Bakara suresi

Bakara suresi, 134. ayet

Bakara suresi, 134. ayet. تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

tilke ümmetün ḳad ḫalet. lehâ mâ kesebet veleküm mâ kesebtüm. velâ tüs'elûne `ammâ kânû ya`melûn.

Diyanet İşleri

Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 131–137 · surenin 134. ayeti / 286

Konu İbrâhim'in dini ve Ya'kūb'un vasiyeti Bakara 130–141 3

  1. Bakara 131

    Rabbi ona "Teslim ol" dediğinde, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.

  2. Bakara 132

    İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslam'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün" dedi.

  3. Bakara 133

    Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edeceğiz; bizler O'na boyun eğmiş müslümanlarız." dedikleri zaman orada hazır mı bulunuyordunuz?

  4. 134

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

  5. Bakara 135

    (Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. De ki: "Hayır, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyarız. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."

  6. Bakara 136

    Deyin ki: "Biz Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz."

  7. Bakara 137

    Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşmüş olurlar. Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

134. “Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız da sizindir.” Yani herkesin ameli kendisinedir. Herkes yaptığının karşılığını görecektir. Hiçbir kimse bir diğerinin günahından dolayı sorumlu tutulmayacağı gibi, kimseye de kendi imanı ve takvâsından başka bir şey fayda vermeyecektir. Öyleyse sizin bu geçmiş ümmetin dini üzere olduğunuzu iddia etmekle meşguliyetiniz ve yalnızca söz söylemekle yetinmeniz, aslı olmayan boş bir iddiadır. Aksine size düşen, gerçekten kurtuluşa elverişli midir, değil midir diye halihazırdaki durumunuza bakmaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar sizden önce yaşamış ümmetlerdir. Yaptıkları amellerin karşılığına ulaşacaklardır. İyilik ya da kötülük olarak kazandıkları onlarındır. Sizin için de kazandıklarınız vardır. Onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz. Onlar da sizin yaptıklarınızdan sorumlu tutulmayacaklardır. Hiçbir kimse başkasının günahından dolayı hesaba çekilmeyecektir. Bilakis herkes yaptığının karşılığını bulur. Sizden önce yaşayanların yapmış oldukları, sizi kendi yaptıklarınıza bakmanızdan alıkoymasın. Şüphesiz ki bir kimseye Allah'ın rahmetinden sonra salih amelinden başka fayda verecek yoktur.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. تِلْكَ tilke onlar
  2. أُمَّةٌۭ ummetun bir ümmetti kök: امم
  3. قَدْ kad elbette
  4. خَلَتْ ۖ halet gelip geçti kök: خلو
  5. لَهَا leha kendilerine
  6. مَا ma şeyler
  7. كَسَبَتْ kesebet onların kazandıkları kök: كسب
  8. وَلَكُم velekum size aittir
  9. مَّا ma şeyler
  10. كَسَبْتُمْ ۖ kesebtum sizin kazandıklarınız kök: كسب
  11. وَلَا ve la
  12. تُسْـَٔلُونَ tuselune siz sorulmazsınız kök: سال
  13. عَمَّا amma şeyden
  14. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  15. يَعْمَلُونَ yea'melune onların yapıyor kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

  • Aynı kök: خلو (28 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Allah, şöyle der: "Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin." Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü)…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)

    Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır.…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş)

    Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar bir ümmetti, elbette gelip geçti(ler). Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. dipnot 1 Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu mesaj Bakara 2:141, 272, 286, En‘âm 6:52, 164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Fâtır 35:18, Zümer 39:7, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesaj: Bakara 2:141.

Mustafa İslamoğlu

"Şimdi o toplumlar geçmişte kaldı: onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir; ve siz onların yaptıklarından asla sorumlu tutulmayacaksınız."

Muhammed Esed

Şimdi o toplumlar geçip gittiler; onların kazandıkları kendilerine yazılacak, sizin kazandıklarınız ise size; ve siz, onların yaptıklarından ötürü yargılanacak değilsiniz.

Ahmed Hulusi

İşte onlar bir ümmetti (topluluktu), geçtiler gittiler! Onların kazandıkları kendilerine aittir, sizin kazandıklarınız da size! Ve size onların yaptıklarının hesabı sorulmayacaktır.

Ali Bulaç

Onlar bir ümmetti; gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Ali Özek ve heyeti

Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz.

Ali Rıza Safa

İşte, o topluluklar gelip geçtiler. Onların kazandıkları onların, sizin kazandıklarınız sizindir. Zaten onların yaptıklarından, siz sorumlu değilsiniz.

Bayraktar Bayraklı

Onlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmeyeceksiniz.

Edip Yüksel

Geçmişteki bir toplum bu! Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Geçmişteki bir toplum bu! Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onlara kendi kazandıkları, size de kendi kazandığınız; siz onların yaptıklarından sorulacak değilsiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O, bir ümmetti geldi geçti, ona kendi kazandığı, size de kendi kazandığınız, siz onların amellerinden sorulacak değilsiniz

Erhan Aktaş

Onlar gelip geçen bir ümmetti dipnot 1 . Onların kazandıkları onlara; sizin kazandıklarınız sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Topluluktu, toplumdu; onların yaptıklarının size bir yararı yok.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O gelip geçen bir ümmetti dipnot 1 . Onların kazandıkları onlara; sizin kazandıklarınız sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Topluluktu, toplumdu; onların yaptıklarının size bir yararı yok.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, gelip geçen bir ümmetti dipnot 1 . Onların kazandıkları onlara; sizin kazandıklarınız sizedir. Siz, onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Topluluktu, toplumdu.

Gültekin Onan

Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız / siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz.

Hasan Basri Çantay

Onlar birer ümmetdi (gelib) geçdi. (o ümmetlerin) kazandığı kendilerinin, sizin kazandığınız da (ey Yahudiler) sizin ve siz, onların işlemiş olduklarından mes'ul olacak değilsiniz.

İbni Kesir

Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandığınız da sizin. Ve siz, onların yapmış olduklarından sorulmazsınız.

Mehmet Alagaş

(124-134) Rabbi bir vakit İbrahim’i kelimelerle sınadı (Bağlılık sınavı) o da tamamladı, seni kesinlikle insanlara lider/ öncü/ imam yapacağım dedi, dedi ki ve soyumdan da / zürriyetimden de? (Sadece ben olmasam ayrıca zürriyetimden de istesem) Dedi ki benim söz verişim zalimlere ulaşmaz / nail olmaz. İnsanlar için gelinen toplanılan ve güvende / emin kalınabilen bir yer olması ve İbrahim makamından namaz yeri / musalla edin ebilmeleri için, beyti / Beytullah’ı yaptık. İbrahim ve İsmail’le tavaf edenler ibadete kapana nlar / itikafa kapananlar rükû ve secde edenler için evimi temiz tutmaları konusunda sözleştik /ahitleştik. Bir vakit İbrahim dedi ki Rabbim, Bu kasabayı / bu beldeyi güvenilir kıl / emin kıl ve halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri ürünlerle rızıklandır. Dedi ki kim de kafirlik ederse azcık onu geçindiririm ve sonra ateş azabına onu zorlarım / sürüklerim , orası ne kötü varış yeridir. İbrahim ve İsmail evin temellerini / kaidelerini yükseltiyorlarken Rabbimiz bizden kabul et, muhakkak sen işitensin bilensin, Rabbimiz bizi sana teslim olanlar eyle ve soyumuzdan da sana teslim olan ümmetler yap, bize ibadet yerlerimizi göster ve tövbemizi kabul et sen vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edensin, esirgeyensin, Rabbimiz onların içlerinden onlara senin ayetlerini okuyan, onlara kitabı ve gerekçesini / hikmetini öğreten ve onları arındıran / temizleyen bir Resul yarat , Muhakkak ki sen saygıdeğersin, hâkimsin diye dua ettiler. İbrahim dînî topluluğundan / İbrahim milletinden yüz çevirenden başka kim kendisini aşağılık eder ki? Kesinlikle biz Onu dünyada seçtik, ahirette de O Salihlerdendir. Bir Vakit Rabbi Ona demişti ki “Teslim ol” O da dedi ki “Alemlerin Rabbine teslim oldum” İbrahim de oğullarına ve Yakub’a şunu vasiyet etti: “Ey oğullarım! Allah sizin için belirli bir din seçti , ancak Müslüman iseniz ölün. Ayrıca siz Yakup ölüm için hazırlandığında şahitler miydiniz? O vakit oğullarına benim ardımdan neye ibadet edeceksiniz dedi. Dediler ki senin İlah’ına, babalarımız İbrahim İsmail ve İshak’ın tek olan İlah’ına tapacağız, biz ona teslim olduk dediler. İşte bu, gelip geçmiş bir toplumdu / ümmetti, kazandıkları kendilerine sizin de kazandıklarınız size, onların yaptıklarından siz sorgulanmazsınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar bir ümmetti gelip, geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.

Süleyman Ateş

Onlar bir ümmetti, gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız size aittir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.

Süleymaniye Vakfı

Onlar gelip geçmiş bir topluluktur. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız size! Onların yaptıkları işler size sorulmayacaktır. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar ömürlerini tamamlamış bir toplumdur. Onların kazandığı onlara, sizin kazandığınız size! Onların yaptıkları size sorulmayacaktır.

Şaban Britch

Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız da size aittir. Onların yaptıklarından siz sorguya çekilmeyeceksiniz.

Şaban Piriş

Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız da size aittir. Onların yaptıklarından siz sorguya çekilmeyeceksiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlar bir ümmetti, gelip geçtiler. Kazandıkları kendilerinindir. Sizin kazandıklarınız da sizin olacaktır. Siz onların yapıp ettiklerinden sorguya çekilmeyeceksiniz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

These were a people who passed through nature to Eternity; they are accountable for their deeds and you are accountable for yours, and you shall not be responsible for their deeds.

Abdul Haleem

That community passed away. What they earned belongs to them, and what you earn belongs to you: you will not be answerable for their deeds.

Abdullah Yusuf Ali

That was a people that hath passed away. They shall reap the fruit of what they did, and ye of what ye do! Of their merits there is no question in your case!

Abul A'la Maududi

Now, they were a people who passed away. Theirs is what they have earned, and yours is what you have earned. You shall not be asked concerning what they did. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    What is being said here is that even though they might be their offspring in terms of blood - relationship they had, in fact, no true relationship with them. What right did they have to pretend to belong to them when they had departed far from their way? For God would not ask people what their forefathers did; it was rather about their own conduct and action that they would be questioned.' Theirs is what they have earned ' is a characteristically Qur'anic expression. What we ordinarily characterize as either 'action' or 'doing' is termed by the Qur'an as 'earning'. The reason is that each and every human action has its ultimate effect, whether or not it is good, and will have its manifestation in God's approval or disapproval. It is this ultimate effect which is a man's earning. Since the Qur'an considers this to be of paramount importance, it characterizes man's actions as his 'earning'.

Aisha Bewley

That was a community which has long since passed away. It has what it earned. You have what you have earned. You will not be questioned about what they did.

Al-Hilali & Khan

That was a nation who has passed away. They shall receive the reward of what they earned and you of what you earn. And you will not be asked of what they used to do.

Ali Quli Qarai

That was a nation that has passed: for it there will be what it has earned, and for you there will be what you have earned, and you will not be questioned about what they used to do.

Amatul Rahman Omar

This was a community preaching righteousness which has passed away; for them is (the fruit of) what (good deeds) they performed, while for you is (the reward of) what (noble deeds) you perform. You will not be called upon to account for their deeds.

Arthur John Arberry

That is a nation that has passed away; there awaits them that they have earned, and there awaits you that you have earned; you shall not be questioned concerning the things they did.

Bijan Moeinian

They were a people of another time, responsible for their deeds. You will be responsible for your deeds and be rewarded accordingly with no reference whatsoever to them.

E. Henry Palmer

That is a nation that has passed away, theirs is what they gained; and yours shall be what ye have gained; ye shall not be questioned as to that which they have done.

Edip-Layth

That was a nation that has passed away. To them is what they have earned, and to you is what you have earned; and you will not be asked regarding what they did.

George Sale

That people are now passed away, they have what they have gained, and ye shall have what ye gain; and ye shall not be questioned concerning that which they have done.

Hamid S. Aziz

That is a nation that has passed away, theirs is what they gained; and your s shall be what you have gained; you shall not be questioned as to that which they have done.

Mahmoud Ghali

That is a nation (that) has already passed away; it shall have whatever it earned, and you shall have whatever you have earned, and you shall not be questioned about whatever they were doing.

Marmaduke Pickthall

Those are a people who have passed away. Theirs is that which they earned, and yours is that which ye earn. And ye will not be asked of what they used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

Were you present at the hour of Jacob's death? "What will you worship after me?" he asked his sons, and they answered: "We shall worship your God and the God of your fathers, of Abraham and Ishmael and Isaac, the one and only God; and to Him we submit. "

Muhammad Asad

Now those people have passed away; unto them shall be accounted what they have earned, and unto you, what you have earned; and you will not be, judged on the strength of what they did.

Mustafa Khattab

That was a community that had already gone before. For them is what they earned and for you is what you have earned. And you will not be accountable for what they have done.

Progressive Muslims

That was a nation that has passed away; to them is what they have earned, and to you is what you have earned; and you will not be asked regarding what they did.

Rashad Khalifa

Such is a community from the past. They are responsible for what they earned, and you are responsible for what you earned. You are not answerable for anything they have done.

Sahih International

That was a nation which has passed on. It will have [the consequence of] what it earned, and you will have what you have earned. And you will not be asked about what they used to do.

Sam Gerrans

That is a community which has passed away; it has what it earned, and you have what you earned; and you will not be questioned about what they did.

Shabbir Ahmed

They were a community who have passed on. Theirs is that which they earned, and yours is that which you earn. And you will not be answerable for what they used to do.

Syed Vickar Ahamed

Those were a people that have passed away. They shall reap the fruit of what they did, and you of what you do! About their merits, there is no question in your case!

Taqi Usmani

Those are a people who have passed away. For them is what they earned, and for you is what you earned. Nor shall you be questioned as to what they have been doing.

The Monotheist Group

That is a nation that has passed away; to them is what they have earned, and to you is what you have earned; and you will not be asked regarding what they did.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 134. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 134. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 134. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩