32. sure

Secde Suresi السجدة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. Kitabın indirilişi ve yaratılış 1–9 karşılaştır — Kitabın indirilişi ve yaratılış
  2. Dirilişe itiraz, ölüm meleği ve suçluların boyun bükmesi 10–14 karşılaştır — Dirilişe itiraz, ölüm meleği ve suçluların boyun bükmesi
  3. Yanları yataklardan uzaklaşanlar; mü'min ile fâsık 15–22 karşılaştır — Yanları yataklardan uzaklaşanlar; mü'min ile fâsık
  4. Mûsâ'ya verilen Kitap, helâk edilen nesiller ve fetih sorusu 23–30 karşılaştır — Mûsâ'ya verilen Kitap, helâk edilen nesiller ve fetih sorusu

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitabın indirilişi ve yaratılış 1–9

  1. Secde suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 1. ayet. الٓمٓ

    elif-lâm-mîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    ELİF! LAM! MİM!

    Ayet detayı — Secde suresi, 1. ayet

  2. Secde suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 2. ayet. تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    tenzîlü-lkitâbi lâ raybe fîhi mir rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hakkında şüpheye yer olmayan bu Kitap, alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

    Ayet detayı — Secde suresi, 2. ayet

  3. Secde suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 3. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ بَلْ هُوَ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّآ أَتَىٰهُم مِّن نَّذِيرٍ مِّن قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    em yeḳûlûne-fterâh. bel hüve-lḥaḳḳu mir rabbike litünẕira ḳavmem mâ etâhüm min neẕîrim min ḳablike le`allehüm yehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Senin için) "Onu o uydurdu" diyorlar, öyle mi? Hayır; onun, Rabbin tarafından indirildiği bir gerçektir. Senden önce uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu uyarman için indirilmiştir. Belki yola gelirler.

    Ayet detayı — Secde suresi, 3. ayet

  4. Secde suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 4. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ مَا لَكُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا شَفِيعٍ أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ

    allâhü-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ `ale-l`arş. mâ leküm min dûnihî miv veliyyiv velâ şefî`. efelâ teteẕekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan sonra da Arşa(yönetimi) geçen Allahtır. O'ndan başka bir dostunuz ve destekçiniz yoktur. Bilginizi kullanmaz mısınız

    Ayet detayı — Secde suresi, 4. ayet

  5. Secde suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 5. ayet. يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ إِلَى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥٓ أَلْفَ سَنَةٍ مِّمَّا تَعُدُّونَ

    yüdebbiru-l'emra mine-ssemâi ile-l'arḍi ŝümme ya`rucü ileyhi fî yevmin kâne miḳdâruhû elfe senetim mimmâ te`uddûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökten yere kadar olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yılı bulan bir gün dipnot 1 içinde ona yükselir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabbinin katındaki bir gün sizin sayınızla bin yıl gibidir. (Hac 22/47) Demek ki gökler ve yer, Allah açısından altı günde (Araf 7/54) bizim açımızdan altı bin yılda yaratılmıştır. Bu ve benzeri ayetler, Allah'ın zamandan münezzeh olduğu iddialarının yanlışlığını gösterir.

    Ayet detayı — Secde suresi, 5. ayet

  6. Secde suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 6. ayet. ذَٰلِكَ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    ẕâlike `âlimü-lgaybi veşşehâdeti-l`azîzü-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte o, görülmeyeni de görüleni de bilen, güçlü ve ikramı bol olan Allah'tır.

    Ayet detayı — Secde suresi, 6. ayet

  7. Secde suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 7. ayet. ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ وَبَدَأَ خَلْقَ ٱلْإِنسَٰنِ مِن طِينٍ

    -lleẕî aḥsene külle şey'in ḫaleḳahû vebedee ḫalḳa-l'insâni min ṭîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yarattığı her şeyi güzel yaratan ve o insanı (dem'i) yaratmaya çamurdan başlayan O'dur.

    Ayet detayı — Secde suresi, 7. ayet

  8. Secde suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 8. ayet. ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُۥ مِن سُلَٰلَةٍ مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ

    ŝümme ce`ale neslehû min sülâletim mim mâim mehîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onun soyunu bir özden; zayıf bir sudan yaratmıştır.

    Ayet detayı — Secde suresi, 8. ayet

  9. Secde suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 9. ayet. ثُمَّ سَوَّىٰهُ وَنَفَخَ فِيهِ مِن رُّوحِهِۦ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

    ŝümme sevvâhü venefeḫa fîhi mir rûḥihî vece`ale lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra (organlarını tamamlamış) dengesini kurmuş ve ona ruhundan üflemiş dipnot 1 ; (böylece) size dinleme, ileri görüşlü olma (basiret) yeteneği ve gönüller vermiştir. (Bu yetenekleri) Ne kadar az değerlendiriyorsunuz!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruh, Allah'ın emrinin içeriğidir.(Bkz:İsra 17/85). Ruhun bedene üflenmesi (sokulması) ile birlikte tüm özellikleri hayvanlarla aynı olan insan bedeninde oluşan yeni bir yapı, ayette açıkça bildirilmiştir. Bunlar basiret(uzak görüşlülük), dinleme (söz yoluyla bilgi aktarımı) ve gönül (duygusal / ruhsal yapı) özellikleridir. Hayvanlar görürler ancak basiretli değillerdir. Hayvanlar iletişim kurarlar ama dinleme (bir konu hakkında görüş alışverişi yapma, sohbet) özellikleri yoktur. Ayrıca gönül (duygusal yapı) de ruhun insana üflenmesi ile oluşan ve çok belirgin şekilde diğer canlılardan insanı ayıran bir özelliktir. Arapçası ‘fuad' olan gönül, duygusal yapı, sağduyu, vicdan gibi çok karmaşık ve tamamiyle insani özelliklerdir. Bugün bile bilim insanlarının üzerinde çok önemli çalışmalar yaptığı bu alan, ilginç bir biçimde Türkçe'de "RUH BİLİMİ", İngilizce'de "PSYCHOLOGY (psikoloji)"  olarak isimlendirilmiştir. Ruhun varlığını temelde reddeden bu bilim dalının, hem Türkçe'de hem de diğer dillerde kendine isim verirken RUH kelimesinden (İngilizcesi psychic: ruhsal,ruhani) vazgeçememiş olması dikkate değer bir ikilemdir. Kendilerine isim verirken kullanıp, çalışmalarını yaparken yok saydıkları bu gerçek nedeniyle, bu alanda, tıp bilimin diğer sahalarına nispeten, aynı hız ve istikrarda bilimsel gelişmeler sağlanamamıştır. Oysa Kur'an, ruh bilimi konusunda çok sayıda bilgi (zikir) içermektedir. Ruh sağlığını korumanın en önemli yolunun kişinin fıtratını koruması (takva) olduğu ve bunun nasıl yapılacağı çok sayıda ayette bildirilmiştir. Yani Kur'an, ruh sağlığının tedavisinden önce korunmasını öğretir. Tedavi olarak ise Kur'an bilgisinin (zikirin) hayata geçirilmesini emreder. Allah, Kur'an'ın da bir ruh olduğunu (Şura 42/52), ve göğüslerimizde olan insan ruhuna şifa olduğunu (Yunus 10/57) bildirmektedir. Ruh bilimciler, mevcut çalışmalarına, Kur'an ayetlerini de dahil ettikleri takdirde, bu alanda çok daha ileri seviyelere gidilebilir. Ruh ve can'nın aynı şey olmadığını en belirgin şekilde bildiren ayet Zümer 39/42'dir.    .

    Ayet detayı — Secde suresi, 9. ayet

Dirilişe itiraz, ölüm meleği ve suçluların boyun bükmesi 10–14

  1. Secde suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 10. ayet. وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا ضَلَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ أَءِنَّا لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍۭ بَلْ هُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ كَٰفِرُونَ

    veḳâlû eiẕâ ḍalelnâ fi-l'arḍi einnâ lefî ḫalḳin cedîd. bel hüm biliḳâi rabbihim kâfirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimileri şöyle der: Yani toprağın içinde kaybolduğumuzda yeniden yaratılacağız öyle mi?" Aslında göze alamadıkları Rableriyle yüzleşmektir.

    Ayet detayı — Secde suresi, 10. ayet

  2. Secde suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 11. ayet. قُلْ يَتَوَفَّىٰكُم مَّلَكُ ٱلْمَوْتِ ٱلَّذِى وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ

    ḳul yeteveffâküm melekü-lmevti-lleẕî vukkile biküm ŝümme ilâ rabbiküm türce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Sizin için görevlendirilen ölüm meleği ruhunuzu dipnot 1 alacak ve daha sonra (diriltilip) Rabbinizin huzuruna çıkarılacaksınız

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüm meleğin alacağı can değil, ruhtur. Zümer 39/42

    Ayet detayı — Secde suresi, 11. ayet

  3. Secde suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 12. ayet. وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا۟ رُءُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَآ أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَٱرْجِعْنَا نَعْمَلْ صَٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ

    velev terâ iẕi-lmücrimûne nâkisû ruûsihim `inde rabbihim. rabbenâ ebṣarnâ vesemi`nâ ferci`nâ na`mel ṣâliḥan innâ mûḳinûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rablerinin huzurunda başlarını öne eğdikleri sırada bu günahkarları bir görsen! Hepsi şöyle der: "Rabbimiz, gerçeği gördük ve anladık; bizi geri çevir de iyi işler yapalım; artık kesin bir kanaatimiz oluştu"

    Ayet detayı — Secde suresi, 12. ayet

  4. Secde suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 13. ayet. وَلَوْ شِئْنَا لَـَٔاتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَىٰهَا وَلَٰكِنْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ مِنِّى لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

    velev şi'nâ leâteynâ külle nefsin hüdâhâ velâkin ḥaḳḳa-lḳavlü minnî leemleenne cehenneme mine-lcinneti vennâsi ecme`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yola gel" diye emretsek dipnot 1 herkesi yola getirirdik, fakat şu sözün bana ait olduğu doğrudur: "Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fussilet 41/11

    Ayet detayı — Secde suresi, 13. ayet

  5. Secde suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 14. ayet. فَذُوقُوا۟ بِمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَآ إِنَّا نَسِينَٰكُمْ وَذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْخُلْدِ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    feẕûḳû bimâ nesîtüm liḳâe yevmiküm hâẕâ. innâ nesînâküm veẕûḳû `aẕâbe-lḫuldi bimâ küntüm ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara; "Bugünkü yüzleşmeyi umursamamanızın karşılığını görün; biz de sizi umarsamıyoruz. Yaptıklarınıza karşılık sizi hiç bir şekilde öldürmeyecek azabı tadın" deriz.

    Ayet detayı — Secde suresi, 14. ayet

Yanları yataklardan uzaklaşanlar; mü'min ile fâsık 15–22

  1. Secde suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 15. ayet. إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا۟ بِهَا خَرُّوا۟ سُجَّدًا وَسَبَّحُوا۟ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ secde ayeti

    innemâ yü'minü biâyâtine-lleẕîne iẕâ ẕükkirû bihâ ḫarrû süccedev vesebbeḥû biḥamdi rabbihim vehüm lâ yestekbirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimize sadece, kendilerine anlatıldığı zaman secde edenler ve her şeyi güzel yapmasına karşılık Rablerine kulluk edenler inanırlar. Onlar büyüklük de taslamazlar.

    Ayet detayı — Secde suresi, 15. ayet

  2. Secde suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 16. ayet. تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمْ عَنِ ٱلْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

    tetecâfâ cünûbühüm `ani-lmeḍâci`i yed`ûne rabbehüm ḫavfev veṭame`â. vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar kendilerini yataklarından kaldırır[]; korku ve umutla Rablerine yalvarırlar. Verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [] Tam meal, "yanları yataklarından uzak kalır" şeklindedir. Türkçede böyle bir kullanım olmadığından meal maksada uygun olarak yapılmıştır.

    Ayet detayı — Secde suresi, 16. ayet

  3. Secde suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 17. ayet. فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَّآ أُخْفِىَ لَهُم مِّن قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    felâ ta`lemü nefsüm mâ uḫfiye lehüm min ḳurrati a`yün. cezâem bimâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptıkları işlere karşılık onlar için, gözleri kamaştıran ne güzellikler sakladığımızı kimse bilemez.

    Ayet detayı — Secde suresi, 17. ayet

  4. Secde suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 18. ayet. أَفَمَن كَانَ مُؤْمِنًا كَمَن كَانَ فَاسِقًا لَّا يَسْتَوُۥنَ

    efemen kâne mü'minen kemen kâne fâsiḳâ. lâ yestevûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanan bir kişi, yoldan çıkan gibi olur mu? Bunlar birbirlerine denk değillerdir.

    Ayet detayı — Secde suresi, 18. ayet

  5. Secde suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 19. ayet. أَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَلَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْمَأْوَىٰ نُزُلًۢا بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    emme-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti felehüm cennâtü-lme'vâ. nüzülem bimâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanan ve iyi iş yapanların alacakları karşılık, konuk olarak yerleşecekleri cennetlerdir.

    Ayet detayı — Secde suresi, 19. ayet

  6. Secde suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 20. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فَسَقُوا۟ فَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ كُلَّمَآ أَرَادُوٓا۟ أَن يَخْرُجُوا۟ مِنْهَآ أُعِيدُوا۟ فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلنَّارِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

    veemme-lleẕîne feseḳû feme'vâhümü-nnâr. küllemâ erâdû ey yaḫrucû minhâ ü`îdû fîhâ veḳîle lehüm ẕûḳû `aẕâbe-nnâri-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoldan çıkanların yerleşecekleri yer de Cehennemdir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler "Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın" denilerek, gerisin geri yerlerine götürülürler.

    Ayet detayı — Secde suresi, 20. ayet

  7. Secde suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 21. ayet. وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَدْنَىٰ دُونَ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    velenüẕîḳannehüm mine-l`aẕâbi-l'ednâ dûne-l`aẕâbi-l'ekberi le`allehüm yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Belki vazgeçerler diye büyük azaptan önce onlara kesinlikle küçük azaptan dipnot 1 da tattıracağız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      küçük azap :

    Ayet detayı — Secde suresi, 21. ayet

  8. Secde suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 22. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَآ إِنَّا مِنَ ٱلْمُجْرِمِينَ مُنتَقِمُونَ

    vemen ażlemü mimmen ẕükkira biâyâti rabbihî ŝümme a`raḍa `anhâ. innâ mine-lmücrimîne münteḳimûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin ayetleri kendisine anlatıldıktan sonra yüz çeviren kimseden daha yanlışta olan kimdir? O suçlulara hak ettikleri cezayı mutlaka çektireceğiz.

    Ayet detayı — Secde suresi, 22. ayet

Mûsâ'ya verilen Kitap, helâk edilen nesiller ve fetih sorusu 23–30

  1. Secde suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 23. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَلَا تَكُن فِى مِرْيَةٍ مِّن لِّقَآئِهِۦ وَجَعَلْنَٰهُ هُدًى لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe felâ tekün fî miryetim mil liḳâehi vece`alnâhü hüdel libenî isrâîl.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'ya Kitap vermiştik. Hiç şüphen olmasın ki, sen de öyle bir kitaba kavuşacaksın. Onu İsrailoğulları için bir kılavuz yapmıştık.

    Ayet detayı — Secde suresi, 23. ayet

  2. Secde suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 24. ayet. وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يُوقِنُونَ

    vece`alnâ minhüm eimmetey yehdûne biemrinâ lemmâ ṣaberû. vekânû biâyâtinâ yûḳinûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimize kesin olarak inanıp dik duruş gösterdikleri zaman onları, emrimizle yol gösteren önderler yapmıştık.

    Ayet detayı — Secde suresi, 24. ayet

  3. Secde suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 25. ayet. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    inne rabbeke hüve yefṣilü beynehüm yevme-lḳiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḫtelifûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senin Rabbin ayrılığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.

    Ayet detayı — Secde suresi, 25. ayet

  4. Secde suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 26. ayet. أَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْقُرُونِ يَمْشُونَ فِى مَسَٰكِنِهِمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ أَفَلَا يَسْمَعُونَ

    evelem yehdi lehüm kem ehleknâ min ḳablihim mine-lḳurûni yemşûne fî mesâkinihim. inne fî ẕâlike leâyât. efelâ yesme`ûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onlara gerçeği göstermiyor mu? Şimdi onların yurtlarında dolaşıyorlar. Bunda kesin göstergeler vardır, anlamıyacaklar mı?

    Ayet detayı — Secde suresi, 26. ayet

  5. Secde suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 27. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا نَسُوقُ ٱلْمَآءَ إِلَى ٱلْأَرْضِ ٱلْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِهِۦ زَرْعًا تَأْكُلُ مِنْهُ أَنْعَٰمُهُمْ وَأَنفُسُهُمْ أَفَلَا يُبْصِرُونَ

    evelem yerav ennâ nesûḳu-lmâe ile-l'arḍi-lcüruzi fenuḫricü bihî zer`an te'külü minhü en`âmühüm veenfüsühüm. efelâ yübṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmezler mi ki, kuru toprağa suyu gönderip hayvanlarının ve kendilerinin yediği bitkileri çıkarmaktayız. Bunu kavrayamıyorlar mı?

    Ayet detayı — Secde suresi, 27. ayet

  6. Secde suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 28. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْفَتْحُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lfetḥu in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Doğru söylüyorsanız söyleyin bakalım, herşey ne zaman ortaya çıkacak?" derler.

    Ayet detayı — Secde suresi, 28. ayet

  7. Secde suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 29. ayet. قُلْ يَوْمَ ٱلْفَتْحِ لَا يَنفَعُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِيمَٰنُهُمْ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

    ḳul yevme-lfetḥi lâ yenfe`u-lleẕîne keferû îmânühüm velâ hüm yünżarûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Her şey ortaya çıktığı gün kafirlerin imana gelmesinin faydası olmayacak ve onlara göz açtırılmayacaktır."

    Ayet detayı — Secde suresi, 29. ayet

  8. Secde suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Secde suresi, 30. ayet. فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَٱنتَظِرْ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ

    fea`riḍ `anhüm venteżir innehüm münteżirûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları bırak, bekle; onlar da seni beklemektedir.

    Ayet detayı — Secde suresi, 30. ayet