; A‘râf 7:36; Tevbe 9:17, 63, 68; Yûnus 10:27, 52; Hûd 11:8, 107; Ra‘d 13:5; Nahl 16:29; Tâhâ 20:101; Enbiyâ 21:99; Mü'minûn 23:103; Furkân 25:69; Secde 32:14; Ahzâb 33:65; Sâffât 37:9; Zümer 39:72; Mü'min 40:76; Fussilet 41:28; Zuhruf 43:74; Muhammed 47:15; Mücâdele 58:17; Haşr 59:17; Teğâbun 64:10; Cinn 72:23; Müddessir 74:28; Nebe' 78:23; İnfitâr 82:16; Beyyine 98:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Küfre saplanıp kalan ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince: işte onlar ateşin yoldaşıdırlar: onlar orada temelli kalıcıdırlar.

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış olanlara ve mesajlarımızı yalanlayanlara gelince -işte onlar, içinde yaşayıp kalmak üzere ateşe mahkum olan kimselerdir.

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki bizim işaretlerimizi inkar edip yalanlarlar, işte onlar sonsuza dek ateş (azap) içindedirler.

    Ali Bulaç

    "İnkar edip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, ateşin halkıdırlar ve orada süresiz kalacaklardır."

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kalırlar.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemliktirler;onlar orada süreli olarak kalacaklardır.

    Edip Yüksel

    "Ayetlerimizi yalanlayıp inkar edenler ise ateşe mahkûmdur; orada sürekli kalacaklar."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ayetlerimizi yalanlayıp inkar edenler ise ateşe mahkumdur; orada sürekli kalacaklar.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Küfre sapanlar ve ayetlerimize yalan diyenler ise, işte bunlar ateşin arkadaşlarıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Küfre saplananlar ve ayetlerimize yalan diyenler ise işte bunlar ateş arkadaşlarıdır, onlar orda muhalled kalacaklardır

    Erhan Aktaş

    Ayetlerimizi küfredip yalanlayanlar, Cehennemliktirler. Ve onlar, orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ayetlerimizi küfredip dipnot 1 yalanlayanlar, Cehennemliktirler. Ve onlar, orada sürekli kalacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi inkar edip yalanlayanlar, Cehennemliktirler. Ve onlar, orada sürekli kalacaklardır.

    Gültekin Onan

    "Küfredip ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateşe mahkumdur, orada sürekli kalacaklardır".

    Hasan Basri Çantay

    O küfredenler, ayetlerimizi yalan sayanlar (Yok mu?), onlar ateşin (cehennemin) arkadaşlarıdır. Onlar orada bir daha çıkmamak üzere kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    Küfredenler, ayetlerimizi yalanlamış olanlar, işte onlar cehennemliklerdir. Ve onlar ateşte temelli kalıcıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (30-39) Rabbin meleklere , ben arzda halife / devralanlar / ardından gelenler yapacağım dediğinde dediler ki; orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yapacaksın? Seni biz övgü ile üstün tutuyoruz seni kutsuyoruz dediler Allah’ta ben sizin bilmediklerinizi de bilirim dedi , Ademe isimleri, onların hepsini öğretti , sonra da Onu / Ademi meleklerine sunarak onlara bana şunların isimlerini sözünüze sadık iseniz haber verin bakalım dedi. Dediler ki seni üstte tutarız ki bizim bize öğrettiklerin dışında bilgimiz yok tur, muhakkak ki sen bilgesin / alimsin ve hâkimsin. Allah dedi ki ey Âdem onların isimlerini sen haber ver, onların isimlerini haber verdiğinde de Allah dedi ki size ben, kesinlikle semaların ve arzın kaybını / gaybını bilirim ve açığa çıkardıklarınızı ve de gizlediklerinizi de bilirim demedim mi? Biz meleklere Âdeme secde edin dedik, iblis hariç secd e ettiler, başkaldırdı / diklendi, büyüklendi ve kafirlerden oldu. Biz de dedik ki Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun ve neresinden istiyorsanız orada n bol bol yiyin ve şu ağaca da sakın yaklaşmayın yoksa z ulmedenlerden olursunuz. Şeytan ikisinin de ayağını kaydırdı her ikisini de bulundukları yerden çıkardı. Biz de dedik ki bazınız bazınıza düşmanlık içinde inin, yeryüzü / arz, size, kalınacak ve belli bir süre geçim yeri olarak tayin edilmiştir. Âdem Rabbinden kelimeleri aldı O’na günahından vazgeçerek / tövbe ederek yöneldi, muhakkak ki O vazgeçmeleri kabul eden ve esirgeyendir. (Kelimeleri alıp tövbe de kullandı) Biz de hepiniz birlikte oradan inin eğer benden size bir kılavuzluk geldiğinde /yola yönlendirme geldiğinde kim de o kılavuzluğa uyarsa, onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyeceklerdir , Örtbas edenler / yok sayanlar ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş halkıdırlar, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ayetlerimizi yalanlayıp, inkâr edenler cehennemliktirler. Onlar, orada ebedi kalacaklardır.

    Süleyman Ateş

    "İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateş halkıdır, onlar orada ebedi kalacaklardır."

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimizi görmezlikte direnen dipnot 1 ve onlar karşısında yalana sarılanlar dipnot 2 olursa işte onlar o ateşin /cehennemin dipnot 3 ahalisidir. Onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır." dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Küfür, bir şeyi başka bir şey ile örtmektir (Müfredat). Kafirler kendilerine tebliğ edilen ayetlerin, Allah'a ait olduğunu ve doğruları gösterdiğini anlayıp kavradıktan sonra menfaatlerine ters düştüğü için inançlarının üstünü örtüp inanmadıklarını söyleyerek yalana sarılırlar (Al-i İmran 3/86, Neml 27/14). Kur'an'da kafirin ilk örneği İblis'tir (Bakara 2/34). Allah ona, Adem'e secde etmesini emrettiği halde etmemiş, "Sana emrettiğimde secde etmemene yol açan engel neydi?" diye sorduğunda da "Ben ondan daha değerliyim. Beni ateşten yarattın ama onu balçıktan yarattın." (A'raf 7/12) diyerek, sanki Allah ona, neden yaratıldığını sormuş gibi farklı bir cevapla, kendine verilen emrin üstünü örtmüş ve davranışında ısrarcı olmuştu. Bu sebeple kafirlik kelimesini en iyi karşılayan ifade "görmemekte direnmek"tir. Adem ve eşi ise Allah'ın emrini görmezden gelerek yasak ağaçtan yemişlerdi ama onlar, İblis gibi, Allah'ın emrini görmezlikte direnmeyip yaptıkları yanlışı kabul ettikleri için kafir değil günahkar sayılmışlardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kezzebe (كذّب) fiili bazı ayetlerde geçişsiz /lazım, bazılarında geçişli /müteaddi, bazılarında da ba (ب) harf-i cerri ile geçişli kılınmıştır. Doğrudan geçişli olduğu yerlerde "yalanlama" harf-i cerr ile geçişli olanlarda "bir şey karşısında yalan söyleme" ve geçişsiz olanlarda da "çok yalan söyleme" anlamındadır.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yalan söyleyerek dipnot 1 ayetlerimizi görmezlikten gelenler ise cehennem ahalisidir. Onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kezzebe = كذّب  fiili "yalanlama" veya "çokça yalan söyleme" anlamına gelen tekzib kökündendir. Kelimenin geçtiği ayetlere, yerine göre "yalanlama" veya "yalan yanlış şeyler söyleme" anlamı verilmiştir.

    Şaban Britch

    Ayetlerimizi yalanlayıp, inkar edenler cehennemliktirler. Onlar, orada ebedi kalacaklardır.

    Şaban Piriş

    Yol göstericimi tanımayıp, ayetlerimizi yalan sayanlar, cehennem halkıdır. Onlar, orada temelli kalacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nankörlüğe sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, ateşin dostu olacaklardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.